# Kurumsal Medya > Kurumsal İletişimde Yenilikçi Çözüm > Contact: info@kurumsalmedya.com ### Yazılar ####  “50 Milyon Kişi Oyuna Dokunuyor” Türkiye’de oyun kültürü yalnızca gençlerin boş zaman aktivitesi olmaktan çıkıp dev bir sosyal ve kültürel ekosisteme dönüşüyor. Gaming Istanbul (GIST) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Devrim, Türkiye’de yaklaşık 50 milyon kişinin oyunlarla temas ettiğini belirterek oyun dünyasının artık yeni neslin sosyalleşme biçimlerinden biri haline geldiğini söyledi. Dünyada oyun sektörünün ulaştığı büyüklüğün çoğu zaman fark edilmediğini ifade eden Devrim, sektörün artık film ve müzik endüstrisinin toplamından daha büyük hale geldiğini söyleyerek, “Oyun artık niş bir alan değil. Dünyanın en büyük eğlence sektörlerinden biri haline geldi. Türkiye de bu dönüşümün önemli oyuncularından biri.” dedi. Türkiye’de 50 milyon oyuncu var Mobil, PC ve konsol oyunlarının hayatın doğal bir parçasına dönüştüğünü belirten Devrim, oyunların artık her yaş grubuna ulaştığını vurgulayarak,  “Türkiye’de yaklaşık 50 milyon kişinin oyunlarla temas ettiğini görüyoruz. Mobil oyunlardan konsol oyunlarına, kutu oyunlarından, strateji oyunlarına kadar çok geniş bir oyuncu kitlesi oluştu.” şeklinde konuştu. Oyun artık yeni neslin buluşma noktası Pandemi sonrası oyunların sosyal etkisinin daha görünür hale geldiğini belirten Devrim, dijital oyun platformlarının yeni neslin sosyalleşme alanlarından biri olduğunun altını çizerek, “Özellikle gençler için oyun artık yalnızca oyun oynamak değil. Arkadaşlarıyla vakit geçirmek, birlikte hareket etmek ve ortak deneyim yaşamak anlamına geliyor. Sektör Artık Dev Bir Eğlence Ekonomisi Son dönemde fiziksel oyun deneyimlerine yönelik ilgi de artıyor. Kutu oyunları ve oyun kafeleri yeni bir kültür oluşturmaya başladı. İnsanlar artık yalnızca dijital ortamda değil fiziksel olarak da bir araya gelip oyun oynamak istiyor. Türkiye’de kutu oyunları ve oyun kafeleri yükselen trendlerden biri haline geldi.” şeklinde konuştu. Oyun yayıncılığı yeni bir medya alanı yarattı Oyun ekosisteminin yalnızca geliştiricilerden oluşmadığını vurgulayan Devrim, yayıncılar, yorumcular ve içerik üreticilerinin de sektörün önemli parçaları olduğunu belirterek, “Oyunları analiz eden, teknik inceleme yapan, yayın üreten çok büyük bir içerik dünyası oluştu. Bu alan artık başlı başına yeni nesil medya ekosistemine dönüştü.” dedi. “Oyun kültürü artık çok katmanlı bir yapı” Türkiye’de oyun kültürünün derinleştiğini belirten Devrim, sektörün artık yalnızca oyun üretiminden ibaret olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün oyun ekosisteminde geliştirici var, yayıncı var, içerik üreticisi var, yatırımcı var, oyuncu toplulukları var. Çok katmanlı ve sürekli büyüyen bir yapıdan söz ediyoruz. GIST, oyun kültürünün buluşma noktası olmaya devam ediyor Gaming Istanbul yalnızca sektör profesyonellerini değil oyuncu topluluklarını da bir araya getiren önemli bir platform ve Türkiye’deki oyun kültürünün büyümesinde etkinlikler önemli rol oynuyor. Türkiye’de oyun kültürü büyüdükçe farklı topluluklar birbirini besliyor. GIST de bu ekosistemin buluşma alanlarından biri olmaya devam ediyor.” Gaming Istanbul (GIST) Hakkında: Gaming Istanbul, Türkiye’nin en önemli uluslararası oyun ve dijital eğlence etkinliklerinden biri olarak, oyun endüstrisinin tüm paydaşlarını bir araya getiren stratejik bir platformdur. Geliştiriciler, yayıncılar, yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve sektör profesyonellerini aynı çatı altında buluşturarak oyun ekosisteminin bölgesel ve küresel ölçekte büyümesine katkı sağlar. Eurasia, MENA ve Avrupa arasında güçlü bir köprü görevi üstlenen Gaming Istanbul, Türkiye’nin oyun sektöründeki potansiyelini uluslararası arenaya taşıyan önemli bir buluşma noktasıdır. Etkinlik, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, iş geliştirme, yatırım görüşmeleri ve stratejik iş birlikleri için bir ekosistem alanı sunar. B2B odaklı yapısı sayesinde Gaming Istanbul, yerli ve yabancı oyun stüdyoları ile yayıncılar arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına imkan tanırken, geliştirici-yayıncı eşleşmeleri ve yatırımcı toplantılarıyla somut iş fırsatlarının oluşmasını destekler. Her yıl artan uluslararası katılımıyla Gaming Istanbul, İstanbul’u bölgesel bir oyun merkezi olmaktan çıkararak küresel oyun endüstrisinin önemli destinasyonlarından biri haline getirmeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin yükselen dijital ekonomi vizyonu ile paralel olarak konumlanan etkinlik, oyun ve yazılım sektörünün ihracat kapasitesini artıran önemli bir platform olarak öne çıkmaktadır. #### "Finansal Türbülansta Şirketlere Navigasyon Rehberi" - Dr. Ömer Haksever ile Röportaj Kurumsalmedya.com olarak günümüzün zorlu ekonomik koşullarında şirketlere yol gösterecek değerli bilgiler edinmek üzere Right Group'un kurucusu ve İTÜ Öğretim Üyesi Dr. Ömer Haksever ile bir araya geldik. Finansal sürdürülebilirlik için stratejik adımlar konusundaki görüşlerini sizler için derledik. Kurumsalmedya.com: Dr. Haksever, günümüz ekonomik koşullarında şirketlerin finansal sürdürülebilirliklerini sağlamaları için neler öneriyorsunuz? Dr. Ömer Haksever: Öncelikle şirketlerin nakit akışlarını etkin yönetmeleri gerekiyor. Düzenli analizlerle likidite ihtiyaçlarını karşılayacak planlar oluşturmaları ve gereksiz harcamaları kısarak sıkı bir maliyet kontrolü sağlamaları şart. Borç yönetimi de bu süreçte kritik önem taşıyor. Kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara dönüştürülmesi ödeme yükünü hafifletebilir ve faiz oranlarının artışına karşı sabit oranlı borçlanma tercih edilebilir. Kurumsalmedya.com: Maliyet optimizasyonu için şirketler hangi adımları atmalılar? Dr. Ömer Haksever: Operasyonel süreçlerde verimlilik artırıcı teknolojilerin kullanılması çok önemli. Bunun yanında tedarik zinciri maliyetleri mutlaka gözden geçirilmeli ve daha uygun alternatifler değerlendirilmeli. Dijitalleşme de bu noktada kilit rol oynuyor. Finansal süreçlerin dijitalleştirilmesi, maliyetleri düşürürken karar alma süreçlerini hızlandırıyor. ERP ve finansal yönetim yazılımları kullanılarak daha etkin bir finansal kontrol sağlanabilir. Kurumsalmedya.com: Risk yönetimi konusunda neler tavsiye edersiniz? Dr. Ömer Haksever: Döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı hedge stratejileri uygulanmalı. Sigorta ve diğer risk yönetimi araçlarıyla beklenmedik durumlara karşı önlem alınması şart. Ayrıca yatırım ve sermaye yönetiminde de yüksek riskli yatırımlardan kaçınılarak, daha güvenli ve düşük riskli alanlara yönelmek faydalı olabilir. Öz sermaye artırımı veya leasing, faktoring gibi alternatif finansman yöntemleri de mutlaka değerlendirilmeli. Kurumsalmedya.com: Müşteri ilişkileri ve gelir yönetimi açısından ne tür stratejiler izlenmeli? Dr. Ömer Haksever: Müşteri memnuniyetini artıracak stratejilerle gelir akışını güçlendirmek oldukça önemlidir. Yeni gelir kaynakları yaratmak için inovatif ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi de rekabet avantajı sağlayacaktır. Bunun yanında, vergi teşviklerinden ve teknoparklar gibi devlet desteklerinden yararlanmak için mevcut düzenlemeleri yakından takip etmek gerekiyor. Yasal uyum süreçleri de düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Kurumsalmedya.com: Bütçeleme ve tahsilat süreçleri hakkında neler söylemek istersiniz? Dr. Ömer Haksever: İşletmelerin bütçelerini aylık olarak düzenli şekilde yapmaları ve hedeflenen bütçe ile gerçekleşen bütçe arasındaki sapmaları analiz edip sonraki aylarda ona göre aksiyon almaları son derece önemli. Burada özellikle altını çizmek istediğim kritik bir nokta var: Tahsilat süreçlerinde paranın bekleme maliyetinin yüksek olduğu bu dönemde tahsilatlar da gecikme görünmez kayıplara sebep olur. Bu görünmez kayıplar zaman içinde şirketlerin likidite pozisyonunu ciddi şekilde zayıflatabilir. Şirketler tahsilat süreçlerini optimize etmeli, gerekirse erken ödeme indirimleri gibi teşviklerle müşterilerini zamanında ödemeye yönlendirmeli, ve alacak portföylerini profesyonelce yönetmelidirler. Kurumsalmedya.com: Son olarak, şirketlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı? Dr. Ömer Haksever: Finansal sürdürülebilirlik bir maraton, sprint değil. Düzenli izleme, analiz ve hızlı adaptasyon gerektiriyor. Şirketler hem kısa vadeli nakit akışını yönetmeli hem de uzun vadeli stratejik planlamalarını gözden kaçırmamalı. Teknolojiden maksimum fayda sağlayarak verimliliği artıran, risk yönetimine önem veren ve müşteri odaklı yaklaşımı benimseyen şirketler, bu zorlu ekonomik koşullarda bile rekabet avantajı elde edecektir. Dr. Ömer Haksever, Right Group'un kurucusu ve İTÜ Öğretim Üyesi olarak finans ve işletme yönetimi alanlarında uzmanlığıyla tanınmaktadır. #### "Genç Girişimcilerden Geleceğe Yön Veren Fikirler: JA StartUP Finalinde İlham Veren Projeler Sahne Aldı" JA StartUP Finalinin Kazanan Ekibi Sağlıkta Devrim Yaratmayı Hedefliyor MetLife Vakfı’nın desteğiyle Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen JA StartUP 2025 programı, genç girişimcilerin aylar süren yoğun çalışmaları ve yenilikçi fikirleriyle sona erdi. Girişimcilik yolculuğuna çıkan ve 60’tan fazla başvuru arasından seçilen ekipler program boyunca eğitim, mentorluk ve geliştirme aşamalarını tamamladılar. MetLife Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte finale kalan beş ekip projelerini jüri karşısında sunma fırsatı buldu. Bu özel yolculuğun kazananı ise; gebelik süresince kullanılan ilaçların olası teratojenik risklerini hasta verileriyle analiz ederek kliniklerde karar destek sistemi olarak kullanılmasını hedefleyen girişim TERAGUARD oldu. Gençlerin yenilikçi fikirlerini somut projelere dönüştürmelerine olanak tanıyan JA StartUP 2025 programı, bu yıl da ilham veren girişimcilik hikayeleriyle sona erdi. MetLife Vakfı’nın desteğiyle Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından hayata geçirilen program, genç girişimcilere hem iş dünyasının dinamiklerini tanıma hem de fikirlerini profesyonel bir destekle geliştirme fırsatı sundu. MetLife Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen final etkinliğinde, aylar süren yoğun çalışmanın ardından finale kalan ekipler, projelerini jüri karşısında heyecanla sergiledi. Finalin birincisi TERAGUARD oldu. Gebelik süresince kullanılan ilaçların olası teratojenik risklerini (anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkileyerek doğumsal anomaliye yol açabilecek madde, ilaç ya da etkenlere bağlı riskler) hasta verileriyle analiz ederek kliniklerde karar destek sistemi olarak kullanılmasını hedefleyen girişim, hem sağlık sektörüne sunduğu potansiyel katkı hem de teknoloji odaklı yaklaşımıyla öne çıktı. TERAGUARD, bu başarısıyla Türkiye’yi 1-3 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleşecek Gen-e Avrupa Girişimcilik Festivali’nde temsil etme hakkı kazandı. İkincilik ödülünü kazanan ClearCart, görme engelli bireyler için ürün içeriklerini sesli olarak sunan ve yapay zeka ile desteklenen mobil uygulamasıyla fark yarattı. Erişilebilirlik alanında sunduğu yenilikçi çözümle takdir toplayan ekip, bağımsız alışveriş deneyimine katkı sunmayı amaçlıyor. Diş hekimliği öğrencilerine yönelik olarak geliştirilen gerçekçi vaka simülasyonlarıyla eğitim süreçlerini zenginleştirmeyi hedefleyen Dentzay ise üçüncü oldu. Finale kalan diğer iki ekip de yenilikçi yaklaşımlarıyla jüriyi etkiledi. FalconGene, genetik yatkınlık testlerine dayalı olarak bireylere özel sağlık, spor, ilaç ve cilt bakımı önerileri sunarak kişiselleştirilmiş yaşam deneyimi yaratmayı hedefliyor. Geleceğin Köyü ise, kırsal yaşamın geleneksel bilgi ve becerilerini modern dünyanın dijital yetkinlikleriyle buluşturmayı amaçlayan sosyal etki odaklı bir platform sunuyor. JA StartUP Finali’nin jüri koltuğunda MetLife Türkiye Genel Müdürü Deniz Yurtseven, MetLife Türkiye Bankasürans, Kurumsal Çözümler ve Yeni İş Geliştirme Direktörü Aydın Çağlan, Genç Başarı Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Çelik Ören ve Reunde Procurement Co Kurucusu Batuhan Sicimoğlu yer aldı. MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven şunları söyledi: “MetLife çalışanlarından oluşan gönüllülerin katkıları ve MetLife Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen programın bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. MetLife çalışanlarının programa gönüllü olarak verdikleri eğitim ve mentorluk destekleri ile çok değerli girişim fikirlerinin somut projelere dönüşeceğine inanıyorum. Teknolojiye ve dijitalleşmeye büyük yatırımlar yapan MetLife Türkiye adına, ortaya çıkacak inovatif yaklaşımları heyecanla bekliyorum. Genç Başarı Eğitim Vakfı ile birlikte sürdürdüğümüz programa olan ilginin her geçen yıl arttığını görmek mutluluk verici. Birinci olan takıma Gen-e Avrupa Finali'nde başarılar diliyorum.” Programın gençler üzerindeki etkisini vurgulayan Genç Başarı Eğitim Vakfı Genel Müdürü Seçil Çelebi, etkinlik sonrası yaptığı açıklamada, “JA StartUP, gençlerin yalnızca birer girişimci değil aynı zamanda çözüm odaklı bireyler olarak yetişmesine zemin hazırlıyor. Gençlerin potansiyellerini gerçekleştirdiklerini görmek bizler için büyük bir gurur. Bu programdan mezun olan her bir gencimiz, geleceğin şekillenmesine katkı sunan liderler olma yolunda ilerliyor.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin genç girişimcilerini desteklemeye devam eden JA StartUP programı, yalnızca iş fikirlerinin gelişmesine değil, aynı zamanda gençlerin özgüven kazanarak küresel rekabete hazırlanmasına da katkı sunmayı sürdürüyor. Genç Başarı Eğitim Vakfı hakkında: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır.  MetLife Vakfı hakkında: MetLife Vakfı olarak, dünyanın dört bir yanındaki yetersiz hizmet alan topluluklar için kapsayıcı ekonomik hareketliliği teşvik etmeye kararlıyız. Kâr amacı olmayan kuruluşlarla iş birliği yapıyor ve üç stratejik odak alanına (ekonomik kapsayıcılık, finansal sağlık ve dirençli topluluklar) uygun hibeler sağlarken, MetLife çalışan gönüllülerinin de etkiyi artırmaya yardımcı olmalarını sağlıyoruz. MetLife Vakfı, MetLife'ın kurumsal katkı ve toplum katılımı konusundaki süregelen geleneğini devam ettirmek amacıyla 1976 yılında kurulmuştur. Kuruluşundan bu yana MetLife Vakfı, MetLife'ın var olduğu toplulukları güçlendirmek için 1 milyar doların üzerinde katkıda bulundu. MetLife Vakfı hakkında daha fazla bilgi edinmek için www.MetLife.org adresini ziyaret edin. MetLife hakkında: MetLife, Inc. (NYSE: MET), kendisine bağlı ortaklıkları ve iştirakleri (“MetLife”) aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilerinin daha güvenli bir gelecek inşa etmelerine yardımcı olmak için sigorta ürünleri, yıllık gelir sigortaları, çalışan yan hakları ve varlık yönetimi alanlarında hizmet veren, dünyanın önde gelen finansal hizmet şirketlerinden biridir. 1868’de kurulan ve dünya çapında 40’tan fazla pazarda faaliyet gösteren MetLife; Amerika Birleşik Devletleri, Asya, Latin Amerika, Avrupa ve Ortadoğu’da pazar lideri konumundadır. Ayrıntılı bilgi için www.metlife.com adresini ziyaret edebilirsiniz. #### "Rehberimde Büyük Bir Potansiyel Var Ama İşin İçinden Çıkamıyorum" Diyenlerin Yeni Çözümü: KontakCRM Telefonunuzda binlerce kişi kayıtlı olabilir; peki yeni bir ürün satacağınızda, bir etkinliğe davet edeceğinizde veya destek aradığınızda kime, ne zaman ulaşacağınızı gerçekten biliyor musunuz? Türkiye’nin satış profesyonelleri, iş insanları ve yöneticileri için geliştirilen KontakCRM, "atıl durumdaki" telefon rehberlerini güçlü ve takip edilebilir bir satış ve ilişki yönetimi sistemine dönüştürüyor. Çoğu profesyonel, gün içinde telefonu eline alıp o binlerce kişilik uzun listeye bakarken şu tanıdık hissi yaşar: "Burada bir sürü potansiyel var ama ben bu işin içinden nasıl çıkacağım?" Yılların birikimiyle oluşan telefon rehberleri aslında devasa birer iş, satış ve ilişki ağıdır. Ancak standart telefon rehberleri, kişileri sadece A'dan Z'ye sıralayan cansız listelerden ibarettir. Yeni ürün ve hizmetlerimizi kime satabilirsiniz? Hangi müşteriniz yeni ürününüz için fiyat teklifi bekliyor? Kim size bir seçim sürecinde destek sözü vermişti? Bu kritik soruların cevapları o cansız listelerin içinde kaybolup gider. Süreci Excel tablolarıyla yönetmeye çalışmak iş yükünü artırırken, yabancı menşeli karmaşık yazılımlar ise hem bütçeleri zorlar hem de kullanılamayacak kadar ağır bir yapı sunar. Gayret Danışmanlık ve Teknoloji tarafından tam da bu karmaşayı yaşayanlar için geliştirilen KontakCRM, telefon rehberinize profesyonel bir zeka katıyor. Amacı çok net: Rehberinizdeki potansiyeli uyandırmak ve hiçbir satışın, ilişkinin veya fırsatın unutulup gitmesine izin vermemek. Satışları, Yeni Fırsatları ve Tüm İlişkileri Tek Yerden Yönetin KontakCRM’in kalbinde, her türlü ticari veya sosyal hedefi organize etmenizi sağlayan "Fırsatlar" modülü yer alıyor. Uygulama; kişileri rastgele aramak yerine, onları belirlediğiniz bir hedefe bağlamanızı sağlıyor. Bu "Fırsat"; ürün veya hizmet satışı yapacağınız firmalar, yeni ürününüzü alabilecek potansiyel müşteriler, bir ürün lansmanı olabileceği gibi; bir Vakıf Gecesi Daveti, bir Seçim Kampanyası Destekçi Takibi veya bir Bayi Toplantısı Organizasyonu da olabilir. Bu esnek yapı sayesinde rehberinizdeki veriler şu şekilde canlanır: Aşama Aşama Süreç Takibi: Fırsata eklediğiniz kişiler Nötr, Olumlu, Başarılı veya Olumsuz olarak sınıflandırılır. Örneğin; bir hizmet satışında kimin teklif beklediğini (Olumlu), bir davet sürecinde kimin kararsız kaldığını (Nötr) veya kimin kesin alım yapacağını/geleceğini (Başarılı) tek bakışta görürsünüz. Takiplerin Gücüyle Satışı ve Bağları Koruma: İster yüklü bir satış anlaşması bağlamak ister bir destek sözü almak olsun, başarı genellikle ilk görüşmede değil, doğru zamanda yapılan takiplerle gelir. KontakCRM, her görüşmenin ardına saniyeler içinde hatırlatma kurmanızı sağlayarak iletişimin ve satış sürecinin kopmasını engeller. Akıllı Önceliklendirme (Sıcaklık Puanı): Uygulamanın akıllı algoritması, geçmiş etkileşimlerinize bakarak kişilere bir "Sıcaklık Puanı" atar. Güne başladığınızda sistem size o gün öncelikle hangi potansiyel alıcılara odaklanmanız ve kimleri aramanız gerektiğini otomatik olarak söyler. Uyuyan Geliri ve Bağları Canlandırma: Aylardır iletişim kurmadığınız ama geçmişte sizden fiyat almış veya iyi ilişkileriniz olan o 100 kişiyi standart bir rehberde bulmak imkansızdır. KontakCRM, "Uyuyan Müşteriler/Kişiler" filtresiyle bu kişileri tek tuşla önünüze getirir, satış ve iletişim ağınızı yeniden hareketlendirmenizi sağlar. Saniyeler İçinde Kurulum, Yüksek Güvenlik Kullanıcı verilerini kendi cihazından bağımsız, yüksek güvenlikli ve tamamen yalıtılmış bir veritabanında tutan KontakCRM; mevcut telefon rehberinizi (VCF), CSV veya Excel dosyalarınızı dakikalar içinde sisteme entegre edebilmenizi sağlar. Karmaşık eğitimlere ihtiyaç duymadan, ilk günden itibaren satış kaçaklarını durdurmaya ve fırsatlarınızı yönetmeye başlarsınız. İşletmelerin ve profesyonellerin yanında duran KontakCRM, yıllık aboneliğin yanı sıra, Türkiye pazarına özel "Ömür Boyu Lisans" modeliyle tek seferlik ödeme ve kalıcı sahiplik avantajı da sunmaktadır. Telefon rehberinizdeki o büyük potansiyeli somut gelirlere ve güçlü ilişkilere dönüştürmek, uygulamayı ücretsiz denemek için kontakcrm.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Web Sitesi: kontakcrm.com https://youtu.be/-sBq7J86k_M?si=iUrZaOaDdma5f6e0 #### "Ya Yanına Alacaksın Ya Yerine Geçecek!" : Duayen İş İnsanı Hikmet Tanrıverdi ile Yapay Zeka Devrimini Konuştuk Kurumsal Medya'nın YouTube kanalında bu bölümünde, iş dünyasının duayen ismi, tecrübeli girişimci ve teknoloji vizyoneri Hikmet Tanrıverdi'yi ağırladık. https://www.youtube.com/watch?v=1Cco5Qob9wE Çocuk yaşta simit satarak başladığı iş hayatında milyar dolarlık ihracat şirketleri kuran, binlerce kişiye ortaklık yapan, büyük başarılar kadar büyük zorluklar da yaşayan Hikmet Tanrıverdi, bir ömre sığdırdığı inanılmaz tecrübelerini bizlerle paylaşıyor. Bu ilham verici sohbette neler konuştuk? 🔹 Çocukluktan başlayan ve zirveye uzanan sıra dışı bir girişimcilik hikayesi.🔹 Başarı kadar başarısızlıklardan alınan dersler ve "girişimcilik" ile "girişkenlik" arasındaki o ince çizgi.🔹 Türkiye'nin kaçırmaması gereken "Yapay Zeka Devrimi": İşletmeler için hayati uyarılar ve fırsatlar.🔹 "Ya yanına alacaksın ya yerine geçecek!": Yapay zekanın iş gücünü nasıl dönüştüreceği.🔹 Benchmark analizinden mail yönetimine, günlük işleri saniyelere indiren pratik yapay zeka otomasyonları.🔹 İhracatçıların müşteri bulmasını kolaylaştıran, kendisinin geliştirdiği inanılmaz yapay zeka aracının canlı demosu.🔹 Tekstil ve moda sektörü için tasarlanan, taslaktan gerçeğe üretim yapan yapay zeka platformu. İşinizi geleceğe taşımak, teknolojiyi bir tehdit değil, bir fırsat olarak görmek ve bir duayenin tecrübelerinden ilham almak istiyorsanız bu videoyu kaçırmayın! Konuğumuz Hikmet Tanrıverdi'ye Ulaşmak İçin: LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/hikmet-tanr%C4%B1verdi-7842b7b7/ Hikmet Tanrıverdi'nin YouTube Kanalı: https://www.youtube.com/@hikmettanriverdi E-posta: hikmet044@gmail.com Videoyu beğendiyseniz kanalımıza abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın! Zaman Damgaları:00:00 - Giriş ve Konuğumuzun Tanıtımı02:05 - Hikmet Tanrıverdi Kimdir? (Çocukluk, ilk işler ve eğitim hayatı)04:05 - İş Hayatına Giriş: Mercan'dan Fabrikatörlüğe08:55 - İflas Erteleme ve Başarısızlık Tecrübeleri13:10 - Girişimcilik ve Girişkenlik Arasındaki Fark Nedir?18:42 - İş Dünyası ve Yapay Zeka: Dönüşüm Başladı!24:07 - AI Uyarısı: "Ya Yanına Alacaksın Ya Yerine Geçecek"30:24 - İşletmeler İçin Pratik Otomasyon Fırsatları40:35 - Hayatı Kolaylaştıran AI Otomasyon Örnekleri (Mail, Rapor, Analiz)51:51 - "Türkiye Yapay Zeka Devrimini Kaçırmamalı!"57:19 - DEMO: İhracatçılar İçin Geliştirdiği Yapay Zeka Aracı1:09:09 - Tekstil Sektörü İçin Geliştirdiği AI Platformu1:12:00 - Hikmet Tanrıverdi'ye Nasıl Ulaşılır?1:14:06 - Kapanış ve Değerli Tavsiyeler #### “DİA Partners Day 2025”te En Başarılı İş Ortakları Ödüllerine Kavuştu! Bulut altyapısıyla şirketlere muhasebe, stok - depo, üretim ve kurumsal yönetim sistemleri sunan DİA Yazılım, iş ortaklarıyla bir araya geldiği geleneksel ödül törenini bu yıl da coşkuyla gerçekleştirdi. “DİA Partners Day” organizasyonunda 2024 yılının en başarılı iş ortakları ödüllendirildi. Her yıl iş ortaklarının emek ve başarılarını taçlandırmak için düzenlenen bu özel günde, ilham verici sunumlar, motivasyonu artıran etkinlikler, networking fırsatları, sürpriz hediyeler ve eğlenceli anlarla katılımcılara unutulmaz bir deneyim sunuldu. DİA Partners Day 2025’te, 17 farklı kategoride 51 ödül sahibini buldu. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, etkinlikte verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Bu yıl DİAverse: Vizyonunuzun ve Başarınızın Eseri temasıyla düzenlediğimiz DİA Partners Day, yalnızca bir ödül töreni değil; tüm iş ortaklarımızın aynı vizyon etrafında buluştuğu, birbirinden ilham aldığı ve ortak başarı yolculuğuna olan inancını tazelediği çok özel bir gün. Bu güçlü birlikteliğin bir parçası olarak aramızda yer alan tüm iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. 2024 yılı boyunca sergiledikleri performansla ödül almaya hak kazanan partnerlerimizi içtenlikle kutluyorum. Bu yıl ödül alamayan değerli iş ortaklarımızın da, aynı azim ve kararlılıkla 2025’te bu sahnede yerlerini alacaklarına olan inancım tam.” DİA Yazılım’ın ödül alan iş ortakları: 2024'ÜN YILDIZI 2. EN İYİ PAZARLAMA PANU TEKNOLOJİ 2024'ÜN YILDIZI EN İYİ PAZARLAMA MAVVO BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI 2. EN ÇOK E-POWER PROJE SATIŞI KOMPİTURK BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZI EN ÇOK E-POWER PROJE SATIŞI RACA TEKNOLOJİ 2024'ÜN YILDIZI 2. EN İYİ YENİ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ MAVVO BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI EN İYİ YENİ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ OZGAN BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI 2. EN BAŞARILI DİA DESTEK EKİBİ NETS 2024'ÜN YILDIZI EN BAŞARILI DİA DESTEK EKİBİ GOOSOFT YAZILIM 2024'ÜN YILDIZI DİA ÇÖZÜM ORTAĞI ÖZEL ÖDÜLÜ BUSİNTA 2024'ÜN YILDIZI DİA ÇÖZÜM ORTAĞI ÖZEL ÖDÜLÜ ARA YAZILIM 2024'ÜN YILDIZI 2. EN İYİ ÜRETİM PROJESİ SOFİA BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI EN İYİ ÜRETİM PROJESİ MAVVO BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI 2. EN ÇOK KAMPANYA SATIŞI WEBELECTRA 2024'ÜN YILDIZI EN ÇOK KAMPANYA SATIŞI DİASİS TEKNOLOJİ 2024'ÜN YILDIZI 2. EN ÇOK YENİ DİA ÜYESİ ÇAĞDAŞ YAZILIM 2024'ÜN YILDIZI EN ÇOK YENİ DİA ÜYESİ ARMADA BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN 2. YENİ İŞ ORTAĞI EVOSET BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZI EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN YENİ İŞ ORTAĞI MAKROEM BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZI 2. EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN İŞ ORTAĞI COMPUTER.WEB.TR 2024'ÜN YILDIZI EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN İŞ ORTAĞI ARI BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZI YILIN 2. ENTERPRISE PROJESİ PANU TEKNOLOJİ 2024'ÜN YILDIZI YILIN ENTERPRISE PROJESİ KOMPİTURK BİLGİSAYAR "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ BİLGİNET YAZILIM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ NUVE YAZILIM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ SEKTÖR BİLİŞİM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ FHOME BİLİŞİM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ DETA TEKNİK "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ GÜMRAH BİLGİSAYAR "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ İKİ TEKNİK YAZILIM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ SOFTMOBİL YAZILIM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ DOĞRUNET YAZILIM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ PROJE GROUP "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ ARI BİLGİSAYAR "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ GİSCOM BİLGİSAYAR "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ BATI BİLİŞİM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ NETS "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ OZGAN BİLİŞİM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ KAHRAMAN BİLİŞİM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ ENDAMİN YAZILIM "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ KOMPİTURK BİLGİSAYAR "DİA 10. YIL ÖZEL ÖDÜLÜ BELLCOM BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZI KARADENİZ BÖLGE EN BAŞARILI 2. İŞ ORTAĞI İKİ TEKNİK YAZILIM 2024'ÜN YILDIZI KARADENİZ BÖLGE EN BAŞARILI İŞ ORTAĞI ÇAĞDAŞ YAZILIM 2024'ÜN YILDIZI EGE BÖLGE EN BAŞARILI 2. İŞ ORTAĞI İVEA YAZILIM 2024'ÜN YILDIZI EGE BÖLGE EN BAŞARILI İŞ ORTAĞI  FONETSAN BİLGİ TEKN. 2024'ÜN YILDIZI ANADOLU BÖLGE EN BAŞARILI 2. İŞ ORTAĞI ÖZ-SOFT BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZII ANADOLU BÖLGE EN BAŞARILI İŞ ORTAĞI MAVVO BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI MARMARA BÖLGE EN BAŞARILI 2. İŞ ORTAĞI UMAY TÜM BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI MARMARA BÖLGE EN BAŞARILI İŞ ORTAĞI KOMPİTURK BİLGİSAYAR 2024'ÜN YILDIZI AKDENİZ BÖLGE EN BAŞARILI 2. İŞ ORTAĞI MARSOFT BİLİŞİM 2024'ÜN YILDIZI AKDENİZ BÖLGE EN BAŞARILI İŞ ORTAĞI ARMADA BİLİŞİM #### “İnsana Değer” Anlayışı Üç Ödülle Taçlandı Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten, Kariyer.net tarafından düzenlenen “İnsana Saygı Ödülleri” kapsamında üç önemli ödüle birden layık görülerek insan odaklı kurumsal kültürünü bir kez daha kanıtladı. Şirket; 2024 İnsana Saygı Ödülü, 2024 Yılın İstihdama En Çok Katkı Sağlayan Şirketi – Anadolu Özel Ödülü ve 2025 İnsana Saygı Ödülü ile ödüllendirildi. İnsana Değer Veren Kurum Kültürü Ödülle Tescillendi Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten’in bu başarıyı elde etmesinde, sürdürülebilirlikten istihdama, çalışan mutluluğundan kapsayıcı liderliğe kadar uzanan güçlü insan kaynakları yaklaşımı etkili oldu. Şirket, her çalışanın gelişimini destekleyen ve eşit fırsatlara dayalı bir çalışma ortamı oluşturma hedefiyle uzun yıllardır kararlılıkla ilerliyor. Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, ödüllerle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bizim için başarının temelinde her zaman insan var. Çalışma arkadaşlarımızın emeği, üretkenliği ve dayanışması, Sun Tekstil’in en büyük gücü. Bu ödüller, birlikte büyümenin, birlikte üretmenin ve birlikte başarmanın doğal bir sonucu. ‘İnsana Değer’ anlayışımızı gelecekte de sürdürülebilir şekilde güçlendirmeye devam edeceğiz.” Birlikte Üretmenin Gücü Sun Tekstil, istihdama katkı sağlayan kapsayıcı politikaları, çalışan gelişimine yönelik programları ve toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen yaklaşımıyla tekstil sektöründe örnek gösterilen işverenler arasında yer alıyor. Üç ayrı ödülle taçlanan bu başarı, şirketin yalnızca üretim değil, insan odaklı sürdürülebilir büyüme vizyonunun da bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Sun Tekstil A.Ş. Hakkında: Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan Sun Tekstil, 1987 yılından bu yana global markalara kadın giyim koleksiyonları tasarlıyor, üretiyor ve tedarik ediyor. İzmir’deki üretim tesisi ve konfeksiyon tedarikçileri aracılığıyla ayda 3 milyon adetin üzerinde üretim gerçekleştiren şirket, her ay 1000’e yakın yeni tasarım geliştiriyor ve üretiminin %90’ını ihraç ediyor. Avrupa ülkeleri, İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasına ürün gönderen Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil, ihracatçı kimliğiyle öne çıkıyor.  Her büyük müşteri grubuna özel bir satış ekibi ve 3 farklı ülkede hizmet veren 5 tasarım ofisine sahip olan Sun Tekstil, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre tasarım yapıyor. Şirketin en büyük müşterileri arasında Inditex grubu, H&M, Jimmy Key, Tesco, Kiabi, Marks&Spencer ve Next yer alıyor. Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK gibi bağlı ortaklıklarıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren Sun Tekstil, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan hazır giyim firması olan Sun Tekstil, 2024 yılı itibari ile konsolide 345 milyon Euro ciroya ulaşarak aktif büyümesini sürdürdü. #### “Key for Future” Başvuruları Başladı: Jimmy Key’den Genç Yeteneklere Özel Program Moda ve perakendenin dinamik dünyasında kariyerine güçlü bir adım atmak isteyen gençlere özel hazırlanan “Jimmy Key Key for Future Genç Yetenek Programı” başvuruları başladı. Başvurular 15 Nisan’a kadar devam edecek. Üniversitelerin Moda Tasarım, Grafik Tasarım, Endüstri Mühendisliği, Matematik ve İstatistik bölümlerinde 3. veya 4. sınıfta okuyan öğrencilerin katılabileceği bu özel program, genç yeteneklere mentorlar eşliğinde projelerde çalışma ve temel eğitimler alarak gelişim fırsatı sunuyor. Perakende hazır giyim sektörüne ilgi duyan katılımcılar, iki ay boyunca perakende sektörünü yakından tanıma, yaratıcı fikirlerini hayata geçirme ve üst yönetime projelerini sunma şansı yakalayacaklar. Öğrenciler yaz döneminde 2 ay boyunca Jimmy Key projelerinde yer alarak ilk 1 ay zorunlu okul stajını tamamlandıktan sonra ikinci ay sigortalı bir şekilde Jimmy Key ailesinin bir parçası olacak. 16 Temmuz’da başlayan program 12 Eylül’e kadar sürecek.  Başvuruları 27 Mart’ta başlayan ve 20 Nisan’da sona erecek olan Key for Future Staj Programı kapsamında öğrenciler; Bölüm yöneticileri, Buddy’ler ve İnsan Kaynakları ile güçlü bir başlangıç, Proje grupları oluşturularak hayallerin tasarlanması, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, ekip çalışması gibi konularda gelişim eğitimleri ve üst yönetimle final sunumu yaparak projeleri taçlandırma fırsatı bulacaklar.    Genç yeteneklerin kariyerine yön vermesi için büyük bir fırsat sunan Key for Future Programı, yaratıcı fikirlerini gerçeğe dönüştürmek isteyen tüm öğrencileri bekliyor. Başvuru için: https://www.jimmykey.com/tr/k/key-for-future-staj-programi https://www.jimmykey.com Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 73, yurt dışında 14 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri ile 20 ülkede moda severlere ulaşıyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, az su ve enerji tüketimini temel alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### “New Year Art Exhibition” Kemer Country Club’da Art in White Gallery, “New Year Art Exhibition” adlı yeni sergisini 24–28 Aralık 2025 tarihleri arasında Kemer Country Club Sergi Salonu’nda sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Serginin ön izleme etkinliği, 24 Aralık 2025 saat 16.00’da gerçekleştirilecek. Sergi, Kemer Country Club’ın doğal ve dingin atmosferinden ilham alıyor; doğa, insan ve mekân ilişkisini çağdaş bir perspektifle ele alan eserleri bir araya getiriyor. Resim, heykel, enstalasyon ve fotoğraf gibi farklı ifade biçimleri, “beyaz” kavramı etrafında birleşirken; arınmışlık, boşluk ve yeniden doğuş temalarıyla bütünleşiyor. Art in White Gallery, yıl boyunca her ay düzenleyeceği beş günlük sergi programıyla taze bakış açıları ve yeni eserler sunmayı hedefliyor. “Yeni yıl hediyeniz sanat olsun” mottosuyla duyurulan etkinlik, IAAF Fuarlarını organize eden Demos Fuarcılık tarafından gerçekleştiriliyor. “New Year Art Exhibition”, yılın son günlerinde sanatseverlere ilham verici bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Sergi Adı: New Year Art Exhibition Açılış / Ön İzleme: 24 Aralık 2025 – 16.00 Mekan: Kemer Country Club Sergi Salonu Sergi tarihleri: 24 Aralık 2025 Çarşamba : 16.00 - 21.00 25 Aralık 2025 Perşembe : 11.00 - 19.00 26 Aralık 2025 Cuma : 11.00 - 19.00 27 Aralık 2025 Cumartesi : 11.00 – 19.00 28 Aralık 2025 Pazar : 11.00 – 17.00 #### 1 Temmuz’da Restoranlarda Yeni Dönem Başlıyor Restoranlarda Yeni Zorunluluk Dijital Menüleri Öne Çıkarıyor Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 1 Temmuz itibarıyla hayata geçireceği yeni düzenlemeyle restoran ve kafelerde sunulan ürünlerin kalori, alerjen ve içerik bilgilerinin tüketicilere açık şekilde sunulması zorunlu hale geliyor. Elektraweb, geliştirdiği Akıllı Dijital Menü çözümüyle işletmelerin yeni mevzuata uyum sağlamasını kolaylaştırırken, aynı sistemi sipariş yönetimi ve operasyon süreçlerinin merkezine taşıyor. 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek yeni düzenlemeyle restoran ve kafalar menülerinde kalori, alerjen ve içerik bilgilerini paylaşmak zorunda olacak. Elektraweb’in Akıllı Dijital Menü çözümü, işletmelerin mevzuata hızlı uyum sağlamasına yardımcı olurken sipariş ve mutfak süreçlerini de dijitalleştiriyor. Yeni yönetmelik restoranlarda dijital menü dönemini başlatıyor Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tüketiciyi bilgilendirme yönetmeliğinde yaptığı değişiklikle birlikte yeme-içme sektöründe önemli bir dönüşüm başlıyor. 1 Temmuz itibarıyla restoran, kafe ve benzeri işletmelerde sunulan yiyecek ve içeceklerin kalori değerleri, içerikleri, alerjen bilgileri ve belirli ürün gruplarına ilişkin açıklamaların müşterilere açık şekilde sunulması zorunlu olacak. İşletmeler bu bilgileri basılı menülerin yanı sıra QR kod, dijital ekran ve benzeri dijital platformlar üzerinden de paylaşabilecek. Düzenleme, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda restoranlarda dijitalleşme sürecini hızlandıracak yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Mevzuata uyum sağlarken operasyon yükü oluşturmasın Yeni uygulama birçok işletme için yüzlerce ürün bilgisinin güncellenmesi, değişikliklerin tüm menülere aynı anda yansıtılması ve içerik bilgilerinin sürekli güncel tutulması anlamına geliyor. Özellikle ürün çeşitliliği yüksek restoranlarda bu süreç operasyonel açıdan ciddi bir iş yükü oluşturabiliyor. Elektraweb tarafından geliştirilen Akıllı Dijital Menü çözümü ise işletmelerin bu değişime hızlı ve pratik şekilde uyum sağlamasına yardımcı oluyor. Ürünlere ait içerik bilgileri, alerjenler, kalori değerleri, pişirme seçenekleri ve ürün açıklamaları tek merkezden yönetilebiliyor. Yapılan güncellemeler tüm dijital menülere anlık olarak yansıtılabiliyor. QR kod artık sadece menü açmıyor Yeni düzenleme QR kod kullanımını daha da yaygınlaştırırken, Elektraweb’in geliştirdiği sistem QR menü anlayışını yalnızca ürün listeleyen bir yapı olmaktan çıkarıyor. Misafirler dijital menü üzerinden ürünlerin içeriklerini ayrıntılı şekilde inceleyebiliyor, alerjen bilgilerine ulaşabiliyor, pişirme tercihlerini belirleyebiliyor ve siparişlerini eksiksiz şekilde oluşturabiliyor. Böylece hem tüketicinin doğru bilgiye ulaşması sağlanıyor hem de sipariş sırasında yaşanan iletişim hataları önemli ölçüde azalıyor. Yasal zorunluluk aynı zamanda satış fırsatına dönüşüyor Akıllı Dijital Menü yalnızca mevzuata uyum sağlamıyor, restoranların gelirlerini artırabilecek özellikler de sunuyor. Yapay zeka destekli öneri motoru sayesinde müşterinin tercih ettiği ürünlere uygun içecek, tatlı veya yan ürün önerileri otomatik olarak sunuluyor. Böylece işletmeler hem kişiselleştirilmiş bir müşteri deneyimi oluşturabiliyor hem de ortalama sepet tutarını artırabiliyor. Sipariş mutfağa eksiksiz ulaşıyor Sistem yalnızca müşteri tarafını değil, restoran operasyonunu da dijitalleştiriyor. Garsonlar siparişleri mobil cihazlar üzerinden hızlı şekilde oluşturabiliyor, siparişler doğrudan mutfaktaki dijital üretim ekranlarına aktarılıyor. Kart tabanlı mutfak ekranları sayesinde üretim süreçleri daha düzenli ilerlerken yanlış ürün hazırlama riski azalıyor, servis hızı artıyor ve işletmeler yoğun saatlerde dahi operasyonlarını daha verimli yönetebiliyor. “Dijital Menü Artık Tercih Değil, İşletmeler İçin Önemli Bir İhtiyaç” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Elektraweb CEO’su Kemal Oral, yeni düzenlemenin sektörün dijitalleşmesini hızlandıracağını belirterek şunları söyledi: “1 Temmuz’da başlayacak uygulama yalnızca yeni bir yasal yükümlülük değil, aynı zamanda restoranların dijital altyapılarını güçlendirmeleri için önemli bir fırsat sunuyor. İşletmeler artık ürün bilgilerini sadece paylaşmakla kalmayacak; bunları sürekli güncel tutmak, doğru yönetmek ve müşteriye en kolay şekilde ulaştırmak zorunda olacak. Geliştirdiğimiz Akıllı Dijital Menü çözümüyle işletmeler hem yeni düzenlemeye kolayca uyum sağlayabiliyor hem de siparişten mutfak yönetimine kadar tüm operasyonlarını tek platform üzerinden dijital olarak yönetebiliyor. Böylece yasal zorunluluk, işletmeler açısından verimlilik ve müşteri memnuniyeti sağlayan bir avantaja dönüşüyor.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000’den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### 1.600 Sanatçı, 120 Galeri: İzmir’de Sanatın En Büyük Buluşması Başlıyor DenizBank III. İAAF İzmir Sanat Fuarı, 13–17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de sanatseverlerle buluşacak. Çağdaş sanatın önemli buluşmalarından biri olarak öne çıkan fuar, üçüncü kez İzmir’de sanat dünyasını bir araya getirecek. DenizBank’ın ana destekçiliğini üstlendiği ve geçtiğimiz aylarda İstanbul’da altıncı edisyonu gerçekleştirilen İAAF’ın İzmir ayağı, farklı disiplinleri bir araya getiren geniş kapsamlı bir sanat platformu olarak konumlanıyor. 120 Galeri ve 1.600 Sanatçı Katılıyor Türkiye’den ve yurt dışından 120 galeri ile yaklaşık 1.600 sanatçının yer alacağı fuarda; resim, heykel, rölyef ve cam sanatı gibi farklı disiplinlerden eserler sergilenecek. Etkinliğin yaklaşık 30 bin sanatsever ve koleksiyoner tarafından ziyaret edilmesi bekleniyor. Koleksiyoner ilgisinin bu yıl da yoğun olması öngörülüyor. Genç Sanatçılara Görünürlük Alanı İAAF İzmir, genç sanatçıların görünürlüğünü artırmayı ve üretimlerini desteklemeyi amaçlayan yapısıyla dikkat çekiyor. Fuar kapsamında oluşturulan özel alanlar sayesinde genç sanatçılar eserlerini daha geniş kitlelerle buluşturma imkânı elde edecek. Söyleşiler, Performanslar ve Müzayede Fuar süresince söyleşiler, paneller ve canlı performanslar sanatseverlerle buluşacak. İç mimarlık, mekân tasarımı ve sanat üretimi gibi alanlarda düzenlenecek oturumlarda disiplinlerarası yaklaşımlar ele alınacak. Programın son gününde ise çağdaş sanat seçkilerinden oluşan bir müzayede gerçekleştirilecek. Editöre Not: Fuar Alanı: Fuar İzmir VIP Ön İzleme: 13 Mayıs 2026 – 16:00 / 21:00 Genel Ziyaret:14 Mayıs 2026 – 11:00 / 19:0015 Mayıs 2026 – 11:00 / 19:0016 Mayıs 2026 – 11:00 / 19:0017 Mayıs 2026 – 11:00 / 18:00 #### 134 milyon dolar ciro barajını aşan; Cleopatra Ink Unicorn Şirket Olma Yolunda Dövme sanatı, artık yalnızca bireysel ifade biçimi olmaktan çıkıp büyük bir endüstri haline geldi. Bu dönüşümün öncülerinden biri olan Cleopatra Ink, yenilikçi iş modeli, küresel büyüme stratejisi ve güçlü finansal yapısıyla unicorn şirket olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Son dört yıl içinde uluslararası operasyonlarını hızla genişleten Cleopatra Ink, 134 milyon dolar ciro barajını aşarak, dövme sektöründe küresel bir oyuncu haline geldi. Üstelik bu büyüme, pandemi gibi zorlu ekonomik koşullara rağmen gerçekleşti. Şimdi ise hedef daha büyük. Cleopatra Ink, dünya çapında bir dövme imparatorluğu kurarak unicorn statüsüne ulaşmaya adım adım yaklaşıyor. Bu büyük hedef doğrultusunda şirket, küresel büyüme stratejisini üç temel bölgeye odaklanarak şekillendiriyor. Dövme kültürünün hızla yaygınlaştığı Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler, markanın Asya’daki büyüme planlarında önemli bir yer tutuyor. Avustralya ise dövme sektöründeki yüksek talebiyle Cleopatra Ink için büyük bir potansiyel sunuyor. Bunun yanı sıra ABD, markanın büyüme stratejisinde kilit bir rol oynarken, Kanada operasyonlarının başlamasıyla Kuzey Amerika’daki varlığını daha da sağlamlaştırmayı hedefliyor. Cleopatra Ink’in franchise iş modeli sayesinde dünya çapında sürdürülebilir bir büyüme sağladığını vurgulayan Cleopatra Ink Kurucusu ve Lideri Halil İbrahim Karadere, “Türkiye ve Avrupa’daki mevcut operasyonlarımızı genişletirken, Kuzey Amerika ve Asya gibi yüksek potansiyelli pazarlara açılmak, markamızı sektör lideri konumuna taşıma hedefimizi güçlendiriyor. Pandemiye Rağmen Güçlü Büyüme 2020 ve 2021 yıllarında pandemi, birçok sektörü olumsuz etkilerken Cleopatra Ink büyümesini durdurmadı. Dijitalleşme ve esnek franchise modelimiz sayesinde iş sürekliliğimizi koruduk ve küresel büyüme ivmemizi kaybetmedik. Bu süreç, Cleopatra Ink’in pazar esnekliği, iş modeli sağlamlığı ve küresel pazarlardaki dayanıklılığını kanıtladı. Yatırımcılar İçin Büyük Fırsat Cleopatra Ink’in büyüme stratejisi yalnızca genişlemeye değil, aynı zamanda yüksek kârlılık oranlarına da odaklanıyor. Franchise iş ortaklarımızın başarıya ulaşması için verimli yönetim, doğru lokasyon seçimi, eğitim ve etkili pazarlama stratejileri sunarak onları desteklemeye devam ediyoruz. Yalnızca finansal büyüklüğe ulaşmayı değil, aynı zamanda dövme sektörüne yön veren global bir lider olmayı hedefliyoruz. Bu vizyon doğrultusunda Cleopatra Ink, unicorn şirket olma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Geleceği şekillendiren bir marka olarak, dövme sanatını yatırım fırsatına dönüştürüyoruz. Türkiye ve Avrupa’daki mevcut operasyonlarımızı genişletirken, Kuzey Amerika ve Asya gibi yüksek potansiyelli pazarlara açılmak, markamızı sektörde lider konuma taşımaya yönelik en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu. Cleopatra Ink Hakkında: Cleopatra Ink markasının kurucusu ve lideri Halil İbrahim Karadere, Alanya'da modern dövme konseptini yarattığı ilk stüdyosu ile başladığı dövme sanatını, bugün uluslararası arenada tanınan bir marka haline getirdi. Cleopatra Ink, Karadere’nin sanat ve müşteri memnuniyeti odaklı vizyonuyla 2014 yılından bu yana büyük bir hızla büyüyor. Alanya'nın doğal güzelliklerinden ve Kleopatra Beach’in ikonik imajından ilham alarak yola çıkan Karadere, sanatı dünya genelinde yaymayı hedefleyen bir Cleopatra Ink markasını inşa etti. Karadere, markanın temellerini atarken dövme sanatını sadece bir kişisel ifade aracı değil, aynı zamanda profesyonel bir disiplin olarak geliştirme misyonunu benimsedi. Dövme dünyasında yenilikçi ve yaratıcı bir bakış açısıyla Cleopatra Ink’i sektörde bir adım öne çıkmayı başardı. Cleopatra Ink Dövme ve Piercing Stüdyolarında yüksek düzeyde hijyen standartlarına uyulmakta ve son teknoloji ekipman kullanılmakta. Minimalist dövmeler, gerçekçi dövmeler, portre dövmeleri, siyah beyaz dövmeler gibi birçok farklı tarzda dövme hizmeti Cleopatra Ink Dövme ve Piercing Stüdyoları'nda sunuluyor. #### 2025’in 3. Çeyrek Sonunda 416 Milyon Dolarlık Yatırım Türkiye Startup Ekosisteminde “Az İşlem, Yüksek Hacim” Dönemi Türkiye girişimcilik ekosistemi, 2025’in ilk dokuz ayında 240 yatırım turunda toplam 416 milyon dolar fonlama alarak önemli bir direnç gösterdi. İşlem sayısındaki gerileme devam etse de, yatırım hacminin pandemi öncesi seviyelerin üzerinde seyretmesi, ekosistemin sağlamlığını ve yatırımcı ilgisinin canlılığını ortaya koydu. Bu sonuçları değerlendiren Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, Türkiye ekosisteminin daha seçici, daha nitelikli ve daha olgun bir yapıya evrildiğini açıkladı. Türkiye girişimcilik ekosistemi, 2025’in ilk dokuz ayında işlem sayılarında gerilemeye rağmen 416 milyon dolarlık toplam yatırım hacmiyle dikkat çekti. Bu tablo, ekosistemin yavaşlamasına rağmen “derinleşme” eğilimini güçlendiren bir yıl yaşandığını ortaya koyuyor. Bu dönemde özellikle 2025 üçüncü çeyrek, Early VC (Seri A–B) turları için son yılların en güçlü dönemi oldu. Buna karşın, büyüme aşamasındaki girişimlerin fon bulmakta zorlandığını yansıtan Later-Stage yatırımlar, neredeyse iki yıldır süren durağanlığını korudu. Yatırımın %64’ü Sadece Dört Girişime: Yoğunlaşma Eğilimi Güçleniyor 2025’in en dikkat çekici verilerinden biri, toplam 416 milyon doların %64’ünün yalnızca dört girişime yönelmesi oldu. Bu tablo, 2024’te görülen yüzde 80 – 11 girişim yoğunlaşma eğiliminin 2025’te de devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye’de yatırımın geniş bir tabana dağılmaktan ziyade, ölçeklenebilirliği ispatlanmış, büyümesini kanıtlayan girişimlerde derinleştiğini ortaya koyuyor. Yapay Zeka, Fintek ve Oyun Zirvede Dikey kırılımlarda, yatırım hacmi açısından fintek, oyun ve yapay zeka 2025’e damgasını vururken, işlem adetlerinde yapay zeka ilk sıraya yerleşti. Yapay zekâ alanındaki artan işlem sayısı, Türkiye’nin global trendlerle senkronize biçimde hızla büyüyen AI ekosistemini güçlendirdiğini işaret ediyor. Uluslararası Yatırımcı Geri Döndü 2023 ve 2024’e kıyasla uluslararası fon ilgisindeki toparlanma, 2025’in umut veren gelişmeleri arasında yer aldı. Yabancı sermayenin geri dönüşü; tur büyüklükleri, değerlemeler ve girişimlerin küresel ölçeklenme fırsatları açısından stratejik önem taşıyor. “Ekosistem daha seçici, daha olgun ve daha nitelik odaklı bir yapıya evriliyor.” Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, 2025’in yatırım dinamiklerini şöyle değerlendirdi: “2025, az sayıda işlemle daha yüksek ticket’ların öne çıktığı bir yıl oldu. Early VC aşamalarındaki ivme, Türkiye’de erken aşama şirketlerin olgunlaştığını ve yatırımcı açısından daha öngörülebilir bir tablo sunduğunu gösteriyor. Yabancı fon ilgisinin yeniden artması ise, önümüzdeki döneme dair en güçlü pozitif sinyal. Türkiye ekosistemi daha seçici, daha nitelikli ve daha olgun bir yapıya evriliyor. 2025: Sakin Ama Sağlam Bir Yıl Mega turları hariç tuttuğumuzda 2025, daha gerçekçi ve dengeli bir yatırım yılı olarak öne çıkıyor. Fonlamalar, ölçeklenebilirliğini kanıtlayan, çoklu gelir modeline sahip, sürdürülebilir şirketlerde yoğunlaştı. Ekosistem adeta “az işlem, yüksek ticket” dönemine geçmiş durumda. Her ne kadar işlem sayıları 2024’ün gerisinde kalsa da, yatırım hacmindeki güç, Early VC turlarındaki hareketlilik ve uluslararası fonların yeniden masaya dönmesi, Türkiye girişimcilik ekosistemine temkinli ama güçlü bir umut veriyor.” Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### 2025’in ikinci yarısında global fonların Türkiye'ye dönük ilgisi artacak 2025, Hem Sabır Hem Sıçrama Yılı Olacak 2025 yılının ilk çeyrek verileri, Türkiye girişimcilik ekosisteminde yeni bir dönemin habercisi oldu. Startups Watch tarafından açıklanan rapora göre, yılın ilk üç ayında 49 yatırım turunda toplam 58 milyon dolar yatırım gerçekleşti. Yatırım sayısındaki düşüşe rağmen, ekosistemin yeniden yapılanma süreci içinde olduğu ve özellikle oyun ile fintech sektörlerinin dinamik bir büyüme potansiyeli taşıdığı gözlemlendi. Startups Watch, 2025 yılı ilk çeyreğine ilişkin güncel verileri içeren “2025 Q1 Türkiye Startup Ekosistemi Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, Türkiye startup ekosistemi 2025 yılının ilk üç ayında hem yatırım miktarı hem de işlem sayısı açısından son iki yılın en düşük seviyelerinden birini yaşadı. Yatırımların Ritmi Yavaşladı 2025 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’de toplam 49 yatırım turunda 58 milyon dolar yatırım gerçekleşti. Yatırım hacmi, 2023’ün dördüncü çeyreğine kıyasla toparlanmış görünse de, hâlâ pandemi sonrası dönemin en düşük seviyeleri arasında yer aldı. Özellikle tohum (seed) aşamasından Seri A ve B aşamasına geçiş konusundaki yapısal problemler devam etti. Oyun ve fintek sektörü, yatırımların en yoğunlaştığı dikeyler olurken, kitlesel fonlama kampanyalarında ciddi bir düşüş yaşandı. Yılın ilk üç ayında yalnızca 4 başarılı kitlesel fonlama kampanyası gerçekleştirildi. Yabancı yatırımcı katılımında yüzdesel artış görülse de, bunun ana nedeni toplam işlem sayısındaki düşüşten kaynaklandı. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, bu geçiş dönemini şu sözlerle değerlendirdi: “2025, girişimcilik için hem sabır hem sıçrama yılı olacak. Makroekonomik koşullar, yatırımcı iştahında temkinli bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Ancak aynı anda, fon sayılarındaki artış ve derin teknoloji başarıları, sistemin kendi içinde güçlendiğini gösteriyor.” Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) Sayısı Artıyor, Ekosistem Yapılanıyor Sermaye tarafında ise çarpıcı bir gelişme yaşandı: İlk çeyrekte 26 yeni Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF)yetkilendirilerek toplam sayı 481’e ulaştı. 2020’den bu yana 430 GSYF, 1,1 milyar dolar; 54 geleneksel VC fonu ise 1,4 milyar dolarlık hedef fon oluşturdu.” Eren, bu gelişmeleri şöyle yorumladı: “Fon sayısındaki artış, sermayenin artık daha profesyonel ve hedef odaklı dağıtıldığını gösteriyor. Bu, önümüzdeki dönem erken aşama girişimler için yeni fırsat pencereleri açacak.” Dragon Exit: Derin Teknoloji İçin Dönüm Noktası 2025’in ilk çeyreğinde en çok ses getiren gelişmelerden biri de DCP portföy şirketi Burgeon’un, Fransız Laboratoires Vivacy tarafından satın alınması oldu. Bu işlem, bir derin teknoloji fonunun Türkiye’de ilk kez tam fon geri dönüşünü sağlamasıyla tarihî bir nitelik taşıyor. Ayrıca “dragon exit” tanımıyla anılan bu başarı, Türk girişimcilik ekosisteminin küresel pazardaki yerini yeniden tanımlıyor. Bu tür başarı hikayeleri, sadece fonların değil, ülkedeki yetenek ve teknolojik üretim kapasitesinin de geldiği seviyeyi gösteriyor. Derin teknoloji yatırımlarında yeni bir çağın eşiğindeyiz.” 2025 Sonu: Büyümenin Sessiz Hazırlığı Yılın geri kalanına ilişkin öngörülerini de paylaşan Eren, 2025’in ikinci yarısında daha güçlü yatırım turlarının görülebileceğine dikkat çekti: “Mevcut durağanlık geçici. 2025’in ikinci yarısında global fonların Türkiye'ye dönük ilgisi artacak. Özellikle yapay zeka, oyunlaştırılmış finansal hizmetler, sağlık teknolojileri ve iklim teknolojileri yılın yıldızları olacak. İkinci çeyrekte ekosistem yatırımları yükselişe geçecek. Türkiye’deki melek yatırımcıların yaptığı yatırımların exit beklentileri ise pozitif yönde ilerleyecek gibi duruyor. Yeni yılda fintech sektöründen bir unicorn çıkacağına dair şahsi bir beklentim var. Decacorn Angels tarafında ise hem trend olan yapay zeka, siber güvenlik, longevity vb alanlarda yatırım yapmaya devam edeceğiz. Öte yandan yeni girişimler bulmak üzere yurtdışındaki Türk diasporasındaki girişimcilerle hem yatırım hem farklı konularda bir araya geleceğiz.” dedi. 2025 yılında melek yatırım ağlarının daha aktif olacağı ve daha çok yatırım yapacağı inancında olduğunu da sözlerine ekleyen Eren, “Ülkemizde çok iyi girişimler var, bu girişimler büyüdükçe yeni yatırım turlarında tekrar yatırım alıp, global olma vizyonuyla ilerleyecekler. Bizim hedefimiz yatırım ağımızdaki yatırımcılarımızın sayısını artırmak ve kendilerini yatırım yapacakları girişimlerle bir araya getirirken dünyadaki trendlerden haberdar olmalarını sağlamak. Öte yandan yeni yılda kurumsal şirketlerin startuplara yatırım yapma konusu çok daha artacak ve bu noktada ciddi gelişmeler göreceğiz. Bu şirketlerin kendi fonlarını kurması, yatırıma başlamaları ekosisteme ivme katarken, bizim gibi melek yatırım ağları için de birlikte yatırım yapmanın yolu açılacaktır.” diyerek sözlerini bitirdi. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### 2025’te 3 Milyon TL Ciroyu Aşan KOBİ’ler E-Faturaya Geçmek Zorunda 2026’da yürürlüğe girecek yeni e-dönüşüm limitleriyle birlikte 2025 yılı cirosu 3 milyon TL’yi aşan tüm işletmeler 1 Temmuz 2026’ya kadar e-faturaya geçmek zorunda. E-ticaret yapan ve 500 bin TL ciroyu geçen şirketler de kapsama giriyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, 2026’da yürürlüğe girecek yeni e-dönüşüm limitlerine dikkat çekti. Onay, 2025 yılı brüt satış hasılatı 3 milyon TL’yi aşan işletmelerin 1 Temmuz 2026’ya kadar e-faturaya geçmek zorunda olduğunu söyledi. E-ticaret yapan ve 500 bin TL ciroyu geçen işletmeler için de e-fatura zorunlu hale geliyor. Türkiye’de işletmelerin dijitalleşmesinin ilk adımlarından biri olan e-dönüşüm uygulamaları hız kesmeden genişlemeye devam ediyor. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın belirlediği yeni limitler doğrultusunda binlerce KOBİ’nin 2026 yılı içinde e-fatura ve e-irsaliye sistemlerine geçmesi gerekiyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu geçiş sürecini geciktirmemesi gerektiğini vurgulayarak, “E-dönüşüm artık sadece mevzuat uyumu değil; hız, maliyet avantajı ve rekabet gücü anlamına geliyor” dedi. 3 milyon TL ciroyu aşan işletmeler için zorunlu Yeni düzenlemeye göre 2025 yılı brüt satış hasılatı 3 milyon TL ve üzeri olan tüm mükellefler 1 Temmuz 2026 itibarıyla e-fatura sistemine geçmek zorunda. Suha Onay, özellikle e-ticaret tarafında kapsamın hızla genişlediğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Kendi web sitesi veya pazar yerleri üzerinden satış yapan ve 2025 yılı cirosu 500 bin TL’yi aşan işletmeler de e-fatura sistemine dahil olacak. Aynı şekilde gayrimenkul ve motorlu taşıt alım-satımı veya kiralama faaliyetinde bulunan ve 500 bin TL üzeri ciroya sahip işletmeler de bu kapsama giriyor. ” 10 milyon TL üzeri cirolu şirketler için e-irsaliye dönemi E-dönüşümde bir diğer önemli başlık ise e-irsaliye uygulaması. Onay’a göre e-fatura sistemine dahil olup 2025 yılı brüt satış hasılatı 10 milyon TL’yi aşan mükelleflerin 1 Temmuz 2026 itibarıyla e-irsaliye sistemine geçmesi gerekiyor. Buna ek olarak bazı sektörlerde ciro şartı da aranmayabiliyor. Özellikle akaryakıt, madeni yağ, alkol ve tütün gibi ÖTV listesinde yer alan ürünleri imal veya ithal eden işletmeler için e-irsaliye zorunluluğu bulunuyor. 12 bin TL üzeri işlemlerde fatura zorunluluğu Yeni düzenlemeler yalnızca e-belge sistemleriyle sınırlı değil. Ödeme kaydedici cihaz (ÖKC) limitleri de güncellendi. Suha Onay konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı: “2026 itibarıyla 12 bin TL üzerindeki tüm işlemler için fatura kesme zorunluluğu bulunuyor. Bu işlemler için e-fatura veya e-arşiv fatura düzenlenmesi gerekiyor. İşletmelerin bu limitleri yakından takip etmesi önemli. E-faturaya geçen şirketler için yeni adım: e-defter E-dönüşüm sürecinde işletmeleri bekleyen bir diğer aşama ise e-defter uygulaması. 1 Temmuz 2026’da e-faturaya geçen işletmelerin 1 Ocak 2027 itibarıyla e-defter sistemine geçmesi gerekiyor. İşletmelerin bu takvimi şimdiden planlaması gerekiyor. Geçiş yapılmaması durumunda ciddi özel usulsüzlük cezalarıyla karşılaşmak mümkün.” Yeni dönem: elektronik envanter defteri 2026 yılında devreye alınması planlanan yeniliklerden biri de e-envanter defteri. Henüz zorunlu olmayan bu uygulama sayesinde işletmeler envanter kayıtlarını tamamen elektronik ortamda tutabilecek. Onay’a göre bu sistem özellikle dijital arşivleme ve denetim süreçlerinde işletmelere önemli kolaylık sağlayacak. “Dijitalleşme artık rekabetin şartı” Onay, “Kağıt, baskı ve kargo maliyetleri ilk bakışta en görünür avantajlar. Ancak asıl kazanım hız ve veri yönetiminde ortaya çıkıyor. E-fatura sayesinde belgeler saniyeler içinde iletiliyor, tahsilat süreçleri hızlanıyor ve işletmeler veri üzerinden daha doğru kararlar alabiliyor.” diyerek sözlerini bitirdi. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### 2026’da Arsa Yatırımlarında Belirleyici Faktör: Bölgesel Dinamikler ve Doğru Analiz Türkiye’nin arsa piyasasında 2026’ya doğru ilerlerken tablo giderek netleşiyor. Büyük şehirlerde talep baskısı fiyatları yukarı taşımaya devam ederken, Anadolu şehirlerinde daha istikrarlı ancak uzun vadede güçlü bir değerlenme potansiyeli dikkat çekiyor. EVA Gayrimenkul Değerleme’nin güncel analizleri, arsa yatırımlarında imar durumu, ulaşım projeleri ve bölgesel gelişmelerin belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, arsa yatırımlarının geleceğine ilişkin değerlendirmesinde 2026’nın bilinçli yatırımcılar için önemli bir yıl olacağını belirtiyor. Balsarı, “Arsa, bugünün değil geleceğin yatırım aracıdır. İmar durumu netleşmiş, ulaşım ve altyapı yatırımlarıyla desteklenen bölgelerde değer artışı çok daha hızlı gerçekleşiyor. İstanbul’da arzın sınırlı olması fiyat seviyelerini yukarı taşırken, Anadolu’da daha düşük maliyetlerle uzun vadeli bir getiri potansiyeli görüyoruz. Bu nedenle 2026’da yatırım yapanların profesyonel analizlerden yararlanması büyük önem taşıyor” dedi. Yapılan değerlendirmelere göre İstanbul’da arsa piyasası, kentsel dönüşüm projeleri, yeni ulaşım hatları ve yoğun yatırım hareketliliği nedeniyle güçlü bir talep görmeye devam ediyor. Şehrin sınırlı arsa arzı, fiyatları yüksek seviyelerde koruyan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Buna karşılık Kırıkkale gibi illerde daha geniş arsa arzı ve daha kontrollü talep artışı, fiyatların daha dengeli seyretmesini sağlıyor. Bu şehirlerde hızlı bir yükseliş yerine uzun vadeye yayılan bir değerlenme eğilimi öne çıkıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme’nin projeksiyonları, 2026 yılında şehirler arasında köklü bir fiyat sıralaması değişimi beklenmediğini gösteriyor. Ancak Ankara, İzmir, Antalya ve Kocaeli gibi nüfus artışı ve altyapı yatırımlarının yoğunlaştığı şehirlerde fiyatların yukarı yönlü hareketini sürdürmesi bekleniyor. Arsa yatırımı yapmak isteyenlerin özellikle imar durumuna, tapu niteliğine ve bölgenin ulaşım–altyapı gelişmelerine dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Balsarı, yatırım sürecinin sadece alım veya satım zamanlamasından ibaret olmadığını hatırlatıyor. Rayiç değerlerdeki artışın vergi ve tapu harcı gibi maliyetleri de etkilediğini, bu nedenle yatırım planının tüm unsurlarıyla değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade ediyor. Aynı şekilde, satış yapmak isteyenler için altyapı projelerinin tamamlanması veya imar durumunun güncellenmesi gibi dönemler öne çıkan avantajlı zamanlar olarak değerlendiriliyor. Zuhal Balsarı, arsa yatırımının çok sayıda değişkeni olan bir süreç olduğunun altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı: “Arsa piyasasını doğru okumak hem alıcı hem satıcı için kritik. SPK lisanslı değerleme firmaları tarafından hazırlanan profesyonel değerleme ve geliştirme raporları, yatırım sürecini daha şeffaf, daha kontrollü ve daha güvenli hale getiriyor. 2026’da güçlü bir yatırım kararı almak isteyen herkesin bölgesel dinamikleri iyi analiz ederek bilinçli adım atması gerekiyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### 2030’da Şehir İçi Teslimat Emisyonları %32 Artabilir Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı rekor seviyeye ulaşırken, lojistik sektöründe çevre dostu operasyon modelleri öne çıkıyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında e-ticaret ve lojistik sektörünün çevresel etkilerine dikkat çeken Kargonomi Büyüme Yöneticisi Emre Çetinaslan, Türkiye’de hızla büyüyen e-ticaret hacminin lojistik operasyonlarda yeni bir dönüşümü zorunlu hale getirdiğini söyledi. Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı rekor seviyeye ulaşırken, lojistik sektöründe çevre dostu operasyon modelleri öne çıkıyor. Türkiye’de teslim süreleri 42,2 saate kadar gerilerken, artan teslimat yoğunluğu şehirlerde yeni çevresel baskılar yaratıyor. 2025 itibarıyla Türkiye’de e-ticaret hacminin %52,2 büyüyerek 4,57 trilyon TL’ye, işlem sayısının ise 5,94 milyar adede ulaştığını belirten Kargonomi Büyüme Yöneticisi Emre Çetinaslan, “Her sipariş; daha fazla paketleme, daha fazla rota, daha fazla teslimat trafiği anlamına geliyor. Artık sektörün başarısı yalnızca paketi ulaştırmakla değil, bunu ne kadar düşük karbon etkisiyle yaptığıyla ölçülecek” dedi. Teslimat Hızı Arttıkça Çevresel Baskı da Büyüyor Son yıllarda hızlı teslimat beklentisinin e-ticaret dinamiklerini değiştirdiğini ifade eden Çetinaslan, hızlı ticaretin toplam e-ticaret içindeki payının 2019’da %1,6 seviyesindeyken 2025’te %8,5’e yükseldiğine dikkat çekti. Bu büyümenin özellikle son kilometre teslimatlarında ciddi bir operasyonel yoğunluk yarattığını belirten Çetinaslan, şu değerlendirmede bulundu: “Son kilometre teslimatları lojistik sektörünün en yüksek maliyetli ve en yüksek emisyon üreten alanlarından biri haline geldi. Dünya genelinde 2030’a kadar son mil teslimat talebinin %78 artabileceği öngörülüyor. Eğer gerekli dönüşüm sağlanmazsa şehir içi teslimat kaynaklı emisyonların %32’ye kadar yükselmesi bekleniyor. Bu nedenle hızlı teslimat hedefi artık yalnızca hız ekseninde değil; akıllı rota planlaması, mikro dağıtım merkezleri, elektrikli araç kullanımı ve teslimat yoğunluğunu optimize eden modellerle birlikte ele alınmalı.” İstanbul Tek Başına Kargo Trafiğinin Yarısından Fazlasını Oluşturuyor Türkiye’de teslimat performanslarının geliştiğini ancak bunun beraberinde yeni çevresel baskılar oluşturduğunu söyleyen Çetinaslan, özellikle büyükşehirlerde lojistik yoğunluğun kritik seviyelere ulaştığını belirterek, “2023 yılında ortalama 46,2 saat olan teslim süresi 2025’te 42,2 saate geriledi. Teslimatların %53,1’inin 24-48 saat aralığında, %13,8’i ise ilk 24 saat içinde tamamlanıyor.” şeklinde konuştu. Türkiye’de en fazla kargo gönderiminin %53,5 ile İstanbul’dan gerçekleştiğini vurgulayan Çetinaslan, “Bu tablo; şehir içi trafik, yakıt tüketimi, hava kalitesi ve gürültü açısından ciddi bir çevresel yük anlamına geliyor. Büyükşehirlerde lojistik operasyonların daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale gelmesi artık tercih değil zorunluluk” diye konuştu. Yeni Dönemin Standardı: Daha Az Yakıt, Daha Az Atık, Daha Düşük Karbon E-ticaret sektöründe sürdürülebilirlik yaklaşımının artık operasyonel kararların merkezine yerleştiğini belirten Emre Çetinaslan, sektörün çevre dostu uygulamalara yönelme hızının arttığını söyledi. 2025 yılında sürdürülebilir e-ticaret hacminin 21,8 milyar TL’ye, satılan ürün sayısının ise 23,6 milyon adede ulaştığını belirten Çetinaslan, e-ticaret işletmelerinin %71,7’sinin kâğıt tüketimini azaltmaya yönelik uygulamalar geliştirdiğini, %63,6’sının çevre dostu paketleme ve geri dönüşüm çözümleri kullandığını, %29,4’ünün ise elektrikli veya düşük emisyonlu araçlara yöneldiğini ifade etti. Çetinaslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Lojistik sektöründe artık yalnızca hızlı olmak yeterli değil. Geleceğin rekabet modeli; daha az yakıt tüketen, daha az atık üreten ve daha düşük karbon ayak izi oluşturan teslimat sistemleri üzerine kurulacak. Dünya Çevre Günü, sektör için yalnızca farkındalık günü değil; aynı zamanda operasyonel dönüşüm çağrısı anlamı taşıyor.” #### 3. Antalya Coffee Festival 2026 İçin Geri Sayım Başladı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle, Dream Sales Machine organizasyonuyla hayata geçirilen 3. Antalya Coffee Festival, 1–3 Mayıs 2026 tarihlerinde Cam Piramit’te kahve severlerle buluşuyor. Bu yıl festival sadece kahve deneyimiyle değil, aynı zamanda güçlü bir sosyal sorumluluk hikayesiyle de öne çıkıyor. Katılımcıların festival bileklikleri özel bir kutuda toplanıp fidan bağışına dönüştürülerek, her bilet doğaya bir katkı sunmuş olacak. Sahnede ise Bedük ve Jabbar festival enerjisini yükseltecek. Kahve sektörünün en yenilikçi markalarını, yaratıcı baristaları, üreticileri ve ekipman firmalarını bir araya getiren Antalya Coffee Festival için geri sayım başladı. 1–2–3 Mayıs’ta Cam Piramit’tegerçekleşecek festival, 100’ün üzerinde marka katılımıyla Türkiye’nin en kapsamlı kahve buluşmalarından biri olmayı sürdürüyor. Akdeniz’in Kalbinde Bir Kahve Ekosistemi Türkiye’nin turizm, tarım ve ticaret başkentlerinden biri olan Antalya, güçlü sahil şeridi ve uluslararası ziyaretçi potansiyeliyle festival için benzersiz bir zemin oluşturuyor. Festival, bu güçlü coğrafyayı kahve kültürü etrafında birleştirerek hem sektör profesyonellerini hem de tüketicileri aynı deneyim alanında buluşturuyor. “BiFestivaldenFazlası” İle Büyüyen Bir Kültür Hareketi #BiFestivaldenFazlası yaklaşımıyla yola çıkan Dream Sales Machine, Ankara ve İstanbul’un ardından Antalya’yı da kahve kültürünün güçlü bir parçası haline getiriyor. Son 12 yılda Türkiye’nin üç büyük şehrinde düzenlenen kahve festivalleri, hem katılımcı ilgisinde hem de marka ekosisteminde istikrarlı ve güçlü bir büyüme hikayesi yazdı. Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, kahveyi yalnızca bir içecek değil, bir yaşam deneyimi olarak konumlandırdıklarının altını çizerek, “Bizim için kahve festivalleri sadece bir etkinlik değil, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren yaşayan bir ekosistem. Antalya’da bunu çok daha güçlü bir deneyime dönüştürüyoruz.” dedi. Antalya’da Üç Gün Boyunca Kahve, Müzik Ve Deneyim Festival, 1–3 Mayıs tarihleri arasında kahveyi yalnızca bir içecek değil, bir yaşam deneyimi olarak konumlandırıyor. Gün boyu süren atölyeler, kahve konuşmaları ve tadım alanlarıyla ziyaretçiler hem profesyonellerle buluşuyor hem de kahvenin farklı yönlerini keşfediyor. Sahne performanslarıyla festival akşamları da güçlü bir atmosfere dönüşüyor; 2 Mayıs’ta Bedük, 3 Mayıs’ta ise Jabbar sahne alarak festival enerjisini zirveye taşıyacak. Kahvenin Tüm Endüstrisi Aynı Çatı Altında Festival alanında 100’ü aşkın marka, kahve ekosisteminin tüm bileşenlerini bir araya getiriyor. Kahve üreticilerinden kavurma hanelere, ithalatçılardan profesyonel makine üreticilerine, ev tipi demleme ekipmanlarından tasarım markalarına kadar geniş bir yelpaze ziyaretçilerle buluşuyor. Ayrıca 19 Coffee Talk oturumu ve work shoplar sektörün önde gelen isimlerini ve kahve severleri aynı sahnede bir araya getirerek bilgi paylaşımını güçlendirecek. “Clash of Cups” İle Kahvenin Rekabetçi Ruhu Sahnede Brew Arts Society iş birliğiyle düzenlenecek “Clash of Cups” yarışması, festivalin en dikkat çeken etkinliklerinden biri olacak. Ödüllü baristaların performans sergilediği bu özel yarışma, kahve hazırlama sanatını bir sahne deneyimine dönüştürerek izleyicilere ilham veren anlar yaşatacak. Yerelden Dünyaya Uzanan Özel Kahve Deneyimleri Festivalde bu yıl dikkat çeken en özel içeriklerden biri de Türkiye’de ilk kez sunulacak olan yerel kahve deneyimi olacak. Kuru Kahveci Mehmet Efendi standında, Antalya Gazipaşa’da yetiştirilen kahve çekirdeklerinden hazırlanan özel demlemeler ziyaretçilerle buluşacak. Atölyeler ve Coffee Talk oturumlarıyla katılımcılar, kahvenin üretimden fincana uzanan yolculuğunu doğrudan deneyimleme fırsatı buluyor. Antalya Kahveye Doyacak Saat 11:00–20:00 arasında gerçekleşecek 3. Antalya Coffee Festival, kahveyi bir kültür, bir endüstri ve bir yaşam biçimi olarak ele alarak hem profesyonelleri hem de kahve severleri aynı noktada buluşturuyor. Dream Sales Machine, Antalya Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, kahve etrafında büyüyen bu güçlü ekosistemi her yıl daha ileri taşımayı hedefliyor. #### 3.Sosyal Etki Zirvesi,“Eşitlik için Söz–Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” mottosuyla, 12 Mayıs’ta İş Sanat’ta! Sosyal Etki Zirvesi ilk kez 2024 yılında “Sosyal Fabrika - Toplumsal Dönüşüm Platformu” ve EKONOMİ Gazetesi partnerliğinde; "Eşitsizliklerden Eşitlik Arıyoruz" ve “Birliktelik Zamanı” felsefesiyle yola çıktı. İlk yıl, toplumsal dönüşüm ve değişim elçileri oluşturma hedefiyle düzenlenen zirvede katılımcıların %85’ini kadınlar, %15’ini erkekler oluşturdu. Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, medya ve iş dünyasından 121 paydaş, 94 sponsor ve 1.700’ün üzerinde katılımcının yer aldığı ilk Sosyal Etki Zirvesi; toplumsal cinsiyet eşitliği, iş dünyasındaki adaletsizlikler, sosyal girişimciliğin önemi, erkeklerin sorumlulukları, koruyucu ailelik ve finans sektörünün rolü gibi kritik konuları ele aldı. Zirvede, toplumsal dönüşüm için ortak aklın ve iş birliğinin önemi vurgulandı. 29 Mayıs 2025’te ikincisi gerçekleştirilen 2. Sosyal Etki Zirvesi, “Eşitlik Önceliğimizdir, Eşitlik Önyargıları Kırmakla Başlar” diyerek 258 paydaş, 2000’den fazla kayıtlı katılımcı ve medya temsilcileriyle toplamda 100 sponsor, 2.500’den fazla kişiyi bir araya getirdi. SEZ’25 katılımcı profili %24’e erkek oranı önceki yıla göre %9 artış göstererek toplumsal kapsayıcılık ve eşitlik hedefinde önemli bir ilerleme kaydedildi. Zirvede; kadın-erkek perspektifinden önyargılar, iş dünyasındaki eşitsizlikler, sermayeye erişim, spor, jeopolitik dengeler, geleneksel yapılar, eğitim, sanat, iklim ve sürdürülebilirlik gibi pek çok başlık ele alınırken, tüm oturumlarda, toplumsal farkındalık ve davranış değişimine odaklanan derinlemesine tartışmalar yürütüldü. 3. kez aynı heyecanla, 12 Mayıs’ta İş Sanat Levent’te gerçekleşecek olan SEZ’26, “ŞEFFAFLIK” ve “KAPSAYICILIK” kavramlarının eşitlik için “SÖZ VE EYLEM” ve “DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ” ilişkisindeki yerini konuşmak için tüm paydaşları yeniden bir araya getirecektir. Sosyal Etki Zirvesi, toplumda konuşulmayanı konuşmak, görünür olmayanı görünür kılmak ve eşitliği sadece sözde değil, gerçek eylemlerle desteklemek için farkındalık yaratmayı ve zihniyet değişimini sağlamayı amaçlamaktadır. Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu ve Organizasyon Lideri Münteha Adalı: Eşitsizliklerden eşitlik arıyoruz ve “birliktelik zamanı” diyerek yola çıktık. 121 paydaş ile sivil toplum, vakıflar ve üniversitelerle topluma ve geleceğe birlikteliğin yarattığı dönüşüm gücünü hep birlikte deneyimledik; bu ihtiyacı fark ettik ve kenetlendik. 2025 yılında 258 paydaşımız ile içimizdeki eşitlik arayışı ateşini kırmızı rengiyle sahneye taşıdık. “Eşitlik önyargıları kırmakla başlar” dedik ve kendimize, başkalarına yaptığımız önyargı engellerini tüm konu başlıklarında dile getirdik. Bize yapılan ve bizim yaptığımız önyargılarla yüzleşerek kendimizi fark ettik. Şimdi ise eşitlik için mor rengimizle; söz & eylem ilişkisinde “şeffaflık, kapsayıcılık ve danışma kültürü” üzerine tartışıyoruz. Biliyoruz ki eşitlik, şeffaflık ve kapsayıcılıkla, benden başlayan ve bize giden bir yolculukla mümkün olacaktır. Program kapsamında, Cambridge Üniversitesi Akademisyeni Prof. Dr. Mete Atatüre, Baltaş Grubu Kurucusu Prof. Dr. Acar Baltaş, Göbeklitepe-Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, Sivil Toplum Gönüllüsü ve TOG Mütevelli Heyet Üyesi İbrahim Betil ile SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem başta olmak üzere; farklı alanlardaki deneyimleriyle toplumsal dönüşüme katkı sunacak Araştırmacı Yazar Evrim Kuran, UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan, Oyuncu Sera Kutlubey, EKONOMİ Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz, Gazeteci, Yazar ve Akademisyen Dr. Fatoş Karahasan, Fark Labs Kurucusu Arya Yatırım Platformu Kurucusu Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSİAD ve TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Ahu Serter, Yapı Kredi Bankası Kurumsal İletişim Direktörü ve Yazar Arda Öztaşkın, Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş ve Uzman Dermatolog Dr. Ömür Tekeli gibi pek çok değerli isim zirve kapsamında katılımcılarla buluşacak. Kayıt ve Program için: https://event.sosyalfabrika.com.tr/event.php?id=2 Sosyal Medya Hesapları: Instagram: https://www.instagram.com/sosyaletkizirve?igsh=cmV6cDRtc3ozaGo5 Facebook: https://www.facebook.com/share/15VJ4fjafc/?mibextid=JRoKGi LinkedIn: https://www.linkedin.com/showcase/sosyal-etki-zirvesi/X: https://x.com/sosyaletkizirve?s=21&t=FtYlbYYdD-LTa9FC-AQ3Fg Web: https://www.sosyalfabrika.com.tr/ Detaylı Bilgi: https://www.sosyalfabrika.com.tr/sosyal-etki-zirvesi-hakkinda/ Kayıt için : https://event.sosyalfabrika.com.tr/event.php?id=2 “Sosyal Fabrika- Toplumsal Dönüşüm Platformu” Kurucusu ve Zirve Proje Lideri Sayın Münteha Adalı ile organizasyonumuz özelinde, röportaj yapmak ve bilgi almak isterseniz, koordine etmekten mutluluk duyacağız. KÜNYE: Organizasyon Lideri: Münteha Adalı Organizasyon Partnerleri: SOSYAL FABRİKA Dönüşüm Platformu & EKONOMİ Gazetesi İletişim-Koordinasyon: Idecon Idea&Congress Etkinlik Yönetimi: bluechip creative events  / global dmc Sosyal Medya: Sosyal Mutfak Ajans Prodüksiyon: MediaRubic Veri Yönetimi & Uyum Çözümleri: Wicasa Group SEZ Program: 09.00 Kayıt 09.30 - 09.40 Canlı Müzik Performansı - Merve Çaloğlu - Sanatçı 09.45 - 09.55 Açılış Konuşmaları Münteha Adalı - Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu, Organizasyon Lideri Hakan Güldağ - EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı 09.55 - 10.00 Birliktelik Zamanı 10.00 - 10.15 Verilerle Sosyal Etki:Eşitlik İçin; Söz & Eylem İlişkisinde;  Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Aydın Erdem - KONDA Araştırma Genel Müdürü 10.15 - 11.03 Hayatı Onurlandıranlar Onur Konuşmaları İbrahim Betil - Sivil Toplum Gönüllüsü, TOG - Toplum Gönüllüleri Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Emine Erdem -SEDEFED - Sektörel Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Özdemir - TİM - Türkiye İhracatçılar Meclisi Sürdürülebilirlik ve Projeler Koordinatörü Prof. Dr. Mete Atatüre - Cambridge Üniversitesi Akademisyen Prof.Dr.Necmi Karul - Taş Tepeler Proje Koordinatörü, Göbeklitepe - Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Acar Baltaş- Baltaş Grubu Kurucusu, Psikolog, Yazar 11.03 - 11.15 Kahve Molası 11.15 - 11.35 Kültür ve Biz Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Ahu Özyurt - Gazeteci ve Dijital İçerik Üreticisi Psikolog, Senarist, Yazar Psk. Dr. Ozanser Uğurlu, Oyuncu Sera Kutlubey ve Google Türkiye Kamu İlişkileri ve Kamu Politikası Müdürü Duygu Yücesoy 11.35 - 11.55 Sağlıklı Yaşamda Biz Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: İpek Özgüden - TÜHİD - Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Voleybolun Unutulmazları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve ON İletişim Ajans Başkanı Voleybolun Unutulmazları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülnur Görgün, Gezgin ve Mühendis Saliha Özkan, Uzman Dermatolog, Bizim Klinik ve College Of Aesthetic Medicine Kurucu Ortağı Dr. Ömür Tekeli 11.55 - 12.25 Öğle Arası 12.25 - 12.35 Yapay Zeka ve İnsan Moderatör: Münteha Adalı -  Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu, Organizasyon Lideri Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü ve Yazar Arda Öztaşkın 12.35 - 12.40 Bir Şirket Bir Okul Bir Gelecek Moderatör: Münteha Adalı -  Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu, Organizasyon Lideri Canan Alkın - Robot İstihdam Ajansı, Kurucu ve  Robot Matchmaker ve Ria - Robot 12.40 - 13.20 Farklılıklarımız ve Biz  Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Tuğrul Ağırbaş - Genwise Kurucu Ortak Influencer Aslı Tümer, Bizzly Co-Founder ve Dijital İçerik Üreticisi Elif Eda Güneş, Tır Şoförü Başak Güvercin, Copernicus Mutlak Kazananı, Uluslararası Yapay Zeka Olimpiyatları Türkiye Milli Takımı Üyesi ve Birleşmiş Milletler Genç Lideri Ayşe Naz Kara 13.20 - 13.30 Sahne Performansı: Çocuk & Genç Sanat Tiyatro & İdil Türkmenoğlu 13.30 - 13.50 - Sosyal Etkinin  Dönüşüm Liderleri Beko 13.50 - 14.10 Eşitlik Felsefesine İnananlar Moderatör: Rana Birden - Kale Grubu Kurumsal İletişim ve Etki Yatırımları Bölüm Başkanı Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, Çankaya Üniversitesi KADUM - Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu ve Ming Teknoloji Kurucu Merve Yorgancılar Işıtmak 14.10 - 14.15 Düşünce Gücüyle Müzik 14.15 - 14.35 Kuşaklar Arası Diyalog  Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Evrim Kuran - Evrim Kuran Danışmanlık Kurucusu, Araştırmacı ve Yazar Dijital İçerik Üreticisi ve Kentsel Politika Danışmanı Talya Aydın, rnica Pazarlama ve Operasyon Yöneticisi Yasemin Biçer ve İletişimci ve Yazar Hüseyin Sayın 14.35 - 14.45 Kahve Molası 14.45 - 15.05 Kapsayıcı Politika Üretenler Moderatör: Dr. Ayşe Kaşıkırık - Akademisyen, Siyaset Bilimci, Kadın Hakları Savunucusu, Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı, Mor Merdiven Kurucusu Fiba Grubu Kurumsal İletişim Direktörü Aylin Kurt Ganiç, AÇEV - Anne Çocuk Eğitim Vakfı Kurumsal İşbirlikleri, Savunu ve Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz ve Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Gözde Çörekçioğlu İshakoğlu 15.05 - 15.25 Sosyal Etkinin Gücüne İnananlar Moderatör: Handan Sema Ceylan - EKONOMİ Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hayat Global Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Çağlayan Kent, Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Pazarlama Direktörü Cansu Taç Ekmekçiler ve Ashoka Türkiye İletişim ve Topluluk Yöneticisi Can Semercioğlu 15.25 - 15.35 - Müzik Performansı -  Ezgi Eyüboğlu - Kültür ve Turizm Bakanlığı Ses Sanatçısı 15.35 - 15.55 Sosyal Etkinin Dönüşüm Liderleri JTI Moderatör: Banu Koç Çakan - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, Duygusal Zeka Uzmanı JTI İletişim Müdürü ve Yazar Ayben Ünal ve Kurtköy Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Emine Yüksekol 15.55 - 16.15 - Sürdürülebilirlik İklim Politikaları Ve Biz Eşitlik İçin; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık Ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Didem Eryar Ünlü - EKONOMİ Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü Beslenme ve Diyet Uzmanı, FAO - Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Food Champion Sürdürülebilir Yaşam Elçisi, The Good Wild Kurucusu Uzm. Dyt. Dilara Koçak, Forvis Mazars Türkiye CEO ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Elçisi Dr. İzel Levi Coşkun ve Doğasever Ali Umut Usta 16.15 - 16.30 Kahve Molası 16.30 - 16.50 - Kültürel Değişimle Yol Alanlar Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Duygu Erzurumlu Cengiz -  Akkök Holding CHRO İDO - İstanbul Deniz Otobüsleri Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, Yorglass Strateji, Teşvik ve İç Denetim Müdürü Tuğba Söylemiş ve EKONOMİ Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz 16.50 - 17.10 Dayanışma Kültüründe Unutmamalı Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Evrim Hizaler - Anadolu Vakfı Genel Müdürü Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı ve Ziraat Mühendisi Gani Bereket, UCİM - Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Genel Başkanı Saadet Özkan, UCİM - Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, KAGİD - Hatay Kadın Girişimciler Derneği Başkanı Çiğdem Kıral 17.10 -17.30  Sivil Hareketlilik ve Biz Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Murat Göllü - KİD - Kurumsal İletişimciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, BReady Kurucusu Gazeteci, Yazar ve Akademisyen Dr. Fatoş Karahasan, UNDP Türkiye Krizlere Hazırlık, Yanıt ve Dayanıklılık Program Yöneticisi Arzu Karaaslan Azizoğlu ve Networking Eğitmeni, Oyuncu ve Yatırımcı Erdal Uzunoğlu 17.30 - 17.50 Dijitalleşme ve İnsan Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Ercüment Büyükşener - Hayal Akademisi Kurucusu, Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka Stratejisti, Eğitmen ve Yazar IQUEEM Managing Director ve GN Founder Gamze Nurluoğlu, Managing Partner of WSI London and Turkey Hande Ocak Başev ve Forenzone Decision Intelligence, Human-AI Operating System Studio Kurucusu ve Teknoloji Stratejisti İnci Abay Cansabuncu 17.50 - 18.00 Müzik Performansı -  Ezgi Eyüboğlu - Kültür ve Turizm Bakanlığı Ses Sanatçısı 18.00 - 18.20 Sanatla Barışmak Sanat Algımız, Toplum ile İlişkisi Eşitlik için; Söz & Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Ahu Serter - Fark Labs Kurucusu Arya Yatırım Platformu Kurucusu Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSİAD ve TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Sanatçı Seçil Erel, Bahçeşehir Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü Kurucusu, Sanatçı Fırat Neziroğlu ve Yazar Sinem Sal 18.20 - 18.40 Gençlik için  Konuşanlar- Eşitlik için; Söz & Eylem İlişikisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü Moderatör: Münteha Adalı - Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu, Organizasyon Lideri Habitat Derneği İcra Kurulu Üyesi Taha Aydoğmuş, Merak Listesi, Hayal Kulübü Kurucusu, Podcaster ve Öğrenme Tasarımcısı Çağrı Küpeli ve Dijital İçerik Üreticisi ve Yazar Çağla Pektaş 18.40 Kapanış ve DJ Performansı - DJ Kerem Cangoloz Ceren Ay - Türk İşaret Dili Tercümanı Özge Çiçek Atsız - Türk İşaret Dili Tercümanı Sahne Resim Performansı Elmire Akarsu, Pınar Kuseyri, Aydan Baktır ve Prof.Dr. Ahmet Şinasi İşler Hareket Performansı Canan Gül Ayata - Wellbeing Koçu ve Güç Duruşu Uzmanı #### 6K Medikal, Büyüyen Operasyonlarını DİA ile Buluta Taşıdı 2001 yılında Ankara’da kurulan 6K Medikal, cerrahi malzemelerle başladığı yolculuğunu zamanla yoğun bakım, diyabet ve beyin cerrahisi alanlarına genişletti. 2009 yılında Medtronic’in Türkiye distribütörü olan şirket, bugün Ankara merkez ofisinin yanı sıra İstanbul, İzmir ve Adana’daki yapılanmasıyla Türkiye genelinde geniş bir bayi ağı üzerinden hizmet veriyor. Hızlı büyüme süreci, beraberinde daha bütünleşik ve güvenli bir bilgi yönetimi ihtiyacını da getirdi. Bu kapsamda bulut tabanlı bir ERP çözümü arayışına giren 6K Medikal, DİA ile çalışmaya başladı. DİA’nın sağlık sektörüne özel entegrasyonları sayesinde satıştan stok yönetimine, raporlamadan teknik servise kadar pek çok süreç tek bir platform üzerinden yönetilebilir hale geldi. DİA öncesinde sunucu yönetimi, veri güvenliği, yedekleme ve güncelleme gibi operasyonel yüklerle karşılaşan şirket, bulut altyapısına geçişle bu zorlukları geride bıraktı. İş akışlarının sadeleşmesi, ekiplerin günlük operasyonlara daha fazla odaklanmasını sağlarken, süreç hızında ve personel verimliliğinde de gözle görülür bir artış sağlandı. 6K Medikal Kurucusu İsmail Yücel, dönüşüm sürecini şu sözlerle değerlendiriyor: “Büyüyen yapımızla birlikte süreçlerimizi daha şeffaf ve kontrol edilebilir bir şekilde yönetmemiz gerekiyordu. DİA’nın esnek yapısı sayesinde müşteri ve tedarikçilerimizin taleplerine uygun raporları kolaylıkla oluşturabiliyor, aylık bildirimlerimizi sorunsuz bir şekilde yapabiliyoruz. Medikal sektörüne özel entegrasyonlar, iş akışlarımızı hızlandırırken ekiplerimizin verimliliğine de önemli katkı sağladı.” DİA Yazılım’ın bulut tabanlı ERP yapısı, 6K Medikal’in operasyonel yüklerini azaltırken, şirketin sürdürülebilir büyümesini destekleyen dijital bir altyapı oluşturdu. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### AB Yolundaki Karadağ'da Gayrimenkul ve Oturum Fırsatı ASA Invest’ten Türk İş İnsanları ve Yatırımcılar İçin Karadağ’da (Montenegro) Gayrimenkul ve Oturum Fırsatı Küresel inşaat ve gayrimenkul geliştirme sektöründe 30 yılı aşkın tecrübesiyle faaliyet gösteren İngiltere merkezli yatırım danışmanlık firması ASA Invest, yurtdışında ev sahibi olmak, döviz bazlı getiri elde etmek ve ayrıcalıklı bir yaşam kurmak isteyen Türk yatırımcılar, iş insanları ve beyaz yakalı profesyoneller için Karadağ'ın (Montenegro) sunduğu eşsiz fırsatları tanıtıyor. Türk vatandaşlarına sunulan vizesiz seyahat imkanı ile kolayca erişilebilen Karadağ, Avrupa Birliği'ne (AB) katılım yolunda attığı güçlü adımlarla cazip bir yatırım ve yaşam merkezi haline gelmiştir. Euro Bazlı Kazanç, %9 Sabit Vergi ve Yüksek Kira Getirisi Avrupa’nın en yüksek kira getirisi sıralamasında 3. sırada yer alan Karadağ, gayrimenkul yatırımlarından düzenli ve yüksek bir nakit akışı sağlamak isteyen yatırımcılar için ideal bir pazardır. Ülke genelinde ortalama %5 ile %7 arasında net kira getirisi (ROI) elde edilebilmektedir. Ülkenin resmi para birimi olarak Euro (€) kullanması, yatırımınızı döviz kuru dalgalanmalarına karşı korurken, sadece %9 olan sabit gelir ve kurumlar vergisi Avrupa'daki en rekabetçi vergi avantajlarından birini sunmaktadır. ASA Invest uzmanları, AB genişleme sürecinin en güçlü adayı olan Karadağ'da, üyeliğin gerçekleşmesiyle birlikte gayrimenkul değerlerinde yaşanacak ciddi sermaye artışına (değerlenme) dikkat çekmektedir. Minimum Yatırım Sınırı Olmadan Avrupa'da Oturum İzni Geleceğini ve varlığını güvence altına almak isteyen iş insanları ve beyaz yakalılar için Karadağ, Avrupa'daki en erişilebilir oturum izni programlarından birini sunmaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinin aksine, Karadağ'da gayrimenkul satın alarak oturum izni alabilirsiniz. Yatırımcılar, satın aldıkları mülk üzerinden eşleri ve çocuklarıyla birlikte her yıl yenilenebilen oturum hakkı (Residency) elde edebilmekte ve Avrupa'da yaşama kapılarını aralayabilmektedir. Dört Mevsim Tatil ve Lüks Yaşam: Adriyatik'in İncisi Karadağ, sadece kârlı bir yatırım değil, aynı zamanda yılın 300 günü güneşli havasıyla dört mevsim süren bir tatil ve yaşam kalitesi vaat ediyor. Yaz ayları için UNESCO mirası Kotor Körfezi, lüks yaşamın kalbi olan Porto Montenegro, Luštica Bay ve Portonovi marinaları eşsiz bir sahil deneyimi sunarken; kış sporu tutkunları için Kolasin ve Zabljak kayak merkezleri ile doğa maceracıları için Avrupa'nın en derin rafting rotası olan Tara Kanyonu bölgeyi her mevsim canlı tutmaktadır. Üstelik Tivat, Podgorica ve Dubrovnik havalimanlarına olan yakınlığı, küresel yatırımcılar için ulaşımı son derece sorunsuz kılmaktadır. ASA Invest Güvencesiyle "The Grozd" Projesi Sizi Bekliyor Yatırımcılarına proje seçiminden hukuki süreçlere kadar "uçtan uca" danışmanlık veren ASA Invest, Karadağ'ın Avrupa'ya açılan kapısı Herceg Novi'ye bağlı Bijela'da yükselen "The Grozd" projesini yatırımcıların beğenisine sunuyor. Denize sadece 420 metre mesafede konumlanan bu özel proje; deniz ve dağ manzaralı, günümüz teknolojisine uygun 1 ve 2 odalı 35 adet rezidanstan oluşmaktadır. Süs havuzu, 7/24 güvenlik, özel otopark alanları ve ferah bahçe tasarımları ile donatılmış The Grozd, bavulunuzu alıp hemen yerleşebileceğiniz bir "Sweet Home" konsepti sunarken; ASA Invest’in sunduğu kiralama ve ikinci el satış desteğiyle yatırımınızın her anında yanınızda yer almaktadır. Yurtdışı gayrimenkul yatırımında sınırların ötesinde refah ("Wealth Beyond Borders") inşa eden ASA Invest’in kârlı Karadağ portföyü hakkında detaylı bilgi almak ve bu ayrıcalıklı dünyada yerinizi ayırtmak için İngiltere ve Türkiye ofislerimizle iletişime geçebilirsiniz. İletişim: ASA Invest London HQ: +44 7793 163 663Türkiye WhatsApp İletişim: +90 536 668 51 16invest@asainvest.co.ukhttps://asainvest.co.uk/https://www.instagram.com/asainvestglobal/https://www.linkedin.com/company/asainvestglobal/ #### Able4All ile Kapsayıcılıkta Yeni Dönem Başlıyor Yeni Kapsayıcılık Modeli Able4All: Lansmanda Açıklanan Raporla İş Dünyasında Eşit Fırsatlar İçin İlk Adım Atıldı İş dünyasında kapsayıcılığı yeniden tanımlamayı ve kalıcı bir dönüşüm başlatmayı hedefleyen Able4All, 18 Nisan’da FarkLabs Maslak’ta düzenlenen lansmanla kamuoyuna tanıtıldı. Girişim, engelli istihdamı ve kapsayıcılık alanında uzun yıllardır savunuculuk yapan Esra Odabaşı’nın liderliğinde hayata geçirildi. ES Kariyer’in dokuz yıllık deneyimi üzerine inşa edilen Able4All, halihazırda 200’ü aşkın kurumsal partnerin desteğiyle, sahadan toplanan 8.000 aday iç görüsüne dayanarak şekillendi. Able4All, yalnızca bir ölçüm aracı değil; kurumların kültürlerini dönüştürmelerini mümkün kılan bütünsel bir yapı olarak öne çıkıyor. Her yıl milyonlarca yetenek, yalnızca önyargılar ve yapısal engeller nedeniyle iş hayatında hak ettiği yere ulaşamıyor. Bu görünmeyen bariyerleri görünür kılmak, dönüşüm için ilk adımı atmak ve herkes için daha eşitlikçi bir çalışma hayatı oluşturmak Able4All’ın temel misyonunu oluşturuyor. Kapsayıcılığın yalnızca temsilden ibaret olmadığını; katılım, saygı ve eşit fırsat ilkeleriyle şekillenen derin bir yaklaşım olduğunu savunan Able4All, bu dönüşümü bilimsel temellere oturtuyor. Geliştirilen özel gösterge setiyle kurumların engel, cinsiyet, kuşak farklılıkları ve yapısal kapsayıcılık gibi alanlardaki mevcut durumlarını ölçümleyebiliyor. Türkiye genelinde toplamda 58 kurumdan farklı demografik yapıda çalışanların cevapladığı ve lansmanda açıklanan rapora göre; Pilot çalışmalar, kapsayıcılık alanında çarpıcı veriler sunuyor. Kuşaklar arası işbirliği %42 iken, örgütsel iletişim %65. Bu fark, organizasyonlarda kapsayıcı liderliğin önemini gösteriyor. Engelli bireylere yönelik genelleyici önyargı oranı %87.3. Bu, engelliliğin hâlâ kalıp yargılarla anlaşıldığını, engellilerin engeli ne olursa olsun ihtiyaçlarının ve hassasiyetlerinin aynı olarak algılandığını gösteriyor. Temsiliyet, politika algısı, liderlik tarzı gibi başlıklar da kapsayıcılığı doğrudan etkiliyor. Cinsiyet kapsayıcılığı tarafında ise kadın çalışanların koruyucu politikalara dair algısı 3.54 iken erkeklerin koruyucu politikalara karşı algısı 4.19 olarak gözlemlendi. Aradaki büyük farkın nedeni ise özellikle iş hayatında kadınların ötekileştirilmesinden kaynaklanıyor. Araştırma sonuçları, global eğilimlerle de örtüşüyor. McKinsey kapsayıcı şirketlerin yüzde 35 oranında daha yüksek performans gösterdiğini belirtirken, Deloitte verilerine göre engelli kapsayıcılığı çalışan bağlılığını artırıyor. Forbes ise çeşitliliğin inovasyon kapasitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguluyor. Able4All yalnızca mevcut durumu tespit etmekle kalmıyor; özelleştirilmiş raporlar, eğitimler, atölyeler, danışmanlık süreçleri ve gelişim takibi ile kurumlara dönüşüm yolculuklarında rehberlik ediyor. “İş Yerinde Engelliliğe Farklı Bir Bakış”, “Kuşaklararası Dinamikler”, “Mikroagresyonlar ve Sessiz Kalıplar” gibi başlıklar altında hazırlanan eğitim içerikleri, kurumları hem bireysel hem kurumsal farkındalık konusunda ileri taşımayı hedefliyor. Ayrıca dört başlıktan oluşan stratejik yapı ve güçlü danışma kurulu ile desteklenen yapı, dönüşümü sürdürülebilir kılmak adına sektörde örnek bir model sunuyor. Danışma kurulunda Berna Öztınaz, Emine Erdem, Rıza Kadılar ve Akan Abdula gibi farklı alanlardan gelen kanaat önderleri yer alırken, Strateji kurulunda Prof. Dr. Mustafa Özbilgin ve Didem Aral gibi isimlerin katkıları öne çıkıyor. Ayrıca dört başlıktan oluşan stratejik yapı ve güçlü danışma kurulu ile desteklenen yapı, dönüşümü sürdürülebilir kılmak adına sektörde örnek bir model sunuyor. Danışma kurulunda Berna Öztınaz, Emine Erdem, Rıza Kadılar ve Akan Abdula gibi farklı alanlardan gelen kanaat önderleri yer alırken, Strateji kurulunda Prof. Dr. Mustafa Özbilgin ve Didem Aral gibi isimlerin katkıları öne çıkıyor. ES Kariyer ve Able4All girişiminin kurucusu, Engelli İstihdamı ve Kapsayıcılık Savunucusu Esra Odabaşı, lansmanda yaptığı konuşmada  “İş dünyasında fırsat eşitliği hâlâ birçok insan için bir ideal olmaktan öteye geçemiyor. Engellilik, cinsiyet, yaş, köken ya da görünmeyen farklılıklar nedeniyle milyonlarca yetenek sistem dışına itiliyor. Bu yalnızca bireyler için değil, kurumlar için de büyük bir kayıp. Çünkü kapsayıcılık bir sosyal sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir avantajdır.  2 yıldır üzerinde çalıştığımız bir girişim olan Able4All, sadece bir program değil, bir dönüşüm hareketi, bir marka. Amacımız; şirketlerde her bireyin kendini gerçekten değerli ve kapsanmış hissettiği bir yapı kurmak. "Biz bir aileyiz" retoriğinden uzak, herkesin emeğinin ve farklılığının tanındığı bir yapıdan bahsediyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz Able4All, ES Kariyer’in 9 yıllık saha deneyimiyle şekillendi. Kurumsal kapsayıcılığı ölçümleyen, analiz eden ve gelişim alanlarını gösteren bir model sunuyor. Able4All, sadece çözüm ortağı değil, dirsek temasıyla çalışan bir sosyal girişimdir. Kâr amacı güden ama toplumsal faydayı önceleyen bir yapıdır. Anket soruları, çalışanların derinlemesine düşünmesini sağlayacak şekilde hazırlanmıştır. Boğaziçi Üniversitesi ve Brunel Üniversitesi gibi danışmanlarla birlikte geliştirildi. Türkiye genelinde 58 farklı şirkette pilot uygulaması yapıldı. Able4All’ı kurarken en temel motivasyonumuz, kurumların bu potansiyelin farkına varmasını sağlamak ve somut, ölçülebilir adımlarla kültürel dönüşümü mümkün kılmaktı. Sahadan elde ettiğimiz binlerce içgörü bize şunu gösterdi: Kapsayıcılık, yalnızca iyi niyetle değil; veriyle, eğitimle, görünürlükle ve süreklilikle inşa edilebilen bir yapı. Bugün burada başlattığımız şey bir yazılım, bir anket ya da bir eğitim programı değil; bir zihniyet dönüşümüdür. Çünkü biz inanıyoruz ki herkesin eşit gelişim fırsatlarına sahip olduğu bir iş dünyası sadece mümkün değil, aynı zamanda kaçınılmazdır. Ve bu dönüşüm, ‘Biz gerçekten kapsayıcı mıyız?’ sorusunu cesaretle sormaya cüret edenlerle başlayacak. Bugün bir soru sormakla başlıyoruz: Able4All ile amacımız; sadece bu soruyu sordurmak değil, yanıtını veriye dayalı, etkili ve sürdürülebilir biçimde dönüştürmek” diyerek kurumlara kapsayıcılık konusunda çağrıda bulundu. Odabaşı, kapsayıcı olmanın bir tercih değil, sorumluluk. Olduğunu ve bu sorumluluğu üstlenmenin, sadece bir anketle değil, gerçek bir dönüşüm iradesiyle mümkün olabileceğini belirterek, Able4All’ın bu yolculukta ilk adımı atmak isteyen tüm kurumlara eşlik etmeye hazır olduğunu ifade etti. #### Aile Şirketlerinin Geleceğine Stratejik Yol Haritası:  “Aile Anayasası” Rehberi Aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve kurumsallaşma süreçlerine rehberlik etmek amacıyla hazırlanan "Aile İşletmeleri İçin Adım Adım Aile Anayasası Hazırlama Rehberi" çalışmasını kamuoyuna duyuruldu. Yönetim danışmanı ve akademisyen Şerafettin Özsoy tarafından kaleme alınan bu eser, aile bağlarını korurken işletmeleri profesyonel bir yapıya kavuşturmanın şifrelerini sunuyor. Türkiye’deki Şirketlerin %95’i Aile İşletmesi Dünya ekonomisinin %70’inden fazlasını temsil eden aile şirketleri, Türkiye’de de özel sektörün ve istihdamın temel taşı konumunda yer alıyor. Ancak istatistikler, bu kurumların oldukça kırılgan bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor: Türkiye’deki şirketlerin yaklaşık %95’i aileye aittir. Bu şirketlerin ortalama ömrü sadece 25-30 yıl ile sınırlı kalıyor. İkinci kuşağa geçebilen şirket oranı %30, üçüncü kuşağa ulaşabilenlerin oranı ise yalnızca %10 seviyesinde. Rehber, bu başarısızlıkların temelinde ekonomik nedenlerden ziyade, aile içi iletişim eksikliği ve yazılı olmayan kuralların yarattığı belirsizliklerin yattığını vurguluyor. Kriz Anında Değil, Uyum Sürecinde Hazırlanmalı "Aile Anayasası", aile işletmeleri için sadece hukuki bir metin değil, aynı zamanda stratejik bir pusula işlevi görüyor. Harvard Business School tarafından geliştirilen "Üç Çember Modeli" (Aile, Mülkiyet, İş) üzerine kurgulanan rehber, bu alanların birbirine karışmasını engelleyecek somut çözümler sunuyor. Çalışmada yanıtlanan kritik sorulardan bazıları şunlardır: İşe Alım ve Liyakat: Aile üyeleri hangi eğitim ve deneyim kriterlerine göre şirkette görev alabilir? Maddi Disiplin: Maaşlar ve temettü dağıtımı "akrabalığa" göre mi yoksa performansa göre mi belirlenecek? Karar Alma ve Yönetişim: Anlaşmazlık durumlarında son sözü kim söyleyecek? Hisse Devri: Gelinler, damatlar ve yeni kuşaklar yönetime hangi şartlarda dahil olabilecek? Devlerin Deneyimi Rehber Oldu Rehberde, yönetim krizlerini yazılı kurallar ve profesyonel yönetim kurullarıyla aşan Koç Holding, Sabancı Holding, Ford, Samsung ve Hermès gibi küresel ve yerel devlerin vaka analizlerine de yer veriliyor. Yazar Hakkında: İTÜ İşletme Mühendisliği mezunu olan ve halen aynı bölümde doktora çalışmalarını sürdüren Şerafettin Özsoy, Yıldız Holding ve Teknopark İstanbul gibi kurumlardaki deneyimlerinin ardından yönetim danışmanlığı alanında uzmanlaşmıştır. Özsoy, Türkiye'nin önde gelen iş insanlarına yeni iş fırsatları ve kurumsallaşma konularında danışmanlık vermektedir. Detaylı Bilgi ve Rehbere Erişim: Rehberin dijital sürümüne buradan ulaşabilirsiniz. #### Altın Talebinde Artış Online Satışlar Hızlandı, Kasa Aramalarında Yükseliş İnternetten altın satışları Ocak ayında dikkat çekici bir artış gösterdi. BKM verilerine göre bu dönemde 4,7 milyar TL’lik altın alımı gerçekleşti. Bu rakam, aylık bazda internetten yapılan altın satışlarında rekor seviyelere işaret ediyor. E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas’ın paylaştığı güncel veriler, altın fiyatlarında yaşanan düşüşün ardından talebin yeniden hareketlendiğini ortaya koyuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, “Altın fiyatlarındaki geri çekilme ile birlikte kullanıcıların alıma yöneldiğini görüyoruz. Veriler, son dönemlerde satış hacimlerinin iki katına kadar çıkabildiğini gösteriyor” dedi. Artan talep, güvenli saklama çözümlerine yönelik ilgiyi de beraberinde getirdi. Google Trends verilerine göre Mart ayının ilk haftasından itibaren “kasa” aramalarında %240’a varan bir artış kaydedildi. #### Altın Tasarımında 40 Yıllık Mirası ile Sesera Gold, Yeni Baş Harfi Çiçeği Koleksiyonu Blossom Letter’ı Tanıttı 1984 yılında KUK ailesi tarafından kurulan ve altın tasarımlarını ustaca işleyerek sanata dönüştüren SESERA GOLD, davet ve özel günlere eşlik eden yüksek gramajlı el işçiliğinin öne çıktığı ana koleksiyonuna bir yenisini ekledi. Baş Harfi Çiçeği Koleksiyonu: Blossom Letter Toprağın bize armağan ettiği altın ve çiçekleri, kadının tıpkı toprak gibi üreten ruhuyla buluşturan SESERA GOLD, Baş Harfi Çiçeği Koleksiyonu Blossom Letter’ı kullanıcılarla buluşturdu. Toprağın bizlere sunduğu bu iki kadim değeri özgün bir dille yeniden yorumlayan koleksiyon; her biri üç boyutlu olarak tasarlanmış 28 harf ve baş harfine özel çiçekten oluşuyor. Her baş harfi çiçeğinin sembolik anlamları, hikâye kartlarıyla birlikte kişisel bir karakter anlatısına dönüşüyor. Blossom Letter, farkında olmadan taşıdığımız karakter özelliklerini, baş harfimizin temsil ettiği çiçeğin anlamıyla buluşturarak her tasarımı bir hikayeye dönüştürüyor. Güçlü yanlarımızı hatırlatan bu anlatı, varoluşumuza anlam katıyor; farkındalıklarla hayat, olduğundan da güzelleşiyor. “Televizyon, dijital ve yapay zeka destekli yaratıcı süreçleri bir araya getiren bu entegre iletişim modeliyle SESERA GOLD; sektörde yenilikçi yaklaşımı, güçlü medya görünürlüğü ve çağdaş marka diliyle dikkat çekiyor” https://www.youtube.com/watch?v=FXg0dnvBq9w Teknoloji ile Entegre Reklam Filmi SESERA GOLD, ulusal televizyon kanallarında eş zamanlı olarak hayata geçirdiği spot ve alt bant reklam çalışmalarıyla, yüksek erişimli ve yenilikçi bir lansmana imza attı. Kampanya kapsamında hazırlanan reklam filmi, teknoloji ile entegre edilmiş yapay zeka destekli yaratıcı süreçlerle üretilerek markanın çağdaş, vizyoner ve yenilikçi duruşunu güçlü biçimde yansıttı. Televizyon yatırımı, dijital medya planlamasıyla entegre edilerek çok kanallı bir iletişim stratejisine dönüştürüldü. SESERA GOLD, ulusal kanalların online platformlarında ve dijital yayın alanlarında da yer alarak, lineer televizyon etkisini dijital mecralara taşıdı; erişim ve görünürlük gücünü katladı. Marka mesajı, Türkiye’nin en çok izlenen ve gündem yaratan yapımlarının yayın akışlarında konumlanarak geniş ve nitelikli hedef kitlelerle buluştu. Bu kapsamda Survivor, Kızılcık Şerbeti, Uzak Şehir, Eşref Rüya, Güller ve Günahlar, Abi, Taşacak Bu Deniz, Teşkilat, Gönül Dağı, Halef ve daha fazlası ile aynı yayın ekosisteminde yer alındı. SESERA GOLD Kurucularından Halit Kuk, Blossom Letter Koleksiyonu hakkında şunları söyledi: “SESERA GOLD, 40 yılı aşkın süredir sektörde takip edilen tasarımlara imza atan bir marka olmanın sorumluluğu ile üretmeye devam ediyor. Blossom Letter Koleksiyonu’nu tasarlarken, ülkemizin korunması gereken değerli çiçeklerini baş harfleriyle buluşturduk ve bu süreçte uzman bir ekip ile çalıştık. Çiçeklerin sembolik anlamlarını oluştururken uluslararası referans kabul edilen kaynaklardan faydalandık. Önümüzdeki dönemde bu yaklaşımı, ses getirecek yeni ve özel koleksiyonlarla sürdürmeyi hedefliyoruz.” Avrupa’ya Yüksek Kapasiteli Üretim SESERA GOLD Avrupa’ya özgü tasarımları, yüksek kapasiteli üretim altyapısı ve usta zanaatkarları ile işleyerek özgün koleksiyonlar yaratıyor. Koleksiyonlarda yer alan altın set ve takılar sektörde trendleri belirleyen gücüyle öne çıkıyor. Altının estetik değerini yansıtan SESERA GOLD, her bir tasarım ile kullanıcılarına bir sanat eseri taşıma deneyimi yaşatıyor. Nitelikli Satış Noktaları 40 yıllık bir mirasla günümüzde ikinci kuşak liderleri tarafından yönetilen SESERA GOLD, kadınların istihdama katılımını destekleyen yaklaşımı; teknoloji ve AR-GE yatırımlarıyla Türkiye’de büyük şehirler başta olmak üzere 50’den fazla satış noktasıyla geniş bir müşteri kitlesine ulaşıyor. Markanın dijitaldeki gücünü tüm Türkiye’ye erişerek kullanıcı dostu bir deneyim sunan online mağaza seseragold.com üstleniyor. İstanbul Kuyumcu Kent’te yer alan Showroom Mağaza, misafirlerine markanın en yeni tasarımlarını keşfetme fırsatı sunarken, özel bir alışveriş deneyimi yaşatıyor. Altını bir ruh, bir hikaye ve bir sanat eseri haline dönüştüren SESERA GOLD, zamansız estetik anlayışı ve yenilikçi vizyonuyla geleceğe ilham vermeye devam ediyor. #### Anonim Şirketlerin Gizli Gücü: Halka Arz Olmadan Finansman Sağlamak Mümkün Avukat ve Sözleşme Uzmanı Engin Daşlı, şirket kurucularının dahi tam olarak bilmediği "borsaya girmeden pay senedi ile finansman sağlama" hakkını açıkladı. Türkiye'de şirketleşme kültürü genellikle vergi avantajları ve prestij unvanı üzerine kuruluyken, anonim şirketlerin asıl kuruluş felsefesi olan "alternatif finansman oluşturma" gücü çoğu zaman göz ardı ediliyor. Yirmi yıllık hukuk sektörü tecrübesine sahip Avukat ve Sözleşme Uzmanı Engin Daşlı, anonim şirketlerin (A.Ş.) büyümesinde kritik bir rol oynayan ancak iş dünyasında pek bilinmeyen hisse senedi ihraç etme hakkına dikkat çekti. https://www.youtube.com/watch?v=BtuY6U8-0Q4 "Hisse Senedi Basmak İçin Borsaya Girmek Şart Değil" Piyasadaki en büyük bilgi kirliliklerinden birinin, şirketlerin senet basabilmek ve hisse senedi çıkarabilmek için mutlaka halka arz olma zorunluluğu zannı olduğunu belirten Daşlı, konuya şu sözlerle açıklık getirdi: "Hisse senedi çıkartmak için halka arz olmanız gerekmiyor. Anonim şirket zaten hisselerini senet olarak basıp piyasaya sürme yetkisine sahip. Ticaret odası yetkilendirmesiyle matbaadan nama veya hamiline olarak bastırılabilen bu senetler, başka bir finansman arayışına girmeden şirketlere kendi pay senetleriyle fon sağlama imkanı sunuyor." Şirket Büyüdükçe Senedin Değeri Artıyor Hamiline yazılı senetlerin adeta bir çek veya para gibi piyasada el değiştirebileceğini belirten Daşlı, şirketin piyasadaki itibarı arttıkça bu senetlerin değerinin de yükseleceğini ifade etti. Daşlı, "Sermayeniz aynı kalsa bile, şirketiniz iyi işler yaptıkça yükselen fiyat üzerinden tekrar senet basıp sürebilirsiniz. Kendi hissenizin ne kadarını piyasaya süreceğinizi ve senet adedini yine siz belirliyorsunuz" dedi. "Şirket Görünümlü Şahıs İşletmelerinden Kurtulmalıyız" Türkiye'deki anonim şirket algısını eleştiren Engin Daşlı, şirket kurmanın sadece vergisel teşviklerden yararlanmak için kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Kurulan birçok şirketin aslında şahıs işletmesi mantığıyla yönetildiğini belirten Daşlı, "Bizde anonim şirkete bakış açısı sadece 'daha büyük bir isim, daha gösterişli bir prestij unvanı' anlayışıyla sınırlı. Halbuki sistem, yöneticilik kabiliyetlerinizi ortaya koyup topluma katkı sağlayan ve kendi kendine tıkır tıkır işleyen bir organizasyon kurmanızı istiyor" değerlendirmesinde bulundu. Büyüme ve şeffaflaşma vizyonu olan şirketlerin bu finansman gücünü mutlaka kullanması gerektiğinin altı çizilirken, konunun detaylarının anlatılacağı soru-cevap bölümlerinin olacağı düzenlenecek özel webinarda işlenmeye devam edeceği duyuruldu. Webinar Kaydı İçin : https://streamyard.com/watch/cqQ8PNqNAk8E #### Antalya’da Örtü Altı Tarımı Gelişerek Tarla Birim Fiyatlarını Etkiliyor EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Eren Doğanyiğit, son yıllarda birçok üretici tarafından tercih edilen yaygın olarak kullanılan Örtü Altı Yetiştiriciliğini ve bu uygulamanın arazi fiyatlarına etkisini mercek altına aldı. Özellikle Antalya Elmalı’da artan Örtü Altı Yetiştiriciliği ile birlikte bölgede satılık arazi metrekare birim fiyatları 300 TL ile 500 TL arasında değişiyor Örtü Altı Yetiştiriciliği’nin son yıllarda birçok üretici tarafından tercih edilen ve yaygın olarak kullanılan bir yöntem olduğunu vurgulayan EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Eren Doğanyiğit, “Türkiye ve Antalya’da örtü altı tarımının gelişerek yaygınlaştığını, hatta rakımı yüksek bölgelerde bile artık sera hollerine rast geliyoruz. İç Anadolu bölgesinde bile örtü altı tarımının olduğunu, oysaki eskiden karasal iklimlerde sera olmayacağı rekoltelerin verimsiz olacağı algısı vardı. Yurt dışında özellikle komşu ülkelerimizde de örtü altı yetiştiriciliğine teşviklerin arttığını ve çiftçilerin seracılığa yönlendirildiği de bilinmektedir. Ülkemizde de çiftçilerimizin alternatif tarım uygulamalarıyla özellikle örtü altı yetiştiriciliği ile ürün gamını çeşitlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Örtü Altı Yetiştiriciliği daha fazla büyüyecek, fiyatlara etki edecek Örtü altı yetiştiriciliğinin yükselişiyle birlikte tarla birim fiyatlarında pozitif yönde bir artış olduğunu saha araştırmalarımızdan tespit edebiliyoruz. Ülkemizde yaygınlaşan, büyüyen ve gelişen bir yöntem olan seralar, gerek tropikal meyve, gerekse bitki türleri olarak ürün gamını çeşitlendirerek aracılara ve tüketiciye sunmak zorunda kalıyor. Ülkemiz genelinden Antalya İline baktığımız zaman, bundan 5-6 yıl önce sadece Gazipaşa ve Alanya İlçelerinde muz ağacı görürken, artık günümüzde Manavgat, Serik, Aksu, Alanya ve Gazipaşa İlçelerinde de muz seraları görmeye başladık. Örtü altı yetiştiriciliğinin gayrimenkul sektörüne etkisi Antalya İli; 643 km’lik sahil şeridiyle aynı zamanda turizme katkısıyla lokomotif görevi görürken artık farklı iklim ve coğrafi koşullarla özellikle örtü altı yetiştiriciliğiyle de lokomotif olduğunu ispatladı. Bu durum tarıma olan ilgiyi artırdı, hatta turizmci ya da inşaat sektöründeki yatırımcı ve iş adamlarının da tarıma olan ilgisinin artması, seralaşma ile katma değeri yüksek olan ürünlerden elde edilen kazancın yüksek olmasıyla doğru orantılıdır. Bu süreçte 250-300 km’lik ilçeler arası mesafe bile maliyet unsuru olarak görülmemektedir. Örtü altı yetiştiriciliğinin, zamanla artmasıyla birlikte sahil şeridi haricindeki ilçeler ve Burdur, Isparta gibi illerde de tarla birim fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Antalya’nın doğu ilçeleri hakkında bilgi vermiştik, batı ilçelerine bakıldığında, özellikle Kumluca ve Demre İlçeleri plastik seracılığın belki de başkentleri sayılabilir. Demre ve Kumluca kadar olmasa da Kaş ve Finike İlçeleri de seralaşma yarışında oldukça iddialı ilçeler arasındadır. Kaş İlçesinde özellikle Ova Bölgesinin tamamı neredeyse sera ile kaplıyken, Finike İlçesinde meşhur Washington, Tireşe ağaçlarının olduğu portakal bahçeleri de seralaşmadan nasibini alarak sökülüp, yerlerine sera hollerinin yapılmaya başladığını söyleyebiliriz. Narenciye bahçelerinin sökülerek yerlerine sera hollerinin yapılması bile tarla fiyatlarının ne kadar artışa geçtiğini, üreticinin mecburen daha fazla kazandıran seracılığa yöneldiğini bu durumun da özellikle sera yapılabilecek araziye sahip Kumluca, Finike, Demre ve Kaş İlçelerinde fiyatları artırdığını söylemek hiç abartı olmaz. Bu süreç zamanla tarla birim fiyatlarının daha da artmasına neden olacaktır. Bu bölgelerde ortalama arazi birim fiyatlarının 2.500 TL/m2 ile 3.000 TL/m2 arasında değişmektedir. Elmalı, Korkuteli İlçeleri son dönemde seralaşmada ön planda Antalya’nın yaylacılık faaliyetlerinin olduğu, yazlıkçıların tercih ettiği Elmalı ve Korkuteli İlçeleri tarla fiyatlarının ucuzluğu bakımından tercih sebebi olmaya başladı. Yaklaşık olarak 800-900 m rakımlı bu iki ilçe de sahil bandındaki ilçelere göre fiyatların daha düşük olması ilgiyi Antalya’nın kuzeybatı tarafında ki bu iki şirin ilçeye çekmeye başladı. Antalya ve İlçelerini değil Antalya’nın komşu illerinde de seracılık  faaliyetlerinin artmasına ve bu illerde de tarla fiyatlarının artmasına neden olmaktadır. Özellikle pandemi sonrasında ki müstakil yaşamın çekiciliği, toprakla ilgilenmenin verdiği keyif ve yatırım arzusu da fiyatların yükselmesine neden olmaktadır. Elmalı’da satılık arazi metrekare birim fiyatları 300 TL ile 500 TL arasında değişiyor Güncel araştırmalarda Elmalı’da örtü altı tarım faaliyetlerine uygun arazilerin birim değerleri ortalama 300 TL ile 500 TL arasında pazarlanmaktadır. Bölgede 5 yıllık süreçte gözle görülür değişimler ve gelişmeler yaşanmaktadır. Tarım arazilerinin fiyatları daha da üst seviyelere çıkacak Özetle günümüz koşullarında Sahil bandındaki ilçeler de tarım arazilerinin 2.500 TL/m2 ile 3.000 TL/m2 birimden alınıp satıldığını, oysaki Elmalı İlçesinde henüz 300 TL/m2 ile 500 TL/m2 birim fiyat aralığında tarla bulunurken bu tarz bölgelerde tarla fiyatlarının daha çok artacağını düşünmekteyiz. Bir süre sonra Antalya’nın yayla ilçeleri de gayrimenkul fiyatlarındaki doygunluğa ulaştığında, bu defa komşu ilçelere doğru yatırım yön değiştirebilir. Tabii bu seralaşma, küresel ısınma, yağışların azlığı, her seranın hemen yanında kazılan sondaj kuyularıyla yer altı suları çekilmekte, ileriki zamanlar için endişe vermektedir. Yine karstik bir ova olan Elmalı İlçesinde bu kadar yoğun sondaj kuyuları kazılması ileride Konya’da olduğu gibi obrukların oluşmasına da neden olabilir. Eğer bu tarz obruklar oluşur ve sulama imkanları kısıtlanırsa bu defa arazi fiyatlarında bir düşüş yaşanabilir. O zamanda susuz alternatif tarım seçenekleri gözden geçirilmesi gerekecektir. Her halükarda şeker pancarı üretimindeki gibi vahşi bir sulama olmadığı için de seralar daha sulama anlamında ekonomiktir. Bunu da zamanla hep birlikte göreceğiz. “ şeklinde konuştu. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 25 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Arena’da Liderlikte Yeni Bir Dönem Başlıyor Türkiye’nin lider teknoloji dağıtım şirketlerinden Arena’da önemli bir liderlik değişimi gerçekleşti. Arena CEO’su Serkan Çelik 11 milyar doları aşan hacmi ile Dünyanın en büyük 7. teknoloji dağıtıcısı olan Redington’un 40’dan fazla ülkeyi kapsayan Türkiye, Afrika, Mısır ve Orta Asya (TAEC) Bölge CEO’luğu görevine atandı. Arena’nın yeni CEO’su ise 2018 yılından bu yana Arena’da CFO ve 2020 yılından itibaren Ürün Yönetimi ve Pazarlamadan Sorumlu GMY olarak görev yapan Kerem Günay oldu. Kerem Günay’ın liderliğinde Arena, inovatif iş modelleriyle büyüme hedeflerini gerçekleştirmeye devam edecek. Arena CEO’su Serkan Çelik, 11 milyar doları aşan hacmiyle Dünyanın en büyük 7. teknoloji distribütörü olan ve önümüzdeki 3 yıl içinde Dünya’nın ilk 5’i arasına girmeyi hedefleyen Redington’un 40’dan fazla ülkedeki tüm faaliyetlerini içeren Türkiye, Afrika, Mısır ve Orta Asya (TAEC) Bölgesi CEO’luğu görevini üstleniyor. Ayrıca, Serkan Çelik, Arena’daki görevine Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam edecek. Türkiye’nin lider teknoloji sağlayıcısı Arena, CEO’luk görevine uzun yıllardır sektörde önemli tecrübeler edinen Kerem Günay’ı atadı. Arena’daki CFO ve GMY görevleriyle şirketin finansal, operasyonel, ürün yönetimi ve pazarlama süreçlerine yön veren Günay, 2025 yılı itibarıyla genel müdürlük koltuğunu Serkan Çelik’ten devralacak. Kerem Günay, Arena’daki görevi boyunca şirketin finansal ve operasyonel süreçlerine yenilikçi bir bakış açısı kazandırarak başladığı CFO görevine, 2020 yılından itibaren Genel Müdür Yardımcısı pozisyonuyla devam etti. Bu süreçte Arena’nın büyüme stratejilerine yön veren Günay, yeni görevinde Arena’nın sektördeki öncü konumunu daha da ileri taşımayı, sürdürülebilir başarılarla desteklemeyi ve teknoloji sektörüne yön veren projelere imza atmayı hedefliyor. Kerem Günay Kimdir?  2002 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Kerem Günay, 2002–2010 yılları arasında PricewaterhouseCoopers’ta çalışarak çok sayıda yerli ve yabancı firmaya vergi ve finansal danışmanlık hizmeti verdi. 2010 yılında Vodafone Türkiye’ye katılan Günay; Vergi, Hazine, Kredi Riski, Finans Operasyonları, Muhasebe, Gelir Güvencesi, Finansal Planlama, Raporlama ve Yatırımcı İlişkileri gibi birçok kritik iş alanının yönetimini üstlendi. 1 Temmuz 2018 itibarıyla Arena bünyesine Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak katılan Günay, 2020 yılından itibaren Ürün Yönetimi ve Pazarlama’dan Sorumlu GMY olarak görevini sürdürmektedir. SMMM unvanına sahip olan Günay, Kadir Has Üniversitesi’nden Bankacılık ve Finans alanında doktora derecesine sahiptir. Vodafone döneminde edindiği çok yönlü bilgi birikimi ve deneyim, Arena’daki liderlik yolculuğunun güçlü temelini oluşturmuştur. Arena Hakkında : Arena, 5.000'i aşkın iş ortağı ile dünyanın önde gelen teknoloji markalarını ülkemizle buluşturan Türkiye’nin lider teknoloji ürünleri tedarikçisidir. Bilişim teknolojileri, telekomünikasyon, elektronik tüketim ürünleri, perakende ve internet perakendeciliği gibi çok geniş bir ürün gamını yönetmektedir. 1991 yılında kurulan Arena, pazar koşullarındaki gelişmeleri yakından takip etmek ve kullanıcı beklentilerini öngörme becerisiyle kurulduğu günden bu yana Türkiye pazarında birçok ilki gerçekleştirme misyonunu bugün de sürdürmekte, sayısız yeniliğin altına imzasını atmaktadır. Arena, 2000 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmeye başladı. 29 Kasım 2010 tarihinde şirketin kurucu hissedarlarının şirket hisselerinin %49’una karşılık gelen hisseleri, Hindistan, Güney Asya, Orta Doğu ve Afrika’da faaliyet gösteren ve 4 milyar dolarlık net satış gelirine sahip olan Redington tarafından satın alındı. Arena’nın %51 hissesi ise halka açıktır. Website http://www.arena.com.tr #### Artan Dönüşüm İhtiyacında Proje Gayrimenkul Yatırım Fonları En Önemli Alternatif Oluyor Türkiye’de hızlanan şehirleşme, deprem riski ve yükselen arsa maliyetleri; özellikle büyükşehirlerde erişilebilir konut üretimini her geçen gün daha kritik hale getiriyor. İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde dönüşüm ihtiyacının büyümesi, gayrimenkul sektöründe yeni finansman modellerini gündemin merkezine taşırken, Proje Gayrimenkul Yatırım Fonları (PGYF) da sektörün dikkat çeken alternatiflerinden biri haline geliyor. Neo Portföy Yönetimi A.Ş Gayrimenkul Yatırım Fonları Direktörü Deniz Şahinkaya, Türkiye’de konutun yalnızca bir barınma ihtiyacı değil; aynı zamanda tasarruf, yatırım ve gelecek nesillere bırakılan önemli bir değer olarak görülmeye devam ettiğini belirterek, mevcut ekonomik koşulların erişilebilir konut üretimini daha karmaşık bir yapıya dönüştürdüğünü ifade etti. Arsa maliyetleri erişilebilir konut üretimini zorlaştırıyor Büyükşehirlerde imarlı arsa üretiminin giderek zorlaştığını vurgulayan Şahinkaya, özellikle İstanbul gibi metropollerde arsa maliyetlerindeki yükselişin sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Finansman maliyetlerinin artmasının da geliştiricilerin hareket alanını daralttığını belirten Şahinkaya, geleneksel finansman modellerinin büyük ölçekli projelerde tek başına yeterli olmamaya başladığını söyledi. İstanbul’da deprem riski nedeniyle hız kazanan kentsel dönüşüm ihtiyacının artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini ifade eden Şahinkaya, uluslararası raporların da şehirde milyonlarca insanı ilgilendiren büyük bir dönüşüm ihtiyacına dikkat çektiğini söylüyor. Kentsel dönüşüm yeni konut üretiminin merkezine yerleşiyor Şahinkaya; “Son yıllarda Türkiye’de yeni konut arzının önemli bölümü dönüşüm projelerinden oluşuyor. Eski ve riskli yapı stokunun yenilenmesine dayalı projeler önümüzdeki dönemde de sektörün temel dinamiklerinden biri olmaya devam edecek.  Bu süreçte sermaye piyasalarıyla gayrimenkul geliştirme süreçlerini bir araya getiren Proje Gayrimenkul Yatırım Fonları daha fazla önem kazanacak. PGYF modelleri özellikle uzun vadeli sermaye ihtiyacı bulunan projelerde önemli avantajlar sunuyor.” dedi. “PGYF modeli sektöre kurumsal disiplin kazandırıyor” PGYF’lerin yalnızca finansman sağlayan yapılar olmadığını ifade eden Şahinkaya, bu modelin aynı zamanda sektöre şeffaflık, profesyonel yönetim ve kurumsal yönetim anlayışı kazandırdığını belirtti. Farklı yatırımcıların tek bir yapı altında buluşabilmesinin ölçek ekonomisi yarattığını söyleyen Şahinkaya, proje finansmanının yalnızca banka kredileri veya özkaynakla yürütülmesinin giderek zorlaştığı bir dönemde alternatif sermaye modellerinin öneminin daha da arttığını belirterek, “Özellikle bireysel nitelikli yatırımcılar açısından profesyonel yönetim mekanizmaları, projelerin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sunuyor.” dedi. Dünyadaki dönüşüm projelerinde fon modelleri öne çıkıyor Şahinkaya, “Kentsel dönüşüm süreçlerinde gayrimenkul yatırım fonları dünya genelinde de yoğun şekilde kullanılıyor. İtalya ve İngiltere’deki örnekler ise dikkat çekici.  Milano merkezli COIMA’nın geliştirdiği “Impact Fund” modeli sosyal fayda, sürdürülebilirlik ve kurumsal yatırım yapısını bir araya getirdi. Emeklilik fonları ve büyük yatırım kuruluşları da şehir dönüşüm projelerine doğrudan sermaye sağlıyor.  İngiltere’de Manchester, Liverpool ve Londra gibi şehirlerde gerçekleştirilen dönüşüm projelerinde de özel sermaye ve kurumsal fonlama modelleri önemli rol oynarken, eski sanayi bölgelerinin yeniden yaşam alanlarına dönüşmesinde bu modeller etkili oluyor. İstanbul’da erişilebilir konut ihtiyacı büyüyor İstanbul’da merkezi bölgelerde arsa arzının azalması, yeni konut üretimini büyük ölçüde dönüşüm projelerine bağımlı getiriyor. Yükselen kira ve konut fiyatları orta gelir grubunun erişilebilir konuta ulaşmasını zorlaştırıyor.  Önümüzdeki dönemde yalnızca lüks projeler değil; erişilebilir fiyatlı, sürdürülebilir, planlı ve deprem güvenliği yüksek projeler daha fazla öne çıkacak ve PGYF modelleri de bu noktada önemli bir rol üstlenecek. “Şehirleşmenin geleceğinde sermaye piyasaları daha etkin olacak” Türkiye’de sermaye piyasalarının derinleşmesiyle birlikte gayrimenkul sektöründe daha kurumsal finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, karma yaşam alanları, erişilebilir konut üretimi ve sürdürülebilir şehircilik yatırımlarında PGYF kullanımının yaygınlaşmasını bekliyoruz.  Kentsel dönüşüm yalnızca eski binaların yenilenmesi anlamına gelmiyor, şehirlerin ekonomik, sosyal ve fiziksel olarak yeniden inşasını kapsayan çok boyutlu bir süreç aynı zamanda. Türkiye’nin yeni şehirleşme döneminde Proje Gayrimenkul Yatırım Fonları’nın sermaye piyasaları ile reel ekonomiyi buluşturan önemli araçlardan biri haline geleceğine inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu alanda gelişecek yeni proje modellerini ve iş birliklerini yakından takip ediyoruz” diyerek sözlerini bitirdi. #### ASA Invest'ten Türk Yatırımcılara Karadağ ve İngiltere’de Yatırım Stratejisi İngiltere merkezli yatırım danışmanlık firması ASA Invest, 30 yılı aşkın inşaat ve gayrimenkul geliştirme tecrübesini Türk yatırımcılarla buluşturuyor. Firma, tek bir ülkeye bağlı kalmak yerine farklı pazarda çeşitlendirilmiş yatırım fırsatları sunarak risk yönetimi ve getiri optimizasyonu sağlıyor. Farklı Pazarlar, Farklı Stratejiler ASA Invest'in sunduğu yatırım portföyü, her biri kendine özgü avantajlar sunan iki stratejik lokasyonda yoğunlaşıyor: Karadağ (Montenegro) - Yükselen Değer: Adriyatik'in parlayan yıldızı olarak tanımlanan Karadağ, düşük giriş fiyatları ve hızlı değer artışı potansiyeliyle öne çıkıyor. Euro ekonomisine sahip olması, para birimi riskini ortadan kaldırırken, AB aday ülkesi statüsü uzun vadeli büyüme beklentilerini destekliyor. İngiltere - Güvenli Liman: Şeffaf hukuk sistemi ve tutarlı değer artışı ile İngiltere, uzun vadeli varlık koruma isteyen yatırımcılar için "güvenli liman" niteliği taşıyor. Uçtan Uca Profesyonel Yönetim ASA Invest'i diğer firmalardan ayıran en önemli özellik, sadece proje tanıtımı yapmaması aynı zamanda yatırım sürecinin tamamını yönetmesi. Firma; pazar analizi, hukuki rehberlik, risk yönetimi ve kişiselleştirilmiş yatırım stratejileri sunarak yatırımcının tüm süreçteki yanında yer alıyor. Satın alma sonrası varlık yönetimi ve kiralama desteği de hizmet paketine dahil. İletişim ve Detaylı Bilgi Yatırımcılar, ASA Invest'in İngiltere ve Türkiye ofisleriyle doğrudan iletişime geçerek portföy hakkında detaylı bilgi alabilirler: Londra Merkez: +44 7793 163 663 Türkiye WhatsApp: +90 536 668 51 16 E-posta: invest@asainvest.co.uk "Sınırların Ötesinde Refah" (Wealth Beyond Borders) vizyonuyla hareket eden ASA Invest, Türk yatırımcılara döviz bazlı getiri, Avrupa'da oturum hakkı ve küresel ölçekte diversifiye edilmiş bir yatırım portföyü oluşturma fırsatı sunuyor. https://asainvest.co.uk #### Asteks ve Nexrone’dan Global Yatırım Hamlesi Westure Ventures Hollanda’da Kuruldu Türkiye’nin köklü sanayi devi Asteks ile Avrupa girişim ekosisteminin yenilikçi güçlerinden Nexrone Global, ortak bir vizyonla yeni bir yatırım şirketi kurduklarını duyurdu: Westure Ventures.Merkezi Hollanda’da bulunan Westure, önümüzdeki beş yıl içinde 30 milyon doların üzerinde yatırım yapmayı hedefliyor. Özellikle finansal teknolojiler (fintech), yapay zeka (AI), üretim teknolojileri, deeptech, uzay ve havacılık ile sağlık teknolojileri gibi geleceği şekillendiren alanlara odaklanacak. Şirketin yatırım stratejisinin merkezinde “İyilik Teknolojileri (Goodness Technologies)” olarak adlandırdıkları, topluma ve gezegene değer katan teknolojik girişimlere öncelik verme yaklaşımı bulunuyor. Köklü Deneyim ile Yenilikçi Güç Bir Arada Yaklaşık 50 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Asteks, üretim teknolojilerinde dünya çapında ilk üç üretici arasında yer alıyor. Avrupa’nın hızla yükselen teknoloji şirketlerinden Nexrone ise girişimcilik ekosistemindeki yenilikçi yaklaşımı ve son üç yılda global ve milyar dolarlık şirketlere olan ortaklıkları hızlı büyüme performansıyla tanınıyor. Bu iki güçlü yapının birleşimiyle kurulan Westure Ventures, girişimlere yalnızca finansal kaynak değil, aynı zamanda global pazarlara erişim, stratejik ortaklıklar ve derin sektör bilgisi (know-how) sunarak “smart money” anlayışını gerçek anlamda hayata geçirmeyi hedefliyor. Erken Aşamadan Seri A ve Ötesine Uzanan Yatırım Stratejisi Westure Ventures, erken aşama, Seri A ve sonraki yatırım turlarında yer alarak farklı olgunluk seviyelerindeki girişimleri desteklemeyi planlıyor. Şirket, yatırım kararlarında yalnızca finansal büyüme potansiyelini değil, aynı zamanda girişimin insanlığa ve sürdürülebilir geleceğe katkı sağlayan etkisini de değerlendiriyor. Westure Ventures’ın kurucularından Emre Akman ve Ersoy Soyer, şirketin vizyonunu şu sözlerle özetliyor: “Westure olarak, sınır tanımayan, cesur ve kararlı girişimcileri radarımıza alıyoruz. Bizim için önemli olan sadece teknoloji değil; o teknolojinin insanlığa dokunduğu, hayatı kolaylaştırdığı ve geleceğe umut kattığı nokta önemlidir. Bu nedenle yatırımlarımızı, ‘değer üreten teknolojiler’ odağında şekillendiriyoruz. Finans her alanda kullanılabilir fakat, odağınız toplum için değer üretmek olduğunda doğru bir stratejiniz olmalı ” Kısa Sürede İlk Yatırımlar Duyurulacak Westure Ventures, ilk yatırım portföyünü çok yakında açıklamaya hazırlanıyor. Şirket, finansal desteğin ötesinde, girişimlerin farklı pazarlarda büyümesine olanak tanıyacak stratejik iş birlikleri, ticarileşme destekleri ve global ağ bağlantıları sunarak girişimciler için fark yaratan bir platform oluşturmayı hedefliyor. Westure Ventures Hakkında Westure Ventures, Hollanda merkezli bir yatırım şirketidir. Finansal teknolojiler, yapay zeka, üretim teknolojileri, deeptech, uzay ve havacılık ile sağlık teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren yenilikçi girişimlere yatırım yapar.Asteks ve Nexrone ortaklığında kurulan Westure, girişimcilere sadece sermaye değil; aynı zamanda uluslararası pazarlara erişim, stratejik ortaklıklar ve uzman bilgi birikimiyle destek sunar. Westure’un yatırım felsefesi, “hayata değer katan teknolojiler” yaratma hedefi üzerine kuruludur. Daha fazla bilgi için:🌐 www.westure.eu📧 press@westure.eu📍 Amsterdam, Hollanda #### Avrupa Birliği’nden Çin Kaynaklı Düşük Değerli Paketlere Sıkı Fren: Türkiye İçin Tarihi Fırsat Kapıda Avrupa Birliği maliye bakanlarının, Çin’den gelen düşük değerli paketlere yönelik gümrük vergilerini 2026’ya çekme konusunda anlaşması, küresel e-ticaret dengelerini değiştirecek bir adım olarak değerlendiriliyor. AB’nin “de minimis” eşiğini kaldırmaya hazırlanması, ABD’nin de kendi muafiyetini iptal ettiği bir dönemde, Shein ve Temu gibi Çinli devlerin maliyet yapısını doğrudan etkileyecek. Bu çerçevede EuroCommerce, sürecin AB tek pazarını zayıflatma riski taşıdığına dikkat çekerken, bazı AB ülkeleri de 2 euroluk işlem ücretini tek taraflı devreye almak için harekete geçmiş durumda. Konuyu değerlendiren ideasoft Yönetim Ofisi Direktörü Emre Çetinaslan, kararın Türkiye açısından güçlü bir stratejik kırılma yarattığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: “AB’nin düşük değerli paketlerdeki gümrük muafiyetini kaldırma yönündeki hamlesi, Çin merkezli düşük fiyatlı rekabeti önemli ölçüde zorlayacak. 2024’te AB’ye ulaşan 46 milyar küçük paketin önemli bir kısmının Çin menşeli olduğu düşünüldüğünde, yeni vergi uygulaması Avrupa’da tedarik tercihlerini yeniden şekillendirecek. Bu gelişme, tüketicilerin daha yakın, hızlı ve öngörülebilir tedarik kaynaklarına yönelmesini hızlandıracak. Türkiye tam da bu noktada güçlü ve doğal bir alternatif olarak öne çıkıyor.” Çetinaslan; coğrafi yakınlık, teslimat hızları, rekabetçi üretim maliyetleri, güçlü kategori çeşitliliği ve kalite standartlarıyla Türkiye’nin Avrupa için daha cazip bir tedarik üssü haline geleceğini belirterek, “AB düzenlemesiyle birlikte Türkiye’nin e-ihracat büyüme hızının daha da artmasını bekliyoruz. Özellikle moda, tekstil, aksesuar, ev-yaşam ve kişiselleştirilmiş ürünlerde Türkiye üretimi hem kalite hem maliyet açısından belirgin bir avantaj sunuyor. Önümüzdeki iki yılda Türkiye’den AB ülkelerine yönelik e-ticaret hacminde güçlü bir sıçrama görmemiz son derece muhtemel.” dedi. ideasoft’un bu dönüşümde kritik rol üstlendiğini vurgulayan Çetinaslan, “Hem tüketici alışkanlıkları hem tedarik zinciri dinamikleri Türkiye lehine değişiyor. Biz de ideasoft olarak KOBİ’lerin yurt dışına açılma süreçlerini uçtan uca destekliyoruz; e-ihracat altyapısından pazarlamaya, yurt dışı pazaryeri entegrasyonlarından lojistik çözümlerine kadar tüm ihtiyaçlarını kapsayan bir yapı sunuyoruz. Türkiye’nin Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirecek bu dönüşümün, yerli üreticiler ve markalar için yeni ve değerli bir büyüme fırsatı olduğunu düşünüyoruz.” diyerek sözlerini bitirdi. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı.  #### Avrupa Gıda İhracatında Yeni Yol Haritası: Etnik Pazardan Ulusal Zincirlere Geçiş Kurumsal Medya’nın bu haftaki konuğu, Avrupa Türk Gıdacılar ve Perakendeciler Platformu Kordinatörü Volkan Aydın oldu. Kurumsal Medya Kurucusu Kenan Altun’un sorularını yanıtlayan Aydın, Türk gıda sektörünün Avrupa’daki mevcut durumunu, "güven" sorununu ve etnik pazardan genel pazara geçişin stratejik adımlarını anlattı. Türkiye, tarımsal üretim gücü ve sanayi altyapısı ile Avrupa’nın en önemli tedarikçilerinden biri olma potansiyelini koruyor. Ancak ihracat rakamlarının istenilen seviyeye çıkması ve markalarımızın Avrupa’nın ulusal zincir marketlerinde kalıcı yer bulabilmesi için zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Kurumsal Medya Kurucusu Kenan Altun’un moderatörlüğünde gerçekleşen yayında, Almanya merkezli bir perspektiften sektörün röntgeni çekildi. https://youtu.be/BRL9MWmtFWE "Sadece Üretmek Yetmez, Süreklilik Şart" Programda öne çıkan en önemli başlıklardan biri, Türk ihracatçısının "süreklilik" konusundaki eksikliğiydi. Volkan Aydın, tek seferlik satışların başarı sayılmaması gerektiğini vurguladı. Aydın, "Avrupalı alıcı ve zincir marketler için en önemli kriter güven ve istikrardır. Bir ürünü bugün gönderip, yarın aynı kalite ve standartta tedarik edemezseniz o raflarda kalamazsınız. Bizim üreticimiz bazen 'malı gönderdim işim bitti' diye bakıyor ancak asıl sınav ürün rafa girdikten sonra başlıyor. Ürünün arkasında durmak, üretmek kadar önemli" ifadelerini kullandı. Hedef: Etnik Pazardan Çıkıp Genele Yayılmak Sohbette Türk gıda ürünlerinin büyük oranda hala "Etnik Pazar" (Türk ve Ortadoğu kökenli tüketicilerin alışveriş yaptığı noktalar) içine sıkışıp kaldığı vurgulandı. Kenan Altun’un "Neden Alman veya Fransız marketlerinin raflarında daha fazla yokuz?" sorusunu yanıtlayan Aydın, bunun yolunun doğru pazar analizinden geçtiğini belirtti. Aydın; "Ürünlerimizi sadece gurbetçilerimize satmak bir konfor alanı yaratıyor ama büyümemizi sınırlıyor. Alman tüketicinin damak tadına, ambalaj beklentisine ve yasal mevzuatına uygun ürün geliştirmeden o raflara girmemiz zor" dedi. İtalyan Modeli: Ürünü Değil, Hikayeyi Satmak Markalaşma stratejisi konusunda İtalya örneğini veren Volkan Aydın, Türk firmalarının ambalaj ve pazarlama konusundaki eksikliklerine değindi. İtalyanlar bizden varillerle aldığı zeytinyağını bir mücevher gibi sunup hikayesiyle dünyaya satarken, biz hala dökme ürün mantığıyla hareket ediyoruz. İtalyanların bir makarna veya zeytinyağını satarken, arkasındaki tarihi, coğrafyayı ve kültürü pazarladığını belirten Aydın; Türk üreticilerin ise genellikle sadece ürüne odaklandığını, katma değerin ancak doğru bir "hikaye" ve ambalaj diliyle yaratılabileceğini ifade etti. Kamuya ve Sektöre Çağrı: "İhracat Strateji Enstitüsü" Programın kapanış bölümünde ise Türkiye’deki ihracat yönetim sistemine yönelik stratejik öneriler konuşuldu. Ticaret Odaları ve İhracatçı Birliklerinin daha koordineli çalışması gerektiğini savunan Aydın, hedef ülkelerde yerleşik, sahanın nabzını tutan bir "İhracat Strateji Enstitüsü" modeline ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Aydın, "Mevzuatı, tüketici alışkanlıklarını ve raf standartlarını bilen uzmanların yönlendirmesiyle, deneme-yanılma yapmadan, nokta atışı ihracat yapabiliriz" diyerek sözlerini tamamladı. Volkan Aydın ile gerçekleştirdiğimiz sohbetin infografik olarak hazırlanmış özeti. Sunum Olarak Görüntülemek veya İndirmek İçin Aşağıdaki Görsele Tıklayın Etnik Pazardan Küresel Raflara: Türk Gıda Sektörü İçin Yol Haritası 🌍📄 Slaytlarda Neler Var?✅ Mevcut Durum Analizi✅ İtalyan Modeli✅ Büyük Hatalar✅ Çözüm Önerisi Kaynak: Kurumsal Medya / Sektörel Analiz #### Avrupa’dan Daha Kaliteli Boya Üretiyoruz Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, Türkiye boya sanayisinin dünya ölçeğinde rekabet gücüne sahip olduğunu belirterek, “Bugün Türkiye’de üretilen boyalar kalite açısından Avrupa standartlarının üzerinde. Sorunumuz üretmek değil, iç pazardaki talep daralması ve hammaddede dışa bağımlılık” dedi. Otomotivden inşaata, mobilyadan sanayi tesislerine kadar yüzlerce sektörün temel girdilerinden biri olan boya, Türkiye’nin en güçlü üretim alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, son yıllarda yaşanan ekonomik zorluklara rağmen Türk boya sanayisinin teknolojik kapasitesini ve üretim kalitesini sürekli artırdığını söyledi. Feyzoğlu’na göre bugün Türkiye, yalnızca iç pazara üretim yapan bir ülke değil; dünya standartlarında ürün geliştiren ve birçok pazarda rekabet edebilen bir üretim merkezi konumunda. “Dünyadaki Hemen Hemen Tüm Boyaları Üretebiliyoruz” Türk boya sektörünün teknik yetkinliğine dikkat çeken Feyzoğlu, geçmişte ithal edilen birçok ürünün bugün yerli olarak üretilebildiğini belirterek, “Yol boyalarından dekoratif boyalara, sanayi boyalarından özel yüzey kaplamalarına kadar dünyanın kullandığı hemen hemen tüm boya türlerini Türkiye’de üretebiliyoruz. Üretim kabiliyeti açısından sektörümüz çok güçlü bir noktaya ulaştı.” dedi. Rekabet Gücü Kaliteden Geliyor Türkiye’deki üreticilerin sadece fiyat avantajıyla değil, kalite performansıyla da öne çıktığını ifade eden Feyzoğlu, tüketicilerin artık daha yüksek standartlarda ürünlere erişebildiğini söyleyerek, “Türk boya sanayisi uzun yıllardır Ar-Ge yatırımı yapıyor. Geldiğimiz noktada birçok kategoride Avrupa’daki muadillerinden daha yüksek performans sunan ürünler geliştiriyoruz. Dayanıklılık, silinebilirlik, örtücülük ve kullanım ömrü açısından çok ciddi bir seviyeye ulaştık.” şeklinde konuştu. Yol Boyalarında Dahi Dışa Bağımlılık Azaldı Bir dönem ithalatla anılan bazı ürün gruplarında da önemli ilerlemeler sağlandığını belirten Feyzoğlu, özellikle altyapı projelerinde kullanılan yol boyalarının artık yerli üretimle karşılanabildiğini söyleyerek, “Geçmişte bazı özel ürünlerde dışa bağımlılık daha yüksekti. Bugün geldiğimiz noktada yol boyaları dahil olmak üzere birçok alanda yerli üretim kapasitesi oluştu. Bu da sektörümüzün mühendislik ve üretim kabiliyetinin göstergesi.” ifadelerini kullandı. İhracatta Yeni Fırsat Penceresi Türk boya sektörünün önündeki en büyük fırsatlardan birinin ihracat olduğunu belirten Feyzoğlu, özellikle Avrupa, Orta Doğu ve yakın coğrafyada Türk markalarına yönelik ilginin arttığını ifade ederek, “Kalite açısından rekabet edebildiğiniz zaman coğrafi avantajınız da devreye giriyor. Türkiye üretim gücü, lojistik avantajı ve teknik bilgisiyle bölgesel bir boya üssü olabilecek potansiyele sahip.” dedi. Asıl Güç Üretim Kültüründe Saklı Türk sanayisinin kriz dönemlerinde dahi üretmeye devam etme refleksine sahip olduğunu vurgulayan Feyzoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye boya sanayisi sadece ürün üretmiyor; bilgi, deneyim ve teknoloji de üretiyor. Bu birikim sayesinde bugün dünya ile rekabet edebiliyoruz. Üretim kültürümüz korunduğu sürece sektörümüzün geleceği adına güçlü bir potansiyel görüyoruz.” Bianca Boya Hakkında: 1999 yılında kurulan Orkim Ortaklar Boya Sanayi ve Pazarlama A.Ş., BİANCA markasıyla inşaat ve sanayi boyaları üretimine başlamış, hizmet ve kalite anlayışıyla sektörde kendini hızla kabul ettirmiştir. 32 ülkeye ihracat yapan BİANCA, Türkiye genelinde 2.500’den fazla satış noktası ve 20 Bianca Stella Shop mağazasıyla faaliyet göstermektedir. Kadın istihdamına büyük önem veren BİANCA, bugüne kadar 6000’in üzerinde kadına eğitim vererek sektöre kadın ustalar kazandırmış ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektörde fark yaratmaya devam etmektedir. #### Ayşegül Coşkuner: İşletmenizi Siz Olmadan da İşleyen Kârlı Bir Sistem Haline Getirin ActionCOACH Türkiye CEO'su Ayşegül Coşkuner ile İşletme Koçluğunun Sırlarını Konuştuk Hızla değişen ve rekabetin giderek arttığı iş dünyasında, birçok işletme sahibi aynı sorunla karşı karşıya: Daha çok çalışıyor ama daha fazla sonuç alamıyor. Zaman, ekip ve motivasyon kaynakları tükenirken, işletmelerin büyümesi de sekteye uğruyor. Peki bu kısır döngüden nasıl çıkılır? Dünyanın en büyük işletme koçluğu organizasyonu ActionCOACH'un Türkiye CEO'su ve Kurucu Ortağı Ayşegül Coşkuner ile işletme koçluğunun işletmelere sunduğu avantajları ve ActionCOACH'un sunduğu çözümleri konuştuk. ActionCOACH Kimdir? Başarının Formülü: Size Bağımlı Olmadan Da Tıkır Tıkır Çalışan Ticari Kârlı Bir İşletmeActionCOACH, ‘’İşletmelerin yeniden eğitilmesi yoluyla dünya refahına katkıda bulunma’’ vizyonuyla 1993 yılında Brad Sugars tarafından kurulan ve bugün 80’den fazla ülkede faaliyet gösteren dünyanın en büyük işletme koçluğu organizasyonu. Bugün ActionCOACH, her sektörden şirket sahiplerine ve yöneticilerine, işletmelerine ve şirketlerine farklı bir perspektifle yeniden bakma imkanı sunan iş ve yönetici koçluğu metodolojisinin yaratıcısı ve en başarılı uygulayıcısı olarak kabul ediliyor.ActionCOACH’un “başarılı işletme” tanımı oldukça net: Sahibine bağımlı olmadan da tıkır tıkır işleyen, ticari ve kârlı bir yapı. Bu vizyon, yalnızca işletme sahibinin yükünü hafifletmekle kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir ve büyümeye açık bir sistem kurulmasını sağlıyor. KurumsalMedya: Ayşegül Hanım, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? ActionCOACH Türkiye'nin kuruluş hikâyesi nedir? Ayşegül Coşkuner:ActionCOACH Türkiye’nin Kuruluşu: Üç Girişimci Kadının Cesaretiyle Büyüyen Bir DönüşümTürkiye'de işletmeler bu global bilgi birikimine, 2012 yılından beri Ayşegül Coşkuner, Özge Toraman ve Gülnur Değer’in liderliğinde faaliyet gösteren ActionCOACH Türkiye ile erişiyor.ActionCOACH Türkiye’nin hikayesi, kurumsal hayatta önemli pozisyonlarda yer alan bu üç girişimci kadının cesur bir kararla kariyer rotasını toplumsal fayda yaratmaya çevirmesiyle başladı. İş dünyasında başarılı birer profesyonel olarak yollarına devam ederken, içlerindeki “Daha fazlası mümkün” sesi onları bir araya getirdi. Öğretmen ailelerin çocukları olarak aldıkları değerleri iş dünyasına taşımak, Türkiye’deki KOBİ’lerin sürdürülebilir şekilde büyümesine destek olmak istiyorlardı. Bu motivasyonla çıktıkları yolda, ilk hedefleri yalnızca birer işletme koçu olmaktı. Ancak bir uçak yolculuğu sırasında aldıkları ani bir kararla rotayı değiştirdiler ve Türkiye’nin ilk büyük işletme koçluğu yapılanmalarından biri olan ActionCOACH Türkiye’yi hayata geçirdiler.Onlar yalnızca bir iş kurmadılar; işletmelerin potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri için bir seferberlik başlattılar. İşletme koçluğunun henüz bilinmediği bir dönemde, yılmadan il il gezerek bu kavramı anlattılar, işletme sahiplerini sistemli büyümeye, özgürleşmeye ve liderlik etmeye davet ettiler.Kadın girişimciliğini odağına alan ve zamanla yeni işletme koçları ile büyüyen bu dinamik ekip, 13 yılda 50 binden fazla işletmeye dokundu ve onların hayatında somut değişimlere öncülük etti. Bugün Türkiye’de işletme koçluğu denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olmalarının arkasında, hem güçlü bir vizyon hem de inançla sürdürülen bu dönüşüm hareketi yatıyor. KurumsalMedya: ActionCOACH olarak "başarılı işletme" tanımınız nedir?Ayşegül Coşkuner: Bizim için başarılı işletme tanımı çok net: Sahibine bağımlı olmadan da tıkır tıkır işleyen, ticari ve kârlı bir yapı. Bu vizyon, sadece işletme sahibinin yükünü hafifletmekle kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir ve büyümeye açık bir sistem kurulmasını sağlıyor. Çoğu işletme sahibi, işinin esiri haline geliyor. Biz bu durumu tersine çevirmeyi hedefliyoruz. KurumsalMedya: Peki işletme sahiplerinin en sık karşılaştığı sorunlar nelerdir?Ayşegül Coşkuner: Gözlemlediğimiz en büyük sorun, işletme sahiplerinin işlerini bilinçli bir şekilde yönetmemesi. Çoğu zaman deneme-yanılma yöntemiyle ilerliyor ve bu da zaman, para ve motivasyon kaybına neden oluyor. İşletme sahipleri genellikle "işin içinde" çalışmaktan, "işin üzerinde" düşünmeye vakit bulamıyor. Bu da büyümenin önündeki en büyük engellerden biri. KurumsalMedya: Bu sorunların üstesinden gelmek için önerdiğiniz temel prensipler nelerdir?Ayşegül Coşkuner: ActionCOACH olarak işletme sahiplerine kazandırdığımız dört temel prensip var:Birincisi, "İşletme Ehliyeti" dediğimiz kavram. Nasıl araba kullanmak için ehliyet gerekiyorsa, işletme yönetmek için de belli becerilere sahip olmak gerekiyor. İkincisi, hedefler ve planlama. Günlükten yıllığa kadar hedef koymanın ve her 90 günde bir yazılı plan oluşturmanın kritik olduğuna inanıyoruz. Üçüncüsü, rakamlarla yönetim. Gösterge paneliniz olmadan karar almak, karanlıkta araç kullanmak gibidir. Son olarak da net görev tanımları. Yazılı kurallar ve sorumluluklar ile kaosu önlemek, verimliliği artırmak mümkün. KurumsalMedya: İşletme koçluğu nedir ve neden gereklidir?Ayşegül Coşkuner: Düşünün, tüm büyük sporcuların koçu var. Peki işletme sahiplerinin neden olmasın? Bir işletme koçu, dışarıdan bakarak sizi objektif şekilde değerlendirir, stratejik rehberlik sunar ve sizi hesap verebilir hale getirir. En önemlisi, işletmenizi büyütmek için kanıtlanmış bir metodoloji ile çalışır. İşletme koçluğu bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Kendi kendinize yıllar içinde öğrenebileceğiniz şeyleri, koçluk ile çok daha kısa sürede öğrenebilir ve uygulayabilirsiniz. Bu da zamandan ve paradan tasarruf etmenizi sağlar. KurumsalMedya: ActionCOACH'un yaklaşımı nasıl? Diğer koçluk hizmetlerinden farkınız nedir?Ayşegül Coşkuner: ActionCOACH'un yaklaşımı dört temel değer etrafında şekillenir. Biz buna C.A.R.E. diyoruz:C - Topluluk (Community): Açık fikirli, ezberini bozmaya hazır, on binlerce işletme sahibinden oluşan dev bir topluluğuz.A - Hesap Verebilirlik (Accountability): Birbirini güçlendiren, harekete geçiren ve hesap verebilir kılan sistemlerle ve programlarla size eşlik ederiz.R - Sonuçlar (Results): Biz sadece hedef koymayız, öğrendiklerinizi hayata geçirmeniz için ısrarcı oluruz, sonuçlarınızı birlikte kutlarız.E - Eğitim (Education): Koçluk programlarımızla, hızla değişen iş dünyasında daima güncel kalabilmenizi sağlarız, bilgiden bilgeliğe doğru yolculuğunuza paydaş oluruz.Farkımız, global bir metodolojiye sahip olmamız ve bunu yerel ihtiyaçlara göre uyarlamamız. Ayrıca sonuç odaklı çalışıyoruz ve ilk 17 hafta içinde somut sonuçlar almayı garanti ediyoruz. KurumsalMedya: Kimler işletme koçluğundan yararlanabilir? Belli bir sektöre ya da işletme büyüklüğüne mi hitap ediyorsunuz?Ayşegül Coşkuner: Ekip yönetimi, pazarlama, satış, finansal performans artırımı ve sürdürülebilir büyüme, işletme koçluğu sürecinin temel başlıklarıdır. Sektörü, büyüklüğü ya da yaşı ne olursa olsun her işletme, profesyonel işletme koçluğu hizmetlerimizden faydalanabilir. Tek şartımız, değişime açık olmak ve harekete geçmeye hazır olmak. Çünkü koçluk, dinlemekle değil, uygulamakla sonuç verir. KurumsalMedya: İşletme koçluğu bir işletmeye somut olarak neler kazandırır?Ayşegül Coşkuner: İşletme koçluğu birçok alanda somut faydalar sağlar:Kârlılık artışı: Net hedefler ve stratejilerle sadece satış değil, sürdürülebilir kârlılık sağlanır.Zaman yönetimi: İşletmeyi sistemleştirerek size daha fazla "sahiplik" değil, daha fazla "özgürlük" kazandırır.Ekip ve liderlik gelişimi: Ekip içindeki roller, iletişim ve motivasyon netleşir; liderlik kültürü güçlenir.Yeniden motivasyon: Sahip olduğunuz işi neden kurduğunuzu tekrar hatırlatır, tutkunuzu tazeler.Stratejik planlama: Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler netleşir; neyi, ne zaman, neden yapmanız gerektiği belirlenir.Ayrıca, büyüme yönetimi, kriz ve risk yönetimi, müşteri deneyimi ve sadakati, iş-yaşam dengesi gibi alanlarda da ciddi iyileşmeler sağlar. KurumsalMedya: ActionCOACH'un 12 Haftalık MasterCLASS programlarından bahseder misiniz? Bu programlar nasıl işliyor?Ayşegül Coşkuner: 12 Haftalık MasterCLASS programlarımız, işletmelerini bir üst lige taşımaya hazır, programımıza 12-15 hafta süresince katılım taahhüdü verebilen, ezber bozan işletme sahipleri için tasarlandı.Bu programda:12 hafta boyunca işletme koçları ile haftalık strateji oturumları gerçekleştiriyoruz.ActionCOACH kurucusu Brad Sugars'ın hazırladığı 12 bölümlük video eğitimler ve pratik uygulamalar sunuyoruz.İşletmenize özel hedef belirleme ve planlama süreçleri oluşturuyoruz.Benzersiz yanı, size benzer işletme sahiplerinin deneyimlerinden yararlanmanın yanı sıra bire bir koçluk desteğiyle işinizi hızla büyütme fırsatı sunması. KurumsalMedya: Bu programlar katılımcılara neler kazandırıyor?Ayşegül Coşkuner: Programlarımız üç temel alanda katılımcılara değer katıyor:Finansal Özgürlük: Girişimcilik Merdiveni'nde üst basamaklara emin adımlarla çıkarak, maddi kazancınızı katlıyor ve istediğiniz yaşam tarzına ulaşmanızı sağlıyoruz.Güçlenme: İşinizin büyüme potansiyeline ve kendi yeteneklerinize olan güveninizi artırıyoruz. Ekonomik dalgalanmalardan etkilenmeden, işinizin geleceğini şekillendirmenize yardımcı oluyoruz.Zaman Kazanımı: Zamanınızı daha verimli yöneterek, gerçekten önemli olan şeylere odaklanmanızı sağlıyoruz. İster yeni fırsatlar keşfetmek, ister sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirmek olsun, yaşamınıza dengeyi yeniden kazandırıyoruz. KurumsalMedya: İşletme koçluğu bir maliyet mi yoksa bir yatırım mı?Ayşegül Coşkuner: İşletme koçluğu kesinlikle bir maliyet değil, geleceğinize yapılan bir yatırımdır. Çünkü ilk 17 hafta içinde somut sonuçlar elde edersiniz. Koçluk sürecinde kazandığınız beceriler ve işletmenizde kurduğunuz sistemler, uzun vadeli bir değer yaratır. Kişiye ve işletmeye özel olarak tasarlanan programlarımız sayesinde, sektörünüze uygun stratejiler geliştirerek rekabette bir adım öne çıkabilirsiniz. KurumsalMedya: Son olarak, işletme sahiplerine ne tavsiye edersiniz?Ayşegül Coşkuner: İşletme sahiplerine tavsiyem şu: Deneme yanılmayla zaman kaybetmeyin. İşletmenizin sadece bugününü değil, yarınını da tasarlamak için harekete geçin. İşletmenizi sürdürülebilir bir şekilde büyütmek ve kalıcı başarıyı yakalayarak sektörünüzde fark yaratan bir konuma ulaşmak istiyorsanız, bize ulaşın ve“5 Büyüme Alanınızı" keşfedin.Ve unutmayın, bir işletme sahibi olarak yalnız değilsiniz. Başarı yolculuğunuzda yanınızda olacak, sizi destekleyecek ve size rehberlik edecek bir koç her zaman fark yaratır. Biz hazırız, ya siz? KurumsalMedya: Değerli bilgiler için teşekkür ederiz, Ayşegül Hanım.Ayşegül Coşkuner: Ben teşekkür ederim. ActionCOACH Türkiye'nin sunduğu işletme koçluğu hizmetleri hakkında daha fazla bilgi almak için https://actioncoachturkey.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz. #### Babalar Günü’nde Dikkat Çeken Trend: El Aletleri ve Otomotiv Ürünleri Yükselişte Babalar Günü alışverişlerinde teknoloji ürünleri en çok tercih edilen kategoriler arasında yer alırken, bu yıl el aletleri ve otomotiv ürünlerinde dikkat çeken bir artış görüldü. E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas’ın Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çağrı Menteş, Babalar Günü dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Menteş, tüketicilerin hediye seçimlerinde akıllı saatler ve cep telefonu aksesuarları gibi teknoloji ürünlerine yöneldiğini belirtti. Giyim ürünleri, cüzdan, kemer, saat, parfüm ve tıraş ürünleri ise klasik hediye seçenekleri arasında öne çıktı. Sektör verilerine göre spor ve outdoor kategorisinde geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 70, elektronik kategorisinde ise yüzde 40’a yakın büyüme yaşandı. Yaz ve tatil sezonunun etkisiyle spor ve outdoor ürünlerine olan ilginin arttığını belirten Menteş, tüketicilerin uzun ömürlü, işlevsel ve günlük hayatı kolaylaştıran ürünleri tercih ettiğini söyledi. Babalar Günü döneminde ortalama sepet tutarlarında da artış gözlendi. Geçen yıl 1.500-2.000 TL bandında olan ortalama sepet tutarının bu yıl 2.500 TL seviyelerine yaklaşması bekleniyor. Bu yılın öne çıkan kategorileri arasında el aletleri, matkaplar ve otomotiv aksesuarları da yer aldı. Menteş, “Ev içi tamirat, hobi çalışmaları ve araç bakımı gibi alanlara hitap eden ürünler Babalar Günü döneminde daha fazla ilgi gördü. Kullanım değeri yüksek ve uzun ömürlü ürünlere yönelik talep artıyor” dedi. Menteş, tüketicilerin hediye seçimlerinde yalnızca duygusal değil, aynı zamanda işlevsel değeri yüksek ürünlere yöneldiğini belirterek bu eğilimin e-ticaret alışkanlıklarını da şekillendirmeye devam ettiğini ifade etti. #### Bağdat Caddesi’nde Kentsel Dönüşüm Ticari Hayatı da Değiştiriyor Kadıköy Bağdat Caddesi, uzun yıllardır sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin en prestijli alışveriş ve yaşam akslarından biri. Ancak son dönemde cadde boyunca hız kazanan kentsel dönüşüm yalnızca konutları değil, ticari dokuyu da derinden etkiliyor. 2025 Nisan ayı itibarıyla cadde üzerinde 30’a yakın binada dönüşüm süreci başlamış durumda. Bu binaların ortak özelliği ise hemen hepsinin giriş katlarında yer alan, ticari dükkânları barındırıyor olmasıydı. 2025 itibarıyla cadde üzerindeki satılık iş yeri metrekare birim fiyatları 500.000 TL ile 1.000.000 TL arasında değişiklik gösterirken, kiralık iş yerlerinde ise aylık metrekare birim fiyatları konum, cephe ve yaya trafiğine bağlı olarak 2.500 TL ile 6.000 TL arasında değişmekte. Son 1 Yıl İçerisinde Dönüşümle Birlikte En Az 70 Dükkan Eksildi EVA Gayrimenkul Değerleme Bağdat Caddesi’ni mercek altına aldı. Bağdat Caddesi boyunca gerçekleştirilen saha çalışmasında, kentsel dönüşüme giren her binanın ortalama 2 adet dükkân içerdiği, bir kısmında bu dükkân adedinin 3’e çıktığı ve bu binaların boşaltılmasıyla birlikte yaklaşık en az 70 ticari birimin faaliyetlerine son verdiği tespit ediliyor. Bu dükkânların önemli bir kısmı, yıllardır aynı noktada hizmet veren markalar, butik mağazalar, kafe ve restoranlardan oluşuyordu. Giden Dükkanlar Nerede? Peki bu kapanan işletmeler ne yaptı? Araştırmalara göre bazı büyük markalar cadde üzerinde alternatif lokasyonlara taşınmayı başardı. Özellikle kurumsal zincir mağazalar ve güçlü kiracı profiline sahip işletmeler, civarda sınırlı da olsa boş bulabildikleri yeni adreslerde faaliyetlerine devam ediyor. Ancak yerel esnaf ve bağımsız işletmeler için tablo daha zorlayıcı. Bir kısmı çevre sokaklara yöneldi, bir kısmı ise yer bulamayıp tamamen kapandı. Hem müşteri sadakati hem de günlük yaya trafiği açısından ciddi kayıplar oldu Bazı işletmeler geçici olarak yakın çevrelere; örneğin Suadiye dış hatlarına veya Erenköy iç sokaklarına taşınsa da, bu geçişler hem müşteri sadakati hem de günlük yaya trafiği açısından ciddi kayıplara yol açtı. Özellikle konum bağımlılığı yüksek olan butik mağaza ve kafelerde müşteri kaybı belirgin. Stratejik düşünen işletmeler, kentsel dönüşüm sürecini ve potansiyel riskleri erken fark ederek harekete geçti. Bulundukları bina henüz dönüşüm sürecine girmemişken alternatif lokasyon arayışına başlayan bu firmalar, kendilerini cadde ticari hareketliliğinden mahrum bırakmadan yeni yerlerine geçiş yapabildi. Ancak bu süreci öngöremeyen firmalar için tablo pek iç açıcı değil. Dönüşümün başlamasıyla birlikte boş yer bulmak zorlaştı, rekabet arttı ve birçok işletme cadde üzerinde kalıcı bir alan edinemedi. Bu durum, ticari gayrimenkulde zamanlama ve öngörü kabiliyetinin ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Dönüşüm Sürecinde Bağdat Caddesi: Fiyatlar Ne Diyor, İlanlar Ne Gösteriyor? Bağdat Caddesi’nin yalnızca fiziksel dönüşümü değil, ekonomik değerleri de dikkat çekici bir değişim içinde. Bostancı sahilinden başlayarak Kızıltoprak’a kadar uzanan bu ticari aks, prestij amaçlı iş yeri açmak isteyen, marka olmak isteyen, cadde hareketliliğinde kendine yer edinmek isteyen, gayrimenkul yatırımcılarının ve kurumsal firmaların yakından takip ettiği bir bölge konumunda. 2025 itibarıyla cadde üzerindeki satılık iş yeri metrekare birim fiyatları 500.000 TL ile 1.000.000 TL arasında değişiklik gösteriyor. Kiralık iş yerlerinde ise aylık metrekare birim fiyatları konum, cephe ve yaya trafiğine bağlı olarak 2.500 TL ile 6.000 TL arasında değişmekte. Caddenin merkez aksı diyebileceğimiz Suadiye ve Caddebostan gibi bölgelerde ise bu rakamlar 7.000 TL ile 8.000 TL/m² seviyelerine kadar çıkabiliyor. Ancak önemli bir detay var: Kentsel dönüşümle birlikte cadde üzerindeki kiralık dükkân ilanları yok denecek kadar azaldı. Özellikle yaya hareketliliğinin daha fazla olduğu bölgelerde inşaatların devam etmesi stokun azalmasına yol açtı. Yeni projelerin henüz tamamlanmamış olması bu durumu pekiştiriyor. İstekli alıcıların kiralama işlemlerini el altından, kimi zaman hava paraları eşliğinde gerçekleştirdiği; bazı gayrimenkullere ancak bu yollarla ulaşılabildiği gözlemleniyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Değerleme Koordinatörü Serkan Bal, “Kentsel dönüşüm, konut alanında olduğu kadar ticari dokuda da yapısal değişimlere yol açıyor. Bağdat Caddesi gibi yüksek potansiyele sahip akslarda yaşanan bu değişim, sadece fiziki değil, sosyo-ekonomik açıdan da dönüşümleri beraberinde getiriyor. Süreci iyi okuyan ve erken pozisyon alan işletmeler yeni düzene adapte olabiliyor. Ancak geç kalanlar için aynı şeyi söylemek zor. Bu tablo, hem yatırımcılar hem de ticari kiracılar için planlamanın ve zamanlamanın ne kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Harita ile Dönüşüm Gerçeği Hazırlanan harita, Bağdat Caddesi boyunca dönüşüm sürecine girmiş binaların konumlarını gösteriyor. Bu görsel, cadde üzerindeki ticari kaybın mekânsal boyutunu da ortaya koyuyor. Kayıp yalnızca sayı değil; aynı zamanda yer değiştiren kültür, alışkanlıklar olarak da tanımlanabilir. Henüz inşaat başlamamışİnşaatı devam edenİnşaatı bitmek üzere olan   EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Başakşehir Living Lab PoC Odaklı Hızlandırma Programı Demoday’inde Yer Alan 9 Girişim Altı farklı şehirden, üç aylık yoğun hızlandırma programı kapsamında; eğitim, danışmanlık, girişim analizi ve mentorluk desteği alan 9 girişim, sağlık, enerji, sürdürülebilirlik gibi alanlardaki yenilikçi çözümleri ile öne çıkıyor. Başakşehir Belediyesi, Başakşehir Living Lab Kuluçka Merkezi içerisinde bu sene tamamlanan 4. Hızlandırma programı olan PoC Odaklı Hızlandırma Programı, Demo Day etkinliğiyle birlikte sona erdi. Girişimcilik ekosistemini güçlendirme, belediye ihtiyaçlarını tekno-girişimler ile karşılanma ve yerli ve milli kalkınmayı destekleme amaçlarını taşıyan program sayesinde, geleceğe damgasını vuracak inovatif iş modelleri ve çözüm önerileri desteklendi. Başakşehir Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji Müdürü ve Başakşehir Living Lab Direktörü Bekir Selçuk Temel; sadece Başakşehir Belediyesi sınırları içerisinde değil, tüm ülke genelinde girişimcilik, teknoloji ve inovasyonun gelişimi için çalışmalarına devam edeceklerini ifade etti. Girişimciliği koşulsuz şekilde desteklediklerini ve bu vizyon ile önümüzdeki dönemlerde de ekosisteme çok değerli girişimler kazandırmaya devam edeceklerini ifade eden Temel; BLL POC Hızlandırma Programı, erken aşamadaki girişim fikirlerini hızlıca doğrulayıp ticarileştirme sürecine taşımayı amaçlıyor. Bu bağlamda, seçilen ekipler mentorluk, teknik destek, iş geliştirme altyapısı ve yatırım eşleştirme imkânlarından yararlandı.Eekosistem paydaşları ve girişimcileri ile bir araya geldikleri Demo Day etkinlikleri ile üç ay süren yoğun bir programı geride bıraktıklarını da sözlerine ekledi. BLL Poc Odaklı Hızlandırma Programından Mezun Olan 9 Girişim Inopolyme; Gıdalarda bozulmaya bağlı değişimleri algılayarak renk değiştiren ve tamamen biyobazlı akıllı ambalaj sistemleri geliştiriyor. Optiviser; Kullanıcıların belirlediği kriterlere göre yapay zeka ile ürün öneren kişisel alışveriş asistanıdır. Chitolastic; Atık deniz kabuklularından biyobozunur, sterilizasyon uyumlu ve çevre dostu biyoplastik hammadde geliştiriyor. PrintHere; Üniversite öğrencileri ve ofis çalışanlarının baskı ihtiyaçlarına yönelik olarak geliştirilmiş, 7/24 erişilebilir akıllı baskı otomatları ve mobil uygulamasıyla hızlı, uygun fiyatlı ve kullanıcı dostu bir self-servis baskı çözümüdür. Myaircharger; sosyal alanlarda kullanıcıların akıllı cihazlarını özgürce şarj edebilmesini sağlayan, mekanlara ek gelir veya müşteri sadakati kazandıran, reklamverenler için ölçümlenebilir reklam alanları sunan, uzaktan kontrol edilebilir IoT şarj cihazları ağıdır. Vispection; Endüstriyel tesisler ve belediye altyapılarında yapay zeka ve görüntü işleme teknolojileriyle kalite kontrol, güvenlik ve operasyonel verimlilik sağlayan bir sistem geliştiriyor. Expealth; Çocukların periyodik sağlık takibi yapılan, anlık şikayet kontrolü sağlayan, büyüme ve gelişmeyi izleyen ve geri bildirim sağlayan yapay zeka destekli pediatrik sağlık asistanıdır. Argekip; Endüstriyel alanlar ve enerji santralleri için, enerji üretimi, arıza takibi, harita tabanlı izleme, kamera entegrasyonu ve belirlenen eşiklere göre otomatik erken uyarı sistemi sunar. Resibu; İnşaat ve gayrimenkul sektöründe kariyer, network, tedarik ve iş ilanı platformu olarak işlev gören bir dijital ortamdır. #### Başakşehir Living Lab’de Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı Tamamlandı Başakşehir Belediyesi’nin girişimcilik ekosistemini güçlendirmek ve yenilikçi iş fikirlerini yatırımcılarla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı, bu yılın Demo Day etkinliği ile sona erdi. Üç ay süren programda seçilen 9 girişim, yatırımcılara projelerini tanıtarak mezuniyet heyecanı yaşadı. Program kapsamında girişimcilere; yatırıma hazırlık, iş modeli geliştirme, mentorluk, teknik destek ve yurt dışına açılma stratejileri konularında kapsamlı eğitimler verildi. Böylece girişimler, hem yatırım süreçlerine daha hazırlıklı hale geldi hem de küresel pazarlarda rekabet edebilir bir yapıya kavuştu. Beşinci dönemini başarıyla tamamlayan Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı, şimdiye kadar yürütülen programlar arasında girişimlerin yatırımcılarla buluşma ve uluslararası pazarlara açılma alanlarında en fazla etki yaratan dönem olarak öne çıktı. Başakşehir Belediyesi, önümüzdeki dönemde de teknoloji odaklı girişimlere desteğini sürdürerek yerli inovasyon gücünü artırmayı hedefliyor.   Yatırım Odaklı Hızlandırma Programı’nda Sahne Alan Girişimler ●       ATAK: Karbonlu ve geri dönüştürülemeyen endüstriyel atıklardan çevreci yöntemlerle aktif karbon üreterek; karbon yakalama, enerji depolama gibi yüksek teknoloji sektörlerine yerli hammadde sağlar. ●       Collaxir: Balık ve tavuk atıklarını sıfır atık prensibiyle kolajen peptit, balık yağı, protein ve jelatine dönüştüren; sağlık, kozmetik ve gıda sektörlerine yönelik ileri biyoteknoloji girişimi. ●       M-GR / MEKİPYAZ: Fizik tedavide hareket açıklığını ölçen, 12 sensörlü, VR tabanlı rehabilitasyon takip sistemi; veri temelli analiz ve motivasyon artırıcı etkileşim sunar. ●       Cherry Mic: Tarımsal üretimde verimliliği artıran, toprak sağlığını koruyan mikrobiyal gübre girişimi. ●       Confabric Teknoloji: Yapı sektöründe taşınabilir 3D beton yazıcı sistemleri ve topoğrafyaya özel tasarım yazılımları geliştirerek hızlı, düşük maliyetli ve sürdürülebilir üretim çözümleri sunar. ●       Aqtivite App: Yapay zekâ destekli arama motoruyla etkinlikler ve gezilecek yerleri tek platformda sunan sosyal etkinlik uygulaması. ●       Devolvia: LLM tabanlı yapay zekâ altyapıları geliştirerek işletmelerin verimliliğini artıran ve yaratıcı potansiyeli açığa çıkaran teknoloji girişimi. ●       Parantez: Öğrencilere avantajlı ödeme imkânı sunarken markalara sadık genç müşteri kitlesi kazandıran kampanya ve ödeme teknolojisi platformu. ●       Vegg Foods: Kırık nohutları değerlendirerek sıfır atıkla bitki bazlı yumurta alternatifi, humus sosu ve humus unu üreten sürdürülebilir gıda girişimi.   #### Bayram Alışverişi E-ticareti Hareketlendirecek: KOBİ’lere Kritik Uyarılar E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, bayram dönemine dair stratejileri değerlendirerek, “Özellikle bayram ve yoğun dönemlerde mobil site performansı, hızlı teslimat ve stok yönetimi kritik öneme sahip; geçen senenin verileri de planlı kampanyalar, tematik paketler ve stratejik indirimlerin satışları artırdığını ve sepet terklerini azalttığını net şekilde ortaya koyuyor” diyor. Bayram dönemi, e-ticaretin en yoğun ve hızlı yükseldiği zamanlardan biri. Talep, özellikle tatlı ve tekstil ürünlerine kayıyor; fiziksel mağazaların kapalı olması da tüketicilerin online alışverişe yönelmesine neden oluyor. Bu durum, bayramlık ürünlerin satışını artırıyor ve KOBİ’lerin hazırlıklı olmasını gerekli kılıyor. 1. Mobil Alışverişte Hız Hayati TÜİK’in araştırmaları, internet erişiminin çoğunlukla mobil cihazlardan sağlandığını gösteriyor. Ticaret Bakanlığı ETBİS raporuna göre, geçen senenin verilerine bakıldığında tüketicilerin %72’si alışverişini mobil uygulamalardan gerçekleştiriyor. Sayfa açılışı 3 saniyeyi geçerse kullanıcılar siteyi terk ediyor. Bu yüzden KOBİ’ler mobil uyumlu ve hızlı bir altyapı sunmalı. 2. Bayramlık Ürünler Zamanında Teslim Edilmeli Bayram dönemlerinde kargo hacmi ciddi şekilde artıyor; geçen senenin verilerine göre artış %40 seviyelerinde. Ayrıca tüketicilerin %78’i hızlı teslimatı öncelikli görüyor. Kargo anlaşmalarını önceden yapmak ve teslimat sürelerini net paylaşmak, yoğunluğu azaltıyor ve memnuniyeti artırıyor. 3. Tematik Paketler Satışı Artırıyor Bayramda hediye almak isteyenler ne alacaklarını bilmeyebilir. Ticaret Bakanlığı’nın e-ticaret verilerine göre, geçen senenin bayram döneminde “Giyim” ve “Gıda” kategorileri öne çıkıyor. Veriler ayrıca lokum ve klasik tatlı ürünlerinde yüksek talep olduğunu gösteriyor. “Anneye bayram hediyesi” veya “Bayram şekerlemesi paketi” gibi tematik paketler, satışları artırıyor. 4. Sepet Terklerini Önleyin Bayram öncesi sepet terk etme oranları yükseliyor. Omnisend raporuna göre, geçen senenin verilerinde sepet hatırlatma mesajlarına tıklayan her 100 kişiden yaklaşık 40’ı alışverişini tamamlıyor. Üç aşamalı hatırlatma (1-24-72 saat) ile sipariş kurtarma oranı %69 artıyor. KOBİ’ler, sepet hatırlatma araçlarını kullanarak bu fırsatı değerlendirebilir. 5. Kampanya ve İndirimleri Stratejik Kullanın Bayram öncesi özel indirimler ve saatli kampanyalar satışları artırıyor. Örneğin, iftar ve sahur arası alışveriş saatlerine özel fırsatlar oluşturulabilir. ikas verilerine göre, geçen senenin Ramazan döneminde temalı SMS ve kampanya kurguları ile kullanıcılar 9 kata kadar ROI elde etti. 6. Sitenize Trafik Çekin Bayram öncesi aramalar artıyor, bu yüzden arama motorlarından trafik çekmek kritik önemde. Blog içerikleri ve rehber yazıları ile potansiyel müşterileri de siteye yönlendirmek mümkün. Örneğin, “Bu parçalarla bayram şıklığını yakalayın” başlıklı içerik hem siteye trafik hem de satışa dönüşüm sağlayabilir. #### Betül Koca Gedikli: Dijital Dünyada Kalıpların Dışında Düşünmek Gerekiyor Kurumsal Medya olarak, dijital pazarlama ve iletişim dünyasında fark yaratan isimlerden biri olan Bpluses Agency’nin kurucusu İletişim Uzmanı Betül Koca Gedikli ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. Akademik altyapısını sahadaki tecrübesiyle birleştirerek markaların dijital yolculuklarında güçlü bir çözüm ortağına dönüşen Gedikli ile; markalaşma, dijital PR, sosyal medya stratejileri ve geleceğin dijital trendleri üzerine keyifli ve ilham verici bir sohbet gerçekleştirdik. Sosyal medyada özgünlüğün, yapay zekayla yaratıcılığı harmanlamanın ve insani dokunuşu kaybetmemenin önemine vurgu yapan bu röportaj, iletişim profesyonelleri ve girişimciler için yol gösterici nitelikte. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Eğitim ve kariyer hayatınızda dijital pazarlama dünyasına nasıl adım attınız?Merhaba, ben Betül Koca Gedikli İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık alanındaki akademik altyapım sayesinde iletişimin temel taşlarını öğrendim. Lisans eğitimim Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde, yüksek lisansım ise Trabzon Üniversitesi’nde şekillendi. Teorik bilgimi; sahada uzun yıllar şirket bünyelerinde çalışma fırsatlarından doğan deneyimlerimle birleştirerek, sektörde kendi dijital ajansımı kurmaya karar verdim. Özellikle sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama danışmanlığına odaklanarak markaların dijital kimliğini daha stratejik bir zemine taşımak istedim. Bpluses Agency hizmet alanlarından bahseder misiniz? Hangi alanlarda markalara değer katıyorsunuz?Bpluses Agency ekibi olarak, markalaşma süreçlerinden başlayarak tüm dijital varlık yönetimine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyoruz. Markaların dijital PR ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Temelde yaptığımız iş, markaların online dünyadaki temsillerini en doğru şekilde kurgulamak ve yönetmek. Bu kapsamda sosyal medya stratejisi oluşturma, içerik üretimi, topluluk yönetimi, kriz yönetimi, influencer işbirlikleri, SEO çalışmaları ve dijital reklamcılık gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Ancak sadece bu başlıklar altında çalışmıyoruz; her marka için özel strateji geliştiriyor ve ihtiyaçlara göre çözümler sunuyoruz. Sizce günümüzde dijital pazarlamada başarının sırrı nedir?Başarının sırrı, sadece içerik üretmek değil; doğru içeriği, doğru zamanda, doğru platformda ve doğru kitleye sunabilmektir. Bugünün dijital kullanıcıları algoritmalardan daha zeki. Onlara samimi, değer odaklı ve çözüm sunan içeriklerle yaklaşmak gerekiyor. Ayrıca veriye dayalı stratejiler kurmak ve sürekli test ederek optimize etmek başarıyı sürdürülebilir kılıyor. Sosyal medya yönetiminde markaların en çok yaptığı hata nedir?En sık karşılaştığım hata, sosyal medyayı sadece “görünürlük” alanı olarak görmek. Oysa sosyal medya, kullanıcıyla duygusal bir bağ kurmanın ve sadakati artırmanın en güçlü araçlarından biri. Kurumsal dilin arkasına saklanmak yerine, daha insani ve samimi bir dil benimseyen markalar çok daha başarılı oluyor. Özgünlük ve süreklilik burada anahtar kavramlar. Sizi sektördeki diğer ajanslardan ayıran özellikleriniz nelerdir?Biz kalıplaşmış hizmet anlayışının dışına çıkan bir ajansız. Her markaya aynı şablonu uygulayan bir yaklaşım yerine, markanın özüne, hedef kitlesine ve amaçlarına uygun özelleştirilmiş stratejiler geliştiriyoruz. En büyük farkımız çevik çalışma metodolojisini benimsemiş olmamız (7/24 online). Sosyal medya ve dijital dünya sürekli değişiyor, dolayısıyla aylarca önceden hazırlanmış sabit bir plan yerine, veri analizi ve güncel trendler doğrultusunda sürekli güncellenen bir stratejik yaklaşım sergiliyoruz.Ayrıca ekip olarak müşterimizin işine gerçekten sahip çıkıyor, markalarını kendi markamız gibi benimsiyoruz. Müşterimizle kurduğumuz ilişki sadece hizmet sağlayıcı-müşteri ilişkisinden öte, gerçek bir iş ortaklığı niteliğinde. Bu yaklaşım, markaların dijital varlıklarını sürdürülebilir bir başarıya dönüştürmemize olanak tanıyor. Yapay zeka ve otomasyonlar sektörünüzü nasıl etkiliyor?Yapay zeka ve otomasyonlar sektöre ciddi bir dinamizm getirdi. İçerik üretiminden hedefleme stratejilerine, müşteri hizmetlerinden analiz araçlarına kadar birçok alanda verimliliği artırıyor. Ancak şunu unutmamak lazım: Teknoloji sadece bir araç. Asıl farkı yaratan, bu araçları nasıl ve ne amaçla kullandığınızdır. Biz ajans olarak yapay zekayı yaratıcı zekayla harmanlayarak kullanıyoruz. Bir dijital ajans olarak; alanda hizmete yeni başlayanlara neler önerirsiniz?İlk olarak kendinize şu soruyu sormalısınız: “Ben hangi problemi çözüyorum?” Çünkü dijital pazarlama çözüme odaklı bir alan. Niş bir alan belirlemek, hedef kitlenizi netleştirmek ve özgün bir değer önerisi oluşturmak çok önemli. Ayrıca ekip kurarken farklı uzmanlık alanlarından insanları bir araya getirmek, ajansın çok yönlü hizmet sunabilmesini sağlar. Ve elbette sabır… Dijital dünyada hızlı tüketim var ama güven inşa etmek zaman alır. Son olarak, gelecekte dijital pazarlama ve PR alanlarında ne gibi trendler göreceğimizi düşünüyorsunuz?Gelecekte dijital pazarlama ve PR alanında yapay zeka ve makine öğrenmesi teknolojilerinin daha fazla ön plana çıkacağını düşünüyorum. Kişiselleştirilmiş içerik ve deneyim sunumu, bu teknolojiler sayesinde çok daha ileri bir seviyeye taşınacak.Voice search ve görüntü tabanlı arama teknolojileri, SEO stratejilerini derinden etkileyecek. Markaların bu yeni arama formlarına uyum sağlamaları gerekecek.İnfluencer marketing evrim geçirmeye devam edecek. Mega influencer’lardan mikro ve nano influencer’lara doğru bir kayma görüyoruz ve bu trend güçlenecek. Daha otantik ve nişleşmiş içerikler ön plana çıkacak.Veri gizliliği ve etik pazarlama pratikleri de giderek daha önemli hale gelecek. Tüketiciler, verilerinin nasıl kullanıldığı konusunda daha bilinçli ve talepkar oluyorlar.Sonuç olarak, dijital pazarlama ve PR’ın geleceği, teknoloji ile insan dokunuşunun mükemmel bir dengesinde yatıyor. Teknolojiden yararlanırken, markaların insan odaklı ve değer temelli yaklaşımlardan vazgeçmemeleri gerekiyor. Betül Koca Gedikli’nin aktardığı deneyim ve stratejiler, dijital dünyada başarıya ulaşmak isteyen tüm markalar için önemli ipuçları barındırıyor. İletişimde samimiyet, dijitalde çeviklik ve teknolojiyle insan odaklılığı birleştirme vizyonu, geleceğin ajans modeline güçlü bir örnek sunuyor. Röportajımıza katkılarından dolayı kendisine teşekkür ediyor; Bpluses Agency’nin başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz. #### Bianca Boya “Çıtayı Yükseltiyor” Türkiye’nin yenilikçi boya markalarından Bianca Boya, yeni reklam kampanyasıyla sektörde rekabetin seviyesini yukarı taşımayı hedefliyor. “Çıta Yükseliyor” söylemiyle hayata geçirilen kampanya, yalnızca bir ürün tanıtımı olmanın ötesine geçerek boya sektöründe kalite ve performans standartlarını yeniden tanımlama iddiası taşıyor. Komedyen Yasemin Sakallıoğlu ve Teknik Direktör Yılmaz Vural’ın rol aldığı, yönetmenliğini Hakan Kemiksiz’in üstlendiği, yaratıcı süreci Judo imzası taşıyan “Çıta Yükseliyor” kampanyasıyla Bianca Boya, sektörde yalnızca ürünleriyle değil, iletişim diliyle de fark yaratmayı hedefliyor. Bianca Boya, yeni reklam kampanyasıyla sektörde fark yaratmaya hazırlanıyor. “Çıta Yükseliyor” söylemiyle hayata geçirilen kampanya, hem yaratıcı yaklaşımı hem de teknolojiyi merkeze alan prodüksiyon gücüyle dikkat çekiyor. Marka, bu kampanyayla yalnızca ürün performansını değil, boya sektöründeki iletişim standartlarını da yukarı taşımayı amaçlıyor. Bianca Vals ile Güçlü Alternatif Vurgusu Kampanyanın merkezinde yer alan Bianca Vals; yüksek kapatıcılığı, uygulama kolaylığı, geniş metraj avantajı ve parfümlü yapısıyla dikkat çekiyor. Marka, bu özellikleriyle hem profesyonel ustalara hem de bireysel kullanıcılara daha verimli ve pratik bir boya deneyimi sunmayı amaçlıyor. Bianca Boya, dönüşüm boyaları alanında yakaladığı liderliğin ardından şimdi tüm boya sektöründe güçlü bir alternatif olarak konumlanıyor. Mizah ve Sürprizlerle Güçlenen İletişim Dili Kampanya filmlerinde mizahi ve akıcı bir anlatım dili öne çıkıyor. Daha önce Bianca Stella reklamlarında izleyiciyle buluşan Yasemin Sakallıoğlu’nun canlandırdığı kraliçe karakteri, bu kampanyada da yer alarak serinin devamlılığını sağlıyor. Serinin ilerleyen filmlerinde ise sürpriz bir isim olarak Yılmaz Vural’ın izleyici karşısına çıkması dikkat çekiyor. Yapay Zekâ Destekli Yaratıcı Prodüksiyon Toplam üç filmden oluşan kampanya, yaratıcı ajans Judo imzası taşıyor. Yönetmenliğini Hakan Kemiksiz’in üstlendiği çekimler Panda Films tarafından gerçekleştirilirken, filmlerde yer alan çitalar yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu. Yaklaşık 10 gün süren post prodüksiyon süreciyle sahnelere entegre edilen bu detay, kampanyanın görsel gücünü artıran önemli unsurlardan biri oldu. Kampanyanın medya planlaması Native Media tarafından yapılırken, ilk film tüm kanallarda roadblock yayınıyla geniş kitlelere ulaştı. “Sadece Ürünü Değil, Rekabeti de Yükseltiyoruz” Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, kampanyaya ilişkin değerlendirmesinde “Bianca olarak her zaman daha iyisini üretme ve sektöre değer katma motivasyonuyla hareket ediyoruz. ‘Çıta Yükseliyor’ kampanyamız, yalnızca ürünümüzün gücünü anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda sektördeki rekabet anlayışını da daha yukarı taşımayı hedefliyor. Ustalarımıza ve kullanıcılarımıza, alışılmışın ötesinde bir deneyim sunan güçlü bir alternatif sunduğumuza inanıyoruz.” şeklinde konuştu. Bianca Boya’nın yeni kampanyası, hem yaratıcı dili hem de teknolojiyi kullanan prodüksiyon yaklaşımıyla, boya sektöründe iletişim standartlarını yeniden şekillendirecek bir adım olarak öne çıkıyor. Reklam Künyesi: Reklamveren: Bianca BoyaReklamveren Yetkilileri: Mehmet Salih Özer, Veysel FeyzoğluReklam Ajansı: judoYaratıcı Yönetmen: Kağan KüçükYaratıcı Ekip: Gürol Dinneden, Arda Kahraman, Fatih KaramanMüşteri İlişkileri Direktörü: Cihan GedizProdüksiyon Şirketi: Panda FilmsYönetmen: KemixizYardımcı Yönetmen: Ahmet UygunGörüntü Yönetmeni: Uğur İçbakEditor: Mehmet Ali AkçaMüzik: 25 m2Post: Roots Post ProductionMedya Ajansı: Native MediaMedya Ajansı Yetkilileri: Selim Yücel, Betül Akbulut Bianca Boya Hakkında: 1999 yılında kurulan Orkim Ortaklar Boya Sanayi ve Pazarlama A.Ş., BİANCA markasıyla inşaat ve sanayi boyaları üretimine başlamış, hizmet ve kalite anlayışıyla sektörde kendini hızla kabul ettirmiştir. 32 ülkeye ihracat yapan BİANCA, Türkiye genelinde 2.500’den fazla satış noktası ve 20 Bianca Stella Shop mağazasıyla faaliyet göstermektedir. Kadın istihdamına büyük önem veren BİANCA, bugüne kadar 400’ün üzerinde kadına eğitim vererek sektöre kadın ustalar kazandırmış ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektörde fark yaratmaya devam etmektedir. #### Bianca Boya, 3 Bin Ustayı Bodrum’da Buluşturdu Bianca Boya, inşaat boyaları alanındaki yeni ürün grubu Bianca Vals’in tanıtımı kapsamında Türkiye genelindeki boya ustalarına yönelik özel bir organizasyona imza attı. 17–29 Nisan tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleştirilen program, 3’er günlük 4 ayrı parti halinde düzenlendi ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen toplam 3 bin boya ustası ağırlandı. Organizasyon süresince ustalar, Bianca Vals ürün grubunun teknik özelliklerini yerinde inceleme ve uygulama süreçlerine dair detaylı bilgi alma fırsatı buldu. Program hem ürün deneyimi hem de mesleki gelişim açısından katılımcılara önemli katkılar sağladı. Eğitim, Eğlence ve Deneyim Bir Arada Bianca Boya’nın düzenlediği program, yalnızca bir ürün tanıtımıyla sınırlı kalmadı. Tatil konseptiyle kurgulanan organizasyonda; eğlenceli yarışmalar, gün boyu süren aktiviteler ve sürpriz etkinliklerle ustalara unutulmaz bir deneyim sunuldu. Programın en dikkat çeken anlarından biri ise sevilen sanatçı Ayhan Aşan’ın sahne aldığı gala gecesi oldu. Yoğun katılımın olduğu gecede ustalar, müzik ve eğlence dolu anlar yaşayarak günün yorgunluğunu keyifle attı. Ayrıca program boyunca, Bianca Vals’in reklam filminde Yasemin Sakallıoğlu ve Yılmaz Vural’ın vurguladığı “Taktik maktik yok, bam bam bam değil… Vals Vals Vals” söylemi de sıkça hatırlatılarak ürünün pratikliği ve performansı eğlenceli bir dille ustalara aktarıldı. Sektörde Fark Yaratan Motivasyon Programı Bianca Boya’nın hayata geçirdiği bu özel organizasyon, ustalara yönelik motivasyon odaklı yapısıyla sektörde dikkat çekti. Eğitim ile eğlenceyi bir araya getiren program, ustalarla marka arasındaki bağı daha da güçlendirdi. “Ustalarımızla Birlikte Büyüyoruz” Bianca BoyaKurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, organizasyonun sektörel katkısına ilişkin şunları söyledi: “Yüzde 50 büyüme hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, ustalarımıza özel olarak tasarladığımız bu program bizim için çok kıymetli. Türkiye’nin her bölgesinden ağırladığımız ustalarımız hem yeni ürünlerimizi yakından tanıdı hem de keyifli bir deneyim yaşadı. Bianca Boya olarak ustalarımızla birlikte büyümeye devam edeceğiz.” Bianca Boya Hakkında: 1999 yılında kurulan Orkim Ortaklar Boya Sanayi ve Pazarlama A.Ş., BİANCA markasıyla inşaat ve sanayi boyaları üretimine başlamış, hizmet ve kalite anlayışıyla sektörde kendini hızla kabul ettirmiştir. 32 ülkeye ihracat yapan BİANCA, Türkiye genelinde 2.500’den fazla satış noktası ve 20 Bianca Stella Shop mağazasıyla faaliyet göstermektedir. Kadın istihdamına büyük önem veren BİANCA, bugüne kadar 6000’in üzerinde kadına eğitim vererek sektöre kadın ustalar kazandırmış ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektörde fark yaratmaya devam etmektedir. #### Bianca Boya’dan “Çöpte Bulduk” Projesine Renkli Destek Kullanılmayan eşyaların yeniden onarılarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı “Çöpte Bulduk” sosyal sorumluluk projesi, bu kez Bianca Boya’nın katkılarıyla çok özel bir buluşmaya sahne oldu. Projeye gönüllü olarak katılan ünlü komedyen Yasemin Sakallıoğlu, yedi dönüşüm uzmanı kadınla birlikte gün boyu atölyede çalışarak eski eşyaları yeniledi. Atölyede gerçekleşen dönüşüm sürecine hem eliyle hem kalbiyle katılan Bianca Boya’nın reklam yüzü ünlü komedyen Yasemin Sakallıoğlu, gün sonunda yenilenen eşyaların, beş torununa tek başına bakan bir babaanneye ulaştırılmasına eşlik etti. Maltepe Kaymakamı Bahri Tiryaki, mahalle muhtarları ve Çöpte Bulduk ekibinin koordinasyonuyla yapılan teslimat, duygu dolu anlara sahne oldu. Küçük çocukların gözlerindeki sevinç ve evin yeni hali, projeye katılan herkesi derinden etkiledi. Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, projeye dair yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bizim işimiz sadece duvarları değil, hayatları da renklendirmek. Bianca Boya olarak bizler için dönüşüm sadece boyayla sınırlı değil; bir yaşamı, bir evi, hatta bir geleceği yeniden renklendirmek demek. ‘Çöpte Bulduk’ projesine destek vererek toplumda kalıcı bir fark yaratmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu proje, dönüşümün sadece eşyaları değil, insanların yaşamlarını da değiştirebileceğini gösteriyor. Bu projede yer almak, Bianca Boya olarak bize büyük bir gurur ve umut verdi.” Proje yetkilileri ise hedeflerinin, gönüllüler ve yerel yönetimlerin desteğiyle bu hareketi Türkiye’nin dört bir yanına yaymak olduğunu belirterek, her ilde ihtiyaç sahiplerine onarılmış eşyalar ulaştırmayı amaçladıklarını ifade etti. Bianca Boya Hakkında: 1999 yılında kurulan Orkim Ortaklar Boya Sanayi ve Pazarlama A.Ş., BİANCA markasıyla inşaat ve sanayi boyaları üretimine başlamış, hizmet ve kalite anlayışıyla sektörde kendini hızla kabul ettirmiştir. 32 ülkeye ihracat yapan BİANCA, Türkiye genelinde 2.500’den fazla satış noktası ve 20 Bianca Stella Shop mağazasıyla faaliyet göstermektedir. Kadın istihdamına büyük önem veren BİANCA, bugüne kadar 400’ün üzerinde kadına eğitim vererek sektöre kadın ustalar kazandırmış ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektörde fark yaratmaya devam etmektedir. #### Bilgi Güvenliğinde Örnek Başarı Norm Holding’in 12 Şirketi’ne ISO 27001 Sertifikası Norm Holding, dijitalleşme ve siber güvenlik yatırımlarının somut bir göstergesi olarak bilgi güvenliği alanında Türkiye’ye örnek teşkil edecek bir başarıya imza attı. Holding bünyesindeki 12 şirket, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikasyon sürecini aynı dönemde ve entegre bir modelle tamamladı. TURKAK tarafından akredite edilmiş TS EN ISO/IEC 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi belgelendirme denetimleri ile Norm Holding, kurumsal yapısında bilgi güvenliği disiplininin üst düzeyde yerleştiğini tescilledi. Norm Holding, bilgi güvenliği alanında özel sektörde nadir görülen ölçekte bir başarıya imza attı. Holding bünyesindeki 12 şirket, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikasyonunu aynı dönemde ve entegre bir yapıda tamamlayarak sektör için örnek bir güvenlik modeli ortaya koydu. Akredite denetim kuruluşununyürüttüğü kapsamlı denetimler, Norm Holding’in bilgi güvenliği, veri bütünlüğü ve risk yönetimi konularındaki yüksek olgunluk seviyesini tescilledi. Türkiye’de özel sektör içinde bu ölçekte eş zamanlı yürütülen bir sertifikasyon, nadir görülen kapsamı itibarıyla dikkat çekiyor. Çalışma hem yönetim sistemlerinin olgunluk seviyesini hem de holdingin teknoloji ve dijitalleşme vizyonunu ortaya koyan önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Norm Holding Teknoloji ve Dijital Dönüşüm Direktörü Kerim Akhisaroğlu, sürecin stratejik bir kazanım olduğuna dikkat çekerek “Bilgi güvenliği, artık sadece teknik bir konu değil; sürdürülebilir büyümenin ve kurumsal itibarın ayrılmaz bir parçası. Tüm şirketlerimizde aynı anda tamamlanan ISO 27001 belgelendirme süreci, Norm Holding’in veri güvenliğini, süreç disiplinini ve dijital dönüşüm adımlarını üst düzeye taşıma iradesini ortaya koyuyor. Bu başarı, teknoloji ekiplerimizden yöneticilerimize kadar geniş bir ekosistemin ortak emeğiyle hayata geçti” dedi. Akhisaroğlu, Norm Holding’in önümüzdeki dönemde siber güvenlik, süreç dijitalleştirme ve veri yönetimi alanlarında daha güçlü bir entegrasyon modeline geçeceğini belirterek, uluslararası standartlara uyumun sürekli iyileştirme odağıyla sürdürüleceğinin altını çizdi. Gerçekleştirilen sertifikasyon, Norm Holding’in üretimden mühendisliğe, teknolojiden tedarik zinciri yönetimine kadar tüm operasyonlarında bilgi güvenliğini stratejik öncelik haline getirdiğini gösteriyor. Baştan uca entegre yürütülen denetimlerle, tüm süreçlerde risklerin sistematik olarak yönetildiği, dijital altyapının güvence altına alındığı ve operasyonel verimliliğin yükseltildiği tescillenmiş oldu. Norm Holding; kurumsal dijital dönüşüm ve bilgi güvenliği alanında Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir model ortaya koydu. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Bilgin Yazar: “Etkili Onboarding Süreci, Şirketlerin Karlılığını ve Çalışan Bağlılığını Artırıyor” Çalışanların bir iş yerinde kalma süresi giderek azalırken, şirketlerin çalışan bağlılığını artırmak için onboarding süreçlerine stratejik bir yaklaşım benimsemeleri gerektiği vurgulanıyor. Vedubox CEO’su Bilgin Yazar, onboarding süreçlerinin verimlilik ve kârlılık üzerindeki etkisini değerlendirerek iş dünyasına önemli mesajlar verdi. Onboarding’in Şirketler İçin Kritik Önemi Bilgin Yazar, şirketlerin onboarding süreçlerini sadece bir tanıtım süreci olarak değil, çalışan bağlılığını güçlendiren stratejik bir yatırım olarak görmesi gerektiğini belirtiyor: “Onboarding, yalnızca yeni çalışanların şirkete hızlı adapte olması için değil, işletmenin gizli maliyetlerini düşürerek kârlılığı artırması için de kritik bir süreçtir. Verimli bir onboarding süreci, hata oranlarını azaltır, çalışanların işlerine daha hızlı adapte olmasını sağlar ve ekip içi sinerjiyi güçlendirir. Günümüzde başarılı şirketler, çalışanlarını en başından itibaren iyi yönlendiren ve onların gelişimine yatırım yapan firmalardır.” Şirketler İçin Onboarding’in Faydaları Bilgin Yazar’a göre doğru bir onboarding süreci şu avantajları sağlıyor: ✅ Çalışan adaptasyon sürecini hızlandırır, işe başlama süresini kısaltır.✅ Eğitim maliyetlerini düşürerek şirketin kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlar.✅ Ekip içi iletişimi ve sinerjiyi artırarak iş birliğini güçlendirir.✅ Çalışan bağlılığını artırarak erken işten ayrılmaların önüne geçer.✅ Şirket kültürünü ve değerlerini çalışanlara etkili şekilde aktarır. Dijital Onboarding Dönemi: Vedubox’un Rolü Dijitalleşme ile birlikte onboarding süreçlerinin geleneksel yöntemlerden dijital platformlara taşınmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Yazar, Vedubox’ın dijital onboarding çözümleri ile şirketlere esnek, verimli ve etkili süreçler sunduğunu belirtti: “Vedubox olarak, onboarding süreçlerini tamamen dijital hale getiren bir altyapı sunuyoruz. Online eğitim modülleri, etkileşimli içerikler, gamification (oyunlaştırma), mentor destek sistemleri ve mobil uyumlu çözümler sayesinde şirketlerin çalışanlarını hızlı, etkili ve sürdürülebilir bir şekilde onboarding sürecine dahil etmesini sağlıyoruz. Dijital onboarding, hem uzaktan hem de hibrit çalışanlar için büyük bir avantaj sunuyor.” Onboarding Stratejisi: Şirketler İçin Bir Rekabet Avantajı Bilgin Yazar, onboarding süreçlerine yatırım yapan şirketlerin uzun vadede çalışan bağlılığı ve iş verimliliği açısından büyük kazanımlar elde ettiğini belirtiyor. “Onboarding süreçlerine yatırım yapmak, sadece çalışan deneyimini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda şirketlerin rekabet gücünü artırır. Doğru bir onboarding stratejisi, şirketlerin en değerli varlığı olan insan kaynağını güçlendirmesine yardımcı olur.” Şirketlerin onboarding süreçlerini dijitalleştirerek çalışan bağlılığını artırması ve verimliliği maksimize etmesi gerektiğini belirten Bilgin Yazar, Vedubox’un bu alandaki yenilikçi çözümlerini iş dünyasına sunmaya devam edeceklerini vurguladı. 📌 Bilgi için:Vedubox Hakkında Daha Fazla Bilgi: www.vedubox.comMedya İletişim: bilgi@vedubox.com 0312 344 88 83 #### Bilişim Vadisi B-Stars Mobilite Hızlandırma Programı Başvuruları Uzatıldı Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon üssü Bilişim Vadisi, mobilite ekosistemini güçlendirecek B-Stars Mobilite Hızlandırma Programı başvurularının süresini uzattı. Bu yıl beşinci kez düzenlenen ve ilk kez B-Stars çatısı altında gerçekleştirilecek program, girişimcilere 12 haftalık yoğun hızlandırma süreci, yatırım desteği, PoC fırsatları, bulut altyapısı imkanları ve 6 ay ücretsiz açık ofis desteği sunarak mobilite teknolojilerinde fark yaratmak isteyen girişimcilere eşsiz bir fırsat sağlıyor. Girişimlere Sıçrama Tahtası B-Stars Mobilite Hızlandırma Programı, sadece teknik becerilerin gelişimine değil; iş modeli olgunlaştırma, pazar stratejisi geliştirme ve global rekabete hazırlık süreçlerine de odaklanıyor. Katılımcılar, alanında uzman isimlerle eğitim ve mentörlük görüşmeleri, gerçek senaryolar üzerinden vaka çalışmaları, teknoloji seminerleri ve yüz yüze atölyeler aracılığıyla kapsamlı bir hızlandırma deneyimi yaşayacak. Güçlü Ortaklıklarla Daha Büyük Destek Program, bu yıl Anadolu Isuzu ve Yandex Cloud iş birlikleriyle daha da güçlendi: Anadolu Isuzu'dan PoC fırsatı ve yatırım desteği Yandex Cloud'tan 12 aya kadar 20.000 USD bulut kredisi desteği Ayrıca vaka çalışmasında birinci olan girişim, 12 ay ücretsiz açık ofis desteği kazanma şansı elde edecek. Mobilite Ekosisteminde Yeni Bir Dönüm Noktası Bilişim Vadisi Mobilite Kümelenmesi çatısı altında yürütülen program, Türkiye'nin mobilite alanındaki en kapsamlı girişimcilik programı olarak girişimcilere küresel pazarlarda güçlü bir yer edinme fırsatı sunuyor. Önemli Tarihler Son Başvuru Tarihi: 1 Ekim 2025Program Başlangıcı (Kick-off): 20 Ekim 2025Demo Day: 15 Ocak 2026 Başvuru Linki: B-Stars Mobilite Hızlandırma Programı Başvuru Formu Bilişim Vadisi | Türkiye'nin Teknoloji ve İnovasyon Üssüwww.bilisimvadisi.com.tr #### BLACK SEA INVESTMENT & ENERGY SUMMIT Türkiye ile Romanya arasında enerji, yatırım, altyapı ve ticaret alanlarında yeni iş birliklerinin geliştirilmesini hedefleyen “BLACK SEA INVESTMENT & ENERGY SUMMIT – Türkiye – Romanya Ticaret & Enerji Zirvesi”, 3 Haziran 2026 tarihinde Trabzon Novotel’de gerçekleştirildi. Romanya’nın stratejik önemine dikkat çekmeyi amaçlayan zirve; Türkiye’deki enerji yatırımcılarını, iş insanlarını, sanayi temsilcilerini, kamu kurumlarını ve uluslararası yatırım çevrelerini aynı platformda buluşturdu.Son yıllarda Avrupa enerji piyasasında yaşanan dönüşümle birlikte Romanya, özellikle yenilenebilir enerji yatırımları açısından Orta ve Doğu Avrupa’nın en dikkat çeken pazarlarından biri haline gelmiş durumda. Güneş enerjisi, enerji depolama sistemleri (BESS), iletim altyapısı ve enerji dönüşümüne yönelik projeler; Romanya’yı bölgesel ölçekte stratejik bir yatırım merkezi konumuna taşıyor. Avrupa Birliği’nin enerji bağımsızlığı politikaları doğrultusunda Romanya’nın enerji üretim kapasitesi ve şebeke altyapısına yönelik yatırımlarının önümüzdeki yıllarda daha da hız kazanması bekleniyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’da enerji arz güvenliğinin ön plana çıkması, Romanya’yı alternatif enerji üretim ve yatırım merkezlerinden biri haline getirmiş durumda. Romanya’nın Karadeniz’e erişimi, doğal gaz üretim potansiyeli, gelişen yenilenebilir enerji altyapısı ve Avrupa Birliği destekli dönüşüm programları; ülkeyi enerji sektöründe yatırım yapmak isteyen uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunan bir pazar konumuna getiriyor. Zirvenin organizasyonunu üstlenen Mehvar CEO’su Sibel Ay Türkiye ile Romanya arasında sürdürülebilir yatırım köprüleri kurulmasının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:“Türkiye ve Romanya arasında özellikle enerji, dış ticaret, altyapı ve yatırım alanlarında çok güçlü bir iş birliği potansiyeli bulunuyor. Mehvar Danışmanlık olarak bu zirveyle amacımız; yalnızca bir etkinlik düzenlemek değil, iki ülke arasında kalıcı iş bağlantıları kurulmasına katkı sağlayacak stratejik bir platform oluşturmaktır. Önümüzdeki dönemde Türk yatırımcılarının Romanya başta olmak üzere Avrupa enerji piyasalarında çok daha aktif rol alacağına inanıyoruz.” Zirvede konuşmacı olarak yer alan SolarPlants Romanya CEO’su Radu Eremciuc, “Romania Enerji Pazarı 2026” başlıklı özel oturumunda Romanya enerji piyasasının güncel görünümünü değerlendirdi.Eremciuc konuşmasında; Romanya enerji piyasasının yükselişi, Avrupa Birliği destek mekanizmaları, PV ve BESS projelerinin finansmana uygunluğu, Batarya depolama sistemlerinde yatırım modelleri, Şebeke bağlantı süreçleri, Türk yatırımcılar için ortaklık modelleri, Gerçek proje örnekleri ve yatırım süreçleri gibi yatırımcılar açısından kritik öneme sahip başlıklara değindi. Upsolar Avrupa İş Geliştirme Direktörü Esra Canpolat ise konuşmasında Türkiye güneş enerjisi sektörünün yalnızca enerji üretiminden ibaret olmadığını, artık sanayi, finans ve sürdürülebilirlik ekseninde yeni bir ekonomik dönüşüm alanına dönüştüğünü vurguladı.Canpolat konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:“Türkiye’de güneş enerjisi sektörü artık sadece enerji üretiminden ibaret değil; sanayi, finans ve sürdürülebilirlik ekseninde yeni bir ekonomik dönüşüm alanı haline geliyor. Türk yatırımcı ve sanayicisinin önümüzdeki dönemde yalnızca iç pazarda değil, Romanya başta olmak üzere Avrupa enerji piyasalarında da daha aktif rol alacağını düşünüyorum. Özellikle güneş enerjisi ve depolama teknolojileri, bölgesel ölçekte çok önemli yatırım fırsatları oluşturuyor.” Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş ise Romanya’da yatırım yapma sürecine ilişkin gerçek saha deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye’deki şebeke kapasite sorunları ve yüksek finansman maliyetlerinin yatırımcıyı zorladığına dikkat çeken Şahintaş, bu süreçte yeşil enerji dönüşümüyle öne çıkan Romanya’nın muazzam bir cazibe merkezi haline geldiğini ifade etti. Avrupa Birliği fonlarıyla şebeke altyapısını yenileyen Romanya’nın, yatırımcılara şeffaf kapasite tahsisleri ve düşük faizli, uzun vadeli "yeşil kredi" imkanları sunduğunu aktardı. Ülkedeki nakit hibeler, Euro bazlı alım garantileri ve yüksek güneş verimliliği sayesinde projelerin birkaç yıl içinde kendini amorti ettiğini vurgulayan Şahintaş, küresel ölçekte güç kazanmak isteyen iş dünyasını bu stratejik pazarda yer almaya davet etti. BLACK SEA INVESTMENT & ENERGY SUMMIT kapsamında enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji depolama sistemleri, şebeke altyapıları, finansman modelleri ve Türkiye–Romanya ticaret ilişkileri çok boyutlu şekilde ele alındı. Uluslararası yatırımcıları, enerji şirketlerini, EPC firmalarını, sanayi temsilcilerini ve iş dünyasını bir araya getiren zirvenin, Türkiye ile Romanya arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. #### Blend 1601’e İtalya’dan Tasarım Ödülü İzmir merkezli butik kahve markası Blend 1601, uluslararası tasarım dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen A’ Design Award’da önemli bir başarıya imza attı. Markanın “Shade-Grown” (gölgede yetişen) kahve felsefesinden ilham alan ambalaj tasarımı, Ambalaj Tasarımı kategorisinde verilen Iron A’ Design Award ödülüne layık görüldü. İzmirli butik kahve markası Blend 1601’in doğadan ilham alan ambalaj tasarımı, İtalya merkezli A’ Design Award tarafından ödüllendirildi. Dünyanın dört bir yanından binlerce tasarımın değerlendirildiği yarışmada elde edilen bu başarı, Blend 1601’in yalnızca kahve kalitesiyle değil, marka hikayesini tasarımla buluşturma yaklaşımıyla da uluslararası ölçekte dikkat çektiğini ortaya koydu. Kahvenin Hikayesini Anlatan Tasarım Sanat Direktörü Burak Şahin ve Istanbul French Fries yaratıcı ekibi tarafından tasarlanan ödüllü çalışma, gölgede yetiştirilen kahvenin doğayla uyumlu üretim modelini görsel bir dile dönüştürüyor. Orman örtüsünü temsil eden minimalist ağaç gölgesi motifi, sürdürülebilir kraft malzemeler ve her kahveye özel renk sistemiyle desteklenen tasarım; kahve üreticisi, doğa ve tüketici arasında duygusal bir bağ kuruyor. Teknik detaylarla tüketiciyi yormak yerine hikaye anlatımını merkeze alan tasarım, kahvenin kökenini, karakterini ve üretim felsefesini sade ancak etkili bir görsel deneyime dönüştürüyor. Uluslararası Jüriden Tam Not A’ Design Award jürisi tarafından verilen Iron Ödülü; profesyonel standartları başarıyla karşılayan, işlevselliği estetikle birleştiren ve sektöre değer katan tasarımlara veriliyor. Blend 1601’in ödüllü ambalaj tasarımı; sürdürülebilirlik yaklaşımı, kullanıcı deneyimini kolaylaştıran ikon sistemi, ölçeklenebilir marka mimarisi ve güçlü hikâye anlatımıyla öne çıktı. Tasarımdaki her detay, gölgede yetişen kahvenin doğallığını ve zanaatkâr üretim anlayışını yansıtacak şekilde kurgulandı. Dokulu yüzeyler, çevre dostu malzemeler ve el işçiliğini hissettiren uygulamalar, markanın premium konumlandırmasını güçlendiren unsurlar arasında yer aldı. Gölgede Yetişen Kahvenin Hikayesi Dünyaya Açıldı Blend 1601, kurucusu Armağan Portakal tarafından nitelikli kahve kültürüne farklı bir bakış açısı kazandırmak amacıyla hayata geçirildi. Marka, 1500 ila 2100 metre rakımda, doğal bitki örtüsünün içinde ve ağaç gölgelerinde yetişen Arabica çekirdeklerini kahveseverlerle buluşturuyor. Tam olgunluğa ulaşan kahve meyvelerinin elle toplanmasıyla başlayan süreç, çekirdeğin karakterini koruyan özenli üretim aşamalarıyla devam ediyor. Bu yaklaşım, markanın ambalaj tasarımında da kendine güçlü bir karşılık buluyor. “Bağırmadan Konuşuyoruz ve Sesimizi Duyanlar Çoğalıyor” Blend 1601 Kurucusu Armağan Portakal, kazanılan ödülün markanın kuruluş felsefesinin uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu belirterek, “Blend 1601’i kurarken amacımız sadece iyi kahve üretmek değildi. Doğaya saygılı üretimi, estetik anlayışı ve sosyal faydayı aynı potada buluşturan bir marka yaratmak istedik. Bugün dünyanın en saygın tasarım ödüllerinden birinde bu yaklaşımın takdir görmesi bizim için son derece değerli. Bağırmadan konuşuyoruz ve sesimizi duyanlar çoğalıyor. Bu da başlı başına bir ödül bizim için. Bu başarıda büyük emeği bulunan Burak Şahin’e ve Istanbul French Fries ekibine teşekkür ediyoruz. Onlarla çalışmak bizim için büyük bir keyif.” şeklinde konuştu. Kahvenin Ötesinde Bir Marka Yaklaşımı Blend 1601 yalnızca nitelikli kahve üretimine odaklanmıyor. Marka, eğitim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına destek verirken, kadın sanatçıların ürettiği özel seramik ve fincan koleksiyonlarına da yer veriyor. Bu yaklaşım sayesinde marka, ticari başarı kadar sosyal etkiyi de odağına alan bir değer sistemi oluşturuyor. Türk Tasarımının ve Türk Markalarının Küresel Başarısına Katkı A’ Design Award’dan gelen bu uluslararası ödül, Blend 1601’in küresel ölçekte büyüyen nitelikli kahve pazarındaki konumunu güçlendirirken, Türk markalarının tasarım alanındaki rekabet gücünü de bir kez daha ortaya koydu. Kahvenin doğayla kurduğu ilişkiyi güçlü bir hikayeye dönüştüren Blend 1601, artık yalnızca fincandaki lezzetiyle değil, ödüllü tasarım diliyle de dünya sahnesinde adından söz ettiriyor. #### BLUE ECONOMY SUMMIT 2027 15–17 Nisan 2027 | Trabzon | Türkiye KARADENİZ HAVZASI TRABZON’DA BULUŞUYOR:MAVİ EKONOMİNİN GELECEĞİNE YÖN VERECEK ULUSLARARASI ZİRVE İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI 2026 yılında Trabzon’da 1.’si düzenlenen ve ulusal–uluslararası ölçekte geniş yankı uyandıran Blue Economy Summit’in ardından, Karadeniz havzası uluslararası merkezlerin odak noktası haline geldi. 2026 zirvesi; uluslararası kuruluş temsilcileri, finans kuruluşları, akademik çevreler, yatırım liderleri ve karar vericileri aynı platformda buluştururken Karadeniz’de mavi ekonomi vizyonunun gelişimine önemli katkı sundu. Gerçekleştirilen zirvede OECD İstanbul Merkezi Direktörü Ashraf Bouali, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (BSEC) Birinci Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Doç. Dr. Merve Safa Kavakcı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (PABSEC) Genel Sekreter Yardımcısı Borys Kolisnychenko, IFC Orta Doğu ve Orta Asya Kıdemli Yatırım Sorumlusu Riccardo Ambrosini, Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası temsilcileri ile farklı ülkelerden üst düzey konuşmacılar yer aldı. 2026’da oluşan bu uluslararası etkileşim ve kurumsal ağın üzerine inşa edilen Blue Economy Summit’in 2.’si, 15–17 Nisan 2027 tarihleri arasında Trabzon’da gerçekleştirilecek. Karadeniz havzası; Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve Avrasya arasında oluşturduğu stratejik bağlantı, gelişen liman altyapısı, artan lojistik kapasitesi, enerji koridorları, güçlü denizcilik kültürü, zengin biyolojik çeşitliliği ve yükselen yatırım potansiyeliyle dünyanın dikkat çeken mavi ekonomi bölgelerinden biri hâline geliyor. Bölge aynı zamanda; — Kültür balıkçılığı ve sürdürülebilir su ürünleri üretimi— Yeni nesil su ürünleri teknolojileri ve akuakültür yatırımları— Kıyı turizmi ve destinasyon ekonomileri— Marina, yat ve rekreasyon ekonomisi— Cruise turizmi ve liman şehirleri dönüşümü— Deniz taşımacılığı ve ticaret koridorları— Yenilenebilir deniz enerjileri— Akıllı limanlar ve dijital denizcilik— Deniz teknolojileri ve savunma odaklı deniz sistemleri alanlarında önemli büyüme potansiyeli taşıyor. Blue Economy Summit kapsamında üç gün boyunca; — Mavi ekonomi yatırımları— Denizcilik teknolojileri ve inovasyon— Akıllı liman sistemleri— Deniz dronları ve otonom çözümler— Yapay zekâ destekli denizcilik uygulamaları— Kültür balıkçılığı ve yeni nesil su ürünleri ekonomisi— Deniz ürünleri işleme, ihracat ve değer zinciri yönetimi— Kıyı turizmi ve sürdürülebilir destinasyonlar— Marina ve yat ekonomisi— Cruise turizmi ve liman şehirleri— Yeşil enerji ve sürdürülebilir denizcilik— Uluslararası ticaret koridorları— Bölgesel kalkınma ve finansman modelleri— Girişimcilik ve yeni nesil ekonomi başlıkları ele alınacak. Zirve kapsamında gerçekleştirilecek üst düzey paneller, yatırım görüşmeleri, B2B buluşmaları, networking alanları ve tanıtım platformları sayesinde Karadeniz merkezli yeni yatırımların, uluslararası ortaklıkların ve bölgesel kalkınma projelerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Blue Economy Summit yalnızca bir etkinlik değil; Karadeniz havzasının ortak ekonomik geleceğini şekillendiren uluslararası bir vizyon, yatırım ve iş birliği platformu olmayı hedefliyor. Trabzon; köklü tarihi, denizcilik kültürü, güçlü kıyı kimliği, bölgesel erişim kapasitesi ve Karadeniz’e açılan stratejik konumuyla Nisan 2027’de dünyanın farklı noktalarından gelecek yatırımcıları, karar vericileri ve sektör liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor. 15–17 Nisan 2027Trabzon | Türkiye Karadeniz konuşacak.Gelecek denizden yükselecek. https://www.blackseablueconomysummit.com #### Bodrum Güvercinlik’te Deniz Gören Müstakil Yapılar 15-20 Milyon TL Fiyat Aralığına Ulaştı Bodrum İlçesi için Güvercinlik geçiş hattı olması açısından önemli bir değere sahip. Güvercinlik bölgesini mercek altına alan EVA Gayrimenkul Değerleme’den Değerleme Uzmanı Ayşe Aydın Tunca, bu bölgede deniz gören müstakil yapıların 15-20 Milyon TL, diğer müstakil yapıların ise 10-15 Milyon TL aralığında olduğunu açıkladı. Arsa birim fiyatları ise 25.000-35.000 TL/m2 arasında seyrediyor. Bodrum Güvercinlik’in Milas-Bodrum karayolu üzerinde konumlanmış bir mahalle olarak diğer ilçelere geçiş ve havalimanına ulaşım aksı üzerinde olduğunu belirten EVA Gayrimenkul Değerleme’den Değerleme Uzmanı Ayşe Aydın Tunca,  “Güvercinlik Bodrum’un en uzak mahallelerinden biri.  Bodrum İlçesi Güvercinlik mahallesinde 3-4 milyon TL fiyatlarda villa bulmanın mümkün olmadığını görüyoruz. Bu bilgi doğrultusunda yaptığımız incelemelerde 3-4 milyon TL bandında ki satılık ilanların Milas-Boğaziçi ve Adabükü bölgesinde ya da Dörttepe mahallesinde yer aldığı ancak Bodrum-Güvercinlik’te yer alıyormuş gibi pazarlanmakta olduğunu gözlemliyoruz. Bu algıda GüvercinliK’in Milas-Bodrum Havaalanı’na oldukça yakın, sadece 10-15 dakika mesafede olmasının da etkisi büyük. Bu da bölgenin ulaşım açısından çok avantajlı olmasını sağlıyor. Havaalanına kolay erişim, bölgenin değerini artıran başka bir faktör.” dedi. Güvercinlik bölgesinde Bodrum’un diğer bölgelerine nazaran daha uygun fiyatlı dubleks yapılar görüldüğünü de sözlerine ekleyen Tunca,  “Çünkü bu bölge emlak pazarına açık bir bölge değil. Yatırımcılar için bir yatırım bölgesi değil. Yeni yapılan pazarlanacak bir site, tesis vs. yok. Güvercinliğin ada kısımları ve yolun alt kısmı otel bölgesi olarak kullanılmaktadır. O bölgenin bir kısmında ise imar planı bulunmaması sebebi ile imar affından yararlanmış yapı kayıtlı taşınmazlar bulunmakta.  Bu bölgede deniz gören müstakil yapılar 15-20 Milyon TL arasında değişmektedir. Eski tadilata ihtiyacı olan müstakil yapılar ise 10-15 Milyon TL aralığında. Denize sıfır konumda yer alan çoğu yapı ise eski yapı olup bölge yerli halkı tarafından kullanılmaktadır. “ şeklinde konuştu. Arsa fiyatlarıyla da ilgili bilgi veren Tunca, “Bölgede 2 kat yapılaşma hakkına sahip arsaların birim fiyatlarının 25.000-35.000 TL/m2 arasında olduğu görülüyor. Bu bölge yapılaşmaya hazır arsa sayısı oldukça az olması sebebi ile yatırımlık bir bölge değil. Bu sebeple de imarlı az sayıdaki arsalar için oldukça yüksek rakamlar isteniyor. Öte yandan bu bölge turistlik tesisler için bir yatırım bölgesi olsa da konut amaçlı kullanılmak için bir yatırım bölgesi değil. Bu bölge oturum için daha çok tercih ediliyor. Eğer yatırım için düşünülürse, Güvercinlik uzun vadede kazandırabilecek bir bölge. Ancak bölgenin bazı kısımlarında imar durumuna ve altyapıya dikkat etmekte fayda var.” diyerek sözlerini bitirdi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: https://www.evagyd.com #### Boya Sektöründe Alarm Zilleri: Son 30 Yılın En Büyük Daralması Yaşanıyor Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, boya sektörünün son iki yılda yüzde 50’ye yaklaşan küçülme yaşadığını belirterek, “Türkiye’de boya ihtiyacı ortadan kalkmadı, ancak tüketici talebi erteliyor. Bugün sektörün en büyük rakibi başka bir marka değil, ekonomik belirsizlik” dedi. Türkiye ekonomisindeki sıkı para politikaları, yükselen faizler ve değişen tüketici öncelikleri birçok sektörü olduğu gibi boya sektörünü de etkiliyor. Ancak sektör temsilcilerine göre yaşanan tablo klasik bir talep kaybından çok, ertelenen ihtiyaçlardan kaynaklanıyor. Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, son yıllarda yaşanan değişimin yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını belirterek, tüketicinin harcama davranışının da köklü şekilde değiştiğine dikkat çekerek, “Geçmişte bir evin boyanmasında malzeme maliyeti ile işçilik maliyeti birbirine yakındı. Bugün işçilik maliyetleri çok daha hızlı arttı. Tüketici evini yenilemek istiyor ancak bu kararı öteliyor. Çünkü boya artık zorunlu değil, ertelenebilir bir ihtiyaç olarak görülüyor.” dedi. Sektör Son 30 Yılın En Sert Döneminden Geçiyor Feyzoğlu’na göre boya sektörü 2024 ve 2025 yıllarında son otuz yılın en sert daralmalarından birini yaşadı. Sektörde toplam küçülmenin yüzde 50 seviyelerine ulaştığını belirten Feyzoğlu, özellikle yenileme pazarındaki yavaşlamanın tüm dengeleri değiştirdiğini ifade ederek, “Boya sektöründeki talebin yaklaşık yüzde 85’i renovasyon ve yenileme kaynaklı. Yeni konut üretimi ve yeni yatırımlar ise toplam talebin yalnızca yüzde 15’ini oluşturuyor. Şehirlerde yükselen vinçler ve yeni projeler sektörü canlı gösterse de gerçek tablo farklı. Yenileme tarafındaki kayıp, yeni projelerle telafi edilemiyor.” şeklinde konuştu. Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Boya Sektörünü de Etkiliyor Küresel gelişmelerin boya sanayisi üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Feyzoğlu, son dönemde Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan jeopolitik gerilimin sektör açısından yeni riskler oluşturduğunu söyledi. Boya üretiminde kullanılan hammaddelerin önemli bir bölümünün ithalata dayandığını belirten Feyzoğlu, bölgede yaşanan her gelişmenin tedarik zincirinden maliyetlere kadar birçok başlığı doğrudan etkilediğini ifade ederek, “2026 yılına girerken sektör olarak düşüşün durmasını ve yeniden büyüme trendine geçmeyi bekliyorduk. Ancak Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmeler, hammadde tedarikinde ve lojistik süreçlerinde yeni belirsizlikler yarattı. İlk etapta elimizdeki stoklarla bu süreci yönetebileceğimizi düşündük. Ancak stokların azalmasıyla birlikte yeni siparişlerin daha yüksek maliyetlerle üretime girdiğini görüyoruz.” dedi. Kaliteli Boya da Talebi Yavaşlatıyor Sektördeki ilginç gelişmelerden biri de ürün kalitesindeki artışın satış sıklığını azaltması. Geçmişte her birkaç yılda bir yapılan boya işlemlerinin artık çok daha uzun aralıklarla gerçekleştiğini belirten Feyzoğlu, özellikle silinebilir ve dayanıklı ürünlerin tüketicilerin yenileme ihtiyacını geciktirdiğini söyleyerek, “Türkiye’de boya kalitesi son 15 yılda ciddi şekilde yükseldi. Doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasıyla duvarlar daha az kirleniyor. Silinebilir ürünler sayesinde tüketici aynı boyayı yıllarca kullanabiliyor. Bu da doğal olarak talebi aşağı çekiyor.” şeklinde konuştu. ‘Fırtınada Gemiyi Yüzdürmeye Devam Ediyoruz’ Sektörün zorlu bir dönemden geçtiğini ancak umutsuz olmadıklarını vurgulayan Feyzoğlu, Türk sanayisinin geçmişte çok daha ağır krizleri atlattığını söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı. “Biz ticaret insanları için önemli olan sakin denizlerde ilerlemek kadar fırtınada gemiyi koruyabilmektir. Türkiye ekonomisine, üretim gücüne ve sektörümüze güveniyoruz. Bugüne kadar pek çok zorlu dönemi atlattık. Bugün de üretmeye, yatırım yapmaya ve geleceğe hazırlanmaya devam ediyoruz.” Bianca Boya Hakkında: 1999 yılında kurulan Orkim Ortaklar Boya Sanayi ve Pazarlama A.Ş., BİANCA markasıyla inşaat ve sanayi boyaları üretimine başlamış, hizmet ve kalite anlayışıyla sektörde kendini hızla kabul ettirmiştir. 32 ülkeye ihracat yapan BİANCA, Türkiye genelinde 2.500’den fazla satış noktası ve 20 Bianca Stella Shop mağazasıyla faaliyet göstermektedir. Kadın istihdamına büyük önem veren BİANCA, bugüne kadar 6000’in üzerinde kadına eğitim vererek sektöre kadın ustalar kazandırmış ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektörde fark yaratmaya devam etmektedir. #### Butik Oteller, Dijital Dönüşümle Rekabette Öne Geçiyor Elektraweb, yazılım çözümleriyle butik otellerin verimliliğini artırırken; sürdürülebilirlik, müşteri deneyimi ve maliyet optimizasyonunda fark yaratmalarına destek oluyor. Turizm sektöründe dijitalleşmenin etkileri her geçen gün daha fazla hissedilirken, butik oteller bu dönüşümün en dikkat çeken aktörleri haline geliyor. Sınırlı kaynaklarını daha verimli kullanmak zorunda olan bu küçük ölçekli işletmeler, rekabet gücünü artırmak için veri temelli yazılım çözümlerine yöneliyor. Elektra Yazılım Grubu Başkanı Teoman İbili, butik otellerin teknolojiyle bütünleşerek çok daha büyük oyuncularla rekabet edebilir hale geldiğini vurguladı. “Yapay zeka teknolojileri, misafirlerin tercihlerini ve alışkanlıklarını analiz ederek, onlara en uygun hizmeti sunma imkanı sağlıyor. Misafirlerin konaklama süresi boyunca, onların ihtiyaçlarını belirleyip, onlara özel hizmetler sunulabiliyor. Bu da, müşteri memnuniyetini artırmak ve tekrar eden misafir kazanmak açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Bu dönüşümün başarılı olabilmesi için, tüm paydaşların birlikte hareket etmesi, veri paylaşımının sağlanması ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için gereken adımların atılması büyük önem taşıyor. Butik otellerde kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı çok ön planda. Misafirin konaklama geçmişini, tercihlerini ve özel taleplerini bilmek, ona uygun öneriler sunmak butik segmentin en büyük avantajı. Bu noktada yazılım ve yapay zeka desteğiyle müşteri deneyimi daha anlamlı hale geliyor," diyen İbili, Elektraweb’in sunduğu çözümlerle bu dönüşümü desteklediklerini ifade etti. Sürdürülebilirlik ve Yerel Ekonomi Butiklerde Öne Çıkıyor Son dönemde turizmde öne çıkan sürdürülebilirlik kriterleri, özellikle butik oteller için önemli bir farklılaşma alanı yaratıyor. Yerel üreticilerden tedarik yapmak, enerji tüketimini izlemek, atık yönetimini veriyle kontrol etmek gibi çevresel duyarlılık uygulamaları hem maliyet hem de marka algısı açısından büyük avantaj sağlıyor. Bu süreçlerde yazılım çözümleri, butik otellerin “yeşil dönüşüm” yolculuğunu kolaylaştırıyor. Verimlilik, Kazanım ve Müşteri Sadakati İbili, butik otellerin sınırlı insan kaynağı ve kaynaklarla çalıştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Ön bürodan restoran POS sistemlerine, stok yönetiminden misafir uygulamalarına kadar her alanda doğru veriyle çalışan yazılımlar, butik otellere büyük avantaj sağlıyor. Bu sistemleri doğru kullanan işletmeler, sadece operasyonel verimlilik sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda misafir sadakati ve tekrar rezervasyon oranlarını da artırıyor.” Turistin Yeni Tercihi: Kişiselleştirilmiş Deneyim Butik oteller, özellikle yüksek harcama potansiyeline sahip, deneyim odaklı turist kitlesinin ilgisini çekiyor. İbili, “Bu kitle, konakladığı yerin yalnızca temiz ve güvenli olmasını değil, kendini özel hissettirmesini bekliyor. Yazılım ve yapay zekayla bunu sağlamak artık mümkün. Türkiye, butik otellerde bu anlamda önemli bir potansiyele sahip,” dedi. Elektraweb, butik otellere yönelik geliştirdiği entegre çözümlerle sektörde fark yaratmaya devam ederken, turizmde dijitalleşmenin her ölçekteki işletme için erişilebilir ve faydalı olabileceğini ortaya koyuyor Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Büyük Ev Hayali Yerini “Akıllı Metrekare” Arayışına Bırakıyor Türkiye’de konut piyasasında son yılların en dikkat çekici dönüşümlerinden biri küçük metrekareli evlere yönelik artan talep oldu. Yükselen konut fiyatları, kredi maliyetleri ve değişen yaşam alışkanlıkları, özellikle büyükşehirlerde tüketicileri daha kompakt yaşam alanlarına yönlendirirken, uzmanlara göre bu eğilim yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı’ya göre Türkiye’de değişen demografik yapı, küçük ev talebini geçici bir trend olmaktan çıkarıp kalıcı bir ihtiyaç haline getiriyor. Aidat, enerji ve bakım giderlerinin yükselmesiyle tüketici artık “büyük ev” yerine “verimli ev” arıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, küçük konutların geleceğin standart yaşam modeli haline geldiğini belirtti. “Şehir Merkezine Yakın Olmak İsteyenler Metrekareden Feragat Ediyor” Konut piyasasında özellikle büyükşehirlerde erişilebilirlik sorununun derinleştiğini belirten Yazıcı, şehir merkezlerine yaklaştıkça arsa maliyetlerinin ciddi şekilde arttığını ve bunun doğrudan konut fiyatlarına yansıdığını söyleyerek, “Bugün birçok tüketici için denklem oldukça net. Ya şehir merkezine yakın ama daha küçük bir ev tercih edilecek ya da daha büyük bir konut için ulaşım yükü artacak. Özellikle trafik, zaman kaybı ve yaşam maliyetleri düşünüldüğünde, birçok kişi daha küçük ama merkezi konumlu konutlara yöneliyor” dedi. Uzaktan Çalışma Modeli Tercihleri Değiştirdi Pandemi sonrası yaygınlaşan hibrit ve uzaktan çalışma modellerinin de konut tercihlerini dönüştürdüğünü ifade eden Yazıcı, artık yaşam kararlarının yalnızca iş lokasyonuna göre verilmediğini belirtti. Eskiden işe yakın oturmanın çok daha kritik olduğunu vurgulayan Yazıcı, bugün ise bazı tüketicilerin şehir çeperlerinde daha büyük yaşam alanlarını tercih ederken, bazı kesimlerin sosyal yaşama erişim nedeniyle merkezi bölgelerde küçük ama fonksiyonel evlere yöneldiğini söyledi. “Küçük Evler Artık Maliyet Avantajı Da Sunuyor” Küçük metrekareli konutların yalnızca satın alma maliyetinde değil, yaşam giderlerinde de avantaj yarattığını belirten Yazıcı, özellikle aidat, enerji ve bakım giderlerinin tüketici kararlarında belirleyici hale geldiğini belirterek, “Metrekare küçüldükçe ısıtma, soğutma, elektrik, temizlik ve bakım gibi maliyetler de düşüyor. Günümüzde kullanıcılar yalnızca evin büyüklüğüne değil, alanın ne kadar verimli kullanıldığına bakıyor. Akıllı depolama çözümleri, yüksek tavan kullanımı ve çok amaçlı yaşam alanları küçük konutlarda değer yaratıyor” diye konuştu. Konut Kredileri Erişilebilirliği Daha Da Zorlaştırıyor Yüksek faiz ortamının konut piyasasını doğrudan etkilediğini ifade eden Yazıcı, mevcut kredi koşullarında orta gelir grubunun büyükşehirlerde ev sahibi olmasının giderek zorlaştığını söyledi. Bugün 1 milyon TL’lik bir konut kredisi için 10 yıl boyunca aylık yaklaşık 26-28 bin TL ödeme gerektiğine dikkat çeken Yazıcı, ortalama konut fiyatlarının 5 milyon TL seviyelerine ulaştığı bir ortamda krediyle ev sahibi olmanın birçok kişi için erişilebilir olmaktan çıktığını belirtti. Türkiye Küçülen Haneler Dönemine Giriyor Konut piyasasındaki dönüşümün en önemli nedenlerinden birinin demografik değişim olduğunun altını çizen Yazıcı, Türkiye’de hane halkı yapısının hızla değiştiğini söyledi. 2000 yılında ortalama 4,5 kişi olan hane halkı büyüklüğünün bugün 3 kişinin biraz üzerine gerilediğini belirten Yazıcı, tek başına yaşayan birey sayısındaki artışın da dikkat çekici boyutlara ulaştığını ifade ederek, “Boşananlar, öğrenciler, yalnız yaşamayı tercih eden genç profesyoneller ve yaşlı nüfus artışı küçük konut ihtiyacını büyütüyor. Özellikle 65 yaş üstü nüfustaki yükseliş önümüzdeki yıllarda konut tipolojilerini daha da değiştirecek.” şeklinde konuştu. “Bu Dönüşüm Geçici Değil” Küçük metrekareli konutların gelecekte daha da yaygınlaşacağını öngören Yazıcı, sektörün artık yalnızca daha büyük ev üretmeye değil, daha işlevsel yaşam alanları geliştirmeye odaklanması gerektiğini belirtti. Yazıcı, “Küçük ev eğilimini sadece ekonomik kriz ya da yüksek faizle açıklamak eksik olur. Türkiye’de aile yapısı değişiyor, nüfus yaşlanıyor ve bireysel yaşam modeli güçleniyor. Tüm bu gelişmeler küçük ama verimli konutları geleceğin ana konut modeli haline getiriyor” diyerek sözlerini bitirdi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### BVN - Bahçıvan Havalandırma Sistemleri ve Elektrik Motorları AŞ, Dijital Dönüşümünü Harmony ERP ile Güçlendiriyor Havalandırma ve elektrik motorları sektörünün öncü markalarından BVN-Bahçıvan Havalandırma Sistemleri ve Elektrik Motorları AŞ, üretim ve iş süreçlerinde dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla Harmony ERP sistemine geçti. Bu dönüşümle birlikte şirket, operasyonel verimliliğini artırarak, sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha sağlam adımlarla ilerlemeyi hedefliyor. BVN-Bahçıvan Havalandırma, çeşitli uygulama alanlarında kullanılan, farklı ölçeklerdeki milyonlarca havalandırma fanını 35 yıldır dünyanın 98 ülkesinden binlerce müessese ile buluşturuyor. BVN-Bahçıvan Havalandırma, üretimden tedarik zincirine, stok yönetiminden müşteri ilişkilerine kadar tüm iş süreçlerini Harmony ERP üzerinden entegre ederek, dijitalleşme yolculuğunda önemli bir adım attı. Endüstri 4.0’ın getirdiği yeniliklere hızla adapte olan firma, akıllı üretim ve veri odaklı yönetim anlayışıyla sektörde fark yaratmayı amaçlıyor. Harmony ERP'nin sunduğu tam entegre yapay zeka destekli otomasyon çözümleri, Bahçıvan Havalandırma’nın tüm operasyonlarını tek bir merkezden yönetmesini sağlıyor. Yeni sistemle birlikte; Üretim süreçleri optimize edilerek kaynak kullanımı daha verimli hale getirilirken, tedarik zinciri yönetimi güçlendirilerek stok fazlası ve gecikmeler minimize edildi. Öte yandan finans ve muhasebe süreçleri dijitalleşerek hata oranı azaltılırken, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) entegrasyonu sayesinde, müşteri taleplerine daha hızlı yanıt verilmeye başlandı. Dijitalleşme ile Küresel Rekabette Avantaj BVN-Bahçıvan Havalandırma, Harmony ERP sayesinde gerçek zamanlı veri analizi ve otomasyon teknolojilerini iş süreçlerine entegre ederek küresel pazardaki rekabet gücünü artırıyor. Şirket yetkilileri, ERP dönüşümünün markayı geleceğin akıllı üretim sistemlerine taşıyan önemli bir adım olarak gördüklerini vurguluyor. BVN-Bahçıvan Havalandırma Sistemleri ve Elektrik Motorları A.Ş. İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mehmet Yaşar Bahçıvan, "Sektördeki 40 yılı aşkın deneyimimizle, teknolojiyi en iyi şekilde kullanarak müşterilerimize daha kaliteli ve hızlı hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Harmony ERP ile başlattığımız dijital dönüşüm süreci, üretimden satışa kadar tüm iş süreçlerimizi daha verimli ve entegre hale getirdi. Bu dönüşüm, hem iç operasyonlarımızı güçlendiriyor hem de uluslararası pazarlardaki rekabet avantajımızı artırıyor." şeklinde konuştu. HarmonyERP Hakkında:2005 yılında Sakarya’da kurulan HarmonyERP, işletmeler ve fabrikalar için yenilikçi Kurumsal Kaynak Yönetimi (ERP) çözümleri sunmaktadır. Mobilya, savunma sanayi, endüstriyel makine, otomotiv, ticaret, metal işleme, plastik enjeksiyon ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösteren birçok firmaya hizmet vermektedir. 2023 yılında yatırım alarak global pazarda büyüme vizyonunu güçlendiren HarmonyERP, yeni bulut ERP ürünü HarmonyCloud ile işletmelerin dijital dönüşümüne liderlik etmeyi hedeflemektedir. #### Çalışanların Beden ve Zihin Sağlığı İş Performansını Nasıl Etkiliyor? Lavinis Kurucusu Fizyoterapist Rabia Kevser Keleş: "Çalışanlarınızın Beden ve Zihin Sağlığı, Şirketinizin Geleceğini Belirler" "Çalışan sağlığı ve kurumsal verimlilik arasındaki kritik bağı yeniden tanımlayan Lavinis Egzersiz ve Danışmanlık Merkezi’nin kurucusu Fizyoterapist Rabia Kevser Keleş ile bir araya geldik. Online hizmet ve çözümlerinden kanser ve doğum sonrası işe dönüş programlarına, kurumsal wellness kamplarından sürdürülebilir CSR projelerine kadar, şirketlerin ‘insan odaklı’ dönüşümüne nasıl rehberlik ettiklerini konuştuk. İşte, çalışan bağlılığını artırırken iş kaybını azaltan bu yenilikçi yaklaşımın detayları…" Lavinis Egzersiz ve Danışmanlık Merkezi olarak kurumsal firmalara yönelik sunduğunuz hizmetlerin genel çerçevesini anlatır mısınız?Rabia Kevser Keleş:"Biz, Lavinis olarak kurumsal firmalara çalışan odaklı bütüncül bir sağlık ekosistemi sunuyoruz. Hem online hem de yüz yüze hizmetlerimizle, çalışanların fiziksel ve zihinsel sağlıklarını destekleyerek iş verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, ev veya ofis ortamlarında çalışanların ergonomik değerlendirmelerini yapıyor, video görüşmelerle çalışma alanlarını analiz ederek masa, sandalye ve monitör konumlarına ilişkin kişiye özel raporlar hazırlıyoruz. Ayrıca, haftalık canlı webinarlar, eğitim seminerleri ve masa başı egzersiz rehberleri ile 'Doğru Duruş', 'Stres Yönetimi' ve 'Tekrarlayan Hareket Yaralanmalarını Önleme' konularında bilgi aktarımı sağlıyoruz." Pandemi sonrası hibrit çalışma modelinde, çalışanların en çok karşılaştığı sağlık sorunları neler? Bu sorunların çözümünde Lavinis olarak ne gibi yöntemler uyguluyorsunuz?Rabia Kevser Keleş:"Uzun süreli oturma, hareketsizlik ve evden çalışma ortamının getirdiği izolasyon, bel-boyun ağrıları, kas dengesizlikleri ve artan stres gibi sorunları beraberinde getiriyor. Biz bu sorunları, online ortamda '5 Dakikalık Ofis Molaları' gibi kısa egzersiz videoları, anlık danışmanlık seansları ve dijital içerik kütüphanemizle çözmeye odaklanıyoruz. Çalışanların iş verimliliğini artırmak amacıyla, her hafta düzenli olarak yapılan ergonomik değerlendirme ve bireysel fizyoterapi seansları ile bel, boyun ve sırt ağrılarının yönetilmesine yardımcı oluyoruz. Ayrıca, çalışanların performansını ölçüp aylık raporlar sunarak, alınan önlemlerin etkisini somut verilerle ortaya koyuyoruz." Kurumsal wellness kamplarınızın çalışanlar üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?Rabia Kevser Keleş:"Kurumsal wellness kamplarımız, şirketlerin çalışanlarına sunduğu en bütüncül sağlık deneyimlerinden biridir. 2 günlük bu kamplarda, doğayla iç içe, şehir karmaşasından uzak bir ortamda, yoga, meditasyon, nefes terapileri, grup egzersizleri, doğa yürüyüşleri ve beslenme atölyeleri ile çalışanların hem bedenlerini hem de zihinlerini yeniliyoruz. Özel olarak tasarlanmış programlarımız, kanser tedavisi sonrası ve doğum sonrası işe dönüş süreçlerinde de destek sunuyor; bu çalışanlarımızın rehabilitasyon sürecini hızlandırırken, motivasyonlarını ve takım ruhunu da güçlendiriyor. Örneğin, geçtiğimiz kamptan sonra bir teknoloji firması çalışanlarının %92’si ekip içi iletişim ve motivasyonlarında belirgin bir artış yaşadıklarını bildirdi. Bu, kurum kültürüne doğrudan yansıyor." Kurumsal firmalarla çalışırken dijital platformlarda sunduğunuz hizmetler hakkında bilgi verir misiniz?Rabia Kevser Keleş:"Kurumsal hizmetlerimizin en önemli unsurlarından biri de online çözümlerimiz. Şirketler artık 'çalışan bağlılığı' ve 'sürdürülebilir verimlilik' odaklı çözümler istiyor. Çalışanların ihtiyaç duyduğu sağlık ve ergonomi hizmetlerini, video konferanslar ve dijital içerik platformları aracılığıyla sunuyoruz. Örneğin, şirketlere özel oluşturduğumuz online içerik havuzumuzda, masa başı egzersiz videoları, stresi azaltan nefes teknikleri ve canlı seminerler yer alıyor. Ayrıca, uzaktan çalışanlar için WhatsApp ve Zoom üzerinden 15 dakikalık 'acil durum' danışmanlık seansları düzenleyerek, ortaya çıkabilecek bel veya boyun ağrılarına anında müdahale sağlıyoruz. Bu hizmetler, çalışanların günün her anında sağlıklarına katkıda bulunurken, şirketlere de maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı sağlıyor." Kurumsal Sağlık Paketlerinizde Çok Disiplinli Yaklaşım Nasıl Uygulanıyor?Rabia Kevser Keleş:"Bizi rakiplerimizden farklı kılan konulardan biriside çok disiplinli paketler tasarlıyor olmamız. Kurumsal firmalara sunduğumuz kapsamlı sağlık paketlerinde, sadece ergonomik değerlendirme, online fizyoterapi seansları, wellness kampları ve stres yönetimiyle sınırlı kalmıyoruz. Biz ‘kişiye özel’ ve ‘kanıta dayalı’ çözümler sunuyoruz. Örneğin, bir çalışanın bel ağrısı için sadece egzersiz önermiyoruz; iş temposunu, uyku düzenini ve beslenme alışkanlıklarını da analiz ediyoruz. Hizmetlerimiz, diyetisyenler, psikologlar, uyku bozuklukları ve çene, ağız sağlığı gibi alanlarda uzman doktorlarla da entegre bir şekilde sunuluyor. Özellikle kadın çalışanlarımızın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, jinekolojik konularda ve doğum sonrası süreçlerde destek sağlayan kadın sağlığı modüllerini de paketlerimize dahil ediyoruz. Böylece, çalışanların hem fiziksel hem de zihinsel sağlıklarını bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, iş verimliliğini artırıyor ve sürdürülebilir bir sağlık ortamı oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde, kanser rehabilitasyonu alanında Avrupa’daki uzmanlarla da iş birliği yapmayı planlıyoruz." Lavinis olarak özel durumlara yönelik (kanser tedavisi sonrası, doğum sonrası gibi) programlarınızı nasıl yapılandırıyorsunuz?Rabia Kevser Keleş:"Özel durumlara yönelik hizmetlerimiz, bireylerin yaşam döngülerindeki kritik dönemlere odaklanmaktadır. Kanser tedavisi sonrası çalışanlar ve doğum sonrası dönemden dönen anneler için, 'İşe Adaptasyon Programları' adı altında, hem fiziksel rehabilitasyon hem de psikolojik destek sağlayan modüller oluşturduk. Bu programlarda, kişinin mevcut durumuna uygun, hafif ve orta şiddette egzersizler, nefes terapileri ve kişiye özel danışmanlık seansları yer alıyor. Böylece, çalışanlar hem sağlıklarını koruyor hem de iş hayatına daha hızlı ve güvenli bir şekilde dönüş yapıyorlar." Lavinis’in kurumsal wellness alanındaki gelecek vizyonu nedir?Rabia Kevser Keleş:"Kurumsal wellness, artık lüks değil, iş verimliliğinin ve sürdürülebilir başarının temelidir. Özellikle Z Kuşağı, işverenlerden fiziksel ve mental destek bekliyor. Hedefimiz, Türkiye genelinde her ölçekteki kurumsal firmaya ulaşarak, çalışanların sağlık okuryazarlığını artırmak ve onlara bilimsel temellere dayalı, kişiye özel çözümler sunmaktır. Yakın gelecekte, kanser rehabilitasyonu ve doğum sonrası işe dönüş programlarımızı daha da genişleterek uluslararası iş birliklerine imza atmayı planlıyoruz. Ayrıca, veri odaklı raporlama, dijital içerik platformları ve lider eğitimleri ile şirketlerin CSR (Kurumsal Sosyal Sorumluluk) projelerine de destek sunmayı amaçlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, sağlıklı bir çalışan, üretken bir çalışan demektir." Kurumsal wellness hizmetlerinizin çalışan sağlığını, motivasyonunu ve şirket kültürünü güçlendirme konusundaki değeri göz önüne alındığında, hizmetlerin ücretlendirme yapısı nasıl belirleniyor?Rabia Kevser Keleş:"Elbette. Biz Lavinis olarak, sunduğumuz hizmetlerin çalışan verimliliğini artırarak uzun vadede maliyet tasarrufu sağladığını deneyimlemiş bulunmaktayız. Online ergonomik değerlendirmeler, canlı webinarlar, grup egzersizleri ve wellness kamplarımız sayesinde, firmalarda çalışan verimliliğinde ve bağlılığında gözle görülür artış sağlanıyor. Ücretlendirme politikamız, şirketin ihtiyaçlarına, çalışan sayısına ve seçilen hizmet paketinin kapsamına göre modüler ve ölçeklenebilir şekilde belirleniyor. Yaptığımız çalışmalar, örneğin wellness kampı sonrasında ekip içi iletişimde %90’a yakın iyileşme ve iş gücü kayıplarında belirgin düşüş olduğunu göstermektedir. Bu sayede, kurumsal yatırımınızın karşılığını net bir şekilde görmenizi sağlıyoruz. Detaylı bilgi almak ve ücretsiz danışmanlık randevusu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz." Lavinis Hakkında:2020’de Fizyoterapist Rabia Kevser Keleş tarafından kurulan Lavinis kurumsal firmalara özel ergonomik değerlendirmeler, online fizyoterapi seansları, wellness kampları, özel rehabilitasyon programları ve dijital sağlık içerikleri sunuyor. Lavinis Egzersiz ve Danışmanlık Merkezi, çalışanların fiziksel ve zihinsel sağlığını destekleyerek şirketlerin verimliliğine katkıda bulunmaktadır.İletişim: Fzt. Rabia Kevser Keleş – 0 531 331 15 17 / [info@lavinis.com]Detaylar için: lavinis.com | LinkedIn: linkedin.com/company/lavinis | Instagram: @lavinis.trb #### Çalışıyor Gibi Görünüyorlar: Sessiz İstifa ile Gelen Verimlilik Riski Günümüz iş dünyasında sıkça rastlanılan kavramların en üst sıralarında “mobbing” gelmektedir. Mobbing iş yerindeki çalışanları ırk, cinsiyet, yaş vb. unsurlar fark etmeksizin iş yaşamlarından sistematik olarak yıldırma sorunudur. Mobbinge uğrayan çalışan, yaptığı işten keyif almamaya başlamakta, iş yerinden kendini soyutlamakta ve hatta işten ayrılmaya kadar gitmektedir. Çalışan, işten resmi olarak ayrılmadan önce işine ilgi ve motivasyon kaybı duymaya başlamaktadır. Yetersiz kalan bir yönetim mekanizması, fazla iş yükü, iş arkadaşları ile yaşanılan sorunlar ve iş tatmininde düşüş yaşanması gibi faktörler ilgi ve motivasyon kaybını tetiklemektedir. Bu durumları yaşayan çalışan, istifa etmek yerine yönetime beklenti ve isteklerini duyurmak için davranış değişikliğine gitmektedir. Bireylerin iş tanımında yer alan görevler dışında herhangi bir sorumluluk almamaları, gönüllü olarak yerine getirdikleri ekstra işleri artık yapmaktan vazgeçmeleridir (Çimen & Yılmaz, 2023). Bu davranış değişikliği ise “sessiz istifa” olarak ifade edilmektedir. Sessiz istifa eden çalışanlar, verdikleri emeğin aldıkları karşılık ve maaşa değmeyeceğini düşünerek işlerini ekstra çaba sarf etmeden, yalnızca verilen görevlerini minimum düzeyde gerçekleştirerek çalışmalarını rutin şekilde sınırlandırmaktadırlar. Sessiz istifa eden çalışan sayısı Türkiye’de, özellikle gençlerde arttığı gözlemlenmektedir. Youthall tarafından yapılan bir çalışmaya göre gençlerin %24’ü sessiz istifa sürecindeyken, %46,6’sı bu duruma yatkındır. Gallup'un 2023 yılında 160'tan fazla ülkede 122.000'den fazla çalışanla yaptığı araştırmaya göre, dünya genelinde çalışanların %59'u işlerine tam olarak bağlı değil, yani sessiz istifa durumundadır. Microsoft yaptığı bir çalışmayla 2021 yılının başlarında, küresel iş gücü olarak çalışanların %41’inin mevcut işlerinden ayrılmayı düşündüğünü ortaya koymaktadır. 2021 yılının sonlarına bakıldığında bu düşüncelerin fiilen gerçekleştirildiği ve işlerini bırakmayı düşünen çalışanların büyük oranda bu düşüncelerini gerçekleştirdiği tespit edilmiştir (Yıldız & Özmenekşe, 2022). Yani sessiz istifa sonucunda işten ayrılma olasılığı epey yüksektir. Bunun sonucunda hem işveren hem de ülke ekonomisi zarar görmektedir. Boş kalan pozisyonun doldurulması ortalama 42 gün sürmektedir. Yeni bir çalışan işe alınırken ortalama 1 brüt maaş harcanmaktadır. Bir çalışan işe girdikten sonra yaklaşık 18 ay içerisinde şirketten ayrılmaktadır. Bu bağlılığın düşüklüğü ise küresel ekonomiye 8,8 trilyon dolar zarar vermektedir. Bu noktada HR-AI, sessiz istifayı önlemek ve çalışan bağlılığını güçlendirmek adına kilit bir rol üstlenmektedir. Yapay zekâ destekli sistemler, çalışan performansındaki düşüşleri analiz ederek motivasyon kaybını henüz erken aşamalarda tespit etmektedir. Bu sayede, tükenmişlik riski taşıyan çalışanlar için özel çözümler geliştirilmektedir. Aynı zamanda memnuniyet anketlerinden elde edilen veriler sayesinde iş yerindeki genel atmosfer ölçülmekte; yapay zekâ bu verilere dayanarak hem durumu analiz etmekte hem de iyileştirme önerileri sunmaktadır. HR-AI sistemleri, çalışanların izin günlerini takip ederek aşırı çalışmanın önüne geçecek müdahale mekanizmaları da oluşturmaktadır. Tüm bu olanaklar, yöneticilere daha proaktif adımlar atma şansı tanırken, çalışanların iş yerlerine olan bağlılığını sürdürülebilir şekilde artırmaktadır. Prof. Dr. Bilal Çankırİstanbul Medeniyet Üniversitesi / Deepwork Bilişim Teknolojileri A.Ş. Kurucusu Detaylı bilgi için: https://hrai.com.tr/ Kaynakça Çimen, A. İ., & Yılmaz, T. (2023). Sessiz İstifa Ne Kadar Sessiz. Sakarya Üniversitesi İşletme Enstitüsü Dergisi, 5(1), 27-33. https://doi.org/10.47542/sauied.1256798 Yıldız, S., & Özmenekşe, Y. O. (2022). Kaçınılmaz Son: Sessiz İstifa. 7(4), 14-25. https://doi.org/10.46291/Al-Farabi.070402 Sessiz İstifa ve İşletmeler İçin Gizli Maliyetleri "Çalışıyor gibi görünmek" (Sessiz İstifa) işletmeye nasıl zarar verir? Sessiz istifa, çalışanın işten fiziksel olarak ayrılması değil, zihnen kopmasıdır. Bu durumdaki çalışanlar görev tanımlarının dışına çıkmaz, sorumluluk almaz ve mesai saatini doldurmaya odaklanır. Bu "görünürde çalışma" hali, takım içindeki motivasyonu düşürürken, işletmenin toplam verimliliğinde ölçülmesi zor, sinsi bir düşüşe neden olur. Çalışanları sessiz istifaya iten temel faktörler nelerdir? En büyük nedenler arasında; emeğin takdir edilmemesi, adil olmayan ücret politikaları, aşırı iş yükü ve tükenmişlik sendromu (Burnout) yer alır. Çalışan, "ne kadar çalışırsam çalışayım karşılığını alamıyorum" hissine kapıldığında, kendini koruma içgüdüsüyle minimum efor moduna geçer. Bu verimlilik riskiyle başa çıkmak için yöneticiler ne yapmalı? Yöneticiler, çalışanlarla sadece iş sonuçlarını değil, kariyer hedeflerini ve duygu durumlarını da konuşmalıdır. Açık iletişim ve düzenli geri bildirim kültürü oluşturmak, çalışanın "anlaşıldığını" hissetmesini sağlar. Ayrıca esnek çalışma modelleri ve adil ödül sistemleri, aidiyet duygusunu yeniden kazandırabilir. Sessiz istifa bir IK krizi mi yoksa yeni bir çalışma düzeni mi? Bu durum, pandemi sonrası değişen önceliklerin bir sonucudur. Çalışanlar artık iş-yaşam dengesine (Work-Life Balance) daha fazla önem vermektedir. İşletmeler için bu bir kriz gibi görünse de, aslında insan odaklı yönetim anlayışına geçiş için bir uyarı niteliği taşımaktadır. #### Cansel Turgut Yazıcı; “Rakamlar 2025 Yılının En Yüksek Seviyesinde” TÜİK verilerine göre, 2025 yılı Mayıs ayında 130.025 adet konut satışı oldu, bu rakamla son beş ayın en yüksek rakamı da gerçekleşti. İlk defa satılan konutların sayısı ile toplam satışların sayısı %30 civarında seyrederek son 5 yıldaki istikrarını bozmadı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, önemli açıklamalarda bulundu: “Bu senenin Mayıs ayında gerçekleşen konut satışlarına baktığımızda 130.025 adet konutun el değiştirdiğini görüyoruz. Bir önceki yıl (2024) Mayıs ayında gerçekleşen 110.588 adet dolayındaki satış adedine kıyasla bu sene yaklaşık % 17,6 oranında artış yaşandı.  Ayrıca yılın ilk üç ayında ortalama aylık 111 bin civarında olan konut satış rakamları Nisan ayında kazandığı ivmeyi artırarak Mayıs ayında 130 bine koştu. Eğer 2024 ve 2025 yıllarının ilk beş aylarını kıyaslarsak bu sene geçen seneye göre yaklaşık %25,4 daha fazla konut satışı olduğunu görüyoruz. Konut satışında performans önceki yılı kesinlikle geçti.  2024 yılı 2023 yılına göre sadece %3,4 daha az satışla ilk beş ayını kapatmıştı. İpotekli konut satışlarının toplam satışlar içindeki oranı her ay benzer rakamlarla seyrediyor. Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %95,9 oranında artsa da rakamlar 2025 içinde istikrarlı seyrediyor. 2025 yılının ilk 3 ayında ayda ortalama 17 bin olan ipotekli konut satış adedi Mayıs’ta ilk 4 ay ortalama satış adetlerine göre yeni bir artış ivmesi kazanarak 19.412 adet olarak gerçekleşti. İLK 5 AYA 88 BİN İPOTEKLİ KONUT SATIŞI YAPILDI Ama son iki yılı birbiri ile karşılaştırdığımızda tamamen farklı senaryo görüyoruz. 2024 senesi ilk 5 ayda toplamda sadece yaklaşık 44 bin ipotekli satış yapılırken 2025 yılı ilk 5 ayında 88 bin ipotekli konut satışı yapıldı. Yani 2025 de 2024 ilk beş ayına göre konut kredisi kullananların oranı takribi yüzde yüz arttı. İpotekli satışlar 2025 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına kıyasla %95,90 oranında artarak 19.412 adet olarak açıklandı. 2025 yılı Mayıs ayında, toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %15,2 olarak gerçekleşti. 2025 yılı Mayıs sonu itibariyle baktığımızda ilk çeyrekte gerçekleşen toplam ipotekli konut satışları 2024 yılının aynı döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışlarına kıyasla yaklaşık %87,3 oranında artış göstermişti. 2024 yılı Mayıs sonu itibariyle baktığımızda gerçekleşen toplam ipotekli konut satışları 2023 yılının aynı döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışlarına kıyasla ilk çeyreklerde yaklaşık %53 oranında düşüş göstermişti. 2025 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle gerçekleşen kümüle konut satışlarının içinde ipotekli satışların oranı %15,2 mertebelerinde gerçekleşti. 2024 yılı Mayıs ayında bu oran aynı etkilerden dolayı %9,6 seviyelerindeydi. İpotekli konut satışları kredilerin düşüşüne bağlı olarak geçtiğimiz aya göre %11,15 arttı. 2025 yılı Mayıs ayında 39.546 adet konut ilk defa el değiştirdi Bir başka önemli veri de ilk satışlar, 2025 yılı Mayıs ayında gerçekleşen ilk el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %11,22 oranında artarak 39.546 adet açıklandı. 2025 yılı Mayıs ayında, toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %29,80 olarak gerçekleşti. Satışlara oran olarak baktığımızda ilk defa satılan konutların oranı, toplam satışlar içindeki konutlara oranı hep %30 seviyelerinde oluyor, bu rakam neredeyse son 5 senedir bu seviyede. 2025 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle ilk çeyrekte gerçekleşen kümüle ilk el konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %13,2 oranında artmıştı. 2025 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle toplam konut satışları içinde ilk el satışların oranı %29,80 civarında seyretti. 2024 yılı aynı döneminde bu oran %31,75 oranındaydı. Büyükşehirlerde durum nasıl değişti İstanbul, İzmir ve Ankara özelinde bakacak olursak; 2025 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle kümüle konut satışlarının, 2024 yılı aynı dönemine nazaran İstanbul’da yaklaşık %23,5 Ankara’da %32,8 ve İzmir’de ise %38,4 oranında arttığı görülmektedir. Mayıs ayında yabancılara yapılan konut satışları geçen senenin aynı ayına göre yaklaşık %14,2 oranında azaldı Yabancı satışları aylık bazda geçtiğimiz aya göre yaklaşık %23 artış gösterdi. Yabancılara yapılan konut satışı 2025 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yaklaşık %14,2 oranında azalarak 1.771 adet açıklandı. 2025 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle yabancıya satılan kümüle konut adedinin toplam satışlar içindeki oranı %1,33 oranındadır. 2024 yılı aynı döneminde bu oran %1,94’tü. 2025 yılı Mayıs ayında ilk sırayı 648 adet konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 594 adet konut satışı ile Antalya ve 145 konut satışı ile Mersin izledi. 2025 yılı Mayıs ayında yine Rusya açık ara konut alımında birinci sırada oldu. 2025 yılı Mayıs ayında ülke sıralamasında 274 konut satış sayısı ile Rusya ilk sırayı aldı. İran 133 konut satışı ile ikinci ve 127 konut satışı ile Almanya üçüncü oldu. “ EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Çengelköy Anadolu Yakası’nın En Cazip Bölgelerinden Biri Olmaya Aday EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Uğur Urucu, İstanbul Anadolu Yakası’nın en eski ve güzide mahallelerinden biri olan Çengelköy’ü mercek altına aldı.  Urucu, metrekare birim fiyatlarının yapıların özelliklerine göre,  yaklaşık 90.000 TL/m² - 160.000 TL/m² aralığında değiştiğini açıkladı. Çengelköy’ün üst kısımlarının gözde ve inşaat firmaları açından dikkat çeken mahallesi konumuna geldiğini belirten EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Uğur Urucu, “Mahallelerde, son dönemde yükselen markalı projeler ve tarihi eser niteliği bulunan yapılar dışında kalan eski stok maalesef çağın gereksinimlerinden uzak, deprem yönetmeliği kapsamı dışında inşa edilmiş durumda. Bölgedeki eski arsa sahipleri ve hissedarlarının bir kısmının, inşaat firmaları ile kat karşılığı anlaşarak gayrimenkullerini sattıkları hatta farklı bölgelere göç etikleri görülmektedir. Bu nedenle bölgede kentsel dönüşümün yanı sıra demografik yapısında da bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz.” dedi. Dairelerin Ortalama Metrekare Birim Fiyatları yaklaşık 90.000 TL/m² - 160.000 TL/m² aralığında 0-10 yaş grubundaki farklı daire tiplerinin, özelliklerine göre değişen metrekare birim fiyatları hakkında da bilgiler veren Urucu, “Nitelikli site özellikleri bulunan ve Boğaz manzarasına sahip dairelerin metrekare birim fiyatlarının yaklaşık 140.000 TL/m² - 160.000 TL/m² aralığında. Ortalama site özelliklerine sahip, deniz manzarası bulunmayan dairelerin metrekare birim fiyatlarının ise yaklaşık 115.000 TL/m² - 135.000 TL/m² aralığında olduğu görülmektedir. Öte yandan Kentsel dönüşüm süreci tamamlanmış, site kapsamında olmayan, manzarasız ve otoparklı yapılarda ise metrekare birim fiyatlarının yaklaşık 90.000 TL/m² - 110.000 TL/m² seviyesinde olduğu bilinmektedir. Çamlıca Metrosu Tamamlanınca Daire Fiyatlarında Artış Görülebilir Çamlıca Metrosunun tamamlanmasıyla birlikte, özellikle site ve toplu konut projelerinde yer alan dairelerin fiyatlarında %10-20 oranında bir artış görülebileceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte Çengelköy ve üst kısımlarında bulunan, ulaşım seçeneklerinden çok mahallelerin cazibesi nedeniyle tercih edilen bölgelerde, metro tamamlanmasıyla birlikte fiyat artışlarının %5-10 seviyesinde olmasını bekleyebiliriz. Ancak metronun devreye girme süresi uzarsa farklı fiyat değişimleri de görmek mümkün olabilir. Çengelköy ve üst kısımlarında bulunan mahalleler, kentsel dönüşüm süreci tamamlanmış olması durumunda, Anadolu Yakasının en cazip bölgelerinden biri olacaktır. Manzarası, ulaşım akslarına bağlantısı, halen faydalı ve güzel dönüşebilir projelendirilebiliyor olması bu dönüşümde önemli etkenlerdir. Öte yandan konut fiyatları, gördüğü talep doğrultusunda belirgin bir doygunluğa ulaşmış durumdadır, genel olarak piyasada yeni projelerde satış hızları yavaşlamış durumdadır. Yatırım amacıyla alınan 0-10 yaş aralığında olan dairelerin, orta vadede yatırımcılarına avantaj sağlayabileceğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Codex, Türkiye’yi Gen-E Avrupa Girişimcilik Festivali’nde Temsil Etti GençBizz Lise Girişimcilik Programı Türkiye Finali’nde birinciliği kazanan Codex, epilepsi hastalarına umut olacak yenilikçi çözümüyle Avrupa sahnesine çıktı. İstanbul’dan Codex girişimi, epilepsi hastalarının nöbetlerini önceden tahmin edebilen ve kriz anında yakınlarına lokasyon bilgisi ileten sağlık teknolojisi ürünüyle GençBizz Türkiye Finali’nde yılın en iyi girişimi seçildi. Codex, bu başarısıyla 1-4 Temmuz 2025 tarihlerinde Atina’da düzenlenen Gen-E Avrupa Girişimcilik Festivali’nde gururla Türkiye’yi temsil etti. Genç Başarı Eğitim Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen GençBizz Lise Girişimcilik Programı, gençlerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirmelerini destekleyen öncü bir girişimcilik programı olmayı sürdürüyor. İstanbul’dan lise öğrencileri tarafından kurulan Codex girişimi, epilepsi hastalarının nöbetlerini önceden tahmin edebilen ve kriz anında yakınlarına lokasyon bilgisi iletebilen giyilebilir bir sağlık teknolojisi geliştirerek, GençBizz Lise Girişimcilik Programı Türkiye Finali’nde yılın en iyi girişimi seçildi. Codex, bu başarısıyla 1-4 Temmuz 2025 tarihleri arasında Yunanistan’ın Atina kentinde düzenlenen Gen-E Avrupa Girişimcilik Festivali’nde Türkiye’yi temsil etti. Codex girişimi, epilepsi hastalarının nöbetlerini önceden tahmin edebilen ve kriz anında yakınlarına lokasyon bilgisi ileten sağlık teknolojisi ürünüyle birinci olmuştu.  “Hayalden Girişime” Codex ekibi adına konuşan ekip üyesi Alp Yaşar Koçoğulları şu sözlerle heyecanlarını dile getirdi:  “Bu projeye başlarken amacımız, epilepsiyle yaşayan bireylerin hayatını kolaylaştırmaktı. GençBizz süreci boyunca mentorluk, ekip çalışması ve problem çözme gibi birçok alanda gelişme şansı bulduk. Gen-E sahnesinde Türkiye’yi temsil etmek bizim için hem gurur verici hem de ilham verici bir deneyimdi.” “Hayalden Girişime Giden Yol” Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, Codex’in başarısını şu sözlerle değerlendirdi:  “GençBizz, sadece bir girişimcilik programı değil; gençlerin kendilerini tanıdıkları, yetkinliklerini geliştirdikleri ve toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi öğrendikleri bir gelişim yolculuğu. Türkiye Finali’nde Codex girişiminde olduğu gibi gençlerin ortaya koyduğu çözümler, gençlerin ne kadar vizyoner ve sorumluluk sahibi olduğunu bizlere gösteriyor. Avrupa’nın en büyük genç girişimcilik festivali Gen-E sahnesinde üretken ve tutkulu liseli gençlerden oluşan bir Türk girişimini görmek gurur vericiydi.” Gen-E Avrupa Girişimcilik Festivali Hakkında Avrupa genelinde düzenlenen Gen-E Avrupa Girişimcilik Festivali, Junior Achievement Europe koordinasyonunda her yıl farklı bir ülkede gerçekleştiriliyor. Genç girişimcilerin iş fikirlerini sergilediği ve Avrupa’nın dört bir yanından gelen ekiplerle bilgi ve ilham alışverişinde bulunduğu bu festival, kıtanın en büyük gençlik girişimcilik etkinliği olma özelliğini taşıyor. Festivalde yer alan girişimler yalnızca teknolojik inovasyonlarıyla değil, aynı zamanda sosyal etkileri, sürdürülebilirlik yaklaşımları ve toplumsal fayda odaklarıyla değerlendiriliyor. Türkiye, her yıl Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın GençBizz programı kapsamında seçilen bir takımla temsil ediliyor. Genç Başarı Eğitim Vakfı hakkında: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır.  #### CopeTract ile Yapay Zekâ Destekli Sözleşme Yönetimi Küresel ölçekte sözleşme yönetimi teknolojilerinin toplam pazar büyüklüğü 35 milyar dolara ulaşmış durumda. Sözleşmeler ve kurumsal belgeler, dijitalleşmeyle birlikte yalnızca arşivlenen dokümanlar olmaktan çıktı; kurumların operasyonel verimliliğini ve hukuki güvenliğini doğrudan etkileyen stratejik varlıklara dönüştü. Türkiye merkezli, kurumsal hafıza ve belge yönetimi alanında geliştirilen teknoloji girişimi CopeTract, yapay zekâ destekli sözleşme ve uyum yönetimi yaklaşımıyla bu alanda yeni bir model sunuyor. CopeTract, yapay zekâ destekli sözleşme ve uyum yönetimi yaklaşımıyla kurumların operasyonel, hukuki ve güvenlik risklerini tek platformda ele almayı ve verimliliklerini artırmayı hedefliyor. Dijital dönüşümle birlikte sözleşmeler, kurumsal belgeler ve mevzuat uyumu; bankacılıktan perakendeye, enerjiden üretime kadar birçok sektör için kritik bir yönetim alanına dönüştü. Ancak pek çok kurum hâlâ sözleşmelerini dağınık arşivlerde tutuyor, manuel inceleme ve onay süreçleri nedeniyle zaman ve kaynak kaybı yaşıyor. Bu durum hem operasyonel verimsizliklere hem de hukuki ve uyumluluk risklerine zemin hazırlıyor. CopeTract, bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirilen yapay zekâ destekli bir kurumsal hafıza ve belge anlamlandırma platformu olarak konumlanıyor. Platform, kurumların tüm sözleşme ve dokümanlarını tek bir merkezde toplayarak dijitalleştiriyor; arama, analiz, karşılaştırma ve raporlama süreçlerini otomatik hale getiriyor. Belgeleri Arşivden Karar Destek Mekanizmasına Taşıyor CopeTract’ın sunduğu teknoloji, belgeleri yalnızca saklamakla sınırlı kalmıyor. Gelişmiş OCR altyapısı sayesinde taranmış ve “ölü” belgeler dahi aranabilir ve analiz edilebilir verilere dönüştürülüyor. Yapay zekâ destekli semantik analiz modülü ise sözleşme maddelerini yalnızca kelime bazlı değil, hukuki anlamları üzerinden değerlendirerek riskli veya eksik alanları tespit edebiliyor. Bu yaklaşım, manuel sözleşme inceleme süreçlerinin yol açtığı hata payını azaltırken, kurumlara zaman kazandırmayı hedefliyor. Sözleşmeler İçin Anlık Uyum ve Risk Analizi CopeTract’ın öne çıkan özelliklerinden biri, sözleşmeleri aynı anda hem kurum içi politikalar hem de yürürlükteki mevzuatlarla karşılaştırabilen uyum sistemi. Sistem, incelenen her sözleşme için otomatik bir uyum ve risk değerlendirmesi üreterek eksik maddeleri ve kritik riskleri görünür hale getiriyor. Bu sayede denetim, raporlama ve iç kontrol süreçleri daha şeffaf ve izlenebilir bir yapıya kavuşuyor. Veriye Dayalı İçgörülerle Yönetim Süreçleri Platform, sözleşmelerden elde edilen verileri analiz ederek risk skorları, taraf istatistikleri ve finansal öngörüler üretebiliyor. Böylece belgeler, kurumlar için pasif birer arşiv unsuru olmaktan çıkarak stratejik karar alma süreçlerinin aktif bir parçası haline geliyor. CRM ve ERP entegrasyonları sayesinde sözleşme, müşteri ve işlem verileri tek bir ekranda yönetilebiliyor. Bu bütüncül yapı, özellikle büyük ölçekli kurumlarda operasyonel yükün azaltılmasına katkı sağlıyor. Mesafesiz ve Dijital İmza Deneyimi CopeTract, dijital, e-imza ve mobil imza entegrasyonlarıyla sözleşme süreçlerini uçtan uca dijital ortama taşıyor. TÜBİTAK zaman damgası ile desteklenen imza altyapısı, güvenliğin yanı sıra hız ve erişilebilirlik de sunuyor. Mobil uygulama üzerinden sözleşme görüntüleme, imzalama ve takip süreçleri her yerden gerçekleştirilebiliyor. Türkiye’den Çıkan Bir Teknoloji Girişimi CopeTract, bugüne kadar bankacılıktan perakendeye, üretimden enerjiye kadar farklı sektörlerde 30’dan fazla kurumla çalışma gerçekleştirdi. Girişim; Halkbank ile Hubrica Programı kapsamında aldığı hibe, TBD İstanbul Yerel ve Ulusal Orijinal Proje Kategorisi birinciliği ve BIG BANG sahnesinde ilk 10 girişim arasında yer almasıyla dikkat çekti. Ayrıca Web Summit Katar, CES 2025 ve Slush gibi uluslararası organizasyonlara katılmaya hak kazanan CopeTract, ISO 27001 ve ISO 10002 sertifikalarıyla da bilgi güvenliği ve müşteri memnuniyeti alanlarında standartlarını belgelendirdi. Büyüyen Bir Pazar, Yerli Bir Çözüm Küresel ölçekte sözleşme yönetimi ve ilgili teknolojilerin toplam pazar büyüklüğü 35 milyar dolar seviyesinde. CopeTract, yapay zekâ temelli yaklaşımıyla bu pazarda ölçeklenebilir, entegre ve yerli bir alternatif sunmayı hedefliyor. CopeTract Hakkında: CopeTract; sözleşme ve kurumsal dokümanları dijitalleştiren, anlamlandıran ve yöneten yapay zekâ destekli bir kurumsal hafıza platformudur. Amaç, kurumların belge yönetimini daha verimli, güvenli ve veriye dayalı hale getirmektir. #### DAP Yapı, İş Süreçlerini DİA ile Tek Platformda Topladı İnşaat sektöründe hayata geçirdiği projeler ve aldığı uluslararası ödüllerle öne çıkan DAP Yapı, iş süreçlerini daha hızlı, erişilebilir ve verimli hale getirmek amacıyla ERP altyapısında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Şirket, muhasebeden raporlamaya, e-belgeden yönetsel süreçlere kadar tüm operasyonlarını DİA Yazılım’ın bulut tabanlı platformu üzerinden yönetmeye başladı. 2003 yılında kurulan DAP Yapı, büyüyen organizasyon yapısı ve artan operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda, daha önce kullandığı ERP sisteminde yaşanan modüler dağınıklık ve erişim kısıtları nedeniyle yeni bir çözüm arayışına girdi. Farklı modüller arasında geçiş gerektiren yapı, hem zaman kaybına yol açıyor hem de yönetimsel süreçlerin hızını sınırlıyordu. Ayrıca bulut altyapısının bulunmaması, mobil erişim ve esneklik açısından önemli bir dezavantaj yaratıyordu. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda DAP Yapı, tüm iş süreçlerini tek bir ekran üzerinden entegre biçimde yönetebileceği DİA Bulut ERP’ye geçiş yaptı. Bulut altyapısı sayesinde internet erişiminin olduğu her noktadan ve tüm cihazlardan kullanılabilen DİA, şirketin operasyonel esnekliğini artırırken, raporlama ve finansal süreçlerde de önemli bir kolaylık sağladı. Muhasebe, e-defter, e-belge ve yönetime sunulan finansal raporlar gibi kritik süreçlerde hız ve verimlilik kazanan DAP Yapı, DİA’nın standart raporlarıyla ihtiyaçlarının büyük bölümünü karşılarken, özel gereksinimler için de platformun sunduğu esnek raporlama altyapısından faydalanıyor. DAP Yapı ERP Yöneticisi Emre Saraç, DİA’ya geçiş sürecine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kullanıcı dostu yapısı ile tüm personel DİA’yı rahatlıkla kullanıyor. İnternetin olduğu her yerden ve tüm cihazlardan hızlı bir şekilde erişim sağlıyoruz. DİA ile birlikte sadece operasyonel değil, IT tarafında da ciddi tasarruf elde ettik. Bir anlamda bir cepten çıkan, diğerine geri giriyor. DİA’ya geçmeyi düşünen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.” DAP Yapı için DİA’ya geçiş, yalnızca bir yazılım değişikliği değil; aynı zamanda maliyet yönetimi, erişilebilirlik ve operasyonel sürdürülebilirlik açısından önemli bir adım oldu. Bulut altyapısı sayesinde sunucu, bakım, güncelleme ve IT yatırımlarını minimize eden şirket, iş süreçlerini daha yalın ve yönetilebilir bir yapıya kavuşturdu. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, CES 2026’da Teknolojinin Geleceğini Yerinde Takip Etti Yapay Zekâ, Yatırım Stratejilerini ve İş Gücünü Yeniden Tanımlıyor Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, dünyanın en büyük tüketici elektroniği ve teknoloji fuarı olan International CES – Consumer Electronics Show 2026’ya katıldı. 6–9 Ocak 2026 tarihleri arasında Las Vegas’ta düzenlenen ve yaklaşık 150 bin ziyaretçiyi ağırlayan CES, bu yıl teknolojinin geleceğini şekillendirecek yapay zekâ odaklı çözümleriyle öne çıktı. Yapay Zekâ, Yatırım Stratejilerini ve İş Gücünü Yeniden Tanımlıyor CES 2026’nın ilk gününde, Jason Calacanis moderatörlüğünde gerçekleşen panel, etkinliğin en dikkat çekici anlarından biri oldu. McKinsey CEO’su Bob Sternfels ve General Catalyst CEO’su Hemant Taneja, yapay zekânın yatırım stratejilerini ve iş gücünün geleceğini nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. Panelde, dünyanın trilyon dolarlık yeni şirket dalgasının eşiğinde olduğu vurgulanırken, birçok teknoloji dışı şirketin AI çözümlerini test etmesine rağmen tam ölçekli kullanıma geçme konusunda hâlâ temkinli davrandığına dikkat çekildi. Lenovo’dan “Her Zaman Yanınızda” Bir Yapay Zekâ Vizyonu CES 2026’nın öne çıkan markalarından Lenovo, yıllık ürün lansmanı Tech World etkinliğini Las Vegas’ın simge mekânlarından Sphere’da gerçekleştirdi. Lenovo CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Yuanqing Yang, şirketin Hybrid AI (Hibrit Yapay Zekâ) vizyonunu merkezine alan geniş bir ürün ve platform yelpazesi tanıttı. Bu vizyonun kalbinde yer alan, cihazlar arası çalışan kişisel AI “süper ajan” Qira, fuarın en çok konuşulan yeniliklerinden biri oldu. Sürekli aktif olan ve kullanıcıyı bağlam içinde anlayarak destekleyen Qira, zamanla kullanıcının niyetini öğreniyor ve ihtiyaçlarını öngörebiliyor. Nvidia: Yeni Çiplerle Yapay Zekâda Beş Kat Güç Açılışta keynote konuşmasını yapan Nvidia CEO’su Jensen Huang, şirketin yeni nesil AI çiplerinin tam üretim aşamasında olduğunu duyurdu. Yeni çiplerin, önceki nesillere kıyasla beş kat daha fazla yapay zekâ hesaplama gücü sunduğunu belirten Huang, bu yıl içinde piyasaya çıkması planlanan çiplerin halihazırda Nvidia laboratuvarlarında ve AI şirketleri tarafından test edildiğini açıkladı. Teknoloji, Spor ve Sanat CES Sahnesinde Buluştu CES 2026, teknoloji ile farklı disiplinleri bir araya getiren sürpriz lansmanlara da sahne oldu. FIFA Başkanı Giovanni Vincenzo Infantino, Motorola iş birliğiyle geliştirilen razr FIFA World Cup 26™ Edition telefonunu tanıttı. Canlı ama dengeli tasarımıyla futbolun evrensel enerjisini yansıtan cihaz, büyük ilgi gördü. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, CES 2026’nın, yapay zekânın yalnızca bir teknoloji değil; iş yapış şekillerini, yatırımları ve günlük yaşamı kökten dönüştüren bir güç haline geldiğini net biçimde ortaya koyduğunu vurguladı. CES 2026’nın Öne Çıkan Trendleri Cihazlardan robotlara, otomobillerden ev teknolojilerine kadar AI entegrasyonu fuarın ana teması oldu. Robotlar ve Otonom Sistemler: Ev işleri yapabilen humanoid robotlar ve Hyundai–Boston Dynamics iş birliğiyle geliştirilen yeni Atlas dikkat çekti. Yeni Nesil Çipler ve Hesaplama Gücü: Nvidia’nın Rubin AI platformu, AI için yüksek performanslı çözümler sundu. Akıllı Ev Teknolojileri: Konuşan buzdolapları, AI destekli ev aletleri ve yeni nesil güvenlik sistemleri öne çıktı. Büyük Ekran ve Görüntü Teknolojileri: Samsung, dünyanın en büyük 130 inç Micro RGB TV’sini tanıttı. Giyilebilir ve Taşınabilir AI: Ekransız AI asistanlar, akıllı gözlükler ve lifelogging cihazları “kişisel yapay zekâ” çağının sinyallerini verdi. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda bir kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Decacorn Angels, Mayıs 2024’ten Bu Yana 500 Bin Doları Aşkın Yatırım Gerçekleştirdi Melek yatırım ağı Decacorn Angels, 2024 yılı itibarıyla küresel yatırım stratejisini güçlendirerek Amerika, Türkiye ve Avrupa'da önemli adımlar atmaya devam ediyor. Mayıs 2024’ten bu yana, toplamda 500 bin doları aşkın yatırım gerçekleştiren ağ, Kasım 2024'te Londra şubesini açarak global büyüme yolundaki hedeflerine bir adım daha yaklaşmış oldu. Sağlık, yapay zeka ve perakende teknolojileri gibi stratejik alanlarda büyüme potansiyeli yüksek girişimlere yatırım yapmaya devam ettiklerini belirten Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, “Amerika ve Avrupa’daki Türk girişimcilerinin vizyonlarını desteklemek, bizim için ayrı bir öneme sahip. Ayrıca, MENA bölgesinin Orta Doğu’nun yeni Avrupa’sı olacağına inanıyoruz ve buradaki gelişen pazarlara da odaklanıyoruz. Yatırım yaptığımız girişimler arasında, sağlık sektöründe ameliyathane süreçlerini optimize eden ExinHealth, dünya çapında perakende devlerine sanal deneme çözümleri sunan PulpoAR ve AI tabanlı yatırım yönetim platformu Magnus AI yer alıyor.” dedi. MENA bölgesi yeni Avrupa olacak Decacorn Angels’ın yenilikçi ve teknoloji tabanlı girişimlere odaklanarak, global girişim ekosistemine katkı sağlamayı sürdüreceğini de vurgulayan Eren, “Önümüzdeki dönemde özellikle Amerika, Kıta Avrupası, Londra ve MENA bölgesinde büyüme aşamasındaki girişimlere yatırım yapmayı hedefliyoruz.  Ayrıca, MENA bölgesinin Orta Doğu'nun yeni Avrupa'sı olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, bu bölgelere odaklanarak gelişen pazarlar ve büyüyen girişimler üzerinde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kısacası, global girişim ekosistemine yatırım yapmaya devam edeceğiz ve bu ekosistemlerin çeşitliliği ile derinleşen ilişkilerimiz, stratejik büyümemizi destekleyecek. Özellikle inovatif ve teknoloji tabanlı girişimlere odaklanıyoruz Yurt dışında, hem Türk kuruculu hem de yabancı kuruculu start-up’lara aktif bir şekilde erişim sağlıyoruz. Yatırım yaparken, özellikle inovatif ve teknoloji tabanlı girişimlere odaklanıyoruz, çünkü bu alanlar geleceği şekillendiren dinamikleri barındırıyor. Yatırımlarımızda, girişimlerin belirli bir aşamada olmaları bizim için büyük önem taşıyor. Özellikle, şirketleşmiş ve ilk satışını yapmış olan girişimler, yatırımcılarımızın karşısına çıkarmayı tercih ettiğimiz start-up’lar arasında yer alıyor.  Yatırım stratejimiz, girişimlerin sadece yenilikçi olmasını değil, aynı zamanda olgunlaşmış ve pazarda kendini kanıtlamış olmalarını da göz önünde bulundurmak. Stratejik sektörler, öncelikli odağımızda olmaya devam edecek Yurt dışında yatırım yapma stratejimiz ise; sürekli olarak gelişen ve yenilikçi ekosistemlere odaklanmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde, özellikle Amerika, Kıta Avrupası, Londra ve MENA bölgesindeki girişimlere yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Bu bölgeler, teknoloji ve inovasyon açısından büyük fırsatlar barındırıyor ve global büyüme potansiyeline sahip start-up’lar için cazip alanlar sunuyor.  Ayrıca, ileri teknoloji ve sağlık gibi stratejik sektörler, öncelikli odağımızda olmaya devam edecek. Bu sektörlerin, insan hayatına doğrudan etkisi ve sürdürülebilir çözümler geliştirme potansiyeli, bizim için oldukça değerli. Yatırım yaparken, girişimlerin olgunlaşmış, şirketleşmiş ve pazarda kendini kanıtlamış olmasına özellikle dikkat edeceğiz.” şeklinde konuştu. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Decacorn Angels, Yüzey Teknolojilerinde Devrim Yaratan Materix'e Yatırım Yaptı Sürdürülebilirlik odaklı nano kaplama teknolojileri geliştiren Materix, Decacorn Angels’tan yatırım aldı. Bu stratejik iş birliği, girişimin global pazarlarda büyüme hedeflerini destekleyecek. Yüksek performanslı nano kaplamalar geliştiren derin teknoloji girişimi Materix, Decacorn Angels melek yatırımcılarından yatırım aldı. 2022 yılında kurulan ve ilk 24 ayını yoğun bir Ar-Ge süreciyle geçiren Materix, 2024 sonunda ürünlerini ticarileştirerek pazara sundu. Girişim, bu yatırımla birlikte ihracat altyapısını kurmayı ve stratejik pazarlara açılmayı hedefliyor. 2025 yılı için 500.000 USD gelir hedefi bulunan Materix, yeni ürün lansmanları, Ar-Ge yatırımları ve ekip büyümesiyle büyümesini hızlandırmayı planlıyor. Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere çeşitli pazarlarda temsilcilikler oluşturulması da hedefler arasında yer alıyor Materix CEO’su Tevfik Altın, yatırım sürecine dair, "Sahada test edilmiş, enerji verimliliğini %2-6 oranında artıran ve su tüketimini %80’e kadar azaltabilen nano kaplamalarımızla hem çevreye hem endüstriye katkı sağlıyoruz. Decacorn Angels’ın desteğiyle ürün portföyümüzü genişletmeyi, ihracatımızı başlatmayı ve global pazarda etkin bir oyuncu olmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Materix’in ürünleri; güneş panelleri, otomotiv yüzeyleri, cam ve metal yüzeyler gibi birçok alanda kullanılabiliyor. Kir, toz, su, kireç ve buz tutumunu önleyen bu kaplamalar, hem bakım maliyetlerini düşürüyor hem de performansı artırıyor. Ürün sonrası performans ölçüm hizmeti ve teknik destek sunarak rakiplerinden ayrışan Materix, Türkiye’nin en büyük yapı market zincirlerinden biriyle anlaşma imzaladı. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren ise yatırım kararlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Materix, sürdürülebilirlik ve derin teknoloji alanında ülkemizden çıkan en umut verici girişimlerden biri. Güçlü Ar-Ge altyapısı, ticarileşme başarısı ve uluslararası vizyonuyla Decacorn Angels olarak bu yolculukta onların yanında olmaktan mutluyuz." Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Decacorn Angels’dan Winfluencer’e Yatırım Yapay zeka destekli influencer pazarlama teknolojisi platformu Winfluencer, melek yatırım ağı Decacorn Angels’tan yatırım aldı. Girişimcilik ekosisteminde vizyoner yaklaşımlarıyla öne çıkan Decacorn Angels, bu yatırımla Türkiye’deki teknoloji girişimlerine olan güvenini bir kez daha ortaya koydu. İTÜ ARI Teknokent bünyesinde doğan ve kısa sürede influencer pazarlama süreçlerini yapay zekâyla dönüştüren bir platforma dönüşen Winfluencer, markalar ile içerik üreticilerini gerçek zamanlı verilerle buluşturarak kampanya yönetimini uçtan uca kolaylaştırıyor. Platform, reklam verenlerin doğru içerik üreticileriyle hızlı ve etkili kampanyalar yürütmesini sağlarken; aynı zamanda ses ve görsel analiz teknolojileriyle içerik kalitesini ölçebiliyor, performansı yapay zeka destekli tahmin modelleriyle öngörebiliyor. Winfluencer, geçtiğimiz aylarda İş Bankası Yapay Zeka Fabrikası ve İTÜ ARI Teknokent’in yatırım fonlarının da ilgisini çekmiş, aynı zamanda Innogate programı kapsamında uluslararasılaşma yolculuğunda Londra’ya gitmeye hak kazanmıştı.   Teknoloji tabanlı, uluslararası büyüme vizyonu olan ve yapay zekayı merkezine alan girişimlere öncelik veren Decacorn Angels, Winfluencer yatırımını bu stratejinin önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Decacorn Angels’tan Kurumlara Özel İnovasyon Köprüsü: Startup for Corporate Programı İş dünyasında rekabet koşulları hızla değişirken, şirketler için inovasyon artık bir tercih değil zorunluluk. Kurumsal dünyayı girişimcilik ekosistemiyle buluşturan Decacorn Angels, “Startup for Corporate” programıyla şirketlerin inovasyon süreçlerine ivme kazandırıyor. Program, iş birliği veya yatırım potansiyeline sahip girişimleri titizlikle seçerek kurumlarla buluşturuyor ve yeni nesil iş birliklerinin önünü açıyor. Decacorn Angels’ın geliştirdiği Startup for Corporate programı, şirketlerin ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarlanmış bir inovasyon ve iş birliği platformu olarak öne çıkıyor. Program; yerel ve global ölçekte taranan girişimlerin, kurumların hedefleri ve stratejileriyle eşleşmesini sağlıyor. Kurumsal üyeler, her üç ayda bir düzenlenen Demo Day etkinliklerinde potansiyel iş ortaklarıyla tanışıyor, girişimciler ise kurumlarla iş birliği yapabilecekleri stratejik öneriler sunarak inovasyon sinerjisi yaratıyor. Ayrıca Decacorn Angels, kurum içi girişimcilik ve inovasyon danışmanlığı, hackathon ve ideathon organizasyonları, hızlandırma programı desteği gibi hizmetlerle şirketlerin yenilikçi düşünme kültürünü güçlendiriyor. Startup for Corporate programı, her kurumun kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde tasarlanmış özel bir inovasyon ve iş geliştirme modeli sunuyor. Program kapsamında farklı sektörlerde faaliyet gösteren girişimler titizlikle seçiliyor, kurumların hedefleri ve stratejileriyle eşleştiriliyor. Bu eşleşmelerin en önemli buluşma noktası ise her üç ayda bir düzenlenen Demo Day etkinlikleri oluyor. Burada girişimler, kurumlara sundukları stratejik çözümleri paylaşarak, inovasyon ve büyüme odaklı sinerjiler yaratıyor. Decacorn Angels, kurumsal üyelerine sunduğu kapsamlı hizmetlerle bu iş birliklerini kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Ayda iki kez gerçekleştirilen Startup Investment Meeting toplantıları sayesinde üyeler, yüksek potansiyelli girişimlerle doğrudan temas kurma fırsatı buluyor. Yatırım yapılması planlanan girişimlerin derinlemesine incelendiği özel görüşmelerle karar süreçleri daha sağlam temellere oturuyor. Ayrıca, Decacorn Angels Dataroom üzerinden erişilebilen girişim veritabanı, yerel ve global ölçekteki en yenilikçi fikirleri kurumların erişimine açıyor. Kurum içindeki çalışanlara melek yatırımcı lisansı alma desteği, özel eğitimler, etkinlikler ve güçlü networking ağları da bu sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor. Program, yalnızca dış kaynaklı girişimlerle değil, kurum içindeki inovasyon potansiyelini artırmaya yönelik çalışmalarla da dikkat çekiyor. Hackathon ve ideathon organizasyonları, hızlandırma programları ve kurum içi inovasyon danışmanlığı sayesinde şirketler, yenilikçi düşünme kültürünü çalışanlarına da aşılayabiliyor. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren,  “Kurumların yenilikçi girişimlerle buluşması, hem sürdürülebilir büyüme hem de rekabet avantajı açısından kritik bir unsur. Biz, Startup for Corporate programıyla bu buluşmaları sistemli, verimli ve ölçülebilir hale getiriyoruz. Böylece şirketler, geleceğin iş modellerini bugünden deneyimleme fırsatı buluyor.  Startup for Corporate programımız, kurumların sadece bugünkü ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, onları geleceğin rekabet koşullarına da hazırlıyor. Amacımız, girişimler ve kurumlar arasında kalıcı, katma değerli iş birlikleri oluşturmak.” şeklinde konuştu. Decacorn Angels, sunduğu stratejik program ve hizmetlerle, kurumsal dünyayı girişimcilik ekosisteminin merkezine taşıyor. Startup for Corporate programı, kurumlar için inovasyonu erişilebilir, uygulanabilir ve ölçülebilir kılan güçlü bir platform olarak konumlanıyor. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Decacorn Angels’tan Viseur AI’a Yatırım Sağlık teknolojileri alanında yapay zekâ temelli çözümler geliştiren Viseur AI, melek yatırım ağı Decacorn Angels'tan yatırım aldı. Bu yeni yatırım; Viseur AI'ın araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerini genişletmesine, sağlık sektöründeki entegrasyon süreçlerini hızlandırmasına ve küresel pazardaki büyüme stratejilerini desteklemesine katkı sağlayacak. Viseur AI; tıbbi görüntüleme (radyoloji, onkoloji, patoloji) alanlarında yenilikçi yapay zekâ çözümleri geliştirerek, sağlık profesyonellerine no-code bir yapay zeka platformu sunuyor. Bu platform sayesinde hastaneler ve araştırmacılar, herhangi bir kod bilgisine ihtiyaç duymadan yapay zekâ modelleri oluşturabiliyor, eğitebiliyor ve klinik süreçlerine entegre edebiliyor. HIS, RIS, LIS, PACS, PIS gibi sağlık bilişim sistemleriyle tam uyumlu çalışan Viseur AI, teşhis süreçlerini hızlandırarak doktorların iş yükünü azaltmayı ve hastaların tanı ve tedavi kalitesini artırmayı hedefliyor. Viseur AI; TÜBİTAK 1812 Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı (BiGG Yatırım) kapsamında "Mükemmeliyet Mührü" ödülüne layık görülerek, yenilikçi ve yüksek potansiyelli bir girişim olduğunu kanıtladı. Türkiye ve Avrupa'daki hızlandırıcı programlara katılım sağlayarak, küresel çapta büyüme yolunda önemli adımlar atan şirket, uluslararası regülasyonlara uyumlu bir şekilde faaliyet gösteriyor. Mevcut Değerlemesi 6,6 Milyon Euro’ya Ulaştı Decacorn Angels melek yatırımcılarından aldığı bu yatırım; Viseur AI’ın sektördeki büyümesini ve inovasyon odaklı çalışmalarını hızlandırarak, tıbbi yapay zekâ alanında global bir oyuncu olma hedefini destekleyecek. Viseur AI’ın mevcut değerlemesi 6,6 milyon Euro’ya ulaşırken, bugüne kadar aldığı toplam yatırım 250.000 Euro’yu buldu. Decacorn Angels’ın yanı sıra Kayacan Ventures, Bal Brothers Ventures ve BIGG Fonu gibi güçlü yatırımcıların da desteğini alan Viseur AI, küresel pazarlara açılma sürecinde önemli bir eşiği geride bıraktı. Sağlık Çalışanlarının Yükü Azalacak Viseur AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Serkan Sökmen yatırımla ilgili olarak şunları söyledi: “Decacorn Angels’ın yatırımını almak, sağlık teknolojilerinde yapay zekâyı yaygınlaştırma vizyonumuz için büyük bir adım. Bu destek sayesinde Ar-Ge faaliyetlerimizi hızlandırarak, hastaneler ve sağlık kuruluşları için daha güçlü, güvenilir ve ölçeklenebilir yapay zekâ çözümleri sunacağız. Viseur AI olarak, 2025’in son çeyreğinde Asya ve Avrupa pazarlarına açılmayı, büyük sağlık kuruluşlarıyla yeni iş birlikleri geliştirerek yapay zekâ destekli teşhis çözümlerimizi yaygınlaştırmayı ve tıbbi yapay zekâ alanında lider konuma ulaşmayı hedefliyoruz.” Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ Dönüşümü Sökmen, sözlerine şöyle devam etti: “Viseur AI'ın geliştirdiği modüler ürünler, hastanelerin ve sağlık kurumlarının ihtiyaçlarına göre ölçeklenebilir olup, AI destekli teşhis ve analiz süreçlerini hızlandırmak, maliyetleri düşürmek ve klinik doğruluğunu artırmak için geliştirildi. Mevcut müşteri portföyümüzde şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve özel sağlık kurumları yer alıyor. Viseur AI; sadece bir yapay zekâ platformu değil, aynı zamanda sağlık profesyonellerinin iş yükünü azaltan ve erken teşhis oranlarını artıran yenilikçi bir ekosistem sunuyor. Hastaneler ve tıp araştırmacıları için geliştirdiğimiz no-code AI altyapımız, herhangi bir yazılım veya yapay zekâ bilgisi gerektirmeden en iyi teşhis modellerinin geliştirilmesine olanak tanıyor.  Sağlık sektöründeki yapay zekâ dönüşümünün bir parçası olmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren ise, “Viseur AI’ın sağlık sektöründe yarattığı katma değeri ve büyüme potansiyelini göz önünde bulundurarak yatırım yapmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Yapay zekâ destekli tıbbi görüntüleme çözümleriyle hastanelerin ve sağlık profesyonellerinin iş akışlarını optimize eden bu yenilikçi girişimin, global sağlık ekosisteminde önemli bir oyuncu olacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels; sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. https://www.linkedin.com/company/decacorn-angelshttps://www.decacornangels.com/ #### Değerli Konut Vergisinde Sessiz Ama Kademeli Artış Beklentisi 2025 yılında Değerli Konut Vergisi sınırının 35 milyon TL’ye yükseltilmesi, ilk etapta vergi kapsamının daralacağı yönünde bir algı yaratıyor. Ancak özellikle büyükşehirlerde lüks ve nitelikli konut segmentinde yaşanan hızlı değer artışı, bu artışın etkisini sınırlayabilir. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, konut piyasasındaki fiyat dinamikleri dikkate alındığında 2026 yılında beyan sayısında sınırlı ama dikkat çekici bir artış görülebileceğini belirtti. Son yıllarda artan inşaat maliyetleri, arsa arzındaki kısıtlılık ve güçlü talep, üst segment konut fiyatlarını yukarı taşıdı. Özellikle merkezi lokasyonlarda yer alan yeni veya yenilenmiş, yüksek standartlı konutların piyasa değerleri önemli ölçüde yükseldi. Bu durum, geçmişte vergi sınırının altında kalan bazı taşınmazların bugün 35 milyon TL eşiğine yaklaşmasına ya da bu eşiği aşmasına neden olabiliyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı’ya göre sınır yükseltilmiş olsa da piyasa gerçekleri dikkate alındığında kapsamın fiilen daraldığını söylemek kolay değil. Bugüne kadar Değerli Konut Vergisi’nde beyan sayısının sınırlı kalmasının temelinde ise verginin tasarım özellikleri bulunuyor. Yüksek değer eşiği, Türkiye genelinde bu tutarı aşan konut sayısını doğal olarak sınırlıyor. Ayrıca verginin çoğunlukla birden fazla yüksek değerli konuta sahip mükellefleri hedeflemesi, kapsamın genişlemesini engelliyor. Tek konuta sahip olanların çoğunlukla kapsam dışında kalması, kamu ve diplomatik taşınmazlara tanınan muafiyetler ve değer tespitine yapılan itiraz süreçleri de uygulamanın dar bir çerçevede kalmasına yol açıyor. Öte yandan, son yıllarda Maliye’nin dijital denetim ve veri analiz kapasitesindeki artış yeni bir döneme işaret ediyor. Tapu kayıtları, belediye verileri, banka bilgileri ve diğer resmi veri kaynaklarının entegre biçimde değerlendirilmesi, yüksek değerli taşınmazların tespitini kolaylaştırıyor. Bu gelişme, daha önce beyan edilmemiş konutların ortaya çıkarılmasına ve uygulamanın etkinliğinin artmasına zemin hazırlayabilir. Zuhal Balsarı, mevcut düzenleme çerçevesinde verginin kısa vadede geniş bir kesimi kapsamasının beklenmediğini ancak piyasa değerlerindeki artış ve dijital denetim mekanizmalarının güçlenmesiyle birlikte 2026 yılında beyan sayısında kademeli bir yükseliş görülebileceğini ifade ederek, “35 milyon TL’lik eşik teorik olarak dar bir alanı işaret ediyor. Ancak konut piyasasındaki fiyat artışı ve veri temelli denetim süreçleri birlikte değerlendirildiğinde, uygulamanın fiilen daha görünür hale gelmesi mümkün” diyerek sözlerini bitirdi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. #### Demçay, Karadeniz'in Doğallığını ve Sürdürülebilir Üretim Anlayışını Dijital Dünyaya Taşıyor Türkiye'nin köklü çay üreticilerinden Demçay, kaliteli çay üretimi, sürdürülebilir tarım anlayışı ve tüketici odaklı hizmet yaklaşımıyla Türk çay kültürüne değer katmaya devam ediyor. Karadeniz'in verimli yamaçlarında özenle yetiştirilen çay yapraklarını modern üretim süreçleriyle işleyerek tüketicilere ulaştıran marka, doğallığı ve kaliteyi ön planda tutan üretim anlayışıyla dikkat çekiyor. Demçay, yalnızca çay üretmeyi değil; toprağa, üreticiye ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi de temel değerleri arasında görüyor. Sürdürülebilir çay tarımı uygulamaları kapsamında doğal kaynakların korunmasına, toprak verimliliğinin desteklenmesine ve çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılmasına önem veren firma, kaliteli ürün anlayışını çevresel sürdürülebilirlikle bir araya getiriyor. Ürün gamında günlük tüketime yönelik siyah çay çeşitlerinden seçkin Mayıs çaylarına, beyaz çay ve matcha gibi özel ürünlerden hediyelik seçeneklere kadar geniş bir yelpaze sunan Demçay, hem bireysel tüketicilere hem de kafe, restoran ve işletmelere yönelik profesyonel çözümler geliştiriyor. Üretimin her aşamasında kalite kontrol süreçlerine önem veren marka, Karadeniz'in kendine özgü aromasını ve çay kültürünü tüketicilerle buluşturmayı hedefliyor. Çayın yalnızca bir içecek değil; paylaşımın, sohbetin ve kültürel mirasın önemli bir parçası olduğuna inanan Demçay, bu anlayışını "Yine Dem Çay Alalım" mottosuyla tüketicilerine yansıtıyor. Marka, geleneksel çay kültürünü modern üretim anlayışıyla buluştururken, güvenilir ve sürdürülebilir üretim ilkelerinden ödün vermeden faaliyetlerini sürdürüyor. Yenilenen Web Sitesi Yayında Dijital dönüşüm çalışmalarını da sürdüren Demçay, kullanıcı deneyimini geliştirmek amacıyla e-ticaret platformunu tamamen yenileyerek modern yüzüyle ziyaretçilerin hizmetine sundu. Yenilenen www.yinedemcayalalim.com web sitesi; daha sade tasarımı, mobil uyumlu yapısı, gelişmiş ürün kategorileri ve kolay alışveriş deneyimiyle kullanıcıların Demçay ürünlerine daha hızlı ve pratik şekilde ulaşmasını sağlıyor. Site üzerinden markanın zengin ürün yelpazesinin yanı sıra sürdürülebilir çay tarımı uygulamaları, marka hikâyesi ve üretim anlayışına ilişkin kapsamlı içeriklere de erişilebiliyor. Demçay, yenilenen dijital platformuyla kaliteli çayı daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve tüketicilerine güvenli, hızlı ve keyifli bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyor. #### DenizBank IAAF İstanbul Sanat Fuarı Başlıyor Türkiye’nin önde gelen sanat etkinliklerinden IAAF İstanbul Sanat Fuarı’nın ana destekçisi DenizBank oldu. 4–7 Aralık 2025 tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenecek DenizBank VI. IAAF İstanbul Sanat Fuarı, 3 Aralık’ta özel bir açılışla başlayacak. DenizBank VI. IAAF İstanbul Sanat Fuarı; yerli ve yabancı sanatçıların resim, heykel, fotoğraf ve tasarım gibi farklı disiplinlerdeki klasik, modern ve çağdaş sanat eserlerini koleksiyoner ve sanatseverlerle buluşturuyor. Kültür ve sanata erişimi artırmayı misyon edinen DenizBank’ın desteğiyle fuarın kapsamı genişletilirken, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunulması hedefleniyor. DenizBank VI. IAAF İstanbul Sanat Fuarı’nda sergilerin yanı sıra söyleşi, panel ve özel koleksiyon sunumları da programda yer alacak. Uluslararası katılımcılar, yeni galeri ve koleksiyonlarla fuarın önceki yıllara kıyasla daha yoğun geçmesi bekleniyor. #### DenizBank III. IAAF İzmir Sanat Fuarı  13 Mayıs’ta Kapılarını Açıyor DenizBank’ın kültür ve sanatın herkes için erişilebilirliğini yaygınlaştırma hedefiyle ana destekçiliğini üstlendiği DenizBank III. IAAF İzmir Sanat Fuarı, 13–17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Türkiye’den ve yurt dışından 120 galeri, 1600’e yakın sanatçı ile 30 bine yakın sanatsever ve koleksiyonerin bir araya geleceği fuarda; resim, heykel, rölyef ve cam sanatı gibi farklı disiplinlerden oluşan geniş bir eser seçkisi ziyaretçilerle buluşacak. Genç sanatçılar için güçlü bir platform Fuar kapsamında, 18–26 yaş arası gençlerin kültür sanat ekosistemine güçlü bir başlangıç yapmasını desteklemek amacıyla bu yıl ilk kez Geleceğin Sanatçıları Programı hayata geçiriliyor. Program kapsamında, jüri değerlendirmesiyle seçilecek 100 genç sanatçı, eserlerini fuar alanında sergileme imkanı elde edecek. Son başvuru tarihi 17 Nisan 2026 olan programın, önümüzdeki üç yıl boyunca İstanbul ve İzmir’de düzenlenen IAAF organizasyonlarıyla entegre şekilde devam etmesi planlanıyor. Fuar, aynı zamanda sanat ve tasarım odaklı seminerlere de ev sahipliği yapıyor. Alanında uzman konuşmacıların katılımıyla düzenlenecek etkinliklerde; iç mimarlık, mekan tasarımı, sanat üretimi ve disiplinlerarası yaklaşımlar ele alınacak.  “Daha güçlü bir uluslararası etki hedefliyoruz” Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “DenizBank III. IAAF İzmir Sanat Fuarı, sanatçılar ile koleksiyonerler arasında doğrudan bağ kuran, üretimi teşvik eden güçlü bir platform. Uluslararası katılımı artırarak etki alanımızı genişletmek de hedeflerimiz arasında. Geçtiğimiz yıl 70 galeri, 1500 sanatçıyı ve 5000’in üzerinde eseri sanatseverlerle buluşturduk. Bu ilgi, İzmir’in sanat alanındaki potansiyelini net biçimde ortaya koydu. Diğer yandan, bu yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz Geleceğin Sanatçıları Programı’nı, genç yetenekleri keşfetmeye odaklanan, sürekliliği olan bir yapı olarak önümüzdeki üç yıl boyunca İstanbul ayağıyla da entegre şekilde sürdüreceğiz. Bu programın da yeni sanatçıların kariyer yolculuğuna anlamlı katkı sağlayacağına inanıyoruz. DenizBank’ın geçtiğimiz yıl Aralık ayında İstanbul’da düzenlediğimiz ve farklı disiplinlerden 10 bine yakın eseri sanatseverlerle buluşturduğumuz organizasyonumuza verdiği değerli desteği İzmir edisyonuna da taşımasından büyük memnuniyet duyuyor; kültür ve sanata sundukları katkı için kendilerine teşekkür ediyoruz.” #### Depozito Uyuşmazlıklarında Artış Kiracı ve Ev Sahiplerinin Bilmesi Gerekenler Kira sözleşmelerinde en çok tartışma yaratan konulardan biri olan “depozito” uygulaması, yasal sınırları ve doğru kullanımı açısından çoğu zaman belirsizlik yaratıyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bu konuda hem kiracılar hem de ev sahipleri için önemli uyarılarda bulundu. Av. Elvan Kakıcı Şimşek, ev sahipleri ve kiracılar arasında sıklıkla tartışma konusu olan depozito uygulamasına ilişkin yasal çerçeveyi anlattı. Kiracıdan alınan güvence bedelinin hangi şartlarda iade edilmesi gerektiği, son ay kirasının bu bedelden düşülüp düşülemeyeceği gibi sorulara hukuki açıklık getirdi. Depozito, Kira Bedeli Değil Güvence Niteliğindedir Depozito, kiracının taşınmazı kullanımı sırasında oluşabilecek zararları veya sözleşmeye aykırı davranışlardan doğabilecek riskleri teminat altına almak amacıyla alınır. Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesi, bu ödemeyi “güvence” olarak tanımlar ve sadece sözleşmeyle kararlaştırılması durumunda hukuken geçerli sayar. Kanun, kiracıyı doğrudan böyle bir yükümlülük altına sokmaz; ancak tarafların karşılıklı anlaşmasıyla bu güvenceye yer verilebilir. Üç Aylık Kirayı Aşan Güvence Yasal Değil Konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmeyle belirlenen güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence, para veya kıymetli evrak olarak verilmişse, bu teminat vadeli bir tasarruf hesabında veya bankada muhafaza edilmelidir. Banka, bu teminatı sadece iki tarafın rızası, bir icra takibinin kesinleşmesi ya da kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla serbest bırakabilir. Kiraya veren, sözleşmenin sona ermesini izleyen üç ay içinde herhangi bir yasal girişimde bulunmazsa, banka teminatı kiracının talebiyle iade etmek zorundadır. Depozito İade Edilmesi Gereken Bir Bedeldir Av. Elvan Kakıcı Şimşek, depozitonun bir kazanç kalemi olmadığını, yalnızca belirli şartların gerçekleşmesi durumunda kiracıya iade edilmesi gereken bir güvence olduğunu vurguluyor. Bu bedelin amacı, zarar oluşmadığı takdirde kiracıya aynen geri verilmesidir. Depozito, yalnızca kiralama sürecinde meydana gelen zararların karşılanması amacıyla alınır; bu nedenle taşınmaz sorunsuz şekilde teslim edildiğinde iadesi esastır. “Depozitoyu Son Ay Kirasına Saymak” Hukuka Aykırıdır Uygulamada sıkça karşılaşılan bir hata, kiracının son ayın kirasını ödemeyip “nasılsa depozitodan düşülür” şeklinde hareket etmesidir. Ancak bu yaklaşım, hukuken geçerli değildir. Depozito, kira borcunu karşılayan bir ödeme olarak kabul edilemez. Kiracı, sözleşme süresi boyunca kira ödemelerini eksiksiz yapmakla yükümlüdür. Ev sahibinin rızası olmaksızın depozitoyu bu amaçla kullanmak, hukuka aykırı bir uygulamadır ve ev sahibine yasal başvuru yollarını açar. Depozitonun İadesi İçin Gerekli Şartlar Depozitonun kiracıya iadesi için belirli koşulların yerine getirilmiş olması gerekir. Kira sözleşmesinin sona ermiş olması, kiralanan taşınmazın hasarsız ve sözleşmeye uygun şekilde geri teslim edilmesi, taraflar arasında başka bir borç-alacak ilişkisinin kalmamış olması, depozitonun iadesinin önünü açar. Bu süreci güvence altına almak için, taşınmaz teslimi sırasında bir “anahtar teslim tutanağı” hazırlanması önerilir. Bu tutanak, evin teslim tarihini, mevcut durumunu ve tarafların beyanlarını içerirse, olası hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmiş olur. İade Tutarı Güncel Kira Bedeline Göre Hesaplanmalı mı? Depozito ödemesinin iade edileceği tutar, Yargıtay kararlarına göre sözleşmenin yapıldığı tarihteki kira-depozito oranı baz alınarak belirlenmelidir. Yani depozitonun iadesi, o günkü kira ile güncel kira arasındaki oransal fark dikkate alınarak yapılmalıdır. Ancak taraflar arasında açıkça “depozitonun aynen iade edileceği” kararlaştırılmışsa, bu durumda herhangi bir güncelleme yapılmaksızın ödenen miktarın aynen iadesi gerekir. Bu yaklaşım, sözleşme serbestisinin bir uzantısı olarak hukuka uygundur. Kiracı ve Ev Sahipleri İçin Dengeleyici Bir Araç Depozito, taraflar arasında güven dengesini sağlayan önemli bir araçtır. Ancak amacından sapmadan, yasal çerçevesi içinde uygulanmalıdır. Kiraya verenin depozitoyu gelir kalemi gibi değerlendirmesi veya kiracının kira borcunu ödemekten kaçınma aracı olarak görmesi, her iki taraf açısından da hukuki sonuçlar doğurabilir. Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bu tür anlaşmazlıkların önüne geçmek için, kira sözleşmelerinin açık ve yazılı şekilde düzenlenmesini, teslim süreçlerinin tutanakla belgelenmesini ve tarafların yasal haklarının farkında olmasını öneriyor. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### DİA Bulut ERP Laboratuvarı Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde Açıldı Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde açılan DİA Bulut ERP Laboratuvarı, öğrencilerin dijital dönüşüm alanında uygulamalı eğitim almasını sağlayacak. Üniversite–sektör iş birliğinin güçlü bir örneği olan proje, sınavla seçilen öğrencilere staj ve mezuniyet sonrası istihdam fırsatları sunacak. 15 Ekim 2025 tarihinde Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde DİA Bulut ERP Laboratuvarı’nın açılışı gerçekleştirildi. Törende Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sima Nart, Satso Meclis Başkanı Erdem Ercan, Satso Genel Sekreteri Şevket Kırıcı ve çok sayıda akademisyen, iş dünyası temsilcisi ile öğrenciler yer aldı. Açılış töreninde gerçekleştirilen konuşmalarda üniversite–sektör iş birliğinin önemi vurgulanırken, DİA Bulut ERP Laboratuvarı’nın öğrencilerin dijital dönüşüm alanında pratik beceriler kazanmasına katkı sağlayacağı belirtildi. Program kapsamında, DİA Yazılım yöneticilerine ve eğitimcilerin eğitimi sürecinde gösterdikleri özverili çalışmalar nedeniyle DİA Yazılım ERP Proje ekibine plaket verildi. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Dijital dönüşümün geleceğini üniversitelerle birlikte şekillendirmeye inanıyoruz. Sakarya Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz bu laboratuvar, öğrencilerin yalnızca teorik bilgi değil, iş dünyasında karşılaşacakları dijital süreçleri deneyimleme fırsatı sunacak. Gençlerin teknolojiyle güçlenen bir kariyer yolculuğuna katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz.” DİA Yazılım ile Sakarya Üniversitesi arasındaki bu iş birliğine öncülük eden DİA Yazılım Sakarya Bölge İş Ortağı Umay Tüm Bilişim Genel Müdürü Aycan Fırtın da plaket alanlar arasında yer aldı. Aycan Fırtın, bundan sonraki süreçte üniversite ile sürdürülecek eğitim iş birliğinin önemli bir paydaşı olarak yer almaya devam edeceğini belirtti. Laboratuvarda eğitim görecek öğrenciler, fakülte içerisinde yapılacak sınavla belirlenecek. Programa kabul edilen öğrenciler, üniversite dönemlerinde DİA Yazılım tarafından sağlanacak staj imkanlarından yararlanabilecek; mezuniyetlerinin ardından ise iş fırsatları ile kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapma şansı elde edecek. DİA Yazılım ve Sakarya Üniversitesi arasında gerçekleşen bu iş birliği, geleceğin iş dünyasına nitelikli ve teknolojiye hakim profesyoneller kazandırma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirildi. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİA Partners Day 2026’da En Başarılı İş Ortakları Ödülleriyle Buluşacak Bulut ERP ekosistemini her yıl daha da büyüten DİA Yazılım, 3 Nisan 2026’da iş ortaklarını İstanbul’da bir araya getiriyor. DİA Partners Day 2026’da 2025’in başarıları kutlanırken, 2026 vizyonu ve büyüme stratejileri paylaşılacak. Bu yıl etkinliğe ilk kez DİAverse Entegre Çözümler Fuarı da eşlik edecek. Fuarda, DİA Bulut ERP ile tam uyumlu çalışan yenilikçi çözümler tek çatı altında sergilenecek. DİA Yazılım, 3 Nisan 2026 Cuma günü DİA Partners Day 2026 kapsamında çözüm ortaklarıyla İstanbul’da bir araya gelecek. 6.sı düzenlenecek olan DİA Partners Day 2026, hem bir değerlendirme toplantısı hem de yeni vizyonun, entegrasyon gücünün ve ortak başarı kültürünün ilanı niteliğinde olacak. Toplantıda DİA Yazılımın 2025 yılı performansı ve büyüme başarısı değerlendirilirken, 2026 yılına dair stratejik yol haritası da paylaşılacak. Bu yıl etkinlikte ilk kez DİAverse Entegre Çözümler Fuarı da düzenlenecek. Aynı zamanda buluşmada her yıl olduğu gibi bu yıl da yılın en başarılı iş ortakları ödüllendirilecek. İş ortaklarının katkıları, büyümenin temel itici gücü olarak sahnede taçlandırılacak. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “DİA Partners Day, bizim için yalnızca bir organizasyon değil; birlikte büyüdüğümüz ekosistemimizin gücünü ve vizyonunu paylaştığımız stratejik bir buluşma.” DİAverse Entegre Çözümler Fuarı İlk Kez Kapılarını Açıyor DİA Yazılım, ekosistem vizyonunu bir adım ileri taşıyor. DİA Partners Day 2026’nın içerisinde bu yıl ilk kez düzenlenecek DİAverse Entegre Çözümler Fuarı’nda, DİA Bulut ERP ile tam uyumlu çalışan yenilikçi çözümler tek çatı altında sergilenecek. DİA Partners Day 2026’nın en dikkat çekici yeniliği ilk kez hayata geçirilecek olan Entegre Çözümler Fuarı olacak. DİA Bulut ERP ile entegre çalışan ve farklı sektörlere özel geliştirilen çözümler, fuar alanında birebir deneyimlenebilecek. Bu özel alan, bayilerin geliştirdiği ve DİA ile entegre çalışan ürünlerin bir araya geldiği güçlü bir vitrin niteliği taşıyacak. İş süreçlerini hızlandıran, operasyonel verimliliği artıran ve veri akışını kesintisiz hale getiren çözümler, katılımcılar tarafından yakından incelenebilecek. Fuara ilişkin görüşlerini aktaran Suha Onay; “Bu yalnızca bir fuar değil; entegrasyon kültürümüzün ve açık platform yaklaşımımızın somut bir yansıması. İş ortaklarımızın geliştirdiği çözümlerle oluşturduğumuz bu entegre yapı, müşterilerimize uçtan uca bir dijital dönüşüm deneyimi sunuyor. Ekosistem gücümüzü ilk kez bu ölçekte sergileyecek olmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” dedi. DİA Yazılım, iş ortaklarıyla birlikte büyümeye ve dijital dönüşümü birlikte inşa etmeye devam ediyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİA Partners Day 2026’da En Başarılı İş Ortakları Ödülleriyle Buluştu Şirketler için bulut altyapısıyla muhasebe, stok - depo, üretim yönetimi kurumsal yönetim sistemleri hizmeti sağlayan DİA Yazılım, gerçekleştirdiği ödül töreninde 2025’in en başarılı iş ortaklarını ödüllendirdi. Bulut ERP ekosistemini her yıl daha da büyüten DİA Yazılım, iş ortaklarını İstanbul’da bir araya getirdi. DİA Partners Day 2026’da 2025’in başarıları kutlanırken, 2026 vizyonu ve büyüme stratejileri paylaşıldı. Bu yıl etkinliğe ilk kez DİAverse Entegre Çözümler Fuarı da eşlik etti. Fuarda, DİA Bulut ERP ile tam uyumlu çalışan yenilikçi çözümler tek çatı altında sergilendi. 6’ncısı düzenlenen DİA Partners Day 2026, hem bir değerlendirme toplantısı hem de yeni vizyonun, entegrasyon gücünün ve ortak başarı kültürünün ilan edildiği bir platform oldu. Toplantıda DİA Yazılım’ın 2025 yılı performansı ve büyüme başarısı değerlendirilirken, 2026 yılına dair stratejik yol haritası da paylaşıldı. Bu yıl etkinlikte ilk kez DİAverse Entegre Çözümler Fuarı da düzenlendi. Aynı zamanda buluşmada her yıl olduğu gibi yılın en başarılı iş ortakları ödüllendirildi. İş ortaklarının katkıları, büyümenin temel itici gücü olarak sahnede taçlandırıldı. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde, “DİA Partners Day, bizim için yalnızca bir organizasyon değil; birlikte büyüdüğümüz ekosistemimizin gücünü ve vizyonunu paylaştığımız stratejik bir buluşma.” ifadelerini kullandı. Onay daha sonra DİA Yazılım’ın 2025 performansı ve 2026 vizyonuna dair detayları iş ortaklarıyla paylaştı. DİAverse Entegre Çözümler Fuarı İlk Kez Kapılarını Açtı DİA Yazılım, ekosistem vizyonunu da bir adım ileri taşıdı. DİA Partners Day 2026 kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen DİAverse Entegre Çözümler Fuarı’nda, DİA Bulut ERP ile tam uyumlu çalışan yenilikçi çözümler tek çatı altında sergilendi. Etkinliğin en dikkat çekici yeniliği, ilk kez hayata geçirilen bu DİAverse Entegre Çözümler Fuarı oldu. DİA Bulut ERP ile entegre çalışan ve farklı sektörlere özel geliştirilen çözümler, fuar alanında birebir deneyimlendi. Bu özel alan, bayilerin geliştirdiği ve DİA ile entegre çalışan ürünlerin bir araya geldiği güçlü bir vitrin niteliği taşıdı. İş süreçlerini hızlandıran, operasyonel verimliliği artıran ve veri akışını kesintisiz hale getiren çözümler, katılımcılar tarafından yakından incelendi. Fuara ilişkin görüşlerini de aktaran Suha Onay, “Fuarımız, entegrasyon kültürümüzün ve açık platform yaklaşımımızın somut bir yansıması. Çözüm ortaklarımızın geliştirdiği çözümlerle oluşturduğumuz bu entegre yapı, müşterilerimize uçtan uca bir dijital dönüşüm deneyimi sundu. Ekosistem gücümüzü ilk kez bu ölçekte sergilemekten büyük heyecan duyduk.” ifadelerini kullandı. DİA Yazılım 2025’in Yıldızları – Ödül Listesi 2025 yılına damga vuran iş ortakları ve başarı hikâyeleri, farklı kategorilerde verilen ödüllerle taçlandırıldı. İşte kategori kategori ve sırasıyla 1.’lik ve 2.’lik ödülünü kazananlar: En İyi Pazarlama En İyi Pazarlama: Umay Tüm Bilişim – Aycan Fırtın 2. En İyi Pazarlama: Nortek Bilişim – Mehmet Kök En Çok E-Power Proje Satışı En Çok E-Power Proje Satışı: Çağdaş Yazılım – Osman Yazıcı 2. En Çok E-Power Proje Satışı: Marsoft Bilişim – Şahin Saz En İyi Yeni Müşteri Memnuniyeti En İyi Yeni Müşteri Memnuniyeti: eLima Teknoloji – Ergün Sak 2. En İyi Yeni Müşteri Memnuniyeti: Ozgan Bilişim – Suna Görenli En Başarılı DİA Destek Ekibi En Başarılı DİA Destek Ekibi: Kompitürk Bilgisayar – Uğur Tıraşoğlu 2. En Başarılı DİA Destek Ekibi: Fonetsan Bilgi Teknolojileri – Sümeyra Coşkun DİA Çözüm Ortağı Özel Ödülü Sync Teknoloji – Entegra – Murat Dişkıran Solentos – Furkan Kılıç En İyi Üretim Projesi Armada Bilişim – Zafer Cengiz Kirpi Consulting – Okan Yiğit En Çok Kampanya Satışı Yotsis Yazılım – Hasan Doğru Umay Tüm Bilişim – Aycan Fırtın En Çok Yeni DİA Üyesi Çağdaş Yazılım – Osman Yazıcı Nets Dijital – Onur Taşbaş En İyi Çıkış Yapan Yeni İş Ortağı Voll Yazılım – Hüseyin Ağaç Ada Soft – Cemal Can Çalışkan En İyi Çıkış Yapan İş Ortağı Nets Dijital – Onur Taşbaş Sofia Bilişim – Hüseyin Şen Yılın Enterprise Projesi Goosoft Yazılım – Oğuzhan Işıldak Ekol Yazılım – Halil Tunç DİA 10. Yıl Özel Ödülleri “Birlikte büyüyeceğimiz nice 10 yıllara” mesajıyla verilen özel ödüller: Setabil – Burak Bolat Emre Bilgisayar – Aydın Kahraman Eurotech Bilgisayar – Mazhar Bozoğlu İvea Yazılım – Çiğdem Ünal Kare Bilgisayar – Murat Daşkın Nos Bilgisayar – Mustafa Çelebi Fulltech Bilişim – İsmail Kurtoğlu As Bilgisayar – Selim Tirak Goosoft Yazılım – Oğuzhan Işıldak Baybilir Yazılım – Muzaffer Özkan Tepe Bilişim – Muhammet Celalettin Bayrak Altun Bilgi İşlem – Soner Altun ITC Bilişim – Salih İslamoğlu Prostar Teknoloji – Mahmut Nedim Yiğitbaş Erka Yazılım – Ercan Erdal Arda Bilişim – Zülfü Çınar Mas Bilgisayar – Mustafa Ataman Subaşı Bölgesel Başarı Ödülleri Karadeniz Bölgesi Çağdaş Yazılım – Osman Yazıcı İki Teknik Yazılım – Aykut Kılıç Ege Bölgesi Fonetsan Bilgi Teknolojileri – Sümeyra Coşkun İvea Yazılım – Ahmet Ünal Akdeniz Bölgesi Marsoft Bilişim – Şahin Saz Armada Bilişim – Zafer Cengiz Marmara Bölgesi Kompitürk Bilgisayar – Uğur Tıraşoğlu, Aynı zamanda Türkiye ciro 3.’sü Goosoft Yazılım – Oğuzhan Işıldak  Anadolu Bölgesi Mavvo Bilişim – Onur Yılmaz , Türkiye ciro 1.’si Nets Dijital – Muhammet Yasin Yaşar, Türkiye ciro 2.’si DİA Yazılım AŞ: 2004 yılında kurulan DİA Yazılım, her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini takip etmelerini sağlayan birbirine entegre ticari yazılımlar sunuyor. Bununla beraber, TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak, sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştiriyor. Ankara ODTÜ Teknokent’te bulunan Ar-Ge, Tepe Prime’da bulunan müşteri hizmetleri, İstanbul’da bulunan satış pazarlama ofisleri, Türkiye’nin her noktasından yüzlerce iş ortağı ve 100+ kişilik dinamik ekibiyle üyelerine hizmet veriyor. DİA Yazılım, muhasebeden üretime, stok – depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kadar şirketlere uçtan uca ERP yazılımı çözümü sağlıyor. Aynı zamanda Gelir İdaresi Başkanlığı E-Fatura Özel Entegratörü olarak, tüm e-belge süreçleri için de çözümler sunuyor. DİA ERP yazılımının özelleştirilebilir yapısıyla, her ölçekten firmaya hizmet verilebiliyor. DİA uluslararası standartlarda sertifikalandırılmış güvenlik altyapısı sayesinde, virüs ve zararlı yazılımlara karşı en güvenilir yönetim sistemlerinden birisi olma konumunu koruyor. Yüzde 100 bulut teknolojisi altyapısıyla hizmet vererek, internetin olduğu her yerden ve tüm mobil cihazlardan şirket yönetimini mümkün kılan DİA Yazılım, bulut teknolojisinin sağlamış olduğu sürekli güncel yapı sayesinde, mevzuat değişikliklerini anlık olarak takip ediyor. Böylece işletmeler, güncelleme ya da yedekleme gibi süreçlerden tasarruf sağlıyor. Aynı zamanda işletmeler, yine bulut teknolojisi sayesinde hiçbir donanım masrafı yapmadan dijitalleşebiliyorlar. DİA’nın sürekli gelişen teknolojisiyle tanışan on binlerce mutlu kullanıcının sayısı günden güne artmaya devam ediyor. #### DİA Yazılım 2025’in İkinci Yarısında Global Büyüme ve Yapay Zeka Entegrasyonuna Odaklandı Türkiye genelinde on binlerce işletmeye hizmet veren DİA Yazılım, 2025 yılı sonuna kadar İngiltere başta olmak üzere küresel pazarda etkinliğini artırmayı, aynı zamanda yapay zeka ile entegre çözümlerini daha geniş bir kullanıcı kitlesiyle buluşturmayı hedefliyor. Bulut tabanlı ERP çözümleriyle KOBİ’lerden holdinglere kadar farklı ölçeklerdeki işletmelere hizmet sunan DİA Yazılım, 2025’in ikinci yarısına güçlü hedeflerle girdi. İnsan Kaynakları Yönetimi ürünü ve yapay zeka entegrasyonuna sahip Süreç Yönetimi çözümüyle yenilikçi vizyonunu sürdüren şirket, özellikle turizm sektörüne sunduğu esnek ve entegre sistemleriyle dikkat çekiyor. Hem yerel pazardaki büyümesini sürdüren hem de uluslararası pazarlarda aktifleşen DİA Yazılım, teknolojiyi iş süreçlerine entegre ederek işletmelere rekabet avantajı kazandırmayı amaçlıyor. Hedefte Global Ölçekli Büyüme ve Yeni Ürünler Var DİA Yazılım, yılın ilk yarısında İnsan Kaynakları Yönetimi ürününü hayata geçirirken, yapay zeka destekli DİA Süreç Yönetimi modülünde de enterprise seviyede hizmet verecek yeni versiyonunu tamamlamaya hazırlanıyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Haziran ayı hızla sona ererken, 2025 hedeflerimiz doğrultusunda önemli adımlar attığımızı gururla belirtmek isterim. Başta İngiltere olmak üzere, global ölçekte firmaları DİA ile buluşturmak için kararlılıkla çalışıyoruz. DİA artık KOBİ’lerin ötesinde, holding seviyesindeki firmalara da hizmet verebilen güçlü bir ERP çözümüdür.” Turizm Sektörüne Özel Bulut Tabanlı Çözümler DİA Yazılım, turizm sektöründe özellikle oteller ve seyahat acentelerine sunduğu rezervasyon yönetimi, ön muhasebe, stok takibi, oda doluluk analizi, satın alma, insan kaynakları ve e-belge işlemlerini tek bir platformda birleştirerek sektöre değer katıyor. Bulut tabanlı yapı sayesinde, tesisler farklı lokasyonlardaki operasyonlarını merkezi şekilde ve anlık olarak yönetebiliyor. Yapay Zekayla Geleceğe Uyum Yapay zeka entegrasyonu DİA’nın stratejik öncelikleri arasında yer alıyor. Şirket, geliştirdiği Süreç Yönetimi çözümünü yapay zeka platformlarıyla entegre ederek, turizm başta olmak üzere birçok sektöre daha akıllı çözümler sunmayı hedefliyor. Yazılım Tercihlerinde Stratejik Yaklaşım Önerisi DİA Yazılım,  turizm tesislerinin yazılım tercihlerinde esneklik, erişilebilirlik, güvenlik ve entegrasyon kabiliyeti gibi kriterleri ön planda tutmalarını öneriyor. Özellikle donanım yatırımı gerektirmeyen bulut tabanlı çözümler, farklı lokasyonlardaki operasyonların merkezi yönetimini mümkün kılıyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİA Yazılım Yüzde 60’a Ulaşan Kadın Çalışan Oranıyla Büyümeye Devam Ediyor DİA Yazılım, kadın istihdamı konusundaki çalışmalarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Dünya genelinde yazılım sektöründe kadın çalışan oranı ortalama %9 gibi düşük bir seviyedeyken, DİA Yazılım'da bu oran yüzde 60’a ulaştı. Ayrıca DİA Yazılım Ar-Ge departmanında çalışan kadın oranı da yüzde 48 oldu. Yazılım sektöründe kadın çalışan oranının çok düşük olduğunu belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, DİA’nın ise yüzde 60 kadın çalışan oranı ile sektör ortalamasının çok üstünde olduğunu, özellikle Ar-Ge departmanında kadın çalışan oranının yüzde 48 olduğunu söyledi. Türkiye genelinde yazılım sektöründe kadın istihdamı oranının 2023 yılında yapılan son araştırmada %11,8 seviyesinde olduğunu sözlerine ekleyen Onay, “Türkiye'de kadınların işgücüne katılma oranı %36 olarak belirtiliyor. Kadınların işgücüne katılım oranının artırılması için eğitim seviyesinin yükseltilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadın istihdamını destekleyen politikaların uygulanması büyük önem taşıyor. Kadın istihdamı, dünya genelinde ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeylerini yansıtan önemli bir göstergedir. Kadın çalışan oranımız, DİA Yazılım'ın sektördeki kadın istihdamına verdiği önemin bir kanıtıdır. Öte yandan, çalışan annelerin doğum öncesi ve sonrası izin hakları konusunda bilgilendirici içerikler sunarak, İK departmanımız ile birlikte bu hakların kullanımını teşvik ediyoruz. DİA Yazılım olarak kadın istihdamı ve çalışan hakları konularında sektörde örnek teşkil eden uygulamalarımızla öncü olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİA Yazılım’da İnsan Kaynakları Yeni Nesil Bir Deneyime Dönüşüyor Dijitalleşmenin hız kazandığı iş dünyasında insan kaynakları, yalnızca destek fonksiyonu olmaktan çıkıp şirket stratejisinin merkezine yerleşiyor. DİA Yazılım, bu dönüşümü insanı merkeze alan, veriye dayalı ve çevik bir İK yaklaşımıyla yönetiyor. DİA Yazılım İK Müdürü Gülşah Genç, şirketin yetenek yönetiminden kariyer gelişimine uzanan İK vizyonunu paylaştı. Teknoloji üreten bir şirket olarak DİA Yazılım, insan kaynakları yaklaşımını yalnızca işe alım süreçleriyle sınırlamıyor; çalışan deneyimini uçtan uca ele alan, gelişimi destekleyen ve sürdürülebilir büyümeyi odağına alan bir stratejiyle yönetiyor. DİA Yazılım İK Müdürü Gülşah Genç, şirketin insan odaklı İK vizyonunu ve gelecek hedeflerini anlattı. İnsan Odaklı, Veriye Dayalı ve Çevik Bir İK Yaklaşımı DİA Yazılım’da İnsan Kaynakları stratejisi; insanı merkeze alan, gelişimi destekleyen ve şirketin büyüme vizyonuyla uyumlu bir yapı üzerine kuruluyor. Teknoloji dünyasının hızlı dönüşümüne paralel olarak, yalnızca doğru yetenekleri şirkete kazandırmak değil, mevcut çalışanların potansiyelini ortaya çıkaracak bir çalışma ortamı yaratmak da öncelikler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım; çalışan deneyimini sürekli iyileştiren, veriye dayalı karar alma kültürünü güçlendiren ve her ekip için sürdürülebilir bir performans yönetimi anlayışını temel alıyor. Aynı zamanda uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda organizasyonel çeviklik ve yetenek hareketliliği stratejik bir kaldıraç olarak konumlanıyor. “Yetenek yönetimini bir yolculuk olarak görüyoruz” Yetenek yönetimini bir süreçten çok bir yolculuk olarak tanımlayan DİA Yazılım İK Müdürü Gülşah Genç, konuya şu sözlerle yaklaşıyor: “İnsanlar yalnızca işe başlamıyor; bir kültüre dahil oluyor, kendini geliştiriyor ve katkı sağlıyor. Biz de bu yolculuğun her adımını bilinçli şekilde tasarlıyoruz.” Bu bakış açısıyla DİA Yazılım, potansiyeli yüksek çalışanlarını erken aşamada fark etmeye ve geleceğin liderlerini şirket içinden yetiştirmeye odaklanıyor. Böylece çalışanların bireysel kariyer hedefleri desteklenirken, şirketin sürdürülebilir büyümesine de güçlü bir zemin hazırlanıyor. Bütünleşik Yetenek Yönetimi Modeli DİA Yazılım’daki yetenek yönetimi süreçleri; yetkinlik bazlı işe alım, performans yönetimi, potansiyel analizi, gelişim planlaması ve kariyer yollarının belirlenmesini kapsayan bütünleşik bir modelle yürütülüyor. Altı aylık değerlendirme döngüleri ve düzenli geri bildirim kültürü sayesinde çalışanların gelişimi sistematik olarak takip ediliyor. Oluşturulan yetenek havuzları ile geleceğin liderleri şeffaf ve objektif kriterlerle belirlenirken, doğru yeteneğin doğru rolde konumlanması sağlanıyor. Genç Yetenekler İçin Gerçek Bir Öğrenme Ekosistemi DİA Yazılım, genç yetenek kazanımını yalnızca işe alım kampanyalarıyla sınırlamıyor; gerçek bir öğrenme ve gelişim ekosistemi sunmayı hedefliyor. Üniversite iş birlikleri, staj programları, eğitim projeleri ve potansiyel odaklı değerlendirme yöntemleri genç yetenek stratejisinin temel taşlarını oluşturuyor. Mentorluk desteğiyle genç çalışanların teknik ve davranışsal gelişimleri hızlandırılırken, birebir onboarding rehberliği ile şirket kültürüne hızlı adaptasyonları sağlanıyor. Teknoloji dünyasının dinamik yapısına uygun olarak proje bazlı sorumluluklar verilen genç yeteneklerin başarı hikâyeleri daha kariyerlerinin başında görünür hale getiriliyor. DİA Yazılım, genç yetenekleri teknoloji sektörünün en değerli sermayesi olarak görüyor ve uzun vadeli bağlılık yaratmayı önemsiyor. DİA HR ile İK Süreçlerinde Uçtan Uca Dijitalleşme DİA HR, modern insan kaynakları süreçlerini tek bir platform üzerinden yönetmek isteyen işletmeler için güçlü ve esnek bir çözüm sunuyor. İşe alım, bordro, performans ve yetenek yönetimi gibi kritik alanları entegre yapısıyla bir araya getirerek süreç verimliliğini ve veri tutarlılığını artırıyor. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde hem İK ekipleri hem de çalışanlar için sade ve etkili bir deneyim sunan DİA HR, gelişmiş raporlama ve analitik yetenekleriyle stratejik karar alma süreçlerine önemli katkılar sağlıyor. DİA HR Mobil ile İK Her An Her Yerde DİA HR mobil uygulaması ise çalışanların insan kaynakları süreçlerine diledikleri yerden ve zamandan erişmesini mümkün kılıyor. İzin, puantaj, performans ve kişisel bilgilere mobil uygulama üzerinden kolayca ulaşılabilmesi; çalışan deneyimini güçlendirirken İK süreçlerini daha çevik hale getiriyor.DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİA Yazılım’da Kadın Çalışan Oranı Yüzde 57’ye Ulaştı Teknoloji dünyasında kadın temsili hâlâ küresel ölçekte sınırlı seviyelerde seyrederken, DİA Yazılım ortaya koyduğu istihdam modeliyle dikkat çekiyor. Dünya genelinde kadınlar şu anda teknolojiyle ilgili işlerin yalnızca %26,7'sini elinde tutuyor. 10 binden fazla çalışanı olan teknoloji firmaları, kadınların temsil oranını %26,2 olarak bildiriyor. DİA Yazılım’da ise; kadın çalışan oranı yüzde 57’ye yükseldi. Teknoloji sektöründe kadın temsili küresel ölçekte hâlâ sınırlı bir tablo çizerken, DİA Yazılım kurum kültürüyle bu algıyı tersine çeviren şirketler arasında yer alıyor. DİA Yazılım’da kadın çalışan oranı yüzde 57’ye seviyesine ulaştı. Üstelik bu oran yalnızca toplam istihdamda değil; teknik ve liderlik pozisyonlarında da dikkat çekici bir dengeye işaret ediyor. Sektör Ortalamasının Çok Üzerinde Bir Denge TalentGrid’in raporuna göre, Türkiye’de çalışan her 10 yazılımcıdan sadece biri kadın ve kadın yönetici yok denecek kadar az. Rapor, Türkiye’de yazılım sektöründe çalışan kadınların erkeklere oranı, maaş beklentileri arasındaki farklılıklar ve kadınların yazılımda yöneldiği alanlar gibi pek çok konuya değiniyor. Buna göre; Türkiye’de yazılım sektöründe çalışanların yüzde 88.2’si erkeklerden oluşurken kadınların oranı sadece yüzde 11.8. Bu tablo, teknoloji alanında kadınların temsiline dair yapısal dönüşüm ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor. “Çeşitlilik, Rekabet Avantajıdır” DİA Yazılım ise yalnızca sayısal artışla değil, organizasyonel yapısındaki dengeyle de fark yaratıyor. Özellikle Ar-Ge gibi teknik uzmanlık gerektiren alanlarda kadın çalışan oranının yüksek olması, şirketin fırsat eşitliğini merkezine alan yaklaşımının somut göstergesi olarak öne çıkıyor. “Kadınların Olduğu Yerde Sürdürülebilir Başarı Var” DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, kadın istihdamına bakış açılarını şu sözlerle değerlendirdi: “Teknoloji sektöründe kadın temsili hâlâ istenen noktada değil. Biz DİA Yazılım olarak çeşitliliği bir sosyal sorumluluk projesi değil, sürdürülebilir büyümenin temel unsuru olarak görüyoruz. Kadın çalışan oranımızın yüzde 57’ye ulaşması tesadüf değil; bilinçli bir kurum kültürünün sonucu. Ar-Ge’den liderlik pozisyonlarına kadar kadınların karar mekanizmalarında aktif rol alması, inovasyon kapasitemizi ve kurumsal dayanıklılığımızı güçlendiriyor. Amacımız sadece sektörde ortalamanın üzerine çıkmak değil, teknoloji alanında kadınların kariyer yolculuğunu kalıcı biçimde destekleyen bir ekosistem oluşturmak. Bu vesileyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutlamak istiyorum.” DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİA Yazılım’dan Turizm Sektörüne Dijital Dönüşüm Çağrısı Turizm sektörü, müşteri deneyimini iyileştirme, verimliliği artırma ve rekabette öne geçme hedefleri doğrultusunda dijitalleşmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay’a göre gelecekte turizm sektöründe yapay zeka, büyük veri ve bulut altyapısı, müşteri deneyimini kişiselleştirmede ve operasyonel süreçlerin otomasyonunda kritik rol oynayacak. Rezervasyon yönetiminden finansal raporlamaya, stok takibinden müşteri ilişkileri yönetimine kadar geniş bir yelpazede hizmet veren DİA Yazılım, tüm bu operasyonları tek bir dijital platformda birleştirerek turizm işletmelerinin veriye dayalı, hızlı ve esnek yönetimini mümkün kılıyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, sektördeki dijitalleşme potansiyeline dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’de büyük otel zincirleri dijital dönüşümde önemli yol aldı. Ancak özellikle KOBİ’lerin bu süreçte daha fazla desteklenmesi gerekiyor. DİA olarak biz, kullanıcı dostu ve ölçeklenebilir çözümlerimizle tüm turizm işletmelerinin yanında yer alıyor, dijitalleşme süreçlerine aktif destek sağlıyoruz. Hedefimiz; işletme büyüklüğü ne olursa olsun her yapının bulut tabanlı sistemlerle geleceğe hazırlanmasını sağlamak.” Gelecekte turizm sektörünün rotasını çizecek olan teknolojilerin başında yapay zeka, büyük veri ve bulut altyapısı geliyor. Bu teknolojilerle birlikte müşteri taleplerinin anlık analizi, sezonluk talep tahminleri ve operasyonel süreçlerin otomasyonu mümkün hale gelecek. DİA Yazılım, geliştirdiği otel ve restoran yönetimi çözümleriyle, işletmelerin bu dijital altyapıyı şimdiden hayata geçirmesine olanak tanıyor. Turizmde sürdürülebilir başarıyı hedefleyen işletmelerin dijital dönüşüme yatırım yapmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Onay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün dijitalleşmeye yatırım yapan işletmeler, yarının rekabet avantajını bugünden kazanıyor. DİA olarak biz, turizm sektörünü sadece bugüne değil, geleceğe de hazırlıyoruz.” Turizmde dijitalleşmenin öncüsü olan DİA Yazılım, sektöre sunduğu akıllı çözümlerle, müşteri memnuniyetiyle işletme verimliliğini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, sürdürülebilir büyümenin kapılarını aralıyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### DİGİLOOP TEKNOLOJİ A.Ş.'DEN KÖKLÜ DEĞİŞİM VE STRATEJİK HAMLELER E-ticaret ve dijital çözümler alanında faaliyet gösteren Digiloop Teknoloji A.Ş., şirket yapısında gerçekleştirdiği kapsamlı yeniden yapılanma, aldığı yeni yatırımlar ve güçlendirdiği ortaklık yapısıyla sektördeki konumunu sağlamlaştırma yolunda önemli adımlar atıyor. Yeni yapılanma kapsamında şirketin kilit yönetim pozisyonlarında değişikliklere gidildi. Burç Pekmezoğlu Genel Müdürlük görevine atanırken, Kurumsal Satış Direktörlüğü pozisyonuna Hüdayi Torun getirildi. Bu stratejik atamalarla Digiloop, sektördeki rekabet gücünü artırmayı ve pazar payını genişletmeyi hedefliyor. "Digiloop Teknoloji A.Ş.'nin yeni yapılanma sürecinde Kurumsal Satış Direktörü olarak görev almaktan büyük gurur duyuyorum," diyen Hüdayi Torun, "Dijital dönüşüm çağında, Türk firmalarının global pazarlardaki rekabet gücünü artırmak için çalışacağız. Alibaba.com, Amazon SPN gibi dünyanın önde gelen platformlarıyla kurduğumuz stratejik ortaklıklar sayesinde, müşterilerimize yeni pazarlara açılma ve e-ihracat potansiyellerini maksimize etme konusunda benzersiz fırsatlar sunuyoruz. Ekibimizle birlikte, şirketlerin dijital varlıklarını güçlendirmek ve satış performanslarını artırmak için yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanacağız. Bu heyecan verici yolculukta, Türkiye'den dünyaya açılan her firmanın güvenilir iş ortağı olmayı hedefliyoruz," şeklinde konuştu. Digiloop Teknoloji A.Ş., geleneksel ajans hizmetlerinin ötesinde, dünyanın ve Türkiye'nin önde gelen teknoloji firmalarıyla kurduğu güçlü iş ortaklıklarıyla dikkat çekiyor. Alibaba.com, Amazon SPN, WorldFirst, Google Workspace ve Yandex gibi sektör liderleriyle geliştirdiği işbirlikleri sayesinde şirket, özellikle B2B ve B2C e-ticaret ile e-ihracat alanlarında müşterilerine katma değerli hizmetler sunuyor. Bu işbirlikleri, firmaların mevcut ticaret potansiyellerini artırmalarına ve yeni pazarlara erişimlerine olanak tanıyarak rekabet avantajı sağlıyor. Şirket, ana faaliyet alanlarının yanı sıra, yurt dışı bağlantılarını değerlendirerek faaliyet alanını genişletiyor. Bu kapsamda Dubai emlak sektöründe de yatırım ve iş geliştirme faaliyetlerine başlayacağını duyurdu. Bu hamle, şirketin uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Merkezi Denizli'de bulunan Digiloop Teknoloji A.Ş., İstanbul'da Justwork Ofis Kampüsü'nde faaliyet gösteren şubesiyle hizmet ağını genişletiyor. Bu çift merkezli yapılanma, şirketin hem Anadolu'daki varlığını koruma hem de Türkiye'nin ticaret merkezi İstanbul'daki fırsatları değerlendirme stratejisini yansıtıyor. İletişim Bilgileri:www.digiloop.com.trinfo@digiloop.com.tr #### Dijital Cüzdan Kullanımı 2025’te 4,8 Milyara Ulaşacak | Elektronik Para Güven Kazanıyor Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, finansal teknolojiler de büyük bir dönüşüm geçiriyor. Elektronik para ve ödeme hizmetleri sektöründe yenilikçi çözümler sunarak bireylerin ve işletmelerin finansal süreçlerini kolaylaştıran Rubikpara, Türkiye’nin finans ekosistemine değer katmaya devam ediyor. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, ödeme sektörünün 21,4 milyar dolarlık yatırımla fintek pazarında en baskın sektör olmayı sürdürdüğünü açıkladı. Fuzul Holding güvencesiyle faaliyet gösteren Rubikpara, kullanıcılarına güvenli, hızlı ve esnek ödeme çözümleri sunarak dijital finans dünyasında fark yaratıyor. Kullanıcı odaklı yaklaşımıyla, bireylerin ve işletmelerin finansal işlemlerini kolaylaştırmayı ve günlük hayatın bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Yenilikçi uygulamalar, elektronik para hizmetlerinin güvenilirliğini artırıyor Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, finansal teknolojiler alanında yaşanan gelişmelerin, ödeme alışkanlıklarını köklü bir şekilde değiştirdiğini belirterek, “KPMG’nin Pulse of Fintech Raporu’na göre, 2024’ün ilk yarısı, küresel fintek pazarında önemli dinamiklerin öne çıktığı bir dönem oldu. 2023’ün ikinci yarısında toplam 62,3 milyar dolarlık yatırım yapılırken, 2024’ün ilk yarısında bu rakam 51,9 milyar dolara düştü. Ancak bu süreçte ödeme sektörü, 21,4 milyar dolarlık yatırımla fintek pazarında en baskın sektör olmayı sürdürdü. Temassız ödeme, dijital cüzdanlar ve mobil finansal çözümler artık hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Hizmetleri dijitalleştiren ve erişilebilir kılan elektronik para kuruluşları, kullanıcıların finansal özgürlüğünü artırırken aynı zamanda işletmeler için de yeni fırsatlar yaratıyor. Düzenleyici kurumların sektöre yönelik attığı adımlar ve açık bankacılık gibi yenilikçi uygulamalar, elektronik para hizmetlerinin güvenilirliğini artırırken, sektörün hızla büyümesini de destekliyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, Rubikpara olarak yenilikçi teknolojilere yatırım yapıyor ve en güvenilir finansal çözümleri sunmayı hedefliyoruz.” dedi. Sevinç sözlerini şöyle sürdürdü: “Rubikpara, sadece ödeme çözümleriyle değil, dijital cüzdan altyapısıyla da bireysel ve kurumsal kullanıcılarına değer sunuyor. Markalı veya işletmelere özel olarak geliştirilebilen bu cüzdan uygulamalarıyla kurumlar, kendi markaları altında müşterilerine dijital finansal hizmetler sunabiliyor. Sadakat programlarından kampanyalara kadar birçok avantajı tek platformda toplayan bu çözümler, kurumların kullanıcıyla olan bağını güçlendiriyor.” Regülasyon teknolojilerine ilgi artıyor Yılın ilk yarısında dikkat çeken bir diğer yatırım alanının regülasyon teknolojileri (RegTech) olduğunu belirten Sevinç; “5,3 milyar dolarlık yatırım alan bu sektör, artan regülasyonlar ve karmaşık raporlama gereksinimlerine karşı sunduğu çözümlerle ön plana çıkıyor. Mobil ödeme sistemleri dünya çapında 2 milyardan fazla insan tarafından kullanılıyor ve her yıl milyonlarca yeni kullanıcı online hale geliyor. Bu büyüme trendi doğrultusunda, 2025 sonuna kadar 4,8 milyar kullanıcının online cüzdan kullanması bekleniyor.” dedi. Teknoloji ve müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşım Rubikpara’nın sunduğu hizmetlerle bireylerin ve işletmelerin finansal ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirdiklerini de sözlerine ekleyen Sevinç, “Kullanıcı dostu platformumuz sayesinde Sanal POS, Fiziki POS, SoftPOS ve bayi tahsilat sistemleri gibi yenilikçi ödeme çözümlerine odaklanıyor, işletmelere güvenli ve ölçeklenebilir altyapılar sunuyoruz. Sektörün değişen ihtiyaçlarına hızlı adaptasyon sağlayarak, güçlü API entegrasyonları, çoklu ödeme modeli desteği ve gelişmiş fraud yönetimiyle işletmelerin ödeme süreçlerini optimize ediyoruz. Tüm kanallarda kesintisiz ödeme deneyimi sunarken, açık bankacılık ve regülasyon teknolojileri gibi yenilikçi alanlara yatırım yaparak işletmelerin finansal süreçlerini geleceğe taşıyoruz.” İşletmelerin ödeme süreçleri kolaylaşacak 33 yıllık köklü geçmişimiz ve farklı sektörlerdeki deneyimimizle, güçlü bir kurumsal kültüre sahibiz. Ödeme sistemleri alanında Sanal POS, Fiziki POS, SoftPOS, bayi tahsilat sistemleri, dijital cüzdan altyapıları ve markalı cüzdan çözümleri gibi geniş bir ürün yelpazesi sunarak işletmelere ve bireylere, yani son kullanıcılara güvenli, hızlı ve entegre çözümler sağlıyoruz. 2025 yılında, işletmelerin dijitalleşme süreçlerini hızlandıran, finansal operasyonlarını kolaylaştıran ve çoklu ödeme yöntemlerine uyum sağlayan yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Kullanıcı deneyimini iyileştiren, güvenliği artıran ve işletmelerin büyümesini destekleyen altyapılar sunarak sektörde fark yaratmayı hedefliyoruz. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Dijital Dünyada Yasaklar Değil “Bilinçli Kullanım” Dönemi Yeni sosyal medya düzenlemeleri, yaş doğrulama sistemleri ve çocukların dijital dünyadaki güvenliğiyle ilgili tartışmalar gündemdeki yerini korurken, teknoloji sektöründen dikkat çeken değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, dijital platformlara yönelik yeni düzenlemelerin yalnızca güvenlik perspektifiyle değil; özgürlük, veri mahremiyeti ve teknoloji vizyonu açısından da ele alınması gerektiğini söyledi. Dijital oyunlar ve sosyal medya üzerindeki tartışmaları değerlendiren DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, çocukların teknolojiyle sağlıklı ilişki kurabilmesi için aile, eğitim ve dijital okuryazarlığın kritik rol oynadığını söyledi. Onay, özellikle çocukların korunması adına atılan adımların önemli olduğunu ancak dijital dünyanın geleceğinin yalnızca yasaklayıcı yaklaşımlarla şekillendirilemeyeceğini vurguladı. “Sosyal medya platformları artık pasif yapılar değil” Yeni düzenlemelerle birlikte dijital platformların çok daha yüksek sorumluluk üstlenmeye başladığını belirten Onay, özellikle zararlı içeriklerin kaldırılması, veri güvenliği ve kamu otoriteleriyle iş birliği gibi başlıklarda platformların doğrudan sorumluluk taşıyan aktörlere dönüştüğünü ifade etti. Onay, “Önümüzdeki dönemde daha hızlı içerik denetimleri, daha sık hesap kapatma süreçleri ve algoritmik kontrol mekanizmalarının güçlenmesi gibi sonuçlar görebiliriz. Ancak burada asıl kritik konu güvenlik ile özgürlük arasındaki hassas dengeyi koruyabilmek olacak. Dijital ekosistemin sürdürülebilirliği için kullanıcı güvenliğini sağlayan ama ifade özgürlüğünü de zedelemeyen şeffaf bir modele ihtiyaç var” dedi. “15 yaş sınırı tek başına çözüm değil” Çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik yaş doğrulama sistemlerinin önemli bir adım olduğunu söyleyen Suha Onay, mevcut sistemlerin teknik olarak kolay aşılabildiğine dikkat çekerek, “VPN kullanımı, farklı kimlik bilgileriyle hesap açılması veya ebeveyn hesaplarının kullanılması gibi yöntemler, yaş sınırlamalarını etkisiz hale getirebilir. Bugün çocuklar sosyal medya algoritmalarının en kırılgan hedef kitlesi haline gelmiş durumda. Ancak yalnızca teknik önlemler yeterli değil. Dijital okuryazarlık eğitimi, aile bilinci ve çocukların teknolojiyle sağlıklı ilişki kurmasını sağlayacak eğitim modelleri de sürecin ayrılmaz parçası olmalı.” şeklinde konuştu. “Kimlik Doğrulama Sistemi Veri Güvenliği Tartışmalarını Büyütebilir” Sosyal medyaya kimlik doğrulamasıyla giriş modelinin sahte hesaplar, dolandırıcılık ve dezenformasyonla mücadelede önemli avantajlar sağlayabileceğini belirten Suha Onay, bu yaklaşımın aynı zamanda ciddi riskler de taşıdığına dikkat çekerek, “Gerçek kullanıcı doğrulaması dijital ortamda hesap verebilirliği artırabilir. Ancak tüm dijital kimliklerin merkezi sistemlerle eşleştirilmesi; mahremiyet, veri güvenliği ve ifade özgürlüğü açısından çok ciddi tartışmaları beraberinde getirir. Böyle bir model uygulanacaksa güçlü veri koruma mekanizmaları ve bağımsız denetim süreçleri sistemin temel parçası olmalı” ifadelerini kullandı. “Avrupa’daki Açıklar Türkiye İçin Önemli Bir Uyarı” Avrupa’da geliştirilen yaş doğrulama sistemlerinde ortaya çıkan güvenlik açıklarının dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Onay, yaş doğrulama amacıyla toplanan verilerin yanlış yönetilmesi halinde ciddi mahremiyet sorunları doğabileceğini söyleyerek, “Burada önemli olan kullanıcıdan minimum veri toplayan, merkezi olmayan ve doğrulama bilgisini anonim şekilde işleyebilen teknolojilere yönelmek. Aksi halde güvenlik sağlanmak istenirken yeni güvenlik problemleri ortaya çıkabilir” dedi. “Dijital Oyunları Tehdit Gibi Görmek Doğru Değil” Şiddet içeren dijital oyunların çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin tartışmaları da değerlendiren Onay, oyunların çoğu zaman olduğundan fazla suçlandığını ifade etti. Çocukların davranış gelişiminde aile yapısı, eğitim sistemi, sosyal çevre ve psikolojik durum gibi çok daha belirleyici unsurlar bulunduğunu vurgulayan Onay, dijital oyun sektörünün artık yalnızca eğlence alanı olmadığını söyleyerek, “Dijital oyunlar bugün strateji geliştirme, takım çalışması, refleks yönetimi ve problem çözme gibi alanlarda önemli katkılar sunuyor. Türk oyun geliştirme sektörü de son yıllarda global ölçekte dikkat çeken başarılara imza atıyor. Bu nedenle yalnızca yasaklayıcı yaklaşımlar doğru sonuç vermez” şeklinde konuştu. “Türkiye Enerjisini Teknoloji Üretimine Yönlendirmeli” Türkiye’nin dijital gündeminde odağın daha vizyoner alanlara kayması gerektiğini ifade eden Suha Onay, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugünün dünyasında enerjimizi sürekli kısıtlayıcı dijital senaryoları tartışmaya değil; Türkiye’yi teknoloji üretiminde, yapay zeka geliştirmede, yazılım ihracatında ve dijital ekonomide daha ileriye taşıyacak adımlara yönlendirmemiz gerekiyor. Çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak değil, o dünyanın içinde bilinçli, dengeli ve güvenli bireyler olarak var olabilmelerini sağlamak asıl hedef olmalı.” DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Dijital Gülümseme Tasarımı Estetik diş hekimliğinde dijital gülümseme tasarımı, artık sadece Hollywood yıldızlarının ayrıcalığı olmaktan çıkıyor. Dr. Dt. İlker Arslan, bu yenilikçi yaklaşımın; bireyin yüz, dudak ve mimik yapısına özel olarak tasarlandığını ve doğal bir estetikle özgüven kazandırdığını belirtti. Dijital gülümseme tasarımı; hastanın yüz hatları, diş yapısı ve mimiklerinin videografi ve ileri dijital teknolojiyle detaylı şekilde analiz edilerek ideal gülümsemenin kişiye özel olarak tasarlandığı bir tedavi protokolü olarak öne çıkıyor. Gülüş tasarımında amaç, yalnızca güzel dişler yaratmak değil; kişinin yüzüyle bütünleşen doğal, dengeli ve dikkat çekici bir gülümseme sunmak. "Gülümseme, kimliğin en doğal imzasıdır" Dentsuadiye Kurucusu ve Protez Uzmanı Dr. Dt. İlker Arslan, dijital gülümseme tasarımının yalnızca estetik değil, fonksiyonel açıdan da büyük bir dönüşüm sunduğunu belirterek; “Gülümseme, insanın en doğal imzasıdır. Dijital gülümseme tasarımı sayesinde artık bu imza kişiye özel ve tamamen dijital olarak planlanabiliyor. Yüz hatlarına uygun bir diş dizilimi, sadece estetik değil; daha sağlıklı, fonksiyonel ve doğal bir görünüm de sağlar. Üstelik tedaviye başlamadan önce hastalar, nasıl bir sonuçla karşılaşacaklarını dijital prototipler üzerinden görebiliyor.” dedi. Tedaviye Başlamadan Önce Sonucu Görmek Mümkün Dijital gülümseme tasarımı süreci, klinikte detaylı bir analizle başlıyor. Panoramik röntgen, fotoğraf ve video çekimleriyle ağız yapısı ve mimikler kaydediliyor. Elde edilen bu veriler dijital ortama aktarılıyor; gülme hattı, dudak yapısı, yüz simetrisi gibi unsurlar değerlendiriliyor. Sonuçta ise, henüz dişlere herhangi bir müdahale yapılmadan, tasarlanan gülümsemenin prototipi hastanın ağzında uygulanıyor. Bu ön izleme, hasta ve hekim arasındaki iletişimi güçlendirirken, nihai estetik sonucu da garanti altına alıyor. Gülümsemeyi Etkileyen Her Detay Hesaplanıyor İdeal gülümseme; diş formu, diş eti sağlığı, yüz şekli, yaş, cinsiyet ve hatta dudak yapısına kadar birçok faktörün uyum içinde olmasıyla mümkün. Örneğin, kadınlarda diş hatları daha yumuşakken, erkeklerde daha köşeli ve belirgin bir yapı göze çarpar. Yaşla birlikte diş boyları kısalabilir, diş rengi koyulaşabilir ve bu durum yüz ifadesinde yorgun bir görünüm yaratabilir. Kişiselleştirilmiş Estetik: Teknoloji ve Sanatın Buluşması Dijital gülümseme tasarımı yalnızca teknolojiye değil, estetik anlayışa ve sanatın gücüne de dayanıyor. Diş rengi problemleri beyazlatma işlemleriyle; diş form bozuklukları ise lamina, bonding veya porselen uygulamalarıyla çözülebiliyor. Doğal dişlerin korunması öncelik olarak kabul ediliyor ve ortodontik tedavilerle desteklenen planlamalarla uzun vadeli, sağlıklı çözümler sunuluyor. Dr. Dt. İlker Arslan: Dr. Dt. İlker Arslan 2001 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 2006 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı’nda “Post Sistemlerinin Farklı Üst Yapı Restorasyonları ile Birlikte Değerlendirilmesi” adlı doktora tezi ile tıp doktoru unvanı aldı. Diş Hekimi İlker Arslan, İsviçre, Almanya ve Amerika’da implant ve estetik diş hekimliği üzerine eğitim ve bilimsel çalışmalara katıldı. Dr. Dt. İlker Arslan, mesleğinin ilk yıllarını Ankara ve Kırşehir’de açtığı muayenehanelerde geçirdikten sonra, 2010 yılında İstanbul’un en prestijli bölgelerinden biri olan Bağdat Caddesi’nde Dentsuadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni kurdu ve bu tarihten itibaren mesleki çalışmalarını Dentsuadiye’de devam ettirmektedir. Aynı zamanda mesleki gelişimini ve bilimsel katkılarını sürdüren Dr. Arslan, Türk Prostodonti ve İmplantoloji Derneği (TPID), International Team for Implantology (ITI) ve Estetik Diş Hekimliği Akademisi Derneği (EDAD) üyedir.Dentsuadiye Hakkında: Dentsuadiye 2010 yılında Dr. İlker Arslan tarafından İstanbul Bağdat Caddesi’nde açıldı.Dr. İlker Arslan liderliğindeki uzman ve deneyimli diş hekimi ve sağlık personeli kadrosu ve ileri teknoloji alt yapısı ile hastalarına güvenilir, konforlu ve yüksek kalitede butik hizmet sunmayı misyon edinmiş olan Dentsuadiye, koruyucu diş hekimliği uygulamalarından estetik diş hekimliği uygulamalarına kadar uzanan ağız ve diş sağlığının tüm branşlarında hizmet vermektedir.2019 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi verilen Dentsuadiye, 2025 Ocak ayı itibari ile Bağdat Caddesi lokasyonunda yeni inşa edilmiş müstakil binasında ferah bir ortamda hem yerel hem de yabancı hastalara misyon ve hedefleri doğrultusunda büyük bir istekle hizmet sunmaya devam ediyor. #### Dijital Teknolojiler Sürdürülebilirlik Stratejilerinin Temel Taşı DİA Yazılım, dijital çözümlerle çevresel etkileri en aza indirmeyi amaçlayan sürdürülebilirlik vizyonunu kararlılıkla hayata geçiriyor. Yeşil yazılım stratejileri doğrultusunda karbon ayak izini azaltmayı, enerji verimliliğini artırmayı ve kaynak kullanımını daha verimli hale getirmeyi hedefliyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik stratejilerindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek, teknolojinin çevresel dönüşümdeki gücüne vurgu yapıyor. DİA Yazılım, çevresel, ekonomik ve sosyal dengeyi gözeterek, sürdürülebilir bir dünya için stratejiler geliştirmeye devam ediyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, sürdürülebilirlik anlayışlarını "Sürdürülebilirlik kavramını, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına bugün aldığımız kararların ve uyguladığımız stratejilerin çevresel, ekonomik ve sosyal dengeleri gözeterek şekillendirilmesi olarak tanımlıyorum. Bu bağlamda DİA Yazılım olarak dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik stratejimizde kritik bir rol oynadığını vurgulamak isterim." sözleriyle dile getirdi. Onay, şirketlerinin bulut tabanlı çözümlerinin çevresel faydalarına dikkat çekerek; "Fiziksel altyapı ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini minimize ederken, veri analiz araçlarımız kaynak kullanımını optimize etme noktasında önemli avantajlar sağlıyor. Somut hedeflerimiz arasında karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik veri merkezlerimizin enerji verimliliğini artırmak ve müşterilerimizin sürdürülebilir iş süreçleri geliştirmelerine destek olmak yer alıyor." dedi. DİA Yazılım, yapay zeka, büyük veri ve IoT teknolojilerinin de sürdürülebilirlik hedeflerine önemli katkılar sağlıyor. Bu teknolojilerin karbon ayak izi takibi ve tedarik zinciri yönetimindeki etkilerini vurgulayan Onay, "Büyük veri analizleri sayesinde tedarik zincirindeki israf oranlarını minimize edebilir, IoT ile enerji tüketimini anlık olarak izleyip optimize edebiliriz" dedi. Ayrıca, yeşil yazılım kavramına da değinen Onay, uygulamalarındaki enerji verimliliğini artıracak optimizasyonlar ve gereksiz veri işlemeyi azaltacak kodlama yaklaşımlarını benimsediklerini belirtti. Kurumsal sürdürülebilirlik stratejilerinde dijital araçların entegrasyonunun, planlı ve ölçülebilir bir süreç olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Onay, bu süreçte kullanılan performans göstergelerinin önemine dikkat çekerek; "Enerji tüketim oranları, karbon emisyonları, veri işlem verimliliği gibi kriterler başarıyı ölçmede önemli. Ayrıca kullanıcı memnuniyeti ve süreçlerdeki hızlanma da dikkate alınmalıdır. Avrupa Birliği'nin Dijital Sürdürülebilirlik Regülasyonu Türkiye'deki teknoloji firmalarını önemli ölçüde etkileyecek. Bu regülasyonlar dijital teknolojilerin çevresel etkilerini minimize etmek ve şirketlerin karbon ayak izlerini şeffaf bir şekilde raporlamasını sağlamayı amaçlıyor. Türk firmalarının bu regülasyonlara uyum sağlamak için öncelikle karbon izleme altyapılarını güçlendirmeleri gerekli. Sürdürülebilir dijital dönüşüm için Türkiye'deki kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü bir iş birliği modeli gerekli. Kamu desteğiyle geliştirilecek teşvik programları, özel sektörün sürdürülebilir dijital çözümler üretme motivasyonunu artırabilir. Ayrıca sivil toplum kuruluşları ile yapılacak ortak çalışmalar, farkındalık yaratma ve iyi uygulamaların yaygınlaştırılmasında etkili olabilir" diyerek sözlerini tamamladı. DİA Yazılım, gelecekteki hedeflerine ulaşmak için dijital dönüşümü ve sürdürülebilirlik odaklı çözümleri sürekli olarak geliştirmeye devam edecek. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Dijital Türk Lirası İçin Yeni Dönem Dijital Türk Lirası ile Geleceğin Ekonomisi Şekilleniyor Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Dijital Türk Lirası Projesi’nde yeni bir döneme geçerek finansal ekosistemin geleceğini özel sektörle birlikte şekillendirmeye hazırlanıyor. Yapılan çağrı ile bankalar, ödeme kuruluşları, elektronik para şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları, dijital paranın kullanım alanlarını genişletecek projelerle sürece dahil olabilecek. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, bu gelişmeyi Türkiye’nin dijital ekonomideki liderliği için tarihi bir fırsat olarak değerlendirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Dijital Türk Lirası Projesi için özel sektör katılımını resmen duyurdu. Dijital paranın geleceğini şekillendirecek bu çağrı, finansal teknoloji şirketlerinden bankalara, ödeme kuruluşlarından teknoloji sağlayıcılara kadar geniş bir ekosisteme kapı aralıyor. TCMB tarafından yayımlanan Birinci Faz Değerlendirme Raporu, dijital Türk lirasının teknik altyapısı, güvenlik yaklaşımı ve potansiyel kullanım alanlarına dair önemli bulgular içeriyor. İkinci fazda ise özel sektörün geliştireceği yenilikçi projeler, TCMB iş birliğiyle hayata geçirilecek.  “Ekosisteme verimlilik ve yatırımcıya yeni fırsatlar” Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, sürece ilişkin görüşlerini şöyle paylaştı: “Merkez Bankası’nın bu vizyoner adımı, yalnızca fintek sektörü için değil, Türkiye ekonomisi için de tarihi bir dönüm noktasıdır. Dünyada merkez bankası dijital paraları gündemin merkezine oturmuşken, Türkiye’nin bu alanda ekosistemi davet etmesi büyük bir cesaret ve vizyonun göstergesidir. Ödüyo olarak, B2B tahsilat, açık bankacılık ve ERP entegrasyonlarındaki deneyimimizi dijital Türk lirası projelerine taşımaya hazırız. Bu iş birliği, finansal ekosisteme verimlilik kazandıracak, işletmelerin nakit akışını güçlendirecek ve yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratacaktır. Doğru stratejiyle ilerlenirse Türkiye, sadece bölgesel değil küresel ölçekte de dijital para teknolojilerinde lider bir ülke haline gelebilir.” Katılım Süreci Projeye katkı sunmak isteyen bankalar, ödeme ve elektronik para kuruluşları ile teknoloji firmaları, başvuru süreçlerine dair detaylı bilgiye TCMB’nin resmi web sitesinden ulaşabilecek. Başvurular sonucunda seçilen projeler, TCMB’nin deney ortamında uygulanarak dijital Türk lirasının farklı kullanım alanları test edilecek. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Diş Eti Hastalıklarının Erken Belirtilerine Dikkat Günümüzde pek çok kişi diş eti hastalıklarının erken belirtilerini göz ardı ettiği için, tedavi şansı olan bir süreci geç kalmış müdahalelerle daha karmaşık bir hale getiriyor. Uzmanlar ise özellikle rutin bakım ve erken teşhisin hayat kurtarıcı olabileceğini vurguluyor. Diş sağlığı, yalnızca estetik bir konu değil; aynı zamanda genel sağlığımızın da temel taşlarından biri. Ancak birçok kişi diş eti hastalıklarının erken belirtilerini görmezden geliyor ya da fark etmiyor. Bu da zamanla kalıcı diş kayıplarına ve daha karmaşık ağız sağlığı sorunlarına neden olabiliyor. Diş Eti Kanamaları: Masum Görünüyor Ama Öyle Değil Diş fırçalarken ya da diş ipi kullanırken fark edilen kanamalar, sağlıklı bir diş eti yapısında görülmemelidir. Özellikle sabahları lavaboda görülen küçük kan izleri bile, gingivitis gibi diş eti hastalıklarının ilk sinyali olabilir. Dentsuadiye Kurucusu Dr. Dt. İlker Arslan, bu konuda şöyle uyardı: “Diş eti kanamaları çoğunlukla önemsenmez. Oysa bu, vücudun verdiği ilk uyarılardan biridir. Erken müdahale edilmediğinde, kemik kaybı ve diş kaybı gibi daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınabilir. Kızarıklık ve Şişlik: Diş Etlerinin Sessiz Alarmı Pembe ve sıkı bir yapıda olması gereken sağlıklı diş etleri, hastalık durumunda kırmızılaşır ve şişebilir. Bu görünüm genellikle iltihaplanma ile ilişkilidir. Kimi zaman ağrısız ilerlediği için fark edilmesi zor olabilir ancak aynada kısa bir kontrolle bile bu değişimler gözlemlenebilir.” Hassasiyet ve Ağrı: Sinyalleri Dinleyin Sıcak ya da soğuk yiyecekler tüketirken hissedilen sızı, tatlı bir şey yendiğinde aniden ortaya çıkan ağrı. Bunlar dişin değil, çoğu zaman diş etinin verdiği tepkilerdir. Diş eti hastalıklarının erken döneminde sık karşılaşılan bu belirtiler, tedaviye başlamak için en doğru zamandır. Ağız Kokusunu Hafife Almayın Toplumda yaygın olan yanlış inanışlardan biri de ağız kokusunun yalnızca mide kaynaklı olduğudur. Oysa ki ağızda biriken plak, tartar ve bakteriyel oluşumlar da kalıcı kokuya yol açar. Dr. Dt. İlker Arslan, ağız kokusunun ağız sağlığı sorunlarının önemli bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle ekledi: “Sürekli ağız kokusu yaşayan bireyler yalnızca nane sakızıyla geçici çözümler üretmemeli; bir diş hekimiyle mutlaka görüşmeli.” Diş Eti Çekilmesi: Geç Kalmadan Önlem Alın Diş eti hattının geri çekilmesiyle birlikte diş kökleri açığa çıkar ve bu durum hem estetik kaygılara hem de artan hassasiyete neden olur. Çekilmenin ilerlemesi halinde diş desteği zayıflar ve kayıplar kaçınılmaz hale gelir. Bu nedenle bu belirtiyi fark eder etmez harekete geçmek büyük önem taşır. Korunmanın Anahtarı: Rutin Bakım ve Kontrol Diş eti hastalıklarının büyük bölümü, düzenli ağız bakımı ve profesyonel kontrol sayesinde önlenebilir. Uzmanlar, sağlıklı bir ağız yapısı için şu basit ama etkili önerileri paylaşıyor: Dişlerinizi günde en az iki kez fırçalayın. Diş ipi ve antiseptik gargaraları ihmal etmeyin. Altı ayda bir diş hekiminize kontrole gidin. Şekerli ve asitli yiyecekleri sınırlayın. Sigara kullanımını bırakın. Sağlıklı Gülüşler İçin Erken Teşhis Şart Dr. Dt. İlker Arslan, “Erken teşhis, sadece diş sağlığını değil; bireyin özgüvenini, konuşmasını, hatta beslenmesini bile doğrudan etkiler. Hastalık ilerlemeden harekete geçmek, sağlıklı bir yaşam için atılacak en akıllıca adımdır. Diş eti hastalıkları tedavi edilebilir rahatsızlıklardır. Ancak zamanında fark edilip önlem alınmadığında, kalıcı ve maliyetli sonuçlar doğurabilir.” diyerek sözlerini bitirdi. Dr. Dt. İlker Arslan: Dr. Dt. İlker Arslan 2001 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 2006 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı’nda “Post Sistemlerinin Farklı Üst Yapı Restorasyonları ile Birlikte Değerlendirilmesi” adlı doktora tezi ile tıp doktoru unvanı aldı. Diş Hekimi İlker Arslan, İsviçre, Almanya ve Amerika’da implant ve estetik diş hekimliği üzerine eğitim ve bilimsel çalışmalara katıldı. Dr. Dt. İlker Arslan, mesleğinin ilk yıllarını Ankara ve Kırşehir’de açtığı muayenehanelerde geçirdikten sonra, 2010 yılında İstanbul’un en prestijli bölgelerinden biri olan Bağdat Caddesi’nde Dentsuadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni kurdu ve bu tarihten itibaren mesleki çalışmalarını Dentsuadiye’de devam ettirmektedir. Aynı zamanda mesleki gelişimini ve bilimsel katkılarını sürdüren Dr. Arslan, Türk Prostodonti ve İmplantoloji Derneği (TPID), International Team for Implantology (ITI) ve Estetik Diş Hekimliği Akademisi Derneği (EDAD) üyedir. Dentsuadiye Hakkında: Dentsuadiye 2010 yılında Dr. İlker Arslan tarafından İstanbul Bağdat Caddesi’nde açıldı.Dr. İlker Arslan liderliğindeki uzman ve deneyimli diş hekimi ve sağlık personeli kadrosu ve ileri teknoloji alt yapısı ile hastalarına güvenilir, konforlu ve yüksek kalitede butik hizmet sunmayı misyon edinmiş olan Dentsuadiye, koruyucu diş hekimliği uygulamalarından estetik diş hekimliği uygulamalarına kadar uzanan ağız ve diş sağlığının tüm branşlarında hizmet vermektedir.2019 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi verilen Dentsuadiye, 2025 Ocak ayı itibari ile Bağdat Caddesi lokasyonunda yeni inşa edilmiş müstakil binasında ferah bir ortamda hem yerel hem de yabancı hastalara misyon ve hedefleri doğrultusunda büyük bir istekle hizmet sunmaya devam ediyor. #### Diş Hekimliğinde Dijital Devrim Modern dijital iş akışları sayesinde, hastalar artık daha kısa sürede, daha öngörülebilir ve daha estetik sonuçlara ulaşabiliyor. Diş hekimliğinde teknolojinin sunduğu en son yenilikleri hastalarıyla buluşturan Dr. Dt. İlker Arslan, dijital diş hekimliği yaklaşımıyla kliniğinde hem konforu hem de tedavi başarısını bir üst seviyeye taşıyor. Geleneksel yöntemlerin yerini alan dijital iş akışları, diş hekimliğinde devrim yaratıyor. Dr. Dt. İlker Arslan, kliniğinde hayata geçirdiği tam dijital sistem sayesinde ölçüden tasarıma, üretimden uygulamaya kadar her aşamada hastalarına daha hızlı, konforlu ve estetik bir tedavi süreci sunuyor. Dijital iş akışıyla hastalara daha hızlı, konforlu ve öngörülebilir tedavi süreçleri sunduklarını belirten Dr. Dt. İlker Arslan, “İntraoral tarayıcılarla ölçü alma işlemi dakikalar içinde, temasız ve yüksek hassasiyetle gerçekleştiriliyor. Bu sayede geleneksel ölçü materyallerinin yarattığı rahatsızlık ortadan kalkıyor, hasta konforu en üst düzeye çıkıyor. Dijital ölçü teknolojileri sayesinde alınan veriler, CAD/CAM sistemleriyle kişiye özel restorasyonların tasarlanmasını mümkün kılıyor. Bu sistemle hem tedavi süreci kısalıyor hem de estetik doğruluk artıyor.” dedi. Dr. Arslan, “Tedaviye başlamadan önce hastalarımıza dijital simülasyonlarla olası sonucu gösterebiliyoruz. Bu da sürecin her aşamasında hastalarımızın kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlıyor. Kliniğin dijital laboratuvar altyapısı, hekim-teknisyen iş birliğini güçlendirerek hatasız bir iş akışı oluşturuyoruz. Her vaka, dijital ortamda en ince detayına kadar planlanıyor ve laboratuvardan kliniğe kesintisiz bir süreçle ilerliyor. Kliniğimizde dijital diş hekimliği sadece bir teknoloji değil, bir yaklaşım biçimi. Estetik ve fonksiyonel beklentileri net biçimde karşılamak, bizim için en önemli öncelik. Daha konforlu, estetik ve güvenli bir gülümseme yaratmakla başlıyoruz, dijital iş akışı da bu hedefe ulaşmamızda en güçlü yardımcımız oluyor.” dedi. Bu sistemin avantajı yalnızca hızla sınırlı değil; iletişim hatalarının azalması ve yeniden işlem gereksiniminin minimuma inmesi, doğrudan hasta memnuniyetini artırıyor. Ayrıca tüm dijital verilerin güvenle arşivlenmesi, gelecekteki kontrollerde büyük kolaylık sağlıyor. Dentsuadiye Hakkında: 2010 yılında Dr. İlker Arslan tarafından İstanbul Bağdat Caddesi’nde açıldı.Dr. İlker Arslan liderliğindeki uzman ve deneyimli diş hekimi ve sağlık personeli kadrosu ve ileri teknoloji alt yapısı ile hastalarına güvenilir, konforlu ve yüksek kalitede butik hizmet sunmayı misyon edinmiş olan klinikte, koruyucu diş hekimliği uygulamalarından estetik diş hekimliği uygulamalarına kadar uzanan ağız ve diş sağlığının tüm branşlarında hizmet verilmektedir.2019 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi verilen Dentsuadiye, 2025 Ocak ayı itibari ile Bağdat Caddesi lokasyonunda yeni inşa edilmiş müstakil binasında ferah bir ortamda hem yerel hem de yabancı hastalara misyon ve hedefleri doğrultusunda büyük bir istekle hizmet sunmaya devam etmektedir. #### DKİB’DEN E-İHRACATA STRATEJİK BAKIŞ: KÜRESEL PAZARLARA DİJİTAL AÇILIM Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği tarafından düzenlenen “E-İhracat Strateji ve Küresel Pazarlara Erişim Zirvesi” 05.02.2026 tarihinde Trabzon’da gerçekleştirildi. Dijitalleşmenin küresel ticarette belirleyici bir unsur haline geldiği günümüzde, e-ihracat firmalar açısından yalnızca alternatif bir satış kanalı değil; sürdürülebilir büyüme, pazarlara hızlı erişim ve rekabet gücü açısından stratejik bir araç olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede düzenlenen programda, firmaların küresel pazarlara dijital yollarla erişimini güçlendirecek stratejiler çok boyutlu olarak ele alındı. Zirvenin açılış bölümünde, DKİB Genel Sekreteri Ongan BAHADIR, Doğu Karadeniz ihracatının dijital dönüşüm süreci ve hedef pazar perspektifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ardından, ELİDER Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB E-Ticaret Meclisi Üyesi Fehmi DARBAY, küresel tedarik zincirinde Türkiye’nin yeni nesil ticaret pozisyonuna dair vizyoner bir çerçeve sundu. Program kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda Fehmi DARBAY; küresel ekonomide e-ticaretin makro etkileri, yapay zekânın ticaret modellerine etkisi ve veriye dayalı hedef pazar belirleme süreçlerini ele aldı. İkinci oturumda ise ShipEntegra Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Sedat ATEŞ, e-ihracata başlangıçtan global pazar yerlerinde mağaza açılışı ve konumlanmaya, dijital pazarlamadan şirket kuruluşları, vergisel süreçler ve lojistik-gümrük uygulamalarına kadar uzanan kapsamlı bir yol haritasını katılımcılarla paylaştı. Bu oturum kapsamında ayrıca, katılımcı firmaların kendilerini tanıttığı ve interaktif şekilde ilerleyen bir network bölümü gerçekleştirildi. Katılımcılar, hem birbirleriyle tanışma hem de potansiyel iş birlikleri geliştirme imkânı bulurken, etkinlik güçlü bir iletişim ve etkileşim zemini sundu. Zirvenin genişletilmiş üçüncü oturumunda söz alan TİM E-İhracat Sekretaryasından Tayfun TELCİ, Ticaret Bakanlığı’nın güncel e-ihracat destek mekanizmaları, Kolay İhracat Platformu ve yapay zekâ destekli dijital araçların ihracat süreçlerinde nasıl etkin şekilde kullanılabileceğine ilişkin uygulamaya dönük bilgiler aktardı. Yoğun ilgi gören zirve, Doğu Karadeniz Bölgesi firmalarının e-ihracat farkındalığını artırmayı, dijital ticaret ekosistemine entegrasyonlarını güçlendirmeyi ve bölge ihracatına sürdürülebilir katkı sağlamayı hedefleyen önemli bir organizasyon olarak tamamlandı. #### Doğan Trend Otomotiv, Motobike İstanbul 2026’da Geleceğin Mobilitesine Liderlik Ediyor Türkiye’de mobilite dönüşümünün öncüsü Doğan Trend Otomotiv, 2026 motosiklet sezonunun açılışını Motobike İstanbul’da etkileyici bir gövde gösterisiyle gerçekleştiriyor. Doğan Holding çatısı altında faaliyet gösteren Doğan Trend Otomotiv, bünyesindeki Vespa, Aprilia, Moto Guzzi, Piaggio, KYMCO ve Suzuki markalarıyla Motobike İstanbul 2026’ya damgasını vuruyor. Yenilikçi modelleri, yerli üretim hamleleri ve Türkiye prömiyerleriyle fuarın en güçlü katılımcılarından biri olan grup, iki tekerlek tutkunlarını geleceğin teknolojileriyle buluşturuyor. Türkiye’de mobilite dönüşümünün öncüsü Doğan Trend Otomotiv, 2026 yılı motosiklet sezonunu Motobike İstanbul’da güçlü bir gövde gösterisiyle açıyor. Vespa: İtalyan Sanatı ve Efsanevi Güç Bir Arada Vespa standının bu yılki en dikkat çekici modeli, koleksiyon ruhunu yansıtan 946 Snake (Dragon) oluyor. Çin takvimindeki “Yılan” yılına özel tasarlanan model, mistik detayları ve sanatsal hatlarıyla İtalyan zanaatkârlığını zirveye taşıyor. Performans tarafında ise Vespa tarihinin en güçlü ve teknolojik modeli GTS 310 Super Tech sergileniyor. Şehrin zamansız ikonu Primavera ise her zamanki zarafetiyle ilgi odağı olmaya devam ediyor. Her Şeyin Başladığı Yerden Geleceğe Vespa’nın köklerine gönderme yapan Primavera Officina 8, fuarın en ilham verici modelleri arasında yer alıyor. Piaggio’nun tarihi Officina 8 atölyesinden ilham alan yoğun mavi rengiyle dikkat çeken model; pirinç perçinler, kontrast dikişler ve metal detaylarla markanın ustalık mirasını yansıtıyor. 125cc Euro 5+ i-get motoru ve akıllı teknolojileriyle Officina 8, geçmiş ile geleceği bir araya getiriyor. Aprilia: Şehirli Sporcusu SR GT 400 Sahneye Çıkıyor Aprilia, merakla beklenen SR GT 400 modelini Türkiye’de ilk kez Motobike İstanbul 2026’da tanıtıyor. Şehir içi kullanım için geliştirilen model, güçlü motoru ve iddialı güç-ağırlık oranıyla dikkat çekiyor. Markanın “Urban Adventure” yaklaşımıyla tasarlanan SR GT 400, hem asfalt hem de bozuk zeminlerde konforlu bir sürüş sunuyor. Üçlü LED far tasarımı ve sportif çizgileriyle model, şehir trafiğinde yüksek hakimiyet vadediyor. Aprilia standında ayrıca Tuono V4 Factory de öne çıkıyor. Yeni renk seçenekleri ve geliştirilmiş aerodinamik yapısıyla dikkat çeken model, yarı aktif süspansiyon sistemi ve gelişmiş sürüş modlarıyla performans tutkunlarına hitap ediyor. Moto Guzzi: İtalyan Karakteri ve Zamansız Macera Moto Guzzi, Motobike İstanbul 2026’da V7 Sport modeliyle öne çıkıyor. Markanın ikonik V-motor yapısını modern performans detaylarıyla buluşturan model, klasik ve çağdaş çizgileri bir araya getiriyor. Marka ayrıca çok yönlü V85 Strada ve sınırlı üretim Stelvio Duocento Tributo modellerini de sergiliyor. Moto Guzzi, kalite ve dayanıklılık odaklı yaklaşımıyla uzun ömürlü sürüş deneyimi sunmayı sürdürüyor. Piaggio: Şehir İçi Ulaşımın Güçlü Temsilcisi Piaggio, Beverly 400 ve üç tekerlekli MP3 modelleriyle şehir içi mobilite çözümlerini sergiliyor. Konfor, güvenlik ve pratikliği bir araya getiren marka, gelişmiş sürüş destek sistemleriyle dikkat çekiyor. Suzuki: Efsanevi Performans Motobike 2026’da Suzuki, mühendislik gücünü ve performans mirasını Motobike İstanbul 2026’ya taşıyor. Fuarın öne çıkan modellerinden Hayabusa, aerodinamik yapısı ve güçlü motoruyla markanın iddiasını ortaya koyuyor. Farklı segmentlerdeki diğer modeller de Suzuki’nin hız, dayanıklılık ve güven odaklı yaklaşımını ziyaretçilerle buluşturuyor. KYMCO: Yerli Üretim ve Yeni Nesil Mobilite KYMCO, Türkiye’deki yerli üretim yatırımlarını sürdürürken, Sky Town 125 modeliyle dikkat çekiyor. Ekonomik kullanım maliyetleri ve teknolojik donanımıyla öne çıkan model, fuarın en erişilebilir seçeneklerinden biri olarak sergileniyor. Türkiye’de üretilen Sky Town 125, markanın kalite anlayışını yerel üretim gücüyle birleştiriyor. #### Doğan Trend ve ALJ Finans İş Birliği ile Motosiklete Kolay Erişim Doğan Trend, motosiklet severler için büyük bir finansman kolaylığı sunuyor. ALJ Finans ile yapılan iş birliği kapsamında, Doğan Trend bünyesindeki Suzuki, Vespa, Aprilia, Piaggio, Moto Guzzi, KYMCO ve elektrikli motosiklet Silence markalarında geçerli yeni bir taşıt kredisi uygulaması başladı. Bu özel kredi; kredi kartı limitini tüketmeden, kolay başvuru ve hızlı onay süreciyle motosiklet sahibi olmayı her zamankinden daha kolay hale getiriyor. Doğan Trend Motosiklet, finansman sektöründe uzmanlaşmış, yenilikçi hizmet anlayışıyla dikkat çeken ALJ Finans ile yeni bir iş birliğine imza attı. Bu iş birliğiyle Doğan Trend, motosiklet kullanıcılarının mobilite ihtiyaçlarına yenilikçi finansman çözümleriyle yanıt verirken; motosiklet tutkunlarına daha özgür ve ulaşılabilir bir satın alma fırsatı sunuyor. Türkiye genelinde bütün Doğan Trend bayilerinde geçerli olacak kampanya, otomotiv ve motosiklet almak isteyen bireysel müşterilere büyük avantajlar sunuyor. ALJ Finans’ın sektördeki tecrübesi ile başvurular hızlıca sonuçlandırılıp, onaylanan kredi doğrudan bayi hesabına aktarılıyor. Kampanya kapsamında müşteriler, yüzde 2,57 faiz oranı ile 200.000 TL için kredi kullanabiliyor ve ödemelerini 12 ay vade ile kolayca gerçekleştirebiliyor. Kolay Başvuru, Hızlı Onay, Esnek Ödeme Seçenekleri İş birliği kapsamında ALJ Finans ve Doğan Trend ortaklığıyla sunulan bu yeni kredi kampanyası; esnek ve avantajlı ödeme imkanlarıyla otomotiv ve motosiklet sahibi olmayı daha kolay hale getiriyor. Sadece bireysel müşteriler için geçerli olan bu kampanyada; krediler de kasko ve rehin zorunluluğu ALJ Finans inisiyatifinde olup, 200.000 TL kredi için oluşan dosya masrafı müşteri tarafından karşılanıyor. Motosiklet Sahibi Olmak İsteyenler İçin Büyük Bir Fırsat İş birliğine ilişkin görüşlerini dile getiren Doğan Trend Grubu Motosiklet Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ilgaz; “Motosiklet, ulaşımı keyfe dönüştüren bir yaşam tarzı. Biz de Doğan Trend olarak, bu tutkuyu paylaşan herkesin motosiklete daha kolay erişebilmesi için yenilikçi çözümler sunmaya devam ediyoruz. ALJ Finans ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Suzuki, Vespa, Aprilia, Piaggio, Silence, Moto Guzzi ve kısa zaman içerisinde Türkiye’de de üretime başlayacak olan KYMCO gibi önemli markaları herkes için daha erişilebilir hale getiriyor. ALJ Finans ile hayata geçirdiğimiz bu özel finansman modeli sayesinde daha fazla insanı motosiklet sahibi yapmaktan ve müşterilerimize bu yolda destek olmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. ALJ Finans Satış Grup Lideri Serdar Elibollar ise; “Bu birlikteliğin sektörde bir fark yaratacağını düşünüyoruz.  Bu iş birliği sayesinde, Doğan Trend ’in güçlü marka ve model portföyü; ALJ Finans’ın güvenilir, şeffaf ve müşteri odaklı finansman desteğiyle daha erişilebilir hale gelecek. Alternatif ödeme yöntemleri sayesinde kullanıcılar, bütçelerine uygun ödeme planları ile hayallerindeki motosiklete kolayca ulaşabilecek. Motosiklet pazarındaki dinamikleri yakından takip ediyor ve tüketicilerin finansman süreçlerini en hızlı ve kolay şekilde çözmeyi hedefliyoruz. Doğan Trend ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğimiz kapsamında dünyaca ünlü motosiklet markalarına sahip olmak isteyenler için büyük bir fırsat sunuyoruz. Esnek ödeme planları ve avantajlı faiz oranlarıyla müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi. Doğan Trend Hakkında Bir Doğan Holding iştiraki olan Doğan Trend, Türkiye'nin önde gelen otomotiv ve mobilite şirketidir. Otomotiv, motosiklet ve deniz motorlarından oluşan marka portföyü ve ülke çapındaki yaygın yetkili satış ve servis teşkilatı ile yıllık toplamda 50.000 adedin üzerinde araç satışı gerçekleştirip 1 milyar doların üzerinde yıllık iş hacmine ulaşarak 2024 yılında Türkiye’nin en büyük firmalarının listelendiği Fortune 500 listesinde 102. sıraya yükselmiştir. Sürdürülebilir mobilite ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla, yenilikçi çözümler sunmaya devam eden Doğan Trend, otomotiv ve mobilite sektöründe teknolojik ve keyif veren markaları ile öncü bir rol üstlenmektedir. ALJ Finans Hakkında ALJ Finans, globalde 80 yılı aşkın süredir 30’dan fazla ülkede mobilite, sağlık, finansal hizmetler, mühendislik-üretim, enerji-çevre hizmetleri ve arazi-gayrimenkul alanlarında faaliyet gösteren Abdul Latif Jameel’in Türkiye’deki finansman şirketidir. ALJ Finans, Toyota, Lexus, BYD, Otoshops ve Borusan Otomotiv markalarının yetkili satıcıları aracılığıyla müşterilere yeni ve ikinci el araç alımlarında hızlı, kolay ve rekabetçi finansman çözümleri sunmakta ve stok finansmanı hizmetiyle iş ortaklarının nakit akışlarını desteklemektedir. Temsa ve Landini ile gerçekleştirdiği iş birliği ile ticari araç finansmanı sunmakta ve sağlık, enerji, elektronik sektörlerine yönelik özel çözümleriyle ürün yelpazesini genişletmektedir. Kredilendirilen ürünlere yönelik sunduğu sigorta hizmetleriyle de müşteri deneyimini bütüncül bir yapıya kavuşturmaktadır. ALJpay mobil uygulaması ve dijital altyapısı ile kredi başvuru, ödeme ve takip süreçlerini sadeleştirerek müşterilerine etkin, erişilebilir ve kullanıcı dostu bir deneyim sunmaktadır. #### Doğru Marka Geliştirilmesi ve Yanıltıcı Reklamın Bedeli Marka, iş dünyasının en çok kullanılan ama çoğu zaman anlamı tam olarak kavranmayan kavramlarından biridir. Peki marka nedir? Marka, bir şey vaad eder, bu vaadini reklam aracılığıyla ilan eder ve bu vaadini tutarsa güven tesis eder. Gerçek anlamda marka olmak bu sürecin sonucudur. Marka vaat ve tutarlılıkla var olur Philip Kotler’in pazarlama yaklaşımına göre marka, bir ürün ya da hizmeti tanımlamanın ve farklılaştırmanın ötesinde, müşteri zihninde bir sözleşmedir. Bu yazıda Kotler’in genel görüşlerinden yola çıkarak ifade edersek, bu sözleşme markanın verdiği sözü tutması üzerine kuruludur. Marka bir vaattir; bu vaat deneyimlerle desteklenir ve güveni oluşturur. Reklam ise bu vaadin duyurulması ve pekiştirilmesi için bir araçtır. Reklam marka inşasının tek başına belirleyicisi değil, sadece bir parçasıdır. Asıl önemli olan, markanın gerçek deneyimle bu vaadi desteklemesidir. Yanıltıcı reklam markaya zarar verir Bazı markalar reklamları aracılığıyla beklentileri yükseltmeye, abartmaya veya kelime oyunlarıyla algıya yön vermeye çalışır. Ancak bu tür yöntemler müşterinin gözünde markayı sahici değil, güvenilmez kılar. Bir müşteri hayal kırıklığı yaşarsa yalnızca kendisi uzaklaşmakla kalmaz, çevresine de anlatır ve çevresindekilerin de uzaklaşmasına neden olur. Bu noktada Kotler’in yaklaşımı esas alındığında, müşteri deneyiminin reklamdan çok daha güçlü olduğu ve hayal kırıklığı yaşayan bir müşterinin yalnızca markadan değil, markanın vaadinden de uzaklaştığı söylenebilir. Marka uzun vadeli bir oyundur Marka inşası kısa vadeli kazançlar için değil, uzun vadeli güven ve değer yaratmak için yapılır. David Aaker’ın marka değeri yaklaşımını esas alarak ifade edersek, marka değeri zaman içinde birikmiş olan güven, kalite ve farklılaşma algılarının toplamıdır. Gerçek bir marka olmak isteyenler sabırlı ve kararlı olmalı, kısa vadeli kazançlar uğruna uzun vadeli değerlerini zedelememelidir. Marka sadece vaat değil, farklılaşmadır Marka yalnızca bir vaat ve güven meselesi değildir. Aynı zamanda müşterinin gözünde rakiplerinden ayrışan ve anlam kazanan bir değer önerisini temsil eder. Bu ifade de Kotler’in marka stratejileri yaklaşımının bir özetidir. Doğru marka inşasının anahtarları Başarılı ve kalıcı bir marka inşa etmek isteyenlerin dikkat etmesi gereken başlıca unsurlar şunlardır: Gerçek bir vaat belirlemek: Kolaya kaçmadan, gerçekten yapılabilecek bir söz vermek. Tutarlı olmak: Her temas noktasında bu vaadi gerçekleştirmek (ürün, hizmet, iletişim vb.). Müşteriyle diyalog içinde olmak: Yalnızca anlatmak değil, dinlemek ve birlikte marka değerini geliştirmek. Reklamı doğru kullanmak: Yanıltmak için değil, doğru ve şeffaf bir şekilde vaadi ilan etmek. Uzun vadeyi düşünmek: Marka bir maraton koşusudur; kısa vadeli bir yarış değildir. Marka olmak, verilen sözü tutmayı gerektirir. Yanıltıcı reklamlarla ya da kısa vadeli taktiklerle marka değeri inşa edilemez. Müşteriler bugün daha bilinçli ve şeffaflığa önem veriyor. Kalıcı olan markalar ise her zaman vaadini gerçekleştirenlerdir. Kenan ALTUN Marka Stratejisi ve Reklam Etiği Hakkında Uzman Görüşleri Pazarlamada "marka" kavramının gerçek tanımı nedir? Marka, sadece bir logo veya isim değil, bir vaattir. Philip Kotler'in yaklaşımına göre marka, müşteri zihninde imzalanmış bir sözleşmedir. Bu sözleşme, markanın verdiği sözü (vaadi) tutması ve müşteride güven tesis etmesi üzerine kuruludur. Reklam ile marka inşası arasındaki ilişki nasıldır? Reklam, markanın vaadinin duyurulması için bir araçtır, ancak markanın kendisi değildir. Marka inşası, reklamla verilen sözün gerçek müşteri deneyimiyle desteklenmesiyle oluşur. Reklam tek başına markayı var etmez, sadece ilan eder. Yanıltıcı reklamın işletmelere bedeli nedir? Beklentileri abartan veya algı oyunları yapan yanıltıcı reklamlar, müşteride hayal kırıklığı yaratır. Bu durum, müşterinin sadece markadan uzaklaşmasına değil, olumsuz deneyimini çevresine anlatarak potansiyel müşterilerin de kaybedilmesine (negatif kulaktan kulağa pazarlama) neden olur. David Aaker'a göre "Marka Değeri" nasıl oluşur? David Aaker'ın yaklaşımına göre marka değeri; kısa vadeli kazançlarla değil, zaman içinde birikmiş güven, kalite algısı ve farklılaşmanın toplamıdır. Bu değer, markanın rakiplerinden ayrışmasını ve müşterinin gözünde anlam kazanmasını sağlar. Başarılı bir marka inşasının temel anahtarları nelerdir? Kalıcı bir marka olmak için; tutulabilecek gerçekçi bir vaat belirlemek, her temas noktasında (ürün, hizmet, iletişim) tutarlı olmak, müşteriyle sürekli diyalog halinde kalmak ve şeffaflığı ilke edinmek gerekir. Marka stratejisi neden "uzun vadeli bir oyun" olarak tanımlanır? Marka inşası bir sprint değil, maraton koşusudur. Kısa vadeli satış taktikleri veya yanıltıcı reklamlar anlık kazanç sağlasa da, uzun vadeli marka itibarını zedeler. Gerçek markalar, sabır ve kararlılıkla güven inşa edenlerdir. Müşteri deneyimi reklaman daha mı önemlidir? Evet, Kotler’in yaklaşımına göre müşteri deneyimi reklamdan çok daha güçlüdür. Mükemmel bir reklamla gelen müşteri, kötü bir deneyim yaşarsa sadece ürünü değil, markanın vaadini de reddeder. Tutulan bir söz (deneyim), en pahalı reklamdan daha değerlidir. Marka farklılaşması (Differentiation) ne anlama gelir? Marka yalnızca güvenilir olmak demek değildir; aynı zamanda rakiplerinden ayrışan bir değer önerisi sunmaktır. Müşterinin "Neden sizi seçmeliyim?" sorusuna verilen, ürünü veya hizmeti benzersiz kılan yanıt, markanın farklılaşma gücünü gösterir. #### Dr. Ömür Kahraman ile Ufuk Turu Kurumsal Medya YouTube kanalında Kenan Altun’un konuğu olan akademisyen, emekli havacı ve yazar Dr. Ömür Kahraman; havacılık sektöründeki 34 yıllık birikimini iş dünyasının temel sorunları ve çözüm yolları üzerinden paylaştı. Sohbetin odağında; THY İtalya Genel Müdürlüğü dönemindeki yönetsel başarılar, liderlikte etik değerler, güç zehirlenmesinden korunma yolları ve iş dünyasında başarının mutfaktan (çıraklıktan) geçmesi gerektiği ve turizmin bugünü ve geleceği gibi hayati konular yer aldı. 📺 Sohbetin Tamamını İzleyin Dr. Ömür Kahraman ile gerçekleştirilen bu ilham verici sohbetin tamamına aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz https://youtu.be/XD5VMjYoNds?si=gZG5kLI7kT2wF28I İş Dünyasında Sürdürülebilir Liderlik ve Yönetim Etiği İş dünyası, sadece teknik verilerle veya stratejik planlarla değil, aynı zamanda etik değerler ve insan psikolojisiyle yönetilen devasa bir organizmadır. Dr. Ömür Kahraman, Kenan Altun ile yaptığı söyleşide, bugünün yöneticilerinin sıklıkla düştüğü hataları ve "gerçek liderlik" için gerekli olan manevi ve profesyonel disiplinleri masaya yatırdı. 1. "Koltuk" Emanettir: Güç Zehirlenmesinden Korunmak Liderlikte en büyük tehlike, sahip olunan makamın kişiliğin bir parçası haline gelmesi ve "güç zehirlenmesi" (hubris syndrome) yaşanmasıdır. Dr. Kahraman, kurumsal hayatta koltukların baki olmadığını şu sözlerle vurgulamaktadır: Geçicilik Bilinci: Hiçbir koltuk hayat boyu altınızda kalmaz. Önemli olan, o koltuktan kalktığınızda arkanızda "iyi insandı" dedirtecek bir topluluk ve silinmeyecek bir isim bırakmaktır. Veda Sanatı: Yukarıda rüzgarlar sert eserken, liderin bir gün o rüzgarlardan inip astlarının arasına döneceği günü unutmaması gerekir. Dr. Kahraman’a göre gerçek başarı, görev bittiğinde ekip arkadaşlarıyla hala bir çay içebilecek yüzü koruyabilmektir. 2. Altın Kural: Çıraklığını Yapmadığınız İşin Patronu Olamazsınız Modern iş dünyasındaki en büyük çıkmazlardan biri, genç profesyonellerin "doğrudan yönetici" olma arzusudur. Ancak Dr. Kahraman, otoritenin sadece unvandan değil, "bilgi"den geldiğini savunur: Mutfaktan Gelen Otorite: Dr. Kahraman, havacılıkta zirveye giden yolun uçak biletinin nasıl kesildiğini bilmekten geçtiğini belirtir. İşi en küçük detayına kadar öğrenmemiş bir liderin, stratejik kararlarda isabetli olması beklenemez. Meşruiyet: Operasyonel sürece hakim olan lider, personeline karşı daha güçlü bir meşruiyet kazanır. İşi temelinden bilen lider, hem denetimde hem de delegasyonda daha etkin olur. 3. Ödül ve Ceza Sisteminde Paradigma Değişimi Dr. Kahraman, Türk iş dünyasında yaygın olan "cezaya dayalı" yönetim modelinin verimliliği düşürdüğünü vurgular. Lider, personeli korkuyla değil, takdirle yönetmelidir: Takdirin Gücü: Hata yapanı cezalandırmak (örneğin maaş kesintisi) bir çözüm değildir. Aksine, işini doğru yapanı ödüllendirmek (örneğin yarım gün izin) kurumsal aidiyeti artırır. "Biz" Diyebilmek: Başarı, liderin kişisel zaferi değil, tüm ekibin ortak ürünüdür. Bir ödül alındığında bunu "ben yaptım" diyerek sahiplenen bir lider, bir sonraki başarıda arkasında çalışacak ekip bulamaz. Gerçek liderlik, başarıyı ekibine delege edebilmektir. 4. Emeklilikte Değer Üretimi ve Toplumsal Sorumluluk Aktif yöneticilik süreci bittiğinde liderin görevi sona ermez. Dr. Kahraman'ın "Dünya Havacılığındaki En Başarılı 100 Kadın" listesinde 5. sırada yer alması, tecrübenin emekli edilemeyeceğinin en somut örneğidir: Tecrübe Aktarımı: Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır. Lider, kariyerinin son evresinde mentorluk yaparak, biriktirdiği hazineyi yeni nesillere aktarmalıdır. Sürekli Değer Üretimi: Bugün Dr. Kahraman’ın hala bir otorite kabul edilmesi, geçmişteki unvanlarından ziyade, bugün hala üniversite dersleri ve makaleleriyle sektöre sunduğu katkı sayesindedir. 5. Sonuç: Dürüstlük ve Adalet Mirası İş dünyasındaki liderlere son bir tavsiye veren Dr. Kahraman, başarının temelinde "dürüstlük, ilkeli olmak ve adalet" olduğunu belirtir. Menfaat üzerine kurulu olmayan dostlukların ve kapıları çarpmadan çıkmanın kıymeti, kurumsal hayatın sonunda kişinin tek sermayesi haline gelir. Hazırlayan: Kurumsal Medya Ekibi Konuk: Dr. Ömür Kahraman Moderatör: Kenan Altun #### E-Defter’e Geçişte Doğru Yazılımı Seçmek Süreci Hızlandırıyor E-defter, e-dönüşüm uygulamaları ile birlikte gelen hizmetlerden biri. Resmi gazetede yayınlanan tebliğ ile işletmeler için 01.01.2025 tarihinden itibaren e-defter zorunluluğu getirildi. Süreci değerlendiren DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, e-defter geçişinin, doğru yazılım seçimi ile sorunsuz ve hızlı bir şekilde gerçekleşebileceğini açıkladı. Yeni düzenlemeyle birlikte bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler ve ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler 01.01.2025 tarihinden itibaren E-defter zorunluluğuna dahil edildi. E-defter, VUK ve TTK hükümlerince tutulması elzem olan yevmiye defteri ve büyük defterin istenilen format ve standartlarda uygun olarak elektronik ortamda hazırlanması, korunmak için kayıt altına alınması, değişmezliğinin, bütünlüğünün, kaynağının doğruluğunun kesinleşmesini ve bir ispat aracı olarak kullanılmasını sağlayan bir uygulama. Süreci değerlendiren DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, “1 Ocak 2025 itibariyle e-defterin tüm firmalar için zorunlu hale gelmesi, ülkemizde dijitalleşme sürecini hızlandırdı. E-dönüşüme ilk adımı atacak ve e-defter kullanmaya başlayacak olan işletmeler için bulutta olmayan yazılım kullanımında, bazı donanım maliyetleri göz korkutucu olabiliyor. Yüzde yüz bulut teknolojisini kullanan bir yazılım seçilmesi halinde, donanım yatırımı yapmadan kullanım sağlanabiliyor. Bulut ERP yazılımları, firmaların e-deftere geçişlerinde en verimli araç olarak öne çıkıyor. Bulut ERP’ler sadece firmaların e-defter süreçlerini yönetmelerini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda işletmelerin tüm finansal süreçlerini entegre bir şekilde takip etmelerini de sağlar. Biz bu noktada DİA Bulut ERP olarak, hem güvenlik hem de verimlilik açısından en yüksek standartlara sahip şekilde, işletmelerin dijital dönüşüm yolculuklarında güvenilir bir iş ortağı olmaya devam ediyoruz. E-defter geçişi, doğru yazılım seçimi ile sorunsuz ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilir ve biz DİA olarak, bu süreçte KOBİ’lerimizin yanında olmaktan gurur duyuyoruz." şeklinde konuştu. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. https://dia.com.tr #### E-Faturaya Geçmeyene Ceza Riski İşletmeler İçin Geri Sayım Başladı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yeni e-dönüşüm kriterleri kapsamında, 2025 yılı cirosu belirlenen sınırları aşan binlerce işletme için 1 Temmuz 2026 tarihi kritik bir eşik olacak. E-fatura sistemine geçmeyen işletmeleri idari yaptırımların yanı sıra operasyonel risklerin de beklediğini belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, şirketlerin süreci son günlere bırakmaması gerektiği konusunda uyardı. Yeni düzenlemeye göre 2025 yılı brüt satış hasılatı 3 milyon TL ve üzerindeki işletmelerin 1 Temmuz 2026’ya kadar e-faturaya geçmesi gerekiyor. E-ticaret yapan ve 500 bin TL ciroyu aşan şirketler de kapsamda yer alıyor. Ayrıca gayrimenkul ve motorlu taşıt alım-satımı veya kiralaması yapan işletmeler için de e-fatura yükümlülüğü bulunuyor. E-Fatura Kapsamı Genişliyor DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, birçok işletmenin yükümlülük kapsamında olduğunu geç fark ettiğine dikkat çekerek, şirketlerin ciro ve faaliyet alanlarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini söyledi. E-Faturadan Sonra E-İrsaliye ve E-Defter Geliyor Dijital dönüşüm sürecinin yalnızca e-faturayla sınırlı olmadığını vurgulayan Onay, belirli büyüklüğün üzerindeki işletmeler için e-irsaliyenin de zorunlu hale geldiğini belirtti. Önümüzdeki dönemde e-defter uygulamasının da gündeme geleceğini ifade eden Onay, işletmelerin tüm süreci bütüncül bir dijital dönüşüm olarak ele alması gerektiğini kaydetti. Yeni Kontroller Devreye Girecek 2026 itibarıyla e-fatura sistemlerinde önemli değişiklikler yapılacak. Vergi oranları sistem tarafından otomatik olarak kontrol edilecek, hatalı belge düzenlenmesinin önüne geçilecek. Elektronik makbuz, gider pusulası ve ürün iade süreçlerinde de yeni doğrulama mekanizmaları uygulanacak. “Dijitalleşme Artık Bir Tercih Değil” Dijitalleşmenin yalnızca mevzuata uyum amacı taşımadığını belirten Suha Onay, şu değerlendirmede bulundu: “İşletmeler için asıl kazanım; operasyonel hız, veri yönetimi ve rekabet gücü. Elektronik belge ve defter sistemleri sayesinde veriler daha etkin analiz edilebiliyor, süreçler hızlanıyor ve karar alma mekanizmaları güçleniyor. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, işletmeler için bir tercih değil, sürdürülebilir büyümenin temel şartlarından biri olacak. Kısa vadede özellikle 1 Temmuz itibarıyla birçok işletme yeni düzenlemelere uyum sağlamak için yoğun bir süreç yaşayacak. Ancak sistemler oturduktan sonra asıl konuşulması gereken konu, dijitalleşmenin işletmelere sağlayacağı verimlilik, veri yönetimi ve yapay zeka destekli karar alma avantajları olacak” DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### E-İhracatta Almanya ile ABD Önemini Koruyor, Körfez Ülkeleri ve Orta-Doğu Avrupa Fırsatlar Sunuyor Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2026 İhracatta Hedef Ülkeler Listesi, Türkiye’ye çok kanallı, esnek ve uzun vadeli bir e-ihracat vizyonu sunuyor. Ticaret Bakanlığı ve ETBİS verilerine göre, e-ihracatta en yüksek talep Almanya'dan geliyor. Almanya'yı, ABD ve İngiltere değişmeli olarak takip ediyor. Almanya ve İngiltere, lojistik avantajları ve Türk markalarına aşinalığı ile doğal bir merkez konumundayken, ABD geniş pazar hacmi ve yaygın e-ticaret kültürüyle özellikle yeni Türk girişimcilerin odağında bulunuyor.  Listede yer verilen ABD, Çin, Hindistan ve Brezilya gibi uzak pazarlar, Türkiye’nin e-ihracatta global ölçekte büyümeye yöneldiğini gösteriyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, KOBİ’ler için erişilebilir ve hızlı büyüme fırsatları sunarken, Körfez ülkeleri yüksek satın alma gücü ile önümüzdeki dönemde hızlı büyüme potansiyeline sahip. Pazar dinamikleri ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor: Avrupa’da e-ihracatta sürdürülebilirlik,regülasyonlar ve güven ön planda. Körfez’de alışveriş büyük oradan mobil odaklı ve sepet tutarları yüksek. ABD’de hızlı ve doğru teslimat belirleyici olurken, Asya pazarlarında teknoloji, uygulama kullanımı ve oyunlaştırılmış alışveriş deneyimi ön planda. E-İhracatta Firmalar Artık Stratejik Pazarlara Odaklanıyor ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, “Firmalar artık her pazara aynı anda girmeye çalışmıyor. Önce bir iki pazarı test edip öğreniyor, ardından ölçekliyorlar. Yerelleşme, ödeme yöntemlerinden site deneyimine kadar her detayda kritik rol oynuyor. Bu yaklaşım hem hız hem de sürdürülebilir büyüme sağlıyor. Potansiyeli yüksek pazarlar arasında Körfez ülkeleri, Polonya, Macaristan ve Slovakya yer alıyor. Almanya, İngiltere, ABD, Fransa ve Hollanda Türkiye’nin güçlü ticaret bağlarına sahip olduğu ülkeler olarak önemini koruyor. Bölgesel istikrar sağlanırsa, Ukrayna ve Rusya gibi ülkeler de girişimciler için yeni fırsatlar sunabilir. ikas olarak, bu pazarlara açılmayı her firma için teknik olarak ulaşılabilir kılmayı hedefliyoruz.” Namoğlu, 2026’da e-ihracatın toplam ihracat içindeki payının çok daha görünür hale gelmesini öngörüyor ve ekliyor: “Hedef ülke sayısının artması, dijital ihracata özel desteklerin devam etmesi ve uzak pazarlarda e-ihracatın teşvik edilmesi bu büyümeyi doğrudan besliyor. Özellikle ABD, Çin ve Hindistan gibi pazarlarda e-ihracat hedeflerinin artırılması sektörü stratejik bir büyüme alanı haline getiriyor.” #### E-Ticaret Ekosisteminde Değişen Dengeler Yurt dışından yapılan alışverişlerde uzun süredir uygulanan 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin kaldırılması, Türkiye e-ticaret pazarında önemli bir değişim sürecini beraberinde getiriyor. 6 Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek düzenleme ile tüm siparişler için gümrük beyannamesi ve ek vergiler zorunlu hale gelirken, sektör bu değişikliğin yerli markalar, tüketici davranışları ve rekabet koşulları üzerindeki etkilerini dikkatle takip ediyor. Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile hayata geçirilen düzenleme, sınır ötesi alışverişin mevcut işleyişinde yeni bir çerçeve oluştururken; hem yerli hem de yurt dışı kaynaklı satış kanalları açısından bir uyum sürecini gündeme getiriyor. Yeni dönemin piyasa dengelerine ve alışveriş alışkanlıklarına nasıl yansıyacağı ise zaman içinde daha net görülecek. Rekabet Dinamikleri Yeniden Ele Alınıyor Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ideasoft CEO’su Sinan Akdal, düzenlemenin uzun süredir sektörde tartışılan bir başlığa temas ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu düzenleme, e-ticaret ekosisteminde bir süredir gündemde olan yapısal bir konunun yeniden ele alınmasına neden oluyor. Gümrüksüz alışveriş uygulaması, özellikle fiyat odaklı tercihlerin öne çıktığı bir yapı oluşturmuştu. Yeni dönemde rekabet koşullarının nasıl şekilleneceği; tüketici beklentileri, markaların stratejileri ve piyasanın genel tepkisiyle birlikte ortaya çıkacak.” Yerli Markalar Açısından Uyum Başlığı Öne Çıkıyor 30 Euro limitinin kaldırılmasının, yurt dışı kaynaklı düşük tutarlı ve hızlı alışveriş alışkanlıklarını yeniden değerlendirme sürecine sokabileceğini ifade eden Akdal, bu durumun yerli markalar açısından da dikkatle yönetilmesi gereken bir döneme işaret ettiğini vurguladı:“Türkiye’de faaliyet gösteren markalar için bu süreç, tüketiciyle kurulan ilişkiyi, sunulan hizmet kalitesini ve genel deneyimi yeniden gözden geçirmeyi gerektiriyor. Rekabetin yönü; yalnızca fiyat üzerinden değil, tüketiciye sunulan toplam değer üzerinden şekillenecek.” Tüketici Tercihlerinde Daha Seçici Bir Yaklaşım Yeni uygulamayla birlikte tüketici davranışlarında da farklılaşmalar yaşanabileceğine işaret eden Sinan Akdal, satın alma kararlarında birden fazla unsurun birlikte değerlendirileceğini belirtti: “Fiyat odaklı ve anlık alışveriş alışkanlıklarının yanı sıra; teslimat süresi, satış sonrası hizmet, güven ve erişilebilirlik gibi unsurların daha görünür hale gelmesi mümkün. Bu süreçte tüketicilerin alternatifleri daha fazla karşılaştırdığı, daha temkinli kararlar aldığı bir dönem görebiliriz.” ideasoft olarak süreci, e-ticaret ekosistemindeki tüm paydaşları ilgilendiren bir geçiş dönemi olarak değerlendirdiklerini belirten Sinan Akdal, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düzenlemenin piyasaya ve tüketici davranışlarına nasıl yansıyacağını, önümüzdeki dönemde daha net göreceğiz. Markalar açısından bu süreç, tüketicinin beklentilerini ve hassasiyetlerini daha yakından takip etmeyi gerektiriyor. ideasoft olarak bu dönemin, ani yorumlardan çok sahadan gelen veriler ve kullanıcı geri bildirimleriyle okunması gerektiğini düşünüyoruz. Tüketicinin beklentilerini doğru anlayan ve buna göre hareket eden markaların yeni döneme daha sağlıklı uyum sağlayacağını öngörüyoruz.” ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### E-ticaret ve perakendenin liderleri “ELC GLOBAL” çatısı altında toplanıyor Küresel e-ticaret platformu WORLDEF, e-ticaret ve perakende sektörlerinin liderlerini “ELC GLOBAL” topluluğu altında topluyor. Kurumsal temelli bir ekosistem inşa etmeyi hedeflen topluluğun lansmanı büyük ilgi gördü. WORLDEF CEO’su Ömer Nart, “Aynı dili konuşan, benzer sorumluluklar taşıyan ve aynı seviyede düşünen işverenlerin ve liderlerin buluştuğu bir yapının başlangıcındayız.” dedi. WORLDEF’in öncülük ettiği ve e-ticaret ve perakende sektörlerinin geleceğine yön verecek seçkin bir topluluk oluşturmayı hedefleyen ELC GLOBAL, özel davetlilerin yer aldığı resmi lansman etkinliği ile tanıtıldı. Mandarin Oriental Bosphorus’ta gerçekleştirilen programa, e-ticaret ve perakende ekosistemlerinden lider isimler katıldı. Programın başında katılımcılara WORLDEF ISTANBUL ve WORLDEF DUBAI etkinliklerinin tanıtım videoları izletildi. Ayrıca, platformun yapısı, topluluk modeli ve katılım şartlarını içeren sunum yapıldı. Ömer Nart: Gerçek güç, doğru insanlarla aynı masada oturabilmektir WORLDEF CEO’su Ömer Nart, programda yaptığı konuşmada, “Aynı dili konuşan, benzer sorumluluklar taşıyan ve aynı seviyede düşünen işverenlerin ve liderlerin buluştuğu bir yapının başlangıcındayız.” dedi. ELC GLOBAL’in 2019 yılında kurulmuş kapalı devre bir network olduğuna dikkat çeken Nart, “Bu yapı, dijital ticaret ve perakende dünyasında gerçekten söz sahibi olan işverenleri ve liderleri bir araya getirmek için bugün yeniden hayata geçiyor. Doğru insanlarla doğru zeminde doğru konuları konuşabilmek gerek. Bugün iş dünyasında güvenilir, nitelikli ve açık iletişimin olduğu bir alan bulmak hâlâ çok zor. ELC GLOBAL tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor.” ifadelerini kullandı. ELC GLOBAL’in klasik networking anlayışının ötesinde bir model üzerine kurulduğunu vurgulayan Ömer Nart, şunları kaydetti: “Her temasın anlamlı olduğu, her görüşmenin bir karşılık ürettiği bir sistem. Stratejik roundtable’lar, mastermind oturumları ve özenle kurgulanmış eşleşmeler sayesinde, zamanın en verimli şekilde kullanıldığı bir yapı inşa ediyoruz. İçerik üretiminden sahne konumlandırmasına kadar, her alanda üyelerimizin görünürlüğünü ve etkisini artırmayı hedefliyoruz. Güvene dayalı bir iletişim, karşılıklı saygı ve disiplinli bir katılım bu yapının temelini oluşturuyor. Çünkü burası vakit geçirmekten ziyade değer üretmek için kuruldu.” Ömer Nart, sözlerini şöyle tamamladı: “Şuna inanıyoruz: Gerçek güç, doğru insanlarla aynı masada oturabilmektir. Gerçek etki ise o masada konuşulanların hayata geçmesidir. ELC GLOBAL, tam olarak bu etkiyi oluşturmak isteyen işverenlerin ve karar verici liderlerin buluşma noktasıdır.” Sezgin Şener: Kazananlar, niceliği değil niteliği yöneten kişiler olacak ELC GLOBAL Danışma Kurulu Başkanı ve ToptanTR CEO’su Sezgin Şener ise, e-ticaretin geleneksel ticarete kıyasla çok ciddi bir gelişim sürecinde olduğunu vurgulayarak, “Neredeyse her beş ticaretten biri internet döndürüyor durumda. Bu cazibe doğal olarak birçok yatırımın, birçok yatırımcının, birçok girişimcinin ve daha fazla rekabetin doğmasına neden oldu. Bugün baktığımızda onlarca lojistik şirketi, yüzlerce yazılım firması, binlerce hizmet sağlayıcının olduğu birçok oyuncunun var olduğu devasa bir ekosistemin içerisindeyiz. Yani artık niceliğin zirve yaptığı bir dönemdeyiz. İşte tam da burada ELC GLOBAL devreye giriyor ve burada bir kırılma noktası başlıyor.” dedi. Şener, şunları belirtti: “Artık kazananlar niceliği değil niteliği yöneten kişiler olacak diyoruz. Çünkü artık hepimiz için zaman çok sınırlı. Müşterilerimizin veya hedef kitlemizin dikkatleri çok daha fazla kritik bir hale geldi. 8.1 milyarlık nüfus dünyada herkesin konuştuğu bir ortamda artık sesini yükselterek gürültü yapanlar değil, değerini yükselterek, gerçekten fark yaratacak kişilerin oluşturduğu ekosistemi var etmek için birlikteyiz. Sektördeki en nitelikli oyuncuları bir araya getirmek istiyoruz.” Cem Oğuz: Doğru liderler bir arada Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz ise, doğru insanlarla, doğru toplulukla bir araya gelerek doğru konuları konuşmanın çok önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Buradaki e-ticaret dünyasının liderleri gerçekten liderler; doğru liderler bir arada. Bu zamanın doğru olduğunu nereden anlayabiliriz? Sürat Kargo’nun sadece son 5 senesine bakmak istiyoruz. WORLDEF’teki varlığımızı hiç unutmuyorum, 2020'de küçük bir stantla başlamıştık. Bugün ana sponsor olarak devam ediyoruz. Bu bizim büyümemizi gösteriyor. Ümit ediyorum bize sağlanan bu fırsatlar herkes için sağlanacaktır.” Aytaş Akıncı: ELC GLOBAL ihracattan e-ihracata başarılı geçişler yapmaya vesile olacaktır Ship to More Kurucusu Aytaç Akıncı ise, “Türkiye'de e-ticareti yöneten, büyüten ve yön veren herkesin bu akşam burada olduğunu görmek büyük bir gurur. Türkiye'de binlerce paket çıkaran, milyonlarca kişinin evine daha önce girmiş insanlarsınız. İnanıyorum ki ELC GLOBAL ihracat yapanların ihracatını arttıracak. İhracat yapmayanların da ihracattan e-ihracata başarılı geçişler yapmalarına vesile olacaktır.” diye konuştu. Sadem Pehlivan: Ekosistemin gelişimi için çok pozitif deneyimlerin paylaşıldığı bir yapı oldu eStar Global E-Ticaret Genel Müdürü Sadem Pehlivan da, “Bahsedilen kapalı devre ELC GLOBAL yapısının herhalde en çaylak e-ticaretçisi bendim. Çünkü hiçbir network’üm yoktu. O yüzden ilk başlangıçta tamamen bir networking platformu gibi hissetmiştim. O dönemde birlikte iş yaptığımız, ekosistemin gelişimi için çok pozitif deneyimlerin paylaşıldığı bir yapı oldu. Buradaki sektöre gönül vermiş onlarca insan var. Bu anlamda birlikte olmak üretkenlik ve verimlilik açısından kıymetli olacaktır.” ECOM BRANDS 100 Ödül Töreni tanıtıldı Öte yandan, lansmanda, WORLDEF Başkan Yardımcısı Orxan Isayev tarafından e-ticaret ekosisteminin en iyilerinin ödüllendirildiği “ECOM BRANDS 100” projesi hakkında bilgi verildi. Isayev, e-ticaretin devlerini belirleyecek ödül töreninin metodolojisini ve vizyonunu paylaştı. ECOM BRANDS 100, sektörün geleceğini şekillendiren en yenilikçi ve başarılı internet markalarını ödüllendiriyor. ECOM BRANDS 100 Ödül Töreni; aday listelerinin açıklanmasının ardından halk oylaması, Power Index ile değerlendirme ve kazananların ilan edilmesi süreçlerinin ardından 11-13 Haziran 2026 tarihleri arasında Yenikapı Etkinlik Alanında düzenlenecek WORLDEF ISTANBUL 2026 etkinliğinde gerçekleştirilecek. ELC GLOBAL hakkında ELC GLOBAL; e-ticaret ve perakende liderleri arasında güçlü bağlar kurmayı, stratejik iş birliklerini desteklemeyi ve bu sektörlerin geleceğine yön verecek seçkin bir topluluk oluşturmayı hedefliyor. Platforma; yıllık minimum 5 milyon dolar e-ticaret cirosuna sahip şirket sahipleri,  minimum 25 milyon dolar ciroya sahip markaların karar verici yöneticileri, yüzde 400 veya üzeri büyüme oranına sahip yüksek büyüme gösteren girişimciler katılabiliyor. Daha fazla bilgi için tıklayın: https://worldef.com/elc #### E-Ticaret Yönetiminde Yeni Bir Dönem Başlıyor IdeaSoft’tan Doğal Dille Çalışan Yapay Zekâ Teknolojisi: Admin MCP Türkiye’nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısı IdeaSoft, dijital ticaretin işleyişini sadeleştiren ve hızlandıran yenilikçi bir teknolojiyle e-ticaret dünyasında fark yaratıyor. "Admin Model Context Protocol (Admin MCP)" adı verilen bu yeni çözüm, e-ticaret sitelerinin yönetimini doğal dil komutlarıyla mümkün kılıyor. Teknik paneller, kod satırları ya da detaylara gerek kalmadan, artık sadece söylemek yeterli. Admin MCP sizin yerinize gerekeni yapıyor. MCP sayesinde panellere ya da kodlara gerek kalmadan yalnızca doğal bir cümle kurmak yeterli: Admin MCP, IdeaSoft altyapısında çalışan tüm e-ticaret siteleri için, doğal dil komutlarını anlayan ve bu komutları sistemsel aksiyonlara dönüştüren akıllı bir yapay zekâ çözümü. İndirim tanımlamak, stok kontrolü yapmak, ürünleri listelemek ya da satışı durdurmak gibi işlemler artık dakikalar değil, saniyeler içinde tamamlanıyor. Tıpkı bir asistan gibi çalışan Admin MCP, kullanıcıların yazdığı komutları anlayarak anında aksiyona dönüştürüyor. Örneğin, “Stok 5’in altındaysa indirim uygula” gibi bir komutla sistem otomatik olarak süreci başlatıyor; stok, kampanya, bildirim ya da raporlama gibi işlemler, sohbet eder gibi yönetilebiliyor. Admin MCP, farklı sistemlerle entegre çalışarak iş süreçlerini saniyeler içinde tamamlamayı mümkün kılıyor. IdeaSoft Ar-Ge Direktörü Şenol Özbek, Admin MCP ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekânın gerçek gücü, teknolojiyi görünmez hale getirebildiğinizde ortaya çıkar. E-ticaret yöneticileri artık sadece ne istediklerini söyleyerek sistemlerini yönetebilecek. Admin MCP ile ekranlar arasında zaman kaybetmek, hatalı adımlar atmak ya da teknik desteğe ihtiyaç duymak tarihe karışıyor. Amacımız, teknolojiyi erişilebilir ve insani hale getirmekti ve Admin MCP bu vizyonun somut bir sonucu. Admin MCP ile kullanıcılarımız ne bir eğitim almak zorunda ne de teknik beceriye sahip olmak. Sadece ne istediklerini söylemeleri yeterli. Gerisini sistem hallediyor. Hiçbir kod yazmadan, tek bir sohbet penceresinden tüm operasyonları yönetme imkânı sunan bu yenilik, zamandan ve emekten büyük tasarruf sağlarken, hata riskini de en aza indiriyor. Admin MCP, e-ticaret alanında kullanıcı deneyimini daha erişilebilir ve sezgisel bir boyuta taşıyor.” Sistem oldukça basit bir kurguya sahip. Kullanıcılar IdeaSoft panelinden Admin MCP API anahtarını oluşturuyor ve bu anahtarı doğal dil işleme platformlarına (örneğin Cursor ya da Claude) entegre ederek komutlarını doğrudan Admin MCP’ye iletebiliyor. Admin MCP, gelen talimatı işleyecek, doğrulayacak ve anında geri bildirim sağlayacak şekilde çalışıyor. Yazılım bilgisi olmayan kullanıcıların bile rahatlıkla kullanabileceği bu sistem, zaman kazandırırken operasyonel verimliliği artırıyor. Geleneksel yöntemlerle saatler süren işlemler birkaç saniyeye indirgenirken, Admin MCP aynı zamanda süreci hatasız bir şekilde tamamlamayı garanti ediyor. IdeaSoft: 2005 yılında kurulan IdeaSoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. IdeaSoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 45 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan IdeaSoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### E-Ticaretin Bel Kemiğini KOBİ’ler Oluşturuyor Türkiye e-ticaret pazarının, 2025 yılını yaklaşık 5 trilyon TL işlem hacmi seviyesinde tamamladığı belirtiliyor. 2026 yılına girilirken, sektörde aktif olarak e-ticaret yapan işletme sayısının 650 bin seviyelerine yaklaştığı ifade ediliyor. Türkiye’de e-ticaret, 2025 itibarıyla alternatif bir satış kanalı olmaktan çıkarak ana ticaret kanallarından biri haline geldi. Ticaret Bakanlığı ve ETBİS verileri temel alınarak yapılan analizlere göre, 2023’te 559 bin olan e-ticaret yapan işletme sayısının 2024’te 600 bin bandına yaklaştığı, 2025 yılı sonunda ise yaklaşık 650 bin seviyelerinde seyrettiği görülüyor. Bu büyümenin en dikkat çekici unsurlarından biri olarak, 2025 yılı boyunca yaklaşık 50 bin yeni işletmenin e-ticaret ekosistemine dahil olduğu tahmin ediliyor. İşletme yapısı incelendiğinde, Türkiye’de e-ticaret yapan işletmelerin yaklaşık %78’inin şahıs şirketlerinden oluştuğu dikkat çekiyor. Ortaya çıkan tablo, e-ticaret ekosisteminin hem sayısal hem de dinamik gücünün büyük ölçüde KOBİ’ler tarafından taşındığını ortaya koyuyor. E-ticarette yeni dönem: “Ben de olayım” değil, “doğru kuralım” E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas’ın 2025 yılı müşteri verileri, KOBİ’lerin e-ticarete yaklaşımında önemli bir zihniyet değişimi yaşandığını gösteriyor. Yeni girişlerde deneme amaçlı adımların yerini; doğru altyapı, sürdürülebilir büyüme ve markalaşma hedefi aldı. KOBİ’ler artık e-ticareti ek bir kanal olarak görmüyor, işin merkezinde konumlandırıyor. KOBİ’ler e-ticarette sektör değil, strateji seçiyor ikas verilerine göre 2025’te e-ticarete giren KOBİ’lerde en yoğun ilgi giyim ve aksesuar kategorisinde görüldü. Ancak bu alanda klasik butik modelinden ziyade, niş kitlelere hitap eden, sosyal medyada halihazırda güçlü bir karşılığı bulunan markalar öne çıktı. Gıda ve yöresel ürünler, e-ticarete geçişte ikinci sırada yer aldı. Evden üretim yapan girişimler, kooperatifler ve butik gıda markaları, pazaryerlerine bağımlı kalmak yerine kendi e-ticaret siteleriyle markalaşma yönünde adımlar atmaya başladılar. 2025’in en hızlı büyüyen alanlarından biri ise kozmetik, kişisel bakım ve takviye ürünleri oldu. Bu kategoride faaliyet gösteren KOBİ’ler, tekrar eden satış modelini erken benimseyerek e-ticareti uzun vadeli ve sürdürülebilir bir gelir kanalı olarak konumladı. Ev-yaşam ve dekorasyon tarafında da küçük atölyeler, tasarım odaklı markalar ve lokal üreticiler için e-ticaret artık tamamlayıcı bir kanal olmaktan çıktı ve işin merkezine yerleşti. ikas Kurucu Ortağı ve CEO’su Mustafa Namoğlu, e-ticaret pazarındaki dönüşümü şu sözlerle değerlendirdi: “Bugün Türkiye’de e-ticaret ekosisteminin bel kemiğini KOBİ’ler oluşturuyor. 2025’te gördüğümüz en önemli değişim, KOBİ’lerin e-ticarete çok daha bilinçli ve stratejik yaklaşması oldu. 2026 ve sonrasında Türkiye e-ticaret pazarındaki büyümenin ana itici gücü; nişleşen sektörler, markalaşma hedefi olan KOBİ’ler ve doğrudan satış modelleri olacak. Biz ikas olarak, e-ticarete girişteki maliyetleri ve teknik karmaşıklığı ortadan kaldırarak daha fazla işletmenin dijital ticarette kalıcı olmasını hedefliyoruz.” #### E-Ticaretin Önemli İsimleri Kayseri'de Bir Araya Geldi! Yeni nesil e-ticaret altyapısı ikas ana sponsorluğunda düzenlenen E-Ticaret Türkiye etkinliklerinin Kayseri buluşması, 8 Nisan 2026 tarihinde Erciyes Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kayseri iş dünyasının temsilcileri ve genç girişimciler programda bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Etkinlikte konuşan Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının değişime kapalı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Kayserili tüccar, yüzyıllardır ticaretin dilini en iyi bilen, pazarın nabzını en iyi tutan kişidir. Ancak bugün o meşhur Kayseri zekâsının yanına mutlaka dijital hızı eklemek zorundayız. Artık ticaretin sınırları dükkânlarımızın kapısında bitmiyor; bir tıkla dünyanın en uzak köşesine ulaşıyor. E-ticaret artık bir seçenek değil, işletmelerimizin hayatta kalma ve büyüme stratejisinin ta kendisidir.” Etkinlikte ev sahiplerinden biri olan ikas CEO’su Mustafa Namoğlu da e-ticaretin önemine dikkat çekti. Namoğlu, sektörün gelişimine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:“E-ticaret, Türkiye’de her sene büyüme gösteren sektörlerin başında geliyor. E-ticaret ile üreticilerimiz sınırları aşma şansı buluyor. Sadece B2B sektörlerinde yer alan üreticilerimiz değil, KOBİ’lerimiz de dünyanın dört bir yanındaki tüketicilere ulaşma fırsatı yakalıyor. Kayseri gibi tarihi her zaman ticaretle anılan güzide şehirlerimiz de e-ticarete büyük önem vermeye başladı. Biz de ikas olarak gerek ücretsiz paketimizle gerekse e-ihracat yapmak isteyen KOBİ’lerimize sunduğumuz özelliklerle e-ticareti kolaylaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bir e-ticaret altyapısı olarak farklı sektörlere destek olmaktan ve onlarla birlikte büyümekten büyük mutluluk duyuyoruz.” Kayseri, 2024 yılı E-Ticaret Uyum Endeksi sonuçlarına göre Türkiye’de İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alarak e-ticarete hızlı adaptasyonunu ve iş dünyasının dijitalleşmeye açık yaklaşımını bir kez daha gösterdi. ikas ve iş ortaklıklarıyla düzenlenen bu etkinliğin Türkiye’nin dört bir yanında devam etmesini temenni ediyoruz. #### E-Ticarette Altyapı Performansı Cirolara Yansıyor Türkiye’de e-ticaret sektörü, son dönemde hız kazanan altyapı iyileştirmeleriyle birlikte performans artışı gösteriyor. Yapılan değerlendirmeler, sayfa yüklenme sürelerinin kısalması ve sistem stabilitesinin artmasının; kullanıcı deneyimi, dönüşüm oranları ve ciro üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koyuyor. Sektör uzmanları, özellikle mobil tarafta yavaş açılan sayfalar ve kesintili kullanıcı deneyiminin müşteri kaybına yol açabildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle firmaların daha hızlı, güvenilir ve ölçeklenebilir altyapılara yönelmesinin rekabet açısından kritik bir unsur haline geldiği belirtiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, altyapı iyileştirmelerinin ticari çıktılar üzerindeki etkisine vurgu yaparak şunları söyledi:“Altyapımızı kullanan markalarda son dönemde ciroda %266, sipariş hacminde %222,6 ve organik trafikte %196,4 oranında artış gözlemliyoruz. Ayrıca ‘sepet hatırlatma’ gibi pazarlama uygulamalarının toplam gelir içindeki payının %12,015 seviyesine ulaştığını görüyoruz.” Açıklanan veriler, altyapı yatırımlarının e-ticarette yalnızca operasyonel süreçleri değil, doğrudan satış performansını da etkilediğini ortaya koyarken; sektör genelinde bu alandaki iyileştirme çalışmalarının önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesi bekleniyor. #### E-Ticarette Bayram Hareketliliği: Sepet Tutarında Yüzde 50 Artış Kurban Bayramı ve yaz sezonu öncesinde e-ticarette alışveriş hacmi yükseldi. E-ticaret alt yapı sağlayıcısı ikas verilerine göre özellikle kuruyemiş, gıda, tekstil ve ev yaşam kategorilerinde talep artarken, ortalama sepet tutarlarında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 50’lik artış dikkat çekti. Geçen yıl 3 bin TL seviyesinde seyreden ortalama sepet tutarının bu yıl 4.500-5 bin TL bandına ulaştığı belirtiliyor. Bu tablo, ETİD ve TOBB beklentilerine paralel bir görünüm ortaya koyuyor. Mayıs ayının ikinci yarısında tüketicilerin odağı bayram hazırlıklarına kaydı. Çocuk ve yetişkin giyimi, ev tekstili, tatlı-şeker ürünleri ve temizlik kategorilerinde satışlar ivme kazanırken; güneş kremi, valiz ve plaj ürünleri de yaz sezonunun etkisiyle öne çıkan kategoriler arasında yer aldı. Mobil siparişlerdeki yükseliş, e-ticaret altyapılarındaki dönüşümü de hızlandırdı. Mobil öncelikli sistemler, yapay zeka destekli kişiselleştirme çözümleri ve hızlı teslimat uygulamaları sektörde rekabetin ana unsurları haline geldi. İndirimlerin en yoğun görüldüğü alanların başında moda ve hazır giyim gelirken, elektronik ürünler ile kişisel bakım kategorileri ciro tarafında öne çıktı. Özellikle yeni nesil akıllı ev ürünleri ve mobil cihazların yüksek sepet hacmi oluşturduğu ifade edildi. ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, tüketicilerin kampanya dönemlerinde daha planlı ve fiyat odaklı alışveriş yaptığını belirterek, yılın ikinci yarısında e-ticarette “hızlı büyüme” yerine “verimli büyüme” döneminin öne çıkacağını ifade etti. #### E-Ticarette Dengeler Netleşti Türkiye’de e-ticaretin büyümesi yalnızca toplam hacim üzerinden değil, kategori bazlı dinamikler üzerinden de yeniden şekilleniyor. E-ticarette elektronik %21,6 ile ciro lideri olurken, giyim %19,4 ile işlem adedinde zirveye çıktı. Sepet büyüklüğünde ise mobilya kategorisi 228 endeksle açık ara öne geçti. KPMG ve ideasoft iş birliğiyle hazırlanan ve 2026’nın ilk e-ticaret raporu olma özelliği taşıyan “Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu, e-ticaretin tek tip bir yapıdan uzaklaşarak farklı tüketim alışkanlıklarına göre ayrıştığını ortaya koyuyor.    Rapora göre işlem tutarı bazında en büyük payı %21,6 ile elektrik, elektronik eşya ve bilgisayar kategorisi alıyor. Bu alanı %12,6 ile hobi ürünleri, %11,9 ile mobilya ve dekorasyon ve yine %11,9 ile giyim ve aksesuar takip ediyor. Yüksek fiyatlı ürünlerin etkisiyle elektronik kategorisi, toplam e-ticaret cirosunun beşte birinden fazlasını tek başına oluşturuyor.   Ancak aynı tablo işlem adedi açısından değişiyor. Kullanıcıların satın alma sıklığını gösteren verilere göre giyim ve aksesuar kategorisi %19,4 ile en yüksek paya ulaşırken, hobi ürünleri %17,9, gıda ise %11,1 ile öne çıkıyor. Elektronik kategorisinin işlem adedindeki payının %10,5 seviyesinde kalması, bu alandaki alışverişlerin daha seyrek ancak yüksek tutarlı olduğunu ortaya koyuyor.   Buna karşılık, yapı malzemeleri ve hırdavat, mobilya ve dekorasyon ile satış, servis ve yedek parça gibi kategorilerde işlem adedinin görece düşük gerçekleştiği görülmektedir. Bu kategorilerde işlem sayısının sınırlı seyretmesi, harcamaların daha planlı, seyrek ve ihtiyaca bağlı olarak gerçekleştirildiği anlamını taşıyor. Mobilya Ve Dekorasyon Kategorisi Zirvede Yerini Aldı Kategori bazlı farklılaşma en net şekilde sepet büyüklüğünde görülüyor. Ortalama sepet büyüklüğünde mobilya ve dekorasyon kategorisi 228 endeks ile zirvede yer alırken, elektronik 205 endeksle onu takip ediyor. Buna karşılık giyim kategorisinde bu değer 61, gıdada 66, market alışverişlerinde ise 36 seviyesinde kalıyor.   Bu fark, e-ticarette iki ayrı alışveriş davranışının aynı anda var olduğunu gösteriyor: yüksek tutarlı ve planlı alışverişler ile düşük tutarlı ama sık tekrar eden işlemler. Verileri değerlendiren ideasoft CEO’su Sinan Akdal, “Türkiye e-ticaret pazarında artık tek bir büyüme hareketinden söz etmek mümkün değil. Kategori bazlı veriler bize çok net bir şekilde şunu gösteriyor: Elektronik ve mobilya gibi yüksek tutarlı ürünler ciroyu sürüklerken, giyim ve gıda gibi kategoriler kullanıcı trafiğini ve işlem sıklığını belirliyor. Bu da markaların tüm kategoriler için tek tip bir stratejiyle ilerlemesini sürdürülemez kılıyor. Önümüzdeki dönemde e-ticarette rekabet avantajı sağlamak isteyen şirketlerin, her kategorinin kendi dinamiklerine uygun, veri odaklı ve esnek stratejiler geliştirmesi gerekecek. Çünkü tüketici artık hem planlı ve yüksek tutarlı alışverişleri hem de hızlı ve sık tekrar eden ihtiyaçlarını aynı platformlar üzerinden karşılıyor. Bu çok katmanlı yapı, e-ticaretin geleceğini belirleyen en kritik kırılma noktalarından biri olacak.” şeklinde konuştu. İşlem Adedi 2,8 Milyara Ulaştı Bu ayrışma, kartlı ödeme verilerinde de kendini gösteriyor. 2025 yılı itibarıyla internetten yapılan kartlı ödemelerin toplam hacmi 7,3 trilyon TL’ye, işlem adedi ise 2,8 milyara ulaşırken, işlem sayısının büyük bölümünün market, hizmet ve yemek kategorilerinde yoğunlaştığı görülüyor.   Günlük tüketim alışkanlıklarının dijitalleşmesi, e-ticaretin hacmini büyüten temel unsurlardan biri haline geliyor. Tüm bu veriler, e-ticaretin artık tek bir stratejiyle yönetilemeyeceğini ortaya koyuyor. Elektronik ve mobilya gibi kategoriler ciroyu büyütürken, giyim ve gıda kategorileri platform trafiğini belirliyor. Bu yapı, markalar açısından kategori bazlı strateji geliştirmenin zorunlu hale geldiğine işaret ediyor. Raporun tamamına ulaşmak için: https://www.ideasoft.com.tr/sayfa/kpmg/ ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### E-ticarette Pazarlama Bütçesini %10–20 Seviyesinde Yöneten Markalar 2–3 Kat Daha Hızlı Büyüyebiliyor E-ticaret sektöründe büyüme dinamikleri yeniden şekillenirken, pazarlama artık yalnızca satış üretme aracı değil, markaların büyüme yolculuğunun önemli bir parçası.  Sektörde firmalar gelirlerinin ortalama %10–20’sini pazarlamaya ayırırken, bu bütçeyi nasıl yönettikleri markalar arasındaki büyüme farkını belirgin şekilde açıyor. E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas’ın Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çağrı Menteş, e-ticarette büyümenin artık bütçe değil sistem meselesi haline geldiğini belirterek şunları söyledi: “Gelirinin %15 ve üzerini pazarlamaya ayıran ve bu bütçeyi veri, otomasyon, kreatif testler ve kanal optimizasyonu ile yöneten markalar, bu tip araçları kullanmayan  markalara göre yaklaşık 2–3 kat daha hızlı büyüyebiliyor.  Burada farkı yaratan şey harcama değil, sistematik büyüme kabiliyeti.” Pazarlama artık LTV ve sistem odaklı ilerliyor Menteş’e göre öne çıkan markalar pazarlamayı yalnızca trafik üretimi olarak değil, müşteri ömür boyu değerini (LTV) artıran bir yapı olarak görüyor. “Başarılı markalar artık rastgele kullanıcıya değil, sadık kitleye odaklanıyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme ve veri odaklı kampanya yönetimi ile her kullanıcıya özel deneyimler tasarlanıyor. Ayrıca ‘agentic commerce’ yaklaşımıyla kampanya kararlarının önemli bir kısmı otonom sistemler tarafından optimize ediliyor.” En büyük hata: dönüşüm olmadan trafik yatırımı Sektörde en kritik hatalardan biri, dönüşüm optimizasyonu tamamlanmadan agresif trafik yatırımı yapılması olarak öne çıkıyor. ikas verilerine göre, güven ve kullanıcı deneyimi eksik olan e-ticaret sitelerinde satış performansı %50’nin üzerinde düşebiliyor. Menteş bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Güven sinyalleri ve kullanıcı deneyimi zayıf sitelerde kullanıcı hızla kaybediliyor. Bu kaybı geri kazanmanın maliyeti, ilk kazanıma göre çok daha yüksek. Bu nedenle dönüşüm optimizasyonu, pazarlama yatırımı kadar kritik bir aşama.” Aynı bütçeyle 2-3 kat satış farkı oluşabiliyor Veri odaklı pazarlama yaklaşımının etkisine dikkat çeken Menteş, doğru strateji ile yanlış strateji arasındaki farkın dramatik olduğunu vurguluyor: “Müşteri tutma oranındaki küçük bir artış bile kârlılığı ciddi şekilde artırabiliyor. Pazarlama hunisini uçtan uca optimize eden markalar, yalnızca yeni müşteri odaklı ilerleyen rakiplerine göre aynı bütçeyle 2 ila 3 kat daha fazla satış hacmine ulaşabiliyor.” Müşteriye değer sunan içerikler pazarlamada kilit rol oynuyor Tüketici davranışlarının değişmesiyle birlikte kısa video ve kullanıcı içerikleri, e-ticaret satış süreçlerinde belirleyici hale geldi. “Özellikle kısa formatlı video içerikler ve kullanıcı tarafından üretilen içerikler (UGC), satın alma kararlarında kritik rol oynuyor. Bu nedenle markalar artık yalnızca reklam veren değil, sürekli içerik üreten ve topluluk inşa eden yapılara dönüşmek zorunda.” Menteş’e göre bu dönüşüm, artan reklam maliyetleri karşısında markalar için sürdürülebilir büyümenin temel yolu haline geliyor. “Reklamla müşteri satın almak yerine içerikleri sayesinde müşterileriyle bağ kuran markalar, uzun vadede çok daha düşük maliyetle daha yüksek büyüme elde ediyor.” #### E-Ticarette Rekabetin Yeni Ölçütü: Veriyi Kullanan Kazanıyor E-ticaret ekosistemi, tüketici davranışlarındaki hızlı değişim ve teknolojik gelişmelerle birlikte yeni bir evreye girmiş durumda. Artık işletmelerin rekabeti yalnızca ürün ve fiyat üzerinden değil, kişiselleştirilmiş deneyim ve veri odaklı karar alma süreçleri üzerinden şekilleniyor. Bu süreçte yapay zeka destekli analitik sistemler, firmaların müşteri beklentilerini daha iyi anlamasını ve operasyonlarını daha etkin yönetmesini sağlıyor. DİA Yazılım, bulut tabanlı yapısıyla e-ticaret işletmelerine süreç bütünlüğü ve esneklik sağlıyor. Sistem, stok yönetiminden muhasebeye, pazarlamadan sipariş yönetimine kadar tüm süreçleri tek bir çatı altında topluyor. Özellikle B2B e-ticaret için geliştirilen DİA e-Power, bayi ve distribütör ağlarında stok, fiyat ve sipariş yönetimini merkezi bir platformda birleştiriyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, dijitalleşme sürecinde verinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “E-ticarette geleceği belirleyecek en kritik unsurlar yapay zeka destekli kişiselleştirme ve veri analitiği olacak. Müşteriler artık sadece ürün değil, kendilerine özel bir deneyim arıyor. Yapay zeka, firmalara müşteri davranışlarını analiz etme ve kişiselleştirilmiş süreçler geliştirme imkanı sunuyor. Önümüzdeki dönemde öne çıkan markalar, veriyi etkin şekilde kullanan ve dijital hızda düşünebilen markalar olacak.” Onay, dijital dönüşümün yalnızca teknolojik bir geçiş değil, iş modeli açısından da bir değişim anlamına geldiğini vurguladı ve “Donanım temelli sabit sistemlerin yerini, bulut üzerinden sürekli gelişen ve öğrenebilen yapılar alıyor. Rekabet gücünü korumak için işletmelerin yalnızca dijitalleşmesi değil, dijital hızda karar alabilmesi gerekiyor. Yapay zeka, bulut teknolojileri ve veri analitiği ekseninde şekillenen bu dönüşüm, e-ticaret firmalarının operasyonlarını uçtan uca optimize edebilmesini sağlıyor.” diyerek sözlerini bitirdi. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### E-Ticarette Tek Hediye Dönemi Bitti Şubat ayıyla birlikte Sevgililer Günü etkisi, e-ticarette tek kategoriye odaklanan alışveriş anlayışının ötesine geçiyor. Veriler, tüketicinin bu dönemde hem günlük ihtiyaçlara hem de değerli ve kalıcı ürünlere yöneldiğini ortaya koyuyor. ideasoft CEO’su Sinan Akdal, Sevgililer Günü’nün artık yalnızca takı ya da çiçekle sınırlı bir hediye dönemi olmadığını ve tüketicilerin, bu dönemde hem anlamlı hem de işlevsel ürünlere yöneldiğini açıkladı. Sevgililer Günü, e-ticarette yalnızca klasik hediye alışverişinin değil, farklı tüketim alışkanlıklarının da aynı anda devreye girdiği özel dönemlerden biri olmayı sürdürüyor. Şubat ayı verileri, bu dönemde hediyelik ürünlerin ve kişisel tüketim kategorilerinin eş zamanlı olarak ivme kazandığını gösteriyor. Özellikle çikolata, kitap ve hediyelik eşya gibi kategorilerde sipariş adetlerinin önceki aylara kıyasla keskin artışlar sergilediği görülüyor. Klasik hediyelerin ötesine geçen alışveriş tercihleri, anlamlı olduğu kadar işlevsel ürünlere olan ilgiyi de artırıyor. ideasoft CEO’su Sinan Akdal, Sevgililer Günü’nün e-ticaret üzerindeki etkisini şu sözlerle değerlendirdi: “Sevgililer Günü artık yalnızca takı ya da çiçekle sınırlı bir hediye dönemi değil. Tüketici, bu dönemde hem anlamlı hem de işlevsel ürünlere yöneliyor. Akdal, şöyle devam etti: Sipariş Hacmi ve Ciro Farklı Kategorilerde Yoğunlaşıyor 2025 yılı Şubat ayında toplam siparişlerin önemli bir bölümü hızlı tüketim ve içerik odaklı kategorilerden geldi. Gıda, kitap, tekstil ve hediyelik eşya kategorileri birlikte ele alındığında, toplam sipariş hacminin yaklaşık üçte birini oluşturdu. Özellikle kitap ve hediyelik eşya kategorileri, Sevgililer Günü döneminde sipariş sayısı açısından en dikkat çeken alanlar arasında yer aldı. Bu tabloyu daha somutlaştıran güncel eğilimlere göre, ideasoft müşterilerinin verileri Sevgililer Günü döneminde talebin yalnızca “klasik hediye” ile sınırlı kalmadığını açık biçimde gösteriyor: Şubat ayının normal günlerine kıyasla çikolata ve özel tatlı ürünlerinde siparişlerin yaklaşık %60 arttığı, takı ve aksesuar kategorisinde artışın %35–40 bandına ulaştığı görülürken; kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde satışların %30’un üzerinde yükseldiği, kablosuz kulaklık ve akıllı saat gibi hediye amaçlı elektronik ürünlerde ise sipariş hacminin %25–30 aralığında arttığı dikkat çekiyor. Bu eğilim, Sevgililer Günü’nün tek kategoriye sıkışmayan, çok kategorili bir alışveriş dönemine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Kitap Kategorisi Gücünü Koruyor Geçtiğimiz yıl Şubat ayında sipariş tarafında dikkat çekici bir paya sahip olan kitap kategorisinin, bu yıl da Sevgililer Günü döneminde benzer bir talep görmesi bekleniyor. Bu eğilim, tüketicinin deneyim ve içerik odaklı hediyelere olan ilgisinin kalıcı hale geldiğine işaret ediyor. Kişiselleştirme Satın Alma Kararını Hızlandırıyor Hediye alışverişinde özel mesaj ekleme, hediye paketleme ve kişiselleştirilmiş ürün önerileri gibi deneyimler, Sevgililer Günü döneminde satın alma kararını hızlandıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Kısa süreli ancak yüksek hacimli bu dönemde, sunulan alışveriş deneyiminin satış performansı üzerinde doğrudan etkili olduğu görülüyor.ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### E-Ticarette Yeni Oyun Kurucu: Yapay Zeka E-ticaretin Geleceği Yapay Zeka ile Yeniden Yazılıyor Türkiye’de e-ticaret, yapay zekanın etkisiyle yalnızca büyüyen bir sektör olmaktan çıkıp baştan yazılan bir ekosisteme dönüşüyor. Rekabetin doğası hızla değişirken, artık fark yaratan unsur ürün çeşitliliği ya da kampanyalar değil; veriyi okuyabilen ve bunu aksiyona dönüştürebilen sistemler oluyor. Bu yeni düzende markalar için belirleyici olan, yapay zekayı kullanıp kullanmadıkları değil, onu ne kadar stratejik ve bütünsel bir şekilde iş süreçlerine entegre edebildikleri. ideasoft Ürün ve Yazılım Direktörü Şenol Özbek’e göre, yakın gelecekte iyi site kurmak yetmeyecek; yapay zekayı doğru yöneten markalar rekabette öne geçecek. 5 yıl sonra ise; e-ticaret siteleri değil, yapay zeka asistanları satış yapacak. E-ticaret dünyası, bugüne kadar alışık olunan tüm dinamiklerin ötesine geçen yeni bir dönüşümün eşiğinde. Ürün, fiyat ve kampanya rekabetinin yerini artık veri, hız ve akıllı sistemler alıyor. Yapay zekanın yükselişiyle birlikte e-ticaret siteleri yalnızca birer satış kanalı olmaktan çıkarken, karar veren, öneren ve hatta satın alma sürecini yöneten yapılara dönüşüyor. ideasoft Ürün ve Yazılım Direktörü Şenol Özbek, bu değişimin yüzeysel bir teknoloji trendi olmadığını vurgulayarak, “E-ticarette yeni dönem çoktan başladı. Kurallar değişti, oyuncular değişiyor. Bu yeni oyunda kazananlar da, teknolojiyi izleyenler değil; onunla birlikte hareket edenler olacak. E-ticarette artık mesele dijital vitrinin ne kadar iyi olduğu değil, arka planda çalışan aklın ne kadar güçlü olduğu. Bu yeni dönemde markalar için asıl rekabet alanı, yapay zekayı ne kadar doğru yönettikleri olacak. Eskiden e-ticarette büyümek, büyük ekipler ve ciddi operasyonel yük gerektiriyordu. Bugün ise yapay zeka sayesinde küçük işletmeler bile büyük oyuncularla aynı rekabet sahasında yer alabiliyor. Çünkü artık yarış, insan gücüyle değil; veriyle ve doğru kararlarla kazanılıyor” dedi ve ekledi: KOBİ’ler İçin Hızlı ve Ölçülebilir Dönüşüm “Yapay zekanın e-ticarete entegrasyonunda en dikkat çekici nokta, kısa sürede somut sonuçlar alınabilmesi. Ürün içeriklerinden reklam performansına, müşteri hizmetlerinden öneri sistemlerine kadar pek çok alanda hızlı geri dönüş sağlanabiliyor.Bu durum, özellikle sınırlı kaynaklarla büyümeye çalışan işletmeler için önemli bir avantaj sunuyor. Çünkü yapılan yatırımların etkisi kısa sürede ölçülebiliyor ve stratejiler buna göre hızla güncellenebiliyor.” Pek Çok Kritik Süreç, İnsan Müdahalesine İhtiyaç Duymadan Yönetilebiliyor E-ticaretin geçmişinde başarı, operasyonel gücün etkin yönetimine bağlıydı. Ancak bugün yaşanan kırılım, bu denklemi tamamen değiştiriyor. Yapay zeka artık yalnızca işleri hızlandıran bir araç değil; doğrudan karar alan, riskleri öngören ve süreci optimize eden bir yapı haline geliyor. Stok planlamasından sipariş anomali tespitine kadar pek çok kritik süreç, insan müdahalesine ihtiyaç duymadan yönetilebiliyor. Bu durum, şirketlerin sadece daha hızlı değil, aynı zamanda daha doğru kararlar almasını sağlıyor. Böylece rekabetin odağı operasyonel kapasiteden, karar kalitesine kayıyor. Kişiselleştirmenin Yeni Tanımı: Herkese Farklı Mağaza Dijital tüketicinin beklentileri değiştikçe, kullanıcı deneyimi de yeniden tanımlanıyor. Artık tüketiciler, kendilerine özel hazırlanmış bir alışveriş deneyimi görmek istiyor. Yapay zeka destekli sistemler sayesinde her kullanıcıya farklı bir vitrin sunulabiliyor; ilgi alanlarına, davranışlarına ve geçmiş alışverişlerine göre şekillenen dinamik bir deneyim yaratılıyor. Şenol Özbek, bu noktada markalar için kritik bir uyarıda bulunarak, “Kişiselleştirme artık bir rekabet avantajı değil, sektör standardı. Bunu sunamayan markalar, herkese aynı ürünü sergileyen fiziksel mağazalar gibi görünür hale geliyor.” ifadelerini kullandı. Pazarlamada Yeni Dönem, Algoritmalar Sahneye Çıkıyor Pazarlama dünyası da yapay zekayla birlikte köklü bir değişimden geçiyor. Artık kampanyalar, insan sezgisine dayalı kararlarla değil; veriye dayalı algoritmalarla yönetiliyor. Hedef kitle belirlemeden kreatif optimizasyona, bütçe dağılımından performans analizine kadar tüm süreçler yapay zeka tarafından yönetilebiliyor. Bu dönüşüm, özellikle sınırlı bütçelerle büyümeye çalışan KOBİ’ler için önemli bir denge unsuru yaratıyor. Çünkü rekabet, harcanan bütçeden çok, verinin ne kadar doğru kullanıldığıyla belirleniyor. İçerik Üretiminde Hız Çağı Başladı E-ticaretin en zorlu alanlarından biri olan içerik üretimi, üretken yapay zeka sayesinde köklü bir dönüşüm yaşıyor. Binlerce ürün için açıklama yazmak, kampanya metni oluşturmak ya da görsel üretmek artık günler değil, dakikalar alıyor. Bu hız, rekabetin doğasını da değiştiriyor. Artık içerik üretmeyen değil, yavaş üreten geri kalıyor. Çünkü tüketiciye hızlı ulaşan, doğru mesajı anında veren markalar bir adım öne geçiyor. Müşteri Deneyimi Artık Satışın Kendisi Yapay zeka destekli yeni nesil chatbot’lar, müşteri hizmetleri anlayışını tamamen dönüştürüyor. Bu sistemler yalnızca soruları yanıtlayan pasif araçlar değil; aktif şekilde satış sürecine katılan, öneriler sunan ve müşteri davranışlarını analiz eden akıllı asistanlar haline geliyor. Böylece müşteri deneyimi, maliyet merkezi olmaktan çıkarak doğrudan gelir üreten bir yapıya dönüşüyor. Markalar için en kritik temas noktalarından biri olan müşteri hizmetleri, artık satış stratejisinin merkezine yerleşiyor. 5 Yıl Sonra E-ticaret Siteleri Değil, Yapay Zeka Asistanları Satış Yapacak Özbek, şöyle devam etti: E-ticaretin geleceğinde üç temel kırılım öne çıkıyor. Baştan sona yapay zeka ile tasarlanmış platformlar, insan müdahalesinin minimuma indiği otonom pazarlama sistemleri ve kullanıcı adına alışveriş yapan yapay zeka asistanları, sektörün yeni gerçekliği haline geliyor. Yani 5 yıl sonra e-ticaret siteleri değil, yapay zeka asistanları satış yapacak. Bu dönüşümle birlikte tüketici davranışında da radikal bir değişim yaşanacak. Kullanıcılar artık onlarca site arasında gezinmek yerine, kendi yapay zeka asistanlarına ihtiyaçlarını söyleyerek en doğru ürünü seçmesini bekleyecek. “E-ticaret Artık Yapay Zekanın Kendisi” Yapay zeka artık e-ticaretin bir parçası değil, doğrudan kendisi haline geliyor. Bu dönüşümde kazananlar, yapay zekayı kullananlar değil; onunla birlikte çalışan, süreçlerini bu doğrultuda yeniden kurgulayan markalar olacak.” ideasoft:2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### Ecom Brands 100 Araştırmasında Birincilik Mamajoo’nun Türkiye’nin anne ve bebek ürünleri alanındaki öncü markalarından Mamajoo, WORLD EF eCommerce Awards 2026 kapsamında gerçekleştirilen Ecom Brands 100 araştırmasında Anne & Bebek kategorisinin birincisi seçildi. E-ticaret dünyasının en prestijli araştırmaları arasında gösterilen Ecom Brands 100’de elde edilen bu başarı, markanın tüketici nezdindeki güvenini ve sektördeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Milyonlarca ailenin tercihi olan Mamajoo, Ecom Brands 100 araştırmasında Anne & Bebek kategorisinde birinciliğe ulaşarak önemli bir başarıya imza attı. Tüketici güveni, marka gücü ve dijital performans kriterleriyle değerlendirilen araştırmada Mamajoo, kategorisinin en başarılı markası olarak öne çıktı. Mamajoo, biberondan emziğe, beslenme ürünlerinden anne destek ürünlerine kadar geniş ürün yelpazesiyle anne ve bebeklerin ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunuyor. Dijital Ticaretin En Güçlü Anne-Bebek Markası E-ticaret ekosisteminin nabzını tutan ve farklı kategorilerde tüketicilerin tercihlerini analiz eden Ecom Brands 100 araştırması, markaların dijital dünyadaki performansını, tüketici güvenini, marka bilinirliğini ve sektörel etkisini değerlendiriyor. Mamajoo’nun Anne & Bebek kategorisinde zirvede yer alması; yıllardır sürdürdüğü kalite odaklı yaklaşımın, yenilikçi ürün geliştirme anlayışının ve ebeveynlerle kurduğu güçlü bağın önemli bir göstergesi olarak öne çıktı. Milyonlarca Ailenin Güveni Bu Ödülle Taçlandı Bebeklerin sağlıklı gelişimini destekleyen, ebeveynlerin günlük yaşamını kolaylaştıran ürünler geliştirmeyi temel misyon edinen Mamajoo, yıllardır güvenli, kaliteli ve fonksiyonel ürünleriyle ailelerin tercih ettiği markalar arasında yer alıyor. Elde edilen birincilik ödülü, yalnızca ticari bir başarı değil; aynı zamanda milyonlarca anne ve babanın markaya duyduğu güvenin de somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. “Bu Başarıyı Bize Güvenen Ailelerle Birlikte Kazandık” Mamajoo Kurucu Ortağı Ayla Müstecaplıoğlu, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “WORLD EF eCommerce Awards kapsamında gerçekleştirilen Ecom Brands 100 araştırmasında Anne & Bebek kategorisinin birincisi seçilmek bizim için büyük bir gurur. Bu ödül, yalnızca markamızın başarısını değil, yıllardır bize güvenen ailelerin desteğini ve ekibimizin özverili çalışmalarını da temsil ediyor. Mamajoo, bebeklerin sağlıklı gelişimini destekleyen, ebeveynlerin yaşamını kolaylaştıran ürünler geliştirmeye devam ediyor. Tüketicilerimizin güvenini korumak ve onların ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler sunmak en büyük motivasyonumuz. Bu değerli başarıda emeği bulunan çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve bizi tercih eden tüm ailelere teşekkür ediyoruz.” Mamajoo Hakkında: Türkiye’de bebek ürünleri sektörünün en prestijli ve köklü firmalarından Grup Baby Şirketler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Mamajoo, 2012 yılında premium kalitede bebek beslenme ve emzirme ürünleri tasarlamak ve üretmek amacıyla yola çıkmıştır. Türkiye’nin ilk ve tek Gold biberonunu ve bebeklerde gaz oluşumunu azaltmaya yardımcı anti-kolik valf sistemine sahip ilk biberon emziğini geliştiren marka; steril edilebilir saklama kutulu ürünler, ortodontik emzikler ve beslenme kaşıkları gibi kullanıcı ve çevre dostu tasarımlarıyla sektörde öncü bir konumdadır. Mamajoo ayrıca, dünyanın önde gelen biberon ve emzik üreticilerinin yer aldığı WBT’de (Dünya Biberon ve Emzik Üreticileri Birliği) yer alan tek Türk üretici marka olmuştur. Annelerin 1. tercihi seçilen Mamajoo, Türkiye ve Avrupa’nın ilk ve tek elektronik USB göğüs pompalarını üretmiştir. Mamajoo 5 İşlevli Sterilizatör & Kurutucu ürünü ise Almanya’da 2016 yılından bu yana kategorisinde “En İyi Ürün” seçilmektedir. 2021 yılında Türkiye’nin ilk gece & gündüz biberonları ve emziklerini üreten Mamajoo, ebeveynlerin günün her saatinde kullanım deneyimini kolaylaştıran yenilikçi çözümler sunmaktadır.  En yüksek kalitede bebek ürünleri sunan dünya markası olma hedefi ile yola çıkan Mamajoo, ilk ihracatını 2013 yılında Çin’e gerçekleştirmiş ve 2014 yılından bu yana Almanya’nın Köln şehrinde kurduğu Mamajoo GmbH şirketi kanalıyla ürünlerini Avrupalı tüketicilere ulaştırmaktadır. Amazon Avrupa’da satılan ilk Türk bebek beslenme ve bakım markası olması, Alman havayolu şirketleri Lufthansa ve EuroWings’in 2016 yılından bu yana bebekli yolcuları için Mamajoo biberonu tercih etmesi ve dünyanın farklı ülkelerine yaptığı ihracatlar sonucu Mamajoo, İhracat 2016 Zirvesi’nde binlerce firma arasından “Sınır Tanımayan İhracat Şampiyonu” ödülüne layık görülmüştür. Bugün Mamajoo; Çin, Almanya ve İtalya başta olmak üzere 20’den fazla ülkeye ihracat yapmıştır. Mamajoo ürünleri (birkaç ürün ve aksesuarlar dışında), Mamajoo Sağlık Ürünleri A.Ş. tarafından Türkiye’de tasarlanıp üretilmektedir. Üretim sürecinde Avrupa menşeli, Bisfenol-A (BPA) ve Fitalat içermeyen gıdaya uygun hammaddeler kullanılmaktadır. Tüm ürünler, en son Japon ve Alman makine - kalıp teknolojileriyle, ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemi belgeli tesislerde dünya standartlarında üretilmektedir. Mamajoo ürünleri; güncel AB ve Türk standartları düzenlemelerine uygun olarak üretilmekte olup, bu uygunluk bağımsız uluslararası test kuruluşları tarafından onaylıdır. #### ECOM BRANDS 100: Başarılı e-ticaret markaları ödüllendirildi Küresel e-ticaret, perakende ve yapay zeka etkinliği WORLDEF ISTANBUL’da en başarılı e-ticaret markalarını ödüllendirildi. “ECOM BRANDS 100” ödülleri için 33 kategoride 365 e-ticaret markası değerlendirildi ve en başarılı 100 e-ticaret markasına ödül verildi. WORLDEF ISTANBUL 2026 kapsamında Yenikapı Etkinlik Alanı’nda en başarılı e-ticaret markaları için “ECOM BRANDS 100” ödül töreni düzenlendi. Sürat Kargo’nun ana partnerliğiyle düzenlenen tören, WORLDEF ISTANBUL’un Future Commerce Stage sahnesinde e-ticaret ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. Dijital ticarette gerçek performans gösteren markaları öne çıkarmak amacıyla hayata geçirilen ECOM BRANDS 100, kategori bazlı yarışma ve oylama platformu olarak Türkiye’nin başarılı e-ticaret markalarını görünür kıldı. Performans odaklı değerlendirme yaklaşımıyla algıya değil; gerçek büyüme, ölçek, etki ve dijital ticarette ortaya konan başarıya odaklanan platform, sektörün lider markalarını ödüllendirdi. Ömer Nart: Bu bizim sektöre karşı bir sorumluluğumuzdu Ödül törenine e-ticaret markalarından üst düzey davetliler, sektör temsilcileri, iş ortakları ve dijital ticaret ekosisteminin önemli paydaşları katıldı. Tören boyunca gerçekleştirilen müzik, dans ve illüzyon gösterileri geceye renk katarken, ödül alan markalar Future Commerce Stage’de büyük alkış topladı. Ödül töreninde konuşan WORLDEF CEO’su Ömer Nart, dijitalde varlığını sürdüren şirketlerin aha önce böyle bir organizasyonda ödüllendirilmediğine dikkat çekerek, “Bu bizim sektöre karşı bir sorumluluğumuzdu. Her sene bu listeye girenleri ödüllendireceğiz.” dedi. ECOM BRANDS 100 kapsamında 33 kategoride 365 marka oylamaya katıldı. Oylama sonucunda dereceye giren 100 marka, WORLDEF ISTANBUL 2026 sahnesinde ödüllerini aldı. Türkiye genelinde dijital ticaretin geleceğini şekillendiren markaların yer aldığı organizasyon, e-ticaret ekosisteminde başarıyı, yenilikçiliği ve sürdürülebilir büyümeyi ödüllendiren önemli bir buluşma oldu. Yarışma kategorileri geniş bir ekosistemi kapsadı ECOM BRANDS 100’de kadın giyim, erkek giyim, iç giyim & pijama, bebek & çocuk giyim, kadın ayakkabı, erkek ayakkabı, çanta, cilt bakım, makyaj, saç bakım, parfüm & deodorant, oto aksesuar & araç içi ürünler, halı & kilim, züccaciye & mutfak, ev dekorasyon, ev mobilya, ev gereçleri & düzenleyiciler, bahçe & dış mekan mobilyası, çalışma odası & ofis mobilyası, oyuncak, spor giyim, hobi & müzik & sanat, ev & temizlik, petshop, yapı market, hediyelik & parti malzemeleri, vitamin & supplement, sağlıklı atıştırmalık & diyet gıda, takı & aksesuar, gıda, atıştırmalık ve içecek ile tesettür giyim & şal gibi farklı kategorilerde markalar yarıştı. WORLDEF, ECOM BRANDS 100 ile e-ticaret ekosisteminde mükemmeliyeti ödüllendirmeyi ve başarılı markaların görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. WORLDEF ISTANBUL 2026 kapsamında ilk kez düzenlenen organizasyonun, bundan sonra her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilmesi ve e-ticaret markalarının başarılarını ödüllendiren güçlü bir endeks haline gelmesi planlanıyor. ECOM BRANDS 100, dijital ticarette performans gösteren markaları keşfetmek, kategoriler arasında öne çıkan oyuncuları belirlemek ve sektörün liderlerini topluluk odaklı bir seçim modeliyle görünür kılmak amacıyla hayata geçirildi. WORLDEF’in 10. yılında başlayan bu yeni gelenek, her yıl Türkiye e-ticaret ekosisteminin gelişimine katkı sunan markaları ödüllendirmeye devam edecek. *** Detaylar: https://worldef.com/awards/ #### Ekonomik Belirsizlikleri Bulut ERP ile Avantaja Çevirin Ekonomik dalgalanmaların işletmeler üzerindeki etkisi giderek artarken, bulut tabanlı ERP çözümleri KOBİ’ler için güvenli bir liman haline geliyor. Merkezi veri yönetimi ve anlık raporlama imkanı sunan sistemler, işletmelerin nakit akışını, maliyetlerini ve karlılıklarını daha net görmelerini sağlıyor. Faiz oranlarındaki düşüşle birlikte teknoloji yatırımlarına erişim kolaylaşırken, DİA Bulut ERP çözümleri KOBİ’lere hem maliyet kontrolü hem de stratejik karar desteği sunuyor. Bulut altyapısının donanım yatırımı gerektirmemesi, hızlı erişim ve güvenli veri saklama özellikleriyle işletmelere riskleri minimize etme fırsatı sunduğunu vurgulayan DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, şunları söyledi: “Finansal belirsizlik dönemlerinde bulut ERP çözümleri, işletmeler için vazgeçilmez bir araç haline geliyor. Anlık raporlama, esnek modüler yapı ve güvenli veri yönetimi sayesinde KOBİ’ler kaynaklarını verimli kullanırken stratejik kararlarını daha güvenle alabiliyor. Faiz oranlarındaki düşüşle birlikte KOBİ’lerin teknoloji yatırımlarına erişimi de kolaylaştı. Bu dönemde DİA Bulut ERP’nin muhasebe, stok-depo, üretim ve e-fatura çözümleriyle işletmelere operasyonel verimlilik kazandırmaya ve ekonomik belirsizliklere karşı direnç geliştirmelerine katkı sunmaya devam ediyoruz.” DİA Yazılım, sunduğu ölçeklenebilir yapısıyla farklı sektörlerden her büyüklükteki işletmenin ihtiyaçlarına yanıt verebiliyor. Böylece KOBİ’ler sadece bugünün değil, geleceğin iş dünyasında da rekabet güçlerini artıracak teknolojik altyapılara sahip oluyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. https://www.dia.com.tr/ #### Ekoten’e 2025 Just Style Excellence Awards’tan İnovasyon Ödülü Atık Suyun %65’i Yeniden Kullanıma Kazandırıldı, Hedef %90 Sürdürülebilir üretim teknolojilerinde öncü çalışmalarıyla global tekstil endüstrisinde örnek gösterilen Ekoten Tekstil, 2025 Just Style Excellence Awards’ta “İnovasyon – Atık Su Geri Kazanımı” kategorisinde ödül kazandı. Atık suyun geri kazanımıyla birlikte, kimyasal kullanılmadan yapılan çevreci arıtma yöntemleri sayesinde alkalinite, KOI, BOI, askıda katı madde ve yağ-gres gibi kirleticilerin doğaya karışması önleniyor. Projenin performans sonuçları TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) tarafından da doğrulandı. Just Style Excellence Awards, tekstil endüstrisinin sürdürülebilirlik ve yenilikçilik alanlarındaki en önemli başarılarını ödüllendiren prestijli bir etkinlik. "İnovasyon – Atık Su Geri Kazanımı" kategorisi ise; su kaynaklarının verimli kullanımı ve atık suyun geri kazanımı konusunda yapılan yenilikçi çözümleri ödüllendirir. Bu ödül, hem sektördeki gelişmeleri hem de çevresel farkındalığı artırma noktasında önemli bir platform oluşturuyor. Ekoten, özellikle boyama proseslerinde geliştirdiği yüksek oranlı atık su geri kazanımı, kimyasal içermeyen arıtma yöntemleri ve ileri filtrasyon sistemleriyle dikkat çekiyor. Şirketin 45 günlük pilot uygulaması sonucunda 48.000 m³’ten fazla atık su arıtılarak yeniden kullanıma kazandırıldı. Bu sayede boyahanenin günlük su ihtiyacının yaklaşık %65’i geri kazanılan sudan sağlandı. Ekoten, 2025 yılı sonuna kadar geri kazanım oranını %90’ın üzerine çıkarmayı, orta vadede ise sıfır atık su deşarjı hedefine ulaşmayı amaçlıyor. Ekoten Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Öztürk, ödülle ilgili “Ekoten olarak, suyun döngüselliğini esas alan üretim anlayışımızla tekstil sektörüne ilham vermeyi hedefliyoruz. Atık su geri kazanımı projemiz, yalnızca çevre performansımızı değil, aynı zamanda kaynak verimliliğimizi de güçlendiriyor. Bu ödül, inovasyonu sürdürülebilirliğin merkezine koyan yaklaşımımızın uluslararası alanda takdir gördüğünün göstergesi. Bu çalışmamızla bir biyoteknoloji girişimiyle iş birliği içinde geliştirerek sektörel bilgi paylaşımına katkı sağlıyoruz. Aynı zamanda çalışan farkındalığını artırmak ve sürdürülebilirlik bilincini kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirmek amacıyla çeşitli iç iletişim ve eğitim projelerini de hayata geçirdik.” şeklinde konuştu. Sun Tekstil A.Ş. Hakkında: Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan Sun Tekstil, 1987 yılından bu yana global markalara kadın giyim koleksiyonları tasarlıyor, üretiyor ve tedarik ediyor. İzmir’deki üretim tesisi ve konfeksiyon tedarikçileri aracılığıyla ayda 3 milyon adetin üzerinde üretim gerçekleştiren şirket, her ay 1000’e yakın yeni tasarım geliştiriyor ve üretiminin %90’ını ihraç ediyor. Avrupa ülkeleri, İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasına ürün gönderen Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil, ihracatçı kimliğiyle öne çıkıyor.  Her büyük müşteri grubuna özel bir satış ekibi ve 3 farklı ülkede hizmet veren 5 tasarım ofisine sahip olan Sun Tekstil, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre tasarım yapıyor. Şirketin en büyük müşterileri arasında Inditex grubu, H&M, Jimmy Key, Tesco, Kiabi, Marks&Spencer ve Next yer alıyor. Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK gibi bağlı ortaklıklarıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren Sun Tekstil, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan hazır giyim firması olan Sun Tekstil, 2024 yılı itibari ile konsolide 345 milyon Euro ciroya ulaşarak aktif büyümesini sürdürdü. #### Elektraweb ve Fikäfi’den Otelcilikte Doğrudan Gelirleri Ortalama %50 Artıracak İş Birliği Türkiye’nin lider otel programı Elektraweb, ödeme orkestrasyon platformu Fikäfi’yi tüm sistemine dâhil ettiğini açıkladı. Bu iş birliği ile konaklama rezervasyonlarında tamamlanamayan satın alma süreçleri belirlenerek otellerin doğrudan gelirlerinde artış hedefleniyor. 5 bin 800’den fazla otel, rezervasyon aşamasında kaybedilen ve "gölge misafir" olarak adlandırılan potansiyel gelirleri ilk kez geri kazanma imkânına kavuşacak. Konaklama sektöründe rekabet yoğunlaşırken, oteller doğrudan rezervasyonları artırmak için ciddi pazarlama yatırımları yapıyor. Ancak rezervasyon yolculuğunun en kritik anı olan ödeme adımında yaşanan küçük bir aksaklık, tüm bu yatırımın sessizce kaybedilmesine yol açabiliyor. Reddedilen bir kart, eksik doğrulama ya da teknik bir kesinti… Misafir neredeyse rezervasyonu tamamlamışken süreç yarıda kalıyor ve çoğu zaman başka bir seçeneğe yönelebiliyor. Elektraweb’in tüm sistemine dâhil ettiği Fikäfi sistemi, “gölge misafir” kaynaklı gelir kaybını görünür ve yönetilebilir hale getiriyor.Fikäfi’nin ödeme orkestrasyon katmanının Elektraweb platformuna entegre edilmesiyle 5 bin 800’den fazla otel ödeme sürecinin tamamında gerçek zamanlı görünürlük ve müdahale imkânına kavuşacak. “Gölge Misafirler” Artık Saklanamayacak Sektörde “gölge misafir” olarak tanımlanan ve rezervasyonu neredeyse tamamladığı halde ödeme adımında takılan potansiyel konuklar, bugüne kadar sistemlerin radarına girmiyordu. Yeni entegrasyon sayesinde oteller yalnızca onaylı rezervasyonları değil; bekleyen, süresi dolmak üzere olan ya da ödeme aşamasında başarısız olan işlemleri de anlık olarak izleyebilecek. Böylece misafir başka bir kanala yönelmeden önce yeniden sürece dahil edilebilecek. İlk Sonuç: İki Haftada %58 Doğrudan Gelir Artışı Bu modelin sahadaki ilk sonuçları dikkat çekici. Suudi Arabistan’da 15 tesise sahip bir Fikäfi müşterisi, entegrasyonun ilk iki haftasında doğrudan gelirlerinde yüzde 58 artış sağladı. Bu başarı, Elektraweb’in çözümü tüm portföyüne yayma kararında belirleyici oldu. Tek Entegrasyonla Misafir Etkileşiminde Tam Görünürlük Elektraweb Kurucusu ve CEO’su Kemal Oral, iş birliğinin stratejik önemini şu sözlerle değerlendirdi: “Her zaman hizmet verdiğimiz otellerin en büyük uluslararası zincirlerle aynı teknolojik avantaja sahip olması gerektiğine inandık. Fikäfi’nin ödeme orkestrasyon katmanını platformumuza entegre ederek, rezervasyon kararı anından itibaren her misafir etkileşimi üzerinde tam görünürlük ve harekete geçme araçları sunuyoruz. Bu, Elektraweb için yalnızca teknik bir entegrasyon değil; platformumuzdaki her otel için kaybettiklerini bilmedikleri geliri geri kazanma fırsatıdır.” Fikäfi Kurucu Ortağı ve CEO’su Andre Privateer ise ödeme duvarının arkasında kalan devasa bir potansiyelin olduğunu vurgulayarak, "Oteller potansiyel misafirlere ulaşmak için büyük harcamalar yapıyor ancak ödeme noktasındaki aksaklıkları göremiyorlardı. Elektraweb ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde bu 'kör noktayı' ortadan kaldırıyoruz." dedi. Konaklama sektöründe ödeme altyapıları çoğu zaman farklı bankalar, PSP’ler ve yerel regülasyonlar nedeniyle parçalı bir yapı sergiliyor. Yeni bir pazara açılmak, çoğu zaman yeni banka ilişkileri ve karmaşık uyum süreçleri anlamına geliyor. Fikäfi’nin ödeme orkestrasyon katmanı bu dağınık yapıyı tek bir entegrasyon altında toplayarak hem yerel hem uluslararası ödeme yöntemlerini destekliyor, uyumluluk gereksinimlerini karşılıyor ve mutabakat süreçlerini otomatikleştiriyor. Böylece Elektraweb, yalnızca gölge misafir sorununu çözmekle kalmıyor; aynı zamanda küresel büyüme önündeki ödeme engellerini de ortadan kaldırıyor. Rezervasyon Motorundan Daha Fazlası Rezervasyon sistemlerinde yeni dönem artık operasyonel akışın sorunsuz ilerlemesinden ibaret değil. Asıl fark, görünmeyen kaybı ortaya çıkaran ve geliri geri kazandıran teknolojilerde yaratılıyor. Elektraweb ve Fikäfi iş birliği, ödeme sürecini rezervasyon deneyiminin merkezine taşıyarak konaklama sektöründe yeni bir standart oluşturuyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. Fikäfi Hakkında: Konaklama sektörü için özel olarak tasarlanmış, ödeme odaklı misafir ilişkileri ve gelir geri kazanımı sağlayan bir ödeme orkestrasyon platformudur. #### Elektraweb, Kıbrıs Turizminin Devlerinden Acapulco’nun Dijital Altyapısını Güçlendiriyor Kuzey Kıbrıs’ın en köklü ve büyük tatil komplekslerinden biri olan Acapulco Resort Convention Spa Hotel, dijitalleşme yolculuğunda tercihini Elektraweb çözümlerinden yana kullandı. Misafir deneyimini en üst seviyeye taşımayı hedefleyen otel, Elektraweb altyapısıyla operasyonel süreçlerini daha hızlı, entegre ve verimli hale getiriyor. Akdeniz’in incisi Kıbrıs’ta yer alan ve geniş konaklama kapasitesi, aquaparkı, kongre merkezi ve casino gibi çok yönlü hizmetleriyle öne çıkan Acapulco Resort Convention Spa Hotel, yılda binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Bu büyük operasyonun kesintisiz ve kusursuz yönetimi için güçlü bir dijital altyapı ihtiyacı, Elektraweb iş birliğiyle karşılandı. Turizmde uçtan uca dijital yönetim Elektraweb’in sunduğu web tabanlı otel yönetim çözümleri; rezervasyon, kanal yönetimi, gelir optimizasyonu ve müşteri ilişkileri süreçlerini tek bir platformda buluşturarak otellere önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Acapulco’da devreye alınan sistem sayesinde, tüm operasyonlar merkezi bir yapı üzerinden anlık olarak yönetilebiliyor. “Kıbrıs turizmine değer katıyoruz” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Elektraweb Kurucusu ve CEO’su Kemal Oral, şunları söyledi: “Acapulco gibi bölgenin en önemli turizm yatırımlarından biriyle iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Elektraweb olarak hedefimiz, otellerin dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmak ve misafir memnuniyetini artıracak teknolojiler geliştirmek. Kıbrıs turizmi her geçen gün büyüyor ve biz de bu büyümeye güçlü altyapımızla katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Büyüyen turizmde dijitalleşme kritik rol oynuyor Artan rekabet, değişen müşteri beklentileri ve çok kanallı satış yapısının yaygınlaşması, otelleri daha akıllı ve entegre sistemlere yönlendiriyor. Elektraweb, sunduğu yenilikçi çözümlerle yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da turizm sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyor. Acapulco Resort Convention Spa Hotel ile hayata geçirilen bu iş birliği, Elektraweb’in uluslararası büyüme stratejisinin de önemli bir adımı olarak öne çıkıyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000’den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Elektraweb'den Yazılım İhracatı Hamlesi Yerli otel yazılımı Elektraweb, yurtdışı açılımına hız kesmeden devam ediyor. Azerbaycan’da başarıyla uygulanan distribütörlük modeli şimdi Gürcistan, Rusya ve Yunanistan gibi pazarlarda da devreye alındı. Elektraweb, otelcilik yazılımı alanında dijital dönüşümü mümkün kılan teknoloji gücünü, distribütör ağı ile dünya çapına taşımayı hedefliyor. Türkiye’nin lider bulut tabanlı otel yazılımı Elektraweb, yurtdışı pazarlarına açılmak için geliştirdiği distribütörlük modelini hızla genişletiyor. Azerbaycan’da başlayan distribütörlük başarısını bölgesel genişlemeyle sürdüren Elektraweb, şimdi de Gürcistan, Yunanistan ve Rusya’da otelcilik sektörünü dijitalleştiriyor. Elektraweb Ceo’su Kemal Oral, “Fiyat-performans açısından rakipsiz teknolojimizi yerel distribütörlerle birlikte dünyaya taşıyoruz,” diyerek globalleşme hedeflerini açıkladı. Türk Yazılımı Dünya Otellerinde: Elektraweb, Global Ağını Genişletiyor Oral, “Her ülkenin kendi mevzuatına hâkim, bölgesel dinamikleri bilen distribütörlerle çalışmak, Elektraweb’in farklı pazarlarda hızlı uyum sağlamasını kolaylaştırıyor. Biz, her ülkede yerel güçlerle birlikte büyümeye odaklandık. Bu sistemin ilk örneği olan Azerbaycan’daki başarımız, yeni pazarlara açılma kararlılığımızı pekiştirdi” dedi. Belirli Kriterleri Karşılayan Firmalara Distribütörlük Elektraweb’in distribütörlük sistemine göre, her pazarda distribütörlük hakkı belirli kriterleri karşılayan firmalara veriliyor. Ancak sadece Azerbaycan özelinde tek distribütörle çalışma şartı bulunuyor. Diğer ülkelerde birden fazla distribütör, gerekli teknik ve ticari şartlar sağlandığında sorun teşkil etmiyor. Yeni Hedefler: Afrika ve Balkan Ülkeleri Elektraweb, hali hazırda Almanya ile distribütörlük görüşmelerini sürdürüyor. Diğer hedef pazarlar arasında Afrika ülkeleri ve Balkan coğrafyası öncelikli olarak yer alıyor. Zaman farkı ve operasyonel farklılıklar nedeniyle ABD, kısa vadeli hedefler arasında üst sırada yer almıyor. Uygun Fiyat, Üst Düzey Teknoloji Oral, Elektraweb’in distribütörlük modeliyle birlikte sunduğu avantajları şöyle özetledi: “Distribütörlerimiz, kendi uygulamalarını Elektraweb ile entegre edebiliyor. Sistemin kurulumu ve otel ile entegrasyonu son derece pratik. Kendi segmentimizde fiyat-performans açısından en güçlü yazılımlardan biriyiz. Uygun fiyata, son teknolojiyi kullanıcılarımıza sunuyoruz. Bu da uluslararası pazarlarda rekabet avantajı yaratıyor.” Global distribütörlük modeli sayesinde Elektraweb, hem bölgesel iş birliklerini artırmayı hem de Türk mühendisliğiyle geliştirilmiş yazılımını dünya otelciliğiyle buluşturmayı sürdürüyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Elektraweb’den Restoranlara Çağ Atlatacak Yenilik Günümüz yeme-içme sektöründe sadece menü göstermek değil, tüm sipariş deneyimini uçtan uca yönetmek fark yaratıyor. Elektraweb’in geliştirdiği Akıllı Dijital Menü çözümü, restoran operasyonlarını sadeleştirirken müşteri memnuniyetini de artırmayı hedefliyor. QR menülerin ötesine geçen bu sistem, sipariş yönetiminden mutfak üretim süreçlerine kadar birçok adımı akıllandırıyor. Restoran işletmeciliğinde sipariş süreçlerinin hızlanması, hatasız ilerlemesi ve kişiselleştirilmiş bir müşteri deneyimi sunulması artık yalnızca büyük zincirlerin değil, her ölçekten işletmenin gündeminde. Elektraweb’in geliştirdiği Akıllı Dijital Menü, bu beklentilere sade ama etkili bir çözüm sunuyor. QR menüler artık sıradan bir detay olmaktan çıkıyor. Elektraweb’in yeni nesil dijital menü sistemi, restoranlardaki tüm sipariş sürecini akıllı algoritmalarla dönüştürerek sektöre yeni bir standart getiriyor. Akıllı Dijital Menü sistemi, siparişlerin kişiselleştirilmesini sağlarken mutfakta üretim hızını artırıyor, garsonların iş yükünü azaltıyor ve satışları optimize ediyor. İşletmelere sadece zaman değil, aynı zamanda gelir kazandırıyor. Her aşamada akıllı yönlendirme Misafirler, dijital menü üzerinden ürünleri ister görselli ister sade formatta inceleyebiliyor. Ürün içerikleri, alerjen bilgileri, saklama koşulları ve pişirme tercihleri gibi detaylar şeffaf şekilde sunuluyor. Sistemin en güçlü yönlerinden biri ise, sipariş esnasında kullanıcıyı doğru ve hızlı yönlendirmesi. Örneğin, Türk kahvesi siparişinde “sade, orta, şekerli” gibi adımlar otomatik olarak devreye giriyor. Böylece hem yanlış sipariş riski azalıyor hem de servis hızı artıyor. Mutfakta kartlı üretim ekranı, garsonda mobil kolaylık Bu sistem yalnızca misafir için değil, garsonlar için de kullanımı kolay bir yapı sunuyor. Siparişler mobil veya sabit cihazlar üzerinden hızlıca alınarak doğrudan mutfağa iletiliyor. Mutfakta ise siparişler, kart yapılı dijital ekranlarda görüntüleniyor. Bu yapı sayesinde üretim süreci düzenli bir şekilde ilerliyor, iletişim kaynaklı hatalar minimize ediliyor. Yapay zekâ ile satış artırma imkânı Elektraweb’in Akıllı Dijital Menü sistemi, aynı zamanda yapay zekâ tabanlı bir öneri motoru da içeriyor. Müşterinin seçtiği ana yemeğe uygun içecek, yan ürün ya da tatlı seçenekleri otomatik olarak sunuluyor. Böylece hem ortalama sepet tutarı artıyor hem de kişiselleştirilmiş deneyim seviyesi yükseliyor. Elektraweb’in Akıllı Dijital Menü sisteminin öne çıkan özellikleri ise; Ürünler, içerik, alerjen ve pişirme bilgileri gibi detaylarla kapsamlı bir şekilde tanıtılır. Her ürüne özel olarak, zorunlu ve tercihe bağlı seçim adımlarıyla yönlendirme sağlanır. Misafirler ve garsonlar için etkileşimli sipariş ekranı sunularak kullanıcı deneyimi artırılır. Mutfakta kartlı sistemle düzenli ve takip edilebilir bir üretim süreci yürütülür. Yapay zekâ destekli satış öneri motoru sayesinde akıllı yönlendirmeler yapılırken, uçtan uca entegre süreç yönetimi ile operasyonel verimlilik en üst seviyeye taşınır. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Elektraweb’den Yapay Zekâ Destekli İtibar Yönetimi Oteller için dijital itibar artık yalnızca bir görünürlük meselesi değil, doğrudan rezervasyonları etkileyen stratejik bir unsur. Elektraweb’in yeni nesil İtibar Yönetimi modülü, bu ihtiyaca yapay zekâ destekli, çok katmanlı ve departman bazlı bir çözüm sunarak sektörde fark yaratıyor. Çevrimiçi itibar, konaklama tercihlerini doğrudan etkiliyor. Elektraweb, yapay zekâ tabanlı itibar yönetimiyle otellerin yorumlara hızlı ve profesyonel yanıtlar vermesini, sorunlara anında müdahale etmesini ve rakiplerine karşı avantaj kazanmasını sağlıyor. Elektraweb İtibar Yönetimi, otellerin dijital dünyadaki sesini daha dikkatli, bilinçli ve veriye dayalı biçimde yönetmesini olanak veriyor. Tüm Yorumlar, Tek Panelde, Anlık Takip Google, Tripadvisor, Booking.com, Expedia gibi platformlardaki yorumları gerçek zamanlı olarak toplayan Elektraweb İtibar Yönetimi, bu verileri yalnızca tercüme etmekle kalmıyor; olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırıyor, otel departmanlarına özel kriterlere göre analiz ediyor. Her yeni yorum geldiğinde sistem, ilgili ekipleri anında bilgilendiriyor. Eğer yorumu yazan misafir hâlâ otelde konaklıyorsa, sorun büyümeden müdahale imkânı doğuyor. Bu da memnuniyetsizliği hızla çözüme ulaştırmak ve misafir deneyimini dönüştürmek için ciddi bir fırsat yaratıyor. Yapay Zekâyla Güçlü ve Tutarlı Misafir Yanıtları Elektraweb’in yapay zekâ destekli yanıt asistanı, gelen yorumlara otelin kurumsal kimliğine uygun, misafirin dilinde profesyonel yanıtlar öneriyor. Bu özellik sayesinde, misafirlerle iletişim hızlı, saygılı ve kişiselleştirilmiş şekilde yürütülüyor. Aynı zamanda farklı ekip üyeleri yanıtları sistematik olarak yönetebildiği için marka tutarlılığı da korunuyor. Otellere kendi misafirlerinin gözünden kendilerini görme fırsatı Elektraweb İtibar Yönetimi yorumları sadece görmekle yetinmiyor, onları yapay zekâ ile analiz edip karar destek sistemine dönüştürüyor. Elektraweb İtibar Yönetimi modülü, otellere kendi misafirlerinin gözünden kendilerini görme ve iyileştirme fırsatı sunuyor. Departman Bazlı Performans Ölçümüyle Gerçekçi Veriler Modülün analiz ekranı, otelin tüm birimlerine dair detaylı performans verilerini sunuyor. Resepsiyon, restoran ya da kat hizmetleri gibi her birim; aldığı yorum sayısı, olumlu/olumsuz oranı ve yorumların içeriklerine göre ayrı ayrı değerlendiriliyor. Ayrıca ‘hizmet’, ‘hız’ veya ‘temizlik’ gibi kritik kriterlerdeki otel genel performansı da görselleştirilmiş grafiklerle takip edilebiliyor. Rakiplerle Günlük Karşılaştırma İmkânı Sistem yalnızca iç performansa değil, dış rekabete karşı da oteli konumlandırıyor. Bölgedeki diğer otellerle kıyaslamalı yorum ve puan analizleri, otelin pazardaki yerini net biçimde gösteriyor. Bu da yöneticilere stratejik kararlar almak için somut veri sağlıyor. Her An, Her Yerden Erişim Yorumlar sadece oteldeki bilgisayar ekranlarında kalmıyor. E-posta üzerinden gelen anlık bildirimlerle yöneticiler, yorumun kaynağını, içeriğini ve skorlamasını ofis dışında dahi detaylı biçimde görebiliyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Elif Özyıldırım - Haber Atölyesi / Ajans Başkanı Kurumsal Medya olarak, medya ilişkileri ve itibar yönetimi alanında uzmanlaşmış bir yapı kuran Haber Atölyesi’nin Ajans Başkanı Elif Özyıldırım ile sektörün bugününe ve geleceğine ışık tutan özel bir röportaj gerçekleştirdik. Haber Atölyesi PR Ajansı ile Medya İlişkileri ve İtibar Yönetimi Üzerine “Biz Hakkınızda Söylenenlerin Peşindeyiz” Haber Atölyesi’nin kuruluş hikayesi nasıl başladı? Haber Atölyesi olarak bir konuda derinleşmiş, odağını net belirlemiş bir yapı kurmak istedik. Kurumların PR hizmeti alma motivasyonunun temelinde medyada görünür olmak var. Ancak bu görünürlüğün nitelikli ve sürdürülebilir olması gerekiyor. Biz yalnızca “medya ilişkileri” alanına odaklanan, merkezine haberi koyan bir ajansız. Etkinlik organizasyonu, sponsorluk yönetimi ya da sosyal medya içerik üretimi gibi geniş bir hizmet yelpazesi yerine, gazeteci refleksiyle hareket eden bir yapı kurduk. Gündemi ve hizmet verdiğimiz sektörleri çok yakından takip ediyor, konudan kuruma ulaşan bir iletişim metodu izliyoruz. Yani önce gündemi okuyor, sonra markanın o gündem içinde söyleyebileceği sözü inşa ediyoruz. “Sadece medya ilişkileri” odağı sizi sınırlandırmıyor mu? Tam tersine güçlendiriyor. Uzmanlaşma bizi daha derin ve daha nitelikli kılıyor. Bir kurumun yaptığı her iş haber değildir. Bizim yaklaşımımız şu: “Bu yapılan iş nasıl haber değeri taşır hale gelir?” sorusunu soruyoruz. Gazeteci bakış açısıyla düşünüyor, içerikleri o filtreyle kurguluyoruz. Bu da hem medya tarafında güven oluşturuyor hem de markanın itibarını uzun vadeli besliyor. Ajans içindeki çalışma kültürünüzü nasıl tanımlarsınız? Bizim için en önemli unsur ekip. Haber Atölyesi’nde uzun yıllardır birlikte çalıştığımız çalışma arkadaşlarımız var. Bu durum yalnızca operasyonel bir kolaylık değil, aynı zamanda bir güven kültürü yaratıyor. Ajansı sıcak bir aile yapısına benzetiyorum. Çalışanlarımız bu yapının doğal bir parçası. Müşterilerimiz ise en kıymetli misafirlerimiz. Onları “müşteri” olarak değil, birlikte yol yürüdüğümüz paydaşlar olarak görüyoruz. İletişim sektöründe en büyük hata, işi yalnızca teknik bir süreç olarak görmek. Oysa iyi PR, insan ilişkisi yönetimidir. İçeride güçlü bir takım kurgulamazsanız dışarıya güçlü bir strateji sunamazsınız. Algı ve itibar yönetiminde başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz? Başarı bizim için uzun vadeli güven inşa etmek demek. Bir kampanya unutulabilir, bir reklam akıldan çıkabilir. Ancak güven duygusu yerleştiyse o marka kolay kolay sarsılmaz. İtibar yönetimi, kısa vadeli parlamalarla değil; süreklilikle kazanılır. Bir kurum sektörü adına söz söyleyebiliyorsa, yalnızca kendi çıkarı için değil sektörün gelişimi için de görüş üretebiliyorsa, objektif değerlendirmeler yapabiliyorsa; işte o zaman gerçek itibar inşa edilmiş olur. İletişim kurulabilir bir kurum olmak bugün en büyük değer. Başarılı bir medya stratejisinin temel unsurları nelerdir? Her şeyden önce güçlü ve gerçek bir hikâye gerekir. İlham verici ama aynı zamanda somut verilerle desteklenmiş bir başarı hikâyesi. İçeriğin güncel, gündemle paralel ve bir ihtiyaca çözüm üretiyor olması önemli. Ayrıca üst yönetimin medya iletişimini ciddiye alması gerekir. Eğer şirket ajandasında medya iletişimi üst sıralarda değilse, sürdürülebilir başarı sağlanamaz. Bir diğer önemli unsur da eşit mesafe. Bilgiyi eş zamanlı ve adil paylaşmak, yalnızca ihtiyaç duyduğumuzda değil medyanın bilgiye ihtiyaç duyduğu anda da erişilebilir olmak… Bu yaklaşım uzun vadede güçlü bir medya ilişkisi inşa eder. Dijitalleşme iletişim dünyasını nasıl dönüştürüyor? İletişim hem daha dijital hem daha insani olacak. Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik ve veri analitiği süreçleri dönüştürüyor. Ancak teknoloji tek başına yeterli değil. İnsanlar markalardan samimiyet ve toplumsal fayda bekliyor. Geleceğin kazananları teknolojiyi iyi kullanan ama insani bağ kurmayı ihmal etmeyen markalar olacak. Genç iletişimcilere ne tavsiye edersiniz? Meraklarını kaybetmesinler. İletişim yalnızca basın bülteni yazmak değildir. Psikoloji, sosyoloji, teknoloji, sanat… Hepsi bu mesleğin beslenme kaynakları. Ve en önemlisi: Güven. Bu sektörün en büyük sermayesi güven. Güveni koruyanlar uzun vadede her zaman kazanır. Türkiye’de markaların PR’a bakışı sizce son yıllarda nasıl değişti? Son 5–6 yılda çok net bir dönüşüm var. Eskiden PR daha çok “basın bülteni gönderelim, görünür olalım” yaklaşımıyla ele alınıyordu. Şimdi ise markalar itibarın, algının ve güvenin stratejik bir sermaye olduğunu daha iyi anlıyor. Özellikle dijitalleşme ve bilgiye erişimin hızlanmasıyla birlikte şeffaflık zorunlu hale geldi. Artık tek taraflı iletişim mümkün değil. Markalar da bunun farkında. PR, destekleyici bir araç olmaktan çıkıp yönetim stratejisinin bir parçası haline geliyor. Medya tarafında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Medya da dönüşüyor. İçerik üretim hızı arttı, gündem çok daha dinamik. Bu da nitelikli ve doğrulanmış bilgiye olan ihtiyacı artırdı. Gazeteciler artık yalnızca haber metni değil; veri, analiz ve yorum da bekliyor. Bu noktada ajansların sorumluluğu büyüyor. Biz içerik üretirken yalnızca görünürlük değil, gazetecinin işini kolaylaştırmayı da öncelik kabul ediyoruz. Çünkü sağlıklı bir medya ilişkisi karşılıklı güvenle mümkün. Kurumların en sık sorduğu soru ne oluyor? En sık duyduğumuz soru şu: “Ne yaparsak haber olur?” Aslında doğru soru şu olmalı: “Ne yaparsak değer üretiriz?” Çünkü haber değeri, yapılan işin toplumsal, sektörel ya da ekonomik bir karşılığı olduğunda oluşur. Biz markalara önce değer alanlarını tespit etmelerini öneriyoruz. Eğer gerçekten anlamlı bir katkı varsa, bu zaten doğru stratejiyle görünür olur. Bir markanın medya karşısında en büyük riski nedir? Tutarsızlık. Söylediğiyle yaptığı örtüşmeyen markalar çok hızlı güven kaybeder. Özellikle dijital çağda geçmiş açıklamalar saniyeler içinde bulunabiliyor. Bu nedenle iletişim stratejisi yalnızca dışarıya dönük değil, kurum içi uygulamalarla da uyumlu olmalı. İtibar, tek bir güçlü haberle kazanılmaz ama tek bir yanlış hamleyle zedelenebilir. Haber Atölyesi olarak bir projeye başlarken ilk adımınız ne oluyor? Önce dinliyoruz. Markanın hedeflerini, hassasiyetlerini, sektör dinamiklerini anlamadan strateji kurmuyoruz. Ardından gündem analizi yapıyoruz. Hangi başlıklar öne çıkıyor, hangi konular konuşuluyor, sektör hangi kırılma noktasında…Sonra markanın bu tablo içinde nerede durabileceğini belirliyoruz. Bizim için en kritik aşama bu konumlandırma çalışması. Ölçümleme ve başarı kriterleri konusunda nasıl bir yaklaşımınız var? PR’da başarı yalnızca “kaç haber çıktığı” değildir. Elbette nicelik önemli ama daha önemlisi niteliği. Hangi mecralarda yer alındı, nasıl bir söylemle aktarıldı, marka hangi başlıklarla anıldı, sektörel konumlanma güçlendi mi… Biz görünürlüğün yanında algıyı da ölçmeye çalışıyoruz. Çünkü asıl değer algıda oluşur. Yapay zekâ içerik üretimini nasıl etkileyecek? Yapay zekâ içerik üretim süreçlerini hızlandırıyor ama stratejik bakış açısının yerini alamaz. Veriyi analiz etmek, trendleri görmek, içerik taslağı oluşturmak mümkün. Ancak bir markanın hangi başlıkta söz söylemesi gerektiğini belirlemek hâlâ insani sezgi ve deneyim gerektiriyor. Bence gelecek; yapay zekâyı verimlilik aracı olarak kullanan ama karar aşamasında insan dokunuşunu koruyan ajansların olacak. İletişimde “samimiyet” sizce gerçekten mümkün mü, yoksa bu da bir strateji mi? Samimiyet strateji olarak kurgulanamaz. Eğer kurumun kültürü şeffaf ve açık değilse, iletişim diliyle bunu makyajlamak uzun vadede mümkün değil. Samimiyet içeriden başlar. Çalışan ilişkilerinden yönetim anlayışına kadar bir bütünlük gerekir. İletişim ise bu samimiyetin görünür hale gelmesini sağlar. PR ajanslarının gelecekteki rolü sizce nasıl şekillenecek? Ajanslar yalnızca “haber servis eden” yapılar olmaktan çıkacak. Daha fazla stratejik danışmanlık rolü üstlenecekler.Yönetim kurullarında itibar başlığı daha fazla konuşulacak. Risk analizi, gündem öngörüsü, söylem geliştirme gibi konular ajansların uzmanlık alanı olacak. Biz de Haber Atölyesi olarak bu dönüşümü yakından takip ediyor, uzmanlaşmış yapımızı stratejik danışmanlık boyutuyla daha da güçlendiriyoruz. 2026 ve sonrasına dair öngörünüz nedir? Eskiden kriz dönemlerinde ilk kesilen kalem iletişim bütçesi olurdu. Artık tablo değişti. Reklam, markanın kendisi hakkında söyledikleridir. PR ise başkalarının marka hakkında söyledikleridir. Günümüz dünyasında hakkınızda söylenenler çok daha belirleyici. Özellikle ekonomik dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde güven ve itibar her zamankinden daha kritik hale geliyor. Bu nedenle 2026 ve sonrasında PR’ın kurum ajandasında daha üst sıralarda yer alacağını düşünüyorum. https://www.haberatolyesi.com PR dünyasındaki stratejik dönüşümleri, yapay zekânın rolünü ve güven inşa etmenin önemini bizlerle paylaşan Sayın Elif Özyıldırım’a teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz. #### Embedded Insurance Girişimi Tamamlıyo, Nexrone Global Liderliğinde 4 Milyon Dolar Değerleme ile Yatırım Aldı Embedded insurance ( Gömülü Sigorta ) ve seyahat teknolojileri alanında faaliyet gösteren yerli girişim Tamamlıyo, yatırım turunda Nexrone Global liderliğinde 4 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Tura ayrıca, daha önce Tamamlıyo’nun kitle fonlama sürecine katılmış olan bireysel yatırımcılar da dahil oldu. Yatırım turuna katılan isimler arasında Fongogo kurucu ortağı Ali Çebi, Şamil Demir, Taner Selamioğlu, Sami Ergüneş, Selman Delil, Selim Gündoğan, Ahmet Taşpınar, Asteks Şirketi CEO’su Emre Akman ve Serpil Dedeoğlu ile Almanya’dan Melek yatırımcı Yeşim Çevik yer aldı. 2022 yılında kurulan Tamamlıyo, dijital platformlara entegre edilebilen embedded insurance ve yan gelir ürünleri geliştiriyor. Tek bir API ile bir çok ürünü entegre edebilen girişim, 20 farklı sigorta ürününü ve seyahat odaklı 7 ayrı hizmeti dijital işletmelerin kullanımına sunuyor. Bu ürünler arasında rötar sigortası, bilet iptal koruması, global rent a car, eSIM, fast track, lounge erişimi ve tüm dünyada geçerli seyahat sigortası gibi çözümler yer alıyor. Bugün itibarıyla 40’tan fazla seyahat uygulamasına entegre olan Tamamlıyo, 2024 yılı içerisinde API altyapısı aracılığıyla 1.250.000 kişiye sigorta teklifi sundu. Alınan bu yatırımla birlikte Tamamlıyo, ürün portföyünü yurt dışındaki platformlara taşıyarak küresel satış operasyonlarını başlatmayı hedefliyor. Öncelikli olarak Orta Doğu ve Avrupa’daki dijital seyahat platformlarında kullanılmak üzere bazı ürünlerin lansmanı planlanıyor. Embedded insurance nedir ? Gömülü sigorta (embedded insurance), kullanıcıların bir ürün veya hizmet satın alırken, o işlemle birlikte sunulan sigorta teklifine zahmetsizce ulaşabildiği bir modeldir. Örneğin, bir uçak bileti satın alırken aynı ekranda seyahat sigortasının da önerilmesi bu modele örnektir. Bu yöntem, sigorta sürecini ayrı bir platforma gitmeden, hızlı ve kullanıcı dostu hale getirir. Aynı zamanda işletmelere de yeni bir gelir kaynağı sunar. Küresel embedded insurance pazarının 2030 yılına kadar 700 milyar doları aşması bekleniyor. Nexrone Global Kurucu Ortağı Ersoy Soyer, yatırım süreciyle ilgili şu açıklamayı yaptı: “Tamamlıyo, sadece teknik entegrasyon kolaylığı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda iş ortaklarına yeni ve sürdürülebilir gelir fırsatları da sağlıyor. Gömülü sigortanın küresel ölçekteki büyümesinde etkili bir oyuncu olacağını düşünüyoruz.” Tamamlıyo Kurucu Ortağı Metin Öngüç ise şöyle konuştu: “İş ortaklarımıza, sigorta ve ek hizmetleri entegre ederek kullanıcılarına sundukları deneyimi zenginleştirme imkânı sunuyoruz. Bu yatırım sayesinde artık küresel platformlarda da çözüm sağlayan bir marka olarak(  komplet.io ) olarak yolumuza devam edeceğiz.” #### Emeğiniz Ortaklara Dağılabilir Türkiye’de miras yoluyla intikal eden ya da ortak mülkiyete konu olan arsa ve tarlalar üzerinde yapılan evler, çoğu zaman sahiplerine güven veriyor. Ancak tapu kayıtlarında yalnızca arsa ya da tarla olarak görünen taşınmazlar üzerinde kişisel imkanlarla inşa edilen yapılar, hukuki açıdan ciddi riskler barındırıyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, hisseli taşınmaz üzerine yapılan evlerin, gerekli hukuki koruma sağlanmadığı takdirde ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma süreçlerinde ev sahibinin mağduriyet yaşamasına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Miras kalan ya da ortak mülkiyete konu olan arsalara yapılan evler, tapuda kayıt altına alınmadığında ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Hak kaybı yaşanmaması için hukuki adımların zamanında atılması gerektiğini belirtiyor. Ortaklığın giderilmesi davalarında evinizin bedelini koruyabilmeniz için yalnızca evi yapmış olmanız yeterli olmayabilir. Hukuki süreçler, mülkiyet hakkının belirlenmesinde kritik rol oynuyor. Tapuda Ev Yoksa, Hukuken Hak İddia Etmek Zorlaşabiliyor Birçok kişi babasından kalan tarlaya, aile arasında paylaşılan arsaya ya da hissedarı olduğu taşınmaz üzerine kendi bütçesiyle ev yaptırıyor. Ancak tapu kayıtlarında yapı yer almıyorsa ve taşınmaz yalnızca arsa veya tarla olarak görünüyorsa, ilerleyen süreçlerde beklenmedik sorunlar ortaya çıkabiliyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, “Vatandaşlar yıllarca emek verip ciddi maliyetlerle ev inşa ediyor. Ancak hukuken önemli olan yalnızca fiili durum değil, bu yapının mülkiyetinin nasıl değerlendirileceğidir. Tapuda gerekli işlemler yapılmamışsa, evin bedeli üzerinde tek başına hak sahibi olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir” dedi. Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Büyük Risk Özellikle son yıllarda sayıları artan ortaklığın giderilmesi davalarında hisseli taşınmazlar satışa çıkarılıyor. Bu durumda taşınmaz üzerinde bulunan evin değeri de satış bedeline dahil ediliyor. Şimşek, “Kendi paranızla yaptığınız evin bedelinin tamamını alacağınızı düşünüyorsanız yanılabilirsiniz. Hukuki koruma sağlanmamışsa, satıştan elde edilen gelir sadece evi yapan kişiye değil, tüm paydaşlara hisseleri oranında dağıtılabilir. Yani yılların emeği ve yatırımı ortaklar arasında paylaşılabilir” ifadelerini kullandı. Kamulaştırma Süreçlerinde de Aynı Tehlike Geçerli Risk yalnızca ortaklığın giderilmesi davalarıyla sınırlı değil. Kamulaştırma işlemlerinde de benzer sonuçlarla karşılaşılabiliyor. Taşınmaz üzerinde bulunan yapının kime ait olduğunun hukuken ortaya konulamaması halinde, yapı bedelinin dağıtımında hak kayıpları yaşanabiliyor. Bu nedenle taşınmaz üzerindeki yapıların hukuki statüsünün zamanında belirlenmesi büyük önem taşıyor. Çözüm: Muhtesadın Aidiyeti Davası Av. Elvan Kakıcı Şimşek’e göre bunun yolu “muhtesadın aidiyeti davası”ndan geçiyor. Bu dava sayesinde taşınmaz üzerindeki yapının kim tarafından ve hangi kaynaklarla inşa edildiği mahkeme kararıyla tespit edilebiliyor. Şimşek, “Yapının kendi imkanlarıyla yapıldığını belge, tanık beyanı ve diğer delillerle ispatlayan kişi, ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma sonrasında evin değerinin kendisine ait olduğunun tespitini sağlayabilir. Böylece satış bedeli içerisinde yer alan yapı değerinin tamamını alma imkanına kavuşabilir” dedi. Hukuki Önlem Alınmadığında Geri Dönüş Zorlaşıyor Vatandaşların çoğu zaman aile içindeki güven ilişkisine dayanarak hareket ettiğini belirten Şimşek, taşınmazlar söz konusu olduğunda hukuki güvence oluşturmanın önemine dikkat çekerek, “Bugün herhangi bir sorun görünmeyebilir. Ancak yıllar sonra açılacak bir ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi, ciddi maddi kayıplara neden olabilir. Bu nedenle hisseli taşınmaz üzerinde bulunan yapıların hukuki durumunun uzman desteğiyle değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin zamanında yapılması büyük önem taşıyor” diye konuştu. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. https://www.kakicisimsek.com #### Emlakjet Konut Piyasası Raporu Açıklandı: Ortalama Konut Fiyatı 5 Milyon TL’ye Yaklaştı Konut Fiyatları Yıllık Bazda %28,3 arttı, 124 Bin 549 Konut Satıldı Emlakjet, Endeksa verileriyle hazırlanan Şubat 2026 Konut Piyasası Raporu’nu yayımladı. Endeksa’nın yapay zekâ destekli değer tahmin modeli kullanılarak hazırlanan rapora göre konut fiyatları yıllık bazda %28,3 artış gösterirken, enflasyon etkisinden arındırıldığında reel olarak %2,1 geriledi. TÜİK verilerine göre ise; şubat ayında 124 bin 549 adet konut satıldı. Türkiye genelinde milyonlarca kullanıcıyı satılık ve kiralık gayrimenkullerle buluşturan öncü çevrim içi gayrimenkul platformu Emlakjet tarafından, Endeksa verileri ile hazırlanıp yayımlanan rapor, konut fiyatlarında nominal artışın sürdüğünü ancak enflasyon etkisi dikkate alındığında reel fiyatların sınırlı bir gerileme gösterdiğini ortaya koyuyor. Endeksa verilerine göre, Türkiye genelinde konut fiyatları yıllık bazda %28,3 artış gösterirken aylık bazda %1,8 yükseldi. Ortalama konut metrekare satış fiyatı 39 bin 843 TL seviyesine ulaşırken, ortalama konut satış fiyatı yaklaşık 5 milyon TL oldu. Enflasyon etkisi göz önünde bulundurulduğunda konut satış fiyatlarının reel olarak yıllık %2,1 gerilediği görülüyor. Türkiye genelinde konut yatırımının geri dönüş süresi ise ortalama 14 yıl olarak hesaplandı. İpotekli Konut Satışları %42 Arttı TÜİK verilerine göre; şubat ayında 124 bin 549 adet konut satıldı. Bu rakam ile konut satış adedi geçen senenin şubat ayına göre %5,9 arttı. Türkiye genelinde ilk el konut satışları geçen yılın aynı ayına göre %5,9 artarak 37 bin 785 olarak gerçekleşti. İkinci el konut satışları ise aynı dönemde %6,0 artışla 86 bin 764 seviyesine ulaştı. İkinci El Konutların Payı %69,7 Toplam konut satışları içinde ilk el konutların payı %30,3 olurken, ikinci el konutların payı %69,7 olarak gerçekleşti. Finansman türüne göre bakıldığında ise ipotekli konut satışları Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %42,3 artarak 25 bin 35 oldu. Diğer konut satışları ise aynı dönemde %0,5 azalarak 99 bin 514 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %20,1 olurken, diğer satışların payı %79,9 olarak kaydedildi. Beş Büyük İlde Konut Fiyatlarında Farklılaşma Dikkat Çekiyor İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da konut fiyatlarının seyri şehirler arasında farklılık gösteriyor. Nominal fiyat artışı sürerken, enflasyondan arındırılmış verilere göre bazı şehirlerde reel artış görülürken bazı şehirlerde ise reel düşüş dikkat çekiyor. Şubat verilerine göre İstanbul’da ortalama metrekare fiyatı 62 bin 380 TL’ye ulaşırken yıllık artış oranı %31,9, aylık artış ise %3,3 olarak kaydedildi. Ankara’da metrekare fiyatı 36 bin 475 TL seviyesinde gerçekleşirken yıllık artış %34,2, aylık artış %3,4 oldu. Bursa’da metrekare fiyatı 33 bin 644 TL olurken yıllık artış %24,5, aylık artış %2,4 olarak gerçekleşti. İzmir’de ise ortalama metrekare fiyatı 50 bin 836 TL’ye ulaşırken yıllık artış %25,1, aylık artış %2,4 olarak kaydedildi. Antalya’da ortalama metrekare fiyatı 51 bin 400 TL seviyesinde bulunurken yıllık artış %28,9, aylık artış ise %3,5 oldu. Enflasyondan arındırılmış verilere göre konut fiyatları yıllık reel olarak İstanbul’da %0,6, Ankara’da %2,4 artış gösterirken; Bursa’da %5,1, İzmir’de %4,6 ve Antalya’da %1,7 oranında geriledi. Metrekare Fiyatında Muğla Zirvede Endeksa verilerine göre konut metrekare fiyatlarının en yüksek olduğu iller arasında Muğla ilk sırada yer alıyor. Muğla’da ortalama konut metrekare fiyatı 80 bin 641 TL ile Türkiye’nin en yüksek seviyesine ulaşırken yıllık fiyat artışı %20,7, aylık artış ise %2,1 olarak gerçekleşti. Enflasyondan arındırılmış verilere göre Muğla’da konut fiyatları reel olarak %7,9 geriledi. İstanbul’da ortalama metrekare fiyatı 62 bin 380 TL seviyesinde bulunurken yıllık artış %31,9, aylık artış %3,3 oldu ve reel fiyat değişimi %0,6 artış olarak kaydedildi. Çanakkale’de metrekare fiyatı 51 bin 496 TL olurken yıllık artış %27,0, aylık artış %2,0 olarak gerçekleşti ve reel fiyatlar %3,1 geriledi. Antalya’da ortalama metrekare fiyatı 51 bin 400 TL seviyesinde bulunurken yıllık artış %28,9, aylık artış %3,5 oldu ve reel fiyatlar %1,7 düştü. Aydın’da metrekare fiyatı 51 bin 103 TL olurken yıllık artış %23,7, aylık artış %0,7 olarak gerçekleşti ve reel fiyat değişimi %5,6 düşüş olarak kaydedildi. İzmir’de ise ortalama metrekare fiyatı 50 bin 836 TL’ye ulaşırken yıllık artış %25,1, aylık artış %2,4 oldu ve reel fiyatlar %4,6 geriledi. Değer Artışında Samsun, Elazığ ve Diyarbakır Öne Çıkıyor En fazla konut satışı gerçekleşen 30 il arasında fiyat artışının en yüksek olduğu şehirler Samsun, Elazığ ve Diyarbakır oldu. Endeksa verilerine göre, Samsun’da konut fiyatları yıllık %38,0 artarken aylık artış %2,7 olarak gerçekleşti. Enflasyondan arındırılmış verilere göre reel artış %5,2 olurken ortalama konut metrekare satış fiyatı 35 bin 56 TL, ortalama konut fiyatı ise yaklaşık 4 milyon TL seviyesinde bulunuyor. Elazığ’da konut fiyatları yıllık %37,1 artarken aylık artış %1,9 oldu. Reel artışın %4,6 olduğu ilde ortalama metrekare satış fiyatı 24 bin 296 TL, ortalama konut fiyatı yaklaşık 3,9 milyon TL olarak hesaplandı. Diyarbakır’da ise konut fiyatları yıllık %35,2 artış gösterirken aylık artış %0,9 seviyesinde gerçekleşti. Reel artışın %3,1 olduğu ilde ortalama metrekare satış fiyatı 32 bin 706 TL, ortalama konut fiyatı ise yaklaşık 4,9 milyon TL seviyesinde bulunuyor. Reel Fiyatlarda Sınırlı Bir Gerileme Var Verileri değerlendiren Endeksa & Emlakjet CEO’su Görkem Öğüt, konut piyasasında nominal fiyat artışının sürdüğünü ancak enflasyon etkisi dikkate alındığında reel fiyat hareketlerinin daha sınırlı kaldığını belirtti. Öğüt, “Şubat verileri konut fiyatlarının nominal olarak artmaya devam ettiğini gösterirken, enflasyon etkisinden arındırıldığında reel fiyatlarda sınırlı bir gerileme görüyoruz. Buna rağmen aylık fiyat artışının devam etmesi ve ipotekli konut satışlarında yaşanan güçlü artış, piyasada talebin canlı kaldığına işaret ediyor. Özellikle finansman koşullarındaki değişim ve konutun uzun vadeli yatırım aracı olarak görülmeye devam etmesi, konut talebini destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Öte yandan değer artışı açısından Samsun, Elazığ ve Diyarbakır öne çıkan şehirler arasında yer alıyor. Bu illerde yıllık fiyat artışlarının %35–38 bandında gerçekleştiği ve reel olarak da artış yaşandığı görülüyor. Bu durum, konut piyasasında talebin yalnızca büyük şehirlerde değil, Anadolu’daki bazı gelişen şehirlerde de artış gösterdiğini ortaya koyuyor.” dedi. Öğüt’e göre önümüzdeki dönemde konut piyasasında fiyat hareketleri enflasyon, finansman koşulları ve talep dengesiyle birlikte şekillenmeye devam edecek. Türkiye genelinde kiralar %24,4 arttı Endeksa’nın güncel verilerine göre, Türkiye genelinde kiralık konut fiyatları yıllık bazda %24,4 artarken enflasyon etkisinden arındırılmış verilere göre kiralar bir yılda reel olarak %5,1 düşüş kaydetti. Türkiye genelinde konutların ortalama metrekare kira fiyatı 239 TL, ortalama kira ise 26 bin 530 TL seviyesinde. Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir. Gayrimenkul satış süreçlerinde en kritik konulardan biri doğru fiyat belirlemektir. Satış fiyatının gerçek değerin altında belirlenmesi maddi kayba yol açarken, değerinin üzerinde belirlenmesi ise satış süresinin uzamasına veya satışın gerçekleşmemesine neden olabilir. Endeksa, kullanıcıların doğru fiyat belirlemelerine yardımcı olarak satış süreçlerini daha hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlar. Platform üzerinden kullanıcılar, işlem yapmak istedikleri bölgelerdeki ortalama satış ve kira değerleri, fiyat değişim trendleri, yaşam olanakları ve demografik yapı gibi birçok veriye erişebilirler. Ayrıca konutlarının konum ve özelliklerini sisteme girerek saniyeler içinde değer hesaplaması yapabilir ve Endeksa teknolojisiyle desteklenen bölge uzmanı emlak danışmanlarıyla iletişime geçerek satış süreçlerini güvenle tamamlayabilirler. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Emlakjet ve Endeksa’nın CFO’su Tansel Sözer Oldu Türkiye’nin önde gelen emlak ilan platformlarından Emlakjet ile yapay zekâ destekli gayrimenkul değerleme ve veri analitiği platformu Endeksa, finans yönetiminde önemli bir atamaya imza attı. Finans alanındaki uzun yıllara dayanan deneyimiyle dikkat çeken Tansel Sözer, iki şirketin yeni Chief Financial Officer’ı (CFO) olarak göreve başladı. Uluslararası deneyimiyle öne çıkan Tansel Sözer, Emlakjet ve Endeksa’nın CFO’su olarak finansal stratejilere yön vererek şirketlerin sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak. Finansın Tüm Alanlarında Derinleşmiş Bir Kariyer İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat mezunu olan Sözer, kariyerine Deloitte’ta denetim alanında başladı. Lojistikten tedarik zincirine, hizmet sektöründen teknolojiye uzanan geniş bir yelpazede görev alan Sözer; DHL, CHEP ve Sodexo gibi global yapılarda finansal kontrol, bütçe yönetimi, stratejik planlama ve risk yönetimi alanlarında kritik roller üstlendi. Global Operasyonlarda Stratejik Liderlik Kariyeri boyunca Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve Orta Doğu’yu kapsayan geniş coğrafyalarda finans operasyonlarını yöneten Sözer, çoklu ülke yapılarında finans ve muhasebe süreçlerinin koordinasyonu, yatırım planlaması ve büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesinde aktif rol oynadı. Son olarak Monster Notebook’ta Finans Direktörü olarak görev yapan Sözer; grup şirketlerinin finansal süreçlerini yönetmenin yanı sıra Almanya, İngiltere, Dubai ve Kıbrıs’taki operasyonların koordinasyonunu sağladı. ABD’de tüzel yapı kurulumu, vergi planlaması ve risk yönetimi gibi kritik projelere liderlik etti. Emlak Teknolojilerinde Güçlü Finansal Yapı Hedefi Yeni görevinde Sözer’in, Emlakjet ve Endeksa’nın finansal yapısını güçlendirerek büyüme ve kârlılık hedeflerine katkı sağlaması bekleniyor. Finansal süreçlerin etkin yönetimi ve mali disiplinin pekiştirilmesi öncelikleri arasında yer alacak. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Tansel Sözer, “Emlakjet ve Endeksa gibi iki güçlü markanın finansal yönetimini üstlenmek benim için önemli bir sorumluluk. Önümüzdeki dönemde finansal yapıyı daha da güçlendirerek sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir.  Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Emlakjet ve Endeksa’nın Pazarlama Yönetimi Özge Balaban’a Emanet Türkiye’nin önde gelen emlak ilan platformlarından Emlakjet ile yapay zekâ destekli gayrimenkul değerleme ve veri analitiği platformu Endeksa, önemli bir atamaya imza attı. Pazarlama ve büyüme stratejileri alanlarında tecrübeye sahip olan Özge Balaban, Emlakjet ve Endeksa’nın Pazarlama Müdürü olarak göreve başladı. Telekomünikasyon ve teknoloji sektörlerinde edindiği deneyimle öne çıkan Özge Balaban, yeni görevinde Emlakjet ve Endeksa'nın oluşturduğu gayrimenkul teknolojileri ekosisteminin pazarlama yapılanmasını yönetecek. Pazarlamanın Farklı Disiplinlerinde Gelişen Bir Kariyer Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Balaban, aynı zamanda Psikoloji bölümünde çift anadal yaptı. Eğitim hayatı boyunca uluslararası deneyim kazanan Balaban, Erasmus programı kapsamında İtalya’nın önde gelen üniversitelerinden Bocconi Üniversitesi’nde eğitim aldı. Kariyerine The Coca-Cola Company’de başlayan Balaban, daha sonra Vodafone ve Vodafone Business bünyesinde ürün pazarlaması, segment pazarlaması, müşteri değer yönetimi (CVM), büyüme stratejileri ve entegre pazarlama alanlarında çeşitli görevler üstlendi. Veri Odaklı Pazarlama ve Büyüme Stratejilerinde Uzmanlık Kariyeri boyunca bireysel ve kurumsal müşteri segmentlerine yönelik ürünlerin konumlandırılması, pazara sunulması ve ticari performansının geliştirilmesine yönelik çalışmalarda görev alan Balaban; müşteri yaşam döngüsü yönetimi, segment yönetimi ve ürün pazarlaması alanlarında uzmanlaştı. Vodafone Business bünyesinde bağlantı teknolojileri, IoT ve dijital dönüşüm çözümlerinin pazarlanmasında rol alan Balaban, 25’ten fazla ürün ve hizmet lansmanının hayata geçirilmesine katkı sağladı ve Türkiye’nin ilk 5G deneyim alanlarından birinin geliştirilmesinde görev aldı. Emlakjet ve Endeksa'nın Pazarlama Organizasyonunu Yönetecek Balaban; marka yönetimi, pazarlama iletişimi, performans pazarlaması ve müşteri kazanımına yönelik çalışmalardan sorumlu olacak, Emlakjet’in sektördeki güçlü konumuyla Endeksa’nın veri ve yapay zekâ yetkinliklerini aynı çatı altında buluşturan pazarlama organizasyonunun yönetimini üstlenecek. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Özge Balaban, “Gayrimenkul sektörü teknolojinin etkisiyle hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Emlakjet ve Endeksa'nın sahip olduğu bilgi birikimi ve teknolojik altyapıyı daha geniş kitlelerle buluşturmak için çalışacağız. Önceliğimiz, kullanıcılarımızın ve iş ortaklarımızın ihtiyaçlarını daha iyi anlayan, daha görünür ve daha güçlü bir marka yapısı oluşturmak olacak.” dedi. Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir.  Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Endeksa’dan emlak danışmanlarına özel ücretsiz eğitimler devam ediyor Türkiye’de gayrimenkul danışmanlığı alanında nitelikli insan kaynağını güçlendirmeye yönelik eğitim yatırımları hız kazanıyor. Endeksa sponsorluğunda ve Emlakjet’in katkılarıyla düzenlenen “Emlak Danışmanlığında Sürdürülebilir Başarının İpuçları” başlıklı eğitim programı, 12 Mayıs 2026 Salı günü Ankara’da gerçekleştirilecek. Endeksa gayrimenkul ekosisteminde bilgi standardının yükselmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda gayrimenkul profesyonelleri, düzenlenecek eğitimde yapay zeka ve veri temelli karar alma süreçlerini yakından inceleyecek. Endeksa’nın sponsorluğunda ve Emlakjet’in katkılarıyla gerçekleşecek eğitim, sektöründe fark yaratmak isteyenleri Ankara’da bir araya getirecek. Eğitim Odağında Sektörel Dönüşüm Var 12 Mayıs’ta Ankara Ticaret Odası’nda düzenlenecek eğitim, 62 No’lu Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri Meslek Komitesi koordinasyonunda gerçekleştirilecek.  Eğitimde değişen müşteri beklentileri, dijitalleşme, veri kullanımı ve satış stratejileri gibi kritik başlıklarda kapsamlı bir içerik ele alınacak. Gayrimenkul danışmanlığında sürdürülebilir başarıyı odağına alan program, ücretsiz ve sınırlı kontenjanla düzenleniyor. Sektörün Deneyimli İsmi Bilgilerini Paylaşacak Eğitim, Satış Küpü®️ kurucusu, yazar ve eğitmen Kürşat Tuncel tarafından verilecek. Gayrimenkulden finansa, kamu yönetiminden özel sektöre uzanan geniş kariyeriyle dikkat çeken Tuncel; etkili danışmanlık, satış teknikleri ve müşteri yönetimi konularında katılımcılara uygulamaya dönük bilgiler aktaracak. Bugüne kadar 19 binden fazla kişiye eğitim veren ve 350’nin üzerinde programa imza atan Tuncel, aynı zamanda çok sayıda kitabı ve makalesiyle de sektöre katkı sunuyor. Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir.  Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Enerji Verimliliği, Gayrimenkul Değerlemesinde Yeni Dönemin Anahtarı Oldu Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı, enerji verimliliğini çevresel bir sorumluluk olmanın ötesinde ekonomik bir zorunluluk haline getiriyor. 2024’te enerji ithalatının 65,6 milyar dolara ulaşması, konunun ülke ölçeğinde stratejik önemini ortaya koyuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Abdülşekür Hop’a göre, bu tablo bankacılık sektöründe de yeni bir kredi dinamiği yaratmış durumda. Yeşil Binalar Yeni Standart Haline Geliyor Hop, “Bankalar, sürdürülebilirlik kriterlerini risk yönetimi çerçevesine dahil ediyor. Yeşil sertifikalı binalar daha uygun kredi koşullarıyla finanse ediliyor. Bu durum, yatırımcıları da uzun vadeli değer kaybı yaşamamak için karbon ayak izi düşük, enerji etkin projelere yönlendiriyor. Bu eğilim, Türkiye’nin 2030 Enerji Verimliliği Stratejisi ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle de uyumlu ilerliyor. Böylece enerji tüketimi düşük, yenilenebilir kaynaklara dayalı projeler gayrimenkul piyasasında “yeni normal” haline geliyor. Öte yandan EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık olarak sektörde bir ilke imza atarak Sürdürülebilirlik Raporu ve Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu hazırladık. Böylece çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini şeffaf biçimde ortaya koyduk. “Karbon Modülü” yazılımı ve karbon sertifikalarıyla müşterilerimize karbon ayak izlerini dengeleme imkânı sunarak sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumlulukta öncü bir yaklaşım benimsedik.” şeklinde konuştu. Enerji Kimlik Belgesi, Artık Değerleme Raporlarının Bir Parçası Hop, bağımsız değerleme süreçlerinde enerji performansının giderek daha fazla dikkate alındığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Artık sadece piyasa değeri değil, binanın enerji sınıfı da raporlanıyor. Enerji Kimlik Belgesi, binanın enerji verimliliği ve sera gazı emisyon değerini ortaya koyuyor. Böylece yatırımcı, gayrimenkulün uzun vadeli maliyet ve değer potansiyelini daha bütüncül şekilde değerlendirebiliyor. Her ne kadar Enerji Kimlik Belgesi (EKB) 2011’den bu yana zorunlu olsa da, uygulamada denetim eksiklikleri sürüyor. Buna rağmen, özellikle yeni konut ve ofis projelerinde enerji verimliliği artık olmazsa olmaz bir unsur olarak görülüyor.” Yatırımcı Tercihlerinde Yeşil Dönüşüm Enerji verimliliği, tüketici nezdinde en çok finansman avantajlarıyla fark yaratıyor. Hop, “Şimdilik enerji verimliliği konusu, tüketici nezdinde daha çok finansmana etkisi üzerinden okunuyor. Bankaların yeşil sertifikalı projelere sağladığı avantajlı koşullar, piyasada dikkat çeken ilk fark oluyor. Örneğin Garanti BBVA’nın yeşil konut kredisi kapsamında, B ve üzeri EKB’ye sahip veya LEED/BREEAM sertifikalı projeler için sağlanan destek, daha ilk yıllarında 520 milyon TL’yi aşmıştı. Kamu bankaları da bu dönüşümün parçası olmuş durumda. Ziraat Bankası, Halkbank ve VakıfBank gibi kuruluşlar, A ve B sınıfı Enerji Kimlik Belgesi’ne sahip konutlar için avantajlı kredi koşulları sunuyor. Ancak etki yalnızca finansmanla sınırlı değil; bilinçlenme eğrisi de yavaş yavaş yükseliyor: Kurumsal firmalar, özellikle uluslararası şirketler, kiraladıkları ofislerde sürdürülebilirlik sertifikası arıyor; genç kuşak tüketiciler ise daha düşük aidat ve enerji maliyeti sağlayan projelere yöneliyor.” diyerek dönüşümün ölçeğini ortaya koydu. Hop, ayrıca bilinçlenme eğrisinin yükseldiğini belirterek, “Kurumsal kiracılar artık ofis seçiminde sürdürülebilirlik sertifikasına bakıyor. Genç kuşak alıcılar ise düşük aidat ve enerji giderleri sağlayan projelere yöneliyor. Bu eğilim, önümüzdeki dönemde piyasa değerlerini doğrudan etkileyecek. Yeşil Sertifikalı Binalar Daha Değerli Araştırmalar da bu dönüşümü doğruluyor. İstanbul’da LEED Platin sertifikalı ofis binalarının kira değerleri, benzer konumdaki sertifikasız binalara göre ortalama %12,7 daha yüksek. Konut tarafında ise enerji sınıfı yüksek binalar, hem daha düşük aidatlarla işletiliyor hem de ikinci el satışta daha hızlı değer kazanıyor. Bu fark sürdürülebilir bir ekonomik avantaj yaratıyor. Yeşil projeler inşaat aşamasında %2–7 arasında ek maliyet gerektirse de, düşen enerji giderleri ve kira primi bu farkı kısa sürede telafi ediyor. Enerji verimliliği artık bir tercih değil, doğrudan piyasa değeri yaratan bir faktör.” dedi. Kent Planlamasında da Yeni Dönem İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde belediyeler, ruhsat aşamasında enerji verimliliği kriterlerini artık daha sıkı uyguluyor. Kentsel dönüşüm projelerinde hedef sadece depreme dayanıklı binalar değil; düşük karbon salımlı, enerji etkin yapılar oluşturmak. Hop, “Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum süreci, şehirlerde karbon ayak izini azaltmayı zorunlu kılıyor. 2030’a kadar yeni binaların tamamının enerji verimli tasarlanması hedefleniyor. Bu da sektörün yönünü net biçimde belirliyor,” diyor. “Enerji Verimliliği Artık Değerin Yeni Ölçüsü” Hop, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün gayrimenkul değerini belirleyen unsurlar arasında enerji verimliliği ilk sıralarda yer alıyor. Şimdilik farkı en çok bankalar ve yatırımcılar izliyor; ancak yakın gelecekte her tüketici enerji sınıfına göre karar verecek. Gayrimenkul sektörünün sürdürülebilir bir geleceğe hazırlanması, hem çevresel hem ekonomik bir zorunluluk haline geldi.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Enerji Verimliliğinde Yapay Zeka Dönemi Atlantis Labs, varlıkları gerçek zamanlı olarak izleyen, analiz eden ve optimize eden bir yapay zeka yazılım platformu aracılığıyla Merkezi Akıllı Varlık Yönetimi, Enerji Yönetimi ve Otomatik Rapor Yönetimi sunduğunu duyurdu. Bu yenilikçi platform; anomalileri tespit etmek, arızaları ve operasyonlardaki verimsizlikleri önlemek ve daha akıllı kararlar almak üzere raporlama ile uyarıları otomatikleştirmek için Makine Öğreniminden (ML) yararlanmaktadır. Atlantis Labs, telekomünikasyon ağlarının, veri merkezlerinin ve endüstriyel tesislerin enerji verimliliğini en üst düzeye çıkarmalarına ve kritik çalışma sürelerini korumalarına yardımcı olmak üzere tasarlanan, donanımdan bağımsız Atlantis Yapay Zeka Destekli Enerji Yönetim Platformu'nun (AEMP) yeteneklerini resmi olarak duyurdu. İşletmeler yüksek enerji tüketimi, reaktif bakım ve özellikle uzak ve insansız sahalardaki ağ kesintileriyle mücadele ederken, AEMP israfı ortadan kaldırmak için telemetri, analitik ve kontrolleri birleştiriyor. Bataryalar, HVAC sistemleri, jeneratörler, UPS ve akıllı sayaçlar gibi mevcut enerji varlıklarına doğrudan entegre olan AEMP, mevcut altyapıda "sök-değiştir" (rip-and-replace) şeklinde donanım değişiklikleri gerektirmeden parçalı verileri kapalı döngü (closed-loop), otomatik eylemlere dönüştürüyor. Geleneksel Gösterge Panellerinin Ötesine Geçiş Sabit eşiklere ve reaktif alarmlara dayanan eski sistemlerin aksine AEMP, her sahanın ve cihazın kendine özgü temel çizgisini (baseline) öğrenmek için yapay zekadan yararlanır. Platformun temel yetenekleri şunları içerir: Atlantis AEMP Dashboard Gerçek Zamanlı İzleme ve Anomali Tespiti: Sistem her cihaz için sağlık puanlarını sürekli olarak izleyerek donanım arızalarına dönüşmeden önce hafif performans sapmalarını yakalar ve hava durumu ile kullanımı hesaba katarak yanlış alarmları azaltır. Kestirimci Bakım: AEMP, ekipman sağlığını öngörür ve varlıkların Kalan Faydalı Ömrünü (RUL) hesaplar. Bu sayede ekiplerin bir arıza meydana gelmeden çok önce servis planlamasına ve parça sipariş etmesine olanak tanıyarak donanım ömrünü uzatır. Atlantis AEMP Dashboard Kapalı Döngü Tahmin ve Optimizasyon: Platform enerji yüklerini saatler veya günler öncesinden tahmin eder. Boşta çalışan kritik olmayan varlıkları otomatik olarak güvenli bir şekilde kapatır, HVAC sıcaklık ayar noktalarını dinamik olarak optimize eder ve yüksek enerji cezalarından kaçınmak için şebeke, depolama ve jeneratör kullanımını koordine eder. Atlantis AEMP Dashboard Kanıtlanmış Ölçek ve Etki Kurumsal düzeyde filo operasyonları için oluşturulan AEMP, standart endüstri protokollerini kullanarak şu anda yaklaşık 50.000 cihazı izliyor ve günde 500.000'den fazla veri kaydını işliyor. Birinci sınıf (Tier-1) bir telekom operatörünün  altyapısındaki üretim dağıtımları sırasında AEMP; %30'a varan enerji tasarrufu, sistem performansında %33 artış ve donanım ömründe 4 kat iyileşme sağladı. Ayrıca platform, SDG 7 (Erişilebilir ve Temiz Enerji), SDG 9 (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı) ve SDG 13 (İklim Eylemi) dahil olmak üzere BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını doğrudan destekleyerek küresel sürdürülebilirlik girişimlerini aktif olarak ilerletmektedir. Atlantis Labs Hakkında Merkezi İstanbul'da bulunan Atlantis Labs, enerji operasyonlarını optimize etmek için kurumsal düzeyde, yapay zeka odaklı çözümler geliştirmektedir. Daha fazla bilgi almak, özet dosyasını indirmek veya canlı bir demo talep etmek için lütfen https://theatlantislabs.com/ web adresinden deneyimleyin. İletişim: Ali Yılmaz, Kurucu Ortak Atlantis Labs E-posta: aliyilmaz@theatlantislabs.com #### Enerji Yatırımlarında Görünmeyen Güç: Doğru Değerleme Artan kurulu güç, büyüyen yatırımlar ve derinleşen finansman ihtiyacı. Enerji sektöründe oyunun kurallarını artık yalnızca üretim değil, doğru değerleme belirliyor. EVA Gayrimenkul Lisanslı Makine Değerleme Uzmanı Fatih Kurnaz’a göre, sağlam bir değerleme raporu yatırımın kaderini değiştirebiliyor. Enerji sektöründe büyüme hız kesmezken, yatırımın gerçek kazananını artık doğru değerleme belirliyor. EVA Gayrimenkul Lisanslı Makine Değerleme Uzmanı Fatih Kurnaz, “Doğru değerleme yapılmadan alınan her karar, aslında görünmeyen bir risktir” dedi.. Enerji Sektöründe Büyüme Hızlanırken Riskler de Artıyor Türkiye’de enerji sektörü, sürdürülebilirlik hedefleri ve artan talep doğrultusunda güçlü bir büyüme ivmesi yakalamış durumda. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla elektrik kurulu gücünün yıllık bazda %5,4 artışla 123.284 MW seviyesine ulaşması, sektörün ne kadar dinamik bir dönüşüm içinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kurnaz, bu büyümenin yalnızca fırsatları değil, aynı zamanda ciddi finansal riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Kurnaz’a göre, bu yeni dönemde enerji tesislerinin doğru, bağımsız ve şeffaf şekilde değerlenmesi artık bir tercih değil, zorunluluk. “Sadece Taşınmaz Değil, Bir Ekosistem Değerleniyor” Enerji tesislerinin değerlemesi, klasik gayrimenkul yaklaşımının çok ötesine geçiyor. Fatih Kurnaz, bu sürecin çok katmanlı bir analiz gerektirdiğini vurgulayarak,  “Bir enerji santralini değerlendirirken yalnızca fiziki varlıkları ele almak yeterli değildir. Üretim kapasitesi, lisans yapısı, teknik altyapı, makine ve ekipman kalitesi, gelir üretme potansiyeli ve piyasa koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Aslında biz bir taşınmazı değil, bütüncül bir ekonomik sistemi analiz ediyoruz. Bu yaklaşım, enerji yatırımlarında gerçek değerin ortaya konmasını sağlarken, hatalı kararların da önüne geçiyor.” dedi. Finansmana Giden Yol Değerlemeden Geçiyor Enerji yatırımlarının yüksek maliyetli yapısı, finansman süreçlerini kritik hale getiriyor. Bankalar ve finans kuruluşları için doğru değerleme raporları, kredi kararlarının temelini oluşturuyor. Kurnaz, eksik veya hatalı değerlemenin ciddi sonuçlar doğurabildiğini de vurgulayarak, “Yanlış değerleme, yalnızca yatırımcıyı değil, finansman sağlayan kurumları da riske atar. Bu nedenle uluslararası standartlara uygun, teknik olarak güçlü ve bağımsız hazırlanmış raporlar kredi süreçlerinde belirleyici rol oynar. Aynı zamanda güçlü bir değerleme raporu, yatırımcı şirketlerin finansmana erişimini kolaylaştırırken, daha avantajlı kredi koşulları elde etmelerine de katkı sağlıyor.” şeklinde konuştu. Yatırımcılar İçin Gerçek Rehber Değerleme Raporları Enerji projeleri, uzun vadeli ve yüksek sermaye gerektiren yatırımlar olması nedeniyle detaylı fizibilite analizlerini zorunlu kılıyor. Bu noktada değerleme raporları, yatırımcılar için kritik bir rehber niteliği taşıyor. İndirgenmiş nakit akımı başta olmak üzere farklı yöntemlerle hazırlanan analizler, yatırımın gelecekte yaratacağı değeri ortaya koyuyor. Kurnaz, burada en kritik unsurun kullanılan varsayımların doğruluğu olduğunun altını çizerek, “Seçilen yöntem kadar, o yöntemin hangi varsayımlarla uygulandığı da nihai değeri doğrudan etkiler. Bu yüzden değerleme süreci ciddi bir uzmanlık gerektirir. Halka Arz Sürecinde Güvenin Anahtarı Enerji şirketlerinin halka arz süreçlerinde de değerleme raporları belirleyici rol oynuyor. Şirket değerinin şeffaf ve uluslararası standartlara uygun şekilde ortaya konması, yatırımcı güvenini doğrudan etkiliyor. Doğru hazırlanmış bir değerleme çalışması yalnızca fiyat belirlemede değil, arzın başarısında da kritik bir unsur. Halka arz sürecinde yatırımcıların en çok dikkat ettiği konuların başında şirketin gerçek değeri gelir. Bu değerin objektif ve güvenilir şekilde ortaya konması, piyasa algısını ve yatırımcı ilgisini doğrudan etkiler. Enerji Sektörünün Sessiz Belirleyicisi Enerji sektöründeki dönüşüm hız kesmeden devam ederken, değerleme hizmetlerinin önemi de aynı hızla artıyor. Artık değerleme raporları sadece bir formalite değil; finansal disiplinin, şeffaflığın ve sürdürülebilir büyümenin temel yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor. Enerji yatırımlarının ölçeği büyüdükçe, doğru değerleme ihtiyacı daha da kritik hale geliyor. Sağlam bir değerleme raporu, tüm paydaşlar için ortak bir gerçeklik sunar ve karar alma süreçlerini çok daha sağlıklı hale getirir. Enerji sektöründe artık yalnızca üretim kapasitesi değil, o kapasitenin doğru değerlenmesi de rekabet avantajı yaratıyor. Doğru değerleme; yatırımın kaderini, finansmanın koşullarını ve piyasanın güvenini belirleyen görünmeyen ama en güçlü unsur olarak öne çıkıyor.” diyerek sözlerini tamamladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Erhan Çiçek, Jimmy Key Genel Müdür Yardımcısı Oldu Perakende ve ürün yönetimi alanında geniş bir deneyime sahip olan Jimmy Key Ürün Yönetimi Direktörü Erhan Çiçek, görevine Genel Müdür Yardımcısı olarak devam edecek. Çiçek, önceki dönemlerde Jimmy Key Ürün Yönetimi Direktörü olarak marka stratejilerinin gelişimine önemli katkılarda bulunarak, şirketin büyüme hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynadı. Perakende, ürün yönetimi ve operasyonel mükemmeliyet konularındaki derin bilgi birikimi ve güçlü liderlik yetkinlikleri ile tanınan Erhan Çiçek, Jimmy Key’in globalleşme yolculuğunda önemli bir oyuncu olmayı sürdürecek. Çiçek, yeni görevinde ürün yönetimi, lojistik, süreç iyileştirme, ürün-mağaza planlama, yurt içi ve yurt dışı e-ticaret, uluslararası pazaryeri operasyonları gibi kritik alanlarda liderlik yapacak. Yenilikçi vizyonu, analitik bakış açısı ve stratejik planlama becerileriyle markanın küresel büyüme hedeflerine katkı sağlamaya devam edecek. Farklı Disiplinleri Bir Araya Getiren Yönetim Anlayışı ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Erhan Çiçek, kariyerine lojistik ve planlama alanında başlamış, ardından perakende sektörüne adım atarak ürün planlama, alokasyon, fiyatlandırma ve stratejik yönetim konularında uzmanlaşmıştır. Koton, Ford Otosan ve Borusan Lojistik gibi sektörün önde gelen firmalarında üst düzey pozisyonlarda görev almış, farklı disiplinleri bir araya getiren yönetim anlayışıyla dikkat çekmiştir. Jimmy Key’e katıldığı günden bu yana, markanın ürün yönetim süreçlerini ileriye taşıyan Çiçek, yenilikçi bakış açısı ve veri odaklı yönetim stratejileriyle markanın sektördeki rekabet gücünü artırmıştır. Çiçek, aynı zamanda perakende sektöründeki dinamik değişimlere hızla adapte olabilen, müşteri odaklı ve sürdürülebilir büyümeyi temel alan bir yönetim anlayışını benimsemektedir. Jimmy Key, Erhan Çiçek'in liderliğinde, global pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmeyi hedeflerken, Çiçek’in deneyimi ve vizyonu, markanın gelecekteki büyüme stratejilerine yön verecek ve şirketin sektöründeki liderliğini pekiştirecek. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 73, yurt dışında 16 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 20 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### ERP’de Yeni Nesil Uzmanlar Yetişecek DİA Yazılım, ERP alanında kariyer yapmak isteyen gençler ve profesyoneller için üniversite–sanayi iş birliğine dayalı yeni bir eğitim programını hayata geçiriyor. Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi ve SAÜ Teknokent iş birliğiyle başlatılan DİA & SAÜ Teknokent Akademi - ERP Sertifika Programı, DİA İş Ortağı Umay Tüm Bilişim öncülüğünde sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmayı hedefliyor. DİA Yazılım, üniversite–sanayi iş birliğini odağına alan yeni bir eğitim programıyla ERP alanında kariyer yapmak isteyenlere kapsamlı bir gelişim fırsatı sunuyor. Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi ve SAÜ Teknokent iş birliğiyle hayata geçirilen “DİA & SAÜ Teknokent Akademi - ERP Sertifika Programı”, DİA İş Ortağı Umay Tüm Bilişim öncülüğünde başlıyor. Program, yalnızca yazılım kullanımını öğretmekle kalmayarak ERP’nin işletmelerdeki stratejik rolünü bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyor. Katılımcılar, finans, muhasebe, satış, stok ve satın alma süreçlerini gerçek iş senaryoları üzerinden deneyimleme fırsatı bulacak. Böylece teorik bilgi, sahadan örneklerle desteklenerek doğrudan uygulamaya dönüşecek. Sadece Eğitim Değil, Saha Deneyimi Eğitim içerikleri, ERP projelerinde karşılaşılan gerçek ihtiyaçlar ve çözüm süreçleri temel alınarak kurgulandı. Program boyunca katılımcılar, departmanlar arası entegrasyonu anlamayı, süreç analiz etmeyi ve işletmelerin dijital dönüşüm yolculuğunda ERP’nin nasıl konumlandığını öğrenerek çok yönlü bir bakış açısı kazanacak. Eğitimler, Umay Tüm Bilişim Genel Müdürü Aycan Fırtın tarafından verilecek. Saha tecrübesini doğrudan eğitim ortamına taşıyacak olan Fırtın, programın vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi: “ERP projeleri yalnızca teknik bilgiyle değil, süreç hakimiyeti ve analitik düşünme yetkinliğiyle başarıya ulaşır. Bu programda katılımcılara sistemin arkasındaki iş mantığını da aktarıyoruz. Hedefimiz, mezun olduklarında projelerde aktif rol üstlenebilecek donanıma sahip uzmanlar yetiştirmek.” Dijital Dönüşüme İnsan Kaynağı Desteği Program; ERP alanında kariyer hedefleyen üniversite öğrencileri, yeni mezunlar ve yetkinliklerini ileri seviyeye taşımak isteyen profesyonellere hitap ediyor. Sertifika süreciyle birlikte katılımcılar, sektörde geçerliliği olan bir belgeye sahip olurken, kariyer ve staj fırsatlarına erişim açısından da önemli bir avantaj elde edecek. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay ise; programın sektör açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Türkiye’de işletmelerin dijitalleşme süreci hızla devam ediyor. Bu dönüşümün sürdürülebilir olması için ERP alanında uzmanlaşmış insan kaynağına ihtiyaç var. Üniversiteler ve iş ortaklarımızla birlikte yürüttüğümüz bu tarz programlar, genç yetenekleri sektörle buluştururken aynı zamanda işletmelerin rekabet gücünü artıracak bir ekosistem oluşturuyor.” şeklinde konuştu. Akademi Modeliyle Güçlü Bir Kariyer Başlangıcı DİA & SAÜ Teknokent Akademi - ERP Sertifika Programı, akademik bilgi ile sektör pratiğini aynı potada buluşturan yapısıyla öne çıkıyor. Umay Tüm Bilişim’in uygulama tecrübesi, DİA Yazılım’ın teknoloji vizyonu ve üniversite iş birliğinin akademik altyapısı sayesinde katılımcılar, ERP dünyasına sağlam bir adım atma şansı bulacak. Program, Türkiye’de ERP alanında uzmanlaşmayı hedefleyenler için yeni bir referans noktası olmaya hazırlanıyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Ersoy Soyer, “Yılın Business Angel 2025” Ödülüne Aday Gösterildi Avrupa girişimcilik ekosisteminde dikkat çeken yatırımcı ve iş insanı Ersoy Soyer, Avusturya’da Austria Wirtschaftsservice (AWS) tarafından 16 yıldır düzenlenen prestijli “Business Angel of the Year 2025” (Yılın Business Meleği) ödülüne aday gösterildi. Avusturya iş dünyasında yatırımcılar için en önemli ödüllerden biri kabul edilen bu unvan, girişimcilere sağlanan katkıları ve melek yatırımcılığın ülke ekonomisindeki stratejik rolünü vurguluyor. AWS tarafından organize edilen ödül sürecinde kazananlar, beş kişilik bir uzman jüri tarafından belirlenecek. Dört yıl önce Avrupa’ya yerleşen ve Türkiye, Almanya, Avusturya başta olmak üzere birçok ülkede şirketlerin global büyümesine odaklanan yatırımlar yapan Ersoy Soyer, adaylıkla ilgili yaptığı açıklamada, “Avrupa’ya taşındığımda hedefim girişimcilere katkı sağlamak, inovasyonu desteklemek ve uluslararası iş birlikleri geliştirmekti. Bu adaylık, yalnızca kişisel bir onur değil; birlikte çalıştığım tüm ekiplerin ve iş ortaklarının başarısının da bir yansıması,” ifadelerini kullandı. Ödül sahipleri, 23 Ekim 2025’te Eisenstadt’taki Schloss Esterházy’de düzenlenecek Business Angel Day etkinliğinde açıklanacak. #### EVA Gayrimenkul Değerleme 2024 ve 2025 ilk 6 ayının yabancı yatırımcılarını değerlendirdi EVA Gayrimenkul Değerleme, son iki yılda yabancı yatırımcıların Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul yatırımlarını ilk 10 ülke bazında ve en fazla tercih edilen ilk 10 ili temel alarak masaya yatırdı. Türkiye’de gerçekleştirilen yabancı yatırımlarını toplam hisseye isabet eden yüzölçümü ve tüm işlemler bazında değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, işlem sayısında iki yıl arasında sadece %13 bir düşüş varken, metrekare bazında % 43 lük bir azalma olduğunu belirtti, bu durum yatırımların daha küçük metrekarelere yöneldiğini gösteriyor.  Yabancı yatırımcıların 2025 ve 2024 ilk 6 ay itibariyle Türkiye’de gerçekleştirdikleri tüm gayrimenkul cinsinden alımları mercek altına alan EVA Gayrimenkul Değerleme, alan bazında 2025 yılının ilk 6 ayı itibariyle 2024 yılının aynı dönemine kıyasla metrekare bazında %43, işlem sayısında ise %13 düşüş olduğunu belirledi. EVA Gayrimenkul Değerleme, yabancı yatırımcıların 2024 yılı ilk 6 ay verileri ile 2025 yılı aynı döneminde Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını inceledi. Tapu yabancı işler daire başkanlığı verilerine göre; 2024 yılı ilk 6 ay sonunda 852 bin 797 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılı aynı döneminde yüzde 43 azalarak 482 bin 328 metrekare oldu. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde, yabancılara toplam 7 bin 789 adet konut satıldı Konut satışı özelinde TÜİK tarafından açıklanan verilere göre; adet bazında, 2025 ilk 6 ayı itibariyle Türkiye genelinde, toplam 7 bin 789 adet konut satıldı. 2024 yılının aynı dönemine göre 2025 yılı 2.çeyrekte değişiklik olmadı. Yabancılara satılan konutların toplam konut satışları içindeki oranı 2024 yılı ilk 6 ay sonu itibariyle yüzde 1,92 iken bu oran 2025 yılı aynı döneminde yüzde %1,35 e düştü. Gayrimenkulde yüzölçümü bazında Kuveyt, satış adedi olarak Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılı ilk 6 ay itibariyle, yabancıların Türkiye genelindeki toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında tüm gayrimenkul yatırımları incelediğinde, yüzölçümü bazında ilk sırada Kuveyt yer alıyor.  Kuveyt’i Almanya, Irak, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Afganistan, Azerbaycan, İran, Çin ve Kazakistan takip ediyor. Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılı ilk 6 ay itibariyle Türkiye genelinde yabancılara yapılan toplam gayrimenkul satış adetinde ise geçtiğimiz sene de ilk sırada yer alan Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Rusya Federasyonu’nu İran, Kuveyt, Ukrayna, Almanya, Irak, Azerbaycan, Çin, Kazakistan ve Afganistan takip etti. Gayrimenkul yatırımında yabancı satış adeti bazında İstanbul, Antalya ve Mersin ilk üçte Tüm gayrimenkul cinsinden en çok tercih edilen illerde toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında 2025 yılı ilk 6 ay itibariyle yabancıların gayrimenkul yatırımlarında en çok tercih ettiği il İstanbul olurken, İstanbul ilini sırası ile Antalya, Muğla, Yalova, Aydın, Sakarya, Ankara, İzmir, Mersin ve Bursa izledi. Tüm gayrimenkul cinsinden 2025 yılı ilk 6 ay itibariyle en çok tercih edilen illerde satış adeti bazında ise ilk sırayı İstanbul aldı. İstanbul ilini sırası ile Antalya, Mersin, Ankara, Bursa, İzmir, Muğla, Yalova, Aydın ve Sakarya izledi. Yabancı gayrimenkul yatırımlarında Körfez ülkelerinin payı %20’ye düştü Yabancı gayrimenkul yatırımlarında önemli bir ağırlığa sahip olan Körfez ülkelerinin, 2024 yılı ilk 6 ayında 192 bin 084 m² büyüklüğündeki tüm gayrimenkul cinsinde metrekare bazında yaptıkları yatırımlar 2025 yılı aynı döneminde yüzde 58 oranında azalarak 80 bin 316 m²’ye düşmüştür. Ayrıca, toplam yabancı yatırımlarının içinde Körfez ülkelerinin durumunu değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, 2024 yılı ilk 6 ayında metrekare bazında toplam yabancı yatırım içinde payı %23 olan Körfez ülkelerinin 2025 senenin aynı dönemindeki payının %17’ye düştüğünü ortaya koyuyor. İstanbul’da yabancılara yapılan gayrimenkul satışlarında m2 bazında 2024 yılının aynı dönemine göre yaklaşık 2025’de %17’lik düşüş yaşandı Yabancı yatırımcıların 2025 yılı ilk 6 ay sonunda ve 2024 yılı aynı döneminde İstanbul’da gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarımda ise, Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı verilerine göre; 2024 yılı ilk 6 ayında 74 bin 476 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılı aynı döneminde yüzde 16,7 azalarak 62 bin 11 metrekare oldu. İstanbul’da Yabancılara Konut satışında İran birinciliği aldı 2025 yılı ilk 6 ay sonu itibariyle, yabancıların toplam adet bazında İstanbul genelindeki tüm gayrimenkul yatırımlarında, ilk sırada İran yer alıyor. Toplam adet bazında İran’ı Çin, Irak, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Rusya Federasyonu, Filistin, Afganistan, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri takip ediyor. İstanbul’da Yabancılara Konut satışında 2024 yılının aynı dönemine göre 2025 yılında adet bazında yaklaşık yüzde 5’lik düşüş yaşandı Konut satış adedi özelinde ise Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı’ndan alınan verilere göre yabancılara adet bazında, 2025 ilk 6 ayında İstanbul genelinde, toplam 4 bin 347 adet konut satıldı. Bu rakamla, 2024 yılının aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 5’lik bir düşüş görüldü. Tüm Türkiye’de yabancılara satılan konutların toplam konut satışları içindeki oranı TÜİK verilerine göre, 2024 yılı ilk altı ay sonu itibariyle yüzde 1,92 iken bu oran 2025 yılı aynı döneminde yüzde 1,35’e düştü. İlçe tercihleri, Esenyurt, Beylikdüzü, Bağcılar İstanbul’daki gayrimenkul edinimlerinde yabancılar tarafından adet bazında en çok tercih edilen ilçeler sırasıyla Esenyurt, Beylikdüzü, Bağcılar, Başakşehir, Küçükçekmece, Zeytinburnu, Şişli, Büyükçekmece, Avcılar ve Kağıthane ilk onda yer aldı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### EVA Gayrimenkul Değerleme 2024 ve 2025 yılları yabancı yatırımcılarını değerlendirdi İlçe Tercihleri, Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir EVA Gayrimenkul Değerleme, son iki yılda yabancı yatırımcıların Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul yatırımlarını ilk 10 ülke bazında ve en fazla tercih edilen ilk 10 ili temel alarak masaya yatırdı.  Yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılında yüzde 16 azalarak 1 milyon 193 bin 544 metrekare oldu. Türkiye’de gerçekleştirilen yabancı yatırımlarını toplam hisseye isabet eden yüzölçümü ve tüm işlemler bazında değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, işlem sayısında iki yıl arasında sadece %1 artış varken, metrekare bazında % 16 lık bir azalma olduğunu belirtti, bu durum yatırımların daha küçük metrekarelere yöneldiğini gösteriyor.    Yabancı yatırımcıların 2025 ve 2024 yılları Türkiye’de gerçekleştirdikleri tüm gayrimenkul cinsinden alımları mercek altına alan EVA Gayrimenkul Değerleme, alan bazında 2025 yılı itibariyle 2024 yılına kıyasla metrekare bazında %16 düşüş olurken, işlem sayısında ise %1 artış olduğunu belirledi. EVA Gayrimenkul Değerleme, yabancı yatırımcıların 2024 ve 2025 yılı aynı döneminde Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını inceledi. Tapu yabancı işler daire başkanlığı verilerine göre; 2024 yılında toplam 1 milyon 423 bin 411 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılında yüzde 16 azalarak 1 milyon 193 bin 544 metrekare oldu. Gayrimenkulde yüzölçümü bazında Suudi Arabistan, satış adedi olarak Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılı itibariyle, yabancıların Türkiye genelindeki toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında tüm gayrimenkul yatırımları incelediğinde, yüzölçümü bazında ilk sırada Suudi Arabistan yer alıyor.  Suudi Arabistan’ı Almanya, Irak, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, İran, Afganistan, Ukrayna, Kazakistan ve Çin takip ediyor. Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılında Türkiye genelinde yabancılara yapılan toplam gayrimenkul satış adetinde ise geçtiğimiz sene de ilk sırada yer alan Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Rusya Federasyonu’nu İran, Ukrayna, Almanya, Irak, Azerbaycan, Çin, Kazakistan, Suudi Arabistan ve ve Afganistan takip etti. Gayrimenkul yatırımında yabancı satış adeti bazında İstanbul, Antalya ve Mersin ilk üçte Tüm gayrimenkul cinsinden en çok tercih edilen illerde toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında 2025 yılında yabancıların gayrimenkul yatırımlarında en çok tercih ettiği il İstanbul olurken, İstanbul ilini sırası ile Muğla, Antalya, Sakarya, Yalova, Ankara, Aydın, Mersin, İzmir ve Bursa izledi. Tüm gayrimenkul cinsinden 2025 yılı itibariyle en çok tercih edilen illerde satış adeti bazında ise ilk sırayı İstanbul aldı. İstanbul ilini sırası ile Antalya, Mersin, Ankara, Bursa, Muğla, Yalova, İzmir, Aydın ve Sakarya izledi. Yabancı gayrimenkul yatırımlarında Körfez ülkelerinin payı geçen seneki gibi 2025’te de %22 olarak gerçekleşti Yabancı gayrimenkul yatırımlarında önemli bir ağırlığa sahip olan Körfez ülkelerinin, 2024 yılında 310 bin 478 m² büyüklüğündeki tüm gayrimenkul cinsinde metrekare bazında yaptıkları yatırımlar 2025 yılı yüzde 16 oranında azalarak 260 bin 937 m²’ye düşmüştür. Ayrıca toplam yabancı yatırımlarının içinde Körfez ülkelerinin durumunu değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, 2024 yılında metrekare bazında toplam yabancı yatırım içinde payı %22 olan Körfez ülkelerinin 2025 senesindeki payının değişmeyerek %22 olarak gerçekleştiğini ortaya koyuyor. İstanbul’da yabancılara yapılan gayrimenkul satışlarında m2 bazında 2024 yılının aynı dönemine göre yaklaşık 2025’te %52’lik artış yaşandı Yabancı yatırımcıların 2025 ve 2024 yılları aynı döneminde İstanbul’da gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarımda ise, Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı verilerine göre; 2024 yılında 99 bin 994 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılı aynı döneminde yüzde 52 artarak 151 bin 997 metrekare oldu. İstanbul’da Yabancılara Konut satışında İran birinciliği aldı 2025 yılı itibariyle, yabancıların toplam adet bazında İstanbul genelindeki tüm gayrimenkul yatırımlarında, ilk sırada İran yer alıyor. Toplam adet bazında İran’ı Çin, Azerbaycan, Irak, Filistin, Suudi Arabistan, Afganistan, Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri ve Mısır takip ediyor. İstanbul’da Yabancılara Konut satışında 2024 yılının aynı dönemine göre 2025 yılında adet bazında yaklaşık yüzde 6’lık artış yaşandı Konut satış adedi özelinde ise Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı’ndan alınan verilere göre yabancılara adet bazında, 2025 yılında İstanbul genelinde, toplam 9 bin 682 adet konut satıldı. Bu rakamla, 2024 yılının aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 6’lük bir artış görüldü. İlçe tercihleri, Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir İstanbul’daki gayrimenkul edinimlerinde yabancılar tarafından adet bazında en çok tercih edilen ilçeler sırasıyla Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir, Bağcılar, Küçükçekmece, Zeytinburnu, Şişli, Büyükçekmece, Avcılar ve Kağıthane ilk onda yer aldı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### EVA Gayrimenkul Değerleme, 2024 ve 2025 ilk 3 ayının yabancı yatırımcılarını değerlendirdi EVA Gayrimenkul Değerleme, son iki yılda yabancı yatırımcıların Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul yatırımlarını ilk 10 ülke bazında ve en fazla tercih edilen ilk 10 ili temel alarak masaya yatırdı. Türkiye’de gerçekleştirilen yabancı yatırımlarını toplam hisseye isabet eden yüzölçümü ve tüm işlemler bazında değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, yatırımların 2025’in ilk 3 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 38 azaldığını ortaya koydu.  Yabancı yatırımcıların 2025 ve 2024 ilk 3 ay itibariyle Türkiye’de gerçekleştirdikleri tüm gayrimenkul cinsinden alımları mercek altına alan EVA Gayrimenkul Değerleme, alan bazında 2025 yılının ilk 3 ayı itibariyle 2024 yılının aynı dönemine kıyasla metrekare bazında %38, işlem sayısında ise %21 düşüş olduğunu belirledi. EVA Gayrimenkul Değerleme, yabancı yatırımcıların 2024 yılı ilk 3 ay verileri ile 2025 yılı aynı döneminde Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını inceledi. Tapu yabancı işler daire başkanlığı verilerine göre; 2024 yılı ilk 3 ay sonunda 471 bin 116 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılı aynı döneminde yüzde 38 azalarak 291 bin 893 metrekare oldu. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde, yabancılara toplam 4 bin 578 adet konut satıldı Konut satışı özelinde TÜİK tarafından açıklanan verilere göre; adet bazında, 2025 ilk 3 ayı itibariyle Türkiye genelinde, toplam 4 bin 578 adet konut satıldı. 2024 yılının aynı dönemine göre 2025 yılı 1.çeyrekte yüzde 19,47 düşüş görüldü. Yabancılara satılan konutların toplam konut satışları içindeki oranı 2024 yılı ilk 3 ay sonu itibariyle yüzde 2,03 iken bu oran 2025 yılı aynı döneminde yüzde %1,36 ya düştü. Gayrimenkulde yüzölçümü bazında Almanya, satış adedi olarak Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılı ilk 3 ay itibariyle, yabancıların Türkiye genelindeki toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında tüm gayrimenkul yatırımları incelediğinde, yüzölçümü bazında ilk sırada Almanya yer alıyor.  Almanya’yı İngiltere, Irak, Azerbaycan, Ukrayna, Afganistan, Rusya Federasyonu, İran, Kazakistan ve Çin takip ediyor. Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılı ilk 3 ay itibariyle Türkiye genelinde yabancılara yapılan toplam gayrimenkul satış adetinde ise geçtiğimiz sene de ilk sırada yer alan Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Rusya Federasyonu’nu İran, Almanya, Ukrayna, Irak, Azerbaycan, Çin, Afganistan, Kazakistan ve İngiltere takip etti. Gayrimenkul yatırımında yabancı satış adeti bazında İstanbul, Antalya ve Mersin ilk üçte Tüm gayrimenkul cinsinden en çok tercih edilen illerde toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında 2025 yılı ilk 3 ay itibariyle yabancıların gayrimenkul yatırımlarında en çok tercih ettiği il İstanbul olurken, İstanbul ilini sırası ile Bursa, Mersin, Yalova, Antalya, Sakarya, Muğla, İzmir, Ankara ve Kocaeli izledi. Tüm gayrimenkul cinsinden 2024 yılı ilk 3 ay itibariyle en çok tercih edilen illerde satış adeti bazında ise ilk sırayı İstanbul aldı. İstanbul ilini sırası ile Muğla, Antalya, Sakarya, Aydın, Yalova, İzmir, Bursa, Mersin ve Ankara izledi. Yabancı gayrimenkul yatırımlarında Körfez ülkelerinin payı %21’e düştü. Yabancı gayrimenkul yatırımlarında önemli bir ağırlığa sahip olan Körfez ülkelerinin, 2024 yılı ilk 3 ayında 284 bin 840 m² büyüklüğündeki tüm gayrimenkul cinsinde metrekare bazında yaptıkları yatırımlar 2025 yılı aynı döneminde yüzde 60 oranında azalarak 114 bin 169 m²’ye düşmüştür. Ayrıca, toplam yabancı yatırımlarının içinde Körfez ülkelerinin durumunu değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, 2024 yılı ilk 3 ayında metrekare bazında toplam yabancı yatırım içinde payı %60 olan Körfez ülkelerinin 2025 senenin aynı dönemindeki payının %39’a düştüğünü ortaya koyuyor. İstanbul’da yabancılara yapılan gayrimenkul satışlarında m2 bazında 2024 yılının aynı dönemine göre 2025’de %54’lük düşüş yaşandı Yabancı yatırımcıların 2025 yılı ilk 3 ay sonunda ve 2024 yılı aynı döneminde İstanbul’da gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarımda ise, Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı verilerine göre; 2024 yılı ilk 3 ayında 60 bin 600 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2025 yılı aynı döneminde yüzde 54 azalarak 28 bin 71 metrekare oldu. İstanbul’da Yabancılara Konut satışında İran birinciliği aldı 2025 yılı ilk 3 ay sonu itibariyle, yabancıların toplam adet bazında İstanbul genelindeki tüm gayrimenkul yatırımlarında, ilk sırada İran yer alıyor. Toplam adet bazında İran’ı Çin, Irak, Azerbaycan, Afganistan, Rusya Federasyonu, Suudi Arabistan, Filistin, İsrail ve Mısır takip ediyor. İstanbul’da Yabancılara Konut satışında 2024 yılının aynı dönemine göre 2025 yılında adet bazında yüzde 13’lük düşüş yaşandı Konut satış adedi özelinde ise Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı’ndan alınan verilere göre yabancılara adet bazında, 2025 ilk 3 ayında İstanbul genelinde, toplam 2 bin 268 adet konut satıldı. Bu rakamla, 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 13’lük bir düşüş görüldü. Tüm Türkiye’de yabancılara satılan konutların toplam konut satışları içindeki oranı TÜİK verilerine göre, 2024 yılı ilk üç ay sonu itibariyle yüzde 2,03 iken bu oran 2025 yılı aynı döneminde yüzde 1,36’ya düştü. İlçe tercihleri, Esenyurt, Beylikdüzü, Bağcılar İstanbul’daki gayrimenkul edinimlerinde yabancılar tarafından adet bazında en çok tercih edilen ilçeler sırasıyla Esenyurt, Beylikdüzü, Bağcılar, Başakşehir, Küçükçekmece, Zeytinburnu, Şişli, Büyükçekmece, Avcılar ve Fatih ilk onda yer aldı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### EVA Gayrimenkul Değerleme’den Türkiye’nin Kent Kimliğini Belgeleyecek Fotoğraf Yarışması Şehirler yalnızca binalardan, sokaklardan ve meydanlardan oluşmuyor; aynı zamanda geçmişi, kültürü, insan hikâyelerini ve yaşam biçimleri, siluet ve tarihten gelen karakteristik özelliklerini içinde barındırıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde zamanın bıraktığı izleri görünür kılmayı amaçlayan EVA Gayrimenkul Değerleme, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onaylı 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması için başvuruları almaya başladı. “Şehrin Çizgileri” teması işlenecek olan bu seneki yarışmaya geçen seneki gibi rekor bir katılım olması bekleniyor. Sokaklardan meydanlara, tarihi yapılardan modern kent siluetlerine kadar şehirlerin karakterini yansıtan kareler, "Şehrin Çizgileri" yarışmasında buluşacak. Türkiye genelindeki amatör ve profesyonel fotoğrafçıların katılımına açık olan yarışma, kentlerin mimari, kültürel, sosyal ve mekânsal kimliğini fotoğraf sanatı aracılığıyla kayıt altına almayı hedefliyor. Kentlerin Hikâyesi Objektiflere Yansıyacak "Şehrin Çizgileri" teması; yalnızca yolları, binaları ve sokakları değil, şehirlerde yaşayan insanların bıraktığı izleri, zamanın mekânlara işlediği katmanları ve kentlerin ruhunu görünür kılmayı amaçlıyor. Hızla değişen şehirler, dönüşen yaşam alanları ve geçmişten bugüne taşınan değerler yarışmanın temel odağını oluşturuyor. Katılımcılardan; yapıları, sokakları, meydanları, siluetleri, ulaşım ağlarını ve şehir yaşamının oluşturduğu görsel ritmi kendi özgün bakış açılarıyla yorumlamaları bekleniyor. Yarışma, şehirlerin yalnızca fiziksel yapısını değil, insanlarla kurduğu ilişkiyi ve gündelik yaşamın dinamiklerini de ortaya koymayı amaçlıyor. Fotoğrafla Kent Hafızasına Katkı Kentler sürekli değişiyor ve dönüşüyor. Bu süreçte bazı yapılar, yaşam alışkanlıkları ve mekânsal karakterler zamanla kaybolabiliyor. Fotoğraf ise bu değişimin en güçlü tanıklarından biri olarak öne çıkıyor. "Şehrin Çizgileri" yarışması, şehirlerin bugünkü görünümünü kayıt altına alırken aynı zamanda geleceğe aktarılacak önemli bir görsel arşivin oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Yarışmaya gönderilecek eserler, Türkiye'nin farklı şehirlerine ait mimari ve toplumsal hafızanın belgelenmesine destek verecek. Amatör ve Profesyonel Fotoğrafçılara Açık Yarışmaya Türkiye genelinden tüm amatör ve profesyonel fotoğrafçılar ücretsiz olarak katılabilecek. Katılımcılar en fazla dört adet siyah-beyaz ve/veya renkli dijital fotoğrafla başvuruda bulunabilecek. Kamera veya cep telefonu ile çekilmiş fotoğraflarla katılım serbest olacak. Değerlendirmeyi Alanında Uzman İsimler Yapacak Başvurular; akademisyenler, fotoğraf sanatçıları ve sektör profesyonellerinden oluşan çok değerli jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek. Eserler; teknik yeterlilik, estetik değer, özgünlük ve yarışma temasıyla uyum kriterleri doğrultusunda incelenecek. Ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar, EVA Gayrimenkul Değerleme’nin çeşitli yayınlarında ve yarışma kataloglarında yer alma fırsatı bulacak. Her Karede Bir Hikaye Türkiye’nin dört bir yanından katılımcıların yer alacağı yarışmada; tarihi yapılar, modern kent siluetleri, dönüşen mahalleler, meydanlar, köprüler, ulaşım aksları ve şehir yaşamının dinamikleri fotoğraf karelerine yansıyacak. Yarışma aynı zamanda fotoğraf sanatçılarına yaşadıkları çevreye farklı bir gözle bakma ve kentleri yeniden keşfetme fırsatı sunacak. Kentlerin kimliğini şekillendiren mimari unsurları, yaşam ritmini ve kentsel dönüşümün izlerini fotoğraf sanatı aracılığıyla kayıt altına almayı amaçlayan "Şehrin Çizgileri 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması", Türkiye'nin dört bir yanından fotoğrafçıları şehirlerin hikâyelerini anlatmaya davet ediyor. Yarışma kapsamında ortaya çıkacak eserlerle kentlerin bugününe ışık tutulurken, yarının kent hafızasına da değerli bir görsel miras bırakılması hedefleniyor. Son Başvuru Tarihi: 30 Eylül 2026 Sonuçların Açıklanması: 29 Ekim 2026 Bilgi ve Başvuru İçin:https://lnkd.in/dqifa6e8 EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### EVA Gayrimenkul Değerleme’den Ulusal Fotoğraf Yarışması Alanında her zaman farklı bir bakış açısı olan ve öncü yaklaşımları ile tanınan EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş., Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onaylı “Yaşayan Mekanlar” adlı ulusal fotoğraf yarışması başlattı. Yarışma; evler, sokaklar, ofisler, tarlalar gibi hem eski hem de yeni tüm yaşam alanları üzerinden insan-mekan ilişkisine dikkat çekmeyi ve “o anı ölümsüzleştirmeyi” amaçlıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme, yaşadığımız şehirlerin evrimini, insanların yaşam alanlarını fotoğrafla ölümsüzleştirmek isteyen amatör ve profesyonel herkesi “Yaşayan Mekanlar” yarışmasına davet ediyor. Bu yarışma, hem bireysel sanatçılar için kendini ifade etme hem de mekân algısını kolektif hafızaya kazıma fırsatı sunuyor. “Yaşayan Mekanlar” Ulusal Fotoğraf Yarışması Başladı EVA Gayrimenkul Değerleme, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayı ile düzenlendiği “Yaşayan Mekanlar” Ulusal Fotoğraf Yarışmasıyla fotoğraf sanatçılarını; yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz ya da unutulmaya yüz tutmuş mekânların izini sürmeye ve “anı ölümsüzleştirmeye” davet ediyor. Yarışmada şehir sokaklarından kırsal yaşam alanlarına, terk edilmiş yapılardan yeni konutlara kadar mekânların ruhunu belgeleyen kareler ödüllendirilecek. Mekânlar Değişiyor, İzler Kalıyor Yarışmanın teması “Yaşayan Mekanlar”. Fotoğrafçılardan, kentlerin dar sokaklarında, apartman hollerinde, kırsalda, tarlalarda, iş yerlerinde ya da terk edilmiş bir fabrikada karşımıza çıkan, insan izini taşıyan mekânları yansıtmaları bekleniyor. Amaç, mekan ile insan arasındaki ilişkiyi belgeleyen bir görsel hafıza oluşturmak. Kimler Katılabilir? Yarışma, Türkiye genelinden tüm amatör ve profesyonel fotoğrafçılara açık. Katılım ücretsiz ve her katılımcı en fazla 5 adet renkli dijital fotoğraf ile başvuruda bulunabiliyor. Yarışmaya cep telefonu ile çekilmiş renkli karelerle de girilebiliyor. Jüri ve Değerlendirme Alanında uzman çok değerli akademisyenler, uluslararası fotoğraf sanatçıları ve sektör profesyonellerinden oluşan jüri, başvuruları teknik kalite, estetik değer ve tema ile örtüşme düzeyine göre değerlendirecek. Değerlendirme sonuçları 29 Ekim 2025 tarihinde açıklanacak. Yarışmada ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan eserler, EVA Gayrimenkul Değerleme’nin farklı iletişim mecralarında ve kataloglarında da yer bulacak. Yarışma Takvimi Yarışma başvuruları TFSF onaylı resmi web sitesi üzerinden alınacak.-    Son Başvuru Tarihi: 30 Eylül 2025  -   Sonuçların Açıklanması: 29 Ekim 2025 Bilgi ve Başvuru İçin: https://tfsfonayliyarismalar.org/tr/yarisma/detay/yasayan-mekanlar-eva-gayrimenkul-degerleme-ulusal-fotograf-yarismasi-tr EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"; 2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### ExecBooster, Girişimlerin Stratejik ve Verimli Büyüme Süreçlerine Yön Veriyor Yeni nesil girişimcilik dalgası, Türkiye'de her yıl bine yakın startup'ın kurulmasına öncülük ediyor. Ancak bu parlak başlangıçların çoğu sürdürülebilirliğe ulaşamadan son buluyor. Verilere göre 2020 yılında kurulan her 10 girişimden yaklaşık 3'ü kapanmış durumda. 2022 yılında kurulan girişimlerin ise yalnızca %75,5’i ilk yılın sonunda faaliyetlerine devam edebilmiş. Bu tablo, fikirden ölçeklenebilir bir iş modeline geçiş sürecinin ne kadar karmaşık ve zorlu olduğunun açık bir göstergesi. Tam da bu noktada, doğru deneyimle donanmış bir yol arkadaşı kritik hale geliyor. İşte ExecBooster, bu yolculuğun en kırılgan ama en stratejik aşamalarında girişimlerin yanında yer alıyor. Yatırım alan girişimlerin önemli bir kısmı, fonlama sonrası büyüme evresinde operasyonel ve stratejik yönetim eksikliği nedeniyle zorlanıyor. Türkiye’de 2020 yılında kurulan her 10 girişimden yaklaşık 3’ünün kapanması, startup ekosisteminde yalnızca ürün ve teknolojiye değil, aynı zamanda sürdürülebilir yönetim yapısına da ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Bu ihtiyaca çözüm üretmek üzere kurulan ExecBooster, erken ve ileri aşama girişimlere “fractional CxO” modeliyle stratejik yönetim desteği sunuyor. Yerli ve yabancı teknoloji şirketlerinde 32 yılı aşkın deneyime sahip olan Levent Kocatürk tarafından kurulan ExecBooster, girişimlerin yatırım sonrası süreçlerinde karşılaştığı karmaşık problemleri sistematik şekilde çözüme ulaştırıyor. ExecBooster, finansal yönetim, yatırımcı ilişkileri, insan kaynağı yapılanması, iş geliştirme, yurt dışı açılım ve yönetişim gibi başlıklarda entegre destek sağlıyor. Bu sayede kurucular, operasyonel yüklerini azaltırken büyümeye ve inovasyona odaklanabiliyor. ExecBooster Kurucusu Levent Kocatürk, startup’ların yatırım aldıktan sonraki en kritik dönemeçte profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Girişimciler iyi fikirler ve güçlü ürünlerle yola çıkıyor ancak büyüme evresine gelindiğinde çoğu zaman deneyimsizlik nedeniyle zorlanıyorlar. Biz, yatırımcıların güvenle fonladığı şirketlerin bu süreçte profesyonelce yönetilmesini ve potansiyellerinin performansa dönüşmesini sağlıyoruz. Yatırımcılar için ExecBooster’ın sunduğu hizmetler; operasyonel risklerin azaltılması, şeffaf raporlama altyapısının kurulması, yatırım sonrası fon kullanımının planlanması ve şirketin exit hedeflerine uygun biçimde ölçeklenmesi gibi pek çok avantajı içeriyor.” dedi. Girişimcilik ekosisteminde COO veya CEO Office gibi yapıların yüksek maliyet ve bürokratik riskler barındırdığına dikkat çeken Kocatürk, “ExecBooster olarak esnek ve erişilebilir danışmanlık modeliyle bu açığı kapatmayı hedefliyoruz. Girişimlerin sürdürülebilir büyümesine rehberlik etmeye devam edeceğiz.” diyerek sözlerini bitirdi. ExecBooster, danışmanlık kavramının ötesine geçerek, girişimcilerin zorlu karar anlarında yanında duran bir yol arkadaşı olmayı amaçlıyor. Start-up dünyasında yalnızca fikrin değil, fikri büyütecek sistemin de kıymetli olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Sessiz ama etkili bir şekilde ilerlemek isteyen girişimler için, doğru bilgi, tecrübe ve güvenilir iş ortaklığı, fark yaratan temel unsurlar arasında yer alıyor. ExecBooster Hakkında: ExecBooster, girişimcilik ekosisteminde büyüme ve sürdürülebilirlik hedefiyle faaliyet gösteren şirketlere fractional CxO ve yönetim danışmanlığı hizmeti sunar. Kurucusu Levent Kocatürk, teknoloji şirketlerinde 30 yılı aşkın üst düzey yönetim tecrübesine sahiptir. ExecBooster; stratejik yönetim, yatırım süreçleri, finansal yapılandırma ve uluslararasılaşma alanlarında startup'lara özelleştirilmiş çözümler üretir. #### F-İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri Fuarı 2-5 Temmuz 2025 | İstanbul Fuar Merkezi So Fuar A.Ş. tarafından organize edilen F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri Fuarı, 2-5 Temmuz 2025 tarihleri arasında, Türkiye'nin en modern ve merkezi fuar alanı İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek. Fuarda Sizi Neler Bekliyor? 🌍 40'dan fazla ülkeden 700'ün üzerinde katılımcı firma🌐 120'den fazla ülkeden profesyonel ziyaretçi 1 Alanda, 4 Gün Boyunca, 6 Farklı İhtisas Fuarı Tek Çatı Altında! Gıda ve İçecek Fuarı Kuru & Sert Kabuklu Meyveler ve Atıştırmalık Ürünler Fuarı Bisküvi, Çikolata, Şekerleme ve Katkı Maddeleri Fuarı Gıda ve İçecek Üretim Teknolojileri ve Ambalaj Fuarı Market, Mağaza ve Otel Ekipmanları Fuarı Hijyen ve Tüketim Ürünleri Fuarı Siz de Yerinizi Almak İçin: 📅 2-5 Temmuz 2025📌 İstanbul Fuar Merkezi📧 july@f-istanbul.com📲 ‪+90 538 972 61 20‬‬🌐 ‪www.f-istanbul.com‬ Gıda ve içecek sektörünün en kapsamlı buluşmasını kaçırmayın! #### Faiz İndirimleri Dijitalleşmenin Yolunu Açıyor Bulut Tabanlı Yazılım Yatırımları Yükselecek Günümüzde dijitalleşme, işletmeler için yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda rekabette ayakta kalabilmenin temel koşulu haline geldi. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, faiz oranlarındaki değişimlerin KOBİ’lerin teknoloji yatırımlarına etkisine dikkat çekerek, “Faizler düştükçe işletmeler daha kolay yatırım yapabilecek. Bu da dijitalleşme hamlelerini hızlandıracak” açıklamasında bulundu. Faiz oranlarındaki dalgalanmalar yalnızca finans dünyasını değil, reel sektörün dijitalleşme adımlarını da doğrudan etkiliyor. Kurumsal kaynak planlama (ERP) çözümleriyle Türkiye’nin dört bir yanındaki KOBİ’lerin dijital dönüşümüne öncülük eden DİA Yazılım’ın Genel Müdürü Suha Onay, “Yazılım yatırımları artık bir lüks değil, verimliliğin temelidir. Faizlerin düşmesiyle bu yatırımlar daha erişilebilir hale gelecek” dedi. Bulut Sistemleri Maliyetleri Ciddi Şekilde Düşürüyor Onay’a göre bulut bilişim, şirketlere düşük maliyetli ve yüksek güvenlikli çözümler sunarak teknolojiye geçişte büyük avantaj sağlıyor. ERP ve bulut tabanlı çözümler üreten DİA Yazılım, sektör bağımsız olarak birçok işletmenin dijitalleşmesini sağlıyor. Onay, “Eğer hâlâ lokal sistemler kullanılmaya devam edilseydi, şirketler yüksek donanım ve güvenlik yatırımları yapmak zorunda kalacaktı. Ancak bulut sistemleri bu maliyeti ciddi şekilde düşürüyor. Hem veriye erişim kolaylaşıyor hem de güvenlik daha profesyonel bir düzeye taşınıyor” dedi. Yazılım, Diğer Tüm Sektörlerin Verimliliğini Artırmak İçin Gerekli Yazılım sektörünün Türkiye’de kriz dönemlerinde dahi büyümeye devam ettiğine dikkat çeken Onay, “2008 krizi, pandemi ve diğer tüm zorluklara rağmen sektör büyüdü. Çünkü yazılım, diğer tüm sektörlerin verimliliğini artırmak için gerekli. Bu da sektörü her zaman pozitif bir çizgide tutuyor” diye konuştu. İlk 6 ayda %70’in üzerinde büyüme kaydettiklerini belirten Onay, yılın ikinci yarısında faizlerde düşüş eğiliminin oluşmasıyla birlikte yazılım sektöründe çok daha güçlü bir ivme beklediklerini sözlerine ekledi. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Fasheone, e-ticarette iade krizine yapay zekâyı kullanarak çözüm getirdi Online alışverişteki temel sorunun “deneme eksikliği” olduğunu belirten Şeyma Tanrıverdi Gürbüz, “Fasheone ile müşterinin hem ürünü kendi üzerinde görüyor hem de hangi bedeni seçmesi gerektiği konusunda net bir öneri alıyor. Bu da tereddüdü azaltıyor ve karar süresini kısaltıyor.” dedi. Türkiye’nin hazır giyim ve tekstil sektörü üretim ve ihracatta güçlü bir konuma sahip. Ancak e-ticarette özellikle giyim kategorisinde yüksek iade oranları sektörün en önemli maliyet kalemlerinden biri olmaya devam ediyor. Yanlış beden tercihi ve ürünü denemeden satın alma kararsızlığı, hem lojistik maliyetlerini artırıyor hem de markaların kârlılığını olumsuz etkiliyor. Moda teknolojisi girişimi Fasheone, bu soruna yapay zekâ destekli Virtual Try-On ve akıllı beden analizi teknolojisi ile çözüm getirdi. “DENEMEDEN SATIN ALMA PROBLEMİNİ ÇÖZMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK” Fasheone kurucusu Şeyma Tanrıverdi Gürbüz, online alışverişteki temel sorunun “deneme eksikliği” olduğunu belirterek bu problemi yapay zekayı kullanarak çözdüklerini söyledi. Şeyma Tanrıverdi Gürbüz, “Online alışverişte en büyük problem deneme eksikliği. Müşteri ürünü model üzerinde görüyor ama kendi üzerinde nasıl duracağını bilmiyor. Buna bir de beden kararsızlığı eklendiğinde iade çoğu zaman kaçınılmaz oluyor. Biz bu problemi yapay zekâ ile çözmek için yola çıktık. Müşteri hem ürünü kendi üzerinde görüyor hem de hangi bedeni seçmesi gerektiği konusunda net bir öneri alıyor. Bu da tereddüdü azaltıyor ve karar süresini kısaltıyor.” dedi. HEM ÜRÜNÜ GÖSTERİYOR HEM BEDENİ ÖNERİYOR Gürbüz, geliştirdikleri sistemin hem görsel deneme hem de beden analizi yaparak satın alma kararını daha bilinçli hale getirdiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Fasheone’un geliştirdiği sistem, markaların web sitelerine dakikalar içinde entegre edilebilen bir widget altyapısı ile çalışıyor. Kullanıcı ürün sayfasındaki “Sanal Deneme” butonuna tıklıyor, kendi fotoğrafını yüklüyor. • Yapay zekâ destekli beden analizi yapıyor • Uygun beden önerisi sunuyor • Ürünü gerçekçi biçimde kullanıcının üzerine uyguluyor AI tabanlı görsel işleme motoru kumaş dokusunu, formunu ve ışık uyumunu analiz ederek ürünü doğal ve gerçeğe yakın şekilde fotoğrafa entegre ediyor. Fasheone yalnızca markaların web siteleriyle sınırlı kalmıyor. Yayına alınan Chrome eklentisi sayesinde kullanıcılar, alışveriş yaptıkları herhangi bir e-ticaret sitesinde ürünü kendi üzerinde görüntüleyebiliyor. Bu teknolojiyi sadece markalara değil, doğrudan son kullanıcıya da ulaştırmak istedik. Chrome eklentimiz sayesinde kullanıcı hangi sitede alışveriş yaparsa yapsın ürünü kendi üzerinde görebiliyor. Amacımız sadece bir özellik sunmak değil. Moda markalarının tasarımdan satışa kadar tüm dijitalleşme sürecini tek platformda yönetebilmesini sağlamak.” HEDEF TÜRKİYE’DEN GLOBAL MODA TEKNOLOJİSİ MARKASI Fasheone platformu yalnızca sanal deneme sunmuyor. Aynı zamanda moda çizimlerinden ürün görseli üretimi, hayalet manken görseller, e-ticaret sayfa fotoğrafları, reklam ve banner tasarımları ile video içerik üretimi gibi dijital üretim süreçlerini tek panelde topluyor. Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörü dünya pazarında önemli bir konuma sahip. Fasheone, bu üretim gücünü yapay zekâ destekli dijital deneyimle birleştirerek küresel ölçekte rekabet eden bir moda teknolojisi markası olmayı hedefliyor. Fasheone hakkında detaylı bilgi ve demo için: https://www.fasheone.com https://virtual-try-on.fasheone.com/landing Chrome Eklentisi: https://chromewebstore.google.com/detail/blpelhnphmmaojdoanjjofhbggapkllk #### FinTech Ekosistemi Büyüyor, Rubikpara Geleceği Şekillendiriyor Küresel FinTech pazarı da genişlemeye devam ediyor. Fintech sektörü özelinde yapay zeka kullanan teknoloji pazarının 2031 yılına kadar 61,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, finans teknolojileri sektörünün, son yıllarda inanılmaz bir hızla büyüdüğünü ve küresel çapta toplam işlem değerinin yıllık %11,80’lik büyüme ile 2027 yılına kadar 15 trilyon dolara çıkmasının beklendiğini söyledi. Finansal teknolojiler dünyasında yaşanan dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri yapay zeka. Kullanıcı deneyimini daha kişisel, daha hızlı ve daha güvenli hale getiren bu teknoloji, FinTech sektöründe her geçen gün daha fazla alanda aktif olarak kullanılıyor. Dolandırıcılık tespitinden kredi skorlamaya, kişiselleştirilmiş tekliflerden müşteri hizmetlerine kadar birçok alanda kullanılan yapay zeka, sektörün dönüşümüne öncülük ediyor. Yapay zeka kullanan FinTech teknolojilerinin pazar büyüklüğünün 2031 yılına kadar 61,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bununla birlikte, küresel çapta toplam işlem değerinin yıllık %11,80’lik büyüme ile 2027 yılına kadar 15 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise şu anda aktif olarak çalışan 696 FinTech şirketi bulunuyor. 117,3 milyon dijital bankacılık kullanıcısı, 95 milyon ön ödemeli kart ve 2 milyon POS cihazı ile Türkiye, finansal teknolojilere hızla adapte olan ülkeler arasında yer alıyor. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, yapay zekanın FinTech sektöründeki etkilerini şu sözlerle değerlendiriyor: “Yapay zeka, hem bireysel hem kurumsal kullanıcılar için daha akıllı çözümler geliştirmemizi sağlıyor. Müşteri segmentasyonu, dolandırıcılık tespiti ve kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimi gibi birçok alanda yapay zeka destekli sistemler geliştiriyoruz. Teknolojiyi yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olarak değil, aynı zamanda stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz.” Sevinç, ayrıca Rubikpara’nın hedeflerinden ve FinTech’teki yapay zeka kullanımına dair şu bilgileri paylaştı: “Rubikpara olarak 2025 yılı sonuna kadar ilk 10 FinTech firması arasında yer almayı, 40 milyar TL işlem hacmine ulaşmayı ve ödeme kuruluşları arasında en hızlı EBITDA pozitife geçen firma olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda teknoloji yatırımlarını artıran şirket, hem bireysel kullanıcıların hem de KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik modüler ve esnek çözümler geliştiriyor. Bu hedefler doğrultusunda yapay zeka teknolojilerine olan yatırımlarımızı da artırıyor, müşteri deneyimini iyileştirmekten operasyonel verimliliğe kadar birçok alanda yapay zekayı aktif olarak kullanmaya devam ediyoruz.” B2C alanında SanalPOS, FizikiPOS, SoftPOS, Bayi Tahsilatı gibi çözümleriyle işletmelere zaman, insan kaynağı ve operasyonel maliyet tasarrufu sağlayan Rubikpara, B2B tarafında tedarikçi ödemeleri ve fatura yönetimi süreçlerini dijitalleştirmeyi hedefliyor. B2E tarafında ise çalışanlara özel cashback avantajları sunarak şirketlere ek fayda sağlayacak projeler üzerinde çalışıyor. Dijital bankacılık, açık bankacılık ve servis bankacılığı gibi yeni iş modellerine yatırım yapmaya hazırlanan Rubikpara, yerelde lider olmanın yanı sıra, uluslararası pazarda da yer almayı hedefliyor. Bugüne kadar holdingden aldığı 200 milyon TL’yi aşan yatırımı büyük oranda teknoloji geliştirme ve inovasyona yönlendiren şirket, bu alandaki yatırımlarını önümüzdeki dönemde artırmayı planlıyor. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Fintek Sektörü 1,91 Trilyon TL’lik Aylık Hacime Ulaştı Türkiye Global Oyuncu Olma Yolunda Haziran 2025 verilerine göre Türkiye’deki toplam kartlı ödeme tutarı 1,91 trilyon TL’ye ulaştı ve bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre %51’lik bir artışı temsil ediyor. İnternetten yapılan kartlı ödemeler ise 557,3 milyar TL ile toplam hacmin %29’unu oluşturdu. İşlem adedi ise %7 artışla 222,4 milyon olarak gerçekleşti.Ülke genelinde faaliyet gösteren 856 fintek şirketiyle Türkiye, hızla nakitsiz toplum hedefine ilerliyor. Fintek ekosisteminin en güçlü temsilcilerinden Rubikpara, bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Fuzul Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Rubikpara Yönetim Kurulu Başkanı R.Yusuf Akbal, fintek sektörünün yalnızca finansal teknolojilerin değil, aynı zamanda ekonomik vizyonun da merkezine yerleştiğine dikkat çekti: Akbal, “Fintek sektörü artık sadece ödeme sistemleriyle sınırlı değil; ekonomik dönüşümün lokomotifi haline geldi. Türkiye’deki fintek girişimleri, fikir aşamasından çıkıp global ölçekte ölçeklenebilir yapılara dönüşmeli. 2023’te fintek alanına yapılan yatırım sadece 29 milyon dolardı. Ancak 2024’ün ilk yarısında Startup Centrum’un raporuna göre toplam 586,8 milyon dolarlık yatırım gerçekleşti ve en büyük 10 yatırımın 3’ü fintek sektörüne yapıldı. Bu, sektörün hâlâ yatırımcı radarında olduğunu gösteriyor” dedi ve ekledi: “Yeni yayınlanacak olan tebliğ ile birlikte regülatif otoritenin iş yapma biçimini ve süreçleri daha net şekilde çerçevelemesi sayesinde ödeme sistemleri tarafında performans değişiklikleri olacağını öngörüyoruz. Bu durumun, yatırımcı kitlenin sektöre yönelik şüphelerini azaltarak daha sağlıklı ve öngörülebilir yatırım süreçlerinin önünü açacağına inanıyoruz. Türkiye’nin teknolojiye sadece uyum sağlayan değil, yön veren bir ülke olması için ‘deneyebilme özgürlüğü’ne, sandbox ortamlarına ve güçlü altyapı yatırımlarına ihtiyacı var.” Akbal, ayrıca, fintek’in yalnızca son kullanıcıya ürün sunmanın ötesinde; şirketlere API ekonomisi ve servis bankacılığı üzerinden altyapı sunan modellere evrilmesi gerektiğini vurguladı. Rubikpara’nın vizyonu da tam olarak bu dönüşüm ekseninde şekilleniyor: sadece Türkiye için değil, dünya için teknoloji üretmek. Finansal teknolojilerin geleceğinde yer almak isteyen yatırımcı ve girişimciler için Rubikpara, sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve vizyoner bir örnek sunmaya devam ediyor. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Fon Piyasasında Yeni Dönem: Getiriyle Birlikte Fırsat Eşitliği Neo Portföy, yatırım dünyasında toplumsal fayda odaklı yeni bir adım atarak Koruncuk Vakfı ile “Neo Portföy KORUNCUK Eğitime Destek Para Piyasası Serbest Fon”u yatırımcılara sundu. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 02 Ekim 2025 tarihli kararıyla kuruluşuna izin verilen fon, TEFAS platformu üzerinden alınıp satılabilecek. Fonun yatırım stratejisi; likiditesi yüksek para ve sermaye piyasası araçlarına odaklanmak üzere tasarlandı. Neo Portföy ve Koruncuk Vakfı bu fon aracılığıyla “getiriyle birlikte anlam” kazanma vizyonunu hayata geçirirken, yatırımcıların da portföylerine yalnızca finansal değil, sosyal bir değer ekleme imkânı ortaya koyuyor. Bu anlamda, yatırımcılar finansal piyasalara erişim sağlarken, toplumsal etki yaratma fırsatı da elde ediyor. Fonu yöneten Neo Portföy’ün, bu fondan elde edeceği yönetim ücretinin %50’si, Koruncuk Vakfı’na bağışlanacak. Bu bağış, kız çocuklarının hangi sosyo-ekonomik koşulda olurlarsa olsunlar temel haklarına erişebildiği, sevgi ve güven ortamında büyüyebildiği, kesintisiz eğitimine devam edebildiği ve katma değer yaratabildiği bir toplum vizyonuna hizmet edecek şekilde kullanılacak. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, “Finansal piyasaların gücünü toplumsal faydaya dönüştürmek bizim için çok değerli. Neo Portföy olarak, yalnızca yatırımcılarımız için değil, gelecek nesiller için de değer yaratma hedefiyle çalışıyoruz. Koruncuk Vakfı ile başlattığımız bu fon, finansal kazançla birlikte umudun, eğitim ve fırsat eşitliğinin simgesi olacak. Bu fonla, finansal piyasalara erişimi kolaylaştırırken, kız çocuklarının eğitim yoluyla güçlenmesine destek olmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” derken; Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyet ve Yönetim Kurulu Başkanı Av.Dr. Figen Samuray, “Neo Portföy ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, finansal dünyanın gücünü kız çocuklarının eğitimine ve geleceğine dönüştüren örnek bir adım oldu. Koruncuk Vakfı olarak, her bir yatırımın aynı zamanda bir kız çocuğunun hayatına dokunma fırsatı sunduğu bu modelin, toplumsal fayda odaklı yaklaşımların artması için ilham olacağına inanıyoruz.” diyerek iş birliğine dair düşüncelerini dile getirdi. Yeni fonun yatırım dünyasında “finansal getiri + toplumsal etki” modeliyle öne çıkması bekleniyor. Neo Portföy ve Koruncuk Vakfı iş birliği, sektörde örnek teşkil edecek bir adım olarak dikkat çekiyor. #### FONANGELS KAŞİF ZİRVE’DE GİRİŞİMCİ, YATIRIM VE FİNANS EKOSİSTEMİ BİR ARAYA GELDİ Türkiye’nin girişimcilik ve yatırım ekosistemini aynı çatı altında buluşturan Fonangels Kaşif Zirve, Bilişim Vadisi’nde 1.000’in üzerinde katılımcının yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Girişimciler, yatırımcılar, finans dünyasının önde gelen temsilcileri, teknoloji liderleri ve iş insanlarının katıldığı zirve; gün boyunca gerçekleştirilen paneller, özel oturumlar, yatırımcı buluşmaları ve networking etkinlikleriyle dikkat çekti. Kuveyt Türk ve Dünya Katılım Bankası ana sponsorluğunda düzenlenen organizasyonda, Fonangels platformu üzerinden yatırım alan yaklaşık 50 girişim stant açarak projelerini yatırımcılar, kurumsal temsilciler ve ekosistem paydaşlarıyla buluşturdu. Programa, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü ile KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu da katılarak girişimcilik ve yatırım ekosisteminin gelişimine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarında girişimlerin sürdürülebilir büyümesi, teknoloji odaklı üretimin artırılması ve yenilikçi iş fikirlerinin finansmana erişiminin kolaylaştırılmasının Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından kritik önem taşıdığı vurgulandı. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Türkiye'nin teknoloji ve girişimcilik alanında son yıllarda önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirterek, kamu kurumları, yatırımcılar ve girişimciler arasında kurulan güçlü iş birliklerinin ülkenin küresel rekabet gücünü artırdığını ifade etti. KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise girişimcilerin büyüme yolculuklarında finansmana erişimin kritik bir unsur olduğunu vurgulayarak, girişimcilik ekosisteminin gelişmesini destekleyen tüm paydaşların Türkiye'nin üretim, teknoloji ve ihracat hedeflerine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Fonangels Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Kuş, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada girişimcilik ekosisteminin geleceğinin bugün desteklenen girişimlerin başarısıyla şekilleneceğini vurguladı. Kuş, “Asıl maharet, girişimlerin potansiyelini erken dönemde görebilmek ve onların hayallerine ortak olabilmektir.” diyerek erken aşamadaki girişimleri doğru zamanda fark etmenin ve büyüme yolculuklarında yanlarında olmanın önemine dikkat çekti. Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen ise yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin teknoloji girişimciliği alanında önemli bir ivme yakaladığını belirterek, girişimlerin büyümesini destekleyen finansman mekanizmalarının ve yatırım platformlarının ülkenin teknoloji üretme kapasitesine doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. FİNANS DÜNYASI KİTLE FONLAMAYI KONUŞTU Zirvenin en dikkat çeken oturumlarından biri olan “Finans Dünyası Açısından Kitle Fonlama Sistemi” panelinde, SEKA Investment Kurucu Ortağı Av. Serhat Kısakürek moderatörlüğünde Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş, Kuveyt Türk Katılım Bankası Genel Müdür Yardımcısı Dr. Okan Acar ve APY Ventures Genel Müdürü Muhammed Emin Özer bir araya geldi. Panelde kitle fonlama sisteminin Türkiye'deki gelişimi, alternatif yatırım modelleri, girişim finansmanının geleceği ve yatırımcıların yeni nesil yatırım araçlarına bakışı ele alınırken, finans sektörünün girişimcilik ekosistemine sunduğu katkılar da değerlendirildi. Katılımcılar, kitle fonlamanın sermayenin tabana yayılması ve girişimlerin büyüme süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi açısından stratejik bir araç haline geldiğine dikkat çekti. KAŞİF ÖZEL OTURUMUNDA KİVİ ERP BAŞARI HİKÂYESİ PAYLAŞILDI Zirvenin somut çıktısını ortaya koyan “Kaşif Özel” oturumunda ise Fonangels ekosisteminin dikkat çeken başarı hikâyelerinden biri olan Kivi ERP’nin yatırım ve büyüme yolculuğu ele alındı. Ziraat Katılım Genel Müdür Yardımcısı ve Kivi ERP Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürşad Çetin, Fonangels Kurucusu ve CEO’su Yavuz Kuş ile Kivi ERP Genel Müdürü Malik Hakyemez’in katılımıyla gerçekleşen oturumda, girişimin yatırım alma süreci, büyüme stratejileri, yatırımcı ilişkileri ve gelecek hedefleri paylaşıldı. Katılımcılar tarafından büyük ilgi gören oturumda, Kivi ERP’nin bir fikir aşamasından yatırım alan ve büyüyen bir teknoloji şirketine dönüşüm hikâyesi, kitle fonlamanın girişimcilik ekosistemindeki etkisini ortaya koyan somut bir başarı örneği olarak değerlendirildi. KİTLE FONLAMA YATIRIMCILARINA ÖZEL PLAKET TAKDİMİ Fonangels Kaşif Zirve kapsamında, kitle fonlama ekosistemine katkı sağlayan yatırımcılar da unutulmadı. “En Çok Yatırım Yapan Yatırımcı”, “En Genç Yatırımcı”, “En Deneyimli Yatırımcı” ve farklı kategorilerde belirlenen yatırımcılara özel plaketler takdim edildi. Tören, yatırımcıların girişimcilik ekosisteminin büyümesindeki kritik rolüne dikkat çekerken katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü. ONLARCA GİRİŞİM, YÜZLERCE YATIRIMCI VE BİNLERCE TEMAS Zirve boyunca Fonangels platformu üzerinden yatırım alan yaklaşık 50 girişim, kurdukları stantlarda ürün ve hizmetlerini tanıtma fırsatı buldu. Yatırımcılar, girişimciler ve kurum temsilcileri arasında gerçekleştirilen yüzlerce görüşme yeni iş birliklerinin ve yatırım fırsatlarının kapısını aralarken, etkinlik boyunca oluşan yoğun networking ortamı girişimcilik ekosisteminin geleceğine dair önemli mesajlar verdi. “Keşfedenlerle, Keşfedilenlerin Zirvesi” sloganıyla gerçekleştirilen Fonangels Kaşif Zirve, girişimciler, yatırımcılar ve finans dünyasının temsilcilerini aynı platformda buluşturarak Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine katkı sunan önemli organizasyonlardan biri olarak tamamlandı. Fonangels Hakkında Bilgi Fonangels, “Girişim Kitle Fonlama Platformu Anonim Şirketi” olarak Sermaye Piyasası Kurulu lisanslı paya dayalı kitle fonlama platformu olarak girişimciler ile yatırımcıları güvenilir ve şeffaf bir yapıda buluşturmaktadır. Platform, yenilikçi girişimlerin ihtiyaç duyduğu finansmana erişimini kolaylaştırırken, yatırımcıların da erken aşama girişimlere ortak olmasına imkân sağlamaktadır. https://spk.gov.tr/sirketler/kitle-fonlama-platformlari/listeye-alinan-platformlar https://www.fonangels.com/ https://kasifzirve.com/ #### Franchise ve Bayilik Veren Markaların Güç Merkezi, Ekim Ayı’nda 24. Kez Kapılarını Açacak Bayim Olur musun? Fuarı, Markalar ve Yatırımcıları 15-18 Ekim 2026’da Yenikapı’da Buluşturuyor Türkiye’de franchise ve markalı bayilik yatırımlarının en köklü ve referans organizasyonu Bayim Olur musun? Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı, 15–18 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Yenikapı Avrasya Fuar Merkezi’nde 24. kez düzenlenecek. Medyafors Fuarcılık tarafından hayata geçirilen organizasyon, yalnızca bir fuar değil; yatırım kararlarının şekillendiği, markaların ölçek büyüttüğü ve girişimcilerin yön bulduğu stratejik bir buluşma platformu olarak konumlanıyor. Dört gün boyunca gıda, perakende, hizmet, eğitim, sağlık, eğlence ve gayrimenkul dahil birçok sektörden 200’ün üzerinde franchise ve bayilik veren markanın yer alması bekleniyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından gelecek on binlerce yatırımcı adayı ziyaretçi; iş modellerini yerinde inceleme, yatırım koşullarını karşılaştırma ve marka yöneticileriyle doğrudan görüşme fırsatı bulacak. Bugünün ekonomik ortamında yatırımcı tercihi, denetimi olan, sistemi kurulmuş ve marka çatısı taşıyan yapılara doğru hızla kayıyor. Bayim Olur musun? Fuarı, 24 yıllık birikimiyle bu dönüşümün en görünür ve en güvenilir temas noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Ziyaretçiler yalnızca konsept görmüyor; maliyet yapısı, geri dönüş süresi, operasyon disiplini ve büyüme planını birlikte değerlendiriyor. Bu yıl fuarda özellikle master franchise yapılanmaları, çoklu şube yatırımları, mikro ve modüler konseptler, düşük sermayeli girişim modelleri, yeni nesil perakende çözümleri ve kalıcı ihracat odaklı franchise büyüme stratejileri öne çıkıyor. Avrupa, Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Türk diasporasının yoğun olduğu pazarlardan beklenen profesyonel ziyaretçi katılımının, Türk markalarının uluslararası açılımına doğrudan katkı sağlaması hedefleniyor. Bayim Olur musun? Yalnızca dört gün süren bir fuar organizasyonu değil; yılın 365 günü çalışan bütüncül bir franchise yatırım ekosistemidir. Platformun dijital omurgasını oluşturan www.bayimolurmusun.com.tr portalında yer alan 100 bine yakın yatırımcı adayı, markaların yatırım modellerini sürekli izleyen, fırsatları karşılaştıran ve doğrudan temas başlatan canlı bir talep havuzu niteliği taşıyor. Bu yapı sayesinde marka-yatırımcı ilişkisi dönemsel değil süreklilik esaslı ilerliyor. Fuar ise bu sürekli akışın vitrini ve hızlandırıcısı olarak devreye giriyor; dijitalde oluşan ilgi sahada gerçek görüşmelere, stratejik iş birliklerine ve somut yatırım kararlarına dönüşüyor. Böylece Bayim Olur musun?, klasik fuarcılığın ötesine geçerek yıl boyu çalışan bir büyüme ve yayılma altyapısı sunuyor. Ziyaretçiler fuar süresince oluşturulan özel görüşme alanları, yatırımcı yönlendirme noktaları ve sektörel oturumlar aracılığıyla; franchise sözleşme yapıları, yatırım geri dönüş süreleri, operasyon standartları ve ölçeklenme stratejileri hakkında uzmanlardan doğrudan bilgi alabilecek. Medyafors Fuarcılık Kurucusu ve Başkanı Özhan Erem organizasyonu şu sözlerle değerlendiriyor: “Franchise modeli bugün yalnızca büyüme değil, kontrollü ve sürdürülebilir yayılmanın en güçlü araçlarından biri. Biz 24 yıldır markalarla yatırımcı adaylarını aynı zeminde buluşturuyoruz. Amacımız yalnızca bir fuar yapmak değil; sağlıklı büyüyen markalar ve doğru karar veren yatırımcılar için güvenilir bir platform üretmek. Bu yapı hem yurt içi gelişim hem de kalıcı ihracat için stratejik bir köprü görevi görüyor.” 24 yıllık kesintisiz birikimiyle Bayim Olur musun?, Ekim 2026’da da franchise ekosisteminin en güçlü buluşma adreslerinden biri olacak. Detaylı bilgi ve başvuru için : Medyafors Web Sitesi - Bayim Olur Musun 2026 #### Fuar ve Kongre Yönetiminde Dijital Altyapı Öne Çıkıyor Fuar, kongre ve seminer organizasyonlarında kayıt süreçleri artık yalnızca giriş anıyla sınırlı değil; etkinliğin tamamına yayılan bir deneyimin parçası haline geliyor. Elektraweb tarafından geliştirilen Fuar Kongre ve Seminer Dijital Kayıt Sistemi, organizatörlerin tüm bu süreci tek bir platform üzerinden, verimli ve ölçülebilir biçimde yönetmesini mümkün kılıyor. Fuar, kongre ve seminer organizasyonlarında dijital kayıt ve katılımcı yönetimi, Elektraweb Fuar Otomasyon Sistemi ile bulut tabanlı ve bütünleşik bir yapıya kavuşuyor. Bulut tabanlı altyapısıyla öne çıkan Elektraweb Fuar Otomasyon Sistemi, Google bulut sunucuları üzerinde etkinlik adına açılan özel veri tabanı üzerinden çalışıyor. Donanım ve lisans maliyeti gerektirmeyen bu yapı sayesinde organizatörler, sistemi diledikleri yerden ve farklı cihazlar üzerinden kolaylıkla kullanabiliyor. Katılımcı verilerine güvenli şekilde erişilirken, bu veriler ihtiyaç duyulan farklı yazılımlara da hızlıca aktarılabiliyor. Saniyeler İçinde Kayıt İşlemi Gerçekleşiyor Sistem, katılımcıların etkinliğe kayıt anından itibaren sürece aktif şekilde dahil olmasını sağlıyor. Etkinliğin web sitesinde yer alan özel bağlantı ya da alandaki QR kodlar aracılığıyla saniyeler içinde kayıt yapılabiliyor. Kayıt sonrasında dijital giriş kartı otomatik olarak e-posta yoluyla iletilirken, katılımcılar isterlerse fiziksel karta ihtiyaç duymadan bu dijital kart ile etkinliğe giriş yapabiliyor. Görevliler ise mobil uygulama üzerinden kartları cep telefonlarıyla okutarak hızlı ve kesintisiz giriş kontrolü sağlayabiliyor. Dijital Randevu Altyapısı İle Birebir Görüşme Planlanıyor Elektraweb Fuar Otomasyon Sistemi, yalnızca kayıt ve giriş süreçlerini değil, etkinlik içi etkileşimi de kapsıyor. Yaka kartlarında yer alan QR kodlar sayesinde katılımcılar birbirlerinin iletişim bilgilerini doğrudan telefon rehberlerine ekleyebiliyor, kartlar aynı zamanda dijital kartvizit işlevi görüyor. Mobil uygulama üzerinden program akışı, duyurular ve organizasyon bilgileri paylaşılırken, dijital randevu altyapısı ile birebir görüşmeler planlanabiliyor. Dijital Çözümler Artık Bir Tercih Değil, Gereklilik Elektraweb CEO’su Kemal Oral, “Geliştirdiğimiz Fuar Kongre ve Seminer Dijital Kayıt Sistemi, organizatörlerin kayıt, giriş ve katılımcı etkileşimini tek platformdan yönetmesine imkân tanıyor. Bulut tabanlı Elektraweb Fuar Otomasyon Sistemi, katılımcı kayıtlarından mobil uygulama kullanımına kadar tüm süreci dijitalleştirerek organizasyonlara operasyonel kolaylık sağlıyor. Elektraweb Fuar Otomasyon Sistemi’ni, 1. Uluslararası İçmimarlar Kongresi ve Sergisi’nde dijital kayıt ve mobil uygulama hizmetlerinde aktif olarak kullandık. Bu tür etkinliklerde organizasyonun temposuna ayak uyduran, veriyi anlık yöneten ve katılımcı deneyimini sadeleştiren dijital çözümler artık bir tercih değil, gereklilik.” şeklinde konuştu. Fuar ve kongre organizasyonlarında süreçleri hızlandırmayı, maliyetleri azaltmayı ve katılımcı deneyimini güçlendirmeyi hedefleyen Elektraweb Fuar Kongre ve Seminer Dijital Kayıt Sistemi, dijitalleşmenin etkinlik yönetimindeki karşılığını somut uygulamalarla ortaya koyuyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Gayrimenkul Danışmanları Mersin’de Buluşuyor Endeksa sponsorluğunda, Emlakjet’in katkılarıyla düzenlenen “Emlak Danışmanlığında Sürdürülebilir Başarının İpuçları” eğitimi, 24 Haziran Çarşamba günü Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Konferans Salonu’nda sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Gayrimenkul sektöründe rekabet her geçen gün artarken, başarılı danışmanlık anlayışı da dönüşüyor. Günümüzde sürdürülebilir başarı; yalnızca satış yapmaktan değil, veriyi doğru analiz etmekten, müşteri ilişkilerini etkin yönetmekten ve değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlamaktan geçiyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Endeksa sponsorluğunda ve Emlakjet’in katkılarıyla düzenlenen “Emlak Danışmanlığında Sürdürülebilir Başarının İpuçları” eğitim programı, 24 Haziran Çarşamba günü saat 10.00’da Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Gayrimenkul danışmanlarını güncel sektör dinamikleriyle buluşturmayı amaçlayan etkinlikte; satış tekniklerinden müşteri deneyimine, dijitalleşmenin sektöre etkilerinden değişen alıcı beklentilerine kadar sektöre yön veren birçok konu ele alınacak. Ücretsiz olarak düzenlenecek program, sınırlı kontenjanla katılımcıları ağırlayacak. Gayrimenkulde Değişen Kurallar ve Yeni Fırsatlar Konut ve ticari gayrimenkul piyasalarında yaşanan dönüşüm, danışmanlık mesleğinin de yeniden şekillenmesine neden oluyor. Veri odaklı fiyat analizleri, dijital pazarlama araçları, yapay zekâ destekli teknolojiler ve değişen müşteri davranışları, sektör profesyonellerinin yeni yetkinlikler kazanmasını zorunlu hale getiriyor. Mersin’de düzenlenecek eğitim programında katılımcılar; müşteri güveni oluşturma, etkili iletişim kurma ve sürdürülebilir portföy yönetimi gibi konularda uygulamaya dönük bilgiler edinecek. Programda ayrıca satış süreçlerinde verimliliği artırma ve rekabetçi pazarda fark yaratma yöntemleri ele alınacak. Sürdürülebilir Başarı İçin Güçlü İletişim ve Doğru Strateji Programın konuşmacısı Satış Küpü® kurucusu, eğitmen ve yazar Kürşat Tuncel olacak. Satış ve iletişim alanındaki deneyimini katılımcılarla paylaşacak olan Tuncel, farklı sektörlerde edindiği bilgi birikimini gayrimenkul profesyonellerine aktaracak. Bugüne kadar binlerce kişiye eğitim veren Tuncel, program kapsamında satış psikolojisi, ikna iletişimi, müşteri ilişkileri yönetimi ve danışmanlık süreçlerinde sürdürülebilir başarı konularına odaklanacak. Eğitimde özellikle değişen pazar koşullarında kalıcı başarı elde etmek için gerekli stratejiler ve iletişim yöntemleri ele alınacak. 24 Haziran Çarşamba günü saat 10.00’da başlayacak olan “Emlak Danışmanlığında Sürdürülebilir Başarının İpuçları” eğitim programı, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Katılımın ücretsiz ve sınırlı olduğu etkinlik için kayıtlar online olarak alınacak. Bilgi ve Kayıt İçin: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdEinStlQVjuaVUmKJtt29hMRUbTe9J8kmbOU9VoOKZD2sU-g/viewform Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir.  Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Gayrimenkul Değerleme Sektörünün İlk Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu EVA’dan EVA Gayrimenkul Değerleme’den Sektörde Bir İlk: Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu Hazırlandı EVA Gayrimenkul Değerleme, gayrimenkul değerleme sektöründe öncü bir adım atarak sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığını ortaya koydu. Şirket, sektöründe ilk kez Sürdürülebilirlik Raporu ve Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu hazırlatarak şeffaflık ve sorumluluk anlayışını kamuoyu ile paylaştı. Hazırlanan Sürdürülebilirlik Raporu, EVA Gayrimenkul Değerleme’nin sosyal, çevresel ve ekonomik etkilerini kapsamlı şekilde değerlendiriyor. Bunun yanı sıra, Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu, şirketin tüm faaliyetlerinden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarını ölçerek, sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir kilometre taşı oluşturuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme, özel müşteri taleplerine dayalı değerleme çalışmaları sırasında meydana gelen toplam sera gazı emisyonunu hazırlattığı “Karbon Modülü” yazılımı ile hesaplamakta, tercih eden müşterilerine de önceden temin ettiği karbon sertifikaları ile karbon ayak izlerini dengeleme opsiyonu sunmaktadır. Bu uygulama, yalnızca teknik bir gerekliliğin yerine getirilmesi değil; doğaya olan etkinin azaltılması, hizmet üretiminde çevresel farkındalığın gözetilmesi ve kurumsal sorumluluğun sürdürülebilirlik ilkeleriyle bütünleştirilmesi anlamına gelmektedir. Her bir karbon dengeleme işlemi, atmosferdeki sera gazı yükünü azaltmaya yönelik somut bir adımdır. Bu proje kapsamında yapılan dengeleme; iklim dostu projelerin desteklenmesine, doğanın ve çevresel dengenin sürdürülebilir biçimde sağlanmasına katkı sunmaktadır. Bu yaklaşım bugünün değil, yarının da sorumluluğunu üstlenen bir hizmet anlayışının göstergesidir. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dünyanın ritmi değişiyor;  hava su, toprak ve doğal kaynaklar sonsuz değil. İnşaat üretirken verilen kararlar bir yüzyılı etkiliyor. Dünya Karbon salınımın ¼ ünü de inşaat sektörü ve bizim gibi bileşenleri yapıyor. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda geleceğe yatırım olarak gördüğümüz bir yaklaşım. Gelecek nesillerin de kaynaklara ulaşabilmesi gerekli, bu raporlarla hem sektörümüze örnek olmayı hem de değerleme sektöründe sürdürülebilirlik bilincinin yayılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Müşterilerimize sunduğumuz Karbon Modülü yazılımı ile de yaptırdıkları çalışmalarla ilgili karbon ayak izlerini dengeleme opsiyonu sunuyoruz.” EVA Gayrimenkul Değerleme, hazırlanan raporlarla birlikte sektörde ilk olmanın gururunu yaşarken, sürdürülebilirlik alanında atılacak yeni adımlar için de güçlü bir zemin oluşturuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Gayrimenkul Değerlemede ESG Dönemi Başladı Çevresel faktörler, modern değerlemede belirleyici rol üstleniyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Yasemin Zaimoğlu, “Enerji verimliliği, karbon salınımı, atık yönetimi ve doğal kaynakların kullanımı gibi çevresel faktörler artık gayrimenkul değerlemesinde önemli bir belirleyici. LEED, BREEAM gibi yeşil bina sertifikalarına sahip yapılar, sadece çevre dostu olmakla kalmıyor, aynı zamanda enerji ve bakım maliyetlerinde ciddi avantajlar sağlayarak daha yüksek değerlemelere konu oluyor.” şeklinde açıklıyor. ESG kriterleri değerleme raporlarının kapsamını genişletiyor Sosyal sürdürülebilirlik unsurları da değerleme kriterleri arasında öne çıkıyor. Engelli erişimi, kullanıcı sağlığı ve kamusal alanlarla etkileşim sağlayan projeler, hem uzun vadeli kullanıcı memnuniyeti hem de mülk değerinde artış anlamına geliyor. Yasemin Zaimoğlu, “Bir yapının toplumla ve kullanıcılarıyla kurduğu ilişki de artık değerlemede dikkate alınıyor. Özellikle konut projelerinde sosyal sürdürülebilirlik unsurları, hem kira getirisi hem de satış değerini etkiliyor. Bir yapının sadece fiziksel değil, toplumsal bağlamda da yaşanabilir olması, modern değerleme anlayışının temel kriterlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ayrıca bir gayrimenkul projesini yürüten kurumun kurumsal yönetişim yapısı da değerlemeye dolaylı ancak güçlü bir şekilde etki ediyor. Yatırımcılar, projelerin şeffaflık, etik ilkelere uyum ve risk yönetimi açısından ne derece güvenilir olduğunu sorguluyor. Bu nedenle, değerleme raporlarında proje sahibi firmanın geçmişi, mali durumu ve yasal süreçlere uygunluğu gibi yönetişimsel faktörler de analiz edilmeye başlanıyor.” ifadelerini kullandı. Gayrimenkul değerleme geleceği de analiz eden bir meslek haline geliyor Türkiye’de ESG odaklı değerleme uygulamaları henüz başlangıç aşamasında olsa da, SPK ve BDDK denetimindeki lisanslı değerleme şirketleri, uluslararası standartlara uyum sağlamak zorunda. Yasemin Zaimoğlu, bu dönüşümü “ESG kriterlerinin IVS ve RICS standartlarına resmi olarak dahil edilmesiyle birlikte, bu uyum sürecinin hem raporlama kalitesini hem de yatırımcı güvenini doğrudan etkileyeceği öngörülüyor. Gayrimenkul değerleme artık yalnızca bugünün ekonomik gerçeklerine değil, geleceğin risklerine ve fırsatlarına göre şekilleniyor.” sözleriyle özetledi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Gayrimenkul Sektörünün İki Güçlü Markası Emlakjet ve Endeksa, Haber Atölyesi Portföyünde Türkiye gayrimenkul teknolojileri ekosisteminin iki güçlü markası Emlakjet ve Endeksa, iletişim çalışmalarını yürütmek üzere Haber Atölyesi ile iş birliği yaptı. Veri ve teknoloji odaklı çözümleriyle sektörde dönüşüme öncülük eden iki markanın stratejik iletişim süreçleri Haber Atölyesi tarafından yürütülecek. Türkiye gayrimenkul piyasasına yön veren iki öncü marka olan Emlakjet ve Endeksa, iletişim çalışmalarını Haber Atölyesi’ne emanet etti. Yakın zamanda güçlerini birleştirme kararı alan iki proptech markasının stratejik iletişim, medya ilişkileri ve içerik üretimi süreçleri Haber Atölyesi tarafından sürdürülecek. Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle dikkat çeken Emlakjet ve Endeksa, gayrimenkul arayan veya gayrimenkulünü satmak ya da kiralamak isteyen kullanıcıların ve emlak danışmanlarının daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirerek Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sunuyor. Emlakjet, veriye dayalı ve şeffaf bilgi sunarak gayrimenkul arayan ya da gayrimenkulünü satmak veya kiralamak isteyen kullanıcılar için güvenilir bir gayrimenkul platformu olarak öne çıkarken; Endeksa emlak danışmanlarının satış süreçlerinde veri temelli kararlar almasını destekleyen ve sektöre yeni başlayan profesyonellere doğru yönlendirme sağlayan çözümler geliştiriyor. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini aynı yapıda buluşturan bu güç birliği, Türkiye’nin en kapsamlı gayrimenkul teknoloji ekosistemlerinden birinin oluşmasına katkı sağlıyor. Gayrimenkul arayışında dijital dönüşümün öncülerinden 2006 yılında kurulan Emlakjet, emlak arayanlara satılık ve kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulma imkânı sunan Türkiye’nin önde gelen dijital gayrimenkul platformları arasında yer alıyor. Satılık ve kiralık 400 binden fazla ilan ve 13 binden fazla emlak ofisini bünyesinde bulunduran platform, geniş portföyüyle dikkat çekiyor. Aylık yaklaşık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşan Emlakjet, kullanıcı dostu teknolojileriyle sektörde güçlü bir konumda bulunuyor. 200’ü aşkın çalışanı ve %42 kadın istihdam oranı ile dikkat çeken şirket, Türkiye’nin 81 ilinde ve KKTC’de faaliyet gösteriyor. Büyük veri ve yapay zekâ ile gayrimenkul değerleme Gayrimenkul teknolojileri ekosisteminin bir diğer güçlü markası olan Endeksa, büyük veri ve yapay zekâ destekli analizleriyle gayrimenkul değerleme, fiyat tahmini ve pazar analizleri sunuyor. Şubat 2026 itibarıyla Endeksa üzerinde e-değerlemesi yapılan toplam gayrimenkul sayısı 4 milyonu aşarken, değerleme yapılan toplam alan yaklaşık 10,3 milyar metrekareye ulaştı. Platformda ayrıca 40 binden fazla kayıtlı emlak danışmanı bulunuyor. Türkiye genelindeki milyonlarca gayrimenkul verisini analiz eden Endeksa; kullanıcıların, yatırımcıların ve sektör profesyonellerinin doğru kararlar almasına yardımcı olan veri odaklı çözümleriyle öne çıkıyor. Endeksa’nın geliştirdiği algoritmalar sayesinde konut fiyat trendleri, yatırım geri dönüş süreleri ve bölgesel piyasa analizleri gibi kritik veriler şeffaf ve erişilebilir hale geliyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de gayrimenkul sektöründe veri temelli karar alma kültürünün gelişmesine de önemli katkı sağlıyor. “Sektörde dönüşüm yaratan markalarla çalışmak bizim için çok kıymetli” Haber Atölyesi Ajans Başkanı Elif Özyıldırım, yeni iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Emlakjet ve Endeksa ile çalışmaya başlamaktan mutluluk duyuyoruz. Veri ve teknoloji odağında hızla dönüşen gayrimenkul sektöründe bu iki güçlü markanın hikâyesini daha geniş kitlelere ulaştırmak bizim için çok kıymetli. Haber Atölyesi olarak stratejik iletişim yaklaşımımızla markaların değer yaratan çalışmalarını görünür kılmayı ve büyüme yolculuklarına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Güçlü markalarla büyüyen portföy Farklı sektörlerde faaliyet gösteren markalarla yürüttüğü iletişim çalışmalarıyla portföyünü büyütmeye devam eden Haber Atölyesi; Norm Holding, Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu, Kobi AI, EVA Gayrimenkul Değerleme, Bianca Boya, Mamajoo, Ralli Pilotu Nalan Zorlu, IdeaSoft, Ödüyo, Neo Portföy, DİA Yazılım, Dr. Elgiz Henden, Otrera Çanta, Sun Tekstil, Jimmy Key, Genç Başarı Eğitim Vakfı, Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, Elektraweb, TransAnatolia, Yapıchem Kimya, DSM (Kahve Festivalleri) ve Copetract gibi marka ve kurumlara  iletişim hizmeti vermektedir. Haber Atölyesi Hakkında: İletişim sektöründe 17 yıldır faaliyet gösteren Haber Atölyesi, çalışmalarını medya ilişkilerine odaklanarak yürütmektedir. Kurumların ve markaların görünürlüğünü nitelikli ve gündemi yakalayan içeriklerle sürdürülebilir kılmak için çalışır. Hizmet verdikleri markaların itibarlarını ve sektör adına nitelikli söz söyleyenler arasında yer almalarını iletişimde esas alır. #### Gayrimenkul Sertifikaları: Ev Sahibi Olmanın Yeni Yolu mu? 2017’de piyasaya çıkan ilk sertifika denemesi, yüksek birim hisse değerleri ve yatırımcıların sistem mantığını anlamakta zorlanması nedeniyle sürdürülebilir olamadı. Yeni projede ise bir hisse 7,59 TL’den halka arz edildi ve 1 metrekare gayrimenkul için yaklaşık 9.500 sertifika gerekiyor. Bu da 62 m²’lik en küçük dairenin 4,8 milyon TL civarında bir maliyeti olduğu anlamına geliyor. Ancak, satışa çıkıştan kısa bir süre sonra fiyatlarda %2’lik bir düşüş gözlemlendi; 4,8 milyon TL civarındaki bir evin fiyatı 4,7 milyon TL’ye geriledi. Düşüşün Sebepleri ve Piyasa Dinamikleri EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı’ya göre düşüşün temel nedenleri arasında belirsizlik kaygısı ve yatırımcıların alışılmayan bir aracı denemekte çekimser olması bulunuyor. Ayrıca, sertifikaların kurumsal yatırımcılara satılması, küçük yatırımcıların güveninin sarsılmasına yol açabiliyor. Yazıcı, “Piyasa derinleşemez, ancak model olgunlaştığında bu tür sertifikalar doğru bir çıkış yolu sunabilir” dedi. Sertifikalar ile Ev Sahibi Olmak Mümkün mü? Yazıcı, alım gücünün üzerinde yükselen konut fiyatları nedeniyle birçok kişinin ev sahibi olamadığını belirtiyor ve ekliyor: “Amaç, sertifika biriktirerek ev sahibi olma motivasyonu yaratmak olmalı. Örneğin düğünlerde herkes gücü kadar sertifika taksa, tasarruf ve ev sahibi olma bilinci güçlenebilir. Sertifikaların doğru fiyatlandırılması ve yaygınlaştırılmasıyla, uzun vadede sağlıklı bir bakış açısı oluşturulabilir.” Piyasa Dengesi ve Alternatif Enstrümanlar Gayrimenkul sertifikalarının başarısının, piyasadaki dengeyi sağlama potansiyeli olduğuna dikkat çeken Yazıcı, şöyle devam etti: “En büyük tehlike, hisse çıkış fiyatının piyasa değerinin üzerinde olmasıdır. Sertifikaların farklı projeler için doğru fiyatla üretilmesi, güven duygusunu güçlendirir ve piyasayı dengeler. Vergisel teşvikler, tasarrufları bu alana yönlendirebilir.” Küçük Birikimlerle Büyük Hedefler Yazıcı, geleneksel konut alımına kıyasla gayrimenkul sertifikalarının düşük tutarlarla sektöre giriş imkânı sunduğunu belirtiyor. Teorik olarak, hisse toplayarak ev sahibi olma potansiyeli mevcut, ancak bunun daha çok sosyal konutlarda modellenmesi gerektiğini vurguluyor. Sertifikaların, üzerinde daha fazla düşünülüp geliştirilmesiyle sektörde önemli bir alternatif olabileceğini ekleyerek sözlerini tamamladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Gayrimenkulde Apple Etkisi : Konut Şirketleri Platform Ekonomisine Hazırlanıyor Gayrimenkul sektöründe yıllardır bir konutun değerini belirleyen temel unsurlar konum, mimari tasarım ve kullanılan malzemeler olarak kabul ediliyor. Ancak teknolojinin yaşamın her alanını dönüştürdüğü yeni dönemde, konutun değerini belirleyen kriterlerin de değişmeye başladığına dikkat çeken Neo Portföy Yönetimi A.Ş. Gayrimenkul Yatırım Fonları Direktörü Deniz Şahinkaya, geleceğin konut projelerinin yalnızca fiziksel yapılardan değil, dijital ekosistemlerden oluşacağını söyledi. Akıllı şehirler, enerji verimli binalar ve yapay zeka destekli yaşam çözümleri gayrimenkul sektörünün geleceğini şekillendiriyor. Deniz Şahinkaya’ya göre sermaye piyasaları bu dönüşümün en önemli finansman kaynaklarından biri olacak. Neo Portföy Yönetimi A.Ş. Gayrimenkul Yatırım Fonları Direktörü Deniz Şahinkaya, “Önümüzdeki yıllarda gayrimenkul sektöründe yaşanacak dönüşüm, teknoloji sektörünün son 20 yılda yaşadığı değişime benzer bir yapı ortaya çıkarabilir. Bu nedenle geleceğin en değerli konut geliştiricilerinin yalnızca bina inşa eden şirketler değil, güçlü teknoloji altyapıları kuran platform şirketleri olması sürpriz olmayacak.” dedi. Konutun Değeri Metrekareyle Sınırlı Kalmayacak Bugün bir konut satın alan kişinin çoğu zaman yalnızca fiziksel bir mülk satın aldığını düşündüğünü belirten Şahinkaya, gelecekte bunun değişeceğini ifade ederek, “Konutların enerji yönetim sistemleri, yapay zeka destekli bina çözümleri, akıllı güvenlik uygulamaları, elektrikli araç altyapıları, dijital erişim sistemleri, uzaktan sağlık hizmetleri ve ortak yaşam platformlarıyla desteklenen kapsamlı ekosistemlere dönüşecek. Bu durum gayrimenkul değerleme anlayışını da değiştirecek.” şeklinde konuştu. Gelecekte bir konutun değerinin yalnızca büyüklüğü ya da bulunduğu lokasyonla ölçülmeyeceğini belirten Şahinkaya, oluşturduğu veri, sunduğu hizmetler ve kullanıcı deneyiminin de değer yaratımında önemli rol oynayacağını ifade etti. Apple Modeli Gayrimenkule Taşınabilir Teknoloji dünyasındaki dönüşümün gayrimenkul sektörü için önemli ipuçları verdiğini belirten Deniz Şahinkaya, bugün bir iPhone satın alan kullanıcının yalnızca bir cihaz değil, aynı zamanda bir yazılım ve hizmet ekosistemine erişim sağladığını hatırlatarak, “Teknoloji şirketlerinin piyasa değerleri artık yalnızca sattıkları fiziksel ürünlerden kaynaklanmıyor. Yazılımlar, servisler ve kullanıcı deneyimi giderek daha fazla değer üretiyor. Benzer bir modelin gayrimenkulde de ortaya çıkabileceğini düşünüyorum” dedi. Genç Kuşakların Tercihleri Dönüşümü Hızlandırıyor Konut tercihleri üzerinde yapılan araştırmaların, özellikle genç nesillerin teknolojiye entegre yaşam alanlarına daha fazla önem verdiğini gösterdiğini belirten Şahinkaya, internet altyapısı, enerji verimliliği, akıllı güvenlik sistemleri ve dijital hizmetlerin satın alma kararlarında giderek daha belirleyici hale geldiğine dikkat çekerek, “Bu nedenle geleceğin başarılı projeleri yalnızca iyi tasarlanmış yapılardan oluşmayacak. Rekabet avantajı büyük ölçüde bina üzerinde çalışan dijital katmanda şekillenecek. Gayrimenkul Geliştiricileri Sürekli Gelir Üreten Platformlara Dönüşebilir Sektördeki mevcut iş modelinde geliştiricilerin gelir ilişkisi çoğunlukla konut satışıyla sona ererken, yeni nesil projelerde bu durum değişebilir. Enerji yönetimi hizmetleri, bakım servisleri, dijital platformlar, veri çözümleri ve abonelik bazlı yaşam hizmetleri geliştiriciler için yeni gelir kaynakları oluşturabilir. Konut geliştiricileri yalnızca proje satan şirketler olmaktan çıkıp yaşam hizmetleri sunan platform şirketlerine dönüşebilir. Sermaye Piyasalarının Rolü Büyüyecek Bu dönüşüm yalnızca inşaat yatırımlarını değil, yazılım geliştirme, veri altyapıları kurma, enerji sistemleri oluşturma ve yapay zeka uygulamalarını da kapsarken, geleneksel finansman modelleri bu yeni dönemi karşılamakta yetersiz kalabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarının daha etkin rol üstleneceğini öngören Şahinkaya, özellikle Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) ve Proje Gayrimenkul Yatırım Fonları’nın (PGYF) yalnızca gayrimenkul geliştirme süreçlerini değil, projelerin teknoloji altyapılarını da finanse eden yapılara dönüşebileceğini ifade etti. Yeni Nesil Fon Temaları Gündeme Gelebilir Teknoloji ile gayrimenkulün giderek daha fazla iç içe geçtiği bir döneme girildiğini belirten Şahinkaya, gelecekte yatırım dünyasında yeni fon temalarının ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Akıllı şehirler, enerji verimli yaşam alanları, yaşam teknolojileri ve PropTech odaklı gayrimenkul yatırımları önümüzdeki yıllarda yatırımcıların radarına daha güçlü şekilde girecek ve bu alanlarda uzmanlaşmış fon modelleri gelişebilir. “Önümüzdeki 10 Yılın En Kritik Sorularından Biri Bu Olacak” Gayrimenkul sektörü yeni bir kırılma noktasına yaklaşıyor. Önümüzdeki on yılın en önemli sorularından biri şu olacak; geleceğin en değerli konut şirketleri en çok bina inşa edenler mi olacak, yoksa en güçlü teknoloji ekosistemini kuranlar mı? Bugünden kesin bir cevap vermek mümkün değil. Ancak çok güçlü bir dönüşüm sinyali görüyoruz. Konut giderek bir ürün olmaktan çıkıyor ve bir platforma dönüşüyor. Tıpkı teknoloji şirketlerinin internet ekonomisini dönüştürdüğü gibi, gelecekte GYF ve PGYF’ler de teknoloji ile gayrimenkulün kesişiminde oluşacak yeni nesil yaşam alanlarının finansmanında kritik rol oynayabilir. Belki de geleceğin en başarılı gayrimenkul geliştiricileri, bugünün teknoloji devleri gibi düşünebilen şirketler olacak.” #### Gayrimenkulde Yeni Cazibe Merkezi Tuzla Mercek Altında Tuzla, son yıllarda sanayi ve konut alanlarında gösterdiği hızlı gelişimle dikkat çekiyor. Tuzla’yı mercek altına alan EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Süleyman Dere, gayrimenkullerde m2 fiyatlarının özelliklerine göre değiştiğini ve 40 bin – 120 bin TL arasında değiştiğini açıkladı. 1999’daki Marmara depremi sonrasında Tuzla’nın kontrollü bir gelişim sürecine girdiğini belirten EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Süleyman Dere, “Bu süreç, ilçenin bugün tercih edilen bir yerleşim bölgesi olmasında etkili oldu. İstanbul'un merkezi bölgelerindeki gayrimenkul fiyatlarının hızla artması, birçok kişiyi şehrin daha uzak bölgelerine yönlendirdi. Bu bağlamda, Tuzla, merkezi bölgelere göre kıyasla daha uygun fiyatlarla yatırım yapmak isteyen ya da ikamet etmek isteyen kişiler için cazip bir seçenek haline geldi.” dedi. Müstakil Yapılaşmalardan Site Tarzı Yaşam Merkezlerine Yönelim Tuzla’nın, modern yaşam alanlarına olan talebin artmasıyla site yapılaşmalarında önemli bir ivme yakaladığını da vurgulayan Dere, “Sanayi ve bankacılık sektörlerinin yoğun olduğu bölgede, bu yaşam merkezlerinin sunduğu modern olanaklar sadece ilçe sakinlerini değil, çevre ilçelerde yaşayanları da bölgeye çekiyor. Tuzla’da hayata geçirilen nitelikli/markalı konut projeleri, bölgenin değerini artırarak diğer inşaat firmalarını da ilçeye yönlendirdi. İlk etapta, inşaata uygun boş parsellerin yoğun olduğu Aydınlı Mahallesi, bu firmaların odak noktası haline geldi. Aydınlı, genel olarak gecekondu yapılaşmalarının yaygın olduğu bir bölgeydi, ancak nitelikli konut projelerinin devreye girmesiyle bu yapıların yerini modern apartman binaları aldı. Bölgenin Sabiha Gökçen Havalimanı’na, İstanbul ve Gebze Organize Sanayi Bölgelerine, TEM Otoyolu’na yakınlığı, hızlı bir şekilde cazibe merkezi haline gelmesini sağladı. Özellikle TEM Otoyolu’nun kuzeyinde yer alan Akfırat ve Tepeören Mahalleleri, villa imarına sahip arsalarıyla öne çıktı. Bu bölgelerde nitelikli villa sitelerinin yükselmesi, Tuzla’nın farklı segmentlerde de tercih edilmesini sağladı. Yüksek katlı nitelikli konut projeleri tercih ediliyor Diğer yandan, Tuzla ilçesi, Organize Sanayi Bölgelerinde çalışan beyaz yakalıların da dikkatini çekiyor. İstanbul’un artan trafik sorunundan kaçmak isteyen bu kesim, sanayi bölgelerine daha yakın olan Tuzla’ya yöneliyor. Bu talep artışı, son yıllarda bölgedeki gayrimenkul satış ve kira fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Özellikle fabrikaların yönetici ve işveren kesimi villa nitelikli taşınmazlara yönelirken, daha alt kademede çalışan beyaz yakalılar yüksek katlı nitelikli konut projelerini tercih ettiğini görüyoruz. Tuzla’da son dönemlerde kira ve satış fiyatlarındaki artışın temel sebeplerini incelediğimizde; Çalışan kesimin iş olanakları nedeniyle Tuzla’ya yönelmesi, özellikle kira fiyatlarında belirgin bir artışa yol açtı. Az nüfuslu aileler veya yalnız yaşayanlar genellikle 1+1 ve 1+0 tipi konutları tercih ettiğini gözlemliyoruz. Bu talep, kira fiyatlarını yükseltirken, gayrimenkul yatırımcılarının da ilgisini çekti. Yatırımcıları, daha düşük maliyetli ancak kira getirisi yüksek bu tip konutlara yönlendirdi. Site içindeki 2+1 ve 3+1 konutlar ise sosyal olanaklar nedeniyle ailelerin öncelikli tercihi oluyor. Tuzla, D-100 Karayolu’nun güneyinde farklı konut tiplerine yönelik yoğun talep var. İlçenin kuzey kısmı genellikle yatırım amaçlı tercih edilirken, güney kısmı daha çok oturum amaçlı talep görüyor. Bu ayrım, hem konut tipleri hem de fiyatlar üzerinde belirleyici bir etki yaratıyor. Bölgenin ekonomik dinamikleri Tuzla’yı hareketlendiren başlıca faktörler Aslında, son yıllarda Tuzla’nın gayrimenkule olan ilgisinin artmasının en önemli nedenlerinden biri, İstanbul Anadolu Yakası’ndaki diğer ilçelere kıyasla daha ulaşılabilir fiyatlar sunmasıdır. Sanayi sektöründeki gelişimi, tersanecilik faaliyetleri ve bölgenin ekonomik dinamikleri, uzun yıllardır Tuzla’yı hareketlendiren ve önemli kılan başlıca faktörlerdi. Ancak günümüzde, özellikle gayrimenkul fiyatlarındaki artışlar, insanları merkezi ilçelerdeki fahiş kira ve satış fiyatlarından uzaklaştırdı. Bununla birlikte Tuzla, yaşam kalitesinden ödün vermeden sosyal donatı alanlarına sahip siteleri, sahile ve çevresindeki alışveriş merkezlerine yakınlığı, Sabiha Gökçen Havalimanı’na olan ulaşım kolaylığı gibi birçok avantajıyla Anadolu Yakası’nda akla gelen ilk ilçelerden biri haline geldi. Aşağıdaki tabloda ilçenin farklı bölümlerinde farklı gayrimenkullerin yaklaşık birim değerlerine yer verilmiştir. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Gayrimenkulde Yön Değişti; Yurt Dışına Giden Yatırım, Türkiye’ye Geleni Geçti Türkiye gayrimenkul piyasasında dengeler kökten değişiyor. EVA Gayrimenkul Değerleme tarafından yapılan değerlendirmeye göre, Türkiye gayrimenkul piyasasında son yılların en dikkat çekici kırılma noktalarından biri yaşanıyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye’deki alımları gerilerken, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul iştahı hızla artıyor. 2025’in ilk 11 ayında yabancıların Türkiye’deki alımları 2,1 milyar dolar ile sınırlı kalırken, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul alımları 2,4 milyar doları aştı. Son bir yıllık veriler, Türkiye’nin artık net yatırım çeken değil, yatırım gönderen ülke konumuna geçtiğini gösteriyor. Bir dönem Türkiye’de ev alan yabancılar konuşulurken, artık Türklerin yurt dışındaki konut yatırımları gündemde. Gayrimenkulde tablo tersine döndü; yatırım rotası Türkiye’den Avrupa’ya ve Körfez’e kaydı. Ocak–Kasım 2025 döneminde yabancıların Türkiye’de gerçekleştirdiği toplam gayrimenkul alımı 2 milyar 56 milyon dolar seviyesinde kalırken, aynı dönemde Türk yatırımcıların yurt dışından aldığı gayrimenkul tutarı 2 milyar 423 milyon dolara ulaştı. Son Bir Yıllık veriler son 11 aylık verileri destekliyor Son bir yıllık verilere bakıldığında tablo daha da netleşiyor; Yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımı: 2 milyar 308 milyon dolar, Türklerin yurt dışı gayrimenkul alımı: 2 milyar 657 milyon dolar. Bu rakamlar, Türk yatırımcıların başka ülkelerin yabancı yatırımcısı haline geldiğini ortaya koyuyor. “Türk yatırımcı artık yurt dışında daha iştahlı” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, yatırımcı tercihlerindeki değişimi şu sözlerle yorumladı: “Rakamlar gösteriyor ki yurt dışında yatırım yapan Türk yatırımcı, Türkiye’de yatırım yapan yabancıların alım hızını geride bırakmış durumda. Artık yurt içine gelen yatırımdan çok, yatırım yurt dışına gidiyor. Türk yatırımcı, ülkemizdeki ve dünyadaki dinamiklerin değişmesi ile yurtdışı gayrimenkul alımında daha istekli bir konuma geçti.” Vize, Vatandaşlık ve Döviz Bazlı Varlık Arayışı Etkili Yurt dışı yatırımlardaki artışın arkasında birçok faktör bulunuyor. Yazıcı’ya göre özellikle vize sorunları, oturum ve vatandaşlık imkanları, döviz bazlı varlık ve gelir getiren mülk edinme isteği gibi faktörler, Türk yatırımcıyı yurt dışına yönlendiriyor. “Türkiye’deki hızlı fiyat artışına karşın kira getirilerinin aynı oranda yükselmemesi, bir dönem kira artışlarına getirilen sınırlamalar ve alternatif arayışlar, yatırımcının rotasını Karadağ, Portekiz, Yunanistan, İngiltere, İspanya, Dubai gibi ülkelere çevirmesine neden oldu” diyen Yazıcı, özellikle çocuklarının eğitimi veya uzun vadede yurt dışında yaşamayı planlayan ailelerin bu yatırımlarda belirleyici önemli bir paya sahip olduğunu belirtti. Yabancı Yatırımcı Neden Fren Yaptı? Yabancıların Türkiye’deki gayrimenkul ilgisindeki düşüş ise dikkat çekici boyutlara ulaştı. 2022 yılında 6 milyar 273 milyon dolar ile zirve yapan yabancı alımları, 2023 ve 2024’te geriledi. 2025’in ilk 11 ayında ise bu rakam 2 milyar 56 milyon dolara kadar düştü. Bu düşüşte; Vatandaşlık için gereken gayrimenkul bedelinin 250 bin dolardan 400 bin doların üzerine çıkarılması; satışa 5 yıl kısıtlaması getirilmesi, Türkiye’deki fiyat artışlarının getiriyle paralel ilerlememesi önemli rol oynadı. “Yatırımcı Nerede Kazanıyorsa oraya yöneliyor” Yazıcı, son tabloyu şu sözlerle özetledi: “Son 10 yılda gayrimenkul yoluyla vatandaşlık uygulaması yabancı alımlarını hızla büyütmüştü. Ancak gelinen noktada yabancı yatırımcı frene basarken, Türk yatırımcı yurt dışı alımlarda gaza bastı. Son 1 yıldaki ivme ile, Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımı miktarı, yabancıların Türkiye’deki alımlarının önüne geçmiş durumda. Özetle yatırımcı nerede kazanıyorsa oraya yöneliyor, gayrimenkulde uzun vadeli alternatif politikalar oluşturulmazsa Türkiye ‘ye yabancı yatırımcı ilgilisini sürdüremeyeceğiz, yurtdışı alternatiflere kaybedeceğiz gibi duruyor.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Gaziantep Melek Yatırımcılıkta Yeni Bir Döneme Giriyor Gaziantep’te bu yıl üçüncüsü düzenlenen Gaziantep Melek Yatırımcılık Zirvesi, şehrin güçlü sanayi altyapısını teknoloji ve girişimcilik ekosistemiyle buluşturarak dikkat çekici bir sinerji yarattı. Zirve; sanayiciler, yatırımcılar, girişimciler ve ekosistemin önemli aktörlerini aynı çatı altında bir araya getirdi. Gaziantep Melek Yatırımcılık Zirvesi, sanayi, sermaye ve girişimcilik ekosisteminin önemli temsilcilerini bir araya getirdi. Zirve kapsamında ilk olarak Gaziantep Ticaret Odası Başkanı ziyaret edilerek, şehrin sanayi gücünün teknoloji ve girişimcilikle birlikte nasıl dönüştürülebileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Zirve programı kapsamında ilk olarak Gaziantep Ticaret Odası Başkanı ziyaret edildi. Görüşmede, Gaziantep’in köklü sanayi gücünün teknoloji odaklı girişimlerle nasıl daha katma değerli bir yapıya dönüştürülebileceği ele alındı. Gaziantep’in Geleceği: Sanayi + Teknoloji + Girişimcilik Zirvenin ana panelinde Mikro Grup Yönetim Kurulu Başkanı Göktekin Dinçerler, 212 VC Kurucu Ortağı Numan Numan ve Ödüyo Finansal Teknoloji A.Ş. CEO’su Erman Yapıcı sahne aldı. Panelde, Gaziantep’in yalnızca üretim ve ticaret gücüyle değil; teknoloji ve girişimcilik potansiyeliyle de ulusal ve uluslararası ölçekte konumlanması gerektiği vurgulandı. Gaziantep Teknopark çıkışlı bir fintech girişimi olan Ödüyo’nun exit hikâyesi, protokol üyeleri, sanayiciler ve yatırımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Bu başarı öyküsü, şehirdeki girişimciler için güçlü bir rol model ve motivasyon kaynağı olurken; Gaziantep’in sahip olduğu ticari bilgi birikimi, sermaye gücü ve sanayi altyapısının start-up ekosistemiyle daha etkin şekilde buluşturulmasının önemi öne çıktı. Girişimler Sahnedeydi, Geri Bildirimler Doğrudandı Zirve kapsamında gerçekleştirilen 2. Oturum ve girişim sunumları, etkinliğin en etkileşimli bölümlerinden biri oldu. Gaziantep’te faaliyet gösteren girişimler; projelerini sanayicilere, yatırımcılara ve şehir dışından gelen panelistlere sunma fırsatı yakaladı. Girişimciler; ürün–pazar uyumu, ölçeklenme stratejileri ve yatırım ihtiyaçları başlıklarında doğrudan ve nitelikli geri bildirimler aldı. Oturumlarda, Gaziantep’teki girişimlerin teknik yetkinlik ve iş modeli olgunluğu açısından dikkat çekici bir seviyeye ulaştığı ifade edilirken; doğru mentorluk, sermaye ve satış kanallarıyla desteklenmeleri hâlinde hızlı büyüme potansiyeline sahip oldukları vurgulandı. Sanayicilerin yalnızca finansal yatırımcı değil; mentör, iş ortağı ve müşteri olarak da ekosisteme katkı sağlamasının kritik rolüne dikkat çekildi. GAMED Kuruldu: Melek Yatırımcılıkta Kurumsal Adım  Zirvede ayrıca Gaziantep Melek Yatırımcılar Derneği (GAMED)’in kuruluşu kamuoyuna duyuruldu. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen lansmanda, derneğin hedefleri ve Gaziantep sanayicilerini girişimcilik ekosistemine daha aktif şekilde dahil etmeye yönelik çalışmaları paylaşıldı. Gaziantep Bölgesel Bir Yatırım ve Girişim Merkezi Olma Yolunda Gaziantep Melek Yatırımcılık Zirvesi; şehrin sanayi gücünü teknoloji ve girişimcilikle buluşturan güçlü bir platform olarak değerlendirilirken, Gaziantep’in önümüzdeki dönemde bölgesel bir girişim ve yatırım merkezi olma potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Ödüyo hakkında: Ödüyo B2B tahsilat, Gateway, Fiziki Pos ve Açık bankacılık hizmeti sunan bir firmadır. Birlikte çalıştığınız müşteri, bayi veya işletmelerden gerçekleştirmek istediğiniz tahsilatlarınızı kolaylıkla ve zamanında almanızı sağlayan bir ödeme alma sistemidir. Ödemelerinizi garanti altına alır, hızlı ve kolay bir şekilde tahsilat sunar. Zamandan tasarruf ettirir. İşletmeler dilediğiniz kredi kartı ile ister tek çekim, ister taksitle ödeme işlemi gerçekleştirebilir. İleri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de yöneten Ödüyo, ödeme günü yaklaştığında müşterilere e-posta veya SMS yoluyla ödemelerini hatırlatır. #### Geleceğin Bankacıları Değil, Finansın Tasarımcıları Finansın tarihinden yapay zekâya uzanan dönüşümü gençlerle paylaşan Ödüyo, FinTech sektörünün geleceğine ışık tuttu. Gençlerin finansal okuryazarlığını artırmak ve dijital dönüşüm bilincini güçlendirmek amacıyla İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelen Ödüyo,  “Finansın Dijital Dönüşümü” başlıklı seminerde, finansın tarihsel gelişiminden yapay zekâ destekli sistemlere kadar uzanan sürecin detaylarını ele aldı. Etkinlikte konuşan Ödüyo Satış & Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, finans dünyasının temelinde yatan güven kavramının bugün dijital ortama taşındığını vurguladı. Adaş, “FinTech, bankacılığın alternatifi değil, evrimidir. Türkiye bu dönüşümde bölgesinin en güçlü aktörlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Ödüyo olarak biz de güven, hız ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yeniliklerle bu dönüşümün parçası olmaktan gurur duyuyoruz,” dedi. Adaş, seminerde ayrıca finansın artık sadece ekonomiyle değil; veri bilimi, mühendislik, tasarım ve yapay zekâ gibi disiplinlerle birlikte geliştiğini belirterek öğrencilere FinTech sektöründeki kariyer fırsatlarını anlattı. “Artık sizler geleceğin bankacıları değil, finansın tasarımcılarısınız,” sözleriyle gençleri geleceğin finans dünyasında aktif rol almaya teşvik etti. Gençlerin teknolojiyle şekillenen finans dünyasında aktif rol almalarını önemseyen Ödüyo, üniversitelerle iş birlikleri ve bilgi paylaşımı programlarıyla geleceğin finans profesyonellerini desteklemeyi sürdürüyor. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Geleceğin ERP Uzmanları Sakarya Üniversitesi'nde Yetişecek Kurumsal kaynak planlama (ERP) çözümlerinde Türkiye’nin öncü yazılım firmalarından DİA Yazılım, üniversite-sanayi iş birliğini yeni bir boyuta taşıyor. DİA Yazılım ile Sakarya Üniversitesi arasında imzalanan 10 yıllık protokol kapsamında, Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi bünyesinde tam donanımlı bir ERP Laboratuvarı kurulacak. Bu laboratuvar, yazılım ve donanım altyapısıyla DİA Yazılım tarafından ücretsiz olarak hazırlanacak. İmzalanan protokolle, üniversite öğrencilerinin ERP yazılımlarına dair uygulamalı bilgi edinmesi, sertifikalı eğitim programlarına katılması ve staj imkanına ulaşması hedefleniyor. İş birliği, aynı zamanda akademisyenler için de sürekli eğitim ve gelişim fırsatları sunuyor. ERP Eğitimi İki Kademeli Olarak Sunulacak İş birliği kapsamında öğrencilere yönelik ERP eğitimi 14 haftalık seçmeli ders modeli ve 40 saatlik uygulama temelli Mikro Yeterlilik Programı olarak iki formatta yürütülecek:  Eğitim içerikleri, İşletme Fakültesine bağlı İşletme, İşletme (İngilizce), Uluslararası Ticaret, İnsan Kaynakları, Yönetim Bilişim Sistemleri ve Sağlık Yönetimi bölümlerinin ihtiyaçlarına göre şekillendirilecek. Sertifika ve Staj Desteği Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan öğrencilere katılım belgesi verilecek. Program sonunda en yüksek başarıyı gösteren 5 öğrenci, DİA Yazılım ve süreçte büyük katkıları bulunan DİA Yazılım yetkili iş ortağı Umay Tüm Bilişim’de staj yapma hakkı kazanacak. Diğer başarılı öğrenciler ise DİA Yazılım bayileri ve iş ortaklarında değerlendirmeye alınacak. Akademisyenlere Eğitici Eğitimi ve Sürekli Mesleki Gelişim İmzalanan protokol kapsamında DİA Yazılım, akademisyenlere yönelik “Eğitici Eğitimi” düzenleyecek. Buna ek olarak her yıl akademik personele en az 20 saatlik ERP modül eğitimi sunulacak. Eğitimlerde DİA sistemine dair güncel kullanım senaryoları, uygulamalı içerikler ve sektörel örnekler yer alacak. “Bu iş birliği geleceğin iş gücünü bugünden güçlendirmeyi amaçlıyor.” Konuyla ilgili açıklama yapan DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, şunları söyledi: “Sakarya Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz bu uzun vadeli iş birliği, sadece yazılım değil, bilgi, tecrübe ve fırsat aktarımı anlamına da geliyor. ERP alanında donanımlı gençler yetiştirmenin ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Eğitimde teoriyi pratiğe dönüştürebilen her genç, iş dünyasında değerli bir rol üstlenecektir. Bu vizyoner projede yer almaktan dolayı gururluyuz.” Protokol töreni Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, Satış Direktörü Kemal Palancı, Proje Müdürü Sakine Gürel, Umay Tüm Bilişim Kurucu Ortağı Aycan Fırtın, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sima Nart, Danışma Kurulu Üyesi Özgür Koca ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşti. DİA Yazılım, eğitim-öğretim hayatını iş dünyasıyla bütünleştirmeye yönelik bu ve benzeri projelerle Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü bir paydaş olmaya devam ediyorDİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Geleceğin İş Dünyasında Hayatta Kalmanın Formülü: Öğren, Unutmayı Öğren, Yeniden Öğren Ünlü fütürist Alvin Toffler'ın "21. yüzyılın cahili, okuma yazma bilmeyen değil; öğrenmeyi, unutmayı ve yeniden öğrenmeyi bilmeyen olacaktır" sözü, bugünün iş dünyası için her zamankinden daha anlamlı hale geldi. Değişimin hızı katlanarak arttığı bir dönemde, sadece öğrenmek yetmiyor; eskiyi unutmayı ve yeniden öğrenmeyi de bilmek gerekiyor. Kişisel bir gözlemimi paylaşmak isterim: Son 15 yıldır işlerimde, en başarılı olduğum dönemler, bildiklerimi sorgulayıp yeniden öğrenmeye cesaret ettiğim zamanlardı. En büyük hatalarım ise "zaten biliyorum" deyip yeni yaklaşımlara kapalı olduğum anlarda gerçekleşti. Neden "Sadece Öğrenmek" Artık Yeterli Değil? Geleneksel iş modelinde, bir kez öğrendiğiniz bilgi ve beceriler kariyeriniz boyunca size yeterdi. Ancak dijital dönüşüm, yapay zeka ve küreselleşme ile birlikte bu paradigma tamamen değişti. WEF ve bazın araştırma şirketlerinin araştırmasına göre, bugün edindiğimiz becerilerin yarı ömrü sadece 5 yıl. Bu da şu anlama geliyor: Bugün uzmanı olduğunuz alan, 5 yıl sonra tamamen farklı dinamiklere sahip olabilir. Değişimin Hızına Dair Çarpıcı Örnekler: ChatGPT sadece 2-3 ayda 100 milyon kullanıcıya ulaştı TikTok 3 yılda küresel pazarlama stratejilerini baştan yazdı Zoom pandemiyle birlikte 1 yılda 30 yıllık iş yapış şekillerini değiştirdi Blockchain teknolojisi finans sektörünün temellerini sarsıyor Benim görüşüme göre, bu hız sadece teknolojik bir mesele değil. İnsan adaptasyonu ve zihniyet dönüşümü konusunda da benzer bir hıza ihtiyacımız var. Ancak çoğumuz hala 20. yüzyıl hızında düşünüyoruz. Öğren: Sürekli Gelişimin Temeli Öğrenme, her zaman başarının anahtarı olmuştur. Ancak modern iş dünyasında öğrenme: Sürekli ve sistematik olmalıdır Çoklu kaynaklardan beslenmelidir Pratik uygulamaya dönüştürülmelidir Ölçülebilir sonuçlar üretmelidir Modern Öğrenme Yöntemleri: 1. Peer Learning (Akran Öğrenmesi)Aynı seviyedeki meslektaşlarınızdan öğrenmek, hiyerarşik öğrenmeden çok daha etkili olabiliyor. Deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, en değerli içgörülerimi, benzer zorlukları yaşayan akranlarımla yaptığım sohbetlerden edindim. 2. Reverse Engineering (Tersine Mühendislik)Başarılı örnekleri analiz edip, kendi işinize uyarlayın. Netflix'in Blockbuster'ı nasıl geçtiğini, Spotify'ın müzik endüstrisini nasıl dönüştürdüğünü inceleyin. 3. Cross-Industry Learning (Çapraz Sektör Öğrenmesi)Kanaatimce, en yenilikçi fikirler farklı sektörlerin kesişiminde doğuyor. Örneğin, hastane yönetiminden öğrenilen verimlilik teknikleri üretim sektörüne, oyun endüstrisinden öğrenilen "gamification" teknikleri eğitime uyarlanabiliyor. Türkiye'den Başarılı Örnekler: Getir: 10 dakikalık teslimat modeliyle perakende sektörünü yeniden tanımladı Trendyol: E-ticaret anlayışını sürekli öğrenme ve adaptasyonla küresel bir başarıya dönüştürdü Peak Games: Mobil oyun sektöründe sürekli öğrenme kültürüyle 1.8 milyar dolara satıldı Unlearn (Unutmayı Öğren): En Zor Ama En Kritik Adım Unutmayı öğrenmek, belki de bu üçlünün en zorlu ayağıdır. İnsan beyni, bildiklerine tutunmaya programlanmıştır. Ancak eski alışkanlıklar, modası geçmiş yaklaşımlar ve artık işe yaramayan stratejiler, yeni öğrenmelerin önündeki en büyük engeldir. Samimi bir itirafta bulunmak gerekirse, kariyerimde en çok zorlandığım anlar, eski başarı formüllerimin artık işe yaramadığını kabul etmek zorunda kaldığım zamanlardı. Özellikle dijital dönüşüm sürecinde, yıllarca güvendiğim geleneksel pazarlama yöntemlerini unutmak, yeniden başlangıç yapmak gibiydi. Neleri Unutmalıyız? "Her zaman böyle yapıldı" zihniyeti Hiyerarşik ve katı organizasyon yapıları Tek yönlü iletişim modelleri Değişime dirençli iş süreçleri Sıfır hatalı mükemmeliyetçilik 9-5 mesai anlayışı Sadece diploma odaklı işe alım kriterleri Komuta-kontrol yönetim tarzı Unutmanın Psikolojisi: Cognitive Dissonance (Bilişsel Uyumsuzluk): Yeni bilgi, eski inançlarımızla çeliştiğinde yaşadığımız rahatsızlık. Gözlemlerime göre, bu rahatsızlığı yönetemeyen yöneticiler, değişime en çok direnenler oluyor. Sunk Cost Fallacy (Batık Maliyet Yanılgısı): Geçmişte yaptığımız yatırımlar yüzünden yanlış stratejilere devam etmek. "Bu sistemi kurmak için çok emek verdik" düşüncesi, inovasyonun önündeki en büyük engellerden biri. Dünyadan Çarpıcı "Unlearn" Hikayeleri: Microsoft: Satya Nadella'nın CEO olmasıyla "Windows her şeydir" anlayışını unutup, bulut ve açık kaynak odaklı bir şirkete dönüştü IBM: Donanım devine odaklanmayı unutup, yapay zeka ve danışmanlık şirketine evrildi Adobe: Paket yazılım satışını unutup, abonelik modeline geçti ve değerini 10 katına çıkardı Relearn (Yeniden Öğren): Yeni Gerçekliğe Adaptasyon Yeniden öğrenmek, sadece yeni bilgi edinmek değil; yeni bir zihniyet, yeni bir bakış açısı geliştirmektir. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, yeniden öğrenme süreci aslında bir ego testidir. 25 yıllık bir profesyonel olarak, 25 yaşındaki bir dijital pazarlama uzmanından dijital pazarlama stratejisi öğrenmek başta zordu. Ancak bu alçakgönüllülük, kariyerimde yeni kapılar açtı. Yeniden Öğrenme Sürecinin Aşamaları: 1. Farkındalık AşamasıBilmediğinizi bilmek. Socrates'in "Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir" sözü burada anlam kazanıyor. 2. Kabul AşamasıEski yöntemlerin artık işe yaramadığını kabul etmek. Bence bu aşama en acı vereni ama aynı zamanda en özgürleştirici olanı. 3. Keşif AşamasıYeni kaynaklar, yeni insanlar, yeni metodolojiler keşfetmek. Merak bu aşamanın yakıtıdır. 4. Deneme Aşaması"Fail fast, learn faster" (Hızlı başarısız ol, daha hızlı öğren) mantığıyla hareket etmek. 5. İçselleştirme AşamasıYeni öğrenilenlerin günlük rutine dönüşmesi. Yeniden Öğrenmeyi Kolaylaştıran Faktörler: Growth Mindset (Gelişim Odaklı Zihniyet): Carol Dweck'in araştırmalarına göre, yeteneğin geliştirilebilir olduğuna inanmak başarıyı %40 artırıyor Psychological Safety (Psikolojik Güvenlik): Google'ın Aristotle Projesi, başarılı takımların en önemli özelliğinin psikolojik güvenlik olduğunu ortaya koydu Neuroplasticity (Nöroplastisite): Beynimizin yaşı ne olursa olsun yeni bağlantılar kurabilme yeteneği İş Dünyasında Uygulama Stratejileri Bireysel Düzeyde: 1. 70-20-10 Kuralı %70 işbaşında öğrenme %20 mentorlardan ve akranlardan öğrenme %10 formal eğitim Şahsi görüşüm, bu oranların dijital çağda 60-30-10'a doğru evrildiği yönünde. Akran öğrenmesi ve network'ün önemi artıyor. 2. Personal Learning Environment (Kişisel Öğrenme Ortamı) Podcast'ler: İşe gidiş-gelişte dinlenebilir LinkedIn Learning, Coursera, Udemy: Mikro-sertifikalar Medium, Substack: Sektör liderlerinin içgörüleri Clubhouse, Twitter Spaces: Canlı tartışmalar 3. Learning Sprint'leri30 günlük yoğun öğrenme dönemleri. Deneyimlerime göre, bir konuya 30 gün boyunca günde 1 saat ayırmak, o alanda temel yetkinlik kazanmak için yeterli. 4. Başarısızlık GünlüğüHatalarınızdan öğrendiklerinizi yazın. Kanaatimce, başarı hikayelerinden çok başarısızlık hikayeleri öğretici. Kurumsal Düzeyde: 1. Learning & Development 4.0 Kişiselleştirilmiş öğrenme yolculukları AI destekli içerik önerileri VR/AR ile deneyimsel öğrenme Microlearning platformları 2. Unlearning Workshop'larıGözlemlerim, şirketlerin "neleri bırakmalıyız" toplantıları yapmasının, "ne yapmalıyız" toplantılarından daha değerli olduğunu gösteriyor. 3. Innovation Time OffGoogle'ın %20 kuralı gibi, çalışanların zamanının bir kısmını yeni şeyler öğrenmeye ayırması. 4. Failure PartiesBaşarısızlıkların kutlandığı, öğrenmelerin paylaşıldığı etkinlikler. Benim fikrimce, başarısızlıktan korkmayan kültürler, en hızlı öğrenen kültürlerdir. Türkiye'deki Şirketler İçin Öneriler: 1. Dijital Mentorluk ProgramlarıY ve Z kuşağından mentorlar, X kuşağına dijital dünyayı öğretsin. 2. Sektörler Arası Değişim ProgramlarıDüşünceme göre, Türkiye'nin en büyük avantajı genç ve dinamik nüfusu. Bu potansiyeli sektörler arası öğrenme programlarıyla değerlendirmeliyiz. 3. "Unlearning Friday"Her Cuma, eski bir alışkanlığı veya prosedürü sorgulamaya adanmış toplantılar. Learn-Unlearn-Relearn'ün Sektörel Yansımaları Finans Sektörü: Learn: Blockchain, kripto paralar, DeFi Unlearn: Sadece fiziksel şube odaklı bankacılık Relearn: Müşteri deneyimi odaklı dijital finansal hizmetler Perakende: Learn: Omnichannel stratejiler, sosyal ticaret Unlearn: Sadece mağaza trafiğine dayalı başarı metrikleri Relearn: Data-driven kişiselleştirilmiş müşteri yolculukları Eğitim: Learn: Hibrit öğrenme modelleri, AI destekli eğitim Unlearn: Tek tip müfredat, ezberci sistem Relearn: Yetkinlik bazlı, kişiselleştirilmiş öğrenme Sağlık: Learn: Telemedicine, AI destekli tanı sistemleri Unlearn: Sadece yüz yüze hasta muayenesi Relearn: Önleyici ve kişiselleştirilmiş tıp Geleceğe Hazır Olmak: 2030 Vizyonu PwC'nin araştırmasına göre, 2030'a kadar mevcut işlerin %30'u otomasyona geçecek. World Economic Forum ise 2025'e kadar 85 milyon işin yok olacağını ama 97 milyon yeni işin doğacağını öngörüyor. Benim tahminim, Türkiye'nin bu dönüşümde avantajlı olduğu yönünde. Genç nüfusumuz, girişimcilik ruhumuz ve adaptasyon yeteneğimiz, learn-unlearn-relearn döngüsünü hızlı şekilde içselleştirmemizi sağlayabilir. 2030'a Kadar Öğrenmemiz Gerekenler: Yapay Zeka Okuryazarlığı: Herkes kod yazmasını bilmek zorunda değil ama AI'ı nasıl kullanacağını bilmeli Sürdürülebilirlik Düşüncesi: ESG kriterleri her sektörün merkezinde olacak Duygusal Zeka: Makineler analitik işleri devraldıkça, insan ilişkileri daha kritik hale gelecek Sistem Düşüncesi: Karmaşık problemleri bütünsel görebilme yeteneği Kültürlerarası Yetkinlik: Küresel ve uzaktan çalışma normları Unutmamız Gerekenler: "İşim güvende" yanılgısı Sadece teknik becerilere odaklanmak Lokal düşünmek Standart çalışma saatleri beklentisi Ömür boyu tek kariyer anlayışı Pratik Bir Yol Haritası 30-60-90 Günlük Learn-Unlearn-Relearn Planı: İlk 30 Gün - Farkındalık: Sektörünüzdeki en büyük 3 değişimi listeleyin Hangi becerilerinizin modası geçtiğini tespit edin Rakiplerinizin hangi yeni yetenekleri aradığını araştırın Günde 30 dakika yeni bir skill öğrenmeye başlayın 60. Gün - Derinleşme: Eski alışkanlıklarınızdan birini bilinçli olarak bırakın Yeni öğrendiğiniz beceriyi küçük bir projede uygulayın Farklı bir sektörden birine mentorluk teklif edin LinkedIn'de yeni öğrenmelerinizi paylaşın 90. Gün - Dönüşüm: Öğrendiklerinizi ekibinizle paylaşın Eski yöntemlerinizi tamamen terk edin Yeni yaklaşımınızın sonuçlarını ölçün Bir sonraki öğrenme döngünüzü planlayın Learn-Unlearn-Relearn'ün Psikolojik Boyutu Impostor Syndrome (Sahtekar Sendromu) ile Başa Çıkmak:Yeniden öğrenme sürecinde kendinizi yetersiz hissetmek normal. Kendi yaşadığım bir örneği paylaşayım: İlk kez bir webinar düzenlediğimde, 20 yıllık sunum deneyimime rağmen kendimi acemi gibi hissettim. Ancak bu hissin, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu kabul etmek, ilerlememi kolaylaştırdı. Comfort Zone'dan Çıkmanın Bilimi:Araştırmalar gösteriyor ki, optimal öğrenme "productive discomfort" (üretken rahatsızlık) bölgesinde gerçekleşiyor. Ne çok kolay ne de çok zor - tam da sizi biraz zorlayacak seviyede. Fixed vs Growth Mindset: Fixed Mindset: "Ben sayılarla aram iyi değil" Growth Mindset: "Henüz veri analitiğini öğrenmedim" Benim gözlemim, "henüz" kelimesinin gücünü keşfeden profesyonellerin, öğrenme hızlarının katlanarak arttığı yönünde. Türkiye İçin Fırsatlar ve Tehditler Fırsatlar: Genç ve Dinamik Nüfus: Dijital native nesil işgücüne katılıyor Coğrafi Konum: Doğu ve Batı arasında köprü olma avantajı Girişimcilik Ekosistemi: Unicorn sayısında hızlı artış Kültürel Adaptasyon Yeteneği: Türk profesyonellerin esnekliği Tehditler: Beyin Göçü: Yeteneklerin yurtdışına akışı Dijital Uçurum: Kuşaklar arası teknoloji farkı Değişime Direnç: Köklü şirketlerdeki tutucu yaklaşımlar Eğitim Sistemi: Ezberci sistemden yaratıcı sisteme geçiş zorluğu Kanaatimce, Türkiye'nin en büyük şansı, krizleri fırsata çevirme konusundaki tarihi tecrübesi. Learn-unlearn-relearn döngüsü, aslında Türk iş dünyasının DNA'sında var; sadece sistematik hale getirmemiz gerekiyor. CEO'lar ve Liderler İçin Özel Tavsiyeler 1. Vulnerability Leadership (Kırılgan Liderlik)"Ben de bilmiyorum, birlikte öğrenelim" diyebilme cesareti. Deneyimlerime göre, bu yaklaşım ekip motivasyonunu artırıyor. 2. Learning KPI'larıSadece finansal değil, öğrenme metriklerini de takip edin: Çalışan başına yıllık öğrenme saati Yeni beceri kazanım oranı Cross-functional proje sayısı 3. Reverse Board MeetingsYılda bir kez, en genç çalışanların yönetime sunum yaptığı toplantılar düzenleyin. 4. Sabbatical for LearningÜst düzey yöneticilere öğrenme amaçlı izinler verin. Bence bu, şirketinize dönecek en yüksek ROI'li yatırım. Başarı Hikayeleri: İlham Veren Örnekler Bireysel Dönüşümler: 47 yaşında yazılım öğrenen CFO: Finans direktöründen FinTech girişimcisine Geleneksel pazarlamacıdan Growth Hacker'a: 15 yıllık deneyimi dijitalle harmanlayan CMO Öğretmenden EdTech uzmanına: Pandemiyle birlikte kendini yeniden keşfeden eğitimci Kurumsal Dönüşümler: Koç Holding: Dijital dönüşüm programıyla 100 yıllık şirketi geleceğe taşıma İş Bankası: Maksimum teknoloji vizyonuyla bankacılığı yeniden tanımlama LC Waikiki: Perakendeden teknoloji şirketine evrilme yolculuğu Sonuç: Öğrenme Bir Yaşam Biçimi, Bir Varoluş Felsefesi yüzyılın iş dünyasında hayatta kalmak değil, liderlik etmek istiyorsak, learn-unlearn-relearn döngüsünü içselleştirmeliyiz. Bu sadece bir metodoloji değil, bir yaşam felsefesi. Son bir kişisel not eklemek isterim: Bu makaleyi yazarken bile birçok eski düşüncemi gözden geçirdim, bazı önyargılarımı fark ettim ve yeni perspektifler kazandım. İşte learn-unlearn-relearn'ün güzelliği bu - her an, her eylem bir öğrenme fırsatı. Japonların "Kaizen" (sürekli iyileştirme) felsefesini, Amerikalıların "fail fast" (hızlı başarısız ol) yaklaşımını ve Türk girişimciliğinin "her şeye rağmen" azmini birleştirdiğinizde, ortaya çıkan sentez tam da bu: Öğren, unutmayı öğren, yeniden öğren. Size birkaç soru bırakıyorum: Bugün hangi eski alışkanlığınızı sorgulayacaksınız? Önümüzdeki 30 günde hangi yeni beceriyi öğreneceksiniz? Ekibinizle hangi "unlearning" aktivitesini planlayacaksınız? Unutmayın, bilgi çağında en değerli varlık bilginin kendisi değil, onu sürekli yenileyebilme kapasitesidir. Geleceğin liderleri, diplomalarıyla değil, öğrenme hızlarıyla öne çıkacaklar. Learn-Unlearn-Relearn. Bu sadece bir slogan değil, bir hayatta kalma stratejisi. Hatta daha da ötesi - bir başarı manifestosu. Bu makale, değişen iş dünyasının dinamiklerini anlamak ve adapte olmak isteyen tüm profesyoneller için kaleme alınmıştır. Sizin de learn-unlearn-relearn yolculuğunuzdaki deneyimlerinizi duymak isterim. Benimle LinkedIn üzerinden iletişime geçebilir, bu konudaki tartışmayı derinleştirebiliriz. "Öğrenmeyi bıraktığımız gün, yaşamayı da bırakırız." - John Dewey Kenan ALTUNKurumsalMedya.com Kurucu OrtakGirişimci - Yatırımcı - Danışman Geleceğin İş Dünyası ve Öğrenme Çevikliği (Learning Agility) Hakkında Neden "Sadece Öğrenmek" artık yeterli değil? WEF araştırmalarına göre, bugün edinilen bir becerinin yarı ömrü sadece 5 yıldır. Dijital dönüşüm ve yapay zeka (ChatGPT vb.) değişim hızını o kadar artırdı ki, eski bilgileri terk etmeden (Unlearn) ve yenilerini içselleştirmeden (Relearn) sadece mevcut bilgiyle hayatta kalmak imkansız hale gelmiştir. Alvin Toffler'ın dediği gibi, 21. yüzyılın cahili okuma yazma bilmeyen değil, bu döngüyü kuramayanlardır. "Unutmayı Öğrenmek" (Unlearn) neden en zor aşamadır? İnsan beyni bildiklerine tutunmaya programlıdır. Eski yöntemleri bırakmak, "Cognitive Dissonance" (Bilişsel Uyumsuzluk) yaratır. Ayrıca "Batık Maliyet Yanılgısı" (Sunk Cost Fallacy) nedeniyle, geçmişte emek verilen yanlış stratejilerden vazgeçmek, yöneticiler ve profesyoneller için psikolojik olarak en zorlu eşiktir. Modern iş dünyasında hangi öğrenme yöntemleri etkilidir? Geleneksel eğitimin yerini; hiyerarşiden uzak "Peer Learning" (Akran Öğrenmesi), başarılı modelleri analize dayalı "Tersine Mühendislik" ve inovasyonun kaynağı olan "Çapraz Sektör Öğrenmesi" almıştır. Örneğin Getir veya Trendyol'un başarısı, bu adaptasyon yeteneğinin bir sonucudur. Profesyonel dönüşüm için 30-60-90 Gün Planı nedir? Bu stratejik yol haritasında; ilk 30 gün farkındalık ve yeni beceri keşfine, 60. gün eski alışkanlıkları bırakıp (Unlearn) uygulamaya geçmeye, 90. gün ise yeni yaklaşımı tamamen içselleştirip ekiple paylaşmaya (Dönüşüm) odaklanılır. Bu disiplinli yaklaşım, adaptasyon sürecini hızlandırır. Yeniden öğrenme sürecinde "Impostor Syndrome" ile nasıl başa çıkılır? Yılların deneyimine rağmen yeni bir alanda acemi hissetmek (Sahtekar Sendromu) normaldir. Bu his, öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Carol Dweck'in "Growth Mindset" (Gelişim Zihniyeti) teorisindeki gibi, "Yapamıyorum" demek yerine "Henüz öğrenmedim" diyerek bu psikolojik bariyer aşılabilir. Kurumsal hayatta "Unlearning" kültürü nasıl oluşturulur? Şirketler sadece "ne yapmalıyız" değil, "neleri bırakmalıyız" toplantıları düzenlemelidir. Ayrıca başarısızlıkların cezalandırıldığı değil, öğrenme fırsatı olarak kutlandığı (Failure Parties) bir kültür ve "Psikolojik Güvenlik" ortamı yaratmak, inovasyonun önünü açar. Microsoft ve Adobe gibi devler nasıl dönüşüm geçirdi? Bu şirketler, onları dev yapan eski başarı formüllerini unutmayı (Unlearn) başardılar. Microsoft "Windows her şeydir" saplantısını bırakıp buluta odaklanarak; Adobe ise kutu ürün satışını unutup abonelik modeline geçerek değerlerini katladılar. Bu, kurumsal "Unlearning" başarısının en net kanıtıdır. Liderler için "Kırılgan Liderlik" (Vulnerability Leadership) ne anlama gelir? Modern liderlik, her şeyi bilmek değil, "Ben de bilmiyorum, birlikte öğrenelim" diyebilme cesaretidir. Kenan Altun'un belirttiği gibi; Y ve Z kuşağından mentorluk almak (Reverse Mentoring) ve ekiple birlikte öğrenme yolculuğuna çıkmak, otoriteyi sarsmaz aksine güveni ve bağlılığı artırır. #### Gelecek Vadeden Girişimler 2026 (GVG26) Başvuruları Başladı! Türkiye girişimcilik ekosisteminin en prestijli yarışmalarından biri olan Gelecek Vadeden Girişimler (GVG26), bu yıl 5. kez yenilikçi fikirleri, ölçeklenebilir iş modellerini ve global potansiyele sahip girişimleri keşfetmek için başvurularını almaya başladı. Girişimcilerin yoğun ilgi gösterdiği yarışmaya başvurular 14 Eylül 2025 tarihine kadar devam edecek. Ön değerlendirmelerden geçen girişimler, alanında uzman jüri üyelerinin karşısına çıkarak finale kalma şansı elde edecek. Jüri Kadrosu: Ekosistemin Güçlü Temsilcileri GVG26’da girişimler, girişimcilik ekosisteminin önde gelen temsilcilerinden oluşan güçlü bir jüri heyeti tarafından değerlendirilecek. Jüri kadrosunda: GSYF ve VC fon yöneticileri, Kurumsal şirketlerin inovasyon liderleri, Akademisyenler, Deneyimli girişimciler ve melek yatırımcılaryer alacak. Her bir girişim, iş modeli, yenilikçilik, ölçeklenebilirlik ve yatırım potansiyeli açısından titizlikle incelenecek. Kurumlara Özel Ödüller GVG26 yalnızca girişimleri değil, girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan kurumları da ödüllendirecek.Bu kapsamda: Girişim Dostu Kurum Ödülü, Girişim Dostu Yönetici Ödülü, Sürdürülebilirlik Özel Ödülü Jüri Özel Ödüllerigibi kategorilerde kurumlara ve ekosistem dostu yöneticilere özel ödüller takdim edilecek. Büyük Final Startup Yatırım Zirvesi’nde Yarışmanın kazananları ve kurum ödülleri, 3 Aralık 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilecek Startup Yatırım Zirvesi kapsamında açıklanacak. Türkiye’nin en önemli yatırımcılarının, girişim fonlarının, kurumsal liderlerin ve girişimcilerin bir araya geleceği zirvede, GVG26’nın en parlak girişimleri sahneye çıkacak. Startup Yatırım Zirvesi, girişimciler için yalnızca bir ödül töreni değil, aynı zamanda yatırımcılarla buluşma, networking ve işbirliği fırsatları sunan güçlü bir platform olacak. GVG26’nın Önemi Bugüne kadar yarışmada finale kalan birçok girişim yatırım alarak uluslararası pazarlara açılma fırsatı buldu. GVG26, bu yıl da girişimcilere yalnızca görünürlük değil, aynı zamanda yatırımcılarla doğrudan temas imkânı ve ekosistem içinde hızlanma fırsatı sunuyor. 🔹 Son Başvuru Tarihi: 14 Eylül 2025🔹 Büyük Final ve Ödül Töreni: 3 Aralık 2025 – Startup Yatırım Zirvesi, İstanbul Başvuru: https://www.gelecekvadedenler.com/ İletişim: info@in4startups.com #### Gelecek Vadeden Girişimler 2026 Finalistleri Açıklandı “Gelecek Vadeden Girişimler” yarışması, Türkiye’deki girişimciler için olduğu kadar global yatırımcılar için de önemli bir fırsat olmaya devam ediyor. İnovasyonun, teknolojinin ve sürdürülebilirliğin iş dünyasını dönüştürdüğü bu dönemde, yarışma; geleceğe yön veren girişimleri keşfetmek ve yatırım dünyasına yeni başarı hikâyeleri kazandırmak için güçlü bir platform sunuyor. in4startups tarafından her yıl düzenlenen ve bu sene 5. Kez düzenlenen, artık yatırım dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri haline gelen Gelecek Vadeden Girişimler 2026 yarışmasının finalistleri belli oldu. Bu yıl da yoğun başvurularla gerçekleşen yarışma, girişimcilik ekosisteminin en yenilikçi projelerini bir araya getirerek hem yatırımcılar hem de girişimciler için önemli fırsatlar oluşturuyor. Rekor Katılım: Girişimcilik Ekosisteminde Çeşitlilik Zirvede Yarışmanın hak sahibi ve organizatörü Ahmet Sefa Bir; “Bu sene geçmiş yıllarda olduğu gibi geniş katılımlı bir çağrı dönemini tamamladık. 21 farklı ilden 214 başvuru aldık.  Türkiye’nin dört bir yanından gelen başvurular, ekosistemin hızla büyümeye devam ettiğini ve yenilikçiliğin ülke geneline yayıldığını gösteriyor. Bu noktada ekosisteme değer katmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.İstanbul yine en fazla başvurunun geldiği şehir olurken, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Gaziantep ve Trabzon gibi birçok şehirden gelen projeler, yarışmaya güçlü bir bölgesel çeşitlilik kazandırdı. Başvurular; yenilikçilik, ölçeklenebilirlik, sürdürülebilirlik, küresel rekabet gücü ve yatırım potansiyeli kriterleri doğrultusunda titizlikle değerlendirildi. GVG 2026’nın Öne Çıkan Temaları: Yapay Zekâ, İklim Teknolojileri ve Fintech Bu yıl öne çıkan sektörler arasında yapay zekâ, iklim teknolojileri, finansal teknolojiler (fintech), sağlık teknolojileri, enerji verimliliği ve mobilite çözümleri dikkat çekti. Girişimlerin çoğu, dijital dönüşüm, veri analitiği, biyoteknoloji, sürdürülebilir üretim ve yeşil enerji alanlarında yenilikçi ürün ve hizmetler sunuyor. Bu trend, Türkiye’nin ve bölgenin girişimcilik ekosisteminin artık sadece takip eden değil, küresel inovasyon yarışında söz sahibi olma yolunda hızla ilerlediğini gösteriyor. Sağlık Teknolojileri Yine Parlıyor Pandemi sonrası hız kazanan sağlık teknolojileri alanındaki girişimler, bu yıl da yatırımcıların ilgisini çekmeyi başardı.GVG 2026 finalistleri arasında yer alan sağlık odaklı girişimler; uzaktan teşhis sistemleri, biyosensör teknolojileri, dijital sağlık uygulamaları ve kişiselleştirilmiş tedavi çözümleri ile fark yarattı. Bu girişimler, hem yerli hem de global pazarlarda güçlü yatırım potansiyeline sahip olmalarıyla dikkat çekiyor. Büyük Final: 3 Aralık 2025’te İstanbul’da! Yarışmanın ödül töreni, 3 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Başakşehir Belediye Binası’nda düzenlenecek.Etkinlik, Startup Yatırım Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek ve girişimciler ile yatırımcılar için yılın en önemli buluşma noktalarından biri olacak. Finalist girişimler, projelerini Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen yatırımcılarına sunma fırsatı bulacak, bire bir yatırım görüşmeleri ile iş birliği fırsatlarını değerlendirecekler.Yarışma sonunda, kategorilerinde en yüksek puanı alan girişimler “Yılın Gelecek Vadeden Girişimi” unvanını kazanacak. Jüri Üyeleri: İş Dünyasının ve Akademinin Önde Gelen İsimleri 2026 jürisi, yine Türkiye’nin iş, yatırım ve akademi dünyasının deneyimli isimlerinden oluşuyor.Bu yılın jüri üyeleri arasında yer alan isimler, girişimleri inovasyon gücü, sürdürülebilir büyüme potansiyeli ve uluslararası ölçeklenebilirlik açısından değerlendirecek. Aralarında; Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreteri; Dr. Fatih Özer, TOBB Yazılım Meclis Başkanı; Ertan Barut, KOSGEB Ekosistem Destekleri Dairesi Başkanı; Mustafa Kurt, Enerjisa Innovation Manager’ı; Tümay Solak, Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Burak Keskik, Başakşehir Living Lab İnovasyon Ve Teknoloji Müdürü; Bekir Selçuk Temel, Şirket Ortağım Melek Yatırımcı Ağı Direktörü; Sadık Köseoğlu, Arz Portföy Head of Venture Capital Portfolio Management; Oktay Namver, Aktif Ventures Genel Müdür’ü; Yasemin Evsahibioğlugibi sektörün önde gelen liderleri bulunuyor. 2026’da Takip Edilmesi Gereken Finalist Girişimler Bu yılın finalistleri; yapay zekâ destekli iş modelleri, yeşil teknoloji çözümleri, finansal kapsayıcılığı artıran fintech girişimleri ve sağlıkta dijital dönüşümü hızlandıran uygulamalarıyla geleceğin ekonomisini şekillendirmeye aday. Yarışmanın sonunda açıklanacak kazanan girişimler, hem Türkiye girişimcilik ekosisteminde hem de uluslararası arenada adından söz ettirecek yeni başarı hikâyelerinin ilk adımını atacak. 🏆 Sürdürülebilirlik Odaklı Girişim ; Fermente Bahçem / MicroHobist / STEP4/ Carbon Gate / Montek Teknoloji A.Ş. / CelluNanoTech🏆Kadın Girişim; Helimore Havacılık Teknolojileri İmalat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi / Loopifyr / Prolit /Agripoli / Packoroma / COOL ID / DERMACODE by I. Pandurska🏆Teknolojiye Yön Veren Girişim ; Qfix / INOPOLYME KİMYA VE MÜHENDİSLİK A.Ş. / Bioseco / TradeWise /Etsetra / FARMO Otonom Çözümler A.Ş.🏆Sosyal Girişim; TarimPlus / DEPRON / Revor Tech / CBC Biyoteknoloji Mühendislik ve Üretim A.Ş / Movspire / Emanetcin Sosyal Ağ Platformu [Vahit ÇOBAN]🏆Yatırımların Gözdesi Girişim; Vignetim / Pocket eSIM / Agronef Evrasera / Pushouse / Marqby / Confabric 3D🏆Büyüme Şampiyonu Girişim; PrintHere / BEEKOD / Aqtivite / PenteGuard / Venlo / Papyon Room Service Solutions / Passgage 🏆Sağlık Girişimi; RATIONE DIVIDE AI / ERKBA AR-GE / Collaxir Arge ve Biyoteknoloji San. Tic. A.Ş. / OrthoAI Alliance (ORAIA) / HIST ENDÜSTRİYEL / Mamosis🏆Fintech Girişimi; narsent / İnteraktif Kredi / Invosan | Financial AI Solutions / TARCOM A.Ş / Payosfer Parantez🏆Yapay Zeka Girişimi; FashionNext / DyrobX / ODIGOS Teknoloji Çözümleri / Beeasist / Sakai🏆Akademik Girişim; FİLİK NANOBİOAGROTECH ARGE VE TEKNOLOJİ A.Ş./ Metatıp Sağlık Teknolojileri A.Ş / ATAK İleri Malzeme Teknolojileri A.Ş. / OXYPOME DOĞAL HAM MADDE ÜRETİM TİCARET VE DANIŞMANLIK A.Ş. / Vegg Foods / Black Paw Educational Technologies🏆Enerji Girişimi; Myaircharger / Yeni Enerji / SOME CARBON / Remus Enerji / TUMURLY #### Gelecek Vadeden Girişimler 26’nın Kazananları Açıklandı Türkiye’nin inovasyon odaklı iş fikirlerini ve yüksek potansiyele sahip girişimcilerini desteklemek amacıyla in4startups tarafından bu yıl beşinci kez düzenlenen “Gelecek Vadeden Girişimler 26” yarışmasının kazananları belli oldu. Bu yıl 11 farklı kategoride verilen ödüller, yaratıcılığı ve inovasyonu teşvik ederken, jüri özel ödülleri ile öne çıkan girişimler de onurlandırıldı. Yarışma, Türkiye’nin dört bir yanından katılan girişimciler sayesinde ülke genelinde girişimcilik ekosistemine dokunmayı ve yenilikçi iş fikirlerini görünür kılmayı başardı. Yarışma, önümüzdeki dönemde ekosistemde fark yaratması beklenen yenilikçi girişimleri öne çıkarmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda yarışma adında yer alan yıl ifadesi, geleceğe yön verecek girişimlere bir pencere açmayı ve Türkiye’nin girişimcilik potansiyelini küresel ölçekte görünür kılmayı amaçlıyor. Değerlendirme süreci, girişimcilik ekosistemini yakından tanıyan, sektörde deneyimli ve farklı disiplinlerden gelen jüri üyelerinin katkısıyla yürütüldü.İş dünyası ve akademiden alanında uzman isimlerin yer aldığı jüri, girişimleri yenilikçilik, ölçeklenebilirlik, toplumsal etki ve sürdürülebilirlik kriterlerine göre değerlendirdi. Yarışmanın organizatörü ve in4startups kurucusu Ahmet Sefa Bir yarışma sonuçları ile ilgili şunları söyledi;  “Gelecek Vadeden Girişimler” yarışması bugüne kadar yüzlerce girişimciye ulaşarak, Türkiye’nin tekno-girişimcilik kapasitesini güçlendiren bir marka haline geldi. Sadece girişimleri değil aynı zamanda girişim dostu kurumları ve yöneticileri de ödüllendiren, önemli bir etkinliğe dönüştü. Bundan sonra 1 Aralık tarihinde Startup Yatırım Zirvesi’nde şampiyonlara ödüllerini takdim edeceğiz. Girişim dostu kurum ve yöneticilere de ödüllerini takdim ettikten sonra, girişimlerin yatırım almalarını destekleyerek, yılı güzel yatırım haberleri ile kapatacağız. Gelecek Vadeden Girişimler 26 Kategorileri ve Şampiyon Girişimler 1) Sürdürülebilirlik Odaklı Girişim Kategori Şampiyonu – STEP4:  Şirketlerin ESG verilerini toplayan, analiz eden, eylem planı oluşturan ve tek tuşla raporlayan kurumsal sürdürülebilirlik yönetim platformudur. Jüri Özel Ödülü – Microhobist Biyoteknoloji:  Bitki köklerindeki faydalı mikroorganizmaların sekonder metabolitlerinden elde ettiği yenilikçi çözümlerle sebze üretiminde verim, kalite ve sürdürülebilirliği artırarak çevre dostu ve ekonomik tarım avantajları sunmaktadır. 2) Kadın Girişim Kategori Şampiyonu – Loopifyr:  Tekstil atıklarının kaynağında doğru sınıflandırılmasını ve izlenebilirliğini sağlayan, belediyeler, markalar ve geri dönüşüm tesisleri için dijital çözümler sunan yapay zekâ destekli bir yazılım platformudur. Jüri Özel Ödülü – Helimore:  Afet sonrası zarar görmüş alanlara insansız hava araçlarıyla çevreye uygun tohum kapsülleri bırakarak doğayı yeniden canlandıran, kadınlar ve engelli bireyleri üretime dahil eden çevre teknolojisi girişimidir. 3)Teknolojiye Yön Veren Girişim Kategori Şampiyonu – Qfix Smart Calling System:  Şirketlerin müşterileriyle telefonda gerçek zamanlı ve insansı diyaloglar kurabilen yapay zekâ asistanları geliştiren Qfix, müşteri iletişiminde geleceğin teknolojisini sunmaktadır. 4)Sosyal Girişim Kategori Şampiyonu – REVORTECH:  Afet ve acil durumlarda insan yaşamını korumak amacıyla yapay zekâ destekli sensör ve yazılım sistemleri geliştiren bir teknoloji girişimidir. 5)Yatırımların Gözdesi Girişim Kategori Şampiyonu – Vignetim:  Dijital vinyet, geçiş ücreti, eSIM ve sigorta hizmetlerini 39 dilde tek platformda sunarak sınır ötesi yolculukları kolaylaştıran dijital bir mobilite asistanıdır. Jüri Özel Ödülü – Confabric:  İnşaat sektöründe zaman ve iş gücü maliyetlerini azaltmak amacıyla özel formüle edilmiş basılabilir kuru harç karışımıyla çalışan, yüksek hassasiyetli 3 boyutlu beton yazıcı sistemleri geliştirmektedir. 6)Büyüme Şampiyonu Girişim Kategori Şampiyonu – Papyon Solutions:  Otellerin oda servisini dijitalleştirerek misafirlere kolaylık, otellere ise maliyetsiz ek gelir sağlayan sürdürülebilir bir iş modeli sunmaktadır. 7)Sağlık Girişimi Kategori Şampiyonu – Ratione Divide / UroDes:  Dijital idrar sitolojisi görüntülerinden açıklanabilir yapay zekâ ile mesane kanseri teşhisinde doktorlara hızlı, güvenilir ve erişilebilir destek sağlayan bir karar destek sistemidir. 8)Fintech Girişimi Kategori Şampiyonu – İnteraktif Kredi:  Kredi skoru düşük bireylere yapay zekâ destekli raporlarla rehberlik ederek 6 ay içinde krediye erişim imkânı sunan bir finansal teknoloji girişimidir. 9)Yapay Zekâ Girişimi Kategori Şampiyonu – Beeasist:  Hizmet sektöründeki işletmelerin satış ve operasyonlarını uçtan uca yönetmelerini sağlayan yapay zekâ destekli bir B2B2C SaaS platformudur. Jüri Özel Ödülü – Dyrobx: Otel, restoran ve AVM’ler için servis ve temizlik fonksiyonlarını birleştiren otonom robotlarla operasyonel verimliliği artıran, aynı zamanda yapay zekâ destekli reklam robotlarıyla müşteri deneyimini güçlendiren yenilikçi bir çözümdür. 10)Akademik Girişim Kategori Şampiyonu – Black Paw:  Artırılmış gerçeklik, yapay zekâ ve 3D modelleme teknolojilerini birleştirerek veteriner fakültesi öğrencilerinin anatomik yapıları detaylı biçimde inceleyebileceği Spectre adlı etkileşimli mobil uygulamayı geliştirmektedir. Jüri Özel Ödülü – fNanosil:  Tarımsal üretimde kimyasal pestisitlerin yerini alabilecek, tamamen organik formüle edilmiş biyolojik pestisit geliştirerek doğayı daha temiz bir hale getirmeyi hedeflemektedir. 11)Enerji Girişimi Kategori Şampiyonu – Remus Enerji:  Yazılım uzmanlığını elektrik ticaretiyle birleştirerek müşterilerine yeşil enerji, anlık tüketim takibi, tasarruf analizi ve sürdürülebilir çözümler sunan dijital bir enerji fintech girişimidir. #### Genç Başarı Eğitim Vakfı 25. Yılını Kutlarken Geçmişin Gücünü Geleceğe Taşıyor: Hedef, Yılda 1 Milyon Gence Ulaşmak! Gençlerin girişimci zihin yapısı ile iş hayatına hazırlanması ve istihdam edilebilirliğin artırılması amacıyla kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV), bu yıl 25. yıl dönümünü İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen özel bir etkinlikle kutladı. Vakıf, çeyrek asrı tamamlarken ülkeye kazandırdığı Marshall Goldsmith ve Asheesh Advani’nin kaleme aldığı Modern Başarı (Modern Achievement) Kitabı’nın da Türkçe lansmanını gerçekleşti.  Gençlerin girişimci bakış açısı kazanabilmeleri için çeyrek asırdır faaliyet gösteren, bu amaçla yüzbinlerce gencin yetişmesine vesile olan Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV) bu yıl 25. Kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Çeyrek asırdır Türkiye’de 5-35 yaş arasında yüzbinlerce gencin hayatına dokunan, 2016’dan bu yana yaklaşık 450 bin öğrenciye, 20 binden fazla öğretmene ve iş dünyasından 5 binden fazla gönüllüye ulaşan GBEV, kuruluş yıl dönümü vesilesiyle iş dünyası liderlerini bir araya getiren bir etkinlik düzenledi. İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen etkinlikte açılış konuşmasını yapan GBEV Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, “Dünyanın hızla değiştiği bu çağda, girişimci zihin yapısıyla donatılmış gençlerin iş dünyasında cesaretle, özgüvenle, üretkenlikle ve dayanıklılıkla var olabilmeleri için daha fazlasını yapmak zorundayız.” dedi. Bayam sözlerine şöyle devam etti: “Girişimci zihin yapısı geliştirmekle amacımız, bir girişim kurdurmaktan ziyade hayal kuran, sorgulayan, çözüm üreten, daha iyisini yapmak için azimli, yılmaz genç bireylerin yetişmelerini sağlamak ve deneyimle öğrenme temelli programlarımızla nitelik kazanan bu iş gücünü iş dünyasıyla buluşturmak. Çünkü çok iyi biliyoruz ki istihdamın niteliğindeki artış şirketlerin verimliliğini ve rekabet gücünü yükseltiyor, böylece ülkenin ekonomik büyümesine  doğrudan katkı sağlıyor.” Mezunlarının bugünün iş dünyasına liderlik ettiğini, kendi girişimlerini kurarak istihdam yarattığını belirten Bayam, “Bu dönem yönetim kurulu üyelerimizin yarısının kendi programlarımızdan yetişmiş mezunlarımızdan oluşması gençlere duyduğumuz güvenin ve yarattığımız etkinin en somut göstergelerinden biri.” dedi. “Bugün sadece geçmişi kutlamak için değil; geleceğe daha büyük bir adım atma kararlılığımızı göstermek için buradayız.” Bayam ülkemizin en önemli gücünün gençlerimiz olduğunu, potansiyeli ortaya çıkaracak olanın da iş dünyası temsilcileri olduğunun altını çizdi. Bu potansiyeli hep beraber açığa çıkarmak içiniş dünyasına, yılda 1 milyon öğrenciye ulaşmak için projeleri birlikte büyütme ve kaynakları birleştirme çağrısı yaptı. Bu yanlızca sayı değil, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceği için yapılan kolektif bir yatırım çağrısıdır.  JA Worldwide CEO’su Türkiye’de: “Gençlerin ‘Yapabilirim’ Demesi Her Şeyi Değiştirir” Junior Achievement Worldwide CEO’su Asheesh Advani, Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın (GBEV) düzenlediği etkinlikte Türkiye’deki gençlerle buluştu. Kendi yaşam öyküsünü paylaşan Advani, yurt dışında yeni bir hayata başlayan genç bir birey olarak karşılaştığı zorlukları ve JA programlarının bu süreçte kendisine nasıl yön verdiğini anlattı. “Özgüvenimi yeniden kazanmamı sağlayan ilk adım, küçük bir öğrenci işletmesinde CEO olmaktı,” dedi. Konuşmasında Modern Achievement kitabına da değinen Advani, başarıyı yalnızca sonuçlarla değil, süreçte edinilen alışkanlıklar ve ilişkilerle tanımlamak gerektiğini vurguladı. “Bugünün gençleri birçok kariyer değişikliği yaşayacak. Ağ kurmak ve kuşaklar arası ilişkiler geliştirmek hayati önem taşıyor,” ifadelerini kullandı. Advani, GBEV’in Türkiye genelinde 20.000’den fazla öğretmene ulaşarak gençler üzerinde büyük bir etki yarattığını belirtti. “İstanbul’dan Urfa’ya kadar gençlerin taşıdığı umut ve ‘yapabilirim’ inancı beni çok etkiledi,” dedi. Etkinlikte gençlere ilham veren mesajıyla dikkat çeken Advani, “Biri sizden destek isterse, düşünmeden evet deyin. Bu, hayatınızı değiştirebilir,” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Ayşe Birsel: Tasarım görseldir ve bir resmin bin söze bedel kılan bir gücü vardır Kendi kitapları dışında ilk kez bir başka kitaba Modern Achievement kitabına çizerlik yapan Endüstriyel Tasarımcı, Yazar ve Çizer Ayşe Birsel, insan odaklı tasarım yaklaşımıyla tanınan, dünyanın en yaratıcı endüstriyel tasarımcılarından biri.  Aynı zamanda liderlik ve yaşam tasarımı koçu olan Birsel, “Design the Life You Love” hareketiyle binlerce bireyin ve kurumun yaşamlarını tasarım bakış açısıyla yeniden kurgulamasına rehberlik etti. Modern Achievement kitabının çizeri Endüstriyel Tasarımcı, Yazar ve Çizer Ayşe Birsel, duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Benim için çizim, bir düşünce haritası. Fikirlerimi önce görsel olarak kurar, sonra yazarım. Tasarım görseldir ve bir resmin bin söze bedel kılan bir gücü vardır. Modern Achievement kitabında ilk kez başkası için çizim yaptım, çünkü bu projeye ve Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın gençlere ilham veren yaklaşımına inandım. Çizimle sadece anlatmaz, hayal kurar ve başkalarını da o hayale davet edersiniz. Yaratıcı olmak, bilinmeyeni görünür kılmak, farklı akıllara dokunabilmektir. Bu yüzden çizim benim dilim; önce çizerim, sonra yazarım, sonra prototip yaparım." Modern Başarı (Modern Achievement) kitabı tanıtıldı GBEV’in 25. Kuruluş yıl dönümü kutlama etkinliğinde, GBEV’in uluslararası iş birliği Junior Achivement’ın Dünya CEO’su ve Başkanı Asheesh Advani’nin Marshall Goldsmith ile birlikte kaleme aldığı, yine kutlama etkinliğinin konuklarından olan dünyaca ünlü tasarımcı Ayşe Birsel’in ilustrasyonlarını hazırladığı ve katkıda bulunduğu ‘Modern Başarı’ (Modern Achievement) isimli kitabın Türkçe versiyonunun lansmanı da gerçekleşti. Modern Başarı kitabı farklı ülkelerden girişimcilik ve liderlik hikâyelerini bir araya getirerek gençlere ilham verirken, eğitimciler ve iş dünyası için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Gün boyu süren etkinlikler ve atölye çalışmaları, eğitim ve iş dünyasından birçok ismi bir araya getirdi. Kutlama etkinliğinin en dikkat çeken bölümlerinden biri “Genç Başarı Etkisi & Modern Başarı” başlıklı panel oldu. Panelde, Asheesh Advani ile birlikte Ayşe Birsel konuşmacı olarak katıldı. Moderatörlüğünü GBEV Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam’ın üstlendiği oturumda katılımcılara, gençlerin potansiyeli, dönüştürücü gücü ve modern başarı kavramı üzerine ilham verici bir bakış sunuldu. Gençleri girişimci zihin yapısı ile geleceğin iş dünyasına hazırlamaya yönelik çalışmalarıyla tanınan Asheesh Advani, kitabın küresel gençlik potansiyeline ışık tutmayı amaçladığını belirtti. Genç Başarı Eğitim Vakfı Genel Müdürü Seçil Yıldırım Çelebi, kitabın lansmanında yaptığı açıklamada, vakfın 25 yıllık yolculuğuna ve kitabın taşıdığı misyona şu sözlerle dikkat çekti: “25 yıldır gençlerin potansiyeline inanarak onların yanında yer alıyoruz. Onlara yalnızca hayal kurmayı değil, bu hayalleri hayata geçirme cesaretini de aşılıyoruz. Modern Başarı (Modern Achievement), geçmişten aldığımız güçle geleceğe yön verme arzumuzun bir yansımasıdır.” Çelebi, kitabın içinde yer alan rol modellerin ilham veren hayat hikayeleri ve stratejik aksiyon önerileri ile gençler kadar eğitimciler ve iş dünyası profesyonelleri için de yararlanılacak değerli bir kaynak sunduğunu ifade etti. Farklı coğrafyalardan liderlik ve girişimcilik hikâyelerini bir araya getiren Modern Başarı (Modern Achievement), ilham verici içerikleriyle küresel ölçekte gençlere rehberlik etmeyi hedefliyor. Genç Başarı Eğitim Vakfı Hakkında: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, deneyimle öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır.  #### Genç Başarı Eğitim Vakfı, JA Europe’tan “Model Organizasyon” ve “Liderlik” Ödülleri ile Ülkeye Döndü Gençlerin girişimcilik ve iş dünyası becerilerini geliştirmek için yıllardır aralıksız çalışan Genç Başarı Eğitim Vakfı, 2025’e uluslararası arenada damgasını vurdu. Vakıf, JA Europe tarafından verilen “2025 Model Organizasyon Ödülü”nün sahibi oldu. Üstelik bu ödül, Genç Başarı’nın üst üste 8. kez bu başarıyı elde etmesiyle ayrı bir anlam kazandı. Avrupa’nın en prestijli gençlik ve eğitim platformlarından JA Europe, bu yılın ödüllerini açıkladı ve Genç Başarı Eğitim Vakfı’nı iki ayrı kategoride zirveye taşıdı. Vakıf, 2025 değerlendirmesinde “Model Organizasyon Ödülü”nün sahibi olurken, Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, JA Europe tarafından “Liderlik Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül, yalnızca bir yöneticinin değil, gençlerin geleceğine adanan bir vizyonun uluslararası alanda takdir edilmesi anlamına geliyor. Evrim Bayam, değerlendirmeyi şu sözlerle aktardı:  “Bu ödüller, gençlerin dünyayı dönüştürme potansiyeline duyduğumuz güvenin uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu gösteriyor. Gençlere girişimci bir bakış açısı kazandırmak, yalnızca onların bireysel gelişimlerini desteklemekle kalmıyor; aynı zamanda ülkemizin geleceğine yön verecek güçlü bir etki yaratıyor. Gençlerin yaratıcılığı, cesareti ve çözüm üretme isteği bize umut veriyor. Bu başarı hepimizin; çünkü gençlerin potansiyelini açığa çıkaracak alanlar yaratmanın geleceğe yapılan en değerli yatırım olduğuna inanıyoruz.” Model Organizasyon ve Liderlik ödüllerinin aynı yıl gelmesi, Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın gençlere girişimcilik, finansal okuryazarlık ve istihdam becerileri kazandırma misyonunu ne kadar etkili bir şekilde yerine getirdiğinin güçlü bir göstergesi oldu. Genç Başarı Eğitim Vakfı, her yıl Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce gence ulaşıyor; okuldan iş dünyasına uzanan bu yolculukta gençlerin yaratıcı fikirlerini destekleyerek geleceği şekillendirmelerine katkı sunuyor. #### Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın Yeni Genel Müdürü Dr. Fulya Koyuncu Oldu Türkiye’de gençlerin girişimcilik, yenilikçilik ve istihdam becerilerini geliştirmeyi hedefleyen Genç Başarı Eğitim Vakfı, yeni dönemine güçlü bir liderle adım attı. Dr. Fulya Koyuncu, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla Vakfın Genel Müdürü olarak göreve başladı. Eğitim dünyasında 15 yılı aşkın birikimiyle tanınan, Dr. Fulya Koyuncu, Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarında yürüttüğü çalışmalarda öğretmen eğitimi, eğitim politikaları ve ölçme-değerlendirme alanlarında önemli başarılara imza attı. Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV), TEMA, TEDMEM ve TEGV gibi kurumlarda üstlendiği rollerle, hem akademik hem de saha temelli projelerde etkin sorumluluklar üstlendi. Son olarak SEV’de Araştırma ve Etki Departmanı’nda yönetici olarak görev yapan Dr. Koyuncu, okullar arası dönüşüm programlarını hayata geçirmiş; yerel ve ulusal düzeyde eğitim politikalarının gelişimine katkı sağlayan araştırmalara liderlik etti. Akademik yolculuğunu Orta Doğu Teknik Üniversitesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi alanında doktora derecesiyle taçlandıran Koyuncu, aynı alanda yüksek lisansını da tamamlamıştır. Marmara Üniversitesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Koyuncu, ayrıca Almanya Philipps Üniversitesi Marburg Eğitim Fakültesi’nde bir yıl araştırmacı olarak bulunmuştur. Ulusal ve uluslararası araştırma projelerinde aktif görev alan, eğitim politikaları üzerine raporlar hazırlayan ve konferanslarda Türkiye’yi temsil eden Dr. Koyuncu, aynı zamanda eğitim ve gençlik komisyonlarında da görev almakta; kırsal bölgelerde fırsat eşitliğini destekleyen projelere gönüllü katkılar sunmaktadır. Yeni göreviyle ilgili olarak Dr. Fulya Koyuncu “Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin geleceğe hazırlanmasında Türkiye’nin en önemli köprülerinden biri.  Gençlerin hayal gücünü, üretkenliğini girişimci bakış açısıyla dünyayı yeniden düşünmeye teşvik eden bir ekosistem yaratıyoruz. Bu yolculuğun bir parçası olmak benim için büyük bir onur. Önümüzdeki dönemde Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın etki alanını daha fazla gence, okula ve topluma ulaşarak hem genişletmeyi hem de derinleştirmeyi amaçlıyoruz. Bu amaçla, iş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum dâhil farklı paydaşlarla ortaklıklarımızı güçlendirerek gençlerin eğitim, yenilikçilik, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda alanlarında gelişimini destekleyeceğiz. Türkiye’nin geleceğini inşa edecek gençlerin yanında yürümek benim için hem büyük bir sorumluluk hem de gurur kaynağı.” dedi. Genç Başarı Eğitim Vakfı, Dr. Fulya Koyuncu’nun yönetiminde, gençlerin becerilerini geliştirmeye, üretkenliklerini artırmaya ve geleceğin ekonomik ve toplumsal yapısında aktif rol üstlenmelerine katkı sağlayan projelere odaklanacak. Genç Başarı Eğitim Vakfı hakkında: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır.   #### Genç Girişimciler Türkiye Finalinde Buluştu Genç Başarı Eğitim Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen GençBizz Lise Girişimcilik Programı’nın 27. Türkiye Finali tamamlandı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen lise öğrencileri, geliştirdikleri yenilikçi iş fikirleriyle jüri karşısına çıkarak girişimcilik, sürdürülebilirlik ve toplumsal etki alanlarında geleceğe dair güçlü mesajlar verdi. Türkiye’nin genç girişimcilerini bir araya getiren GençBizz Türkiye Finali 2026, büyük bir heyecan ve yoğun katılımla gerçekleştirildi. Genç Başarı Eğitim Vakfı ile Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü protokolü kapsamında yürütülen programın finali, 9 Mayıs tarihinde İş Bankası İş Kuleleri’nde düzenlendi. Türkiye genelinden finalist ekipler, toplumsal sorunlara çözüm geliştiren projeleriyle GençBizz Türkiye Finali’nde jüri karşısına çıktı. Program, gençlerin girişimcilik potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca girişimcilik yolculuklarını sürdüren lise öğrencileri, aylar süren çalışmalarının ardından Türkiye Finali’nde projelerini sergileme fırsatı buldu. Final günü boyunca stant alanlarında ürün ve hizmetlerini tanıtan ekipler, ardından sahne sunumlarıyla jüri üyelerinin karşısına çıktı.  Açılış konuşmalarıyla başlayan, stant mülakatları, GençBizz takımlarının sunumları ve jüri değerlendirmesinin ardından etkinlik, gerçekleştirilen ödül töreni ile sona erdi. Girişimcilik ekosisteminin önemli isimlerinden oluşan jüri kadrosunda; Başlangıç Noktası Lideri Cem Leon Menase, Yapay Zeka ve Teknoloji Derneği Genel Sekreteri Cihan Sarı, MESS Eğitim Vakfı Eğitim ve Gelişim Müdürü Çağlar Soylu, Zurich Sigorta Grubu Türkiye Sürdürülebilirlik ve Sosyal Etki Koordinatörü Didem Yamaç, n360 Kurucu Ortağı Emre Çubukçu, HP Orta Doğu Avrupa Sürdürülebilirlik Müdürü Hande Baloğlu Toker, IBM Türkiye Genel Müdürü Işıl Kılınç Gürtuna ve Ford Otosan İnovasyon ve Girişimcilik Lideri Yiğit Barçın yer aldı. GençBizz Özel Ödül Jürileri ise; HP Orta Doğu Avrupa Sürdürülebilirlik Müdürü Hande Baloğlu Toker, MultinetUp Kanal Satış Müdürü İlkay Efendiler, ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, İnsan Kaynakları ve Pazarlama Direktörü Bahar Özdemir, Manpower ve JA Alumni Ulusal Koordinatörü Sıla Günay’dan oluştu. Değerlendirme sürecinde ekiplerin yenilikçi bakış açıları, sürdürülebilirlik yaklaşımı, uygulanabilirlik potansiyeli ve toplumsal fayda yaratma kapasiteleri ön plana çıktı. Gençlerin geliştirdiği projeler, yalnızca ticari başarı potansiyelleriyle değil, sosyal sorunlara çözüm üretme yaklaşımlarıyla da dikkat çekti. Kazanan ekipler belli oldu Türkiye Finali sonunda farklı kategorilerde ödüller sahiplerini bulurken, yılın en başarılı girişimleri de jüri değerlendirmeleri sonucunda belirlendi. Birincilik Ödülü: Afet ve olası risk durumlarında ev içi güvenliği sağlayan güvenlik ekosistemi kuran Quareka GençBizz Şirketi İkincilik Ödülü: Karnauba mumundan ürettiği ambalajlarıyla vegan ve çevreci bir alternatif sunan Navita GençBizz Şirketi Üçüncülük Ödülü: Deniz üzerindeki petrolü içerdiği koyun yünü ile absorbe eden Oilsorb GençBizz Şirketi Özel Kategori Ödülleri: Multinet Up Özel Ödülü ve JA Alumni Mezun Özel Ödülü gıda güvenliği için ürettikleri gıda indikatörleri ile Indico GençBizz Şirketi, HP Sürdürülebilirlik Özel Ödülü kahve posalarından üretilen telefon bataryaları ile Coffenergy GençBizz Şirketi ve Manpower Group Türkiye Özel Ödülü ise yine Oilsorb GençBizz Şirketi’nin oldu. Kazanan takım, Letonya’da düzenlenecek Avrupa’nın en büyük girişimcilik festivallerinden GEN-E 2026’da Türkiye’yi temsil edecek. Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, final organizasyonuna ilişkin değerlendirmesinde, “GençBizz yalnızca bir girişimcilik programı değil, gençlerin fikirlerini özgüvenle ifade etmeyi öğrendiği, takım çalışmasını deneyimlediği ve toplumsal sorunlara çözüm üretme cesareti kazandığı güçlü bir gelişim yolculuğu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilerimizin ortaya koyduğu yaratıcı fikirler ve sosyal etki odaklı projeler, geleceğe dair umut veriyor. Gençlerin potansiyeline tanıklık etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bize destek olan tüm sponsorlarımıza da içtenlikle teşekkür ediyoruz.” şeklinde konuştu. Her yıl binlerce öğrenciyi girişimcilikle tanıştıran GençBizz Lise Girişimcilik Programı, gençlerin fikir üretme, proje geliştirme, finans yönetimi, takım çalışması ve sunum becerileri gibi birçok alanda deneyim kazanmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Program, gençlerin yalnızca iş dünyasına değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüme de katkı sunan bireyler olarak yetişmelerine destek oluyor. Genç Başarı Eğitim Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen ve tüm gün süren GençBizz Lise Girişimcilik Programı’nınprogram sponsorları Zurich Foundation, PMIEF, ManpowerGroup ve HP life olurken, etkinlik sponsorları ise; Dimes, Humm Organic, Multinet Up ve TAB Gıda oldu. Genç Başarı Eğitim Vakfı: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır. #### Genç Yazılımcılar Türkiye’ye Dönüyor DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, Avrupa’ya yönelen genç yazılımcıların bir kısmının Türkiye’ye geri döndüğünü belirterek, sektörün artık tek yönlü beyin göçüyle tanımlanamayacağını vurguladı. Onay, insan kaynağına yatırımın Ar-Ge odaklı yapılar için stratejik önemde olduğunu ifade etti. Türkiye yazılım sektöründe istihdam dengesi yeniden şekilleniyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yurt dışına yönelen yazılımcıların bir bölümünün geri dönmeye başladığını belirtti. Bu dönüşün sadece ekonomik nedenlerle değil, kültürel uyum, iş-yaşam dengesi ve uzaktan çalışmanın sunduğu fırsatlarla bağlantılı olduğunu söyleyen Onay, DİA’nın yazılımcı istihdamını sürdürülebilir bir modelle yönettiğini vurguladı. Onay, şöyle devam etti: “Yazılımcı İstihdamında Daha Dengeli Bir Tabloya Doğru İlerliyoruz” “Yazılımcı istihdamında geçtiğimiz yıllara kıyasla daha dengeli bir tabloya doğru ilerlediğimizi gözlemliyorum. Özellikle Avrupa’ya yönelen genç yazılımcıların bir kısmının tekrar Türkiye’ye dönmeye başladığını söylemek mümkün. Bu dönüşlerin arkasında sadece ekonomik nedenler değil, kültürel uyum sorunları, iş-yaşam dengesi arayışı ve uzaktan çalışmanın getirdiği fırsatlar da var. Beyin göçü tamamen durmadı elbette ama artık tek yönlü bir hareketten söz etmek zor. Biz DİA olarak bu dönemde yazılımcı istihdamını sürdürülebilir bir modelle ele alıyoruz. “Ar-Ge Odaklı Yapımızla İnsan Kaynağına Yatırım Yapmayı Sürdürüyoruz” Öte yandan ekonomik belirsizlikler elbette her sektörü etkiliyor, ancak biz Ar-Ge odaklı bir yapı olduğumuz için insan kaynağına yatırım yapmayı sürdürmekte kararlıyız. “Türkiye Yazılımcı Maliyetlerinde Hâlâ Rekabetçi” Avrupa ile kıyasladığımızda, Türkiye yazılımcı maliyetleri açısından hâlâ rekabetçi bir konumda. Ancak burada sadece ücretler değil, toplam iş gücü maliyeti ve verimlilik de dikkate alınmalı. Avrupa’da bir yazılımcının maliyeti yüksek olsa da vergi teşvikleri, dijital altyapı ve sektörel destekler bu farkı bir miktar dengeliyor. “Genç ve Yüksek Teknik Bilgi Seviyesine Sahip Nüfus, Türkiye’nin En Büyük Avantajı” Türkiye'deki şirketler için ise en büyük avantaj, teknik bilgi seviyesi yüksek, çözüm odaklı ve hızlı adapte olabilen bir genç nüfusun varlığı. Öte yandan, yaşam maliyetlerindeki artış, nitelikli yazılımcılar için rekabeti zorlaştırıyor. Bu yüzden yazılım sektörümüz ücretlerle değil, kariyer gelişimi fırsatlarıyla öne çıkabiliyor. “Kamudan Beklentimiz: Nitelikli İş Gücünün Sürdürülebilir Yetişmesi ve Ülkede Kalması” Yazılımcı istihdamı özelinde baktığımızda, sektörün kamudan en büyük beklentisi, nitelikli iş gücünün sürdürülebilir biçimde yetişmesini ve ülkede kalmasını sağlayacak yapısal desteklerdir. Mevcutta uygulanan TÜBİTAK Ar-Ge proje destekleri, Teknopark'lar için uygulanan vergisel teşvikler gerçekten hizmet maliyetli yazılım şirketleri için nefes aldırıcı durumda. Yazılım şirketleri için nitelikli insan kaynağı en önemli değer durumunda. Üniversitelerimizde verilen yazılım eğitiminin kalitesinin, gerçekleştirilen proje içeriklerinin artırılması çalışmaları ön plana çıkmalı. Üniversite sonrası iş gücüne katılım sürecini hızlandıracak, sektörle entegre staj ve eğitim programları bu anlamda kritik öneme sahip. “Genç Yazılımcılar İçin Vergi İndirimleri ve Hibeler Sektöre İvme Kazandırabilir” Ayrıca yazılım şirketleri için genç yazılımcı istihdamına yönelik vergi indirimleri veya ilk iş deneyimini kazandırmaya yönelik hibeler gibi mekanizmalar sektöre ciddi ivme kazandırabilir. Özellikle yeni mezunların özel sektörde istihdamını teşvik edecek programlar, hem işverenin riskini azaltır hem genç yazılımcılara ilk adımı atma şansı sunar. “Teşviklerin Sade ve Erişilebilir Olması Büyük Önem Taşıyor” Bu tür teşviklerin teknoloji firmaları için sade ve erişilebilir şekilde tasarlanması büyük önem taşıyor. Çünkü bugün nitelikli insan kaynağına ulaşmak, teknolojik altyapı yatırımı kadar stratejik bir konu haline gelmiş durumda.” DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi, Gençleri İş Dünyasının Deneyimli İsimleriyle Buluşturdu Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından, Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD) desteğiyle, lise çağındaki gençleri iş dünyası ve girişimcilik ekosisteminin önde gelen temsilcileriyle bir araya getirmek amacıyla düzenlenen GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi, 16 Şubat 2026 tarihinde BTSO Nilüfer Bursa’da gerçekleştirildi. GençBizz öğrencilerine özel olarak hayata geçirilen zirve; gençlerin girişimcilik bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, sürdürülebilir girişimcilik bakış açısı kazanmalarını ve gelecek yolculuklarında onlara ilham olmayı hedefledi. Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV) tarafından, Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD) desteğiyle, lise çağındaki gençleri iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle bir araya getirmek amacıyla düzenlenen GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi, BTSO Nilüfer Bursa’da gerçekleştirildi. GençBizz öğrencilerine özel olarak hayata geçirilen zirve; gençlerin girişimcilik bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, sürdürülebilir girişimcilik bakış açısı kazanmalarını ve mezunlarla etkileşim kurmalarını hedefledi. GençBizzli gençlerin katıldığı GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz’ın Başkanı’nın gençlere ve genç girişimciliğine hitap eden açılış konuşmalarıyla başladı. ‘Benden Girişimci Olur Mu?’ isimli panel, BAIC Hukuk Bürosu Ortağı, GYİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet İstif moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde GYİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Envisor Teknoloji Danışmanlık Kurucusu, Melis Topal, GYİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı,  Medipera Sağlık ve Keyo Dijital Çözümler Kurucu Ortağı Mustafa Kemal Sözkesen ve GYİAD Üyesi ve Voltify Pazarlama Direktörü Yasemin Ağırdır Aktan, girişimcilik yolculukları, iş fikrinin olgunlaşma süreci ve genç girişimcilere yönelik deneyimlerini paylaştı. İkinci panelde ise “Girişimciliğin Sürdürülebilirliği” başlığı ele alındı. HP Sürdürülebilirlik Müdürü, GBEV Yönetim Kurulu Üyesi Hande Baloğlu Toker moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; Koçfinans Genel Müdürü, Yönetim Kurulu Üyesi ve GBEV Yönetim Kurulu Üyesi Y. Pınar Kitapçı, Yapay Zeka ve Teknoloji Derneği Genel Sekreteri Dr. Cihan Sarı ile BEBKA Genel Sekreteri Sabri Bayram, sürdürülebilir iş modelleri, teknoloji ve bölgesel kalkınma perspektifinden girişimciliği değerlendirdi. Panellerin ardından düzenlenen networking etkinliğinde öğrenciler, konuşmacılar ve mezunlarla birebir iletişim kurma fırsatı buldu. GençBizz öğrencilerine özel olarak hayata geçirilen zirve; gençlerin girişimcilik bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, sürdürülebilir girişimcilik bakış açısı kazanmalarını ve katılımcılar arasında etkileşim ile öğrenme hedefledi. Zirvenin son bölümünde ise Genç Başarı Mezun Paneli gerçekleştirildi. GBEV Lise Programları Koordinatörü Selin Güler moderatörlüğünde yapılan panelde GBEV Vakıf Asistanı Sıla Günay ve GBEV Stajyeri Pelin Kaya, GençBizz sonrası kariyer yolculuklarını ve programın kendilerine kattıklarını paylaştı. GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi, katılım belgelerinin takdimi ve kapanış konuşmalarıyla sona ererken; gençlerin ilham alabilecekleri rol modellerle buluşmalarına olanak tanıyan, Bursa’daki girişimcilik ekosisteminin güçlenmesine katkı sunan önemli bir buluşma olarak tamamlandı. GBEV Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, “GençBizz programımızla gençlerimizin girişimci zihin yapısını lise sıralarındayken güçlendirmeyi ve onları bugünün ve geleceğin dünyasına hazırlamayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz. Bugün Bursa’da, 400’e yakın gencimizle bir araya gelerek aslında vakfımızın 'uygulayarak öğrenme' modelinin en güçlü yansımalarından birine tanıklık ediyoruz. Bu zirve, sadece bir etkinlik değil; gençlerimizin iş dünyası profesyonelleriyle buluştuğu, fikirlerini somutlaştırdığı ve birbirinden öğrendiği, kendi potansiyellerini keşfettiği yaşayan bir ekosistemdir. İnanıyorum ki bugün burada bizimle olan gençlerimiz, ülkemizin ekonomik ve sosyal geleceğinde sorumluluk alacak olan liderler olarak bugünün ve yarının gerçek fark yaratanları onlar. Vakıf olarak, gençlerimizin bu ilham verici yolculuğuna eşlik etmekten ve onlara bu alanı açmaktan büyük gurur duyuyoruz.” şeklinde konuştu. GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya ise; konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu yıl 40’ıncı yaşını kutladığımız GYİAD, genç yönetici ve iş insanlarını bir araya getiren, genç iş dünyasının sesi olan bir dernek. Yaklaşık 15 yıldır GYİAD Akademi ile üniversitelerle iş birliği yapıyoruz. Bugüne kadar 12 binden fazla üniversiteli gence girişimcilik eğitimi verdik. Gençlerin girişimcilik ekosistemine katılımını desteklemek üzere yürüttüğümüz çalışmalarımız, GençBizz projesinin destekçisi olduğumuz bu zirve ile lise çağındaki gençleri de kapsıyoruz. Ben bBiliyorum ki bugün bu salonda bulunanlardan sadece kendi işini kurmuş gençler değil, ülkemizin geleceği için sorumluluk alan gençler, geleceğin GYİAD’lıları çıkacak.  GençBizz’in destekçisi olmaktan ve gençlere yatırım yapmaktan mutluluk duyuyoruz” Genç Başarı Eğitim Vakfı: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır. #### Gençler İzmir’de Geleceği Tasarladı ve Değer Kattı: Re-Value 3 İnovasyon Kampı İlham Verdi Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV), İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ve İzmir Planlama Ajansı (İZPA) iş birliğiyle düzenlenen Re-Value 3 İnovasyon Kampı, iki gün boyunca İzmir’de başarıyla gerçekleştirildi. Kurumların güç birliğiyle hayata geçirilen kamp, gençleri yenilikçi düşünceyle buluştururken, geleceğin liderlerine ilham verdi. Re-Value 3 İnovasyon Kampı İzmir’de geleceğin liderlerine ilham verdi. Genç Başarı Eğitim Vakfı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ve İzmir Planlama Ajansı (İZPA) iş birliğiyle, İzmir’deki üniversitelerin çeşitli bölümlerdeki öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen kamp, gençlerin yaratıcılığını, takım ruhunu ve çözümcü yaklaşım potansiyelini ortaya çıkarırken; inovatif düşünme, ekip çalışması ve liderlik becerilerinin gelişmesine katkı sağladı. Gençler, fikirlerini geleceğe taşıdı Etkinlik öncesinde proje eğitimleri alan katılımcılar, kamp süresince oluşturdukları takımlarla birlikte İzmir şehrinin kentsel sorunlarına yönelik yenilikçi çözümler üretti. Fikirlerini projelendiren gençler, sorun tanımlarından çözüm önerilerine, hedef kitlelerinden gelir ve maliyet yapılarına kadar kapsamlı bir sunum hazırladı. Kampın sonunda takımlar sahneye çıkarak projelerini jüri üyelerine sundu. Jüri değerlendirmelerinin ardından en başarılı 3 fikir belirlendi. Katılımcılar ayrıca alanında uzman mentorlardan destek alarak projelerini geliştirme fırsatı buldu. “İnovasyon kampı gençlerin cesaretini pekiştiriyor” Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, etkinliğin gençler üzerindeki etkisini şu sözlerle değerlendirdi: Her inovasyon kampı, gençlerin dünyayı daha iyiye dönüştürmek için fikir üretme cesaretini pekiştiriyor. İzmir’deki bu buluşma, gençlerin yalnızca yaratıcılığı ortaya çıkarmakla kalmadı; eğitim ve iş dünyası arasında kurduğumuz köprüyü daha da güçlendirdi. Gençlerin yaratıcılığı, enerjisi ve çözüm odaklı yaklaşımı bize daha da umut veriyor. Bugünü değil, geleceği tasarlayan bir vizyona sahip olduklarını görmek gerçekten gurur verici. Biz, onların bu yolculuklarına katkı sağlamak ve yanlarında olmaktan mutluluk duyuyoruz; çünkü biliyoruz ki gençlerin sınırsız potansiyelini açığa çıkarmak için alan açmak, geleceğe yapılan en güçlü yatırımdır. Sürdürülebilir fikirler, güçlü iş birlikleriGenç Başarı Eğitim Vakfı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İYTE ve İZPA’nın ortak vizyonuyla gerçekleştirilen Re-Value 3 Şehrine Değer Kat İnovasyon Kampı, eğitim, yerel yönetim ve teknoloji dünyasını aynı çatı altında buluşturarak gençlere sürdürülebilir çözümler üretme fırsatı sundu. #### Gençlerin Teknoloji Kullanımına Işık Tutan TechWell Projesi Sonuçları Paylaşılıyor Gençlerin teknolojiyle daha bilinçli, dengeli ve sağlıklı bir ilişki kurmasını desteklemek amacıyla hayata geçirilen Technological Wellness Among Young People (TechWell) Erasmus+ Projesi’nin kapanış etkinliği, 18 Haziran 2026 Perşembe günü İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek. Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın partnerleri arasında yer aldığı, Türkiye, İtalya ve Fransa’da tamamlanan pilot uygulamaların sonuçlarının paylaşılacağı etkinlikte, gençlerin akıllı telefon kullanım alışkanlıklarına yönelik ülke bazlı araştırma bulguları da kamuoyuyla paylaşılacak. Gençlerin dijital refahını güçlendirmeyi amaçlayan TechWell Projesi’nin Türkiye, İtalya ve Fransa’da yürütülen pilot uygulamaları tamamlandı. Kapanış etkinliğinde, ülke bazlı araştırma bulguları ve pilot uygulama sonuçları uzmanların katılımıyla değerlendirilecek. Gençlerin akıllı telefon kullanım alışkanlıklarına ilişkin araştırma sonuçlarının paylaşılacağı TechWell Projesi kapanış etkinliği, 18 Haziran’da İTÜ’de düzenlenecek. İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde saat 10.00-12.00 arasında gerçekleştirilecek etkinlik, konuya ilgi duyan tüm paydaşların katılımına açık olacak. İTÜ’nün koordinatörlüğünde yürütülen projede; Fransa’dan Paris-Est Créteil Val de Marne Üniversitesi, İtalya’dan Padova Üniversitesi, Yunanistan’dan IASIS, Türkiye’den ise Genç Başarı Eğitim Vakfı, İstanbul Valiliği, Yeniden Derneği ve Act Know ortak olarak yer alıyor. Uluslararası ortaklık yapısı sayesinde proje çıktılarının farklı ülkelerde uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir olması hedefleniyor. Gençlerin Teknoloji Kullanım Alışkanlıkları Araştırıldı Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenen TechWell Projesi, gençler arasında giderek daha fazla tartışılan teknoloji ve akıllı telefon kullanımına ilişkin farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Proje kapsamında Türkiye, İtalya ve Fransa’dan gençlerin dijital davranışları, teknoloji kullanım alışkanlıkları ve dijital refah düzeyleri üzerine kapsamlı incelemeler gerçekleştirildi. Elde edilen veriler doğrultusunda geliştirilen Dijital Farkındalık Programı, gençlerin teknolojiyi daha bilinçli kullanmalarını destekleyecek eğitim içerikleri ve uygulamalarla hayata geçirildi. Pilot Uygulamalar Başarıyla Tamamlandı Proje kapsamında geliştirilen eğitim içerikleri ilk olarak Türkiye, İtalya ve Fransa’da pilot olarak uygulandı. Gençlerin aktif katılım gösterdiği programlarda; ekran süresi yönetimi, dijital denge, sosyal medya farkındalığı, bilinçli akıllı telefon kullanımı ve dijital refah gibi başlıklar ele alındı. Pilot uygulamalardan elde edilen geri bildirimler doğrultusunda geliştirilen programın, önümüzdeki dönemde daha geniş kitlelere ulaştırılması ve farklı ülkelerde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Türkiye ve İtalya’dan Uzmanlar Bir Araya Geliyor Kapanış etkinliği kapsamında proje ortaklarının yanı sıra Türkiye, İtalya ve Fransa’dan akademisyenler, araştırmacılar ve uzmanlar da bir araya gelecek. Etkinlikte proje sürecinde elde edilen bulgular, gençlerin teknoloji kullanımına ilişkin güncel eğilimler ve geleceğe yönelik öneriler değerlendirilecek. Katılımcılar ayrıca proje kapsamında geliştirilen eğitim materyalleri, araştırma çıktıları ve yaygınlaştırma faaliyetleri hakkında detaylı bilgi alma fırsatı bulacak. Çok Paydaşlı Uluslararası İş Birliği İstanbul Teknik Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen TechWell Projesi’nde Fransa’dan Paris-Est Créteil Val de Marne Üniversitesi, İtalya’dan Padova Üniversitesi, Yunanistan’dan IASIS, Türkiye’den ise Genç Başarı Eğitim Vakfı, İstanbul Valiliği, Yeniden Derneği ve Act Know ortak olarak yer alıyor. Uluslararası ortaklık yapısıyla dikkat çeken proje, gençlerin teknolojiyi yalnızca tüketen değil; bilinçli kullanan, öğrenen ve toplumsal fayda üreten bireyler olarak değerlendirmelerine katkı sunmayı hedefliyor. Genç Başarı Eğitim Vakfı: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır. #### Getirinin Ötesinde Bir Tercih Finansal dünyada alınan her karar, çoğu zaman risk ve getiri dengesi üzerinden şekillenir. Neo Portföy ise bu denkleme üçüncü ve güçlü bir boyut ekliyor; Sosyal etki. Koruncuk Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Neo Portföy Koruncuk Eğitime Destek Para Piyasası Serbest Fon (EDP), 1 Nisan itibarıyla TEFAS’ta işlem görmeye başladı. Fon, aktif yönetilen yapısı ve temkinli risk yaklaşımıyla düzenli getiri potansiyeli sunarken; yatırımcıların yalnızca bir fon tercihiyle bir kız çocuğunun eğitim yolculuğuna doğrudan katkı sağlamasına imkân tanıyor. Fonun en dikkat çeken yönü ise elde edilecek yönetim ücretinin yüzde 50’sinin Koruncuk Vakfı’na bağışlanacak olması. Böylece fon büyüdükçe, kız çocuklarının eğitimine sağlanan destek de artacak. Neo Portföy, finansal performans ile toplumsal faydayı aynı potada buluşturan yeni fonunu yatırımcılarla buluşturdu. Koruncuk Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Neo Portföy Koruncuk Eğitime Destek Para Piyasası Serbest Fon (EDP), TEFAS’ta işlem görmeye başladı. Fon, aktif yönetilen yapısı ve düşük risk odağıyla düzenli getiri hedeflerken; aynı zamanda her yatırım kararıyla bir kız çocuğunun eğitim yolculuğuna sürdürülebilir katkı sağlıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 02.10.2025 tarihinde kuruluş izni verilen fon; para ve sermaye piyasası araçlarına dayalı, düşük riskli, sermayeyi korumayı önceleyen bir stratejiyle yönetiliyor. Neo Portföy’ün aktif portföy yönetim anlayışı sayesinde fon, piyasa koşullarına dinamik biçimde uyum sağlayarak yatırımcılarına dengeli ve sürdürülebilir bir getiri hedefi sunuyor. Getiriyle Birlikte Sosyal Etki Bu fonu farklı kılan yalnızca finansal yaklaşımı değil. Neo Portföy, fondan elde edilecek yönetim ücretinin yüzde 50’sini Koruncuk Vakfı’na bağışlayarak kız çocuklarının eğitimine kalıcı ve artan bir kaynak yaratıyor. Fon büyüdükçe destek de büyüyor; her yeni yatırım, bir çocuğun hayatında yeni bir imkân anlamına geliyor. “Yatırımın Değeri, Yarattığı Etkiyle Ölçülmeli” Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, fonun arkasındaki vizyonu şu sözlerle aktardı: “Bu fonu oluştururken yatırımcıya görece düşük riskli, düzenli ve sürdürülebilir bir getiri potansiyeli sunarken aynı anda kalıcı bir toplumsal fayda yaratabilmek gibi iki temel konuya odaklandık.  Neo Portföy Koruncuk Eğitime Destek Para Piyasası Serbest Fon (EDP) tam olarak bu vizyonun ürünü. Aktif yönetim anlayışımız sayesinde piyasa koşullarına hızla adapte olabilen, dalgalı dönemlerde riski sınırlamayı önceleyen bir yapı kurduk. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, yatırımcının olağan yatırım süreci içinde yalnızca bu fonu tercih ederek bir kız çocuğunun eğitim yolculuğuna doğrudan katkı sağlaması. Yani burada yatırım kararı, sadece portföy dağılımını değil, bir hayatın akışını da etkiliyor. Yönetim ücretimizin yüzde 50’sini Koruncuk Vakfı’na bağışlayarak fon büyüdükçe artan, sürdürülebilir bir destek modeli oluşturduk. Yatırımcılarımız için bu, tek bir yatırım işlemiyle sosyal etki de yaratabilmek anlamına geliyor. Bizce gerçek değer; finansal disiplinle yönetilen bir portföyün, aynı zamanda bir çocuğun geleceğinde umut yaratabilmesidir. Getiri ile vicdanın, performans ile sorumluluğun bir arada olduğu bir yatırım anlayışını temsil ediyoruz.”. Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Figen Samuray ise şöyle konuştu; “Koruncuk Vakfı olarak uzun yıllardır kız çocuklarının güvenli bir ortamda büyüyebildiği ve eğitim haklarına kesintisiz erişebildiği bir gelecek için çalışıyoruz. Bu doğrultuda, etkimizi sürdürülebilir kılacak iş birliklerine büyük önem veriyoruz. Neo Portföy ile hayata geçirdiğimiz bu fon, finansal bir yatırım ürünü ile toplumsal katkı mekanizmasını bir araya getiren örnek bir model sunuyor. Fon kapsamında elde edilecek yönetim ücretinin yarısının Vakfımıza bağışlanacak olması, yatırım dünyasının gücünün eğitim alanında somut bir katkıya dönüşmesini mümkün kılıyor. Bu iş birliğinin, finans sektörü ile sivil toplum arasında sürdürülebilir ve şeffaf iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Koruncuk Vakfı’nın yıllardır sürdürdüğü çalışmalar; kız çocuklarının güvenli bir ortamda büyümesini, kesintisiz eğitim almasını ve güçlü bireyler olarak hayata katılmasını amaçlıyor. Neo Portföy ile geliştirilen bu model ise tek seferlik bir bağıştan öte, yatırım hacmine paralel olarak büyüyen sürdürülebilir bir destek mekanizması sunuyor. Böylece finansal sistem içinde doğal bir akışla alınan yatırım kararları, uzun vadeli toplumsal dönüşümün parçası haline geliyor. Sürdürülebilir Bir Destek Modeli Neo Portföy Koruncuk Eğitime Destek Para Piyasası Serbest Fon (EDP), TEFAS üzerinden tüm yatırımcıların erişimine açık. Yatırımcılar bu fon aracılığıyla portföylerinde aktif ve temkinli bir yönetim yaklaşımını değerlendirirken; aynı zamanda finansal tercihlerini bir kız çocuğunun geleceğine uzanan güçlü bir desteğe dönüştürebiliyor. #### Girişimciler İçin Patent Stratejileri, Sık Yapılan Hatalar ve Yatırım Turları | Erdem Kaya Bu videoda, Erdem Kaya Patent'in kurucusu ve Lisanslı Melek Yatırımcı olan Erdem Kaya, bir startup'ın patent yolculuğunda bilmesi gereken her şeyi kendi deneyimleriyle aktarıyor. Eğer bir girişimciyseniz, yatırım arayışındaysanız veya teknoloji tabanlı bir iş fikriniz varsa, bu video sizin için bir yol haritası niteliğinde. https://www.youtube.com/watch?v=P2FMcqRpIDo Bir startup ne zaman patent başvurusu yapmalı? Ürün bitmeden başvuru yapmak mantıklı mı? Startupların patent süreçlerinde en sık yaptığı hatalar ve bu hataların uzun vadeli riskleri. Patent stratejisi yatırım turları ve iş modeliyle nasıl uyumlu hale getirilir? Yatırımcılar neye dikkat ediyor? Konuğumuz Erdem Kaya ve Erdem Kaya Patent hakkında daha fazla bilgi için: Web Sitesi: https://www.erdemkayapatent.com/ LinkedIn: https://tr.linkedin.com/company/erdem-kaya-patent-inc YouTube: https://www.youtube.com/channel/UCpp2965Bpbw2cuZv6qThrAw Bu videoyu faydalı bulduysanız, girişimci arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın! 🔔 Kanalımıza abone olarak ve bildirimleri açarak güncel içeriklerden haberdar olabilirsiniz: https://www.youtube.com/@KurumsalMedya #### Girişimcilik ve E-Ticaret – Türkiye’den Amerika’ya Dünyadaki Fırsatlar Girişimcilik ve e-ticaret ekosistemine ışık tutacak yeni bir online etkinlik 2 Eylül 2025 Salı günü saat 21:00’de Twitter Spaces (X) üzerinden gerçekleştirilecek. Etkinlikte, Selim Özdemir konuşmacı olarak yer alırken, Kenan Altun moderatörlük görevini üstlenecek. Sohbette hem Türkiye’de hem de Amerika ve dünya genelinde e-ticaret alanındaki fırsatlar, önemli gelişmeler ve ilham verici örnekler ele alınacak. Etkinlikte öne çıkacak başlıklar: Türkiye’de e-ticaret sektörünün mevcut durumu ve yeni fırsatlar Amerika ve dünya pazarlarındaki gelişmeler İlham verici başarı hikâyeleri ve girişimcilere yol gösterici örnekler Etkinlik, girişimciler, iş insanları ve e-ticaret ekosistemine ilgi duyan herkes için önemli içgörüler sunmayı amaçlıyor. 📅 Etkinlik Bilgileri Tarih: 2 Eylül 2025, Salı Saat: 21:00 Platform: Twitter Spaces (X) Katılım Linki: https://twitter.com/i/spaces/1lPJqvNyDWmxb #### Girişimler İçin Yeni Hızlandırıcı Girişimlerin İhtiyaç Duyduğu Doğru Rehberlik ve Güçlü Network Artık Tek Bir Programda Türkiye’nin girişim ekosistemine ivme kazandırmayı hedefleyen Decacorn Angels, büyüme aşamasındaki girişimlerin satış, ölçeklenme ve yatırım süreçlerini hızlandıracak ScaleUp Mentorluk Programı’nı duyurdu. Program; satış kanallarının geliştirilmesinden uluslararası pazarlara açılım stratejilerine, uzman mentor ağına erişimden performans takibine uzanan kapsamlı bir büyüme yol haritası sunuyor. Girişimlerin en kritik kırılma noktası olan ölçeklenme dönemine özel bir destek modeli geliştiren Decacorn Angels, satış ve büyüme stratejilerini güçlendirmeyi amaçlayan ScaleUp Mentorluk Programını hayata geçirdi. Program, kurumsal firmaların bünyesindeki startupların yatırımcıya hazırlık süreçlerini profesyonelleştirirken aynı zamanda satış kanallarının çeşitlendirilmesine ve sürdürülebilir büyümeye odaklanan kapsamlı bir rehberlik sunuyor. Türkiye’nin tek global melek yatırımcı ağı olan Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, girişimlerin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeyin “ölçeklenebilir, sürdürülebilir satış büyümesi” olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Girişimler yalnızca iyi bir ürünle büyüyemez; doğru satış kanallarına, güçlü bir hikâyeye ve yatırımcıya hazırlanmış bir yapıya ihtiyaç duyar. ScaleUp Mentorluk Programı ile tam olarak bu boşluğu dolduruyor; girişimlere hem stratejik akıl hem de doğru networkle destek veriyoruz.” Girişimlere Özel Stratejik Büyüme Desteği ScaleUp Mentorluk Programı, girişimlerin satış süreçlerini güçlendirmesi ve yatırım yolculuklarına sağlam bir zemin hazırlaması amacıyla tasarlandı. Program kapsamında girişimler, her ay birebir mentorluk oturumlarıyla iş modellerini, gelir akışlarını ve büyüme stratejilerini uzmanlarla birlikte gözden geçirme fırsatı buluyor. Program, mevcut satış kanallarının analizinden yeni müşteri segmentlerine ulaşmaya kadar kapsamlı bir stratejik yönlendirme sağlıyor. Girişimler ayrıca hem online hem offline kanallarda çeşitlendirme stratejileri oluşturabiliyor; e-ticaret, kurumsal satış ve partnerlik modelleri üzerine derinlemesine rehberlik alıyor. Uzman Mentor Ağı ve Yatırımcılarla Bağlantı Fırsatı Decacorn Angels’ın güçlü mentor havuzu, girişimlere satış ve pazarlama özelinde uzman isimlerle doğrudan çalışma imkânı tanıyor. Program sayesinde girişimler, potansiyel iş ortakları ve yatırımcılarla bağlantı kurarak büyüme yolculuklarını hızlandırabiliyor. Performans Odaklı Takip ve KPI Yönetimi ScaleUp Mentorluk Programı’nın en güçlü yönlerinden biri düzenli gelişim takibi. Girişimler; satış kanallarındaki performansını ölçen KPI’lar doğrultusunda yönlendirilerek sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturuyor. Bu yapı, girişimlerin yatırımcı sunumlarını güçlendirmesine ve pazara daha sağlam adımlarla çıkmasına katkı sağlıyor. Decacorn Angels, yeni programla birlikte Türkiye’de hızlı büyüme potansiyeli taşıyan tüm girişimlere daha yapılandırılmış, daha stratejik ve daha etkili bir mentorluk mekanizması sunmayı hedefliyor. Girişimlerin ihtiyaç duyduğu deneyim aktarımı, doğru rehberlik ve güçlü network artık tek bir programda buluşuyor. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Gıda E-Ticaretinde 2026’ya %70 Ciro Artışı ve %100’ü Aşan Sepet Ortalamasıyla Başlangıç Türkiye’nin önde gelen e-ticaret altyapı platformu ideasoft, 2026 yılına ilişkin gıda e-ticareti verilerini açıkladı. Ocak 2026’da gıda kategorisinde ciro, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %70 artış gösterirken, ortalama sepet tutarındaki yükseliş %100’ün üzerine çıktı. Bu tablo, tüketici davranışında kalıcı bir dönüşüme işaret ediyor. ideasoft, 2026’nın ilk ayına ilişkin gıda e-ticareti verilerini açıkladı. Ocak ayında kategori cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %70 artış gösterirken, ortalama sepet tutarındaki yükseliş %100’ü aştı. Veriler, tüketicinin online gıda alışverişini artık geçici bir tercih değil, kalıcı bir alışkanlık olarak benimsediğini ortaya koyuyor. Sepetler Büyüyor, Alışveriş Stratejik Hale Geliyor Ocak ayında kaydedilen veriler, tüketicinin artık daha planlı ve daha yüksek hacimli alışveriş yaptığını ortaya koyuyor. Sepet ortalamasındaki yüzde 100’ü aşan artış; tekil ürün alımlarından ziyade toplu ve stoklu alışveriş modeline geçildiğini gösteriyor. Bu değişim, gıda e-ticaretinin yalnızca pratik bir çözüm değil, bütçe yönetimi açısından da stratejik bir tercih haline geldiğini kanıtlıyor. Ramazan Etkisi Güçlenerek Devam Ediyor 2025 verileri de Ramazan döneminde gıdanın e-ticaret içindeki ağırlığının belirgin şekilde arttığını göstermişti. Ocaktan şubata geçişte yaklaşık %7 büyüyen gıda cirosu, Ramazan’ın etkili olduğu mart ayında e-ticaret kategorileri arasında üst sıralara yerleşmişti. Bu eğilim, gıdanın Ramazan döneminde adet bazlı değil; hacim ve değer bazlı büyüyen stratejik bir kategoriye dönüştüğünü ortaya koyuyor. 2026 Şubat ayında ise Ramazan hazırlıklarının hız kazanmasıyla birlikte hem ciro hem de sipariş adetlerinde çift haneli büyüme bekleniyor. Tüketici alışverişini son haftaya bırakmak yerine, fiyat avantajını yakalamak ve bütçesini korumak adına alımlarını erkene çekiyor. Şubat ayı bu nedenle Ramazan öncesi kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Online Gıdanın Yükselişini Destekleyen Dinamikler Gıda kategorisinin Ramazan döneminde liderliğe yükselmesi tesadüf değil. Bu büyümeyi destekleyen dinamikler net biçimde ayrışıyor. Artan fiyat hassasiyeti tüketiciyi dijital kanalda hızlı fiyat karşılaştırmasına yönlendirirken, Ramazan’a özel kampanya ve avantajlı paketlerin online ortamda daha görünür olması satışları yukarı taşıyor. Yoğun iş temposu içinde zaman tasarrufu sağlanması ve özellikle ağır ya da hacimli ürünlerde kapıya teslimat konforu da online gıda alışverişini daha cazip hale getiriyor. “Online Gıda Artık Dönemsel Değil, Kalıcı” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ideasoft CEO’su Sinan Akdal, gıda e-ticaretindeki dönüşümün yapısal bir değişime işaret ettiğini belirterek şunları söyledi: “Ocak 2026’da gördüğümüz yaklaşık %70’lik ciro artışı ve sepet ortalamasındaki 2 kattan fazla artış, online gıda alışverişinin artık dönemsel bir refleks olmadığını net biçimde gösteriyor. Tüketici hem bütçesini daha kontrollü yönetmek hem de zaman kazanmak için dijital kanalı ana alışveriş merkezi haline getiriyor. Ramazan döneminin gıda e-ticaretinde hem toplam hacim hem de kategori payı açısından 2026’de zirve olmasını bekliyoruz.” Dijital Kanal Ana Merkeze Yerleşti Ocak verilerindeki güçlü performans ve şubat ayına yönelik beklentiler, gıda e-ticaretinin artık alternatif bir kanal olmaktan çıktığını ortaya koyuyor. Dijital platformlar, temel ihtiyaç alışverişinde ana merkez konumuna yükselirken, Ramazan 2026’nın sektör için yeni bir rekor dönemine işaret ettiği görülüyor. Gıda e-ticareti, 2026’ya yalnızca hızlı değil; yapısal olarak güçlenmiş bir büyüme modeliyle girmiş durumda. ideasoft:2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### Gıda Güvenliği İçin Lojistikte Kesintisiz Soğuk Zincir Rehberi Türkiye genelinde son dönemde artan gıda zehirlenmesi vakaları, gıda güvenliği konusunda gözleri tedarik zincirindeki lojistik süreçlere çevirdi. Sektörün yarım asırlık çınarı Kayıkçı Klima, yaşanan krizin çözümünde sadece cihaz kalitesinin değil, doğru yükleme ve "Standby" kullanımının da hayati olduğunu vurgulayarak sektöre rehberlik ediyor. Türkiye, 2024 sonu ve 2025 başında Ankara ve Muğla başta olmak üzere birçok ilde yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarıyla sarsıldı. Ankara’da bir zincir restoranda 154 vatandaşımızın etkilenmesi ve Muğla’da yaşanan can kaybı, gıda güvenliğinin tarladan çatala kadar ne denli kritik olduğunu acı bir şekilde hatırlattı. Endüstriyel soğutma sistemlerinin öncü markası Kayıkçı Klima, yaşanan bu olayların ardından hem teknolojik altyapının önemine hem de lojistik operasyonlardaki insan faktörüne dikkat çekti. Kayıkçıoğlu: "Soğuk Zincir Üretim Sürecinde Başlar" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Kayıkçı Klima CEO’su Yavuz Kayıkçıoğlu, şunları ifade etti: “Soğuk zincir, üretimin ilk aşamasından itibaren başlar ve yükleme süreçlerinde devam eder. Soğuk zinciri korumanın temel adımı, yüklemenin doğru şekilde yapılmasıdır. En ileri teknolojiye sahip bir cihaza sahip olmak, zincirin korunacağı anlamına gelmez. Soğuk zinciri kıran unsurlar, çoğunlukla üretim sürecinde, yükleme adımlarında veya sonrasında ortaya çıkan insan hatalarıdır.” Kayıkçıoğlu, yükleme aşamasında mutlaka uygulanması gereken temel kuralları şöyle sıraladı: Araç kasası yükleme başlamadan önce mutlaka ön soğutma yapılmalıdır. Sıcak kasaya ürün yüklemek zinciri başlamadan kırar. Soğuk depodan çıkan ürünler transfer koridorunda bekletilmemelidir. Her dakika sıcaklık artışı, ürün kalitesini geri döndürülemez şekilde etkiler. Karma yükleme yapılmamalıdır. -18°C dondurulmuş ürün ile +4°C taze ürünün aynı alanda taşınması, her iki ürün grubunu da riske atar. Kapı açılışları minimuma indirilmelidir. Kapı her açıldığında içerideki ısı dengesi bozulur; bu nedenle hızlı operasyon ve kapı perdeleri kritik önem taşır. Hava sirkülasyonunu engelleyen yanlış istifleme yapılmamalıdır. Ürünler evaporatör çıkışını kapatmayacak şekilde istiflenmeli, kasanın içinde hava yolları serbest bırakılmalıdır. Sıcaklık sensörlerinin kalibrasyonu düzenli olarak kontrol edilmelidir. Yanlış ölçüm, zincirin kırıldığını fark ettirmez ve riski büyütür. Kayıkçıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Soğuk zincir, sadece cihaz performansına bırakılamaz; eğitimli personel ve doğru operasyonla birlikte korunur. Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür.” "ATP Standartları Bir Tercih Değil, Zorunluluktur" Kayıkçı Klima, lojistik firmalarını ve gıda üreticilerini uluslararası ATP (Bozulabilir Gıda Maddelerinin Uluslararası Taşımacılığı) standartlarına tam uyumlu araçlar kullanmaya davet etti. Şirket, gıda güvenliğinin bir maliyet kalemi değil, sürdürülebilirliğin ve halk sağlığının teminatı olduğunun altını çizdi. "Motor Dursa Bile Koruma Devam Etmeli: Standby Çözümü" Lojistik sektöründe yaygın olarak kullanılan araç motorundan tahrikli sistemlerin, sektörün yükünü taşıyan önemli teknolojiler olduğunu belirten Yavuz Kayıkçıoğlu, bu sistemlerin doğru kullanımına dikkat çekti. Mola yerlerinde veya bekleme noktalarında araç motorunun kapatılması durumunda soğutmanın kesilmemesi gerektiğini vurgulayan yetkililer, çözümün "Standby" (Elektrikli Bekleme) özelliğinde yattığını belirtti: "Motordan tahrikli sistemler, seyir halinde yüksek performansla çalışır. Ancak araç park halindeyken motor stop ettiğinde risk başlar. Kayıkçı Klima olarak, ister motordan tahrikli olsun ister %100 elektrikli; ürettiğimiz cihazlarda 'Standby' çözümleri sunuyoruz. Bu özellik sayesinde şoförlerimiz mola verdiğinde, aracı uygun bir elektrik prizine takarak (380V/220V) soğutmayı kesintisiz sürdürebilirler. Böylece yakıt tasarrufu sağlanırken gıda güvenliğinden de ödün verilmez." Yüksek Kapasite ile Isı Kaybına Son Kayıkçı Klima’nın geliştirdiği üniteler, pazardaki muadillerine göre yüksek soğutma kapasitesi ve güçlü fan debisi ile öne çıkıyor. Sık kapı açılımlarında içeri giren sıcak havanın (ısı kazancı) yarattığı riski, "hızlı soğutma" (Rapid Pull-Down) yeteneği ile minimize eden Kayıkçı Klima cihazları, gıdanın şoklanmadan ideal ısıda kalmasını sağlıyor. Firma, hem geleneksel motor tahrikli sistemleri modern teknolojiyle güncelleyerek hem de geleceğin teknolojisi olan %100 elektrikli ve doğa dostu E-Serisi sistemleri sektöre sunarak, Türkiye'nin gıda güvenliği zincirini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Kayıkçı Klima Hakkında: Kayıkçı Klima, ticari araç soğutucuları ve iklimlendirme sistemleri alanında Türkiye’nin lider üreticilerindendir. "Sektörü Takip Etmiyoruz, Yön Veriyoruz" vizyonuyla hareket eden firma, Endüstri Mühendisliği perspektifiyle geliştirdiği araç motorundan bağımsız ve motor tahrikli soğutma üniteleriyle hem yurt içinde hem de Avrupa pazarında tercih edilmektedir. ATP standartlarına tam uyumlu üretim yapan firma, gıda israfını önlemeyi ve karbon emisyonlarını azaltmayı kurumsal bir görev kabul etmektedir. Web: www.kayikciklima.com  Soğuk Zincir Lojistiği ve Gıda Güvenliği Kılavuzu Son dönemdeki gıda zehirlenmeleri ile lojistik süreçlerin ilişkisi nedir? Ankara ve Muğla'da yaşanan, can kayıplarına ve yüzlerce kişinin etkilenmesine neden olan gıda zehirlenmesi vakaları, sorunun sadece üretimde değil, "tarladan çatala" uzanan lojistik süreçlerde olduğunu göstermiştir. Kayıkçı Klima'ya göre krizin çözümü, teknolojik altyapının insan faktörü ve doğru operasyonla desteklenmesinden geçmektedir. Soğuk zinciri kıran en kritik operasyonel hatalar nelerdir? Kayıkçı Klima CEO'su Yavuz Kayıkçıoğlu'na göre en büyük hatalar; araç kasasına ön soğutma yapmadan yükleme yapmak, ürünleri transfer koridorunda bekletmek ve hava sirkülasyonunu engelleyen yanlış istifleme yapmaktır. Bu hatalar, en kaliteli cihaza sahip olsanız bile zincirin kırılmasına neden olur. Frigorifik araçlarda "Standby" (Elektrikli Bekleme) özelliği neden önemlidir? Motordan tahrikli sistemler araç durduğunda çalışmayı durdurur ve risk başlar. "Standby" özelliği sayesinde şoförler mola verdiğinde aracı 220V/380V elektriğe bağlayarak soğutmayı kesintisiz sürdürebilir. Bu hem gıda güvenliğini sağlar hem de araç motoru çalışmadığı için ciddi yakıt tasarrufu sunar. Karma yükleme (Mixed Loading) neden yapılmamalıdır? Lojistikte yapılan en büyük yanlışlardan biri, -18°C dondurulmuş ürün ile +4°C taze ürünün aynı alanda taşınmasıdır. Bu durum, ısı dengesini bozarak her iki ürün grubunu da riske atar ve bakteri oluşumuna zemin hazırlar. ATP Standartları lojistik firmaları için zorunlu mudur? "Bozulabilir Gıda Maddelerinin Uluslararası Taşımacılığı" (ATP) standartları, bir tercih değil, halk sağlığının teminatı için bir zorunluluktur. Gıda güvenliğini bir maliyet kalemi olarak görmek, sürdürülebilirliği tehdit eden en büyük yanılgıdır. Sık kapı açılımlarında ısı kaybı (Heat Gain) nasıl önlenir? Dağıtım operasyonlarında kapı her açıldığında içeri sıcak hava girer. Kayıkçı Klima'nın cihazları, yüksek fan debisi ve "Rapid Pull-Down" (Hızlı Soğutma) yeteneği ile içeri giren sıcak havayı hızla tolere eder ve gıdanın şoklanmadan ideal ısıda kalmasını sağlar. Geleceğin soğuk zincir teknolojileri nereye gidiyor? Sektör, karbon ayak izini azaltmak için motor bağımlı sistemlerden uzaklaşmaktadır. Kayıkçı Klima'nın sunduğu %100 elektrikli E-Serisi sistemler, hem doğa dostu hem de sessiz çalışma özellikleriyle geleceğin gıda güvenliği zincirinin temelini oluşturmaktadır. #### Gıda ve İlaç Lojistiğinde Dijital Dönüşüm: E-İrsaliye Artık Olmazsa Olmaz Soğuk zincir taşımacılığı, ürün kalitesi ve insan sağlığı açısından sıfır hata gerektiriyor. Gıda, ilaç ve kimya sektörlerinde, sevkiyat süreçlerinin en hassas halkası olan belge yönetimi de kağıttan dijitale geçiyor. Aşı, biyolojik ürün ve onkolojik ilaçlar gibi sıcaklık hassasiyeti yüksek ürünlerin 2-8°C arasında taşınması gerekiyor. Bu zincirin kırılması milyonlarca liralık zarara ve halk sağlığı risklerine yol açabiliyor.  DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay “Soğuk zincir taşımacılığı gibi yüksek risk içeren alanlarda dijital çözümlerin uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk. DİA ERP olarak biz, firmaların sadece yasal uyumluluğunu değil, aynı zamanda operasyonel mükemmelliğini hedefliyoruz.” Soğuk Zincirde ERP Entegrasyonu: Tüm Süreç Tek Platformda Depo, sipariş ve sevkiyat yönetimini tek çatı altında sunan DİA ERP, e-irsaliye sistemini tam entegre şekilde çalıştırarak firmalara yüksek kontrol ve izlenebilirlik sağlıyor. Yüzde 100 bulut altyapısı sayesinde sistem, mobil ortamlarda da sorunsuz bir şekilde kullanılabiliyor. E-İrsaliye ile %50’ye Varan Zaman ve Maliyet Tasarrufu E-irsaliye sistemleri, teslim sürelerini şeffaflaştırıyor ve otomatik arşivleme sayesinde muhasebe süreçlerini hızlandırıyor. Gıda ve ilaç sektörlerinde yapılan ölçümler, dijital sistemlerle sağlanan ROI değerlerinin dikkat çekici boyutlara ulaştığını gösteriyor. Online satış yapan firmalar için DİA E-Power modülü, e-ticaret süreçlerini soğuk zincir taşımacılığıyla entegre ediyor. Siparişten sevkiyata kadar olan tüm adımlar dijital olarak planlanıyor ve belgeleniyor. Bu da hem hız hem de güvenlik sağlıyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Global Büyüme Hareketi "Road to Global" Yılın en çok konuşulan girişimcilik etkinliklerinden biri olan Road to Global 2025, 2 gün boyunca Viyana’da girişimcilik dünyasının nabzını tuttu. 25 farklı ülkeden gelen katılımcılarla, 50’den fazla uluslararası konuşmacı, 24 Startup’ı sahneye taşıdı. Tüm biletlerin günler öncesinde satılarak büyük ilgi göre Road to Global'e 500’ü aşkın ziyaretçi, yatırımcı, kamu temsilcisi ve inovasyon lideri katıldı. Bu sadece bir konferans değildi; bu, fikirlerin sınır tanımadığı, iş birliği kültürünün geliştiği ve inovasyonun sürdürülebilir geleceğe yön verdiği küresel bir hareketti. Etkinliğin kurucusu Ersoy Soyer, bu başarıyı şu sözlerle özetliyor: “Viyana’dan başlattığımız bu hareket, 25 farklı ülkeden gelen katılımcının enerjisiyle küresel bir vizyona dönüştü. Road to Global artık bir marka değil; bir etki alanı.” DİPLOMATİK VE STRATEJİK İLGİ Etkinliğe yalnızca girişimciler ve yatırımcılar değil; aynı zamanda devlet kurumları ve diplomatik temsilciler de yoğun ilgi gösterdi. Özbekistan Devlet Fonu etkinliği doğrudan destekleyerek bölgesel iş birliği için önemli bir adım attı. Çin Halk Cumhuriyeti Konsolosluğu ve Ticaret Temsilciliği,  Türkiye Cumhuriyeti Viyana Başkonsolosluğu ile Ticaret Müşavirliği,girişimcilerle birebir görüşmeler yaparak uluslararası yatırım ve iş birlikleri konusunda güçlü sinyaller verdi. İLHAM VEREN SAHNELER, GÜÇLÜ BAĞLANTILAR Etkinlikte iki gün boyunca 50’den fazla konuşmacı sahne aldı. Yatırımdan yapay zekâya, liderlikten marka yönetimine kadar geniş bir yelpazede oturumlar düzenlendi. Girişimciliğe yön veren bazı önemli isimler çeşitli başlıklarda kürsel deneyimlerini katılımcılarla paylaştılar.  Thomas Ossmann (BSH Home Appliances Group) – Küresel çok kanallı büyüme stratejileri, Brian Mwenda (Hope Tech) – Kenya’dan Viyana’ya uzanan girişimcilik yolculuğu, Erol Galip Serbest (Studio Up X) – Marka ve büyüme dengesini kurmak , Dudu Gencel (Wirtschaftsagentur Wien) – Viyana'nın girişimcilikteki rolü , Peetu Nuottajärvi (Buutti) – $10M'lık başarılı bir çıkış hikayesi , Dr. Blanka Bellak (ICF PCC Neurocoach) – Zihinsel bariyerleri aşmak için nörokoçluk YILDIZ STARTUP'LAR SAHNEDE Road to Global’in özellikle global büyüme evresinde olan girişimleri sahneye taşındığı Shining Stars on Stage sahnesi ise oldukça dikkat çekiciydi.  20'den fazla uluslararası girişimci ve  startup, iki gün boyunca yatırımcılar ve ekosistem temsilcileri önünde ortaya çıkardıkları ürün ve hizmetlerini aktardılar. Ülkemizden de katılımın yoğun olduğu bu sahne özellikle olası iş birliklerinin önünü açtı. .İlk gün öne çıkan girişimler arasında Turing Space , Saha Robotik , Vispera, YOUNIQ , Pitch Avatar, ADASTEC Corp., Fawks AI, Timeplaceme Inc. , CityGames, Poliark , Octopussignage, KimApp Software, Averis AI ve birçok değerli girişim bulunuyor. Bu girişimler özellikle AI, sağlık teknolojileri, mobilite ve dijital iletişim konularında dikkat çekici çözümler sundular.. SOSYAL SORUMLULUKTAN VERİ GÜVENLİĞİNE Etkinliğin içeriği sadece teknolojiyle sınırlı kalmadı. Mert Fırat, Ali Ercan Özgür (Needs Map Global) ve Türkan Kayra Kopfer'in yer aldığı panelde, iş dünyasında sosyal etki ve sorumluluk tartışıldı., Cenk Göktürk, yapay zekâ güvenliği ve etik sınırlar konusunda katılımcılara yeni bakış açıları sundu., Rita Liechtenstein (Upstrive) ise girişimcilerin zihinsel dayanıklılık ve liderlik kaslarını nasıl geliştirebileceklerini anlattı. ULUSLARARASI BAĞLANTILAR ARTARAK SÜRÜYOR Hanita Veljan, Tuğçe Yalçın, PhD, Yeşim Çevik, Mustafa Kopuk, Sarah Udoh-Grossfurthner ve Kathrin Treutinger gibi isimler de farklı alanlarda bilgi ve deneyimlerini aktardı. “Sınırları değil, fikirleri konuştuğumuz bir alan yarattık” Etkinliğin kurucusu Ersoy Soyer, Road to Global’ın geleceğine dair şu ifadeleri kullandı: “Bu buluşma sadece bugünün değil, gelecek on yılın stratejik iş birliklerine zemin hazırlıyor. Biz sınırları değil, fikirleri ve insanları birleştiren bir platform inşa ettik.” Viyana’da atılan bu adım, yalnızca bir etkinlik olarak kalmadı; bir vizyonun, bir kültürün ve ortak üretimin adı haline geldi. Road to Global 2025; yenilik, iş birliği ve etki yaratmak isteyen herkes için artık bir referans noktası. #### Glutensiz Beslenme Yükseliyor: Sağlık ve Kalitenin Yeni Tercihi Glutensiz beslenme, günümüzde sağlıklı yaşam ve bilinçli beslenme trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Tıbbi gerekliliklerin yanı sıra sağlıklı yaşam tarzını benimseyen bireylerin de tercihi olan glutensiz ürünler, Türkiye ve dünyada hızla yayılan bir tüketim alışkanlığı oluşturuyor. Peki, glutensiz beslenmenin faydaları nelerdir ve bu alanda öne çıkan markalar hangileridir? İşte detaylar. Glutensiz Beslenmenin Tıbbi ve Sosyal Temelleri Gluten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein grubudur. Çölyak hastaları için gluten tüketimi ciddi sağlık sorunlarına neden olurken, non-çölyak gluten hassasiyeti bulunan bireylerde de çeşitli sindirim problemleri, şişkinlik, yorgunluk ve odaklanma sorunları gibi etkiler gözlemlenmektedir. Türkiye Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde çölyak hastalığı her 100 kişiden 1'inde görülmektedir. Non-çölyak gluten hassasiyeti oranları için net bir istatistik bulunmamakla birlikte, dünya genelindeki araştırmalar bu oranın %6 ile %13 arasında değiştiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, yalnızca çölyak hastalarının değil, sağlıklı yaşamı önemseyen geniş bir kesimin de glutensiz ürünler ve glutensiz atıştırmalıklara yönelmesine neden oluyor. Özellikle hazımsızlık, şişkinlik ve odaklanma sorunlarını azaltmak isteyenler glutensiz beslenme tarzını benimseyerek yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Küresel ve Türkiye Pazarı: Glutensiz Ürünlerde Büyüyen Bir Trend Kings Research tarafından yayımlanan 2023 raporuna göre, küresel glutensiz ürün pazarı 2022 yılında 6,32 milyar USD değerindeydi. Yıllık ortalama %8,98 oranında büyüyerek 2030 yılında 12,46 milyar USD seviyesine ulaşması bekleniyor. Türkiye'de de bu trendin etkileri net bir şekilde görülmekte. Market raflarında, kafe ve restoran menülerinde glutensiz alternatiflerin yer almasıyla birlikte tüketiciler daha fazla seçeneğe ulaşıyor. Türkiye'de glutensiz ürün üretimi konusunda öne çıkan firmalar arasında yer alan Zirve Tarım, Kibarzade markasıyla bu alanda önemli bir konuma sahip. Firma, geleneksel Türk lezzetlerini glutensiz olarak üretme vizyonuyla sektörde fark yaratıyor. Kibarzade Markasından Glutensiz ve Premium Kalitede Ürünler Kibarzade markası, sağlıklı yaşamı ve geleneksel tatları bir araya getiren ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor. Markanın öne çıkan glutensiz ürünleri arasında: Şerbetli Kestane Çikolatalı İncir Çikolatalı Kestane Çikolatalı Medine Hurması Çikolatalı Cennet Hurması yer alıyor. Bu ürünler hem çölyak hastaları hem de gluten hassasiyeti yaşayan bireyler için güvenli ve sağlıklı seçenekler sunarken, aynı zamanda premium kalite standartlarıyla da fark yaratıyor. Aynı zamanda glutensiz sağlıklı ürünler ve glutensiz tatlılar kategorisinde de zengin alternatifler sunan Kibarzade, farkını ortaya koyuyor. Zirve Tarım yetkilisi Ceylin Çelimli, glutensiz ürünlerin önemine dair şunları belirtiyor: "Gluten hassasiyeti ya da çölyak hastalığı olan bireyler için güvenilir ve lezzetli ürünler sunmak bizim önceliğimiz. Ürün geliştirme süreçlerimizde hem sağlık hem de lezzet faktörünü bir araya getiriyoruz. Aynı zamanda premium kaliteden asla ödün vermeden, Anadolu'nun zengin meyve çeşitliliğini modern üretim yöntemleriyle buluşturuyoruz." Kibarzade Markasının Farkı Kibarzade markasının ürünleri, hem içerik kalitesi hem de üretim süreciyle sektörde öne çıkıyor. Doğal meyvelerle üretilen bu ürünler, geleneksel tariflerin modern yorumlarıyla hem yerel hem de uluslararası pazarda geniş bir müşteri kitlesine ulaşıyor. Glutensiz olmasının yanı sıra, katkı maddesi içermeyen, doğal ve sağlıklı atıştırmalık arayışında olanlar için Kibarzade markası güçlü bir alternatif sunuyor. Zirve Tarım Genel Müdürü Mustafa Çelimli: “Kibarzade ile Sadece Bir Ürün Değil, Bir Değer Sunuyoruz” Mustafa Çelimli, glutensiz ürün pazarına dair şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Kibarzade markasıyla yalnızca bir ürün sunmuyoruz; aslında güven, sağlık ve toplumsal bir değer sunuyoruz. Amacımız, glutensiz beslenmeyi bir zorunluluk olmaktan çıkarıp herkesin sağlıklı tercihi haline getirmek. Bu yüzden hem Türkiye’de hem de ihracat pazarlarında Kibarzade’yi bir öncü marka olarak konumlandırmak istiyoruz.” Mustafa Çelimli, Kibarzade’nin hedeflerini şu sözlerle özetliyor: “Glutensiz gıda sektöründe yerli bir marka olarak global düzeyde söz sahibi olmak istiyoruz. Avrupa başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında ürünlerimizin rafta yer alması için somut adımlar atıyoruz. Bu alanda marka bilinirliğimizi artırmak ve fark yaratan ürün çeşitliliği ile öne çıkmak öncelikli hedefimiz.” Ayrıca Kibarzade'nin sadece çölyak hastaları için değil, sağlıklı yaşamı benimseyen geniş bir tüketici kitlesi için ürünler sunduğunun da altını çiziyor: “Bugün glutensiz ürünleri sadece bir sağlık zorunluluğu olarak görenler değil, sağlıklı yaşamı bir hayat tarzı haline getirenler de tercih ediyor. Biz bu dönüşümün tam merkezinde durmak ve Kibarzade’yi bu yaşam tarzının güvenilir markası haline getirmek istiyoruz.” Sıkça Sorulan Sorular Glutensiz ürünler kimler için uygundur?Glutensiz ürünler çölyak hastaları, gluten hassasiyeti olan bireyler ve sağlıklı yaşamı desteklemek isteyen herkes için uygundur. Glutensiz ürünlerin faydaları nelerdir?Glutensiz beslenme; sindirim problemlerini azaltabilir, şişkinlik ve hazımsızlık sorunlarını hafifletebilir, odaklanma ve enerji seviyelerinde artış sağlayabilir. Kibarzade glutensiz ürünleri nereden satın alınır?Kibarzade markasının sunduğu tüm glutensiz ürünler ve detaylı bilgi için: www.kibarzade.com.tr Glutensiz Yaşam ve Beslenme Hakkında Merak Edilenler Glutensiz beslenme trendi neden bu kadar yükseliyor? Eskiden sadece Çölyak hastalarının zorunluluğu olan bu beslenme şekli, günümüzde sağlıklı yaşam (wellness) bilincinin artmasıyla geniş kitlelere yayıldı. Sindirim sistemini rahatlatması, şişkinliği azaltması ve enerji seviyesini artırması nedeniyle sağlıklı bireyler tarafından da tercih edilmektedir. Kaliteli bir glutensiz ürün nasıl anlaşılır? Glutensiz ürünlerde en büyük risk "çapraz bulaşma"dır. Kaliteli bir ürün, sadece glutensiz hammadde kullanmakla kalmaz, aynı zamanda üretim bandının tamamen izole olduğu tesislerde üretilir. Ambalaj üzerindeki uluslararası geçerliliği olan sertifikalar ve "Glutensiz" logosu, güvenilirliğin en önemli kanıtıdır. Gluten hassasiyeti ile Çölyak hastalığı arasındaki fark nedir? Çölyak, bağışıklık sisteminin glutene verdiği ciddi bir tepkidir ve kesin bir diyet gerektirir. Gluten hassasiyeti (intolerans) ise testlerde Çölyak çıkmasa bile, gluten tüketildiğinde benzer sindirim sorunlarının yaşanması durumudur. Her iki grup da glutensiz beslenmeyle yaşam kalitesini artırır. Glutensiz diyette besin değeri kaybı yaşanır mı? Bilinçli yapıldığında yaşanmaz. Yeni nesil glutensiz ürünler; karabuğday, kinoa, teff gibi besin değeri yüksek tahıllarla zenginleştirilmektedir. Bu sayede sadece glüteni çıkarmakla kalmaz, vücudun ihtiyaç duyduğu lif ve mineralleri de sağlayan dengeli bir beslenme modeli oluşturulur. #### Gücünü Hikâyesinden Alan Bir Kadın Markası Otrera Adını mitolojideki Amazon Kraliçesi’nden alan Otrera, köklerini cesaretten, bağımsızlıktan ve kadın dayanışmasından alıyor. Otrera’yı bir çanta markası olmanın ötesine taşıyan şey; yalnızca estetik tasarımlar değil, kadınların hayatına eşlik eden güçlü bir duruşu temsil etmesi. Bazı markalar vardır; yüksek sesle konuşmaz ama girdiği her alanda fark edilir. Otrera’da tam olarak böyle bir yerden sesleniyor. Adını Amazon Kraliçesi Otrera’dan alan marka, ilhamını mitolojiden alsa da hikâyesini bugünün kadınlarıyla birlikte yazıyor. Otrera için çanta; trendlerin hızla değiştiği bir moda nesnesi değil, kadının hayatına eşlik eden kişisel bir alan. Günlük rutinden özel anlara uzanan bu yolculukta her tasarım, işlevselliği estetikle buluşturan zamansız bir yaklaşımı temsil ediyor. Çünkü Otrera’ya göre stil, gösterişten çok karakterle ilgili. Otrera, modern kadının çok katmanlı hayatına eşlik etmek üzere tasarlanıyor. Günlük koşuşturmanın içinde işlevselliği, zamansız şıklıkla buluşturan marka; her bir çantayı bir stil objesinden çok, kişisel bir anlatım aracı olarak konumluyor. Çünkü Otrera’ya göre bir çanta, yalnızca taşınan eşyaların değil, kadının karakterinin ve yaşam biçiminin de bir yansıması. Zamansız Tasarım, Usta İşçilik Otrera koleksiyonlarının merkezinde; doğal deriler, yüksek işçilik ve sade ama güçlü bir estetik anlayışı yer alıyor. Her çanta, ilk çizimden son dikişe kadar titizlikle ilerleyen bir süreçten geçiyor. Usta ellerde şekillenen tasarımlar, detaylara verilen özenle tamamlanıyor. Malzeme seçiminde %100 gerçek deri ve uzun ömürlü materyaller tercih edilirken; üretim sürecinin her aşaması kalite kontrolünden geçiriliyor. Otrera, hızla tüketilen trendlerin aksine, yıllar içinde değerini koruyan parçalar yaratmayı hedefliyor. El Emeğiyle Şekillenen Bir Vizyon Otrera, el işçiliğini yalnızca bir üretim yöntemi olarak değil, bir değer olarak görüyor. Çantalar, kesimden dikişe, metal aksesuarlardan son dokunuşlara kadar sabırla ve özenle hazırlanıyor. Özenli paketleme ise bu emeğin son halkasını oluşturuyor. Marka aynı zamanda çevreye duyarlı bir üretim anlayışını benimsiyor. Atık miktarını azaltmayı hedefleyen süreçler, doğal kaynakların verimli kullanımı ve uzun ömürlü ürün yaklaşımıyla destekleniyor. Otrera için sürdürülebilirlik; bir trend değil, sorumluluk., “Bir Çanta Sadece Taşınan Bir Şey Değil, Bir Deneyim” Otrera Kurucusu Benek Karaca, markanın çıkış noktasını ve tasarım felsefesini şu sözlerle anlattı: “Otrera benim için yalnızca bir marka değil, bir anlatım biçimi. Kadınların hayatına hem estetik hem fonksiyonel olarak dokunmak en temel motivasyonumuz. Çünkü bir kadının çantasında taşıdığı şeyler sadece eşyalar değil; aynı zamanda kimliğinin parçaları. Bizim için bir çanta ‘taşınan bir şey’ değil, bir deneyim. İyi bir tasarım, ilk bakışta değil; yıllar sonra da ‘iyi ki’ dedirtendir. Otrera çantaları da sahibiyle yaş almalı ama değerinden hiçbir şey kaybetmemeli.” Karaca’ya göre Otrera kadını; gösterişli olmadan fark edilen, güçlü ama zarif bir duruşa sahip. Tasarımların estetik dili de bu anlayıştan besleniyor. Çarpıcı ama sade, iddialı ama kullanışlı parçalar yaratma hedefi; Otrera’nın zamansız çizgisini oluşturuyor. Her Sezon Yeni Bir Hikâye Karaca, şöyle devam etti: “En büyük hayalim, Otrera’yı global ölçekte bir ‘Love Mark’ haline getirmek. Kadınlarla büyüyen, kadınlarla anlam kazanan bir marka olmak. Biz ürün satmıyoruz; bir duygu, bir deneyim ve bir bağ kuruyoruz. Otrera ile tanışan kadınlar genellikle bir daha vazgeçemiyor. Çünkü bu çantaların her biri kadına ‘sen özelsin’ diyor.” Kadınlarla Büyüyen Bir Marka Otrera’nın uzun vadeli hedefi; Türkiye’den doğan, global ölçekte güçlü bir marka kimliği oluşturmak. Ancak bu yolculukta yalnızca büyümek değil, kadın istihdamını desteklemek ve kadınlara alan açmak da markanın temel öncelikleri arasında yer alıyor. Otrera, gücünü hikâyesinden alan; estetikle anlamı, tasarımla duruşu buluşturan bir marka olarak yoluna devam ediyor. Otrera Hakkında: Otrera, sürdürülebilirliği tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak ele alan, el işçiliği ve kadın emeğiyle şekillenen bir çanta markasıdır. Adını antik çağın efsanevi Amazon kraliçesi Otrera’dan alan marka; doğaya saygılı üretim anlayışını, güçlü ve bağımsız kadın kimliğiyle bir araya getirir. Otrera’da her tasarım, hızlı tüketime karşı geliştirilen zamansız bir duruşu temsil eder. Sürdürülebilirlik, Otrera için bir trend değil, üretimin merkezine yerleşmiş bütüncül bir yaklaşımdır. Tüm koleksiyonlarda %100 gerçek deri ve yüksek kaliteli metal aksesuarlar kullanılır. Sentetik ve plastik içeriklerden bilinçli olarak kaçınan marka, doğal yapısıyla zaman içinde güzelleşen, yaş aldıkça karakter kazanan deriyi tercih eder. Bu yaklaşım, Otrera çantalarını uzun ömürlü ve zamansız kılar. Seri üretim yerine sınırlı ve kontrollü üretimi benimseyen Otrera, el işçiliğine dayalı süreçlerle atık miktarını azaltmayı ve kaynak kullanımını sorumlu bir şekilde yönetmeyi amaçlar. Her parça, kalite ve dayanıklılığı önceliklendiren bir anlayışla üretilir. Ürünlerin paketlenmesinde kullanılan tüm kutu, kese ve ambalaj materyalleri geri dönüştürülebilir ve çevre dostu seçeneklerden oluşur. Kadın emeği ve yerel üretim, Otrera’nın sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Üretimin büyük bir bölümü kadın zanaatkârlar ve yerel ustalar tarafından gerçekleştirilirken, marka kadınların üretimden karar alma süreçlerine kadar her aşamada aktif rol almasını destekler. Otrera, yalnızca çanta üreten bir marka değil; doğaya, emeğe ve geleceğe karşı sorumluluk alan bir üretim anlayışının ifadesidir. #### Han Elektronik, DİA Yazılım ile İş Süreçlerini Tek Platformda Topladı Elektronik güvenlik sistemleri sektörünün önde gelen firmalarından Han Elektronik, operasyonel süreçlerini sadeleştirmek ve veri güvenliğini güçlendirmek amacıyla DİA Yazılım’ın bulut tabanlı ERP çözümlerine geçiş yaptı. Şirket, bu dönüşümle birlikte hem farklı yazılımlar arasında dağılmış iş yapısını tek çatı altında topladı hem de server ve yedekleme kaynaklı risklerini ortadan kaldırdı. Yaklaşık 2.000 bayilik satış ağıyla faaliyet gösteren Han Elektronik, uzun yıllar boyunca yedi farklı programla çalışmanın getirdiği yönetim zorluklarıyla karşı karşıya kaldı. Server yatırımları, bakım maliyetleri ve daha önce yaşanan ciddi bir veri kaybı, şirketin iş sürekliliğini tehdit eden unsurlar arasında yer aldı. Bu deneyimin ardından Han Elektronik, tüm iş süreçlerini bulut tabanlı bir yapı üzerinden yönetme kararı aldı. DİA Yazılım’a geçişle birlikte Han Elektronik; satış, satın alma, cari, genel muhasebe, teklif, banka işlemleri ve ithalat süreçlerini tek bir platform üzerinden yönetmeye başladı. Özellikle ithalat modülü sayesinde ürün bazlı maliyetlendirme işlemleri daha hızlı ve izlenebilir hale gelirken, yöneticiler tek ekran üzerinden süreçleri takip edebilir duruma geldi. Şirket, DİA Yazılım’ın teknik servis modülünü kullanarak bayiler üzerinden verilen servis hizmetlerini merkezi bir yapı içinde yönetiyor. Ayrıca B2B tarafında DİA Yazılım’ın E-Power çözümünü kullanan Han Elektronik, bayi sipariş ve e-ticaret süreçlerini daha düzenli ve kesintisiz bir şekilde yürütüyor. DİA Yazılım’ın bulut altyapısı sayesinde herhangi bir yedekleme ya da server güncelleme problemi yaşamadıklarını belirten Han Elektronik yönetimi, mobil erişim imkânı ile internetin olduğu her yerden satış, sipariş ve stok bilgilerine ulaşabiliyor. Şirket, geçmiş satış verilerini ve bayi bazlı fiyatlama detaylarını saniyeler içinde görüntüleyerek operasyonel şeffaflığını artırıyor. Han Elektronik Kurucusu Hakan Kasap, DİA Yazılım ile yaşadıkları dönüşümü şu sözlerle değerlendirdi: “DİA Yazılım’a geçmeden önce yaşadığımız veri kaybı, işimizin ne kadar risk altında olabileceğini net şekilde gösterdi. Bugün tüm verilerimizin DİA’nın bulut altyapısında güvenle tutulduğunu bilmek, bize ciddi bir operasyonel rahatlık sağlıyor. Farklı yazılımlar arasında zaman kaybetmek yerine, tüm süreçleri tek bir sistem üzerinden yönetebiliyoruz.” Han Elektronik’in DİA Yazılım ile yürüttüğü bu dönüşüm süreci, bulut tabanlı ERP çözümlerinin yalnızca teknolojik bir tercih değil, aynı zamanda iş sürekliliği ve operasyonel verimlilik açısından stratejik bir adım olduğunu ortaya koyuyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Helen Gülgün Bükülmez’den ABD Vizyonu : Küresel Başarı için Değişime Hazır mısınız? Kurumsal Medya YouTube kanalının bu haftaki özel oturumunda Amerika’da avukat, siyasetçi, akademisyen ve girişimci kimlikleriyle tanınan Helen Gülgün Bükülmez’i konuk etti. İzmir Urla’dan bir çiftçi kızı olarak 24 yıl önce ABD’ye giden Bükülmez, Türkiye’den Amerika’ya açılmak isteyen iş insanları için hayati önem taşıyan tavsiyeler paylaştı. Başarının Anahtarı: "Değişmeye Hazır mısınız?" Helen Gülgün Bükülmez, başarının sadece finansal kazanç değil, etrafındakilere değer katabilme yeteneği olduğunu vurguluyor. Amerika’da yeni bir hayata başlamak isteyenlerin sorması gereken ilk sorunun "Değişmeye hazır mısın?" olması gerektiğini belirtiyor. "İşimiz zeki ve güzel insanlara zengin olmayı öğretmek ve bu yolda onlara yardımcı olmak." https://youtu.be/9eYvQPOdRL8 Amerika’da İş Kuracaklar İçin Stratejik Tavsiyeler Sohbetimizde öne çıkan, iş dünyasına yönelik kritik başlıklar: Sektörel Fırsatlar: Amerika’da çok farklı sektörlerde, özellikle unlu mamuller (fırıncılık/pastacılık), inşaat, mobilya ve lüks tüketim alanlarında büyük boşluklar bulunmaktadır. En Büyük Hatalar: Başkasının vizyonuyla yola çıkmak ve yanlış yönlendirmelerle (turist vizesiyle iş yapmaya çalışmak gibi) hareket etmek en sık yapılan hatalar arasındadır. Şirketleşme: ABD’de şirket açmanın sembolik bir işlem olduğunu, asıl önemli olanın sunulacak değerin belirlenmesi olduğunu ifade etmektedir. Sosyal Medya Denetimi: Trump hükümetiyle birlikte vize başvurularında sosyal medya hesaplarının 7 yıl geriye dönük incelendiği uyarısında bulunulmaktadır. Eyalet Seçimi ve Hukuki Dinamikler Bükülmez, eyalet seçiminin hem iş hem de özel hayat için kritik olduğunu hatırlatıyor: Delaware: Şirket kurmak için avantajlı bir eyalettir. Hukuki Farklılıklar: Florida gibi eyaletlerde sigorta ve tazminat yasaları farklılık gösterirken, Kentucky ve Tennessee gibi eyaletlerde aile hukuku ve yaşam standartları değişim göstermektedir. Önce Ziyaret Edin: Amerika’ya yerleşmeden önce turist olarak gidip sistemi, dili ve kültürü yerinde tanımanın önemine dikkat çekmektedir. Webinar Ocak Ayında! Amerika hayallerini gerçeğe dönüştürmek isteyen iş insanları için daha kapsamlı bilgiler içeren bir webinar yapılacak. Ocak ayının ilk veya ikinci haftasında gerçekleşmesi planlanan etkinliğin tarihi, kurumsalmedya.com ve Helen Gülgün Bükülmez’in sosyal medya hesaplarından duyurulacaktır. #### Her İş İnsanının Bilmesi Gereken 5 Kritik Finansal Gerçek Dr. Ömer Haksever'den şirket yöneticilerine ve patronlara hayati uyarılar: "Kâr etmek yetmez, nakit üretmek zorundasınız." Dr. Ömer Haksever, işletmelerin karşılaştığı en kritik finansal riskleri ve şirket değerini artıran unsurları açıkladı. "Şirket kâr ediyor olabilir ama kasa/banka para yoksa finansal risk başlamıştır" uyarısında bulunan Haksever, kontrolsüz büyümenin kriz yarattığını vurguluyor. Birçok şirket sahibi ve üst düzey yönetici, kârlılık ile nakit akışını karıştırmanın bedelini ağır ödüyor. Finansal yönetim uzmanı Dr. Ömer Haksever, işletmelerin hayatta kalma mücadelesinde en kritik 5 finansal göstergeyi ve kredi kullanımında yapılan ölümcül hataları açıkladı. KÂR MUHASEBE, NAKİT HAYATTIR Haksever'in araştırmasına göre, şirketlerin en temel yanılgısı kârı başarı göstergesi olarak görmek. Oysa gerçek şu ki: Kâr bir muhasebe sonucudur, nakit ise şirketin hayatta kalma gücüdür. Ciro tek başına başarı göstergesi değilken, gerçek finansal güç tahsilatta yatıyor. "Şirket kâr ediyor olabilir ama kasa/banka da para yoksa finansal risk başlamıştır" diyen Haksever, birçok işletmenin bu temel gerçeği göz ardı ettiğini belirtiyor. KONTROLSÜZ BÜYÜME KRİZ GETİRİR "Büyüme, doğru finanse edilmezse başarı değil, kriz üretir" uyarısında bulunan Dr. Haksever, kontrolsüz büyümenin beş temel riskini şöyle sıralıyor: Stok artışı: Parayı stokta bağlıyor Vadeli satış: Tahsilat riskini artırıyor Yeni yatırım: Finansman ihtiyacı doğuruyor Personel artışı: Sabit giderleri büyütüyor Kredi kullanımı: Faiz yükü oluşturuyor İŞLETMELERİN EN KRİTİK 5 FİNANSAL GÖSTERGESİ Dr. Haksever, her şirket sahibinin ve CFO'nun düzenli takip etmesi gereken 5 kritik finansal göstergeyi belirledi: Brüt kâr marjı: "Satıştan ne kadar kazanıyorum?" Net kâr marjı: "Tüm giderlerden sonra ne kalıyor?" Nakit dönüş süresi: "Param kaç günde geri dönüyor?" Borç/Özkaynak dengesi: "Şirket ne kadar borçla büyüyor?" Faaliyet kârlılığı: "Ana iş gerçekten kârlı mı?" KREDİ KULLANIMINDA 5 ÖLÜMCÜL HATA Kredilerin doğru kullanıldığında kaldıraca, yanlış kullanıldığında şirketin en büyük yükü olduğunu vurgulayan Haksever, işletmelerin kredi kullanımında yaptığı 5 kritik hatayı şöyle açıklıyor: 1. Kısa vadeli krediyle uzun vadeli yatırım yapmak: Nakit akışını bozar2. Sadece faiz oranına bakmak: Toplam maliyeti gözden kaçırmak3. Kur riskini hesaplamamak: Beklenmeyen zarar oluşur4. Krediyi zarar kapatmak için kullanmak: Sorunu büyütür5. Geri ödeme planı yapmamak: Kriz yaratır ŞİRKET DEĞERİNİ ARTIRAN 6 UNSUR Dr. Ömer Haksever, şirket değerini artıran temel unsurları da paylaştı: ✓ Düzenli nakit akışı: Değeri artırır✓ Kurumsal yapı: Yatırımcı güveni sağlar✓ Güçlü kârlılık: Çarpanı yükseltir✓ Bağımsız müşteri portföyü: Riski azaltır✓ Düşük borçluluk: Finansal sağlığı güçlendirir✓ Raporlanabilir finansallar: Satış/yatırım sürecini kolaylaştırır "GERÇEK DEĞER SÜRDÜRÜLEBİLİR NAKİT ÜRETME GÜCÜDÜR" Haksever, şirket değerlemesine ilişkin çarpıcı bir tespitte bulunuyor: "Şirketin gerçek değeri sadece bugün kazandığı para değil, gelecekte düzenli ve sürdürülebilir nakit üretme gücüdür." Bu tespit, özellikle büyüme aşamasındaki şirketler ve yatırımcı arayan girişimler için kritik önem taşıyor. KİMLER İÇİN ÖNEMLİ? Dr. Ömer Haksever'in finansal yönetim ilkeleri özellikle şu gruplar için hayati önem taşıyor: KOBİ sahipleri ve ortakları CFO'lar ve finans yöneticileri Büyüme aşamasındaki şirketlerin yöneticileri Yatırımcı arayan girişimciler Kurumsal yönetim danışmanları DR. ÖMER HAKSEVER KİMDİR? Finansal yönetim ve şirket değerleme konularında uzmanlaşan Dr. Ömer Haksever, işletmelerin finansal okuryazarlığını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Haksever, özellikle KOBİ'lerin finansal yönetim kapasitelerini geliştirmeye odaklanıyor. İlgili Video https://www.youtube.com/watch?v=hLZzBzh3nQo #### Hisse, Fon ve ABD Borsaları ne10 İle Aynı Ekranda Dijitalleşme yatırım alışkanlıklarını hızla değiştirirken, yatırımcıların farklı piyasalara tek bir uygulama üzerinden erişme talebi de her geçen gün artıyor. Yerel piyasalarda hisse senedi işlemleri yapan yatırımcılar artık aynı zamanda küresel şirketlere, yatırım fonlarına ve yeni yatırım fırsatlarına da kolayca ulaşmak istiyor. Bu değişen ihtiyaçlardan hareketle Neo Menkul ve Neo Portföy, yatırım uygulaması Ortakapp’i yenileyerek “ne10” markasıyla yatırımcıların hizmetine sundu. Neo Menkul’ün yenilediği ne10 uygulaması, Borsa İstanbul hisseleri, yatırım fonları ve ABD piyasalarını tek platformda buluşturarak yatırım deneyimini sadeleştiriyor. App Store ve Google Play üzerinden indirilebilen ne10, yatırım hesabı açılışından halka arz katılımına kadar birçok işlemi dijital ortamda gerçekleştirme imkanı sunuyor. Yatırım Dünyasında “Tek Uygulama” Dönemi Güçleniyor Son yıllarda yatırımcı profili önemli ölçüde değişti. Yatırım kararlarını mobil cihazlardan alan, anlık piyasa verilerini takip eden ve farklı varlık sınıflarına erişmek isteyen yatırımcılar için yatırım süreçlerinin sadeleşmesi kritik hale geldi. Bu dönüşüm doğrultusunda geliştirilen ne10, yatırımcıların hem yerel hem de global piyasalara tek uygulamadan erişebilmesine olanak sağlıyor. Apple’dan Nvidia’ya Küresel Şirketlere Erişim Küresel piyasalara olan ilginin artmasıyla birlikte yatırımcıların uluslararası şirketlere erişim talebi de yükseliyor. ne10 üzerinden yatırımcılar Apple, Microsoft, Nvidia ve SpaceX gibi dünya çapında ilgi gören şirketlere yönelik yatırım işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Böylece yatırımcılar yalnızca yerel piyasalarla sınırlı kalmadan, küresel ekonominin farklı dinamiklerine de erişim sağlayabiliyor. Yatırım Fonları ve Halka Arzlar da Aynı Platformda Yatırımcıların portföylerini çeşitlendirme ihtiyacına cevap veren ne10, yatırım fonlarını da platformun önemli bileşenlerinden biri olarak sunuyor. Yatırımcılar farklı risk ve getiri profillerine sahip fonları inceleyerek yatırımlarını tek ekran üzerinden yönetebiliyor. Uygulama ayrıca borsadan satış yöntemiyle gerçekleştirilen halka arzlara platform üzerinden kolayca katılım imkanı sağlayarak yatırımcıların yeni şirketlerin sermaye piyasalarına açılış süreçlerine kolay erişimini mümkün kılıyor. Görüntülü Görüşmeyle Dakikalar İçinde Hesap Açılışı Dijital yatırım deneyiminin en önemli unsurlarından biri olan erişilebilirlik, hesap açılış süreçlerinde de kendini gösteriyor. ne10 kullanıcıları, görüntülü görüşme yöntemiyle hızlı ve güvenli şekilde hesap açılışı gerçekleştirebiliyor. Böylece yatırım yapmak isteyen kullanıcılar herhangi bir şubeye gitmeden kısa sürede yatırım dünyasına adım atabiliyor. “Finansal Teknolojiler Yatırımı Daha Demokratik Hale Getiriyor” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Neo Menkul Değerler Genel Müdürü Arda Kocaman, yatırım dünyasında yaşanan dijital dönüşümün yatırımcı davranışlarını yeniden şekillendirdiğini belirterek şunları söyledi: “Bugünün yatırımcısı yalnızca hızlı işlem yapmak istemiyor; aynı zamanda farklı piyasalara kolay erişim, sade bir kullanıcı deneyimi ve tüm yatırım araçlarını tek noktadan yönetebilme beklentisi taşıyor. Biz de bu değişen ihtiyaçları dikkate alarak ne10 markasıyla yatırımı daha erişilebilir, daha anlaşılır ve daha kapsayıcı hale getirdik.” Kocaman, sözlerini şöyle sürdürdü: Müşterilerimiz ne10 sayesinde Borsa İstanbul hisselerinden yatırım fonlarına, ABD piyasalarından halka arzlara kadar birçok yatırım aracına tek uygulama üzerinden ulaşabiliyor. Önümüzdeki dönemde de yatırımcıların hayatını kolaylaştıracak yeni teknolojiler ve hizmetlerle platformumuzu geliştirmeye devam edeceğiz.” #### Horeca Mailing Gazete – Türkiye’nin Horeca Sektör Profesyonellerine Ulaşan En Geniş Yayını Horeca Mailing Gazete, beş yıl önce (2021) sektörel haber ve iletişim odaklı bir gazete olarak kuruldu. Horeca Mailing Gazete’nin amacı; 5 yıldızlı ve 4 yıldızlı Oteller, Lokantalar, Restoranlar, Kafeler, Catering şirketleri, Pastaneler, Fırınlar ve Özel Şefler başta olmak üzere Türkiye genelindeki Horeca noktalarına ücretsiz ulaşarak, tedarikçi firmalar ile hedef müşteriler arasında güncel ve etkili bir iletişim köprüsü kurmaktır. İki ayda bir, binlerce adet basılarak dağıtılan Horeca Mailing Gazete; yalnızca fiziksel dağıtımla sınırlı değil, dijital kanallarla da geniş bir erişim ağına sahip bir yayındır. Aynı zamanda Instagram ve Linkedin gibi sosyal medya platformları üzerinden de sektörle doğrudan ve güncel bir iletişim sürdürüyor. Kısa süre önce 20. sayısını (Nisan–Mayıs) tamamlayan gazete, şu sıralar 21. sayısı (Haziran –Temmuz) için çalışmalarını sürdürüyor. Sektör devlerini sayfalarına taşıyan gazetenin 20. sayısında KuruKahveci Mehmet Efendi CEO’su Tuncer Akgün, Gastronomiye yön veren isimlerden ünlü şef  Mehmet Yalçınkaya, Şenpiliç Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Faik Üçer gibi isimlerle yapılan röportajların yanı sıra Teksüt, Wastespresso, Osimo Endüstriyel Mutfak ve Tada gibi Horeca sektörünün etkili markaları yer alıyor. Her yeni sayısıyla sektöre yön veren içerikler sunmayı amaçlayan Horeca Mailing Gazete, sektördeki bilgi akışını güçlendiren ve aktörler arasındaki etkileşimi artıran bir platform olarak yoluna devam ediyor. Horeca Mailing Gazete 20. sayısını (Nisan–Mayıs) okumak için tıklayınız: https://anyflip.com/bptlv/lwdn Siz de Horeca sektörüne yön veren bu yayının bir parçası olmak ya da önceki sayılara göz atmak isterseniz www.horecamailing.com adresini ziyaret edebilir, Instagram’da https://www.instagram.com/horecamailingazete/  adresinden ve  Linkedin’de ise  https://www.linkedin.com/company/horeca-mailing-gazete/ sayfasından platformu takip edebilirsiniz. #### Horeca Mailing: HORECA Sektörünün Dijital ve Basılı Bilgi Kaynağı Otel, restoran, kafe ve catering (HoReCa) sektörünün dinamik dünyasında güvenilir bir bilgi kaynağı olarak öne çıkan Horeca Mailing, hem dijital platformu hem de iki ayda bir yayınlanan sektörel gazetesiyle Türkiye'nin dört bir yanındaki profesyonellere ulaşıyor. Platform, sektörün ihtiyaç duyduğu güncel haberleri, yeni ürün ve hizmet tanıtımlarını, başarı hikayelerini ve sektör temsilcileriyle yapılan röportajları okuyucularıyla buluşturuyor. COVID-19 sonrası dönemde hızla değişen HoReCa sektöründe, işletmelerin ihtiyaç duyduğu ekipman, malzeme ve makineleri üreten firmalar ile sektör profesyonellerini bir araya getiren Horeca Mailing, doğru tedarikçilerle iş birliklerinin kurulmasına öncülük ediyor. Bu sayede hem işletmeler rekabet güçlerini artırıyor hem de tedarikçiler hedef kitlelerine daha kolay ulaşabiliyor. Sektörün önde gelen fuarları ve etkinliklerinde aktif olarak yer alan Horeca Mailing ekibi, bu organizasyonlardan elde ettiği güncel bilgileri ve yeni trendleri okuyucularına hızla aktarıyor. Özellikle yeni teknolojiler, sürdürülebilirlik uygulamaları ve verimlilik çözümleri gibi konularda detaylı içerikler sunarak, işletmelerin gelişimine katkıda bulunuyor. Horeca Mailing'in dijital platformu, sektördeki gelişmeleri anlık olarak takip etmek isteyen profesyoneller için ideal bir kaynak oluştururken, iki ayda bir yayınlanan gazetesi ise daha detaylı içeriklerle sektörün nabzını tutuyor. İşletme sahipleri, yöneticiler ve satın alma sorumlularının yakından takip ettiği yayın, aynı zamanda tedarikçi firmalar için de etkili bir tanıtım mecrası olma özelliği taşıyor. Sektörün ihtiyaçlarını yakından takip eden Horeca Mailing, özellikle yeni açılan işletmeler, franchise gelişmeleri, ekipman yenilikleri ve başarı hikayeleri gibi konulara ağırlık vererek, okuyucularına kapsamlı bir içerik sunuyor. Platform ayrıca, sektördeki önemli satın almalar, birleşmeler ve yeni yatırımlar hakkında da güncel bilgiler sağlıyor. Horeca Mailing'in hedefi, HoReCa sektöründeki tüm paydaşlar için değer yaratan, güvenilir ve güncel bir bilgi kaynağı olmaya devam etmek. Bu doğrultuda içeriklerini sürekli geliştiren ve zenginleştiren platform, sektörün dijital dönüşümüne de katkıda bulunuyor. Daha fazla bilgi ve güncel içerikler için www.horecamailing.com adresini ziyaret edebilir, Instagram’da @horecamailingazete adresinden Linkedin’de ise Horeca Mailing Gazete sayfasından platformu takip edebilirsiniz. Horecamailing 2025 Ocak sayısını aşağıda okuyabilirsiniz. #### HORECADER Tek Ses, Yeni Vizyon İle Kuruldu Horeca ve Ev Dışı Tüketim sektörünün sesi olma hedefiyle yola çıkan HORECADER’in Başkanı Murat Alıcılar, HM Gazete’ye verdiği özel röportajda, derneğin sektördeki temsil gücünü, üyelere sağladığı stratejik avantajları ve 2026 vizyonunu paylaştı. Alıcılar, HORECADER’in sadece tedarikçilerin sesi olmakla kalmayıp, sektör standartlarını yükselten, sürdürülebilir iş modellerini destekleyen ve Türkiye’nin gastronomi markalaşmasına katkı sunan bir güç merkezi olduğunu vurguladı. Türkiye’deki Horeca ve EDT sektörünün durumu ile ilgili genel bir bilgilendirme yapan Murat Alıcılar, “Türkiye’de Horeca ve Ev Dışı Tüketim (EDT) sektörü son yıllarda hem ekonomik büyüklük hem de stratejik önem açısından ciddi bir ivme kazandı. Turizm, restoran, otel, kafe ve toplu tüketim alanlarının gelişmesiyle birlikte üretimden son noktaya kadar uzanan tedarik zinciri, ülke ekonomisinin en dinamik alanlarından biri haline geldi. Bugün sektörün 100 milyar doların üzerinde bir ekonomik hacme ulaştığını görüyoruz. Ancak bu büyüklüğe rağmen, özellikle tedarikçi tarafının temsil ve koordinasyon anlamında uzun yıllar dağınık bir yapı içinde kaldığını söylemek gerekir. Ne perakende sisteminin içinde ne de klasik toptan ticaret yapılarında tam anlamıyla konumlanabilen tedarikçiler, karar alma mekanizmalarında yeterince güçlü bir ses oluşturamıyordu. Oysa gıda güvenliğinden lojistiğe, fiyat istikrarından sürdürülebilirliğe kadar birçok kritik başlık doğrudan bu alanı ilgilendiriyor. Dolayısıyla sektör büyürken; kurumsal temsil, ortak standartlar, sürdürülebilir rekabet ve güçlü iletişim mekanizmaları da aynı ölçüde önem kazandı.” dedi. Tedarikçilerin Sorunlarını Tek ve Güçlü Bir Merkezden Çözeceğiz HORECADER’in ev dışı tüketim tedarikçi tarafının ortak bir sese ve güçlü bir platforma ihtiyacından doğduğunu belirten Alıcılar, “Sektördeki iletişim dağınıklığını toparlamak, adil rekabet ortamını desteklemek ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak amacıyla bir araya geldik. Bugüne kadar tedarikçilerin sorunları farklı platformlarda, parçalı ve etkisi sınırlı şekilde dile getiriliyordu. Biz bu alanlarda tek ve güçlü bir merkez oluşturmayı hedefledik. HORECADER’i yalnızca bir dernek değil, sektörün geleceğini birlikte inşa edeceğimiz bir dayanışma ve gelişim platformu olarak konumlandırıyoruz. Misyonumuz; sektörde güven ortamını güçlendirmek, kalite standartlarını yükseltmek ve tedarikçiler arasında güçlü bir bilgi paylaşım ağı oluşturmaktır. Kısa ve orta vadede ulusal ve uluslararası standartların geliştirilmesi, kamu ile sektör arasında etkin bir köprü kurulması ve güçlü temsil sağlanması temel hedeflerimiz arasındadır. Kuruluş sürecinde sektörün farklı alanlarından paydaşlarla yoğun istişareler gerçekleştirdik. Başkan olarak rolüm; bu vizyonu ortak bir zeminde birleştirmek, kapsayıcı ve tarafsız bir yapı oluşturmak ve sahada olduğu kadar masada da aktif bir temsil modeli inşa etmektir.” diye konuştu. Birlikten Doğan Gücü Kurumsal Bir Zeminde Büyütmek İstiyoruz Sektör profesyonelleri ve tedarikçilere sağlayacakları katkılardan da bahseden HORECADER Başkanı Alıcılar, “Üyelere özel planlanan demo mutfak alanı, ürünlerin gerçek kullanım senaryolarında test edilmesini ve tanıtılmasını sağlayacaktır. Bu alan, hem üretici hem de işletmeci için deneyim temelli bir iletişim zemini oluşturacaktır. Lojistik üs ve uzun vadede planlanan kooperatif yapısı ise maliyet optimizasyonu açısından kritik öneme sahiptir. Ortak satın alma, depolama ve dağıtım çözümleri sayesinde üyelerimizin ve paydaşlarımızın maliyetlerini azaltacak modeller üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca güçlü bir network yapısı kurarak üyelerimizin hem ticari hem de stratejik iş birliklerine daha kolay ulaşmasını hedefliyoruz. Birlikten güç doğuyor; biz bu gücü kurumsal bir zeminde büyütmek istiyoruz.” dedi. Sektörde Standartların Yükselmesi Ancak Ortak Bir Bilgi Kültürüyle Mümkün “Ev dışı tüketim sektöründe sürdürülebilir kalite için bilgi paylaşımı şart” diyen Alıcılar, “Bu doğrultuda dernek bünyesinde komiteler oluşturduk. Her komite kendi alanında sektörün ihtiyaçlarını belirleyerek hızlı aksiyon alacak. Planlarımız arasında; gıda güvenliği, tedarik zinciri yönetimi, maliyet kontrolü, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarında eğitim programları ve paneller düzenlemek bulunuyor. Akademik iş birlikleri ve kamu kurumlarıyla ortak çalışmalar da gündemimizde. Ayrıca sektörel raporlar ve veri analizleri ile üyelerimizin karar alma süreçlerini destekleyecek bilgi altyapısı oluşturmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. Gıda Güvenliği Artık Stratejik Bir Konu Sözlerine konuşmalarında sıkça değindiği ‘gıda güvenliği’ konusundan bahsederek devam eden Alıcılar, “Gıda güvenliği artık yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda marka değeri ve tüketici güveni açısından stratejik bir konu. Ev dışı tüketim tarafında zincirin her halkası bu sorumluluğu taşıyor. Öncelikle izlenebilirlik sistemlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Ürünün üretimden son noktaya kadar hangi koşullarda taşındığı ve saklandığı net şekilde kayıt altına alınmalı. Soğuk zincir disiplinine uyum, hijyen standartlarının eksiksiz uygulanması ve personel eğitimleri kritik başlıklar. Burada kamu–özel sektör iş birliği büyük önem taşıyor. Biz HORECADER olarak kamu kurumlarıyla güçlü bir diyalog mekanizması kurmayı hedefliyoruz. Amacımız, mevzuatın sahadaki uygulamasını kolaylaştıracak, sektörün gerçeklerine uygun çözümler geliştirmek. Aynı zamanda üyelerimiz arasında bilinç oluşturmak için eğitim ve rehberlik çalışmaları yapacağız. Gıda güvenliği rekabet unsuru değil, ortak sorumluluk alanıdır. Bu bilinci yaygınlaştırmak önceliğimizdir.” dedi. Bir HORECA Kültürü Oluşturmak İstiyoruz Alıcılar sözlerine şöyle devam etti: “2026 yılı bizim için kurumsal yapılanmanın güçlendirileceği ve temsil kapasitesinin artırılacağı bir dönem olacak. Öncelikle üye sayımızı artırarak daha kapsayıcı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Ne kadar geniş bir temsil alanına sahip olursak, sektör adına o kadar güçlü konuşabiliriz. Uluslararası platformlarda görünürlüğümüzü artırmak da stratejik hedeflerimiz arasında. Türkiye’deki ev dışı tüketim tedarikçilerinin uluslararası rekabette daha güçlü konumlanması için çalışmalar yapacağız. Dünyada gelişen trendleri takip ederek ülkemizde de bu alanda çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Örnek vermek gerekirse sokak lezzetlerinin tanıtılması ve desteklenmesini söyleyebiliriz. Türkiye’nin gastronomide bir marka olması için destek verecek çalışmalarımız olacak. Bu süreç turizmin gelişmesine de katkı sağlayacaktır. Kamu ile sektör arasında etkin bir köprü olmak önceliklerimizden biri olmaya devam edecek. Karar alma süreçlerinde sektörün görüşlerinin daha sistematik şekilde iletilmesi için mekanizmalar kuracağız. Odalar ve borsalarda sektörün temsil edilmesi için gerekli girişimleri ve çalışmaları da sürdürüyoruz. Ayrıca lojistik merkezi ve ortak iş birliği modelleri konusunda somut adımlar atmayı planlıyoruz. Özellikle büyük şehirlerde Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve belediyeler ile görüşerek sektör maliyetlerini düşürmeye yönelik adımlar atacağız. Komiteler aracılığıyla belirlenen ihtiyaçları ilaçlamadan, hijyene bir çok konuda projeye dönüştürerek hızlı sonuç üreten bir yapı oluşturmak istiyoruz. İç bünyemizde ise üyelerimize yönelik enerji, yakıt, lojistik firmaları ile anlaşmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Bu şekilde üyelerimizin maliyetlerini düşürmeye ve piyasa koşullarında rekabetçi bir alanda yer almalarını sağlamaya çalışıyoruz. Sadece gıda değil gıda dışı ürünlerde de tağşiş ve kayıt dışılığın engellenmesi çabalarında bizlerde destek vereceğiz. Vizyonumuz net: Ev dışı tüketim tedarikçilerinin Türkiye’deki en güvenilir ve en güçlü temsil platformu olmak. Bunu; şeffaf, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla gerçekleştireceğiz. Kısacası, bizler tarladan restaurant, cafe, otel kapısına kadar bir HORECA kültürü oluşturmak, yani kimliğimizi oluşturmak istiyoruz.” www.horecader.org.tr #### Hukuki Belirsizlik Elektrikli Araç Sahiplerini Yolda Bırakabilir Türkiye’de çevreci ulaşımın simgesi haline gelen elektrikli araçlar, şehir yaşamında yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor: apartman ve sitelerde şarj istasyonu kurulumu. Araç sahipleri konutlarında araçlarını şarj etmek isterken; diğer kat malikleri ise altyapı, güvenlik ve eşitlik kaygılarıyla karşı çıkıyor. Elektrikli araç kullanımındaki hızlı artış, hukuki altyapının bu değişime yeterince hızlı ayak uyduramamasını da gözler önüne seriyor.  Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, konunun sadece çevreci bir dönüşüm olmadığını vurguluyor: “Çevre Bakanlığı genelgesi, apartmanlara şarj istasyonu kurulumu için çoğunluk oyu yeterlidir diyor. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu hâlâ beşte dört çoğunluk şartını arıyor. Genelgelerle kanunlar aşılmaz. Bu durum, ileride yargı önüne taşınacak pek çok uyuşmazlığın habercisidir.” Yasal Boşluklar, Apartmanlarda Gerilimi Artırıyor Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) yayımladığı Şarj Hizmeti Yönetmeliği, kamuya açık şarj istasyonlarını düzenlerken; apartmanlardaki bireysel kurulumlara dair boşluklar hâlâ büyük. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2022 tarihli genelgesi, apartman otoparklarına şarj ünitesi kurulabilmesi için salt çoğunluk kararını yeterli görse de, bu durum Kat Mülkiyeti Kanunu’yla açıkça çelişiyor. Bu uyumsuzluk, pratikte büyük sorunlara yol açıyor. Güvenlik Riski Büyüyor, Komşuluk İlişkileri Zedeleniyor Uygulamada karşılaşılan en ciddi sorunlardan biri, elektrikli araç sahiplerinin kat maliklerinden izin almadan kendi dairelerinden uzatma kablosu çekerek araçlarını şarj etmeye çalışmaları. Bu yöntem, yalnızca hukuki açıdan değil; teknik ve güvenlik bakımından da ciddi riskler içeriyor. Avukat Elvan Kakıcı Şimşek uyarıyor:“Uzatma kabloları yangın, kısa devre ve apartman sisteminin çökmesi gibi büyük riskler doğurur. Özellikle eski binalarda altyapı bu yükü kaldıracak kapasitede değil. Ayrıca bu tür geçici çözümler, tüm apartman güvenliğini tehdit etmektedir.” Elektrik tesisatları yüksek güçlü şarj cihazlarına uygun olmayan binalarda, bu tür bireysel çözümler arızalara ve hatta can kaybına varabilecek kazalara yol açabiliyor. Çözüm: Net Hukuki Düzenleme ve Teknik Standart Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, sürdürülebilir ve güvenli bir çözüm için şu uyarılarda bulunuyor:“Kat Mülkiyeti Kanunu’na açık hükümler eklenmeli. Şarj ünitesinin kim tarafından kurulacağı, hangi teknik şartlara tabi olacağı ve maliyet paylaşımı netleştirilmeli. Bu yapılmazsa hem komşuluk ilişkileri zedelenecek hem de yargının yükü artacaktır.” Ayrıca, apartman yönetimlerinin de kendi yönetim planlarını güncelleyerek şarj istasyonu kurulumuna ilişkin kuralları açıkça belirlemesi, teknik onay süreçlerini baştan tanımlaması gerektiği ifade ediliyor. Araç Sayısı Artıyor, Altyapı Geri Kalıyor 2025 itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç sayısının 400 bini aştığı tahmin ediliyor. Ancak konutlardaki şarj altyapısı bu artışın gerisinde kalıyor. Hukuki netlik sağlanmazsa, hem çevre politikaları sekteye uğrayabilir hem de konut yaşamı içinden çıkılmaz bir çatışma alanına dönüşebilir.  Dönüşüm Hukuksuz Olmaz Elektrikli araç şarj sistemleri artık sadece bir teknoloji meselesi değil; hukuk, altyapı ve toplumsal uyum konusu. Net bir yasal düzenleme yapılmadan, apartmanlarda sağlıklı ve güvenli bir dönüşüm mümkün görünmüyor.Av. Elvan Kakıcı Şimşek’in ifadesiyle:“Bu konu artık bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Yasal netlik ve teknik güvenlik sağlanmadan apartmanlarda sağlıklı bir dönüşüm mümkün olmaz.” #### ideasoft & KPMG İş Birliği ile Hazırlanan “Türkiye E-ticaret Ekosistemi Raporu” Dijital Dönüşümün Yeni Boyutunu Ortaya Koyuyor! KPMG ve ideasoft iş birliğiyle hazırlanan ve 2026’nın ilk e-ticaret raporu olma özelliği taşıyan “Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu” yayında! E-ticaretin son beş yılda nasıl bir sıçrama yaptığını çarpıcı verilerle gözler önüne seren rapor, e-ticaretin bugününü resmediyor. Türkiye’de e-ticaret ekonominin dinamiğini belirleyen temel bir yapı haline geldi. ideasoft ve KPMG iş birliğiyle hazırlanan rapor, sektörün geldiği noktayı güçlü verilerle ortaya koyarken, e-ticarette rekabetin köklü biçimde değiştiğini gözler önüne seriyor.  2020 yılında 260 milyar TL seviyesinde olan internetten kartlı ödeme hacminin 2025 itibarıyla 7,3 trilyon TL’ye ulaşarak 28 kat büyümesi tüketim alışkanlıklarının kalıcı biçimde dijitale kaydığının en somut göstergesi.  Aynı dönemde ortalama sepet tutarı yaklaşık 9,4 kat artarken, işlem adedi 848 milyon seviyesinden 2,8 milyar adede yükseldi. İşlem başına ortalama tutar ise 306,7 TL’den 2.607 TL’ye çıktı. Bu tablo, büyümenin yalnızca fiyat artışlarından değil, gerçek işlem hacmi artışından da beslendiğini gösteriyor. İşlem Hacimlerinde Değişiklikler Mevcut Türkiye’de internet kullanım oranının 2020’de %79 seviyesinden 2025 itibarıyla %90,9’a yükselmesi, e-ticaretin toplumsal tabana ne ölçüde yayıldığını gösterirken; çevrimiçi alışveriş yapan bireylerin oranının aynı dönemde %36,5’ten %55,7’ye çıkması, dijital tüketimin artık ana akım haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşüm yalnızca kullanıcı tarafında değil, işlem hacimlerinde de güçlü bir büyümeye işaret ediyor. Raporda öne çıkan bir diğer önemli içgörü ise tüketici davranışındaki zamanlama. Gün içinde e-ticaret işlem yoğunluğu özellikle 13:00–15:00 saatleri arasında zirveye ulaşırken, haftalık bazda alışverişin ağırlıklı olarak hafta başında gerçekleştiği görülüyor. Bu durum, e-ticarette doğru zamanlamanın satış performansı üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ortaya koyuyor. İstanbul Yüzde 46 ile Önde Coğrafi dağılım incelendiğinde, Türkiye’deki e-ticaret satıcılarının %46,2’sinin İstanbul’da konumlandığı görülüyor. Ankara %9 ve İzmir %6,4 ile İstanbul’u takip ederken, diğer şehirler daha parçalı bir yapı sergiliyor. Bu tablo, e-ticaretin ülke geneline yayılsa da hâlâ büyük ölçüde metropollerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. ideasoft CEO’su Sinan Akdal, rapora ilişkin değerlendirmesinde, “Bugün e-ticaret içgörülerle yönetilen bir alan haline geldi. Raporda ortaya koyduğumuz veriler, Türkiye’de e-ticaretin büyük bir ilerleme gösterirken; aynı zamanda daha rekabetçi bir yapıya evrildiğini gösteriyor. Özellikle kategoriler arasındaki dengenin değişmesi, günlük tüketim alışkanlıklarının dijitalleşmesi ve işlem hacmindeki güçlü artış, sektörün yeni bir faza geçtiğinin en net göstergeleri arasında yer alıyor. Nitekim yalnızca internetten yapılan kartlı ödemelerin 2020’den 2025’e dek 28 kat büyümesi e-ticaretin ulaştığı ölçeği net biçimde ortaya koyuyor. Bununla birlikte, tüketici davranışındaki dönüşüm de dikkat çekici. Gün içinde işlem yoğunluğunun özellikle 13:00–15:00 saatleri arasında zirveye ulaşması ve alışverişin ağırlıklı olarak hafta başında gerçekleşmesi, e-ticarette zamanlama ve stratejinin en az ürün kadar belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Bu yeni dönemde başarı; veriyi doğru okuyabilen, müşteri davranışını anlayan ve operasyonunu buna göre kurgulayan markaların olacak. ideasoft olarak biz de işletmelerin yalnızca e-ticarete başlamasını değil, bu dönüşümü doğru stratejiyle yöneterek sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlıyoruz. Bu doğrultuda, teknoloji ve yapay zeka yatırımlarına 200 milyon TL’nin üzerinde yeni kaynak ayırarak; işletmelerin daha akıllı ve daha verimli yönetilen e-ticaret operasyonları kurmasını sağlayacak çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Türkiye e-ticaret ekosistemi önümüzdeki dönemde büyümeye devam edecek. Ancak artık farkı yaratan büyümek değil; veriyi doğru kullanarak bu büyümeyi yönetebilmek olacak. Hazırladığımız bu rapor da bu yaklaşımın en somut örneği.” dedi. KPMG Strateji ve Operasyonlar & Şirket Ortağı Bükre Bektaş ise, “E-ticaret ekosisteminde faaliyet gösteren şirketler için dijital dönüşüm; yalnızca teknoloji yatırımlarından ibaret değil. Veriye dayalı karar alma, müşteri deneyiminin yeniden tasarlanması, operasyonel verimlilik ve çevik organizasyon yapıları, rekabet avantajının temel unsurları haline geliyor. Bu çerçevede, dijitalleşme yolculuğunda atılan adımların uzun vadeli bir vizyonla ele alınması, kısa vadeli kazanımların ötesinde kalıcı değer yaratılmasını sağlıyor. Bu rapor, Türkiye’de e-ticaretin mevcut durumunu, dijitalleşme eğilimlerini ve sektörün önümüzdeki dönemde karşılaşması muhtemel fırsat ve riskleri kapsamlı bir bakış açısıyla ele almayı amaçlıyor. Güncel veriler, saha gözlemleri ve analitik değerlendirmeler ışığında hazırlanan çalışma; e-ticaret ekosisteminin farklı bileşenlerini bir arada değerlendirerek okuyucuya bütüncül bir perspektif sunuyor.” dedi. Raporun tamamına ulaşmak için: https://www.ideasoft.com.tr/sayfa/kpmg/ ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### IdeaSoft Altyapılı E-İhracat Firmaları 2024’te Rekor Büyüme Kaydetti 2024 yılı, Türk e-ihracatçıları için son derece verimli geçti. IdeaSoft altyapısıyla yurtdışına açılan firmalar, 2024 yılında cirolarını üç katına çıkarırken, satış adetlerinde de iki katın üzerinde bir artış sağladı. Bu büyüme, Türk firmalarının uluslararası pazarda giderek daha güçlü bir yer edindiğini gösteriyor. IdeaSoft, e-ihracat yapmaya başlayan firmalarına sağladığı yazılım ve strateji desteğiyle bu başarıda önemli bir rol oynadı. Türkiye’nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcılarından IdeaSoft, 2024 yılı itibariyle e-ihracat yapan müşterilerinin elde ettiği başarıları duyurdu. 2024 yılında, IdeaSoft altyapısıyla e-ihracat yapan firmalar, cirolarında üç kat bir artış sağladı ve satış adetlerinde iki katından fazla bir yükselme gerçekleşti. Almanya Liderliği Bırakmadı, Fransa’da Satışlar Yükseldi Türk e-ihracatçılarının 2024'te en çok satış yaptığı ülke Almanya oldu. Moda, kozmetik ve ev dekorasyonu gibi kategorilerde Türk ürünleri, Almanya’da istikrarlı talep gördü. Güçlü lojistik altyapı ve kültürel yakınlık, Almanya’yı önemli bir hedef haline getiriyor. 2025’te de Almanya'daki talebin devam etmesi ve Türk markalarının rekabetçiliğini artırması bekleniyor. Fransa 2024'te Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı oldu Fransa ise 2024'te Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı oldu. Fransız tüketiciler, özellikle özgün ve kaliteli Türk ürünlerine yoğun ilgi gösterdi. Bu büyüme, Türk firmalarının yerelleşme stratejilerinin etkili olduğunu gözler önüne serdi. 2025’te ise Fransa’da dijitalleşme ve yerelleşme stratejilerinin daha fazla fırsat yaratması bekleniyor. Türk markalarının Fransa pazarındaki etkisi artmaya devam edecek. Kargoda FedEx ve UPS Gücü Kargo sektöründe ise büyük değişimler yaşandı. FedEx, gönderi sayısında yaklaşık 7 kat artış göstererek yılın en hızlı büyüyen kargo firması oldu. UPS ise, toplamda en çok tercih edilen kargo şirketi olarak liderliğini korudu. Ödeme sistemlerinde de önemli değişiklikler yaşandı; özel ödeme yöntemlerine yönelik siparişler üç kat arttı, havale ile yapılan ödemeler ise iki katından fazla yükseldi. Bu, Türk e-ihracatçıların ödeme çeşitliliğine ve müşteri güvenine olan yatırımlarının karşılığını aldığına işaret ediyor. Ödemede Dönüşüm: Dijital Sistemler Yükseldi Ödeme yöntemlerinde de çarpıcı değişiklikler yaşandı. Özel ödeme sistemleri üzerinden verilen siparişler yaklaşık 3 kata yakın artarken, geleneksel yöntemlerden havale ve EFT ile yapılan ödemelerde de iki katı aşan büyüme kaydedildi. Bu tablo, müşterilerin dijital çözümlere daha fazla güvendiğini ve ödeme alışkanlıklarının çeşitlendiğini gösteriyor. Konuyla ilgili görüşlerini aktaran IdeaSoft CEO’su Seyhun Özkara; “2024 yılı, firmalarımızın dijitalleşme yolundaki adımlarının doğruluğunu ortaya koydu. IdeaSoft olarak, işletmelerimize yazılım ve strateji desteği sunarak, onların global pazarlarda daha güçlü bir şekilde yer almalarına yardımcı olduk. Altyapımızı kullanan firmalar, dijital dönüşüm süreçlerini hızla tamamlayarak, yurtdışındaki rekabetçi pazarlarda kendilerine sağlam bir yer edindiler. 2025 yılı hedefimiz, daha fazla Türk firmasının küresel pazarlara açılmasını desteklemek.” dedi. IdeaSoft: 2005 yılında kurulan IdeaSoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. IdeaSoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 45 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan IdeaSoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### ideasoft Şanlıurfa’nın “E-ticaret Güçlendirme Projesi”nde! Ticaret Bakanlığı’nın öncülüğünde başlatılan E-Ticareti Güçlendirme Projesi kapsamında Türkiye genelinde düzenlenecek eğitim programlarının ilki 9 Nisan’da Şanlıurfa’da gerçekleştirilecek. E-ticaret altyapı platformu ideasoft da projede yer alarak KOBİ’lerin ve girişimcilerin dijital ticarete geçişine destek verecek. Türkiye’de e-ticaret ekosisteminin gelişimini hızlandırmak ve yerel işletmeleri dijital ticarete kazandırmak amacıyla hayata geçirilen “E-Ticareti Güçlendirme Projesi”, ilk eğitim programıyla Şanlıurfa’da başlıyor. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Müstakil Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MÜSİAD) iş birliğiyle gerçekleştirilen proje, Türkiye’nin farklı şehirlerinde düzenlenecek eğitimlerle esnafı, KOBİ’leri ve girişimcileri e-ticaretle buluşturmayı hedefliyor. Anadolu’daki işletmeler için e-ticaret seferberliği 9 Nisan 2026 Perşembe günü Şanlıurfa’da düzenlenecek eğitim programında katılımcılar; e-ticaret altyapısının kurulumu, dijital pazarlama yöntemleri, online satış platformlarının yönetimi, ödeme sistemleri ve lojistik süreçleri gibi birçok başlıkta kapsamlı bilgiler edinecek. Programın önemli paydaşlarından biri olan ideasoft da etkinlikte yer alarak girişimcilere e-ticaret altyapıları ve dijital satış stratejileri konusunda deneyimlerini aktaracak. Amaç: KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmak Proje, Türkiye’de özellikle Anadolu’daki işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırmayı amaçlıyor. Yerel işletmelerin e-ticarete adapte olmasıyla birlikte hem bölgesel ticaret hacminin artması hem de kadın ve genç girişimcilerin dijital ticaret ekosisteminde daha aktif rol alması hedefleniyor. Bu kapsamda düzenlenecek eğitimlerin, e-ticarete adım atmak isteyen girişimciler için önemli bir yol haritası sunması bekleniyor. “Anadolu’daki girişimcilerin e-ticaret potansiyeli çok yüksek” ideasoft CEO’su Sinan Akdal, Türkiye’de e-ticaretin büyüme potansiyelinin artık yalnızca büyük şehirlerle sınırlı olmadığını vurgulayarak “Türkiye’de e-ticaret son yıllarda çok hızlı büyüdü ve Anadolu şehirleri de bu büyümenin yeni merkezlerinden. Yerel işletmelerin ise doğru altyapı ve doğru stratejiyle dijital pazarlara açılması artık çok daha kolay. Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen bu proje, özellikle KOBİ’lerin ve girişimcilerin e-ticarete daha güçlü adım atmasını sağlayacak. ideasoft olarak biz de bilgi birikimimiz ve teknolojik altyapımızla bu dönüşüm sürecine katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. Türkiye’nin önde gelen markaları da projede yer alacak Şanlıurfa’da gerçekleştirilecek programa e-ticaret ve teknoloji ekosisteminin önemli markalarının temsilcileri de katılacak. Katılımcılar gün boyu sürecek eğitimlerde sektördeki güncel gelişmeleri dinleme, uzmanlarla birebir iletişim kurma ve dijital ticaret fırsatlarını yakından tanıma fırsatı bulacak. Şanlıurfa’dan başlayacak, Türkiye’ye yayılacak GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilecek programın, bölgedeki işletmelerin e-ticaret alanında daha aktif rol almasına ve yeni pazarlara ulaşmasına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Eğitime katılmak isteyen girişimciler ve işletmeler, proje için oluşturulan kayıt sistemi üzerinden başvuru yaparak programa dahil olabiliyor. Tarih: 9 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00 – 17.00 Yer: GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Eğitim Merkezi (GAPTAEM) – Haliliye / Şanlıurfa Bilgi ve Başvuru İçin: https://www.eticaretturkiye.com/  ideasoft:2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### IdeaSoft, 20. Yılında Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında Yerini Aldı Türkiye’nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcılarından IdeaSoft, 20. yılını kutladığı bu özel dönemde Great Place to Work® tarafından “Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2025” listesine seçilerek önemli bir başarıya daha imza attı. Çeyrek asra yaklaşan serüveninde yalnızca teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda çalışanlarının gelişimini ve mutluluğunu önceliklendiren IdeaSoft, insan odaklı kültürü sayesinde sektöründe fark yaratmayı sürdürüyor. IdeaSoft, çalışan deneyimi ve kurum kültüründeki başarılarıyla Great Place to Work® tarafından “Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2025” listesine seçildi. 20. yılını kutlayan şirket, çalışan memnuniyetini ve güven kültürünü odağına alan yönetim anlayışıyla sektörde örnek bir model ortaya koydu. Kurulduğu günden bu yana teknoloji üretmenin ötesine geçerek insanı merkezine alan bir kurum kültürü inşa eden IdeaSoft, bu prestijli ödülle birlikte güçlü değerler üzerine kurulu vizyonunun da meyvelerini toplamış oldu. Çeyrek asra yaklaşan yolculuğunda sürekli gelişimi destekleyen, kapsayıcı ve ilham veren bir çalışma ortamı yaratmayı hedefleyen şirket, çalışan bağlılığı ve mutluluğuna verdiği önemi bir kez daha tescilledi. IdeaSoft CEO’su Seyhun Özkara,”"20. yılımızda böylesine anlamlı bir ödüle layık görülmek, yol arkadaşlarımıza verdiğimiz değerin bir yansıması. Biz IdeaSoft’ta teknolojiyi insana hizmet eden bir araç olarak görüyoruz. Bu anlayışla, çalışanlarımızın potansiyellerini en iyi şekilde ortaya koyabilecekleri bir ortam yaratmaya odaklandık. Bu ödül, kurum kültürümüze, birlikte başarma ruhumuza ve güven ortamına duyulan inancın bir göstergesi. Tüm ekip arkadaşlarıma ve bu kültürün bir parçası olan herkese gönülden teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu. IdeaSoft: 2005 yılında kurulan IdeaSoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. IdeaSoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 45 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan IdeaSoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. Tavsiye Blog YazısıTürkiye E-Ticaret Pazarını Şekillendiren Temel Eğilimler #### IdeaSoft’tan E-Ticarette Yeni Dönem: Ideasoft Next IdeaSoft Yeni Logosu ve Platformuyla E-Ticaret’te Vites Yükseltiyor Türkiye’nin lider e-ticaret platformu IdeaSoft, düzenlenen toplantıyla yeni nesil platformu IdeaSoft Next’i tanıttı. Yeni sistem, girişimcilere yalnızca 1 saat içinde satışa hazır internet mağazası kurma imkânı sunarken; dropshipping desteği, dijital ürün satışı, gelişmiş güvenlik, e-ihracat kolaylıkları ve yapay zekâ destekli özelliklerle e-ticarette yeni bir dönemin kapısını aralıyor. IdeaSoft, kurumsal kimliğini ve logosunu yenileyerek geleceğe yönelik vizyonunu duyurdu. Modern çizgiler ve minimal tasarımla güncellenen yeni logo, markanın e-ticaretin merkezinde konumlanan çözüm ortağı rolünü simgeliyor. Öte yandan, IdeaSoft’un önümüzdeki dönemde yapacağı 100 milyon TL’lik teknoloji yatırımı, Türkiye’nin e-ticaret ekosistemine yepyeni bir soluk getirecek. Yeni platform; 1 saatte satışa hazır mağaza kurulumu, dijital ürün satışı, e-ihracat kolaylıkları ve gelişmiş güvenlik standartlarıyla girişimcilerin elini güçlendiriyor. Globalleşme ve E-İhracat Hızla Artacak Çoklu dil ve para birimi desteği sayesinde girişimciler, IdeaSoft Next ile mağazalarını aynı anda farklı pazarlara açabiliyor. Sistem, fiyatları otomatik olarak bulunduğu ülkeye göre uyarlarken kargo ve vergi seçeneklerini de yerelleştiriyor. Bu sayede Türkiye’nin e-ihracat hacminin büyümesine katkı sağlanması hedefleniyor. IdeaSoft, müşterilerini küresel rekabete hazırlarken, küçük ve orta ölçekli işletmelerin de global pazarlarda yer alabilmesini kolaylaştırıyor. IdeaSoft CEO’su Sinan Akdal, toplantıda yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Her işletmenin zorluklarla mücadele ettiğini biliyor ve değerlerimizi bu ölçüde şekillendiriyoruz. 20 yılda, 36’dan fazla sektörde 50 binden fazla müşterimizden edindiğimiz tecrübe ile müşterilerimizin her zaman yanındayız. IdeaSoft altyapısı üzerinden bugüne dek 70 milyondan fazla sipariş verildi, yüz milyonlarca ürün alıcıya ulaştı. Sektörde bir rekora imza atarak müşterilerimizin yaptığı satış son 3 yılda tam 4 katına çıktı. Bu tablo, IdeaSoft’un e-ticaret uzmanlığı ile başarının kolayca geldiğinin yegâne kanıtı. Türkiye’de yılsonunda 5 trilyon TL’yi aşan bir e-ticaret hacmi bekliyoruz. Öte yandan, Türkiye’de e-ihracat hacminin 2025 yılı sonunda önemli bir artış göstermesi bekleniyor. 2023’te ihracatın %7’si e-ihracat kaynaklıydı, 2025’te bu oranın %10’u geçmesi öngörülüyor. Bu, IdeaSoft gibi platformların küresel pazarda daha kritik bir rol üstlenmesini sağlayacak.” IdeaSoft Next’in Öne Çıkan Yenilikleri 1 saatte e-ticarete başlangıç: Akıllı kurulum sihirbazı ve hazır temalarla haftalar süren süreçler artık 1 saatte tamamlanıyor. Tümleşik çözümler: Yapay zekâ destekli fiyatlama, içerik üretimi, kampanya kurgusu; IdeaPOS ve IdeaKargo entegrasyonları ile hızlı, kolay ve uygun maliyetli operasyon yönetimi. E-ihracat ve globalleşme: Çoklu dil desteği, lokal fiyat gösterme ve yurtdışına şirket kurmadan satış imkânı. Dijital ürün satışı: Video ders, eğitim paketi veya dijital hizmetlerin anında satışı ve teslimatı. Kadın girişimcilere destek: Eğitim, mentorluk ve özel çözümlerle kapsayıcı büyüme imkânı sunuluyor. Kadın girişimcilere özel paketler, eğitim programları ve mentorluk desteği ile kapsayıcı bir e-ticaret ekosistemi hedefleniyor. Dropshipping: 10 binlerce ürünlük tedarikçi havuzuyla stok ve depo ihtiyacını ortadan kaldırma, düşük sermaye ile iş kurma fırsatı. Veri güvenliği: Çift data center ile 7/24 kesintisiz ve güvenli e-ticaret altyapısı. IdeaAkademi: Ücretsiz eğitim ve sertifikalarla girişimcileri bilgiyle güçlendirme. Finansal Çözümler ile Büyüme Desteği: Yeni finansal ürünler ile işletmelerin nakit akışı ve rekabet gücü destekleniyor: Şimdi Al Sonra Öde: KOBİ finansman çözümleri, Fiziksel POS – online/mağaza entegrasyonu, Markaya özel cüzdan ve sadakat uygulamaları, Yurt dışı ödeme çözümleri ve tek tıkla ödeme (Fast Checkout). IdeaSoft’un E-ticaret Vizyonu IdeaSoft, 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de e-ticaretin büyümesine öncülük ediyor. Şirket, bugüne kadar 50 binden fazla işletmeye altyapı sağladı. IdeaSoft altyapısını kullanan girişimcilerin %80’i e-ticaret faaliyetlerine bir sonraki yılda başarıyla devam ediyor. Sinan Akdal, sözlerini şu şekilde tamamladı:“Amacımız, e-ticareti herkes için kolay, sürdürülebilir ve kârlı kılmak. IdeaSoft Next ile yalnızca yazılım ve altyapı değil; global ölçekte rekabet edebilecek uçtan uca çözümler sunuyoruz. Türkiye’den çıkan işletmelerin dünyaya açılmasına destek olmak en büyük önceliğimiz.” 20. Yıl İle Birlikte Yenilenen Marka Kimliği 2005 yılından bu yana Türkiye’de e-ticaretin gelişiminde öncü rol oynayan IdeaSoft, lansmanla birlikte yenilenen kurumsal kimliğini de tanıttı. Gelecek vizyonu doğrultusunda modernize edilen yeni logo ve tasarım dili, markanın teknoloji odaklı dönüşümünü yansıtıyor. IdeaSoft: 2005 yılında kurulan IdeaSoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. IdeaSoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan IdeaSoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. Bilgi İçin : ideasoft.com.tr #### ideasoft’un Müşteri Deneyimi Mehmet Sarpyar’a Emanet E-ticaret teknolojileri alanında Türkiye’nin öncü şirketlerinden ideasoft, müşteri deneyimi ve operasyon yönetimindeki uzmanlığıyla tanınan Mehmet Sarpyar’ı Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak kadrosuna kattı. Haziran ayı itibarıyla görevine başlayan Sarpyar, müşteri memnuniyeti, müşteri bağlılığı, onboarding süreçleri ve operasyonel verimlilik alanlarında hayata geçirilecek yeni proje hedeflerine liderlik edecek. Sektörde uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Mehmet Sarpyar, Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak ideasoft ekibine katıldı. Müşteri hizmetleri, satış yönetimi, operasyonel verimlilik, müşteri kazanımı ve müşteri sadakati alanlarında önemli başarılara imza atan Sarpyar, yeni görevinde müşteri deneyimi süreçlerinin geliştirilmesi, müşteri memnuniyetinin artırılması ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen operasyonel yapıların güçlendirilmesine odaklanacak. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümünden mezun olan Mehmet Sarpyar, çift anadal kapsamında Bankacılık diploması da aldı. Akademik kariyerini ise İstanbul Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans yaparak sürdürdü. Profesyonel kariyerine Avea Müşteri Hizmetleri’nde müşteri temsilcisi olarak başlayan Sarpyar, kısa sürede şikayet yönetimi, satış takım liderliği, dış kaynak denetimi ve çağrı merkezi yönetimi gibi kritik görevlerde sorumluluk üstlendi. Telekomünikasyondan E-Ticarete Uzanan Deneyim Türk Telekom bünyesinde Dış Kaynak Denetim Yöneticisi olarak görev yapan Sarpyar, ardından Assistt’te görev alarak, kuruluş aşamasından itibaren bankacılık, e-ticaret ve enerji sektörlerine hizmet veren büyük ölçekli çağrı merkezi satış operasyonlarının hayata geçirilmesinde aktif rol üstlendi. Yapay Zeka Destekli Müşteri Deneyimi Uzmanlığı ideasoft’a katılmadan önce Procat’ta Müşteri Deneyimi ve Operasyonları Direktörü olarak görev yapan Mehmet Sarpyar, yeni müşteri kazanımı ve mevcut müşteri operasyonlarının yönetiminin yanı sıra yapay zeka destekli müşteri deneyimi teknolojilerinin satış ve entegrasyon süreçlerine liderlik etti. Sarpyar, müşteri tutundurma, onboarding süreçleri, tahsilat yönetimi ve müşteri yaşam döngüsü optimizasyonu konularında geliştirdiği veri odaklı yaklaşımlarla birçok organizasyonun büyüme hedeflerine katkı sağladı. “Müşteri Deneyimini Büyümenin En Güçlü Kaldıraçlarından Biri Olarak Görüyoruz” Yeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mehmet Sarpyar şunları söyledi: “Dijital ticaret ekosisteminin öncü markalarından biri olan ideasoft ailesine katılmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Günümüzde müşteri deneyimi yalnızca memnuniyet yaratan bir unsur değil, şirketlerin sürdürülebilir büyümesinin ve rekabet avantajının temel belirleyicilerinden biri haline geldi. Veri odaklı yaklaşımımızı, yapay zeka destekli teknolojileri ve müşteri beklentilerini merkeze alan süreç yönetimini bir araya getirerek müşterilerimize daha yüksek değer sunmayı hedefliyoruz.” ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı.  #### İhracatta Başarının Gizli Şifresi: Kültürel Zeka (CQ) Nedir? Dr. Yavuz Selim Sılay, Türk şirketlerinin globale açılırken yaşadığı zorlukların temelinde zeka (IQ) veya duygusal zeka (EQ) eksikliğinin değil, "Kültürel Zeka" (CQ) yetersizliğinin yattığını belirtti. Dr. Sılay, "Global düşün, lokal hareket et" mottosunun uluslararası pazarlarda başarının altın kuralı olduğunu vurguladı. https://www.youtube.com/watch?v=cvUbbgMVInI Uluslararası alanda 7 yılı Almanya ve 14 yılı Amerika'da olmak üzere geniş bir tecrübeye sahip olan Dr. Yavuz Selim Sılay, Türk girişimcisinin potansiyelini ve karşılaştığı engelleri değerlendirdi. Türk insanının yüksek IQ seviyesi ve cana yakınlığıyla öne çıkan EQ'suna rağmen, uluslararası ticarette kültürel farklılıkları anlama ve buna göre hareket etme becerisi olan CQ'da zayıf kaldığını ifade etti. Dr. Sılay, "IQ var, EQ var. Nerede kaybediyoruz? CQ'da kaybediyoruz arkadaşlar. Yani kültürel olarak karşı tarafın iş yapış biçimini algılamadan, mesela Fransızca konuşulan bir pazara İngilizce sunumlar yollayarak başarılı olamayız" dedi. "Bir Kültürde Vakit Kaybı Olan, Diğerinde İşin Gerekliliğidir" Farklı kültürlerdeki iş yapış biçimlerine dikkat çeken Dr. Sılay, Çin ve Amerikan iş kültürleri arasındaki zıtlığı örnek verdi: "Çinli bir iş insanı, anlaşma yapmadan önce sizi tanımak için yedirir, içirir. Bu, Amerikan kültüründe ise 'zamanımı kaybettirme' olarak algılanan bir vakit kaybıdır. Bir kültürde işin gerekliliği olan bir şey, diğerinde başarısızlık getirebilir." Dr. Sılay, Coca-Cola'nın Suudi Arabistan'da Arapçanın sağdan sola okunduğunu hesaba katmadan hazırladığı bir reklam yüzünden yaşadığı fiyaskoyu da "kültürel zeka" eksikliğine çarpıcı bir örnek olarak gösterdi. Startup'ların %42'si Aynı Hatayı Yapıyor CB Insights'ın analizine atıfta bulunan Dr. Sılay, startup'ların başarısızlık oranlarına da değindi. "Her 100 startup'ın 42'si, ürettiği ürün veya hizmetin pazarda bir karşılığı olmadığı için batıyor. Yani o ürettiğin şey boşa gidiyor," diyerek stratejik pazar analizinin ve yerel ihtiyaçları anlamanın önemini vurguladı. Afrika Pazarı İçin Çağrı: "Hedef 100 Milyar Dolar" Türkiye'nin Afrika ile olan ticaret hacminin 2005'te 2 milyar dolarken bugün 43,5 milyar dolara ulaştığını belirten Dr. Sılay, Cumhurbaşkanlığı tarafından konulan 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmada her girişimciye görev düştüğünü söyledi. Bu hedef doğrultusunda iş insanlarını ve yatırımcıları düzenleyecekleri iki önemli etkinliğe davet etti: 22 Ekim, İstanbul: Hilton Kozyatağı'nda Afrika'dan gelecek büyük bir heyetle yapılacak olan buluşma. Kasım Ayı, Nijerya: Potansiyeli yüksek Abia eyaletinde düzenlenecek olan "Türkiye-Abia Yatırım Zirvesi". Dr. Sılay, özellikle Nijerya'daki zirvenin, pazar analizleri tamamlanmış ve Türk yatırımcılar için büyük fırsatlar barındıran bir bölgede yapılacağını belirterek, "Gelin bu Türkiye yüzyılında artık iş insanlarımızın önünü açalım. Bu tarihi iş birliğini kaçırmayın" diyerek sözlerini noktaladı. İletişim İçin :drysilay@yahoo.com veWhatsapp hattı +90-531-5103269 #### İK’nın Geleceği: İnsan Merkezli Yapay Zekâ E-ticaret dünyası, yalnızca tüketici deneyimini değil, aynı zamanda kurum içi çalışma kültürünü de yeniden şekillendiriyor. Dijitalleşmenin en yoğun yaşandığı sektörlerden biri olan e-ticarette, teknolojik yenilikler artık yalnızca satış platformlarında değil, insan kaynağı yönetimi ve kurumsal gelişim alanlarında da fark yaratıyor. ideasoft, bu dönüşümün en güçlü temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Yeni kurumsal kimliğiyle birlikte ideasoft, geleceğe hazır, öğrenme odaklı ve yüksek motivasyonlu bir çalışma ortamını sürdürülebilir kılmayı hedefliyor. Sektördeki başarısını sadece altyapı ve teknolojiyle değil, aynı zamanda insan odaklı yenilikçi yaklaşımlarıyla da sürdürüyor. Bu yaklaşım, markanın hem kurum içi bağlılığı hem de yenilik kültürünü güçlendirmeyi amaçlıyor. 2026 yılında devreye alınacak yapay zekâ destekli iç iletişim ve gelişim asistanı, ideasoft çalışanlarına kişisel gelişim, süreç yönetimi ve iç iletişimde yeni bir deneyim sunacak. ideasoft İnsan ve Kültür Direktörü Betül Talay, uygulamanın amacını şu sözlerle özetledi:  “Yeni yapay zekâ destekli asistanımız, çalışanlarımızın ihtiyaç duydukları bilgilere, süreçlere ve yönlendirmelere anlık erişim sağlayarak herkes için daha akıcı, kişiselleştirilmiş ve keyifli bir çalışma deneyimi sunacak. Bu uygulama, teknolojiyle insanı güçlendiren kültürümüzün doğal bir yansıması olacak.” Yapay zekâ insanın yerini değil, potansiyelini güçlendiriyor ideasoft, yapay zekâyı organizasyonel verimliliği artıran ve çalışanların yaratıcılık ile stratejik düşünme becerilerine daha fazla alan açan bir araç olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlanırken, çalışanların gelişim yolculukları da daha görünür ve kişiselleştirilmiş hale getiriliyor. Talay, bu yaklaşımı şöyle değerlendirdi:  “Yapay zekâyı istihdamı azaltan değil, yeni uzmanlık alanları yaratan bir güç olarak görüyoruz. ideasoft’ta teknoloji, insanı merkeze alan kültürümüzün en güçlü destekçisi konumunda.” İK’nın geleceği: İnsan merkezli yapay zekâ 2025 yılında ideasoft bünyesinde kurulan Yapay Zekâ Kulübü, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunun önemli adımlarından biri oldu. Eğitim yatırımlarının %40’ı yapay zekâ öğrenimine ayrılırken, tüm departmanlardan gönüllü çalışanlar süreçlerini dönüştüren projelere imza attı. Bu projelerin bir kısmı halihazırda aktif olarak kullanılmaya başlandı. Yeni geliştirilen asistan uygulaması, bu kültürel dönüşümün bir sonraki adımı olarak, çalışanların iç süreçlerle ilgili ihtiyaçlarını hızlıca karşılayan, kişisel gelişimlerini destekleyen ve yönlendirmeler sunan bir sistem işlevi görecek. Genç enerjiyle deneyimin dengesi 2025 yılı boyunca ekibe katılan genç profesyoneller, ideasoft’a taze bir bakış açısı ve hız kazandırırken, deneyimli ekip üyeleriyle birlikte güçlü bir bilgi paylaşımı kültürü oluşturuldu. Bu yapının sonucu olarak, şirketin ortalama yaşı 31 seviyesinde. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı.  #### ikas, %99.7 Müşteri Memnuniyetiyle Rakiplerini Geride Bırakarak Zirvedeki Yerini Korudu! Türkiye’nin yeni nesil e-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas, Şikayetvar A.C.E Awards’ta üst üste ikinci kez Türkiye’nin müşteri memnuniyetinde lider e-ticaret altyapısı seçildi. Şikayetvar’ın müşteri geri bildirimleri, memnuniyet seviyesi ve şikayet oranları gibi kriterleri dikkate alarak kazananları belirlediği müşteri memnuniyeti ödülleri A.C.E. Awards’ın 11.’si düzenlendi. Geçen sene olduğu gibi bu sene de E-Ticaret Yazılım Altyapı Kategorisi Diamond Ödülü’nün sahibi ikas oldu. ikas, bu prestijli ödülle sektördeki konumunu bir kez daha güçlendirdi. ikas Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emine Baysal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu ödülü bizim için değerli kılan şey, doğrudan müşterilerimizin geri bildirimlerine dayanması. ikas’ı kurarken hedefimiz; e-ticareti karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp, herkesin kolayca büyüyebileceği bir zemine dönüştürmekti. Bugün %99.7 gibi bir müşteri memnuniyeti oranına ulaşmamız, bu yaklaşımın ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Biz ikas’ta hiçbir zaman ‘oldu’ demiyoruz. Ürünümüzü, müşterilerimizden gelen her geri bildirimle daha iyi hale getirmeye devam ediyoruz. Bu başarı, yalnızca güçlü bir teknoloji değil; aynı zamanda işine tutkuyla bağlı bir ekip ve müşterileriyle birlikte gelişen bir kültürün sonucu. Bu süreçte bize güvenen, görüşlerini açıkça paylaşan tüm müşterilerimize ve bu başarıyı mümkün kılan ikas ekibine gönülden teşekkür ediyorum.” #### ikas, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında Yerini Aldı Yenilikçi teknolojileri ve sunduğu çözümlerle e-ticarette işleri kolaylaştıran ikas, aldığı ödüllere bir yenisini ekledi. ikas, Great Place To Work kurumunun seçtiği Türkiye’nin En İyi İşverenleri Listesi 2026’da 100-249 Çalışan Sayısı Kategorisi’nde ödüle layık görüldü. E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas, iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi konusundaki başarısını global çapta tescilledi. İş yeri kültürü konusunda dünyada otorite kabul edilen Great Place to Work® Türkiye tarafından düzenlenen “Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2026” listesine giren ikas, çalışan mutluluğuna verdiği önemi aldığı ödülle taçlandırdı. 21 Nisan 2026 tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel & Conference Center’da gerçekleştirilen ödül töreninde ikas, ilk kez katıldığı süreçte “100-249 Çalışan Sayısı” kategorisinde ödüle layık görüldü. Güven temelli bir kurum kültürü inşa etme vizyonuyla hareket eden şirket, çalışanlarının değerlendirmeleriyle Great Place To Work sertifikası almaya hak kazandı. Bu sertifikayı almaya hak eden şirketler Great Place To Work Turkey tarafından ikinci bir değerlendirmeye tabii tutuldu ve bu prestijli liste oluşturdu. Güçlü Kültür, Sürdürülebilir Başarı Great Place to Work® En İyi İşverenler listesi, sadece finansal başarıları değil; güvenirlik, saygı, hakkaniyet ve takım ruhu gibi değerleri odağına alan şirketleri ön plana çıkarıyor. ikas, hızlı büyüme ivmesini insan odaklı bir yönetim anlayışıyla birleştirerek, teknoloji dünyasında örnek bir işveren markası olduğunu kanıtladı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ikas İnsan Kaynakları Yöneticisi Arzum Erkan, elde edilen bu başarının tesadüf olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "ikas’ta, birbirine güvenen ve ortak bir tutkuyla hareket eden güçlü bir topluluk inşa ediyoruz. Bu ödül, her bir çalışma arkadaşımızın yarattığı şeffaf ve destekleyici iş kültürün en somut karşılığıdır; insanı merkeze alan vizyonumuzla, herkesin bir parçası olmak isteyeceği bir iş yeri deneyimi sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz." #### ikas'tan Genç İstihdamına Yeni Proje Türkiye'nin önde gelen e-ticaret altyapı sağlayıcılarından ikas, gençlerin iş hayatına daha güçlü adım atmalarını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Satış Kampı projesinin ilk etabını başarıyla tamamladı. Ankara'da düzenlenen program kapsamında 35 yeni mezun eğitim aldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 10 genç ikas bünyesinde staj yapmaya hak kazandı. Staj sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar ise performanslarına göre tam zamanlı çalışma fırsatı elde edecek. 1-4 Temmuz tarihleri arasında ikas'ın Ankara ofisinde gerçekleştirilen Satış Kampı'na, Ankara'da ikamet eden yeni mezunlar ile mezuniyetinin üzerinden en fazla bir yıl geçmiş gençler katıldı. Dört gün süren program boyunca katılımcılar; e-ticaret ekosistemi, satış süreçleri, müşteri deneyimi, iletişim ve iş geliştirme alanlarında kapsamlı eğitimler aldı. Gerçek iş senaryoları üzerinden yürütülen uygulamalar ve performans değerlendirmeleri sonucunda 10 katılımcı staj programına dahil edildi. Genç yeteneklerin iş hayatına hazırlanmasını ve e-ticaret sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırılmasını hedefleyen proje, eğitim ile istihdamı aynı yapı içinde buluşturuyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Proje Koordinatörü Ezgi Çelikler şunları söyledi: "Gençlerin iş hayatına adım atarken karşılaştıkları en önemli zorluklardan biri deneyim beklentisi. Satış Kampı'nı, bu engeli aşmalarına katkı sağlayacak ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir gelişim programı olarak tasarladık. Katılımcılarımız yalnızca teorik eğitim almadı; gerçek iş senaryoları üzerinden yürütülen uygulamalarla kendilerini gösterme fırsatı yakaladı. İlk kampımızda 35 genci ağırladık ve değerlendirmeler sonucunda 10 katılımcımızı staj programımıza dahil ettik. Bu programın gençlerin kariyer yolculuğuna önemli bir başlangıç oluşturacağına inanıyoruz." "Satış Kampı'nı tek seferlik bir organizasyon olarak görmüyoruz. Önümüzdeki dönemlerde de projeyi sürdürerek daha fazla gence ulaşmayı, onların kariyer gelişimlerini desteklemeyi ve e-ticaret sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmayı hedefliyoruz. Gençlerin potansiyeline yapılan yatırımın, sektörün geleceğine yapılan en değerli yatırımlardan biri olduğuna inanıyoruz." ikas, genç istihdamını destekleyen projelerini önümüzdeki dönemde de sürdürerek daha fazla gencin eğitim, staj ve istihdam süreçlerine katkı sağlamayı hedefliyor. #### İndirim Dönemlerinde Fırsatlar Kadar Riskler de Artıyor  Fiyat geçmişini kontrol etmek, farklı platformlarda karşılaştırma yapmak ve acele karar vermemek; güvenli bir alışveriş deneyimi için temel adımlar arasında yer alıyor. Ancak dolandırıcılık yöntemleri artık sadece sahte indirimlerle sınırlı değil. Gerçek gibi görünen e-posta veya SMS mesajlarıyla kullanıcılara ulaşıp sahte kampanya linkleri paylaşan dolandırıcılar, kişisel ya da finansal bilgilerin ele geçirilmesini hedefliyor. Popüler markaların adını taklit eden sahte e-ticaret siteleri, sosyal medya üzerinden verilen yanıltıcı reklamlar ve kopya ödeme sayfaları da bu dönemde sıkça kullanılan dolandırıcılık yöntemleri arasında. ideasoft CEO’su Sinan Akdal, özellikle yoğun kampanya dönemlerinde tüketicilerin bilinçli hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, “İndirim dönemlerinde alışveriş yaparken sadece fiyat etiketine değil, güvenilirliğe de dikkat etmek gerekiyor. Resmî markaların web sitelerinden yapılan alışverişler, hem doğru fiyatı hem de veri güvenliğini garanti altına alır. Kullanıcıların web adreslerini kontrol etmeleri, tarayıcı güvenlik uyarılarını dikkate almaları ve mümkünse iki aşamalı doğrulama gibi ek güvenlik önlemlerini kullanmaları kişisel bilgilerini korumada büyük fark yaratır.” dedi. Akdal ayrıca, bilinçli tüketici davranışının markaların da güvenli dijital ekosistemler oluşturmasına katkı sağladığını belirterek şunları ekledi: “Akıllı alışveriş, hızlı davranmaktan değil, bilinçli karar vermekten geçiyor. Tüketiciler güvenli dijital kanalları tercih ettikçe hem markalar hem de kullanıcılar için daha sağlam bir e-ticaret ortamı oluşuyor.” İndirim dönemlerinde fırsatlara temkinli yaklaşmak, yalnızca güvenilir dijital kanalları tercih etmek ve dijital güvenliği alışveriş deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline getirmek, tüketicilerin kendilerini korumanın en etkili yolları arasında yer alıyor. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı . #### İnsanlığı Bekleyen En Büyük Sıçrama Yapay Zeka ile Gelecek Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişim, son yılların en büyük tartışmalarından birini beraberinde getirdi: İnsan mı daha güçlü, yapay zeka mı? KobiAI Kurucusu Baran Kaya’ya göre asıl soru yapay zekanın insanın yerini alıp almayacağı değil; insanla birlikte ne kadar büyük bir dönüşüm yaratabileceği. Yapay zekanın hızını ve insanın sezgisini bir araya getiren yeni dönem başladı. KobiAI Kurucusu Baran Kaya’ya göre geleceğin kazananları teknolojiyi en iyi kullananlar olacak. Kaya, yapay zeka ile insan arasındaki ilişkinin bir rekabet değil, tamamlayıcılık ilişkisi olduğunu belirterek, geleceğin en büyük avantajının bu iki gücün birlikte çalışmasından doğacağını söyledi. Yapay Zeka Çok Güçlü Ama Kusursuz Değil Yapay zeka bugün dakikalar içinde yüzlerce sayfalık dokümanı analiz edebiliyor, karmaşık yazılımlar geliştirebiliyor, bilimsel araştırmaları karşılaştırabiliyor ve stratejik öneriler sunabiliyor. Ancak tüm bu yeteneklerine rağmen hala önemli sınırlamalara sahip. Baran Kaya, yapay zekanın etkileyici performansının zaman zaman yanlış algılandığını belirterek şunları söyledi: “Yapay zeka olağanüstü bir hız ve analiz kapasitesine sahip. Ancak bu, onun her zaman doğru karar verebildiği anlamına gelmiyor. Çok etkileyici sonuçlar üretebildiği gibi temel mantık hataları da yapabiliyor. Güvenle yanlış bilgi sunabiliyor veya yanlış yönlendirmelerden etkilenebiliyor. Bu nedenle yapay zekayı tek başına karar verici olarak değil, çok güçlü bir yardımcı olarak değerlendirmek gerekiyor.” İnsanlığın Sınırlarını Teknoloji Genişletiyor İnsanlık tarih boyunca bilgi üretme ve problem çözme konusunda büyük başarılar elde etti. Ancak dijitalleşmenin yarattığı veri miktarı artık bireylerin tek başına yönetebileceği sınırların çok ötesine geçmiş durumda. Milyarlarca cihazın birbirine bağlandığı, her saniye devasa miktarda verinin üretildiği günümüzde yapay zeka, insanın bilgiye erişim ve bilgiyi işleme kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyor. Baran Kaya’ya göre bu gelişmeler yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda tarihsel bir dönüşüm anlamına geliyor: Kaya, “İnternet insanlığın bilgiye erişimini değiştirdi. Yapay zeka ise bu bilginin işlenme biçimini değiştiriyor. Artık sadece daha fazla bilgiye ulaşmıyoruz; aynı zamanda bu bilgiden çok daha hızlı anlam çıkarabiliyoruz. Bu nedenle yeni bir çağın başlangıcında olduğumuzu söylemek abartılı olmaz.” dedi. Büyük Güç Rekabette Değil Ortaklıkta Yapay zekanın gerçek etkisi, insanın yerine geçmesinde değil; insanın yeteneklerini büyütmesinde ortaya çıkıyor. Bugün yapay zeka kullanan doktorlar daha hızlı teşhis koyabiliyor, mühendisler daha kısa sürede daha verimli tasarımlar yapabiliyor, araştırmacılar yıllar sürebilecek literatür çalışmalarını günler içinde tamamlayabiliyor. Girişimciler ise daha küçük ekiplerle küresel ölçekte şirketler kurabiliyor. Bu dönüşümün temelinde insan ve yapay zekanın birbirini tamamlayan özellikleri bulunuyor. İnsan Sezgiyi Getiriyor, Yapay Zeka Analiz Gücünü Uzmanlara göre yapay zekanın en önemli sınırı, kendi hedeflerini belirleyememesi. Yapay zeka verilen komutlar doğrultusunda çalışıyor, belirlenen sınırlar içinde hareket ediyor ve insan yönlendirmesine ihtiyaç duyuyor. Baran Kaya, bu noktada insanın rolünün kritik olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “İnsan sezgiyi, yaratıcılığı, etik değerlendirmeyi ve anlam üretme becerisini getiriyor. Yapay zeka ise hız, ölçek ve analiz gücünü sunuyor. Tek başına bakıldığında her iki tarafın da eksikleri var. Ancak birlikte çalıştıklarında ortaya çıkan potansiyel, insanlık tarihinde daha önce hiç görmediğimiz kadar büyük olabilir.” İnsanlığın En Büyük Dönemi Henüz Başlamadı Uzun yıllar boyunca teknolojinin insanın yerini alacağı yönündeki senaryolar gündemi meşgul etti. Ancak hep tersi oldu. Teknoloji insanı daha güçlü yaptı. Artık biliyoruz ki teknoloji insanın rakibi değil destekçisi. Yapay zeka yalnızca bir araç değil; düşünmeyi destekleyen, üretkenliği artıran ve insan kapasitesini genişleten yeni bir çalışma ortağı. Geleceğin Kazananları Belli Oluyor Teknolojinin gelişim hızı, iş dünyasından eğitime, sağlıktan girişimciliğe kadar tüm alanları yeniden şekillendiriyor. Bu yeni dönemde avantaj sağlayacak olanlar ise teknolojiyi reddedenler ya da yalnızca teknolojiye güvenenler değil. Baran Kaya sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin kazananı ne yalnızca insan olacak ne de yalnızca yapay zeka. Asıl kazanan, yapay zekayı doğru kullanan, onu kendi yetenekleriyle birleştiren insanlar olacak. Önümüzdeki yıllarda fark yaratanlar, teknolojiyle yarışanlar değil, teknolojiyle birlikte üretenler olacak.” Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep-tedarik dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, KOBİ ölçeğine uygun, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. Yapay zekanın KOBİ’ler tarafından en verimli ve güvenli şekilde kullanılmasını sağlıyor. #### inSuppliers İnşaat Sektörü Profesyonelleri Buluşması - III. Networking Etkinliği Gerçekleşti Yeni iş birlikleri için adım atmak, sektör liderleriyle doğrudan iletişim kurmak ve sektörün gelecekteki projelerine dair ortak bir vizyon oluşturmak isteyen profesyoneller, inSuppliers İnşaat Sektörü Profesyonelleri Buluşması-III'te bir araya geldi. 25 Şubat 2025 tarihinde İstanbul Fairmont Quasar'da gerçekleşen inSuppliers İnşaat Sektörü Profesyonelleri Buluşması-III, sektörün önde gelen yenilikçi firmaları, karar vericileri ve girişimcileri bir araya getirdi. Networking fırsatları, B2B oturumlar, yön veren konuşma ve kokteyle ev sahipliği yapan etkinlik, katılımcılara yeni iş birlikleri oluşturma ve sektördeki en son gelişmeleri takip etme imkânı sundu. Sektör Profesyonelleri BuluştuGirişimci bir bakış açısıyla düzenlenen bu etkinlik, inSuppliers'ın online platformda sunduğu kişiselleştirilmiş hizmetleri fiziksel bir modele taşıyarak daha kalıcı, verimli ve güçlü iş birliklerine dönüştürmelerine ev sahipliği yaptı. Katılımcılar, profesyonel eşleşmeler ve sektörün geleceğine dair ortak bir vizyon oluşturma fırsatı yakaladı. Sektörün En Geniş TemsiliEtkinlik, yatırımcı ve taahhüt firmalarından tasarım ofislerine, ürün ve hizmet sağlayıcılarından STK'lara kadar geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yaptı. Özellikle sektörün dönüşümüne öncülük eden şirketler ve global firmaların temsilcileri de etkinlikte yer aldı. Networking ve B2B Oturumlarla Zenginleşen Bir GünEtkinliğin birinci bölümünde düzenlenen B2B oturumları ve ikili görüşmeler, katılımcılara sektör liderleriyle doğrudan iletişim kurma ve gelecekteki projeleri üzerine ortak vizyon oluşturma fırsatı sundu. Gün sonunda gerçekleşen kokteyl ile samimi bir ortamda networking olanakları artırıldı. İnşaat Sektöründe Yenilikçi Teknolojiler ve Karlılık Üzerine SöyleşiEurasia Proptech Initiative kurucusu Mete Varas, "İnşaat Sektöründe Yenilikçi Teknolojiler ve İnşaatta Karlılık" başlıklı söyleşisinde, sektördeki son yenilikleri ve teknolojilerin karlılık üzerindeki etkisini katılımcılarla paylaştı. inSuppliers kurucusu Güliz Fiş ise, inşaat sektöründeki firmaların, sektörel yenilikleri ve teknolojileri takip edebilmek, firmalarına en doğru şekilde bu inovasyonları adapte edebilmesi için firma bünyelerinde "İnovasyon ve Teknoloji Lideri" ekip arkadaşlarını istihdam etmeleri gerektiğini vurguladı. Bu istihdamın bir çok farklı sektörde yaygın olduğunu ve artık inşaat sektörü için de bu oluşumun uygulanabileceğini misafirleri ile paylaştı. Daha fazla bilgi ve gelecek etkinlikler için: www.insuppliers.network InSuppliers Nedir? İnşaat sektörünün profesyonel ağı inSuppliers, sektör profesyonellerinin kendilerine en uygun iş ortaklarını doğrudan bulmalarını kolaylaştıran, B2B ve B2C paydaşlar arası eşleşme ve önerme hizmeti sunan global bir networking platformudur. inSuppliers, inşaat sektörü dikeyinde bir startup olup eski satınalma profesyoneli tarafından kurulmuştur. Web adresi: insuppliers.com #### İş Arayan Sayısı Artıyor, Şirketler Hala Doğru Adayı Bulamıyor TÜİK verileri işgücü piyasasında hareketliliğin hız kesmediğini ortaya koydu. İşsizlik oranı yüzde 8,2 seviyesinde sabit kalırken işsiz sayısı 2 milyon 883 bine ulaştı. Buna karşılık işgücüne katılan kişi sayısı bir ayda 293 bin, istihdam edilen kişi sayısı ise 285 bin arttı. Verileri değerlendiren, Yenibiriş CEO'su Hasan Rıza Bayar iş arayan sayısı kadar rekabetin de büyüdüğünü belirterek, bu dönemde doğru işe, doğru adayın ulaşmasını sağlayan dijital çözümlerin her zamankinden daha kritik hale geldiğini açıkladı. 2 milyon 883 bin kişinin iş aradığı Türkiye’de rekabet her geçen ay daha da sertleşiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Mayıs 2026 İşgücü İstatistiklerine göre, Mayıs 2026’da işgücü 35 milyon 345 bin kişi olarak gerçekleşti. İşgücünün 23 milyon 489 binini erkekler, 11 milyon 857 binini kadınlar oluşturdu. Bir önceki aya göre işgücü toplamda 293 bin kişi arttı. Erkeklerde işgücü 320 bin kişi artarken, kadınlarda 26 bin kişi azaldı. İşsiz sayısı Mayıs 2026’da 2 milyon 883 bin kişi oldu. İşsizlerin 1 milyon 634 bini erkek, 1 milyon 248 bini kadınlardan oluştu. Bir önceki aya göre toplam işsiz sayısı 9 bin kişi arttı. Mayıs 2026 İşgücü İstatistikleri verilerini değerlendiren Yenibiriş CEO'su Hasan Rıza Bayar, iş arama süreçlerinde yapay zeka destekli eşleştirme teknolojilerinin hem adaylar hem de işverenler için oyunun kurallarını değiştirdiğini söyledi. Bayar, verilerin iş piyasasında önemli bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek “Veriler ilk bakışta durağan görünse de aslında oldukça hareketli bir işgücü piyasasına işaret ediyor. Daha fazla kişi çalışma hayatına katılmak istiyor. Bu da hem iş arayanların hem de işverenlerin daha seçici olduğu yeni bir dönemi beraberinde getiriyor.” dedi. Her İlan Daha Fazla Adayla Buluşuyor İşgücüne katılım oranındaki artışın olumlu bir gelişme olduğunu belirten Bayar, buna karşın adayların rekabetinin de aynı hızla arttığını söyleyerek, “Eskiden adaylar iş arıyordu, bugün ise aynı zamanda görünür olmaya çalışıyor. Dijital platformlarda hazırlanan özgeçmişten sahip olunan yetkinliklere kadar her detay işe alım sürecini etkiliyor. Doğru pozisyona doğru adayın ulaşması artık teknolojiyle mümkün hale geliyor.” ifadelerini kullandı. Gençler ve Kadınlar İçin Fırsatların Artırılması Gerekiyor Mayıs ayında genç işsizliğinin yüzde 14,8’e, genç kadın işsizliğinin ise yüzde 21,8’e yükseldiğini hatırlatan Bayar, özellikle kariyerinin başındaki adayların iş dünyasına daha hızlı adapte olmasını sağlayacak uygulamaların önem kazandığını vurgulayarak, “İş hayatına yeni başlayan gençlerin yalnızca iş ilanına ulaşması değil, kariyer yolculuğunu planlayabileceği dijital destek mekanizmalarına erişebilmesi gerekiyor. Aynı şekilde kadınların istihdama katılımını artıracak esnek çalışma modelleri ve doğru işe erişim imkanları da büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu. İşe Alımda Hız Artık Rekabet Avantajı Şirketlerin de değişen işgücü dinamiklerine uyum sağlamak zorunda olduğunu ifade eden Bayar, işe alım süreçlerinde yaşanan gecikmelerin nitelikli adayların kaçırılmasına neden olabildiğini belirterek, “Nitelikli adaylar artık uzun işe alım süreçlerini beklemiyor. İşverenlerin hızlı, veriye dayalı ve aday deneyimini önceleyen işe alım süreçleri oluşturması gerekiyor. Dijital insan kaynakları çözümleri bu nedenle şirketlerin rekabet gücünün bir parçası haline geldi.” dedi. Yapay Zeka İş Arayanların Da İşverenlerin De En Büyük Destekçisi İşe alım teknolojilerinde yapay zeka kullanımının hızla arttığını belirten Bayar, dijital kariyer platformlarının yalnızca ilan yayınlayan yapılar olmaktan çıktığını söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Yapay zeka destekli sistemler sayesinde adayların deneyimleri, yetkinlikleri ve beklentileri analiz edilerek kendilerine en uygun pozisyonlarla buluşmaları sağlanıyor. Aynı zamanda işverenler de binlerce başvuru arasından en uygun adaylara çok daha kısa sürede ulaşabiliyor. İşgücü piyasasının geleceğinde teknoloji belirleyici olmaya devam edecek.” Yenibiriş Hakkında: Türkiye’nin öncü dijital kariyer platformlarından Yenibiriş, işverenlerle nitelikli adayları en hızlı ve doğru şekilde buluşturmayı hedefleyen yenilikçi insan kaynakları teknolojileri sunmaktadır. Farklı sektör ve ölçeklerdeki şirketlere dijital işe alım çözümleri sağlayan Yenibiriş; iş ilanı yayınlama, aday eşleştirme, özgeçmiş veri tabanı, marka işverenliği ve yetenek kazanımı süreçlerini teknoloji odaklı yaklaşımıyla desteklemektedir. İş arayanlara ise kariyer yolculuklarını daha verimli yönetebilecekleri, yetkinliklerine uygun fırsatlara kolayca ulaşabilecekleri ve işverenlerle etkili şekilde buluşabilecekleri bir platform sunan Yenibiriş, gelişmiş filtreleme ve akıllı eşleştirme teknolojileriyle işe alım süreçlerinin daha hızlı ve verimli ilerlemesine katkı sağlamaktadır. Dijital dönüşüm odağındaki yaklaşımıyla istihdam ekosisteminin gelişimini destekleyen Yenibiriş, iş gücü piyasasının değişen ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştirmeye devam etmektedir. #### İş Dünyasında Güçlü Bir İş Ağı (Business Network) Kurmanın Önemi ve Etkili Yöntemleri Bu yazı, iş dünyasında kurumsal ve profesyonel seviyede etkili iş ağı kurmanın inceliklerini detaylı bir şekilde ele almak amacıyla KurumsalMedya.com için Kenan Altun tarafından hazırlanmıştır. Networking kavramını hem bireysel kariyer hem de şirketler için stratejik büyüme fırsatına dönüştürmek isteyen profesyoneller ve yöneticiler için kapsamlı bir rehber niteliğindedir. İş Ağı (Business Network) Nedir ve Neden Önemlidir? İş ağı oluşturma, profesyonel yaşamda karşılıklı fayda sağlayan ilişkiler kurma ve sürdürme sanatıdır. "Kimin ne bildiği değil, kimin kimi tanıdığı önemlidir" sözü, iş dünyasında networking'in önemini vurgular. Bu söze networkingin önemini vurguladığı için katılmakla beraber tabiki liyakati bize unutturmaması gerektiğini düşünenlerdenim. "Bilgi ve yetkinlik + ilişkiler = başarı" olarak düşünebiliriz. Güçlü bir iş ağı: Yeni fırsatların kapısını açar: İş teklifleri, ortaklıklar, müşteri referansları Bilgi ve deneyim paylaşımı sağlar: Sektörel gelişmeler, best practice'ler Kariyer gelişimini hızlandırır: Mentor bulma, tavsiye alma, yeni pozisyonlar İtibar ve görünürlük kazandırır: Sektörde tanınma, güvenilirlik Network Edinebileceğiniz Platformlar ve Ortamlar 1. Profesyonel Etkinlikler Konferanslar ve seminerler Sektörel fuarlar Workshop ve eğitimler Panel ve söyleşiler 2. Dijital Platformlar LinkedIn: Profesyonel ağın dijital merkezi Twitter/X: Sektör liderleriyle etkileşim Clubhouse: Sesli sohbet odaları Telegram/WhatsApp grupları: Sektörel topluluklar 3. Kurumsal Ortamlar Ticaret ve sanayi odaları Meslek örgütleri Alumni dernekleri İş kulüpleri 4. Sosyal Ortamlar Spor salonları Hobi grupları Gönüllü kuruluşlar Verimli Networking Teknikleri ve Taktikleri Networking yalnızca tanışmaktan ibaret değildir; etkili networking planlı, hazırlıklı ve sürdürülebilir bir süreçtir. İşte bu sürecin önemli aşamaları : Etkinlik Öncesi Hazırlık Araştırma yapın: Katılımcı listesini inceleyin, kiminle tanışmak istediğinizi belirleyin Elevator pitch hazırlayın: 30 saniyelik kendinizi tanıtma cümlesi Kartvizit ve LinkedIn profilinizi güncelleyin Hedef belirleyin: En az 5 kaliteli bağlantı kurma Etkinlik Sırasında Erken gidin: İlk gelenler daha rahat networking yapar Açık beden dili kullanın: Göz teması, gülümseme, el sıkışma Aktif dinleyin: Konuşmaktan çok dinleyin, sorular sorun Değer katın: "Size nasıl yardımcı olabilirim?" yaklaşımı Not alın: Kartvizitlerin arkasına detaylar yazın Etkinlik Sonrası Takip 24-48 saat içinde ulaşın: E-posta veya LinkedIn mesajı Kişiselleştirin: Konuştuğunuz konuya referans verin Değer sunun: Faydalı bir makale, bağlantı veya bilgi paylaşın Düzenli iletişim: Ayda bir kez touch-base yapın Speed Networking Etkinlikleri Speed networking, kısa sürede çok sayıda profesyonelle tanışma fırsatı sunan yapılandırılmış etkinliklerdir. Nasıl Çalışır? 3-5 dakikalık karşılıklı görüşmeler Zil çaldığında bir sonraki kişiye geçiş 1 saatte 10-15 kişiyle tanışma imkanı Speed Networking İpuçları: Net ve öz olun: Zamanı verimli kullanın İlgi çekici başlayın: Standart tanıtımdan kaçının Bir sonraki adımı planlayın: Belki Türkiye dışı etkinliklerde "Kahve içelim mi?" önerisi olabilir ama Türkiye'de daha somut follow-up adımlar tercih edilmeli: "Görüşmemizi takvime alalım", "15 dakikalık Zoom görüşmesi planlayalım" gibi. Seçici olun: Herkesle değil, doğru kişilerle derinleşin İlişki Yönetimi ve Dikkat Edilmesi Gerekenler Güven İnşası Tutarlılık: Sözünüzü tutun, zamanında dönüş yapın Şeffaflık: Açık ve dürüst iletişim Karşılıklılık: Almadan önce verin Sabır: İlişkiler zaman alır, acele etmeyin Kırmızı Bayraklar ve Önlemler İlk Tanışmalarda Dikkat! Her parlayan şey altın değildir. Çoğu zaman toksik kişilerle de karşılaşılabilir. Buralarda da yırtıcılar olabilir. İlk tanışmada "hayatınızı değiştirecek fırsat" sunanlar, LinkedIn'de agresif satış mesajları gönderenler, referans vermeden büyük vaatlerde bulunanlar...dikkatli olun! "Trust, but verify" - güven, ama doğrula. Abartılı başarı hikayeleri: Gerçek dışı görünen iddialar Aşırı samimilik: Çok hızlı yakınlaşma çabaları Tek taraflı fayda arayışı: Sadece ne alabileceğine odaklanma Profesyonel sınırları aşma: Özel hayata müdahale Güvenlik Önlemleri Due Diligence yapın: LinkedIn profilini inceleyin Google araması yapın Ortak bağlantılardan referans alın Referans kontrolü: Önceki iş ortaklarıyla konuşun Sektördeki itibarını araştırın Şirket sicil kayıtlarını kontrol edin Kademeli ilerleme: Küçük projelerle başlayın Güven inşa ettikçe büyütün Yazılı anlaşmalar yapın Kişisel Marka Olmanın Önemi Neden Kişisel Marka? Networking'in en güçlü silahı, güçlü bir kişisel markadır. İnsanlar şirketlerden çok, insanlara güvenir ve onlarla iş yapar. Kişisel Marka Oluşturma Adımları: Uzmanlık alanınızı belirleyin: Ne konuda "go-to person" olmak istiyorsunuz? Tutarlı mesaj verin: Tüm platformlarda aynı değerleri yansıtın İçerik üretin: Blog yazıları LinkedIn makaleleri Podcast konuşmaları Video içerikler Görünür olun: Konferanslarda konuşmacı olun Panel ve tartışmalara katılın Medyada uzman görüşü verin Değer katın: Ücretsiz danışmanlık saatleri Bilgi paylaşımı Mentorluk Dijital Ayak İzinizi Yönetin: Google'da kendinizi aratın Profesyonel fotoğraflar kullanın Sosyal medya profillerinizi düzenleyin Kişisel web sitesi veya blog açın Networking'de Altın Kurallar Samimi olun: Kendiniz olun, rol yapmayın Uzun vadeli düşünün: İlişkiler yatırımdır Değer odaklı olun: Ne verebileceğinize odaklanın Seçici olun: Herkes network'ünüzde olmamalı Profesyonel sınırları koruyun: İş ve özel hayat dengesi Sonuç İş ağı oluşturma, tek seferlik bir aktivite değil, sürekli geliştirilmesi gereken bir yetenektir. Başarılı networking, samimi ilişkiler kurma, değer katma ve güven inşa etme üzerine kuruludur. Dijital çağda kişisel markanızı güçlendirerek, hem online hem offline platformlarda etkili bir network oluşturabilirsiniz. İş ağınızı sadece bireysel kariyer değil, şirketinizin büyüme, iş ortaklığı, tedarik, yatırım ve pazar genişleme hedefleri doğrultusunda da yapılandırmalısınız. Unutmayın: En güçlü network, sadece size bir şeyler verebilecek kişilerden değil, sizin de bir şeyler verebileceğiniz kişilerden oluşur. Karşılıklı fayda ve güven üzerine kurulu ilişkiler, profesyonel yaşamınızın en değerli varlıklarıdır. Bazen karşı taraf da sürekli almak isteyebilir. Bu durumda sınır çizme ve kendi değerini korumak gerekir. "Your network is your net worth" - Porter Gale Şunu da not olarak eklemek isterimi herkes aynı rahatlıkla network kuramayabilir. Bu gibi durumlarda soru sorma tekniğini kullanmak, tanıdık biriyle etkinliğe gitmek, ön hazırlık yapmak gibi seçenekler tercih edilebilir. Etkili Networking ve İş Ağı Yönetimi Stratejileri İş dünyasında "Business Networking" neden sadece kartvizit değişimi değildir? Gerçek bir iş ağı, yüzeysel tanışmaların ötesinde, karşılıklı güvene dayalı "Sosyal Sermaye" oluşturmaktır. Kartvizit değişimi sadece bir başlangıçtır; asıl süreç, düzenli iletişim ve karşılıklı değer yaratma (Kazan-Kazan ilkesi) ile bu teması sürdürülebilir bir iş ilişkisine dönüştürmektir. Güçlü bir iş ağı kriz dönemlerinde işletmelere nasıl fayda sağlar? Ekonomik belirsizlik dönemlerinde, sağlam bir network "kalkan" görevi görür. Yeni müşteri bulmak zorlaştığında referanslar devreye girer, nakit akışı sıkıştığında yatırımcı erişimi kolaylaşır ve kriz yönetimi konusunda tecrübeli mentorlardan alınan tavsiyeler, işletmenin hayatta kalma şansını artırır. Dijital dünyada (LinkedIn vb.) etkili networking nasıl yapılır? Dijital networking, sadece bağlantı isteği göndermek değil, "içerik üreterek" görünür olmaktır. Kendi uzmanlık alanınızda değer katan paylaşımlar yapmak, sektördeki tartışmalara katılmak ve bağlantılarınızın başarılarını kutlamak, sizi soğuk bir profil olmaktan çıkarıp "alanında otorite" bir isme dönüştürür. Networking etkinliklerinde yapılan en büyük hata nedir? En yaygın hata, hemen "satış yapmaya" çalışmaktır. Etkili networking, avcılık değil, çiftçiliktir; yani tohum ekmeyi gerektirir. İlk tanışmada bir şey istemek yerine "Ben size nasıl yardımcı olabilirim?" yaklaşımını benimsemek, karşı tarafta güven oluşturur ve kapıların daha kolay açılmasını sağlar. #### İş Dünyasında Yeni Kriter Öğrenme Çevikliği Türkiye’nin önde gelen e-ticaret altyapı sağlayıcılarından ideasoft, işe alım süreçlerinde klasik diploma ve üniversite odaklı yaklaşımın geride kaldığını açıkladı. ideasoft İnsan ve Kültür Direktörü Betül Talay, özellikle teknoloji ve e-ticaret dünyasında öğrenme çevikliği, yapay zeka kullanım becerisi ve proje deneyiminin artık çok daha belirleyici hale geldiğini söyledi. ideasoft İnsan ve Kültür Direktörü Betül Talay, “Teknik açıkları kapatabilirsiniz ama merak etmeyi sonradan öğretemezsiniz” diyerek işe alımlarda öğrenme isteğinin en kritik kriterlerden biri haline geldiğini ifade etti.  Talay, “Bugün bizi heyecanlandıran şey adayın sadece bugün ne bildiği değil, yarın neye dönüşebileceği. Çünkü teknoloji dünyasında değişim inanılmaz hızlı ilerliyor. İki yıl önce kritik olan bir beceri bugün artık temel kabul ediliyor” dedi. Yapay Zekayı Sadece Kullanmak Değil, Düşünce Süreçlerine Entegre Etmek Önemli İşe alım kriterlerinin dönüşüm geçirdiğini vurgulayan Talay, artık adayların yalnızca teknik araç bilgisiyle değerlendirilmediğini belirtti. Özellikle yapay zeka kullanımının yeni dönemin en önemli ayrıştırıcılarından biri olduğunu ifade eden Talay, şunları söyledi: “Bir adayın yapay zekayı sadece kullanabiliyor olması yeterli değil. Fikir geliştirme, analiz yapma, strateji üretme gibi süreçlere bunu nasıl entegre ettiğine bakıyoruz. Bu refleksi erken kazanan adaylar ciddi avantaj sağlıyor.” “Yetenek Artık Belli Kampüslere Sıkışmış Değil” Üniversite veya diploma merkezli bakış açısının günümüz iş dünyasında eski etkisini kaybettiğini belirten Talay, ideasoft’un belirli üniversitelere odaklanan bir işe alım yaklaşımı olmadığının altını çizdi. Teknoloji ekiplerinde daha çok Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Yönetim Bilişim Sistemleri ve Matematik bölümlerinden mezun adaylarla karşılaştıklarını belirten Talay, satış, müşteri deneyimi ve operasyon tarafında ise işletme, iktisat ve endüstri mühendisliği gibi alanların öne çıktığını ifade etti. Üniversite adından bir çok adayın üretim motivasyonuna baktıklarını söyleyen Talay, “Bugün öğrenmeye açık, proje üreten, staj yapan bir aday hangi üniversiteden gelirse gelsin radarımıza giriyor. Çünkü gelişmek isteyenin önünde artık gerçekten sınır yok” diye konuştu. “Soft Skill Değil, Stratejik Yetkinlik” Teknik bilgi kadar insan ilişkileri ve iletişim becerilerinin de kritik hale geldiğini vurgulayan Talay, teknoloji sektöründe en çok aranan profilin teknik derinliği olan ancak aynı zamanda insanı anlayabilen çalışanlar olduğunu söyledi. “İletişim becerisi, ekip dinamiği, iş süreçlerini içselleştirme… Bunları artık ‘soft skill’ diye küçümsemiyoruz. Aksine iş dünyasında giderek daha stratejik hale geliyor” ifadelerini kullandı. “Öğrenme İsteği Yoksa Diğer Yetkinliklerin Anlamı Azalıyor” Bir adayda ilk baktıkları unsurun öğrenme isteği olduğunu belirten Talay, teknik eksiklerin zamanla kapatılabileceğini ancak merak duygusunun sonradan kazandırılamadığını söyleyerek, “Teknik açıkları kapatabilirsiniz ama soru sormayı, yanılmayı göze almayı, merak etmeyi sonradan öğretmek çok zor. Özgeçmişte not ortalamasından çok izlere bakıyoruz. Bir staj deneyimi, bir kulüp çalışması ya da gönüllü proje, adayın iş hayatını ne kadar ciddiye aldığını daha net gösteriyor.” Mezun Olmadan Önce Sektörle Temas Kurmak Önemli Üniversitelerin güçlü bir teorik altyapı sunduğunu ancak iş dünyasının artık bunun üzerine pratik deneyim de görmek istediğini belirten Talay, öğrencilerin mezun olmadan önce sektörle temas kurmasının önemine dikkat çekerek, “Staj yapmak, projelerde yer almak, sektörle erken temas kurmak artık CV’yi süsleyen detaylar değil. İş dünyası teorik zeminin üzerine bir şeyler inşa etmiş adaylar arıyor. Bu farkı üniversitedeyken görüp kendini geliştiren adaylar ilk günden çok daha hazır geliyor.” şeklinde konuştu. Kalıp Cevaplar Değil, Samimiyet Fark Yaratıyor Özgeçmişlerin ve mülakat cevaplarının giderek birbirine benzediğini ifade eden Talay, şirketlerin artık ezber cümlelerden çok gerçek deneyim ve özgünlük aradığını söyleyerek, “Takım oyuncusuyum’, ‘öğrenmeye açığım’ gibi cümleleri çok sık duyuyoruz. Bizi etkileyen adaylar ise kendi sesini bulabilen, gerçek deneyimlerini aktarabilen kişiler oluyor. Elle tutulur bir proje, samimi bir staj hikayesi ya da dijital araçları işine gerçekten entegre edebilmek adayları ayrıştırıyor.” Şirketler Artık ‘Ne Kadar İyi?’ Değil, ‘Ne Kadar Hazır?’ Diye Soruyor Yeni neslin hızlı yükselme isteğini anladıklarını belirten Talay, sürdürülebilir kariyer gelişimi için deneyimin hâlâ büyük önem taşıdığını söyleyerek, “Gençlerin hızlı gelişme isteğini değerli buluyoruz. Ancak büyümenin zaman ve deneyim istediğini kabul eden adaylarla çok daha sağlıklı bir yolculuk yaşanıyor. Çünkü artık şirketler sadece ‘ne kadar iyi’ değil, ‘ne kadar hazır’ sorusunun cevabını arıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı.  #### İş Hayatında Yol Almak: Liderlik, Öğrenme ve Dönüşüm | Prof. Dr. Firdevs Karahan Kurumsal Medya’nın YouTube kanalında bu hafta, sadece bir kariyer hikâyesi değil; düşünsel ve etik bir yolculuğa da tanıklık ettik. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Firdevs Karahan'ı, konuk ettiğimiz yayında iş hayatına dair akademik birikimini, gözlemlerini ve kavramsal çerçevesini sade bir dille aktardı. 🎥 YouTube’daki tam sohbeti izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=7QUsuzRpW5w Firdevs Hoca ile konuşurken anladık ki, iş dünyasında asıl mesele pozisyonlardan çok duruşla ilgili. Onun bakış açısı; liderliğin gücü değil, etkisiyle ölçülmesi gerektiğini; başarıyı tanımlarken yalnızca sonuçlara değil, süreçlere de bakılması gerektiğini vurguluyor. “Krizde kim olduğumuz, en yalın halimizdir.” Sohbette en dikkat çeken bölümlerden biri, kriz zamanlarında liderliğin nasıl şekillendiğine dair analizlerdi. Akademik ya da kurumsal yapılarda yaşanan zorluklarda, bireyin içsel gücü, zihinsel esnekliği ve etik pusulası devreye giriyor. Firdevs Karahan’ın ifadesiyle, “Krizde kim olduğumuz, en yalın halimizdir.” Bu cümle, sadece liderler için değil; hayatın herhangi bir anında karar veren, yön çizen herkes için güçlü bir çağrı niteliğinde. Yeni Kuşaklar, Esnek Öğrenme ve Anlam Arayışı Geleceğin iş dünyasına dair konuşurken, sadece teknolojik dönüşümler değil; insanın anlam arayışı da gündeme geliyor. Z kuşağıyla birlikte artık sadece işin niteliği değil, neden yapıldığı da önemli hale geliyor. Firdevs Hoca, bu değişimi yargılamak yerine anlamaya çalışan bir lider. Onun yaklaşımı, nesiller arası diyaloğu mümkün kılacak kadar açık ve kapsayıcı. Akademik Birikim, Sade Bir Dil Konuşma boyunca en dikkat çeken yönlerden biri de, akademik perspektifin sade bir dille sunulmasıydı. Karmaşık kavramlar, gündelik örneklerle desteklendi. Bu sayede, video yalnızca akademisyenlere değil; genç profesyonellere, yöneticilere ve yolculuğu devam eden herkese hitap eden bir kaynak haline geldi. #### İşletmeler İçin En Büyük Yanılsama: "Değer Üretiyoruz" İddiaları Çoğu işletme "değer üretiyoruz" iddia ediyor; peki gerçekten öyle mi? Bu makalede değer kavramının arkasındaki sorgulanması gereken gerçekleri ele alıyoruz. Değer Derken Aslında Ne Demek İstiyoruz? Bir işletmenin CEO'su "biz değer üretiyoruz" dediğinde, akla şu sorular gelmiyor mu: Hangi değer? Müşteri için mi, hissedar için mi? Kim için değer? Sadece alıcı için mi, toplum için de mi? Nasıl ölçüyorsunuz? Parayla mı, memnuniyetle mi? Değer Üretmenin 5 Temel Sorusu 1. Değer Kim İçin Yaratılıyor? Çok aktörlü oyun: Modern işletmeler aslında birden fazla gruba değer sunmak zorunda: Müşteriler: Kalite, fiyat, deneyim Çalışanlar: Maaş, gelişim, iş tatmini Hissedarlar: Kar, büyüme Toplum: Sosyal sorumluluk, çevre Gerçek soru: Bu grupların çıkarları çatıştığında hangisi öncelikli? 2. Değeri Nasıl Tanımlıyoruz? Ölçüm sorunu: Bir müşteri "çok memnunum" dese de rakibe geçebilir. Karlı olan her ürün değerli midir? Sosyal medya beğenisi değer göstergesi midir? Pratik örnek: McDonald's vs. organik restoran — hangisi daha değerli? (B2B dünyasında benzer bir soru: SAP benzeri büyük bir kurumsal çözüm mü yoksa basit, ucuz bir Excel çözümü mü müşteriye daha fazla değer sağlar?) 3. Değer Amaç mı, Araç mı? İşletmeler "değer üretmek için varız" der, ama gerçekten öyle mi? İki bakış açısı: Araç yaklaşımı: Değer → Müşteri sadakati → Kar Amaç yaklaşımı: Kar → Sürdürülebilirlik → Daha fazla değer 4. Her Zaman Değer = Kar mı? Paradoks durumları: Pahalı ama "değersiz" görülen lüks ürünler neden satılıyor? (Algılanan değer) Bedava hizmet veren platformlar nasıl milyar dolarlık oluyor? (iş modeli ve veri ekonomisi) Müşteri memnuniyeti yüksek ama iflas eden şirketler örnekleri var mı? Evet — kısa vadeli memnuniyet uzun vadeli sürdürülebilirliğin garantisi değildir. 5. Algılanan Değer vs Gerçek Değer Marketing büyüsü: Bazen algılanan değer, gerçek değerden daha önem kazanır. Örnekler: Apple: donanımdan çok ekosistem ve algı. Starbucks: kahveden çok “deneyim” satmak. Nike: ürün performansından ziyade marka ve kimlik. KOBİ'ler İçin Değer Stratejileri Kısa Vade (0-1 yıl): Temelleri Atın Müşteri geri bildirimlerini sistematik toplayın. Rakip analizi ile pozisyonunuzu bilin. Temel kalite standartlarını sağlayın. Orta Vade (1-3 yıl): Farklılaşın Niche pazarlarda uzmanlaşın. Müşteri deneyimini iyileştirin. Marka hikayenizi netleştirin ve kanıtlarla destekleyin. Uzun Vade (3+ yıl): Liderlik Kurun Sektörel inovasyon ve süreç iyileştirmelerine yatırım yapın. Ekosistem ortaklıkları kurun. Sürdürülebilirlik ve toplumsal etkiyi iş modelinize dahil edin. Marka Vaadi: Değerin Söz Hali Kritik nokta: Marka vaadi, verdiğiniz değeri abartmadan, doğru ve tutarlı şekilde iletmektir. Başarılı formül: Gerçekçi vaat verin. Tutarlı deneyim sunun. Sürekli iyileştirin. Sonuç: Değer Üretmek Kolay, Sürdürmek Zor Değer üretmek bir süreç, bir nihai hedef değil. Asıl soru şu: "Yarın müşterileriniz size neden ihtiyaç duyacak?" Eğer bu soruya net ve içten bir yanıt verebiliyorsanız, gerçek değeri üretiyorsunuz demektir.Sizce hangi marka gerçekten değer üretiyor? Kenan ALTUN #### İşletmeler İletişim Altyapılarını Buluta Taşıyor: Bulut Santral Dönüşümü Hız Kazanıyor Dijital dönüşüm, işletmelerin iletişim altyapılarında da önemli değişimleri beraberinde getiriyor. Yıllarca kurumsal haberleşmenin temelini oluşturan fiziksel telefon santralleri, yerini giderek daha esnek, ölçeklenebilir ve maliyet avantajı sunan bulut tabanlı santral çözümlerine bırakıyor. Türkiye’nin telekomünikasyon sektöründeki önemli oyuncularından Mutlucell, sunduğu Sanal Santral hizmetiyle işletmelerin iletişim süreçlerini daha verimli ve daha ekonomik hale getiriyor. Şirketler Donanım Yatırımı Yerine Esnek Çözümleri Tercih Ediyor Geleneksel telefon santralleri, ilk kurulum maliyetleri, bakım ihtiyaçları ve kapasite artırımı için gerekli ek yatırımlar nedeniyle işletmeler için önemli bir gider kalemi oluşturabiliyor. Özellikle büyüyen şirketlerde yeni kullanıcı ekleme, şube entegrasyonu ve teknik destek süreçleri hem zaman hem de maliyet açısından ek yükler yaratabiliyor. Fiziksel santraller aynı zamanda ofis altyapısına bağımlı çalıştığından, elektrik veya sistem kaynaklı kesintiler iletişim süreçlerini doğrudan etkileyebiliyor. Çok şubeli yapılarda ise ayrı santral yatırımları ve şubeler arası iletişim maliyetleri operasyonel giderleri artırabiliyor. Bulut Santral ile Daha Düşük Maliyet ve Daha Yüksek Esneklik BTK lisanslı alternatif telekom operatörü Mutlucell tarafından sunulan Sanal Santral hizmeti, işletmelerin fiziksel cihaz yatırımı yapmadan profesyonel santral altyapısına sahip olmasına olanak tanıyor. Bulut teknolojisi üzerinde çalışan sistem sayesinde şirketler santral cihazı satın alma, kurulum yaptırma veya bakım hizmetleri için ek bütçe ayırmak zorunda kalmıyor. Kullanıcı ekleme, yönlendirme değişiklikleri ve diğer yönetim işlemleri kolay kullanılabilen bir panel üzerinden kısa sürede gerçekleştirilebiliyor. Bulut altyapısının sunduğu avantajlardan biri de çağrı kayıtlarının uzun süreli olarak güvenli biçimde saklanabilmesi. İşletmeler ihtiyaçlarına göre çağrı kayıtlarını aylar veya yıllar boyunca arşivleyebilirken, geçmiş görüşmelere hızlı erişim sağlayarak operasyonel süreçlerini daha etkin şekilde yönetebiliyor. Donanım yatırımı gerektirmeyen abonelik modeliyle sunulan çözüm, işletmelerin iletişim altyapılarını daha öngörülebilir maliyetlerle yönetmesine yardımcı oluyor. Tek bir santral altyapısı üzerinden birden fazla şubenin yönetilebilmesi de operasyonel verimliliği artırıyor. Ofis Nerede Olursa Olsun Kurumsal Hat Kullanımı Bulut santral teknolojisinin öne çıkan avantajlarından biri de mobil çalışma modellerine uyum sağlaması. Çalışanlar akıllı telefonlarına veya bilgisayarlarına yükledikleri uygulamalar aracılığıyla ofis dışında bulunsalar bile kurumsal dahili numaralarını kullanabiliyor, çağrı alabiliyor ve arama gerçekleştirebiliyor. Bulut altyapısı sayesinde olası elektrik veya internet kesintilerinde çağrılar alternatif numaralara yönlendirilebiliyor. Böylece müşteri iletişiminin kesintiye uğrama riski azaltılıyor. Müşteri Deneyimini Güçlendiren Özellikler Mutlucell Sanal Santral, aynı anda birden fazla çağrıyı karşılayabilme özelliği sayesinde işletmelerin meşgul tonu kaynaklı müşteri kayıplarını azaltmasına yardımcı oluyor. Bunun yanında çağrı kayıtları, detaylı raporlama araçları ve performans analizleri sayesinde yöneticiler ekiplerinin iletişim süreçlerini daha etkin şekilde takip edebiliyor. Tarih, süre ve lokasyon bazlı raporlar ise hizmet kalitesinin ölçümlenmesine katkı sağlıyor. Bugün 1.000’in üzerinde bulut santral müşterisi ve 10 bini aşkın abonesiyle hizmet veren Mutlucell, kurumsal iletişim altyapılarını modernize etmek isteyen işletmelere bulut tabanlı çözümler sunmaya devam ediyor. Şirketler mevcut telefon numaralarını taşıyarak kısa sürede bulut santral sistemine geçiş yapabiliyor. Kurumsal iletişim altyapınızı modernize etmek, santral yatırım ve bakım maliyetlerini ortadan kaldırmak için Mutlucell Sanal Santral çözümlerini inceleyebilirsiniz. 🌐 Mutlucell Sanal Santral Çözümleri Numaranızı değiştirmeden bulut santrale geçin, ofisiniz nerede olursa olsun kesintisiz kurumsal iletişimin avantajlarından yararlanın. #### İşletmelerde Tahsilat Süreçleri Artık Daha Hızlı, Daha Güvenli, Daha Entegre Küresel ekonomide dijitalleşme dalgası hız kesmeden sürerken, Türkiye fintek sektöründe sadece iç pazarı dönüştüren bir oyuncu değil, dış pazarlara teknoloji ihraç eden bir güç olarak öne çıkıyor. Artık mesele sadece finansal süreçleri kolaylaştırmak değil; bu süreçleri ölçeklenebilir, entegre ve ihracata uygun hale getirebilmek. Bu dönüşümün dinamik aktörlerinden biri olan Ödüyo, sunduğu B2B tahsilat çözümleriyle hem şirketlerin finansal süreçlerini yeniden tanımlıyor, hem de Türkiye’nin bölgesel fintek merkezi olma vizyonuna katkı sunuyor. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, Türkiye’nin fintek ekosistemindeki yükselişini şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye, fintek alanında güçlü bir gelişim sürecinden geçiyor. Yıl sonuna kadar bu alanda bir unicorn çıkması artık uzak bir ihtimal değil. Özellikle B2B fintek çözümlerinde hem teknoloji altyapısı hem de insan kaynağı açısından bölgesel merkez olma yolunda önemli adımlar atılıyor.” Şirketlerin online tahsilat süreçlerini sadeleştiren ve hızlandıran çözümler geliştiren Ödüyo, ERP entegrasyonlarından açık bankacılık altyapısına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyor. Kurumların otomatik tahsilat süreçlerini ERP sistemleriyle entegre şekilde yürütebilmesi sayesinde; izlenebilirlik, verimlilik ve maliyet avantajı elde ediliyor. Yapıcı, fintek teknolojilerinin kullanım alanlarının artık yalnızca belirli sektörlerle sınırlı kalmadığını vurgulayarak; “Fatura kesme yükümlülüğü olan her işletme, bu dönüşümle birlikte operasyonel verimliliğini artırma fırsatı elde ediyor. Bu nedenle kullanıcı portföyümüz yalnızca perakende, e-ticaret ve lojistikle sınırlı değil. Sağlık, eğitim, üretim, enerji, danışmanlık, medya ve bilişim gibi birçok sektör de online tahsilat çözümlerini süreçlerinin merkezine yerleştiriyor. Finansal teknolojiler artık sadece bir destek hizmeti değil, iş dünyasında yatay yayılan stratejik bir dönüşüm aracı. Türkiye'nin bu alandaki teknik yetkinliği, girişimci gücü ve regülasyon adaptasyonu sayesinde artık yalnızca uygulayıcı değil, teknoloji ihraç eden bir oyuncu haline gelmesi bekleniyor.” diyerek sözlerini bitirdi. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. https://oduyo.com.tr #### Isparta Gülleri Türk Kahvesiyle Buluştu: Kemeraltı Şadırvan’dan Yepyeni Bir Lezzet Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi, Türk kahvesi tutkunlarını heyecanlandıracak bir ürünle sektördeki yerini sağlamlaştırıyor: %100 Doğal Isparta Güllü Türk Kahvesi. Özel Arabica harmanları ve Isparta’nın nadide güllerinin buluştuğu bu eşsiz lezzet, hem geleneksel tadı koruyor hem de modern tüketici ihtiyaçlarına cevap veriyor. Doğallık ve Kalite Bir Arada Kemeraltı Şadırvan’ın yıllara dayanan ustalığıyla üretilen güllü kahve, yalnızca seçkin Arabica çekirdekleri ve gerçek Isparta gül yapraklarının taş değirmende özenle öğütülmesiyle hazırlanıyor. İçerisinde hiçbir aroma, katkı maddesi veya tatlandırıcı bulunmayan ürün, doğallığını kokusundan ve tadından belli ediyor. Helal sertifikalı ve vegan dostu olmasıyla da dikkat çeken kahve, farklı beslenme tercihlerine sahip tüketicilere hitap ediyor. Telvesinden Köpüğüne Özenli Bir Süreç Üretim aşamasında gül yaprakları, özel yöntemlerle kahve harmanına işleniyor. Bu süreçte elde edilen bol köpük, sunum anında tüketicileri şaşırtıyor ve klasik Türk kahvesi deneyimine nostaljik bir dokunuş katıyor. “Doğallığı tadından anlaşılır” mottosuyla öne çıkan ürün, tazeliğini koruyan 100, 200 ve 250 gramlık özel ambalajlarla satışa sunuluyor. Her Yaşa Hitap Eden Nostaljik Bir Lezzet Gerçek gül yaprakları ile kahvenin dengeli uyumu, gençlerden ileri yaş gruplarına kadar her kesimden beğeni topluyor. Özellikle gülün hoş kokusu, içeni adeta Isparta’nın gül bahçelerine götürüyor. Kemeraltı Şadırvan, bu ürünle sadece bir kahve değil, aynı zamanda bir kültür deneyimi vaat ediyor. Nerede Bulunur?%100 Doğal Isparta Güllü Türk Kahvesi’ni, Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi’nin resmi satış noktalarından ve online mağazalarından temin etmek mümkün. Sınırlı sayıda üretilen bu özel harman, kahve severleri eşsiz bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. Güllü Türk Kahvesi ve Gurme Lezzetler Hakkında Isparta gülü kahveye nasıl bir aroma katar? Dünyaca ünlü Isparta gülü (Rosa Damascena), yoğun ve kalıcı kokusuyla bilinir. Kahve ile harmanlandığında, Türk kahvesinin baskın karakterini yumuşatarak damakta ferah, çiçeksi ve hafif tatlı bir bitiş bırakır. Bu, yapay aromalar yerine doğal gül yaprakları ve özleriyle sağlandığında gerçek gurme deneyimi sunar. Geleneksel kahve kültüründe aromalı kahvelerin yeri nedir? Osmanlı saray mutfağında kahvenin yanında lokum, şerbet veya gül suyu ikram edilirdi. Şadırvan Kurukahvecisi'nin bu yeni harmanı, aslında bu kadim geleneğin modern bir yorumudur (inovasyon). Aromalı Türk kahveleri, klasik tadı koruyarak kahve ritüeline zenginlik katar. Güllü Türk kahvesi nasıl pişirilir? Klasik Türk kahvesi gibi cezvede ağır ateşte pişirilir. Ancak gül aromasının uçmaması ve acılaşmaması için kısık ateş çok önemlidir. İçindeki doğal gül bileşenlerinin suya tam geçmesi için köpürene kadar yavaşça demlenmesi tavsiye edilir. Kemeraltı Şadırvan'ın üretim farkı nedir? İzmir Kemeraltı'nın tarihi atmosferinde üretim yapan marka, endüstriyel esanslar yerine gerçek hammadde kullanımına odaklanır. Taş değirmende öğütülen taze kahve çekirdekleri ile Isparta'nın coğrafi işaretli güllerinin buluşması, ürünü sıradan bir karışım olmaktan çıkarıp bir gastronomi ürünü haline getirir. #### İstanbul'da Konutlar Küçülüyor Ortalama Daire 100 m²’nin Altına İndi Artan inşaat ve arsa maliyetleriyle birlikte küçülen daire metrekareleri, konut alım gücünün düşmesiyle birleşerek yeni bir piyasa dinamiği oluşturuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme'nin analizine göre, kent genelinde ortalama daire büyüklüğü 114 metrekareden 100 metrekarenin altına geriledi. Bu küçülme, konutların metrekare bazında daha pahalı hale gelmesi, artan inşaat ve arsa maliyetleri, yüksek kredi faizleri ve alım gücündeki düşüş gibi pek çok faktörün ortak sonucu olarak görülüyor. İstanbul konut piyasasında dikkat çeken bir dönüşüm yaşanıyor. Artan inşaat ve arsa maliyetleri, düşen alım gücü ve değişen yaşam tarzları İstanbul'da konutların küçülmesine neden oluyor. EVA Gayrimenkul Değerleme, bu dönüşümün piyasadaki tüm aktörler tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgularken, alıcıların da yeni dönem dinamiklerine göre strateji belirlemeleri gerektiğini ifade ediyor. İstanbul’da Ortalama Konut Büyüklüğü 100 m²’nin Altına Geriledi İstanbul konut piyasasında son dönemde dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme’nin analizine göre, kentteki ortalama daire büyüklüğü 114 metrekareden 100 metrekarenin altına düştü. Bu küçülme; konutların metrekare bazında daha pahalı hale gelmesi, inşaat maliyetlerinin ve arsa fiyatlarının artması, kredi faizlerinin yüksekliği ve hane halkı gelirinin konuta erişimde yetersiz kalması gibi çok yönlü dinamiklerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, bu gelişmeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Konut piyasasında yaşanan küçülme trendi, sadece ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda toplumsal yaşam tarzındaki dönüşümün de bir yansıması. Hem geliştiriciler hem alıcılar daha küçük, fonksiyonel ve erişilebilir fiyatlı konutlara yöneliyor. Müteahhitler açısından, artan maliyetler daha küçük metrekareli konutları cazip hale getirirken, yatırımcılar için de bu tip daireler daha hızlı kiralanabilirlik ve yüksek geri dönüş potansiyeli sunuyor. Özellikle yalnız yaşayan bireyler, genç nüfus ve çekirdek ailelerin yaygınlaşması da büyük dairelere olan talebi azaltıyor. Alım Gücündeki Zayıflama, Zaman Zaman Fiyat Artışlarını Yavaşlatabilir Konut fiyatlarının önümüzdeki dönemde genel olarak artış trendini sürdüreceği öngörülüyor. Ancak yüksek faiz oranları ve alım gücündeki zayıflama, zaman zaman fiyat artışlarını yavaşlatabilir. Fiyat hareketleri bu nedenle dalgalı bir seyir izleyebilir. Fiyatlar Ne Zaman Düşer? Fiyatlarda düşüş yaşanabilmesi için talebin zayıflaması ve piyasaya yoğun konut arzı yapılması gerekiyor. Özellikle kredi faizlerinin daha da yükselmesi, ekonomik belirsizliklerin artması ya da yatırımcı ilgisinin azalması gibi unsurlar fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Aynı zamanda konut üretimindeki artış da fiyatların geri çekilmesini sağlayabilir.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### İstanbul'un Kentsel Dönüşüm Krizi ve Bunu Çözmek İçin Tasarlanan Platform: Evveko İstanbul'daki binaların büyük çoğunluğu mevcut deprem yönetmeliklerini karşılamıyor. Kentsel dönüşüm kaçınılmaz; ancak süreç, kat malikleri için belirsizlik, güvensizlik ve bilgi asimetrisiyle dolu. Evveko, bu piyasa başarısızlığını gidermek amacıyla tasarlanmış dijital bir eşleştirme ve koordinasyon platformudur. İstanbul'un Kentsel Dönüşüm Yükü: Rakamlar ve Gerçekler İstanbul, Türkiye'nin en büyük nüfus ve yapı stoku yoğunluğuna sahip kentidir. Aynı zamanda yüksek deprem riski taşıyan bir fay hattı üzerinde konumlanmaktadır. Bu iki gerçek bir arada değerlendirildiğinde, kentsel dönüşümün yalnızca bir gayrimenkul meselesi değil, doğrudan yaşam güvenliğiyle ilgili bir öncelik olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye genelinde 6,7 milyon binanın riskli yapı kategorisinde değerlendirildiği tahmin edilmektedir. İstanbul'da bu sayının yaklaşık 1,5 milyon konutu kapsadığı öngörülmektedir. Söz konusu yapıların büyük bölümü 1999 öncesinde, modern deprem yönetmeliklerinin yürürlüğe girmesinden önce inşa edilmiştir. GÖSTERGEDEĞERAÇIKLAMARisk altındaki konut (İstanbul)~1,5 milyon1999 öncesi yapı stoğu tahminiOrtalama dönüşüm süresi18–36 ayAnlaşmadan teslimeKat maliklerinin %50+1 eşiğiZorunlu çoğunlukDönüşüm kararı için yasal şartDevlet kira yardımıGüncel kampanya ileYarısı Bizden kapsamındaDevlet hibe+kredi desteğiYarısı BizdenUygun yapılar için aktif program Tablo 1 — Kentsel dönüşüm temel göstergeleri (İstanbul) Ancak sayılar yalnızca fiziksel riski yansıtmıyor. Piyasanın yapısal sorunları da en az bina yaşı kadar kritik bir engel oluşturuyor. Bilgi Asimetrisi: Neden Müteahhit Bulmak Bu Kadar Zor? Bir kat maliki, kentsel dönüşüm sürecine girmek istediğinde karşısında yapısal bir bilgi açığı buluyor. Hangi müteahhidin gerçekten güvenilir olduğunu, hangi teklifin piyasa değeriyle örtüştüğünü ve sözleşme şartlarının neler içermesi gerektiğini değerlendirecek nesnel bir referans noktasından yoksun. "Müteahhit seçimi, kat maliklerinin kentsel dönüşüm sürecinde verdiği en kritik karardır. Ancak bu kararı destekleyecek şeffaf, erişilebilir ve tarafsız bir araç bugüne dek mevcut değildi." Bu bilgi asimetrisi birçok sonuç doğuruyor: bazı kat malikleri süreçten tamamen uzak duruyor; bir kısmı güvensiz ancak tanıdık müteahhitlerle çalışmak zorunda kalıyor; bir kısmı ise yıllarca süren anlaşmazlıklarla karşılaşıyor. Müteahhitler açısından da tablo benzer biçimde verimsiz: kaliteli projeler bulmak için önemli zaman ve kaynak harcanıyor, süreç büyük ölçüde şansa ve kişisel ağlara dayalı ilerliyor. Evveko Nedir ve Nasıl Çalışır? Evveko, kentsel dönüşüm sürecinde kat maliklerini deneyimli müteahhitlerle buluşturan dijital bir eşleştirme ve koordinasyon platformudur. Temel değer önerisi nettir: kat malikleri için sürecin tüm aşamalarında ücretsiz, şeffaf ve tarafsız bir rehber olmak; müteahhitler için ise nitelikli ve dönüşüme hazır binalara erişim sağlamak. Evveko'nun iş modeli, piyasada alışılmadık bir denge kuruyor: kat maliklerinden herhangi bir ücret alınmıyor. Platform geliri, yalnızca müteahhitten, gerçekleşen satış geliri üzerinden alınan küçük bir komisyona dayanıyor. Bu yapı, platformun çıkarlarını doğrudan maliklerle hizalıyor; Evveko ancak proje başarıyla tamamlandığında kazanıyor. Süreç: Adım Adım 1Başvuru ve İlk Değerlendirme Kat maliki veya ilgili taraf, evveko.com üzerinden başvuru oluşturur. Binanın konumu, yaşı, kat sayısı ve malik sayısı gibi temel bilgiler sisteme girilir. 2Ücretsiz Fizibilite Etüdü Evveko uzmanları, yapı için imar durumu ve bölgesel emsal verileri ışığında ücretsiz bir fizibilite etüdü hazırlar. Malikler, projenin tahmini değerini ve dönüşüm sonrası beklenen kazanımları bu aşamada net biçimde görür. 3Nitelik Değerlendirmesi (CRM Süzgeci) Evveko'nun CRM sistemi, başvuruyu belirlenmiş kriterlere göre değerlendirir. Temel eşik: binadaki kat maliklerinin yüzde ellisinden fazlasının dönüşüme gerçek anlamda istekli olması (%50+1 çoğunluk prensibi). Bu süzgeç, müteahhitlerin verimsiz süreçlere zaman kaybetmesini önler. 4Bölgesel Bayiye Yönlendirme Niteliklendirilen dosya, ilgili İstanbul ilçesinde aktif olan Evveko bayisine iletilir. Bayi, yerel imar bilgisini ve saha deneyimini devreye alarak süreci koordine eder; mal sahipleriyle toplantılar düzenler ve süreci canlı tutar. 5Müteahhit Eşleştirme ve Teklif Süreci Proje, platformdaki uygun müteahhit adaylarıyla paylaşılır. Rekabetçi teklif ortamı, kat maliklerinin en uygun koşulları elde etmesine zemin hazırlar. 6Sözleşme ve İnşaat Süreci Anlaşma sağlandıktan sonra Evveko, sürecin takibinde danışmanlık desteği sunmaya devam eder. Platform, projenin hayata geçirilmesini izler. Bu sürecin en önemli özelliği, kat maliklerini karar sürecinin odağına yerleştirmesidir. Müteahhit seçimi sürecin son adımıdır; ilk adım değil. Çoğu geleneksel yaklaşımın aksine Evveko, önce binanın değerini ve maliklerinin beklentilerini netleştiriyor; ardından uygun müteahhidi devreye alıyor. Bayilik Ağı: Platformun Saha Ayağı Evveko'nun başarısı, yalnızca dijital bir altyapıya değil; İstanbul'un her ilçesinde sahada faaliyet gösteren yerel bir uzmanlık ağına dayanıyor. Bu ağın taşıyıcıları, Evveko bayileridir. Bayiler, platform ile müteahhit veya kat maliki arasında sadece aracılık yapan pasif aktörler değildir. Evveko bayilik modeli, yerel uzmanlığı merkezi platform altyapısıyla birleştiren bir hibrit yapı sunar. Bayinin Rolü ve Getirdiği Değer Bir Evveko bayisi şunları sağlar: Bölgesel imar ve emsal bilgisi: Her ilçenin farklı imar koşulları, kat yüksekliği sınırlamaları ve bölge planlama nüansları yerel uzmanlık gerektirir. Saha koordinasyonu: Kat malikleri toplantılarını organize etmek, çoğunluk sağlamak ve süreci canlı tutmak kritik bir operasyonel beceridir. Güven köprüsü: Mahalle ölçeğinde tanınan, güvenilirliği önceden sınanmış bir temsilci, platform güvenini hızla inşa eder. İlk temas: Nitelikli leadleri sahada takip etmek ve dosyayı aktif tutmak. Buna karşılık Evveko bayilere şunları sağlar: Niteliklendirilmiş lead akışı: Bayiler sıfırdan müşteri bulmak zorunda değildir; platform tarafından önceden değerlendirilmiş, dönüşüme hazır dosyalar iletilir. Hesaplama metodolojisi eğitimi: Fizibilite ve maliyet hesaplamalarını yapabilmek için gereken teknik bilgi altyapısı. Proje yönetim portalı: Dosyaları takip etmek, süreçleri raporlamak ve müteahhitlerle koordineli çalışmak için dijital araçlar. Teknik destek: Karmaşık teknik ve hukuki sorularda merkezi platform desteği. Bölgesel münhasırlık: Belirli ilçelerde tek yetkili bayi olarak faaliyet gösterme hakkı. İdeal Bayi Profili Evveko'nun bayilik modeli, doğru profildeki ortaklar için güçlü bir kazanç fırsatı sunuyor. İdeal bayi; İstanbul'un bir veya birden fazla ilçesinde halihazırda aktif olan, kat malikleri ya da gayrimenkul profesyonelleriyle köklü ilişkileri bulunan ve kentsel dönüşüm sürecine hâkim bir uzmandır. Kurumsal olmak zorunlu değil; kişisel itibar ve yerel ağ, bazen kurumsal ölçekten çok daha değerli. Evveko bayilik ağı, İstanbul genelinde 20 ila 100 aktif bayi hedefiyle ölçeklenmek üzere tasarlanmıştır. Komisyon Yapısı Evveko'nun komisyon modeli katmanlı bir yapıya sahiptir. Platformun müteahhitten aldığı gelir, projenin satış gelirine orantılı sabit bir oran üzerinden hesaplanmaktadır. Bayiler bu gelirin belirli bir payını alır; payın büyüklüğü, bayinin süreçteki teknik katkısına göre farklılaşmaktadır. Teknik hizmetleri (fizibilite, hesaplama, koordinasyon) bayinin bizzat yürüttüğü projelerde daha yüksek pay, platformun bu hizmetleri doğrudan üstlendiği durumlarda ise daha düşük pay geçerlidir. Bu yapı, bayilerin uzmanlıklarını geliştirmek için somut bir finansal teşvik yaratmaktadır. Piyasa Konumlandırması ve Rekabet Ortamı Evveko, Türkiye'de henüz kurumsal bir rakibi olmayan bir kategori yaratıyor. Gayrimenkul teknoloji ekosistemi (Sahibinden, Hepsiemlak, Emlakjet vb.) ağırlıklı olarak ikincil piyasa alım-satım işlemlerine odaklanmaktadır. Kentsel dönüşüm özelinde ise yapılandırılmış, dijital ve tarafsız bir koordinasyon platformu bugüne dek mevcut değildi. Bu konumlandırmanın stratejik önemi iki yönlüdür: birincisi, Evveko'nun önünde ölçeklenebileceği büyük ve henüz organize olmamış bir pazar bulunmaktadır; ikincisi, kategori liderliğini erken kazanmak, marka güveni açısından kalıcı bir rekabet avantajı sağlar. Potansiyel gelir çeşitlendirmesi açısından da dikkat çekici bir zemin mevcut. Türk proptech ekosistemindeki benzer platformlar (Fizbot, Reva, Tapusor gibi) B2B veri hizmetleri geliştirerek gelir tabanlarını çeşitlendirmiştir. Evveko'nun kentsel dönüşüm alanında ürettiği proje ve piyasa verisi, ilerleyen dönemde benzer bir gelir kolu için değerli bir temel oluşturabilir. Sonuç: Bir Platform mı, Yoksa Bir Pazar Dönüşümü mü? Evveko, bir web sitesinden ya da müteahhit rehberinden çok daha fazlasını temsil ediyor. Platform; güven eksikliği nedeniyle durma noktasına gelen milyonlarca konutluk dönüşüm potansiyelini harekete geçirmek için tasarlanmış yapısal bir çözümdür. İş modeli güçlü bir hizalama içeriyor: kat malikleri için ücretsiz, müteahhitler için adil, bayiler için kazançlı. Gelir ancak proje tamamlandığında üretiliyor; bu da platformun teşviklerini tüm tarafların çıkarlarıyla doğrudan örtüştürüyor. İstanbul'da yenilenmesi gereken yapı sayısı, Evveko'nun hizmet verebileceği potansiyeli onlarca yıl boyunca canlı tutacak büyüklüktedir. Ölçeklenebilirlik, bayi ağının genişliğine ve eğitimine bağlı. Erken dönemde doğru bayi profillerini doğru ilçelerde konumlandırmak, platformun İstanbul'daki büyüme hızını belirleyecek en kritik operasyonel önceliktir. EVVEKO  |  evveko.com #### İstanbul’da 1,5 Milyon Yapı Risk Altında, 600 Bin Bina Her An Çökebilir Türkiye’nin 2023 Kahramanmaraş depreminin ardından bir kez daha yüzleştiği deprem gerçeği, başta İstanbul olmak üzere tüm büyükşehirlerde acil dönüşüm ihtiyacını ortaya koyuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Muammer Durmuş’a göre, İstanbul’da 1,5 milyon yapı risk altında ve 600 bin bina her an çökebilir. Bu kapsamda kentsel dönüşüm, artık yalnızca bir mühendislik meselesi değil, toplumsal bir güvenlik politikası olarak ele alınmalı. Türkiye, jeolojik yapısı itibariyle bir deprem ülkesi ve bu gerçeği en acı şekilde 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremleriyle yaşadı. Şehirleşmenin yüksek hızla devam ettiği, nüfus yoğunluğunun belirli bölgelerde arttığı ve yapı stokunun büyük ölçüde eski olduğu ülkemizde, kentsel dönüşüm artık bir tercihten öte zorunluluk haline geldi. İstanbul özelinde konuşacak olursak, yaklaşık 7,5 milyon yapının bulunduğu kentte 1,5 milyon yapı risk altında bulunuyor. Üstelik 600 bin bina her an çökme tehlikesi taşıyor. Bu dramatik tablo, zaman kaybetmeden harekete geçilmesini zorunlu kılıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Muammer Durmuş, kentsel dönüşüm sürecinin fırsatlarını ve çıkmazlarını değerlendirdi. Kentsel Dönüşüm Neyi Amaçlıyor? Kentsel dönüşüm yalnızca eski bir binanın yıkılıp yerine yenisinin yapılması değildir. Bu süreç, sosyal donatı alanlarının artırılması, altyapının modernize edilmesi, çevre dostu yapıların hayata geçirilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesini hedefleyen bütüncül bir şehircilik yaklaşımıdır. Kent estetiğinin yeniden kurgulandığı, afet risklerine karşı dirençli alanların oluşturulduğu bu dönüşüm, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik iyileşmenin de önünü açmaktadır. Yasal Altyapı ve Uygulama Çerçevesi Kentsel dönüşümün yasal dayanakları 5393, 5366 ve 6306 sayılı kanunlar çerçevesinde oluşturulmuştur. Özellikle 6306 sayılı yasa kapsamında riskli alanlar ve rezerv yapı alanları tanımlanarak bu bölgelerde planlı, güvenli ve fen normlarına uygun dönüşüm uygulamaları teşvik edilmektedir. 5393 sayılı yasa ile tarihi ve kültürel dokunun korunması ve yenilenmesi amaçlanırken; 5366 sayılı yasa ile sit alanlarının yenilenmesi gündeme gelmektedir. Her biri farklı alanlara yönelik düzenlemeler getiriyor ve dönüşüm sürecinin farklı bileşenlerini yönetilebilir kılıyor. İstanbul’un Dönüşüme Duyduğu Acil İhtiyaç İstanbul'da özellikle birinci derece deprem kuşağında yer alan ilçelerde eski yapı stokunun fazlalığı, yoğun nüfus, dar yaşam alanları ve yetersiz altyapı gibi faktörler, kentsel dönüşümün neden bu kadar elzem olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Her geçen gün artan inşaat maliyetleri ve malikler arasında yaşanan anlaşmazlıklar, süreci zorlaştırsa da; riskin büyüklüğü, tüm tarafları uzlaşmaya zorlayan bir baskı yaratıyor. Mevcut imar haklarının yetersizliği ya da kullanılmamış emsal hakkının bulunmaması gibi teknik engeller, çözülmesi gereken önemli başlıklar arasında yer alıyor. Devlet Desteğiyle Dönüşümde Yeni Dönem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlanan maddi destekler, dönüşüm sürecinde önemli bir motivasyon sağlıyor. İstanbul’da “Yarısı Bizden” kampanyası kapsamında 15 bin konut ve iş yerinin dönüşüm süreci aktif olarak sürüyor. Her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma yardımı sağlanıyor. İş yerleri için ise 437 bin 500 TL hibe ve aynı miktarda kredi desteği veriliyor. Krediler, yapı ruhsatının alınmasından iki yıl sonra geri ödenmeye başlanıyor ve ilk yıl faizsiz olarak uygulanıyor. Bu finansman modeli, vatandaşlara ciddi bir kolaylık ve güvence sunuyor. Dönüşümün İki Yüzü: Fırsatlar ve Riskler Kentsel dönüşüm, doğru yönetildiğinde yalnızca fiziksel bir iyileşme değil, aynı zamanda toplumsal bir kalkınma sürecine dönüşebiliyor. Ancak süreç içinde yaşanabilecek hukuki anlaşmazlıklar, yüklenici firmalarla yaşanacak sorunlar, yetersiz kira destekleri ya da geçici konut teminindeki sıkıntılar gibi riskler de sürecin yumuşak karnını oluşturuyor. Bunun yanında tarihi dokunun yok olma riski ya da sosyal dengelerin bozulması gibi sonuçlar da dikkatle ele alınması gereken başlıklar arasında yer alıyor. Geleceği Bugünden Kurmak Muammer Durmuş, kentsel dönüşümün geleceğin şehirlerini inşa etmek için en büyük fırsatlardan biri olduğunu vurguladı: “Deprem, doğanın kaçınılmaz bir gerçeği. Bu gerçekle başa çıkmanın tek yolu ise riski ortadan kaldırmaktır. Bu da ancak güvenli, sağlam ve planlı bir şehircilikle mümkündür. Kentsel dönüşüm, bu yolculukta en güçlü aracımızdır. Ancak sürecin teknik, ekonomik ve sosyal tüm bileşenleri bütünsel olarak ele alınmalıdır.” Dönüşüm Kaçınılmaz, Geç Kalmak Affetmez İstanbul’da bugüne dek 923 bin bağımsız birimin dönüşümü tamamlandı, 134 bin birimin çalışmaları ise halen sürüyor. Türkiye genelinde ise 2012’den bu yana 2 milyon 317 bin konutun dönüşümü sağlandı. Ancak 7,5 milyon bağımsız birim halen risk altında. Bu tablo, daha gidilecek uzun bir yol olduğunu gösteriyor. Dönüşüm sadece binaları değil, hayatları da koruyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### İstanbul’da 100 m² Daireye Ödenecek Tutarla Pamukova’da 220 m² Villa Almak Mümkün EVA Gayrimenkul Değerleme verilerine göre, bölgedeki metrekare maliyeti İstanbul’un neredeyse yarısı düzeyinde seyrediyor. Bu fark, Pamukova’yı büyükşehirlerdeki yüksek fiyatlardan uzaklaşmak isteyen yatırımcılar için alternatif bir rota haline getiriyor. Sessizlik, doğa ve stratejik konum: Pamukova yatırımcıyı cezbediyor Pamukova, Marmara Bölgesi’ni Ege ve İç Anadolu’ya bağlayan konumuyla öne çıkıyor. Gelişmiş karayolu ve demiryolu bağlantıları, tamamlanmış doğalgaz ve altyapı ağlarıyla birleştiğinde bölge, yatırım açısından güvenli bir alternatif oluşturuyor. Hızlı tren hattının devreye girmesi de ulaşım avantajını güçlendirirken, özellikle doğayla iç içe bir yaşam arayan ya da dönemsel konaklama amacı taşıyan alıcı profili bölgeye yöneliyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Serkan Fırat, Pamukova’nın yatırım karakterine dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Pamukova’da yatırımcı profili genellikle uzun vadeli düşünen, şehirden uzaklaşmak isteyen ve gayrimenkulü değer artışı potansiyeliyle ele alan kişilerden oluşuyor. İlçede kira getirileri sınırlı olsa da, özellikle D-650 Karayolu çevresi ve hızlı tren hattına yakın bölgelerde önümüzdeki dönemde ılımlı ancak istikrarlı bir değer artışı trendi bekliyoruz. Her ne kadar konut fiyatları; site özellikleri, yapı yaşı, manzara veya otopark imkânı gibi unsurlara göre değişkenlik gösterse de, İstanbul’un Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal gibi orta segment ilçelerinde 0–10 yaş aralığında, yaklaşık 100 m² büyüklüğünde bir apartman dairesi için ortalama fiyatlar 8–10 milyon TL bandındadır. Pamukova’da ise bu tutarla; daha geniş metrekareli, genellikle 180–220 m² büyüklüğünde, müstakil veya site içi villa tipi yazlık konutlar, kimi zaman havuz gibi sosyal olanaklara da sahip şekilde 7,5–10 milyon TL aralığında satın alınabilmektedir.” Kira getirisi düşük, değer artışı potansiyeli yüksek EVA Gayrimenkul Değerleme analizlerine göre, Pamukova’da konut yatırımları düzenli kira gelirinden çok uzun vadeli değer artışı beklentisiyle yapılıyor. Nüfus yoğunluğunun düşük olması nedeniyle kira amortisman süresi büyükşehirlere kıyasla daha uzun, ancak ilçenin stratejik geçiş noktası olması sayesinde sermaye kazancı potansiyeli güçlü. Son iki yılda fiyat artışları dikey ivmeden uzak, daha dengeli bir seyir izledi. Ancak altyapı yatırımlarının devam etmesi ve bölgenin artan erişilebilirliği, önümüzdeki dönemde Pamukova’nın yeniden değer kazanma sürecine gireceğine işaret ediyor. Arsa ve tarla yatırımları öne çıkıyor EVA Gayrimenkul Değerleme’nin saha analizine göre Pamukova’da en uygun yatırım türleri tarla ve köy içi arsa nitelikli taşınmazlar. Bu mülkler hem ulaşılabilir fiyat seviyeleriyle hem de geleceğe dönük gelişim potansiyelleriyle dikkat çekiyor. Özellikle D-650 Karayolu çevresi, ulaşım avantajı ve gelişim alanlarıyla yatırımcıların radarına girmiş durumda. Serkan Fırat, bölgeyle ilgili yatırımcıya şu tavsiyede bulundu: “Pamukova, kısa vadeli kazançtan ziyade orta-uzun vadeli perspektifle değerlendirilmesi gereken bir pazar. Altyapısı tamamlanmış, ulaşımı güçlü ve doğayla iç içe bu bölge, önümüzdeki 3–5 yılda yatırımcılarına istikrarlı bir değer artışı sunma potansiyeline sahip.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### İstanbul’da Konutun Metrekare Fiyatı 60 Bin TL Sınırında EVA Gayrimenkul Değerleme Koordinatörü Serkan Bal, piyasadaki bu yükselişin tek bir ilçeye ya da segmente sıkışmadığını vurgulayarak, “Bugün İstanbul’da hareket, farklı gelir gruplarına hitap eden birkaç ana aks üzerinde yoğunlaşıyor. Alıcı daha seçici; ancak ulaşımı güçlü, doğru fiyatlanan ve yeni ya da yenilenmiş konut sunan bölgelerde işlem temposu halen yüksek” dedi. Değer Artışında Anadolu Yakası Öne Çıkıyor 2025 yıl sonu görünümünde, fiyat artışı ve talep canlılığının en net hissedildiği bölgelerin Anadolu Yakası’nda yer aldığı görülüyor. Özellikle ikinci halka olarak tanımlanan Pendik, Tuzla, Sancaktepe ve Sultanbeyli hattı; yeni konut arzı ve gelişen ulaşım bağlantıları sayesinde geniş bir alıcı kitlesinin radarında bulunuyor. Kartal–Maltepe aksı ise hem oturum hem de yatırım amaçlı talebin kesiştiği, dengeli bir piyasa yapısı sunan bölgeler arasında yer alıyor. Avrupa Yakası’nda ise merkez çevresinde, dönüşüm baskısı ve lokasyon avantajı olan ilçelerde hareketlilik dikkat çekiyor. Başakşehir, Bahçelievler, Zeytinburnu ve Güngören hattında yeni veya yenilenmiş projelerde karar süreleri kısalırken, eski yapı stokunda alıcıların pazarlık gücünün daha belirgin hale geldiği gözlemleniyor. Ulaşım Yatırımları ve Deprem Algısı Talebi Yeniden Şekillendiriyor Kuzey Marmara Otoyolu ve bağlantı yollarının devreye girmesiyle birlikte, İstanbul’un ulaşım haritasının önemli ölçüde güçlendiğine dikkat çeken Serkan Bal, özellikle Başakşehir ve Bahçelievler çevresinde hem konut hem de ticari gayrimenkul tarafında yatırım iştahının belirgin biçimde arttığını ifade etti. Bal, “Ulaşım kolaylığı yalnızca yeni proje alanlarını genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgenin erişilebilirliğini artırarak talebi de doğrudan destekliyor” diye konuştu. Öte yandan deprem risk algısının güçlenmesiyle birlikte, sahil şeridinde yaşayan bazı hanelerin daha iç kesimlere ve yeni yapı stokunun yoğun olduğu bölgelere yöneldiği görülüyor. Bu eğilim, söz konusu akslarda yer değiştirme kaynaklı ek bir talep oluşturuyor. İstanbul İki Uca Doğru Genişliyor İstanbul’un mekânsal büyümesi, konut tercihlerini de etkiliyor. Anadolu Yakası’nda Tuzla yönüne, Avrupa Yakası’nda ise Silivri istikametine uzanan hatlarda yatırım amaçlı talebin arttığı görülüyor. Daha geniş arsa arzı, yeni konut üretimi ve gelişen ulaşım bağlantıları sayesinde bu bölgeler, merkezi ilçelere kıyasla daha erişilebilir fiyatlar sunuyor. Bu durum, orta vadeli değerlenme beklentisini canlı tutan temel faktörler arasında yer alıyor. Üst Segmentte Metrekareler 140 Bin TL’yi Aşıyor İstanbul’un en yüksek birim değerlerine sahip ilçelerinde ise sınırlı arz ve güçlü lokasyon primi fiyatları yukarıda tutmaya devam ediyor. Kadıköy ve Beşiktaş’ta ortalama metrekare fiyatları 140.000–145.000 TL bandına ulaşırken, Sarıyer’de bu seviye yaklaşık 134.500 TL/m² düzeyinde seyrediyor. Bu ilçelerde merkezi konum, sahil ve boğaz etkisi, sosyal donatı kalitesi ve prestij algısı fiyat seviyesinin ana belirleyicileri olarak öne çıkıyor. Serkan Bal’a göre, üst segmentte de alıcı seçici davranıyor; ancak doğru lokasyon ve piyasa dengesine uygun fiyatlanan konutlarda satışlar görece hızlı gerçekleşiyor. Buna karşılık Esenyurt, Güngören ve Sultangazi gibi ilçelerde birim değerler İstanbul ortalamasının altında kalıyor. Bu bölgelerde fiyatın talebi belirlediği, metrekare bazında daha erişilebilir konutların ağırlıkta olduğu bir piyasa yapısı hâkim. Sultangazi ve Güngören’de ortalama birim fiyatlar 35.000 TL/m² bandında seyrederken, Esenyurt’ta bu rakam yaklaşık 28.500 TL/m² seviyesinde bulunuyor. Bazı Merkez İlçelerde Artış Hızı Yavaşladı Beyoğlu, Beykoz ve Şişli gibi metrekare fiyatlarının zaten yüksek olduğu ilçelerde ise artış oranlarının İstanbul ortalamasının gerisinde kaldığı görülüyor. Serkan Bal, bu durumu “Fiyatların belirli bir eşiğe ulaşması, yeni alıcı girişini sınırlıyor. Bu nedenle bu ilçelerde talep daha durağan bir yapıya evriliyor” sözleriyle değerlendirdi. Yeni Dönemde Talep Dengeli ve Erişilebilir Akslara Kayıyor Genel tabloya bakıldığında, İstanbul konut piyasasında hareketliliğin ağırlık merkezinin erişilebilir bütçe bandında yüksek sirkülasyon üreten ilçeler ile ulaşım ve dönüşüm etkisiyle ürün kalitesi artan akslara kaydığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde Çekmeköy–Ümraniye hattı, Sancaktepe–Sultanbeyli–Pendik–Tuzla aksı, Zeytinburnu–Kağıthane–Eyüpsultan çevresi ile Bahçelievler–Başakşehir hattının hareketlenmesi beklenirken; Tuzla ve Silivri, İstanbul’un genişleme eğilimiyle birlikte yatırımcıların ilk aklına gelen uç bölgeler olmaya devam ediyor. İlçeAralık 2025 Birim Fiyat (TL/m²)*Beşiktaş144.500Kadıköy143.750Sarıyer134.500Bakırköy102.000Beykoz95.000Adalar90.000Üsküdar83.000Şişli73.000Ataşehir72.500Maltepe69.000Beyoğlu68.500Zeytinburnu67.500Kartal65.000Ümraniye63.250Şile63.000Eyüpsultan62.000Başakşehir60.500Kağıthane58.000Çekmeköy56.250Tuzla54.500Pendik54.000Bayrampaşa48.500Büyükçekmece47.500Bahçelievler46.500Küçükçekmece46.500Sancaktepe44.500Çatalca44.000Bağcılar43.500Sultanbeyli42.000Gaziosmanpaşa41.000Avcılar40.750Beylikdüzü39.800Esenler39.500Fatih39.500Arnavutköy37.250Silivri37.250Sultangazi34.800Güngören34.500Esenyurt28.500* Eski-yeni, lüks-orta segment gibi tüm yapıları kapsamaktadır. Paçal Birim fiyat.  EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha fazla bilgi için: www.evagyd.com #### İstanbul’dan Göçte Büyük Dönüşüm 2023’te yaşanan deprem sonrası hızlanan göç hareketliliği, 2024’te yavaşladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Personeli Yasemin Zaimoğlu’nun analizine göre İstanbul, yıllar sonra ilk kez verdiğinden daha fazla göç aldı. Göç rotasında ise yine Kocaeli, Ankara ve Tekirdağ başı çekti. EVA Gayrimenkul Değerleme Personeli Yasemin Zaimoğlu, TÜİK verileriyle hazırladığı kapsamlı analizde İstanbul’dan diğer illere yönelen göçün 2024’te ivme kaybettiğini, bununla birlikte konut yatırım trendlerinin değişmeye başladığını ortaya koydu. Özellikle Kocaeli, Ankara ve İzmir gibi iller göçün ve konut satışlarının merkezinde. İstanbul Hem Göç Veriyor Hem Göç Alıyor İstanbul, yıllardır Türkiye’nin en yoğun göç alan şehri olmasının yanı sıra, aynı zamanda en fazla göç veren şehir konumunu da sürdürüyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Personeli Yasemin Zaimoğlu’nun hazırladığı çalışmaya göre, İstanbul’dan başka illere yapılan göçler ve İstanbul’a gelen göçlerde 2023 yılında dikkat çeken bir artış yaşandı. Ancak 2024’te bu ivme tersine döndü. Göç Edilen İlk 10 Şehirde Kocaeli Liderliği Bırakmıyor Son altı yılın İstanbul’dan göç edilen şehirleri incelendiğinde, Kocaeli her yıl ilk sırada yer aldı. Onu Ankara, Tekirdağ ve İzmir gibi sanayileşmenin yoğun olduğu şehirler takip etti. 2023 yılında yaşanan deprem sonrası artan göç, 2024’te ciddi şekilde azaldı. 2024’te Göç Dengesi İstanbul’un Lehine Döndü 2020–2023 arasında İstanbul’un verdiği göç, aldığı göçten daha fazlaydı. Ancak 2024 yılı itibarıyla bu durum tersine döndü. İstanbul 2024’te aldığı göçle, verdiğinden daha fazla nüfus çekti. Özellikle 2023’teki deprem sonrası yaşanan kitlesel hareketliliğin etkisi 2024’te yavaşladı. İstanbul’dan göç edilen şehirlerdeki konut satış verileri, göçün nedenlerine de ışık tutuyor. Özellikle konut fiyatlarının uygunluğu ve iş olanaklarının varlığı, göç rotalarını belirliyor. 2024 verilerine göre Kocaeli, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa gibi iller hem göçte hem konut satışında öne çıkıyor. Zaimoğlu: 2023 Depremi Göç Dinamiklerini Değiştirdi Yasemin Zaimoğlu, İstanbul’un göç verilerinde 2023’teki deprem sonrası oluşan hareketliliğe dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “2023’te yaşanan deprem sadece doğrudan etkilenilen bölgeleri değil, büyükşehirlerdeki demografik yapıyı da etkiledi. 2024’te ise bu dalganın etkisi azaldı. Ancak uzun vadede göç trendlerinde ekonomik nedenlerin yeniden ön plana çıkacağını öngörüyoruz.” Göçte Yeni Dönem Başladı İstanbul’un göç dengesinde yaşanan değişim, şehirler arası nüfus hareketliliğinde yeni bir döneme girildiğini gösteriyor. Artan konut fiyatları, iş olanakları ve afet riskleri göç kararlarını şekillendirmeye devam ederken, 2025 ve sonrası için Kocaeli, Tekirdağ, Ankara ve İzmir gibi şehirler yine ön planda olacak gibi görünüyor. Konut Satış verileri ve Göç İstatistiklerinin İncelenmesi EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### İz Koçluk ve KIZÇEV “Başarabiliriz” Dedi, Yoluna 2. Etapla Devam Ediyor İz Koçluk ve Kız Çocukları Eğitim Derneği (KIZÇEV) iş birliğiyle hayata geçirilen “Başarabiliriz” Koçluk Projesi, ilk yılında ulaştığı somut sonuçların ardından 2026’da ikinci etabıyla devam ediyor. İz Koçluk ve Kız Çocukları Eğitim Derneği (KIZÇEV) iş birliğiyle hayata geçirilen “Başarabiliriz” Koçluk Projesi, 2026 yılında ikinci etabıyla yolculuğunu sürdürüyor. Üniversitede eğitim gören kız öğrencilerin kişisel, akademik ve kariyer gelişimlerine koçluk desteğiyle eşlik etmeyi amaçlayan proje, ilk yılında yarattığı güçlü etkiyle sürdürülebilir bir sosyal fayda modeline dönüştü. 2025 yılında projeye katılan öğrencilerin %85’i koçluk sürecinden yüksek düzeyde fayda sağladığını belirtirken, gönüllü koçların %83’ü projede yeniden yer almak istediğini ifade etti. Bu veriler, İz Koçluk’un koçluğu erişilebilir kılma vizyonunun sahadaki güçlü karşılığını ortaya koyuyor. Gençleri, aileleri ve eğitimcileri güçlendirmeyi merkezine alan İz Koçluk’un vizyonu ile KIZÇEV’in kız öğrencilerin eğitim yolculuklarına sunduğu destek, “Başarabiliriz” Projesi’ni sürdürülebilir bir sosyal fayda modeline dönüştürdü. Koçlukla Güçlenen Üniversite Yolculukları İz Koçluk; kendine güvenen, potansiyelinin farkında olan bireylerin yetişmesine katkı sağlamayı ve her öğrencinin koçluk desteğine erişebilmesini temel bir misyon olarak benimsiyor. Bu anlayışla KIZÇEV ile bir araya gelen İz Koçluk, üniversitede eğitim gören kız öğrencilere yalnızca akademik değil; kişisel ve kariyer gelişimlerinde de yol arkadaşlığı yapmayı hedefliyor. İlk Etapta Sayılarla “Başarabiliriz” 2025 yılında gerçekleştirilen projenin ilk etabında: 18 İz Koçluk gönüllü koçu,  Türkiye’nin farklı şehirlerinden 28 üniversiteli kız öğrenciyle birebir koçluk süreci yürüttü. Bu süreçte koçluk; genç kadınların kendi ayakları üzerinde durabilen, kararlarının sorumluluğunu alan ve potansiyelinin farkında bireyler olarak güçlenmelerine alan açtı. Öğrencilerin sahip olduğu yüksek bilinç ve donanım, koçluk süreciyle daha görünür ve sürdürülebilir hale geldi. Etkisi Ölçülen Bir Proje Proje sonunda elde edilen geri bildirimler, koçluğun gençler üzerindeki dönüştürücü etkisini net biçimde ortaya koydu; Öğrencilerin %50’si süreci “çok faydalı”,  %35’i ise “oldukça faydalı” olarak değerlendirdi. Koçlar açısından da proje güçlü bir karşılık buldu. Gönüllü koçların %83’ü, benzer bir projede yeniden yer almak istediklerini belirtti. Bu sonuç, İz Koçluk’un “değer katma” odağının yalnızca öğrenciler için değil, koçlar için de karşılıklı bir öğrenme ve gelişim alanı yarattığını gösterdi. İz Koçluk’tan Projenin Ruhunu Anlatan Mesaj İz Koçluk adına projeye ilişkin değerlendirmede bulunan, Master Certified Coach (MCC) ünvanına sahip Dr. Elgiz Henden, koçluğun sosyal etki boyutuna dikkat çekerek, “Rakamlar bize şunu net biçimde söylüyor: Gençler, kendilerine güvenli bir alan sunulduğunda ve potansiyellerine ayna tutulduğunda büyük bir dönüşüm yaratabiliyor. ‘Başarabiliriz’ Projesi, İz Koçluk’un koçluğu herkes için erişilebilir kılma vizyonunun güçlü bir yansıması. KIZÇEV ile yürüttüğümüz bu iş birliği, genç kadınların hayatlarında kalıcı bir fark yaratmanın mümkün olduğunu gösteriyor.” dedi. KIZÇEV ile yürütülen “Başarabiliriz” Koçluk Projesi Proje Sorumlusu Özlenen Halıçınarlı, projeyi şu sözlerle anlattı: “ Kadınların okuma oranını artırma ve toplumsal hayata daha güçlü katılımını destekleme konusundaki hassasiyetimiz, bu projeye ayrı bir anlam katıyor. Projenin desteklediği genç kadınlardan aldığımız geri bildirimler, yaptığımız işin ne kadar değerli olduğunu açıkça gösteriyor. Koçluk sürecinin ardından özgüveni artan ve geleceğini daha sağlam adımlarla inşa etmeye başlayan genç kadınların yaratacağı etki, hem kendi yaşamlarında hem de toplumda olumlu bir dönüşüm sağlayacaktır. KIZÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Mehlika Gürsoylu, projenin önemine değinerek şu değerlendirmede bulundu: "Eğitim alan her kız çocuğu, sadece kendi hayatını değil, ailesinin ve toplumun geleceğini de değiştiriyor. 'Başarabiliriz' Projesi, genç kadınlarımızın üniversite yolculuklarında yanlarında bir rehber, bir destekçi olduğunu hissettiriyor. İz Koçluk ile yürüttüğümüz bu anlamlı iş birliği, kız öğrencilerimizin potansiyellerini keşfetmelerine ve kariyer hedeflerine güvenle ilerlemelerine katkı sağlıyor. Bu dönüşüme tanıklık etmek, bizim için en büyük motivasyon kaynağı." 2026’da Hedef: Daha Fazla Genç, Daha Fazla Etki İz Koçluk ve KIZÇEV, 2026 yılında başlayacak ikinci etapla birlikte daha fazla üniversiteli kız öğrenciye ulaşmayı, koçluk desteğini yaygınlaştırmayı ve toplumsal faydayı büyütmeyi hedefliyor. Dr. Elgiz Henden, MCC Hakkında: Dr. Elgiz Henden, eğitim ve öğrenci koçluğu alanında uluslararası düzeyde tanınan bir uzman, yazar ve akredite koçtur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Henden, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden yüksek lisans derecesini tamamlamış ve Okan Üniversitesi’nde “Eğitim Yönetimi ve Denetimi” alanında doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Elgiz HENDEN 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun olmuş, 1992 yılında aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisansını tamamlamıştır. Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ”Eğitim Yönetimi ve Denetimi” Doktora programını tamamlamıştır. Henden 10000 saatin üzerinde bireysel koçluk deneyimine ve Master Certified Coach MCC-ICF, Registered ICF Mentor Coach, akreditasyonlarına sahiptir. Ayrıca 2012-2014 yılları arasında ICF – Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi yönetim kurulunda araştırmadan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak  ve Avrupa Koçlar ve Mentorlar Derneğinde -EMCC K12  Eğitim Kurulunda aktif olarak görev yapmıştır. 2004 yılında koçlukla tanışan Elgiz Henden, koçluğun kendi üzerindeki pozitif etkilerini deneyimlemiş ve 2009 yılında eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere İz Koçluk Eğitim ve Danışmanlık merkezini kurmuştur. Henden hem bireylere, hem de kurumlarda özel projelerde bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunmaktadır. Özellikle gençlerin meslek seçiminde, performans arttırmasında, İş hayatına yeni başlayan bireylerin koçluk ihtiyaçlarının karşılanmasında ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite nedeniyle eğitim ve iş yaşamında zorluk çeken bireylerle çalışmaktadır. “Başarabilirim Çünkü…” adlı kitabın yazarı olan Henden Koçluk çalışmalarında Pozitif psikoloji, Pozitif eğitim, Bilişsel Davranışçı Koçluk yaklaşımlarını kullanmaktadır. Hem profesyonel hem de kişisel gelişim eğitimlerine devam ederken 2010 yılında JST Coaching ile yaptığı iş birliği sonucu Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Türkiye’de ki İlk “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçluğu” programını gerçekleştirmiştir. Yerel kültür ve global koçluk bilgisi ile geliştirdiği gençlerin akademik performanslarını geliştirmeye yönelik Türkiye’deki ilk “Eğitim ve Öğrenci Koçluğu” programıdır. #### JA StartUp Türkiye 2026 Finali Gerçekleşti MetLife Vakfı’nın desteğiyle Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından hayata geçirilen JA StartUp Türkiye 2026’nın finali tamamlandı. Genç girişimcilerin projelerini uluslararası yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturan Vitisino birinciliği kazanırken, Step For Life ikinci, Dermaroutine ise üçüncü oldu. MetLife Vakfı’nın desteğiyle Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından yürütülen JA StartUp Türkiye 2026 programının finali, MetLife Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan üniversiteli gençlerin aylar süren eğitim ve mentorluk yolculuğu, büyük finalde sahneye taşındı. 19-30 yaş arası gençlerin girişimcilik becerilerini geliştirmeyi hedefleyen program kapsamında katılımcılar; fikir geliştirmeden iş modeline, finansal planlamadan pazarlama stratejilerine kadar uzanan kapsamlı bir süreçten geçti. Çeyrek final ve yarı final aşamalarını başarıyla tamamlayan ekipler, finalde jüri üyelerinin karşısına çıkarak projelerini sundu. Yoğun Maratonun Ardından Büyük Final Program boyunca gençler; iş modeli kanvası, ekip yönetimi, dijital pazarlama, girişim finansı, prototipleme ve fikri mülkiyet gibi kritik başlıklarda eğitim aldı. Mentor desteğiyle geliştirilen projeler, rekabet dolu bir sürecin ardından final sahnesine taşındı. Final gecesinde yapılan değerlendirme sonucunda, üzüm yan ürünlerini kontrollü fermentasyonla fonksiyonel gıda bileşenlerine dönüştürerek sürdürülebilir bir hammadde modeli sunan Vitisino ekibi birinciliği elde etti. Yüksek riskli diyabet hastaları için geliştirdiği sensörlü akıllı çorapla erken uyarı sistemi sunan Step For Life ikinci olurken, cilt tipine göre kişiselleştirilmiş ve dozlanmış bakım protokollerini blister paketlerle sunan Dermaroutine ise üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Avrupa Yolculuğu Başlıyor Birincilik elde eden Vitisino ekibi, Türkiye’yi temsil ederek Letonya’nın Riga kentinde düzenlenecek Gen-E Avrupa Girişimcilik Festivali’ne katılma hakkı kazandı. Bu platform, genç girişimcilerin projelerini uluslararası yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturacak önemli bir fırsat sunuyor. “Gençler Fikirlerini Gerçeğe Dönüştürüyor” Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hande Baloğlu Toker, finalin ardından yaptığı değerlendirmede, “JA StartUp Türkiye ile gençler yalnızca fikir üretmekle kalmıyor, bu fikirleri hayata geçirecek stratejik ve operasyonel yetkinlikleri de kazanıyor. Finalde gördüğümüz projeler, gençlerin potansiyelini güçlü bir şekilde ortaya koydu. Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecek ekibimizin önemli başarılara imza atacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven, finale kalarak önemli bir başarıya imza atan tüm ekipleri kutlayarak, büyük finale ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Girişimcilik, tıpkı sigorta gibi öngörü, analiz ve sürdürülebilirlik gerektiren bir yolculuk. Girişimcilik ekosistemlerinin sürdürülebilir şekilde büyümesi ise güçlü iş birlikleri ve doğru destek mekanizmalarıyla mümkün oluyor. MetLife olarak biz de gençlerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirirken karşılaşabilecekleri riskleri doğru yönetebilmelerini ve uzun vadeli değer yaratabilmelerini çok önemsiyoruz. MetLife Vakfı’nın katkısıyla gerçekleştirilen JA StartUp Türkiye programı ile genç girişimcilerin sadece iş fikri geliştirmeleri değil, aynı zamanda sağlam ve dayanıklı iş modelleri kurmaları destekleniyor. Ödül almaya hak kazanan ve finale kalan tüm ekipleri tebrik ediyor, bu deneyimin onların girişimcilik yolculuğunda güçlü bir temel oluşturacağına inanıyoruz.” İlham Veren Bir Final JA StartUp Türkiye 2026 Finali, yalnızca bir yarışma olmanın ötesinde; gençlerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirdiği, iş dünyasıyla doğrudan temas kurduğu ve geleceğin girişimcilik ekosistemine yön verecek projelerin ortaya çıktığı ilham verici bir buluşma olarak tamamlandı. Genç Başarı Eğitim Vakfı: 1999 yılında kurulan Genç Başarı Eğitim Vakfı, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Genç Başarı Eğitim Vakfı, gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurmaktadır. Vakıf, ilköğretimden üniversite son sınıfa kadar farklı yaş gruplarına yönelik, yaparak öğrenme temelli eğitim programları tasarlamakta ve uygulamaktadır. İş Dünyası, Genç Başarı Eğitim Vakfı tarafından geliştirilen ve uygulanan programlar içerisinde yer almakta, yapılandırılmış çalışmalar doğrultusunda öğrencilerle tecrübelerini, bilgilerini paylaşmakta ve öğrencilere mentorluk yapmaktadır. MetLife Hakkında: MetLife, Inc. (NYSE: MET), bağlı kuruluşları ve iştirakleri (“MetLife”) aracılığıyla, bireysel ve kurumsal müşterilerin daha güvenli bir gelecek inşa etmelerine yardımcı olmak üzere sigorta, emeklilik, çalışan yan hakları ve varlık yönetimi hizmetleri sunan dünyanın önde gelen finansal hizmet şirketlerinden biridir. 1868 yılında kurulan MetLife, bugün 40’tan fazla pazarda faaliyet göstermekte olup Amerika Birleşik Devletleri, Asya, Latin Amerika, Avrupa ve Orta Doğu’da lider konumdadır. Daha fazla bilgi için metlife.com adresini ziyaret edin. MetLife Vakfı Hakkında: MetLife Vakfı olarak kapsayıcı ekonomik hareketliliği desteklemeye kararlıyız. Sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapıyor, ekonomik güçlenme, finansal sağlık ve dayanıklı topluluklar olmak üzere üç stratejik odak alanına uygun hibeler sunuyor ve MetLife çalışanlarından oluşan gönüllüleri de bu çabaya katkıda bulunmaları için teşvik ediyoruz. 1976’da kurulan MetLife Vakfı, MetLife’ın toplumsal katılım ve sorumluluk alanındaki köklü geleneğini 50 yıldır sürdürmektedir. Kuruluşundan bu yana MetLife Vakfı, MetLife’ın faaliyet gösterdiği toplulukları güçlendirmek üzere 1 milyar ABD dolarını aşan katkı sağlamıştır. MetLife Vakfı hakkında daha fazla bilgi edinmek için www.metlife.org adresini ziyaret edin. #### Jimmy Key Ankara’daki İki Mağazasını Modern Konseptiyle Yeniledi Türkiye genelinde büyümesini sürdüren Jimmy Key Ankara’daki iki mağazasını modern yüzüyle tekrar açtı. Ankara Taurus Vega AVM ve Ankamall mağazaları, yenilenen yüzleriyle alışveriş tutkunlarını bekliyor. Ankara’da 5 mağazası bulunan Jimmy Key, Türkiye’de  73 mağazasıyla hizmet veriyor. Jimmy Key, 140 m2’lik Taurus Vega AVM ve 130 m2’lik alana sahip Ankamall mağazalarının renovasyonunu tamamlayarak müşterilerine yenilenmiş mağaza deneyimi sundu. Ankamall ve Taurus mağazalarıyla birlikte Ankara’daki mağaza sayısı 5’e ulaşan Jimmy Key,  alışveriş keyfini modern ve ferah alanlarla buluşturuyor. Ankara’da Alışverişte Yeni Deneyim Ankara’daki diğer mağazalar ise Cepa AVM, Acity AVM ve Optimum AVM’de hizmet vermeye devam ediyor. Müşteri Deneyimi Odaklı Yenilikler Jimmy Key, renovasyon sürecinde müşterilerin rahatlığını ön planda tutarak modern tasarım, ferah alanlar ve kolay ürün erişimi gibi detayları öne çıkardı. Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, konuyla ilgili olarak şunları paylaştı: “Müşterilerimiz için alışverişi hem keyifli hem de kolay hale getirmeyi hedefledik. Ankara’daki mağazalarımızın yenilenmesiyle ziyaretçilerimize daha konforlu bir deneyim sunuyoruz.” Jimmy Key’in Gaziantep, Diyarbakır, Aydın, Adana, Antalya, Aydın, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Muğla, Edirne, Gaziantep, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Samsun, Şanlıurfa, Trabzon’da mağazaları bulunuyor. Türkiye genelinde toplam 73 mağazası bulunan Jimmy Key, Ankara’da ve diğer şehirlerde alışveriş tutkunlarını bekliyor. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 73, yurt dışında 16 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Jimmy Key, Ankara’daki 5. Mağazasını Açtı 75 mağazasıyla Türkiye genelinde büyümesini sürdüren Jimmy Key, Ankara Optimum AVM zemin katta yeni mağazasını müşterileriyle buluşturdu. Türkiye’nin köklü moda markalarından Jimmy Key, büyüme yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. Markanın Türkiye genelindeki 75. mağazası, Ankara’da hizmete açıldı. Ankara Optimum AVM’nin zemin katında konumlanan mağaza, şehrin moda severlerini yeni koleksiyonlarla buluşturmayı hedefliyor. Ankara’da 5. Adres Başkent’teki 5. mağazasıyla Jimmy Key, modern ve rahat tasarımlarını daha geniş bir kitleye ulaştıracak. Yeni mağaza, markanın müşteri deneyimini ön planda tutan konseptiyle dikkat çekiyor. “Müşterilerimizle daha çok buluşma noktası yaratıyoruz” Açılışla ilgili değerlendirmede bulunan Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, şunları söyledi: “Her mağaza açılışını yalnızca bir satış noktası değil, müşterilerimizle daha çok buluşabileceğimiz yeni bir yaşam alanı olarak görüyoruz. Ankara’daki varlığımızı güçlendirmekten mutluluk duyuyoruz.” Jimmy Key, önümüzdeki dönemde hem yurt içinde hem de yurt dışında yeni mağaza açılışlarıyla büyümesini sürdürmeyi planlıyor. Jimmy Key’in Gaziantep, Diyarbakır, Ankara, Aydın, Adana, Antalya, Aydın, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Muğla, Edirne, Gaziantep, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Samsun, Şanlıurfa, Trabzon’da mağazaları bulunuyor. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 75, yurt dışında 16 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Jimmy Key, Lefkoşa’nın Ardından Kıbrıs’taki İkinci Mağazasını Girne’de Açtı Türkiye’de 74 mağazası olan, yurtdışında ise kendi yatırımları ve franchise iş birlikleriyle büyümesini sürdüren Jimmy Key, Kıbrıs’taki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Lefkoşa’daki mağazasının ardından marka şimdi de Girne’de kapılarını açtı. Jimmy Key açtığı Girne mağazasıyla birlikte Kıbrıs’taki perakende gücünü pekiştirirken; Akdeniz’den dünyaya uzanan büyüme yolculuğunda yeni bir sayfa daha açmış oldu. Akpınar Çemberi, Aşağı Girne Mahallesi, Naci Talat Caddesi, Venue Binası No: 4B adresinde hizmet vermeye başlayan yeni mağaza, markanın Kıbrıs’taki büyüme hikâyesinde önemli bir adım olarak konumlanıyor. Kıbrıs’ta Büyüyen Bir Hikâye Jimmy Key, Irak, KKTC, Suudi Arabistan, Mısır ve Azerbaycan’da franchise iş birlikleriyle toplam 16 mağazaya ulaştı. KKTC’de açılan Girne mağazası, markanın Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirirken, bölgedeki tüketiciyle daha yakın temas kurma stratejisinin de bir parçası olarak öne çıkıyor.  Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, Girne açılışıyla ilgili, “Kıbrıs’ta hikâyemiz büyüyor. Lefkoşa’dan sonra şimdi Girne’deyiz. Kıbrıs, bizim için yalnızca bir mağaza yatırımı değil; Akdeniz ruhunu, zamansız tasarım anlayışımızla buluşturduğumuz özel bir pazar. Türkiye’de edindiğimiz 74 mağazalık deneyimi ve operasyonel gücümüzü yurtdışında da aynı istikrarla büyütmek istiyoruz. Orta vadede franchise kanalıyla özellikle Körfez bölgesinde ve Kuzey Afrika’da büyümeyi hedefliyoruz.” dedi. Hedef: Franchise Kanalıyla Küresel Büyüme Jimmy Key yurtdışındaki büyümesini özellikle franchise modeli üzerinden sürdürmeyi planlıyor. 2026 stratejik planında Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Körfez bölgelerindeki bütün pazarlara girmek olan marka, Birleşik Arap Emirlikleri ülkeleri için farklı seçenekleri değerlendiren; Fas, Cezayir, Libya, Lübnan, Ürdün, gibi bölge ülkelerinde de potansiyel yatırımcılarla görüşmelerini sürdürüyor. Bu strateji, markanın Türkiye’deki operasyonel tecrübesini global pazarlara taşıma hedefinin temelini oluşturuyor. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 74, yurt dışında 16 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Jimmy Key, Mısır’daki Dördüncü Mağazasını Açtı Global Yolculukta Yeni Bir Adım Daha Türk moda markası Jimmy Key, Kahire Point 90 Mall’daki yeni mağazasıyla Mısır’daki mağaza sayısını dörde, yurt dışındaki toplam mağaza sayısını ise 17’ye çıkardı. Modern, rahat ve sürdürülebilir tasarımlarıyla Türkiye’nin önde gelen moda markalarından Jimmy Key, global büyüme yolculuğunu istikrarlı adımlarla sürdürüyor. Marka, Mısır’daki dördüncü mağazasını Kahire Point 90 Mall’da açarak uluslararası arenadaki varlığını daha da güçlendirdi. Yeni mağaza, toplam 225 metrekarelik bir alanda hizmet veriyor. Jimmy Key’in sade şıklığı, doğallıktan ilham alan çizgileri ve konfor odaklı tasarımları, Mısır’daki moda tutkunlarıyla buluşuyor. Jimmy Key, Kahire’de daha önce Citystars Mall, Almaza City Center Mall ve Mall of Egypt’teki mağazalarının yanı sıra, kendi e-ticaret sitesi olan www.jimmykey.com.eg üzerinden de tüketicilerle buluşmuştu. Dördüncü mağaza ile birlikte markanın Mısır’daki konumunu güçlendirmesi ve bölgedeki bilinirliğini artırması hedefleniyor. Marka ayrıca, Aralık ayında beşinci mağazasını Mall of Arabia’da açmaya hazırlanıyor. Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, açılışa ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Her yeni mağazamız, bizim için yeni bir heyecan ve markamızı daha fazla kişiyle buluşturma fırsatı demek. Mısır’da moda severlerle kurduğumuz güçlü bağ, bu ülkeyi bizim için çok özel kılıyor. Global yolculuğumuzda sürdürülebilir büyümeyi, tasarım ve kalite anlayışımızla birleştirerek yeni pazarlara taşımaya devam edeceğiz.” Türkiye’de doğan ve Akdeniz ruhunu tasarımlarına yansıtan Jimmy Key, sadece ürünleriyle değil; doğa dostu üretim yaklaşımı, sürdürülebilir koleksiyonları ve özgür yaşam tarzını yansıtan mağaza konseptleriyle de uluslararası pazarlarda fark yaratmaya devam ediyor. Güncel trendleri yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 75, yurt dışında 17 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Jimmy Key’de RFID Devrimi, Tek Ürün Bile Gözden Kaçmıyor Perakende sektöründe stok doğruluğu ve ürün görünürlüğü rekabetin en kritik unsurları arasında yer alırken, Jimmy Key hayata geçirdiği RFID dönüşümüyle operasyonel verimlilikte dikkat çekici bir başarıya imza attı. Uçtan uca RFID teknolojisini mağazalarından lojistik operasyonlarına kadar tüm süreçlerine entegre eden marka, bugün yaklaşık 3.500 ürün bulunan bir mağazanın sayımını yalnızca 25 dakikada tamamlayabiliyor. Elde edilen yüksek envanter doğruluğu sayesinde ise genel stoklardaki tek bir ürün dahi online satışa açılabiliyor. Akıllı deneme kabinlerinden depo operasyonlarına kadar tüm süreçlerini RFID ile dönüştüren Jimmy Key, perakendede yeni bir verimlilik standardı oluşturdu. Jimmy Key Genel Müdür Yardımcısı Erhan Çiçek, perakendede başarının temelinde ürün görünürlüğünün yer aldığını belirterek, “Bir ürünün rafta olup olmadığını bilmek artık yeterli değil. O ürünün mağaza içinde nerede bulunduğunu, deneme kabinine girip girmediğini, satışa dönüşüp dönüşmediğini ve stok doğruluğunu anlık olarak yönetebilmek gerekiyor. RFID yatırımıyla tam olarak bunu başardık” dedi. Barkoddan RFID’e Uzanan Büyük Dönüşüm RFID dönüşümünün temel çıkış noktasının görünürlük ihtiyacı olduğunu ifade eden Erhan Çiçek, perakendede en önemli hedefin stoğu mümkün olan en kısa sürede satışa dönüştürmek olduğunu söyledi. Jimmy Key’in dönüşüm sürecinde mağazalar, depolar, lojistik operasyonları ve satış noktaları eş zamanlı olarak yeniden yapılandırıldı. RFID etiketleri ürünlerin iç etiketlerine entegre edilirken, mağazalar kısa süre içinde RFID kasa sistemleri, güvenlik altyapıları, el terminalleri ve akıllı deneme kabinleriyle donatıldı. Gerçekleştirilen dönüşüm sonucunda ürünlerin tedarikçiden müşteriye kadar uzanan yolculuğu tekil EPC kodları üzerinden takip edilebilir hale geldi. Mağazacılıkta Yeni Dönem, Ürünün Her Hareketi İzlenebiliyor RFID teknolojisiyle birlikte Jimmy Key mağazalarında yalnızca stok takibi değil, müşteri davranışlarının analiz edilmesi konusunda da yeni bir dönem başladı. Akıllı deneme kabinleri sayesinde hangi ürünlerin denendiği, hangi ürünlerin birlikte kabine götürülerek kombin oluşturduğu, kabinde ne kadar süre kaldığı ve denemelerin satışa dönüşüp dönüşmediği ölçümlenebiliyor. Örneğin bir gömlekle birlikte hangi pantolonun, hangi ceketin veya hangi aksesuarın denendiği analiz edilebiliyor. Böylece yalnızca bir ürünün neden satılmadığı değil, müşterilerin hangi ürünleri birlikte tercih ettiği, hangi kombinlerin daha fazla ilgi gördüğü de veriye dayalı olarak belirlenebiliyor. Elde edilen bu içgörüler, ürün yerleşiminden koleksiyon planlamasına, mağaza içi deneyimden satış stratejilerine kadar birçok alanda daha doğru kararlar alınmasına katkı sağlıyor. Erhan Çiçek, “Perakendede yıllardır ürün satılmıyorsa ilk refleks indirim yapmak oluyordu. Oysa artık ürünün hiç denenmediğini mi, yoksa denenip satın alınmadığını mı görebiliyoruz. Bu veriler ürün geliştirmeden mağaza operasyonlarına kadar birçok alanda daha doğru kararlar alınmasını sağlıyor” diye konuştu. Depoda Saatler Süren İşler Dakikalara İndi RFID teknolojisinin en önemli katkılarından biri de lojistik ve depo operasyonlarında ortaya çıktı. Eskiden manuel süreçlerle gerçekleştirilen ürün kabul ve sayım işlemleri artık RFID tünelleri üzerinden çok daha hızlı ve yüksek doğrulukla gerçekleştiriliyor. Jimmy Key, yaklaşık 200 bin stok kaleminden oluşan depo envanterini RFID teknolojisi sayesinde kısa süre içinde sayabiliyor. Mal kabule gelen koli içindeki ürünlerin koli açılmadan, beden dağılımları ve sevkiyat doğruluğu EPC seviyesinde kontrol edilirken, olası tedarikçi hataları da sistem tarafından otomatik olarak tespit edilebiliyor.   Tek Ürün Bile Satış Fırsatına Dönüşüyor Yüksek envanter doğruluğu, Jimmy Key’in omnichannel stratejisine de önemli katkı sağladı. Geçmişte stok güvenilirliği nedeniyle yalnızca belirli seviyenin üzerindeki ürünler online satışa açılabilirken, bugün mağazalarda bulunan tek bir ürün dahi güvenle e-ticaret kanalına sunulabiliyor. Bu durumun hem satış fırsatlarını artırdığını hem de stok verimliliğini yükselttiğini belirten Erhan Çiçek, “Bugün geldiğimiz noktada stoklarımızı neredeyse yüzde 100 doğrulukla yönetebiliyoruz. Bu güven sayesinde mağaza ve online satış kanallarımız arasında çok daha güçlü bir entegrasyon kurduk” ifadelerini kullandı. Geleceğin Perakendesine Hazırlık Jimmy Key, RFID dönüşümünü yalnızca bir envanter yönetimi projesi olarak görmüyor. Marka, önümüzdeki dönemde RFID destekli sorter sistemleri, yeni nesil POS uygulamaları ve gelişmiş mağaza operasyonlarıyla teknolojiyi daha geniş alanlara taşımayı hedefliyor. Erhan Çiçek, “Başlangıçta hedefimiz stok görünürlüğünü artırmaktı. Ancak bugün geldiğimiz noktada RFID’in operasyonel verimlilikten müşteri deneyimine kadar çok daha geniş bir etki alanı oluşturduğunu görüyoruz. Bu dönüşüm sadece bir teknoloji yatırımı değil, Jimmy Key’e özel tasarlanmış uçtan uca bir iş modeli dönüşümü oldu” dedi. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 73, yurt dışında 15 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Jimmy Key’e Ege’den İhracat Onuru Jimmy Key, 2025’in En Güçlü Hazır Giyim İhracatçıları Arasında Yer Aldı Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) tarafından her yıl düzenlenen ve sektörde yüksek ihracat performansı gösteren firmaların ödüllendirildiği “Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” kapsamında, Jimmy Key 2025 yılında en fazla ihracat gerçekleştiren firmalar arasında yer alarak ödüle layık görüldü. Türk hazır giyim sektörünün ihracat performansını görünür kılan en önemli organizasyonlardan biri olan “Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde Jimmy Key, 2025 yılında en fazla ihracat gerçekleştiren firmalar arasında yer alarak ödüle layık görüldü. Söz konusu ödül, markanın uluslararası pazarlardaki istikrarlı büyümesinin ve rekabet gücünün önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. 16 Şubat 2026 tarihinde Ege İhracatçı Birlikleri Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen törende, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe EHKİB üyesi firmalar arasında ihracat rakamlarıyla öne çıkan şirketler ödüllendirildi. Sektörün en prestijli organizasyonları arasında gösterilen törende verilen ödüller; firmaların yıllık ihracat performansına göre, ülke ekonomisine ve dış ticaret dengesine sağladıkları katkı doğrultusunda takdim ediliyor. Sektörün “Yıldızları” Aynı Sahnedeydi Tören, gazeteci Metehan Demir’in “2025 Yılı Değerlendirmesi ve 2026 Yılı Beklentileri” başlıklı semineriyle başladı. Küresel ticaret dinamikleri, jeopolitik gelişmeler ve tekstil-hazır giyim sektörünün yeni dönem yol haritasının ele alındığı program, ödül takdimiyle devam etti. Jimmy Key’e ödülü, EHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Seray Seyfeli tarafından takdim edildi. Ödülü, Jimmy Key adına Genel Müdür Yardımcısı Erhan Çiçek teslim aldı. “İhracat, Stratejik Büyüme Alanımız” Törende konuşan Jimmy Key Genel Müdür Yardımcısı Erhan Çiçek, ihracatın marka için yalnızca ticari bir faaliyet değil, uzun vadeli bir büyüme stratejisinin temel unsuru olduğunu vurgulayarak, “EHKİB tarafından ihracat performansımız doğrultusunda ödüle layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda; kalite odaklı üretim anlayışımız, güçlü tasarım dilimiz ve operasyonel disiplinimizle ilerliyoruz. Bu ödül, ekip çalışmamızın ve uzun soluklu ihracat vizyonumuzun somut bir göstergesi. Ülkemizin ihracat hedeflerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. İhracatta Güçlü Performansın Tescili “Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatın Yıldızları” ödülleri, EHKİB üyesi firmalar arasında ilgili yıl içerisinde en yüksek ihracat hacmine ulaşan şirketlere veriliyor. Söz konusu ödül, yalnızca finansal büyüklüğü değil; düzenli ihracat performansını, pazar çeşitliliğini ve sektörel rekabet gücünü de temsil ediyor. Jimmy Key’in bu başarıyı elde etmesi; markanın uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirdiğinin ve Türk hazır giyim sektörünün küresel arenadaki görünürlüğüne katkı sunduğunun önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Sürdürülebilir üretim yaklaşımı, kalite standartları ve küresel marka konumlandırmasıyla ihracat odağını büyüme stratejisinin merkezine yerleştiren Jimmy Key, önümüzdeki dönemde de yeni pazarlara açılarak Türkiye’nin hazır giyim ihracatındaki payını artırmayı hedefliyor. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 74, yurt dışında 16 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Kadın Girişimciler E-Fatura ile Güçleniyor Kadın girişimcilerin dijitalleşme yolculuğunda en kritik eşiklerden biri olan e-fatura sistemleri, hem operasyonel kolaylık hem de yasal avantajlar sunarak iş hayatında yepyeni bir çağ açıyor. Türkiye’de girişimci kadın oranı hâlâ %12 seviyesindeyken, e-fatura gibi teknolojik çözümler bu tabloyu değiştirmeye aday. DİA Yazılım gibi teknoloji odaklı çözüm ortakları, kadınların finansal süreçleri daha etkin yönetmesini sağlayarak yalnızca bugünü değil, yarını da kazandırıyor. Dijitalleşmenin sunduğu fırsatlar, iş dünyasında özellikle kadın girişimciler için devrim niteliğinde kazanımlar sağlıyor. Artık bir yasal zorunluluk olmanın ötesine geçen e-fatura sistemleri, kadınların işlerini büyütmelerini, finansal süreçlerini şeffaflaştırmalarını ve bağımsızlıklarını kazanmalarını sağlıyor. E-fatura sistemleri, fatura düzenleme, takip ve arşivleme süreçlerini birkaç dakikaya indirerek, iş gücü ve zaman maliyetini ciddi ölçüde azaltıyor. 2024 yılında yürürlüğe giren e-fatura zorunluluğu, belirli ciroya ulaşan kadın girişimciler için dijitalleşmenin kapılarını araladı. Bu düzenleme, finansal disiplinin dijital yollarla sağlanmasına öncülük ederken, aynı zamanda işlerini büyütmek isteyen kadınlara sistemli bir iş yapma kültürü kazandırıyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay “Kadın girişimciler, işlerini büyütürken aynı anda birçok süreci yönetmek zorunda kalıyor. E-fatura sistemleri, sadece zamandan değil, aynı zamanda stratejik kararlardan da kazanım sağlar. Gerçek zamanlı finansal verilerle hareket eden kadınlar, artık geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyebiliyor.” dedi. E-fatura, sadece belge üretimi değil; tahsilat sürecinde de büyük kolaylık sağlıyor. Otomatik hatırlatmalar ve ödeme takibi sayesinde nakit akışı kontrol altına alınıyor, müşteri ilişkileri profesyonelleşiyor. DİA bulut ERP’nin sunduğu mobil erişim avantajı, kadın girişimcilerin her yerden işlerini yönetebilmesini sağlıyor. Aile yaşamıyla girişimcilik hayatını dengelemek isteyen kadınlar için bu esneklik, finansal bağımsızlık yolunda büyük önem taşıyor. Kullanıcı dostu arayüzler sayesinde, muhasebe deneyimi olmayan kişiler dahi rahatlıkla e-fatura sistemlerini kullanabiliyor. Bu durum, mali müşavir maliyetlerini de düşürüyor. Anlık raporlar, ürün bazlı kârlılık, dönemsel satış analizi ve müşteri segmentasyonu gibi konularda bilgiye dayalı karar alımını sağlıyor.  DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Kadın Girişimciliğinde Yeni Dönem Başlıyor Türkiye'de Dönüşümün Yeni Adı: Yüksek Teknoloji ve Küresel Vizyon Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, kadın girişimciliğinde Türkiye'nin son 25 yılda geçirdiği evrimi değerlendirerek, yeni dönemin dinamiklerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Kadın girişimciliği, Türkiye’de son çeyrek yüzyılda dikkat çekici bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren’e göre bu dönüşüm, farklı özellikler taşıyan üç temel evrede şekilleniyor. 2000–2015 dönemini “ilk evre” olarak tanımlayan Eren, bu yıllarda sosyal fayda odaklı, yerel ve çoğunlukla kamu destekli kadın girişimlerinin öne çıktığını belirtiyor. Kooperatifler, el emeği ürünler ve toplumsal kalkınma projeleriyle öne çıkan kadın girişimciler, o dönemde sosyal sorumluluk merkezli, STK ve kamu iş birlikleriyle güçlenen bir yapıya sahipti. 2015 sonrası başlayan “ikinci evre” ise teknolojiye daha entegre, küresel ölçekte rekabet edebilen girişimlerin yükseldiği bir dönem oldu. Kadın kurucular bu dönemde sadece yerel etki yaratmakla kalmadı; fintech, healthtech, edtech, SaaS ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda ölçeklenebilir ve yatırım alan projeler geliştirdiler. Hızlandırma programları, melek yatırım ağları ve devlet destekleri sayesinde kadın girişimciler, yatırımcıların radarında daha fazla yer bulmaya başladı. Kadın Kurucular Yatırım Ekosisteminde Güçleniyor Eren, 2020’li yılların başında kadın kurucuların küresel ölçekte yalnızca %2-3 oranında yatırım alabildiğini, Türkiye'de de benzer bir tablonun geçerli olduğunu vurguladı. Ancak 2023 sonrası dönemde, toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen yerel ve uluslararası fonların etkisiyle bu oranlarda gözle görülür bir artış yaşandı. 2025 itibarıyla sadece kadın kuruculara ait girişimlerin oranı %14,29’a ulaşarak, 2020’deki %4,15 seviyesini ciddi şekilde geride bıraktı. Kurum içi girişimcilik programları ve ESG odaklı fonlar sayesinde kadın girişimciler, teknoloji ekosisteminde daha güçlü ve kalıcı bir yer edinmeye başladı. Yüksek Teknolojiyle Şekillenen Yeni Dönem Duygu Eren’e göre şu anda kadın girişimciliği yeni bir dönemin eşiğinde. Bu yeni dönem; iklim teknolojileri, yapay zeka destekli çözümler, femtech, regtech ve blockchain gibi ileri teknoloji alanlarında uzmanlaşan kadın kurucularla şekilleniyor. Küresel pazara doğrudan açılabilen, hibrit ve uzaktan çalışan ekipler kurabilen kadın girişimciler, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği iş modellerine entegre ederek iş dünyasında kalıcı etki yaratıyor. Eren, bu süreci yalnızca kadınlara alan açmak olarak değil, toplumsal cinsiyet eşitliğini tüm iş yapış modellerine entegre etmek olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, yatırımcı ilgisini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda kurumsal iş birliklerini ve uluslararası fon desteklerini de beraberinde getiriyor. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Kadın Girişimciliğinde Yeni Dönem Başlıyor Türkiye'de Dönüşümün Yeni Adı: Yüksek Teknoloji ve Küresel Vizyon Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, kadın girişimciliğinde Türkiye'nin son 25 yılda geçirdiği evrimi değerlendirerek, yeni dönemin dinamiklerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Kadın girişimciliği, Türkiye’de son çeyrek yüzyılda dikkat çekici bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren’e göre bu dönüşüm, farklı özellikler taşıyan üç temel evrede şekilleniyor. 2000–2015 dönemini “ilk evre” olarak tanımlayan Eren, bu yıllarda sosyal fayda odaklı, yerel ve çoğunlukla kamu destekli kadın girişimlerinin öne çıktığını belirtiyor. Kooperatifler, el emeği ürünler ve toplumsal kalkınma projeleriyle öne çıkan kadın girişimciler, o dönemde sosyal sorumluluk merkezli, STK ve kamu iş birlikleriyle güçlenen bir yapıya sahipti. 2015 sonrası başlayan “ikinci evre” ise teknolojiye daha entegre, küresel ölçekte rekabet edebilen girişimlerin yükseldiği bir dönem oldu. Kadın kurucular bu dönemde sadece yerel etki yaratmakla kalmadı; fintech, healthtech, edtech, SaaS ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda ölçeklenebilir ve yatırım alan projeler geliştirdiler. Hızlandırma programları, melek yatırım ağları ve devlet destekleri sayesinde kadın girişimciler, yatırımcıların radarında daha fazla yer bulmaya başladı. Kadın Kurucular Yatırım Ekosisteminde Güçleniyor Eren, 2020’li yılların başında kadın kurucuların küresel ölçekte yalnızca %2-3 oranında yatırım alabildiğini, Türkiye'de de benzer bir tablonun geçerli olduğunu vurguladı. Ancak 2023 sonrası dönemde, toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen yerel ve uluslararası fonların etkisiyle bu oranlarda gözle görülür bir artış yaşandı. 2025 itibarıyla sadece kadın kuruculara ait girişimlerin oranı %14,29’a ulaşarak, 2020’deki %4,15 seviyesini ciddi şekilde geride bıraktı. Kurum içi girişimcilik programları ve ESG odaklı fonlar sayesinde kadın girişimciler, teknoloji ekosisteminde daha güçlü ve kalıcı bir yer edinmeye başladı. Yüksek Teknolojiyle Şekillenen Yeni Dönem Duygu Eren’e göre şu anda kadın girişimciliği yeni bir dönemin eşiğinde. Bu yeni dönem; iklim teknolojileri, yapay zeka destekli çözümler, femtech, regtech ve blockchain gibi ileri teknoloji alanlarında uzmanlaşan kadın kurucularla şekilleniyor. Küresel pazara doğrudan açılabilen, hibrit ve uzaktan çalışan ekipler kurabilen kadın girişimciler, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği iş modellerine entegre ederek iş dünyasında kalıcı etki yaratıyor. Eren, bu süreci yalnızca kadınlara alan açmak olarak değil, toplumsal cinsiyet eşitliğini tüm iş yapış modellerine entegre etmek olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, yatırımcı ilgisini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda kurumsal iş birliklerini ve uluslararası fon desteklerini de beraberinde getiriyor. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Kadınların Otomotivdeki Gücünü Görünür Kılmak İçin Yola Çıktı Türkiye’de otomotiv sektörünün farklı alanlarında çalışan, üreten, yöneten ve gelişime katkı sunan kadınlar artık aynı çatı altında buluşuyor. Kadınların sektördeki görünürlüğünü artırmak, dayanışmayı güçlendirmek ve sektörel gelişime katkı sağlamak amacıyla kurulan Otomotivde Kadın Derneği (OTOKAD), resmen faaliyete geçti. Derneğin ilk genel kurulu 21 Ekim Salı günü gerçekleştirildi. Genel kurulda Nurten Berberoğlu başkanlığa seçilirken, yönetim kurulundaki isimler; Azra Kabakçı, Elif Altun Doğan, Şebnem Ateş, Bahar Ünal ve Elif Özyıldırım oldu. Yönetim Kurulu Yedek Listesinde ise;  Melis Orhan, Ceren Taş, Şebnem Ateş, Eren Yörükoğlu ve Vecibe Kaplan Arslan yer aldı. Kadınların otomotivdeki yeri güçleniyor OTOKAD, otomotiv sektörünün tüm katmanlarında yer alan kadınları bir araya getiren bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösterecek. Sürücülerden teknisyenlere, mühendislerden yöneticilere, sektöre hizmet sunan kurumlardan üniversite öğrencilerine kadar geniş bir ağı kapsayan dernek, “Kadınların sektördeki görünürlüğünün ve etkisinin artması” amacıyla yola çıktı. Derneğin amacı, bu varlığın daha güçlü biçimde temsil edilmesini ve sürdürülebilir hale getirilmesini sağlamak. “Amacımız var olanı büyütmek, fırsatları çoğaltmak” OTOKAD Başkanı Nurten Berberoğlu, genel kurul sonrasında yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Kadınlar yıllardır otomotiv sektörünün her alanında üretken, yetkin ve etkili roller üstleniyor. OTOKAD olarak bu varlığı güçlendirmek, görünür kılmak ve geleceğe taşımak için bir araya geldik. Amacımız, kadınların sesini yükseltmek değil; birlikte kalıcı bir etki yaratmak. OTOKAD, otomotiv sektöründe aktif olan ya da bu alanda üretmek isteyen tüm kadınlara açık.” OTOKAD, eğitim, mentorluk, proje geliştirme ve iletişim çalışmalarıyla sektörel farkındalık yaratmayı hedefliyor. OTOKAD’a aynı zamanda derneğin amaçlarını benimseyen ve bu alanda iş birliği yapmak isteyen kurumlar da üyelik başvurusu yapabiliyor. OTOKAD, yalnızca bir sivil toplum oluşumu değil, aynı zamanda bir dayanışma platformu olarak konumlanıyor. Dernek, kadınların teknik bilgiye, kariyer fırsatlarına ve sektörel temsile erişimini kolaylaştırarak otomotivde daha eşit ve kapsayıcı bir gelecek inşa etmeyi hedefliyor. OTOKAD hakkında: Otomotivde Kadın Derneği (OTOKAD), Türkiye’de otomotiv sektöründe kadınların temsilini güçlendirmek amacıyla kurulmuş bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, kadınların sektördeki etkinliğini artırmak, mesleki gelişimlerini desteklemek ve toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden politikaları yaygınlaştırmak üzere faaliyet gösterir. #### Kahve Kültürü Dönüşüyor: Gelenekten Geleceğe Kahvenin Yolculuğu Kahve, yüzyıllardır hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmayı sürdürüyor. Ancak tüketim alışkanlıkları değiştikçe kahve kültürü de dönüşüyor. Son yıllarda üçüncü nesil kahveciliğin yükselişi, filtre kahvenin daha fazla tercih edilmesi ve tüketicilerin doğallık arayışı, sektörün dinamiklerini değiştiren önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Kahve sektörüne dair değerlendirmelerde bulunan Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi Genel Koordinatörü Mehmet Ağırman, geleneksel Türk kahvesinin önemine dikkat çekerek, kahve kültürünün değişen yüzüne dair önemli açıklamalarda bulundu. Türk Kahvesi: Kültürel Miras ve Değişen Alışkanlıklar Türk kahvesi, asırlardır Anadolu topraklarında nesilden nesile aktarılan bir miras olarak varlığını sürdürüyor. Ancak küreselleşme ile birlikte yeni kahve trendleri de tüketim alışkanlıklarını etkiliyor. Mehmet Ağırman, bu değişimi şu sözlerle değerlendirdi: “Türk kahvesi, geçmişimizden günümüze uzanan güçlü bir gelenek. Fakat son yıllarda özellikle genç neslin üçüncü nesil kahvecilik ve farklı demleme tekniklerine olan ilgisi giderek artıyor. Yine de Türk kahvesinin yeri çok ayrı ve vazgeçilmezdir. Kültürel mirasımızı koruyarak, yeni nesil kahve alışkanlıklarını da benimseyerek bir denge kurmalıyız.” Filtre Kahvenin ve Üçüncü Nesil Kahveciliğin Yükselişi Geleneksel Türk kahvesinin yanı sıra filtre kahve tüketimi de hızla yaygınlaşıyor. Mehmet Ağırman, bu eğilimin özellikle büyük şehirlerde dikkat çektiğini belirtiyor: “Eskiden kahve denince akla sadece Türk kahvesi ya da klasik hazır kahveler gelirdi. Şimdi ise filtre kahve, pour-over yöntemleri, aeropress ve cold brew gibi demleme teknikleri giderek daha fazla tercih ediliyor. İnsanlar kahveyi bir ritüel olarak görmeye ve demleme süreçlerine daha fazla ilgi göstermeye başladı.” Özellikle iş hayatının yoğun temposunda, hızlı ve pratik kahve tüketiminin artmasıyla birlikte, kahve zincirleri ve butik kahveciler daha fazla talep görüyor. Tüketiciler Artık Daha Doğal ve Katkısız Ürünler İstiyor Kahve tercihlerinde sadece demleme yöntemleri değil, içerik de büyük önem taşıyor. Tüketiciler artık katkısız, doğal ve taze kahve arayışında. Mehmet Ağırman’a göre bu durum, kahve sektöründe kaliteye olan önemin arttığını gösteriyor: “Eskiden kahve denildiğinde çoğu insan kahvenin kaynağını ya da içeriğini sorgulamazdı. Şimdi ise kahve çekirdeklerinin nereden geldiği, nasıl işlendiği, katkı maddesi içerip içermediği gibi detaylar tüketiciler için önemli hale geldi. İnsanlar doğal ve saf kahveye yöneliyor. Kahve sektörünün geleceğinde bu bilinçli tüketim anlayışının daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum.” Kahve Sektörünün Geleceği Nasıl Şekillenecek? Kahve sektöründeki yenilikler, yeni kahve trendleri ve tüketici alışkanlıkları, gelecekte de sektörün yönünü belirlemeye devam edecek. Mehmet Ağırman, sektörün geleceğine dair şu öngörüleri paylaşıyor: “Kahve sektörü sürekli bir değişim içinde. Önümüzdeki yıllarda yerel kahve üreticilerine daha fazla önem verileceğini, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşacağını ve kahve çekirdeği seçiminde daha bilinçli tercihler yapılacağını düşünüyorum. Ayrıca, geleneksel kahve türlerinin modern yöntemlerle yeniden yorumlanması da kahve severler için yeni deneyimler sunacaktır.” Değişen tüketim alışkanlıklarına rağmen kahvenin insan hayatındaki vazgeçilmez konumu devam ediyor. İster geleneksel Türk kahvesi, ister yeni nesil filtre kahve olsun, kahve kültürünün zenginliği ve çeşitliliği her geçen gün artarak kahve severlere yeni tatlar sunmaya devam edecek. #### KAIZEN™ Global Award 2025’te Norm Fasteners Dünyada İlk 10’da Sürekli iyileştirme ve yalın yönetim alanında Türkiye’nin en prestijli ödülleri arasında yer alan KAIZEN™ Award Türkiye 2025’te Norm Fasteners, tüm kategorilerde Türkiye birincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. Türkiye Birinciliği Madrid Yolunu Açtı KAIZEN™ Türkiye Konferansı kapsamında düzenlenen törende, sektörün önde gelen temsilcileri ve uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşen değerlendirmeler sonucunda Norm Fasteners, günün en büyük ödülünü almaya hak kazandı. Türkiye’den Global Arenaya Ödüller, Kaizen Institute Global CEO’su Antonio Costa tarafından takdim edilirken, bu önemli başarı Norm Fasteners’a uluslararası platformda Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandırdı. Şirket, İspanya’nın Madrid kentinde düzenlenen KAIZEN™ Global Award 2025 organizasyonuna katılarak ülkemizi temsil etti. Dünya genelinde toplam 1.500 başvuru arasından 33 ülke birincisinin yarıştığı Global KAIZEN™ Award 7th Edition kapsamında gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda Norm Fasteners, küresel ölçekte altıncı sırada yer aldı. “Kaizen kültürünü iş yapış biçimimizin merkezine yerleştirdik” Norm Fasteners Bağlantı Elemanları Başkanı M. Selim Göksu, elde edilen başarıya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Müşteri odaklılık değerimiz doğrultusunda, Kaizen’i iş yapış biçimimizin temel parçalarından biri olarak görüyoruz. Ekiplerimizin sahada, üretimde ve süreç yönetiminde ortaya koyduğu kararlılığın ve disiplinli çalışmanın bir sonucu olarak; Türkiye’de elde ettiğimiz birinciliği, global arenada bu ödülle taçlandırmak hem şirketimiz hem de ülkemiz adına büyük bir gurur.” Ekip Çalışmasının Gücü Norm Fasteners, bu önemli başarıyla birlikte hem Türkiye’deki yalın dönüşüm vizyonunu hem de uluslararası ölçekte rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Şirket, Kaizen odaklı sürekli iyileştirme yaklaşımıyla verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik alanlarında global ölçekte değer üretmeye devam ediyor. Norm Fasteners Hakkında: Bağlantı elemanları sektöründeTürkiye pazarının 25 yıldır aralıksız lideri olan Norm Fasteners,Avrupa'da ilk 5, dünyada ise ilk 15 arasında yer alıyor. Üretime 1973 yılında başlayan Norm Fasteners, 2.000’den fazla çalışanı, yılda 205K ton/yıl üretim kapasitesine sahip tesisleri, 15 lojistik ve satış merkeziyle; 8 ülkede faaliyet gösteriyor. Ürünlerini 4 kıtada, 50’nin üzerinde ülkeye ulaştıranNorm Fasteners, “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde 254’üncü sırada yer alıyor. Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, mobilya, inşaat ve makine sektörlerindeki müşterilerinin beklentilerine uygun farklı üretim teknikleriyle ürettiği ürünlerin yanı sıra; ihtiyaç duydukları diğer bağlantı elemanlarını da tedarik edebiliyor. Ar-Ge, tasarım, planlama, mühendislik, üretim, satın alma, stok ve tedarik süreçlerinin tamamını yöneterek müşterilerine global çapta “tek iş ortağı” olarak hizmet verebilen Norm Fasteners, bağlantı elemanları sektöründe dünyanın en büyük ilk 3 tedarikçisinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. https://normfasteners.com/ #### Kamyoon, Lojistiğin Yeni İşletim Sistemi Türkiye lojistik sektörü büyürken, operasyonların yönetimi de giderek daha karmaşık hale geliyor. Siparişten teslimata, navlun hesaplamadan ödemeye uzanan süreçlerde parçalı yazılımlar, manuel işlemler ve kopuk veri akışları; hem maliyetleri artırıyor hem de karar alma hızını düşürüyor. Kamyoon, sahadan doğan bu yapısal soruna yanıt olarak geliştirdiği uçtan uca lojistik teknolojileriyle sektörde “tek veri hattı” yaklaşımını hayata geçiriyor. Türkiye’de lojistik sektörü, artan maliyetler, nitelikli araç bulma zorluğu, veri akışındaki kopukluklar ve operasyonel karmaşa nedeniyle dönüşüm baskısının en yoğun hissedildiği alanlardan biri haline geldi. Bu dönüşüm ihtiyacına sahadan doğan bir yanıt veren Kamyoon, kamyon tedarikinden kamyoncu esnafı hizmetlerine kadar uzanan kapsamlı dijital altyapısıyla lojistiğin “yeni işletim sistemi” olma yolunda hızla ilerliyor. Kamyoon Kurucusu Volkan Özdemir, lojistikte yaşanan temel sorunun araçtan çok veri yönetimi olduğuna dikkat çekerek, “Bugün lojistikte en büyük sorunlar; parçalı yazılımlar, yoğun telefon ve e-posta trafiği, gecikmeli veri akışı ve kontrolsüz boş kilometreler. Kamyoon olarak sahadan ofise kadar tüm operasyonu tek bir veri hattı üzerinde birleştiriyoruz. Siparişten teslimata, faturalandırmadan ödemeye kadar tüm süreçler zaman damgalı, doğrulanabilir ve dijital olarak izlenebilir şekilde yönetiliyor.” dedi. Özdemir, Kamyoon’un yalnızca bir yazılım değil, sektörel bir dönüşüm altyapısı sunduğunu vurgulayarak şunları ekledi: “Amacımız; kamyoncu esnafının daha adil koşullarda çalışabildiği, lojistik firmalarının operasyonel yükünün azaldığı ve taşımacılığın uçtan uca dijitalleştiği sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmak. Türkiye’de geliştirdiğimiz bu yapı bugün birçok büyük sanayi kuruluşu ve ölçekli lojistik firma tarafından aktif olarak kullanılıyor. Hedefimiz, bu ekosistemi bölgesel ve global pazarlara taşımak.” Parçalı Sistemlerden Tek Ekran Yönetimine Kamyoon, taşıma, depo, saha ve finans süreçlerini tek bir mimari altında birleştirerek lojistik operasyonlarını “tek ekran – tek gerçek” yaklaşımıyla yönetilebilir hale getiriyor. Siparişten teslimata kadar tüm adımlar aynı veri hattı üzerinde ilerlerken, operasyonlar ölçülebilir, izlenebilir ve karşılaştırılabilir bir yapıya kavuşuyor. Böylece tahmine dayalı kararların yerini, gerçek zamanlı ve veriye dayalı yönetim alıyor. Kamyoon; TMS (nakliye yönetim sistemi), WMS (depo yönetim sistemi) , 50.000 aktif taşıyıcısı bulunan dijital yük platformu (yük borsası), mobil teslimat uygulaması, navlun finans mutabakat ve navlun ödeme modüllerini tek bir mimari altında birleştirerek, lojistik operasyonlarını “tek ekran – tek gerçek” yaklaşımıyla yönetilebilir hale getiriyor. Siparişten teslimata kadar tüm adımlar zaman damgalı, ölçülebilir ve izlenebilir bir veri hattı üzerinde akıyor. Lojistiğin Dijital Omurgası Platform; taşıma yönetimi, depo süreçleri, dijital yük eşleşmesi, mobil teslimat ve navlun finansı gibi kritik başlıkları entegre bir yapı içinde sunuyor. Sahadan gelen veriler anlık olarak merkeze aktarılırken, teslimat sonrası mutabakat ve ödeme süreçleri de otomatik ve şeffaf biçimde ilerliyor. Bu bütüncül yapı, lojistik firmalarının hem operasyonel yükünü azaltıyor hem de nakit döngüsünü kısaltıyor. Kamyoon, taşıma ve finans süreçlerini aynı veri hattında buluşturarak lojistikte hız, şeffaflık ve kontrolü yeniden tanımlıyor; sektöre yalnızca dijital bir çözüm değil, sürdürülebilir bir işletim modeli sunuyor. Kamyoon Hakkında: Platform, lojistik ekosisteminde “tek veri hattı” yaklaşımını benimseyerek taşıma yönetimi (TMS), depo yönetimi (WMS), yük borsası, sürücü mobil uygulaması, mobil teslimat uygulaması ve navlun finans sistemlerini bütünleşik bir yapı içinde sunar. Bu sayede lojistik firmaları için siparişten teslimata kadar kesintisiz, izlenebilir ve şeffaf bir operasyon akışı oluşturur. Kamyoon’un hedefi, Türk lojistik sektörünü uçtan uca dijitalleştirmek, kamyonculuk mesleğinin saygınlığını yükseltmek ve sektörün sürdürülebilir, verimli ve güvenilir bir geleceğe adım atmasını sağlamaktır. #### Karadeniz Teknoloji ve İnovasyon Günü: Yatırımcı Buluşmaları Yenilikçi Teknolojiler, Yatırımcılar ve İş Dünyası Bir Arada!  22 Nisan 2025 Salı günü, KTÜ Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Trabzon Arsin Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı (Trabzon Arsin OSB) iş birliğiyle, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası ve Trabzon Teknokent'in desteğiyle düzenlenecek olan 'Karadeniz Teknoloji ve İnovasyon Günü: Yatırımcı Buluşmaları' etkinliği ile bölgenin teknoloji ve inovasyon ekosisteminin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Arsin OSB Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilecek etkinlik kapsamında üniversite tabanlı patentli teknolojiler ve teknoloji odaklı girişimler iş dünyasıyla buluşturulacak ve bölgenin Ar-Ge kapasitesinin artırılmasına katkı sağlanacaktır. Etkinlikte Neler Var? 30 Yenilikçi Teknoloji Tanıtımı: Üniversite araştırma çalışmaları sonucu ortaya çıkan sektöre yön verecek yenilikçi teknolojilerle tanışma. İş Birliği Odaklı İkili Görüşmeler: Teknoloji geliştiricileri ve iş dünyası temsilcileri için fırsatlarla dolu birebir görüşmeler. Yatırımcı Sunumları: Yatırımcılarla yüz yüze görüşme fırsatı! Teknolojik yenilikler ve iş fikirlerinin ticarileşmesi için stratejik fırsatlar. Dünya Fikri Mülkiyet Günü özelinde ticarileşme potansiyeli yüksek teknolojiler ile iş dünyası arasında yeni iş birliklerinin hedeflendiği etkinliğe davetlisiniz. Tarih: 22 Nisan 2025 Salı Saat: 09.30 – 17.30 Yer: Arsin Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü #### Karadeniz Teknoloji ve İnovasyon Günü: Yatırımcı Buluşmaları II Teknoloji ve Yatırım Ekosistemi Trabzon’da Buluşuyor Karadeniz Teknik Üniversitesi Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonunda düzenlenen “Karadeniz Teknoloji ve İnovasyon Günü: Yatırımcı Buluşmaları II”, yenilikçi teknolojilerin ticarileşmesini hızlandırmak ve yatırımcılar ile teknoloji geliştiricileri aynı platformda buluşturmak amacıyla gerçekleştirilmektedir. Etkinlik, üniversite-iş dünyası iş birliğini güçlendirerek yüksek katma değerli projelerin ekonomik değere dönüşmesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Trabzon’da Teknoloji ve Yatırım Rüzgârı Esecek Programda; Decacorn Angels, FonKolay, In4Startup ve ŞirketOrtağım yatırımcı kimlikleriyle yer alarak girişimcilere yatırım süreçleri, ölçeklenme stratejileri ve finansmana erişim konularındaki deneyimlerini aktaracak. Trabzon’un Yenilikçi Teknolojileri Tek Çatı Altında Etkinlik kapsamında Trabzon’un teknoloji ve inovasyon kapasitesini yansıtan patentli teknolojiler, Ar-Ge projeleri ve girişimci fikirler bir araya getirilmektedir. Üniversite bünyesinde geliştirilen farklı disiplinlerdeki yenilikçi çözümler, yatırımcılar ve iş dünyası temsilcileriyle doğrudan buluşarak bölgesel inovasyon ekosisteminin gelişimine katkı sağlamaktadır. İş Birliği, Yatırım ve Ticarileşme Fırsatları Program süresince katılımcılar; teknoloji sergilerini ziyaret edebilecek, teknoloji geliştiriciler ile birebir görüşmeler gerçekleştirebilecek ve yatırımcı sunumları aracılığıyla projelerin ticarileşme süreçlerine dahil olma fırsatı yakalayacaktır. Bu yönüyle etkinlik, sadece bir tanıtım alanı değil, aynı zamanda somut iş birliklerinin geliştiği bir platform niteliği taşımaktadır. Bölgesel Kalkınmaya Katkı Sunan Stratejik Platform Karadeniz Teknoloji ve İnovasyon Günü, bilgi, teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek Trabzon ve çevresinde yenilik odaklı kalkınmayı destekleyen önemli bir buluşma noktası olarak bu yıl ikinci kez yatırımcıları ve iş dünyasına kapılarını açıyor. Etkinlik, bölgesel potansiyelin ulusal ve uluslararası düzeyde görünürlük kazanmasına katkı sağlamaktadır. #### KARLİKA’DA İLK GENEL KURUL GERÇEKLEŞTİ Anıl Bayraktar Üyelerin Oylarıyla Başkan SeçildiKARLİKA – Karadeniz Turizmi Lider Kadınlar Derneği, ilk Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı Hasan Paşa Askeri Hamam Müzesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirdi. Genel kurulda derneğin yeni dönem yönetim organları belirlenirken, Kurucu Başkan Anıl Bayraktar, üyelerin oylarıyla KARLİKA’nın ilk seçilmiş Başkanı oldu. Genel kurul sonucunda oluşan yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu:Başkan: Anıl Bayraktar
Başkan Yardımcısı: Duygu Saral Yılmaz
Genel Sekreter: Serra Akyıldız
Sayman: Funda Yomralıoğlu
Yönetim Kurulu Üyeleri: Asiye Birinci, Sena Alioğlu ve Şule Aydın.Yedek Yönetim Kurulu üyeliklerine ise Dilek Saltan, Esin Akdeniz Eğrioğlu, Rabia Yüksek, Derya Karadeniz ve Gizem Hazan Borucu seçildi. Denetim Kurulu’nda Eda Yıldız Özgüden, Zeynep Haşimoğlu ve Özge Solak görev alırken, Necla Çakır ile Melek Tuğçe Altay yedek Denetim Kurulu üyeleri olarak belirlendi. Genel kurulun ardından değerlendirmelerde bulunan KARLİKA Başkanı Anıl Bayraktar, kuruluş sürecinde büyük bir özveriyle hayata geçirilen derneğin artık üyelerinin iradesiyle yeni bir döneme adım attığını belirterek şu ifadeleri kullandı:“Kurucu Başkan olarak çıktığımız bu yolculukta, bugün üyelerimizin güveniyle Başkan seçilmenin gururunu ve sorumluluğunu taşıyorum. Bu görevi bireysel bir başarı olarak değil, KARLİKA’nın ortak vizyonuna duyulan güvenin bir göstergesi olarak görüyorum. Yeni dönem yönetimimizle birlikte kadınların bilgi, deneyim ve liderlik gücünü Karadeniz turizmine değer katacak projelere dönüştürmek için aynı inanç ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” KARLİKA, yeni dönemde de kadınların bilgi, deneyim ve liderlik gücünü Karadeniz turizminin gelişimi için ortak projelere dönüştürmeye; ulusal ve uluslararası iş birliklerini artırarak bölge turizmine ve sektörün gelişimine katkı sunmaya devam edecek. Genel Kurula katılan tüm üyelere, destek veren paydaşlara ve göreve seçilen yeni dönem yönetimine teşekkür edilirken, KARLİKA’nın büyüyen yolculuğunun birlik ve dayanışma içerisinde daha güçlü adımlarla sürdürüleceği vurgulandı. https://karlika.com.tr #### Karman Beyond Aile Ofisi, Euromoney Global Private Banking Awards’da Türkiye’nin ve Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Aile Ofisi Seçildi Geçtiğimiz günlerde Londra’dagerçekleşen prestijli Euromoney Global Private Banking Ödülleri 2025 töreninde, Karman Beyond Aile Ofisi hem ülke hem de bölge kategorisinde iki önemli ödülü Türkiye’ye kazandırdı. Küresel özel bankacılık ve varlık yönetimi sektörünün en iyilerinin ödüllendirildiği gecede, Karman Beyond; UBS, Goldman Sachs ve JPMorgan gibi dünyanın önde gelen finans kurumlarının da bulunduğu seçkin kuruluşlar arasında yer alarak, 'Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Aile Ofisi Hizmetleri' ve 'Türkiye’nin En İyi Aile Ofisi Hizmetleri' kategorilerinde ödüle layık görüldü. Bu önemli gecede elde edilen başarı Türkiye’de aile ofislerinin gelişen servet yönetimi ekosistemindeki öncü rolünün altını çiziyor. Karman Beyond, Türkiye’nin ilk bağımsız aile ofisi olarak sektöre yön vermeye devam ediyor. Euromoney jürisi, Karman Beyond’u yalnızca Türkiye’deki ailelerle yürüttüğü başarılı çalışmalardan değil, uluslararası düzeyde de ortaya koyduğu üstün performanstan dolayı öne çıkardı. Böylece Karman Beyond, özellikle gelişmekte olan pazarlarda faaliyet gösteren Avrupa’nın en iyi aile ofisleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı. Ödül değerlendirmesinde sunulan hizmetlerin kalitesi ve kapsamı gibi kriterler dikkate alındı. Karman Beyond Kurucusu ve CEO’su Özge Doğan ile Araştırma Direktörü Alev Bosut Berrak, Londra’daki törene katılarak sahnede sektörün saygın isimlerinin karşısında ödüllerini teslim aldı. Kazandıkları ödüller hakkında değerlendirmelerde bulunan Doğan şunları söyledi: “Karman Beyond’un Euromoney tarafından iki büyük ödülle takdir edilmesinden dolayı çok gururluyuz. Bu başarı, ekipçe gösterdiğimiz yoğun emek ve kaliteli hizmet anlayışının sonucudur. Londra’da böylesine özel bir gecede ödülleri almak bizim için büyük onurdu. Karman Beyond'u dört yıl önce kurarken, bu kadar kısa sürede bu seviyeye ulaşacağımızı hayal bile edemezdim. Ancak geldiğimiz bu nokta, aileler için üstlendiğimiz rolün önemini ve dinamik bir küresel ortamda kişiselleştirilmiş ve stratejik aile ofisi danışmanlığının değerini net olarak gösteriyor. Bu yolda ilerlemeye, özellikle yeni nesil aile üyeleriyle (NextGens) daha yakından çalışmaya ve gelişmekte olan ülkelerde ihtiyaç duyulan hizmetlerimizi daha fazla aileyle buluşturmaya devam edeceğiz.” #### Kasım Ayı E-Ticaret Raporu Açıklandı Tüketici Daha Çok Ürün, Daha Yüksek Tutar ve Mobil Odaklı Alışverişi Benimsedi Türkiye’de e-ticaretin en yoğun dönemi olan Kasım ayı, bu yıl rekorlarla tamamlandı. ideasoft’un platform verilerinden derlenen sonuçlar, yalnızca güçlü bir satış performansına değil, aynı zamanda tüketici davranışlarında belirgin bir dönüşüme işaret ediyor. En dikkat çekici değişimler, sepetteki ortalama ürün sayısında görülen %88’lik rekor artış ile toplam satılan ürün adedindeki %82’lik güçlü yükseliş oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir, Kasım alışverişinin hacim liderleri arasında yer aldı. Türkiye’de e-ticaretin en yoğun dönemi olan Kasım ayı, bu yıl tüketici davranışının kalıcı biçimde değiştiğini gösteren dikkat çekici sonuçlarla geride kaldı. ideasoft’un platform verileri, alışverişin hacimsel olarak büyümesinin ötesinde, satın alma alışkanlıklarının yapısal olarak yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor. En çarpıcı değişim, satılan ürün adedinde görülen yüzde 82’lik sıçrama oldu. Kasım ayında tüketiciler yalnızca daha çok harcamadı; alışveriş başına sepete ekledikleri ürün sayısı da çarpıcı biçimde arttı. 2024’te 14,5 olan ortalama ürün sayısı, bu yıl 28’e çıkarak %88 büyüdü. Sepetlerin parasal değeri ise 5.499 TL ortalamayla bir önceki yıla göre %30,3 yükseldi. Kasım ayının lider kategorisi elektronik Kasım ayı sonuçları, yalnızca güçlü bir satış performansına değil, aynı zamanda tüketici davranışlarında belirgin bir dönüşüme işaret ediyor. Veriler, kullanıcıların artık alışverişlerini daha planlı, kampanya dönemlerine odaklı ve fiyat karşılaştırması yaparak gerçekleştirdiğini gösteriyor. Özellikle büyük indirim dönemleri öncesinde ürünleri sepete ekleme, favorilere alma ve fiyat takip etme oranlarında gözle görülür bir artış var. Bu da bize şunu gösteriyor: Kasım kampanyaları tüketiciler için yalnızca bir indirim fırsatı değil, aynı zamanda stratejik bir alışveriş dönemi. Dolayısıyla markaların kampanya iletişimini daha erken başlatması, fiyat avantajını daha net konumlaması ve tüketiciyi karar yolculuğunun her aşamasında desteklemesi büyük önem taşıyor.Elektronik yüzde 49 ile Kasım ayının lider kategorisi olurken, Hırdavat & Yapı Market ve Mobilya kategorilerindeki çift haneli yükselişler, dayanıklı tüketim ve ev yaşamı ürünlerine yönelik talebin sürdüğünü gösteriyor. Gıda kategorisindeki artış ise temel ihtiyaç alışverişinin Kasım kampanyalarından daha fazla pay aldığını ortaya koyuyor. En yoğun alışveriş günü 11.11 Mobil tarafta ise tablo çok daha net: Siparişlerin yüzde 79’u mobil cihazlardan verildi ve mobil kullanım masaüstüne göre iki katın üzerinde bir tercih seviyesine ulaştı. En yoğun alışveriş günü 11.11 olarak kayıtlara geçerken, akşam 22.00 saatindeki trafik zirvesi tüketicinin alışveriş kararlarını günün ilerleyen saatlerinde verdiğini gösteriyor. İstanbul, Ankara ve İzmir, Kasım alışverişinin hacim liderleri arasında yer aldı. ideasoft CEO’su Sinan Akdal, verilerin işaret ettiği dönüşümü şu sözlerle değerlendirdi: “Sepetteki ürün adedinin bu kadar güçlü artması, müşterilerin her bir siparişte daha yüksek değer yaratmaya yöneldiğini; indirim, paket avantajları ve ekonomik motivasyonların toplu alım davranışını güçlendirdiğini gösteriyor. Ayrıca işletmelerin tek siparişte daha yüksek ciroyu hedefleyen kampanya kurgularına yönelmiş olabileceği de düşünüldüğünde, bu stratejilerin tüketicilerin sepetlerini daha fazla ürünle doldurma eğilimini güçlendirmiş olması muhtemel görünüyor. Bu veriler ışığında, işletmelerin önümüzdeki aylarda çoklu ürün alımını teşvik eden kampanya modellerini sürdürmeleri, ürün çeşitliliğini öne çıkaran bir iletişim dili benimsemeleri ve sepet tamamlama mekanizmalarına yatırım yapmaları avantaj sağlayabilir. Değer odaklı kampanya mesajlarının güçlendirilmesi, yüksek satın alma eğilimi gösteren kullanıcı segmentlerinin daha iyi tanımlanarak hedeflenmesi ve kampanya barajlarının müşteri davranışlarına göre optimize edilmesi ise sepet büyüklüğündeki bu olumlu eğilimin devam etmesine katkı sunabilir.” Kasım ayının ortaya çıkardığı tablo, Türkiye’de e-ticaretin yalnızca büyüyen bir hacme sahip olmadığını; aynı zamanda tüketicinin alışveriş yaklaşımının temelden değiştiğini gösteriyor. Çok ürünlü yüksek sepetler, mobil odaklı alışveriş akışı ve çeşitlenen ürün talepleri, sektördeki stratejilerin önümüzdeki yıl daha net biçimde bu doğrultuda şekilleneceğine işaret ediyor. ideasoft’un analizleri, işletmeler için rekabetin artık hız, mobil deneyim ve geniş ürün yapısı ekseninde ilerleyeceğini teyit ediyor. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı.  #### Kavaklı’da Uygun Fiyatlar Yatırım Fırsatına Dönüşebilir İstanbul’un batı yakasında yer alan Beylikdüzü Kavaklı Mahallesi, hem uygun fiyatlı konut alternatifleri hem de gelişime açık yapısıyla yatırımcıların dikkatini çekiyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, bölgedeki satılık daire fiyatlarının metrekare bazında 35.000 TL ile 75.000 TL arasında değiştiğini, yeni ve lüks projelerde bu rakamın 80.000 TL’ye kadar çıktığını belirtti.  Kiralık daire fiyatlarının ise 20.000 TL ile 55.000 TL aralığında seyrettiğini dile getiren Balsarı, bu rakamların Kavaklı’yı, İstanbul genelinde hâlâ erişilebilir bölgelerden biri haline getirdiğine dikkat çekiyor. Şehir merkezine olan görece uzaklığı, toplu ulaşım olanaklarının henüz sınırlı olması, altyapıdaki bazı eksiklikler ve bölgede yüksek konut arzı bulunması nedeniyle fiyatların çevre ilçelere kıyasla daha uygun kaldığını söyleyen EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, buna rağmen Kavaklı’nın sahile yakınlığı ve manzara avantajı gibi faktörlerle cazibesini artırdığını ifade etti.  Özellikle son yıllarda bölgede hız kazanan konut projeleri ve kamu yatırımları sayesinde Kavaklı’nın gelişim potansiyelinin ciddi oranda yükseldiğini vurgulayan Balsarı, “Bugün fiyat avantajı sunan bu bölgenin, orta ve uzun vadede değer kazanması kaçınılmaz görünüyor” dedi. Konut fiyatlarının; dairenin büyüklüğü, bulunduğu kat, manzara, ulaşım erişimi, site özellikleri ve sosyal donatı alanlarına olan yakınlığına göre değişiklik gösterdiğini belirten Balsarı, “Örneğin, Kavaklı’da 3+1 bir daire ortalama 4 milyon TL ile 8 milyon TL arasında alıcı buluyor. Kiralık tarafta ise yeni, donanımlı dairelerde fiyatlar 60 bin TL’yi geçebiliyor” açıklamasında bulundu. Öte yandan, sektörde şeffaflık ve güvenilirlik adına önemli bir adım olan Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS), 15 Eylül 2024 tarihi itibarıyla devreye alındı. Bu sistem sayesinde, emlak ilanlarının doğruluğu ve güncelliği resmî kanallar aracılığıyla kontrol ediliyor. 1 Ocak 2025’ten itibaren yetki doğrulaması yapılmadan ilan yayınlanması yasaklandı ve mevzuata aykırı hareket edenlere idari para cezaları uygulanmaya başlandı. Balsarı, EİDS sayesinde hem ilan sahiplerinin kimlik hem de taşınmazlara ait tapu bilgilerinin kontrol edildiğini, böylece alıcılar için ilanların güvenirliği artırdığını ifade etti. Kavaklı Mahallesi’nin mevcut durumu ile gelecekteki potansiyeli arasında ciddi bir fark olduğunu belirten Balsarı, bölgenin yatırımcılar açısından göz ardı edilmemesi gereken fırsatlar sunduğunu vurgulayarak, “Yeni ulaşım projeleri ve altyapı yatırımları tamamlandıkça, Kavaklı’nın değerinin daha da artması bekleniyor. Bugün erişilebilir olan bu fiyatlar, birkaç yıl içinde yatırımcısına ciddi kazançlar sağlayabilir. Bölgeyi değerlendirmek isteyen yatırımcılara bu süreci yakından takip etmelerini öneriyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi’nin Inception Filtre Kahveleri: Gerçek Kahve Deneyimi Köklü geçmişiyle geleneksel kahve kültürünü modern üretim anlayışıyla buluşturan Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi, kahve tutkunlarına eşsiz bir filtre kahve deneyimi sunuyor. Inception Filtre Kahveleri, özenle seçilen kahve çekirdeklerinin harmanlanmasıyla ortaya çıkan kendine özgü aroması ve farklı kavrulma dereceleriyle kahve severlere geniş bir lezzet yelpazesi sunuyor. Filtre Kahvede Üç Farklı Kavrulma Seçeneği Inception Filtre Kahve serisi, her damak zevkine hitap eden üç farklı kavrulma derecesiyle tüketicilere sunuluyor: Soft Roast: Hafif kavrulmuş kahve çekirdekleri, yumuşak içimi ve narin aromalarıyla öne çıkıyor. Daha hafif bir asiditeye sahip olan bu seçenek, kahvede meyvemsi ve çiçeksi tatları arayanlar için ideal. Medium Roast: Dengeli bir kavrulma derecesine sahip olan Medium Roast, kahvenin doğal tat profillerini korurken, biraz daha belirgin bir gövdeye sahip olmasını sağlıyor. Orta yoğunluktaki aromalar ve hafif karamelimsi dokunuşlarla klasik bir kahve deneyimi sunuyor. Dark Roast: Yoğun ve karakteristik kahve lezzetini sevenler için geliştirilen Dark Roast, yoğun aroması ve tok içimiyle kahve severlere güçlü bir tat deneyimi sunuyor. Kavrulma derecesinin etkisiyle, kahvede doğal olarak ortaya çıkan hafif çikolata ve fındıksı lezzetler, her yudumda kendini hissettiriyor. Doyurucu bir gövdeye sahip bu kahve, espresso severler için de ideal bir alternatif oluşturuyor. Özel Kilitli Ambalaj ile Maksimum Tazelik Inception Filtre Kahveleri, tazeliğini uzun süre koruyabilmesi için özel olarak tasarlanan kilitli ambalaj ile sunuluyor. Bu özel paketleme sistemi, kahve çekirdeklerinin ilk günkü gibi taze kalmasını sağlayarak, her fincanda aynı kaliteli deneyimi garanti ediyor. Kahve çekirdeklerinin aromasının korunması, tüketiciye en iyi kahve keyfini yaşatmak adına büyük önem taşıyor. Geleneksel Dokunuşla Modern Üretim Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi, kurulduğu günden bu yana kahve üretiminde doğallık ve kaliteyi ön planda tutuyor. Inception serisi de bu anlayışın bir yansıması olarak, hiçbir aroma, koruyucu ve renklendirici içermeden üretiliyor. Doğal kahve çekirdeklerinin en saf haliyle işlenmesi, kahvenin özündeki lezzetin korunmasını sağlıyor. Genel Müdür Mehmet Ağırman, Inception Filtre Kahve serisi hakkında şunları söyledi: “Filtre kahve kültürü, dünya çapında büyük bir gelişim gösteriyor. Kahve tutkunları artık daha fazla lezzet ve kalite arayışında. Biz de bu ihtiyaca cevap vermek için Inception serisini geliştirdik. Kahve çekirdeklerinin özenle seçilip üç farklı kavrulma derecesiyle sunulması, her damak tadına uygun bir seçenek oluşturuyor. Ürünlerimizde katkı maddesi kullanmadan, kahvenin en doğal halini koruyarak tüketicilere ulaştırıyoruz. Amacımız, kahve severlere her yudumda en iyi deneyimi yaşatmak.” Kahve Tutkunlarına Özel Bir Deneyim Filtre kahve tutkunları için, kahvenin kalitesi kadar hazırlanma süreci de önem taşıyor. Inception Filtre Kahveleri, French press, pour-over (V60), aeropress, chemex ve filtre kahve makineleri gibi çeşitli demleme yöntemleriyle mükemmel sonuçlar veriyor. Her bir demleme tekniğiyle farklı lezzet profilleri ortaya çıkaran bu kahveler, kahve hazırlamayı bir ritüele dönüştürenler için ideal bir tercih sunuyor. Inception Filtre Kahve ile Kahve Kültürüne Yeni Bir Soluk Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi’nin geleneksel kahve kültürüne duyduğu saygıyı modern üretim teknikleriyle birleştiren yaklaşımı, Inception Filtre Kahveleri ile bir kez daha kendini gösteriyor. Kaliteli kahve çekirdekleri, katkısız içerik, tazeliği koruyan özel ambalaj ve farklı kavrulma seçenekleri ile bu seri, kahve severlerin vazgeçilmezleri arasına girmeye aday. Filtre kahve keyfini en üst seviyeye taşımak isteyenler için Inception Filtre Kahveleri, Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi’nin sunduğu eşsiz lezzet deneyiminin en yeni temsilcilerinden biri olarak raflardaki yerini alıyor. #### Kentsel Dönüşümde “Riskli Yapı” Fırsat mı, Risk mi? Kentsel dönüşüm sürecindeki riskli yapıların, doğru analiz edilmediğinde alıcılar için ciddi hukuki ve finansal riskler barındırabileceğini belirten Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, “Satın alma kararı mutlaka yapının yıkım ya da güçlendirme senaryosuna göre verilmelidir” uyarısında bulundu. Riskli yapıların düşük fiyat nedeniyle cazip göründüğünü ancak hukuki sürecin doğru analiz edilmemesi halinde büyük kayıplara yol açabileceğini belirten Av. Elvan Kakıcı Şimşek, yatırım kararında amacın belirleyici olduğunu vurguladı. “Riskli yapı satışı engel değil, ama strateji gerektirir” Kentsel dönüşüm kapsamına alınmış ve tapuda “riskli yapı” şerhi bulunan gayrimenkullerin satışına hukuki olarak herhangi bir engel bulunmadığını belirten Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bu tür taşınmazların alımında en önemli noktanın yatırım amacının netleştirilmesi olduğunu vurguladı. Şimşek’e göre, riskli yapı statüsündeki bir gayrimenkul “fiyat avantajı” nedeniyle cazip görünse de, süreç doğru analiz edilmediğinde ciddi kayıplara yol açabiliyor. “Aynı bina, iki farklı sonuç: Yıkım mı güçlendirme mi?” Riskli yapıların kentsel dönüşüm sürecinde iki temel senaryoyla ilerlediğini belirten Şimşek, süreci şöyle özetledi: “Ya bina güçlendirilir ya da yıkılarak yeniden inşa edilir. Burada kritik olan, yatırımcı ya da alıcının amacıdır. Eğer konut olarak kullanılacaksa güçlendirme kararı avantajlıdır çünkü kısa sürede yapı güvenli hale getirilir ve yaşam devam eder. Ancak yatırım amacıyla alım yapılıyorsa, yıkım kararı arsa değeri üzerinden daha yüksek kazanç potansiyeli yaratabilir.” “51% kararı süreci tamamen değiştirir” Kentsel dönüşümde en kritik eşiklerden birinin kat maliklerinin oy oranı olduğuna dikkat çeken Şimşek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yıkım mı yoksa güçlendirme mi yapılacağına, kat maliklerinin en az yüzde 51 çoğunluğu karar verir. Bu oran, gayrimenkulün geleceğini doğrudan belirler. Bu nedenle satın alma öncesinde mutlaka bu sürecin hangi aşamada olduğu araştırılmalıdır.” “Devlet teşvikleri fiyat avantajını artırabilir” Riskli yapıların dönüşüm sürecinde devlet tarafından sağlanan teşvik ve hibelerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Şimşek, bu desteklerin doğru değerlendirildiğinde yatırım maliyetini önemli ölçüde düşürebileceğini ifade etti. “Riskli yapı raporu tek bir malik tarafından alınabilir” Vatandaşların en çok merak ettiği konulardan birinin “riskli yapı tespiti nasıl yapılır?” olduğunu söyleyen Şimşek, hukuki süreci şu sözlerle anlattı: “Riskli yapı; ekonomik ömrünü tamamlamış, yıkılma veya ağır hasar görme ihtimali yüksek binalar için kullanılan bir tanımdır. Bu tespiti yaptırmak için tüm kat maliklerinin onayı gerekmez. Bir bağımsız bölüm sahibi ya da hissedar dahi tek başına başvuru yapabilir.” “Doğru analiz, doğru yatırımın anahtarı” Riskli yapı tespitinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurumlar aracılığıyla yapıldığını belirten Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: “Üniversiteler, yapı denetim firmaları, lisanslı mühendislik büroları, bazı STK’lar ve belediyeye bağlı ilgili kuruluşlara başvuru yapılarak binanın risk durumu teknik olarak tespit ettirilebilir. Bu rapor, kentsel dönüşüm sürecinin ilk ve en kritik adımıdır. Kentsel dönüşüm sürecinde gayrimenkul alımı yapacak yatırımcıların yalnızca fiyat avantajına değil, hukuki sürecin tüm dinamiklerine odaklanması gerekir. Doğru analiz yapılmadığında fırsat görünen yapılar ciddi riskler doğurabilir.” Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. https://www.kakicisimsek.com #### Kentsel Dönüşümde Hukuki Hatalar Milyonları Etkiliyor Türkiye genelinde 6 milyon konutun riskli olduğu; İstanbul’da ise 1,5 milyon konutun depreme dayanıksız, yaklaşık 600 bininin acil dönüşmesi gerektiği ifade ediliyor. Milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiren bu tablo, dönüşüm süreçlerinde doğru hukuki adımların hayati önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Av. Elvan Kakıcı Şimşek, kentsel dönüşümün yalnızca bir inşaat faaliyeti değil, çok katmanlı bir hak yönetimi süreci olduğunu vurgulayarak, “En çok dava ve hak kaybı, dönüşümün hukuki boyutunun ihmal edildiği projelerde yaşanıyor. Yanlış imzalanan bir sözleşme, eksik düzenlenen bir imar süreci veya dengesiz bağımsız bölüm dağılımı, maliklerin tüm sürecini riske atabilir.” dedi. İmar planlarında belirsizlik büyük kayıplara yol açıyor Çarpık yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde planların yeniden hazırlanması gerektiğini vurgulayan Av. Kakıcı Şimşek şöyle konuştu: “Sözleşme imzalanmadan önce belediyeden net bir imar durumu alınmalı. İnşa edilebilirlik, bağımsız bölüm sayısı ve teknik kapasite belirlenmeden yapılan her anlaşma hukuki açıdan büyük bir kumardır.” Bağımsız bölüm dağılımında değer dengesi korunmalı Yeni projede maliklere verilecek bağımsız bölümlerin m2, konum ve değer açısından adil dağıtılması gerektiğini söyleyen Şimşek, “Eski ve yeni bağımsız bölüm değerleri arasında fark yaratılarak bazı maliklerin kayba uğratılması sebepsiz zenginleşmeye yol açar. Bu durum, en çok dava açılan konulardan biridir” dedi. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi projenin kaderini belirliyor Sözleşmenin yalnızca müteahhit tarafından hazırlanmasının en yaygın hata olduğunu belirten Av. Kakıcı Şimşek, “Arsa sahipleri de kendi hukuk ekibiyle sürece katılmalı. Sözleşmede süreler, cezai şartlar, teminatlar ve yükümlülükler net şekilde düzenlenmezse inşaatın başlaması bile belirsiz hale gelebilir. Sözleşmenin noterlikçe düzenleme şeklinde yapılmaması geçersizlik doğuruyor. Yönetim planı göz ardı edildiğinde sorunlar oturumla başlıyor İnşaat tamamlandığında sitenin nasıl yönetileceği, genellikle en çok sorun çıkaran konuların başında geliyor.” dedi. “Kentsel dönüşüm yalnızca binaları yenilemez, hakları da korumalıdır” Şimşek, “Müteahhitlerin tek taraflı hazırladığı yönetim planları, oturum başladığında ciddi ihtilaflara neden oluyor. Kat malikleriyle birlikte hazırlanıp tapuya tescil edilmesi zorunludur. Deprem gerçeği hızla hareket etmeyi zorunlu kılıyor, ancak acele edilmesi hukuki hatalara yol açmamalı. Dönüşüm süreçlerinde hukuki denetim, projenin sigortasıdır. Maliklerin tüm adımları profesyonel destekle atması büyük önem taşır.”diyerek sözlerini tamamladı. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### Kobi AI, KOBİ’lerde Yapay Zekayı Stratejik Bir Avantaja Dönüştürüyor Yapay Zeka, KOBİ’ler İçin Bir Tercih Değil, Rekabetin Temel Unsuru Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan KOBİ’ler, son yıllarda dijital dönüşümün yarattığı hızlı değişim karşısında önemli bir yol ayrımında bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan en güncel verilere göre, Türkiye’deki girişimlerin %99,6’sını KOBİ’ler oluşturuyor. Bu oran yaklaşık 3,9 milyon işletmeye karşılık geliyor. Teknolojiyi işinin merkezine alamayan işletmeler rekabet gücünü kaybederken, özellikle aile şirketlerinde yeni kuşakların bu dönüşümde ne kadar liderlik üstlendiği kritik bir soru olarak öne çıkıyor. Tam da bu ihtiyaca odaklanan Kobi AI, yapay zekâyı KOBİ’lerin iş süreçlerine doğrudan entegre eden, ölçülebilir sonuçlar üreten ve sürdürülebilir verimlilik sağlayan çözümler sunuyor. KOBİ’ler hem sayısal büyüklükleri hem de ekonomik katkılarıyla Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinde kilit rol oynamaya devam ediyor. Yapay zekâ ise; son yıllarda KOBİ’lerin gündeminde üst sıralara tırmanmış durumda. Pek çok işletme chatbot’lar, otomasyon araçları ve hazır yapay zekâ çözümleriyle süreçlerini hızlandırmaya çalışıyor. Ancak sahadaki tablo, beklentilerle çoğu zaman örtüşmüyor. KOBİ’ler, ülke genelindeki toplam istihdamın %68,5’ini sağlayarak iş gücü piyasasında belirleyici bir konumda yer alıyor. Aynı dönemde KOBİ’lerin toplam ciro içindeki payı %44,1, üretim değeri içindeki payı %39,8, faktör maliyetiyle hesaplanan katma değer içindeki payı ise %41,2 olarak açıklandı. Personel maliyetlerinin toplam içindeki payının %43,5 seviyesinde olması, KOBİ’lerin emek yoğun yapısını da ortaya koyuyor. KOBİ’ler Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor Dış ticarette de önemli bir rol üstlenen KOBİ’ler, 2024 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının %29,6’sını, toplam ithalatının ise %15,9’unu gerçekleştirdi. Bu veriler, KOBİ’lerin uluslararası pazarlarda artan bir etkinliğe sahip olduğunu gösteriyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ, KOBİ’ler için artık yalnızca operasyonel bir destek değil; iş modellerini korumanın, büyütmenin ve geleceğe taşımanın temel unsurlarından biri hâline geliyor. Pek çok işletme yapay zekâyı kullanıyor, fakat süreçler hâlâ dağınık, karar alma hâlâ sezgilere dayanıyor ve verimlilik artışı ölçülemiyor. Bu noktada fark yaratan unsur, yapay zekâyı kullanmak değil; onu doğru yerde, doğru amaçla ve doğru yapıyla yönetmek oluyor. Tam da bu ihtiyaca odaklanan Kobi AI, yapay zekâyı KOBİ’lerin iş süreçlerine doğrudan entegre eden, ölçülebilir sonuçlar üreten ve sürdürülebilir verimlilik sağlayan çözümler sunuyor.  Kobi AI, yapay zekâyı genel amaçlı bir teknoloji olarak değil, işletmenin merkezinde konumlanan stratejik bir sistem olarak ele alıyor. Yapay zekâda asıl fark: Kullanmak değil, yönetmek Kobi AI Kurucusu Baran Kaya; yapay zekânın KOBİ’ler için artık bir tercih değil, rekabetin temel unsurlarından biri hâline geldiğinin altını çizerek, “Kobi AI, yapay zekâyı KOBİ’ler için erişilebilir, anlaşılır ve fayda odaklı hale getirmek amacıyla kuruldu. Yapay zekâyı sadece büyük şirketlerin değil, her ölçekte işletmenin kullanabileceği bir güç haline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü; yapay zekâ kullanılıyor fakat zaman kaybı devam ediyor, maliyetler düşmüyor, süreçler ölçülemiyor. Çünkü sorun yapay zekânın kendisinde değil, nasıl ve nerede konumlandırıldığıyla ilgili KOBİ’lerde yapay zekâdan beklenen faydanın ortaya çıkmamasının nedeni teknolojinin yetersizliği değil, yönetilememesi. Biz Kobi AI’de yapay zekâyı bir araç olarak değil, işletmenin karar alma ve operasyon mekanizmasının ayrılmaz bir parçası olarak konumluyoruz. Gerçek fark, yapay zekâyı kullanmakla değil; onu doğru şekilde yönetmekle ortaya çıkıyor. Yapay zekâyı yöneten KOBİ’ler, süreçlerini sadeleştiriyor, karar alma mekanizmalarını güçlendiriyor ve büyümeyi kontrollü bir şekilde sürdürülebilir kılıyor. İşletmelere stratejik büyüme için yapay zekâ gücüyle dönüşüm fırsatı sunuyoruz” şeklinde konuştu. Sürece özel AI agent’lar ile ölçülebilir verimlilik Kobi AI’ın yaklaşımının temelinde, her işletmenin yapısına, veri seviyesine ve önceliklerine göre tasarlanan sürece özel AI agent’lar yer alıyor. Bu agent’lar yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; süreci anlıyor, yürütüyor, performansı izliyor ve sürekli iyileştiriyor. Satış, müşteri hizmetleri, finans ve operasyon gibi kritik alanlarda kullanılan bu yapı sayesinde yapay zekâ, işletmenin dışında duran bir araç olmaktan çıkıp günlük operasyonların aktif bir parçası hâline geliyor. İşletmeler, yapay zekâdan gerçek verimlilik ve maliyet avantajı elde ediyor Bugün birçok KOBİ, ChatGPT, Gemini gibi soru-cevap odaklı araçları kullanmayı yapay zekâdan faydalanmak olarak görüyor. Oysa bu kullanım, yapay zekânın potansiyelinin çok sınırlı bir bölümünü temsil ediyor. Kobi AI, yapay zekâyı yalnızca yanıt veren bir sistem olmaktan çıkarıp kararları yönlendiren, riskleri görünür kılan ve süreçleri kontrol altına alan bir yapıya dönüştürüyor. Böylece işletmeler, yapay zekâdan sadece hız değil; gerçek verimlilik, maliyet avantajı ve stratejik netlik elde ediyor. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, acil siparişler, değişken tedarik süreleri veya büyük veri hacimleri karşısında yetersiz kalabiliyor. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### KOBİ Dünyası'ndan Kriz Döneminde Hayatta Kalma Rehberi: "Şirketler Karsızlıktan Değil, Yanlış Nakit Akışı Yönetiminden Batar" https://www.youtube.com/watch?v=J8LhB7dIXNA Emre Artuner’in sunumuyla yayınlanan "Kobi Dünyası" programının bu haftaki bölümünde, artan küresel belirsizlikler gölgesinde işletmeler için hayati önem taşıyan finansal stratejiler masaya yatırıldı. Stratejik Finansal Yatırım Danışmanı ve Optima Veritas Kurucusu Mehlika Hediye Yıldırım'ın konuk olduğu "Ekonomik Krizde Hayatta Kalma Rehberi" başlıklı bölümde, dünyadaki finansal gelişmeler ve bu gelişmelerin KOBİ'lere yansımaları derinlemesine incelendi. Küresel Riskler ve "Stagflasyon" Tehlikesi Programın odak noktalarından biri, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki sert dalgalanmalar oldu. Petrol fiyatlarındaki artışın küresel ticareti durma noktasına getirebilecek bir risk taşıdığını ifade eden Yıldırım, küresel büyümeyi olumsuz etkileyecek ve dünyada stagflasyon (savaşflasyon) doğuracak gelişmelere karşı Türkiye'nin çok ciddi önlemler alması gerektiğini vurguladı. Dünyada paranın artık daha pahalı hale geldiği bir döneme girildiğine dikkat çekilirken, işletmelerin yüksek faiz ve enflasyon karşısında hazırlıklı olmaları gerektiği hatırlatıldı. "Nakit Akışı İşletmenin Hayat Damarıdır" KOBİ'lere yönelik en kritik uyarılardan biri nakit akışı yönetimi konusunda geldi. "Şirketler karsızlıktan değil, nakit akışının doğru yönetilmemesinden batabilir" tespitinde bulunan Yıldırım, işletmelerin nakit akış döngüsünü insan vücudundaki kanın pompalanmasına benzetti. Bir işletmenin sadece ciro artırmaya değil, doğru fiyatlandırma, doğru vadeler ve doğru tahsilat süreçlerini içeren bir "stratejik karar mimarlığı" kurmaya odaklanması gerektiği belirtildi. Satış yapıp faturasını kestiği halde tahsilatını yapamayan veya maliyetlerini bilmeden aylar sonrasına vade veren şirketlerin içten içe eridiğine dikkat çekildi. Kredi Kullanımında Temel Amaç Katma Değer Yaratmak Olmalı Yüksek faiz döneminde kredi kullanım stratejileri de programda detaylandırıldı. Yıldırım, işletmelerin anı kurtarmak için değil, ancak şirketi sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak ve beka sorununu çözmek için kredi kullanması gerektiğini ifade etti. Geçmişte ucuz kredilerin ev, tekne, araba veya döviz gibi şirket dışı alanlara yönlendirilmesinin şirketlerin öz sermayelerini tahrip ettiğini hatırlatan Yıldırım, kredilerin sadece katma değer yaratacak işleri finanse etmek için kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Yıldırım, finansal sorunları çözmeye çalışmayı tıbbi bir tedaviye benzeterek, şirketlerin dışarıdan mucizevi bir müdahale (örn: hızlı zayıflama iğneleri) beklemek yerine kendi iç yapılarında "doğru perhizi" uygulamaları gerektiğini aktardı. KOBİ Sahiplerine Altın Öğüt: "Kendini Bil" Programın kapanışında KOBİ sahiplerine tek bir tavsiye veren Mehlika Hediye Yıldırım, yöneticilere "Kendini bil" (Temet Nosce) felsefesiyle hareket etmelerini önerdi. İşletme sahiplerinin zaaflarının farkında olması, şirketlerinin nakit akışını kristal bir küre gibi koruması, dünyayı yakından takip ederek yapay zeka ve teknolojiyi iş süreçlerine entegre etmesi gerektiği vurgulandı. KOBİ'ler için hayati değer taşıyan bu rehber niteliğindeki "Kobi Dünyası" yayınının tamamı, YouTube ve Spotify kanalları üzerinden dinleyicilerin ve izleyicilerin erişimine sunuldu. #### KOBİ'LER İÇİN TÜBİTAK'TAN %90 HİBE İLE 250.000 TL'LİK YEŞİL DÖNÜŞÜM DESTEĞİ Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, TÜBİTAK tarafından yürütülen "Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı" kapsamında KOBİ'lere sunulan benzersiz destek programı ile işletmeler hem çevresel etkilerini azaltma hem de rekabet güçlerini artırma fırsatı yakalıyor. Program kapsamında, KOBİ'ler 250.000 TL'ye kadar finansman desteğinden yararlanabilecek ve bu desteğin %90'ı hibe olarak TÜBİTAK tarafından karşılanacak. Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı Nedir? Dünya Bankası tarafından fonlanan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında, TÜBİTAK tarafından yürütülen "1831 Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Çağrısı", KOBİ'lerin yeşil dönüşümlerine katkı sağlayan kapsamlı bir girişimdir. Program, işletmelerin karbon emisyonlarını azaltarak kaynak ve enerji verimliliği, atık yönetimi, döngüsel ekonomi ve iklim değişikliğiyle mücadele konularında uzman danışmanlık hizmetleri alabilmelerini sağlamaktadır. "Sürdürülebilirlik artık işletmeler için sadece bir sosyal sorumluluk değil, ekonomik bir zorunluluk haline geldi," diyen 3PMETRICS İş Geliştirme Danışmanı Kenan Altun, "KOBİ'lerimizin AB Yeşil Mutabakatı kriterlerine uyum sağlamaları ve uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini korumaları için TÜBİTAK'ın bu programı büyük bir fırsat sunuyor" açıklamasında bulundu. Program Kapsamındaki Destekler TÜBİTAK'ın 1831 Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı şu hizmetleri içermektedir: KOBİ'lerin yeşil dönüşüm konusunda mevcut durumlarının belirlenmesi Boşluk analizi yapılarak iyileşme sağlanması planlanan başlıkların belirlenmesi Karbon ayak izi hesaplaması ve azaltım stratejileri Sürdürülebilirlik projelerinin geliştirilmesi için yol haritası oluşturulması Yeşil tedarik zinciri yönetimi konularında danışmanlık Kenan Altun, 3PMETRICS'in programdaki rolüne ilişkin şunları söyledi: "TÜBİTAK tarafından sunulan bu programda çözüm ortaklarından biri olarak, KOBİ'lerin 7.000 USD (yaklaşık 250.000 TL) tutarındaki hizmet bedelinin %90'ının TÜBİTAK tarafından karşılanması, işletmelerin yeşil dönüşüm süreçlerini minimum maliyet ile başlatmalarına olanak sağlıyor. 3PMETRICS olarak sunduğumuz uzman danışmanlık hizmetleriyle, işletmelerin bu programdan maksimum faydayı elde etmelerini hedefliyoruz." Kimler Faydalanabilir? Program, tüm KOBİ'lere açık olmakla birlikte özellikle ihracat yapan, AB ile ticaret ilişkisi olan ve karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin başvuruları büyük önem taşımaktadır. Bir KOBİ bu destekten en fazla 3 defa faydalanabilir ve aynı çözüm ortağından en fazla 2 defa hizmet alabilir. Nasıl Başvurulur? KOBİ'ler, doğrudan TÜBİTAK'ın 1831 Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Çağrısı kapsamında başvuru yaparak, program için onaylanmış çözüm ortaklarından biri olan 3PMETRICS'ten hizmet almayı tercih edebilirler. "Yeşil dönüşüm sürecinde KOBİ'lerimizin yanındayız ve onlara rekabet avantajı sağlayacak tüm destekleri sunmaya hazırız," diyen 3PMETRICS İş Geliştirme Danışmanı Kenan Altun, "TÜBİTAK'ın bu değerli programı sayesinde, çözüm ortağı olarak KOBİ'lerimizin hem çevresel etkilerini azaltacak hem de finansal performanslarını artıracak sürdürülebilir iş modelleri geliştirebilmelerine destek oluyoruz" ifadelerini kullandı. Detaylı bilgi almak ve 3PMETRICS'in sunduğu hizmetler hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen işletmeler https://form.jotform.com/251152336752958 adresindeki formu doldurabilir veya 3PMETRICS İş Geliştirme Danışmanı Kenan Altun ile kenan@3pmetrics.com e-posta adresi üzerinden iletişime geçebilirler. Geleceğe yatırım yapmak ve işletmenizin yeşil dönüşümünü TÜBİTAK desteği ile başlatmak için bu destekten faydalanabilirsiniz. TÜBİTAK Yeşil Dönüşüm Hibesi ve Başvuru Süreci Hakkında TÜBİTAK 1831 Yeşil İnovasyon desteğinin finansal kapsamı nedir? Program kapsamında KOBİ'lere yaklaşık 7.000 USD (250.000 TL) değerinde danışmanlık ve mentörlük hizmeti sunulmaktadır. Bu bedelin %90'ı TÜBİTAK tarafından hibe olarak karşılanmakta, işletmeler ise minimum bir maliyetle (sadece %10 katılım payı) kapsamlı bir yeşil dönüşüm hizmeti alabilmektedir. Bu destek programından hangi işletmeler faydalanabilir? Program tüm KOBİ'lere açıktır. Ancak özellikle AB pazarına ihracat yapan, karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ve uluslararası rekabet gücünü korumak isteyen firmaların başvuruları önceliklidir. Bir işletme bu destekten toplamda en fazla 3 defa yararlanabilir. Hibe kapsamında hangi danışmanlık hizmetleri verilmektedir? Destek paketi; işletmenin mevcut durum analizi (Gap Analysis), ISO 14064 standardına uygun karbon ayak izi hesaplaması, azaltım stratejilerinin belirlenmesi, yeşil tedarik zinciri yönetimi ve sürdürülebilirlik yol haritasının oluşturulması gibi uçtan uca teknik hizmetleri kapsar. AB Yeşil Mutabakatı uyumu KOBİ'ler için neden zorunluluktur? 3PMETRICS İş Geliştirme Danışmanı Kenan Altun'un vurguladığı gibi; sürdürülebilirlik artık bir sosyal sorumluluk değil, ekonomik bir zorunluluktur. Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM) gibi uygulamalar nedeniyle, yeşil dönüşümünü tamamlamayan KOBİ'ler AB pazarındaki rekabet avantajlarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. 3PMETRICS bu programda nasıl bir rol üstlenmektedir? 3PMETRICS, TÜBİTAK tarafından onaylanmış yetkili çözüm ortaklarından biridir. İşletmeler, başvuru sürecinde çözüm ortağı olarak 3PMETRICS'i seçerek, şirketin uzman kadrosundan teknik mentörlük hizmeti alabilir ve süreci Dünya Bankası standartlarına uygun şekilde yürütebilirler. Başvuru süreci nasıl işler ve nereden başlanmalıdır? KOBİ'ler doğrudan TÜBİTAK'ın "1831 Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Çağrısı" ekranlarından başvuru yapmalıdır. Süreci hızlandırmak ve doğru yönlendirme almak için 3PMETRICS gibi yetkili çözüm ortaklarıyla ön görüşme yapmak ve başvuru formunu doldurmak ilk adımdır. Programın finansman kaynağı nedir? Bu proje, "Türkiye Yeşil Sanayi Projesi" çatısı altında Dünya Bankası tarafından fonlanmaktadır. TÜBİTAK'ın yürütücülüğünde sağlanan bu kaynak, Türk sanayisinin yeşil dönüşümünü hızlandırmak ve finansmana erişimi kolaylaştırmak amacıyla hibe (geri ödemesiz) olarak sunulmaktadır. Yeşil dönüşüm danışmanlığı şirkete ne kazandırır? Sadece yasal uyumluluk değil; enerji ve kaynak verimliliği sağlayarak maliyetleri düşürür, marka değerini artırır ve şirketi uluslararası yatırımcılar veya müşteriler nezdinde tercih edilen tedarikçi konumuna yükseltir. #### KOBİ'ler ve Büyük İşletmeler Fintech Sektörüyle Buluşuyor : Fintech İstanbul B2B Connect Summit 📅 Tarih: 22 Mayıs 2025📍 Yer: Wyndham Grand İstanbul Levent⏰ Saat: 09:00 - 17:30🔗 Başvuru: www.oniki.net KOBİ’LER VE BÜYÜK İŞLETMELER İÇİN ÜCRETSİZ!Sınırlı sayıda KOBİ ve büyük işletmeyi etkinliğimizde ücretsiz olarak ağırlıyoruz. Bu fırsattan yararlanmak için hemen başvurunuzu tamamlayın!🎟 Finansal teknoloji hizmet sağlayıcıları, bankalar ve finans kuruluşları için biletli giriş gerekmektedir. Aynı zamanda, bu firmalar sponsorluk avantajlarından da yararlanabilirler. NEDEN KATILMALISINIZ?🚀 İşletmenizi Finansal Olarak Güçlendirin!Yeni nesil finansal çözümlerle nakit akışınızı optimize edin, finansal maliyetlerinizi düşürün ve işletmenizi daha sağlam bir finansal yapıya kavuşturun.💰 Alternatif Finans Kaynaklarına Kolayca Erişin!Geleneksel finansman yöntemlerinin dışına çıkın, yeni finans kaynaklarına ulaşarak işletmenizin büyümesini hızlandırın.🤝 Türkiye’nin En Güçlü FinTech Şirketleriyle Tanışın!Sektörün liderleriyle bire bir görüşerek, işletmeniz için en uygun finansal çözümleri keşfedin ve doğru iş birlikleri kurun! SEKTÖRÜN EN İYİLERİYLE NETWORKING FIRSATI!💼 FinTech sektöründe hizmet sunan firmalar ile finansal çözümler arayan işletmeleri bir araya getiriyoruz!🎯 Oniki’nin yapay zeka destekli B2B Matchmaking teknolojisi sayesinde, işinize en uygun kişilerle tanışma ve güçlü iş birlikleri kurma fırsatı sunuyoruz. ANADOLU’DAKİ KOBİ’LER VE BÜYÜK İŞLETMELER FINTECH SEKTÖRÜYLE BULUŞUYOR!Etkinliğimiz, FinTech sektöründeki firmaların yanı sıra, finansal çözümlere ihtiyaç duyan farklı sektörlerden firmaları da bir araya getiriyor.Özetle, çözüm arayanlar ve çözüm üretenler için yılın en verimli iş buluşması sizleri bekliyor! 📅 22 Mayıs tarihini takviminize kaydetmeyi unutmayın!📢 Detaylar için web sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı takip edin: https://oniki.net📺 Bir önceki etkinliğimizin özetini izlemek için:🔗 https://youtu.be/JEskAP91zKQ https://www.youtube.com/watch?v=JEskAP91zKQ 🎯 @oniki_net ve @fintech_istanbul iş birliğinde organize edilen etkinliğimizin Sponsorluk fırsatları ve ayrıcalıkları hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçin. oniki #fintech #fintechistanbul #FinTechIstanbulB2BConnectSummit #FTIB2BConnectSummit #### KOBİ'lere Rakiplerini Geride Bırakma Fırsatı: Yeşil Dönüşüm Desteği Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakatı ve Türkiye'de yasalaşan İklim Kanunu ile sürdürülebilirlik, artık iş dünyası için bir seçenek değil, rekabetin anahtarı haline geldi. 3Pmetrics Kurucu Ortağı Cemil Alpay Sünnetçi, özellikle ihracatçıların ve büyük şirketlere ürün sağlayanların pazarı kaybetmemek için hızla bu yeşil dönüşüme adapte olması gerektiğini belirtiyor. Bu yolda KOBİ'ler için en büyük fırsat ise TÜBİTAK'ın sunduğu 750.000 TL'ye varan hibe desteği. 3Pmetrics Kurucu Ortağı Cemil Alpay Sünnetçi, Kurumsal Medya YouTube kanalında katıldığı programda, sürdürülebilirliğin şirketler için ne anlama geldiğini ve kapıdaki yeni düzenlemeleri anlattı. Sünnetçi'ye göre sürdürülebilirlik, sadece çevreyle ilgili bir kavram değil; kendi şirketleri 3Pmetrics'in ismine de ilham veren "People, Planet, Profit" (İnsan, Gezegen, Kârlılık) olarak bilinen üç temel sacayağına dayanıyor. Bu yaklaşım, bir işletmenin finansal olarak ayakta kalırken çevreye etkisini en aza indirmesini ve çalışanlarından müşterilerine kadar tüm ekosistemiyle uyum içinde faaliyet göstermesini hedefliyor. Tedarik Zincirindeki Gizli Risk: Müşteriniz Sizden Rapor İstediğinde Hazır Olacak mısınız? Sürdürülebilirliğin bu denli acil bir gündem maddesi olmasının arkasında yatan en önemli sebep, yasal düzenlemeler. Avrupa Birliği (AB), 2019'da yayımladığı Yeşil Mutabakat ile karbon emisyonu kurallarını ithal ürünlere de uygulamaya başladı. Bu, AB'ye ürün satan Türk firmalarının, belirlenen karbon limitlerini aşmaları durumunda müşterilerine ek bir maliyet yansıtacağı ve rekabet avantajını kaybedebileceği anlamına geliyor. Ancak bu durum sadece doğrudan ihracat yapanları ilgilendirmiyor. Sünnetçi, riskin tüm tedarik zincirini kapsadığını vurguluyor. Örneğin bir otomobil üreticisi, aracının toplam karbon ayak izini hesaplarken tedarikçilerinden, ürettikleri en küçük vidanın bile karbon raporunu talep etmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla, ihracatla doğrudan ilgisi olmayan bir KOBİ bile, bir gün en büyük müşterisinin talebiyle bu raporları hazırlamak zorunda kalabilir. Sünnetçi, bu talepler geldiğinde hazırlıksız yakalanan şirketlerin "tavşanın gözüne far tutulmuş gibi" çaresiz kalabildiğini belirtiyor. Türkiye'de de durum farklı değil. Temmuz ayında yasalaşan İklim Kanunu ile Türkiye'de de bir Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulacak ve şirketlere yasal zorunluluklar getirilecek. Ayrıca oteller ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na (TSRS) tabi olan şirketler için de karbon ayak izi raporlaması zorunlu hale geldi. KOBİ'ler İçin Dönüşüm Fırsatı: TÜBİTAK'tan %90 Hibe Bu karmaşık ve maliyetli görünen sürece adapte olmak isteyen KOBİ'ler için devlet önemli bir destek mekanizması sunuyor: TÜBİTAK'ın Dünya Bankası finansmanıyla yürüttüğü 1831 Yeşil Dönüşüm Mentorluk Programı. Bu program KOBİ'lere şu imkanları sağlıyor: 3Pmetrics gibi TÜBİTAK tarafından akredite edilmiş "yeşil mentör" firmalardan danışmanlık alabiliyorlar. Kurumsal veya ürün bazlı karbon ayak izi hesaplaması, su ayak izi, enerji verimliliği etütleri ve yeşil dönüşüm yol haritası hazırlanması gibi kritik çalışmaları yaptırabiliyorlar. Bu hizmetlerin maliyetinin %90'ını, 750.000 TL'ye kadar hibe olarak geri alabiliyorlar. Bir KOBİ'nin her biri yaklaşık 280.000 TL olan bu destekten üç kez faydalanma hakkı bulunuyor. Sünnetçi, bu desteğin KOBİ'lerin, büyük şirketlerin yüksek bedeller ödediği bu çalışmalara "bedavaya yakın" bir maliyetle sahip olmasını sağladığını ve bu sayede rekabette geri kalmamaları için eşsiz bir fırsat sunduğunu vurguluyor. Bu destekten faydalanma sürecinin diğer devlet desteklerine göre çok daha kolay ve hızlı olduğu da belirtiliyor. Konu hakkında detaylı bilgi almak isteyenler bu linke tıklayarak kısa bilgi formumuzu doldurabilirler, en kısa sürede dönüş yapılarak bilgi verilecektir : https://form.jotform.com/251152336752958 #### KOBİ’ler İçin Finansal Çözümler : 20 Milyon TL’ye Varan KOSGEB Desteği Nasıl Alınır? Kurumsal Medya – Finans Sohbetleri programımızın bu bölümünde, Octagon Etik Finans Yönetim Kurulu Başkanı Talip Tezcan Türedi’yi ağırladık. KOBİ’lerin küresel rekabette ayakta kalabilmesi için hayati önem taşıyan "3 Dönüşüm" (Dijital, Yeşil ve Yetkinlik Dönüşümü) kavramlarını ve KOSGEB’in sunduğu güncel finansman modellerini detaylandırdık.. Programda özellikle üretim yapan firmaların ve yazılım sektörünün faydalanabileceği yüksek limitli destek paketleri üzerine kritik bilgiler paylaşıldı. Bu videoda neler bulacaksınız? KOBİ Tanımı ve Yeni Limitler: 1 Milyar TL ciro altındaki firmaları neler bekliyor? KOSGEB Kapasite Geliştirme Desteği: 20 Milyon TL’lik finansman ve faiz sübvansiyonu detayları. Dijital ve Yeşil Dönüşüm: İşletmenizi geleceğe hazırlamanın yol haritası. Yatırımcı Mantığı ile KOSGEB: Proje sunumlarında ve jüri süreçlerinde dikkat edilmesi gerekenler. 2026 Müjdesi: Dijital dönüşüm destek limitlerinde beklenen artışlar. https://www.youtube.com/watch?v=pJORm4EiFqU #### KOBİ’ler İçin Finansal Dayanıklılığın Anahtarı: Online Tahsilat ve Açık Bankacılık Son dönemde Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) ciddi bir nakit sıkışıklığıyla karşı karşıya. Vadeli ödemeler giderek ötelenirken, tahsilat süreçleri uzuyor ve piyasadaki para döngüsü yavaşlıyor.  Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, KOBİ’lerin bu tür finansal darboğazları aşabilmesi için dijital ödeme sistemleri ve finansal teknoloji çözümlerini etkin şekilde kullanmaları gerektiğini açıkladı. Mevcut ekonomik dalgalanmaların, KOBİ’lerin finansal yönetim süreçlerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kıldığını vurgulayan Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, “Yüksek faiz oranları, krediye erişimde yaşanan zorluklar, tüketici talebindeki daralma ve kur dalgalanmaları işletmelerin finansal dengelerini zorluyor. Yüksek enflasyon nedeniyle hane halkının alım gücü düşerken, tüketici harcamaları kısıtlandı. Özellikle perakende, giyim ve dayanıklı tüketim sektörlerinde satış hacimleri geriledi. Talebin daralması, işletmelerin nakit girişlerini olumsuz etkiliyor. Bu süreçte KOBİ’ler için en kritik konu, nakit akışlarını doğru yöneterek sürdürülebilir bir büyüme sağlayabilmek.” dedi. KOBİ’lerin finansal farkındalıklarını artırıyor Yapıcı, KOBİ’lerin bu tür finansal darboğazları aşabilmesi için dijital ödeme sistemleri ve finansal teknoloji çözümlerini etkin şekilde kullanmaları gerektiğini vurgulayarak, “Günümüz dünyasında geleneksel tahsilat yöntemleri, işletmeler için zaman kaybı ve maliyet yükü anlamına gelirken, online ödeme sistemleri ve açık bankacılık uygulamaları gibi yenilikçi finansal araçlar KOBİ’lerin nakit akışlarını hızlandırmalarına yardımcı oluyor. Özellikle online tahsilat sistemlerine geçiş, KOBİ’lerin 7/24 ödeme alabilmesini sağlayarak finansal süreçlerini hızlandırıyor. Sanal POS çözümleri sayesinde kredi kartı ile ödeme alabilen işletmeler, hem müşterilerine daha fazla ödeme seçeneği sunuyor hem de fiziki POS cihazı maliyetlerinden kurtuluyor. Ayrıca, açık bankacılık çözümleri, banka hesapları, gelir-gider dengesi ve nakit akışının tek bir platformdan yönetilmesine imkân tanıyarak KOBİ’lerin finansal farkındalıklarını artırıyor. KOBİ’ler için finansal yönetim rekabet avantajı yaratan bir unsur haline geldi Dijital finansal raporlama araçları da işletmeler için büyük kolaylık sağlıyor. Manuel muhasebe süreçleri yerine, anlık finansal raporlama sistemlerine geçiş yapan KOBİ’ler, ödeme süreçlerini daha verimli planlayarak likidite krizlerinden kaçınabiliyor. İşletmeler, günlük, haftalık veya aylık nakit akış raporları ile stratejik finansal kararlarını daha sağlıklı bir zeminde alabiliyor. Tüm bu gelişmeler, KOBİ’ler için finansal yönetimin artık sadece bir muhasebe süreci olmaktan çıkıp, rekabet avantajı yaratan bir unsur haline geldiğini gösteriyor. Günümüzün belirsiz ekonomik koşullarında işletmelerin ayakta kalabilmesi için finansal okuryazarlık seviyelerini artırmaları ve dijital ödeme sistemlerine hızla adapte olmaları kritik bir önem taşıyor. Doğru finansal yönetim araçlarını kullanan KOBİ’ler geleceği de güvence altına alacak Mevcut ekonomik dalgalanmalar ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar göz önüne alındığında, dijitalleşme KOBİ’ler için bir lüks değil, bir gereklilik haline gelmiş durumda. Online tahsilat sistemleri, açık bankacılık çözümleri ve dijital finansal yönetim araçlarını etkin şekilde kullanan işletmeler, yalnızca kriz dönemlerini yönetmekle kalmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme yolunda önemli bir avantaj elde edecek. Bugünün ekonomik koşulları, işletmeler için pek çok belirsizlik taşısa da, doğru finansal yönetim araçlarını kullanan KOBİ’ler için bu süreç aynı zamanda büyük bir fırsat sunuyor. Dijitalleşme, sadece bugünü değil, geleceği de güvence altına almanın en güçlü yollarından biri olarak öne çıkıyor. Dijitalleşmeyi benimseyen KOBİ’ler rekabette öne çıkarken, krizleri fırsata çevirebilecek. Mevcut ekonomik koşullar karşısında KOBİ’lerin finansal yönetim süreçlerinde dijital çözümlere yönelmesi, sadece nakit akışlarını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda işletmelerin uzun vadeli büyümesini de destekleyecek. Dijital finansal araçları etkin kullanan işletmeler, belirsizlikler karşısında daha dirençli hale gelerek piyasada güçlü bir konum elde edecek.” diyerek sözlerini bitirdi. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### KOBİ’ler İçin Sürdürülebilirlikte 7 Stratejik Adım Öne Çıkıyor Küresel ticaretteki dönüşüm, sürdürülebilirliği KOBİ’ler için maliyet unsuru olmaktan çıkarıp uzun vadeli rekabet stratejisinin merkezine yerleştiriyor. Tedarik zincirlerinde şeffaflık, karbon emisyonlarının azaltılması, kaynak verimliliği ve sosyal uyum kriterleri artık yalnızca büyük şirketlerin değil, KOBİ’lerin de gündeminde yer alıyor. İhracat pazarlarında rekabet gücü sağlamak, dijital platformlarda varlık gösterebilmek ve finansmana erişim için sürdürülebilirlik kriterlerine uyum giderek belirleyici hale geliyor. KOBİ’lerin sürdürülebilirlik dönüşümünde karşı karşıya olduğu riskler ve fırsatlar, stratejik bir yol haritası ihtiyacını her zamankinden daha belirgin hale getiriyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, bu sürecin KOBİ’lerin sürdürülebilirliği kısa vadeli bir zorunluluk değil, uzun vadeli rekabet stratejisinin merkezine yerleştirmesi gerektiğini vurguluyor. Sürdürülebilirlik Artık Rekabetin Doğrudan Parçası Atacan, büyük ölçekli şirketlerin ihracattaki güçlü konumları nedeniyle bu dönüşüme daha erken adapte olduğunu, ancak bugün KOBİ’lerin de hem rekabet baskısı hem de küresel beklentiler doğrultusunda sürece hızla uyum sağladığını belirtti. Türkiye’nin ihracatında KOBİ’lerin payının %35’i aşmasının, sürdürülebilirliğin artık stratejik bir gereklilik haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Dijitalleşmenin bu dönüşüm sürecini daha da hızlandırdığına dikkat çeken Atacan, e-ticaret ve küresel dijital platformlarda yer alabilmek için sürdürülebilirlik kriterlerine uyumun belirleyici hale geldiğini söyledi. “Sürdürülebilirlik yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; dijital rekabetin de temel gerekliliklerinden biri” değerlendirmesinde bulundu. Yeşil Finansman Dönüşümü Güçlendiriyor KOBİ’lerin sürdürülebilirlik yatırımlarını başlangıçta maliyet unsuru olarak gördüğünü belirten Atacan, kamu teşvikleri ve uluslararası finansman mekanizmalarının bu algıyı dönüştürdüğünü belirtti. Özellikle 2023 yılında KOSGEB, TÜBİTAK ve Dünya Bankası iş birliğiyle açıklanan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’nin önemli bir eşik vurguladı. Sağlanan desteklerin firmaların sürdürülebilirlik yatırımlarını daha planlı, ölçülebilir ve stratejik bir çerçevede ele almasına katkı sunduğunu ifade eden Atacan, finansman araçlarının dönüşüm sürecini hızlandıran bir destek mekanizması olduğunu belirtti. Strateji Eksikliği En Kritik Sorun Atacan’a göre KOBİ’lerin karşılaştığı en kritik sorun teknik bilgi ya da finansman yetersizliği değil; strateji ve önceliklendirme eksikliği. “Pek çok KOBİ, neyi neden yaptığını netleştirmeden ölçüm ve raporlama adımlarına yöneliyor. Bu durum sürdürülebilirliği parçalı ve reaktif bir sürece dönüştürüyor. Oysa doğru bir yol haritası oluşturulduğunda hem teknik eksikler giderilebilir hem de finansmana erişim planlanabilir” dedi. KOBİ’lerin Sürdürülebilirlik Yolculuğunda 7 Kritik Adım Atacan’ın KOBİ’ler için önerdiği yol haritası yedi temel başlıkta toplanıyor: 1. Pazar beklentileri ve mevzuat gerekliliklerini netleştirmekSatış yapılan pazarların çevresel ve sosyal kriterleri analiz edilmeli, hedef pazara uygun çözümler geliştirilmelidir. 2. Somut ve uygulanabilir aksiyon planı oluşturmakAtılacak her adımın hangi riski azalttığı veya hangi fırsatı yarattığı açıkça tanımlanmalıdır. 3. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri ayrı kurgulamakZaman planına yerleştirilmeyen hedefler uygulama zorluğu yaratır. 4. Ölçüm ve izleme mekanizmaları kurmakKarbon ayak izi, enerji ve kaynak tüketimi gibi alanlarda düzenli veri takibi yapılmalıdır. 5. Yeşil finansman ve teşvikleri düzenli takip etmekDestek mekanizmaları stratejik olarak değerlendirilmelidir. 6. Verimliliği merkeze almakEnerji, su ve hammadde verimliliği hem çevresel etkiyi azaltır hem maliyet avantajı sağlar. 7. Sürekli gelişim yaklaşımı benimsemekSürdürülebilirlik dinamik bir yönetim sürecidir; strateji düzenli olarak güncellenmelidir. Atacan sözlerini şu mesajla tamamladı: “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil; ihracat, rekabet gücü ve kurumsal dayanıklılık açısından bir zorunluluk. Ancak bu yolculuk ölçümle değil, vizyonla başlıyor. Net hedefler ve güçlü bir strateji oluşturulduğunda sürdürülebilirlik maliyet değil, uzun vadeli değer yaratımına dönüşür.” #### KOBİ’ler İçin Yeni Rekabet Formülü Yapay Zeka ile Mor Yaka Çağı Başladı Türkiye’de KOBİ’ler uzun yıllar boyunca sınırlı kaynaklarla ayakta kalmayı başardı. Ancak hızlanan rekabet, dalgalanan maliyetler ve öngörülmesi zor talep değişimleri, artık geleneksel yönetim refleksleriyle sürdürülebilir değil. KOBİ’ler için rekabet artık daha fazla insan kaynağıyla değil, daha akıllı kararlarla kazanılıyor. Yapay zeka ajanları, işletmelerin günlük operasyonlarına entegre olarak maliyeti düşüren, kârlılığı artıran ve belirsizliği yöneten yeni nesil “mor yaka” çalışanlara dönüşüyor. Yeni dönemde işletmeler için fark yaratan unsur, daha çok çalışmak değil; doğru veriyi doğru anda anlamlandırabilmek. İşte bu noktada yapay zeka ajanları, KOBİ’lerin organizasyon yapısına entegre olan dijital ekip arkadaşları olarak konumlanıyor. Üretimden satışa, satın almadan maliyet hesaplamaya kadar farklı yetkinliklerde çalışan “mor yaka” ajanlar, işletmelere yalnızca hız değil, stratejik bir bakış açısı kazandırıyor. Veriye dayalı karar alanlar öne çıkıyor Türkiye’de KOBİ’ler yıllardır sınırlı kaynak, yüksek maliyet baskısı ve öngörülemeyen piyasa koşulları arasında denge kurarak varlığını sürdürüyor. Ancak bugün rekabetin temposu değişti. Talep anlık değişiyor, maliyetler dalgalanıyor, kâr marjları daralıyor. Bu yeni denklemde refleksle yönetilen şirketler zorlanırken, veriye dayalı karar alanlar öne çıkıyor. Kobi AI Kurucusu Baran Kaya, bu dönüşümü “sessiz ama köklü bir devrim” olarak tanımlıyor. Kaya’ya göre yapay zeka, KOBİ’ler için pahalı ve karmaşık bir teknoloji yatırımı değil; doğru kurgulandığında yatırım geri dönüşünü hızla gösteren bir büyüme motoru. “Farklı yetkinliklerde çalışan mor yaka ajanlar düşünün” Kaya, yapay zekanın KOBİ’ler için yalnızca teknolojik bir güncelleme değil, iş yapış biçimini kökten değiştiren bir karar destek sistemi olduğunu söyleyerek, “Mesele bir yazılım satın almak değil; yapay zekayı işletmenin günlük akışına entegre ederek onu adeta yeni nesil bir çalışan gibi konumlandırmak. Yapay zekaya bir program gibi değil, bir eleman gibi bakmak gerekiyor. Farklı yetkinliklerde çalışan mor yaka ajanlar düşünün. Üretim planlayan, satın alma yapan, satış analiz eden, maliyet hesaplayan… Birbirleriyle iletişim kurarak ortak karar alıyorlar. KOBİ’lerin en büyük çekincesi, dönüşüm yatırımlarının maliyeti. Yapay zekanın en güçlü tarafı tam da burada ortaya çıkıyor. Bir işletme yatırımın para kazandırdığını gördüğü anda ikinci adımı çok daha hızlı atıyor. Yapay zeka doğrudan kazandırıyor. Eksik ürün nedeniyle kaçan satışları önlüyor, yanlış fiyatlamayı engelliyor, üretim planını dakikalar içinde revize edebiliyor.” dedi. Yapay zekanın asıl gücü şirket içinde değil, tedarik zincirinde ortaya çıkıyor Bugün pek çok işletmede üretim planı; acil siparişler, iptaller, değişen adetler ya da tedarik sorunları nedeniyle sürekli revize edilmek zorunda kalıyor. Bu da zaman kaybı ve hata riskini beraberinde getiriyor. Kobi AI’nin geliştirdiği yapay zeka ajanları ise yüksek hacimli veriyi gerçek zamanlı analiz ederek alternatif senaryolar oluşturuyor ve en doğru planı saniyeler içinde öneriyor. Bu durum, şirketleri reaktif yönetimden proaktif yönetime taşıyor. Yapay zekanın asıl gücü yalnızca şirket içinde değil, tedarik zincirinde ortaya çıkıyor. Geleneksel sistemde mağazadan üreticiye uzanan bilgi akışı çoğu zaman gecikmeli, eksik ya da kopuk ilerliyor. Bu da stok fazlası ya da eksik stok gibi maliyetli sonuçlara yol açıyor. Oysa yapay zeka ajanları zincir halinde çalıştığında tablo değişiyor. Ani krizler büyük ölçüde öngörülebilir hale geliyor Mağazadaki satış verisi anlık olarak analiz ediliyor, birkaç ay sonrasına yönelik talep tahmini oluşturuluyor ve bu bilgi dağıtıcıya iletiliyor. Dağıtıcı planlamasını buna göre yaparken üretici tarafındaki planlama ajanı stok ve kapasiteyi eş zamanlı kontrol ediyor. Satın alma ajanı ise tedarikçileri geçmiş performans, fiyat trendi ve teslimat sürelerine göre değerlendirerek en doğru zamanlamayı belirliyor. Böylece dalgalanmalar minimize ediliyor, ani krizler büyük ölçüde öngörülebilir hale geliyor. Baran Kaya’ya göre KOBİ’lerin en çok sorduğu soru şu: “Nereden başlayacağız?” Yanıtı ise beklenenden daha sade. “En çok zaman kaybettiren, en çok hata yapılan ya da en çok para kaybettiren süreci bulun. Yapay zekayı oraya konumlandırın. Tıpkı yeni bir çalışan alır gibi. Hangi yetkinliğe ihtiyaç varsa oradan başlayın.” Kaya, şirket içi dönüşümün ilk aşamada yeterli olabileceğini ancak asıl çarpan etkisinin ekosistem dönüşümüyle ortaya çıktığını vurgulayarak, “Bir şirket tek başına verimlilik artışı sağlayabilir; fakat aynı yaklaşım tedarikçi ve dağıtıcı ağına yayıldığında hem maliyet hem hız hem de öngörü kabiliyeti katlanarak büyüyor. Üstelik benzer vizyona sahip işletmelerin birbirleriyle çalışmayı tercih etmesi, bu dönüşümü doğal bir seçilim sürecine dönüştürüyor. Türkiye, büyük ölçekli şirketlerin dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarında dünya ile paralel ilerliyor. Asıl potansiyel KOBİ’lerde. Ekonominin büyük kısmını KOBİ’ler oluşturuyor. Onların yapay zeka ile daha verimli, daha hızlı ve daha öngörülü büyümesi ülke ekonomisi için ciddi bir kaldıraç etkisi yaratır.” Şeklinde konuştu. Kobi AI, yapay zekayı teknik bir araç olmaktan çıkarıp işletmenin karar ortağına dönüştürüyor. Ve görünen o ki, yatırım geri dönüşünü hızla deneyimleyen KOBİ’ler için bu yeni nesil mor yaka çalışanlarla tanışmak artık bir tercih değil, rekabet avantajının temel şartı haline geliyor. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep-tedarik dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, amaçları gereği bu alanlarda işleyişe özel çözümler üretmiyorlar. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, KOBİ ölçeğine uygun, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### KOBİ’lerin E-Dönüşüm Yolculuğunda Kritik Sorunlar Türkiye’de KOBİ’lerin dijital dönüşümü hızlanırken, süreçte yaşanan hatalar işletmeler için ciddi maliyet ve zaman kayıplarına yol açıyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, e-dönüşümde en sık karşılaşılan problemlere dikkat çekerek, doğru planlamanın ve entegre çözümlerin işletmelerin kaderini değiştirdiğini vurguladı. KOBİ’ler hızla dijitalleşmeye çalışırken, birçok işletme süreci yanlış adımlarla başlattığı için beklediği verimi alamıyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, e-dönüşüm projelerinin en kritik başarısızlık nedenlerini ve bunlara yönelik çözüm önerilerini paylaştı. Geçiş süreçlerinin planlanmadan yapılması maliyetleri artırıyor Onay’a göre KOBİ’lerin dijital dönüşüm sürecindeki en büyük üç sorun dijital altyapı eksiklikleri, yanlış ürün-hizmet seçimi ve personelin yetersiz dijital yetkinliği. “Birçok işletme, eski donanımlar ve güncellenmemiş yazılımlarla e-dönüşüme girmeye çalışıyor. Bu noktada yaşanan veri uyumsuzlukları, performans kaybı ve güvenlik riskleri kaçınılmaz oluyor.” diyen Onay, geçiş süreçlerinin planlanmadan yapılmasının maliyetleri artırdığını belirtti. Küçük bir hata bile zincirleme sorunlara neden oluyor E-fatura ve e-belge uygulamalarında yapılan hataların da sık karşılaşıldığını belirten Onay, “Mevzuat değişikliklerine yeterince hazırlık yapılmaması, test süreçlerinin atlanması ve zayıf teknik destek sağlayan tedarikçilerle çalışılması işletmeleri zora sokuyor. Doğru entegrasyon yapılmadığında küçük bir hata bile zincirleme sorunlara neden oluyor.” ifadelerini kullandı. Senkronize olmayan stok bilgileri müşteri memnuniyetini düşürüyor KOBİ’lerin e-ticaret ve çok kanallı satış modeline geçerken de entegrasyon problemleri yaşadığını, senkronize olmayan stok bilgilerinin müşteri memnuniyetini ciddi şekilde düşürdüğünü vurgulayan Onay, DİA e-Power gibi bulut altyapılı çözümlerin bu görünürlük sorunlarını ortadan kaldırdığını aktardı. Dijital dönüşümde kalıcı başarı için mobil uyumluluğun, rol bazlı eğitimlerin, kamu teşviklerinin doğru kullanımının ve net bir yol haritasının önemine işaret eden Onay, sözlerini şöyle tamamladı: “KOBİ’lerin e-dönüşümde başarısız olmasının nedeni teknoloji değil; doğru strateji kurulmadan yola çıkılması. Dijitalleşme bir adım değil, bir süreçtir. Doğru önceliklendirme ve sürekli ölçümleme olmadan yapılan her yatırım, verimlilik yerine hayal kırıklığı yaratır.” DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### KOBİ’lerin Finansman Sorunu Yanlış Teşhis Ediliyor Toplam işletmelerin yüzde 99,8’ini oluşturan ve istihdamın yüzde 64’ünden fazlasını sağlayan KOBİ’lerde en büyük sorun sanıldığı gibi finansmana erişim değil. Valor Kurucusu Sefa Karaca’ya göre şirketlerin büyümesini ve sürdürülebilirliğini tehdit eden asıl risk, finansal görünürlük eksikliği. Uluslararası araştırmalar aile şirketlerinin yalnızca yüzde 30’unun ikinci kuşağa, yüzde 10-15’inin ise üçüncü kuşağa ulaşabildiğini ortaya koyuyor. Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ’ler için yeni dönemde başarı kriterleri yeniden şekilleniyor. Üretim, istihdam ve ihracat gücünü oluşturan KOBİ’ler, son dönemde yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle büyüme yolculuklarında önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Ancak Valor Kurucusu Sefa Karaca’ya göre işletmelerin karşılaştığı temel problem krediye ulaşamamak değil, finansal performanslarını yeterince görünür ve yönetilebilir hale getirememeleri. Karaca, birçok işletmenin finansman bulamadığını düşünse de finans kuruluşları ve yatırımcıların perspektifinden bakıldığında tablonun farklı olduğunu söyledi. Finansmana Erişimin Önündeki Görünmeyen Engel Finansman arayışındaki şirketlerin önemli bir bölümünün kendi finansal yapılarını doğru analiz edemediğini belirten Karaca, yatırımcıların ve bankaların yalnızca bilanço değil, geleceğe yönelik öngörü de görmek istediğini ifade ederek, “Birçok şirket krediye veya yatırıma ulaşamadığını düşünüyor. Oysa finans kuruluşlarının baktığı temel kriterlerden biri şirketin finansal performansını ne kadar ölçebildiği ve yönetebildiğidir. Nakit akışı projeksiyonu olmayan, bütçe disiplini bulunmayan ve düzenli finansal raporlama yapmayan şirketlerin finansmana erişimi doğal olarak daha zor hale geliyor.” Dedi. Şirketleri Geleceğe Taşıyan Güç Satış Değil, Görünürlük Türkiye’de işletmelerin büyük bölümünün aile şirketi yapısıyla faaliyet gösterdiğini belirten Karaca, kurumsallaşma ve finansal yönetim alanındaki eksikliklerin şirketlerin ömrünü doğrudan etkilediğini vurguladı. Uluslararası araştırmalar aile şirketlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 30’unun ikinci kuşağa geçebildiğini, üçüncü kuşağa ulaşabilenlerin oranının ise yüzde 10 ila 15 seviyesinde kaldığını ortaya koyuyor. Bunun en önemli nedenleri arasında finansal kararların kişilere bağlı kalması, kurumsal raporlama eksikliği ve sürdürülebilir yönetim mekanizmalarının oluşturulamaması yer alıyor. Ciro Artışı Her Zaman Güçlenmek Anlamına Gelmiyor Son yıllarda birçok işletmenin satışlarını artırmasına rağmen karlılık ve nakit yönetiminde ciddi sorunlar yaşadığına dikkat çeken Karaca, özellikle enflasyonist dönemlerde şirketlerin yanlış büyüme algısına kapılabildiğini belirterek, “Bir şirketin cirosunun artması, finansal olarak güçlendiği anlamına gelmez. Özellikle yüksek enflasyon ortamında kârlılığı, işletme sermayesini ve nakit dönüş hızını takip etmeyen şirketler büyürken aynı zamanda finansal olarak zayıflayabiliyor. Bugün birçok işletmenin yaşadığı sorun tam da burada ortaya çıkıyor.” şeklinde konuştu. Yüksek Faiz Döneminde Kazanan Şirketler Farklılaşıyor Karaca’ya göre mevcut ekonomik koşullarda yalnızca uygun maliyetli finansman aramak yeterli değil. Şirketlerin kaynaklarını daha verimli kullanmaları ve finansal kararlarını veriyle desteklemeleri gerekiyor. Geçmişi muhasebe kayıtlarında tutmanın artık yeterli olmadığını belirten Karaca, işletmelerin geleceği planlayan bir bakış açısına ihtiyaç duyduğunu söyleyerek, “Nakit akışını öngörebilen, bütçe sapmalarını düzenli takip eden ve kararlarını veriye dayandıran şirketler kriz dönemlerinde çok daha dayanıklı hale geliyor. Günümüz rekabet ortamında fark yaratan unsur yalnızca satış yapmak değil, finansal resmi eksiksiz görebilmektir.” dedi. Yeni Dönemin Kazananları Veriye Dayalı Yönetilen Şirketler Olacak Dijitalleşmenin ve veri odaklı yönetim anlayışının hızla yaygınlaştığı bir dönemde şirketlerin finansal görünürlüklerini artırmalarının kritik önem taşıdığını vurgulayan Karaca, önümüzdeki yıllarda rekabette öne çıkacak şirket profilinin de değişeceğini belirtti. Şirketlerin düzenli finansal analizler yapması, nakit akışlarını planlaması, bütçe performansını sürekli izlemesi ve karlılığı detaylı şekilde ölçebilmesinin artık tercih değil zorunluluk haline geldiğini ifade eden Karaca, sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde şirketleri ayakta tutacak unsur yalnızca satış yapmak olmayacak. Finansal görünürlüğünü artıran, kaynaklarını verimli yöneten ve geleceğini planlayabilen şirketler hem finansmana daha kolay ulaşacak hem de sürdürülebilir büyümede önemli avantaj elde edecek.” Valor Hakkında: Valor, büyüme hedefleyen şirketler ve girişimlere stratejik finans danışmanlığı hizmetleri sunmaktadır. Finansal strateji danışmanlığı, CFO yapılanması, yatırımcı hazırlığı, değerleme çalışmaları, fon süreçleri, nakit ve bütçe yönetimi ile finansal raporlama alanlarında faaliyet gösteren şirket, finansal verileri iş stratejilerine dönüştürerek kuruluşların sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamaktadır. 2025 yılı itibarıyla 1,6 milyar TL portföy büyüklüğü ve 10 milyon doların üzerinde yatırım hacmi deneyimine sahiptir. #### KOBİ’lerin Küresel Pazarlara Açılımı Hızlanıyor Hedef ülke sayısının 18’den 35’e çıkarılması ve %70’e varan devlet destekleri, Türkiye’de e-ihracata yönelimi hızlandırdı. KOBİ’lerin küresel pazarlara erişiminde son dönemde belirgin bir artış yaşanıyor. Türkiye’de e-ihracat, 2026’nın ilk yarısında büyümesini sürdürürken, şirketler özellikle döviz bazlı gelir elde etmek ve yeni pazarlara açılmak için dış ticarete yöneliyor. Ticaret Bakanlığı’nın sağladığı teşvikler ve hedef ülke genişlemesi, bu dönüşümde etkili unsurlar arasında yer alıyor. E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, e-ihracatın kalıcı bir ticaret kanalına dönüştüğünü belirtti: “2026’nın ilk yarısı itibarıyla e-ihracat, Türkiye için artık geçici bir heves olmaktan çıktı ve ticaretin önemli parçalarından biri haline geldi. Özellikle iç pazarda sıkışmadan döviz geliri elde etmek isteyen şirketler e-ihracata yöneliyor. Ticaret Bakanlığı’nın attığı adımlar da bu süreçte belirleyici oldu. Hedef ülke sayısının 18’den 35’e çıkarılması ve %70’e varan destekler, KOBİ’lerin küresel pazarlara girişini kolaylaştırdı. Bu büyüme kalıcı olmak zorunda. Globalleşme artık bir tercih değil, sürdürülebilir büyümenin önemli bir parçası. Ancak jeopolitik riskler de göz ardı edilmemeli. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, ihracat akışını doğrudan etkileyebiliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar da lojistik maliyetlerine yansıyor.” KOBİ’ler açısından e-ihracat; döviz bazlı gelir artışı ve Avrupa ile Orta Doğu pazarlarına daha hızlı erişim imkanı sağlarken, gelişen e-ticaret altyapıları da küresel pazarlara giriş bariyerlerini düşürüyor. Editöre not: ikas, her ölçekten işletme ve girişimcilere yönelik geliştirilen bir e-ticaret platformudur. Kullanıcıların teknik bilgiye ihtiyaç duymadan e-ticaret sitesi kurmasına ve yönetmesine imkan sağlar. Şirket; yapay zeka araçları, entegrasyonlar, pazarlama çözümleri ve kargo anlaşmaları gibi e-ticaret süreçlerine yönelik hizmetler sunmaktadır. Hem yeni kurulan işletmelere hem de büyüme aşamasındaki markalara yönelik çözümler sunan ikas, Türkiye merkezli bir teknoloji firması olarak faaliyet göstermektedir. Şirket verilerine göre bugün 15 binden fazla işletme platformu kullanmaktadır. Kullanıcı kitlesi; hazır giyim, gıda, kozmetik ve ev tekstili başta olmak üzere farklı sektörlerdeki e-ticaret işletmelerinden oluşmaktadır. Platform, e-ticaret altyapısı alanında yerel ve uluslararası pazarlarda büyümeyi hedeflemektedir. #### Kocaeli Sanayi ve Lojistikte Yeni Döneme Giriyor Sanayi ve lojistik yatırımlarında Türkiye’nin yükselen yıldızı haline gelen Kocaeli, artan arsa fiyatları ve dönüşen yapı tipleriyle dikkat çekiyor. Eva Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Furkan Budak’a göre özellikle Dilovası ve Gebze hattı, sanayi gayrimenkul piyasasında stratejik bir kırılma yaşıyor. Budak, yeni yatırım dalgasının yalnızca fiyat değil, fonksiyon bazlı dönüşüm de getirdiğini açıkladı. Dilovası’nda sanayi imarlı arsa m² fiyatları 35.000 TL’ye ulaştı. Yeni nesil A sınıfı depo kiraları ise 350-450 TL/m² aralığında. Nitelikli üretim tesislerinde birim fiyatlar 60.000 TL’ye kadar çıkıyor. Eva Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Furkan Budak, Kocaeli ve özellikle Dilovası özelinde sanayi ve lojistik yatırımlarının gayrimenkul piyasası üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sanayi ve lojistik entegrasyonunun giderek daha kritik hale geldiğine dikkat çeken Budak, “Kocaeli artık yalnızca İstanbul’un lojistik alternatifi değil; kendi yatırım karakterini inşa eden, stratejik bir merkez” dedi. Dilovası’nda Stratejik Dönüşüm: Yatırım Talebi Arsa Fiyatlarını Zirveye Taşıdı Dilovası, artan altyapı yatırımları, genişleyen liman bağlantıları ve yeniden düzenlenen sanayi parselasyonlarıyla üretimden lojistiğe uzanan hibrit yapılar için cazibe merkezi haline geldi. Sanayi imarlı arsalarda birim m² satış değerleri 35.000 TL seviyelerine ulaşırken, sınırlı arsa arzı ve çok yönlü yatırım talebi, fiyatların yükselmeye devam edeceğine işaret ediyor. Lojistik Talebi Yeni Yapı Tiplerini Öne Çıkarıyor Depolama ve üretimin bir arada planlandığı hibrit tesislere yönelik talep, yapı türlerinde de dönüşümü beraberinde getiriyor. Yeni nesil A sınıfı depo kiraları 350 – 450 TL/m² bandına yükselmiş durumda. Eski yapıların ise 150 – 250 TL/m² kira aralığında kalması, bölgedeki dönüşüm ihtiyacının altını çiziyor. İkincil Bölgelerde %100’lük Değer Artışı Dilovası gibi birincil sanayi bölgelerinde alan bulamayan yatırımcılar, TEM ve D100 aksına yakın ikincil alanlara yöneliyor. Çayırova, Tavşancıl ve Körfez gibi bölgelerde özellikle OSB içi arsalarda m² değerleri son bir yılda %100’e varan artışlar gösterdi. Bu eğilim, lokasyon kadar altyapı ve imar hazırlığının da fiyatlar üzerindeki belirleyici rolünü vurguluyor. Lojistikle Bütünleşen Fabrikalar: 60.000 TL/m²’ye Kadar Çıkıyor Yalnızca depolama değil, üretim tesislerinde de yeni bir yatırım paradigması oluşuyor. Firmalar, üretim ve sevkiyatı aynı çatı altında yapabilecekleri, yüksek tavanlı ve vinç sistemli yapılara yöneliyor. Bu tür üretim tesislerinde birim m² satış değerleri 25.000 TL’den başlıyor ve nitelikli yapılarda 60.000 TL’ye kadar ulaşıyor. Nitelik Dönüşümü Başladı Budak, “Bugün Kocaeli, sanayi yatırımlarında yalnızca büyüklük değil, nitelik açısından da farklı bir döneme girmiş durumda. Geleneksel yapılar yerini daha planlı, sürdürülebilir ve entegre tesislere bırakıyor” diyerek dönüşümün stratejik yönüne işaret etti. Budak’a göre, otomasyon, yapay zekâ destekli stok yönetimi ve çevresel sürdürülebilirlik gibi unsurlar, bölgeyi geleceğin sanayi gayrimenkul modeli açısından öncü konuma taşıyor.” dedi. Geleceğe Yatırım Zamanı Kocaeli’nin mevcut verilerle değil, gelecekteki lojistik ve üretim ihtiyaçları doğrultusunda okunması gerektiğini vurgulayan Budak, “Artık mesele Kocaeli’ye yatırım yapmaktan çok, doğru lokasyonu ve fonksiyonel yapıyı bulmak. Bu da yatırımcılara daha stratejik bir yaklaşım gerektiriyor” diyerek sözlerini bitirdi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Kolektif Vizyon Platformu Kuruldu: Geleceği İnşa Eden Ortak Akıl Bilginin hızla üretildiği ancak anlamın giderek parçalandığı bir çağda, farklı disiplinlerden vizyoner liderleri ortak bir zemin etrafında buluşturmayı hedefleyen Kolektif Vizyon Platformu kuruldu. Kolektif Vizyon; bireysel bilgi, deneyim ve sezgilerin hiyerarşiden arınmış bir düzlemde buluştuğu, ortak aklın stratejik değere dönüştürüldüğü bağımsız bir düşünce ve etkileşim ekosistemi olarak konumlanıyor. Platform, yalnızca fikir üretmeyi değil; üretilen fikirlerin toplumsal fayda ve somut etki oluşturacak biçimde olgunlaştırılmasını amaçlıyor. Platformun temel yaklaşımı, “bilgiyi bir güç olarak saklamak” yerine, onu cömertçe paylaşmayı, farklı bakış açılarıyla derinleştirmeyi ve uzun vadeli bir vizyonla yeniden anlamlandırmayı esas alıyor. Bu çerçevede Kolektif Vizyon, kısa vadeli gündemlerin ötesine geçerek geleceğe dair kalıcı perspektifler üretmeyi hedefliyor. Kolektif Vizyon Platformu bünyesinde; Stratejik konuların ele alındığı vizyon oturumları, Ortak akıl ile geliştirilen miras projeleri, Geleceğe yönelik öngörü ve değerlendirmeleri içeren kolektif raporlargibi çalışmaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Platformun odağında; bilgelik, toplumsal etki, paylaşım kültürü ve yüksek itibar gibi temel değerler yer alıyor. Bu değerler doğrultusunda Kolektif Vizyon, bireysel başarıların ötesinde, toplum için anlam ve yön üreten bir düşünce zemini oluşturmayı amaçlıyor. Kolektif Vizyon Platformu, farklı alanlardan katkı sunmak isteyen vizyoner paydaşlara açık bir yapı olarak, geleceği bugünden düşünmek ve birlikte inşa etmek isteyen herkesi ortak aklın parçası olmaya davet ediyor. Web Sitesi : https://kolektifvizyon.org | Linkedin #### Konaklama Sektöründe Check-In Devrimi Geleneksel resepsiyon anlayışını tamamen dönüştüren Elektraweb, konaklama sektörüne yepyeni bir vizyon kazandırıyor. Artık misafirler otele adım attıkları andan itibaren teknolojinin konforuyla karşılanıyor. Elektraweb’in geliştirdiği modern Check-in Kiosk tablet çözümü sayesinde check-in işlemleri saniyeler içinde, hiçbir beklemeye gerek kalmadan tamamlanıyor. Konaklama sektöründe yıllardır değişmeyen bir alışkanlık olan resepsiyon sıraları, artık geçmişte kalıyor. Misafirler, otele giriş anında vakit kaybetmeden, herhangi bir görevliye ihtiyaç duymadan check-in yapabiliyor. Elektraweb’in geliştirdiği self Check-in Kiosk çözümü, klasik karşılamayı yepyeni bir boyuta taşıyor: hızlı, temassız, zahmetsiz. Check-in işlemleri artık sadece bir dokunuş uzağınızda Otel lobilerinde, bar alanlarında ya da dilediğiniz herhangi bir noktada konumlandırılabilen bu akıllı kiosk sistemleriyle misafirleriniz kendi check-in süreçlerini kolayca yönetebiliyor. Kimlik taraması, dijital imza ve tüm resmi prosedürler hızlıca tamamlanırken, kullanıcı dostu ara yüzüyle hem misafirlere hem de otel yönetimine büyük kolaylık sağlıyor. Maliyetleri azaltan teknoloji, memnuniyeti artıran deneyim Elektraweb’in bu yenilikçi çözümü yalnızca zaman kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda personel maliyetlerini de azaltarak otel işletmelerine verimlilik sağlıyor. Resepsiyon yoğunluklarını azaltan sistem, misafir memnuniyetini de gözle görülür şekilde artırıyor. Özellikle yüksek sezonlarda check-in sırasında oluşabilecek kuyrukların önüne geçilerek, ilk temasın sorunsuz ve etkileyici bir deneyime dönüşmesi sağlanıyor. Her cihazla uyumlu, her ihtiyaca cevap veren esneklik Elektraweb kiosk yazılımı olan Check-in Kiosk, tüm bilgisayar sistemleriyle tam uyum içinde çalışıyor. Otelin teknik altyapısına ekstra yatırım yapmaya gerek kalmadan, mevcut donanımlar üzerinden entegre bir şekilde kullanılabiliyor. Bu da sistemi, küçük işletmelerden büyük otel zincirlerine kadar herkes için erişilebilir kılıyor. Sistemi kurmak kolay, kullanmak daha da kolay Mevcut bilgisayar altyapısıyla entegre çalışan Elektraweb Check-in Kiosk çözümü, ekstra yatırım gerektirmeden kurulabiliyor. Bu yönüyle sadece büyük oteller için değil, butik otellerden pansiyonlara kadar her ölçekteki işletme için erişilebilir bir çözüm sunuyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Konkordato Başvurularında 2025, Önceki Üç Yılı Geride Bıraktı Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 2025 yılında konkordato başvurularında yaşanan sert artışın, Türkiye’de şirketlerin finansal kırılganlığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Şimşek’e göre, 2025 rakamları yalnızca bir artışa değil, tarihi bir zirveye işaret ediyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortaklarından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 2025 yılında konkordato başvurularında yaşanan sert artışın, şirketlerin finansal dayanıklılığındaki zayıflamayı net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Şimşek’e göre 2025, yalnızca bir artış yılı değil, konkordato uygulamasının en yoğun yaşandığı dönemlerden biri olarak kayıtlara geçti. 2025’te Konkordato Başvuruları Yüzde 63 Arttı 2025 yılı verilerini değerlendiren Av. Elvan Kakıcı Şimşek, konkordato başvurularında bir önceki yıla kıyasla ortalama yüzde 63 oranında artış yaşandığını belirtti. Geçici mühlet, kesin mühlet ve iflas kararları birlikte ele alındığında ortaya çıkan tablonun, ekonomik sıkışmanın hukuki alana nasıl yansıdığını açıkça gösterdiğini ifade etti. 2.817 Geçici Mühlet Kararıyla Zirve Konkordato sürecinin ilk adımı olan geçici mühlet kararlarında 2025 yılı dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Yıl boyunca 2.817 geçici mühlet kararı verildi. Bu rakam 2024 yılında 2.646 seviyesindeydi. Ancak asıl çarpıcı karşılaştırma, daha uzun vadeli veriler incelendiğinde ortaya çıkıyor. Üç Yılın Toplamını Aşan Bir Yoğunluk Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında verilen geçici mühlet kararlarının toplamına bakıldığında, 2025 yılının tek başına bu toplamın yüzde 6 üzerinde bir seviyeye ulaştığını vurguladı. Bu durumun, konkordato taleplerinde olağanüstü bir yoğunlaşmaya işaret ettiğini söyledi. Geçici Mühlet ile Kesin Mühlet Arasındaki Kritik Ayrım Konkordato sürecinde sıkça karıştırılan iki kavrama da dikkat çeken Şimşek, geçici mühletin şekli bir inceleme sonucu verildiğini, kesin mühletin ise borçlunun mali tablolarının ve iyi niyetinin esastan değerlendirildiği aşama olduğunu hatırlattı. Mahkemenin bu noktada yalnızca başvuruya değil, şirketin gerçekçi bir toparlanma ihtimali olup olmadığına baktığını ifade etti. Suistimal Tartışmaları Rakamları Durdurmadı Konkordatonun kötü niyetli kullanıldığına dair kamuoyunda oluşan algıya ve ekonomi yönetiminin yaptığı uyarılara rağmen 2025 yılında başvuruların azalmadığını belirten Şimşek, aksine artışın yılın ikinci yarısında da sürdüğünü söyledi. Bu durumun, şirketlerin finansal baskıyı her geçen ay daha derin hissettiğini gösterdiğini dile getirdi. Tasdik Kararları Azalıyor, Eleme Artıyor Başvuru sayıları hızla artarken, konkordatonun son aşaması olan tasdik kararlarında düşüş yaşandığına dikkat çeken Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bunun önemli bir gösterge olduğunun altını çizdi. Şimşek’e göre bu tablo, konkordatoya başvuran her şirketin süreci başarıyla tamamlayamadığını ve birçok dosyanın elendiğini ortaya koyuyor. İflas Kararlarında da Yukarı Yönlü Seyir Konkordato başvurusunun olumsuz sonuçlanması halinde iflas kararının kaçınılmaz olduğunu hatırlatan Şimşek, iflas rakamlarında da belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Yalnızca 2025 yılı Aralık ayında 30 dosyada iflas kararı verildiğini belirten Şimşek, bu sayının önceki yıla kıyasla ciddi bir yükselişe işaret ettiğini aktardı. Alacaklılar İçin Süreç En Az Borçlular Kadar Kritik Av. Elvan Kakıcı Şimşek, konkordato sürecinin yalnızca borçlular açısından değil, alacaklılar açısından da dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Kesin mühlet sonrası oluşturulan alacaklılar kuruluna zamanında dahil olmanın, sürecin seyrini doğrudan etkilediğini ifade etti. Ticari ilişkilerde ise daha kontrollü ve temkinli hareket edilmesi gerektiğini belirterek, artan konkordato ve iflas sayılarının tüm şirketler için güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını söyleyerek sözlerini bitirdi. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### Konut Piyasasında Sakinleşme Dönemi  Fiyatlar Reel Değerlerin Altında Seyrediyor Türkiye’de konut ve gayrimenkul piyasası, son yılların en belirgin kırılma noktalarından birinden geçiyor. Satış adetleri yüksek görünse de rakamların altı dikkatle okunduğunda, piyasanın hızlandığı değil yavaşlayarak denge aradığı bir döneme girildiği görülüyor. Son dört aylık dönemde konut fiyatlarının gerçekleşen enflasyonun altında arttığını, hatta sınırlı da olsa gerileme eğilimi gösterdiğini belirten EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, “Bu tablo bize piyasanın sakinleştiğini ve fiyatların geriye doğru geldiğini gösteriyor. Bugün doğru fiyatlanan bir konutun ortalama satış süresi yaklaşık iki aya çıktı. Bu sürenin uzaması, fiyatlama hatalarına işaret ediyor” dedi. Türkiye genelinde satışı bekleyen konut stokunun yılbaşına göre yaklaşık yüzde 27 artarak 640 binin üzerine çıktığını hatırlatan Yazıcı, bu artışın arz-talep dengesindeki değişimi net biçimde ortaya koyduğunu vurguladı. “Stokların büyümesi, satıcıların zaman içinde indirime yönelme ihtiyacını artırıyor. Bu da fiyatların neden baskı altında kaldığını açıklıyor” diye konuştu. Kiralık Piyasasında Stok Yeniden Artıyor Kiralık konut tarafında ise daha dengeli bir görünüm olduğunu ifade eden Yazıcı, yılın ortalarında azalan kiralık stoklarının son dönemde yeniden yükselmeye başladığını söyledi. “Kiralık mülklerin yeni kiracı arayışlarında süreler çok sert uzamıyor ancak yine de uzuyor ve stok artışı dikkat çekici. Buna rağmen şu an için satıştaki kadar güçlü bir yavaşlamadan söz etmek mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu. İlk El Konut Satışlarında Dikkat Çeken Gerileme Toplam konut satış rakamlarının yüksek görünmesine rağmen, asıl belirleyici verinin ilk el konut satışları olduğunu vurgulayan Yazıcı, çarpıcı bir karşılaştırmaya dikkat çekti: “2015 yılında neredeyse satılan her iki konuttan biri ilk kez el değiştiriyordu yanı ilk el konuttu. Bu oran son yıllarda yüzde 30’lara kadar gerilemiş durumda. Konut ticareti artıyor gibi görünse de üretim tarafı aynı hızda ilerlemiyor.” İpotekli satışların ciddi şekilde düştüğünü belirten Yazıcı, beş yıl önce yüzde 45 seviyelerinde olan ipotekli satış oranının bugün yüzde 14’lere kadar gerilediğini hatırlattı. “Yüksek faizler ve krediye erişimdeki sınırlamalar, konut satışlarını doğrudan etkiliyor. 2026 yılında kademeli ve kontrollü bir faiz düşüşü bekliyoruz ancak geçmiş yıllardaki sert indirimleri öngörmüyoruz” dedi. Ticari gayrimenkul ve arsa yatırımları daha cazip hale gelebilir Oturum amaçlı konut alımında “yanlış zaman” kavramının geçerli olmadığını vurgulayan Yazıcı, yatırım amaçlı konut alımında ise daha temkinli olunması gerektiğini söyledi. “Konut, yatırım aracı olmaktan yavaş yavaş çıkıyor. Önümüzdeki dönemde ticari gayrimenkul ve arsa yatırımları daha cazip hale gelebilir” dedi. 2026’ya Girerken Üç Kritik Başlık Gayrimenkul piyasasını önümüzdeki dönemde en çok etkileyecek unsurları sıralayan Yazıcı, “2026 yılında faiz politikaları, konutla ilgili vergi düzenlemeleri ve alternatif yatırım araçlarının performansı konut sektöründe belirleyici olacak” dedi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha fazla bilgi için: www.evagyd.com #### Konut Yatırımında Amortisman Süresi Yeniden 14 Yıl Seviyesinde Dengelendi Türkiye’de konut yatırımlarının geri dönüş süresi, son yıllarda dalgalı bir seyir izledi. Endeksa & Emlakjet CEO’su Görkem Öğüt, 2026 Şubat verilerine göre amortisman süresinin yeniden 14 yıl seviyesinde dengelendiğini belirterek, “Konut piyasasında fiyat ve kira arasındaki ilişkinin yeniden normalleşmeye başladığını görüyoruz” dedi.  Ankara, 12 yıl ile yatırımın en hızlı geri döndüğü şehir olarak öne çıkarken, Tekirdağ ve Şanlıurfa 13 yıl ile onu takip ediyor. Türkiye’de konut yatırımının geri dönüş süresi, son yıllarda dalgalı bir seyir izledi. 2026 Şubat itibarıyla yapılan analizler, amortisman süresinin tekrar 14 yıl seviyesinde dengelendiğini ortaya koyuyor. Endeksa & Emlakjet CEO’su Görkem Öğüt, bu tabloyu “Konut piyasasında fiyat ve kira arasındaki ilişkinin yeniden normalleşmeye başladığını gösteriyor” sözleriyle yorumladı. Yatırımın Rotası Türkiye Genelinde Dengeleniyor 2021 yılında 14 yıl seviyesinde olan amortisman süresi, 2024’te 15 yıla kadar yükselmişti. 2025 yılında ise 13 yıla kadar gerileyen bu süre, 2026 Şubat itibarıyla tekrar 14 yıl seviyesine oturdu. Türkiye genelinde ortalama metrekare satış fiyatı 39.843 TL, ortalama konut fiyatı ise 4,98 milyon TL. Buna karşılık ortalama metrekare kira 239 TL, ortalama kira ise 26.530 TL seviyesinde gerçekleşiyor. Bu dengeler, konut yatırımının geri dönüş süresinin istikrarlı bir şekilde 14 yıl civarında kalmasını sağlıyor. Ankara Yatırımcıya Hızlı Geri Dönüş Sunuyor Şehirler arasında amortisman süreleri farklılık gösteriyor. Ankara, 12 yıl ile yatırımın en hızlı geri döndüğü şehir olarak öne çıkarken, Tekirdağ ve Şanlıurfa 13 yıl ile onu takip ediyor. Adana, Bursa, Sakarya, Eskişehir ve Van gibi şehirlerde süreler yaklaşık 14 yıl seviyesinde seyrediyor. İstanbul’da ise amortisman süresi ülke ortalamasıyla paralel, 14 yıl seviyesinde bulunuyor. İstanbul’da Merkez ve Çeper Arasında Farklılık İstanbul özelinde, merkez ilçelerde fiyat şişkinliği çözülmeye başlarken, çeper ilçelerde amortisman süreleri yükseliyor. Beşiktaş, Kadıköy ve Bakırköy’de süreler düşerken; Sultanbeyli, Çatalca, Silivri ve Sancaktepe’de artış gözleniyor. Yatırımın en hızlı geri döndüğü ilçe ise 11 yıl ile Esenyurt. Görkem Öğüt, “İstanbul’da fiyat dengelenmesi, yatırımcılar için yeni fırsatların ortaya çıkmasına olanak tanıyor. Turizm Bölgelerinde Yatırım Süresi Uzuyor Bazı turistik şehirlerde konut fiyatlarının kira artışlarına göre daha hızlı yükselmesi, amortisman süresinin uzamasına neden oluyor. Bu durum, özellikle tatil amaçlı yatırım yapanların dikkat etmesi gereken bir trend olarak öne çıkıyor.” Dedi. Piyasanın Normalleşme Sinyali Son veriler, amortisman sürelerinin 13–15 yıl bandında dengelendiğini gösteriyor. Büyük şehirlerde kira artışlarının devam etmesi, sürelerin daha fazla uzamasını sınırlayan önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Görkem Öğüt, “Konut yatırımlarında geri dönüş süresinin dengelenmesi, piyasanın olgunlaştığını ve yatırımcılar için öngörülebilirliğin arttığını gösteriyor” diyerek sözlerini bitirdi. Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir. Gayrimenkul satış süreçlerinde en kritik konulardan biri doğru fiyat belirlemektir. Satış fiyatının gerçek değerin altında belirlenmesi maddi kayba yol açarken, değerinin üzerinde belirlenmesi ise satış süresinin uzamasına veya satışın gerçekleşmemesine neden olabilir. Endeksa, kullanıcıların doğru fiyat belirlemelerine yardımcı olarak satış süreçlerini daha hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlar. Platform üzerinden kullanıcılar, işlem yapmak istedikleri bölgelerdeki ortalama satış ve kira değerleri, fiyat değişim trendleri, yaşam olanakları ve demografik yapı gibi birçok veriye erişebilirler. Ayrıca konutlarının konum ve özelliklerini sisteme girerek saniyeler içinde değer hesaplaması yapabilir ve Endeksa teknolojisiyle desteklenen bölge uzmanı emlak danışmanlarıyla iletişime geçerek satış süreçlerini güvenle tamamlayabilirler. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Konut Yatırımlarında Vergi Artışlarının Kısa ve Uzun Vadede Yansımaları EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, yatırım amaçlı veya ikinci ev alımlarına getirilecek yüksek vergilerin konut piyasası üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Balsarı, bu tür vergilerin kısa vadede talebi azaltarak fiyatları düşürebileceğini, ancak uzun vadede arz daralmasına bağlı olarak fiyatların yeniden yükselebileceğini vurguladı. Yatırım amaçlı veya ikinci ev alımlarına getirilecek yüksek vergiler, konut piyasasında dengeleri değiştirebilir. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, bu tür düzenlemelerin kısa vadede fiyatları geriletebileceğini, ancak uzun vadede arz daralmasıyla birlikte fiyatların yeniden artabileceğini belirtiyor. Talep azalır, fiyatlar kısa süreli düşer Balsarı’ya göre, yüksek vergiler yatırımın net getirisini düşürerek özellikle yatırımcı yoğun bölgelerde talebi azaltıyor. Bu durum kısa vadede konut fiyatlarında düşüş baskısı yaratırken, konut arzının sınırlı olduğu bölgelerde fiyat gerilemesi daha sınırlı kalıyor. Kiralar üzerindeki etkisi sınırlı Vergi artışlarının kiralarda kısa süreli ve sınırlı bir gerileme sağlayabileceğini belirten Balsarı, “Kira seviyelerini esas olarak bölgedeki nüfus hareketleri ve barınma talebi belirler. Uzun vadede vergiler nedeniyle yeni konut üretimi yavaşlarsa, kiralık konut arzı azalır ve kiralar yeniden yükselişe geçer” dedi. Kalıcı istikrar için arzı artıracak önlemler şart Balsarı, fiyat ve kira dalgalanmalarının önüne geçebilmek için vergilendirme politikalarının tek başına yeterli olmayacağını belirterek, “Büyük kentlerde kira artışlarını kontrol altına almak için sosyal konut projeleri, imar kolaylıkları, talep yönetimi ve piyasa düzenlemelerinin birlikte uygulanması gerekir. Aksi halde fiyat istikrarı sağlanamaz.” şeklinde konuştu. Sektörde istihdam riski Ekstra vergilendirmenin yatırımcı talebini azaltarak konut satışlarını ve inşaat faaliyetlerini yavaşlatabileceğini ifade eden Balsarı, bunun sektörde istihdamı da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. 2025’in ilk yarısında canlı piyasa Balsarı, 2025 yılının ilk yarısında Türkiye konut piyasasının genel görünümüne ilişkin “Yılın ilk yarısında toplam konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre %15-16 civarında artış gösterdi. İlk el ve ikinci el satışlarda artış görülürken, ipotekli satışlar özellikle Mayıs ayında ciddi bir yükseliş yaşadı. Yabancıya satışlarda ise düşüş gözlendi. Genel olarak konut talebi yüksek seyretti ve piyasa hareketliydi.” diyerek sözlerini tamamladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Konutta Yeşil Alan Etkisi Fiyatlarda %20’ye Kadar Fark Oluşturuyor Konut piyasasında dengeler hızla değişirken, alıcı davranışlarında dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. Artık sadece lokasyon ve fiyat değil, yaşam kalitesi de satın alma kararının merkezinde yer alıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, yeşil alan ve sürdürülebilirlik unsurları barındıran projelerde %10 ile %20 arasında fiyat farkı oluşurken, bu projeler kirada da daha güçlü ve istikrarlı bir performans sergiliyor. EVA Gayrimenkul Değerleme verileri, doğa ile temas sunan konutların hem talep hem değer açısından kalıcı bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Konut piyasasında dengeler değişiyor. Yıllardır lokasyon, fiyat ve ulaşım üçgeninde şekillenen tercih kriterlerine artık güçlü bir başlık daha eklendi: yaşam kalitesi. EVA Gayrimenkul Değerleme tarafından yapılan değerlendirmelere göre, özellikle büyük şehirlerde yeşil alan, sosyal donatı ve sürdürülebilirlik unsurları, konut seçiminde belirleyici rol üstleniyor. Şehirde Yaşamın Tanımı Değişiyor Pandemi sonrası dönemde konut algısı köklü bir dönüşüm geçirdi. Eskiden bir “ekstra” olarak görülen peyzaj alanları, yürüyüş parkurları ve açık yaşam alanları artık standart beklentiler arasında yer alıyor. Şehir yaşamından tamamen kopmadan doğayla temas kurabilmek, alıcıların en çok aradığı özelliklerden biri haline geldi. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Abdül Şekür Hop, bu dönüşümü şu sözlerle değerlendirdi; “Bugün bir konutun değeri yalnızca metrekaresiyle ölçülmüyor. İnsanlar artık daha sağlıklı, daha sakin ve daha dengeli bir yaşam arıyor. Bu da doğrudan gayrimenkul tercihlerine yansıyor.” Aynı Projede Bile Değer Ayrışması Derinleşiyor Konut projelerinde artık küçük gibi görünen detaylar büyük farklar yaratıyor. Aynı site içinde, yeşil alana bakan bir daire ile yoğun trafiğe cepheli bir daire arasında belirgin bir değer ayrışması oluşuyor. Bu fark yalnızca satış anında değil, kira getirisi ve ikinci el piyasasında da kendini göstermeye devam ediyor. Doğayla temas eden cepheler daha hızlı alıcı bulurken, kiracı tarafında da daha düşük boşluk oranları ve daha yüksek kira seviyeleri dikkat çekiyor. Talep Sadece Üst Gelir Grubuyla Sınırlı Değil Başlangıçta daha çok üst segment projelerde öne çıkan bu trend, zamanla daha geniş bir kitleye yayılmaya başladı. Geliştirilen daha kompakt ve erişilebilir konut alternatifleri sayesinde orta gelir grubunun da doğa odaklı projelere ilgisi artıyor. Özellikle çocuklu aileler ve uzaktan çalışma imkânına sahip profesyoneller, yaşam kalitesini önceliklendiren bu projelere yöneliyor. Şehirden Kaçış Yerini Dengeye Bıraktı Pandemi döneminde hız kazanan şehir dışına yönelim, bugün daha dengeli bir noktaya evrildi. Tamamen şehirden uzaklaşmak yerine, şehir içinde doğayla bütünleşebilen projeler daha fazla tercih ediliyor. Bu durum, doğa ile temas ihtiyacının geçici bir refleks değil, kalıcı bir yaşam beklentisi olduğunu gösteriyor. Yatırımcı İçin Daha Güvenli Bir Profil Yeşil alanlara yakın konutlar genellikle başlangıçta belirli bir fiyat primiyle satışa sunulsa da, uzun vadede sundukları avantaj yalnızca değer artışıyla sınırlı kalmıyor. Bu projeler, daha düşük risk ve daha sürdürülebilir bir getiri potansiyeliyle öne çıkıyor. Abdül Şekür Hop bu noktaya dikkat çekerek; “Bu segmentte asıl fark, hızlı kazançtan çok değerin korunması ve istikrarlı getiri. Arzın sınırlı, talebin ise güçlü olması, bu projeleri uzun vadede daha güvenli hale getiriyor. Ulaşım ve Altyapı Hala Kritik Doğayla iç içe olmak önemli bir avantaj sunarken, projelerin şehirle olan bağlantısı belirleyici olmaya devam ediyor. Ulaşım olanakları güçlü, altyapısı gelişmiş ve erişilebilir bölgelerde yer alan projeler, hem kullanıcı hem yatırımcı açısından daha yüksek potansiyel taşıyor. Konut piyasasında yeni dönemin şifresi artık net. Daha yeşil, daha erişilebilir ve daha yaşanabilir alanlar. Bu dönüşüm, yalnızca bugünün değil, geleceğin konut anlayışını da şekillendiriyor.” diyerek sözlerini bitirdi. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Koroplast’ın E-ticaret Altyapısında Tercihi ideasoft Oldu Dünyada her yıl 2 milyardan fazla ton atık üretilirken, günlük hayatın temel ihtiyaçlarını karşılayan pratik tüketim ürünleri de sürdürülebilir yaşamın önemli unsurları arasında yer alıyor. Türkiye’nin köklü markalarından Koroplast, geniş ürün portföyünü tüketicilerle daha hızlı ve etkin buluşturmak için büyüyen e-ticaret operasyonlarını daha güçlü bir dijital altyapıya taşıyarak ideasoft ile iş birliğine gitti. Dünya genelinde atık miktarı hızla artıyor. Araştırmalara göre dünyada her yıl 2 milyardan fazla ton belediye atığı üretiliyor ve bu rakamın 2050’ye kadar yaklaşık %70’ten fazla artması bekleniyor. Bu tablo, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarından atık yönetimine kadar pek çok alanda farkındalık yaratırken, günlük yaşamı kolaylaştıran pratik tüketim ürünlerinin önemini de yeniden gündeme getiriyor. Evlerden restoranlara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar hayatın her alanında kullanılan çöp torbaları, hijyen ve düzenin temel unsurlarından biri olarak dikkat çekiyor. Ancak tüketicilerin günlük hayatını kolaylaştıran çözümler bununla sınırlı değil. Türkiye’de bu alandaki öncü markalardan biri olan Koroplast; küçük, orta, büyük, battal ve hantal boy seçenekleriyle sunduğu çöp torbalarının yanı sıra büzgülü, kokulu ve ekstra güçlü modelleriyle geniş bir ürün gamı sunuyor. Bununla birlikte marka; mutfaklarda kullanılan fırın torbası, pişirme kağıdı, streç film ve alüminyum folyo gibi pişirme ürünlerinden, buzdolabı poşeti, kilitli poşet ve buz torbası gibi saklama çözümlerine kadar pek çok kategoride tüketicilerin günlük ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Evcil hayvan sahipleri için geliştirilen SemPatili ürünleri ve doğal içerikli poşet çözümleri de markanın ürün portföyünde yer alıyor. Koroplast, bu geniş ürün yelpazesini tüketicilere daha hızlı ve etkin ulaştırmak amacıyla dijital dönüşüm adımlarını güçlendirdi. E-ticaret altyapısında yeni dönem Koroplast, e-ticaret operasyonlarını daha güçlü, hızlı ve ölçeklenebilir bir yapıya taşımak için altyapı tercihini Türkiye’nin önde gelen e-ticaret altyapı sağlayıcılarından ideasoft’tan yana kullandı. Bu kapsamda koroplast.com’un altyapı geçiş süreci tamamlanarak platform, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve büyümeye uyum sağlayan yeni bir sistemle hizmet vermeye başladı. Gerçekleştirilen dönüşüm sayesinde site performansı, operasyonel verimlilik ve kullanıcı deneyimi gibi alanlarda önemli bir iyileşme hedefleniyor. Artan e-ticaret hacmi karşısında markaların daha esnek ve güçlü dijital altyapılara ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bu tür iş birlikleri markaların büyüme stratejilerinde kritik rol oynuyor. “Türkiye’nin büyük markalarıyla çalışmak bizim için önemli bir motivasyon” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ideasoft Satış Direktörü Zekeriya Ateş, Türkiye’de e-ticaretin hızlı büyümesine paralel olarak markaların dijital altyapılarını sürekli geliştirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Dijital ticaret artık markalar için yalnızca bir satış kanalı değil, aynı zamanda tüketici deneyiminin merkezinde yer alan stratejik bir alan. Koroplast gibi köklü bir markanın e-ticaret altyapısında ideasoft’u tercih etmesi bizim için önemli bir sorumluluk ve motivasyon kaynağı. Amacımız markaların büyüme yolculuklarında hızlı, güvenilir ve ölçeklenebilir bir altyapı sunarak onların dijital dünyadaki rekabet gücünü artırmak.” Dijitalleşme markaların büyüme stratejisinin merkezinde Artan tüketici talebi ve değişen alışveriş alışkanlıkları, markaları e-ticarette daha güçlü altyapılar kurmaya yönlendiriyor. Özellikle hızlı teslimat, kullanıcı deneyimi ve operasyonel verimlilik gibi alanlarda yapılan yatırımlar, şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Koroplast’un e-ticaret altyapısında gerçekleştirdiği bu dönüşüm de markanın çöp torbalarından mutfak çözümlerine, saklama ürünlerinden evcil hayvan ve doğal ürün kategorilerine kadar uzanan geniş ürün portföyünü dijital kanallarda daha güçlü şekilde tüketicilere ulaştırmasını sağlarken, Türkiye’de e-ticaret ekosisteminin gelişimine katkı sağlayan iş birliklerinden biri olarak öne çıkıyor. ideasoft:2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### Kritik Sistemlerde Yeni Standart: 3FA ve e-İmza ile Giriş Dönemi Dijitalleşme ve e-dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte siber tehditler de aynı ölçüde artış gösteriyor. Bu yeni risk ortamında, web tabanlı panellere erişim güvenliği artık yalnızca teknik bir tercih değil, doğrudan operasyonel sürekliliğin ve veri bütünlüğünün temel bir gerekliliği haline gelmiş durumda. Özellikle toplu SMS gönderimi gibi kritik veri, müşteri bilgisi ve finansal bakiyelerin yönetildiği platformlarda, klasik doğrulama yöntemleri yetersiz kalabiliyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirilen 3 aşamalı doğrulama (3FA) modeli ve e-İmza entegrasyonu, panel güvenliğinde yeni bir standart oluşturuyor. Mutlucell, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verdi:“Bugün geldiğimiz noktada yalnızca şifre veya OTP ile güvenlik sağlamak mümkün değil. Saldırganlar artık kullanıcı davranışlarını taklit edebiliyor. Biz bu nedenle güvenliği ‘bilgi’ ve ‘cihaz’ seviyesinden çıkarıp doğrudan ‘kimlik’ seviyesine taşıdık.” Klasik Yöntemler Neden Yetersiz? Geleneksel giriş sistemleri; kullanıcı adı, şifre ve SMS ile gönderilen OTP (tek kullanımlık şifre) üzerine kuruludur. Ancak bu yapı, özellikle oltalama (phishing) saldırıları karşısında ciddi riskler barındırır. Kullanıcıların sahte panellere yönlendirilmesiyle birlikte hem şifre hem de OTP bilgileri eş zamanlı olarak ele geçirilebilir. Bu da yetkisiz erişimlerin önünü açar. 3 Aşamalı Güvenlik Modeli (3FA) Yeni nesil güvenlik yaklaşımı, üç farklı doğrulama katmanını bir araya getirir: 1. Aşama – Şifre: Kullanıcının bildiği bilgi 2. Aşama – OTP: Kullanıcının sahip olduğu cihaz 3. Aşama – e-İmza: Kullanıcının hukuki ve benzersiz dijital kimliği Mutlucell bu yapıyı şöyle özetliyor:“3FA aslında sadece bir güvenlik katmanı değil, bir paradigma değişimi. Artık ‘kullanıcı gibi görünen’ değil, gerçekten o kişi olan kullanıcı sisteme erişebiliyor.” e-İmza ile Gelen Üst Düzey Güvenlik e-İmza entegrasyonu, sistem güvenliğini üç kritik alanda güçlendirir: İnkar Edilemezlik: Yapılan işlem hukuken kullanıcıya aittir Fiziksel Bağımlılık: USB token ve PIN olmadan erişim mümkün değildir Veri Bütünlüğü: Oturum ve işlem verileri kriptografik olarak korunur Mutlucell’e göre en kritik fark burada ortaya çıkıyor:“Bir saldırgan şifrenizi de OTP’nizi de ele geçirebilir. Ama e-İmza fiziksel ve kişiye özeldir. Bu, saldırıyı teorik olarak mümkün olmaktan çıkarır.” Sonuç: Kritik Sistemler İçin Yeni Minimum Standart SMS panellerinde e-İmza kullanımı; izinsiz gönderimlerin önlenmesi müşteri verilerinin korunması finansal bakiyelerin güvence altına alınması gibi alanlarda maksimum güvenlik sağlar. “Artık soru şu değil: e-İmza gerekli mi? Soru şu: e-İmza olmadan bu sistemler ne kadar güvende kalabilir?” diyen Mutlucell yetkilileri, özellikle regülasyonların da bu yönde ilerlediğine dikkat çekiyor. SMS panellerinde e-İmza zorunluluğu nasıl başladı? Kimleri etkiliyor ve sektörde neyi değiştiriyor? Tüm detaylar için ilgili haberi inceleyin:👉 https://kurumsalmedya.com/sms-panelinde-e-imza-donemi-basladi-mutlucell-altyapisi-ve-musterileri-tam-hazir/ #### Kurban Bayramı Öncesinde E-Ticarette Gıda Ve Outdoor Alışverişleri Öne Çıktı Kurban Bayramı yaklaşırken tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarında dikkat çekici değişimler yaşanıyor. ideasoft verilerine göre 2026 Kurban Bayramı döneminde özellikle gıda, tekstil ve outdoor kategorilerinde önemli hacim artışları görülürken, elektronik kategorisi toplam ciroda liderliğini korudu. Geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında en yüksek artış gıda kategorisinde gerçekleşti. Gıda alışveriş hacmi yaklaşık %52 yükselirken, bu tablo tüketicilerin bayram hazırlıklarını artık daha planlı ve dijital kanallar üzerinden gerçekleştirdiğini gösteriyor. Özellikle fiyat karşılaştırma imkanı, hızlı teslimat seçenekleri ve kampanyalar online gıda alışverişine olan ilgiyi artırıyor. Elektronik kategorisi ise yaklaşık %2’lik büyümeyle yüksek hacmini korumayı sürdürdü. Bayram dönemlerinde markaların sunduğu kampanyalar, taksit seçenekleri ve yaz sezonu öncesi ihtiyaç alışverişleri tüketiciyi elektronik ürünlere yönlendirmeye devam ediyor. Tekstil kategorisinde yaklaşık %24’lük ciro artışı yaşanırken, bayram ziyaretleri ve yaz sezonunun yaklaşması tüketicilerin giyim alışverişlerini hızlandırdı. Özellikle sezon geçişlerinde online kanallarda sunulan indirimler, kullanıcıların alışveriş tercihlerini e-ticarete taşıyor. Av, kamp ve outdoor kategorisindeki yaklaşık %18’lik büyüme ise tatil ve seyahat planlarının etkisini ortaya koyuyor. Bayram tatilini doğa aktiviteleriyle değerlendirmek isteyen kullanıcıların outdoor ekipmanlarına yöneldiği görülüyor. Beyaz eşya kategorisi de yaklaşık %10 oranında büyüme gösterdi. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte ev yaşamına yönelik ihtiyaçların ve yenileme taleplerinin arttığı dikkat çekiyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ideasoft CEO’su Sinan Akdal, şunları söyledi: “Bayram dönemlerinde artık e-ticarette oluşan yoğunluk fazlasıyla dikkat çekiyor. Tüketiciler fiyat avantajı, kampanyalar ve hızlı erişim nedeniyle ihtiyaçlarını online kanallardan karşılamayı tercih ediyor. Özellikle gıda kategorisindeki güçlü büyüme, kullanıcıların günlük ve dönemsel ihtiyaç alışverişlerinde e-ticareti daha merkezi bir noktaya taşıdığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde özel gün ve sezon bazlı alışverişlerin dijital tarafta daha da güçleneceğini öngörüyoruz.” ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### Küresel Arenaya Açılan Kapı: Avrupa’da İlk Türk Teknoloji Zirvesi Road to Global Avrupa’nın en büyük girişimcilik festivallerinden biri olan ViennaUP’25 kapsamında düzenlenen Road to Global, Nexrone’un öncülüğünde girişimcileri, yatırımcıları ve iş dünyası liderlerini uluslararası pazarlara açılma yolunda bir araya getiriyor. Organizasyon, Avrupa'nın önemli destekçilerinden onay alarak küresel büyüme stratejileri için güçlü bir platform sunuyor. Girişimciler için globalleşmek, okyanusta tek başına yol almak gibi büyük bir meydan okuma olabilir. Nexrone, tam da bu noktada yol gösterici gibi davranarak, girişimcilerin Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, Isviçre, Polonya gibi birçok farklı ülkede sağlam adımlarla büyümelerine destek oluyor. Son yıllarda farklı pazarlara açılmak isteyen girişimler için oluşturulan rehberlik, mentorluk ve iş birlikleri sayesinde, girişimciler yeni pazarlarda doğru stratejilerle hareket etme imkânı buluyor.  Road to Global: Küresel Büyüme İçin Eşsiz Bir Fırsat Road to Global, 90’dan fazla ülkeden 10.000’i aşkın katılımcıyı bir araya getiren ViennaUP’25’in en önemli etkinliklerinden biri olarak dikkat çekiyor. ViennaUp  bu yıl 8-16 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 9 günlük büyük bir startup festivali ve farklı dikeylerde girişimcilere özellikle doğru iş birlikleri sağlamaya odaklanıyor. Road to Global farklı pazarlara açılmak isteyen kurumlar, teknoloji şirketleri ve girişimciler için kapsamlı bir bilgi ve deneyim paylaşım alanı oluştururken, Avrupa’nın önde gelen yatırımcıları ve iş dünyası liderleriyle güçlü bağlantılar kurma fırsatı sağlıyor. Road to Global, farklı pazarlarda başarıyı yakalamış şirketlerin bu yolculuğa nasıl çıktıkları, hangi zorluklardan geçtikleri, nasıl başardıkları ve nerelerde hatalar yaptıklarına dair deneyimlerin sahnede buluşmasına olanak sağlıyor. Nexrone kurucusu Ersoy Soyer, etkinliğin girişimciler için önemini şu sözlerle vurguladı: “Son yıllarda Avrupa’da çok fazla Türk şirketinin önemli teknoloji etkinliklerinde yer aldıklarını görüyoruz. Bu katılımlar gerçekten çok değerli fakat lokal görünmediğiniz ve sahnede olmadığınız sürece dikkat çekmeniz ne yazık ki kolay olmuyor. Road to Global, kurumsal şirketler, yatırımcılar ve girişimciler için yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda global pazarlara açılma süreçlerinde ilk adım olarak tasarlandı. Son yıllarda Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Polonya gibi pazarlarda stratejik iş birlikleri kurarak, girişimcilerin uluslararası alanda doğru bağlantılar kurmasına destek oluyoruz. Bu etkinlik, küresel büyüme hedefleri olan herkes için eşsiz bir fırsat sunuyor. ” Türk Startup Ekosisteminden Güçlü Katılım Road to Global, yalnızca Avrupa pazarlarına açılmak isteyen girişimcileri değil, aynı zamanda Türk Startup Ekosisteminin güçlü oyuncularını da uluslararası yatırımcılarla buluşturacak. Bu etkinlik sayesinde, girişimciler global yatırımcılarla tanışarak büyüme süreçlerine hız kazandıracak.9 mayıs’ta düzenlenecek ve APY Ventures tarafından sahiplenilen Investor Breakfast Etkinliği ise yatırımcıları, startupları ve kurumları bir araya getiriyor. Organizasyon, Avrupa’daki önemli destekçilerin onayını alarak girişimcilerin sınırları aşmasını kolaylaştıran, küresel iş birliklerine kapı açan stratejik bir etkinlik olarak konumlanıyor. Nexrone’un Avrupa pazarındaki büyüme sürecinin bir parçası olan bu etkinlik, girişimcilerin yeni pazarlarda sağlam bir temel oluşturmasına yardımcı olacak. Detaylı bilgilere ViennaUp ve www.roadtoglobal.org etkinlik sayfasından erişebilirsiniz Okuyucularımıza duyurmak isteriz ki etkinlik kapsamında sınırlı sayıda özel davetiye rezerve ettik. Bu davetiyelerden yararlanmak isteyen takipçilerimizin, bilet talebinde bulunmaları yeterli olacak. Detaylı bilgi ve davetiye kodunuzun tarafınıza iletilmesi için info@kurumsalmedya.com adresine e-posta göndermeniz yeterlidir. Kaçırılmayacak bu fırsat için talebinizi bekliyoruz. #### Kurum İçi Girişimcilik, Şirketlerin Geleceğini Şekillendiren Güç Olacak Günümüzde şirketlerin rekabet avantajlarını koruyabilmeleri ve sürdürülebilir büyüme sağlayabilmeleri için yenilikçi fikirlere açık olmaları gerekiyor. Kurum içi girişimcilik, bu sürecin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Fuzul Holding Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Akbal, girişimciliğin şirketler için hem bilgi birikimleri hem de finansal güçleri sayesinde yeni iş modelleri geliştirmede kritik bir rol oynayabileceğini açıkladı. Günümüz iş dünyasında rekabet avantajı elde etmenin en önemli yollarından birinin kurum içi girişimcilik kültürünü benimsemek olduğunu belirten Fuzul Holding Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Akbal, “Şirketler, çalışanlarının yaratıcı potansiyelini destekleyerek, onların inovatif fikirlerini gerçeğe dönüştürmelerine imkan tanıdığında, hem iç dinamiklerini güçlendirir hem de pazarda fark yaratan ürün ve hizmetler geliştirme fırsatı bulur. Bu anlayışın başarılı örneklerinden biri de Rubikpara markasıdır.” dedi. Başarının kilit noktası kurum içi girişimcilik Rubikpara’nın kurum içi girişimcilik modeliyle doğmuş, finansal teknolojilere yenilikçi bir bakış açısı kazandıran bir girişim olduğunu da vurgulayan Akbal, “Klasik finansal sistemlerin sunduğu hizmetleri daha erişilebilir, hızlı ve şeffaf hale getirme hedefiyle yola çıktığımız Rubikpara ile, dijital cüzdan ve ödeme sistemlerinde yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor, akıllı yatırım araçları alanında ise çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte, şirket içindeki girişimci ruhun desteklenmesi ve çalışanların kendi projelerini geliştirebilmesi, Rubikpara’nın başarıya ulaşmasında kilit rol oynadı. Çalışanların yaratıcı potansiyellerini kullanarak yeni ürünler, hizmetler ve iş modelleri geliştirmelerine olanak tanıyan bu yaklaşım, dünya genelinde birçok başarılı örnekle kendini kanıtlamış durumda. Kurum içi girişimciliğin nasıl büyük dönüşümler yaratabileceği kanıtlandı Google’ın Gmail, AdSense gibi ürünleri ve Sony, Softtech gibi firmaların inovatif projeleri, kurum içi girişimciliğin nasıl büyük dönüşümler yaratabileceğini gözler önüne seriyor. Özellikle Google’ın çalışanlarına zamanlarının %20’sini kendi projelerine ayırma fırsatı tanıyan politikası, inovasyon ekosisteminin şirket içinde nasıl desteklenebileceğine dair önemli bir model sunuyor. Ancak, kurum içi girişimcilikte en büyük zorluklardan biri, inovasyon süreçlerinin yalnızca finansman sağlandıktan sonra değil, destekleyici bir kültürle uzun vadeli olarak sürdürülmesi gerektiğinin anlaşılmasıdır. Şirketlerin bu süreci iyi yönetmesi, çalışanlarına yeterli kaynak ve özgürlük sağlaması kritik bir noktadır. Türkiye’de bu alanda atılması gereken önemli adımlar var Türkiye'de kurum içi girişimcilik kavramı henüz istenilen seviyeye ulaşmış değil. 2018'de şirketlerin yalnızca %53'ü bu kavramı bilirken, yurt dışında bu oran %86 idi. Son yıllarda ise farkındalık artsa da şirketlerin çoğu, girişimciliği sadece start-up ekosistemiyle sınırlı görüyor. Oysa ki asıl sürdürülebilir girişimler, sermaye, deneyim ve finansal yönetim kabiliyetine sahip şirketlerin iç girişimcilik hamleleriyle ortaya çıkıyor. Bu noktada devlet destekleri ve teşvik mekanizmaları büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu. Akbal, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Girişimcilik sadece bireysel bir hareket olarak görülmemeli. Şirketler, hem bilgi birikimleri hem de finansal güçleri sayesinde yeni iş modelleri geliştirmede kritik bir rol oynayabilir. Türkiye’de kurum içi girişimciliğin yaygınlaşması için özel sektör ve kamu iş birliğiyle kapsamlı teşviklerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Biz Fuzul Holding olarak bu alanda öncü bir rol üstlenmeye devam edeceğiz ve arkamızdan gelecek yeni örneklerle bu ekosistemin büyüyeceğine inanıyoruz. Geleceğin iş dünyasında fark yaratmak isteyen şirketler, inovasyonu sadece bir kavram olarak değil, kurumsal kültürün temel bir unsuru olarak benimsemeli. Şirketlerin iç girişimcilik faaliyetlerine hız vermesi, Türkiye’nin global rekabette daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayacaktır.” Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Kurumsal Medya – Lojimod ile Dijitalleşen Lojistik Dünyası Lojistik sektörü hızla değişiyor ve artık dijitalleşme kaçınılmaz bir hale geldi. İşte bu dönüşümün merkezinde yer alan girişimlerden biri de Lojimod. Biz de Kurumsal Medya olarak, Lojimod’un nasıl çalıştığını, lojistik süreçlerine ne gibi çözümler sunduğunu ve gelecekte neler hedeflediğini, şirketin kurucu ortağı ve CEO’su Yusuf Yıldız ile konuştuk. Kurumsal Medya: Lojimod nedir ve nasıl bir ihtiyaca çözüm sunuyor? Yusuf Yıldız: Lojimod, işletmelerin tüm lojistik süreçlerini tek bir platform üzerinden yönetmelerini sağlayan bir SaaS (Software as a Service) çözümüdür. Göndericileri ve dağıtıcıları akıllı bir sistemle buluşturarak operasyonları daha verimli hale getiriyoruz. Günümüzde lojistik süreçler hâlâ büyük oranda manuel yönetiliyor ve bu ciddi zaman ve maliyet kayıplarına yol açıyor. Lojimod ile hem dağıtıcılar hem de gönderici işletmeler için hız, maliyet optimizasyonu ve operasyonel verimlilik sağlıyoruz. Kurumsal Medya: Peki Lojimod’un sunduğu hizmetler neler? Yusuf Yıldız: Lojimod’un sunduğu hizmetleri iki ana grupta toplamak mümkün: Göndericiler için: İşletmeler, Lojimod sayesinde en uygun taşıyıcıyı seçebilir, gönderilerini anlık takip edebilir ve operasyonlarını verimli bir şekilde yönetebilir. Aynı zamanda taşıyıcı performanslarını analiz ederek süreçlerini sürekli iyileştirebilirler. Dağıtıcılar için: Dağıtıcı firmalar, sistemimiz sayesinde yeni işlere kolayca erişebilir ve kapasite planlamalarını daha sağlıklı bir şekilde yapabilirler. Ayrıca, rota optimizasyonu, canlı takip ve müşteri yönetimi gibi araçlarla hizmet kalitelerini artırabilirler. Kurumsal Medya: Lojistik süreçlerini dijitalleştirmek isteyen firmalara nasıl bir katma değer sunuyorsunuz? Yusuf Yıldız: En büyük farkımız, her ölçekten işletmenin lojistik süreçlerini yönetebileceği esnek bir yapı sunmamız. Büyük işletmeler genellikle lojistik için kendi özel sistemlerine sahip ancak KOBİ’ler bu süreçleri manuel yönetmek zorunda kalıyor. Lojimod sayesinde, küçük ve orta ölçekli işletmeler de büyük lojistik firmalarıyla aynı hızda ve maliyette operasyonlarını yürütebiliyor. Ayrıca, Lojimod Market gibi yeni modüllerle dağıtıcı firmaların elektrikli araçlara erişimini kolaylaştırıyor, filo yönetimlerini optimize etmelerini sağlıyoruz. Tüm bunlar, hem işletmelere zaman kazandırıyor hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuyor. Kurumsal Medya: Lojimod’un gelecek hedefleri neler? Yusuf Yıldız: Şu an Türkiye’de 55 lojistik işletmesi ve 20’den fazla gönderici firmaya hizmet veriyoruz. Ancak hedefimiz sadece Türkiye ile sınırlı değil. 2025 yılı itibarıyla MENA bölgesi (Dubai, Riyad gibi şehirler) ve Türk Cumhuriyetleri’ne açılmayı planlıyoruz. Ayrıca, lojistik süreçlerini daha da ileriye taşımak için yapay zeka tabanlı rota optimizasyonu, operasyon verimliliğini artıran yeni modüller ve sektör spesifik çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Sonuç olarak, Lojimod, lojistiğin her alanında dijitalleşmeyi kolaylaştıran, maliyetleri düşüren ve süreçleri hızlandıran bir çözüm sunuyor. Sektörün bu dönüşüme hızla adapte olması gerektiğine inanıyoruz ve biz de bu değişimi destekleyen teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Kurumsal Medya olarak Yusuf Yıldız’a teşekkür ederiz. Lojistik süreçlerini optimize etmek isteyen firmalar için Lojimod’un sunduğu çözümler oldukça dikkat çekici görünüyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı bu dönemde, Lojimod gibi yenilikçi çözümlerle lojistik sektörü çok daha verimli hale gelecek gibi görünüyor. Lojimod Web Sitesi : https://lojimod.com/ #### KYMCO İzmir’de Üretime Hazır Distribütörlüğünü Doğan Trend’in yaptığı Tayvanlı marka KYMCO, İzmir’de kurulan yeni fabrikası ile Türkiye'de üretim kapasitesi yaratarak yüksek kalite ve sürdürülebilir üretim anlayışını bir adım öteye taşıyor. İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) sınırları içinde faaliyet gösterecek fabrika, tek vardiyada 20 bin adetlik üretim kapasitesi ile üretime hazır. Doğan Trend bünyesinde yer alan KYMCO, Türkiye’deki yeni yatırımını İzmir Kemalpaşa OSB’nde hayata geçirerek, küresel üretim kapasitesini arttırmayı ve ulusal pazarda markaya olan talebi büyütmeyi amaçlıyor. Fabrikanın açılmasıyla yerli motosiklet üretiminin küresel ölçekteki rekabet gücünün de arttırılması hedefleniyor. Bu sayede KYMCO, dünyada ilk defa bu seviyedeki kapsamlı üretim onayını, Doğan Trend’e vermiş bulunuyor. Yeni Fabrika Üretime Hazır KYMCO’nun İzmir'de açılan fabrikası; yüksek kalite standartları ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla üretime başlıyor. Bu tesis, şirketin Türkiye'deki motosiklet üretim kapasitesini artırmanın yanı sıra, yerli ve milli üretim anlayışını da pekiştirecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Üretim Kapasitesinin Artırılması ve İstihdam Fırsatları Fabrika, yıllık 20 bin adetlik üretim kapasitesine sahip olup, bu rakamın önümüzdeki birkaç yıl içerisinde farklı modeller ile 100 bin adete çıkarılması ve bu büyümeye paralel, yeni iş gücü istihdamı yaratılarak milli ekonomiye katkı sağlanması hedefleniyor. KYMCO, İzmir’de Çevre Dostu ve Güvenli Üretimle Rekabette Güçleniyor KYMCO, İzmir’deki yeni montaj fabrikasında çevre dostu, sürdürülebilir üretim yöntemleri ve iş sağlığı güvenliğine büyük önem veriyor. ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 45001 gibi uluslararası sertifikalarla desteklenen üretim süreci, güvenli ve sürdürülebilir bir ortamda gerçekleşecek. Ayrıca, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından yürütülen ürün ve TIP onay çalışmalarıyla KYMCO markası uluslararası pazarlarda da güçlü bir rekabet avantajı elde edecek. KYMCO, bu yatırımla Türk motosiklet endüstrisinde küresel başarıya daha yakın hale gelecek olup Türkiye’den Avrupa’ya motosiklet ihracat hedefine de bir adım yaklaşmış olacak. Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, fabrikanın sadece üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda çevreye duyarlı üretim anlayışıyla da İzmir'e değer katacağını vurgulayarak, “KYMCO Fabrikası'nın üretime başlayacak olması, sadece şirketimiz için değil, Türkiye'nin motosiklet sektöründeki potansiyeli için de önemli bir adımdır. Kalite, sürdürülebilirlik ve inovasyon anlayışını her aşamada ön planda tutarak, yerel üretim kapasitemizi artırmayı ve küresel pazarda daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyoruz. KYMCO Fabrikası, bu hedeflerimizi gerçekleştirmede önemli bir rol oynayacak. Ayrıca Türkiye'deki üretim gücünü artırarak hem yerel ekonomiye hem de istihdama katkı sağlamakta ve çevre dostu üretim süreçleriyle de sürdürülebilir kalkınmaya önemli bir adım atmaktadır. İzmir Kemalpaşa OSB sınırlarında üretime başlayan 5 bin metrekareye yakın bir alanda kurulu olan fabrika, tek vardiyada 20.000 adet üretim kapasitesine sahip olarak faaliyete başladı. Kısa vadede kapasitemizi 100.000 adete çıkararak milli istihdamda da anlamlı bir artış sağlamayı hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı. KYMCO hakkında: KYMCO, 1963 yılında Tayvan'da Honda için motosiklet üretimi yaparak faaliyetine başlamıştır. 1992 yılında kendi markası altında üretime geçen KYMCO, hızla büyüyerek küresel motosiklet pazarında güçlü bir yer edinmiştir. Yüksek teknoloji ve mühendislik konusundaki başarısı, BMW gibi prestijli markalara motor üretme kabiliyetine ulaşmasını sağlamıştır. KYMCO, özellikle şehir içi ulaşımda pratik ve verimli scooter modelleriyle tanınırken, performans motosikletleriyle de dikkat çekmektedir. Marka, dayanıklılık, güvenilirlik ve ileri teknoloji ile sürücülerine modern bir sürüş deneyimi sunmaya devam etmektedir. Doğan Trend Hakkında: Bir Doğan Holding iştiraki olan Doğan Trend, Türkiye'nin önde gelen otomotiv ve mobilite şirketidir. Otomotiv, motosiklet ve deniz motorlarından oluşan marka portföyü ve ülke çapındaki yaygın yetkili satış ve servis teşkilatı ile yıllık toplamda 50.000 adedin üzerinde araç satışı gerçekleştirip 1 milyar doların üzerinde yıllık iş hacmine ulaşarak 2024 yılında Türkiye’nin en büyük firmalarının listelendiği Fortune 500 listesinde 102. sıraya yükselmiştir. Sürdürülebilir mobilite ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla, yenilikçi çözümler sunmaya devam eden Doğan Trend, otomotiv ve mobilite sektöründe teknolojik ve keyif veren markaları ile öncü bir rol üstlenmektedir. #### KYMCO Motosiklet’ten Yedek Parça Depo Yatırımı KYMCO Türkiye’de atılıma geçti! KYMCO motosiklet sahipleri hızlı ve orjinal yedek parça ile daha güvenli 2021 yılından itibaren Doğan Trend çatısı altında faaliyet gösteren KYMCO, Türkiye genelindeki motosiklet kullanıcılarına sunduğu hizmetleri yedek parça alanında gerçekleştirdiği büyük yatırımla daha da ileriye taşıyor. İzmit’te kurulan KYMCO Yedek Parça Dağıtım Merkezi ile birlikte, KYMCO kullanıcılarına çok daha hızlı ve kesintisiz bir tedarik süreci sağlanıyor. 7.500 Adedin Üzerinde Farklı Ürün, 45.000 Adedin Üzerinde Stok KYMCO’nun yedek parça ve aksesuar envanteri, 7.500 adetten fazla farklı ürün ve 45.000 adedin üzerinde stoğa ulaştı. Türkiye genelindeki 39 farklı noktada yer alan yetkili servis ağı sayesinde, kullanıcıların ihtiyaçları en kısa sürede ve eksiksiz bir şekilde karşılanıyor. Güçlü Lojistik Altyapı ile Hızlı Teslimat Doğan Trend’in lojistik uzmanlığıyla hayata geçirilen İzmit’teki Yedek Parça Dağıtım Merkezi, ileri düzey stok yönetimi ve hızlı sevkiyat kabiliyetiyle motosiklet kullanıcılarının beklentilerine en üst seviyede cevap veriyor. Gelişmiş altyapı sayesinde motosiklet sahiplerinin bekleme süreleri minimuma indirilerek kesintisiz sürüş deneyimi sağlanıyor. Orijinal Yedek Parça ile Üst Düzey Güvenlik ve Dayanıklılık KYMCO, Türkiye’de yalnızca orijinal yedek parça ve aksesuar kullanımıyla hizmet veriyor. Bu yaklaşım, KYMCO’nun yüksek kalite standartlarını garanti altına alırken, kullanıcıların motosikletlerinde dayanıklılığı öne çıkartarak, uzun ömürlü ve güvenli performans almalarını sağlıyor. Ayhan Ilgaz: “Güvenli Sürüş için Güçlü Yatırım Yaptık.” Doğan Trend Motosikletten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ilgaz konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:“Müşteri memnuniyetini bizim için her şeyden önce geliyor. Bu doğrultuda KYMCO markamız için yedek parça alanında çok kapsamlı bir yatırım yaptık. Türkiye genelindeki 39 farklı noktada yer alan yetkili servis ağımız ve 45 binden fazla yedek parça ve aksesuar stoğumuz ile güçlü bir lojistik ve satış sonrası hizmet operasyonuna sahibiz. İzmit’te kurduğumuz yeni Yedek Parça Dağıtım Merkezimiz sayesinde motosiklet kullanıcılarımıza daha hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunabiliyoruz.” KYMCO hakkında Kymco, 1963 yılında Tayvan'da Honda için motosiklet üretimi yaparak faaliyetine başlamıştır. 1992 yılında kendi markası altında üretime geçen Kymco, hızla büyüyerek küresel motosiklet pazarında güçlü bir yer edinmiştir. Yüksek teknoloji ve mühendislik konusundaki başarısı, BMW gibi prestijli markalara motor üretme kabiliyetine ulaşmasını sağlamıştır. Kymco, özellikle şehir içi ulaşımda pratik ve verimli scooter modelleriyle tanınırken, performans motosikletleriyle de dikkat çekmektedir. Marka, dayanıklılık, güvenilirlik ve ileri teknoloji ile sürücülerine modern bir sürüş deneyimi sunmaya devam etmektedir. Doğan Trend Hakkında Bir Doğan Holding iştiraki olan Doğan Trend, Türkiye'nin önde gelen otomotiv ve mobilite şirketidir. Otomotiv, motosiklet ve deniz motorlarından oluşan marka portföyü ve ülke çapındaki yaygın yetkili satış ve servis teşkilatı ile yıllık toplamda 50.000 adedin üzerinde araç satışı gerçekleştirip 1 milyar doların üzerinde yıllık iş hacmine ulaşarak 2024 yılında Türkiye’nin en büyük firmalarının listelendiği Fortune 500 listesinde 102. sıraya yükselmiştir. Sürdürülebilir mobilite ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla, yenilikçi çözümler sunmaya devam eden Doğan Trend, otomotiv ve mobilite sektöründe teknolojik ve keyif veren markaları ile öncü bir rol üstlenmektedir. #### Leasingim, Türkiye’nin Dijital Leasing Danışmanı Olarak Hızla Büyüyor Türkiye’nin makine sektörüne özel dijital leasing platformu Leasingim, kısa sürede büyük bir ivme yakalayarak sektörde dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Bugün itibarıyla 200+ makine tedarikçisi, 500+ leasing başvurusu ve 1 Milyar TL’nin üzerinde leasing işlem hacmi ile KOBİ’lerin büyümesine finansal çözümler sunuyor. Leasingim, makine tedarikçileri için adeta bir “Leasing Departmanı” gibi çalışarak satış sürecinde finansmanı tek elden organize ediyor. Alıcı taraf içinse “Türkiye’nin Dijital Leasing Danışmanı” konumunda olan platform, en uygun finansman alternatiflerini tarafsız bir şekilde sunarak işletmelerin daha hızlı karar vermesine olanak tanıyor. Program Başarıları Leasingim, bugüne kadar TİM-TEB Girişim Evi – Fintech Programı, Albaraka Garaj hızlandırma programı, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) Kulukça Programı, Finext Girişim Hızlandırma Programı finalisti ve DijitalTeknopark’a kabulü gibi  birçok prestijli programda yer aldı: Bu başarılar, platformun sektörün geleceğinde önemli bir rol oynayacağının işareti olarak değerlendiriliyor. Tedarikçi satışını daha hızlı kapattı, alıcı finansal en uygun çözümü kullandı Geçtiğimiz aylarda Leasingim üzerinden bir Mobilya firması, üretim hattına yeni bir ahşap işleme makinesi almak istedi. Firma bankası üzerinden leasing süreci yürütmek yerine, tedarikçi aracılığıyla Leasingim’e yönlendirildi. Leasingim’in sunduğu alternatifler sayesinde müşteri, farklı kurumların tekliflerini karşılaştırma şansı buldu ve ciddi bir maliyet avantajı elde etti. Bu süreçte hem tedarikçi satışını daha hızlı kapattı hem de alıcı, finansal olarak en uygun çözümü kullanmış oldu. Bu örnek, Leasingim’in KOBİ’ler için nasıl somut bir değer yarattığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Leasingim Kurucusu Derviş Ali Doğanşahin, süreci şöyle özetledi: “Amacımız, makine üreticileri ve satıcıları için finansmanı kolaylaştırmak, alıcı içinse en iyi leasing koşullarını tek platformda buluşturmaktır. Türkiye’de KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmak için dijitalleşen leasing süreçleri büyük bir fark yaratacak.” Leasingim, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dört bir yanında daha fazla makine tedarikçisini sisteme dahil etmeyi, leasing kurumlarıyla işbirliklerini artırmayı ve KOBİ’ler için finansman süreçlerini tamamen dijitalleştirmeyi hedefliyor. #### Mağaza Vitrinleri Değil, Ödeme Kolaylığı Müşteri Çekiyor Rubikpara Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Akbal, geleneksel perakende deneyiminin kökten değiştiğine dikkat çekerek, müşteri kararlarını etkileyen en önemli faktörün artık ürün ya da vitrin değil, ödeme süreci olduğunu vurguladı. Veriler ise çarpıcı; Mağazaya gelen müşterilerin %86’sı uzun kasa kuyruğu gördüğünde içeri bile girmiyor. %66’sı ise sırada beklediği için alışverişten vazgeçiyor. Rubikpara Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Akbal, perakende sektörünün en görünmeyen ama en kritik süreci olan ödeme deneyimi üzerine ezber bozan açıklamalarda bulundu. Akbal’a göre günümüz müşterisi artık sadece ürün değil, kusursuz bir alışveriş deneyimi satın alıyor ve bu deneyimin kalbi ödeme noktasında atıyor. “Artık insanlar ürünü almak istemiyor, ürüne zahmetsizce ulaşmak istiyor,” diyen Akbal, Rubikpara’nın da tam olarak bu değişen alışveriş psikolojisine çözüm sunduğunu belirtti. Tüketici artık zorunlu ihtiyaçlarını karşılarken bile işlemini kolay, avantajlı ve teknolojik bir şekilde tamamlamak istiyor. Peki bu ne demek? Avantaj, tüm banka kartlarıyla ödeme yapabilmek. Teknoloji ise sadece sıraya girmemek değil; örneğin kasada “şu bankaya taksit yapamıyoruz” ya da “kasada problem var, nakit ödeyebilir misiniz?” gibi kısıtlamalarla karşılaşmamak. Mobil uygulamayla, QR kodla, temassız yöntemlerle hızlıca ödeme yapılamıyorsa tüketici bunu artık bir eksiklik olarak görüyor. Çünkü yeni kuşak geliyor ve bu kuşak teknolojiyle büyüdü. Dolayısıyla ödemede de aynı teknolojik kolaylığı arıyor. Müşteri Kasa Kuyruğunda Kaybediliyor Mağazaya gelen müşterilerin %86’sı uzun kasa kuyruğu gördüğünde içeri bile girmiyor. %66’sı ise sırada beklediği için alışverişten vazgeçiyor. “Bu çok net bir mesaj,” diyen Akbal şöyle devam etti: “Mağazanın içini güzelleştiriyoruz ama müşteriyi kapıdan içeri sokamıyoruz. Çünkü vitrinden sonra gelen ilk temas noktası kasa, yani ödeme süreci. Mağaza vitrinleri artık sadece ürünlerle değil, fiyat etiketleriyle, kampanya duyurularıyla dolu. Ancak bu, klasik dönemin alışveriş alışkanlığıydı: İnsanlar ürünü görür, fiyatını inceler, içeri girer ve beğendiğini alırdı. Ardından satış sonrası hizmet devreye girerdi. Bu yaklaşım uzun yıllar sürdü. Fakat günümüzde teknoloji ve “nakitsiz toplum” öngörüsüyle birlikte bu düzen değişti. Artık tüketici sadece ürünü görmekle yetinmiyor; alışveriş sürecinin tamamını kolay, hızlı ve zahmetsiz yaşamak istiyor. Bugünün müşterisi için ödeme süreci, alışverişin doğal bir uzantısı haline geldi. Bu nedenle, mağaza vitrini artık yalnız değil; yanında onu tamamlayan, en az onun kadar etkili ikinci bir vitrin daha var: ödeme deneyimi. Rubikpara ile Ödeme Değil, Akış Tasarımı Rubikpara’nın klasik ödeme sistemlerinden ayrıştığı temel nokta, sabit kasa fikrini ortadan kaldırması. Yeni nesil sistemlerle mağaza çalışanı ürün sunarken aynı anda tahsilatı da gerçekleştirebiliyor. Üstelik bunu, QR, link ile ödeme ya da mobil POS gibi teknolojik enstrümanlar aracılığıyla yapabiliyor olmak, markalara hem operasyonel kolaylık hem de müşteri gözünde çağdaş bir algı sağlıyor. Bu da çözümün gücünü katlıyor. Akbal, “Kasa gibi sabit bir noktaya bağlı kalmadan, satışçıyla müşteri arasında doğal bir akış kurmayı hedefliyoruz,” diyor ve ekliyor: “Bizim vizyonumuz teknolojiyi göstermek değil, görünmez kılmak. Müşteri nasıl ödeyeceğini düşünüyorsa, orada bir sorun var demektir.” Veriyle Büyüyen Perakende Mümkün Rubikpara sadece ödeme kolaylığı sunmuyor; aynı zamanda ödeme verilerini anlamlandıran bir altyapı da kuruyor. Şube bazlı işlem saatleri, ödeme tiplerinin tercih dağılımı, iptal oranları gibi davranışsal veriler analiz edilerek markalara stratejik içgörüler sağlanıyor. “Bugün hâlâ birçok perakende zinciri ay sonunda sadece ciroya bakıyor. Ama o cironun içinde ne var? Hangi ürün, hangi saat, hangi yaş grubuna hitap ediyor? Bu sorular hâlâ cevapsız kalıyor,” diyen Akbal, perakendenin artık sadece satış rakamlarıyla ölçülemeyeceğini vurguladı. “Veri odaklı bakmadığınız sürece, mağazanız ne kadar yoğun olursa olsun, neden yoğun olduğunu ya da neden terk edildiğini anlayamazsınız. Ciro bir sonuçtur ama bize asıl lazım olan o sonucun iç dinamiklerini görmek. Örneğin, hangi lokasyonda, hangi saatte, hangi kart ailesiyle, kaç taksitle işlem yapıldığı; en çok ya da en az iptal edilen ödeme tipleri gibi bilgiler analiz edildiğinde, markalara stratejik kararlarında yol gösterecek çok kıymetli içgörüler ortaya çıkıyor. Tüketicinin ne zaman, nasıl, hangi yöntemle ödediğini bilmeden, doğru bir pazarlama ya da satış stratejisi oluşturmak mümkün değil,” diyerek veri temelli yönetimin önemine dikkat çekti. “Rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir ortamda, markaların karar alma hızları kadar, bu kararların neye dayandığı da çok kritik” diyen Akbal, Rubikpara’nın işletmelere sadece bir sistem değil, anlık veriyle çalışan bir karar destek mekanizması sunduğunu belirtti. McKinsey’in araştırmalarına göre, veriyle karar alan markaların kârlılığı %23’e kadar artıyor. “Bugün perakende 7/24 yaşayan bir ekosistem ve bu dinamiğe ayak uydurmak için veriyle nefes almak gerekiyor,” diyerek sözlerini tamamladı. 2030’un Alışveriş Deneyimi: Ödemeyi Fark Etmemek Akbal, “2030 vizyonunda ödeme süreci tamamen arka planda olacak. POS cihazı, kasa, cüzdan gibi fiziksel araçlara ihtiyaç duyulmayan bir dünyada, müşteri alışverişin doğal akışında birçok rutin ödeme adımını atlamış olacak. Yani ödeme, bir durak değil; alışverişin kesintisiz koridoru haline gelecek,” dedi. Bugün kullanıcıya zahmetsiz, sorunsuz ve hızlı bir ödeme süreci sunmak standart hale gelirken, Rubikpara bu süreci daha da ileri taşıyor. Akbal, bu yeni yaklaşımı “pürüzsüz ödeme deneyimi” olarak tanımlıyor; yani müşterinin ödeme yaptığını dahi düşünmeden, sürecin doğal bir parçası olarak işlemi tamamlaması. Rubikpara da bu yeni dönemi bugünden tasarlayarak, gelecekteki kullanıcı alışkanlıklarına uyum sağlamak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Makine Sektöründe Dijital Dönüşüm Hızlandı Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıyan yerli yazılım çözümleri, sanayideki dijitalleşmenin temel taşını oluşturuyor. DİA ERP, makine imalat sanayisinin özel ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiği Üretim Yönetimi Sistemi ile sektördeki dönüşümün öncülerinden biri haline geldi. DİA ERP, makine sektörüne özel üretim süreçlerinin ihtiyaç duyduğu esneklik, derinlik ve bütünlüğü bir araya getiriyor. Müşteriye özel üretim yapan, uzun teslim sürelerine sahip, karmaşık ürün ağaçlarıyla çalışan firmalar için geliştirilen sistem; CAD ve PLM entegrasyonundan mühendislik değişiklik yönetimine, proje bazlı maliyet analizlerinden servis ve yedek parça takibine kadar geniş bir çözüm yelpazesi sunuyor. Özellikle üretimden gerçek zamanlı veri toplanabilmesi ve sahadaki ekiplerin mobil olarak sürece dahil olabilmesi, firmalara önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, ERP sistemlerinin firmalara uyması gerektiğini vurguladı: “Biz firmaları yazılıma değil, yazılımı firmalara göre uyarlıyoruz. Modüler yapımız sayesinde her ölçekte üreticinin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunabiliyoruz. Özellikle makine sektöründeki üreticiler için süreçleri sadeleştiren, hızlandıran ve şeffaflaştıran bir dijital omurga kuruyoruz. Bugün KOBİ’ler dahil birçok üretici DİA ERP ile işini hem mobilize ediyor hem de sürdürülebilir büyüme için gerekli altyapıyı oluşturuyor.” Bulut teknolojisiyle çalışan DİA bulut ERP, kurulumu ve canlıya geçiş süreçlerinde firmaların mevcut yapısına adapte olacak şekilde yapılandırılıyor. Tüm veriler, üretimden finansa kadar entegre biçimde aktarılırken, ekiplerin eğitim süreciyle birlikte sistemin verimli kullanımı garanti altına alınıyor. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Mamajoo’dan Anneler Günü’ne Özel İki Ayrı Buluşma Anne ve bebek ürünleri alanında geliştirdiği çözümlerle ebeveynlerin hayatını kolaylaştıran Mamajoo, Anneler Günü kapsamında anne adaylarına yönelik iki ayrı etkinlik düzenliyor. “Her Anında Yanında” mottosuyla hayata geçirilen bu özel iki program, anne adaylarına hem fiziksel hem de zihinsel olarak destek olmayı hedefliyor. Hamile yogası ve emzirme eğitimi içeren etkinlikler, anne adaylarına hem nefesin önemini hem de emzirmeye dair tüm bilgileri sunacak. 7-9 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşecek etkinliklerde anne adayları; bir yandan hamile yogası deneyimi yaşarken, diğer yandan doğum sonrası bebek bakımı ve emzirme süreçlerine dair kapsamlı bilgiler edinebilecek. Anne Adaylarına Hamile Yogası Buluşması 7 Mayıs Perşembe günü İstanbul Bağdat Caddesi’nde bulunan Yoga Şala’da düzenlenecek “Hamile Yogası Buluşması”, modern yaşamın temposu içinde kendine zaman ayırmakta zorlanan anne adaylarına özel bir alan sunuyor. Uzman eğitmen Gönenç Keçik Sılay eşliğinde gerçekleşecek seans, bedenle uyumlanmayı ve nefesle derinleşmeyi odağına alıyor. Katılımcıların hem kendi bedenleriyle hem de bebekleriyle daha güçlü bir bağ kurmalarına destek olan etkinlik, fiziksel bir aktivitenin ötesinde sakin, güvenli ve paylaşım odaklı bir deneyim sunacak. Doğum Sonrası Sürece Hazırlık Mamajoo’nun ikinci etkinliği ise; 9 Mayıs Cumartesi günü Kolektif House Ataşehir’de düzenlenecek. Ücretsiz gerçekleşecek eğitimde, Bebek Hemşiresi ve Emzirme Danışmanı Nurcan Yavuz eşliğinde doğum sonrası süreç ele alınacak. Eğitimde; yenidoğan bebek bakımı, emzirme sürecinde doğru teknikler ve annelerin en sık merak ettiği konular detaylı şekilde paylaşılacak. Katılımcılar için hem öğretici hem de samimi bir ortam sunmayı hedefleyen etkinlik, sınırlı kontenjanla gerçekleştirilecek. “Anne Adaylarının İhtiyaçlarını Anlamak Önceliğimiz” Mamajoo Kurucu Ortağı Ayla Müstecaplıoğlu, etkinlik serisine ilişkin şunları söyledi: “Anneliğe hazırlık süreci hem fiziksel hem de duygusal olarak oldukça özel ve hassas bir dönem. Yalnızca ürün geliştiren bir marka olmanın ötesinde, annelerin bu yolculukta kendilerini iyi hissetmelerine katkı sağlayan bir yol arkadaşı olmayı önemsiyoruz. Bu etkinlik serisiyle anne adaylarının hem yavaşlayabildiği hem de bilgiyle güçlendiği bir alan yaratmayı hedefledik. Ücretsiz ve Sınırlı Kontenjan Her iki etkinlik de ücretsiz olarak düzenlenirken, katılım sınırlı kontenjanla gerçekleştirilecek. Hamile yogası etkinliği 12. haftasını tamamlamış anne adaylarına yönelik planlanırken, eğitim buluşması tüm anne adaylarının katılımına açık olacak. Etkinliklere katılmak isteyenlerin Mamajoo’nun sosyal medya hesaplarını takip ederek başvuru formunu doldurmaları gerekiyor. Mamajoo Hakkında: Türkiye’de bebek ürünleri sektörünün en prestijli ve köklü firmalarından Grup Baby Şirketler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Mamajoo, 2012 yılında premium kalitede bebek beslenme ve emzirme ürünleri tasarlamak ve üretmek amacıyla yola çıkmıştır. Türkiye’nin ilk ve tek Gold biberonunu ve bebeklerde gaz oluşumunu azaltmaya yardımcı anti-kolik valf sistemine sahip ilk biberon emziğini geliştiren marka; steril edilebilir saklama kutulu ürünler, ortodontik emzikler ve beslenme kaşıkları gibi kullanıcı ve çevre dostu tasarımlarıyla sektörde öncü konumdadır. Annelerin 1. tercihi seçilen Mamajoo, Türkiye ve Avrupa’nın ilk ve tek elektronik USB göğüs pompalarını üretmiştir. Mamajoo 5 İşlevli Sterilizatör & Kurutucu ürünü ise Almanya’da 2016 yılından bu yana kategorisinde “En İyi Ürün” seçilmektedir. 2021 yılında Türkiye’nin ilk gece & gündüz biberonlarını ve Black & Pearl serisi gece & gündüz emziklerini lanse eden Mamajoo, ebeveynlerin gece kullanım deneyimini kolaylaştıran yenilikçi çözümler sunmuştur. En yüksek kaliteli bebek ürünlerini sunan dünya markası olma hedefi ile yola çıkan Mamajoo, ilk ihracatını 2013 yılında Çin’e gerçekleştirmiş ve 2014 yılı sonlarından bu yana Almanya’nın Köln şehrinde kurduğu Mamajoo GmbH şirketi kanalıyla ürünlerini Amazon üzerinden Avrupalı tüketicilere ulaştırmaktadır. Amazon Avrupa’da satılan ilk Türk bebek beslenme ve bakım markası olması, Alman havayolu şirketleri Lufthansa ve EuroWings’in 2016 yılından bu yana bebekli yolcuları için Mamajoo biberonu tercih etmesi ve dünyanın farklı ülkelerine yaptığı ihracatlar sonucu Mamajoo, İhracat 2016 Zirvesi’nde binlerce firma arasından “Sınır Tanımayan İhracat Şampiyonu” ödülüne layık görülmüştür. Bugün Mamajoo; Çin, Almanya ve İtalya başta olmak üzere 20 den fazla ülkeye ihracat yapmıştır. Mamajoo ürünleri (bazı ürün ve aksesuarlar hariç), Mamajoo Sağlık Ürünleri A.Ş. tarafından Türkiye’de üretilmektedir. Üretim sürecinde Avrupa menşeli, Bisfenol-A (BPA) ve Fitalat içermeyen hammaddeler kullanılmaktadır. Tüm ürünler, en son Japon ve Alman makine - kalıp teknolojileriyle, ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemi belgeli tesislerde dünya standartlarında tasarlanmakta ve üretilmektedir. Mamajoo ürünleri; güncel AB ve Türk standartları ile FDA düzenlemelerine uygun olarak üretilmekte olup, bu uygunluk bağımsız uluslararası test kuruluşları tarafından onaylıdır. #### Marina Yönetim Sistemi ile Marinalarda Dijital Dönüşüm Başladı Turizm ve konaklama yazılımlarındaki uzmanlığıyla sektöre yön veren Elektraweb, marina işletmelerine özel geliştirdiği Marina Yönetim Sistemi ile denizcilik sektöründe de dijital dönüşümün öncüsü oluyor. Web tabanlı ve bulut altyapısına sahip olan Elektraweb Marina Yönetim Sistemi, marina operasyonlarının tek bir merkezden, hızlı ve verimli şekilde yönetilmesini sağlıyor. Elektraweb, turizm ve konaklama sektöründeki dijitalleşme çözümlerine bir yenisini daha ekleyerek, marina işletmelerine özel geliştirdiği Marina Yönetim Sistemi’ni hizmete sundu. Web tabanlı ve bulut altyapısıyla geliştirilen bu sistem sayesinde, marina operasyonları artık tek bir platform üzerinden uçtan uca yönetilebiliyor. Hem marina personeli hem de tekne sahipleri, internet bağlantısı olan her cihazdan sisteme kolaylıkla erişebiliyor; böylece süreçler hızlanıyor, verimlilik artıyor. Sistemin sunduğu teknolojik altyapı sayesinde, ponton ve bağlama noktalarının doluluk durumu anlık olarak izlenebiliyor, kiralama işlemleri günlükten uzun vadeye kadar planlanabiliyor ve tüm teklif, sözleşme süreçleri dijital ortamda yürütülebiliyor. Faturalama, ödeme takibi gibi operasyonel konular ise sistem üzerinden hatasız ve hızlı biçimde takip edilebiliyor. Bu kapsamlı dijitalleşme, marina işletmelerine sadece zaman kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda gelir yönetimini optimize ederek müşteri memnuniyetini de üst seviyeye taşıyor. Elektra Yazılım Grubu Başkanı Teoman İbili, geliştirdikleri sistemin sektöre kazandırdığı değer hakkında şu açıklamada bulundu: “Marina yönetimi, yoğun dönemsel hareketliliğin ve yüksek müşteri beklentilerinin kesiştiği özel bir alan. Elektraweb olarak geliştirdiğimiz sistem, bu karmaşık yapıyı sadeleştiriyor; yöneticilere gerçek zamanlı kontrol, kullanıcılara ise şeffaf ve kolay erişim imkânı sunuyor. Dijitalleşen marina yönetimi sayesinde hem operasyonel maliyetler düşüyor hem de hizmet kalitesi sürdürülebilir şekilde yükseliyor.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Marka Sahiplerine Kritik Uyarı: "Tescil Ettirmek Yetmez, Kullanmadığınız Markayı Kaybedebilirsiniz!" Türkiye'de her yıl yüz binlerce marka tescil başvurusu yapılıyor. Pek çok işletme sahibi, marka tescil belgesini aldıktan sonra sürecin bittiğini ve markasının süresiz koruma altında olduğunu düşünüyor. Ancak Kurumsal Medya YouTube kanalında başlattığımız "Marka Patent Sohbetleri" serisinin konuğu olan Marka ve Patent Vekili Figen Konak, marka sahiplerini bekleyen büyük bir tehlikeye dikkat çekti: Marka Kullanım Yükümlülüğü. Sektörde 25 yıllık deneyime sahip olan Konak, markaların sadece tescil edilmek için değil, ticari hayatta kullanılmak üzere var olduğunu vurguluyor. Peki, tescilli markanızı kullanmazsanız ne olur? https://www.youtube.com/watch?v=iqnzDH5olzU 5 Yıl Kuralına Dikkat: "Hoşgörü Süresi" Sınırlı Videoda Sınai Mülkiyet Kanunu'nun getirdiği düzenlemeleri anlatan Figen Konak, marka sahipleri için kritik sürenin "tescil tarihinden itibaren 5 yıl" olduğunu belirtiyor. Bu süre, işletmelere verilen bir "hoşgörü süresi" olarak adlandırılıyor. Ancak bu 5 yılın sonunda markanızı tescil ettirdiğiniz sınıflarda ciddi ve ticari etki yaratacak şekilde kullandığınızı ispatlayamazsanız, üçüncü kişilerin talebi üzerine markanızın iptal edilmesi riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Web Sitesi ve Kartvizit Tek Başına Yeterli Değil! Röportajın en çarpıcı bölümlerinden biri de "kullanım ispatı"nın nasıl yapılacağı konusu. Figen Konak, sadece bir web sitesine sahip olmanın veya promosyon ürünleri bastırmanın markayı kullanmak anlamına gelmediğini belirtiyor. "Türkiye Kullanılmayan Markalar Çöplüğüne Dönmesin" Figen Konak, videoda ayrıca marka sahiplerinin "her sınıfı tescil edelim, kenarda dursun" mantığıyla hareket etmesinin yanlış olduğunu ve bunun sicili "kullanılmayan markalar çöplüğüne" çevirdiğini ifade ediyor. Özellikle ABD gibi ülkelerdeki katı ispat kurallarına da değinen Konak, Türk firmalarının global pazara açılırken nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda önemli ipuçları veriyor. Detaylar ve Çözüm Önerileri Videoda Markanızın iptal edilmemesi için neler yapılmalı? Kullanım ispatı dosyası nasıl hazırlanır? Gereksiz sınıf başvurularının işletmenize maliyeti nedir? #### Matvärlden'in Başarı Hikayesi 2. Nesille Yeni Bir Boyut Kazanıyor Tıp fakültesinden girişimciliğe uzanan ilham dolu yolculuğuyla tanınan Muhittin Taylı, Kurumsal Medya YouTube kanalında yayınlanan özel sohbette, 1913'ten beri süren aile ticaret geleneğini nasıl İsveç'in ödüllü perakende markası Matvärlden'e dönüştürdüğünü anlattı. Şimdi ise bu başarı hikayesi, 1995'te –yani Matvärlden'in ilk mağazasının açıldığı yıl– doğan oğlu Jonas Taylı'nın liderliğinde yeni bir döneme giriyor. BAŞARININ ARKASINDAKİ SIR: "KENDİ OYUN ALANINI YARATMAK" Muhittin Taylı, videoda paylaştığı en çarpıcı tespitte, "Büyük zincir marketler petrol tankeri gibidir; yön değiştirmeleri zordur. Biz ise hızlı tekneler gibi pazarın ihtiyaçlarına anında yanıt veriyoruz" diyor. Bu çevik yaklaşım, Matvärlden'i İsveç'te "Yılın Marketi" seçilmesine kadar götüren temel unsur oldu. Peki bu başarı nasıl sürdürülecek? https://www.youtube.com/watch?v=x23OimDNb3Y NESİLLER ARASI GEÇİŞ: AYNI TUTKU, YENİ VİZYON Jonas Taylı, babasından devraldığı Matvärlden'i "sürdürülebilir büyüme" odaklı yeni bir seviyeye taşımayı hedefliyor. Onun için öncelik, "havada kale inşa etmemek": Önce sağlam sistemler, sonra büyüme. Matvärlden'in gayriresmi sloganı da ise: "Food culture without borders" – Sınırsız Mutfak Kültürü. Jonas Taylı, bir röportajında şu duygusal anı paylaşıyor: "Mağazamızda Ukrayna ürünlerine yer verdiğimizde, Ukraynalı bir çift gözyaşlarına boğuldu. Bir Afrika kökenli müşterimiz ise, vefat eden annesinin yemeklerini raflarımızda görünce teşekkür etti. İşte Matvärlden tam olarak bu: Yemeğin herkes için olduğunu göstermek." TÜRK GİRİŞİMCİLERE ALTIN TAVSİYELER Muhittin Taylı, videoda Avrupa'ya açılmayı düşünen Türk üreticilere şu sade ama etkili tavsiyeleri veriyor: ✅ Avrupa'daki 5 milyonluk Türk nüfusunu stratejik bir başlangıç noktası olarak değerlendirin ✅ Kısa vadeli kâr hırsı yerine, uzun vadeli "Türk markası" değeri inşa edin ✅ Ürünlerinize hikaye katın; coğrafi işaret ve ambalaj tasarımına yatırım yapın ✅ Yerel distribütörlerle güvene dayalı, uzun soluklu iş birlikleri kurun Bu ilkeler, Jonas Taylı'nın "sistemli büyüme" yaklaşımıyla birleştiğinde, Matvärlden'in geleceği için güçlü bir temel oluşturuyor. GELECEĞE BAKIŞ: DAHA FAZLA MAĞAZA, AYNI RUH Matvärlden, bugün Stockholm bölgesinde üç mağaza ile faaliyet gösteriyor. Jonas Taylı, yeni mağaza açılışları için uygun lokasyonları ve uzun vadeli düşünen iş ortaklarını değerlendiriyor. Hedef, "dünyanın en iyi gıda mağazalarını" inşa etmek. #### Metsims, Cagesuite LCA Metals Uygulamasını Türkiye Pazarına Sunuyor İhracatçı üreticiler için karbon verisi, sürdürülebilirlik raporlamasının ötesine geçerek; rekabetçilik, müşteri beklentileri ve regülasyonlara uyumun temel unsurlarından biri haline geliyor. Metal ürünleri ve endüstriyel üretim süreçlerine özel geliştirilen CageSuite LCA Metals, karbon verisi ve yaşam döngüsü analiz süreçlerini dijitalleştirerek hesaplama ve raporlama işlemlerini önemli ölçüde hızlandıran bir çözüm sunuyor. Türkiye’de imalat sanayi, 2024 itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın %16,8’ini oluştururken, sektörün üretim değeri 21,9 trilyon TL seviyesine ulaştı. Aynı dönemde demir-çelik ile demir dışı metaller ekosistemi yaklaşık 28 milyar dolarlık ihracat hacmine erişti. Bu tablo, üretimde sürdürülebilirlik verisinin yönetimini çevresel bir gereklilik olmaktan çıkarıp ticari ve stratejik bir konu haline getiriyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik gibi sektörlerde ürün bazlı karbon emisyonu raporlama yükümlülükleri getirmesi, ihracatçı üreticiler için yeni bir dönemi başlattı. Avrupa Komisyonu ve ilgili resmi rehberlere göre geçiş döneminin ardından 1 Ocak 2026 itibarıyla sistemin kesin rejime geçeceği belirtiliyor. Türkiye’nin AB’ye CBAM kapsamındaki ihracatının yaklaşık 19 milyar avro seviyesinde olması ve ihracatçı firmaların yaklaşık %10-12’sinin bu kapsamdaki ürün gruplarında yer alması, dönüşümün ölçeğini ortaya koyuyor. Karbon Verisinde Dijital Dönüşüm Bu ihtiyaca yanıt vermek üzere geliştirilen CageSuite LCA Metals, metal üretim süreçlerinde tedarik zinciri, ham madde, enerji, lojistik ve atık gibi çevresel etkileri tek platform üzerinde analiz etmeyi amaçlıyor. Platformun otomasyon kabiliyeti sayesinde ürün bazlı karbon ayak izi (PCF) ve yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) hesaplamalarının ve raporlama süreçlerinin dakikalar içinde tamamlanabildiği belirtiliyor. Çözüm, veri toplama, analiz ve raporlama süreçlerini tek bir dijital altyapıda birleştirerek daha hızlı ve doğrulanabilir sonuçlar üretmeyi hedefliyor. Metsims Sustainability Consulting Kurucusu ve Yöneticisi Dr. Hüdai Kara, “İhracatçı üreticiler için çevresel verinin yönetimi yalnızca bir raporlama yükümlülüğü değil; müşteri talepleri, tedarik zinciri şeffaflığı ve rekabetçilik açısından da kritik bir unsur haline geliyor. Metsims’in çözüm ortağı olduğu CageSuite Sustainability Platform tarafından geliştirilen CageSuite LCA Metals ile hedefimiz, metal sanayinde yaşam döngüsü analizi ve ürün karbon ayak izi süreçlerini daha hızlı, standart ve uygulanabilir hale getirmek” ifadelerini kullandı. Metsims Sustainability Consulting Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan ise, “Bugün şirketler için mesele yalnızca karbon verisini üretmek değil; bu veriyi zamanında, güvenilir ve karar destek sağlayacak biçimde yönetebilmek. CageSuite LCA Metals’i, metal üreticileri için veri toplama, analiz ve raporlama süreçlerini dijitalleştiren bir altyapı olarak konumlandırıyoruz” dedi. Şirket, çözümün özellikle AB’ye ihracat yapan ve çevresel performansını daha görünür hale getirmek isteyen üreticiler için operasyonel süreçleri iyileştirirken raporlamayı da kolaylaştırdığını belirtiyor. Platformun; ürün karbon ayak izi, yaşam döngüsü değerlendirmesi, tedarik zinciri analizi ve regülasyon uyumunu aynı veri zemini üzerinde birleştiren bütünleşik bir yaklaşım sunduğu ifade ediliyor. CageSuite Hakkında CageSuite, sürdürülebilirlik ve iklim teknolojileri alanında; yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA), ürün karbon ayak izi (PCF), kurumsal karbon hesaplama, CBAM uyumu, ESG takibi ve çevresel veri raporlaması gibi başlıklarda dijital çözümler sunan bir yazılım ekosistemidir. Platform, şirketlere ürün ve kurum seviyesinde çevresel etkilerini değerlendirme, izleme ve raporlama imkânı sağlamayı amaçlamaktadır. CageSuite’in kamuya açık açıklamalarına göre platform; yüksek veri kalitesi, sektör-özgü yapı ve özelleştirilebilir yazılım yaklaşımıyla konumlanmaktadır. #### MIPIM’de Yeni Dönem Şehirler Sahneye Çıkarken Firmalar Geri Planda Kalıyor EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı’ya göre dünyanın en büyük gayrimenkul buluşmalarından MIPIM, artık şirketlerin değil şehirlerin kendini pazarladığı bir platforma dönüşüyor. Yazıcı, Türkiye’ye yabancı yatırımcı ilgisinin ise önceki yıllara kıyasla belirgin şekilde azaldığına dikkat çekti. Dünya gayrimenkul sektörünün en önemli organizasyonlarından biri olan MIPIM, son yıllarda değişen yapısıyla dikkat çekiyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, dünyanın en önemli gayrimenkul fuarlarından MIPIM 2026’yı değerlendirdi. Yazıcı, fuarın artık klasik bir gayrimenkul fuarından çok şehirlerin ve ülkelerin kendilerini tanıttığı küresel bir platforma dönüştüğünü belirterek bu değişimin sektördeki rekabeti de farklı bir noktaya taşıdığını ifade etti. Fuara katılan Yazıcı’ya göre özellikle son iki yıldır “The Global Urban Festival” konseptiyle düzenlenen etkinlikte şehirlerin yatırım çekmek için kendilerini tanıttığı yeni bir dönem yaşanıyor. MIPIM’de Sahne Artık Şehirlerin MIPIM’in geçmişte daha çok şirketlerin projelerini ve portföylerini tanıttığı bir platform olduğunu hatırlatan Yazıcı, bugün fuarın odağında şehirlerin ve ülkelerin bulunduğunu söyleyerek, “Artık firmalardan ziyade şehirlerin ve bölgelerin kendilerini anlatmaya çalıştığı bir yapı görüyoruz. Kentler yatırım çekmek için hikâyelerini anlatıyor, ülkeler ise bu hikâyeleri destekleyen birer marka gibi konumlanıyor.” dedi. Bu dönüşümün şehir markalaşması açısından önemli olduğunu belirten Yazıcı, ancak bu durumun yeni firmaların görünürlüğünü zorlaştırabildiğini de dile getirdi. Fuar Alanındaki Değişim Dikkat Çekti Bu yıl fuarın fiziksel düzeninde de dikkat çekici farklılıklar olduğunu belirten Yazıcı, geçmiş yıllarda neredeyse tamamen dolu olan alanlarda kiralanmamış standların bulunduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: “Eskiden MIPIM’de yer bulmak neredeyse imkânsızdı. Bu yıl bazı alanların kiralanmadığını gördük. Bu boşluklar ise ortak etkileşim alanlarına dönüştürülmüş. Bu durum fuarın dinamiğinde değişim yaşandığını gösteriyor.” Yapay Zekâ Gayrimenkulün Gündemine Oturdu MIPIM 2026’nın en belirgin temalarından biri ise yapay zekâ oldu. Yazıcı, fuarda düzenlenen pek çok panel ve konuşmada yapay zekâ teknolojilerinin gayrimenkul sektörüne etkisinin tartışıldığını belirterek, teknolojinin sektörün geleceğinde önemli bir rol oynayacağını söyledi ve “Bu yıl panellerde en çok konuşulan konu yapay zekâydı. Gayrimenkul dünyasının teknolojiyle daha entegre bir geleceğe doğru ilerlediğini görmek mümkün. Türkiye’nin Ortak Temsili Öne Çıktı Türkiye’nin fuarda açık alanda kurulan özel çadırla temsil edilmesini olumlu buldum ve bu yaklaşım güçlü bir görünürlük sağladı. Ana fuar alanında Türk mimarların birlikte kurduğu stant çok dikkat çekiciydi ve birliktelik sektör için önemli bir mesaj verdi. Türk mimarların birlikte hareket etmesi doğru bir yaklaşım. Birliktelik her zaman daha güçlü bir temsil yaratır ve bu tür iş birliklerinin artmasını önemli buluyorum.” dedi. Küresel Gelişmeler Katılımı Etkiledi Yazıcı’ya göre küresel gelişmeler fuarın katılımcı profilinde de etkisini gösterdi. Özellikle Körfez ülkelerinden katılımın sınırlı kaldığını belirten Yazıcı, bunun bölgesel gelişmelerin doğal bir sonucu olduğunu söyledi. Yatırım Rekabeti Küreselleşiyor MIPIM’de artık çok daha geniş bir coğrafyanın temsil edildiğini belirten Yazıcı, bu durumun yatırım rekabetini artırdığını ifade ederek, “Eskiden bu fuarda çok görmediğimiz ülkelerin artık aktif şekilde yer aldığını görüyoruz. Latin Amerika’dan Japonya’ya kadar birçok farklı coğrafya yatırım çekmek için güçlü bir şekilde sahnede. Bu da rekabeti doğal olarak artırıyor.” şeklinde konuştu. “Sektörde Görünür Kalmak İçin Hâlâ Önemli” 2026 organizasyonunun beklentilerini tam anlamıyla karşılamadığını belirten Yazıcı, buna rağmen MIPIM’in sektör için önemini koruduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Fuarda yeni bağlantılar kurmak ve mevcut iş ilişkilerini güçlendirmek açısından verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Gayrimenkul dünyasında farkındalığı yüksek bir oyuncu olarak kalmak isteyenler için MIPIM hâlâ yılda bir kez bulunulması gereken önemli bir platform.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Miras Paylaşımı da, Satın Alım da Değerleme ile Güvence Altında Miras sürecinde profesyonel bir değerleme şirketinden alınacak rapor, yalnızca gayrimenkullerin pazar değerini değil, yasal ve yasal olmayan kullanım alanlarını, varsa eksik olan yasal belgelerini, olası risklerini, proje geliştirme ve yatırım potansiyellerini de ortaya koyuyor. Hatta mirasçı sayısına göre alternatif değer paketleri hazırlanması da mümkün. Bu paketler arasında kura yöntemiyle paylaşım yapılması, tarafların herhangi bir eşitsizlik hissine kapılmadan süreci tamamlamasını sağlıyor. Böylece hem yasal süreç kolaylaşıyor, hem de aile içi huzur korunmuş oluyor. Değerleme hizmeti yalnızca miras paylaşımında değil, satın alma kararlarında da hayati önem taşıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Özdil Şahin, bu konudaki yaklaşımı şöyle açıklıyor: “Hayatınızın belki de en büyük yatırımını yaparken, araç alımındaki kadar bile titizlik göstermiyorsanız üzülmeyi göze alıyorsunuz demektir. Oysa bir değerleme raporu, sizi hem yasal risklerden korur, hem de gerçekten doğru fiyata alım yaptığınızdan emin olmanızı sağlar.” Onaylı mimari projesine göre dairenizin büyüklüğünün ne olduğu, imar planında “park” alanına denk gelip gelmediği, hisse tapulu, kat irtifaklı ya da kat mülkiyeti olması, onaylı yönetim planında yer alan otopark, depo, teras vb. ilave hak ve yükümlülükler… Tüm bunlar bir değerleme raporuyla satın alma öncesinde ortaya konulabilir. Ayrıca, alınacak mülkün gerçek piyasa değerine ulaşmak, gereksiz ödeme yapmaktan da kurtarır. Yapılacak en büyük yatırımlardan biri olan gayrimenkul alımında gayrimenkulün yasal verilerini incelemeden yapılan satın almalar, gayrimenkulün olası risklerini bilmeden fazla ödeme yapmak anlamına gelebiliyor. SPK lisanslı bir değerleme şirketinden alınan rapor ise yatırımcının tüm tabloyu önceden görmesini sağlıyor; olası riskleri ortadan kaldırıyor, fiyat-fayda dengesini netleştiriyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisanslı şirketlerden alınan değerleme raporları, yatırımcıya yalnızca bugünü değil, geleceği de görme şansı sunuyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Mobildeki Başarıyı Şimdi PC Ve Konsol Tarafına Taşıma Zamanı Türkiye mobil oyun alanındaki küresel başarısının ardından şimdi PC ve konsol oyunlarında yeni bir büyüme dönemine hazırlanıyor. Gaming Istanbul (GIST) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Devrim, Türkiye’nin hikaye anlatımı ve yaratıcı üretim gücüyle PC ve konsol oyunlarında da önemli fırsatlar yakalayabileceğini söyledi. Türkiye’nin mobil oyun tarafında dünya çapında başarılar elde ettiğini belirten Gaming Istanbul (GIST) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Devrim, artık sektörün daha uzun soluklu ve yüksek katma değerli alanlara yöneldiğini ifade ederek, “Mobil oyunlarda çok önemli bir deneyim oluştu. Şimdi bu bilgi birikimini PC ve konsol tarafına taşıyabilecek bir dönemin içindeyiz. PC ve konsol oyunlarının yalnızca teknik değil yaratıcı açıdan da çok daha derin üretimler gerektiriyor ve Türkiye hikaye anlatımı konusunda önemli bir avantaja sahip. Mobilde Güçlü Olduk, Şimdi Sıra Daha Büyük Oyunlarda PC ve konsol oyunlarında dünya kurmak, karakter yaratmak ve oyuncuyla güçlü bağ kurmak gerekiyor. Türkiye’nin yaratıcı hikaye anlatımı açısından ciddi bir potansiyeli var.” dedi. Oyunlar Hızlı Büyüyor, Konsol Oyunları İse Uzun Ömürlü Markalar Yaratıyor Mobil oyunların daha hızlı sonuç alınabilen bir alan olduğunu söyleyen Devrim, PC ve konsol tarafında ise uzun vadeli marka değeri oluştuğunu vurgulayarak, “Mobil oyunlarda daha kısa sürede sonuç görmek mümkün. Ama PC ve konsol oyunları yıllarca yaşayan markalar yaratabiliyor. Dünyadaki büyük oyun markalarının çoğu bu taraftan çıkıyor.” şeklinde konuştu. Türkiye’de Yatırımcı İlgisi PC Ve Konsol Tarafına Kayıyor Türkiye’de oluşan oyun yatırım fonlarının artık PC ve konsol tarafına da ilgi göstermeye başladığını söyleyen Devrim, bunun sektör açısından kritik bir kırılma yaratacağını ifade ederek, “Bugüne kadar yatırımcılar daha çok mobil oyunlara odaklandı çünkü orayı daha iyi biliyorlardı. Ancak artık PC ve konsol tarafında da ciddi bir iştah oluşmaya başladı.” İfadelerini kullandı. “Oyun Motorları Artık Başka Sektörleri De Dönüştürüyor” Oyun teknolojilerinin artık yalnızca oyun üretiminde değil eğitimden sağlığa kadar pek çok sektörde kullanılmaya başladığını belirten Devrim, oyunlaştırmanın yeni nesil teknoloji dönüşümünün merkezinde yer aldığını söyleyerek, “Bugün eğitim simülasyonlarından sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda oyun motorları ve oyunlaştırma teknikleri kullanılıyor. Oyun sektörü artık başka sektörleri de dönüştüren bir teknoloji alanı haline geldi. Türkiye’den Yeni Küresel Markalar Çıkabilir Doğru yatırım modelleriyle Türkiye çok daha büyük oyun markaları çıkarabilir. Özellikle uzun vadeli yatırımlar çok önemli. PC ve konsol oyunları sabır isteyen alanlar. Daha uzun geliştirme süreçleri var. Ama doğru destek verildiğinde Türkiye’den dünya çapında çok güçlü markalar çıkabilir.” dedi. “Oyun Artık Yalnızca Oyun Değil” Oyun sektörünün bugün dev bir eğlence ekonomisine dönüştüğünü belirten Devrim, oyunların artık film, dizi ve farklı medya alanlarını da etkilediğini belirterek, “Bugün oyunlardan diziler çıkıyor, filmler çıkıyor, dev markalar doğuyor. Oyun sektörünü artık sadece oyun olarak değil, büyük bir yaratıcı ekonomi olarak değerlendirmek gerekiyor.” diyerek sözlerini bitirdi. Gaming Istanbul (GIST) Hakkında: Gaming Istanbul, Türkiye’nin en önemli uluslararası oyun ve dijital eğlence etkinliklerinden biri olarak, oyun endüstrisinin tüm paydaşlarını bir araya getiren stratejik bir platformdur. Geliştiriciler, yayıncılar, yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve sektör profesyonellerini aynı çatı altında buluşturarak oyun ekosisteminin bölgesel ve küresel ölçekte büyümesine katkı sağlar. Eurasia, MENA ve Avrupa arasında güçlü bir köprü görevi üstlenen Gaming Istanbul, Türkiye’nin oyun sektöründeki potansiyelini uluslararası arenaya taşıyan önemli bir buluşma noktasıdır. Etkinlik, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, iş geliştirme, yatırım görüşmeleri ve stratejik iş birlikleri için bir ekosistem alanı sunar. B2B odaklı yapısı sayesinde Gaming Istanbul, yerli ve yabancı oyun stüdyoları ile yayıncılar arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına imkan tanırken, geliştirici-yayıncı eşleşmeleri ve yatırımcı toplantılarıyla somut iş fırsatlarının oluşmasını destekler. Her yıl artan uluslararası katılımıyla Gaming Istanbul, İstanbul’u bölgesel bir oyun merkezi olmaktan çıkararak küresel oyun endüstrisinin önemli destinasyonlarından biri haline getirmeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin yükselen dijital ekonomi vizyonu ile paralel olarak konumlanan etkinlik, oyun ve yazılım sektörünün ihracat kapasitesini artıran önemli bir platform olarak öne çıkmaktadır. #### Moda Sadece Kıyafet Değil, Toplumun Aynasıdır Ekonomik belirsizlikler, savaşlar, pandemiler ve toplumsal çalkantılar… Kriz dönemleri yalnızca piyasaları değil, insan psikolojisini ve buna paralel olarak modayı da kökten değiştiriyor. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı’ya göre moda, bu dönemlerde estetikten çok daha fazlası: bir savunma mekanizmasıdır. Moda, çoğu zaman vitrinlerde gördüğümüz renklerden ve kesimlerden ibaret sanılıyor. Oysa Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı’ya göre moda, ekonomi, politika, psikoloji ve toplumsal ruh hâlinin birebir yansıması. Tıpkı finansta kullanılan trend analizleri gibi, moda da geçmiş verilerden beslenerek geleceği öngörüyor.  “Kriz anlarında insanlar önce kendini korumak ister” diyen Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, bu refleksin doğrudan kumaş seçimine, renklere ve siluetlere yansıdığını vurguladı. “Trendleri Değil, İnsan Davranışlarını Okuyoruz” Tarihsel olarak bakıldığında, kriz dönemlerinde omuzların keskinleştiği, formların daha maskülen ve koruyucu hâle geldiği görülüyor. Koyu renkler, zincirler, askeri detaylar ve kalın dokular bu dönemlerin vazgeçilmezi oluyor. “İnsan bilinçaltı, kıyafetle kendine zırh yapar” diyen Doç. Dr. Saygılı, bunun kolektif bir refleks olduğunun altını çiziyor. Rahatlık Bir Lüks Değil, Psikolojik İhtiyaç Pandemi sonrası dönemde yükselen rahat kumaşlar ve konfor odaklı kalıplar, yalnızca bir trend değil; psikolojik bir ihtiyaç. Saygılı’ya göre insanlar belirsizlik karşısında bedenlerini rahatlatırken, zihinlerini de sakinleştirmeye çalışıyor. 2028 Planlanıyor, Moda İki Yıl Sonrasını Görür Moda sektörünün sanıldığının aksine anlık heveslerle değil, uzun vadeli öngörülerle şekillendiğini belirten Saygılı, bugün konuşulan renklerin ve kumaşların aslında iki yıl sonrasının dünyasına göre belirlendiğini söylüyor: “Ekonomi nereye gidiyor, politik atmosfer nasıl şekilleniyor, toplum ne hissediyor? Bunların hepsi modanın ham maddesi.” Renkler Umut Satar, Kumaşlar Gerçeği Söyler Kriz dönemlerinde vitrinlerde çoğu zaman “umut veren” renkler öne çıkar. Ancak Doç. Dr. Saygılı, asıl gerçeğin kumaşlarda saklı olduğunu söyleyerek, “Parlak renkler psikolojiyi yükseltmek için sunulur ama satış verileri daha koyu, daha ağır ve daha dayanıklı kumaşların tercih edildiğini gösterir.” dedi. Az Tüketim, Güçlü Seçim Kriz, insanları sadeleşmeye zorlar. Bu dönemde alışveriş azalır; ancak yapılan seçimler daha bilinçlidir. Zamansız parçalar, çok amaçlı giysiler ve uzun ömürlü ürünler ön plana çıkar. “Krizde moda hızlanmaz, derinleşir” diyen Saygılı, bu yaklaşımın sürdürülebilirliğin de temelini oluşturduğunu ifade etti. Moda Bir Terapidir Doğru giyinmenin psikoloji üzerindeki etkisine dikkat çeken Doç. Dr. Saygılı, modanın bir tür sessiz terapi olduğunu söylüyor: “İnsan kontrol edemediği dünyada, kontrol edebildiği tek alan olan kendi görüntüsüne tutunur.” Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, kriz dönemlerinde modayı yalnızca ekonomik bir sektör olarak değil; toplumun ruh hâlini okuyan güçlü bir psikolojik gösterge olarak ele alıyor. Çünkü moda, zor zamanlarda bile insanın kendini ayakta tutma biçimidir. Moda Kurbanı Olmayın Herkesin bir tarzı olması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Saygılı, modayı sorgusuzca takip edenleri “moda kurbanı” olarak tanımlıyor: “Bütçesini zorlayan, vücut yapısına, kariyerine ve psikolojisine uygun olmayan kıyafetler giyen kişi modaya değil, tüketime hizmet eder.” Marka takıntısına da eleştirel yaklaşan Saygılı, “Gerçek stil markayla değil, bireysel değerle oluşur” diyerek özellikle gösterişli logo kullanımının kişisel stilin önüne geçmesine dikkat çekiyor. Saygılı, modayı yalnızca tasarım değil; insanı, toplumu ve geleceği okuma sanatı olarak ele alıyor. Onun yaklaşımında şıklık, pahalı olmak değil; bilinçli, zamansız ve kendin olabilmek anlamına geliyor. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı Hakkında: 2012 yılında Gazi Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Pek çok devlet ve vakıf üniversitesinde çalıştı. 2001 yılında koleksiyon tasarımcısı olarak başladığı moda sektöründe, yüksek lisans ve doktora tezlerinin ardından moda sektörünü ve moda eğitimini birleştirici projeler yürütmektedir. Yeni çıkan kitabı “Zamansız Giysiler, Yavaş Moda – Tarzın ‘Sen’ Hali” ile her an, her zaman zamansız giysilerle nasıl şıklık yaratılabileceğini keyifli bir anlatımla, hikâyeleştirerek kaleme almıştır. İlk kitabı olan “Erkekler İçin Stil ve İmaj” kitabında ise, daha çok erkek okuyucuya hitap edecek şekilde, daha az ve öz anlatımla erkeklerin her alanda nasıl daha şık olabileceklerini yazmıştır. Yazmış olduğu pek çok akademik makale ve bildiri ile, 22 yıllık akademik kariyerinde modanın akademik alanına da pek çok katkıda bulunmaktadır. Stilim isimli yeni yapay zekâ uygulaması ile de herkesin “Bugün ne giysem?” derdini sonlandıracak bir çözüm geliştirmiştir. Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak, günlerine en az yarım saat daha zaman kazandırırken şık görünmelerini sağlayacak olan uygulama, 20 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kullanıma açılmıştır.. Şu anda kendi şirketi olan BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık A.Ş.’de, Stilim yapay zekâsının yanı sıra “VAKA” isimli bir moda markası ve farklı moda markalarına tasarım yaptıkları bir alan da bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası alanda “Moda Sektöründe Türkiye’nin Tasarım Alanındaki Gücü”nün savunuculuğunu yaptığı fuar, kongre vb. etkinliklerde yer almaktadır. Instagram ve YouTube’da dijital içerik üreticisi olarak “Moda ve Moda Eğitimi” ile ilgili içerikler üretmektedir. #### Moda Sektöründe Yeni Dönem: Daha Az Numune, Daha Çok Sürdürülebilirlik Kadın modasına yön veren Jimmy Key, sadece şık değil, aynı zamanda sorumlu bir marka olma yolunda ilerliyor. Refabrik iş birliğiyle tasarım ve üretimde attığı dijitalleşme adımları sayesinde, daha az atıkla daha etkili sonuçlar elde ediyor. Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, “Her parça, doğaya verdiğimiz bir söz olmalı” diyerek yeni dönemin ipuçlarını verdi. Türkiye’de 72, yurtdışında 14 mağazasıyla büyümeye devam eden Jimmy Key, sektörün geleceğini teknolojiyle şekillendiriyor. Yapay zekâ ile tasarımda devrim yaratan marka, üretimden atık yönetimine kadar her süreci yeniden kurguluyor. Elvan Ünlütürk, “Sadece modayı değil, üretim zihniyetini de dönüştürüyoruz” açıklamasıyla vizyonunu ortaya koyuyor. Atık Yönetiminde Yeni Dönem: Tasarımdan Stoka Veriye Dayalı Yaklaşım Kadın hazır giyim sektörünün öncü markalarından Jimmy Key, sürdürülebilirliği sadece bir hedef değil, tüm operasyonlarının merkezine aldığı bir dönüşüm süreci olarak görüyor. Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, atık yönetimi konusunda attıkları dijital adımların altını çizerek, “Stok optimizasyonu sayesinde yalnızca ihtiyacımız kadar üretiyoruz. Bu hem ekonomik hem de çevresel olarak büyük bir kazanç” dedi. Yapay Zeka ile Tasarım Süreci Yeniden Şekilleniyor Jimmy Key, tasarım sürecinde Refabrik iş birliğiyle geliştirdiği yapay zeka çözümleri sayesinde, geleneksel numune üretim yöntemlerinin doğaya olan yükünü ciddi ölçüde azaltıyor. Ünlütürk, “Eskiden bir tasarımın hayata geçmesi onlarca numune üretimi anlamına geliyordu. Şimdi ise dijital ortamda üretiyor, değerlendiriyor ve en verimli sonucu alana kadar gerçek kumaşa dokunmadan ilerleyebiliyoruz. Bu, sadece maliyet değil, atık kumaşların da önüne geçmek demek.” ifadelerini kullandı. Geri Dönüşüm Değil, Önleyici Yaklaşım Atığı oluşmadan önlemek, Jimmy Key'in sürdürülebilirlik vizyonunun temel taşı. Yapay zeka destekli stok yönetimi sayesinde talep tahminleri daha isabetli yapılıyor ve raflarda fazlalık ürün birikmesi önleniyor. Bu da daha az fire, daha az imha ve daha az çevresel zarar anlamına geliyor. Ünlütürk, “Ürün yaşam döngüsünü başından sonuna kadar izleyebildiğimiz sistemler kuruyoruz. İzlenebilirlik, sürdürülebilirliğin omurgasıdır. Tedarik zincirinden müşteri memnuniyetine kadar her noktada veriyle karar veriyoruz.” şeklinde konuştu. Atığın Azalması, Karlılığı Artırıyor Sürdürülebilirlik hedeflerini yalnızca doğa için değil, iş modeli için de stratejik bir gereklilik olarak gören Jimmy Key, veriye dayalı üretim sayesinde kaynak kullanımını azaltarak kârlılığını artırıyor. “Az ama öz üretim” mottosu, yalnızca çevreci değil, aynı zamanda rekabetçi bir yaklaşımı da temsil ediyor. Gelecek Planları: Kurumsal Sürdürülebilirlik Birimi Kuruldu Şirket içinde özel bir sürdürülebilirlik birimi kurduklarını açıklayan Ünlütürk, “Her adımda bu dönüşümün şirketimizi ileriye taşıyacağını net şekilde görüyoruz. Bu nedenle tüm birimlerimizle birlikte atık yönetimini merkeze alan bir anlayışı benimsiyoruz.” dedi. Zanaatkârlık ve Teknoloji Birlikte Yürüyor Yapay zekanın bir araç olduğunu, esas farkı yaratanın insan faktörü ve zanaatkârlık olduğunu vurgulayan Elvan Ünlütürk, “Teknolojiyi kullanıyoruz ama ustalık duygusu, tasarım sezgisi ve kumaşa olan saygıyı asla kaybetmeden yürüyoruz.” diyerek sözlerini bitirdi. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 72, yurt dışında 14 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Moda Tasarımcıları İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor Moda akademisyeni, danışman ve girişimci Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, moda dünyasının en güçlü isimlerinden biri olan Anna Wintour’un American Vogue’daki görevinden ayrılışını değerlendirdi: “Moda dergiciliğinde kartlar yeniden karılıyor, Wintour sonrası Vogue dönemi bambaşka bir dinamik yaratabilir.” Moda dünyasının en etkili isimlerinden biri olan Anna Wintour, tam 37 yıldır sürdürdüğü American Vogue’un genel yayın yönetmenliği görevinden ayrıldığını duyurdu. Bu ayrılık, sadece bir yönetici değişikliği değil; aynı zamanda moda yayıncılığında köklü bir dönüşümün başlangıcı olabilir. Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre Wintour, Vogue’daki bu ikonik görevine veda etse de, Conde Nast bünyesindeki Vogue Küresel İçerikten Sorumlu Genel Müdürlüğü ve Conde Nast İçerikten Sorumlu Genel Müdürlük görevlerini sürdürmeye devam edecek. Ancak bu yeni yapılanmanın Vogue’un ruhunu nasıl etkileyeceği büyük bir merak konusu. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı bu büyük değişimi şöyle yorumladı: "Moda Dünyasında Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak" Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, bu gelişmenin yalnızca Vogue için değil, tüm moda dünyası için sarsıcı bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Anna Wintour, Vogue’un yalnızca genel yayın yönetmeni değil, adeta moda dünyasının görünmeyen kurallarını yazan biriydi. Onun liderliğinde Vogue, yalnızca bir dergi değil; bir moda otoritesine, bir referans noktasına dönüştü. Şimdi ise büyük bir boşluk doğuyor. Moda dergiciliğinde kartlar yeniden karılıyor. Yeni liderler, yeni sesler ve yeni etkiler sahneye çıkacak. Anna Wintour’un gölgesi hâlâ büyük olsa da, artık onun kurallarını değil, yeni bir kuşağın hikâyelerini konuşacağız.” dedi. Wintour sonrası dönemde, Vogue daha genç ve çağdaş bakış açılarına kapı açacağını duyursa da, bu adımın beraberinde riskler taşıdığına dikkat çeken Saygılı, şunları söyledi:  “Yeri doldurulamaz bir figürün yerine kim gelirse gelsin, Vogue’un havası değişecektir. Bu da derginin otoritesini zayıflatabilir. Özellikle Harper’s Bazaar gibi tarihi moda yayınları bu boşluktan faydalanarak öne çıkabilir. Yani sadece bir yönetici değişmiyor; moda dünyasında sınırlar da kalkıyor.”  “Moda Tasarımcıları İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor” Wintour’un ayrılığı sadece yayıncılık tarafında değil, tasarımcılar açısından da farklı bir dönemi işaret ediyor. Saygılı’ya göre, genç ve bağımsız tasarımcılar için bu değişim daha özgür ve kalıpların dışında bir yaratıcılığın kapısını aralayabilir: Vogue’un Tahtı Sallanıyor mu? Wintour’un ardından gelecek yeni ismin Vogue’a nasıl bir yön vereceği henüz bilinmiyor. Ancak Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı’ya göre, bu süreç sadece Vogue’un değil, genel olarak moda medyasının yeniden yapılanacağı bir dönem olacak: Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı Hakkında: 2012 yılında Gazi Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Pek çok devlet ve vakıf üniversitesinde çalıştı. 2001 yılında koleksiyon tasarımcısı olarak başladığı moda sektöründe, yüksek lisans ve doktora tezlerinin ardından moda sektörünü ve moda eğitimini birleştirici projeler yürütmektedir. Yeni çıkan kitabı “Zamansız Giysiler, Yavaş Moda – Tarzın ‘Sen’ Hali” ile her an, her zaman zamansız giysilerle nasıl şıklık yaratılabileceğini keyifli bir anlatımla, hikâyeleştirerek kaleme almıştır. İlk kitabı olan “Erkekler İçin Stil ve İmaj” kitabında ise, daha çok erkek okuyucuya hitap edecek şekilde, daha az ve öz anlatımla erkeklerin her alanda nasıl daha şık olabileceklerini yazmıştır. Yazmış olduğu pek çok akademik makale ve bildiri ile, 22 yıllık akademik kariyerinde modanın akademik alanına da pek çok katkıda bulunmaktadır. Stilim isimli yeni yapay zekâ uygulaması ile de herkesin “Bugün ne giysem?” derdini sonlandıracak bir çözüm geliştirmiştir. Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak, günlerine en az yarım saat daha zaman kazandırırken şık görünmelerini sağlayacak olan uygulama, 20 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kullanıma açılacaktır. Şu anda kendi şirketi olan BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık A.Ş.’de, Stilim yapay zekâsının yanı sıra “VAKA” isimli bir moda markası ve farklı moda markalarına tasarım yaptıkları bir alan da bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası alanda “Moda Sektöründe Türkiye’nin Tasarım Alanındaki Gücü”nün savunuculuğunu yaptığı fuar, kongre vb. etkinliklerde yer almaktadır. Instagram ve YouTube’da dijital içerik üreticisi olarak “Moda ve Moda Eğitimi” ile ilgili içerikler üretmektedir. #### Mutlucell Sabit Telefon Faturalarınızda %70 Tasarruf Sağlıyor İş dünyasında rekabet her geçen gün artarken, şirketler gider kalemlerini optimize etmenin ve dijitalleşmenin yollarını arıyor. İletişim giderleri, işletmelerin bütçelerinde en önemli kalemlerden birini oluşturuyor. Geleneksel telekomünikasyon altyapılarında yüksek görüşme tarifeleri ve kullanılmasa dahi her ay zorunlu olarak ödenen yüksek sabit ücretler, kurumlar için ciddi bir maliyet yükü haline geliyor. Aylık Sabit Ücret Dönemi Sona Eriyor Türkiye'nin önde gelen BTK lisanslı telekomünikasyon şirketlerinden Mutlucell, sunduğu yeni nesil IP tabanlı sabit telefon hizmetiyle işletmelerin iletişim maliyetlerini %50 ile %70 oranında düşürmeyi başarıyor. Geleneksel operatörlerin aksine Mutlucell, "aylık sabit ücret" uygulamasını tamamen ortadan kaldırıyor. İşletmeler, hiçbir sabit ücret ödemeden yalnızca "konuştukları kadar ödeyecekleri" esnek tarifelerle iletişim giderlerini kontrol altına alıp büyük oranda tasarruf sağlıyor. Dakika Bazlı Ekonomik Tarifeler Dakika bazlı ücretlendirme modeli sayesinde Mutlucell aboneleri, yurt içi ve yurt dışı aramalarını son derece uygun fiyatlarla gerçekleştirebiliyor. İşletmelerin iletişim ihtiyaçlarına ve arama yoğunluklarına göre özelleştirilen tarifelerde; aylık 100 dakikadan başlayıp 25.000 dakikaya kadar uzanan geniş ve ekonomik paket seçenekleri bulunuyor. Numaranızı Değiştirmeden Yeni Nesil Altyapıya Geçin Kurumlar, bu avantajlı dünyaya adım atmak için markalaşmış numaralarını değiştirmek zorunda kalmıyor. Şirketler, diğer sağlayıcılarda kullandıkları mevcut coğrafi numaralarını (0212, 0312, 0216 vb.) veya 0850'li hatlarını Mutlucell'in ücretsiz "Numara Taşıma" hizmeti ile taşıyarak yeni nesil bulut iletişim teknolojilerine anında geçiş yapabiliyor. Dileyen firmalar ise Mutlucell'den konumdan bağımsız yeni bir 0850'li numara veya 0 216, 212, 312, 462 gibi coğrafi numara tahsis ederek kurumsal imajlarını güçlendirebiliyor. Sabit Telefonunuz Her An Cebinizde Sistem, maliyetleri düşürmenin yanı sıra şirketlere kusursuz bir mobilite sunuyor. İnternetin olduğu her yeri ofise dönüştüren altyapı sayesinde kullanıcılar, iOS ve Android işletim sistemli akıllı telefonlarına indirecekleri mobil ses uygulamaları ile sabit hatlarını diledikleri yere taşıyabiliyor. Bu sayede ofis dışında veya yurt dışında dahi olsanız şirketinize gelen çağrıları akıllı telefonunuzdan karşılayabilir, kendi 0850'li veya sabit numaranız üzerinden müşterilerinizi arayabilirsiniz. 16 Yıllık Tecrübe, 100 Bini Aşkın Abone İletişim sektöründe 16 yıllık bir tecrübeye sahip olan ve 2010 yılından bu yana Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) lisanslarıyla hizmet veren Mutlucell, güçlü fiber omurgası ve yedekli sunucu altyapısıyla güven veriyor. Bugün 100.000'i aşkın abonesine, 5.000'den fazla bulut santral kullanıcısına hizmet sağlayan ve yıllık 1.5 milyar SMS gönderimine altyapı sunan firma, şirketlerin dijital dönüşüm yolculuğunda en güçlü çözüm ortağı olmaya devam ediyor. İşletmenizdeki sabit telefon faturasını düşürmek ve modern iletişim çözümleriyle tanışmak için Mutlucell'in avantajlı tarifelerini inceleyebilirsiniz. https://mutlucell.com.tr/sabit-telefon #### Nakit Akışı (Cash Flow) vs Kârlılık (Profit) | Finans Sohbetleri #1 | Dr. Ömer Haksever İşletmenizde kârlı olduğunuz halde neden nakit sıkıntısı çektiğinizi hiç düşündünüz mü? Bu bölümde Nakit Akışı (Cash Flow) ile Kârlılık (Profit) kavramlarının farklarını, ilişkilerini ve işletme başarısındaki kritik rollerini değerlendirdik. https://www.youtube.com/watch?v=XZTeCzIpFN4 🎙 Konuk: Dr. Ömer Haksever, CPA (Right Group CEO & İstanbul Teknik Üniversitesi Lecturer) 🎙 Sunucu: Kenan Altun (Kurumsal Medya) 💡 Bu yayında öne çıkan başlıklar: Nakit akışı nedir, kârlılık nedir ve aralarındaki farklar nelerdir? Kârlı şirketler neden iflas edebilir? Nakit akışı yönetiminde yapılan en yaygın hatalar Şirketlerde nakit akışı nasıl iyileştirilir? Finansal tabloları okurken nelere dikkat edilmeli? "Tahakkuk Esaslı" Alternatif "Tahsilat Esaslı" vergilendirme önerisi 🎯 Kimler izlemeli? Girişimciler ve KOBİ sahipleri CFO’lar, muhasebe ve finans profesyonelleri Yatırımcılar ve iş geliştirme uzmanları Finansal okuryazarlığını artırmak isteyen herkes 🔔 Abone olun ve yeni içeriklerden haberdar olmak için bildirimleri açın. “Finansal Türbülansta Şirketlere Navigasyon Rehberi” – Dr. Ömer Haksever ile Röportaj Right Group CEO’su Dr. Ömer Haksever: “Şirket Yönetiminde Görsel Raporlama Kritik Öneme Sahip” #### NEET PRO, Sürdürülebilir İş Ödülüne Layık Görüldü Konak Belediyesi öncülüğünde, İzmir Konak İş Eğitim Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençlere Yönelik İşgücü Piyasası Destek Programı (NEET PRO), Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından Sürdürülebilir İş Ödülleri 2025’te “İş Birliği – Özel Sektör, STK, Kamu, Akademi” kategorisinde ödüle layık görüldü. Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da 8 Ekim Çarşamba günü düzenlenen törende takdim edilen ödülü, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ile birlikte, Norm Holding İcra Kurulu Üyesi Birol Durdu, Cevdet İnci Eğitim Vakfı Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektör Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Burçin Önder aldı. Avrupa Birliği destekli proje kapsamında kurulan Konak İş Eğitim Merkezi, gençlerin istihdamına ve kadınların teknik alanlarda güçlenmesine yönelik örnek bir model sunuyor. Merkezde verilen CNC Operatörlüğü ve Gaz Altı Kaynakçılığı eğitimleriyle, gençlerin mesleki beceriler kazanarak iş gücü piyasasına katılımı destekleniyor. Norm Holding İcra Kurulu Üyesi Birol Durdu, programın elde ettiği başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “NEET PRO; özel sektör, kamu ve yerel yönetim iş birliğinin toplumsal fayda yaratmadaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bu anlamlı iş birliğinde yer alarak, gençlerin mesleki beceriler kazanmasına ve kadınların teknik alanlarda güçlenmesine katkı sunmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Birlikte çalışmaya, birlikte başarmaya devam edeceğiz.” Gençlerin istihdama katılımını artırmayı, kadınların teknik alanlarda güçlenmesini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçlayan Norm Holding, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, Nitelikli Eğitim (SKA 4), Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (SKA 5) ve Amaçlar İçin Ortaklıklar (SKA 17) alanlarında  katma değer sağlamaya devam edecek. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com Norm Tooling Hakkında: Norm Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve 2003 yılında kurulan Norm Tooling; 2006 yılında bağlantı elemanları için kalıp üretimine ve talaşlı imalat ile özel parça üretimi faaliyetlerine başladı. Yüksek kaliteli, ekonomik fiyatlı ve tam zamanında (JIT) en iyi hizmeti sağlamayı amaçlayan Norm Tooling; yeni nesil üretim teknolojileri, modern ve kapsamlı makine parkuru ile talaşlı imalat ve soğuk dövme kalıpçılığı konusunda hizmet veriyor. Toplam 10.000 m2 kapalı alanda 300 çalışanı ile faaliyet gösteren Norm Tooling; yıllık 400.000 adet kalıp, 50 milyondan fazla talaşlı imalatlı ürün üretebilme potansiyeline sahip. https://normtooling.com #### Neo Menkul Değerler ile Yatırım Dünyasında Yeni Bir Dönem Başlıyor Türkiye’nin yatırım ekosisteminde yeni bir oyuncu daha sahaya çıkıyor. Neo Grup, finans sektöründeki birikimini menkul kıymetler alanına taşıyarak Neo Menkul Değerler markasıyla yatırımcılara kapsamlı bir işlem platformu sunmaya hazırlanıyor. Neo Menkul Değerler, yalnızca bir aracı kurum olmanın ötesine geçerek; yatırım fonlarından hisse senetlerine, sabit getirili ürünlerden yurt dışı piyasalara kadar geniş bir ürün yelpazesini tek çatı altında bir araya getirecek. Yakın dönemde vadeli işlemler ve türev ürünlerin de platforma dahil edilmesi planlanıyor. Neo Menkul Değerler, yatırımcılara yalnızca alım-satım imkanı sunmakla kalmıyor; fon yönetimi tarafındaki deneyimi ve analiz desteğiyle stratejik bir yatırım yaklaşımı vadediyor. Tüm işlemlerin ise geliştirilen mobil uygulama üzerinden kolayca gerçekleştirilebilmesi hedefleniyor. Fon Yönetimi Gücü Yatırımcıya Doğrudan Yansıyor Neo Menkul Değerler’in en önemli farkı, Neo Portföy’ün fon yönetimindeki deneyimini Neo Menkul üzerinden yatırımcıya taşıması. Bu yapı sayesinde yatırımcılar yalnızca ürünlere erişmekle kalmıyor; aynı zamanda profesyonel fon yönetimi yaklaşımıyla oluşturulmuş bir yatırım aklından da faydalanıyor. Araştırma ekibinin analizleri ve model portföy önerileri doğrultusunda, yatırımcıların risk seviyesine göre daha dengeli bir risk-getiri yapısı hedeflenecektir. Tek Uygulama ile Hızlı ve Kolay Yatırım Neo Menkul Değerler’in geliştirdiği yeni mobil uygulama, yatırım süreçlerini sadeleştiriyor. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde yatırımcılar; fon alım-satımı, hisse senedi işlemleri ve farklı piyasalara erişim gibi işlemleri tek bir platform üzerinden hızlıca gerçekleştirebiliyor. Uygulama, yatırım kararlarını destekleyecek analiz ve veri akışlarını da kullanıcıya sunarak, işlemleri yalnızca kolay değil aynı zamanda daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Dijital Kolaylık, Uzman Desteğiyle Tamamlanıyor Neo Menkul Değerler, tamamen dijital bir model yerine hibrit bir yapı sunuyor. Yatırımcılar işlemlerini dijital platformdan gerçekleştirirken, ihtiyaç duyduklarında uzman ekiplerden bire bir destek de alabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle karar anlarında profesyonel görüşe ihtiyaç duyan yatırımcılar için önemli bir avantaj sağlıyor. “Yatırımcıya Sadece Ekran Değil, Birikim Sunuyoruz” Neo Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdoğan Uğurlu, yeni yapıya ilişkin; “Neo Menkul Değerler ile yatırımcılarımıza yalnızca işlem yapabilecekleri bir platform değil, arkasında güçlü bir fon yönetimi tecrübesi olan bir yapı sunuyoruz. Amacımız, yatırım kararlarını daha sağlıklı verilere dayandıran bir sistem oluşturmak. Neo Menkul Değerler müşterisi, sadece bir ekran değil, arkasında büyük bir "fon yönetim aklı" olan ekosisteme dahil olacaktır.” derken; Neo Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Arda Kocaman ise; “Yatırımcılar artık hem hız hem de güven arıyor. Biz de dijital işlem kolaylığını, uzman desteği ve geniş ürün çeşitliliğiyle birleştirerek bu ihtiyaca cevap veriyoruz.” şeklide konuştu. Bağımsız ve Kurumsal Yapıyla Güven Odaklı Yaklaşım Neo Grup’un bağımsız ve kurumsal yapısı, Neo Menkul Değerler’in temelini oluşturuyor. Bu yapı sayesinde yatırımcılara; şeffaf, analiz odaklı ve sürdürülebilir bir yatırım deneyimi sunulması hedefleniyor. Neo Menkul Değerler, farklı risk profillerine uygun çözümler geliştirerek yatırımcıların piyasalarda daha sağlam adımlar atmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. #### Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’ne Ahmet Ercan Ekmen Getirildi Türkiye sermaye piyasalarının deneyimli isimlerinden Ahmet Ercan Ekmen, Neo Portföy’ün Kurumsal Satış ve Pazarlama Direktörü olarak göreve başladı. Sektörde 18 yılı aşan deneyime sahip olan Ekmen, yeni görevinde şirketin kurumsal büyüme stratejilerine katkı sağlayacak. Ahmet Ercan Ekmen, lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İktisat Bölümü’nde tamamladı. Ekonomi teorisi ile uluslararası finans dinamiklerini bir arada ele alan güçlü bir akademik altyapıya sahiptir. Sermaye Piyasalarında 18 Yıllık Derin Deneyim Ekmen; BIST ve uluslararası piyasalarda hisse senedi, türev ürünler, eurobond, yatırım fonları ve sukuk ihraçları başta olmak üzere geniş bir ürün yelpazesinde uzmanlaştı. Kariyeri boyunca halka arz süreçlerinde yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılara yönelik satış ve dağıtım organizasyonlarını yöneten Ekmen, aynı zamanda arbitraj fonlarının işlem ve operasyonları gibi teknik uzmanlık gerektiren alanlarda da süreç yönetimi gerçekleştirdi. Kurumsal aracılık, varlık yönetimi ve hedging stratejileri gibi konularda önemli roller alan Ekmen, çok yönlü düşünme kabiliyeti ve stratejik karar alma yetkinliğiyle öne çıkmaktadır. Sektörün Önde Gelen Kurumlarında Kritik Görevler Ahmet Ercan Ekmen kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen aracı kurum ve yatırım kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Son olarak Halk Yatırım’da şube müdürlüğü ve kurumsal aracılık bölüm yöneticiliği görevlerini üstlenen Ekmen; tahvil, bono ve sukuk ihraçlarının gerçekleştirilmesi, yatırım fonları operasyonlarının yönetimi ve halka arz süreçlerinin koordinasyonunda aktif rol aldı. Daha önce İş Yatırım’da kurumsal firmalara yönelik varlık yönetimi ve türev ürün danışmanlığı hizmetleri sunan Ekmen, Garanti Yatırım ve Eczacıbaşı Menkul Değerler bünyesinde de yatırım ürünleri ve portföy yönetimi alanlarında önemli sorumluluklar üstlendi. Kariyerinin ilk yıllarında Oyak Yatırım’da yönetici adayı olarak görev yaptı. Neo Portföy’ün Kurumsal Büyüme Hedeflerine Güçlü Katkı Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 ve Türev Araçlar lisanslarına sahip olan Ekmen; şube ve bölüm yönetimi, kurumsal satış organizasyonları, halka arz dağıtım süreçleri ve borçlanma aracı ihracı konularındaki uzmanlığı, analitik yaklaşımı, liderlik deneyimi ve piyasa bilgisiyle yeni görevinde Neo Portföy’ün kurumsal yatırımcı segmentindeki konumunu güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme stratejilerine katkı sağlamaya odaklanacak. #### Neo Portföy ve Emlakjet’ten NPJET Gayrimenkul Yatırım Fonu : Hedef 5 yıl İçerisinde 500 Milyon Dolara Ulaşmak Türkiye'nin önde gelen portföy yönetim şirketlerinden Neo Portföy ile dijital gayrimenkul pazarının güçlü oyuncusu Emlakjet güçlerini birleştirerek Neo Portföy EmlakJet Gayrimenkul Yatırım Fonu (NPJET)’i hayata geçirdi. Fon yatırımcılara doğrudan taşınmaz satın almadan gayrimenkul sektörüne yatırım imkânı sunuyor. Şu an büyüklüğü 200 milyon TL olan fonun, 5 yıl içerisinde 500 milyon dolara ulaşması hedefleniyor. Yönettiği toplam varlık büyüklüğü 76,9 milyar TL’yi, yönettiği GYF büyüklüğü ise 10,6 milyar TL’yi bulan Neo Portföy, gayrimenkul ve teknoloji sektörlerini bir araya getiren bu yeni iş birliği kapsamında, Türkiye'nin en güçlü gayrimenkul teknolojisi (proptech) platformlarından biri olan Emlakjet ile Neo Portföy EmlakJet Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (NPJET) hayata geçirdi. Fon faaliyetlerine 27 adet konut ve 200 milyon TL ile başlarken, bölge seçiminde ağırlık İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir olurken, yatırımlar 10 büyük il bazında hızla devam edecek.  NPJET’in odaklandığı bölgeler ise 0-10 yaş konutlar, ulaşım ağlarına, sağlık hizmetlerine ve ana arterlere yakın bölgeler olurken, henüz metronun ulaşmadığı, ileride değerlenecek bölgeleri de mercek altına alıyor. Yatırımlarda Yeni Bir Dönem NPJET, yatırımcılara doğrudan taşınmaz satın almadan, profesyonel yönetilen ve çeşitlendirilmiş bir portföy aracılığıyla gayrimenkul sektörüne yatırım imkânı sunuyor. Neo Portföy'ün yatırım yönetimindeki tecrübesi ile Emlakjet’in sektördeki veri gücünü bir araya getiren NPJET, yatırımcıların finansal hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırırken, aynı zamanda konut ve ticari gayrimenkul varlıklarına erişimi daha şeffaf ve erişilebilir hale getiriyor.  NPJET, yatırımcılara gayrimenkul sektöründe şeffaf, güvenli ve yüksek potansiyelli bir alternatif sunacak. “Veri ve teknolojiyle şekillenen yeni nesil gayrimenkul yatırımı dönemini başlatıyoruz” Emlakjet CEO’su Tolga İdikat, konuyla ilgili olarak; “Gayrimenkul sektöründe finansman dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Kullanıcıların krediyle konut edinme eğilimi artarken, faiz oranlarındaki olası değişimlere karşı hassasiyet de yükseliyor. Bu değişen yatırımcı davranışlarını doğru okuyarak, Emlakjet olarak gayrimenkule farklı bir bakış açısı kazandıracak yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Neo Portföy ile güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin yapay zeka ve veriye dayalı ilk gayrimenkul yatırım fonu NPJET’’i kurduk. 2006’dan bu yana sahip olduğumuz büyük veri birikimi, teknoloji altyapımız ve 40 bini aşkın emlak danışmanımızla edindiğimiz saha tecrübemiz sayesinde, gelir potansiyeli en yüksek portföyleri yatırımcılarla buluşturacağız. NPJET fonunun temel stratejisi; yüksek gelir potansiyeli taşıyan gayrimenkulleri tespit edip fon portföyüne dahil etmek, ardından bu varlıkları kiraya vererek yatırımcıların hem kira getirisinden hem de orta-uzun vadede değer artışından fayda sunmak olacak. Yatırımı daha öngörülebilir ve şeffaf hale getiren bu yapı sayesinde, yatırımcılar klasik gayrimenkul alım-satım sürecine girmeden profesyonel yönetilen, teknolojiyle desteklenen bir fona ortak olacak. NPJET ile yalnızca bugünün değil, yarının gayrimenkul yatırım anlayışını da yeniden tanımlıyoruz.” derken; Neo Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Yener Yıldırım ise; alternatif varlık sınıflarında yatırımcıların taleplerinin çeşitlendiğine dikkat çekerek, NPJET’in bu talebe yeni bir yanıt olduğunu vurguladı.  Yıldırım, “Yeni bir gayrimenkul ürününü sunmaktan dolayı gurur duyuyoruz. 42 bin yatırımcımız var. Sektör gibi biz de hızlı büyüyoruz. Dünyada da gayrimenkul yatırım fonlarının hızla büyüdüğünü görüyoruz. Sektör dev bir ekosistem yaratıyor. Teknoloji kullanımı ise sektöre başka bir boyut katıyor. Hem Türkiye’de hem dünyada teknoloji kullanımı GYF için ayrı bir gelişim süreci başlattı. Türkiye’de Gayrimenkul Yatırım Fonları’nın büyüklüğü 2024 yılı sonunda 103,3 milyar liraya ulaştı. 2023 yılı aynı dönemde bu rakam 52,3 milyar liraydı. Yaklaşık %100 bir büyüme söz konusu. Neo Portföy olarak, 20 adet Gayrimenkul Yatırım Fonu ve 4 adet Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu bulunmakta. 6 Proje GYF de yolda bekliyor. Yönettiğimiz toplam varlık büyüklüğü ise 10,6 milyar TL’yi buldu. 2024 yılı içinde yaklaşık 1.000 adet gayrimenkul işlemi gerçekleştirdik. En fazla yatırım yaptığımız iller arasında İstanbul, Kocaeli, Antalya ve Çanakkale yer alıyor. İstanbul’da 105 taşınmaz ile toplam 1,8 milyar TL, Kocaeli’nde 31 taşınmaz ile 842 milyon TL, Antalya’da 63 taşınmaz ile 964 milyon TL, Çanakkale’de ise 35 taşınmaz ile 543 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirildi. Portföyümüz, çeşitli gayrimenkul türleriyle geniş bir çeşitlilik gösteriyor. Emlakjet’le gerçekleştirdiğimiz heyecan verici bu işbirliği ile yatırımcılarımızın beklentilerine cevap vereceğimiz için çok mutluyuz. Şu an fonumuzun büyüklüğü 200 milyon TL. Bu fonu 5 yıl içerisinde 500 milyon dolara ulaştırmayı hedefliyoruz.” diyerek sözlerini bitirdi. NPJET Künye: NPJET, Türkiye'de bir benzeri daha olmayan, veriye dayalı ve konut odaklı akılcı bir yatırım anlayışıyla yüksek getiri sağlamak amacıyla EmlakJet.com iş birliğiyle oluşturulmuş bir yatırımdır. Fonun yatırım komitesinde Bekir Yener Yıldırım, Mustafa Doğan, Deniz Şahinkaya, Tolga İdikat, Kerim Avşar ve Özgür Ö. Tanrıverdi yer alıyor. Yatırımcılar, 2.000 adetlik minimum katılım payı limiti ile bu fırsattan yararlanabilir. Fon, yıllık %1.5 yönetim ücreti ve enflasyon üstü getiriden %20 performans ücreti ile işlemektedir. Fonun hedef yıllık getiri oranı, TÜFE artı %10 olarak belirlenmiştir. Referans kur olarak TL veya Amerikan Doları kullanılmaktadır. Yatırım stratejisi, yüksek getiri potansiyeli taşıyan konut yatırımlarıyla, sektördeki fırsatları doğru analiz ederek, katılımcılara sürdürülebilir kazanç sağlamayı amaçlamaktadır. Bugün Türkiye’nin en dinamik portföy yönetim şirketlerinden biri olan Neo Portföy, kurumsal ve bireysel yatırımcılara alternatif varlık sınıflarında yenilikçi ürünler sunuyor. Emlakjet ise her ay 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi rakamlarına ulaşarak, Türkiye’deki konut alım satım süreçlerinde dijitalleşmenin öncüsü olmayı sürdürüyor. Emlakjet’in bağlı olduğu iLab Holding, Hangi Kredi, Kariyer.net, Sigortam.net gibi sektör lideri platformlarla dijital ekosistemde güçlü bir konuma sahip bulunuyor. #### Neo Portföy: 2026 Yatırım Stratejilerinde “Akıllı Denge” Dönemi Başlıyor Neo Portföy, 2026 yılı için küresel ve yerel piyasalarda yatırım kararlarını şekillendirecek temel dinamiklere dikkat çekti. Jeopolitik risklerin, kamu borçluluğunun ve para politikalarına yönelik belirsizliklerin gündemde kalmaya devam ettiği bu dönemde; enflasyonla mücadelede sağlanan ilerleme ve faiz döngüsünde normalleşme beklentilerinin, doğru varlık dağılımı yapan yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratabileceği vurgulandı. Neo Portföy, küresel ve yerel piyasalara ilişkin beklentilerini paylaştı. Jeopolitik riskler, yüksek kamu borçluluğu ve para politikalarındaki belirsizliklerin etkisini koruduğu bir döneme girilirken; enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerleme ve faiz döngüsünde normalleşme sinyallerinin, doğru stratejilerle önemli yatırım fırsatları yaratabileceği açıklandı. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, piyasalara ilişkin değerlendirmesinde 2026 yılında yatırım anlayışında nitelikli bir dönüşüm yaşanacağını ifade ederek şunları söyledi:  “Önümüzdeki dönemde yatırımcıların yönünü, kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade piyasa koşullarına uyum sağlayabilen, risk-getiri dengesini sürdürülebilir biçimde yöneten stratejiler belirleyecek. Seçici olmak, 2026’nın en kritik yatırım refleksi olacak. Türkiye Perspektifi: Dezenflasyon ve Öngörülebilirlik Kritik Küresel ölçekte merkez bankalarının faiz indirimi sürecine ne zaman ve hangi hızda gireceği, varlık fiyatlamalarının ana belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Dijitalleşme, yapay zekâ, savunma sanayi ve enerji dönüşümü gibi yapısal temalar sermaye akımlarını yönlendirirken; Avrupa ekonomisinde toparlanma sinyalleri ve küresel ticaret hacmindeki artış, gelişmekte olan ülkeler için destekleyici bir zemin oluşturuyor. Türkiye özelinde ise makroekonomik dengelenme sürecinin devamı, para politikasında öngörülebilirliğin artması ve dezenflasyon sürecinin korunması yatırım ortamı açısından kritik önem taşıyor. Finansman koşullarındaki iyileşme ve sermaye girişlerinin sürdürülebilirliği, 2026 yılında Türkiye varlıklarına yönelik iştahı artırabilecek başlıca faktörler arasında gösteriliyor.” Neo Portföy’e göre bu dönemde yatırımcıların tek bir varlık sınıfına odaklanmak yerine, portföylerini farklı piyasa senaryolarına karşı dayanıklı hale getirmeleri gerekiyor. Aktif yönetilen yatırım fonları, reel varlık temalı enstrümanlar ve seçici hisse senedi yatırımları, piyasa koşullarına uyum kabiliyetleri sayesinde ön plana çıkarken; faiz-enflasyon dengesinde normalleşmenin sürmesiyle birlikte sabit getirili menkul kıymetler yeniden cazip bir zemin sunuyor. Yurt dışı piyasalarda ise teknoloji, sağlık, savunma sanayi, finans, enerji, veri merkezleri ve çip üreticileri gibi sektörlerin 2026 yılında yatırımcıların radarında olmaya devam etmesi bekleniyor. Yapay zekâ, robotik ve blockchain gibi alanlardaki hızlı gelişmeler, bu sektörlerin büyüme potansiyelini destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu alanlara doğrudan hisse yatırımıyla ya da uzman yönetimi sunan fonlar aracılığıyla erişim sağlanabileceği belirtiliyor. Emtia ve Eurobond Cephesinde Beklentiler Emtia cephesinde altın, jeopolitik risklerin ve küresel belirsizliklerin sürdüğü bir ortamda güvenli liman özelliğini korurken; enerji dönüşümü ve altyapı yatırımlarının etkisiyle bakır, aliminum, paladyum, platin gibi baz metallerin orta ve uzun vadede desteklenebileceği öngörülüyor. Tarımsal emtialar ise iklim krizi ve arz riskleri nedeniyle yatırımcıların yakından takip etmesi gereken alanlar arasında yer alıyor. Eurobond’lar, özellikle faizlerin zirve seviyelere yakın seyrettiği bu dönemde döviz bazlı düzenli getiri arayan yatırımcılar için önemini koruyor. Faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi ve ülke risk priminde yaşanabilecek iyileşmeler, orta vadeli eurobond’larda değer artışı potansiyeli yaratabilir. Fon ve BES Yatırımcılarına Öneriler Fon ve BES yatırımcıları açısından ise uzun vadeli bakış açısını koruyan, piyasa dalgalanmalarına karşı disiplinli kalan yatırımcıların önümüzdeki dönemde daha istikrarlı bir birikim süreci yakalayabileceği ifade ediliyor. Aktif yönetilen ve piyasa koşullarına hızlı uyum sağlayabilen fonların, 2026 yılında yatırımcılar açısından daha avantajlı bir zemine sahip olacağı öngörülüyor. 2026’nın Ana Teması: Seçicilik Neo Portföy, 2026 yılında yatırım araçlarında seçiciliğin ön plana çıkacağını; istikrar arayan yatırımcılar için sabit getirili enstrümanların, büyüme arayanlar için ise sınırlı ancak nitelikli fırsatların belirleyici olacağını vurguluyor. Değişen piyasa koşullarına uyum sağlayan, iyi çeşitlendirilmiş portföyler ise önümüzdeki dönemin kazanan stratejileri arasında yer alıyor Küresel Gündem: Belirsizlikler Kadar Fırsatlar da Var Küresel piyasalarda merkez bankalarının faiz indirimi sürecine ne hızda ve hangi ölçekte gireceği, 2026 yılının ana belirleyicilerinden biri olacak. Dijitalleşme, yapay zekâ, savunma sanayi ve enerji dönüşümü gibi yapısal temaların sermaye akımlarını yönlendirmesi beklenirken; Avrupa ekonomisinde toparlanma ve küresel ticaret hacmindeki artış, gelişmekte olan ülkeler için destekleyici bir zemin oluşturabilir. #### Nevzat Aydın'dan girişimcilere: Şimdi fırsat yapay zekada Nevzat Aydın: Benim dönemimde fırsat internetti, şimdi yapay zeka Yemeksepeti Kurucusu ve yatırımcı Nevzat Aydın, “Yapay zekanın hayatı birçok alanda ne kadar değiştirdiğini birkaç yıl içinde göreceğiz. Bizi çok değişik bir dünya bekliyor. Bu bir fırsat. Benim dönemimde bu fırsat internetti. Ben de doğru zamanda doğru projeyi yaptım. Şimdi gelişecek şey yapay zeka!” dedi. Nevzat Aydın, İstanbul Yenikapı Etkinlik Alanında düzenlenen küresel e-ticaret fuarı WORLDEF ISTANBUL 2025’e katıldı. Aydın, fuar kapsamında “E-Ticarette Sıradaki Ne? Öncü Bir Girişimciyle Açık Bir Sohbet” konulu panelde konuştu. Türkiye’de İş Dünyası Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, e-ticaret, girişimcilik ve yapay zeka ele alındı. “E-ticaret ciddi anlamda büyüyecek” Nevzat Aydın, e-ticaret ekosistemindeki gelişmelere değinerek, “En karamsar senaryoya göre e-ticaretin önümüzdeki 10 yıl içinde 3 kat büyüyeceği tahmin ediliyor. Sektöre ve o sektördeki oyunculara göre değişse de e-ticaret ciddi anlamda büyüyecek. Yapay zekanın işin içine girmesi ile beraber çok daha farklı uygulamalar hayatımıza girecek. Kişiselleştirme tarafında, size özel hizmet alabilme anlamında bizi ilginç şeyler bekliyor.” diye konuştu. “İçinde yapay zeka olmayan bir startup çok zor gelişir” Bilgiye dayalı iş yapmanın önemine dikkat çeken Aydın, yatırım yaptığı 80'den fazla startup olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Yatırım yapacağım girişimlerle ilgili öncelikle girişimcinin profiline ve karakteristik özelliğine bakarım. Yatırım yaptığım girişim, birlikte mesai yaparken keyif alacağım ve bir şeyler öğreneceğim bir girişim olmalı.” Aydın, “İçinde yapay zeka olmayan bir startup çok zor gelişir. Girişiminin bir yerinde teknoloji ve ölçeklenebilirlik olması lazım. Yapay zeka bunu fazlasıyla yapıyor. Benim zamanımda aklıma gelen bir projeyle ilgili dünyada nasıl olmuş, neler yapılmış gibi bir bilgi yoktu. Şimdi acayip bir bilgi var, her yerde bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Ama bu bilgiler arasından işinize yarayan bilgiyi ayıklamak çok daha önemli. Mutlaka çok iyi araştırmak ve doğru bilgiyi bulmak gerekiyor.” sözlerini kaydetti. “Benim dönemimde fırsat internetti, şimdi yapay zeka” Aydın, “Yapay zekanın hayatı birçok alanda ne kadar değiştirdiğini birkaç yıl içinde göreceğiz. Bizi çok değişik bir dünya bekliyor. Bu bir fırsat. Benim dönemimde bu fırsat internetti. Ben de doğru zamanda doğru projeyi yaptım. Şimdi gelişecek şey yapay zeka! Bence gençlerin en büyük şansı, yapay zekanın onları geliştirerek gelmesi. Yapılabilecek çok şey var.” ifadelerini kullandı. #### Nijerya Pazarına Giriş Afrika'nın Dev Pazarı Nijerya: Nijerya Dış Ticaret ve İş Rehberi Afrika kıtasının parlayan yıldızı, devasa nüfusu ve hızla büyüyen ekonomisiyle Nijerya, uluslararası ticaret için eşsiz fırsatlar sunuyor. ECOWAS pazarının kalbi olan bu ülke, doğru stratejilerle yaklaşıldığında şirketiniz için yepyeni kapılar açabilir. Ancak her büyük fırsat gibi, Nijerya pazarına giriş de kendine özgü zorlukları ve dikkat edilmesi gereken noktaları beraberinde getiriyor. https://www.youtube.com/watch?v=d0DailvT5I8 Bu yazımızda, Nijerya pazarının genel dinamiklerine hızlı bir bakış atacak ve bu pazarda başarılı olmak için bilmeniz gereken temel adımları özetleyeceğiz. Neden Nijerya? Büyük Nüfus: 227 milyonu aşan nüfusuyla Nijerya, Afrika'nın en kalabalık ülkesi ve büyük bir tüketici potansiyeline sahip. Hızla Büyüyen Ekonomi: Tarım, petrol, telekomünikasyon ve hizmet sektörlerindeki büyüme ile bölgesel bir ekonomik lokomotif konumunda. Genç ve Dinamik İş Gücü: Genç ve girişimci bir nüfus, inovasyon ve iş kurma potansiyelini artırıyor. Peki, bu cazip pazara adım atmadan önce nelere dikkat etmeliyiz? İş kültürü nasıl bir rol oynar? Hangi adımlarla riski en aza indirebiliriz? Ve en önemlisi, Nijerya pazarındaki fırsatları ve potansiyel tehditleri nasıl analiz edebiliriz? Bu soruların ve daha fazlasının cevaplarını detaylı bir şekilde öğrenmek için hazırladığımız aşağıdaki dokümanı okuyabilir ve yukarıdaki videodan özet bilgileri öğrenebilirsiniz. Nijerya Pazar Analizi ve Ticaret Rehberiİndir Dosyayı indirebilir, pazara giriş çalışmalarınız için kullanabilirsiniz. #### Norm Coating Ar-Ge Merkezi Tescillendi Norm Holding bünyesinde yüzey kaplama teknolojileri alanında faaliyet gösteren Norm Coating, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen Ar-Ge Merkezi statüsünü resmen almaya hak kazandı. Teknik altyapı geliştirme, insan kaynağı yatırımı ve yenilikçi proje çalışmalarıyla bu başarıya ulaşan Norm Coating, Norm Coating Ar-Ge Merkezi olarak artık resmi olarak Türkiye’nin tescilli Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda. Ulusal ve uluslararası pazarlarda tam otomatik kaplama hatları, ayıklama makineleri ve paketleme tesisi ile faaliyet gösteren Norm Coating, Salihli’de 5, İzmir’de 3 ve Sakarya’da 1 olmak üzere 9 üretim tesisi, 800’den fazla çalışanı, 27 yıllık tecrübesi ve zengin kaplama çeşitliliği ile ulusal ve uluslararası müşterilerine yüksek standartlarda hizmet veriyor. Yüzey kaplama teknolojilerinde stratejik dönüşüm Yüksek kaliteli kaplama çözümleriyle otomotiv, enerji ve makine gibi sektörlere hizmet veren Norm Coating, Ar-Ge Merkezi unvanıyla kaplama sektöründeki teknolojik liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor. Geliştirdiği dayanıklı ve yüksek performanslı yüzey kaplama çözümlerinin yanı sıra sürdürülebilir üretime de odaklanıyor. Norm Coating İş Birimi Direktörü Fatma Fidan, “Ar-Ge Merkezi unvanını almak bizim için büyük bir gurur. Bu başarı hem ekibimizin azmi ve yetkinliği hem de Norm Holding’in vizyoner yaklaşımı sayesinde mümkün oldu. Yenilikçilik, sürdürülebilirlik ve yüksek mühendislik gücü odağında daha güçlü projelere imza atmak için Ar-Ge Merkezimizle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Norm Holding’in teknoloji odaklı büyüme stratejisine katkı Norm Coating’in Ar-Ge Merkezi statüsü, Norm Holding’in teknoloji odaklı büyüme, inovasyon ve yüksek katma değerli üretim hedeflerine ivme kazandırıyor. Grup bünyesinde artan Ar-Ge yapılanmaları sayesinde, Holding’in genel katma değerli üretim kapasitesi ve uluslararası rekabet gücü de yükseliyor. Ar-Ge Merkezi olarak tescillenmesiyle birlikte Norm Coating, kamu destekli projelerden daha etkin şekilde faydalanabilecek, üniversite-sanayi iş birliklerini genişletecek ve uluslararası Ar-Ge projelerinde daha güçlü bir oyuncu haline gelecek. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com Norm Coating Hakkında: Norm Coating, 1998 yılında ilk otomatik elektrolitik çinko kaplama hattını devreye alarak başlayan müşteri ve kalite odaklı üretim faaliyetlerini bugün 3 farklı şehirde bulunan 9 tesis ile sürdürüyor. Zengin kaplama çeşitliliği, kalite ve değerleri üzerine inşa ettiği yenilikçi insan kaynakları perspektifiyle, her yıl yapmış olduğu teknolojik yatırımlarıyla Türkiye’de kaplama sektörünün lider firması olarak öne çıkıyor. İzmir, Salihli ve Sakarya’daki 9 tesiste bulunan tam otomatik kaplama hatları ile her geçen gün makine parkurunu genişleterek çalışmalarını sürdürüyor. Norm Coating, 1998 yılında ilk otomatik elektrolitik çinko kaplama hattını devreye alarak başlayan müşteri ve kalite odaklı üretim faaliyetlerini bugün 3 farklı şehirde bulunan 9 tesis ile sürdürüyor. Zengin kaplama çeşitliliği, kalite ve değerleri üzerine inşa ettiği yenilikçi insan kaynakları perspektifiyle, her yıl yapmış olduğu teknolojik yatırımlarıyla Türkiye’de kaplama sektörünün lider firması olarak öne çıkıyor. İzmir, Salihli ve Sakarya’daki 9 tesiste bulunan tam otomatik kaplama hatları ile her geçen gün makine parkurunu genişleterek çalışmalarını sürdürüyor. https://www.normcoating.com #### Norm Digital, Ürün Geliştirme Süresini Altı Aya İndiriyor Dijitalleşmenin ivme kazandığı pandemi sonrası dönemde, teknoloji ürünlerinin yaşam döngüsü hızla kısalıyor. Kullanıcıların beklentileri değişirken, yazılım tabanlı ürünlerde yenileme süresi 12-18 aya kadar geriledi. Yapay zekâ, veri ve inovasyonu odağına alan Norm Digital ise bu dönüşüme hem stratejik yatırımlarla hem de yapay zekâ odaklı süreçlerle liderlik ediyor. Teknoloji sektöründe ürünlerin ömrü artık yıllarla değil aylarla ölçülüyor. Kullanıcıların beklentileri değişirken, yazılım tabanlı ürünlerin yaşam döngüsü 12-18 ay gibi kısa sürelerle sınırlanıyor. Bu dinamik yapıya hızla uyum sağlayan Norm Digital, düşük kodlu geliştirme platformları ve yapay zekâ destekli inovasyon modelleriyle ürün geliştirme sürelerini radikal biçimde yeniden tanımlıyor. Norm Digital’in geliştirdiği AI-Startup Machine adlı süreç yönetimi modeli, fikir aşamasından lansmana kadar geçen süreyi yalnızca altı aya indirerek sektörde önemli bir dönüşüm sağlıyor.  Şirket, ayrıca düşük kodla hızlı yazılım geliştirme imkânı sunan Kuika platformuna da yatırım yaparak sektörde çeviklik ve süreklilik adına önemli bir adım attı. "Hız, artık sadece avantaj değil; bir gereklilik" Norm Digital Genel Müdürü Erkan Yeniçare, yaşanan dönüşümün dinamiklerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ürün yaşam döngüsünün kısalmasında yapay zekâ ve yazılım geliştirme teknolojilerindeki ivmelenmenin etkisi büyük. Artık kullanıcılar hangi aracı kullandığımıza değil, sorunu ne kadar hızlı ve verimli çözdüğümüze odaklanıyor. Norm Digital olarak bu ihtiyacı görerek, inovasyonu canlı tutan, pazara daha kısa sürede yeni ürünler kazandırmamıza imkân tanıyan yapılar kurduk. AI-Startup Machine modelimiz bu yaklaşımın en somut örneği. 2030’a kadar üç ölçeklenebilir yapay zekâ tabanlı platform geliştirmeyi hedefliyoruz.” Fiyat artışlarının teknoloji alımlarındaki kararları etkilediği bir dönemde, yazılım geliştirme maliyetlerinin düşmesi ve üretim sürelerinin kısalması; tüketiciler açısından da seçenekleri çoğaltıyor. Bugün satın alma kararlarında fiyat ya da garanti süresinden çok, çözüm hızı ve esneklik belirleyici rol oynuyor. Rekabet, artık hızla kazanılıyor Norm Digital’in yenilikçi yaklaşımı, yalnızca kullanıcı tarafında değil, sektördeki rekabetin tanımını da yeniden şekillendiriyor. Geleneksel lansman takvimlerinin aksine, yıl içinde birden fazla ürün geliştirme ve pazara sunma stratejisiyle çalışan Norm Digital, hem yerel hem de uluslararası pazarlarda ölçeklenebilir çözümler üretmeye devam ediyor. Norm Digital Hakkında: Norm Digital, 2022 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı DEPARK’ta faaliyetlerine başlamıştır. Kısa sürede dijital dönüşüm alanında önemli adımlar atarak, bilişim teknolojileri hizmetleri ve danışmanlığıyla işletmelere dijital yolculuklarında rehberlik etmektedir. 150’yi aşkın deneyimli ekibiyle ve 100’ün üzerinde müşterisiyle Norm Digital, kurumlara değer katan dijital çözümler sunmaya devam etmektedir. Yapay zekâ ve Agentic AI yazılımları, akıllı otomasyon teknolojileri (Robotic Süreç Otomasyonu - RPA, Kuika Low Code Platform), sistem ve network hizmetleri ile SAP danışmanlığı alanlarında kurumların verimliliğini artıran Norm Digital, Türkiye RPA pazarında liderliğe ulaşmış ve Tungsten Automation’un en fazla müşteriye sahip iş ortağı olmuştur. 2024 yılında Deloitte Teknoloji Fast 50™ Türkiye programında 9’uncu sırada yer alarak en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinden biri olduğunu kanıtlayan Norm Digital, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin sıralandığı Deloitte EMEA Teknoloji Fast 500 listesinde de yer almıştır. Yapay zekâ, veri ve inovasyon odağındaki çalışmalarıyla sektördeki öncü rolünü güçlendirmeye devam etmektedir. #### Norm Fasteners’a Bilim ve Mühendisliği Birleştiren Büyük Ödül Türkiye’nin bağlantı elemanları sektöründeki lider markası Norm Fasteners, bilimsel araştırma ve inovasyon alanındaki yetkinliğini uluslararası arenada bir kez daha kanıtladı. RDCONF 2025 – 5. Ar-Ge ve İnovasyon Ödülleri kapsamında düzenlenen “Uluslararası Araştırma Geliştirme ve Tasarım Konferansı”nda, “En Yenilikçi Bilimsel Temelli Proje” dalında Norm Fasteners birincilik ödülüne layık görüldü. Bağlantı elemanları endüstrisinde Ar-Ge odaklı yaklaşımıyla küresel ölçekte fark yaratan Norm Fasteners, 5. Uluslararası Araştırma Geliştirme ve Tasarım Konferansı kapsamında verilen Ar-Ge ve İnovasyon Ödülleri’nde “En Yenilikçi Bilimsel Temelli Proje” dalında birincilik ödülüne layık görülerek inovasyon gücünü bir kez daha taçlandırdı. Can İçmez, Umut İnce ve Samed Enser tarafından kaleme alınan “Analytical Prediction and Experimental Validation of Bolt Self-Loosening under Vibration” başlıklı makale, bağlantı elemanı tasarımcılarının montaj bölgelerinde titreşim altında meydana gelebilecek gevşeme hızını öngörebilmelerini sağlayan yeni bir analitik model sunuyor. Çalışma hem mühendislerin tasarım kararlarını daha güvenli şekilde verebilmesini sağlayan matematiksel bir çözüm geliştiriyor hem de deneysel olarak doğrulanmış yapısıyla sektörde referans niteliği taşıyor. İstanbul’da, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nde 21 Kasım tarihinde gerçekleştirilen törende ödülü, Norm Fasteners Ar-Ge ekibini temsilen Ar-Ge Uzmanı Can İçmez teslim aldı. Büyük ilgi gören bu çalışma ve elde edilen başarının şirketin inovasyon vizyonunun güçlü bir göstergesi olduğunu vurgulayan Norm Fasteners Ar-Ge Direktörü Umut İnce, şunları söyledi: “Bağlantı elemanları gibi kritik bir alanda, bilimsel temelli çözümler geliştirmek hem sanayiye hem mühendislik dünyasına büyük katkı sunuyor. Bu ödül, ekibimizin disiplinler arası yaklaşımının, araştırma kabiliyetinin ve teknoloji tutkusunun bir sonucudur. Ar-Ge ekibimizden aldığımız güçle inovasyon odaklı projeler geliştirerek sektöre yön vermeye devam edeceğiz.” Norm Fasteners Hakkında: Bağlantı elemanları sektöründe Türkiye pazarının 25 yıldır aralıksız lideri olan Norm Fasteners, Avrupa'da ilk 5, dünyada ise ilk 15 arasında yer alıyor. Üretime 1973 yılında başlayan Norm Fasteners, 2.000’den fazla çalışanı, yılda 205K ton/yıl üretim kapasitesine sahip tesisleri, 15 lojistik ve satış merkeziyle; 8 ülkede faaliyet gösteriyor. Ürünlerini 4 kıtada, 50’nin üzerinde ülkeye ulaştıranNorm Fasteners, “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde 254’üncü sırada yer alıyor. Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, mobilya, inşaat ve makine sektörlerindeki müşterilerinin beklentilerine uygun farklı üretim teknikleriyle ürettiği ürünlerin yanı sıra; ihtiyaç duydukları diğer bağlantı elemanlarını da tedarik edebiliyor. Ar-Ge, tasarım, planlama, mühendislik, üretim, satın alma, stok ve tedarik süreçlerinin tamamını yöneterek müşterilerine global çapta “tek iş ortağı” olarak hizmet verebilen Norm Fasteners, bağlantı elemanları sektöründe dünyanın en büyük ilk 3 tedarikçisinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. https://normfasteners.com #### Norm Fasteners’a Hyundai Motor Grup’tan Prestijli Ödül Norm Fasteners, Hyundai Motor Grup tarafından verilen “2025 Yılın Tedarikçisi / Supplier Of The Year” ödülünü “İş Geliştirme / New Project Development” kategorisinde kazanarak, Türk otomotiv tedarik sanayinin gücünü global arenada bir kez daha kanıtladı. Hyundai Motor Group her yıl farklı kategorilerde, dünya çapındaki tedarikçileri arasından üstün performans, yenilikçi yaklaşım ve müşteri odaklı proje yönetimiyle öne çıkan şirketleri onurlandırıyor. Global tedarik zincirindeki kalite, güvenilirlik ve iş birliği başarısını temsil eden bu ödül, otomotiv sektöründe uluslararası prestij göstergesi olarak kabul ediliyor. Norm Fasteners’tan Küresel Arenada Önemli Başarı “İş Geliştirme” kategorisinde ödüle layık görülen Norm Fasteners, 2025 yılında, yeni proje geliştirme süreçlerindeki başarısını ve mühendislik yetkinliğini uluslararası arenada tescilledi. 100’ün üzerinde tedarikçinin değerlendirildiği organizasyonda son üç yıldır “İş Geliştirme” kategorisinde bu ödülü kazanan herhangi bir Türk firmasının bulunmaması, Norm Fasteners’ın başarısını daha da anlamlı kılıyor. Bu başarıda; müşterilere sunulan lokalizasyon projeleri, bu projelerin etkin biçimde yönetilmesi ve otomotiv sektörünün ihtiyaçlarına hızlı, esnek ve güvenilir çözümler geliştirilmesi belirleyici oldu. Başarının Arkasında Güçlü Mühendislik ve Çeviklik Var Norm Fasteners’ın bu prestijli ödüle layık görülmesinde; müşterilere sunulan başarılı lokalizasyon projeleri, bu projelerin etkin şekilde yönetilmesi ve otomotiv sektörünün ihtiyaçlarına hızlı çözümler üretilmesi önemli rol oynadı. Norm Holding Bağlantı Elemanları Başkanı M. Selim Göksu, kazanılan ödüle ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Hyundai Motor Grup gibi dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden biri tarafından ‘Yılın Tedarikçisi’ ödülüne layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Şirketin uçtan uca, tamamen kendi bünyesinde gerçekleştirdiği üretim modeli, projelerin hız, esneklik ve kalite açısından başarıyla hayata geçirilmesini sağladı. Bu yapı, Norm Fasteners’ı global tedarik zincirinde stratejik bir iş ortağı konumuna taşıdı. Mühendislik ve üretim gücümüzün global ölçekte ne kadar rekabetçi olduğunu bir kez daha göstermiş olduk.” Küresel Tedarik Zincirinde Güçlü Konum Norm Fasteners, geliştirdiği yenilikçi çözümler ve yüksek kalite standartlarıyla otomotiv sektörünün dönüşümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Hyundai Motor Grup’tan alınan bu ödül, şirketin uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu pekiştirirken, Türkiye’nin üretim ve mühendislik kabiliyetlerinin de global arenada tescillendiği anlamına geliyor. Norm Fasteners Hakkında: Bağlantı elemanları sektöründeTürkiye pazarının 25 yıldır aralıksız lideri olan Norm Fasteners,Avrupa'da ilk 5, dünyada ise ilk 15 arasında yer alıyor. Üretime 1973 yılında başlayan Norm Fasteners, 2.000’den fazla çalışanı, yılda 205K ton/yıl üretim kapasitesine sahip tesisleri, 15 lojistik ve satış merkeziyle; 8 ülkede faaliyet gösteriyor. Ürünlerini 4 kıtada, 50’nin üzerinde ülkeye ulaştıranNorm Fasteners, “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde 254’üncü sırada yer alıyor. Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, mobilya, inşaat ve makine sektörlerindeki müşterilerinin beklentilerine uygun farklı üretim teknikleriyle ürettiği ürünlerin yanı sıra; ihtiyaç duydukları diğer bağlantı elemanlarını da tedarik edebiliyor. Ar-Ge, tasarım, planlama, mühendislik, üretim, satın alma, stok ve tedarik süreçlerinin tamamını yöneterek müşterilerine global çapta “tek iş ortağı” olarak hizmet verebilen Norm Fasteners, bağlantı elemanları sektöründe dünyanın en büyük ilk 3 tedarikçisinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. https://normfasteners.com #### Norm Fasteners’ta Bayrak Teslimi  Satış Direktörlüğü Görevine Erşan Yanık Atandı Bağlantı Elemanları sektöründe global bir oyuncu olan Norm Fasteners’ta Satış Direktörlüğü görevini uzun süredir başarıyla yürüten Pınar Öztürk, Temmuz 2025 itibarıyla emeklilik kararı aldı. Öztürk’ün ardından, bu stratejik pozisyona  Erşan Yanık atandı. Norm Fasteners, satış organizasyonunda önemli bir bayrak teslimine sahne oldu. Uzun yıllardır şirketin büyüme yolculuğuna değerli katkılar sunan Norm Fasteners Satış Direktörü Pınar Öztürk, görevini deneyimli isim Erşan Yanık’a devretti. Bu değişim, şirketin güçlü satış stratejisini daha da ileri taşıyacak yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. 23 Haziran 2025 tarihi itibarıyla Norm Fasteners bünyesinde göreve başlayan Erşan Yanık, bağlantı elemanları sektöründeki kapsamlı tecrübesi ve liderlik birikimiyle şirketin yerel ve global pazarlarda daha da güçlenmesine katkı sunacak. Erşan Yanık, 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2002 yılında profesyonel kariyerine ZF Lemförder’de Satış Mühendisi olarak başlayan Yanık, aynı şirkette Satış Müdürü ve Key Account Müdürü görevlerini üstlendi. 2021 yılından bu yana İnci GS Yuasa firmasında OE, Endüstriyel Satış ve Servis Direktörü olarak görev alan Yanık, sektördeki 20 yılı aşkın deneyimiyle Norm Fasteners’ın büyüme vizyonuna önemli katkılar sağlamaya hazırlanıyor. Norm Fasteners Bağlantı Elemanları Başkanı Selim Göksu, yaptığı açıklamada “Uzun yıllar boyunca şirketimize büyük emek ve değer katan Pınar Öztürk’e içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Kendisi, hem liderliği hem de insan odaklı yaklaşımıyla Norm Fasteners kültürüne önemli katkılarda bulundu. Bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluk diliyoruz. Satış organizasyonumuzu daha ileriye taşıyacağına inandığımız, güçlü tecrübesi ve vizyonuyla aramıza katılan Erşan Yanık’a ise hoş geldiniz diyor; birlikte önemli başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum.” dedi. Norm Fasteners Hakkında: Bağlantı elemanları sektöründe Türkiye pazarının 25 yıldır aralıksız lideri olan Norm Fasteners, Avrupa'da ilk 5, dünyada ise ilk 15 arasında yer alıyor. Üretime 1973 yılında başlayan Norm Fasteners, 2.000’den fazla çalışanı, yılda 205K ton/yıl üretim kapasitesine sahip tesisleri, 15 lojistik ve satış merkeziyle; 8 ülkede faaliyet gösteriyor. Ürünlerini 4 kıtada, 50’nin üzerinde ülkeye ulaştıranNorm Fasteners, “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde 254’üncü sırada yer alıyor. Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, mobilya, inşaat ve makine sektörlerindeki müşterilerinin beklentilerine uygun farklı üretim teknikleriyle ürettiği ürünlerin yanı sıra; ihtiyaç duydukları diğer bağlantı elemanlarını da tedarik edebiliyor. Ar-Ge, tasarım, planlama, mühendislik, üretim, satın alma, stok ve tedarik süreçlerinin tamamını yöneterek müşterilerine global çapta “tek iş ortağı” olarak hizmet verebilen Norm Fasteners, bağlantı elemanları sektöründe dünyanın en büyük ilk 3 tedarikçisinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. https://normfasteners.com #### Norm Fasteners’tan Sektörde Bir İlk: SAP PP/DS ile Üretim Planlamada Dijital Dönüşüm Bağlantı elemanları sektörünün lider üreticisi Norm Fasteners, üretim süreçlerinde dijital dönüşüm yolculuğuna öncülük eden yenilikçi bir adım attı. Sektörde bir ilk olarak, soğuk şekillendirme üretim sürecinde SAP'nin detay çizelgeleme modülü PP/DS (Production Planning and Detailed Scheduling) sistemini devreye aldı. SAP PP/DS (Production Planning and Detailed Scheduling) modülü, ileri seviye üretim planlaması yapmak isteyen firmalar için güçlü bir çözüm olarak öne çıkıyor. SAP PP/DS, kapasite kısıtlarını dikkate alarak optimum üretim planları oluşturup, sipariş bazlı üretim süreçlerini yönetiyor ve teslim sürelerinde iyileştirme sağlıyor. SAP S/4HANA ile entegre çalışan bu sistem, modern üretim süreçlerinde kritik bir rol oynuyor. Bu önemli dönüşüm sayesinde, Norm Fasteners’ın üretim planlama süreçlerini daha verimli ve esnek hale getirerek müşteri taleplerini hızlı ve etkin bir şekilde karşılamayı hedeflediklerini belirten Norm Fasteners Bağlantı Elemanları Başkanı Selim Göksu, “PP/DS modülü, üretim hatlarındaki kapasite kısıtlarını ve ürün bazlı operasyonel ihtiyaçları dikkate alarak detaylı çizelgeleme yapılmasına olanak tanıyor. Böylece, müşteri siparişlerinin zamanında teslim edilmesi sağlanırken, üretim verimliliği de maksimum seviyeye çıkarılıyor” dedi. Norm Fasteners’ın bu sistemle birlikte müşteri hizmet seviyesi ve üretim verimliliği arasında optimum bir denge kurmayı başardığını da sözlerine ekleyen Göksu, “Planlama süreçlerindeki manuel müdahaleleri minimize ederek karar alma hızını artırırken, hata oranlarını önemli ölçüde düşürdük. SAP PP/DS’nin sunduğu simülasyon ve optimizasyon yetenekleri, kısa vadeli operasyonel planlama süreçlerini hem daha hızlı hem de daha isabetli yönetmemizi sağladı. Norm Fasteners’ta üretim süreçlerimizi dijitalleştirme ve optimize etme yolunda yenilikçi çalışmalarımıza devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 4.000 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Norm Fasteners’tan Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Önemli Bir Adım Norm Fasteners Cıvata, CDP İklim Değişikliği Değerlendirme Skorunu Yükseltti Norm Fasteners Cıvata, çevresel sürdürülebilirlik ve şeffaflık alanındaki çalışmalarını küresel ölçekte bir adım ileri taşıdı. Şirket, dünyanın tek bağımsız çevresel raporlama sistemini yürüten uluslararası çevre kuruluşu CDP (Carbon Disclosure Project) tarafından gerçekleştirilen 2025 yılı İklim Değişikliği değerlendirmesinde B- notu aldı. Bu sonuçla Norm Fasteners Cıvata, geçtiğimiz yıl çevresel etkilerinin farkında olan şirket seviyesinden, bu yıl çevresel etkilerini yöneten şirket seviyesine yükselmiş oldu. CDP, TCFD (Task Force on Climate-related Financial Disclosures) çerçevesiyle tam uyumlu yapısı ve dünyanın en büyük çevresel veri havuzu olması nedeniyle, yatırımcılar ve satınalma ekipleri tarafından küresel ölçekte referans alınan bir sistem olarak öne çıkıyor. 2025 yılında toplam 127 trilyon dolarlık varlığı temsil eden 640 yatırımcı, çevresel etkiler, riskler ve fırsatlar konusunda veri toplamak üzere CDP’ye başvurdu. 2025 yılında yaklaşık 22.100 şirketin raporlama yaptığı CDP değerlendirmesinde, Norm Fasteners Cıvata elde ettiği skorla güçlü bir ilerleme kaydetti. CDP değerlendirmeleri, açıklama kalitesi, risk farkındalığı, çevresel yönetim yaklaşımı ve iyi uygulamaları kapsayan titiz ve bağımsız bir metodolojiye dayanıyor. A’dan D-’ye kadar uzanan bu skorlama sistemi, şirketlerin hedef belirleme, iddia düzeyi ve eylem seviyelerini ortaya koyuyor. Norm Fasteners Cıvata’nın B- seviyesi, çevresel etkilerini yalnızca ölçmekle kalmayıp bu etkileri sistematik biçimde yönettiğini gösteriyor. 2025 yılında 22 bini aşkın şirketin raporlama yaptığı CDP sürecinde elde edilen bu skor, şirketin sürdürülebilirlik alanındaki kurumsal olgunluğunu da teyit ediyor. Bu ilerlemenin en önemli adımlarından biri, Norm Fasteners Cıvata’nın mevcut mevzuat gerekliliklerinin ötesine geçerek kurumsal karbon ayak izini ilk kez gönüllü olarak bağımsız üçüncü taraf doğrulamasından geçirmesi oldu. Bu çalışma kapsamında sera gazı emisyonları kapsam, metodoloji ve veri güvenilirliği açısından objektif biçimde değerlendirildi; hesaplama ve raporlama süreçleri uluslararası standartlarla uyumlu hale getirildi. Böylece Norm Fasteners Cıvata, çevresel etkilerini daha şeffaf biçimde ortaya koyarken aynı zamanda iyileştirme alanlarını da net şekilde belirleme imkânı elde etti. Norm Fasteners Cıvata’nın sürdürülebilirlik yolculuğunda kaydettiği bu ilerlemeye ilişkin değerlendirmede bulunan Norm Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Mustafa Doğrusoy şunları söyledi: “CDP İklim Değişikliği değerlendirmesinde C seviyesinden B- seviyesine yükselmemiz, sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama konusu olarak değil, iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele aldığımızın somut bir göstergesi. Mevzuat gerekliliklerinin ötesine geçerek karbon ayak izimizi gönüllü olarak bağımsız üçüncü taraf doğrulamasından geçirmemiz, şeffaflık ve sorumluluk anlayışımızın doğal bir sonucu. Bu çalışma sayesinde çevresel etkilerimizi daha sağlıklı ölçerken, geliştirmemiz gereken alanları da net biçimde ortaya koyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de çevresel etkilerimizi sistematik biçimde yönetmeye ve sürekli iyileştirmeye odaklanmaya devam edeceğiz. Norm Fasteners Cıvata İzmir olarak, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda önemli bir eşiği daha geride bırakmanın gururunu yaşıyor; bu süreçte emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Şeffaflık, sorumluluk ve sürekli iyileştirme anlayışımızla daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.” Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Norm Holding, Brandon Hall Group™ HCM Excellence Awards’ta Bronz Ödülün Sahibi Oldu Norm Holding, DigiConnect Online Gelişim Programı ile Brandon Hall Group™ tarafından düzenlenen 2025 HCM Excellence Awards® kapsamında “En İyi Kaynak Bulma ve Değerlendirme Stratejisi” kategorisinde kazandığı Bronz Ödül ile uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Çalışan gelişimi ve yetenek yönetimi alanındaki yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan Norm Holding, DigiConnect Online Gelişim Programı’yla Brandon Hall Group™ tarafından verilen 2025 HCM Excellence Awards®’ta “En İyi Kaynak Bulma ve Değerlendirme Stratejisi” kategorisinde Bronz Ödül kazandı.   Ödüller; 9-12 Şubat 2026 tarihlerinde Florida, Hilton West Palm Beach’te düzenlenecek Brandon Hall Group HCM Excellence Konferansı’nda sahiplerine teslim edilecek. Brandon Hall Group™, 30 yılı aşkın süredir öğrenme ve yetenek yönetimi alanında dünya çapında kuruluşlara veri, araştırma, içgörü ve sertifikasyon sağlayan lider bir profesyonel gelişim şirketi olarak öne çıkıyor. HCM Excellence Awards® programı, bu alanda kuruluşları ödüllendiren ilk ve en prestijli program olarak kabul ediliyor. Norm Holding’in DigiConnect Online Gelişim Programı, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin mühendislik, iktisadi-idari bilimler, iletişim gibi fakültelerinde okuyan öğrencilerine; dünyanın her yerinden katılabilecekleri, online modüller ve vizyoner sohbetlerle desteklenen bir gelişim ve proje üretme fırsatı sunuyor. Katılımcılar, Norm Holding liderleriyle çalışarak merak duydukları/ilgilerini çeken alanda kendi projelerini hayata geçirebiliyor. Aynı zamanda dijital iş becerilerini, inovasyon ve yaratıcılık yetkinliklerini geliştirebiliyor ve henüz öğrenciyken profesyonel bir network kurma imkânı buluyor. Program; meraklı, yenilikçi, çevik ve kişisel motivasyonu yüksek genç yetenekleri hedefliyor. Norm Holding İnsan Kaynakları Direktörü Filiz Ergin, “DigiConnect, gençlerin potansiyellerini keşfetmeleri, kendilerini sürekli geliştirmeleri ve birbirlerinden öğrenmeleri için oluşturduğumuz bir ekosistem. Brandon Hall Group gibi saygın bir kuruluş tarafından ödüllendirilmek, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarma ve geleceğe hazırlama konusundaki çabalarımızın uluslararası alanda da takdir edildiğini gösterdi. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim” diye konuştu. Brandon Hall Group Operasyon Direktörü ve HCM Excellence Awards® Program Lideri Rachel Cooke da bu yılın ödül sahiplerinin stratejik insan sermayesi yönetiminin dönüştürücü gücünü temsil ettiğini vurgulayarak, “Yetenek geliştirme ve çalışan bağlılığına yönelik yenilikçi yaklaşımlar, iş dünyasında insan odaklı dönüşümün en iyi örneklerini ortaya koyuyor” dedi. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor.https://normholding.com/ #### Norm Holding, Dijital Dönüşüm ile Otomotiv Sektörünün Geleceğini Şekillendiriyor Norm Holding CEO’su Mahmut Öztürk, otomotiv sektörünün, hızla gelişen teknoloji ve küresel rekabet ortamında dönüşümünü sürdürürken, Norm Holding’in de geleceğin üretim süreçlerini bugünden şekillendirdiğini açıkladı. Otomotiv endüstrisinin dijitalleşme ile birlikte büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirten Norm Holding CEO’su Mahmut Öztürk, “Akıllı üretim sistemleri, Nesnelerin İnterneti (IoT), büyük veri analitiği ve yapay zeka uygulamalarıyla fabrikalarımızı daha verimli, esnek ve sürdürülebilir hale getiriyoruz. Ancak, bu dönüşümde en çok önem verdiğimiz nokta, teknolojiyi insan merkezli bir bakış açısıyla ele almak. Çalışanlarımızı bu sürecin ayrılmaz bir parçası haline getirerek, hem teknik altyapımızı hem de insan kaynağımızı geleceğe hazırlıyoruz. 50 yılı aşkın köklü geçmişimiz ve sektör liderliğimizle, başta otomotiv yan sanayi olmak üzere beyaz eşya, elektronik, mobilya, inşaat ve makine gibi birçok farklı sektördeki global markaların stratejik çözüm ortağı konumundayız. Ürün kalitemiz, inovasyon gücümüz ve sürdürülebilir üretim anlayışımızla, Türkiye ve dünya pazarlarında güçlü bir oyuncu olarak varlığımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Otomotiv Sektöründe Dijitalleşmenin Önemi Elektrikli araçların yaygınlaşması, otonom sürüş teknolojileri ve akıllı üretim modelleri, sektördeki rekabetin dinamiklerini yeniden şekillendiriyor. Norm Holding olarak, bu değişime endüstri 5.0 uygulamalarıyla adapte oluyor ve üretim süreçlerimizi daha akıllı, hızlı ve verimli hale getiriyoruz. Özellikle bağlantı elemanları üretiminde; robotik otomasyon, veri odaklı karar destek sistemleri sayesinde hata oranlarını minimize ediyor, üretkenliği artırıyor ve maliyet avantajı sağlıyoruz. Bu sayede, global otomotiv üreticilerine yüksek kaliteli, güvenilir ve yenilikçi çözümler sunarak onların dönüşüm yolculuklarında güçlü bir iş ortağı oluyoruz. İnsanı Merkeze Alan Dijital Dönüşüm Dijitalleşme sürecinde yalnızca teknolojik yatırımlara değil, aynı zamanda insan kaynağımızın gelişimine de büyük önem veriyoruz. Çalışanlarımızın dijital dönüşümün bir parçası olmasını sağlamak amacıyla yetkinlik geliştirme programları, eğitimler ve iş süreçlerinde yenilikçi yaklaşımlar benimsiyoruz. Bu kapsamda, yapay zeka destekli üretim sistemleri ve veri analitiği çözümlerinin çalışanlarımızla uyum içinde çalışmasını sağlamak için özel projeler geliştiriyoruz. Teknolojiyi insan odaklı bir şekilde uygulayarak, dijitalleşmenin getirdiği değişimi çalışanlarımızın katkılarıyla daha güçlü hale getiriyoruz. Norm Holding olarak, sadece bugünün değil, geleceğin üretim anlayışını da şekillendirmeyi hedefliyoruz. Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla, küresel rekabet ortamında Türk sanayisinin gücünü artırmayı ve sektördeki dönüşümün öncüsü olmayı sürdüreceğiz. Geleceğin otomotiv dünyasında bağlantı elemanlarının kritik rolünü daha da güçlendirmek ve sektördeki yeniliklere yön vermek için çalışmaya devam ediyoruz.” şeklinde konuştu. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 4.000 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Norm Holding, Sanayide Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısını Değiştiriyor Norm Holding İnsan Kaynakları Direktörü Filiz Ergin, sanayide kadın istihdamını artırmak için öncelikle fiziksel çalışma koşullarının kadınlara uygun olacak şekilde iyileştirilmesi gerektiğini belirtti. Toplumda kadının çalışmasına yönelik algının yönetilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Ergin; ailede başlayan temel eğitime uzanan çok boyutlu bir dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti. Norm Holding İnsan Kaynakları Direktörü Filiz Ergin, 7 Mayıs Salı günü İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen “Birlikte Mümkün” etkinliğinde panelist olarak yer aldı. Kadınların sanayide aktif ve sürdürülebilir şekilde yer alabilmesi için çalışma koşullarının (soyunma odalarından süt odalarına, hijyen koşullarından gece vardiyası servis düzenlemelerine kadar birçok altyapı ihtiyacı) karşılanması gerektiğini belirtti. Ergin, bu dönüşümün yalnızca çalışanları değil, aynı zamanda ailelerini de kapsaması gerektiğini söyleyerek faaliyet gösterdikleri bazı bölgelerde kadınların çalışmasının önünde aileden gelen toplumsal baskıların da etkili olduğunu vurguladı. Ergin; “Kadın bu işi yapamaz” algısını değiştirmek bizim önceliğimiz. Çünkü kadın çalışma arkadaşlarımız, erkeklerle aynı düzeyde tüm işleri başarıyla yerine getiriyor. Bu algıyı dönüştürmeden gerçek eşitlikten söz edemeyiz” diyerek, konunun sadece istatistiksel bir yaklaşım değil, kültürel bir mesele olduğuna dikkat çekti. Norm Holding’in işe alım ve terfi süreçlerinde cinsiyete dayalı ayrım yapmadan eşit fırsat yaklaşımını benimsediğini dile getirdi. Aynı işi yapan kadın ve erkek çalışanlara eşit ücret prensibini uyguladıklarını, ayrıca babalık iznini yasal sürenin üzerine çıkararak ebeveynlik sorumluluğunda dengeyi desteklediklerini aktardı. Sanayide daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir gelecek inşa etmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Norm Holding, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve UN Global Compact ortak inisiyatifi olan Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ne (WEPs) imza atarak toplumsal cinsiyet eşitliğine olan kurumsal bağlılığını da uluslararası düzeyde taahhüt ediyor. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 4.000 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Norm Holding’in Kurumsal Yönetim Notu 9,29’a Yükseldi SAHA Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. tarafından hazırlanan rapora göre Norm Holding’in geçtiğimiz yıl 9,26 olan kurumsal yönetim notu 9,29’a yükseldi. Bu sonuç, Norm Holding’i halka açık olmayan / borsa dışı şirketler arasında Türkiye’nin en yüksek kurumsal yönetim notuna sahip şirketlerinden biri konumuna taşıdı. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri esas alınarak yapılan değerlendirmede; Norm Holding’in kurumsal yönetimi, uyumun ötesine geçen, kurumsal kültüre entegre ve sürekli gelişimi esas alan bir yönetim anlayışıyla ele aldığı vurgulandı. Yükseliş Trendi Devam Ediyor İlk kez 2022 yılında yapılan değerlendirme sonucunda 9,04 olan kurumsal yönetim notunu sırasıyla 9,19 ve 9,26 seviyelerine yükselten Norm Holding, bu yıl da puan artışını sürdürerek çalışmalarını SPK'nın Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne paralel şekilde sürdürdüğünü bir kez daha teyit etti. Dünya Kurumsal Yönetim Endeksi’nde Birinci Grup SAHA Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. tarafından 26 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan Dünya Kurumsal Yönetim Endeksi (DKYE) sonuçlarına göre Norm Holding, en üst seviye olan “Birinci Grup” içerisinde değerlendirildi. Endeks; ülkelerin ve şirketlerin şeffaflık, iş yapma kolaylığı, yolsuzlukla mücadele ve uluslararası yönetişim standartlarına uyum düzeylerini esas alıyor. Şeffaflık ve Paydaş Yönetiminde Güçlü Performans Rapora göre Norm Holding; Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflık başlığında 9,47, Yönetim Kurulu başlığında ise 9,46 puan alarak güçlü bir yönetişim yapısı sergiledi. Şirketin güncel ve erişilebilir internet sitesi, kapsamlı faaliyet raporları, etik kuralları, insan kaynakları politikaları ve sürdürülebilirlik çalışmaları; kurumsal yönetim yaklaşımının temel yapı taşları arasında gösterildi. “Kurumsal yönetimi bir kültür olarak ele alıyoruz” Norm Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurumsal Yönetim Komitesi Başkanı Mustafa Doğrusoy, elde edilen başarıyı şu sözlerle değerlendirdi: “Kurumsal yönetimi bir zorunluluk değil, sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve paydaşlarımızla güvene dayalı ilişkiler kurmak, Norm Holding’in uzun vadeli stratejisinin ayrılmaz bir parçası. Notumuzdaki bu artış, benimsediğimiz yönetim anlayışının doğru yönde ve kararlılıkla ilerlediğini gösteriyor.” Sürekli İyileştirme Odaklı Yaklaşım Raporda, Norm Holding’in iyileştirmeye açık noktaları geliştirmeye yönelik istekli, gönüllü ve sistematik bir yaklaşımla ele aldığı vurgulanırken, riskin erken saptanmasına yönelik mekanizmalar ile birlikte, Yönetim Kurulu komitelerinin etkin yapısı ve çalıştırılması da öne çıkan güçlü uygulamalar arasında yer aldı. Norm Holding, kurumsal yönetim alanındaki çalışmalarını uluslararası standartlarla uyumlu biçimde sürdürerek, uzun vadeli değer yaratma hedefi doğrultusunda istikrarlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Ödüyo, Rekor Ciro Sonrası Hedef Büyüttü 2026’da Yüzde 100 Büyüme Planlanıyor Finansal teknolojiler sektöründe faaliyet gösteren Ödüyo, 2025 yılını tarihindeki en yüksek ciro rakamıyla tamamladı. Şirket, 2026 yılına yönelik büyüme planlarını da netleştirirken, yıl sonunda bir önceki yıla kıyasla yüzde 100 büyüme hedeflediğini duyurdu. Bu büyüme stratejisinin en önemli kilometre taşlarından biri ise 2026 yılının şubat ayında hayata geçirilen QNB Türkiye iş birliği oldu. 2025’i en yüksek seviyede ciroyla kapatan Ödüyo, QNB Türkiye iş birliği sonrası 2026 sonu için yüzde 100 büyüme hedefi açıkladı.  QNB Türkiye İş Birliği Büyümenin Merkezinde Yer Alıyor Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, şirketin yeni dönem vizyonunda QNB Türkiye ile gerçekleştirilen stratejik ortaklığın kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Yapıcı, QNB Türkiye’nin sahip olduğu güçlü müşteri ağı ve kurumsal yapının, şirketin büyüme hedeflerine ulaşmasında önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Yapıcı, şirketin yılı yüzde 100 büyüme ile tamamlamayı planladığını söyledi. Yapıcı’ya göre QNB Türkiye ile kurulan iş birliği, Ödüyo’nun daha geniş müşteri kitlelerine ulaşmasını ve operasyonlarını daha büyük ölçeklerde yürütmesini mümkün kılacak. Dijital Dönüşüm Talebi Artırdı Pandemi sonrasında hız kazanan dijitalleşme sürecinin ödeme sistemleri ve tahsilat teknolojilerine olan ihtiyacı önemli ölçüde artırdığını vurgulayan Yapıcı, ekonomik dalgalanmaların yarattığı baskılara rağmen şirketin dijital iş modelinin önemli avantajlar sağladığını dile getirdi. Yüksek enflasyonun maliyetler üzerinde etkili olduğunu belirten Yapıcı, buna rağmen dijital hizmet altyapısının sunduğu esnekliğin şirketi koruyan önemli bir unsur olduğunu söyleyerek, dijital çözümlere yönelik talebin hızla yükselmesinin yeni fırsatlar doğurduğunu ve zorlu ekonomik koşulların aynı zamanda büyüme için yeni kapılar açtığını kaydetti. Teknoloji Yatırımları Hız Kazanacak Şirketin önümüzdeki dönemde öncelik vereceği alanların başında teknoloji yatırımları geliyor. QNB Türkiye iş birliği sonrasında işlem hacimlerinde yaşanması beklenen artışa hazırlık yaptıklarını belirten Yapıcı, sistemlerin daha ölçeklenebilir hale getirilmesi için kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü açıklayarak, “Özellikle yazılım geliştirme ve teknik altyapı alanlarında yatırımları artırdık. Banka entegrasyon süreçlerinin eksiksiz şekilde tamamlanabilmesi için güçlü bir teknolojik altyapı şart. Bu nedenle teknoloji yatırımları Ödüyo’nun büyüme planlarının temel unsurlarından biri.” dedi. İnsan Kaynağına Yatırım Artıyor Büyüme stratejisinin yalnızca teknolojiyle sınırlı olmadığını belirten Yapıcı, insan kaynağı yatırımlarının da aynı derecede önem taşıdığını ifade etti. Bu kapsamda ürün geliştirme, teknoloji ve iş geliştirme ekiplerinde yeni işe alım süreçlerinin başlatıldığını açıkladı. Yaklaşık 30 kişilik bir ekiple faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Yapıcı, sürdürülebilir büyümenin doğru kadrolarla mümkün olacağını söyleyerek, doğru yetenekleri doğru pozisyonlarla buluşturmanın şirketin en kritik yatırım kararlarından biri olduğunun altını çizdi. Yeni Hizmetler ve Ürünler Geliyor Ödüyo’nun önümüzdeki dönemde ürün portföyünü genişletmeye hazırlandığını belirten Yapıcı, mevcut müşterilere yönelik katma değer sağlayacak yeni servislerin geliştirme aşamasında olduğunu açıklayarak, yakın gelecekte kamuoyuyla paylaşılacak yeni hizmet ve çözümlerin bulunduğunu söyledi. Krizler Şirket Kültürünü Güçlendirdi Girişimcilik sürecinde karşılaşılan zorlukların şirketin dayanıklılığını artırdığını söyleyen Yapıcı, Ödüyo’nun kuruluşundan bu yana hem Türkiye’de hem de uluslararası ölçekte birçok ekonomik ve sektörel sınamadan geçtiğini belirtti. Zor dönemlerin şirketleri ayrıştıran önemli süreçler olduğunu ifade eden Yapıcı, bugün QNB Türkiye gibi güçlü bir kurumla iş birliği yapabilecek noktaya gelmelerinin, yıllardır gösterilen kararlılık ve istikrarın sonucu olduğunu dile getirdi. Genç Girişimcilere Tavsiye: Vazgeçmeyin Genç girişimcilere de seslenen Yapıcı, girişimciliğin kolay bir yolculuk olmadığını ancak çok değerli deneyimler kazandırdığını söyledi. Bu süreçte başarısızlıkların, yorgunlukların ve belirsizliklerin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Yapıcı, girişimcilere pes etmemeleri çağrısında bulunarak, “Türkiye’nin dinamik ve rekabetçi yapısı girişimcileri güçlü kıldığını kılıyor. Bu ortamda edinilen tecrübeler, küresel ölçekte rekabet avantajı sağlıyor. Zorlu koşullar aynı zamanda en etkili öğrenme alanı oluyor. Girişimcilik yolculuğunda kararlılık başarının en önemli unsurlarından biri.” şeklinde konuşmasını bitirdi. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık alanlarında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle işletmelerin ve eğitim kurumlarının ödeme süreçlerini dijitalleştiren bir finansal teknoloji şirketidir. Kurumların tahsilat operasyonlarını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getirmeyi hedefleyen Ödüyo, ödeme alma süreçlerini tek merkezden yönetilebilir bir yapıya dönüştürmektedir. Geliştirdiği altyapılar sayesinde işletmeler; linkle ödeme alma, fiziki POS çözümleri, açık bankacılık entegrasyonları ve gelişmiş B2B tahsilat sistemleri üzerinden tüm finansal akışlarını kolayca yönetebilmektedir. QNB eSolutions çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Ödüyo Finansal Teknoloji A.Ş., ödeme teknolojileri alanında yeni nesil çözümler geliştirmeye devam etmektedir. #### Ödüyo, Sürdürülebilir Geleceğin Kodlarını İzmir’de Paylaştı Dijital dönüşüm çağında finansın yeni dili veri, yeni hedefi ise sürdürülebilirlik. Ödüyo, İzmir KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi’nde bu dönüşümün merkezinde yer alan FinTech çözümlerini anlattı. KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunda finansal teknolojilerin stratejik önemine dikkat çeken Ödüyo, katıldığı 6. İzmir KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi’nde “Dijital Dönüşümden Sürdürülebilir Geleceğe” başlıklı oturumda ilgiyle karşılandı. İzmir’de düzenlenen 6. İzmir KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi, bu yıl “Finansın Dijital Dönüşümünden Sürdürülebilir Geleceğe” temasıyla geleceğin ekonomisine ışık tuttu. Kongreye katılan Ödüyo Satış & Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, finansal teknolojilerin yalnızca iş süreçlerini değil, iş kültürünü de dönüştürdüğünü vurguladı. Adaş, finansın tarih boyunca güven kavramı etrafında şekillendiğini belirterek, günümüzde artık paranın değil, verinin dolaşımının ekonomileri yönlendirdiğini ifade etti. Dijital dönüşümün sadece yeni teknolojilerin değil, yeni iş modelleri ve sürdürülebilir büyüme kültürünün de önünü açtığını vurgulayan Adaş, “Finans sektörü artık sadece kâra değil, karbona da bakıyor. FinTech çözümleri işletmelere hem verimlilik hem de çevresel sorumluluk kazandırıyor. Ödüyo olarak biz, finansal zekâyı veriye, teknolojiyi ise sürdürülebilirliğe dönüştürerek bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi. Kongrede yaptığı sunumda Adaş, dijital finansal dönüşümün işletmelere verimlilik, şeffaflık ve rekabet avantajı sağladığını; aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılmasında fintech çözümlerinin giderek daha büyük rol üstlendiğini belirtti. Ödüyo, finansal teknolojiler alanında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle işletmelere sürdürülebilir büyüme vizyonu kazandırmayı hedefliyor. Şirket, verinin gücünü merkeze alarak finansal süreçleri daha akıllı, hızlı ve çevreci hale getirmeye odaklanıyor. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Ödüyo, Türkiye Genelinde Gençlerle Buluşmaya Devam Ediyor Gedik Üniversitesi’nde Gençlerle “Finansın Dijital Dönüşümü” Ele Alındı Ödüyo, üniversitelerde düzenlediği seminerlerle gençleri finansın dijital dönüşümü konusunda bilgilendiriyor ve onları FinTech dünyasıyla tanıştırıyor. Bu kapsamda Gedik Üniversitesi’nde düzenlenen “Finansın Dijital Dönüşümü” seminerinde gelecekte finansı yöneten değil, tasarlayan profesyonellere ihtiyaç duyulacağının altı çizildi. Ödüyo, finansal teknolojilerin geleceğini gençlere tanıtmak amacıyla düzenlediği seminerleri sürdürüyor. Son olarak Gedik Üniversitesi’nde düzenlenen “Finansın Dijital Dönüşümü” konulu seminer öğrencilere dijital finans dünyası ve FinTech sektörü hakkında kapsamlı bir bakış sundu. Seminerde, finansın sadece bankacılık işlemleriyle sınırlı olmadığı ve günlük yaşamın her aşamasında karşımıza çıkan bir dolaşım alanı haline geldiği vurgulandı. Öğrencilerin her gün farkında olmadan gerçekleştirdiği finansal işlemler üzerinden finansın hayatın doğal bir parçası olduğu anlatıldı. Seminerde söz alan Ödüyo Satış & Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, finansın tarihsel süreçte güven kavramı etrafında şekillendiğini ve bu güvenin bugün dijital çözümlerle yeniden tanımlandığını ifade etti. Adaş, FinTech’in bankacılığın alternatifi değil, onun evrimi olduğunu belirterek, veri, yapay zekâ ve sürdürülebilirliğin finansal sistemlerdeki dönüştürücü etkisini paylaştı. Finansın yalnızca bankacılıkla sınırlı kalmadığı, tarım, lojistik, e-ticaret, üretim ve tedarik zinciri yönetimi gibi birçok sektörle iç içe olduğunun altı çizilen seminerde öğrencilere dijital tahsilat ve açık bankacılık çözümlerinin bu sektörler arasındaki akışı nasıl hızlandırdığı somut örneklerle anlatıldı. “Gelecekte finansı yöneten değil, finansı tasarlayan profesyonellere ihtiyaç var.” FinTech sektöründe kariyer yapmak isteyen gençlere de seslenen Adaş, şunları söyledi: Ödüyo olarak, Türkiye’nin farklı üniversitelerinde gençlerle buluşmaya, finansın dijital dönüşümüne dair bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya devam edeceğiz. Bu seminerlerin geleceğin profesyonellerine ilham vermek ve onları sektöre hazırlamak adına büyük bir fırsat oluşturduğuna inanıyoruz. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Ödüyo, Yaşar Üniversitesi Umut Zirvesi’nde İlham Veren Hikâyesini Paylaştı Üniversite–sektör iş birlikleri gençlerin kariyer yolculuğunda giderek daha önemli bir rol üstlenirken, finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren Ödüyo, bu buluşmalara bir yenisini ekledi. Ödüyo Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen Umut Zirvesi’nde öğrencilerle bir araya gelerek iş dünyasındaki deneyimlerinden yola çıkarak “Umut Endeksi” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Finansal teknolojiler alanında geliştirdiği çözümlerle kurumların tahsilat süreçlerini kolaylaştıran Ödüyo, Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen Umut Zirvesi’nde gençlerle buluştu. Ödüyo Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, “Umut Endeksi” başlıklı konuşmasında iş hayatındaki belirsizlikler, dönüşüm süreçleri ve kariyer yolculuğunda karşılaşılan zorluklar karşısında umudu korumanın ve harekete geçmenin önemini gençlerle paylaştı. Umut, sadece bir duygu değil bir strateji Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen ve bu yıl teması “Umut” olarak belirlenen zirvede konuşan Emrah Adaş, umudun yalnızca motivasyon veren bir kavram olmadığını, aynı zamanda bir bakış açısı ve strateji olduğunu vurguladı. Adaş, konuşmasında şunları söyledi: “Umut çoğu zaman pasif bir duygu gibi anlatılır. Oysa iş hayatında umut, harekete geçme biçimidir. Belirsizlikler karşısında cesareti korumak, yeni yollar aramaktan vazgeçmemek ve her koşulda üretmeye devam etmek umudu canlı tutan en önemli unsurlardır.” Değişen dünyada fırsatları görmek Sunumunda değişen iş dünyasına da değinen Adaş, özellikle gençlerin hızla dönüşen teknoloji ve iş modellerine uyum sağlayabilmesinin kariyer yolculuğunda önemli bir avantaj yaratacağını ifade etti. Konuşmasında kendi kariyer yolculuğundan örnekler paylaşan Adaş, başarının çoğu zaman planlanan bir rotadan değil, öğrenmeye açık olmaktan ve fırsatları doğru zamanda değerlendirebilmekten geçtiğini belirtti. Bir startup’tan fintech çözüm sağlayıcısına Etkinlikte Ödüyo’nun girişimcilik hikâyesine de değinildi. Bir startup olarak yola çıkan şirketin, hareket halindeyken gelişen bir fikirden doğarak bugün finansal teknolojiler alanında kurumların tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştiren bir yapıya dönüştüğü anlatıldı. Adaş, şirketin büyüme hikâyesinin de zirvenin ana temasıyla örtüştüğünü belirterek, girişimcilikte umudun ve kararlılığın belirleyici rol oynadığını ifade etti. Kariyer yolculuğu doğrusal ilerlemiyor Gençlerle samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada Adaş, kariyer yolculuklarının çoğu zaman planlandığı gibi ilerlemediğini, önemli olanın değişim karşısında öğrenmeye ve üretmeye devam etmek olduğunu vurguladı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte kariyer planlaması, girişimcilik ve iş dünyasında karşılaşılan zorluklar üzerine karşılıklı sohbet de gerçekleştirildi. Ödüyo gençlerle buluşmaya devam edecek Üniversitelerle kurduğu bağı güçlendirmeyi sürdüren Ödüyo, gençlerle deneyim paylaşımını artırmayı hedefliyor. 2025 yılında birçok üniversite etkinliğinde yer alan Ödüyo, 2026 yılında da bu etkileşimi artırarak öğrencilerin kariyer yolculuklarına katkı sağlamayı amaçlıyor. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkânı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Ödüyo’dan Gaziantep’te Finansın Dijital Dönüşümüne Katkı Finansal teknolojiler alanında geliştirdiği çözümlerle işletmelerin tahsilat ve ödeme süreçlerini dijitalleştiren Ödüyo, Gaziantep’te finansın dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla bir dizi önemli görüşme gerçekleştirdi. Gaziantep’te finansal teknolojilerin reel sektörle entegrasyonunu hızlandırmayı hedefleyen Ödüyo, kentin önde gelen kurumlarını ziyaret ederek finansın dijital dönüşümüne yönelik iş birliklerini gündeme aldı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım ve Gaziantep Sanayi Odası Genel Sekreteri Yusuf İymen ile yapılan ziyaretlerde, şehrin ekonomik yapısı, sanayi işletmelerinin finansal yönetim süreçleri ve dijitalleşme fırsatları ele alındı. Toplantıların ana gündemini, Gaziantep ekonomisinin lokomotifi konumundaki sanayi şirketlerinin dijital dönüşüm süreci oluşturdu. Özellikle tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin artan üretim maliyetleri karşısında nakit akışı ve tahsilat yönetimi gibi kritik alanlarda dijital çözümlere olan ihtiyacı vurgulandı. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, ziyaretlerin amacına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Gaziantep, üretim gücü ve girişimcilik ekosistemiyle Türkiye ekonomisinin en dinamik şehirlerinden biri. Dijital dönüşümün öncü merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip. Amacımız, bölgedeki işletmelerin finansal süreçlerini dijitalleştirerek daha verimli, daha sürdürülebilir bir ekonomik yapıya katkı sunmak. Buradaki işletmelerin dijitalleşme sürecine katkı sunmak, finansal teknolojilerin reel sektörle daha güçlü bir bağ kurmasını sağlamak istiyoruz. Finansal süreçlerin dijital dönüşümü hem işletmelerin verimliliğini artıracak hem de bölgesel kalkınmayı hızlandıracaktır.” Ödüyo ekibi, B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetlerinden oluşan ürün portföyüyle, işletmelerin finansal süreçlerinde operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik sağlayacak dijital modeller üzerine değerlendirmelerde bulundu. Ziyaretlerde ayrıca, kamu kurumları ve belediye iştiraklerinde finansal süreçlerin dijitalleştirilmesi konusunda geliştirilebilecek ortak projeler ve bölgesel iş birlikleri gündeme geldi. Ödüyo’nun önümüzdeki dönemde Gaziantep ve çevre illerde finansal teknolojiler alanında daha aktif roller üstlenmesi hedefi paylaşıldı. Gaziantep Teknopark ise bu ziyaretlerde ayrı bir anlam taşıdı. Türkiye’nin önde gelen fintech markalarından biri haline gelen Ödüyo’nun, doğduğu yer olan Gaziantep Teknopark’tan çıkmış bir girişim olması, şehrin yenilikçi potansiyelinin somut bir göstergesi olarak öne çıktı. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Ofis Kiralamalarında Artan Uyuşmazlıklara Dikkat Av. Elvan Kakıcı Şimşek, kira sözleşmelerinde yaşanan uyuşmazlıkların temelinde çoğunlukla sözlü anlaşmaların ve yetersiz belgelerin yer aldığını belirterek, “Sözleşmenin mutlaka yazılı olması gerekir. Kira bedeli, artış oranları, masraflar ve tarafların sorumlulukları açıkça belirlenmezse, en küçük anlaşmazlık bile mahkemeye taşınabiliyor. Bu nedenle sözleşme süreci profesyonelce yürütülmeli.” dedi. Şimşek, ofis kiralamalarında tarafların sorumluluklarının özellikle bakım, onarım, güvenlik ve sigorta yükümlülükleri açısından net şekilde tanımlanması gerektiğini de vurguladı. Mülkün hukuki durumu mutlaka araştırılmalı Ofis veya işyeri kiralamadan önce taşınmazın hukuki statüsünün titizlikle incelenmesi gerektiğini belirten Şimşek, şu uyarılarda bulundu:  “Tapu kaydında ‘davalıdır’ ya da ‘hacizlidir’ gibi bir şerh olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli. Devir veya alt kiralama haklarının ana sözleşmeye uygunluğu da gözden kaçırılmamalı. Bu detaylar, ileride çok daha büyük hukuki sorunları önler.” Pandemi sonrası sözleşmelere yeni hükümler eklendi COVID-19 pandemisiyle birlikte “aşırı ifa güçlüğü” gibi olağanüstü durumların kira ilişkilerini doğrudan etkilediğini hatırlatan Şimşek, yeni dönemde sözleşmelere uyarlama hükümleri eklenmesinin yaygınlaştığını ifade etti: “Öngörülemeyen olağanüstü durumlar için sözleşmede uyarlama kayıtlarının bulunması, hem kiracıyı hem kiraya vereni korur. Bu tür düzenlemeler, ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkların çözümünü kolaylaştırır.” Teminat ve vergisel yükümlülüklere dikkat Kira sözleşmesine bağlı teminat veya senetlerin içeriği, amacı ve hangi koşullarda icraya konulabileceğinin açıkça belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, vergisel açıdan da önemli bir uyarıda bulundu:  “Kiralama işleminin niteliği, kurumlar vergisi ve KDV yükümlülüklerini doğrudan etkiler. Bu nedenle mali müşavirlerle birlikte değerlendirme yapılmalı; kira süreci yalnızca hukuki değil, mali yönden de planlanmalıdır.” Ofis kiralamalarında en sık görülen davalar İşyeri kiralamalarına ilişkin en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar; kira bedelinin ödenmemesi, tahliye, sözleşmenin ispatı ve kiralanan mülkün hasarından doğan sorumluluk konularında yaşanıyor. Şimşek, ayrıca son dönemde muvazaalı işlemler ve sorumluluktan kaçınma amaçlı kira devirlerinin de arttığına dikkat çekerek, “Bazı şirketler, işçi alacakları gibi yasal yükümlülüklerden kaçınmak için kira sözleşmesi adı altında muvazaalı devirler yapabiliyor. Ancak bu tür durumlarda taraflar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabiliyor.” şeklinde konuştu. “Detaylı sözleşme, en güçlü önlemdir” Av. Elvan Kakıcı Şimşek, ofis kiralamalarında en önemli güvence unsurunun iyi hazırlanmış bir sözleşme olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “İşyeri kiralamalarında sözleşmenin yazılı, açık ve olası tüm senaryoları kapsayacak şekilde detaylı hazırlanması büyük önem taşır. Sorumlulukların net şekilde tanımlandığı, teminat koşullarının açıkça belirlendiği bir sözleşme, gelecekte doğabilecek birçok sorunu en başından engeller.” Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### Ofisler Yeniden Tanımlanıyor “Ofisin Yeni Yüzü: Esnek, Akıllı, Yaşanabilir” Hızla değişen çalışma kültürü, ofis piyasasını köklü bir dönüşüm sürecine soktu.  Şirketler artık ofisleri yalnızca çalışma mekânı değil, çalışan bağlılığını ve marka kültürünü güçlendiren stratejik bir unsur olarak değerlendiriyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, “Ofislerde artık konfor, yaratıcılık ve sosyal etkileşim bir arada düşünülüyor. Çalışanların kendilerini iyi hissettiği, sosyalleşebildiği, hatta dinlenip spor yapabildiği alanlar yeni nesil ofislerin vazgeçilmez unsurları haline geldi.” dedi. Talep Modern, Güvenli ve Teknolojik Ofislere Kaydı Pandemi sonrasında ivme kazanan dönüşüm süreci, enerji verimli, akıllı sistemlerle donatılmış ve teknolojik A sınıfı ofisleri öne çıkarıyor. Balsarı, “Firmalar artık hem sürdürülebilir hem de yüksek dijital altyapıya sahip binaları tercih ediyor. Akıllı sistemler, uzaktan kontrol, enerji verimliliği ve güvenlik, yeni ofis seçimlerinde belirleyici faktörler arasında” diye belirtti. Deprem Bilinci Ofis Tercihlerinde Belirleyici Oldu Son yıllarda yaşanan büyük depremler, şirketlerin ofis seçiminde güvenliği ilk sıraya koymasına neden oldu. Yapı dayanıklılığı, zemin kalitesi ve deprem yönetmeliğine uygunluk artık yatırım kararlarının merkezinde yer alıyor. Balsarı, “Deprem bilinciyle birlikte firmalar daha yeni, güvenli ve dayanıklı binalara yöneldi. Bu da İstanbul gibi metropollerde eski ofis stokunun yenilenmesini hızlandırdı.” ifadelerini kullandı. Arz Kontrollü, Kaliteli Ofisler Yükselişte Yeni ofis arzında büyük bir artış beklenmiyor. Mevcut projeler daha çok merkezi bölgelerde ve nitelikli ofislerden oluşuyor. Balsarı, “Sektörde arzın kontrollü bir biçimde ilerlediğini görüyoruz. Yeni yatırımlar, enerji verimli ve teknolojik ofislerin artırılmasına odaklanıyor. Bu durum, piyasadaki dengeyi korurken kaliteyi de yükseltiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Geleceğin Ofisleri: Esnek, Sürdürülebilir ve İnsan Odaklı Ofis tasarımlarında önümüzdeki dönemin en belirgin temaları esneklik, sürdürülebilirlik ve çalışan deneyimi olacak. Balsarı, “Geleceğin ofisleri tamamen çalışan konforuna odaklanacak. Sessiz çalışma bölgeleri, dinlenme ve sağlık alanları, sosyal etkileşim için tasarlanmış mekanlar artık standart hale geliyor. Verimlilik ve mutluluk odaklı bir çalışma kültürü, fiziksel mekana da yansıyor.” dedi. Küçük Ama Donanımlı Ofisler Yükseliyor Ofis piyasasında dönüşüm sürecinin önümüzdeki dönemde daha da hızlanması bekleniyor. Şirketler maliyet optimizasyonu, esneklik ve verimlilik hedefleri doğrultusunda merkezi konumlarda küçük ama çok amaçlı ofislere yöneliyor. Balsarı, “Paylaşımlı ofis alanlarının yükselişi devam edecek. Şirketler hem maliyetlerini düşürmek hem de çalışanlarına daha özgür bir çalışma ortamı sunmak istiyor. Bu eğilim, şehir merkezlerindeki ofis pazarını yeniden şekillendirecek.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Okullar Açılırken Dijital Tahsilat Hızlanıyor Eylül ayıyla birlikte yalnızca öğrenciler için değil, servis işletmelerinden yemekhanelere kadar eğitim sektöründeki pek çok kurum için de yoğun bir dönem başlıyor. Türkiye’de eğitim harcamaları 2024 yılında bir önceki yıla göre iki katına kadar çıktı. Aynı dönemde işlem sayılarında da yüzde %80’in üzerinde bir artış görüldü. Bu artış, “Back-to-School” döneminde ödeme trafiğinin ne kadar büyüdüğünü açıkça ortaya koyuyor. Ödüyo’nun sunduğu online tahsilat çözümleri, tam da bu noktada hem işletmelere hem de velilere kolaylık sağlıyor. Türkiye’de eğitim harcamaları 2024 yılında bir önceki yıla göre iki katına kadar çıktı. Aynı dönemde işlem sayılarında da %80 artış oldu. Bu artış, “Back-to-School” döneminde ödeme trafiğinin ne kadar büyüdüğünü açıkça ortaya koydu. Velilerin farklı kalemlerde yaptığı ödemeler bu süreçte artarken, işletmelerin tahsilatlarını zamanında ve eksiksiz gerçekleştirmesi kritik bir önem taşıyor. Son yıllarda hızla dijitalleşen ödeme alışkanlıkları, bu dönemde tahsilat süreçlerinin manuel yöntemlerle yürütülmesini hem riskli hem de zahmetli hale getirdi. Ödüyo’nun sunduğu online tahsilat çözümleri, tam da bu noktada hem işletmelere hem de velilere kolaylık sağlıyor. Ödeme linkleri, ERP entegrasyonları ve periyodik tahsilat özellikleri sayesinde tahsilatlar saniyeler içinde tamamlanabiliyor. Böylece veliler için ödeme yükü hafiflerken, kurumlar da nakit akışlarını daha öngörülebilir hale getiriyor. Özellikle servis sağlayıcıları ve yemekhanelerde, Back-to-School döneminde yaşanan yoğunluk artık yönetilebilir bir sürece dönüşüyor. 2024 yılında Ödüyo üzerinden yaklaşık 500 binin üzerinde işlem gerçekleştirildi ve kredi kartı ile yapılan tahsilatlar toplamda 14 milyar TL’ye ulaştı. Kullanıcı sayısı 100 bini aşarken, özellikle B2B tarafta sağlanan büyüme, sistemin eğitim sektörü gibi yüksek hacimli alanlarda tercih edildiğini gösteriyor. Geçmiş yıllara ait karşılaştırmalarda, Ödüyo kullanan firmalar tahsilat performansında yüzde %100 oranında artış, operasyonel maliyetlerinde ise yüzde %40 oranında düşüş yaşadı. Ödüyo Satış Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, bu döneme dair şunları söyledi: “Türkiye'de eğitime yönelik harcamalar 2019-2023 döneminde toplam 2,6 trilyon lira olarak gerçekleşti. Okulların açılmasına az bir süre kala, Back-to-School" döneminde tahsilat süreçlerini dijitalleştirmek, işletmeler için artık bir seçenek değil, bir zorunluluk haline geldi. Ödüyo olarak, sunduğumuz çözümlerle işletmelerin bu süreci sorunsuz ve verimli bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor, tahsilat performanslarını en üst düzeye çıkarmalarını sağlıyoruz. Sunduğumuz SMS ve e-mail tabanlı ödeme hatırlatmaları, zengin ödeme kanalları ve otomatik raporlama sistemimizle, eğitim sektöründeki işletmelerin bu süreci hem hızlı hem de hatasız yönetmesine olanak tanıyoruz. Geleneksel yöntemlerin aksine, saniyeler içinde tahsilat alarak performansta %80’in üzerinde artış sağladık. “2024 yılında 14 milyar TL’ye ulaşan tahsilat hacmiyle, dijitalleşmenin eğitim sektöründeki finansal dönüşümde nasıl bir rol oynadığını net şekilde görüyoruz. Back-to-School dönemlerinde işletmelerin yaşadığı yoğunluk, artık online tahsilat çözümleriyle çok daha kolay yönetiliyor. Geleneksel yöntemlerin yavaş ve maliyetli yapısının yerine saniyeler içinde gerçekleşen ödemeler, hem veliler hem de kurumlar için büyük bir rahatlama sağlıyor.” Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Önceliğimiz İz Bırakan Bir Yapı Kurmak Türkiye’de tasarım odaklı moda markaları ölçeklenme arayışını sürdürürken, Otrera Çanta büyüme planlarını “hız” yerine “standart” ekseninde kurguluyor. Otrera Çanta Kurucusu Benek Karaca, önümüzdeki beş yıla ilişkin hedeflerini paylaşarak markanın kontrollü büyüme stratejisini paylaştı. Tasarım odaklı çanta markası Otrera, önümüzdeki beş yıllık büyüme yol haritasını açıkladı. Marka, üretim kapasitesini kademeli artırmayı, dijital kanalda derinleşmeyi ve seçici ihracat adımları atmayı hedefliyor. Otrera Çanta Kurucusu Benek Karaca, büyümenin yalnızca ciro ve adet artışı anlamına gelmediğini belirterek, “Biz büyürken hızdan değil, çıtadan vazgeçmemeyi seçiyoruz. Malzeme kalitesi, zanaatin emeği ve ürünün formu bizim için pazarlık konusu değil. Ölçeklenirken karakter kaybetmemek en temel önceliğimiz” dedi. Dijital Omurga Güçlenecek Otrera’nın büyüme planında e-ticaret kanalının merkezde yer aldığını ifade eden Karaca, dijital altyapının hem satış hem de marka anlatısı açısından kritik olduğunu vurgulayarak, “Önce hikâyeyi doğru anlatmak gerekiyor. E-ticaret, deneyimi ve ürünü en sahici haliyle aktarabildiğimiz alan. Önümüzdeki dönemde dijital tarafta hem içerik hem de müşteri deneyimi yatırımlarımızı artıracağız. Fiziksel satış noktaları ise seçili ve stratejik bir yapı içinde konumlanmaya devam edecek.” açıklamasında bulundu. İhracatta Seçici Genişleme Otrera’nın büyüme hedefleri arasında ihracat da yer alıyor. Ancak Karaca, bu sürecin hızlı bir yayılma planı değil, doğru pazar seçimi ve doğru konumlandırma ile ilerleyeceğini ifade ederek, “İhracat bizim için haritada bir yer işaretlemek değil; markanın dilinin nerede aynı netlikle karşılık bulduğunu görmek. Zamansız ve fonksiyonel tasarım anlayışımızı anlayan pazarlarda konumlanmayı hedefliyoruz” dedi. “Pahalı Görünmek Değil, Değerli Kalmak” Segment tartışmalarına da değinen Karaca, markanın konumlanmasını “lüks” etiketi üzerinden değil, değer kavramı üzerinden tanımladıklarını söyleyerek,  “Bizim için lüks; uzun ömür, iyi malzeme ve zanaatin izidir. Logo değil, karakter konuşsun isteriz. Stratejimiz pahalı görünmek değil; değerli kalmak. Malzeme, emek ve zaman bir bütün. Zanaatin maliyeti sabırdır; standardı korumak için gösterilen özenin karşılığıdır” şeklinde konuştu. Beş Yıllık Hedef: Sürdürülebilir Model Önümüzdeki beş yıllık projeksiyonda üretim kapasitesini dengeli şekilde artırmayı, istihdamı güçlendirmeyi ve ihracat payını yükseltmeyi hedeflediklerini açıklayan Karaca, büyümenin temel amacını ise şu sözlerle özetledi: “Rakamlar elbette önemli; ancak biz önce iz bırakmayı hedefliyoruz. Otrera’yı yalnızca bir marka değil; kaliteye sadakat, zanaate saygı ve uzun ömürlü ürün kültürü üzerine kurulu sürdürülebilir bir model haline getirmek istiyoruz.” Otrera Hakkında: Otrera, sürdürülebilirliği tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak ele alan, el işçiliği ve kadın emeğiyle şekillenen bir çanta markasıdır. Adını antik çağın efsanevi Amazon kraliçesi Otrera’dan alan marka; doğaya saygılı üretim anlayışını, güçlü ve bağımsız kadın kimliğiyle bir araya getirir. Otrera’da her tasarım, hızlı tüketime karşı geliştirilen zamansız bir duruşu temsil eder. Sürdürülebilirlik, Otrera için bir trend değil, üretimin merkezine yerleşmiş bütüncül bir yaklaşımdır. Tüm koleksiyonlarda %100 hakiki deri ve yüksek kaliteli metal aksesuarlar kullanılır. Sentetik ve plastik içeriklerden bilinçli olarak kaçınan marka, doğal yapısıyla zaman içinde güzelleşen, yaş aldıkça karakter kazanan deriyi tercih eder. Bu yaklaşım, Otrera çantalarını uzun ömürlü ve zamansız kılar. Seri üretim yerine sınırlı ve kontrollü üretimi benimseyen Otrera, el işçiliğine dayalı süreçlerle atık miktarını azaltmayı ve kaynak kullanımını sorumlu bir şekilde yönetmeyi amaçlar. Her parça, kalite ve dayanıklılığı önceliklendiren bir anlayışla üretilir. Ürünlerin paketlenmesinde kullanılan tüm kutu, kese ve ambalaj materyalleri geri dönüştürülebilir ve çevre dostu seçeneklerden oluşur. Kadın emeği ve yerel üretim, Otrera’nın sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Üretimin büyük bir bölümü kadın zanaatkârlar ve yerel ustalar tarafından gerçekleştirilirken, marka kadınların üretimden karar alma süreçlerine kadar her aşamada aktif rol almasını destekler. Otrera, yalnızca çanta üreten bir marka değil; doğaya, emeğe ve geleceğe karşı sorumluluk alan bir üretim anlayışının ifadesidir. #### Ortalama Konut Satış Fiyatı 4 Milyon 952 Bin 436 TL Oldu Endeksa ve Emlakjet’in hazırladığı Nisan 2026 Konut Değer Raporu yayımlandı.  Türkiye’de satılık konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak artışını sürdürürken, reel bazda zayıf görünüm devam etti. Türkiye genelinde Nisan 2026 itibarıyla konut birim metrekare fiyatı 39.939 TL seviyesinde gerçekleşirken, ortalama konut satış fiyatı 4 milyon 952 bin 436 TL oldu. İkinci el konut satışları ise Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,3 oranında azalarak 86 bin 502 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %31,8, ikinci el konut satışlarının payı %68,2 oldu. Konut satışlarında en yüksek hacim yine İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa’da olurken, Nisan 2026’da en fazla konut satışı İstanbul’da gerçekleşerek, 23 bin 852 adet konut satıldı.     Türkiye’nin önde gelen emlak ilan platformlarından Emlakjet, Endeksa’nın yapay zeka destekli veri analizlerine dayanan Nisan 2026 Konut Değer Raporu’nu açıkladı. Nisan 2026 konut verileri, Türkiye genelinde fiyatların TL bazında artmaya devam ettiğini; ancak enflasyon etkisi dikkate alındığında reel olarak zayıf bir görünümün sürdüğünü ortaya koydu. TÜİK Nisan 2026 verilerine göre, Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,6 oranında artarak 40 bin 306 oldu. İkinci el konut satışları ise Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,3 oranında azalarak 86 bin 502 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %31,8, ikinci el konut satışlarının payı %68,2 oldu. Ortalama Konut Satış Fiyatı 4 Milyon 952 Bin 436 TL Türkiye genelinde Nisan 2026 itibarıyla konut birim metrekare fiyatı 39.939 TL seviyesinde gerçekleşirken, ortalama konut satış fiyatı 4 milyon 952 bin 436 TL oldu. Konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak %24,2 artış gösterdi. Buna karşın reel değişim %-5,6 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, konut piyasasında fiyatların nominal olarak yükselmeye devam ettiğini; ancak enflasyon karşısında değer koruma gücünün zayıfladığını gösterdi. Türkiye Genelinde 126 Bin 808 Konut Satıldı Nisan 2026’da Türkiye genelinde 126 bin 808 adet konut satışı gerçekleşti. İncelenen 30 ildeki toplam satış adedi ise 105 bin 509 oldu. Buna göre 30 il, Türkiye genelindeki konut satışlarının yaklaşık %83,2’sini oluşturdu. Satışların Yarısı Beş Büyük İlde Toplandı Konut satışlarında en yüksek hacim yine büyük şehirlerde ve güçlü talep alan illerde görüldü. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa, 30 il içindeki toplam satışların %50,6’sını, Türkiye genelindeki toplam satışların ise %42,1 ‘ini oluşturdu. İstanbul Satış Hacminde Açık Ara Lider Nisan 2026’da en fazla konut satışı İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’da 23 bin 852 adet konut satıldı. İstanbul’u; Ankara 11 bin 680 adet, İzmir 7 bin 215 adet, Antalya 6 bin 165 adet ve Bursa 4 bin 498 adet satışla izledi. Bu veriler, konut piyasasında işlem hacminin hala büyükşehirler merkezli ilerlediğini ortaya koydu. En Düşük Satış Adedi Van’da İncelenen iller arasında en düşük satış adedi Van’da kaydedildi. Van’da Nisan 2026’da 832 adet konut satıldı. Van’ı; Ordu 880 adet, Mardin 948 adet, Kahramanmaraş 950 adet ve Çanakkale 1.088 adet satışla takip etti. Ancak düşük satış hacmi, her zaman zayıf fiyat performansı anlamına gelmedi. Özellikle Ordu, fiyat artış performansında öne çıkan illerden biri oldu. Metrekare Fiyatında Zirve Muğla’nın Nisan 2026’da konut metrekare fiyatının en yüksek olduğu il Muğla oldu. Muğla’da konut birim metrekare fiyatı 81 bin 485 TL seviyesine ulaştı. Muğla’yı; İstanbul 62 bin 579 TL, Antalya 53 bin 797 TL, Çanakkale 51 bin 497 TL ve İzmir 50 bin 784 TL ile izledi. Bu tablo, yüksek fiyat seviyelerinin özellikle kıyı, turizm, ikinci konut ve yüksek gelir grubu talebinin güçlü olduğu illerde yoğunlaştığını gösterdi. En Uygun Metrekare Fiyatı Mardin’de Konut metrekare fiyatının en düşük olduğu il Mardin oldu. Mardin’de konut birim metrekare fiyatı 22 bin 158 TL olarak kaydedildi. Mardin’i; Şanlıurfa 22 bin 226 TL, Kayseri 22 bin 384 TL, Elazığ 24 bin 21 TL ve Kahramanmaraş 25 bin 349 TL takip etti. Bu iller, fiyat erişilebilirliği bakımından listenin daha uygun konut piyasaları arasında yer aldı. Ortalama Konut Fiyatında Muğla 10,5 Milyon TL’yi Aştı Ortalama konut satış fiyatında da ilk sırada Muğla yer aldı. Muğla’da ortalama konut satış fiyatı 10 milyon 511 bin 565 TL oldu. Muğla’yı; İstanbul 6 milyon 883 bin 690 TL, Aydın 6 milyon 675 bin 210 TL, İzmir 6 milyon 94 bin 80 TL ve Çanakkale 6 milyon 76 bin 646 TL izledi. Aydın’ın metrekare fiyatında ilk beş içinde yer almamasına rağmen ortalama konut fiyatında üçüncü sırada bulunması, ilde satılan konutların ortalama büyüklüğü veya segmentinin yüksek olabileceğine işaret etti. Ortalama Konut Fiyatının En Düşük Olduğu İl Şanlıurfa Ortalama konut satış fiyatının en düşük olduğu il Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’da ortalama konut satış fiyatı 3 milyon 378 bin 352 TL seviyesinde gerçekleşti. Şanlıurfa’yı; Kayseri 3 milyon 491 bin 904 TL, Mardin 3 milyon 545 bin 280 TL, Elazığ 3 milyon 675 bin 213 TL, Tekirdağ 3 milyon 687 bin 810 TL takip etti. Yıllık Nominal Artışta Ordu İlk Sırada Nisan 2026 verilerine göre en çok satış olan 30 il içerisinde yıllık nominal fiyat artışında en güçlü performans Ordu’da görüldü. Ordu’da konut metrekare fiyatı yıllık bazda %35,0 arttı. Ordu’yu; Denizli %33,6 Elazığ %33,1 Ankara %31,6 ve Kocaeli %30,0 takip etti. Bu iller, yıllık nominal fiyat artışında Türkiye ortalamasının üzerinde performans gösterdi. Reel Artış Sağlayan İl Sayısı Sınırlı Kaldı Nominal fiyat artışlarına rağmen reel görünüm zayıf kaldı. 30 il içinde yıllık reel artış sağlayan il sayısı yalnızca üç oldu. Yıllık reel fiyat artışı görülen iller; Ordu %2,6, Denizli %1,5 ve Elazığ %1,1. Ankara’da yıllık reel değişim neredeyse yatay seyrederken, diğer illerin büyük bölümünde reel kayıp görüldü.  En Sert Reel Kayıp Hatay’da Yıllık reel fiyat değişiminde en zayıf performans Hatay’da kaydedildi. Hatay’da konut fiyatları nominal olarak artsa da reel bazda %14,3 geriledi. Reel kaybın yüksek olduğu diğer iller; Aydın %-13,8, Tekirdağ %-12,2, Muğla %-11,0 ve Gaziantep %-10,0 oldu. Bu illerde fiyatlar TL bazında yükselse de enflasyon karşısında belirgin değer kaybı yaşandı.    Aylık Veriler Piyasada Soğumaya İşaret Etti Türkiye genelinde konut metrekare fiyatı aylık bazda nominal olarak %1,1 geriledi. Reel aylık düşüş ise %4,0 oldu. Bu görünüm, Nisan ayında konut fiyatlarında kısa vadeli zayıflamanın belirginleştiğini gösterdi. Aylık Reel Artış Sağlayan Tek İl Ordu Oldu Nisan 2026’da aylık reel fiyat artışı sağlayan tek il Ordu oldu. Ordu’da konut metrekare fiyatı aylık bazda nominal olarak %4,3, reel olarak ise %1,2 arttı. Aylık nominal artış kaydeden diğer iller arasında Antalya, Kocaeli, Mersin, Sakarya, Bursa, Adana, Muğla, Van, Samsun, Manisa, Kahramanmaraş ve Denizli yer aldı. Yatırım Geri Dönüşünde Ankara, Tekirdağ ve Şanlıurfa Öne Çıktı Konut yatırımında kira getirisi açısından önemli göstergelerden biri olan dönüş süresi, iller arasında belirgin farklılık gösterdi. En kısa dönüş süresi 12 yıl ile Ankara, Tekirdağ ve Şanlıurfa’da görüldü. Bu illeri; İstanbul 13 yıl, Yalova 13 yıl takip etti. Kısa dönüş süresi, bu illerde kira/fiyat dengesinin yatırımcı açısından daha avantajlı olduğunu gösterdi. En Uzun Dönüş Süresi Muğla’da Konut yatırımında en uzun geri dönüş süresi Muğla’da kaydedildi. Muğla’da dönüş süresi 19 yıl olarak hesaplandı. Muğla’yı; Elazığ 18 yıl, Antalya 17 yıl, Aydın 17 yıl, Balıkesir 16 yıl ve Ordu 16 yıl takip etti. Muğla’da fiyat seviyesinin çok yüksek olması, yatırımın kira geliriyle kendini amorti etme süresini uzattı. Büyükşehirlerde Fiyatlar Yüksek, Reel Performans Sınırlı İstanbul, İzmir ve Antalya gibi yüksek fiyatlı büyük pazarlarda nominal fiyat seviyeleri güçlü kalmaya devam etti. Ancak reel performans incelendiğinde daha sınırlı bir görünüm ortaya çıktı. İstanbul’da yıllık reel değişim %-2,8, İzmir’de %-8,7, Antalya’da ise hafif negatif seviyede gerçekleşti. Bu durum, büyükşehirlerde fiyatların nominal olarak yüksek kalmasına rağmen reel getiri açısından seçici bir döneme girildiğini gösterdi. Ankara Görece Dengeli Görünüm Sundu Ankara, Nisan 2026 verilerinde hem satış hacmi hem de yatırım geri dönüşü açısından dikkat çekti. Başkentte 11 bin 680 adet konut satılırken, metrekare fiyatı 37 bin 6 TL oldu. Yıllık nominal fiyat artışı %31,6 ile güçlü seyretti. Reel değişim ise yataya yakın gerçekleşti. Ankara’nın 12 yıllık dönüş süresi, yatırımcı açısından görece avantajlı bir görünüm sundu. Kıyı İllerinde Fiyat Seviyesi Yüksek, Reel Momentum Zayıf Muğla, Antalya, İzmir, Aydın, Çanakkale ve Balıkesir gibi kıyı illeri, fiyat seviyesi bakımından Türkiye ortalamasının üzerinde yer aldı. Ancak bu illerin önemli bir bölümünde reel fiyat performansı zayıf kaldı. Özellikle Aydın, Muğla, Balıkesir ve Çanakkale’de yıllık ve 6 aylık reel kayıplar dikkat çekti. Bu tablo, yüksek fiyat seviyelerine ulaşan kıyı pazarlarında fiyat artış hızının enflasyon karşısında yavaşladığını gösterdi. Ordu Verilerde En Güçlü Ayrışan İl Oldu Ordu, Nisan 2026 verilerinde en dikkat çekici illerden biri oldu. İl, yıllık nominal artışta %35,0 ile ilk sırada yer aldı. Aynı zamanda Ordu; yıllık reel artışta, aylık reel artışta, 6 aylık reel performansta pozitif ayrışan iller arasında bulundu. Satış hacmi düşük olmasına rağmen fiyat momentumu açısından Ordu, listenin en güçlü illerinden biri oldu. Verileri değerlendiren, Endeksa & Emlakjet CEO’su Görkem Öğüt, “Nisan 2026 konut piyasası verileri, Türkiye’de konut fiyatlarının nominal olarak artmaya devam ettiğini ancak reel olarak baskı altında kaldığını gösterdi. Satış hacmi büyükşehirlerde yoğunlaşırken, fiyat seviyesi kıyı ve turizm odaklı illerde yüksek seyretti. Buna karşın Anadolu illeri reel fiyat performansında daha dirençli bir görünüm sergiledi. Yatırım geri dönüşü açısından Ankara, Tekirdağ, Şanlıurfa, İstanbul ve Yalova öne çıkarken; Muğla, Antalya, Aydın ve Elazığ’da yüksek fiyatlar nedeniyle dönüş süreleri daha uzun hesaplandı. Öte yandan Nisan 2026 verileri, konut piyasasında tek yönlü ve genele yayılan güçlü bir artış döneminden ziyade, iller bazında ayrışmanın belirginleştiği bir döneme işaret ediyor. Nominal fiyat artışları sürse de reel getiride sınırlı sayıda il pozitif ayrışıyor. Bu nedenle konut piyasasında fiyat seviyesi, satış hacmi, reel değişim ve dönüş süresi birlikte değerlendirilmesi gereken temel göstergeler olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu.     Endeksa Hakkında: Gayrimenkul değerleme alanında dijital teknolojilerin sunduğu gelişmiş olanaklardan yararlanan Endeksa, kullanıcıların herhangi bir konutun konum ve özelliklerini sisteme girerek piyasa değerini hızlı ve kolay şekilde öğrenmelerini sağlayan veri odaklı bir platformdur. “Yapay zekâ ile akıllı gayrimenkul kararları” sloganıyla faaliyet gösteren Endeksa, evini doğru fiyatla satmak isteyen milyonlarca kullanıcıya hizmet vermektedir.  Gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketi olan Endeksa, lokasyon optimizasyonu ve öngörücü analiz yöntemleriyle sektöre katma değerli hizmetler sunmaktadır. Endeksa, farklı veri kaynaklarından elde ettiği milyonlarca veriyi analiz ederek yapay zekâ destekli modellerle gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizleri üretir. Geliştirdiği Otomatik Değerleme Modeli (AVM) sayesinde kullanıcılar, konutlarının satış ve kira değerlerini saniyeler içinde öğrenebilir. Dijital teknolojileri etkin biçimde kullanan Endeksa, Türkiye’de gayrimenkul değerleme alanında öncü platformlardan biri olarak sektörde önemli bir referans noktası haline gelmiştir. 2017 yılında kurulan Endeksa’nın çoğunluk hissesi, 2021 yılının sonunda Türkiye’nin önde gelen internet girişimlerinden biri olan iLab Ventures tarafından satın alınmıştır. 2026 itibariyle de Gayrimenkul teknolojileri alanında veri ve inovasyon odaklı çözümleriyle öne çıkan Emlakjet ve Endeksa, kullanıcıların ve sektör profesyonellerinin daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini bir araya getiren bu yapı, Türkiye’de proptech ekosisteminin gelişimine katkı sağlayarak kapsamlı bir gayrimenkul teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Emlakjet Hakkında: 2006 yılında kurulan Emlakjet, kullanıcıların satılık veya kiralık gayrimenkulleri en hızlı ve en kolay şekilde bulabilmelerini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir gayrimenkul teknoloji platformudur. Türkiye’de proptech (gayrimenkul teknolojileri) alanının güçlü ve dinamik oyuncularından biri olan Emlakjet, bugün aylık 60 milyon sayfa görüntülenme ve 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak sektörde önemli bir konuma sahiptir. Emlakjet, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi hizmetleriyle de öne çıkmaktadır. Şirket, gayrimenkul sektöründe uçtan uca inovatif çözümler sunma vizyonuyla hareket ederek, sektörde akla gelen ilk teknolojik platformlardan biri olmayı hedeflemektedir. Emlakjet, 2014 yılında erken aşama ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan iLab bünyesine katılmıştır. Kariyer.net, Sigortam.net, Arabam.com, Cimri.com, HangiKredi, Emlakjet.com, Endeksa, Neredekal.com, ChemOrbis ve SteelOrbis gibi güçlü dijital platformlardan oluşan iLab Grup şirketleriyle birlikte, bugün Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaklaşık %65’ine ulaşan büyük bir dijital ekosistemin parçasıdır. #### Otellerde Rekabetin Yeni Anahtarı: Sürdürülebilirlik ve Yapay Zeka İş Birliği TÜBİTAK destekli TURCAMAP projesi, otelcilik sektöründe karbon ayak izi yönetimini yapay zekâ ile yeniden tanımlıyor. Elektraweb imzası taşıyan platform, yalnızca veriyi okumakla kalmıyor; anlamlandırıyor, nedenini açıklıyor ve çözüm öneriyor. Konaklama sektörü, artan sürdürülebilirlik baskısı ve maliyet optimizasyonu ihtiyacıyla yeni bir dönemin eşiğinde. Ancak bugüne kadar en büyük sorun, otellerin sahip olduğu devasa veri yığınını anlamlı ve aksiyona dönüşebilir içgörülere çevirememesiydi. Enerji tüketiminden su kullanımına, satın almadan atık yönetimine kadar milyonlarca veri noktası çoğu zaman parçalı sistemlerde kalıyor, Excel dosyalarında kayboluyor ve gerçek bir karar desteğine dönüşemiyordu. Elektraweb’in TÜBİTAK destekli “Otel Konaklama Ekosistemi İçin Yapay Zeka Tabanlı Karbon Ayak İzi Kaynak Takip, Anomali Tespit ve Önlem Öneri Platformu (TURCAMAP) Projesi, tam da bu noktada devreye girerek otelcilik sektörüne bütünsel bir bakış açısı kazandırıyor. Yapay Zekâ ile Sistemin “Gözü Açılıyor” Elektraweb tarafından geliştirilen TURCAMAP, yapay zekâ destekli altyapısıyla otel operasyonlarını uçtan uca analiz ederek kritik bir soruyu soruyor: “Bu normal mi?” Platform; normalin dışına çıkan enerji tüketimlerini, su kullanımındaki dengesizlikleri, satın alma maliyetlerindeki sapmaları ve operasyonel verimsizlikleri anlık olarak tespit ediyor. İnsan gözüyle fark edilmesi neredeyse imkânsız olan bu anomaliler, yapay zekâ sayesinde görünür hale geliyor. “Veri Artık Sadece Rapor Değil, Aksiyon Üretiyor” Elektraweb Kurucusu ve CEO’su Kemal Oral, TURCAMAP’in sektöre getirdiği dönüşümü, “Konaklama sektöründe yıllardır veri üretiliyor ancak bu verinin büyük bölümü gerçek bir değere dönüşemiyordu. TURCAMAP ile birlikte artık veriyi sadece raporlayan değil, anlayan, yorumlayan ve aksiyon öneren bir yapıya geçiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için bir maliyet kalemi değil; doğru yönetildiğinde kârlılığı artıran en güçlü stratejik araçlardan biri. Bu proje ile otellerin hem çevresel sorumluluklarını yerine getirmesine hem de daha verimli ve rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağlıyoruz.” sözleriyle anlattı. Sadece Tespit Değil, Sebep ve Çözüm de Sunuyor TURCAMAP’in en dikkat çekici farkı, yalnızca sorunları işaret etmekle kalmaması. Sistem, tespit ettiği anomalilerin nedenlerini analiz ederek yöneticilere açık ve anlaşılır içgörüler sunuyor. Örneğin artan enerji tüketiminin; değişen klima ayarları, farklılaşan doluluk yapısı ya da uzayan operasyon saatlerinden kaynaklandığını detaylı biçimde açıklayabiliyor. Bununla da sınırlı kalmayan platform, aksiyon önerileri geliştirerek karar süreçlerini hızlandırıyor. Daha uygun tedarikçi önerilerinden vardiya optimizasyonuna, ekipman yatırımlarından stok yönetimine kadar birçok alanda somut çözüm alternatifleri sunuyor. Her Otelden Öğrenen, Her Gün Gelişen Bir Sistem 5.000’den fazla otelin verisiyle beslenen Elektraweb AI altyapısı, kolektif öğrenme modeliyle çalışıyor. Bir otelde edinilen bilgi, tüm sistemin öğrenmesine katkı sağlıyor. Böylece platform her geçen gün daha akıllı hale gelirken, sektör genelinde verimlilik ve sürdürülebilirlik standardını yukarı taşıyor. Sürdürülebilirlik Artık Bir Maliyet Değil, Rekabet Avantajı TURCAMAP, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda güçlü bir iş modeli olarak ele alıyor. Daha az enerji tüketimi maliyetleri düşürürken, israfın azalması kârlılığı artırıyor. Doğru satın alma kararları ise finansal yapıyı güçlendiriyor. Bu yaklaşım, otelcilik sektöründe sürdürülebilirliğin “zorunluluk” olmaktan çıkıp stratejik bir avantaja dönüşmesini sağlıyor. Tek Platformda Tüm Operasyonel Zekâ Elektraweb’in en önemli farklarından biri de farklı veri kaynaklarını tek bir platformda birleştirmesi. PMS, satın alma, stok, enerji ve finans verileri entegre şekilde analiz edilerek parçalı değil bütünsel bir yönetim anlayışı sunuluyor. TURCAMAP; karbon ayak izi hesaplamalarından departman bazlı analizlere, mevsimsel tüketim trendlerinden karşılaştırmalı performans ölçümlerine kadar geniş bir perspektifte veri işliyor. Karbon Takibinde Şeffaflık ve Güven Platform, uluslararası standartlara uygun karbon ve su ayak izi hesaplamaları yaparak sürdürülebilirlik sertifikasyon süreçlerini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda misafirlerin konaklama sırasında oluşan karbon ayak izini dengeleyebileceği, izlenebilir ve şeffaf bir sistem sunuyor. QR kodlu sertifikalar aracılığıyla yapılan katkının nerede ve nasıl değerlendirildiği takip edilebiliyor; bu da hem oteller hem de misafirler için güvenilir bir sürdürülebilirlik deneyimi yaratıyor. Yeni Nesil Otelcilikte Akıllı Dönüşüm Başladı TÜBİTAK destekli TURCAMAP, otelcilik sektöründe dijital dönüşümün ötesine geçerek “akıllı dönüşüm” çağını başlattı. Yapay zekâ ile desteklenen bu yeni yaklaşım, yalnızca bugünün operasyonlarını iyileştirmekle kalmıyor; geleceğin sürdürülebilir turizm anlayışını da şekillendiriyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000’den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Otellerin Tüm Tedarik İhtiyaçları Tek Portalda Elektraweb’ten Otellere A’dan Z’ye Dijital Tedarik Çözümü Dijitalleşmenin otel operasyonlarındaki etkisi her geçen gün artarken, satın alma ve tedarik yönetimi de bu dönüşümün en kritik alanlarından biri haline geliyor. Elektraweb, otellerin ihtiyaç duyduğu tüm tedarik kalemlerini A’dan Z’ye tek bir platform üzerinden yönetebilmesi için geliştirdiği Tedarik Portalı ile sektöre özel, uçtan uca dijital bir çözüm sunuyor. Oteller için satın alma süreçleri yalnızca maliyet yönetimi değil; aynı zamanda hız, şeffaflık ve operasyonel süreklilik açısından da büyük önem taşıyor. Elektraweb Tedarik Portalı, otel işletmelerinin tüm tedarik süreçlerini tek bir dijital yapı altında toplayarak, satın alma kararlarının daha kontrollü, izlenebilir ve veriye dayalı şekilde alınmasını sağlıyor. Gıda ve içecekten teknik ekipmanlara, temizlik ürünlerinden sarf malzemelerine kadar otellerin günlük operasyonlarında ihtiyaç duyduğu tüm tedarik kalemleri, portal üzerinden kolayca erişilebilir hale geliyor. Böylece farklı tedarikçilerle yürütülen dağınık süreçler tek merkezden yönetilebiliyor. Fiyat Karşılaştırmasıyla Şeffaf ve Doğru Karar Alma Tedarik Portalı üzerinden, farklı tedarikçilerden gelen fiyat teklifleri aynı anda görüntülenebiliyor. Oteller, sipariş öncesinde en az üç farklı tedarikçiden alınan fiyatları anlık olarak karşılaştırarak bütçelerine ve ihtiyaçlarına en uygun seçeneği kolayca belirleyebiliyor. Bu yapı, hem satın alma süresini kısaltıyor hem de maliyet kontrolünü güçlendiriyor. Otellere Özel Esnek Satın Alma Koşulları Alım miktarı, ödeme şekli ve teslimat süresi gibi kriterlere göre esnek fiyatlandırma seçenekleri sunan portal, otellerin sezonluk ve operasyonel farklılıklarına uyum sağlıyor. Sipariş oluşturma, onay süreçleri ve tedarik takibi tamamen online olarak yürütülerek manuel iş yükü önemli ölçüde azaltılıyor. Veri Odaklı Analizler ve Akıllı Öneriler Geçmiş satın alma verileri ve piyasa ortalamaları üzerinden sunulan analizler, otellerin tedarik planlamasını daha verimli hale getiriyor. Sistem ayrıca, otelin ihtiyaçlarına göre kampanyalı ürünler, alternatif tedarikçiler ve avantajlı seçenekler konusunda akıllı öneriler sunuyor. Güvenli Ödeme ve Belgeli Tedarik Süreci Tedarik Portalı; teslimat sonrası ödeme, kredili ödeme gibi farklı ödeme alternatifleriyle otellerin nakit akışını daha esnek yönetmesine olanak tanıyor. Bunun yanı sıra, tedarik edilen ürünlere ait kalite, uygunluk ve sertifika belgelerine tek noktadan erişim sağlanabiliyor. Elektraweb CEO’su Kemal Oral, otel odaklı yaklaşımı şu sözlerle değerlendirdi: “Otellerde satın alma süreçleri, operasyonun sürekliliği açısından kritik bir role sahip. Tedarik Portalı’nı geliştirirken amacımız, otellerin ihtiyaç duyduğu tüm ürün ve hizmetleri A’dan Z’ye, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapı içinde sunmaktı. Hız kadar doğru karar almayı ve uzun vadeli verimliliği de odağımıza aldık.” Elektraweb Tedarik Portalı, çok tedarikçili ve yüksek hacimli alım yapan oteller için, satın alma süreçlerini sadeleştiren, maliyetleri kontrol altına alan ve veriye dayalı yönetimi destekleyen güçlü bir dijital altyapı sunuyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Özel Okul Ödemelerinde Dijital Dönüşüm: Velilere Esneklik, Okullara Güvence Özel okul ücretlerinin her yıl ortalama %30 oranında artması, velilerin bütçe planlamasını zorlaştırırken, okullar için de tahsilat süreçlerinin daha verimli hale getirilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye Özel Okullar Derneği'nin verilerine göre, özel okul ödemelerinde yaşanan gecikmeler, eğitim kurumlarının finansal sürdürülebilirliğini tehdit eden en büyük faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu noktada, ödeme sistemleri alanında yenilikçi çözümler sunan Ödüyo, geliştirdiği alternatif ödeme altyapısı çözümleriyle özel okul ücretlerini uzaktan, güvenli ve esnek bir şekilde yönetmeyi sağlıyor. Aynı zamanda, velilerin okul kayıt ve ödeme işlemlerini tamamen dijital ortamda tamamlamalarına olanak tanıyor. Okul Ödemelerinde Yeni Dönem Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, geliştirilen dijital ödeme sistemleri sayesinde velilerin okula gitmeden kayıt ve ödeme işlemlerini kolayca gerçekleştirebildiğini belirtti. Yapıcı, şu ifadeleri kullandı: "Ödüyo olarak sunduğumuz çözümler sayesinde veliler, 3D güvenlikli kredi kartı ile taksitli ödeme, tek entegrasyonla birden fazla bankada kredi kullanma, otomatik periyodik ödeme veya ödeme linki ile anında tahsilat gibi esnek seçeneklerden yararlanabiliyor. Açık bankacılık entegrasyonu ile okul ödemelerinde yeni bir dönem başlatıyoruz." Açık Bankacılık Teknolojisi ile Hızlı ve Güvenli Ödeme Açık bankacılık entegrasyonu sayesinde veliler, banka hesapları üzerinden doğrudan ödeme yapabiliyor. Bu sistem, manuel banka havalesi ve EFT süreçlerini ortadan kaldırarak tüm işlemleri otomatik hale getiriyor. Aynı zamanda gecikme risklerini azaltarak okullar için tahsilat süreçlerini hızlandırıyor. Eğitim sektöründe yapılan araştırmalar, özel okullarda tahsilat gecikmelerinin %40 oranında olduğunu ve bu durumun okulların nakit akışını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Ödüyo’nun sunduğu dijital ödeme sistemleriyle bu oranı minimuma indirmek mümkün hale geliyor. Dijital Kayıt ve Sözleşme Onay Süreci Veliler için kayıt işlemlerini ve ödeme süreçlerini fiziksel evraklarla tamamlama dönemi sona eriyor. Ödüyo’nun sunduğu uzaktan kayıt ve dijital sözleşme onay sistemleri, okul kayıt sürecini tamamen dijitalleştirerek zaman kaybını ortadan kaldırıyor. Veliler, kayıt, sözleşme onayı ve ödeme işlemlerini tek bir sistem üzerinden hızlı ve güvenli bir şekilde tamamlayabiliyor. Veliler için Avantajlar: Uzaktan, diledikleri saatte kayıt ve ödeme yapabilme, 3D güvenlikli kredi kartı ve açık bankacılık ile esnek ödeme seçenekleri, otomatik periyodik ödeme ile düzenli tahsilat ve hatırlatma sistemi, ödeme linki ile anında ve kolay tahsilat Okullar için Avantajlar: Açık bankacılık ve dijital tahsilat sistemleri ile kesintisiz nakit akışı, velilere sunulan kredi ve taksit imkanları ile tahsilat süreçlerinin kolaylaştırılması, dijital sözleşme ve uzaktan kayıt ile operasyonel yükün azalması Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. https://www.oduyo.com.tr #### Pasif Gelirin Yeni Adresi: Gayrimenkul Yatırım Fonları Neo Portföy Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Bekir Yener Yıldırım, gayrimenkul yatırım fonlarının (GYF) sunduğu fırsatlara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, değeri yüksek montanlı ve erişimi zor olan gayrimenkul varlıkların, GYF’ler sayesinde daha likit ve erişilebilir hale geldiğini vurguladı. Gayrimenkul yatırımı artık sadece büyük sermayeleri olanların ayrıcalığı değil. Neo Portföy Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Başkanı Bekir Yener Yıldırım, taşınmaz varlıkları küçük yatırımcı için erişilebilir ve likit hale getiren gayrimenkul yatırım fonları (GYF) hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Yıldırım, “GYF’ler sayesinde yatırımcılar sadece tek bir daireye değil, lojistik depo, öğrenci yurdu, otel gibi tematik taşınmazlara da ortak olabiliyor; üstelik düzenli kira ve temettü geliri elde edilmesini de sağlıyor.” dedi. Pasif Gelirin Yeni Adresi: Gayrimenkul Yatırım Fonları Yıldırım, GYF’lerin sunduğu en önemli avantajlardan birinin pasif gelir elde etme imkânı olduğuna dikkat çekti. “Yatırımcı, fon portföyünde yer alan gayrimenkullerden elde edilen kira gelirlerinden ve varlık satış karlarından düzenli temettü alabilir. Fonun getirisinden hem içerideyken hem de fondan çıkarken yararlanabilir,” diyen Yıldırım, bu yapının yatırımcıya hem düzenli getiri hem de profesyonel yönetim sunduğunu belirtti. Erişim ve Likidite Problemlerine Etkili Çözüm Gayrimenkul yatırımının karşılaştığı en büyük engellerden birinin yüksek fiyatlar ve sınırlı erişim olduğunu vurgulayan Yıldırım, GYF’lerin bu engelleri ortadan kaldırdığını ifade ederek, “Bir bireysel yatırımcının tek başına erişmesi zor olan veri merkezleri, lojistik depolar, öğrenci yurtları gibi varlıklara GYF aracılığıyla ortak olabilmesi mümkün. Bu da yatırımcılara tematik çeşitlilik ve coğrafi esneklik sağlıyor.” şeklinde konuştu. Profesyonel ve Güvenilir Yönetim Süreci GYF’lerin, portföy yönetim şirketleri tarafından profesyonelce yönetildiğini belirten Yıldırım, tüm işlemlerin kamu gözetiminde ve bağımsız denetim altında gerçekleştiğinin altını çizdi. “Fonun içinde yer alan gayrimenkullerin alımı, kiraya verilmesi, kira takibi, değerleme ve satışı gibi tüm süreçler uzman ekiplerce yürütülüyor. Aynı zamanda içerideki nakitler de etkin bir şekilde yönetiliyor,” dedi. Likidite Kolaylığı ile Esneklik Yatırımcıların, geleneksel gayrimenkul yatırımlarında karşılaştığı satış ve çıkış süreçleri ile uğraşmadıklarını belirten Yıldırım, “GYF’lerde likidite kuralları en baştan bellidir. Yatırımcı, ihtiyaç duyduğunda kolaylıkla fondan çıkabilir. Bu esneklik, yatırımcıların pasif gelir elde ederken finansal hareketliliklerini de korumalarına olanak tanır.” şeklinde konuştu. Daha Likit, Daha Erişilebilir Yatırım Neo Portföy olarak yatırımcılara yeni nesil, erişilebilir ve profesyonelce yönetilen yatırım araçları sunmayı hedeflediklerini belirten Yıldırım, gayrimenkul yatırım fonlarının yakın gelecekte tematik çeşitliliğiyle daha da yaygınlaşacağını söyledi. Neo Portföy'den Geleceğe Açılan Yatırım Perspektifi Son olarak, GYF’lerin tematik çeşitliliğiyle yatırımcıların portföylerini daha dengeli ve yenilikçi şekilde çeşitlendirmelerine olanak tanıdığını belirten Yıldırım, “Yakın gelecekte sadece konut değil, öğrenci yurdu, otel, sanayi tesisi gibi tematik fonlara da ilgi artacak. Biz de Neo Portföy olarak yatırımcılarımıza sürdürülebilir, erişilebilir ve güvenli çözümler sunmaya devam edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı. #### Patron Şirketleri Dönemi Bitiyor mu? Valor Kurucusu Sefa Karaca, Türkiye’de şirketlerin önemli bir bölümünü oluşturan patron ağırlıklı yapılarda finansal kararların tek merkezde toplanmasının sürdürülebilirlik riskini artırdığını vurgulayarak, “Şirketi büyüten şey sezgi değil, finansal sistemdir.” dedi. Türkiye ekonomisinde uzun yıllardır şirketlerin büyük bir kısmı aile ve patron odaklı yapılar üzerinden yönetiliyor. Ancak değişen ekonomik koşullar, enflasyonist ortam ve artan finansal belirsizlik, bu yönetim modelini yeniden tartışmaya açıyor. Valor Kurucusu Sefa Karaca, özellikle finansal kararların tek bir kişinin sezgilerine bağlı olduğu şirketlerde ciddi sürdürülebilirlik riskleri oluştuğunu belirtiyor. “Patron Şirketi Refleksi Büyümeyi Sınırlıyor” Türkiye’de birçok şirketin kurumsal görünüme sahip olsa da karar mekanizmasının hala büyük ölçüde patron merkezli ilerlediğini belirten Karaca, “Bu durum, özellikle finansal planlama süreçlerinde ciddi kırılganlık yaratıyor. Şirketler çoğu zaman patronun sezgileriyle yönetiliyor. Ancak finansal kararlar sezgiyle değil, veri ve planlamayla alınmadığında sürdürülebilirlik zorlaşıyor.” dedi. Aile Şirketlerinde En Büyük Risk, Öngörü Eksikliği Türkiye’de istihdamın önemli bir bölümünün aile şirketlerinden geldiğine dikkat çeken Karaca, bu yapıların güçlü üretim kabiliyetine rağmen finansal planlama ve uzun vadeli öngörü konusunda zorlandığını ifade ederek, en kritik sorunların; finansal verinin sistematik analiz edilmemesi, nakit akışının stratejiye dönüşmemesi, kararların kişisel deneyimle alınması ve 1-3-5 yıllık planlama eksikliği olduğunu belirtti. “Veri Yoksa Yönetim Sezgiye Kalır” Karaca’ya göre şirketlerin en büyük problemi yalnızca finansmana erişim değil, finansal veriyi yönetilebilir bir sisteme dönüştürememek. Karaca, “Veri üretmeyen ya da ürettiği veriyi analiz etmeyen şirketlerde kararlar doğal olarak sezgilere kalır. Bu da patron şirketi refleksini güçlendirir.” dedi. Kurumsallaşma Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk Değişen ekonomik koşulların şirketleri daha karmaşık bir yapıya zorladığını belirten Karaca, üretim kadar finans, pazarlama ve operasyonel süreçlerin de eş zamanlı yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Karaca’ya göre modern şirket yapısı artık tek ayaklı değil, çok boyutlu bir denge üzerine kurulmalı. Dış Bakış İhtiyacı Büyüyor Karaca, özellikle büyük ölçekli şirketlerde bile dış finansal bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu belirterek, ”Aynı veriye yıllarca bakan şirketlerde körlük oluşabiliyor. Bu nedenle dış göz, artık bir lüks değil zorunluluk haline geldi. Şirketlerin geleceği, patron merkezli yapılardan çok “veri, planlama ve finansal sistem” üzerine kurulu yapılara evriliyor. Bu dönüşümü yakalayamayan şirketler için ise en büyük risk, büyüyememek değil; yanlış büyümek olacak.” şeklinde konuştu. Valor Hakkında: Valor, büyüme hedefleyen şirketler ve girişimlere stratejik finans danışmanlığı hizmetleri sunmaktadır. Finansal strateji danışmanlığı, CFO yapılanması, yatırımcı hazırlığı, değerleme çalışmaları, fon süreçleri, nakit ve bütçe yönetimi ile finansal raporlama alanlarında faaliyet gösteren şirket, finansal verileri iş stratejilerine dönüştürerek kuruluşların sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamaktadır. 2025 yılı itibarıyla 1,6 milyar TL portföy büyüklüğü ve 10 milyon doların üzerinde yatırım hacmi deneyimine sahiptir. #### PayCO Son 5 Yılda 43 Milyon TL Yatırım Yaptı PayCO Genel Müdürü Fevzi Utku Kılıç, 2024 yılının sürdürülebilir büyüme ve kurumsallaşma hedeflerine emin adımlarla ilerledikleri bir yıl olduğunu belirterek, son 5 yılda 43 milyon TL yatırım yaptıklarını açıkladı. 2024 yılını değerlendiren PayCO Genel Müdürü Fevzi Utku Kılıç, “PayCO olarak Türkiye’nin lider elektronik para kuruluşu olma vizyonuyla sürdürdüğümüz yolculuğumuzda 2024 yılı, önemli dönüm noktalarına eriştiğimiz, sürdürülebilir büyüme ve kurumsallaşma hedeflerimize emin adımlarla ilerlediğimiz bir yıl oldu. Geride bıraktığımız yılda attığımız stratejik adımlar, geliştirdiğimiz altyapı ve müşteri odaklı yaklaşımımız, geleceğe yönelik güçlü bir temel oluşturmamızı sağladı. PayCO olarak, yenilikçi yaklaşımımız ve müşteri odaklı iş modelimizle sektördeki geliştirici rolümüzü güçlendirmeye devam edeceğiz. 2024 yılında elde ettiğimiz başarılar, 2025 yılı için bizi daha iddialı hedeflere yönlendiriyor’’ dedi. 2024 yılında gerçekleştirdikleri hedef ve projelerden bahseden Kılıç, “2024 yılı, PayCO için operasyonel mükemmeliyeti artırdığımız, teknolojik altyapımızı güçlendirdiğimiz ve müşteri deneyimini ai destekli iyileştirdiğimiz önemli gelişmelere sahne oldu. Özellikle cüzdan ürünümüzde gerçekleştirdiğimiz yenilikler ve iş birlikleri bizi daha da ileriye taşıdı. Müşteri memnuniyeti kapsamında canlı destek ve çağrı merkezi süreçlerinde yapay zekanın kullanılması ile çok sayıda müşteriye daha hızlı ve isabetli yönlendirmelerde bulunduk, POS ve cüzdan altyapımızı daha stabil ve hızlı bir hale getirdik. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) üyeliğimizin tamamlanması da önemli bir başarı oldu. Yıl içerisinde PayCO Kart dağıtımlarına başladık ve TaksiPOS hizmetimizi devreye soktuk. Ayrıca yeni müşteri kazanımı için onboarding sürecimizi yenileyerek daha hızlı, mevzuata uyumlu ve kullanıcı dostu bir deneyim sunduk” şeklinde konuştu. Kılıç, şöyle devam etti: Finansal Performans ve Büyüme “2024 yılı boyunca kârlı ve sürdürülebilir büyümeye odaklandık. Aylık cüzdan komisyon ve POS operasyon gelirlerimizde istikrarlı bir artış kaydederken, müşteri tabanımızı genişletmeye devam ettik. Personel sayımızda %78 artış sağlarken, cinsiyet dengesi ve kapsayıcı iş gücü yapımızı koruyarak sektöre örnek olmayı sürdürdük.’ ‘’2025 Yılında da Büyümeye Devam Edeceğiz’’ 2025 yılı, PayCO için dijital finansal hizmetlerde yenilikçi çözümler geliştirmeye ve müşteri odaklı büyümeye devam edeceğimiz bir dönem olacak. Bütün bunların yanı sıra, uluslararası para transferi hizmetini devreye almayı planlıyoruz. Sigorta ve fatura ödeme hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Yeni cashback (nakit iade) programları ve cüzdan üzerinden genişletilmiş ödeme çözümleri sunacağız. Teknoloji şirketi kurarak yazılım ve hizmet ihracına odaklanacağız. İşlem çeşitliliğini artıracak, sektördeki yenilikçi uygulamalara öncülük edeceğiz. Yazılım ekibimizi süreç temelli uzmanlaştırarak teknik operasyon ekiplerimizi güçlendirecek, iç sistemlerimizi hem nitel hem de nicel olarak geliştireceğiz.” şeklinde konuştu. PayCO Hakkında: Payco, Merkez Bankası tarafından 6493 sayılı kanun kapsamında 28.07.2022 tarih ve 11287/20886 karar sayısı ile Kanunun 12.inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen ödeme hizmetleri ile Kanunun 18. Maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen elektronik para ihracı hizmetini sunmak üzere elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni alarak kurulmuştur. https://www.linkedin.com/company/paycoofficial https://www.payco.com.tr #### Pazarlama Sohbetleri - Bölüm 1: Prof. Dr. Musa Pınar ile Pazarlama Temelleri ve Sosyal Medya Çağında Risk Yönetimi Kurumsal Medya’nın özel yayın serisi Pazarlama Sohbetlerinin ilk bölümünde, Prof. Dr. Musa Pınar ile pazarlamanın temel kavramları üzerine konuştuk. https://www.youtube.com/watch?v=QwscSrVVW_0 👉 1. Soru: Türk işletmeleri pazarlama temellerinde en çok hangi eksiklikleri yaşıyor?👉 2. Soru: Sosyal medya çağında hata yapmak çok riskli. İşletmeler bu riski nasıl yönetmeli ve müşteri deneyimini nasıl mükemmelleştirmeli? Bu yayın, hem işletme sahipleri hem de pazarlama ve marka yöneticileri için önemli bilgiler içeriyor. 📚 Bahsi Geçen Kaynaklar & İlgili Yazılar: ✅ Türk Zeytinyağı ve 9 Milyar Dolarlık ABD Pazarı👉 https://kurumsalmedya.com/turk-zeytinyagi-ve-9-milyar-dolarlik-abd-pazari/ ✅ Prof. Dr. Musa Pınar’dan Türk Fındığına ABD Pazarında Marka ve Pazarlama Stratejisi👉 https://kurumsalmedya.com/prof-dr-musa-pinardan-turk-findigina-abd-pazarinda-marka-ve-pazarlama-stratejisi/ ✅ Jobs To Be Done (Yapılacak İşler Teorisi) - Clayton Christensen Makalesi👉 https://hbr.org/2016/09/know-your-customers-jobs-to-be-done ✅ Competing Against Luck (Clayton Christensen Kitabı)👉 Amazon Linki - Competing Against Luck 📌 Yeni bölümlerden haberdar olmak için abone olmayı unutmayın!👉 Abone Ol: Kurumsal Medya - YouTube Kanalı Pazarlama Temelleri ve Jobs To Be Done Teorisi Hakkında Türk işletmelerinin pazarlamada yaptığı en temel hata nedir? Prof. Dr. Musa Pınar'a göre en yaygın hata, "Pazarlama" ile "Satış" kavramlarının karıştırılmasıdır. İşletmeler genellikle ürünü ürettikten sonra "nasıl satarım" diye düşünür (Satış odaklılık). Oysa doğru yaklaşım, üretimden önce müşterinin ihtiyacını ve değer algısını analiz edip ürünü buna göre geliştirmektir (Pazar odaklılık). Sosyal medya çağında marka riski nasıl yönetilmelidir? Dijital çağda tüketiciler artık pasif alıcı değil, aktif içerik üreticisidir. Yapılan bir hata dakikalar içinde viral olabilir. Bu riski yönetmenin yolu; hatayı saklamak değil, şeffaf bir kriz yönetimi stratejisi izlemek ve müşteri deneyimini (CX) sadece satış anında değil, satış sonrasında da mükemmelleştirmektir. "Jobs To Be Done" (Yapılacak İşler Teorisi) nedir? Clayton Christensen'in geliştirdiği bu teoriye göre; müşteriler ürünleri satın almazlar, onları hayatlarındaki bir sorunu çözmek (bir işi yaptırmak) için "işe alırlar". Pazarlamacının görevi, müşterinin demografik özelliklerine değil, çözmeye çalıştığı temel soruna odaklanmaktır. İnovasyon neden şansa bırakılmamalıdır? Christensen'in "Competing Against Luck" kitabında vurguladığı gibi; inovasyon bir kumar değildir. Müşterinin "Yaptırmak istediği işi" (Job to be done) doğru analiz eden şirketler, şansa ihtiyaç duymadan, öngörülebilir ve başarılı ürünler geliştirebilirler. Buna nedensellik yasası denir. Pazarlama miyopluğu işletmeleri nasıl etkiler? İşletmelerin kendi ürünlerine aşık olup, pazarın değişen dinamiklerini görememesi durumudur. Prof. Pınar'ın vurguladığı gibi, Zeytinyağı veya Fındık sektöründe sadece "üretim rekorları" kırmak yetmez; tüketicinin değişen "sağlıklı yaşam" veya "etik üretim" taleplerini görmezden gelmek, pazar payı kaybına yol açar. Müşteri deneyimi sosyal medyadan daha mı önemlidir? Sosyal medya sadece bir iletişim kanalıdır (araç), müşteri deneyimi ise markanın özüdür (amaç). Mükemmel bir sosyal medya yönetimi, kötü bir ürün deneyimini kurtaramaz. Bu nedenle asıl yatırım, müşterinin ürünle temas ettiği her noktadaki memnuniyet seviyesine yapılmalıdır. Veriye dayalı pazarlama stratejisi neden zorunludur? Geleneksel pazarlamada "sezgiler" ön plandayken, modern pazarlamada "veri" konuşur. Prof. Dr. Musa Pınar'ın ABD pazarı raporlarında da görüldüğü gibi; hedef kitleyi segmentlere ayırmak ve her segmente özel fiyat/ürün sunmak, ancak doğru pazar araştırması ile mümkündür. Bu video serisi kimler için rehber niteliğindedir? Bu seri; sadece pazarlama profesyonelleri için değil, şirketini kurumsallaştırmak isteyen KOBİ patronları, marka yöneticileri ve global pazarlara açılmayı hedefleyen ihracatçılar için akademik ve pratik bir yol haritası sunmaktadır. #### Pazarlama Sohbetleri #2 Potansiyel Ülke Markalarımız Türkiye Süper Ligi Marka Değeri Kurumsal Medya YouTube kanalında Prof. Dr. Musa Pınar, Türkiye Süper Ligi'nin marka değerini ve potansiyelini ele aldı. Ligimizin dünyada 9. sırada yer almasına rağmen takımlarımızın ilk 50'de olmamasının nedenlerini inceledi. Pınar, markanın temelinin "akıl ve kalp payı" olduğunu ve ligimizin ana vaadinin eğlence kalitesini yükseltmek olması gerektiğini belirtti. https://www.youtube.com/watch?v=HHbdon8mtek Marka değerini geliştirmek için odaklanılması gereken alanlar: Yönetimde Profesyonelleşme: Kulüplerin finansal sürdürülebilirliklerini sağlamaları ve pazarlama gibi uzmanlık gerektiren pozisyonları güçlendirmeleri öneriliyor. Gelir Kaynaklarını Çeşitlendirme: Yayın gelirine ek olarak, uluslararası pazarlama faaliyetleriyle yeni gelir kapıları açılması gerektiği vurgulanıyor. Maç Deneyimini Zenginleştirme: Topun oyunda kalma süresini artırmak ve maç günlerini daha keyifli etkinliklere dönüştürmek öneriliyor. Transfer Stratejileri: Ligin rekabet gücünü ve marka değerini artıracak, sürdürülebilir transfer politikalarının benimsenmesi gerektiği ifade ediliyor. Altyapı ve İstikrar: Altyapıya yapılacak yapısal yatırımlar ve kurallarda sağlanacak öngörülebilirlik ile daha sağlam bir temel oluşturulması gerektiği belirtiliyor. Prof. Pınar, yol haritası olarak eğlenceyi artırmayı, yönetimde şeffaflığı ve pazarlama alanında profesyonelleşmeyi öneriyor. Önceki Sohbetimizi Kaçırdınız mı? Profesör Doktor Musa Pınar ile yaptığımız ilk sohbette "Pazarlamanın Temelleri, Türkiye'deki firmaların hataları ve sosyal medyanın önemi" konularını ele almıştık. Buradan erişebilirsiniz. Prof. Dr. Musa Pınar'ın bahsettiği araştırma raporuna buradan ulaşabilirsiniz Kanalımıza abone olmayı, videoyu beğenmeyi ve yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın! #### PAZARLAMANIN DUAYENİNDEN MARKALAŞMA SANATI Özet Bu makale, işletmelerin temel pazarlama kavramlarından başlayarak güçlü markalar yaratma sürecini ele almaktadır. Pazarlamanın sadece satış olmadığı, müşterilerin çözülmeyen sorunlarına çözüm üretme felsefesi olduğu vurgulanmaktadır. Çalışmada, segmentasyon, hedefleme, konumlandırma gibi temel pazarlama kavramlarının yanı sıra, dışsal, interaktif ve içsel markalaşma süreçleri detaylı olarak incelenmektedir. Zappos, Apple, GE ve North Face gibi global başarı örnekleri üzerinden, Türk işletmelerinin uluslararası pazarlarda nasıl başarılı olabileceğine dair öneriler sunulmaktadır. İçindekilerGiriş1. Pazarlamanın Gerçek Anlamı ve Felsefesi1.1. Pazarlama Nedir?1.2. Pazarlamanın Üç Temel Aşaması2. Segmentasyon ve Hedefleme: Doğru Müşteriye Ulaşmak2.1. Kime Hitap Edeceğiz?2.2. Davranışsal Segmentasyon3. Konumlandırma ve Farklılaşma3.1. Pazarlama Karması (4P + 3P)3.2. Müşteri Karar Verme Süreci4. Müşteri Yaşam Boyu Değeri ve Müşteri Geliştirme4.1. Satış Sonrası Hizmetin Önemi4.2. Müşteri Geliştirmenin Dört Ana Fonksiyonu4.3. Cüzdan Payı ve Apple Örneği5. Markalaşma: İsimden Kimliğe5.1. Marka Nedir?5.2. Üç Aşamalı Markalaşma Süreci5.2.1. Dışsal Markalaşma5.2.2. İnteraktif Markalaşma5.2.3. İçsel Markalaşma (Marka Yetkilendirme)6. Global Başarı Örnekleri6.1. Zappos: Sıfır Reklam Bütçesiyle Marka Olmak6.2. North Face: Kriz Yönetiminde Mükemmellik7. Türk Markalarının Global Potansiyeli7.1. Geçmişten Başarı Örnekleri7.2. Kaçırılan Fırsatlar7.3. Yanlış Kaynak Tahsisi8. Markalaşmada Kritik Başarı Faktörleri8.1. Hafıza Payı8.2. Markanın Üç Temel Kriteri8.3. Point of Parity ve Point of Difference9. Türk İşletmelerine Öneriler9.1. Sabır ve Uzun Vadeli Düşünce9.2. Müşteri Odaklılık9.3. Taklit Yerine İnovasyonSonuç Giriş Günümüzün rekabetçi iş dünyasında, işletmelerin ayakta kalabilmesi ve büyüyebilmesi için sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Tıpkı bir binanın sağlam temele ihtiyaç duyması gibi, işletmeler de temel işletme ve pazarlama kavramlarını doğru anlamak ve uygulamak zorundadır. Bu gerçek, yerel pazardan global pazarlara kadar her ölçekte geçerlidir. 1. Pazarlamanın Gerçek Anlamı ve Felsefesi 1.1. Pazarlama Nedir? Pazarlama, yaygın inanışın aksine sadece satış değildir. Satış, pazarlama sürecinin en son aşaması, hatta küçük bir parçasıdır. Pazarlama, öncelikle müşterilerin çözülmeyen sorunlarına ve ihtiyaçlarına çözüm üretme felsefesidir. Bu felsefe, işi kuran girişimciyle başlar ve organizasyonun her kademesinde içselleştirilmelidir. 1.2. Pazarlamanın Üç Temel Aşaması Başarılı pazarlama üç temel aşamadan oluşur: Felsefe: Müşteri sorunlarını çözme odaklı düşünce sistemi Strateji (Oyun Planı): Bu felsefeyi hayata geçirecek plan Uygulama: Stratejinin sahada hayata geçirilmesi Bu üç aşamadan herhangi biri eksik olduğunda, başarı şansı önemli ölçüde azalır. 2. Segmentasyon ve Hedefleme: Doğru Müşteriye Ulaşmak 2.1. Kime Hitap Edeceğiz? İşletmelerin cevaplaması gereken en kritik sorulardan biri "Kime hitap edeceğiz?" sorusudur. "Herkese" cevabı, aslında "kimseye" anlamına gelir. Amerika'daki son seçimler bunun güzel bir örneğidir: Trump belirli segmentlere odaklanırken, rakibi herkese hitap etmeye çalıştı ve başarısız oldu. 2.2. Davranışsal Segmentasyon Günümüzde demografik segmentasyon (yaş, cinsiyet, gelir) yerini davranışsal segmentasyona bırakmıştır. Aynı yaş grubundaki iki kişi tamamen farklı satın alma davranışları gösterebilir. Bu nedenle, müşterilerin davranışlarını anlamak kritik önem taşır. 3. Konumlandırma ve Farklılaşma 3.1. Pazarlama Karması (4P + 3P) Ürün ve hizmetlerin konumlandırılmasında temel araçlar: Ürün: Sunulan değer Fiyat: Değer algısı Dağıtım: Erişilebilirlik Promosyon: İletişim Hizmet sektöründe bunlara eklenen: Süreç: Hizmet sunumu İnsanlar: Hizmet sağlayıcılar Fiziksel Kanıt: Çevre ve atmosfer 3.2. Müşteri Karar Verme Süreci Müşterilerin satın alma kararı verme süreci ("Customer Decision Journey") şu aşamalardan oluşur: İhtiyacın ortaya çıkması Bilgi toplama Alternatifleri değerlendirme Satın alma kararı Satın alma sonrası değerlendirme Clayton Christensen'ın "Yapılacak İşler Teorisi" bu süreci anlamak için önemli bir çerçeve sunar. 4. Müşteri Yaşam Boyu Değeri ve Müşteri Geliştirme 4.1. Satış Sonrası Hizmetin Önemi Araştırmalar gösteriyor ki, müşterilerin %50-70'i firmaları satış sonrası hizmet kalitesizliği nedeniyle terk ediyor. Sadece %12-15'i fiyat veya ürün kalitesi nedeniyle ayrılıyor. Bu, satış sonrası hizmetin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. 4.2. Müşteri Geliştirmenin Dört Ana Fonksiyonu McKinsey'nin araştırmalarına göre, pazarlamanın dört ana fonksiyonu vardır: Müşteri Bulmak: Yeni müşterilere ulaşmak Müşteriyi Memnun Etmek: Beklentileri karşılamak ve aşmak Müşteriyi Tutmak: Sadakat yaratmak Müşteriyi Geliştirmek: Cüzdan payını artırmak 4.3. Cüzdan Payı ve Apple Örneği Cüzdan payı, bir müşterinin belirli bir kategorideki toplam harcamasının ne kadarının sizin markanıza gittiğini gösterir. Apple bu konuda mükemmel bir örnektir: Müşteriler önce Mac computer'dan memnun kalıyor, sonra iPad, iPhone ve diğer Apple ürünlerini almaya devam ediyor. Bu, müşteri memnuniyetinin nasıl çapraz satışa dönüştüğünün güzel bir örneğidir. 5. Markalaşma: İsimden Kimliğe 5.1. Marka Nedir? Marka, basitçe bir isim ve kimliktir. Ancak güçlü bir marka yaratmak için bu isme olumlu çağrışımlar eklemek gerekir. Bu çağrışımlar ancak deneyimle yaratılabilir. Marka değeri, verilen her olumlu deneyimle artar, her hayal kırıklığıyla azalır. 5.2. Üç Aşamalı Markalaşma Süreci 5.2.1. Dışsal Markalaşma Reklam ve promosyon yoluyla marka vaadinin iletilmesi. "Ben sana bu sorunu çözeceğimi vadediyorum" mesajının verilmesi. Ancak bu tek başına marka olmak için yeterli değildir. 5.2.2. İnteraktif Markalaşma Müşterinin ürünü deneyimlemesi ve marka vaadiyle karşılaştırması. Bu aşamada deneyimin fevkalade olması, sıradan olmaması gerekir. Markalar fevkalade bir deneyim yaratırken, beklenenin yanına beklenmedik ve çok harika deneyim de sunmalıdırlar. Buna, Çin savaş stratejilerinden gelen "Cheng-Ch'i" prensibi denir. Burada Cheng 'beklenen', Ch'i ise 'beklenmeyen' anlamına gelir. Ayrıca, markalar tüketici deneyimi yaratan tüm tüketici-marka kontak noktalarını, yani deneyim ekosistemini çok iyi bilmelidirler ki her kontak noktasında tüketiciye fevkalade bir deneyim sunulsun. Tıpkı bir zincirin gücünün en zayıf halkası kadar olması gibi, deneyim ekosisteminde de markanın gücü en zayıf deneyim kadardır. 5.2.3. İçsel Markalaşma (Marka Yetkilendirme) Firma içinde tepeden en aşağıya kadar herkesin marka vaadini, imajını ve misyonu yaşaması. Jack Welch'in GE'yi dönüştürürken uyguladığı yaklaşım bunun mükemmel bir örneğidir: "Amerika'nın en iyi üniversitelerinden en iyi öğrencilerin ilk tercihi olacağız." 6. Global Başarı Örnekleri 6.1. Zappos: Sıfır Reklam Bütçesiyle Marka Olmak Zappos, online ayakkabı satışında devrim yarattı. Başarının sırrı: "Ayakkabı değil, mutluluk satıyoruz" felsefesi 8 temel değer ve prensip Müşteri hizmetinde sınırsız zaman (3-4 saat telefon görüşmeleri) Çalışanların müşteri için kendi kredi kartlarıyla başka mağazalardan ürün ayırtması Sonuç: 0 dolar reklam harcamasıyla muazzam bir marka değeri 6.2. North Face: Kriz Yönetiminde Mükemmellik Sosyal medyada viral olan su geçirmeyen mont şikayetine anında müdahale: Helikopter kiralayıp müşteriyi dağda bulma Yeni mont teslimi Sonuç: Olumsuz deneyimi olumluya çevirme 7. Türk Markalarının Global Potansiyeli 7.1. Geçmişten Başarı Örnekleri Türk Havlusu: 1977'den beri Amerika'da güçlü marka algısı Türk Lokumu: Kültürel bir ikon haline gelmiş ürün 7.2. Kaçırılan Fırsatlar Kayısı: Dünya ihracatında lider, ancak markalaşma yok Fındık: Benzer durum, tanıtım eksikliği Mavi Jeans: Amerika'da iyi başlayıp aynı etkiyi devam ettirememe 7.3. Yanlış Kaynak Tahsisi Türk Hava Yolları'na harcanan reklam bütçesinin dörtte biri bile tarım ürünlerimizin markalaşmasına ayrılsa, global tanınırlık yaratılabilir. 8. Markalaşmada Kritik Başarı Faktörleri 8.1. Hafıza Payı Markanın ilk şartı bilinirliktir. Bir ürün kategorisi düşünüldüğünde ilk akla gelen isim olmak. 8.2. Markanın Üç Temel Kriteri Farklılık: Rakiplerden ayrışmak İlişkililik: Müşteri sorunuyla bağlantılı olmak Güvenilirlik: Vaadi yerine getirebileceğine inandırmak 8.3. Point of Parity ve Point of Difference Point of Parity: Önce kategoriye dahil olmak Point of Difference: Sonra farklılık yaratmak 9. Türk İşletmelerine Öneriler 9.1. Sabır ve Uzun Vadeli Düşünce North Face 40 yıl çalışarak marka oldu Apple 1980'lerden beri yolculukta Türkiye'de kısa vadeli kazanç beklentisi en büyük engel 9.2. Müşteri Odaklılık Zeki Müren'in "Gözünüz yolda, kulağınız bende olsun" sözünü şöyle uyarlayabiliriz: "Gözünüz işinizde, kulağınız müşterilerde olsun." 9.3. Taklit Yerine İnovasyon Herkes lokma satıyor diye lokma satmak yerine, farklı ve müşteri ihtiyacına uygun çözümler üretmek. Sonuç Türk işletmelerinin global başarısı için önce temel pazarlama kavramlarını doğru anlaması, sonra sabırla ve tutarlılıkla marka inşa etmesi gerekiyor. Başarı örnekleri gösteriyor ki, büyük reklam bütçeleri değil, müşteriye verilen olağanüstü deneyimler güçlü markalar yaratıyor."Made in Turkey" algısını güçlendirmek, elimizdeki doğal kaynak ve ürünleri doğru pazarlama stratejileriyle desteklemekten geçiyor. Geçmişte Türk havlusu ve lokumu ile yakaladığımız başarıyı, bugün kayısı, fındık ve diğer ürünlerimizle de yakalayabiliriz. Bunun için gereken sadece doğru strateji, sabır ve müşteri odaklı yaklaşımdır.Unutmayalım ki, marka olmak bir maraton koşusudur, sprint değil. Temeli sağlam atıp, adım adım ilerleyerek, her müşteri deneyimini mükemmelleştirerek global başarıya ulaşabiliriz. Bu yazı, pazarlama ve marka yönetimi alanının duayen isimlerinden Prof. Dr. Musa Pınar'ın farklı platformlarda yaptığı konuşmalar, katıldığı seminerler ve dinleyicilerden gelen sorulara verdiği yanıtlardan oluşmaktadır. Bu zengin bilgi birikimi, Kenan Altun tarafından sizler için derlenerek bütüncül bir yazı haline getirilmiştir. Pazarlama Felsefesi ve Stratejik Marka Yönetimi Rehberi Pazarlama sadece satış yapmak mıdır? Hayır, Prof. Dr. Musa Pınar'a göre satış, pazarlamanın sadece son ve küçük bir parçasıdır. Pazarlamanın asıl felsefesi; müşterinin çözülmeyen sorunlarına çözüm üretmektir. Bu süreç Felsefe, Strateji (Oyun Planı) ve Uygulama olmak üzere üç temel aşamadan oluşur. Müşteri deneyiminde "Cheng-Ch’i" prensibi ne anlama gelir? Çin savaş stratejilerinden gelen bu kavramda; Cheng "beklenen", Ch’i ise "beklenmeyen" deneyimi ifade eder. Markalar sadece beklenen (standart) hizmeti değil, müşteriyi şaşırtan "beklenmedik ve harika" deneyimleri de sunmalıdır. Markanın gücü, deneyim ekosistemindeki en zayıf halka kadardır. İçsel Markalaşma (Internal Branding) neden önemlidir? Bir marka dışarıya ne vaat ediyorsa, içerideki çalışanların da bunu yaşaması gerekir. Jack Welch'in GE örneğinde olduğu gibi, vizyonun tepeden tırnağa tüm organizasyon tarafından içselleştirilmesi (Marka Yetkilendirme), dışarıdaki müşteri deneyiminin tutarlı olmasını sağlar. Zappos sıfır reklam bütçesiyle nasıl global bir marka oldu? Zappos, "Ayakkabı değil mutluluk satıyoruz" felsefesiyle; 3-4 saat süren müşteri hizmetleri görüşmeleri ve gerektiğinde rakip mağazadan ürün bulma gibi olağanüstü hizmetleriyle (WOW effect) reklam yapmadan, sadece müşteri memnuniyeti üzerinden devasa bir marka değeri yarattı. Müşteri Geliştirme ve "Cüzdan Payı" (Share of Wallet) nedir? Pazarlamanın en karlı fonksiyonu müşteriyi tutmak ve geliştirmektir. Cüzdan payı, bir müşterinin o kategorideki toplam harcamasının ne kadarının size geldiğidir. Apple kullanıcılarının önce Mac, sonra iPhone ve iPad alması, memnuniyetin nasıl çapraz satışa ve sadakate dönüştüğünün en iyi örneğidir. Segmentasyonda neden "Davranışsal" yöntem tercih edilmelidir? Eskiden kullanılan demografik (yaş, cinsiyet) segmentasyon artık yetersizdir. Çünkü aynı yaş ve gelir grubundaki iki kişi tamamen zıt satın alma alışkanlıklarına sahip olabilir. Modern pazarlamada müşterileri "nasıl davrandıklarına" göre gruplamak, doğru hedefleme için şarttır. Markalaşmada "Hafıza Payı" (Mind Share) nasıl kazanılır? Marka olmanın ilk şartı bilinirliktir. Bir ürün kategorisi (Örn: Gazlı içecek) düşünüldüğünde akla gelen ilk isim olmak, yüksek hafıza payına sahip olmaktır. Türk fındığı gibi üretimde lider olduğumuz alanlarda eksik olan şey tam olarak bu "zihinsel konumlanma"dır. North Face kriz yönetimini nasıl bir fırsata çevirdi? Sosyal medyada su geçiren mont şikayeti viral olduğunda, North Face savunmaya geçmek yerine müşteriye dağda helikopterle yeni mont ulaştırarak krizi mükemmel bir PR çalışmasına dönüştürdü. Bu, "İnteraktif Markalaşma" sürecinde hatayı telafi etmenin gücünü gösterir. Türk markalarının globalleşmesi önündeki en büyük engel nedir? En büyük engel, "kısa vadeli kazanç" beklentisidir. North Face'in 40 yıl, Apple'ın 1980'den beri süren yolculuğu gibi; marka inşası bir sprint değil maratondur. Türk işletmelerinin sabırla, taklit yerine inovasyon yaparak ve kaynaklarını doğru (tarım ürünleri markalaması vb.) kullanarak ilerlemesi gerekir. Clayton Christensen'ın "Yapılacak İşler Teorisi" pazarlamayı nasıl değiştirir? Bu teoriye göre müşteri ürünü satın almaz, hayatındaki bir sorunu çözmek için "işe alır". Pazarlamacı ürüne değil, müşterinin o ürünü hangi bağlamda ve hangi işi (Job) halletmek için kullandığına odaklanmalıdır. Bu bakış açısı, inovasyonun şansa bırakılmamasını sağlar. #### Personel Giriş-Çıkış Takibinde Biyometrik Veri Dönemi Sona Eriyor 2 Haziran 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan ilke kararının ardından personel giriş-çıkış takibinde biyometrik veri kullanan işletmeler için yeni bir dönem başladı. Elektraweb’in QR/NFC tabanlı PDKS çözümü, biyometrik veri işlemeyen yapısıyla işletmelere %100 KVKK uyumlu alternatif sunuyor. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 29 Nisan 2026 tarihli ve 2026/921 sayılı “Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi Hakkında İlke Kararı”nın 2 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte, personel giriş-çıkış takibinde biyometrik veri kullanan işletmeler için yeni bir dönem başladı. Parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerle çalışan Personel Devam Kontrol Sistemlerini (PDKS) kullanan işletmelerin, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerini yeniden değerlendirmesi gerekiyor. %100 KVKK Uyumlu Bir Alternatif Özellikle oteller, zincir işletmeler ve çok sayıda personelin görev yaptığı tesislerde yıllardır kullanılan biyometrik PDKS sistemleri, yeni düzenlemeyle birlikte alternatif çözümlerin gündeme gelmesine neden oldu. Elektraweb’in geliştirdiği QR/NFC tabanlı Personel Devam Kontrol Sistemi (PDKS), biyometrik veri işlemeye ihtiyaç duymadan personel giriş-çıkış süreçlerini dijital olarak yöneterek işletmelere %100 KVKK uyumlu bir alternatif sunuyor. Donanım yatırımı gerektirmeyen sistem; mevcut personel devam kontrol süreçlerini değiştirmeden, biyometrik veri kullanımını ortadan kaldırıyor. Böylece işletmeler hem operasyonel verimliliklerini koruyor hem de yeni KVKK düzenlemelerine uyum sağlayabiliyor. KVKK Uyumlu Güvenli Yapı Dikkat Çekiyor Turizm sektöründe yüksek çalışan sayısı nedeniyle kişisel verilerin korunması her geçen gün daha kritik hale geliyor. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun yayımladığı ilke kararıyla birlikte özellikle mesai takibinde biyometrik veri işlenmesine ilişkin yükümlülükler daha da önem kazandı. Elektraweb’in geliştirdiği QR/NFC tabanlı Personel Devam Kontrol Sistemi ise biyometrik veri depolamadan çalışan doğrulaması yapılmasına olanak tanıyor. Face ID veya parmak izi doğrulaması gerektiğinde bu işlem yalnızca çalışanın kendi mobil cihazı üzerinde gerçekleştiriliyor; hiçbir biyometrik veri merkezi sisteme aktarılmıyor, işlenmiyor veya saklanmıyor. Böylece işletmeler personel devam kontrolünü biyometrik veri kullanmadan gerçekleştirebilirken, KVKK’ya %100 uyumlu bir yapı ile süreçlerini güvenli şekilde yönetebiliyor. Ayrıca farklı bir cihazdan giriş yapılması halinde sistem ilgili insan kaynakları yöneticisini otomatik olarak bilgilendirerek ek güvenlik katmanı oluşturuyor. Personel Devam Kontrolünde Yeni Dönem Yeni nesil sistem sayesinde çalışanlar kendi akıllı telefonları üzerinden QR kod veya NFC teknolojisini kullanarak saniyeler içinde giriş ve çıkış işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Böylece kart taşıma, kart kaybetme veya biyometrik cihazlara bağımlılık gibi süreçler ortadan kalkarken, işletmeler ek donanım yatırımı yapmadan dijital personel takibine geçebiliyor. Sistem; farklı bina, personel girişi ve operasyon noktalarına sahip büyük resort otellerde ya da çok şubeli zincir yapılarda da kolaylıkla uygulanabiliyor. QR ve NFC noktaları sayesinde çalışanın doğru lokasyondan giriş yaptığı doğrulanırken, yöneticiler tüm hareketleri anlık olarak tek ekran üzerinden takip edebiliyor. İnsan Kaynaklarının Operasyon Yükünü Azaltıyor Personel devam kontrolü artık yalnızca giriş-çıkış kayıtlarından ibaret değil. Günümüzde oteller yoğun sezonlarda vardiya değişiklikleri, fazla mesailer, izin planlamaları ve puantaj hesaplamalarını aynı anda yönetmek zorunda kalıyor. Elektraweb’in QR/NFC tabanlı PDKS çözümü; mesai, vardiya, izin ve puantaj süreçlerini dijital ortama taşıyarak insan kaynakları ekiplerinin iş yükünü azaltıyor. QR okutmayı unutan ya da vardiyasına geç kalan çalışanlar için sistem otomatik bildirim oluştururken, ilgili yöneticiler de eş zamanlı olarak bilgilendiriliyor. Böylece süreçler manuel takibe ihtiyaç duyulmadan yönetilebiliyor. Şirket İçi İletişimi de Dijitalleştiriyor PDKS çözümü yalnızca personel takibiyle sınırlı kalmıyor. Uygulama üzerinden çalışanlara özel dijital kartvizitler oluşturulabiliyor; haber, duyuru ve etkinlik paylaşımları tek platformdan yönetilebiliyor. Böylece özellikle çok sayıda çalışanın görev yaptığı tesislerde şirket içi iletişim daha hızlı ve düzenli hale geliyor. “Biyometrik Veriye Alternatif Güvenli Çözümler Artık Bir Tercihten Çok İhtiyaç Haline Geldi” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Elektraweb CEO’su Kemal Oral, şunları söyledi: “Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun mesai takibinde biyometrik veri işlenmesine ilişkin yayımladığı ilke kararıyla birlikte işletmeler için yeni bir dönem başladı. Bugün biyometrik veri kullanan birçok işletme hem operasyonlarını aksatmayacak hem de KVKK’ya tam uyum sağlayacak alternatif çözümler arıyor. QR/NFC tabanlı Personel Devam Kontrol Sistemimiz tam da bu ihtiyaca cevap veriyor. Biyometrik veri işlemeyen, donanım yatırımı gerektirmeyen ve mevcut operasyonu kesintiye uğratmadan uygulanabilen yapısıyla işletmelere güvenli bir geçiş imkanı sunuyor.” Oral, sözlerini şöyle tamamladı: “Turizm işletmelerinde sezon boyunca çalışan sirkülasyonu oldukça yüksek oluyor. Vardiya değişiklikleri, farklı giriş noktalarının yönetimi ve anlık personel hareketlerinin takip edilmesi ciddi operasyonel yük oluşturuyor. QR/NFC tabanlı çözümümüz sayesinde işletmeler yalnızca bu süreçleri dijitalleştirmiyor; aynı zamanda biyometrik veri kullanımından kaynaklanan KVKK yükümlülüklerini de ortadan kaldırarak %100 uyumlu, sürdürülebilir ve güvenli bir personel yönetim altyapısına kavuşuyor.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000’den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Plansız Dijitalleşme KOBİ’leri Yavaşlatıyor Dijital dönüşümün hızına kapılıp plansız, parçalı ve kontrolsüz bir dijitalleşme sürecine giren KOBİ’ler için tablo çoğu zaman verimlilik yerine karmaşa getiriyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, “Dijitalleşme yalnızca yeni yazılımlar almak değil; süreçleri, kültürü ve stratejiyi birlikte dönüştürmektir. Bu farkı göremeyen işletmeler, teknolojiden verim değil, yük kazanıyor.” dedi. Onay’a göre bu durum, en çok perakende, üretim ve hizmet sektörlerinde görülüyor. İşletmeler dijitalleşmeyi verimlilik aracı olarak değil, kısa vadeli bir teknoloji yatırımı olarak gördüklerinde; yazılımlar arasında kopukluk, veri dağınıklığı ve operasyonel karmaşa kaçınılmaz hale geliyor. “Dijitalleşme teknoloji yatırımı değil, bir dönüşüm sürecidir” Onay, yanlış dijitalleşme anlayışının temelinde yönetimsel vizyon eksikliği, çalışan eğitimine yeterli yatırım yapılmaması ve verinin stratejik öneminin göz ardı edilmesi olduğunu vurgulayarak,“Şirketler genellikle anlık ihtiyaçlarını çözmek için farklı sistemleri bir araya getiriyor, ancak bu sistemlerin uzun vadede nasıl entegre çalışacağına odaklanmıyor. Dijitalleşmeyi sadece maliyet düşürme aracı olarak görmek, sürecin sürdürülebilirliğini zedeliyor.” dedi. Gerçek dijital dönüşümün, strateji, süreç ve kurum kültürünün birlikte dönüşmesiyle mümkün olduğunu ifade eden Onay, doğru başlangıç noktası olarak mevcut süreçlerin analiz edilmesi ve dijitalleşmeden net beklentilerin belirlenmesini önerdi. Bütünleşik sistemler sürdürülebilir değeri artırıyor Parçalı çözümler yerine, tüm iş süreçlerini tek bir merkezden yöneten entegre yapılar, işletmelerin uzun vadede rekabet gücünü belirliyor. Onay, “DİA Bulut ERP gibi uçtan uca yönetim sağlayan çözümler, dağınık dijital yapıların yerine tek bir platform üzerinden tüm operasyonların kontrolünü mümkün kılıyor. Bu sayede verimlilik artarken, teknolojik yatırımlar hem kısa hem uzun vadede sürdürülebilir bir değer yaratıyor.” diyor. “Günü kurtarmak yerine geleceği planlamak gerekiyor” Onay, plansız dijitalleşmenin kısa vadede kolaylık gibi görünse de uzun vadede ciddi riskler barındırdığına dikkat çekerek, “Plansız dijitalleşme çoğu zaman kısa vadede pratik bir çözüm gibi görünse de, ilerleyen dönemde veri kayıpları, sistem çakışmaları, yüksek bakım maliyetleri ve yeniden yapılandırma ihtiyacı gibi sorunlar doğuruyor. Aslında bu yaklaşım, dijitalleşmeyi hızlandırmak yerine yavaşlatıyor. Günü kurtarmak için atılan her aceleci adım, gelecekte hem maddi hem operasyonel anlamda daha yüksek bir bedelle karşımıza çıkıyor. Başarı, aceleyle değil; doğru planlama, doğru çözüm ortakları ve sürdürülebilir sistemlerle mümkün. Dijitalleşme artık bir lüks değil, iş sürekliliği ve rekabet gücü için temel bir gereklilik. Doğru dijitalleşme, geleceğe yatırım yapmanın en akıllı yoludur.” sözleriyle değerlendirmesini bitirdi. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Polifish, Mavi Ekonomi Zirvesi'nde Türk Somonunun Stratejik Önemini Vurguladı Doğu Karadeniz'in mavi ekonomi potansiyelini küresel bir vizyonla buluşturan "Black Sea-Blue Tech Demo Days" etkinliği, sektörün önde gelen isimlerini Trabzon'da bir araya getirdi. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) öncülüğünde yürütülen Blue Gates projesi kapsamında düzenlenen zirveye, Türkiye su ürünleri sektörünün öncü firmalarından Polifish'in (Politek Su Ürünleri) Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun'un paneldeki konuşması öne çıktı. Altun, "Dünyada ve Türkiye'de Su Ürünleri ve Türk Somonu" konusunun tartışıldığı panelde, sektörün geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koydu. Mavi Ekonomi'nin Kalbi Trabzon'da Attı Radisson Blu Trabzon'da gerçekleştirilen ve Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi, DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar gibi önemli isimlerin katıldığı etkinlik, Türkiye'nin su ürünleri üretimindeki lider konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Özellikle son yıllarda yerel kalkınma hamleleriyle üretim ve ihracat kapasitesini artıran Karadeniz Bölgesi, bu zirve ile uluslararası işbirlikleri için de bir merkez haline geldi. Panelde Talha Altun'un da vurguladığı gibi, "Mavi Ekonomi" sadece balıkçılık değil, aynı zamanda deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımıyla ülkelere ekonomik ve stratejik üstünlük sağlayan bir anahtar konumunda. Talha Altun'dan Sektöre Vizyoner Bakış Sektörün duayen isimlerinden biri olarak panelde söz alan Polifish Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin, özellikle de "Türk Somonu" markasıyla dünya pazarında nasıl bir oyuncu haline geldiğinin altını çizdi. Altun, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: "Türkiye, coğrafi konumu ve üretim kapasitesiyle su ürünleri alanında dev bir potansiyele sahip. Özellikle son on yılda yapılan teknolojik yatırımlar ve Ar-Ge çalışmaları sayesinde 'Türk Somonu', Norveç gibi pazar liderleriyle rekabet edebilir kaliteye ulaştı. Bu sadece bir ihracat kalemi değil, aynı zamanda Türkiye için stratejik bir marka değeridir." Altun, sektörün karşılaştığı zorluklara da değinerek, sürdürülebilirlik, denizlerin korunması ve markalaşma konularında atılması gereken adımlara dair çözüm önerilerini paylaştı. Altun'un panelde paylaştığı bu görüşler, katılımcılar tarafından sektörün geleceğine ışık tutan bir yol haritası olarak nitelendirildi. Polifish, Sektördeki Liderliğini Perçinliyor Talha Altun'un bu önemli etkinlikteki vizyoner değerlendirmeleri, Polifish firmasının sektördeki öncü ve yenilikçi konumunu bir kez daha teyit etti. Firma, sadece üretimdeki başarısıyla değil, aynı zamanda sektörün gelişimine yönelik stratejik fikirler üreterek ve bu tür platformlarda aktif rol alarak bir düşünce lideri olduğunu kanıtlıyor. Polifish'in bu proaktif yaklaşımı, Türk su ürünleri sektörünün küresel pazardaki payını artırma hedefine doğrudan katkı sağlıyor. #### POS Cihazı ve Sanal POS Uygulamalarında Önemli Değişiklikler Geliyor Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ödeme sistemleriyle ilgili yeni düzenleme taslağı, Türkiye’de tahsilat süreçlerinde önemli bir dönüşümün habercisi oldu. Henüz yürürlüğe girmeyen ancak kısa sürede resmileşmesi beklenen düzenleme, POS cihazları ve sanal POS uygulamalarının kullanımına yönelik ciddi yapısal değişiklikler içeriyor. Bu gelişme, sektörde teknik ve yasal uyum sürecini de beraberinde getirecek. Yakın dönemde resmi taslak tebliği ile netleşmesi beklenen düzenleme, sektör genelinde yeni bir sayfa açarken, dijital ekonomiyle uyumlu, şeffaf ve izlenebilir tahsilat süreçlerinin önünü açıyor. Yeni düzenlemeye göre, bir işletmenin POS cihazı yalnızca kendi adına düzenlenmiş üye işyeri sözleşmeleri ile kullanılabilecek. Bir başka mükellefe ait cihaz veya sanal POSuygulaması ile ödeme kabul etmek yasaklanacak. Sanal POS kullanımı yalnızca elektronik ticaret faaliyetleriyle sınırlandırılırken, bu faaliyetlerin varlığı vergi dairesinden alınacak resmi yazılarla doğrulanmak zorunda olacak. Bayilik modeli ise yalnızca belirli şartları sağlayan, örneğin en az 50 bayiye sahip olan firmalar için istisna kapsamında değerlendirilebilecek. Her sanal POS işlem sonrası ilgili işleme ait E-Belge (E-fatura/E-Arşiv) düzenlenmesi zorunlu olacak. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, bu düzenlemenin ödeme sistemleri sektöründe sadece teknik bir yenilik değil, aynı zamanda iş yapış şekillerini yeniden tanımlayan bir kırılım noktası olduğunu vurgulayarak, yeni kuralların yürürlüğe girmesiyle birlikte, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin POS sözleşmelerini, sistem yapılarını ve iş ortaklıklarını gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. Yapıcı, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Bu taslak düzenleme, sadece vergi güvenliğini arırmakla kalmıyor; sektörümüzde uzun zamandır süregelen bazı gri alanlara da açıklık getiriyor. POS cihazlarının yalnızca ilgili mükellef adına kayıtlı olması şartı, kayıt dışılığı önlemeye yönelik ciddi bir adımdır. Aynı zamanda sanal POS’un yalnızca e-ticaret ortamına özgülenmesi, işlemlerin dijital izlenebilirliği açısından olumlu bir gelişmedir. Bayilik modeli kapsamında getirilen kurallar ise sektörel denetimi ve şeffaflığı güçlendirecektir,” dedi. Ödüyo olarak tüm iş ortaklarını bilgilendirmeye ve bu değişim sürecine hazır hale getirmeye odaklandıklarını belirten Erman Yapıcı, hem teknik hem hukuki yönden müşterilerine destek sunduklarını dile getirdi. “GİB’in bu adımı, ödeme sistemleri sektörünün geleceğini daha güvenilir, daha denetlenebilir ve daha sağlıklı bir zemine oturtuyor. Ancak bu süreci doğru yönetmek için zamanında harekete geçmek gerekiyor. Biz de Ödüyo olarak bu dönüşümde işletmelerin yanında yer alıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. https://oduyo.com.tr #### POS Düzenlemesiyle KOBİ’ler Yeni Bir Döneme Giriyor Şeffaflık Artıyor, Tahsilat Zorlaşıyor Türkiye’de ödeme sistemlerinde önemli bir dönemeç yaşanıyor. Maliye Bakanlığı’nın kayıt dışı ekonomiyle mücadele amacıyla hayata geçirdiği yeni POS cihazı düzenlemeleri, KOBİ’lerin iş yapış biçimlerinde köklü değişikliklere neden olacak. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, bu kritik değişiklikleri ve KOBİ’lere etkilerini anlattı. Vergi kayıplarını önlemek ve kayıt dışı ekonomiyi denetim altına almak amacıyla ödeme sistemlerinde köklü bir dönüşüm başlıyor. Maliye Bakanlığı’nın yeni POS cihazı düzenlemesiyle birlikte, hem fiziksel hem de sanal POS’lara sıkı kurallar getiriliyor. Başkasının cihazını kullanan, komisyon gelirlerini belgelemeyen veya sözleşmesiz bayilik yapan KOBİ’ler için büyük değişim kapıda. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, yeni düzenlemenin hem risklerini hem de fırsatlarını detaylarıyla değerlendirdi. “Bu düzenlemeyle POS cihazlarının başkasına devredilmesi veya farklı komisyonların alınması yasaklanacak,” diyen Yapıcı, “Özellikle fiziksel POS cihazlarında işlem yapan firmalar, kullandıkları cihazların kendilerine ait olduğunun belgelendirilmesi gerekiyor. Ayrıca sanal POS kullanımı sadece e-ticaret üzerinden geçen işlemlerde kullanılabilecek; yani gelir idaresi tarafından e-ticaret dışında işletmeler sanal POS kullanamayacak.” ifadelerini kullandı. Yapıcı, düzenlemenin getirdiği en önemli yeniliklerden birinin, bayilik sözleşmelerinin gelir idaresine bildirimi ve onay süreci olduğunu belirtti. “Bayi kullanıcılarının sabit IP adresi zorunluluğu ve işlem bazlı belge düzenleme şartları ile beraber ödeme süreçleri çok daha şeffaf ve izlenebilir hale gelecek. Bu da vergi kayıplarının önüne geçerken, KOBİ’lerin finansal disiplinlerini artıracak” dedi. Ödüyo olarak teknoloji altyapılarını bu yeni gereksinimlere uygun şekilde geliştirdiklerini söyleyen Yapıcı, “Bankalar ve ödeme kuruluşlarıyla entegrasyonlarımızı güçlendiriyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin tahsilat süreçlerini kolaylaştırmak ve yasal uyumluluğu sağlamada onları desteklemek” diye ekledi. Yeni düzenlemenin KOBİ’ler açısından operasyonel açıdan zorlayıcı olabileceğine dikkat çeken Yapıcı, “Taslak tebliğ yayımlandı, yaklaşık 90 günlük görüş toplama sürecinin ardından 30 günlük uyum süreci var. KOBİ’lerin hızlıca sözleşmelerini tamamlaması ve sistemlerini güncellemesi gerekiyor. Aksi halde pos cihazlarının kullanımı engellenebilir, bu da ticaretlerini doğrudan olumsuz etkiler” diyerek sözlerini tamamladı. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Prof. Dr. Musa Pınar’dan Türk Fındığına ABD Pazarında Marka ve Pazarlama Stratejisi Dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini karşılayan Türkiye'nin, bu güçlü tarımsal ürününü Amerika Birleşik Devletleri gibi yüksek potansiyele sahip pazarlarda daha etkili ve sürdürülebilir bir şekilde konumlandırması amacıyla hazırlanan kapsamlı bir rapor, dikkat çekici stratejik öneriler sunuyor. Uluslararası pazarlama ve marka yönetimi alanında saygın akademik çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Musa Pınar tarafından yürütülen bu analiz, Türk fındığının ABD pazarında “premium” ve “etik üretim” değerleriyle yeniden konumlandırılmasını hedefliyor. Rapor, Prof. Pınar’ın liderliğindeki akademik çalışma grubu tarafından hazırlandı ve Kurumsalmedya.com ile paylaşıldı. Raporda, Türk fındığının: Yüksek yağ oranı, iri tane yapısı ve doğal tatlılığıyla öne çıkan fiziksel üstünlüğü, Sürdürülebilir tarım pratikleri, kadın emeği ve imece kültürünü vurgulayan sosyal yapısı, Etik üretim ilkeleri ve çevreye duyarlı üretim süreçleriyle desteklenen değer önerisi,ABD’li tüketicilerin artan sağlık bilinci ve etik tüketime olan ilgisiyle örtüştürülüyor. 🔍 Raporun Öne Çıkan Başlıkları Hedef Pazar ve Segmentasyon:Sağlıklı yaşam odaklı, yüksek gelirli bireyler, sporcular, vegan/bitkisel beslenen tüketiciler ile çikolata, fırın ve atıştırmalık sektörlerinde faaliyet gösteren B2B müşteriler hedefleniyor. Imece Farms Marka Önerisi:Türk kültüründeki “imece” geleneğinden ilham alınarak oluşturulan bu marka kurgusu, topluluk dayanışması, geleneksel üretim ve etik değerleri vurgulayan güçlü bir anlatı sunuyor. Marka sloganı:“From our village to your modern life.” Ürün ve Fiyatlandırma:Çiğ ve kavrulmuş fındığın farklı gramajlarda paketlenmesi, fındık yağı ve ekstrakt gibi B2B çözümler sunulması öneriliyor. Ürünlerin, kalitesine uygun şekilde pazarda %10 primli fiyatlandırmayla konumlanması planlanıyor. Tanıtım ve Dağıtım Stratejisi:Whole Foods, Trader Joe’s gibi premium zincirler başta olmak üzere; sosyal medya kampanyaları, yüz yüze tanıtımlar, influencer iş birlikleri ve içerik pazarlaması gibi entegre yöntemlerle Amerikan tüketicisine ulaşılması öngörülüyor. Sosyal Etki ve Sürdürülebilirlik:Raporda, çocuk işçiliğiyle mücadele, kadın emeğinin desteklenmesi ve çiftçilerin nesiller arası sürdürülebilirliğinin teşviki gibi başlıklar, hem sosyal sorumluluk hem de marka anlatısı açısından ön plana çıkıyor. 👥 Akademik Katkı Ekibi ve Paydaşlar Bu stratejik çalışmaya katkı sunan akademik ekip üyeleri: Nicki Kollar Lexy Berry Jessica Evers Matt Janesheski Mark LaMotte Jenna Raymond Ayrıca, T.C. Şikago Ticaret Ataşesi Dr. Ahmet Samet Tekoğlu da bilgi ve yönlendirmeleriyle çalışmaya önemli katkı sunmuştur. 🎯 Kimler İçin Yol Gösterici? Bu rapor, özellikle: Fındık ihracatçıları ve kooperatifleri Üreticiler ve tarım girişimcileri Perakendeciler ve toptancılar Fındık bazlı ürün geliştiren KOBİ’ler Yatırımcılar ve strateji danışmanlarıiçin ABD pazarına açılmak ve katma değeri yüksek pazarlama stratejileri oluşturmak adına güçlü bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Prof. Dr. Musa Pınar, genel değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi: Türk fındığının her fırsatta ve devamlı öne çıkarılarak Türk Fındığı Markası yaratılması için “bilinirliğin” öne çıkarılması, güçlü hafıza payının yaratılması gerekli. %70 üretim payı olan ürünün aynı oranda hafıza payı olmalı.B2B pazarlaması için bu kitleye, örneğin çikolata üreticilerine doğrudan ulaşıp, istedikleri kalitede fındık sunarak, içerik odaklı markalaşma – ingredient branding, paket üzerine “Turkish Hazelnut” yazılması sağlanmalıdır. Aynen, Intel Inside, Colombian Coffee, Gore-Tex’li hiking ayakkabıları gibi.Katma değer yaratmak için, acilen “Hazelnut Milk – Fındık sütü”, almond milk gibi, yaratılmalı çünkü yeni trend hayvansal ürünlerden bitkisel ürünlere dönmektedir.Acilen ABD veya herhangi bir pazara girmeden nihai tüketici ile pazar araştırması yapılmalıdır. Dünya fındığının %10’unu üreten Oregon fındıkçıları Çin pazarı için bunu yaptılar, %70’ini üreten Türkiye bunu acilen yapmalıdır. Etkili pazarlama stratejisi güncel ve doğru bilgiyi gerektirir. 📄 Prof. Dr. Musa Pınar’ın Kurumsalmedya.com ile paylaştığı bu özel çalışmanın tamamına aşağıdan ulaşabilirsiniz. Bu habere konu olan “Marketing Turkish Hazelnuts in the United States” başlıklı strateji raporunun tamamına yandaki PDF ikonuna tıklayarak erişebilirsiniz. Rapor, Türk fındığının ABD pazarındaki potansiyelini daha ayrıntılı olarak incelemek isteyen sektör temsilcileri, ihracatçılar ve yatırımcılar için kapsamlı içgörüler sunmaktadır. Ayrıca raporda yer alan analizler hakkında detaylı bilgi almak, saha verilerine erişmek veya akademik iş birliği için iletişime geçmek isteyenler, çalışmanın danışmanı Prof. Dr. Musa Pınar ile doğrudan bağlantıya geçebilirler. ✉️ İletişim: musa.pinar@valpoe.edu Türk Fındığının ABD Marka Stratejisi Hakkında Analizler Türk fındığı için önerilen "Imece Farms" marka konsepti nedir? Prof. Dr. Musa Pınar liderliğindeki ekip, Türk kültüründeki dayanışmayı temsil eden "imece" geleneğini ABD pazarı için güçlü bir marka hikayesine dönüştürmüştür. "From our village to your modern life" (Köyümüzden modern yaşamınıza) sloganıyla desteklenen bu konsept; topluluk dayanışmasını, kadın emeğini ve doğal üretimi vurgulayarak duygusal bir bağ kurmayı hedefler. B2B pazarlamada "Ingredient Branding" (İçerik Markalaması) neden kritiktir? Rapora göre, dünyadaki fındığın %70'ini üreten Türkiye, "Intel Inside" veya "Colombian Coffee" örneklerinde olduğu gibi bir strateji izlemelidir. Çikolata ve atıştırmalık üreticileriyle iş birliği yapılarak, nihai ürün paketlerinde "Made with Turkish Hazelnut" ibaresinin yer alması sağlanmalı ve ürünün kalite algısı tescillenmelidir. ABD pazarında fındık sütü (Hazelnut Milk) neden stratejik bir fırsattır? Tüketici trendlerinin hayvansal ürünlerden bitkisel ürünlere kaydığı (Plant-based) ABD pazarında, badem sütü (Almond milk) gibi alternatifler çok popülerdir. Prof. Pınar, Türk fındığının katma değerini artırmak için acilen fındık sütü pazarına girilmesi gerektiğini, bunun çiğ fındık satışından çok daha karlı bir alan olduğunu vurgulamaktadır. Üretimdeki %70'lik pay ile "Hafıza Payı" arasındaki dengesizlik nedir? Türkiye dünya fındık üretiminin %70'ini karşılamasına rağmen, global tüketicinin zihnindeki bilinirliği (Hafıza Payı) bu oranın çok altındadır. Stratejik hedef; üretim gücünü marka bilinirliğiyle eşitleyerek, Türk fındığını sadece bir hammadde değil, aranan bir "Premium" marka haline getirmektir. ABD'li tüketiciler için "Etik Üretim" neden satın alma sebebidir? Hedeflenen yüksek gelirli ve bilinçli tüketici kitlesi (Whole Foods, Trader Joe's müşterileri); çocuk işçiliğiyle mücadele edilen, kadın emeğinin desteklendiği ve sürdürülebilir tarım yapılan ürünlere %10 daha fazla ödemeye gönüllüdür. Rapor, bu sosyal sorumluluk yönünün pazarlamada öne çıkarılmasını önerir. Türk fındığının rakiplerine göre fiziksel üstünlükleri nelerdir? Türk fındığı; yüksek yağ oranı, iri tane yapısı ve doğal tatlılığı ile diğer ülke fındıklarından (örneğin Oregon veya İtalyan fındığı) ayrışır. Bu üstünlük, özellikle gurme çikolata ve pastacılık sektöründe kalite standardı olarak konumlandırılmalıdır. Pazara giriş öncesi neden detaylı pazar araştırması yapılmalıdır? Prof. Dr. Musa Pınar, dünya üretiminin sadece %10'unu yapan Oregonlu üreticilerin Çin pazarı için yaptığı detaylı araştırmaları örnek göstermektedir. %70 paya sahip Türkiye'nin, ezbere değil, nihai tüketiciyle yapılan güncel ve veriye dayalı pazar araştırmalarıyla strateji belirlemesi acil bir gerekliliktir. Raporda belirlenen ideal hedef kitle (Persona) kimlerdir? Strateji raporu; sağlıklı yaşam odaklı bireyleri, sporcuları, vegan beslenenleri ve yüksek gelir grubunu ana hedef kitle olarak belirlemiştir. Dağıtım kanalı olarak da bu kitlenin alışveriş yaptığı premium market zincirleri önerilmektedir. #### Ramazan Bayramı Öncesi E-Ticarette Mart Hacmi 500 Milyar TL’ye Yaklaşıyor E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas’ın CEO’su Mustafa Namoğlu, yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde e-ticarette yaşanan hareketliliğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Ramazan ve bayram dönemini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Mart ayı verilerine baktığımızda e-ticarette ciddi bir ivme görüyoruz. Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) verilerine göre e-ticaret hacminin sadece Mart ayında 450–500 milyar TL bandına yaklaşması bekleniyor. Bu da geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %50–60’lık bir artış anlamına geliyor.” Sepet Tutarı 2500 TL Seviyesine Çıkıyor Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS) verilerine göre bayram öncesi dönemde ortalama sepet tutarı yaklaşık 2500 TL seviyesine yükselmiş durumda. Özellikle gıda kategorisinde sepet tutarlarının geçen yıla göre iki katına kadar çıkabildiği görülüyor. Tüketiciler bayram hazırlıkları kapsamında alışverişlerini son ana bırakmamak için tek seferde daha fazla ürün satın alma eğilimi gösteriyor. Bu durum, daha az sayıda fakat daha yüksek tutarlı sepetlerin oluşmasına neden oluyor. Gıda ve Giyim Kategorilerinde Artış Bayram hazırlıklarıyla birlikte en yoğun talep gıda ve giyim kategorilerinde yaşanıyor. Misafirliklerin ve aile ziyaretlerinin arttığı bu dönemde özellikle geleneksel tatlı ürünlerine olan talep yükseliyor. ikas verilerine göre Güllaç satışlarında %34,88, Lokum satışlarında ise %28,33 oranında artış görülüyor. Öte yandan Ipsos araştırmalarına göre toplumun %48’inden fazlası her bayram mutlaka bayramlık kıyafet aldığını belirtiyor. Bu veri, bayram öncesinde giyim kategorisinde de güçlü bir alışveriş hareketliliği yaşandığını gösteriyor. #### Ramazan’da E-Ticarette Geçtiğimiz Yıl Verileri Yol Gösteriyor Ramazan ayı, tüketici alışkanlıklarının dönemsel olarak değiştiği ve e-ticaret trafiğinin gün içinde farklı saatlere yoğunlaştığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz yıl ETİD verilerine göre Ramazan döneminde e-ticarette işlem hacmi yaklaşık %20 artarken, sepet tutarları %10’un üzerinde yükseldi. E-ticaret sektöründeki genel büyüme trendine paralel olarak, bu yıl Ramazan döneminde de işlem hacminde artış yaşanması bekleniyor. ikas ekosisteminde geçtiğimiz yıl Ramazan döneminde gözlemlenen veriler, tüketicilerin bu dönemde daha planlı ve ihtiyaç odaklı alışveriş yaptığını ortaya koydu. Ramazan’a özgü olarak tüketiciler gereksiz harcamalardan kaçınırken, alışverişlerini önceliklerine göre organize etti. Gıda ve Hızlı Tüketim Ürünleri Öne Çıktı Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında bakliyat, un, yağ, şeker ve hurma gibi temel gıda ürünlerine olan talep, bir önceki Ramazan dönemine kıyasla %50’ye varan artış gösterdi. Gıda ve hızlı tüketim ürünleri, Ramazan döneminde e-ticaretteki hareketliliğin ana itici gücü oldu. Alışveriş Saatlerinde Ramazan’a Özgü Değişim Ramazan döneminde tüketicilerin alışveriş saatlerinde belirgin bir değişim gözlemleniyor. Geçtiğimiz yıl verilerine göre sahur saatlerinde e-ticaret hacmi normal dönemlere kıyasla yaklaşık %50 artış gösterdi. İftar öncesinde ise özellikle online market ve hızlı teslimat kanallarında yoğunluk yaşandı. Bu saat bazlı hareketlilik, Ramazan’a özgü tekrar eden bir tüketici davranışı olarak dikkat çekiyor. Bayram Yaklaştıkça Kategori Tercihleri Değişti Geçtiğimiz yıl Ramazan’ın son günlerine yaklaşıldığında hazır giyim ve hediye kategorilerinde hareketlilik artarken, ofis mobilyası ve inşaat malzemeleri gibi ertelenebilir harcamalarda görece bir yavaşlama gözlemlendi. ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, Ramazan döneminde değişen tüketici davranışlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Geçtiğimiz yıl Ramazan’da tüketicilerin daha planlı hareket ettiğini ve alışverişlerini belirli saatlerde yoğunlaştırdığını gözlemledik. Daha az ama sepet tutarı daha yüksek alışverişler öne çıktı. E-ticaret sektöründeki genel büyümeye paralel olarak bu yıl Ramazan’da da işlem hacminde artış yaşanmasını bekliyoruz. Ramazan dönemi, e-ticaret yapan markalar için tüketici davranışlarını doğru okuyarak strateji geliştirmek açısından önemli bir fırsat sunuyor.” Geçtiğimiz yıl Ramazan döneminde yapılan aramaların yaklaşık %60’ının mobil cihazlardan gerçekleştiği görülürken, artan sipariş yoğunluğuna paralel olarak Ramazan ve Bayram dönemlerinde lojistik faaliyetlerde normal dönemlere kıyasla yaklaşık %30’luk bir artış yaşandı. #### Ramazan’la Birlikte Online Gıda Siparişlerinde %45 Artış: İftara 1–2 Saat Kala Siparişler %85 Sıçradı Ramazan ayının başlamasıyla birlikte online market ve gıda siparişlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla sipariş adetlerinde %40–45 oranında yükseliş görülürken, özellikle iftara 1–2 saat kala verilen siparişlerde %85’e varan artış kaydedildi. Veriler, tüketicinin Ramazan döneminde dijital kanalları daha yoğun ve daha hızlı kararlarla kullandığını ortaya koyuyor. Ramazan sofralarının vazgeçilmez ürünleri de satış rakamlarına güçlü şekilde yansıdı. ikas verilerine göre; hurma satışları %160, kuruyemiş satışları %127,89, süt ve süt ürünleri kategorisi ise %48,18 oranında arttı. Bakliyat ve Ramazan kolisi kategorilerinde de yükseliş görülürken, asıl sıçrama hızlı tüketilen ve doğrudan sofraya giren ürünlerde yaşandı. Hazır yemek kategorisinde ise geçen yıla göre yaklaşık %50 büyüme gerçekleşti. “Dijital artık alternatif değil, ilk tercih” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, Ramazan döneminde gözlemlenen artışın yalnızca dönemsel bir yoğunluk olmadığını belirtti: “Ramazan döneminde her yıl artış görüyoruz ancak bu yıl özellikle iftara saatler kala yaşanan yoğunluk çok daha belirgin. Tüketici artık eksik ürününü tamamlamak için fiziksel mağazaya gitmek yerine mobil kanalı tercih ediyor. Bu bize dijitalin artık alternatif değil, kritik anlarda ilk tercih haline geldiğini gösteriyor. Hurma ve kuruyemişteki güçlü artış geleneksel tüketimin devam ettiğini gösterirken, hazır yemek ve hızlı teslimattaki yükseliş ise zaman tasarrufunun öncelik haline geldiğini ortaya koyuyor. Dijital alışkanlıkların her yıl daha da kalıcı hale geldiğini net şekilde gözlemliyoruz.” En Çok Sipariş Veren Şehirler Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ve Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) verilerine göre, sipariş hacminde liderliği %42 payla İstanbul sürdürüyor. İstanbul’u sırasıyla Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya takip ediyor. Bu beş büyük şehir toplam pazarın yaklaşık %65’ini oluşturuyor. Anadolu’dan Güçlü Yükseliş Harcama artış hızında ise Anadolu şehirleri öne çıkıyor. Türkiye genelinde ortalama artış %42–45 bandındayken: Kocaeli %72 artış Konya %68 artış Gaziantep %65 artış Bu veriler, e-ticarette büyümenin yalnızca metropollerle sınırlı kalmadığını; Anadolu şehirlerinde de güçlü bir ivme yakalandığını gösteriyor. Uzmanlara göre, gelişen lojistik altyapı ve hızlı teslimat ağlarının yaygınlaşması, bu artışta önemli rol oynuyor. Ramazan dönemi, yalnızca sofraları değil tüketim alışkanlıklarını da dönüştürüyor. Online kanal, özellikle kritik saatlerde artık “alternatif” değil, tüketicinin ilk tercihi konumunda bulunuyor. #### Right Group CEO'su Dr. Ömer Haksever: "Şirket Yönetiminde Görsel Raporlama Kritik Öneme Sahip" Right Group Kurucusu ve CEO Dr. Ömer Haksever, kurumsalmedya.com ile paylaştığı değerlendirmelerinde, işletmelerin finansal verilerini daha etkin yönetebilmeleri için görsel raporlama yöntemlerine dikkat çekti. Haksever, konuşmasına “Şirketinize ait bir yol haritanız var mı?” sorusuyla başlayan açıklamalarında, öncelikle sağlam bir business plan oluşturmanın işletme yönetiminde temel bir adım olduğunu belirtti. Bu plan çerçevesinde, stratejik planlama, bütçeleme, nakit akış tabloları ve yatırım raporlarının oluşturulmasının işletmelerin finansal yapısını daha iyi ortaya koyacağına işaret etti. Dr. Haksever, finansal modelleme sistemlerinin kullanımıyla, yönetime sunulan verilerin tek bir görselde özetlenebileceğini ifade etti. “Bir resim 1000 sözcüğe bedeldir” ifadesiyle, karmaşık verilerin anlaşılmasını kolaylaştıran bu yöntemin, mevcut raporlama tekniklerine alternatif oluşturabileceğini vurguladı. Görsel raporlama sayesinde, yöneticilerin işletmenin genel durumu hakkında hızlı ve etkili bilgi edinmesi mümkün olabileceğini sözlerine ekledi. Kurumsalmedya.com ile paylaştığı bilgilerde, bu yaklaşımın işletmelerdeki karar alma süreçlerine katkı sağlayabileceği ve finansal verilerin özet bir biçimde sunulmasının, yönetim kurulu toplantılarında verimliliği artırabileceği değerlendiriliyor. Haksever, aynı zamanda finansal modelleme sistemlerinin, işletmenin farklı departmanlarındaki verilerin entegre edilmesi ve analiz edilmesinde de önemli rol oynayacağını ifade etti. Bu açıklamalar, günümüz iş dünyasında finansal raporlamada yenilikçi yöntemlere duyulan ihtiyacın altını çiziyor. Görsel raporlama, işletmelerin mevcut raporlama süreçlerine ek olarak, yöneticilerin daha kısa sürede doğru kararlara varabilmeleri için alternatif bir yöntem sunuyor. Dr. Ömer Haksever’in paylaştığı bu yaklaşımlar, finansal verilerin daha anlaşılır ve erişilebilir hale getirilmesi yönünde yapılan çalışmalara işaret ediyor. https://rightgroup.com.tr #### Road to Global “Avrupa’nın İlk Türk Teknoloji Konferansı Kurumsalmedya.com olarak, Nexrone Global Kurucusu Ersoy Soyer ile Türk girişim ekosisteminin Avrupa ve farklı pazarlara açılma sürecini, Road to Global etkinliğinin sunduğu fırsatları ve Nexrone Global'in hedeflerini aktaran bir röportaj gerçekleştirdik. Ersoy Soyer ile girişimcilerin uluslararası başarıya ulaşma yollarını ve sektördeki gelecek öngörülerini değerlendirdik. Türk girişim ekosistemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, girişimcilik ekosistemi açısından büyük bir potansiyele sahip. Son yıllarda hem kamu destekleri hem de özel sektör yatırımları ile daha da büyüyen bir ekosistem görüyoruz. Özellikle Yapay zeka, fintech, saas, agritech, enerji, oyun ve yazılım alanlarında dünyada dikkat çeken başarı hikayeleri ortaya çıktı. Ancak, yerel pazardaki büyük rekabet ve sınırlı fon kaynakları nedeniyle girişimlerin uluslararası pazarlara açılması kritik bir konu haline getiriyor. Uluslararası başarıya ulaşmak isteyen girişimler için farklı pazarlara erişmek ve bu geçiş sürecini doğru yönetmek çok büyük önem taşıyor. Türk girişimleri için Avrupa ve farklı pazarlar neden önemli? Son yıllardaki ekonomik resesyon haliyle her sektördeki kurucu ve şirket yöneticilerini zorlayan bir süreç ortaya çıkardı. Yerel pazar bir girişim için iyi bir başlangıç noktası olabilir, ancak gerçek anlamda bir büyüme (scaling) süreci Avrupa ve diğer küresel pazarlara açılmayı gerektiriyor. Avrupa Birliği, büyük bir tüketici pazarlının yanı sıra startup dostu mevzuatlar, devlet destekleri, yatırımcı ilgisi ve geniş Pazar mekanizmaları ile dikkat çekiyor. Bunun yanında ABD ve Orta Doğu gibi bölgeler de belirli endüstrilerde önemli fırsatlar sunuyor. Ayrıca, global pazarlarda başarılı olmak için "glokal" düşünmek kritik. Yani, global vizyonla hareket ederken lokal dinamiklere uyum sağlamak gerekiyor. Son 5 yılda özellikle Nexrone Global olarak birçok pazardaki şirketin büyüme süreçlerine katkıda bulunduk. Her şirket global olmak istiyor. Tamamen dijital bir ürün veya hizmet sunmuyorsanız lokal de olmak zorundasınız. Organizasyon yapılarına ihtiyaç duyuyorsunuz ve sizi oradaki regülasyonlar, sistem işleyiş konusunda destekleyecek bir partnerler gerekiyor. Nexrone olarak Avrupa’da  çoğunlukla teknoloji odaklı şirketler olmak üzere farklı sektörlerdeki birçok kuruma bu lokal hizmetleri sunarak büyümelerine destek olduk.Şu anda Avrupa başta olmak üzere, Amerika ve Orta Doğuda birçok şirketin büyüme süreçlerine hizmet sunmaya devam ediyoruz. Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda, Macaristan, Polonya, Isviçre, Danimarka gibi ülkelerinde oluşturduğumuz geniş netwokümüzle hızlı bir büyümenin mümkün olduğunu müşterilerimize kanıtlıyoruz.Bir yandan da gelecek on yılın teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyoruz. Amerikalı iş ortağımız Proto Hologram ile yaptığımız iş birliği bunun bir örneği. Fransız iş ortağımız Ubiqi ile de yakın zamanda E-Sim teknolojisinde yeni atılımlar gerçekleştireceğiz.Road to Global fikri nereden doğdu? Nexrone olarak Avrupa’da çok büyük teknoloji etkinliklerinin katılımcıları ve konuşmacıları arasındayız. Son yıllarda Türk girişimciler ve birçok yatırımcılarımız da bu etkinlikleri yakından takip ediyorlar. Varolan tüm şirketler global olmayı hedefler. Bazıları bunu başarabiliyor ama bunu nasıl yaptıkları, hangi zorluklarla baş ettiklerini pek bilmiyoruz. Doğru adımlar hangisiydi, bariyerleri nasıl aştılar, nasıl yatırım buldular ve bunu nasıl kullandılar. İşte tüm deneyimleri sahneye taşımak istedik ve Road To Global bu soruların cevabı olarak ortaya çıktı. Road to Global, girişimlerin yeni pazarlara girerken o bölgenin ekosistemine entegre olmalarına yardımcı olacak stratejiler geliştirmelerine de katkı sağlıyor. Road to Global etkinliği girişimlere ne gibi fırsatlar sunuyor? Road to Global, girişimlerin uluslararası başarıyı yakalamaları için bir dönüşüm platformu. Bu etkinlik sayesinde girişimciler, potansiyel yatırımcılarla bizzat tanışma, fon bulma ve uluslararası ortaklıklar kurma fırsatı elde ediyor. Alanında uzman mentorlar ve sektör liderleri ile bilgi paylaşımı yaparak, global rekabete hazırlık yapabiliyorlar. Bu sene 9-10 mayıs tarihlerinde Viyana’da düzenleyeceğimiz Road to Global bizler içinde çok heyacan verici öğeler taşıyor. Etkinliğe Türkiye'den APY Ventures, APY Tekmer, Domino Ventures, Tecmony, İhtiyaç Haritası ve Esas Holding gibi önde gelen kurumlar katılırken, Avrupa'dan K&L Gates, Avusturya Business Agency, WirtschaftAgentur Wien, Invest Austria, Peleton Ventures ve Skinnovation gibi uluslararası kurumlar da yer alıyorlar. Shining Stars on Stage ile de büyüyen ve uluslararası olmayı hedefleyen girişimlerin sahnede olmalarını sağlıyoruz. ViennaUp ve buradaki startup festivali hakkında görüşleriniz neler? ViennaUp, Avrupa'nın en önemli girişimcilik etkinliklerinden biri. Bu festival, girişimcilik ekosisteminin önde gelen oyuncularını bir araya getirerek büyük bir sinerji yaratıyor. Her yıl 90 farklı ülkeden onbinlerce katılımcıyı ağırlıyor. Road to Global ViennaUP’ın partnerlerinden birisi. Yatırımcılar, girişimciler ve inovasyon liderleri burada bizzat buluşup yeni iş fikirlerini hayata geçirme fırsatı buluyor. Biz de Road to Global ile burada yer alarak, Türk girişimcilerinin uluslararası sahnede daha fazla görünürlük kazanmasını sağlamak istiyoruz. Road to Global'in gelecekteki hedefleri neler? Road to Global, sadece Avrupa ile sınırlı kalmayarak farklı küresel pazarlara yayılmayı hedefliyor. Etkinliğimizin başarısı ve oluşturduğu ekosistem etkisi nedeniyle yurtdışından farklı ülkelerde de benzer organizasyonlar yapmamız için yoğun talepler alıyoruz. Bu da Road to Global'in giderek daha geniş bir etki alanına yayılacağını ve küresel bir girişim platformuna dönüşeceğini gösteriyor. Yakın gelecekte, Road to Global'i farklı ülkelerdeki startup ekosistemleriyle buluşturarak, girişimlerin uluslararası arenada başarı kazanmasını sağlamaya devam edeceğiz. Detaylı Bilgi İçin : https://roadtoglobal.org/ #### Road to Global: Avrupa'nın Kalbinden Sınırları Aşan Büyüme Viyana, Avusturya; 20-21 Mayıs 2026 ;Road to Global, bu yıl Tech Summit ile kurduğu stratejik ortaklıkla, ikinci edisyonu için Avusturya Federal Ekonomi Odası (WKÖ Wien) çatısı altında geri dönüyor. Zirve, bu yıl 50'den fazla ülkeden 1.500'ü aşkın katılımcıyı, modern ekonominin en kritik sorusunu yanıtlamak üzere bir araya getiriyor: “Gerçek anlamda nasıl küreselleşilir?” Başarılı geçen ilk yılın ardından 2026 zirvesi; Türkiye, Avrupa ve DACH (Almanya, Avusturya, İsviçre) girişimcilik ekosistemleri arasındaki en önemli köprü olma rolünü perçinliyor. Nexrone, Road to Global ve Westure Ventures Kurucusu Ersoy Soyer, etkinliğin vizyonunu şu sözlerle özetliyor: “Her şirket küreselleşmenin hayalini kurar, ancak çok azı bu yoldaki gerçek zorluklardan, kültürel değişimlerden ve yaşanan başarısızlıklardan bahseder. Road to Global olarak sadece bir konferans düzenlemiyoruz; dünyanın önde gelen girişimcilerinin kendi yol haritalarını, hatalarını ve doğrularını şeffafça paylaştığı, gelecek nesil küresel liderlere ilham veren bir platform oluşturuyoruz.Geçen yılın en dikkat çekici etkinliği olarak bıraktığımız izi daha yukarıya taşıyoruz.” Somut Çıktılara Odaklanan Bir Program 2026 edisyonu, sıradan başarı hikayelerinin ötesine geçerek; hedeflenmiş içgörüler ve yüksek değerli ağ kurma (networking) fırsatlarına odaklanıyor: Global Sahne: New York'tan Singapur'a kadar uzanan liderlerin; “Neyi yanlış yaptık, neyi doğru yaptık ve şimdiki planımız ne?” sorularını yanıtladığı özel bir platform. Global iletişim Sponsorunun Anadolu Ajansı olduğu ana sahnede kürselleşmenin mimarları yer alacak. Yatırımcı Kahvaltıları ve B2B Eşleşmeler: Tanışıklıkları somut ortaklıklara ve yatırımlara dönüştürmek için tasarlanmış küratörlü oturumlar.Mastercard, 3VC, Westure Ventures, Drei, Female Investors Network, Mazed AI, Tecmony öne çıkan kurumlar "Shining Stars on Stage" (Parlayan Yıldızlar) Vitrini: Uluslararası ölçeklenme ve yatırım turlarına hazır, yüksek potansiyelli seçilmiş girişimlerin tanıtımı.Satoloc ve MiniDoc sahnedeler. Derinlemesine Masterclass'lar: Pazara giriş stratejileri (GTM), çok modlu yapay zeka (multimodal AI) uygulamaları ve sınırlar arası hukuki süreçlerin yönetimi üzerine teknik atölyeler. Bu yıl Estonya E- Residency Programı Oturumuları ve Zagreb İnovasyon Merkezi Girişimleri sahnedeler. Küresel Ekosistemin Lider Sesleri Zirve; girişim dünyasından, risk sermayesi (VC) fonlarından ve kurumlardan gelen çok yönlü bir konuşmacı grubuna ev sahipliği yapıyor: Muhlis Olcay, Mazed AI (Yapay Zeka ve Multimodal Ajanlar) Artus Braekeveldt (Mastercard) Gerald Pollak (3VC)  Nadine-Shirin Zimmermann (Female Investor Network)  Kambis Kohansal Vajargah (WKÖ) Mats Katksuemma (Estonia E-Residency) Martin Sternath (Drei Business) Simay Arıkan (Compass VC) Sabina Babayeva (Tenity) Mayer Florian (CMS) Maria Dambauer (Admiral) Nadi Tor (ZTE) Hacer Klobassa (Road to Global) Bu isimler, inovasyonu ölçeklendirmek ve EMEA ile DACH bölgeleri arasındaki sınır ötesi büyümeyi teşvik etmek üzerine gerçek vaka analizlerini ve stratejik perspektiflerini paylaşacaklar. Küresel İnovasyonu Güçlendirmek Küresel rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde Road to Global Tech Summit 2026, sınır ötesi iş birliğinin gerekliliğini ele alıyor. Geniş kapsamlı ViennaUP festivali aracılığıyla 90'dan fazla ülkeden gelen katılımcılarla buluşan forum, farklı ekosistemlerin Avrupa inovasyon ortamına entegre edilmesinde bir katalizör görevi görüyor. Road to Global Tech Summit Hakkında Road to Global, girişimlerin ve kurumların uluslararası büyümesini hızlandırmaya adanmış yıllık bir zirvedir. Stratejik danışmanlık, ağ kurma ve deneyim paylaşımı için bir platform sağlayarak, işletmelerin küresel genişlemenin karmaşıklıklarında yol almalarına yardımcı olur. roadtoglobal.org Tech Summit Hakkında Tech Summit; inovasyonun geleceğine, dijital dönüşüme ve gelişen teknolojilerin küresel endüstriler üzerindeki etkisine odaklanan lider bir teknoloji konferansıdır. ViennaUP Hakkında ViennaUP 2026, dünyanın dört bir yanından binlerce katılımcıyı bir araya getiren şehir çapında bir girişim ve inovasyon festivalidir. Uluslararası iş birliği için kilit bir platform olarak Viyana'nın en ikonik mekanlarında çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapar. Medya İletişim: [Nazif Sıngın ] nezif@nexrone.com #### Rubikpara ve Rota Bulut ERP’den Stratejik İş Birliği Dijital ödeme çözümleri sunan Rubikpara ile bulut tabanlı ERP sistemleri geliştiren Rota Bulut ERP, firmaların tahsilat ve muhasebe süreçlerini tek platform üzerinden yönetebilmesine olanak tanıyan stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu iş birliği kapsamında, Rubikpara POS altyapısı Rota Bulut ERP sistemine tam entegre şekilde çalışıyor. Türkiye’nin hızla büyüyen finansal teknoloji sağlayıcılarından Rubikpara, şirketlerin tüm ödeme ihtiyaçlarını kapsayan uçtan uca bir çözüm sunma vizyonuyla hareket ediyor. Geliştirdiği teknolojilerle sahadaki tahsilat süreçlerinden dijital finansal yönetim altyapısına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan Rubikpara, bu iş birliğiyle tahsilatın dijitalleşmesini ve otomasyonunu bir adım daha ileri taşıyor. Yeni entegrasyon sayesinde, firmalar Rubikpara üzerinden aldıkları ödemeleri anlık olarak Rota Bulut ERP sistemine yansıtabiliyor; böylece manuel veri girişine duyulan ihtiyaç ortadan kalkarken, hata payı da minimuma iniyor. Bu adım, şirketlerin yalnızca ödeme alma süreçlerini değil, ödeme sonrası tüm finansal kayıtlarını da eksiksiz ve otomatik şekilde yürütebilmesine olanak tanıyor. Dijitalleşen Tahsilat Deneyimi İş birliği, yalnızca teknik bir entegrasyon değil, aynı zamanda operasyonel verimliliği artıran ve finansal süreçleri sadeleştiren bir çözüm paketi sunuyor. Yeni nesil ödeme kaydedici cihazlar (ÖKC) ile tam uyumlu çalışan sistem, işletmelere yasal mevzuatlara uygun, düşük maliyetli ve kolay uygulanabilir bir yapı sunarak cezai riskleri en aza indiriyor. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç: “Bugün işletmeler yalnızca ödeme almak istemiyor; aynı zamanda bu ödemelerin finansal kayıtlarını yönetmeyi, muhasebe işlemlerini kolaylaştırmayı ve finansal süreçlerini uçtan uca dijitalleştirmeyi de hedefliyor. Rota Bulut ERP ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, tam da bu noktada büyük bir katma değer yaratıyor. Bu entegrasyon sayesinde firmalar, ödeme sonrası süreçlerini manuel işlemlere gerek kalmadan tek bir sistem üzerinden eksiksiz olarak gerçekleştirebiliyor. Rubikpara olarak buna benzer birçok stratejik ortaklığımızın daha hayata geçeceğini ve Rota Bulut ERP’nin bu iş birliklerinden yalnızca biri olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Çünkü biz yalnızca bugünün değil, geleceğin finansal yönetim sistemlerini de şekillendirmeyi amaçlıyoruz. Bu nedenle işletmelerin ödeme aldıktan sonra yaşadığı tüm finansal süreçleri dijitalleştirmeyi kritik önemde görüyoruz.” Rota Bulut ERP Genel Müdürü Ferhat Aysever: “ERP çözümlerimizi geliştirirken en çok önem verdiğimiz konu, sahadaki operasyonun finansal sisteme eksiksiz ve hatasız şekilde aktarılması. Rubikpara ile yaptığımız entegrasyon sayesinde, kullanıcılarımız tahsilat süreçlerini hızlı, güvenli ve pratik bir şekilde yönetebilecek. Bu iş birliğini, dijitalleşen KOBİ’ler için önemli bir adım olarak görüyoruz.” Tek Tuşla Tahsilat ve Raporlama Yeni iş birliği, özellikle KOBİ’lerin finansal süreçlerinde dijital dönüşümün hızlanmasına katkı sağlıyor. Satış ve tahsilat süreçlerini tek bir platformda birleştiren bu yapı sayesinde firmalar zamandan tasarruf ediyor, maliyetlerini düşürüyor ve operasyonel verimliliklerini artırıyor. Hepsi Bir Arada, Tek Noktadan ERP sistemleriyle bütünleşen yeni nesil tahsilat çözümleri, yalnızca finansal değil; operasyonel süreçlerde de ciddi bir verimlilik sağlıyor. Rubikpara ve Rota Bulut ERP’nin bu stratejik adımı, dijitalleşme yolculuğundaki işletmelere güçlü bir destek sunuyor. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Rubikpara, Fintek Sektöründe Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Listesine Girdi Çalışan mutluluğunu temel önceliklerinden biri haline getiren Rubikpara, Happy Place to Work Bilim Kurulu’nun yaptığı değerlendirme sonucunda, ‘Fintek’ sektöründe Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Listesine girmeye hak kazandı. Bu önemli başarı, Rubikpara’nın çalışan deneyimi, kurum içi bağlılık ve kültürel sürdürülebilirlik alanlarındaki yatırımlarının ne denli etkili olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Happy Place to Work tarafından gerçekleştirilen bu prestijli araştırma, Türkiye genelinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren yüzlerce şirketi kapsıyor. Değerlendirme sürecinde; çalışan bağlılığı, iç iletişim, liderlik yaklaşımı, çeşitlilik ve kapsayıcılık politikaları gibi birçok farklı parametre bilimsel bir metodolojiyle ölçümleniyor. Rubikpara, tüm bu kriterlerde yüksek puan alarak listeye adını yazdırdı. Rubikpara İnsan ve Kültür Direktörü Furkan Ağırbaş, “Mutlu çalışanların sürdürülebilir başarının anahtarı olduğuna inanıyor ve her günümüzü daha iyi bir işyeri inşa etme hedefiyle yaşıyoruz. Çalışan memnuniyetini sadece bir İK politikası değil, stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Kurum kültürümüzü, çalışanlarımızın gelişimini destekleyecek şekilde tasarlıyor; onları sadece birer çalışan değil, Rubikpara ailesinin ayrılmaz birer parçası olarak görüyoruz. Bu ödül, tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz güçlü iş kültürünün ve ortak değerlerimizin sonucudur” şeklinde konuştu. Sektördeki teknolojik gücünü, insan odaklı yaklaşımıyla birleştiren Rubikpara, bu başarısıyla sadece ödeme sistemlerinde değil, işveren markası alanında da öncü olduğunu bir kez daha kanıtladı. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Rubikpara, Fuzul Holding Desteğiyle 2025'in Son Çeyreğinde Saha Satış Ağını 14 İle Yayıyor Türkiye’nin yenilikçi finansal teknoloji şirketlerinden Rubikpara, Fuzul Holding’in güçlü vizyonu ve desteğiyle saha satış ağını genişletiyor. Şirket, yılın son çeyreğinde Türkiye’nin dört bir yanında saha satış ekibi kurarak fiziki POS satışında iddialı bir büyüme hamlesine hazırlanıyor. Yenilikçi finansal teknoloji şirketlerinden Rubikpara, 2025 yılı son çeyreğinde saha satış ağını ülke geneline yaymaya hazırlanıyor. 14 şehirde kurulacak yeni saha ekipleriyle FizikiPOS satışlarını hızlandırmayı, esnaf ve KOBİ’lere yerinde, hızlı ve güvenilir ödeme çözümleri sunmayı hedefliyor. Rubikpara; SanalPOS, FizikiPOS, SoftPOS ve bayi tahsilat çözümlerini tek sözleşme ve tek destek hattı altında sunuyor. Hızlı kurulum, kesintisiz hizmet, e-belge entegrasyonu ve güvenilir tahsilat deneyimi ile işletmelerin tüm finansal süreçlerinde yanında yer alıyor. Bu büyüme hamlesi, Fuzul Holding’in Anadolu’daki geniş etki alanı sayesinde daha güçlü bir ivme kazanıyor. Fuzul Holding, iştirakleriyle birlikte 60 şehirde 142 noktada faaliyet gösteriyor. Rubikpara da 14 ilde başlattığı saha yapılanmasının yanı sıra, Fuzul Holding’in bu geniş operasyonel ağı sayesinde çok daha fazla noktada potansiyel müşterilere ulaşma fırsatına sahip olacak. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ödeme teknolojileri sahaya erişebildiği ölçüde anlam kazanır. Türkiye genelinde 1,65 milyon POS bulunuyor ve Karekod/FAST kabulü yaygınlaşıyor. Biz Rubikpara’da, karmaşık teknolojiyi esnaf için görünmez kılmayı ve tahsilatı düşünmeden yapılan bir iş seviyesine indirmeyi hedefliyoruz. Bugün büyük ve orta ölçekli müşterilerimizde performansımızı kanıtlamış, operasyonel başarımızı göstermiş durumdayız. Bu tecrübeyi ve verimliliği şimdi KOBİ’lere de yansıtmak için sahadayız. 14 şehirdeki yapılanmamız; lokantadan markete, nalburdan manava kadar ülkenin her köşesindeki işletmelere hızlı kurulum, kesintisiz hizmet ve güvenilir tahsilat deneyimi sunmak için atılmış stratejik bir adım. Amacımız, Türkiye’nin ticari hayatında basit, güvenilir ve her yerde olan bir ödeme altyapısı inşa etmek. Ödeme altyapısı ticaretin sinir sistemidir; biz bu sistemi yerelde erişilebilir, ulusal çapta ölçeklenebilir kılmak için çalışıyoruz. 14 şehirdeki genişleme, bugünün satış hedefinden çok yarının sürdürülebilir ağını kurma kararıdır.” 14 İlde Güçlü Yapılanma Rubikpara; İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerin yanı sıra Kocaeli, Yalova, Bursa, Sakarya, Balıkesir, Denizli, Konya, Kayseri, Gaziantep, Diyarbakır, Trabzon, Eskişehir ve Trakya Bölgesi olmak üzere 14 bölgede saha yapılanmasına gidiyor. Böylece yalnızca büyükşehirlerde değil, Anadolu’nun farklı bölgelerinde de esnaf ve KOBİ’lere doğrudan ulaşarak ödeme çözümlerini daha erişilebilir kılmayı hedefliyor. Lokantalardan Marketlere, Nalburlardan Manavlara Kadar Fırsatlar Yaratıyor Türkiye’de 3,7 milyon KOBİ işletmesi bulunuyor. Kartlı ödemelerdeki hızlı büyüme, temassız işlemler ve Karekod/FAST standartlarının yaygınlaşması, esnaf tarafında yeni beklentiler oluşturuyor. Ayrıca e-fatura ve e-arşiv gibi uyum gereklilikleri, küçük işletmelerin entegre çözümlere yönelmesini hızlandırıyor. Bu dönüşüm; lokantalardan marketlere, nalburlardan manavlara kadar birçok işletmede, sahada çözüm odaklı hizmetler sunan oyuncular için fırsatlar yaratıyor. Fuzul Holding’in Güçlü Vizyonu Fuzul Holding’in uzun vadeli vizyonu, sermaye disiplini ve teknoloji odaklı yatırımları, Rubikpara’nın yerelde erişilebilir, ulusal çapta ölçeklenebilir bir ödeme altyapısı kurma hedefini hızlandırıyor. Holding çatısı; finansal gücün yanı sıra ortak satın alma ve tedarik avantajı, hukuk–uyum–BT destekleri, nitelikli insan kaynağı ve ulusal iş ortaklıkları gibi önemli kaldıraçlar da sağlıyor. Bu sayede Rubikpara, 14 ildeki yapılanmasını daha düşük edinim maliyeti, kısa kurulum süresi ve yüksek hizmet kalitesi ile hayata geçirmeyi amaçlıyor. Editöre Not: • Kartlı ödemeler: 2025’e gelindiğinde hacim ve işlem adedi rekor seviyelerde; mağaza içi ödemelerde temassızın payı ~%80+ seviyesinde. • POS altyapısı: Türkiye genelinde ~1,65 milyon POS; TR Karekod/FAST kabulü yaygınlaşıyor. • KOBİ evreni: Türkiye’de ~3,7 milyon KOBİ işletmesi bulunuyor; küçük esnaf segmentlerinde ödeme kabulü ve e-belge uyumu hızla yaygınlaşıyor. • (Kaynak: BKM 2025 dönemsel bültenleri; TÜİK KOBİ istatistikleri; Ticaret Bakanlığı esnaf verileri) Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Rubikpara: OVP, Fintek Ekosisteminde Yeni Bir Çağın Kapısını Açıyor Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan 2025–2027 Orta Vadeli Program (OVP), Türkiye’nin ekonomik yol haritasını belirlerken finansal teknolojilere ilişkin başlıklarıyla dikkat çekti. Programda, bulut bilişim imkânlarının yaygınlaştırılması, dijital Türk lirasının geliştirilmesi, siber güvenliğin güçlendirilmesi ve alternatif finansman araçlarının desteklenmesi gibi adımlar öne çıkıyor. Rubikpara, bu adımları yalnızca politika öncelikleri olarak değil, Türkiye’nin dijital finans ekosisteminde küresel bir oyuncu olabilmesi için stratejik bir zemin olarak değerlendiriyor. Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan 2025–2027 Orta Vadeli Programı (OVP), hem ekonomik istikrar hedefleri hem de finansal teknolojiler ve dijital dönüşüm alanındaki stratejik adımlarıyla öne çıkıyor. Program, küresel büyümenin 2024’te yüzde 3,2, 2025’te ise yüzde 3,3 olacağı öngörüsüyle başlıyor. Gelişmiş ülkelerde büyümenin yavaşlaması beklenirken, özellikle Hindistan ve Çin’in öncülüğünde gelişmekte olan ekonomilerde daha güçlü bir ivme öngörülüyor. Enflasyon küresel çapta gerileme eğilimine girmiş durumda olsa da, hizmet fiyatlarının dirençli seyri dikkat çekiyor. Türkiye açısından bakıldığında, 2023 ve 2024 yıllarında deprem felaketine ve küresel risklere rağmen büyümenin sürdüğü, özellikle hizmetler ve inşaat sektörünün ön plana çıktığı vurgulanıyor. İstihdamda 880 bin kişilik artış kaydedilirken, işsizlik oranı %9,4 ile son on yılın en düşük seviyesine indi. Enflasyonda ise 2024 ortasında başlayan dezenflasyon süreciyle birlikte düşüş trendi korunuyor. Dış dengede cari açığın daraldığı, rezervlerin 150 milyar doların üzerine çıktığı belirtiliyor. 2025–2027 Orta Vadeli Programı (OVP), Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yılına dair yol haritasını çizerken, finansal teknolojiler ve dijital dönüşüm alanındaki hedefleriyle de dikkat çekti. Bulut sistemlerinin kullanımının yaygınlaştırılması, dijital Türk lirasına ilişkin çalışmaların hızlandırılması ve siber güvenlik yatırımlarının önceliklendirilmesi, fintek ekosistemi için önümüzdeki döneme ışık tutuyor. Rubikpara Yönetim Kurulu Başkanı ve Fuzul Holding Yönetim Kurulu Üyesi R. Yusuf Akbal, programın satır aralarında Türkiye’nin dijital finans vizyonunun kodlarını gördüklerini belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu. Fintek Ekosisteminin Geleceğine Dair Net Bir Vizyonun Kodları Yer Alıyor Rubikpara Yönetim Kurulu Başkanı ve Fuzul Holding Yönetim Kurulu Üyesi R. Yusuf Akbal, OVP’yi Türkiye’nin dijital finans yolculuğu açısından bir “Mihenk Taşı” olarak nitelendirerek, “Açıklanan 2025-2027 Orta Vadeli Programı’nı yalnızca bir ekonomik plan olarak değil, Türkiye'nin dijital ekonomideki rolünü ve iddiasını ortaya koyan stratejik bir pusula olarak okumak gerekir. Programın satır aralarında, fintek ekosisteminin geleceğine dair net bir vizyonun kodları yer alıyor. Bu vizyon, ülkemizi yalnızca teknoloji tüketicisi olmaktan çıkarıp, finansal teknolojiler alanında üretim ve inovasyon merkezi haline getirmeyi hedefliyor.” dedi. “Türkiye artık teknoloji tüketicisi değil, üreticisi olacak” Akbal, OVP’nin satır aralarında fintek ekosistemi için tarihi bir vizyon bulunduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Türkiye, yalnızca teknoloji tüketen bir ülke olmaktan çıkıyor; kendi standartlarını koyan, kendi markasını yaratan bir dijital finans merkezi olma yoluna giriyor. Bu programda bulut bilişimden dijital Türk lirasına kadar atılan adımlar, geleceğin finans mimarisinin nasıl kurulacağını açıkça gösteriyor.” Hem KOBİ’lerin hem de bireysel kullanıcıların yenilikçi çözümlere erişimi artacak Akbal’a göre programda özellikle “bulut bilişim imkânlarının yaygınlaştırılacağının” açık şekilde belirtilmesi, geleceğin finansal mimarisinin temelini işaret ediyor. Bu altyapı, hem KOBİ’lerin hem de bireysel kullanıcıların yenilikçi çözümlere erişimini artıracak ve yerli teknolojilerin gelişimini hızlandıracak. Akbal, “OVP bize artık bir sonraki aşamaya geçmemiz gerektiğini söylüyor. Finansal hizmetlerde teknolojik egemenlik. Yerli teknolojilere yapılan vurgu, global pazarlarda rekabet edebilecek, kendi standartlarını oluşturabilecek bir ‘Türk Fintek’ markası yaratma iradesinin yansımasıdır. İstanbul Finans Merkezi ise bu markanın dünyaya açılan kapısı olacaktır.” şeklinde konuştu. Dijital Türk lirası: Yeni dönemin kilometre taşı OVP’de yer alan dijital Türk lirası çalışmaları da Rubikpara’ya göre Türkiye’nin finansal geleceği açısından dönüm noktası. Akbal, programlanabilir para ve akıllı kontratlarla anlık, güvenli transferlerin ekonomik verimliliği ve finansal kapsayıcılığı kökten değiştireceğini vurguladı. “Üç yıl kritik bir eşik olacak” Önümüzdeki üç yılın kritik bir dönem olduğunu belirten Akbal, kamu politikaları ile özel sektör inovasyon gücünün birleşmesi halinde Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de söz sahibi olabileceğini ifade ederek, “Biz Rubikpara olarak bu tabloyu bir eleştiri değil, bir fırsat penceresi olarak okuyoruz. Bu program, sektörümüz için bir davettir ve biz bu davete icabet etmeye hazırız.” diyerek sözlerini bitirdi. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek altyapısı sayesinde KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sunuyor. Rubikpara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile 6493 sayılı kanun çerçevesinde lisanslı ödeme kuruluşu olarak hizmet veriyor. Rubikpara olarak PCI Veri Güvenliği Standardı sertifikasyonuna da sahip. #### Sağlık Turizmiyle Alanya’da Ekonomik Çeşitlilik Artıyor Alanya, turizmdeki güçlü marka değerini alternatif turizm çeşitlerinden aldığı güçle her zaman yukarıya taşıyor. Bu kapsamda Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye’de Sağlık Turizminin Mevcut Durum, Yasal Mevzuat ve Devlet Teşvikleri Paneli”, kentin sağlık turizmi vizyonunu güçlendiren önemli bir buluşmaya sahne oldu. Panelde; kamu yatırımları, yerel yönetim vizyonu ve ALTAV’ın uluslararası tanıtım stratejileri çerçevesinde Alanya’nın sağlık turizminde konumlanması kapsamlı şekilde ele alındı. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) turizm, sağlık ve spor kenti Alanya’ya sağlık turizminin daha kapsamlı ve gelişmiş olarak kazandırılması adına çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. İlgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin yoğun katılımlarıyla “Türkiye’de Sağlık Turizminin Mevcut Durum, Yasal Mevzuat ve Devlet Teşvikleri Paneli” düzenlendi. Güçlenen Sağlık Altyapısı, Artan Uluslararası Potansiyel Alanya’da yapımı süren 300 yataklı yeni devlet hastanesi ve tamamlanma aşamasındaki ALKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi, kentin sağlık altyapısını nitelik ve kapasite açısından üst seviyeye taşıyor. Bu yatırımlar, Alanya’yı yalnızca yerel bir sağlık merkezi değil, aynı zamanda uluslararası hasta kabulüne hazır bir destinasyon haline getiriyor. Kamu yatırımlarıyla güçlenen bu yapı, sağlık turizminin sürdürülebilir bir ekonomik model olarak gelişmesini destekliyor. “Sağlık Turizmi Konusundaki Faaliyetlerimizi Kararlılıkla Sürdürüyoruz” Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Başkan Yardımcısı Gökçe Aydoğan Ergün, Alanya’nın uluslararası turizm deneyiminin sağlık turizmine güçlü bir zemin oluşturduğunu vurguladı: “Böylesine önemli bir konuda düzenlenen bu panelde, Alanya Turizm Tanıtım Vakfı adına yer almaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Sağlık turizmi, yalnızca ekonomik bir alan değil; bilgi, uzmanlık ve güven gerektiren stratejik bir vizyon alanıdır. Bu nedenle kamu, akademi ve sektörün aynı platformda buluşması son derece kıymetlidir. ALTAV olarak bizler, Alanya’nın güçlü turizm altyapısını sağlık turizmi vizyonuyla birleştirerek şehrimizi dört mevsim yaşayan bir destinasyon olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Sağlık turizmi alanındaki tanıtım faaliyetlerimiz ise devletimizin sağladığı destek ve teşvik mekanizmalarıyla güçlenerek uluslararası pazarlarda kararlılıkla devam etmektedir. Ayrıca, şu anda çalışmaların yürütüldüğü ve üniversitemizin kıymetli hocalarının da iştirakçi olduğu Alanya Turizm Master Planı kapsamında yapılan detaylı araştırmaların ve stratejik planlama sürecinin bir parçası olarak, sağlık turizmi de bütüncül bir vizyonla ele alınmaktadır.” ALTAV, Alanya’nın mevcut konaklama kapasitesi, ulaşım avantajı ve iklim özelliklerini sağlık turizmiyle entegre eden bir destinasyon pazarlama stratejisi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Entegre ve Sürdürülebilir Model Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Faruk Konukçu da kentin turizm deneyiminin sağlık turizmine doğal bir geçiş sağladığını belirtti. Kent estetiğinden ulaşım altyapısına, konaklama kapasitesinden uluslararası tanıtıma kadar yapılan çalışmaların sağlık turizmi vizyonuyla entegre yürütüldüğü ifade edildi. Stratejik Kalkınma Alanı Olarak Sağlık Turizmi Alanya’da sağlık turizmi artık yalnızca yeni bir sektör değil; ekonomik çeşitliliği artıracak, sezonu 12 aya yayacak ve kentin uluslararası marka değerini yükseltecek stratejik bir kalkınma alanı olarak konumlanıyor. Kamu yatırımları, belediye vizyonu, üniversitenin akademik gücü ve ALTAV’ın tanıtım stratejileriyle Alanya, Türkiye’nin yükselen sağlık turizmi merkezlerinden biri olma yolunda kararlı adımlar atıyor. #### Sağlıkta Dijital Eğitim Dönemi Başladı: Vedubox ve ETGi Grup’tan Sektöre Yön Veren Konferans Vedubox ve ana şirketi ETGi Grup sponsorluğunda gerçekleşen “Dijital Sağlık ve Sağlığın Geleceği: Sağlıkta Eğitimin Önemi” başlıklı dijital konferans, 18 Haziran 2025’te sağlık ve teknoloji dünyasını bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören etkinlikte, sağlık sektöründe dijitalleşmenin özellikle eğitim ve iletişim süreçlerine etkileri ele alındı. 📺 Webinar Kaydı YouTube üzerinden izlenebilir → Eğitim ve Teknolojinin Kesişim Noktası: Sağlık Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Vedubox CEO’su Bilgin Yazar, dijitalleşmenin sağlık eğitimi üzerindeki etkisini vurgulayarak şunları söyledi: “Hastaneler artık sadece tedavi merkezleri değil, aynı zamanda sürekli gelişimi destekleyen birer eğitim kurumudur. Vedubox ile sunduğumuz dijital çözümler, sağlık çalışanlarının eğitimine esneklik, erişilebilirlik ve ölçülebilirlik kazandırıyor.” Konuşmasında ayrıca ETGi Grup’un sunduğu Zoom, Zoom Phone ve Zoom Contact Center gibi çözümlerle sağlık kurumlarının hem eğitim hem de iletişim altyapısını modernize ettiğini belirtti. Sektörün Önde Gelen İsimleri Bir Aradaydı Konferansta; akademisyenlerden özel hastane yöneticilerine, teknoloji firmalarından danışmanlara kadar birçok değerli isim dijital sağlık ekosistemini farklı yönleriyle ele aldı.Etkinlik programında yer alan bazı önemli konuşmacılar: Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu – Fırat Üniversitesi Prof. Dr. Afsun Ezel Esatoğlu – Sağlık Bilimleri Fakültesi Dr. Nail Burak Öztan – Özel Hastaneler Platformu Arzu Car – Vedubox, Satış ve İş Geliştirme Direktörü Durmuş Şahbaz – Vedubox, Teknik Çözümler Uzmanı Uzm. Dr. Kasım Sezen – Dünya İslam Sağlık Birliği Seyyal Hacıbekiroğlu – SEY Şirketler Grubu Vedubox ile Sağlıkta Yeni Nesil Eğitim Yönetimi Vedubox’un sunduğu tümleşik LMS/LXP platformu sayesinde: Vardiyalı çalışanlar 7/24 mobil erişimle eğitim alabiliyor, Klinik, yönetimsel ve operasyonel eğitim içerikleri özelleştirilebiliyor, Oyunlaştırma, sertifikasyon ve detaylı analizlerle eğitim süreçleri ölçülebiliyor. Aynı zamanda ETGi Grup’un Zoom çözümleriyle canlı eğitimler, görüntülü iletişim, hasta destek çağrıları gibi kritik operasyonlar entegre yönetilebiliyor. Webinara Erişim Etkinliği kaçıranlar için kayıt Vedubox’un resmi YouTube kanalında yayında:🔗 https://www.youtube.com/watch?v=M-ctp4j7SUg İletişim: Vedubox / ETGi Grup İletişim Ekibi📩 info@vedubox.com🌐 www.vedubox.com | www.etgigrup.com #### Sanat ve Antika Tutkunları İstanbul’da Buluşuyor 6. IAAF İstanbul Sanat ve Antika Fuarı, 4–7 Aralık’ta Lütfi Kırdar’da Sanatın kalbi bir kez daha İstanbul’da atıyor. Altıncısı düzenlenecek olan IAAF İstanbul Sanat ve Antika Fuarı, 4-7 Aralık 2025 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda sanatseverlerle buluşacak. Fuar, 3 Aralık 2025 tarihinde VIP ön izleme ile saat 16:00’dan 21:00’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. 4-6 Aralık tarihleri arasında ise her gün 11:00 – 19:00 saatleri arasında açık olacak. Fuarın son günü ise, 11:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaretçilerini kabul edecek. Fuar, çağdaş ve klasik sanat ile antika eserleri bir araya getirerek Türkiye’nin sanat piyasasının nabzını tutuyor. Resimden heykele, fotoğraftan tasarıma uzanan eserleri sunan IAAF, sanatçıları, sanat galerilerini, antikacıları, sanat ve antika dünyasının yayınlarını ve koleksiyon meraklılarını bir araya getiren uluslararası bir platform olarak öne çıkıyor. Ziyaretçiler, sadece sergilere değil, aynı zamanda düzenlenecek söyleşiler, paneller ve özel etkinliklere de katılarak kapsamlı bir sanat deneyimi yaşayacak. Demos Fuarcılık Genel Müdürü Sebahattin Aslan, geçen yılki fuarın başarısını şöyle değerlendirdi: “2024’te düzenlediğimiz fuar, dört gün boyunca yaklaşık 45.000 ziyaretçiyi ağırladı ve 400’ü aşkın sanatçı ile 35 galeriyi bir araya getirdi. Bu yoğun ilgi, sanatın artık sadece belli çevrelerle sınırlı kalmadığını, toplumun her kesiminde karşılık bulduğunu gösteriyor.Bu yıl ise fuarda yaklaşık 500 sanatçı ve 40 galeri eserlerini sergileyecek. IAAF 2025 ile Türk sanatını uluslararası arenaya taşıma hedefimiz doğrultusunda fuarı daha görünür hale getireceğiz.” IAAF İstanbul etkinliği ile ilgili detaylara resmi web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz: https://iaafistanbul.com/ticket/event.php?id=3 Demos Fuarcılık Hakkında: 1993 yılından bu yana Türkiye fuarcılık sektörünün öncülerinden olan Demos Fuarcılık, inşaat, enerji, takı ve tesis yönetimi gibi birçok sektörde başarılı fuarlar gerçekleştirdi. 2020’den itibaren sanata odaklanarak IAAF Sanat Fuarları markasını hayata geçirdi. İstanbul, İzmir ve Bodrum’da düzenlediği etkinliklerle Türkiye’nin çağdaş sanat sahnesinde önemli bir yer edinen şirket, IAAF Online platformu ile Türk sanatçılarının eserlerini dijital ortamda uluslararası kitlelerle buluşturuyor. #### Sanayiciler Mersin’de Buluştu, Gündem Finansal Dijitalleşme Oldu Ödüyo, Mersin Dijital OSB Buluşmaları 2026’da sanayicilerle bir araya gelerek tahsilat yönetimi, açık bankacılık ve nakit akışı süreçlerinde dijitalleşmenin işletmelere sağladığı avantajları paylaştı. Sanayi kuruluşlarının dijital dönüşüm yolculuğunda artık yalnızca üretim değil, finansal operasyonlar da ön plana çıkıyor. Ödüyo, Mersin’de düzenlenen etkinlikte bu dönüşümün yol haritasını anlattı.   Ödüyo, 11 Haziran’da Mersin Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen Dijital OSB Buluşmaları 2026 etkinliğinde sanayiciler ve teknoloji liderleriyle bir araya geldi. İşletmelerin dijital dönüşüm yolculuğuna katkı sunmayı amaçlayan etkinlikte, üretimden yönetime kadar birçok başlık ele alınırken, finansal süreçlerin dijitalleşmesi de gündemin önemli konuları arasında yer aldı. Üretimde Dijitalleşme Kadar Finansal Süreçler de Kritik Türkiye genelindeki organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmeleri teknoloji çözümleriyle buluşturan Dijital OSB Buluşmaları, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. Etkinlik boyunca işletmelerin verimliliklerini artıracak yeni nesil teknolojiler, dijital dönüşüm stratejileri ve rekabet gücünü destekleyen uygulamalar masaya yatırıldı. Ödüyo, etkinlikte işletmelerin finansal operasyonlarında yaşanan dönüşüme dikkat çekerek; tahsilat süreçlerinin dijitalleşmesi, açık bankacılık uygulamaları, nakit akışı yönetimi ve finansal operasyonların merkezi bir yapıdan yönetilmesi konularındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Manuel Süreçler Verimlilik Kaybına Yol Açıyor Günümüzde birçok işletme üretim ve operasyon tarafında önemli dijital yatırımlar gerçekleştirirken, finansal süreçlerde hala manuel iş yükleriyle mücadele ediyor. Tahsilat takibi, banka hareketlerinin kontrolü, mutabakat işlemleri ve nakit akışı yönetimi gibi süreçler hem zaman hem de kaynak tüketebiliyor. Etkinlik kapsamında yapılan görüşmelerde, finansal süreçlerin dijitalleştirilmesinin işletmelere operasyonel verimlilik, daha güçlü nakit yönetimi ve daha sağlıklı karar alma imkanı sunduğu vurgulandı. Özellikle sanayi kuruluşlarında finansal verilerin anlık olarak izlenebilmesi ve süreçlerin tek merkezden yönetilebilmesi, şirketlerin rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında gösterildi. Ödüyo’nun Büyüme Hikayesi ve Finansın Geleceği Anlatıldı Etkinlikte konuşmacı olarak yer alan Ödüyo Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Emrah Adaş, girişimcilikten teknoloji şirketine dönüşen Ödüyo’nun büyüme hikayesini aktarırken, finansal teknolojilerin işletmeler için giderek daha stratejik hale geldiğine dikkat çekti. Emrah Adaş, “Sanayi kuruluşları üretim hatlarını dijitalleştirmek için önemli yatırımlar yapıyor. Ancak sürdürülebilir büyüme için finansal operasyonların da aynı hızda dönüşmesi gerekiyor. Tahsilat yönetimi, nakit akışı takibi ve bankacılık işlemlerinin tek merkezden yönetilebildiği yapılar, işletmelere hem zaman kazandırıyor hem de daha öngörülebilir bir finansal yapı oluşturuyor. Dijital dönüşüm artık yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı değil; finansal süreçler de rekabet avantajının önemli bir parçası haline geliyor” dedi. Açık Bankacılık ve Entegre Finans Yönetimi Öne Çıkıyor Dijital dönüşümün hız kazandığı yeni dönemde açık bankacılık uygulamaları da işletmelerin finansal süreçlerinde önemli bir rol üstleniyor. Farklı bankalardaki hesap hareketlerinin tek platform üzerinden görüntülenebilmesi, tahsilat süreçlerinin otomatikleştirilmesi ve nakit akışının anlık olarak takip edilebilmesi işletmelere önemli avantajlar sunuyor. Etkinlik boyunca gerçekleştirilen görüşmelerde, finansal operasyonların dijitalleşmesinin yalnızca operasyonel verimlilik değil, aynı zamanda stratejik karar alma süreçleri açısından da kritik önem taşıdığı değerlendirildi. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık alanlarında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle işletmelerin ve eğitim kurumlarının ödeme süreçlerini dijitalleştiren bir finansal teknoloji şirketidir. Kurumların tahsilat operasyonlarını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getirmeyi hedefleyen Ödüyo, ödeme alma süreçlerini tek merkezden yönetilebilir bir yapıya dönüştürmektedir. Geliştirdiği altyapılar sayesinde işletmeler; linkle ödeme alma, fiziki POS çözümleri, açık bankacılık entegrasyonları ve gelişmiş B2B tahsilat sistemleri üzerinden tüm finansal akışlarını kolayca yönetebilmektedir. QNB eSolutions çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Ödüyo Finansal Teknoloji A.Ş., ödeme teknolojileri alanında yeni nesil çözümler geliştirmeye devam etmektedir. QNB eSolutions ile birlikte geliştirilen linkle e-Fatura ve e-Arşiv fatura tahsilat altyapısı sayesinde, B2B dünyasında yüksek hacimli tahsilatlar tek bir dijital akış üzerinden hızlı, güvenli ve hatasız şekilde yönetilebilmektedir. #### Sayfiye Bölgelerindeki Konut/Yazlık Fiyatlarında Yükseliş Yaşanıyor Pandemi sonrasında Ege, Akdeniz ve Karadeniz gibi sayfiye bölgelerinde konut, yazlık kiraları ve satış fiyatlarında ciddi bir yükseliş yaşandı. Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşması, doğayla iç içe yaşama isteği ve yatırımcı ilgisi, fiyatları yukarı çeken en önemli faktörler arasında yer aldı. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, sektördeki dinamikleri değerlendirerek önümüzdeki döneme ilişkin önemli öngörüler paylaştı. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, Ege, Akdeniz ve Karadeniz gibi sayfiye bölgelerinde konut ve yazlık kiralarının satış fiyatlarındaki artışını değerlendirerek, “Pandemi sonrasında yaşanan talep patlaması ve arz kısıtlamaları, sayfiye bölgelerindeki konut fiyatlarını önemli ölçüde yükseltti. Bu yükselişin temelinde birkaç önemli faktör bulunuyor. Öncelikle, pandemiyle birlikte uzaktan çalışma imkanının yaygınlaşması, insanların büyük şehirlerde yaşama zorunluluğunu azalttı ve daha sakin, doğal bölgelere yerleşme eğilimini artırdı. Ayrıca, doğayla iç içe olma isteği ve kalabalık şehirlerden uzaklaşma arzusu, sayfiye bölgelerine olan talebi hızla yükseltti. Önümüzdeki dönemde, ekonomik koşullar, yeni projelerin arzı ve turizm sektöründeki gelişmeler, bu bölgelerdeki emlak piyasasının geleceğini şekillendirecek. Enflasyon ve faiz oranları gibi ekonomik faktörler fiyatların seyrinde belirleyici oluyor. Doğal güzellikleri ve sınırlı arzı nedeniyle, özellikle talep gören bölgelerde emlak fiyatlarının yüksek seviyelerde kalacağı düşünülmektedir.” dedi. İnşaat maliyetlerindeki fiyat artışları ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş yeni konut projelerinin maliyetini artırdı Dönemsel olarak, geçmiş süreçteki emlak piyasasında yaşanan bu talep artışının, yatırımcıların da dikkatini çektiğini sözlerine ekleyen Balsarı, “Düşük faiz oranları ve ekonomik belirsizlikler, birçok kişiyi emlak yatırımlarına yöneltti. Bu durum, talebin artmasıyla birlikte fiyatların hızla yükselmesine neden oldu. Diğer yandan, pandemi sonrasında inşaat malzemelerinde yaşanan fiyat artışları ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş, yeni konut projelerinin maliyetini artırdı. Bu da hem yeni konutların satış fiyatlarını hem de mevcut konutların değerini yukarı çekti. Yüksek enflasyon ortamında emlak varlıkları bir korunma aracı olarak görüldü ve bu da fiyatları destekledi. Uzun vadede Yeni konut projelerinin artması ve arzın genişlemesi fiyat artışlarını bir miktar yavaşlatabilir Önümüzdeki dönemde, sayfiye bölgelerindeki emlak piyasasının nasıl şekilleneceği hem ekonomik koşullara hem de sektörel dinamiklere bağlı olacaktır. Kısa vadede, özellikle talep gören bölgelerde fiyat artışlarının devam etmesi beklenmektedir. Ancak, bu artışın hızı, ekonomik belirsizlikler, enflasyon oranları ve yatırımcı davranışları gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir. Uzun vadede ise, özellikle talep gören bölgelerde yeni konut projelerinin artması ve arzın genişlemesi, fiyat artışlarını bir miktar yavaşlatabilir. Bununla birlikte altyapı ve ulaşım imkanlarının iyileştirilmesi, bu bölgelerdeki emlak piyasasını daha da canlandırabilir.” şeklinde konuştu. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Şehri Uyandıran İstanbul Coffee Festival,11. Yılında Kadıköy’e Geri Dönüyor Türkiye’nin en kapsamlı kahve organizasyonlarından biri olan İstanbul Coffee Festival, 11. yılında şehri bir kez daha uyandırmaya hazırlanıyor. 11-14 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek festival, bu yıl 9 yıl aranın ardından Kadıköy’e, Tepe Nautilus’un açık ve ferah alanına geri dönüyor. Şehrin merkezinde, kolay ulaşılabilir bir lokasyonda gerçekleşecek festival, kahve kültürünü yeniden İstanbul’un kalbine taşıyor. İlk düzenlendiği günden bu yana kahvenin çevresinde şekillenen yaratıcı deneyimleri müzikle, sanatla ve gastronomiyle harmanlayan İstanbul Coffee Festival, geçmişte Galata Rum Okulu, Haydarpaşa Garı, KüçükÇiftlik Park, Tersane İstanbul ve Ataköy Marina gibi İstanbul’un simge mekânlarında konumlandı. Bu yılki ev sahibi Tepe Nautilus ise sunduğu açık hava kapasitesi ve ulaşım kolaylığıyla etkinlik için ideal bir zemin sunuyor. Festival alanı, Marmaray ve metro ile Ayrılık Çeşmesi durağından, Kadıköy merkezinden ise kısa bir yürüyüşle kolayca ulaşılabilecek bir noktada yer alıyor. 200 Marka, Yüzlerce Tadım, Dolu Dolu 4 Gün İstanbul Coffee Festival 2025, her yıl olduğu gibi bu yıl da kahve dünyasının önde gelen markalarını, yerel üreticileri ve bağımsız girişimleri ziyaretçilerle buluşturacak. Festival boyunca dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce kahve çeşidi, ücretsiz tadım ve ikramlarla deneyimlenebilecek. Artizan lezzetler, yaratıcı atölyeler, ilham verici marka deneyimleri ve birbirinden renkli müzik performanslarıyla dört gün boyunca katılımcılara zengin ve çok yönlü bir program sunulacak. Gerçek bir kahve festivali deneyimi için her şey düşünüldü. Kadıköy'de Festival Coşkusu Yeniden Festivalin Kadıköy’e dönüşü, katılımcılar için yalnızca bir lokasyon değişikliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. İstanbul Coffee Festival, şehrin kalbindeki bu semtte yeniden doğarken, festival alanını dönüştüren yaratıcı yaklaşımıyla da fark yaratıyor. Festival ruhunu her yere taşıyan organizasyon, bu yıl da sadece bir alan kullanmakla kalmıyor, orayı yaşayan ve nefes alan bir kahve evrenine dönüştürüyor. Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, bu özel dönüşle ilgili şunları söyledi: “İstanbul gibi bir metropolde kahveseverlerle buluşmanın en keyifli yolu, onların kolayca ulaşabildiği, nefes alabilecekleri bir alanda bu deneyimi sunmak. Bu yıl çok özlediğimiz Kadıköy’de, aynı enerjiyi ve festival coşkusunu birlikte yaşamayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” Ulaşılabilir Bilet Fiyatları ile Herkese Açık Festival organizasyonu, daha çok kişinin bu benzersiz deneyimi yaşayabilmesi için biletlerin bu yıl da ulaşılabilir fiyatlarla satışa sunulacağını açıkladı. Her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan İstanbul Coffee Festival, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde, İstanbul’un kültürel ve sosyal hayatına dokunan bir şehir geleneği hâline geldi. Kadıköy Kahve severleri Bekliyor Kahve tutkunları ve şehir yaşamının nabzını tutanlar için vazgeçilmez bir deneyim sunacak olan Şehri Uyandıran İstanbul Coffee Festival 2025, 11-14 Eylül tarihleri arasında Kadıköy Tepe Nautilus’ta ziyaretçilerini bekliyor. #### Sektörün Geleceğine Güç Katıyor Yapıchem Kimya, BETON 2025 Fuarı’nın Resmi Sponsoru Oldu Yapı kimyasalları sektörünün öncülerinden Yapıchem Kimya, yapı dünyasının en prestijli buluşmalarından biri olan BETON 2025 Hazır Beton, Çimento, Agrega, İnşaat Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı’na resmi sponsor olarak destek veriyor. 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (Yeşilköy) düzenlenecek olan fuar, sektör profesyonellerini, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilir teknolojileri bir araya getirecek. Yapıchem Kimya, inovasyon odaklı yaklaşımı ve sürdürülebilir çözümleriyle BETON 2025’te yalnızca sponsor olarak değil, aynı zamanda sektöre yön veren bir fikir lideri olarak da yerini alarak, ürünlerini ve çevre dostu projelerini tanıtacağı özel bir stant ile ziyaretçilerini ağırlayacak. Yapıchem Kimya Genel Müdürü Pınar Arıcan Bayramiçli, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “BETON 2025, yalnızca bir fuar değil; aynı zamanda sektörümüzün geleceğini şekillendiren bir platform olma özelliği de taşıyor. Yapıchem olarak bu önemli organizasyonun resmi sponsoru olmaktan mutluluk duyuyoruz. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da yer aldığımız etkinlik bizim için, sektördeki tüm paydaşlarla bilgi paylaşımını, iş birliğini ve yenilikçiliği teşvik eden hem önemli bir görev hem de kıymetli bir buluşmadır.” şeklinde ifade etti. Yapıchem Kimya, BETON 2025 Zirvesi’nde sektör profesyonelleri ile bir araya gelerek hem ürün ve yenilikçi projelerini ziyaretçileriyle paylaşacak hem de inşaat sektörünün dinamiklerini yeniden şekillenmesine ve sektör profesyonelleri için verimli bir etkileşim ortamı oluşmasına katkı sağlayacak. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar tedarik etmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Selim Özdemir: İnternet Varsa Coğrafya Kader Değildir Selim Özdemir, girişimcilik ve e-ticaret alanında, özellikle Twitter ve YouTube üzerinden gelen sorulara yanıt vermek ve insanlara ilham olmak amacıyla tecrübelerini paylaşan bir isimdir. Amacı, girişimcilik ve e-ticaret konularına özendirmek değil, bu işi yapmak isteyen ancak cesaret bulamayanlara destek olmaktır. Konuşmalarında "İnternet varsa coğrafya kader değildir." söylemini sık sık tekrar ederek bu cesareti vermeye çalışır. https://www.youtube.com/watch?v=FI1GVdq6aDc Selim Özdemir'in bu konuşmasından derlenmiş bir rehber niteliğindeki makale: Girişimcilik ve E-ticaret: Refah İçin Yollar - Selim Özdemir Öğretileri 1. Girişimcilik: Bir Ruh Hali ve Yaşam Biçimi Selim Özdemir'e göre girişimcilik bir ruh halidir ve bir yaşam biçimidir. Girişimci, sadece iş veya ticaret hayatında değil, hayatın her evresinde girişimci özellikler sergiler. Örneğin, ilkokulda sınıf başkanı olmak isteyen bir arkadaşın arzusu bile bir girişimdir. Ekonomik ve ticari alandaki girişimcilik, sosyal girişimciliğin yanı sıra çok ciddi bir fedakarlığı da beraberinde getirir. Ne kadar fedakarlık gösterilirse, o kadar girişkendir; bu bir eşitliktir. Rahat bir girişim yolu yoktur, dünyanın hiçbir yerinde olmadığı gibi Türkiye'de de yoktur. Girişimcilik zor bir yoldur. Gerçek bir girişimci olmanın belirtileri: Yola çıktıktan sonra kendinizi sık sık sorgulamıyorsanız ("doğru mu yapıyorum, yanlış mı yapıyorum, girmeseydim mi?"), bu, zayıf bir girişimci olmadığınızı gösterir. Kararlı bir şekilde devam ediyorsanız. Realiteyle bağınızı koparmadan hayalperestliğinizi koruyorsanız. Yola çıktığınız için hiçbir şekilde pişmanlık duymuyorsanız, siz gerçek bir girişimcisinizdir. Girişken insan, ticari girişimcilik ruhunu içinde barındırıyorsa, eninde sonunda bunu bir kere bile olsa dener. Denemeyenler ise, bunu deneyememenin acısıyla yaşar; bu acıyı çekenlere cesaret verilmeye çalışılmaktadır. Girişimcilik bir disiplin, bir kararlılık ve bir irade işidir. Kişi, olumsuzluklara dayanıp dayanamayacağını ve bu olumsuzluklar yaşanırken hayatına aynı şekilde devam edip edemeyeceğini sorgulamalıdır. Olumsuzluklar Kaçınılmazdır: Mutlaka olumsuzluklarla karşılaşılacaktır; bazen büyük, bazen küçük boyutlarda. Bazen risklere göre hayal edilemeyecek kadar yüksek boyutlarda veya hiç beklenmedik yol kazalarıyla karşılaşılabilir. Yanlışlar yaparak zor durumlara düşülecek, bunları minimize etmenin yolları aranmalı ve yolumuza devam edilmelidir. Girişimciliğin Getirileri: İyi Hissetmek: İçinizdeki girişimcilik duygusunu tatmin ederek kendinizi iyi hissedeceksiniz. Varlıklı Olmak: Zengin olmak, varlığın getireceği nimetlerden faydalanmak, çevreyi faydalandırmak ve yardımseverlik hazzını yaşamak. Mahrumiyet Hissi Yaşamamak: Hayat boyu birçok konuda mahrumiyet hissi yaşamadan, dünyada görmek ve gezmek istediğiniz yerlere gidebilmek. Kışın bile tropikal bir yerde yaz tatili yapabilmek. Konfor Alanından Çıkmak: New York Times'ta yapılan bir çalışmada, yaşlılığın, özellikle ruhun yaşlanmasının ayırt edici özelliğinin "konfor alanından çıkamamak" olarak tespit edildiği belirtilmiştir. Konfor alanından çıkamamak bir mazeret olamaz. Girişimci olunmasa bile, konfor alanından çıkılamıyorsa, hayatı neşeli ve mutlu geçirme ihtimali azalır, yani erken yaşlanılır. Başarı Sonrası Gerçek Sınav: Girişimcilikte pes etmediğiniz ve dürüstlüğünüzü kaybetmediğiniz takdirde eninde sonunda kazanacaksınız. Ancak gerçek sınav kazandıktan sonra başlar. Kazanılanların lehinize çalışması önemlidir. Kazançları Doğru Yönlendirmek: Geleceğe ve sürdürülebilir yaşam standardına yatırım yapmak. Lükse kaçmadan konforu iyileştirmek. İşinize doğru yatırımlar yapmak. Yanlış Yönlendirme Riskleri: Çok kısa sürede farklı bir yaşam standardına geçmek. Kazancı kaldıraç olarak kullanıp çok büyük ve riskli işlere girmek. Bu durum, kazancı aleyhe çevirebilir ve toparlanamayacak bir karmaşaya yol açabilir. Kazançları doğru yönlendirmek, kazanmaktan daha zor bir şeydir ve ciddi irade gerektirir. Sürekli Öğrenme ve Gelişim: Her safhada daimi okuma, daimi öğrenme, dünyayla bağı kesmeme, tecrübeli insanlardan öğrenme, biyografiler okuma ve dünya olaylarını takip etme esastır. Warren Buffett'ın "Daimi sürekli şekilde okumak birleşik faiz etkisi yapar" sözü, bilginin katlanarak değer kazanmasını anlatır. Fikri tembelliğe kapılmadan öğrenmeye, okumaya, dinlemeye ve araştırmaya devam edilmelidir. Girişimcinin Hobileri: Kişisel özelliklerin tüm yaratıcı yönleri, iş ne kadar sevilirse sevilsin, işe yansıtılamaz. Bu durum, hayal kırıklıklarına ve duygusal bağ kurulmasına yol açabilir. Bu nedenle, girişimcinin tutkuyla bağlı olduğu birden fazla hobisi olması faydalıdır. Bilge Bir İş Adamına Dönüşmek: Yıllar geçtikçe, başarı ve başarısızlıklardan dolayı çok fazla sevinmeyip çok fazla üzülmeyen girişimci, gerçek bir girişimciye, bilge bir iş adamına dönüşür. Bu, olaylara dengeli yaklaşmayı gerektirir. 2. E-ticaret: Dünden Bugüne Hızlı Bir Bakış E-ticaret, bir çeşit direkt pazarlama yöntemidir. Direkt pazarlama, e-ticaretle başlamamıştır; 130 yıl önce İngiltere'de katalog ve postayla satışlarla başlamış, ardından Avrupa ve Amerika'ya yayılmıştır. Katalogla satış, mektupla satış, telefonla satış ve televizyon kanalları üzerinden satış gibi farklı yöntemleri vardı; en yaygın olanı katalogla satıştı. E-ticaretin Gelişimi ve Amazon'un Rolü: 1996 (Amazon'un Kuruluş Yılı): Amerika'da e-ticaret yeni başlamış, katalogla satış toplam perakendenin %4'ü iken, yurt dışından ürün satmak neredeyse imkansızdı. 2000: Katalogla satış %1'e düşerken, e-ticaret perakende içerisinde %5'e yükseldi. O dönemde Amerika'da internet dünyası sadece elektronik ve kitap üzerine kuruluydu; insanlar günlük ihtiyaçlarını internetten alma fikrinde değildi. 2010: Amazon kurucusu Jeff Bezos, fulfillment center (FBA) modelini ortaya attı. Bu modelde Prime üyeliği (yıllık 50 dolar) alan Amerikan halkına 30 dolar üzeri alışverişlerde posta parası alınmıyor, satıcılar ürünlerini Amazon depolarına gönderiyor ve ürünler alıcıya 1-2 gün içinde ulaşıyordu. Bu bir devrimdi ve internet alışverişine büyük ivme kazandırdı. Günümüzde 600'den fazla fulfillment center bulunmaktadır. Prime logosu olan ürünler, Amerika'daki Amazon müşterilerinin %90'ının Prime filtresini kullandığı için büyük avantaj sağlar. Günümüz (2024 itibarıyla son 24 yılda): Amerika'daki e-ticaret perakende oranı %18'e ulaştı (%5'ten %18'e). Bazı kaynaklar 2030'da %25'e yükseleceğini öngörmektedir. Bu, her yıl perakendenin %5 büyümesiyle birleştiğinde neredeyse iki kat artış anlamına gelmektedir. "İnternet Saati" Kavramı: İnternetteki büyüme hızı fiziksel hayata göre çok yüksek olduğu için, bir internet günü fiziksel hayatta yaşanan 10-20 güne bedeldir. İnternette yapmak istediğiniz bir işi bir yıl ertelerseniz, aslında 10-20 yıl ertelemiş gibi olursunuz. E-ticaret, perakende sektörleri içerisinde (zincir mağazalar, market zincirleri, fiziksel franchise vb.) en hızlı büyüyen sektördür. Fiziksel Perakendeye Göre E-ticaretin Üstünlükleri: Fiyat Tutarlılığı ve Her Yere Ulaşım: Özellikle büyük coğrafyalarda (örneğin ABD), farklı bölgelerde yaşanan fiyat eşitsizliklerini ortadan kaldırır. Ücra yerlere, zincir marketlerin ulaşamadığı bölgelere bile aynı fiyata ve kalitede ürün sevkiyatı yapabilir. Sınırsız Ürün Çeşitliliği: Fiziksel mağazaların sergileyebileceği ürün sayısı limitlidir (örneğin Walmart mega mağazalarında 145.000 SKU varken, online'da aynı sayfada 150, 100 sayfada 15.000 ürün gösterilebilir). Bu çeşitlilik, tüketim toplumlarının standart ürünlere doyduğu bir dönemde, "her şeye sahip bir erkek için hediye" gibi aramaların cevabını sunarak ilaç gibi gelmiştir. Düğün organizasyonları gibi özel etkinliklerde bile kişiselleştirilmiş ürün bulma imkanı sunar. Yorum Mekanizması: İnternetin olmadığı dönemde ürünler hakkında bilgiye sadece reklamlardan veya tanıdık tavsiyelerinden ulaşılıyordu. E-ticaret platformları, tüketicilerin daha önce kullananların yorumlarını okumasına olanak tanır, bu da güveni artırır ve satın alma bariyerlerini azaltır. Okuryazarlık seviyesi yüksek toplumlarda, detaylı yorumlar (sadece "teşekkür ederim" değil, 4-5 satırlık tecrübe paylaşımı) internet satışlarını hızla artırır. Markalaşmanın Öneminin Azalması: Amazon, geleneksel markalaşmanın önemini bir miktar azaltmıştır. Yeni başlayan girişimcilere, çok ünlü bir spor markasının ürününün yanında daha uygun fiyatlı, farklı desenli veya daha az terleten bir ürün satarak (altında birikmiş yorumlarla) müşterinin tercihini kazanma imkanı sunar. Bu, 30 yıl önce hayal dahi edilemezdi. 3. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) İçin E-ticaret Fırsatları Günümüzde, küresel piyasalarda devasa miktarda likit dolar (90'larda 3-4 trilyon dolardan bugün 22 trilyon dolara yükselmiş) ve euro bulunmaktadır. Bu durum, büyük firmaların (Zara, Amazon, petrol şirketleri) neredeyse sınırsız sermayeye ulaşarak büyük ölçekli yatırımlar yapmasına olanak tanır. Örneğin, Amazon'un Whole Foods'u 30 yıllık tahvillerle satın alması, kendi sermayesinden tek kuruş harcamadan 12 milyar dolarlık bir operasyonu gerçekleştirdiğini göstermektedir. KOBİ'lerin bu devasa yapılarla rekabet etme yolu, zincirin en son ve kıymetli halkası olan perakende satış noktasında olmaktır. Ürün üreten KOBİ'ler, bu zinciri kendi imkan ve ölçeklerinde, büyük firmaların yönetemeyeceği şekilde farklılaştırarak kurabilir ve ayakta kalabilirler. Selim Özdemir, e-ticareti bunun bir imkanı olarak görmektedir ve 2012'de bu kararı almasının sebebi budur. E-ticaretin KOBİ'lere Sağladığı Avantajlar: Müşteri, satın almacı baskısı yok. Çin veya Uzakdoğu rekabeti gibi endişeler yok. Ödeme garantisi: Amazon'dan 12 yıldır 14 günde bir düzenli ödeme alınmaktadır. Walmart ve Wayfair gibi platformlar da benzer şekilde çalışır. Pazar Yerlerine Uyum ve Dürüstlük: Amazon gibi platformların regülasyonlarından şikayet etmek yerine, bu imkanları sağlayan yapılara minnet duymak gerektiğini savunan Selim Özdemir, "Ortadoğu'da oturduğun yerden ürün üretip Michigan'daki bir ailenin kapısına ulaştıran bir yapıya ancak minnet duyabilirsin, şikayet edemezsin" sözünden çok etkilendiğini belirtir. Pazar yerleri (marketplace'ler) bize ayak uydurmayacak, biz onlara ayak uyduracağız ve doğruluktan, dürüstlükten taviz vermeyeceğiz. Dürüst satıcı olmak, iyi esnaf olmak temel kuraldır. Amazon'un başarısı, müşteri memnuniyetini sağlamak için (fulfillment center'lar, hızlı teslimat, kolay iade) inanılmaz işler yapmasına dayanır. Amazon, Amerika'daki online perakende satışlarının %40'ını oluşturmaktadır. 4. İnternet Varsa Coğrafya Kader Değildir Türkiye'deki gençler arasında çalışarak, üreterek, tasarruf ederek varlık sahibi olma inancının azaldığı gözlemlenmektedir. Ancak "İnternet varsa coğrafya kader değildir" sözü bu inancı tazelemektedir. İnternet sınırları kaldırır ve dünyanın her yeriyle kısmi olarak birleştirir, böylece oranın bir parçası olunabilir. Fikri İşçiliğin Önemi: Fikri takip, yani bir fikri zihinle alıp sürdürmek, aynı anda birçok fikri takip etmek gerçekten zordur. Ancak sadece açık kaynaklara dayanarak bile internette ürün satıp yurt dışına ihraç ederek ciddi gelir elde edilebileceğinin yüzlerce örneği mevcuttur. Yurt Dışına Gitmek İsteyenler İçin: Sınır ötesine ürün göndermek, iyi yaşam şartları için kaçak yollarla Amerika'ya gitmekten çok daha kolaydır. Kendinizi göndermeden önce, online bir düzen kurup gelir elde ederseniz, dünyanın herhangi bir yerinde farklı bir yaşam kurmak çok daha rahat olacaktır. Yurt dışına çalışmaya gitmek kötü bir şey değildir, ancak gitmeden önce bir düzen kurmak daha iyi sonuçlar sağlar. 5. Online Gelir Modelleri Üç temel gelir grubu vardır ve bunların bir arada yapılması da söz konusudur: Ürün Satmak: Ürün Tespiti ve Farklılaştırma: Helium 10, Keepa, Jungle Scout gibi araçlar kullanılabilir. Rakip ürünlerde olmayan küçük bir farklılaştırma yapılmalıdır. Örneğin, tekli satılan bir ürünü 10'lu paket halinde satmak, o ürünü Amazon'da satan tek kişi olmanızı sağlar. Özellikli, hiç olmayan ürünler geliştirilebilir veya mevcut ürünlerin müşteriler tarafından şikayet edilen yönlerine çözümler getirilebilir (örneğin, dikiş ipliği setlerinde daha fazla renk seçeneği sunmak). Yapay Zeka (AI) Kullanımı: Yapay zeka, rakip ürünlerle ilgili yorumları analiz ederek olumlu ve olumsuz noktaları dakikalar içinde maddeler halinde sunar. Bu, binlerce yorumu okuma maliyetinden ve zamanından tasarruf sağlar. Özelleştirilmiş ve Kişiselleştirilmiş Ürünler: Hazır Özelleştirilmiş Ürünler: En çok kullanılan isimlerin baş harfleriyle işlenmiş mezuniyet havluları gibi ürünler (istatistiklerle desteklenmiş popüler isimler kullanılabilir). Kişiye Özel Ürünler: Fiziksel olarak henüz üretilmemiş, ancak sipariş üzerine kişiselleştirilen ürünler (örneğin, kristal masa isimliği veya cam kadeh üzerine özel yazı). ETSY ve Amazon Handmade kategorileri bu alanda çok revaçtadır. Hedef Kitle: Refah toplumlarının yüksek hediyeleşme kültürü, eventler, partiler, özel günler ve ev dekorasyonu (Amerika'nın yıllık ev dekorasyon harcaması 250 milyar dolar). Amerika'da yılda 255 milyon tekil Amazon müşterisi, günde 65 milyon Amazon'a giren insan, 260 milyon motorlu taşıt, 4 milyon tekne, 20 milyon karavancı gibi devasa pazar sayıları, Türkler için kavraması zor ancak büyük fırsatlar sunan verilerdir. Viral Ürün ve İçerik Yaklaşımı: Bir ürüne nasıl viral bir video çekileceğini araştırın, videoyu çekin ve TikTok veya Instagram'da milyonlarca izlenmeye ulaşmasını sağlayın. Eğer ürün ucuzsa, Amazon'da binlerce adet satılabilir. Influencer İşbirliği: İyi ve takipçileriyle samimi, 50.000-100.000 takipçili bir influencer bulun. Onlara ürününüzü tanıtmak için ortaklık teklif edin ve satış başına komisyon ödeyin. Yüzlerce teklif gönderilerek bir tanesinin kabul edilmesi mümkündür; hiçbir şeyin istatistiği sıfır değildir. Etsy İçin Özel Notlar: Etsy mağazalarının suspend edilmesi yaygın bir sorundur. Çözüm: Suspend nedenini anlamak, bıkmadan ETSY yönetimine mail atmak, LinkedIn üzerinden yetkililere ulaşmak. Olmuyorsa, hataları tekrarlamadan yeni bir dükkan açmak. Etsy müşterisi farklıdır: harcama gücü ve gelir seviyesi yüksek, olmayanı arar, yoku arar. Dükkan "şıkır şıkır" olmalı, tıpkı eski usul esnaf dükkanları gibi bir mutluluk hissi vermeli. Reklama, kelimelere, başlık ve dükkana çok dikkat edilmeli. Rekabet ve Telif Hakları: Etsy veya Amazon'da çok satan bir ürüne doğrudan rakip olmak zordur. Ancak viral videolarla trafik çekerek, ürüne yeni özellikler katarak (paketleme, adet, kalite), hikaye yazarak, fiyat avantajı sunarak veya influencerlarla çalışarak rekabetçi olunabilir. Telif hakkı konusunda yapay zeka çok tutarlı cevaplar verebilir, hukuki müktesebata ulaşabilir. Bir tasarıma 5 saniye bakıp, sırtını dönüp çizilebilen/yazılabilen şeylerin telife girmediği gibi bir yaklaşımla farklılıklar yaratılabilir. Yapay zeka, mevcut bir tasarıma benzer ancak telif hakkı sorunu yaratmayacak yeni tasarımlar üretmede yardımcı olabilir. Telif ihlali örnekleri yaşanmaktadır (örn. Taylor Swift tişörtleri satışı nedeniyle suspend edilme). Pandemi Sonrası Rekabet: COVID-19 sonrası gelişmekte olan ülkelerdeki iç piyasa daralmaları, birçok KOBİ'nin online pazarlara yönelmesine ve rekabetin artmasına neden olmuştur. Artık sadece "ürünüm var, reklam verdim, sattım" formülü işe yaramaz. Yeni Başarı Formülü: İyi seçilmiş, özellikli ürün, şık bir dükkan, ürünle ilgili videolar (Etsy için), sorulara düzgün cevaplar, hızlı gönderim ve dışarıdan trafik çekmek (algoritmalar dışarıdan trafik getiren satıcılara bonus verir). Trendyol Başarısı Amazon ve Etsy'ye Taşınabilir: Türkiye'deki Trendyol gibi platformlarda yoğun rekabet, fiyat odaklı müşteri, yüksek komisyon ve kargo maliyetlerine rağmen başarılı olan bir satıcı, Amazon ve Etsy gibi platformlarda da (farklı şartlara uyum sağladığı takdirde) çok daha yüksek satış hacimleriyle başarılı olabilir. Afiliyet (Affiliate Marketing): Sermaye gerektirmez. Sosyal medyada kitlesel iletişimin iyi olması gerekir. Bir hobi veya merak etrafında tecrübeleri paylaşarak, yeni deneyimler oluşturarak veya benzer düşüncedeki insanlarla etkileşimli bir kitle oluşturularak yapılabilir. Hazır kitlelere sahip kişilerle işbirliği yapılabilir (örneğin, halı saha tutkunları kitlesine yönelik ürünler için link paylaşımı). Amazon'un Afiliyet Başarısı: Amazon'un en az bir kere link paylaşan 2.5 milyon aktif afiliyeti var. Amerika'da 800.000 insan sadece afiliyet gelirleriyle geçinmektedir. Bu alanda zengin olan birçok insan vardır. Örnek: Bir ev hanımı 6 yıl sosyal medya kitlesi oluşturup, 2 yıl içinde Amazon afiliyet linkleriyle 2.5 milyon dolarlık ev almıştır. Kredi kartı tavsiyeleri veren bir şirket, afiliyetle 1 milyar dolar şirket değerine ulaşmıştır. Part-time da yapılabilir. Günde 3-4 saat sosyal medyaya ayrılan zamanı amaç doğrultusunda ve fayda sağlayarak geçirmekle gelir elde edilebilir. Ahmet Konak gibi kişiler bu konuda detaylı bilgi ve yardım sunmaktadır. İçerik Üretimi (Content Creation) ve Üçünün Bir Arada Yapılması: Sadece içerik üreterek (dijital ürünler dahil) para kazanmak da bir online gelir modelidir. Üçlü Gelir Modeli (Youtube + Ürün Satışı + Afiliyet): Bir YouTube kanalı açın (örneğin "Pratik Ege Mezeleri"). İngilizce altyazı veya yapay zeka ile seslendirme kullanarak İngilizce bilme bariyerini aşın. Videolarınızda kullandığınız malzemelerin (örneğin mantı veya yaprak sarma aparatı) Amazon linklerini paylaşın. Bu sayede üçlü bir gelir elde edersiniz: YouTube'dan reklam geliri, kendi ürününüzü satarak gelir, ve Amazon afiliyet linkinden gelen gelir (müşteri linke tıklayıp başka bir ürün bile alsa kazanabilirsiniz). Videoları kısaltıp TikTok'ta yayınlayarak TikTok Market üzerinden de satış yapılabilir. Bu sistem, takı tasarlayan, balık tutan, resim yapan, nakış yapan veya patchwork yapan herkes için uygulanabilir; bir kitle oluşturmak ve bir şeyler ortaya koymak esastır. Çok Çalışmak ve Pes Etmemek: Refah toplumlarına göre geriden başladığımız için daha çok çalışmamız gerekir. Birkaç sene sıkı çalışmak, hayat boyu mahrumiyet yaşamaktan daha iyidir. 300-500 bin takipçili, ayda 3-4 bin dolar YouTube geliri olan bir kanal kötü bir şey değildir. Başlangıçta zorluklarla karşılaşmak normaldir, ancak pes etmemek ve hedefe kilitlenmek gerekir. Örnek: Azerbaycan'da dağda yemek yapan yaşlı çiftin videoları 15-20 milyon izlenmeye ulaşmaktadır. Türkiye'deki unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin (ayakkabıcılık, sayacılık, bakırcılık) yapılış videoları çekilerek de benzer başarılar elde edilebilir. Çok Yönlü Olmak: Bu alanlarda başarılı olmak için çok yönlü olmak, sürekli araştırmak, fikri takip yapmak ve "fikir işçisi" olmak gerekir. Fikirlerin Önündeki Bariyerleri Kaldırmak: Düşünmek bedavadır. Amerikan gazetelerini (örn. New York Times) okumak, filmler ve dizilerdeki ev dekorasyonlarına, objelere dikkat etmek (örn. Zillow.com'daki ev resimleri) yeni fikirler edinmek için önemlidir. Google'daki aramaların %90'ı yenidir, bu da sürekli tema yakalama imkanı sunar. Ekip Oluşturmak: 3-4 ortakla yola çıkmak, iyi bir iş bölümüyle başarı ihtimalini yükseltir ve hızlandırır. Selim Özdemir, çaresiz olunmadığını, birçok çözüm ve imkan olduğunu, yeter ki bir yerinden başlanması gerektiğini vurgulamaktadır. İçimizde var olan şeyleri daha derli toplu bir gelire ve kalıcı refaha dönüştürmenin yollarını göstermeye çalışmaktadır. İstanbul'a gelen turist akınının Türk dizileri ve içerik sayesinde olduğunu belirterek, içeriğin gücünü bir kez daha vurgular. #### Sermaye Piyasası Kurulu'ndan Yeni Bir İzin Kararı: Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞ'ye İzin Verildi Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 20 Şubat 2025 tarihli bülteninde, Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞ'nin kuruluşuna ilişkin izin talebinin olumlu karşılandığını duyurdu. Bu karar, Türkiye'deki kitle fonlama ekosisteminin gelişimine önemli bir katkı sağlayacak. Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞ, girişimcilerin ve küçük işletmelerin projelerini hayata geçirebilmeleri için alternatif bir finansman kaynağı sunmayı hedefliyor. Platform, yatırımcılar ile proje sahiplerini bir araya getirerek, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesine ve ekonomik büyümeye destek olmayı amaçlıyor. SPK'nın bu kararı, kitle fonlama platformlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi konusundaki titiz çalışmalarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Kurul, Fonkolay'ın faaliyetlerinin mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesi ve yatırımcıların korunmasına yönelik gerekli önlemlerin alınması koşuluyla izin verilmesini uygun gördü. Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞ'nin kuruluş izninin alınması, Türkiye'deki finansal teknoloji sektörü için önemli bir adım olarak görülüyor. Platformun faaliyete geçmesiyle birlikte, girişimciler ve yatırımcılar arasında daha etkili bir bağ kurulması ve ekonomide yeni fırsatların ortaya çıkması bekleniyor. Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞ Hakkında: Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞ, girişimcilerin ve küçük işletmelerin projelerini hayata geçirebilmeleri için alternatif bir finansman kaynağı sunmayı hedefleyen bir kitle fonlama platformudur. Platform, yatırımcılar ile proje sahiplerini bir araya getirerek, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesine ve ekonomik büyümeye destek olmayı amaçlamaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Hakkında: Sermaye Piyasası Kurulu, Türkiye'de sermaye piyasalarının düzenlenmesi, denetlenmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurumdur. SPK, piyasa katılımcılarının haklarını korumak ve piyasanın güvenilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. İletişim Bilgileri: Fonkolay Kitle Fonlama Platformu AŞWeb: fonkolay.com #### Shark Guitars, Guitar Summit 2025’in En Çok Konuşulan Markalarından Biri Oldu 26–28 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Mannheim kentindeki Rosengarten’de düzenlenen Guitar Summit 2025, 14 bin ziyaretçiyi ağırladı. Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük gitar fuarında Shark Guitars, bu yıl en yoğun ilgiyi gören markalardan biri olarak öne çıktı. Guitar Summit 2025, 14 bin ziyaretçiyi ağırladı. Artık gitar çevrelerinde yalnızca “yenilikçi bir proje” olarak değil, kendini kanıtlamış, sahne ve stüdyo deneyiminde fark yarattığı kabul gören bir marka olarak anılan Shark Guitars, Guitar Summit 2025’te katılımcılardan büyük ilgi topladı. Ziyaretçilerin birbirlerine “görmelisin, denemelisin” diyerek tavsiye ettiği markalardan biri haline gelen Shark Guitars, sektördeki saygı ve kabul düzeyini bir kez daha ortaya koydu. Ünlü gitarist ve Shark Guitars kurucusu Cem Köksal, fuarda üç gün boyunca sahnede ve stüdyoda devrim niteliğindeki Guitar v2.0 teknolojilerini tanıttı. Köksal, “Bizim için inovasyon yalnızca yeni bir ürün geliştirmek değil, müzisyenlerin sahnede ve stüdyoda gerçek bir fark hissetmelerini sağlamak demektir. Guitar Summit 2025, bu vizyonumuzu paylaşmak için eşsiz bir platform oldu,” dedi. Üç gün boyunca ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Guitar v2.0 teknolojileri büyük beğeni topladı. Shark Guitars standında konuk olan Cenk Erdoğan, kendi perdesiz Shark gitarıyla canlı performans gerçekleştirdi. Ziyaretçiler de stantda farklı Shark modellerini deneyimleme fırsatı buldu. Bayiler ve Distribütörlerden Yoğun İlgi Fuara dünyanın dört bir yanından gelen bayiler ve distribütörler, Shark Guitars standını hedefli bir gündemle ziyaret etti. Odak noktası, yalnızca görsel seçenekler değil; robotik destekli yüksek hassasiyetli üretim süreçleri, titanyum parçaların mikron toleranslı işlenmesi ve mühendislik bütünlüğü oldu. Distribütörler, özellikle satış sonrası avantajlar sunan modüler yapı ve seri üretimdeki kalite tutarlılığına dikkat çekti. Öne çıkan bir başka nokta ise, efsanevi gitar üreticilerinin birbirlerine referans vererek Shark Guitars standını ziyaret etmeleri oldu. Bu zincirleme ziyaretler, markanın artık yalnızca bir üretici değil, sektör içinde referans alınan bir teknoloji lideri haline geldiğini gösterdi.   Ocean Environment ve Patentli Sistemler Üreticilerin ilgisini en çok çeken yenilik ise Ocean Environment platformu ve onun çekirdek teknolojileri oldu. Özellikle Shark Tremolo System, uzun yıllardır tartışılan stabilite sorunlarına kesin bir çözüm sunmasıyla ön plana çıktı. Fuarda yapılan teknik demolara diğer gitar markaları da katıldı ve pek çok üretici, ilerleyen dönemde kendi modellerinde Shark teknolojilerini entegre etmek istediğini ifade etti. Shark 3D Designer ile Canlı Tasarım Deneyimi Shark Guitars, standının merkezine yerleştirdiği Shark 3D Designer ile ziyaretçilere kendi gitarlarını tasarlama imkânı sundu. Katılımcılar, gövde tipinden ağaca, renkten donanıma kadar tercihlerinin anında ekrana yansıtıldığı oturumlarda kendi tasarımlarını oluşturdu. Sistem aynı zamanda fiyat ve tahmini ağırlık gibi metrikleri de göstererek ziyaretçilere gerçek zamanlı bir deneyim yaşattı. Sanatçılar ve Influencer’lar: Sabırsız Bekleyiş Fuara katılan influencer’lar ve YouTuber’lar, kendi Shark gitarlarını tasarlayıp bir an önce sahip olmak istediklerini dile getirdi. Tanınmış virtüözler ve marka yöneticileri, Shark Guitars’ın yıllardır çözülemeyen teknik sorunları zarif ve kesin çözümlerle ele almasını “gitar dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı” olarak yorumladı. Etkinlik sonrası sosyal medyada paylaşılan yorumlar da bu heyecanı yansıttı. Kullanıcılardan biri, “Shark gitar, değiştirilebilir sap ve manyetikler olmasa bile sadece tremolo ve saddle sistemiyle bile mükemmel olurdu” derken, bir diğeri “Bu gitarı mutlaka duymalıyım, olağanüstü bir enstrüman” ifadelerini kullandı. Shark Guitars, Guitar Summit 2025’te yalnızca inovatif ürünleriyle değil, sektörün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturma gücüyle de dikkat çekerek gelecekteki global yolculuğuna güçlü bir adım attı. Shark Guitars: 2018 yılında, dünyanın en gelişmiş elektro gitarlarını üretmek ve kendisini piyasadaki üst düzey prestij markalar arasında konumlandırmak amacıyla kuruldu. 6 yıllık bir AR-GE çalışmasının sonucunda, şirket elektro gitarlardaki yeniliklerini 6 ana patent altında birleştirdi, patentler için başvuruda bulundu ve patent korumaları elde etti. AR-GE süreci tamamlandı ve tüm hedeflere ulaşılarak 20 prototip üretildi. Bu altı patent, gitarın tasarımını ve işlevselliğini temelden dönüştürmekte, bu da Shark Guitars'ı gerçek anlamda bir "Guitar v2.0" yapmaktadır. Shark Guitars'ın "Guitar v2.0" olarak adlandırılmasının nedeni, gitaristlerin ihtiyaç ve beklentilerine doğrudan cevap veren bir teknoloji ürünü olmasıdır. Her bir patent, kullanıcıların daha yüksek performans ve esnekliğe sahip olmalarını amaçlamaktadır. Modüler yapı, bakım ve kullanım kolaylığı, taşınabilirlik, özelleştirilebilirlik, entegre ses efektleri gibi yenilikler, müzisyenlere daha önce erişilemeyen bir özgürlük ve kontrol sunmaktadır. Shark Guitars'ın yeniliklerinden biri de “Shark 3D Gitar Tasarımcısı”dır. Web tarayıcıları üzerinden ulaşılabilen bu araç (sharkguitars.com/designer), kullanıcılara gitarlarını baştan sona özelleştirme ve satın alım imkanı sunmakta. Müzisyenler, gitarın gövdesinden sap profiline, renk seçeneklerinden donanımına kadar her detayı kendi ihtiyaç ve zevklerine göre tasarlayabilmektedir. Bu kullanıcı dostu platform, her müzisyenin kendine has bir enstrüman yaratmasını sağlamaktadır. #### Shylo Natural Cosmetics: Osmanlı Dönemi Güzelliğini Uluslararası Piyasaya Taşıyor Kozmetik dünyasında, miras ve yenilik nadiren bir araya gelir. Ancak Shylo Natural Cosmetics, hem tarihi köklerine hem de bilimsel inovasyona dayanan bir marka olarak öne çıkıyor. Markanın arkasındaki vizyoner girişimci Banu Gökyar, ailesinin yüzyıllardır saklanan güzellik sırlarını uluslararası bir işletmeye dönüştürdü. Shylo Natural Cosmetics’in hikayesi benzersizdir. Gökyar’ın ataları, Osmanlı İmparatorluğu döneminde saygın parfümcü olan Miscilerdi. Yüzyıllar boyunca, nadir bulunan bitkilerden ve geleneksel yöntemlerden yararlanarak eşsiz kokular, yağlar ve güzellik iksirleri ürettiler. Beş nesil sonrasına aktarılan bu gizli formüller, bugün Shylo’nun lüks ve son derece etkili cilt bakım ürünlerinin temelini oluşturuyor. Kadim Anadolu İrfanına Dayalı Uluslararası Bir Marka Ünlüler tarafından tercih edilen, Shylo Natural Cosmetics’i diğer markalardan ayıran en önemli özellik, köklü mirasını modern inovasyonla ustalıkla harmanlamasıdır. Geleneksel formüllere dayansa da, marka en yüksek küresel temiz güzellik standartlarına göre titizlikle geliştirilmiştir. Ürünlerin içerikleri; Isparta’nın meşhur gülü, lavantası, Milas’ın antik Yunan’dan beri meşhur sığla yağı, Ege’nin Gurme kalitede Sızma Zeytinyağı gibi her biri çağlardan beri en iyisinin üretildiği, endemik bitki yağlarından hazırlanmaktadır. Bugün Shylo Natural Cosmetics, işlevsellik, güvenlik ve etik üretim konularındaki kararlılığıyla birçok prestijli sertifikaya sahiptir:    •   PETA Onaylı & Vegan Sertifikalı: Hayvanlar üzerinde test  yapılmadan, tamamen zulümsüz üretilmiştir. Hayvansal içerik içermez.    •   Helal Sertifikalı: Saflık ve etik standartlara uygundur.    •   AB Sertifikalı: Avrupa Birliği’nin sıkı kozmetik düzenlemelerine uygundur.    •   Sağlık Bakanlığı Onaylı: Güvenlik ve etkinlik açısından resmi olarak tanınmaktadır. Asırlık Formülleri Modern Tüketiciyle Buluşturmak Pek çok marka güzellik trendlerine odaklanırken, Shylo Natural Cosmetics zamana meydan okuyan formüllere dayanır. Her bir ürün, sadece lüks olmakla kalmaz, aynı zamanda gerçek sonuçlar sunar—yüzyıllardır iyileştirici ve güzelleştirici etkileri bilinen doğal içeriklerle formüle edilir. Yoğun nemlendirme sağlayan onarıcı, yoğun kokulu güzellik yağlarında her formül; saflık ve performans odaklı tasarlanmıştır. Sürdürülebilirlik ve Güzelliğin Geleceği Banu Gökyar’ın vizyonu sadece güzellikle sınırlı değil; aynı zamanda sürdürülebilir ve etik üretimde de öncülük ediyor. Shylo, içeriklerini sorumlu bir şekilde tedarik eder, çevre dostu cam şişe ve ambalaj yatırımları yaparak, gezegen üzerindeki etkisini en az ürünleri kadar titizlikle düşünüyor. Dünyada temiz, etkili ve etik güzelliğe olan talep giderek artarken,  günlük 10.000 birim üretim kapasiteli, Minerva108 Cosmetics çatısı altındaki markalardan biri olan Shylo Natural Cosmetics de büyümesini sürdürmeye hazır. Miscilerin asırlık bilgeliğini modern cilt bakım bilimiyle birleştiren bu marka, geleneği onurlandırırken geleceği kucaklamanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlıyor. Web Sitesi : https://shylocosmetics.com/ #### Şirketler Değil, Algoritmalar Rekabet Edecek Türkiye’de KOBİ’ler için rekabet artık görünenden çok daha farklı bir zemine kayıyor. Önümüzdeki dönemde şirketler değil, şirketlerin algoritmaları yarışacak. Kobi AI Kurucusu Baran Kaya, yapay zekanın iş dünyasında karar süreçlerine doğrudan dahil olacağını belirterek çarpıcı bir uyarıda bulundu: “Yakın gelecekte teklifleri insanlar değil, yazılımlar değerlendirecek. En hızlı, en doğru ve en verimli sistem işi alacak.” Türkiye’de birçok KOBİ yapay zekayı izliyor, konuşuyor, merak ediyor ama adım atmayı erteliyor. Kobi AI Kurucusu Baran Kaya’ya göre asıl risk burada: “Bu kadar hızlı değişen bir dönemde beklemek, en büyük tehdit.” Karar Mekanizması Değişiyor Bugüne kadar ticarette hız, ilişki ve pazarlık belirleyiciydi. Ancak yapay zeka asistanlarının devreye girmesiyle birlikte tablo değişiyor. Bir sipariş geldiğinde maliyet hesabını yapan, stok durumunu kontrol eden, teslim tarihini planlayan ve fiyat önerisini saniyeler içinde oluşturan sistemler artık mümkün. Kaya’ya göre bu dönüşüm, “insan inisiyatifinin tamamen bitmesi” anlamına gelmiyor ancak kararın veri temelli hale gelmesi kaçınılmaz. “Algoritmalar en avantajlı seçeneği bulacak. Yavaş ve hatalı çalışan sistemlerin ayakta kalması zorlaşacak.” Görünmeyen Ama Belirleyici Güç Yapay zeka çoğu zaman sohbet robotlarıyla özdeşleştiriliyor. Oysa asıl devrim arka planda yaşanıyor. Kaya, “Biz yapay zekayı soru-cevaptan çok otomasyon için kullanıyoruz. Dakikalar içinde on binlerce veri noktasını analiz eden sistemlerden bahsediyoruz. Bu sayede yanlış stok bilgisi, geciken teslimat, eksik maliyet hesabı gibi operasyonel hatalar minimize ediliyor. Verimlilikteki küçük artışlar ise rekabette büyük sıçramalara dönüşüyor.” dedi. Yeni Dönemin Eşiği Baran Kaya’nın uyarısı net: “Yapay zekayı ortalama seviyede kullanmak sizi sıradanlaştırır. Hiç kullanmamak ise sistemin dışına iter.” Türkiye’nin hızlı adapte olabilen bir iş kültürüne sahip olduğunu vurgulayan Kaya, doğru kurgulanan yapay zeka yatırımlarının yeni unicorn’ların önünü açabileceğini belirterek, “Ancak zaman kaybının bedeli ağır olabilir.” diyerek sözlerini bitirdi. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep-tedarik dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, amaçları gereği bu alanlarda işleyişe özel çözümler üretmiyorlar. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, KOBİ ölçeğine uygun, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### Şirketler Yatırımı Yapıyor Ama Yönetiminde Zorlanıyor Yeşil Yakalı Açığı Dr. Hüdai Kara, Türkiye’de sürdürülebilirlik yatırımlarının hızla arttığını ancak bu yatırımları yönetecek nitelikli insan kaynağının aynı hızda gelişmediğini belirtiyor. Kara’ya göre, yeşil dönüşümün önündeki kritik engel sadece teknoloji ve finansman değil, aynı zamanda bu yatırımları yönetecek insan kaynağı. “Küresel ölçekte sürdürülebilirliğin artık yalnızca bir uyum konusu olmaktan çıkarak finansmana erişimi belirleyen temel bir unsur haline geldiğine dikkat çeken Metsims CEO’su Kara, şirketlerin artık sadece karlılıklarıyla değil, bu karı ne kadar karbon yoğun ürettikleriyle de değerlendirildiğini vurguluyor. Bu durum, sürdürülebilirliği doğrudan finansman maliyetini ve rekabet gücünü belirleyen önemli bir parametreye dönüştürüyor. Bu noktada Kara, sürdürülebilirlik yaklaşımında önemli bir ayrımın altını çiziyor: ‘Mevzuata uyup süreci tamamlamak’ ile bu dönüşümü şirketin içine entegre etmek aynı şey değil. Kara’ya göre asıl fark yaratan yaklaşım, sürdürülebilirliği bir zorunluluk olarak görmekten ziyade içselleştirerek şirketin iş modeline entegre etmek. Bu dönüşümü yönetebilecek insan kaynağının eksikliği ise en kritik açık olarak öne çıkıyor.” Veri Üretemeyen Şirketler Risk Altında Avrupa pazarına ihracat yapan şirketler için en kritik eşik veri yönetimi. Ürün bazlı izlenebilirlik ve doğrulanabilir veri üretiminin artık bir tercih değil, pazara erişim şartı haline geldiğini belirten Kara, bu kapasiteye sahip olmayan şirketlerin yalnızca maliyet baskısıyla değil, doğrudan pazar kaybı riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. KOBİ’lerde Dönüşümün Önündeki En Büyük Engel İnsan Kaynağı Türkiye’de özellikle tekstil gibi KOBİ ağırlıklı sektörlerde sürdürülebilirlik dönüşümünün daha kırılgan ilerlediğini vurgulayan Kara, temel sorunun teknolojiye erişimden çok bu teknolojiyi yönetecek insan kaynağı eksikliği olduğunu söylüyor. Kara’ya göre, Türkiye’nin bu noktadaki acil ihtiyacı makinelerden ziyade bu makineleri yönetecek “yeşil yakalı” insan kaynağının yetiştirilmesi. Bu çerçevede önümüzdeki 5–10 yılda ayrışma; sektörler arasında olduğu kadar, aynı sektör içindeki farklı şirketler arasında da yaşanacak. Hazırlıklı olan şirketler, düşük karbonlu üretim ve şeffaf veriyle pazarda kalıcı bir yer edinirken; bu dönüşümü ciddiye almayanlar, kârlı olsalar dahi rekabetin dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalacak. SKDM: Bir Vergiden Çok Rekabet Filtresi Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kara, bu mekanizmanın yalnızca bir maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. SKDM’nin giderek bir rekabet filtresine dönüştüğünü ifade eden Kara’ya göre, düşük karbonlu üretime geçen ve verisini yönetebilen şirketler öne çıkarken, bu dönüşümü gerçekleştiremeyenler tedarik zincirlerinin dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Enerji ve Veri Rekabetin Yeni Ekseni Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlikte rekabetin iki ana eksende şekilleneceğini belirten Kara, enerji dönüşümü ve veri yönetimine dikkat çekiyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının depolama sistemleriyle desteklenmesi maliyet öngörülebilirliği sağlarken, Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması Avrupa pazarında ürün bazlı şeffaflığı zorunlu hale getiriyor. Yönetemeyen Kaybedebilir Kara, sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine koyan, veri üreten ve bu veriyi yönetebilen şirketlerin yeni dönemde öne çıkacağını, dönüşümü yönetemeyenlerin ise yalnızca maliyet değil, doğrudan rekabet kaybı ile karşılaşacağını vurguluyor. #### SKDM KOBİ'leri Nasıl Etkileyecek? Avrupa İhracatında Yanıt Bekleyen Kritik Sorular Avrupa Birliği'nin (AB) uygulamaya koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Türkiye'den AB'ye ihracat yapan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) için yeni ve kritik bir süreci başlattı. 1 Ekim 2023 itibarıyla raporlama yükümlülükleriyle başlayan ve 2026 yılında tam mali uygulamaya geçmesi planlanan bu mekanizma, üretimdeki karbon ayak izini odak noktasına alıyor ve uyum süreçlerinde geciken firmalar için pazar riski oluşturuyor. SKDM'nin yasal muhatabı AB'deki ithalatçı firmalar olsa da, uygulamanın getirdiği yükümlülükler ve ticari dinamikler, Türk ihracatçılarını doğrudan etkiliyor. İthalatçıların talep edeceği karbon emisyon verilerinin sağlanamaması veya emisyon seviyelerinin yüksek olması, Türk KOBİ'lerinin rekabet gücünü, maliyet yapılarını ve uluslararası pazarlardaki konumunu olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Bu yeni düzenleme karşısında, Türk KOBİ yöneticilerinin cevaplaması gereken bir dizi stratejik soru bulunuyor. İşletmelerin Avrupa pazarındaki sürdürülebilirliği ve genel rekabetçiliği açısından bu soruların yanıtları büyük önem taşıyor: SKDM'nin tanımı nedir ve KOBİ'ler üzerindeki spesifik etkileri nelerdir? SKDM'de Türk ihracatçıları için doğrudan bir yaptırım söz konusu mudur, yoksa ticari riskler nelerden ibarettir? Mevcut durumda hangi sektörler SKDM kapsamında yer almakta ve hangi raporlama yükümlülükleri bulunmaktadır? Gelecekte SKDM kapsamına hangi yeni sektörlerin dahil edilmesi beklenmektedir? SKDM süreci, ihracatçı KOBİ'lerin tedarik zincirlerini nasıl etkilemektedir? Yeşil dönüşüme uyum sağlamak, KOBİ'lerin finansmana erişim olanaklarını nasıl değiştirecektir? SKDM yalnızca Avrupa pazarı için mi bir öncelik taşımaktadır? KOBİ'ler, SKDM'ye uyum sağlamak amacıyla hangi somut adımları atmalıdır? Yeşil dönüşüm sürecinde KOBİ'ler için hangi devlet destekleri ve uzmanlık hizmetleri mevcuttur? Bu kritik soruların yanıtları, KOBİ'lerin SKDM sürecini etkin bir şekilde yönetmeleri ve potansiyel riskleri fırsata dönüştürmeleri açısından yol gösterici olacaktır. Yeşil dönüşüm ve SKDM'ye uyum sürecinde KOBİ'lere destek olmak amacıyla çeşitli uzmanlık hizmetleri ve devlet destekleri de sunulmaktadır. Bu alanda faaliyet gösteren firmalardan biri olan 3pmetrics, KOBİ'lerin ihtiyaç duyduğu teknik analiz, raporlama ve strateji geliştirme hizmetlerini sunmaktadır. Aynı zamanda TÜBİTAK tarafından yetkilendirilmiş bir Yeşil Mentör firma olan 3pmetrics, KOBİ'lerin TÜBİTAK'ın 1831 Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı'ndan faydalanarak, yeşil dönüşüm projelerinin 250.000 TL'ye kadar olan maliyetinin %90'ını devlet desteği ile karşılamalarına olanak tanımaktadır. SKDM süreci, uyum stratejileri ve TÜBİTAK destekleri hakkında daha fazla bilgi almak isteyen KOBİ yöneticileri, 3pmetrics İş Geliştirme Danışmanı Kenan Altun ile iletişime geçebilir veya aşağıdaki bilgi formunu doldurabilirler: E-posta: kenan@3pmetrics.com Bilgi Formu: https://form.jotform.com/251152336752958 Daha Detaylı Bilgi İçin: Yukarıda sıralanan soruların yanıtlarını ve KOBİ'ler için hazırlanmış kapsamlı SKDM analizini içeren detaylı blog yazısına şu adresten ulaşılabilir: https://kurumsalmedya.com/blog/avrupa-kapisindaki-yeni-anahtar-skdm-nedir-ve-kobiniz-icin-neden-hayati-onem-tasiyor/ Bu haber metni, 3pmetrics İş Geliştirme Danışmanı Kenan Altun tarafından sağlanan bilgiler ve analizler ışığında hazırlanmıştır. SKDM Hakkında İhracatçının Yol Haritası SKDM raporlaması yapmayan KOBİ'leri neler bekliyor? AB pazarına ihracat yapan ancak gerekli karbon emisyon raporlarını sunmayan veya yanlış beyanda bulunan firmalar, ton başına ciddi para cezaları ile karşı karşıya kalacaktır. Daha da önemlisi, Avrupalı alıcılar (müşteriler), tedarik zinciri güvenliği açısından uyum sağlamayan Türk tedarikçileri "riskli" kategorisine alarak siparişlerini iptal edebilirler. Karbon vergisi maliyetleri ihracatı nasıl etkileyecek? Eğer üretiminiz yüksek karbon emisyonuna sahipse, AB sınırında ödeyeceğiniz ek vergi (Sertifika Bedeli), ürününüzün maliyetini artırarak rekabet gücünüzü düşürecektir. Bu maliyet şokuyla karşılaşmamak için şimdiden enerji verimliliği yatırımları ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş (GES vb.) hayati önem taşır. Türkiye'nin kendi ETS sistemini kurması KOBİ'lere ne kazandırır? Türkiye kendi Emisyon Ticaret Sistemi'ni (ETS) devreye aldığında, Türk firmaları karbon vergisini AB'ye değil, Türkiye devletine ödeyecektir. Uluslararası anlaşmalar gereği, içeride ödenen bu bedel AB sınırındaki vergiden düşülür. Böylece vergi geliri ülke içinde kalır ve KOBİ'lerin yeşil dönüşümü için fon olarak kullanılabilir. Yeşil dönüşüm için finansman desteği var mı? SKDM uyum sürecinde KOBİ'lerin yapacağı teknoloji ve enerji yatırımları için hem Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) hem de Türkiye'deki bankalar tarafından "Yeşil Kredi" ve sürdürülebilirlik kredileri sunulmaktadır. Karbon ayak izini ölçtüren firmalar bu fonlara daha kolay ve düşük faizle erişebilir. #### SMS Panelinde e-İmza Dönemi Başladı: Mutlucell Altyapısı ve Müşterileri Tam Hazır Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun (BTK) 2025/DK-YED/399 sayılı kararı gereği, 1 Nisan 2026 itibarıyla SMS gönderim panellerine güvenli elektronik imza (e-İmza) ile giriş zorunlu hale geldi. BTK lisanslı bir telekomünikasyon firması olan Mutlucell, bu süreci sorunsuz yönetebilmek için altyapı hazırlıklarını çoktan tamamladı; e-İmzası bulunmayan müşterilerine hızlı ve kolay temin imkânı da sunuyor. BTK Kararı: Ne Değişti? BTK'nın 16 Aralık 2025 tarihli ve 2025/DK-YED/399 sayılı Kurul Kararı, milli güvenlik, kamu düzeni ve tüketici koruması gerekçesiyle SMS hizmeti sunumunda köklü bir güvenlik katmanı getirdi. Söz konusu karar, daha önce yürürlükte olan 24.03.2020 tarihli ve 2020/DK-YED/086 sayılı kararın 3'üncü maddesini güncelleyerek SMS ve MMS gönderim arayüzlerine güvenli elektronik imza (e-İmza) ile girişi zorunlu kıldı. Düzenleme 1 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Aynı karar, yurt dışından gelen A2P (uygulamadan kişiye) SMS'lerde URL/link bulunması hâlinde bu mesajların yurt içi işletmeciler tarafından taşınmamasını ve A2P SMS abonelik başvurularının KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) aracılığıyla alınmasını da hükme bağladı. Böylece dolandırıcılık, bahis/kumar reklamcılığı ve kimlik avı saldırılarına karşı kapsamlı bir koruma kalkanı oluşturulmuş oldu. Kimler Etkileniyor? Düzenleme; SMS gönderim paneli üzerinden toplu mesaj gönderen tüm abonelik yetkililerini ve SMS gönderim yetkisi bulunan kullanıcıları kapsamaktadır. Bu kişilerin e-İmza temin etmeden panel üzerinden gönderim yapmaları artık mümkün değildir. Toplu SMS paneli kullanan kurumsal ve bireysel aboneler Abonelik yetkilisi sıfatıyla panel girişi yapan kullanıcılar SMS gönderim yetkisi tanımlanmış alt kullanıcılar ℹ️  API veya entegrasyon üzerinden gönderim yapan kullanıcılar bu düzenlemeden etkilenmemektedir. Mevcut API bağlantıları kesintisiz çalışmaya devam etmektedir. Mutlucell Altyapısı: Tam Uyumlu, Tam Hazır 2010 yılından bu yana BTK'nın STH (Sabit Telefon Hizmeti) ve SMŞH (Sanal Mobil Şebeke Hizmeti) yetki belgeleriyle faaliyet gösteren Mutlucell, BTK düzenlemelerine uyum konusunda sektörde öncü bir tutum sergilemiştir. Şirket, 1 Nisan 2026 yürürlük tarihinden önce panel altyapısını e-İmza doğrulamasını destekleyecek biçimde güncelledi. Türkiye genelinde 20.000'i aşkın aboneye kesintisiz hizmet sunan Mutlucell'in teknik ve müşteri destek altyapılarının tamamı kendi mühendisleri tarafından geliştirilmekte ve sürekli güncellenmektedir. Bu sayede e-İmza zorunluluğu, sistemde herhangi bir kesinti yaşatmaksızın devreye alındı. e-İmzanız Yoksa: Hızlı ve Kolay Çözüm Henüz e-İmza temin etmemiş müşterilerimiz için Mutlucell, başvurudan teslimata kadar yönlendirici bir destek süreci sunmaktadır. Müşteri hizmetlerimiz aracılığıyla e-İmza başvuru süreci ile ilgili tüm sorularınızı yanıtlayabiliriz. e-İmza (USB token cihazı), 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu uyarınca ıslak imza ile eşdeğer kabul edilmekte olup farklı bilgisayarlarda kullanılabilmekte ve 1, 2 veya 3 yıllık süreler için geçerli olmaktadır. Yetkili sertifika hizmet sağlayıcılardan kolayca temin edilebilir; cihazınız kargoya verildikten sonra e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamasının tamamlanmasıyla birlikte kullanıma hazır hâle gelir. SMS gönderimlerinizin aksamasına izin vermeyin! e-İmza süreciniz hakkında destek almak ve başvurunuzu başlatmak için hemen Mutlucell müşteri hizmetleriyle iletişime geçin. 📞 0850 550 50 50  |  🌐 mutlucell.com.tr  |  ✉️ info@mutlucell.com #### Soğuk Zincir Lojistiğinde Enerji Verimliliği Neden Kritik? Türkiye’de Hangi Teknolojiler Fark Yaratıyor? Artan akaryakıt maliyetleri ve küresel sürdürülebilirlik hedefleri, gıdadan ilaca kadar hayati ürünlerin taşındığı soğuk zincir lojistiğinde paradigmayı kökten değiştiriyor. Sektörde operasyonel maliyetlerin en büyük kalemini oluşturan enerji giderleri, artık firmalar için bir verimlilik meselesi olmaktan çıkıp, rekabette kalabilmenin anahtarı haline geldi. Bu zorlu denklemde ise çözüm, Türk mühendislerinin geliştirdiği yenilikçi teknolojilerden geliyor. Maliyet Baskısı ve Çevresel Sorumluluk: Sektörün İkili Kıskacı Soğuk zincir taşımacılığı, doğası gereği kesintisiz enerjiye bağımlıdır. Geleneksel frigorifik sistemler, soğutma gücünü doğrudan aracın dizel motorundan alır. Bu durum, aracın sadece hareket etmek için değil, aynı zamanda kasayı soğutmak için de sürekli yakıt tüketmesine neden olur. Özellikle trafiğin yoğun olduğu şehir içi dağıtımda veya uzun bekleme anlarında motorun rölantide çalışması, hem maliyetleri katlıyor hem de ciddi bir karbon emisyonu yaratıyor. Artık lojistik firmaları yalnızca yakıt fişini değil, aynı zamanda kurumsal karbon ayak izlerini de düşünmek zorunda. Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi uluslararası regülasyonlar ve tüketicilerin artan çevre bilinci, soğuk zincirde "yeşil" ve verimli çözümleri bir lüks değil, bir zorunluluk haline getiriyor. Türk Teknolojisi Sahneye Çıkıyor: Motor Bağımsız Sistemler Devrimi Bu küresel meydan okumaya Türkiye'den gelen yanıt, sektörde oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Özellikle araç motorundan tamamen bağımsız, kendi elektrik gücüyle çalışabilen frigorifik sistemler, verimlilik arayışında bir devrim niteliği taşıyor. Bu alanda öncü çalışmalara imza atan Kayıkçı Klima geliştirdikleri %100 elektrikli modellerle, aracın motoru çalışmıyorken dahi soğutmayı sürdürerek rölantide yakıt israfını tamamen ortadan kaldırıyor. Bu teknoloji, bir dağıtım aracının günlük yakıt tüketimini %20'lere varan oranlarda düşürebiliyor. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Kayıkçı Klima Yönetim Kurulu Başkanı Endüstri Mühendisi Yavuz Kayıkçıoğlu, değişen vizyonu net bir şekilde ortaya koyuyor: "Soğuk zincirde verimlilik artık sadece 'daha az yakıtla daha çok soğutmak' değildir. Asıl mesele, enerjiyi akıllıca yönetmektir. Bizim odaklandığımız teknoloji; yükün cinsini, dış hava koşullarını ve rotayı analiz edip her saniye optimum enerji tüketimini hesaplayan akıllı sistemler kurmaktır. Soğutma ünitelerini mekanik cihazlar olmaktan çıkarıp, veriye dayalı düşünen dijital varlıklara dönüştürüyoruz. Rekabet avantajı ve sürdürülebilirlik, işte bu dijital zekâda saklı." Verimliliği Artıran Diğer Yenilikler Enerji verimliliği mücadelesi sadece güç kaynağıyla sınırlı kalmıyor. Türkiye'deki Ar-Ge merkezlerinde geliştirilen diğer teknolojiler de fark yaratıyor: Akıllı Isı Yönetimi ve Defrost Sistemleri: Yükün hassasiyetine göre sıcaklığı mikron düzeyinde ayarlayan ve yalnızca gerektiğinde devreye giren tam otomatik defrost sistemleri, gereksiz enerji sarfiyatını önlüyor. Aerodinamik ve Kompakt Tasarımlar: Özellikle Kayıkçı Klima'nın sektöre sunduğu "mono blok Compact" üniteler gibi yenilikçi tasarımlar, araç üzerinde daha az yer kaplayarak hava direncini azaltıyor. Bu da doğrudan aracın genel yakıt ekonomisine pozitif katkı sağlıyor. Aynı zamanda, kasa içinde yaratılan ekstra palet alanı, tek seferde daha fazla ürün taşınmasına olanak tanıyarak lojistik verimliliğini artırıyor. Yeni Nesil Soğutucu Akışkanlar: AB regülasyonlarıyla uyumlu, küresel ısınma potansiyeli (GWP) düşük R452A gibi çevre dostu gazların kullanımı, teknolojinin sadece ekonomik değil, ekolojik olarak da sürdürülebilir olmasını sağlıyor. Sonuç olarak, soğuk zincir lojistiği, yüksek maliyetler ve çevresel baskılar altında bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise enerji verimliliği yer alıyor. Türk teknoloji firmalarının geliştirdiği motor bağımsız sistemler, akıllı kontrol üniteleri ve yenilikçi tasarımlar, sektöre sadece maliyet avantajı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye'yi bu kritik alanda küresel bir teknoloji tedarikçisi konumuna taşıyor. Kayıkçı Klima Hakkında Kayıkçı Klima, araç üstü frigorifik soğutma sistemleri üreten bir firmadır. Gıda ve diğer sıcaklığa duyarlı ürünlerin taşınması sırasında soğuk zincirin korunmasını sağlayan sistemler geliştirir. Market zincirleri, et ve süt ürünleri üreticileri, dondurulmuş gıda şirketleri ve lojistik firmalarının araçlarına monte edilen bu sistemler, hassas sıcaklık kontrolü sağlar. Firma, Türkiye’de frigorifik taşımacılık sektörünün öncülerinden biri olup, araç motorundan bağımsız elektrikli sistemler ve otomatik defrost gibi teknolojileri ilk geliştiren firmalar arasındadır. Bilgi için : https://kayikciklima.comE-mail : yavuz@kayikciklima.comTelefon : +90 541 790 59 20 Soğuk Zincir Lojistiğinde Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilirlik Soğuk zincir lojistiğinde enerji verimliliği neden stratejiktir? Soğuk zincir operasyonları, standart taşımacılığa göre çok daha yüksek enerji tüketimi gerektirir. Soğutma ünitelerinin verimli çalışması ve ısı kayıplarının önlenmesi, hem operasyonel maliyetleri ciddi oranda düşürür hem de şirketlerin karlılığını doğrudan etkiler. Frigorifik araçlarda yakıt tasarrufu nasıl sağlanır? Taşımacılıkta en büyük gider kalemlerinden biri yakıttır. Yüksek izolasyon kalitesine sahip kasalar, düzenli bakımı yapılmış soğutucular ve rota optimizasyonu teknolojileri kullanılarak, soğutma ünitesinin motora bindirdiği yük azaltılır ve maksimum yakıt tasarrufu sağlanır. Yeşil lojistik ve soğuk zincir arasındaki ilişki nedir? Küresel ısınmayla mücadele kapsamında lojistik sektörü, karbon ayak izini azaltmaya odaklanmıştır. Çevre dostu soğutucu gazların kullanımı ve elektrikli soğutma sistemlerine geçiş, sürdürülebilir tedarik zinciri (Yeşil Lojistik) hedeflerinin temelini oluşturur. Teknoloji, lojistikte enerji kaybını nasıl önler? IoT tabanlı uzaktan izleme sistemleri ve telematik çözümler, araç içindeki ani sıcaklık değişimlerini ve kapı açılma sürelerini takip eder. Bu verilerle yapılan analizler, gereksiz enerji sarfiyatını önleyerek akıllı lojistik yönetimi sağlar. #### Soğuk Zincir Sıcaklık Kontrolüyle Maksimum Gıda Güvenliği Nasıl Sağlanır? Tarladan, çiftlikten ve denizden sofralarımıza uzanan milyarlarca liralık gıda zinciri, görünmez bir tehditle karşı karşıya: sıcaklık kontrolündeki en ufak bir hata. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, gıda kaynaklı hastalıkların %70'i uygun olmayan saklama ve taşıma koşullarından kaynaklanıyor. Türkiye'de ise her yıl önemli miktarda gıda ürünü, soğuk zincirin kırılması nedeniyle israf ediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri taze meyve ve sebzedeki kaybın %25'lere ulaştığını gösterirken, uzmanlar et, tavuk ve deniz ürünleri gibi mikrobiyolojik riski daha yüksek gıdalarda bu oranın çok daha kritik seviyelerde olduğunu belirtiyor. Bu durum, hem devasa bir ekonomik kayıp yaratıyor hem de halk sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Sektör liderleri, çözümün hassas kontrol teknolojilerinden geçtiğini vurguluyor. Soğuk zincir taşımacılığında 50 yıllık tecrübeye sahip Kayıkçı Klima'nın Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Kayıkçıoğlu, konunun ciddiyetine dikkat çekiyor: "Soğuk zincirde hata payı yoktur. Sıcaklıktaki birkaç derecelik bir sapma, bir kamyon dolusu taze balığı, eti veya süt ürününü saatler içinde ekonomik bir kayba dönüştürebilir. Daha da önemlisi, bu durum 'tehlike bölgesi' olarak adlandırdığımız 5°C ile 60°C arasında bakteri üremesini patlama noktasına getirerek ciddi bir halk sağlığı riski oluşturur. Bizim görevimiz, bu riski teknolojiyle ortadan kaldırmaktır." Standartlar ve Teknolojik Gereklilikler Türk Gıda Kodeksi ve uluslararası ATP (Bozulabilir Gıda Maddelerinin Taşımacılığı) anlaşması, taze balık için 0°C, et ürünleri için -2°C ile +4°C, dondurulmuş gıdalar için ise -18°C gibi net sıcaklık aralıkları belirliyor. Ancak bu standartları yol boyunca kesintisiz olarak korumak, ileri teknoloji gerektiriyor. Özellikle yükleme-boşaltma anları, trafikte bekleme süreleri ve aşırı hava koşulları, soğuk zincirin en zayıf halkalarını oluşturuyor. Kayıkçıoğlu, bu noktada geliştirdikleri çözümlerin fark yarattığını belirtiyor: "Geleneksel sistemler, araç motoruna bağımlı olduğu için motor durduğunda soğutma da durur. Bu, trafikte veya teslimat sırasında zincirin kırılması için en büyük risktir. Bizim geliştirdiğimiz araç motorundan bağımsız, %100 elektrikli sistemler, araç çalışmasa bile belli bir süre çalışmaya devam eder ve aynı hassas sıcaklığı koruyarak bu riski sıfırlar. Bu, sadece bir konfor değil, gıda güvenliği için bir zorunluluktur." Kayıkçı Klima'nın Sunduğu Hassas Kontrol Teknolojileri Sektörün öncü firması Kayıkçı Klima, gıda güvenliğini garanti altına almak için bir dizi teknoloji sunuyor: Hassas Sıcaklık Yönetimi: Sistemler, -25°C'den +30°C'ye kadar geniş bir aralıkta, ±0.5°C hassasiyetle sıcaklık kontrolü sağlayarak her ürünün (dondurulmuş etten taze yeşilliğe kadar) özel ihtiyacını karşılıyor. Akıllı Defrost Teknolojisi: Soğutma verimini düşüren buzlanmayı, ürünlerin sıcaklığını etkilemeden, sensörler aracılığıyla otomatik olarak engelleyerek kesintisiz performans sağlıyor. Homojen Hava Akışı: Araç kasasının her noktasında eşit sıcaklık dağılımı sağlayarak, "sıcak nokta" oluşumunu engelliyor ve tüm ürünlerin (özellikle hassas deniz ürünleri ve etin) güvenliğini sağlıyor. Yavuz Kayıkçıoğlu, geleceğin lojistiğinin sadece hızlı değil, aynı zamanda akıllı ve yeşil olmak zorunda olduğunu ekliyor: "Geliştirdiğimiz enerji verimli teknolojilerle, müşterilerimiz hem gıda güvenliğini en üst seviyede sağlıyor hem de yakıt maliyetlerini %45'e varan oranlarda düşürerek karbon ayak izlerini küçültüyor. Bu, hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik demektir. Biz, müşterilerimize sadece bir soğutma cihazı değil, taşıdıkları her bir ürünün tazeliğini, gıda güvenliğini ve marka itibarını koruyan komple bir güvence sistemi sunuyoruz." Sonuç olarak, sıcaklığa duyarlı gıda taşımacılığında doğru sıcaklık kontrolü, gelişmiş teknoloji, sürekli izleme ve yasal standartlara tam uyum gerektiren çok katmanlı bir süreçtir. Kayıkçı Klima gibi yerli teknoloji liderlerinin sunduğu yenilikçi çözümler, Türkiye'nin gıda güvenliği standartlarını yükseltirken, tüketicinin sofrasına ulaşan her gıdanın taze, besleyici ve güvenli olmasını sağlıyor. Soğuk Zincir ve Gıda Güvenliği Hakkında Önemli Bilgiler Soğuk zincirde sıcaklık kontrolü neden hayati önem taşır? Gıda güvenliğinde en kritik faktör sıcaklıktır. Patojen mikroorganizmalar belirli sıcaklık aralıklarında hızla çoğalır. Kesintisiz bir soğuk zincir yönetimi, bakteriyel gelişimi durdurarak gıdaların besin değerini korur ve halk sağlığını tehdit eden riskleri ortadan kaldırır. Gıda israfını önlemede sıcaklık takibinin rolü nedir? Dünya genelinde gıda israfının büyük bir kısmı lojistik ve depolama sırasındaki hatalı sıcaklık yönetiminden kaynaklanır. Dijital sensörler ve anlık sıcaklık izleme sistemleri sayesinde olası değişimlere anında müdahale edilerek ürünlerin bozulmadan rafa ulaşması sağlanır. Soğuk zincir kırılırsa gıdalarda ne gibi değişiklikler olur? Soğuk zincirin kırılması (sıcaklık dalgalanması), gıdada fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik bozulmalara yol açar. Ürünün rengi, dokusu ve tadı değişebileceği gibi, gözle görülmeyen bakteri oluşumu nedeniyle ciddi gıda zehirlenmesi riski ortaya çıkar. Tarladan sofraya güvenli gıda süreci nasıl işler? Bu süreç, hasat veya üretim anından itibaren başlar. Ürünlerin soğutuculu araçlarla taşınması, uygun derecelerde depolanması ve market raflarında da bu ısının korunması gerekir. Teknolojik altyapı ile desteklenen bu bütünleşik sürece uçtan uca soğuk zincir denir. #### Soğuk Zincirde Yarım Asırlık Güven: Kayıkçı Klima'nın Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Vizyonu Kayıkçı Klima Yönetim Kurulu Başkanı Endüstri Mühendisi Yavuz Kayıkçıoğlu ile Soğuk Zincir Sektörünü ve Geleceğini Konuştuk 1975'ten bu yana frigorifik taşımacılık sektörünün öncü isimlerinden Kayıkçı Klima'nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Endüstri Mühendisi Yavuz Kayıkçıoğlu, kurumsalmedya.com'a özel verdiği röportajda, 50 yıla yaklaşan köklü geçmişlerini, sektörü dönüştüren inovasyonlarını ve global vizyonlarını paylaştı. "Endüstri Mühendisliği, Vizyonumuzu Şekillendirdi" Sayın Kayıkçıoğlu, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Endüstri mühendisliği formasyonunun Kayıkçı Klima'nın bugünkü başarısındaki rolü nedir? Endüstri mühendisliği sadece bir diploma değil, aslında bir düşünce sistemidir. Bu eğitim bana süreçleri analiz etme, verimliliği maksimize etme ve sistemsel düşünme yeteneği kazandırdı. Süreç optimizasyonu, verimlilik analizi, kalite yönetimi gibi konularda aldığım eğitim, Kayıkçı Klima'yı bugünkü konumuna taşıyan temel faktörlerden biri oldu. 1975 yılında başlayan şirketimizin yolculuğunda da var olan ve şimdi de 2. kuşak olarak bizim mühendislik perspektifimiz sayesinde sadece ürün üreten değil, sektörün ihtiyaçlarını öngören ve çözümler geliştiren bir firma haline geldik. Bir soğutma cihazı üretirken sadece termodinamik hesapları yapmıyoruz; aynı zamanda üretim süreçlerini optimize ediyor, müşteri ihtiyaçlarını analiz ediyor ve gelecekteki trendleri öngörüyoruz. Sadece "nasıl üretiriz?" değil, "neden üretiriz?", "kim için üretiriz?" ve "gelecekte ne üretmeliyiz?" sorularını sürekli sorduk. Bu sistematik yaklaşım sayesinde, bugün hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın güvenilir çözüm ortağı haline geldik. Kayıkçı Klima'nın başarısının temelinde, mühendislik disiplininin getirdiği analitik bakış açısı ve sürekli iyileştirme felsefesi yatıyor. "1975'ten 2025'e: Öncülük ve Dönüşüm Hikayemiz" Kayıkçı Klima'nın yarım asırlık serüveninde öne çıkan dönüm noktaları nelerdir? Hikayemiz aslında Türkiye'nin sanayileşme hikayesiyle paralel ilerliyor. Kayıkçı Klima, 1975 yılında soğutma teknolojileri alanında faaliyet göstermek üzere kuruldu. 1985'te oto klima sektörüne adım attık. Bu deneyim, bize mobil soğutma sistemleri konusunda çok değerli bir bilgi birikimi ve know-how kazandırdı. 1992 yılı bizim için gerçek bir milat oldu; kendi markamızla frigorifik soğutma sistemleri üretmeye başladık. O dönemde Türkiye'de bu alanda yerli üretim yapan çok az firma vardı. Biz sadece üretmekle kalmadık, aynı zamanda sektörün standartlarını da belirledik. 2010'lu yıllarda geliştirdiğimiz araç motorundan bağımsız çalışan sistemler, sektörde bir devrim niteliğindeydi. 2010'dan sonra ise sürdürülebilirlik odaklı Ar-Ge çalışmalarımız hız kazandı. Bugün 30'dan fazla ürün grubuyla, AT Serisi, MAXLINE Serisi ve MAX Serisi gibi farklı ihtiyaçlara özel çözümlerimizle sektörün en geniş ürün yelpazesine sahibiz. Bu süreçte hiçbir zaman sadece üretici olmadık; her zaman sektörün nabzını tutan, ihtiyaçları öngören ve teknolojik gelişmelere öncülük eden bir marka olduk. "Sektörü Takip Etmiyoruz, Yön Veriyoruz" "Sektörü bilen değil, sektörü belirleyen bir firmayız" mottonuz oldukça iddialı. Bu iddiayı nasıl temellendiriyorsunuz? Bu söylem, sadece bir slogan değil, 50 yıllık tecrübemizin manifestosu ve birikimimizin somut bir ifadesi. Türkiye'de ilk kez tam otomatik defrost sistemini biz geliştirdik ve uyguladık. Araç motorundan bağımsız, %100 elektrikli çalışan frigorifik sistemleri ilk biz ürettik. Ar-Ge ve inovasyon desteği alarak geliştirdiğimiz, Türkiye'de ilk ve tek sadece bizde olan mono blok Compact ürünümüz sayesinde, kabin içinde maksimum alanı kullanabilmektedir.  Ekstra 1 palet alanı kadar tasarruf sağlanmaktadır. Bu firmalar için büyük bir avantaj sağlamaktadır. -25°C ile +16°C arasında hassas sıcaklık kontrolü sağlayan akıllı ısı kontrol sistemlerimiz, sektörde bir ilkti. Ayrıca özel ihtiyaçlar doğrultusunda sıcaklık değerini +30 dereceye kadar çıkarabilme özelliğiyle ısıtma fonksiyonu da sunuyoruz. Bu özellik dış ortamın ülkemizde bazı soğuk bölgelerde -30 derecelerde olması durumunda, dış ortam ile iç ortamın sıcaklığını dengeleyip istenen dereceye ulaştırabilmek için gerekli olmaktadır. Özellikle soğuk bölgelerde faaliyet gösteren ilaç sektöründe, bazı ilaçlar için derecenin yeterli olmadığı durumlarda bu özellik kritik önem taşıyor. Bu sistemin mühendisliği ve Ar-Ge'si tamamen firmamıza aittir. Benzer özellik sunan birkaç firma bulunsa da, hacme bağlı olarak çok kısa sürede bu sıcaklık değerlerine ulaşabilme kabiliyeti sadece bizim ürünlerimizde mevcuttur. Örneğin, 100'ün üzerinde araca sahip büyük bir ilaç firması, sadece bu benzersiz çözümümüz sayesinde bizi tercih etmiştir. Akıllı ısı kontrol sistemleri, uzaktan izleme teknolojileri entegre edilebilir yapılarımız ile müşterilerimize özel çözümler ürettik. Bugün sektördeki birçok firma bizim 10 yıl önce geliştirdiğimiz teknolojileri yeni yeni uygulamaya başlıyor. Bu da gösteriyor ki biz sektörün nabzını tutmakla kalmıyor, nabzını belirliyoruz. Sadece ürün üretmiyoruz, aynı zamanda sektörün standartlarını belirliyoruz. AB regülasyonlarına uygun R452A gazlı sistemlerimiz, Avrupa'da bile örnek gösteriliyor. Taşımacılık yönetmeliklerine tam uyum gösteren sistemlerimizle, sadece mevcut ihtiyaçları karşılamıyor, gelecekteki trendleri öngörüp bugünden çözümler üretiyoruz. "Soğuk Zincir, Modern Yaşamın Görünmeyen Kahramanıdır" Ürünlerinizin kullanım alanları ve kritik önemi hakkında bilgi verir misiniz? Soğuk zincir, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası ve görünmeyen kahramanıdır. Sabah sofranızdaki taze sütten, hayat kurtaran aşılara; marketlerdeki dondurulmuş gıdalardan, sağlık alanındaki kritik operasyonlarına kadar her alanda bizim sistemlerimiz görev yapıyor. Frigorifik ürünlerimiz; gıda, ilaç, sağlık, dondurulmuş ürünler, taze sebze-meyve, süt ve et ürünleri, aşı, kan ürünleri, kimyasal maddeler, çiçek ve hatta sanat eserlerinin taşınmasında kullanılıyor. +2-8°C arasında taşınması gereken biyolojik ilaçlara kadar her türlü hassas yükün güvenli taşınmasını sağlıyoruz. Sistemlerimiz, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) standartlarına uygun şekilde, kesintisiz soğuk zincir sağlıyor. Bir kez bile zincirin kırılması, milyonlarca liralık ürünün veya hayat kurtaran ilaçların kullanılamaz hale gelmesi anlamına geliyor. Gıda güvenliği açısından da sistemlerimiz hayati önem taşıyor. Türk Gıda Kodeksi ve uluslararası ATP anlaşmasına uygun ürettiğimiz sistemler, gıdaların üretimden tüketime kadar olan süreçte bozulmadan ulaşmasını garanti altına alıyor. Müşterilerinize ne gibi avantajlar sunuyorsunuz? Müşterilerimize sunduğumuz avantajlar: Maksimum Güvenilirlik: Zorlu iklim koşullarında bile kesintisiz performans Enerji Verimliliği: Araç motorundan bağımsız sistemlerle yakıt tasarrufu Uzun Ömür: Ekstra sağlamlık sağlayan gövde yapısı ve 20 yıl kullanım ömrü garantisi Kolay Kullanım: Ergonomik tasarım ve kullanıcı dostu kontrol panelleri Hızlı Servis: Türkiye genelinde 7 bölgede yaygın servis ağı 2 Yıl Garanti: Ürün kalitemize olan güvenimizin göstergesi "Avrupa'da Türk Mühendisliğinin Gücünü Temsil Ediyoruz" Avrupa pazarındaki konumunuz ve rekabet gücünüz hakkında neler söyleyebilirsiniz? İsviçre'yi Avrupa operasyonlarımızın merkezi olarak konumlandırdık. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve İtalya'da çalışmalarımız var. AB regülasyonlarına tam uyumlu R452A gazlı sistemlerimizle Avrupa standartlarının ötesine geçiyoruz. Avrupa'daki başarımızın sırrı, sadece kaliteli ürün üretmek değil, aynı zamanda yerel regülasyonlara hızla uyum sağlayabilmemiz ve satış sonrası hizmet kalitemiz. Her ülkenin kendine özgü standartları var ve biz bu standartların hepsini karşılayacak esnekliğe sahibiz. Avrupa'daki müşterilerimiz, bir Türk markasının Alman ve İtalyan rakiplerinden daha kaliteli ürün ve hizmet sunabildiğini görünce şaşırıyorlar. Bu da bize ayrı bir gurur veriyor. İhracat stratejimiz sadece ürün satmak değil, uzun vadeli partnerlikler kurarak Kayıkçı Klima'yı global bir marka haline getirmek üzerine kurulu. "Sürdürülebilirlik, DNA'mızda Var" Çevre dostu üretim ve sürdürülebilirlik stratejinizi detaylandırır mısınız? Sürdürülebilirlik bizim için bir pazarlama aracı değil, kurumsal DNA'mızın parçası. Sürdürülebilirlik bizim için üç boyutlu bir kavram: çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik. Çevresel Sürdürülebilirlik: %100 elektrikli sistemlerle fosil yakıt bağımlılığını sıfırlama ve yılda binlerce ton CO2 salımını engelleme Düşük GWP'li (Küresel Isınma Potansiyeli) gazlara geçiş ve ozon tabakasını koruma Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla uyumlu sistemler ve güneş paneli entegrasyonlu hibrit modeller üzerine Ar-Ge çalışmalarımız Geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı (%87'si geri dönüştürülebilir) Sessiz çalışma teknolojileriyle gürültü kirliliğini azaltma ve şehir içi çevre korunması Ekonomik Sürdürülebilirlik: Enerji verimli sistemlerle işletme maliyetlerini düşürme (%45'e kadar yakıt gideri azalması) Uzun ömürlü ürünlerle yenileme ihtiyacını azaltma Akıllı ısı yönetimi ile enerji optimizasyonu ve rota optimizasyonu ile lojistik verimliliği artırma Toplam sahip olma maliyetini minimize etme Sosyal Sürdürülebilirlik: BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine uyum Doğrudan ve dolaylı istihdam sağlama Toplumsal fayda projeleri ve yerel istihdama katkı Üniversitelerle iş birliği içinde genç mühendisler yetiştirme Meslek liselerinde Kayıkçı Klima atölyeleri kurarak teknik eğitime destek olma "Teknoloji ve İnovasyon, DNA'mızın Parçası" Ar-Ge çalışmalarınız ve gelecek teknolojileri hakkında neler paylaşabilirsiniz? Ciromuzun %10'unu Ar-Ge'ye ayırıyoruz ki bu sektör ortalamasının çok üzerinde bir oran. Ar-Ge departmanımız, sürekli olarak daha kompakt, daha verimli ve daha akıllı çözümler üzerinde çalışıyor. Şu anda üzerinde çalıştığımız projelerden bazıları: 1. IoT Entegrasyonu ve Yapay Zeka: Sistemlerimiz artık sadece soğutmuyor, aynı zamanda düşünüyor. Yük tipini tanıyan, dış hava koşullarına göre kendini optimize eden, uzaktan izleme ve kontrol sistemleri geliştiriyoruz. 2. Dijital İkiz Teknolojisi: Sanal ortamda performans simülasyonları yaparak sistemlerimizi optimize ediyoruz. 3. AI Destekli Öngörücü Bakım: Arıza öncesi uyarı sistemleri ile bakım maliyetlerini minimize ediyoruz. 4. Hibrit Enerji Sistemleri: Güneş paneli entegrasyonlu modeller ile yenilenebilir enerji kullanımını artırıyoruz. 5. Modüler Tasarım: Kolay bakım ve yükseltme imkanı sağlayan sistemler geliştiriyoruz. "Geleceğin Soğuk Zinciri" Sektördeki 50 yıllık tecrübenizle, gelecek 10 yılda frigorifik taşımacılığı nasıl değişecek? Önümüzdeki 10 yılda sektörü şekillendirecek ana trendler: Tam Elektrifikasyon: Frigorifik sistemlerin çok büyük bir bölümü elektrikli olacak ve karbon nötr taşımacılık standart hale gelecek Otonom Soğutma Yönetimi: AI destekli sistemler yükün türüne göre otomatik ayarlama yapacak Blockchain ile İzlenebilirlik: Soğuk zincirin her aşaması şeffaf olarak takip edilecek Sürdürülebilirlik Zorunluluğu: Çevre dostu çözümler zorunluluk haline gelecek Kişiselleştirilmiş Çözümler: Her müşteriye özel modüler sistemler yaygınlaşacak "Genç Nesile Öneriler" Genç mühendislere ve girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Genç meslektaşlarıma üç temel tavsiyem var: Sistematik Düşünün: Endüstri mühendisliğinin en büyük kazanımı, olaylara bütünsel bakabilmektir. Her problemi sistem olarak değerlendirin. Sürekli Öğrenin: Teknoloji hızla değişiyor, kendinizi sürekli güncelleyin. Hayat boyu öğrenme felsefesini benimseyin. Sürdürülebilirliği Öncelik Yapın: Gelecek, çevreye duyarlı çözümlerde. Her projede sürdürülebilirlik kriterlerini göz önünde bulundurun. "Neden Kayıkçı Klima?" Son olarak, neden Kayıkçı Klima tercih edilmeli? Kayıkçı Klima'yı tercih etmek demek: 50 yıllık tecrübe ve güvene ortak olmak Sektörün en geniş ürün yelpazesine erişmek Türkiye'nin her noktasında kesintisiz servis almak Avrupa standartlarında kaliteye sahip olmak Sürdürülebilir geleceğe katkı sağlamak demektir. Biz sadece frigorifik üreten bir firma değiliz; soğuk zincirin güvenilir ortağı, teknolojinin öncüsü ve sürdürülebilir geleceğin mimarlarıyız. 50 yıllık birikimimizle, müşterilerimize sadece ürün değil, güven ve kalite vadediyoruz. Kayıkçı Klima Hakkında Kayıkçı Klima, araç üstü frigorifik soğutma sistemleri üreten bir firmadır. Gıda ve diğer sıcaklığa duyarlı ürünlerin taşınması sırasında soğuk zincirin korunmasını sağlayan sistemler geliştirir. Market zincirleri, et ve süt ürünleri üreticileri, dondurulmuş gıda şirketleri ve lojistik firmalarının araçlarına monte edilen bu sistemler, hassas sıcaklık kontrolü sağlar. Firma, Türkiye'de frigorifik taşımacılık sektörünün öncülerinden biri olup, araç motorundan bağımsız elektrikli sistemler ve otomatik defrost gibi teknolojileri ilk geliştiren firmalar arasındadır. Bilgi için : https://kayikciklima.comE-mail : yavuz@kayikciklima.com Telefon : +90 541 790 59 20 English Summary : Kayıkçı Klima Expands into Europe with 50 Years of Expertise in Refrigerated Transport Turkey's leading manufacturer of refrigeration systems accelerates global growth with a strong focus on sustainable technologies. Kayıkçı Klima, one of Turkey's most established brands in the refrigerated transport sector, is advancing its European growth strategy backed by half a century of experience. Founded in 1975, the company now operates in Germany, France, the Netherlands, Belgium, and Italy through its Switzerland-based network. Engineering-Driven Leadership Yavuz Kayıkçıoğlu, Industrial Engineer and Chairman of Kayıkçı Klima, highlights the crucial role of engineering mindset in the company's success. “Industrial engineering is not just a diploma; it is a way of thinking. Thanks to this approach, we have become a trusted solution partner for customers in both Turkey and Europe,” says Kayıkçıoğlu, adding that the company is “not following the sector, but leading it.” A major milestone came in 1992 when Kayıkçı Klima began manufacturing refrigeration systems under its own brand. In 2010, the company revolutionized the sector by launching vehicle engine-independent systems. Industry Firsts in Turkey Kayıkçı Klima has introduced several groundbreaking innovations in Turkey: The first fully automatic defrost system 100% electric refrigeration systems independent of vehicle engines Smart temperature control systems providing precise regulation between -25°C and +30°C Mono-block Compact products offering extra pallet space inside the vehicle cabin Its heating function, crucial for pharmaceutical transport in regions as cold as -30°C, provides a unique solution. A major pharmaceutical company with a fleet of over 100 vehicles reportedly selected Kayıkçı Klima specifically for this capability. The Critical Role of the Cold Chain Serving a wide spectrum of applications—from food safety to pharmaceutical logistics—Kayıkçı Klima ensures secure transport of biological medicines, vaccines, blood products, fresh foods, and even artwork. Compliant with both the Turkish Food Codex and the international ATP agreement, the company offers products with a 20-year service life and a 2-year warranty. Growth with Sustainability at Its Core Kayıkçıoğlu emphasizes that sustainability is embedded in the company’s DNA. Through its fully electric systems, Kayıkçı Klima prevents thousands of tons of CO₂ emissions annually while transitioning to low-GWP refrigerants to further minimize environmental impact. Its energy-efficient systems help customers save up to 45% on fuel, and 87% of its products are manufactured from recyclable materials. Strong Focus on R&D Investing 10% of its annual revenue in R&D—well above the industry average—the company is developing solutions involving IoT integration, AI-powered systems, digital twin technology, and hybrid models with solar panel integration. Vision for the Future Kayıkçıoğlu predicts that within the next decade, refrigerated transport will be fully electrified, with AI-driven autonomous cooling and blockchain-based traceability becoming industry standards. With an extensive service network across seven regions in Turkey and more than 30 product groups, Kayıkçı Klima offers the widest range of solutions in the sector. Its AT Series, MAXLINE Series, and MAX Series are all manufactured to European standards, using R452A refrigerant fully compliant with EU regulations. Backed by 50 years of experience and an innovation-oriented vision, Kayıkçı Klima continues to showcase the strength of Turkish engineering in global markets. Kayıkçı Klima ve Soğuk Zincir Hakkında Merak Edilenler Kayıkçı Klima soğuk zincir sektöründe hangi çözümleri sunuyor? Yarım asırlık tecrübesiyle Kayıkçı Klima, gıda ve ilaç taşımacılığında kritik öneme sahip olan frigorifik araç soğutucuları ve iklimlendirme sistemleri üretmektedir. Marka, yerli üretim gücüyle soğuk zincir lojistiğinin kesintisiz devam etmesini sağlayan teknolojik çözümler geliştirmektedir. Kayıkçı Klima'nın teknoloji ve Ar-Ge vizyonu nedir? Sektördeki 50 yıllık deneyimini yeni nesil teknolojilerle birleştiren Kayıkçı Klima, araç içi soğutma sistemlerinde enerji verimliliğini artıran ve dijitalleşmeye uyumlu Ar-Ge çalışmaları yürütmektedir. Soğuk zincir taşımacılığında sürdürülebilirlik neden önemlidir? Lojistik sektöründe karbon ayak izini azaltmak için soğutma ünitelerinin enerji tüketimi kritik bir faktördür. Kayıkçı Klima gibi üreticilerin geliştirdiği çevre dostu ve yüksek verimli soğutma teknolojileri, taşımacılıkta yakıt tasarrufu sağlayarak yeşil lojistik hedeflerine katkıda bulunur. Frigorifik araç nedir ve neden özel klima gerektirir? Isı hassasiyeti olan ürünleri taşıyan yalıtımlı araçlara frigorifik araç denir. Bu araçlarda kullanılan standart klimalar değil, Kayıkçı Klima'nın uzmanlık alanı olan, hassas derece kontrolü yapabilen profesyonel mobil soğutma üniteleri kullanılmalıdır. #### Standart Cıvata, Avrasya Pencere Fuarı’nda Sektörün Nabzını Tuttu Norm Holding’in ticaret operasyonlarını yöneten şirketi STD, 15–18 Kasım tarihlerinde TÜYAP’ta düzenlenen Avrasya Pencere Fuarı’na güçlü bir katılım gerçekleştirerek sektördeki liderliğini bir kez daha pekiştirdi. Norm Holding bünyesinde global büyümesini sürdüren şirket, dört gün boyunca hem sektör profesyonelleriyle hem de uluslararası ziyaretçilerle yoğun etkileşim yaşadı. Bu yılki fuar, STD için hem marka görünürlüğünün güçlendiği hem de ticari fırsatların zenginleştiği bir platform oldu. Pen sistemleri alanındaki yenilikleri yerinde değerlendiren şirket, sektördeki dönüşümün ihtiyaçlarına uygun ürün gamını daha da ileri taşımak adına önemli iç görüler elde etti. Fuar boyunca 200’ün üzerinde verimli görüşme gerçekleştiren STD; Karbosan ve Baymax gibi sektörün güçlü oyuncularıyla yeni iş ortaklıklarını duyurarak geleceğe dönük iş birlikleri için stratejik adımlar attı. Ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gören standa gelen profesyoneller, şirketin yenilikçi ürünlerini inceleme fırsatı buldu ve farklı ülkelerden gelen müşterilerle yapılan temaslar, markanın ihracat potansiyeline önemli katkı sağladı. Standart Cıvata Pazarlama Direktörü Özkan Karaoğlu, fuara ilişkin değerlendirmesinde “Avrasya Pencere Fuarı, hem sektörün nabzını tutmamız hem de yeni iş fırsatları yaratmamız açısından son derece verimli geçti. 200’den fazla görüşmede iş ortaklarımızdan değerli geri bildirimler aldık, yeni bağlantılar kurduk; ayrıca ihracat ve ithalat tarafında önemli potansiyeller keşfettik. STD olarak yenilikçi ürünlerimizle bu ekosisteme değer katmaya ve küresel ölçekte büyümeye devam edeceğiz. Fuar süresince pek çok yeni müşteri ilişkisi geliştirdik. Önümüzdeki dönemde hem Pen sektöründe hem de farklı segmentlerde pazar payını artırmaya yönelik çalışmalarımızı hızlandırmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. STD Hakkında: 1982 yılında Norm Holding bünyesinde faaliyete başlayan STD; inşaat, tarım, otomotiv, beyaz eşya, enerji, mobilya, pvc, solar, telekomünikasyon, maden, denizcilik, makine ve çeşitli sektörlerde çözümün bir parçası olmaya devam ediyor. STD; yurt içinde İzmir, Manisa, Kocaeli ve Ankara’da bulunan toplam 45.000 adet palet kapasitesine sahip lojistik merkezleri ile 67 şehre ve 50’den fazla ülkeye ürünlerini ulaştırıyor. https://standartcivata.com.tr #### Stratejik Tıkanıklığın Maliyeti: Karar Süreçlerinde "Dış Göz" Etkisi İş dünyasının değişmez paradoksu "zaman ve karar" ilişkisi, modern yöneticilerin en büyük sınavı olmaya devam ediyor. Şirketlerin büyüme hızını yavaşlatan en büyük faktörün yanlış kararlardan ziyade, "karar alamama" süreçleridir. Kurumsal yapılarda sıkça rastlanan ve literatürde "işletme körlüğü" olarak adlandırılan durum, yöneticilerin operasyonel detaylar arasında büyük resmi kaybetmesine neden olabiliyor. Tam bu noktada, danışmanlığın sadece bir bilgi aktarımı değil, bir "zaman kazandırma" aracı da olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Kararsızlık süreçlerinin, işletmelere görünmeyen maliyetler yüklediğini gören profesyoneller, dışarıdan alınan desteğin bir lüks değil, stratejik bir kaldıraç olduğunu biliyorlar. Bu konudaki yaklaşımımızı en iyi özetleyen prensip şudur: "İşletme körlüğü, kararsızlığın en büyük besin kaynağıdır. Bazen aylarca süren stratejik tıkanıklığı açmak için gereken tek şey, masanın diğer tarafındaki profesyonel bir bakış açısıdır." Bir işletme sahibinin veya yöneticinin aylarca zihnini meşgul eden, toplantı masalarında defalarca konuşulup sonuca bağlanamayan konular; genellikle sektörel deneyimi yüksek, duygusal bağlardan arınmış ve objektif bir uzmanın masaya oturmasıyla dakikalar içinde çözüme kavuşabiliyor. Çünkü çözüm genellikle sorunun karmaşıklığında değil, bakış açısının netliğinde gizlidir. Neden Profesyonel Bir Ortak? Aylarca süren "Acaba?" soruları, pazar payı kaybına ve motivasyon düşüklüğüne yol açar. Kenan Altun & Partners olarak bizler, sadece tavsiye veren bir kurum değil, işletmenizin karar alma kaslarını güçlendiren stratejik bir ortak olarak konumlanıyoruz. Süreci kısaltmak, riski minimize etmek ve kararsızlığın getirdiği ataletten kurtulmak isteyen liderler için "doğru soru" ve "doğru yönlendirme" hayati önem taşıyor. İletişim ve Çözüm Ortaklığı Siz de işletmenizde aylardır sürüncemede kalan konuları netliğe kavuşturmak ve stratejik yol haritanızı deneyimli bir bakış açısıyla yeniden çizmek istiyorsanız, bizimle iletişime geçebilirsiniz. Unutmayın; çözüme giden yol, bazen sadece bir kahve molası kadar kısa, ancak profesyonel bir bakış açısı kadar derindir. Kenan Altun & Partnersinfo@kenanaltun.com Yönetim Danışmanlığı ve Stratejik Karar Alma Süreçleri İş dünyasında "Stratejik Tıkanıklık" ne anlama gelir? Şirketlerin büyüme hızını yavaşlatan temel faktör yanlış kararlar değil, karar alamama süreçleridir. Yöneticilerin operasyonel detaylar arasında boğulup büyük resmi görememesi, aylarca süren bir kararsızlığa ve işletmeye görünmeyen maliyetler yükleyen bir tıkanıklığa neden olur. "İşletme Körlüğü" yöneticileri nasıl etkiler? Literatürde sıkça geçen bu kavram, yöneticilerin işin içine aşırı dahil olmaları nedeniyle sorunları objektif görememesi durumudur. Bu körlük, kararsızlığın en büyük besin kaynağıdır ve basit çözümlerin bile karmaşık görünmesine yol açarak pazar payı kaybına neden olabilir. Karar süreçlerinde "Dış Göz" neden önemlidir? Duygusal bağlardan arınmış, sektörel deneyimi yüksek ve objektif bir uzman; şirket içinde aylarca tartışılan konuları net bir bakış açısıyla dakikalar içinde çözüme kavuşturabilir. Dış göz, sorunun karmaşıklığına değil, çözümün netliğine odaklanan bir zaman kazandırma aracıdır. Danışmanlık hizmeti bir lüks müdür? Hayır, modern iş dünyasında profesyonel destek almak bir lüks değil, stratejik bir kaldıraçtır. Kararsızlık süreçlerinin maliyeti, danışmanlık yatırımından çok daha yüksektir. Doğru yönlendirme, işletmeyi ataletten kurtararak rekabet avantajı sağlar. Kenan Altun & Partners işletmelere nasıl bir değer katar? Sadece teorik tavsiye veren bir kurum değil, işletmenin karar alma kaslarını güçlendiren bir stratejik ortak olarak konumlanır. Amaç; süreci kısaltmak, riski minimize etmek ve yöneticilerin zihnini meşgul eden "Acaba?" sorularını net cevaplara dönüştürmektir. Sorunların çözümü neden "bakış açısında" gizlidir? Çünkü çoğu zaman sorunlar sanıldığı kadar karmaşık değildir. Sorunu çözümsüz kılan, içerideki ekibin olaylara aynı pencereden bakmasıdır. Profesyonel bir bakış açısı, masanın diğer tarafından bakarak stratejik yol haritasını yeniden çizer. Stratejik ortaklık ile motivasyon arasında nasıl bir ilişki vardır? Aylarca sürüncemede kalan konular, ekiplerde ve liderlerde motivasyon düşüklüğü yaratır. Deneyimli bir ortakla konuların netliğe kavuşması, belirsizliği ortadan kaldırır ve organizasyona yeniden dinamizm ve odaklanma gücü kazandırır. #### Su Stresi Artıyor: Türkiye ve Sanayi İçin Kritik Uyarı Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde 4 milyar insan yılın en az bir döneminde su stresi yaşıyor. 22 Mart Dünya Su Günü ise suyun hayati önemine dikkat çekerek sürdürülebilir ve adil kullanımın gerekliliğini vurguluyor. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.300 m³ seviyesinde olup, ülke su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda su varlıklarında azalma riski, tarım, sanayi ve enerji başta olmak üzere birçok sektörde verimlilik odaklı dönüşümü zorunlu kılıyor. Türkiye’de toplam su tüketiminin %77’si tarımda gerçekleşirken, sulama veriminin %52 seviyesinde kalması önemli bir iyileştirme alanına işaret ediyor. Su riski yalnızca çevresel bir konu olmaktan çıkarken, şirketler açısından operasyonel ve finansal sonuçlar doğuran stratejik bir başlık haline geliyor. Su verimliliğine yatırım yapmayan işletmelerin, özellikle gıda, tekstil, kimya ve metal sektörlerinde rekabet gücünü kaybetme riski artıyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü ve Çevre Mühendisi Orhan Atacan konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:“Su riski, artık yalnızca çevresel bir başlık değil; şirketlerin üretim sürekliliğini, maliyet yapısını ve tedarik zinciri dayanıklılığını doğrudan etkileyen stratejik bir unsurdur. Su verimliliğine yatırım yapmayan işletmeler, önümüzdeki dönemde sadece artan maliyetlerle değil, aynı zamanda üretim kesintileri, kalite sorunları ve pazar kayıpları gibi çok daha ciddi sonuçlarla karşılaşabilir. Bu nedenle su yönetimi, kurumların sürdürülebilirlik ve risk yönetimi stratejilerinin merkezinde konumlandırılmalıdır.” #### Su Yönetiminde Radikal Dönüşüm Şart Türkiye’de Su Tüketiminin %75-80’i TarımdaTürkiye, tarımsal sulamada dünyada en fazla su tüketen ülkelerden biri. Ülke genelinde toplam su tüketiminin yüzde 75’inden fazlası  tarımda kullanılıyor. Ancak geleneksel sulama yöntemlerinin verimsizliği, su kaynaklarının hızla tükenmesine yol açıyor. Uzmanlar, modern sulama teknolojileri ile bu oranı yüzde 35 oranında azaltabileceğimizi belirtiyor. Orhan Atacan: "Su Verimliliği, Hem Çevre Hem Ekonomi İçin Kritik" Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, suyun verimli kullanılması gerektiğine vurgu yaparak, “Salma sulama gibi eski yöntemler, suyun büyük kısmının kaybolmasına neden oluyor. Bu, çevreye büyük zarar veriyor ve tarımsal üretimi sürdürülemez hale getiriyor. Su yönetiminde köklü bir değişim şart” dedi. Modern Sulama Sistemleriyle Büyük Tasarruf Sağlanabilir Atacan, damla sulama ve yağmurlama sistemleri gibi modern sulama yöntemlerinin su verimliliğini yüzde 65 oranında artırabileceğini belirtiyor. Bu tür sistemlerle tarımda su tüketimi yüzde 35’e kadar azalabilir. Ancak Atacan, bunun sadece teknolojiyle değil, çiftçilere yönelik eğitim ve bilinçlendirme ile de mümkün olduğunu vurguluyor: “Teknolojinin tarıma adapte edilmesi tek başına yeterli değil. Çiftçilerin su tasarrufunun önemini anlaması ve bu yeni sistemlere uyum sağlaması gerekiyor.” Su Yönetiminde Yeni Yasal Düzenlemeler Gerekiyor Atacan, Türkiye’deki su yönetiminde atılması gereken en önemli adımların başında yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor: “Su tüketiminin etkin denetlenmesi, su kullanımını izleyen dijital sistemlerin kurulması ve tasarruf sağlayan uygulamalara teşviklerin verilmesi büyük önem taşıyor.” Tarımda Sürdürülebilir Dönüşüm Hem Çevresel Hem Ekonomik Faydalar Sağlayacak Orhan Atacan, suyun doğru yönetilmesinin yalnızca çevresel bir gereklilik değil, aynı zamanda ekonomik bir fırsat olduğunu da vurguluyor: “Su tasarrufu sağlayarak, tarımda daha verimli üretim yapmak mümkün. Sürdürülebilir bir su yönetimi, Türkiye'nin tarım sektörüne uzun vadeli bir rekabet avantajı kazandıracaktır.” Metsims Hakkında: Metsims Sustainability Consulting, küresel ve yerel ölçekte sürdürülebilirlik danışmanlığı alanında faaliyet gösteren bir firmadır. Kurumsal ve ürün düzeyinde karbon ayak izi raporlaması, yaşam döngüsü değerlendirmesi, sürdürülebilirlik raporlaması ve strateji geliştirme hizmetleri sunmaktadır. Firma, enerji, kritik hammaddeler ve yenilenebilir enerji konularında hem danışmanlık hem farkındalık oluşturma görevini üstlenerek, kurumların iklim hedeflerini desteklemektedir. #### Sun Tekstil’den 2023’ten Bu Yana Üretim ve Dijitalleşmeye 1,7 Milyar TL’lik Yatırım Avrupa’nın önde gelen moda markalarına yönelik üretimiyle öne çıkan Sun Tekstil, 2023 yılının ikinci çeyreğinden bu yana Ar-Ge projelerini de kapsayan yaklaşık 1,7 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdi. Şirket, bu yatırımlarla üretim altyapısını güçlendirirken, verimlilik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli kazanımlar elde etti. Satışlarının yüzde 90’ından fazlasını Avrupa pazarına, kendi koleksiyonlarıyla gerçekleştiren Sun Tekstil’in ana pazarlarını İspanya, İngiltere, Fransa ve İsveç oluşturuyor. Sun Tekstil, 2023 yılının ikinci çeyreğinden bu yana Ar-Ge projelerini de kapsayan toplam 1,7 milyar TL’lik yatırım ile üretim altyapısını, dijital yetkinliklerini ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünü hızlandırdı. Satışlarının yüzde 90’ından fazlasını Avrupa’nın önde gelen markalarına, kendi koleksiyonlarıyla gerçekleştiren Sun Tekstil, bu yatırımlarla rekabet gücünü daha da yukarı taşımayı hedefliyor. Sun Tekstil Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Melis Vekiloğlu, yatırımların üretimden tasarıma, lojistikten dijitalleşmeye kadar geniş bir çerçevede ele alındığını belirterek şunları söyledi: “2023’ün ikinci çeyreğinden bu yana, üretim altyapımızı güçlendirmek, verimliliğimizi artırmak ve dijital dönüşümümüzü hızlandırmak amacıyla yaklaşık 1,7 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdik. Bu kapsamda Ekoten’in Torbalı’daki yeni binasını devreye alarak üretim akışımızı optimize ettik. Kumaş çeşitliliğini artırmak için yeni üretim hatlarını ve çözümlü örgü makinelerini faaliyete aldık, numune üretimine başladık.” Torbalı OSB’de verimlilik ve lojistik avantajı Torbalı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yatırımların planlandığı şekilde ilerlediğini vurgulayan Vekiloğlu, “Torbalı OSB tesisimizde varlık kullanımı ve lojistik süreçlerinde önemli verimlilik sağladık. Ana yatırım fazını büyük ölçüde tamamladık. Bundan sonraki süreçte odağımız; dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik olacak” dedi. Sun Tekstil’in 3D tasarım teknolojileri ve yapay zekâ destekli desen araçlarını aktif biçimde kullandığını belirten Vekiloğlu, “Bu teknolojiler artık süreçlerimizin doğal bir parçası. Tasarım ve üretimin merkezine teknolojiyi koyarken, sürdürülebilirlikte hedef koyan değil, ölçülebilir sonuçlar üreten bir şirket olarak ilerliyoruz” ifadelerini kullandı. Avrupa’ya yakın tasarım ofisleriyle entegre çalışma modeli 1987 yılında kurulan Sun Tekstil’in örme kumaştan gündüz ve gece giyime uzanan geniş bir ürün gamına sahip ihracatçı bir firma olduğunu hatırlatan Vekiloğlu, şirketin pazarlardaki konumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Satışlarımızın yüzde 90’ından fazlasını Avrupa’nın önde gelen markalarına, kendi koleksiyonlarımızla gerçekleştiriyoruz. Ana pazarlarımız İspanya, İngiltere, Fransa ve İsveç. Bu pazarlara yakın konumlanan tasarım ofislerimiz sayesinde müşterilerimizle entegre bir şekilde çalışıyoruz. İngiltere, İspanya ve Türkiye’de toplam beş tasarım ofisimiz bulunuyor. Bağlı ortaklıklarımız Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK Limited ile entegre bir yapı içinde faaliyet gösteriyoruz. Ayrıca Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görüyoruz.” “Zorlayıcı bir yıla rağmen güçlü performans” 2025 yılının küresel belirsizlikler, artan maliyetler ve zayıf talep nedeniyle sektör açısından zorlayıcı geçtiğine dikkat çeken Vekiloğlu, “Buna rağmen Sun Tekstil olarak yılın ilk dokuz ayında disiplinli, kontrollü ve planlı yönetim anlayışımızla güçlü bir performans sergiledik. Çift haneli EBITDA marjını koruma hedefimiz doğrultusunda, finansal ve operasyonel istikrarımızı sürdürmeyi amaçlıyoruz” dedi. Tasarım, fonksiyon ve sürdürülebilirlik odağında yeni ürünler Yeni dönemde ürün geliştirme stratejilerinin üç temel eksende şekillendiğini vurgulayan Vekiloğlu, şunları söyledi: “Tasarım gücü, fonksiyonel kumaş teknolojileri ve sürdürülebilir üretim odağında ilerliyoruz. Müşteri segmentlerine özel hazırladığımız kapsül koleksiyonları, estetik tasarımın yanı sıra yüksek fonksiyonelliğe sahip kumaşlarla destekliyoruz. Yeni kumaş gruplarımızda düşük su tüketimi, geri dönüştürülmüş hammaddeler ve izlenebilir materyaller ön planda.” 3D tasarım ve yapay zekâ destekli ürün geliştirme altyapısının koleksiyon hazırlama süreçlerini hızlandırdığını belirten Vekiloğlu, “Bu sayede fiziksel numune ihtiyacını azaltıyor, maliyet avantajı sağlıyor ve markaların pazara çıkış süresini kısaltıyoruz. Sonuçta tüketiciler daha hızlı yenilenen ve güncel koleksiyonlara erişebiliyor” diye konuştu. “Entegre iş modelimizle fark yaratıyoruz” Sun Tekstil’i rakiplerinden ayıran en önemli unsurlardan birinin entegre iş modeli olduğunu vurgulayan Vekiloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Koleksiyonun ilk fikrinden nihai ürüne kadar tüm süreci yönetiyor, müşterilerimize uçtan uca çözüm sunuyoruz. Avrupa’daki güçlü konumumuzu korurken, ABD pazarında da sürdürülebilir büyümemizi sürdürüyoruz. Tasarım gücümüzü geniş Ar-Ge ve Ür-Ge yapılanmamızla destekliyoruz. İnsan kaynağına verdiğimiz önem, özellikle kadın istihdamı ve kadın liderliğine yönelik yaklaşımımız ise kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası.” Sun Tekstil A.Ş. Hakkında: Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan Sun Tekstil, 1987 yılından bu yana global markalara kadın giyim koleksiyonları tasarlıyor, üretiyor ve tedarik ediyor. İzmir’deki üretim tesisi ve konfeksiyon tedarikçileri aracılığıyla ayda 3 milyon adetin üzerinde üretim gerçekleştiren şirket, her ay 1000’e yakın yeni tasarım geliştiriyor ve üretiminin %90’ını ihraç ediyor. Avrupa ülkeleri, İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasına ürün gönderen Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil, ihracatçı kimliğiyle öne çıkıyor.  Her büyük müşteri grubuna özel bir satış ekibi ve 3 farklı ülkede hizmet veren 5 tasarım ofisine sahip olan Sun Tekstil, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre tasarım yapıyor. Şirketin en büyük müşterileri arasında Inditex grubu, H&M, Jimmy Key, Tesco, Kiabi, Marks&Spencer ve Next yer alıyor. Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK gibi bağlı ortaklıklarıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren Sun Tekstil, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan hazır giyim firması olan Sun Tekstil, 2024 yılı itibari ile konsolide 345 milyon Euro ciroya ulaşarak aktif büyümesini sürdürdü. #### Sun Tekstil’den 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Sürdürülebilir Geleceği Birlikte Tasarlıyoruz Sun Tekstil, bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil ile birlikte yürüttüğü sürdürülebilirlik faaliyetlerini kapsayan 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. 2024 yılında 1.300’ü aşkın çalışanıyla üç ülkede faaliyet gösteren Sun Tekstil, yıllık 300 milyon doların üzerinde ciroya ulaşırken, sürdürülebilirlik alanındaki kararlı adımlarıyla sektöre yön verdi. Yıl boyunca her ay ortalama 4.250 numune ve 850 yeni tasarım geliştiren şirket, ürünlerinin %75’ini sürdürülebilir hammaddelerle üreterek çevreye duyarlı üretim anlayışını daha da ileri taşıdı. Sun Tekstil, bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil ile birlikte yürüttüğü sürdürülebilirlik faaliyetlerini kapsayan 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Raporda; çevresel sorumluluk, sosyal etki, yönetişim ilkeleri ve dijital dönüşüm gibi birçok alanda elde edilen somut gelişmeler detaylı biçimde yer alıyor. Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, bu yılın raporunu değerlendirirken şunları söyledi: “Polikriz dönemlerinde bile sürdürülebilirlikten ödün vermedik. Attığımız her adım, sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de düşünerek planlanıyor. Üretimde şeffaflık, yapay zeka destekli inovasyon ve döngüsel tasarım gibi alanlarda sektöre öncülük etmekten gurur duyuyoruz.” Yıl Boyunca Her Ay Ortalama 4.250 Numune ve 850 Yeni Tasarım 2024 yılında ürünlerinin %75’ini sürdürülebilir hammaddelerle üreten Sun Tekstil, 2025’in ilk çeyreğinde bu oranı %94’e çıkardı. Tüm üretim süreçlerinde izlenebilirliği sağlayan sistemleri kullanarak çevresel etkisini minimize eden şirket, aynı zamanda malzeme seçiminden tasarım tekniklerine kadar uzanan süreçte döngüsel moda anlayışını merkezine alıyor. Yıl boyunca her ay ortalama 4.250 numune ve 850 yeni tasarım geliştiren şirket, dijital kumaş kütüphanesindeki kumaş sayısını bir yılda iki katına çıkararak 2.000’e ulaştırdı. 2024’te tasarımların %22’si üç boyutlu kalıp hazırlama yazılımları ile dijital ortamda hazırlanırken, Yapay Zeka Destekli Tasarım Platformu ile kurulan iş birliği sayesinde Kurumsal Girişimcilik Ödülleri’nde "En Etkili Kurum-Girişim İş Birliği" ödülü kazanıldı. 300 Milyon Doların Üzerinde Yıllık Ciro Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da dikkat çeken Sun Tekstil, yönetim kurulunun %50’sini ve toplam çalışanlarının %69’unu kadın çalışanların oluşturduğu güçlü bir istihdam modeli ile öne çıkıyor. Üç ülkede faaliyet gösteren ve 1.300’ün üzerinde kişiyi istihdam eden şirketin yıllık cirosu ise 300 milyon doların üzerinde gerçekleşti. Kimyasal Ve Termo-Mekanik Geri Dönüşüm İş Birlikleri De Başlatıldı Üretim süreçlerinden kaynaklanan tekstil atıklarını azaltmak amacıyla geliştirilen endüstriyel simbiyoz projesi, şirketin çevre dostu yaklaşımının önemli bir yansıması oldu. 2024 yılında bu alanda kimyasal ve termo-mekanik geri dönüşüm iş birlikleri de başlatıldı. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik ile birlikte ilerlemesi gerektiğine inanan Sun Tekstil, koleksiyon geliştirme süreçlerinde müşterilerine dijital platformlar üzerinden hizmet sunarak tasarım sürecinde verimliliği artırıyor. Tüm bu çalışmalarla birlikte Sun Tekstil, Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde listelenmeye devam ederek sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığını bir kez daha tescillemiş oldu. Hazırlanan bu kapsamlı rapor, hem bugünün hem de geleceğin sorumlu tekstil anlayışına ışık tutuyor. Sun Tekstil A.Ş. Hakkında: Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan Sun Tekstil, 1987 yılından bu yana global markalara kadın giyim koleksiyonları tasarlıyor, üretiyor ve tedarik ediyor. İzmir’deki üretim tesisi ve konfeksiyon tedarikçileri aracılığıyla ayda 3 milyon adetin üzerinde üretim gerçekleştiren şirket, her ay 1000’e yakın yeni tasarım geliştiriyor ve üretiminin %90’ını ihraç ediyor. Avrupa ülkeleri, İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasına ürün gönderen Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil, ihracatçı kimliğiyle öne çıkıyor.  Her büyük müşteri grubuna özel bir satış ekibi ve 3 farklı ülkede hizmet veren 5 tasarım ofisine sahip olan Sun Tekstil, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre tasarım yapıyor. Şirketin en büyük müşterileri arasında Inditex grubu, H&M, Jimmy Key, Tesco, Kiabi, Marks&Spencer ve Next yer alıyor. Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK gibi bağlı ortaklıklarıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren Sun Tekstil, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan hazır giyim firması olan Sun Tekstil, 2024 yılı itibari ile konsolide 345 milyon Euro ciroya ulaşarak aktif büyümesini sürdürdü. #### Sun Tekstil’den Amerika Pazarı İçin 5 Milyon Dolar Yatırım, 25 Milyon Dolar Hedef Sun Tekstil, Orta Amerika’da hayata geçireceği 5 milyon dolarlık yatırım ile ABD pazarına daha yakın üretim hedefliyor. 2027’ye kadar 120 kişilik istihdam ve 25 milyon dolar ciro planlanıyor. Küresel ticarette artan jeopolitik riskler ve lojistik kırılganlıklar, üretim merkezlerinin yeniden konumlanmasını hızlandırırken; Sun Tekstil de bu dönüşümün bir parçası olarak sahaya iniyor. Sun Tekstil, Orta Amerika’da kuracağı üretim üssüyle 2027’ye kadar 120 kişilik istihdam ve 25 milyon dolar ciro hedefliyor. Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, “ABD pazarına yakın üretim artık rekabetin ana şartı” dedi. ABD Pazarına Stratejik Yakınlaşma Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, Sun Tekstil’in büyüme stratejisinde yeni bir sayfa açan Orta Amerika yatırımını değerlendirdi. Şirketin özellikle ABD’li müşterilerle güçlü bir iş hacmine sahip olduğunu belirten Ünlütürk, bu adımın pazara fiziksel olarak daha yakın olma ihtiyacından doğduğunu ifade etti. Son yıllarda küresel ticarette artan riskler, uzun tedarik zincirlerini daha kırılgan hale getirirken; markalar da üretimi daha yakın coğrafyalara kaydırma eğilimi gösteriyor. Bu dönüşümü erken okuyan Sun Tekstil, üretim gücünü Orta Amerika’ya taşıyarak rekabet avantajını artırmayı hedefliyor. 5 Milyon Dolarlık İlk Adım Planlanan yatırımın ilk fazında yaklaşık 5 milyon dolarlık bir bütçe ayrıldığını belirten Ünlütürk, kurulacak tesisin örgü ve boyama süreçlerini bir araya getiren entegre bir yapı olacağını söyledi. Bu yatırımın ölçek olarak kontrollü ancak stratejik açıdan kritik olduğuna dikkat çeken Ünlütürk, “Bu bizim için büyük bir sıçramadan ziyade doğru konumlanma adımı” değerlendirmesinde bulundu. Hedef 25 Milyon Dolar Ciro Yatırımın finansal hedefleri de netleşmiş durumda. Orta vadede fabrikanın yaklaşık 25 milyon dolar ciroya ulaşması planlanıyor. Bu hedef, özellikle ABD pazarına daha hızlı ve esnek hizmet verebilme kapasitesiyle desteklenecek. Ünlütürk, bölgesel üretimin müşteriler açısından da önemli avantajlar sunduğunu vurgulayarak, teslim sürelerinin kısalmasının ve lojistik risklerin azalmasının talebi artıracağını belirtti. İstihdamda Kademeli Büyüme Yatırımın yalnızca ticari değil, istihdam açısından da önemli bir etkisi olacak. İlk etapta sınırlı bir ekiple başlayacak operasyonun, 2027 yılı sonuna kadar 120 kişilik bir istihdama ulaşması hedefleniyor. Müşteriye Yakın Üretim Artık Zorunluluk” Bu büyümenin kademeli şekilde gerçekleşeceğini belirten Ünlütürk, yerel iş gücüyle çalışmanın bölgeye adaptasyonu hızlandıracağını ifade etti. Küresel tekstil sektöründe üretim stratejilerinin değiştiğine dikkat çeken Ünlütürk, özellikle ABD’li markaların tedarik zincirinde coğrafi yakınlığa daha fazla önem verdiğini söyleyerek, “Artık sadece kaliteli üretim yetmiyor. Müşteriye yakın olmak, hızlı teslimat ve esneklik sağlamak en az maliyet kadar kritik hale geldi.” Şeklinde konuştu. Türkiye Merkezli, Küresel Büyüme Modeli Sun Tekstil’in bu yatırımı, yurt dışına açılım stratejisinin bir parçası olarak konumlanıyor. Ancak Ünlütürk, şirketin odağının değişmediğinin altını çizerek, “Biz Türkiye merkezli bir şirketiz ve öyle kalacağız. Bu yatırım, küresel rekabette daha güçlü olmak için attığımız tamamlayıcı bir adım. Sun Tekstil’in Orta Amerika planı yalnızca kumaş üretimiyle sınırlı değil. Hazır giyim tarafında da bölgedeki fırsatları araştırıyoruz ve yerelden üretim modellerimizi genişletebiliriz.” dedi. Hazır Giyimde Yerel Üretim Araştırması Bu yaklaşımın, ABD pazarında daha güçlü bir konumlanma sağlayabileceği değerlendiriliyor. Küresel Risklere Karşı Coğrafi Avantaj Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde atılan bu adımın, Sun Tekstil’in risk dağılımı stratejisinin de bir parçası olduğuna dikkat çeken Ünlütürk, farklı coğrafyalarda üretim yapabilmenin şirketlere esneklik kazandırdığını vurgulayarak, “Doğru Yerde, Doğru Ölçekte Yatırım”  “Amacımız büyük yatırımlar yapmak değil, doğru yerde doğru ölçekte konumlanmak. Bu sayede hem müşterilerimize daha iyi hizmet veriyor hem de sürdürülebilir büyümeyi destekliyoruz.” diyerek sözlerini bitirdi. Sun Tekstil A.Ş. Hakkında: Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında. 249.sırada yer alan Sun Tekstil, 1987 yılından bu yana global markalara kadın giyim koleksiyonları tasarlıyor, üretiyor ve tedarik ediyor. İzmir’deki üretim tesisi ve konfeksiyon tedarikçileri aracılığıyla ayda 2,5 milyon adetin üzerinde üretim gerçekleştiren şirket, her ay 700 yeni tasarım geliştiriyor ve üretiminin %90’ını ihraç ediyor. Avrupa ülkeleri, İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasına ürün gönderen Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil, ihracatçı kimliğiyle öne çıkıyor.  Her büyük müşteri grubuna özel bir satış ekibi ve 3 farklı ülkede hizmet veren 5 tasarım ofisine sahip olan Sun Tekstil, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre tasarım yapıyor. Şirketin en büyük müşterileri arasında Inditex grubu, H&M, Jimmy Key, Tesco, Kiabi, Marks&Spencer ve Next yer alıyor. Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK gibi bağlı ortaklıklarıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren Sun Tekstil, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan hazır giyim firmaları arasında olan Sun Tekstil, 2025 yılı itibari ile konsolide 330 milyon USD ciroya ulaşarak ve faaliyetlerini karlılıkla sürdürerek sektör içerisinde başarılı bir grafik çizmeye devam etti. #### Sun Tekstil’den Moda Sektörünü Dönüştürecek Yapay Zeka Yatırımı Sun Tekstil, moda ve tekstil sektöründe ses getirecek çok önemli bir ortaklığa imza attı. Üretken yapay zeka destekli tasarım platformu Amerika merkezli yazılım şirketi Refabric’e (Mintgrams Technologies Inc.) yatırım yapan şirket, inovatif teknoloji entegrasyonu sayesinde sektörün dijital dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor. Yapay Zeka ile Ürün Geliştirme ve Pazarlama Süreçleri Tek Bir Ekosistemde Toplanacak Üretken yapay zeka destekli yazılım şirketi Refabric, moda profesyonellerinin geçirdiği uzun soluklu ilham, araştırma, trend analizi, tasarım, prototip oluşturma, ürün geliştirme ve pazarlama süreçlerini tek bir platform ekosistem altına entegre etmeye hazırlanıyor. Amerika merkezli Refabric ile uzun süredir işbirlikleri yapan Sun Tekstil, şimdi de şirkete yatırım yaparak ortak oldu. Bu stratejik ortaklık ile ürün geliştirme süreçlerini hızlandırarak operasyonel verimliliği artıracak. Refabric, yenilikçi ve öncü iş modeli ile moda ve tekstil sektörünün her aşamasında fark yaratıyor. Tasarım süreçlerini optimize ederek fiziksel numune ihtiyacını azaltırken, talep görmeyen ürünlerin önceden elenmesini sağlayarak zaman ve kaynak israfının önüne geçiyor. Yapay zeka moda yazılımı olarak tasarlanan Refabric, yaratıcı fikirleri sadece birkaç dakikada özgün tasarımlara dönüştürüyor. Anahtar kelimeleri, ilham görselleri, teknik çizimleri ve desenleri bir araya getirerek farklı tasarımlar yaratıyor ve global moda trendlerini analiz ederek, trendlere uygun koleksiyonlar oluşturuyor. Tekstil Dünyasına Yapay Zeka Desteği Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, yatırımla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Teknolojinin, sürdürülebilir tasarım ve üretimin geleceği olduğuna inanıyoruz. Moda dünyasının hızlı döngüsüne ayak uyduruyor, moda ve tekstil sektöründe dijital dönüşümü sonuna kadar destekliyoruz. Refabric ile yapay zekayı tasarım ve koleksiyon süreçlerimize dahil ederek, tasarım süreçlerimizi hızlandırıyor, koleksiyonlarımızı üretim aşamasına geçmeden önce eleyebiliyor, düzenleyebiliyoruz. Böylece, kaynaklarımızın daha etkili kullanılmasını sağlayarak sürdürülebilirliğe de destek veriyoruz. Bu yatırım, sektörde dijitalleşme ve sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlamamızın bir göstergesidir.” Moda ve Teknolojinin Buluştuğu Gelecek Refabric Kurucu Ortağı ve CEO’su Begüm Doğru Öztekin ise, Sun Tekstil ile gerçekleştirilen ortaklığın moda sektöründeki sürdürülebilirlik anlayışını ve dijital dönüşümü güçlendirdiğini belirterek, “Sun Tekstil ile ortaklaşa yürüttüğümüz çalışmalar, yapay zekanın moda ve tekstil dünyasındaki dönüştürücü etkisini gözler önüne seriyor.” dedi. Refabric, Louis Vuitton, Christian Dior, Céline gibi moda dünyasına yön veren küresel markaların da bulunduğu, dünyanın en büyük lüks grubu LVMH’in La Maison des Startups hızlandırma programına seçildi. Bu prestijli program sayesinde, Refabric global moda devleriyle yakından çalışma ve iş birliği yapma fırsatı elde ediyor. Sun Tekstil A.Ş. Hakkında: Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan Sun Tekstil, 1987 yılından bu yana global markalara kadın giyim koleksiyonları tasarlıyor, üretiyor ve tedarik ediyor. İzmir’deki üretim tesisi ve konfeksiyon tedarikçileri aracılığıyla ayda 3 milyon adetin üzerinde üretim gerçekleştiren şirket, her ay 1000’e yakın yeni tasarım geliştiriyor ve üretiminin %90’ını ihraç ediyor. Avrupa ülkeleri, İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok noktasına ürün gönderen Sun Tekstil ve bağlı ortaklığı Ekoten Tekstil, ihracatçı kimliğiyle öne çıkıyor.  Her büyük müşteri grubuna özel bir satış ekibi ve 3 farklı ülkede hizmet veren 5 tasarım ofisine sahip olan Sun Tekstil, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre tasarım yapıyor. Şirketin en büyük müşterileri arasında Inditex grubu, H&M, Jimmy Key, Tesco, Kiabi, Marks&Spencer ve Next yer alıyor. Ekoten Tekstil ve Sun Textile UK gibi bağlı ortaklıklarıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren Sun Tekstil, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan hazır giyim firması olan Sun Tekstil, 2024 yılı itibari ile konsolide 345 milyon Euro ciroya ulaşarak aktif büyümesini sürdürdü. Bilgi İçin : https://www.suntekstil.com.tr #### Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Peki şirketiniz bu dönüşüme hazır mı? kurumsalmedya.com'un YouTube kanalının yeni serisi "Sürdürülebilirlik Sohbetleri"nin ilk bölümünde, 3pmetrics kurucu ortağı Cemil Alpay Sünnetçi'yi ağırlıyoruz. https://www.youtube.com/watch?v=ORdHnc1dryc Sürdürülebilirlik artık büyük şirketler için lüks bir kavram değil, KOBİ'ler de dahil olmak üzere tüm işletmeler için rekabette kalmanın ve geleceğe hazırlanmanın anahtarı haline geldi. Peki, bu dönüşüm şirketiniz için ne anlama geliyor? Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye'deki yeni İklim Kanunu sizi nasıl etkileyecek? Bu videoda Cemil Alpay Sünnetçi ile şu kritik konuları masaya yatırdık: 🔹 Sürdürülebilirlik gerçekten nedir? (3P: People, Planet, Profit)🔹 Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye'deki yeni düzenlemeler şirketleri nasıl etkiliyor?🔹 Sadece ihracatçılar mı sorumlu? Tedarik zincirindeki KOBİ'leri neler bekliyor?🔹 Şirketinizin karbon ayak izini neden bilmelisiniz?🔹 KOBİ'ler için %90'a varan hibe sağlayan TÜBİTAK 1831 Yeşil Dönüşüm Desteği nedir ve nasıl faydalanılır?🔹 Rekabette geri kalmamak için atılması gereken ilk adımlar nelerdir?İşletmenizi geleceğe taşımak ve sürdürülebilirlik yolculuğuna doğru adımlarla başlamak için bu bilgilendirici sohbeti kaçırmayın! Daha fazla bilgi için:3pmetrics: https://www.3pmetrics.com/ Kanalımıza abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın! Zaman Damgaları (Bölümler)0:00 Giriş ve Konuğumuz Cemil Alpay Sünnetçi1:10 Cemil Alpay Sünnetçi kimdir? 3pmetrics'in hikayesi2:35 Sürdürülebilirlik Nedir? 3P (People, Planet, Profit) Kavramı5:15 Sürdürülebilirlik Neden Şimdi Bu Kadar Önemli Oldu? Paris İklim Anlaşması ve Yeşil Mutabakat7:32 Yeşil Mutabakat Türkiye'deki Şirketleri Neden Doğrudan Etkiliyor?9:35 Bu Konu Kimleri İlgilendiriyor? Tedarik Zincirinin Önemi13:40 Hazırlıklı Olmak: Şirketler İlk Adımı Nasıl Atmalı?14:24 KOBİ'ler İçin Büyük Fırsat: TÜBİTAK 1831 Yeşil Dönüşüm Desteği17:30 TÜBİTAK Desteği Hangi Çalışmaları Kapsıyor? (Karbon Ayak İzi, Raporlama vb.)20:50 Zorunluluğu Olan Diğer Sektörler: Oteller ve TSRS Kapsamındaki Şirketler22:25 Kapanış ve Sonuç #### Sürdürülebilirlik Doğayı Korumakla Birlikte, Dijital Veriyi Doğru Kullanmakla da Mümkün Sürdürülebilirliğin geleceğin rekabet avantajı olduğu yeni dünyada, dijitalleşme yalnızca bir verimlilik aracı değil; çevresel ve toplumsal bir sorumluluğun aracı haline geliyor. Turizm sektörüne yazılım çözümleri sunan Elektraweb, bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor. Elektraweb Yönetici Ortağı Nilüfer Durukal Kaya’ya göre, sürdürülebilirlik artık yalnızca "doğayı korumak" değil, aynı zamanda "veriyi doğru kullanmak" anlamına geliyor. Turizm sektörünün dijitalleşmesine yön veren Elektraweb, çevresel sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alarak sektöre ilham veriyor. “Sürdürülebilirliği sadece bir çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda iş dünyasının geleceği için gerekli bir strateji olarak görüyoruz,” diyen Elektraweb Yönetici Ortağı Nilüfer Durukal Kaya, otellerin enerji ve kaynak kullanımını optimize eden yazılım çözümleriyle hem çevresel hem de ekonomik fayda sağladıklarını vurguladı. Elektraweb’in geliştirdiği sistemler sayesinde oteller, karbon ayak izlerini azaltma yönünde somut adımlar atabiliyor. “Doğal kaynakları verimli kullanmak, çevresel etkileri azaltmak ve aynı zamanda işletmenin uzun vadeli kârlılığını güvence altına almak birbiriyle çelişen hedefler değil. Doğru yazılım altyapısıyla hepsine aynı anda ulaşmak mümkün.” İfadelerini kullanan Elektraweb Yönetici Ortağı Nilüfer Durukal Kaya, “Bu yaklaşım Elektraweb’in sürdürülebilirlik stratejisine de yön veriyor. Sunduğumuz dijital çözümler, otellerin enerji, su ve kaynak tüketimlerini anlık olarak izleyip optimize etmelerine olanak tanıyor. Yapay zeka destekli sistemlerle, sadece geçmiş veriler analiz edilmiyor; geleceğe dair öngörüler de oluşturuluyor. Örneğin, yapay zeka algoritmalarımız enerji tüketiminde anormallikleri tespit ediyor ve otel yöneticilerine çözüm önerileri sunuyor. Büyük veri ve IoT ile desteklenen bu altyapı sayesinde, otellerin karbon ayak izini düşürmelerini sağlıyoruz.” şeklinde konuştu. Elektraweb’in yazılımları aynı zamanda otellerin operasyonel maliyetlerini düşürmesine yardımcı olurken, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarını da kolaylaştırıyor. Kaya, bu noktada teknolojinin yalnızca bir araç değil, bütünsel bir strateji olduğunu vurgulayarak, “Dijital araçlar sadece operasyonu değil, kurum kültürünü de dönüştürüyor. Entegrasyonun başarısını enerji tasarrufu ya da atık azaltımı kadar, çalışanların bu sürece katılımı ve bilinç düzeyiyle de ölçmek gerekiyor.”  dedi. Avrupa Birliği’nin dijital sürdürülebilirlik regülasyonları da bu dönüşümde pusula görevi görüyor. Kaya, Türk teknoloji firmalarının bu süreci sadece bir yük değil, stratejik bir büyüme fırsatı olarak görmesi gerektiğini söylüyor: “Bu alanda hâlâ boşluklar ve fırsatlar var. Yerli firmalar olarak çevresel etkileri ölçebilen, şeffaf raporlama sunan ve yerel ekonomiyi destekleyen yazılımlar geliştirerek öne çıkabiliriz.” Türkiye’nin sürdürülebilir dijitalleşme yolculuğunda tüm sektörleri kapsayan iş birliklerinin önemine de dikkat çeken Kaya, çözümün kolektif bir bilinçle mümkün olacağını söyleyerek, “Kamu teşvikleri, özel sektör inovasyonu ve STK’ların toplumsal farkındalık çalışmaları bir araya gelirse, sürdürülebilir dijital dönüşüm sadece bir hedef değil, ortak bir gerçeklik haline gelir. Veriyle beslenen bu yeni yeşil vizyon, yalnızca doğayı korumakla kalmıyor; işletmeleri daha dirençli, toplumları daha bilinçli ve geleceği daha yaşanabilir kılıyor. Elektraweb, işte tam da bu noktada teknoloji ile sürdürülebilirliği birleştiren köprü olmayı sürdürüyor.” şeklinde konuştu. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Sürdürülebilirlik, Verimlilik ve Kişiselleştirilmiş Deneyim Tek Çatı Altında Turizm teknolojilerinde dijitalleşme artık bir tercih değil, rekabetin temel koşulu haline gelirken; Elektraweb, 2026 yılına yapay zekâ, siber güvenlik ve global büyüme odaklı güçlü bir vizyonla hazırlanıyor. Şirket, yeni dönemde yalnızca müşteri sayısını artırmayı değil; mevcut iş ortaklarıyla daha derin, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturmayı hedefliyor. Üretken yapay zekânın iş dünyasında somut karşılık bulduğu 2025 yılı, turizm teknolojileri alanında da köklü bir dönüşümün kapılarını araladı. Türkiye’nin lider otel yönetim sistemlerinden Elektraweb, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası haline getirerek sektörde fark yarattı. Elektraweb CEO’su Kemal Oral, 2025’i “hızlanma ve derinleşme yılı” olarak tanımlayarak “2025, yapay zekânın kavramsal bir başlık olmaktan çıkıp, operasyonel değere dönüştüğü bir yıl oldu. Biz Elektraweb olarak yapay zekâyı ayrı bir proje gibi değil, tüm ürün ve hizmetlerimizin doğal bir bileşeni olarak ele aldık.” dedi. Oral, 2026 stratejilerini ise şu sözlerle özetledi; “Yeni dönemde önceliğimiz; ölçeklenebilir, güvenli ve veriyle beslenen bir büyüme modeli oluşturmak. Elektraweb’i sadece yazılım sağlayan değil, otelcilik operasyonlarının tamamında stratejik bir iş ortağı olarak konumlandırmak istiyoruz.” Yapay Zekâ, Ürün Stratejisinin Merkezinde Elektraweb, 2026 yılında yapay zekâyı tüm ürün ve servislerinin merkezine yerleştirerek daha akıllı, öngörülebilir ve kişiselleştirilmiş çözümler sunmayı hedefliyor. Misafir davranış analizlerinden fiyat optimizasyonuna, itibar yönetiminden rezervasyon süreçlerine kadar pek çok alanda geliştirilen yapay zekâ destekli modüller, otel operasyonlarında hem verimlilik hem de gelir artışı sağlıyor. Özellikle sürdürülebilir turizm odağında geliştirilen çözümler; enerji, su ve atık yönetiminin anlık izlenmesini mümkün kılarken, yöneticilere ölçülebilir ve aksiyon odaklı karar desteği sunuyor. Global Pazarlarda Derinleşme ve Yeni İş Birlikleri 2026 hedefleri kapsamında Elektraweb, yurt dışı pazarlarda daha güçlü bir konumlanma stratejisi izliyor. Huawei Cloud iş birliği ile birlikte Elektraweb çözümleri, global pazarlarda daha geniş bir kullanıcı kitlesiyle buluşurken; yeni teknoloji partnerlikleri ve entegrasyonlar da gündemde yer alıyor. Bugün Türkiye’de 5.000’in üzerinde tesiste kullanılan Elektraweb, grup otellerdeki güçlü konumunu uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyor. Mevcut müşteri portföyünde katma değeri yüksek hizmetlerin yaygınlaştırılması da 2026’nın öncelikli başlıkları arasında bulunuyor. Altyapı, Siber Güvenlik ve İnsan Kaynağı Yatırımları Artan veri hacmi ve regülasyon gereklilikleri doğrultusunda Elektraweb, 2026 yılında altyapı ve siber güvenlik yatırımlarını büyütmeyi planlıyor. Aynı zamanda yapay zekâ, veri analitiği ve ürün geliştirme alanlarında insan kaynağı yatırımlarıyla organizasyonel kapasitenin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kemal Oral, bu yaklaşımı “Büyümeyi sadece sayılarla değil; güven, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer yaratımıyla tanımlıyoruz. 2026’da Elektraweb’i daha dayanıklı, daha ölçeklenebilir ve daha global bir yapıya taşıyacağız.” Sözleriyle vurguladı. Güvenilir ve Uzun Vadeli İş Ortağı Vizyonu Elektraweb, 2026 yılında teknoloji üretmenin ötesine geçerek; otelcilik sektöründe dijital dönüşümün yol arkadaşı olmayı amaçlıyor. Yapay zekâ destekli çözümler, güçlü altyapı ve global iş birlikleriyle şirket, turizm teknolojilerinde uzun vadeli ve güvenilir bir iş ortağı olma konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Tahsilat Artık Finans Değil, Büyüme Meselesi Bir şirket büyüdükçe müşteri sayısı artıyor, satış hacmi yükseliyor ve operasyonlar daha karmaşık hale geliyor. Finansal operasyonların giderek daha fazla veri, kanal ve sistem arasında dağılması ise tahsilat yönetimini şirketlerin büyüme yolculuğundaki kritik başlıklardan biri haline getiriyor. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı’ya göre finansal verilerin dağınık yapısı, şirketlerin büyüme hızını doğrudan etkiliyor.   Mobilyadan otomotive, inşaattan FMCG sektörüne kadar birçok şirket aynı sorunla karşı karşıya: Artan işlem hacmi ve azalan finansal görünürlük. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, günümüzde tahsilat süreçlerinin yalnızca finans departmanlarının gündeminde olmadığını belirterek, “Bir ödeme geciktiğinde bunun etkisi yalnızca muhasebe kayıtlarında görülmüyor. Nakit akışından üretime, tedarik planlarından büyüme stratejilerine kadar şirketin tüm operasyonları etkilenebiliyor. Bu nedenle tahsilat yönetimi artık bir finans operasyonu değil, doğrudan büyüme konusu haline geldi” dedi. Satış Artıyor, Finans Ekiplerinin Yükü Katlanıyor Şirketler büyüdükçe bayi sayıları artıyor, farklı bankalar üzerinden ödeme almaya başlıyor ve işlem hacimleri yükseliyor. Bu durum finans ekiplerinin daha fazla ödeme hareketi, daha fazla mutabakat süreci ve daha fazla veri yönetmesi anlamına geliyor. Özellikle bayi ağıyla çalışan şirketlerde farklı bankalardan gelen ödemelerin kontrol edilmesi, hangi müşterinin ödeme yaptığının tespit edilmesi ve cari hesaplarla eşleştirilmesi önemli bir operasyonel yük oluşturuyor. Manuel yöntemlerle yürütülen süreçler ise hem zaman kaybına hem de hata riskine neden olabiliyor. Erman Yapıcı, büyüyen şirketlerde yaşanan temel sorunun tahsilat yapmak değil, tahsilatı görünür hale getirmek olduğunu vurgulayarak, “Şirketlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, finansal verilerin farklı sistemlerde dağınık halde bulunması. Finans ekipleri çoğu zaman analiz yapmak yerine veri toplamakla vakit geçiriyor. Bu da karar alma süreçlerini yavaşlatıyor” ifadelerini kullandı. Farklı Sektörler, Benzer Problemler Mobilya sektöründe yaygın bayi ağları nedeniyle ödeme hareketlerinin takibi zorlaşırken, yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe uzun vade süreleri ve proje bazlı ödeme planları süreci karmaşıklaştırıyor. Otomotiv yan sanayinde çok sayıda müşteri ve tedarikçiyle aynı anda çalışılması finansal operasyonları yoğunlaştırırken, FMCG ve dağıtım şirketlerinde ise her gün gerçekleşen yüzlerce hatta binlerce ödeme hareketi finans ekipleri üzerinde ciddi bir iş yükü oluşturuyor. Her sektörün dinamiği farklı olsa da karşılaşılan temel sorunların büyük ölçüde ortak olduğuna dikkat çeken Yapıcı, “Bugün mobilyadan otomotive, inşaattan hızlı tüketim sektörüne kadar birçok şirkette aynı tabloyu görüyoruz. Banka hareketleri, ERP sistemleri, muhasebe programları ve ödeme altyapıları birbirinden bağımsız ilerlediğinde finansal görünürlük azalıyor. Bu da şirketlerin en çok ihtiyaç duyduğu çevikliği zayıflatıyor” dedi. Yeni Dönemin Rekabet Unsuru: Finansal Görünürlük Son yıllarda şirketlerin dijital finans teknolojilerine yaptığı yatırımların temel nedenlerinden biri de finansal görünürlüğü artırma ihtiyacı olarak öne çıkıyor. Şirketler artık yalnızca ödeme almak istemiyor; banka hareketlerini, tahsilat süreçlerini, POS verilerini ve cari hesap bilgilerini tek noktadan yönetebilecekleri bir yapıya ihtiyaç duyuyor. Böylece hem operasyonel süreçler hızlanıyor hem de finans ekipleri daha stratejik konulara odaklanabiliyor. Erman Yapıcı’ya göre finans teknolojilerindeki dönüşümün merkezinde de bu ihtiyaç yer alıyor: “Geçmişte finans ekipleri banka hesaplarını tek tek kontrol ediyor, farklı sistemlerden veri topluyor ve bunları manuel olarak bir araya getiriyordu. Bugün ise beklenti çok daha farklı. Şirketler tüm finansal hareketlerini anlık görebilmek, nakit akışlarını daha doğru yönetebilmek ve daha hızlı karar alabilmek istiyor.” Tahsilatın Geleceği Dijitalleşmede Şekilleniyor Açık bankacılık uygulamaları, online tahsilat sistemleri, ERP entegrasyonları, otomatik mutabakat süreçleri ve gerçek zamanlı raporlama çözümleri; finans operasyonlarında yeni dönemin temel yapı taşları olarak öne çıkıyor. Bu teknolojiler sayesinde finans ekipleri veri toplamak yerine veriyi yorumlamaya, operasyonel süreçlerle uğraşmak yerine stratejik kararları desteklemeye daha fazla zaman ayırabiliyor. Şirketlerin rekabet avantajının yalnızca satış performansıyla ölçülmeyeceğini belirten Yapıcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde şirketlerin başarısını belirleyen unsurlardan biri de tahsilat süreçlerini ne kadar görünür, hızlı ve yönetilebilir hale getirebildikleri olacak. Çünkü büyüyen şirketler için güçlü tahsilat yönetimi yalnızca finansal bir gereklilik değil, sürdürülebilir büyümenin temel şartlarından biri haline geldi.” Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık alanlarında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle işletmelerin ve eğitim kurumlarının ödeme süreçlerini dijitalleştiren bir finansal teknoloji şirketidir. Kurumların tahsilat operasyonlarını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getirmeyi hedefleyen Ödüyo, ödeme alma süreçlerini tek merkezden yönetilebilir bir yapıya dönüştürmektedir. Geliştirdiği altyapılar sayesinde işletmeler; linkle ödeme alma, fiziki POS çözümleri, açık bankacılık entegrasyonları ve gelişmiş B2B tahsilat sistemleri üzerinden tüm finansal akışlarını kolayca yönetebilmektedir. QNB eSolutions çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Ödüyo Finansal Teknoloji A.Ş., ödeme teknolojileri alanında yeni nesil çözümler geliştirmeye devam etmektedir.   #### Tahsilatın Şeffaflığı Dijitalleşiyor Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan Fiziki ve Sanal Ödeme Sistemlerine İlişkin Genel Tebliğ Taslağı, Türkiye’de dijitalleşen tahsilat altyapısının vergisel güvenlikle uyumlu hale getirilmesini hedefliyor. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, yayımlanan taslağın sektöre etkilerini değerlendirirken, bu dönüşümün sadece bir regülasyon değil, aynı zamanda teknolojik sorumluluk çağrısı olduğunun altını çizdi. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yayımladığı Fiziki ve Sanal Ödeme Sistemlerine İlişkin Genel Tebliğ Taslağı, ödeme sistemleri alanında uzun süredir konuşulan ama netleştirilemeyen birçok uygulamayı resmi çerçeveye taşıyor. Rubikpara Genel Müdürü İsmail Sevinç, bu düzenlemenin yalnızca bir teknik standardizasyon değil, aynı zamanda ödeme sistemleri sektörünün şeffaflık ve sorumluluk ekseninde yeniden yapılandırılması anlamına geldiğini vurguluyor. “Yeni nesil tahsilat, yeni nesil sorumluluklarla birlikte gelir” Yeni düzenleme, 69 Seri No’lu VUK Genel Tebliği ile başlayan ve 507 Sıra No’lu Tebliğ ile genişletilen yeni nesil ödeme kaydedici cihaz (YN ÖKC) yaklaşımını daha da ileri taşıyor. Bu kez odağa sadece belge düzeni değil, tahsilatın nasıl ve kim tarafından gerçekleştirildiği konuluyor. Sevinç’e göre: “Gelir İdaresi Başkanlığı bu taslakla net bir mesaj veriyor: Mal veya hizmet teslimi sonrası düzenlenen belgeler doğruysa, tahsilat süreci de aynı derecede şeffaf ve izlenebilir olmalı.” Cihazın da Tahsilatın da Kimliği Olmalı Yeni tebliğ, POS cihazları, sanal POS sistemleri ve mobil ödeme araçlarının yalnızca ilgili mükellef tarafından kullanılması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Kendi adına tahsilat yapılmayan POS’lar, üçüncü taraf sistemlerle yürütülen işlemler ve kimliği belirsiz dijital ödeme yolları sınırlandırılıyor. Bu durum sadece tahsilat sistemlerinin değil, aynı zamanda ödeme altyapısının tamamının net tanımlarla yeniden kurgulanmasını gerekli kılıyor. Tüm Ekosistem Aynı Çatı Altında Yeni taslak, yalnızca mükellefleri değil; bankalar, ödeme hizmet sağlayıcıları, altyapı üreticileri ve teknoloji ortaklarını da kapsıyor. Artık sadece belge değil, kullanılan donanım, yazılım ve işlem süreci de yasal güvence altına alınıyor. Rubikpara Bu Sürece Hazır Rubikpara olarak uzun süredir geliştirdikleri altyapının bu dönüşüme uygun şekilde kurgulandığını belirten İsmail Sevinç, konuyla ilgili,  “Bugüne kadar kurduğumuz teknik yapı, GİB tarafından tanımlanan sistemlerle tam uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Kullanıcı doğrulama, işlem takibi, alt bayi yönetimi ve fraud izleme gibi kontroller, bizim sistemlerimizde hali hazırda aktif durumda. Fuzul Teknoloji A.Ş. ile birlikte yürüttüğümüz sistem geliştirme çalışmalarımız, bu düzenlemenin ihtiyaç duyduğu yazılım ve entegrasyon gerekliliklerini karşılamaya yönelik olarak ilerliyor.” şeklinde konuştu. Bayilik Sisteminde Netleşen Çizgiler Tebliğin özellikle bayi yapısına dair getirdiği kriterleri olumlu bulan Sevinç,  “Bayi bazında sözleşme zorunluluğu, sabit IP kullanımı ve finansal hesap eşleştirmesi gibi uygulamalar, uzun süredir sahada zaten var olan ama mevzuatla desteklenmeyen süreçleri netleştiriyor. Bu durum, sektöre hem disiplin hem de güven kazandıracaktır. Sanal POS Kullanımına Dair İstisna Alanlar Belirlenmeli Rubikpara olarak tebliğin sanal POS kullanımına dair daha fazla esneklik içermesi gerektiğini düşünüyoruz. E-ticaret dışında çağrı merkezleri, uzaktan satış kanalları ve hizmet sektörleri gibi farklı alanlarda sanal POS aktif şekilde kullanılıyor. İşlem tipine ya da sektör bazına göre belirli istisnaların tanımlanması, hem operasyonel gerçeklikle örtüşür hem de vergi düzenlemelerine uyum sürecini kolaylaştırır. Geçiş Süreci Kritik Öneme Sahip Yeni sistemin başarılı şekilde uygulanabilmesi için geçiş sürecine dair makul bir takvimin belirlenmesi gerekli. Donanım tedarikleri, yazılım güncellemeleri ve saha eğitimleri zaman isteyen işlerdir. Tüm tarafların aynı anda ve sağlıklı bir şekilde uyum sağlayabilmesi için adil ve uygulanabilir bir takvime ihtiyaç var. “Bu Yalnızca Bir Tebliğ Değil, Ortak Bir Vizyon” Rubikpara olarak tebliği yalnızca bir yükümlülük değil, aynı zamanda bir vizyon ifadesi olarak değerlendiriyoruz. Sisteme sadece uyum sağlamak değil; bilgi, analiz ve önerilerle katkı sunmak da bizim sorumluluğumuz. Bu tebliğle birlikte, teknolojik altyapının yanında iş yapış biçimimiz de daha güçlü ve şeffaf hale gelecektir.” diyerek sözlerini tamamladı. Rubikpara Hakkında: Rubikpara, 2020 yılında Fuzul Holding iştiraki olarak kuruldu. 6493 sayılı kanun kapsamında Ödeme Kuruluşu, Elektronik Para ve Para Transfer lisanslarına sahip olan Rubikpara, tamamıyla yeniden tasarlanmış altyapısı ile hızlı, güvenli ve esnek çözümler sunarak KOBİ ve bireysel kullanıcılara birçok hizmeti tek noktadan sağlıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) lisansı ile faaliyet gösteren Rubikpara, PCI Veri Güvenliği Standardı (PCI-DSS) sertifikasyonuna da sahiptir. #### Talep Üzerine Üretimle E-ticaret Fırsatları | Rexven CEO'su Mehmet Tek E-ticaret, günümüzün en cazip iş modellerinden biri. Ancak bu parlak dünyanın ardında, birçok girişimcinin karşılaştığı zorluklar, aşılan engeller ve kazanılan paha biçilmez tecrübeler yatıyor. Rexven'in kurucusu ve CEO'su Mehmet Tek'in hikayesi de tam olarak bu yolculuğu özetliyor: 10.000 dolarlık bir sermayeyi kaybetmekten, Türk girişimcilerinin dünyaya açılan kapısı olan bir platform inşa etmeye uzanan ilham verici bir serüven. https://www.youtube.com/watch?v=CcvnupmFJsY Zorluklardan Doğan Fırsat: Stoksuz E-Ticaret ve Türk Üreticilerin Gücü Mehmet Tek, e-ticarete ilk adımını 2018 yılında, Çin'in dev tedarik platformu Alibaba'dan bulduğu ürünleri Amazon Amerika'da satarak attı. Ancak rekabetin yoğunluğu, bütçe planlamasındaki acemilikler ve lojistik sorunlar gibi nedenlerle bu ilk denemesinde ciddi zorluklar yaşadı. Bu süreç, ona sermayesini kaybettirse de çok önemli bir ders verdi: pazarın dinamiklerini anlamak ve fark yaratmak. Asıl dönüm noktası, Çinli tedarikçiler yerine yüzünü Türkiye'ye dönmesiyle başladı. Ankara'daki bir tekstil üreticisiyle yaptığı iş birliği, Türk üreticilerin kaliteli ve rekabetçi ürün potansiyelini gözler önüne serdi. Bu deneyim, aynı zamanda stok maliyetinin girişimciler için ne kadar büyük bir yük olduğunu fark etmesini sağladı. İşte bu noktada, "satıldıkça üretilen" yani stoksuz e-ticaret (Print on Demand) modeline odaklanmaya karar verdi. Özellikle takı, tişört, kupa gibi kişiselleştirilebilir ürünler, hem yüksek kâr marjı sunuyor hem de stok maliyetini ortadan kaldırıyordu. Rexven Nedir? Girişimci ile Üretici Arasındaki Köprü Yaşanan tüm bu tecrübeler, Mehmet Tek'i tek bir çözüme götürdü: Türkiye'deki üreticilerle global pazarlardaki satıcıları en verimli şekilde buluşturacak bir teknoloji platformu kurmak. Rexven, tam olarak bu ihtiyaca cevap vermek için doğdu. Platform, girişimcilerin; Ürün Bulma Derdini Ortadan Kaldırıyor: Tişört, sweatshirt, kolye, kupa gibi yüksek potansiyelli ve kişiselleştirilebilir ürünleri katalogdan seçip anında kendi Amazon, Etsy veya Trendyol mağazalarına eklemelerine olanak tanıyor. Üretim ve Lojistiği Basitleştiriyor: Gelen siparişler otomatik olarak anlaşmalı Türk üreticilerin ekranına düşüyor. Üretim, paketleme ve kargo gibi tüm operasyonel süreçleri Rexven yönetiyor. Maliyet Avantajı Sağlıyor: Yüksek hacim sayesinde bireysel bir girişimcinin alamayacağı kadar uygun kargo fiyatları sunuyor. Başarıya Giden Yol: Emek ve Doğru Strateji Peki, bu sistemi kullanan herkes başarılı oluyor mu? Mehmet Tek bu soruya net bir cevap veriyor: "Hayır, emek vermeden olmuyor". Rexven'in sunduğu altyapı ve otomasyona rağmen, başarıyı getiren asıl unsurun girişimcinin kendisi olduğunu vurguluyor. Gündemi takip etmek, doğru tasarımları yapmak, müşteri mesajlarına hızla dönmek ve reklamları optimize etmek gibi çabalar, başarılı satıcıları diğerlerinden ayırıyor. Nitekim sonuçlar da bunu kanıtlıyor. Platformu aktif olarak kullanan bir satıcının Eylül ayında 2.4 milyon TL ciro ve 400.000 TL net kâr elde etmesi, bu iş modelinin potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. Sonuç: Coğrafya Kader Değildir Mehmet Tek'in de vurguladığı gibi, artık Amazon'da 39 dolara, Etsy'de 15 dolara bir mağaza açarak milyarlarca potansiyel müşteriye ulaşmak mümkün. Rexven gibi platformlar, Türkiye'deki girişimcilerin ve üreticilerin önündeki teknik engelleri kaldırarak onlara global pazarlarda rekabet etme fırsatı sunuyor. Bu hikaye, doğru fikir, azim ve teknoloji birleştiğinde "internetin olduğu yerde coğrafyanın kader olmadığını" bir kez daha kanıtlıyor. #### Tapuda Güvenli Devrim Türkiye’de gayrimenkul alım-satım alışkanlıkları köklü bir değişime hazırlanıyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 1 Temmuz 2026 itibarıyla tapu işlemlerinde “Güvenli Ödeme Sistemi”nin zorunlu hale geleceğini belirterek, yıllardır süregelen riskli ödeme yöntemlerinin tamamen ortadan kalkacağını ifade etti. Elden ödeme, sahte dekont ve kontrolsüz para transferi gibi uygulamalar artık yerini devlet güvenceli bir sisteme bırakıyor. Türkiye’de konut ve taşınmaz alım-satım süreçleri, 1 Temmuz 2026 itibarıyla yeni bir döneme giriyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, güvenli Ödeme Sistemi’nin zorunlu hale gelmesiyle birlikte yıllardır süregelen riskli ödeme alışkanlıklarının tarihe karışacağını belirtti. Yeni düzenleme, taraflar arasındaki güven sorununu ortadan kaldırmayı hedefliyor. Yılların Güven Sorunu Tarih Oluyor Gayrimenkul satışlarında en büyük sorunlardan biri olan “önce para mı, önce tapu mu?” ikilemi yeni düzenlemeyle sona eriyor. Elvan Kakıcı’ya göre bu sistem, taraflar arasındaki en kritik kırılma noktasını ortadan kaldırıyor. Alıcı artık parayı gönderdiğinde tapunun devredilmemesi riskini taşımayacak, satıcı da tapuyu devrettikten sonra ödeme alamama endişesi yaşamayacak. Para Sistemde Bekleyecek, Güven Otomatik Sağlanacak Yeni sistemde satış bedeli doğrudan satıcıya gönderilmeyecek; bunun yerine güvenli bir hesapta bloke edilecek. Tapu devri resmi olarak tamamlandığı anda ödeme otomatik olarak satıcının hesabına aktarılacak. Eğer işlem herhangi bir nedenle gerçekleşmezse, yatırılan tutar kesintisiz şekilde alıcıya iade edilecek. Böylece taraflar arasında güvene dayalı değil, sistem güvencesine dayalı bir işlem süreci başlayacak. Dolandırıcılığa Karşı Güçlü Kalkan Elvan Kakıcı, yeni uygulamanın yalnızca bir kolaylık değil, aynı zamanda önemli bir güvenlik adımı olduğunun altını çizerek, bugüne kadar yüksek meblağların elden taşınması, sahte dekontlar ya da eksik ödemeler nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin artık büyük ölçüde ortadan kalkacağını belirtti. Yeni sistemle birlikte dolandırıcılık, hırsızlık ve sahtecilik riskleri minimum seviyeye inecek. Şeffaf ve Takip Edilebilir Süreç Yeni dönemde işlemler yalnızca güvenli değil, aynı zamanda tamamen şeffaf olacak. Taraflar, sürecin her aşamasında bilgilendirilecek ve işlemin hangi noktada olduğu anlık olarak takip edilebilecek. Bu sayede hem alıcı hem satıcı için kontrol duygusu artacak, belirsizlikler ortadan kalkacak. Kayıt Dışılığa Son, Güvenli Ekonomiye Adım Türkiye’de konut alım-satımında sıkça karşılaşılan elden ödeme ve eksik beyan gibi uygulamalar da bu sistemle birlikte ciddi ölçüde azalacak. Tüm sürecin kayıt altına alınması, hem tarafları koruyacak hem de ekonomik şeffaflığı güçlendirecek. “Hazırlıksız Yakalanmayın” Uyarısı Avukat Elvan Kakıcı, vatandaşlara ve sektör temsilcilerine önemli bir çağrıda bulunarak, “Türkiye’de konut alım satımında ödemeler çoğu zaman tapudan önce, tapu sırasında ya da tapudan sonra yapılıyor. Ödeme yöntemleri ise genellikle banka havalesi, EFT ya da kısmen elden ödeme şeklinde gerçekleşiyor. Bu durum taraflar açısından güven sorunu yaratıyor ve alıcı parayı gönderdiğinde tapunun devredilip devredilmeyeceğinden, satıcı ise tapuyu devrettiğinde paranın hesabına geçip geçmeyeceğinden emin olamıyordu. Bu sistem zorunlu hale geldiğinde eski alışkanlıklarla hareket etmek ciddi riskler doğurabilir. Herkesin bu yeni döneme hızla adapte olması gerekiyor. Yeni sistem kapsamında işlemler için belirli bir hizmet bedeli alınacak. Bu bedel, sağlanan güven ve ortadan kaldırılan risklerle kıyaslandığında oldukça düşük kalacak.” dedi. Gayrimenkulde Alışkanlıklar Değişiyor 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek Güvenli Ödeme Sistemi, gayrimenkul sektöründe ezberleri bozacak. Artık taraflar birbirine güvenmek zorunda kalmayacak; sistem herkes için aynı güveni sağlayacak. Yeni dönemde tapu işlemlerinde tek belirleyici unsur güven olacak. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. https://www.kakicisimsek.com #### Tarım Ürünlerinde Katma Değer ve Markalaşma: Dubai Çikolatası Örneği Türkiye’nin Gücü: Tarımsal Üretim Türkiye, birçok tarımsal ürünün dünya üretiminde ilk sıralarda yer almaktadır:• İncir → Dünya 1.si• Kayısı → Dünya 1.si• Kiraz → Dünya 1.si• Fındık → Dünya 1.si• Antep fıstığı → Dünyada ilk 3 (İran ve ABD ile birlikte)• Ayva → Dünya 1.si• Keçiboynuzu → Dünyada ilk 5• Bal → Dünyada 2.si (Çin’den sonra), çam balında 1.si Bu tablo, Türkiye’nin ham madde üretiminde dünya lideri olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. Eksik Halkamız: Markalaşma Bunca üretim gücüne rağmen, Türkiye’nin dünya perakende sektöründe güçlü markaları bulunmuyor.• Ürünlerimiz çoğunlukla fason üretim yoluyla yabancı markaların raflarında yer alıyor.• Katma değer yaratmak yerine, markalaşmış ülkelere hammadde sağlayıcısı konumundayız. Çikolata Sektöründen Bir Örnek Türkiye, çikolata üretiminde güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen küresel ölçekte bir marka çıkaramadı. Buna karşılık, “Dubai çikolatası” trendi Antep fıstığını merkeze alarak dünyada büyük bir ilgi gördü:• Yüzlerce farklı atıştırmalık ürüne dönüştürüldü.• Küresel markalar bu fırsatı hızla değerlendirdi. Türkiye ise kendi topraklarında yetişen Antep fıstığıyla, benzer bir markalaşma başarısı gösteremedi. Fırsatı Kullanan Marka: Lindt • Lindt, Dubai çikolatası akımını en iyi değerlendiren markalardan biri oldu.• Ürün gamına yeni fıstıklı çeşitler ekledi.• Bugün yüzlerce farklı ürünüyle dünya raflarında geniş yer edindi.• Özellikle Antep fıstığını farklı tarım ürünleriyle harmanlayarak, katma değerli inovasyon yarattı. Stratejik Sorular Artık kritik bir karar noktasındayız:• Katma değerli üretim ve güçlü markalaşma mı?• Yoksa zengin ülkelerin markalarına fason üretimle hizmet etmeye devam mı? Türkiye, sahip olduğu tarımsal zenginliği doğru strateji ve markalaşma vizyonuyla küresel bir avantaja dönüştürebilir. Diğer Ürünler İçin de Zorunluluk Bu yaklaşım sadece Antep fıstığı ve çikolata ile sınırlı kalmamalı.• Kayısı, incir, fındık, kiraz, ayva ve bal gibi dünya lideri olduğumuz ürünlerde de aynı şekilde katma değerli üretim ve markalaşma çalışmaları yapılmalıdır. Türkiye ancak bu stratejiyle, tarımsal gücünü küresel markalara dönüştürebilir. Volkan Aydın Avrupa Türk Gıdacılar & Perakendeciler Platformu KoordinatörüFrankfurt Üreticilere yol göstermek amacıyla, Kurumsal Medya olarak Volkan Aydın’a Avrupa’ya ihracatın başlangıcında ve süreç boyunca yapılması gerekenleri sorduk. Aydın, aşağıdaki yol haritasını sunarak özetledi. Bu kapsamda atılması gereken temel adımlar şunlardır:1. İhracatı Yönetecek Kişinin Eğitimi• Uluslararası ticaret bilgisi• İhracat prosedürleri ve mevzuat2. Fabrika Üretim Müdürünün Eğitimi• Üretim planlaması• Verimlilik ve kalite standartları3. Paketleme ve Paletleme Bölümünün Eğitimi• Uluslararası lojistik standartları• Dayanıklı ve uygun paketleme yöntemleri4. Kalite Sorumlusunun Eğitimi• Hedef ülke kalite standartları• Gıda güvenliği ve sertifikasyon süreçleri5. Fabrikanın İhracata Hazırlanması• Sertifikasyon (ISO, HACCP ,IFS, BRS vb.)• Üretim hatlarının uyumluluğu6. Hedef Ülkelerde Pazar Araştırması• Tüketici beklentileri• Rekabet analizi7. Hedef Ülke Ziyaretleri ve Perakende Araştırmaları• Fiyat seviyeleri• Gramaj tercihleri• Paketleme çeşitleri• İçerik ve ürün sayıları• Karton ve koli çeşitleri8. Hedef Ülkelerdeki Yasalar, Kurallar ve İş Yapma Kültürü• Gümrük düzenlemeleri• Ürün etiketleme standartları• Ticari işleyiş ve dağıtım modelleri #### Tarımda Sürdürülebilirliğin Yolu Teknolojiden Geçiyor İklim krizi, su stresi ve artan girdi maliyetleriyle karşı karşıya olan Türkiye tarımında sürdürülebilirlik odaklı tarım uygulamalarının artık ertelenemez bir gereklilik haline geldiğini söyledi. Çözümün veri odaklı tarım teknolojilerinde olduğunu söyleyen Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, “Ölçmeden yönetemeyiz. Suyu ne kadar, ne zaman ve nerede kullandığımızı bilmeden sürdürülebilir bir tarımdan söz etmek mümkün değil” dedi. Tarımda akıllı sulama sistemleri, toprak ve iklim sensörlerinin yanı sıra uydu ve drone destekli izleme çözümlerinin kilit rol oynadığını vurgulayan Atacan, bu teknolojilerin kaynak verimliliğini ölçülebilir biçimde artırarak hem çevresel etkiyi azalttığını hem de üreticinin ayakta kalmasını sağladığını ifade etti. Gübre, enerji ve pestisit kullanımını optimize eden hassas tarım uygulamalarının ise artan maliyetler karşısında çiftçiler için stratejik bir güvence haline geldiğini dile getirdi. Şirketler açısından tarım teknolojilerinin artık yalnızca bir destek unsuru değil, ESG hedeflerinin doğrudan belirleyicisi olduğuna dikkat çeken Atacan, sözlerine şu şekilde devam etti. “Su kullanımı, karbon ayak izi ve toprak sağlığı gibi temel çevresel performans alanlarının somut KPI’lara bağlanarak dijital ortamda izlenmesi kaçınılmaz. Doğrulanabilir veri, regülasyonlara uyumun yanı sıra sürdürülebilir finansmana erişimde de kritik bir araç. Ayrıca, tarım teknolojileri sosyal boyutta da çiftçinin gelirini ve üretim istikrarını güçlendirmeye yardımcı oluyor. 2030’a doğru ilerlerken, bu teknolojilerin sürdürülebilirlik hedeflerinin başarısında belirleyici olacağı öngörülüyor. İklim risklerinin arttığı bir dünyada tarım artık sezgilerle değil, veri, senaryo analizi ve dijital izleme ile yönetilmeli.” Metsims Hakkında: Metsims Sustainability Consulting, küresel ve yerel ölçekte sürdürülebilirlik danışmanlığı alanında faaliyet gösteren bir firmadır. Kurumsal ve ürün düzeyinde karbon ayak izi raporlaması, yaşam döngüsü değerlendirmesi, sürdürülebilirlik raporlaması ve strateji geliştirme hizmetleri sunmaktadır. Firma, enerji, kritik hammaddeler ve yenilenebilir enerji konularında hem danışmanlık hem farkındalık oluşturma görevini üstlenerek, kurumların iklim hedeflerini desteklemektedir. #### Taş Değirmenlerden Dünyaya: Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi 1997 yılında İzmir’in tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda kurulan Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi, geleneksel Türk kahvesini modern üretim teknikleriyle buluşturarak, kahve tutkunlarına eşsiz bir lezzet deneyimi sunuyor. Taş değirmenlerde özenle öğütülen kahve çekirdeklerini üstün kalite standartlarında işleyen firma, hem evlerde hem de işletmelerde Türk kahvesinin vazgeçilmez bir lezzet olmasını sağlıyor. Her bir kahve, geleneksel yöntemlerle işleniyor ve doğal bir tat deneyimi sunmak için hiçbir kimyasal katkı maddesi, aroma, koruyucu ya da renklendirici kullanılmıyor. Bu doğallık, Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi’ni diğer kahve markalarından ayıran en belirgin özelliklerden biri haline getiriyor. Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi Genel Koordinatörü Mehmet Ağırman, firmanın hedeflerini şu sözlerle anlatıyor: “Türk kahvesini sadece yerel pazarda değil, uluslararası arenada da hak ettiği noktaya taşımayı hedefliyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızla yenilikçi tatlar geliştiriyor ve geleneksel kahvemizi küresel ölçekte tanıtıyoruz. Türk kahvesinin dünya çapında daha fazla tanınmasını ve sevilmesini sağlamak en büyük amacımız.” Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi, damla sakızlı, kakuleli, çikolatalı ve cennet hurmalı gibi geleneksel Türk kahvesi yorumlarının yanı sıra, farklı kavurma derecelerine sahip filtre kahve seçenekleri de sunuyor. Bu geniş ürün yelpazesi, hem geleneksel lezzetleri korumayı hem de modern kahve kültürüne uyum sağlamayı mümkün kılıyor. Kahve tutkunları, bu özel lezzetlerle hem evlerinde hem de dışarıda keyifli bir kahve deneyimi yaşayabiliyor. Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi, kaliteli üretimi, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilir tedarik çözümleriyle kahve sektörünün öncü markalarından biri olarak öne çıkıyor. Gelenekten aldığı ilhamı modern üretim anlayışıyla birleştiren marka, Türk kahve kültürünü dünya çapında tanıtma misyonunu büyük bir tutkuyla sürdürüyor. Kahve tutkunlarını, Kemeraltı Şadırvan Kurukahvecisi’nin eşsiz lezzetlerini keşfetmeye davet ediyoruz! #### Tayfun Denizer’den Su Ürünleri Birliği Çalıştayında Türk Somonu ve İhracat Uyarısı Trabzon’da 5 kuşaktır balıkçılık yapan köklü bir aileden gelen ve Politek’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Tayfun Denizer, Su Ürünleri Birliği Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada Türk somonunun dünya pazarındaki konumu, ihracatta yaşanan sıkıntılar ve sektörün geleceğine dair çözüm önerilerini kapsamlı şekilde ortaya koydu. Denizer, şirket olarak 2023 yılında 10.000 ton Türk somonu ürettiklerini, diğer küçük üreticilerden de yaklaşık 10.000 ton ürün alıp işlediklerini, toplamda ise 15.000 ton işlenmiş ürün ihracatı gerçekleştirdiklerini belirtti. Ancak ihracatta özellikle 2023 yılında ciddi problemlerle karşılaştıklarını vurguladı ve temel nedenin plansız üretim ve koordinasyon eksikliği olduğunu söyledi. Bu noktada önemli bir önerisini yineleyen Denizer, yaptığı araştırmalarla ulaştığı tespitini şu sözlerle ifade etti:“Norveç’in nasıl 2 milyon tonu yönettiğini, bizim ise 100.000 tonu bile neden yönetemediğimizi araştırdım. İnternetten yaptığım araştırmalar ve yurtdışındaki iş ortaklarımızla yaptığımız görüşmeler sonucunda gördüm ki, Norveç'te ve sadece orada da değil, Danimarka ve Şili gibi ülkelerde de üretimi yöneten güçlü bir konsey sistemi var. Norveç'te bu yapı, Norway Seafood Council adıyla biliniyor; yani Norveç Su Ürünleri Konseyi. Üretim planlaması bu konsey tarafından belirleniyor, firmalar keyfi üretim artışına gidemiyor. Her yıl sektörün ne kadar büyüyeceği veya küçüleceği ortak bir kararla şekilleniyor.” Norveç örneğinden hareketle Türkiye’de de devlet ve üreticilerin içinde yer aldığı benzer bir organizasyonun kurulmasının şart olduğunu belirten Denizer, "Bu organizasyon hem fiyat politikasını hem de üretim planlamasını denetlemeli. Böylece küçük ve büyük üreticilerin de ortak mutabakatıyla sektör sürdürülebilir şekilde büyüyebilir" dedi. Denizer, mevcut durumda Türkiye’de Norveç somonunun kilosu 12 Euro’dan satılırken, Türk somonunun 6 Euro seviyesine bile çıkamadığını söyledi. Kalibre farklılıkları olsa da fiyat farkının çok ciddi olduğuna dikkat çekti. Türk somonunun besin değeri, kalitesi ve Karadeniz’in özgün doğası sayesinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Denizer, dünyada yılda yaklaşık 3,5 milyon ton çiftlik somonu, doğal somonla birlikte yaklaşık 4,5 milyon ton somon tüketildiğini hatırlatarak Türkiye’nin bu pazarda güçlü bir oyuncu olabileceğinin altını çizdi. Şili ve Norveç gibi rakip ülkelerle kıyaslamalar yapan Denizer, Japonya pazarında Türk somonunun suşide tercih edildiğini, fakat Japonların fiyat politikalarında en kaliteli ürünü bile en ucuza alma prensibiyle hareket ettiğini belirtti. "Bu yıl Japonya’da fiyat baskısıyla çok uygun fiyatlara ürün vermek zorunda kaldık. Japonya bizim için önemli bir pazar ama işleme kalitelerimizi daha da geliştirmemiz gerekiyor" dedi. Denizer ayrıca, Kasım ayında Vietnam’da 4 farklı fabrika ziyaret ederek Türk somonunun işlenme süreçlerini gözlemlediğini anlattı. Bu gözlemleri sonucunda, Türk somonunun işlenmesinde Şili’ye kıyasla %7 daha düşük verimlilik elde edildiğini, örneğin HG (Head and Gutted - kafası ve içi alınmış) ürünlerde Türkiye'nin %43 verim sağlarken, Şili'nin %51 verim elde ettiğini aktardı. Bu farkın; renk dalgalanmaları, hasattaki problemler ve işleme sürecindeki zaman kayıplarından kaynaklandığını belirten Denizer, sektörün bu konularda da ciddi çalışmalar yapması gerektiğine vurgu yaptı. "Bir pazarda kalıcı olmanın yolu, sürekli aynı standartta ve kalitede ürün göndermekten geçiyor" diyen Denizer, Japonya pazarında Türkiye’nin Şili ve Norveç’e kıyasla %3,5 vergi dezavantajına sahip olduğunu, bu farkın da rekabeti zorlaştırdığını ifade etti. “Şilililer bizden aldıkları üründen yaklaşık 1 dolar daha fazla verim elde ediyor. Yine de Türkiye’ye güven duyduklarını ve başka pazarlar da aramalarına rağmen bizi desteklediklerini söylüyorlar. Bu değeri doğru şekilde karşılamalıyız,” diye konuşan Denizer, 8 yıldır Japonya’ya düzenli ihracat yaptıklarını, 2023 yılında ise ülke olarak toplam 7.000 ton ihracat gerçekleştirildiğini, bu rakamın 15.000 ton seviyesine çıkarılması ve yeni pazarlar bulunması gerektiğini sözlerine ekledi. Türk Somonu İhracatı ve Sektör Analizi Türk somonu sektöründeki krizin çözümü için "Konsey Modeli" neden şart? Tayfun Denizer'in analizine göre, 2023 yılında yaşanan ihracat sıkıntılarının temel nedeni plansız üretimdir. Norveç (2 milyon ton) ve Şili gibi ülkeler üretimlerini "Su Ürünleri Konseyi" (Norway Seafood Council) aracılığıyla planlarken, Türkiye'nin 100.000 tonu yönetmekte zorlanması, devlet ve üretici ortaklı bir denetim mekanizmasının kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Norveç somonu ile Türk somonu arasındaki fiyat makası neden bu kadar açık? Kalibre farkları olsa da, Norveç somonu piyasada 12 Euro seviyelerinde alıcı bulurken, Türk somonu plansızlık ve markalaşma eksikliği nedeniyle 6 Euro seviyesine bile çıkmakta zorlanmaktadır. Bu durum, ürünün kalitesinden değil, piyasa yönetimindeki (supply chain management) stratejik eksikliklerden kaynaklanmaktadır. İşleme verimliliğinde Türkiye ve Şili arasındaki %8'lik farkın sebebi nedir? Tayfun Denizer'in Vietnam'daki fabrika incelemelerine göre; HG (kafası ve içi alınmış) ürünlerde Şili %51 verim alırken, Türkiye %43 verim seviyesinde kalmaktadır. Bu kaybın nedenleri; renk dalgalanmaları, hasat sırasındaki operasyonel hatalar ve işleme sürecindeki zaman kayıplarıdır. Japonya pazarında Türk somonu neden vergi dezavantajı yaşıyor? Japonya, suşi kalitesindeki Türk somonunu tercih etse de fiyat odaklı hareket etmektedir. Türkiye, rakipleri olan Norveç ve Şili'ye kıyasla Japonya pazarında %3,5 vergi dezavantajına sahiptir. Bu durum, Türk ihracatçısının kar marjını düşürerek rekabet gücünü zorlamaktadır. Dünya somon pazarında Türkiye'nin potansiyeli nedir? Dünyada yılda yaklaşık 3,5 milyon ton çiftlik somonu ve toplamda 4,5 milyon ton somon tüketilmektedir. Türkiye, Karadeniz'in özgün doğası ve Türk somonunun yüksek besin değeriyle bu dev pazarda güçlü bir oyuncu olma potansiyeline sahiptir, ancak bunun için ihracatın 15.000 ton seviyelerinin üzerine çıkarılması hedeflenmelidir. Üretim planlaması yapılmazsa sektörü ne bekliyor? Norveç modelinde firmalar keyfi üretim artışına gidemezken, Türkiye'deki kontrolsüz büyüme fiyat istikrarsızlığına yol açmaktadır. "Konsey" benzeri bir yapı kurulmazsa, küçük ve büyük üreticilerin ortak mutabakatı sağlanamayacak ve sektör sürdürülebilir büyüme (sustainable growth) fırsatını kaçıracaktır. Japon alıcılar Türk somonuna nasıl bakıyor? Şilili rakiplerinden 1 dolar daha fazla verim almalarına rağmen, Japon alıcılar Türkiye'ye güven duymakta ve alternatif pazar arayışlarına rağmen Türk üreticisini desteklemektedir. Ancak kalıcı olmak için "sürekli aynı standartta ve kalitede" ürün göndermek hayati önem taşımaktadır. Politek ve Tayfun Denizer'in ihracat hacmi nedir? 5 kuşaktır balıkçılık yapan bir aileden gelen Tayfun Denizer yönetimindeki Politek, 2023 yılında kendi üretimi ve küçük üreticiden aldığı ürünlerle toplamda 15.000 ton işlenmiş ürün ihracatı gerçekleştirerek sektörün lokomotif firmalarından biri olmuştur. #### Teknoparklar Artık Yeni Nesil Ar-Ge’nin Merkezi Türkiye’de teknopark ekosistemi, niceliksel büyümenin ardından artık nitelik odaklı yeni bir döneme giriyor. 100’den fazla teknopark ve 12 bini aşkın teknoloji firmasının oluşturduğu yapı, güçlü bir Ar-Ge tabanı yaratsa da Elektraweb CEO’su Kemal Oral, “Gerçek başarı, üretilen teknolojinin ticarileşmesi ve dünyaya açılmasıyla ölçülür” diyerek ekosistemin küresel rekabette daha iddialı olması gerektiğini vurguladı. Antalya Teknokent’te faaliyet gösteren Elektraweb, Akdeniz Üniversitesi ile birlikte otellerde karbon ayak izini uçtan uca yöneten Türkiye’nin ilk entegre yazılım çözümünü geliştirdi. TÜBİTAK 1711 Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında desteklenen proje otellerde kullanılmaya başlarken, Elektraweb CEO’su Kemal Oral, bu başarıyı “teknopark teşviklerinin doğru kullanılmasıyla büyüyen Ar-Ge ekosisteminin somut çıktısı” olarak tanımladı. Oral, teknopark denetimlerinin sıkılaşmasını da olumlu bulduğunu belirterek, “Şeffaf ve düzenli denetimler, teşviklerin amacına uygun kullanılmasını sağlar ve rekabeti güçlendirir.” dedi. Teknoparklarda uygulanan yüzde 3 yatırım zorunluluğunun erken aşama girişimler için önemli bir kaynak olduğunu söyleyen Oral, Elektraweb’in MedikalCRM ve Viofun gibi girişimlerin oluşumuna destek verdiğini hatırlattı. Yetkin Ar-Ge mühendisi bulmanın zorlaştığına da dikkat çeken Oral, üniversite–sanayi iş birliklerinin, ortak laboratuvarların ve mikro sertifika programlarının kritik hale geldiğini belirtiyor. Ayrıca teminatsız kredi modelleri ve devlet destekli risk sermayesi fonlarının Ar-Ge firmalarının daha cesur adımlar atmasını sağlayacağını ifade etti. Teknoparkların geleceğini ise şöyle özetledi: “Yapay zekâ laboratuvarları, veri merkezleri ve yeşil teknoloji çözümleri teknoparkların yeni kimliği olacak. Enerji verimliliği ve karbon ayak izi yönetimi bu dönüşümün merkezinde yer alacak. Türkiye teknopark stratejisinde doğru bir çizgide ilerliyor. Eksik olan tek nokta Ar-Ge’den ticarileşmeye geçişi hızlandıracak mekanizmalar. Uzun vadede Türkiye’nin bu engelleri aşacağına inanıyorum. Bu ekosistem bölgenin teknoloji üssü olmaya aday.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Thud e-Robotics’in Geliştirdiği X Barista, ABD’de Büyük İlgi Gördü Dünyanın en büyük teknoloji ve inovasyon fuarlarından biri olan CES, bu yıl 6–9 Ocak 2026 tarihleri arasında Las Vegas’ta düzenlendi. Fuar boyunca Türk girişimi Thud e-Robotics, geliştirdiği yapay zeka tabanlı robot barista ile ABD’de dikkatleri üzerine çekti. İnsan ustalığını robotlara aktaran fiziksel yapay zeka teknolojisiyle öne çıkan X Barista, özellikle ABD’li yatırımcılar, perakende zincirleri ve teknoloji şirketlerinden yoğun ilgi gördü. Thud e-Robotics CEO’su Önder Akyazıcı, CES 2026 değerlendirmesinde, “İlk ürünümüz X Barista’nın lansmanını Türkiye’de üç ay önce gerçekleştirdik ve Türkiye pazarında ticari kullanıma sunduk. CES’te gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle ABD pazarına yönelik temaslarımızı güçlendirdik. Amerika’dan aldığımız geri dönüşler son derece olumlu” dedi. Profesyonel baristaların el hareketlerini birebir taklit eden, Thud e-Robotics tarafından geliştirilen yapay zeka ve hareket yakalama teknolojisi sayesinde bu ustalığın robota aktarıldığını belirten Akyazıcı, X Barista’nın nitelikli kahveyi yaklaşık 60 saniyede hazırlayabildiğini ifade etti. Akyazıcı, “Havaalanları, alışveriş merkezleri, oteller, iş merkezleri ve restoran zincirleri gibi yoğun kullanım alanlarında kullanılmak üzere tasarlanan X Barista, yapay zeka tabanlı yapısıyla yüksek operasyonel verimlilik sağlıyor” diye konuştu. CES 2026’da sergilenen X Barista, Türkiye’den çıkan teknoloji girişimlerinin küresel pazarda rekabet edebilecek seviyeye ulaştığını bir kez daha ortaya koydu. #### Tıbbi Aromatik Bitkiler, Doğal Kozmetik ve Gıda Takviyelerinde Global Marka Vizyonu Gelenekten Bilime: Kadim Bilgilerin Akademik Birikimle Buluşması KurumsalMedya: Merhaba Burak Bey, öncelikle zaman ayırdığınız için teşekkürler. Kısaca kendinizi ve hikayenizi bizimle paylaşır mısınız? Burak Ulusoy: Merhabalar. Ben Burak Ulusoy, 1983 yılında Trabzon'da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Trabzon'da tamamladım. Ardından Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıbbi Aromatik Bitkiler Yüksekokulu'nda eğitim gördüm; ayrıca Anadolu Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nde öğrenimimi sürdürdüm. Yüksek lisans eğitimime Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği bölümünde başladım. Yüksek lisans sürecinde Karadeniz Teknik Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden aldığım derslerle de birikimimi genişleterek orman endüstri mühendisi unvanı aldım. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Çalışma alanım odun dışı orman ürünleri—özellikle tıbbi ve aromatik bitkiler—fitoterapi, aromaterapi ve masaj terapileri. Bu alanlarda çalışmalarım, kongre ve fuar katılımlarım, eğitim ve sertifikasyon süreçlerim devam ediyor. KurumsalMedya: Ailenizin işiyle başlayan bir hikâyeniz var mı? Mağazalarınızdan, üretim ve dönüşüm sürecinden bahseder misiniz? Burak Ulusoy: Evet. Ailemizin ticari geçmişi dedem Yılmaz Ulusoy'un 1960'ların ortasında kurduğu dükkâna dayanıyor. O dönem ürün gamı daha çok iç yağı, kuyruk yağı ve temel gıda maddeleri üzerineydi. İkinci kuşak olarak babam Hikmet Ulusoy 1995'e kadar bu işi sürdürdü. 1996'dan itibaren ürün çeşitliliğine pul biber, karabiber, ıhlamur, adaçayı, nane ve kekik gibi baharat ve bitkiler eklendi; bu, mağazanın dönüşüm sürecinin başlangıcıydı. Benim dönemimde ürün çeşitliliği daha da genişledi: baharatlar, bitki çayları, şifalı bitkiler, bitkisel karışımlı macunlar, aromatik yağlar, doğal saç ve cilt bakım ürünleri, bitkisel sabunlar, şampuanlar ve aktariye ürünleri ekledik. Ayrıca ev yapımı formüllerle, iç yağı ve kuyruk yağından doğal kremler, sivilce ve egzama için ürünler geliştiriyorum. Bugün iki tane bitkisel ürün satış mağazamız ve bir üretim tesisimiz var. İlk mağazamız “Ulusoy Bitkisel Organik Ürünler” adını taşıyor; ikinci mağazamız ise 2024 yılında faaliyete geçen “Velanda Naturel”. KurumsalMedya: Ürün geliştirme süreciniz nasıl işliyor? Ar-ge ve üniversite iş birliklerinden bahsedebilir misiniz? Burak Ulusoy: Üniversitedeki hocalarımız ve ekip arkadaşlarımızla sürekli istişare içindeyiz. Ar-ge çalışmalarını üniversite ile beraber yürütüyoruz; hem formülasyon hem etken madde analizleri konusunda akademik destek alıyoruz. Üniversiteden gelen öğrencilere deneyimlerimizi aktarıp birlikte proje üretmek de önemli bir parçamız. Ürünleri hem geleneksel bilgiyi hem bilimsel altyapıyı harmanlayarak geliştiriyoruz. Hammadde seçiminde Türkiye’nin güçlü tedarikçilerinden yararlanıyoruz. Ürün içeriklerimize kendi inisiyatifimizle herhangi bir sentetik katkı eklemiyoruz; fakat tedarik edilen hammaddelerde raf ömrünü uzatmak amacıyla üreticilerin uyguladığı koruyucular olabileceğini açıkça belirtiriz. KurumsalMedya: En çok talep gören ürün gruplarınız neler? Öne çıkan formülleriniz var mı? Burak Ulusoy: Çok çeşitli ürün gruplarımız var. Öne çıkanlar: Bitki çayları: Ödem çayı, form çayı, stres çayı, bayanlara özel çay, erkeklere özel çay, karaciğer dostu çay, kalp-damar sağlığına destek çayı vb. Macunlar (bitkisel karışımlar): Nefesim macun — solunum rahatlatıcı, akciğer destekleyici, Karaciğer destekleyici enginar-deve dikeni macunu, Allday macun — adet düzensizlikleri, menopoz destekleri için (kadınlara özel), En-fek macun — prostat ve idrar yolu destekleri için (erkeklere yönelik), Alıçlı-zeytin yapraklı macun — kalp-damar desteği, Afacan macun — çocukların bağışıklığı ve büyüme desteği. Yağlar ve karışımlar: Saç besleyici ve dökülmeyi azaltmaya yardımcı yağlar, cilt kırışıklıkları ve leke karşıtı doğal bakım yağları. Diğerleri: Safranlı gül suyu, cilt onarıcı leke kremi, ağrı ve masaj için krem ve yağlar, probiyotik içerikler, doğal boğaz ve burun spreyleri, nane-zencefil-kekik suyu, soğuk pres çörekotu, badem ve uçucu yağlar (distilasyonla elde edilmiş nane, lavanta), doğal sabunlar, paketlenmiş tıbbi ve aromatik bitkiler, özel Türk kahvelerimiz vb. Ayrıca ev tüketicilerine ve ed dışı tüketim (horeca sektörüne) yönelik hazırladığımız özel baharat karışımlarımız (köfte, tavuk, balık, tarhana ve genel yemekler için) müşterilerimiz tarafından çok beğeniliyor. KurumsalMedya: İç yağı ve kuyruk yağından bahsettiniz; bu konuya biraz daha açar mısınız? Burak Ulusoy: Elbette. İç yağı ve kuyruk yağı, geleneksel olarak kullanılan doğal yağlar. 2000’li yıllarda margarin gibi işlenmiş yağlar popüler hale gelmiş olsa da; günümüzde doğal yağlara olan ilgi yeniden artıyor. Üniversite-ar-ge ekiplerimizle geliştirdiğimiz doğal krem ve merhemlerde iç yağı ile kuyruk yağını baz alarak formülasyonlar ürettik. Bu ürünleri, modern analiz ve hijyen standartlarına uygun şekilde üretip sunuyoruz. KurumsalMedya: Ürünlerinizin güvenliği ve etkinliği hakkında ne söyleyebilirsiniz? Kalite kontrol süreçleriniz nasıl? Burak Ulusoy: Ürünlerimizin güvenliği bizim için öncelikli. Hammaddeleri güvenilir tedarikçilerden alıyoruz ve laboratuvar destekli analizlerle kontrol ediyoruz. Formülasyonlarımızda doğal içeriklere öncelik veriyoruz; düzenli olarak formüllerimizi güncelliyor, etkinlik ve stabilite testleri yapıyoruz. Ayrıca müşteriye özel tanı yapıp, kişinin ihtiyaçlarına uygun ürün öneriyoruz; bu yaklaşım yanlış ürün kullanımını ve beklenti uyumsuzluğunu azaltıyor. KurumsalMedya: Dijitalleşme ve satış kanallarınız nasıl? Abonelik veya kişiye özel modeller var mı? Burak Ulusoy: Evet, e-ticaret önemli önceliklerimiz arasında. Kişiye özel online abonelik modelleri üzerinde çalışıyoruz: kullanıcının ihtiyaçlarına göre düzenli ürün gönderimleri ve takip sunan bir hizmet planlıyoruz. Bunun yanı sıra mağazalarımızdan ve online platformlardan satışlarımız devam ediyor. İlerleyen dönemde dijital tanıtım ve e-ticaret altyapımızı güçlendirerek hem Türkiye hem küresel pazara açılmayı hedefliyoruz. KurumsalMedya: Markaleşme süreçlerinizden bahseder misiniz? Hangi markalar altında ürünleriniz bulunuyor? Burak Ulusoy: Markalaşma yolunda birkaç adım attık. İlk olarak “Burak Ulusoy” markasıyla başladık; ardından “Droger” ve “Sema” gibi marka başvurularımızı yaptık. Tescil süreçleri devam eden markalarımız var. Ürünlerimizi farklı marka kimlikleri altında segmentlemeyi amaçlıyoruz: örneğin günlük kullanım için doğal kozmetik hatları, sağlık-destek ürünleri için ayrı bir seri, çocuklar için özel ürünler vb. KurumsalMedya: Vizyon, misyon ve hedeflerinizi son olarak nasıl özetlersiniz? Burak Ulusoy:Vizyonumuz: Doğal içerikli ürünlerimizi Türkiye ve dünya pazarına taşıyarak sürdürülebilirliği benimseyen, yenilikçi ve insan ihtiyaçlarına değer veren bir dünya markası olmak. Misyonumuz: Tabiatın sunduğu zengin kaynaklardan yararlanarak; eğitimli uzmanlar eşliğinde, tüketicilerin gereksinimlerini karşılayan, yaşam standartlarını yükselten ve sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlayan ürünler sunmak; müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmak. Hedeflerimiz: Türkiye genelinde mağazalaşma ve bayi ağı oluşturmak; eczanelerde satışa uygun, doğal içerikli ürünler geliştirmek; Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika pazarlarına açılarak pazar payı elde etmek. KurumsalMedya: Çok teşekkürler Burak Bey. Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir şey var mı? Burak Ulusoy: Ben teşekkür ederim. Doğal ürünlere dönüşün zaman içinde artacağını düşünüyorum. İnsanlara tavsiyem, ürün seçerken içeriklere dikkat etmeleri ve mümkün olduğunca güvenilir, şeffaf üreticileri tercih etmeleri. Biz de müşterilerimizin sorunlarını dinleyip onlara uygun, doğal çözümler sunmaya devam edeceğiz. Detaylı Bilgi Almak İçin : Telefon : 0 532 797 04 11 https://www.ulusoybitkisel.com https://www.velanda.com.tr Doğal Ürünler Sektörü ve Yatırım Fırsatları Hakkında Tıbbi ve aromatik bitkiler sektörü neden stratejik bir yatırım alanıdır? Türkiye'nin zengin endemik bitki örtüsü (flora), bu sektörü yüksek ihracat potansiyeline sahip bir alana dönüştürmektedir. Lavanta, kekik, defne gibi bitkiler sadece hammadde olarak değil, işlenerek uçucu yağ veya ekstre haline getirildiğinde katma değerli tarım ürünü olarak ekonomiye büyük katkı sağlar. Doğal kozmetikte bitkisel özlerin önemi nedir? Bilinçli tüketicilerin sentetik kimyasallardan uzaklaşmasıyla "Clean Label" (Temiz İçerik) trendi yükselişe geçmiştir. Kozmetik formüllerinde kullanılan standart bitki ekstraktları ve soğuk sıkım yağlar, cilde dost yapıları ve sürdürülebilir üretim modelleri nedeniyle lüks markaların da ana tercihidir. Gıda takviyesi pazarında bitkisel ürünlerin payı artıyor mu? Pandemi sonrası koruyucu sağlık bilincinin artmasıyla, bağışıklık sistemini destekleyen bitkisel gıda takviyelerine (Nutrasötikler) talep patlaması yaşanmıştır. Geleneksel bitkisel tedavi yöntemlerinin modern teknolojiyle birleşmesi, bu pazarı dünyanın en hızlı büyüyen sağlık endüstrisi kollarından biri yapmıştır. Tıbbi bitki üretiminde nelere dikkat edilmeli? Sektörde başarının anahtarı "izlenebilirlik" ve "standardizasyon"dur. Topraktan rafa kadar olan süreçte doğru hasat tekniklerinin kullanılması, etken madde oranlarının laboratuvar ortamında analiz edilmesi ve organik sertifikasyon süreçlerine uyulması, ürünün global pazardaki değerini belirler. #### Toplamda 91 Yatırım Turunda 211 Milyon Dolarlık Yatırım Hacmine Ulaşıldı Girişimcilik Ekosistemi 2025’in İlk 6 Ayında Sektör Odaklı Yatırımlar Yaptı 2025 yılının ilk altı ayı, Türkiye girişimcilik ekosistemi için hem değerlendirme hem de yön arayışı bakımından önemli sinyaller sundu. Toplamda 91 yatırım turunda 211 milyon dolarlık yatırım hacmine ulaşılması, geçtiğimiz yıllara kıyasla daha temkinli bir tablo çizse de, stratejik alanlara yapılan yatırımlar ekosistemin dirençli yapısını bir kez daha ortaya koydu. 2025’in ilk yarısında Türkiye girişimcilik ekosistemi, küresel ekonomik belirsizliklerin gölgesinde temkinli bir büyüme izledi. 91 yatırım turunda 211 milyon dolarlık yatırım gerçekleşirken, yapay zeka, sağlık teknolojileri ve fintech gibi stratejik alanlara yönelen yatırımlar, sektörün hâlâ doğru reflekslerle hareket ettiğini ortaya koydu. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, bu tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “211 milyon dolarlık yatırımın oluştuğu bu dönemde oyun, fintech ve yapay zeka gibi stratejik sektörlerin öne çıkması, Türkiye'nin hâlâ geleceğin endüstrilerine yatırım yaptığı bir zemin sunduğunu gösteriyor. Ancak erken aşamadan Seri A ve B’ye geçişteki finansal sıkışıklık, girişimcilerin önünde ciddi bir bariyer olmaya devam ediyor.” İstanbul Global Arenada İlk 3’te Uluslararası veri platformları Startup Genome ve Dealroom’un analizlerine göre İstanbul, 2025’in ilk yarısında dünyanın en hızlı yükselen girişimcilik ekosistemleri arasında ilk 3 şehir arasında yer aldı. Bu başarı, yatırımcıların ve girişimcilerin artan küresel ilgisinin önemli bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Decacorn Angels’tan 4 Stratejik Yatırım Decacorn Angels, 2025’in ilk yarısında 4 farklı teknoloji girişimine yatırım gerçekleştirdi. Yapay zeka, sağlık teknolojileri ve enerji verimliliği gibi geleceği şekillendiren alanlarda yapılan bu yatırımlar, fonun uzun vadeli vizyonunu da ortaya koyuyor. Yatırımların ilki, Magnus AI adlı, yapay zeka destekli bir yatırım yönetim platformuna yapıldı. Finansal kararları daha hızlı ve akıllı hale getiren bu girişim, kullanıcı dostu arayüzüyle de fark yaratıyor. İkinci yatırım, Viseur AI adlı sağlık teknolojisi girişimine yöneldi. Erken teşhis altyapısı sunan Viseur AI, hem bireysel sağlık takibi hem de kamu sağlığı yönetimi açısından çarpan etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Üçüncü yatırım ise, sürdürülebilir enerji çözümleri geliştiren Materix oldu. Enerji verimliliğini artırmaya yönelik teknoloji geliştiren girişim, çevresel ve ekonomik faydayı bir araya getiriyor. Dördüncü yatırım ise henüz kamuoyuna açıklanmadı. Ancak Eren, bu yeni yatırımın da yılın dikkat çeken turlarından biri olduğunu ve önümüzdeki günlerde paylaşılacağını belirtti. “Teknoloji ile Toplumsal İhtiyaçlar Arasında Bağ Güçleniyor” Yatırımcı gözüyle ekosistemde öne çıkan girişimleri değerlendiren Duygu Eren, sağlık teknolojileri, ödeme sistemleri ve güvenlik alanındaki inovasyonların dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, “Magnus AI, Viseur AI ve Materix gibi girişimler, teknolojinin yalnızca büyüme değil, aynı zamanda toplumsal etki yaratma potansiyelini de yansıtıyor. Girişimcilik artık sadece bir ekonomik kaldıraç değil, aynı zamanda dönüşümün ta kendisi.” diyen Eren, girişimcilik dünyasında değer yaratmanın merkezine “etkiyi” koyan çözümlerin öne çıktığını söyledi. Yapısal Sorunlar Kadar Potansiyel de Büyük Tüm bu gelişmeler ışığında 2025’in ilk yarısı, Türkiye girişimcilik ekosistemi için hem umut hem de uyarı barındırıyor. Girişimcilerin önünü açacak finansal modeller, sermaye çeşitliliği ve yatırımcı-girişimci etkileşimini güçlendirecek yapısal düzenlemeler büyümeyi hızlandıracak temel faktörler arasında. Potansiyelimiz büyük. Ancak bunu gerçekleştirmek için daha sağlıklı bir yatırım geçiş mimarisine ve erken aşamadaki girişimcileri destekleyecek sürdürülebilir mekanizmalara ihtiyacımız var.” diye konuşan Eren, Decacorn Angels olarak bu dönüşümün aktif destekçilerinden biri olmaya devam edeceklerini vurguladı. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Toyotetsu, Norm Fasteners’ın Mühendislik ve Kalite Performansını Ödüllendirdi Otomotiv bağlantı elemanları sektörünün önemli oyuncularından Norm Fasteners, uzun yıllardır iş birliği içinde olduğu Toyotetsu tarafından iki ayrı ödüle layık görüldü. Şirket, “Proje İlerleyişi Performansı Ödülü” ve “Kalite Sürekliliği Performansı Ödülü” ile mühendislik yetkinliği, çözüm odaklı yaklaşımı ve sürdürülebilir kalite performansıyla dikkat çekti. Norm Fasteners ve Toyotetsu arasındaki iş birliği, sadece ürün tedariğiyle sınırlı kalmayıp mühendislik geliştirme, yerlileştirme çalışmaları ve kalite iyileştirme projelerini de kapsıyor. Alınan iki ödül, taraflar arasındaki uzun vadeli iş ortaklığının ve ortak başarı kültürünün önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yerlileştirme Projesinde Mühendislik Gücü Öne Çıktı Norm Fasteners’ın aldığı Proje İlerleyişi Performansı Ödülü, Toyotetsu’nun Japonya’dan tedarik ettiği bazı ürünleri kapsayan yerlileştirme projelerindeki Ar-Ge ve mühendislik çalışmaları sonucunda verildi. Proje kapsamında, daha önce yurt dışından tedarik edilen ürünlerin yerel olarak geliştirilmesi ve üretilebilmesi amacıyla yoğun teknik çalışmalar yürütülürken, süreç halen aktif olarak devam ediyor. Proje boyunca ortaya çıkan teknik gereksinimlere hızlı yanıt veren Norm Fasteners ekipleri, Toyotetsu’nun tedarik zincirinde karşılaştığı bazı kritik teknik problemlerin çözümünde de aktif rol üstlendi. Özellikle Ar-Ge, Mühendislik ve Kalite ekiplerinin koordineli çalışmaları sayesinde birçok önemli konu kısa sürede çözüme kavuşturulurken, iki şirket arasında düzenli olarak gerçekleştirilen teknik toplantılar proje yönetiminde etkin iletişim ve iş birliğinin güçlü bir örneğini oluşturdu. Kalite Performansında İstikrarlı Başarı Norm Fasteners’a verilen ikinci ödül olan Kalite Sürekliliği Performansı Ödülü ise şirketin istikrarlı kalite yönetimi yaklaşımını tescilledi. Toyotetsu tarafından yapılan değerlendirmelerde; kalite şikâyetlerinin minimum seviyede tutulması, olası geri bildirimlere hızlı yanıt verilerek düzeltici faaliyetlerin etkin şekilde hayata geçirilmesi ve problemlerin oluşmasını önlemeye yönelik proaktif yaklaşım benimsenmesi ödülün verilmesinde etkili oldu. “Müşterilerimizin Başarısı Bizim İçin En Değerli Kazanım” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Norm Holding Bağlantı Elemanları Başkanı M. Selim Göksu, alınan ödüllerin operasyonel başarıyla birlikte, aynı zamanda güvene dayalı iş ortaklığını da temsil ettiğini belirterek şunları söyledi: “Toyotetsu gibi global ölçekte faaliyet gösteren ve yüksek kalite standartlarıyla çalışan bir iş ortağımız tarafından iki ayrı kategoride ödüllendirilmek bizim için son derece değerli. Bu başarı; Ar-Ge, mühendislik, kalite ve operasyon ekiplerimizin ortak emeğinin sonucudur. Özellikle yerlileştirme projelerinde müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru anlayarak hızlı aksiyon alabilmek ve karşılaşılan teknik zorluklara çözüm üretebilmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Müşterilerimizin başarısına katkı sağlayan bir çözüm ortağı olmak ve bu katkının ödüllerle takdir edilmesi bizleri yeni projeler için daha da motive ediyor.” Norm Fasteners Hakkında: Bağlantı elemanları sektöründe Türkiye pazarının 25 yıldır aralıksız lideri olan Norm Fasteners, 2.000’den fazla çalışanı, yılda 200K ton/yıl üretim kapasitesine sahip tesisleri, 15 lojistik ve satış merkeziyle; 8 ülkede faaliyet gösteriyor. Ürünlerini 4 kıtada, 50’nin üzerinde ülkeye ulaştıranNorm Fasteners, “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde 254’üncü sırada yer alıyor. Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, mobilya, inşaat ve makine sektörlerindeki müşterilerinin beklentilerine uygun farklı üretim teknikleriyle ürettiği ürünlerin yanı sıra; ihtiyaç duydukları diğer bağlantı elemanlarını da tedarik edebiliyor. Ar-Ge, tasarım, planlama, mühendislik, üretim, satın alma, stok ve tedarik süreçlerinin tamamını yöneterek müşterilerine global çapta “tek iş ortağı” olarak hizmet verebilen Norm Fasteners, bağlantı elemanları sektöründe dünyanın en büyük ilk 3 tedarikçisinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. https://normfasteners.com #### Trabzon’da Kadın Girişimciden Devrim Niteliğinde Salyangoz Çiftliği: Ülkü Koçoğlu, Doğal Zenginlikleri Ekonomiye Entegre Ediyor Trabzon’un Ortahisar ilçesinde kadın girişimci Ülkü Koçoğlu tarafından kurulan salyangoz çiftliği, artık tam kapasiteyle üretime geçti ve bölge ve ülke ekonomisine somut katkılar sağlıyor. Geleneksel tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin ötesine geçerek, biyoteknoloji ve kozmetik sektörleriyle entegre çalışan bu tesis, sürdürülebilir üretim modeliyle dikkat çekiyor. Tesiste, Bulgaristan’dan getirilen 600 kilogram anaç ve 500 bin yavru salyangoz ile "Helix aspersa maxima" türü kara salyangozu yetiştiriliyor. Doğal ve kontrollü ortamlarda büyütülen bu salyangozlar, Avrupa başta olmak üzere birçok pazara ihraç edilmek üzere işleniyor. Üretimin her aşaması titizlikle yönetilerek, hem et hem de salyangoz özütü kullanılarak çeşitli sektörlere ham madde sağlanıyor. Sıfır Atık Prensibi ile Katma Değerli Üretim Googlis bünyesinde faaliyet gösteren çiftlik, yalnızca salyangoz eti üretimi yapmakla kalmayıp, bu organizmalardan elde edilen doğal bileşenleri değerlendirerek ekosistem dostu bir üretim modeli oluşturdu. Ülkü Koçoğlu, üretim sürecinin sadece ekonomik katkı sağlamakla sınırlı olmadığını vurgulayarak şu sözleri dile getirdi: "Bu çiftlik sadece bir üretim tesisi değil, aynı zamanda Trabzon’un doğal kaynaklarını en verimli şekilde kullanarak uluslararası pazarlara açılan bir köprü niteliğinde. Üretimimizde sıfır atık prensibi uyguluyoruz. Salyangoz etini gıda sektörüne sunarken, salyangoz özlerini kozmetik ve sağlık sektörüne kazandırıyoruz. Hatta kabukları bile değerlendirilerek hayvan yem katkı maddesi olarak kullanılabiliyor." Bu bütüncül yaklaşım sayesinde tesis, sadece tarım ve hayvancılık sektöründe değil, aynı zamanda kozmetik ve biyoteknoloji alanlarında da önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor. Kadın İstihdamına ve Bölgesel Kalkınmaya Katkı Trabzon'da kurulan bu yenilikçi tesis, kadın istihdamına doğrudan katkı sağlıyor. Çiftlikte çalışan ekibin büyük bir kısmı kadınlardan oluşuyor ve Koçoğlu, bu oranın zamanla daha da artmasını hedefliyor. Bölgedeki kadın girişimciliğini teşvik etmek amacıyla farklı eğitim programları ve iş birlikleri de geliştiriliyor. "Kadınların üretimde daha fazla yer almasını istiyoruz. Girişimcilik sadece fikirle değil, istihdam yaratarak, üretime katkı sağlayarak ve değer zinciri oluşturarak anlam kazanıyor. Trabzon’da, özellikle kadın emeğinin değerlendirilmesi konusunda önemli bir adım attık ve bunu daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz." diyen Koçoğlu, projenin sosyal etkilerine de vurgu yapıyor. Glamifytr ile Doğal Güzellik Ürünleri Ülkü Koçoğlu’nun liderliğinde salyangoz özütünden elde edilen kozmetik ürünler de pazara sunuluyor. Glamifytr ve FellyHealer markasıyla üretilen cilt bakım ürünleri, salyangozun doğal yenileyici gücünü kullanarak geliştirilmiş özel formüller içeriyor. Bu ürünler, anti-aging (yaşlanma karşıtı) bakım, nemlendirme, cilt yenileme gibi özellikleriyle dikkat çekiyor ve uluslararası pazarlarda da ilgi görüyor. "Doğal içeriklere olan talep her geçen gün artıyor. Biz de Trabzon’dan çıkan yerli üretimle, sadece Türkiye pazarına değil, global pazara da hitap edecek nitelikte ürünler geliştiriyoruz. Bu sadece bizim değil, Trabzon’un ve Türkiye’nin başarısıdır." diyen Koçoğlu, markanın ihracat hedeflerine de işaret ediyor. Yerelden Küresele Bir Başarı Hikayesi Trabzon’da başlatılan bu girişim, bölgesel kaynakların yenilikçi bir şekilde değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması açısından önemli bir model oluşturuyor. Ülkü Koçoğlu’nun liderliğinde gelişen bu proje, doğayı koruyarak, yerel üretimi teşvik ederek ve kadın emeğini güçlendirerek, sürdürülebilir bir kalkınma modeli ortaya koyuyor. Trabzon’dan doğan ve global pazarlara açılma hedefiyle ilerleyen Googlis salyangoz çiftliği, yerelden küresele uzanan bir başarı hikayesi olarak büyümeye devam ediyor. Medya İletişim Googlis Kara Salyangozu Çiftliği📍 Trabzon, Ortahisar – Geçit Mahallesi📧 info@googlis.com.tr🌍 www.googlis.com.tr Glamifytr Ürünleri Hakkında Bilgi İçin🌍 www.glamifytr.com Salyangoz Yetiştiriciliği ve Ekonomik Potansiyeli Salyangoz çiftliği kurmak karlı bir yatırım mı? Salyangoz yetiştiriciliği (Heliculture), düşük arazi maliyeti ve yüksek ihracat potansiyeli ile kar marjı yüksek bir niş tarım alanıdır. Özellikle Avrupa pazarındaki (Fransa, İtalya) yoğun talep ve kozmetik sektörü için üretilen salyangoz özünün (Müsin) litre fiyatının yüksekliği, bu işi döviz getirisi olan stratejik bir yatırıma dönüştürmektedir. Trabzon iklimi salyangoz üretimi için uygun mu? Salyangozlar nemli ve ılıman ortamları sever. Trabzon'un bol yağış alan, nemli iklimi ve zengin bitki örtüsü, salyangozların doğal gelişim süreci için mükemmel bir habitat sağlar. Ülkü Koçoğlu'nun girişimi, bölgenin coğrafi avantajlarını ekonomik değere dönüştüren en iyi örneklerden biridir. Salyangoz özü (sıvısı) kozmetikte neden kullanılıyor? Salyangozların salgıladığı sıvı; allantoin, kolajen, elastin ve glikolik asit açısından çok zengindir. Bu bileşenler cilt yenileme, yaşlanma karşıtı (anti-aging) etki ve yara iyileştirme özellikleriyle bilinir. Bu nedenle küresel kozmetik endüstrisinde en değerli doğal hammaddelerden biri olarak kabul edilir. Kadın girişimcilerin tarımdaki rolü nedir? Ülkü Koçoğlu örneğinde olduğu gibi, kadın girişimciler geleneksel tarımın ötesine geçerek inovatif ve katma değerli üretim modellerine öncülük etmektedir. Doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılması ve kırsal kalkınma projelerinde kadınların liderliği, yerel ekonominin çeşitlenmesini sağlamaktadır. #### Trabzon’da Ürün Karbon Ayak İzi Eğitimi Gerçekleştirildi Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile değişen küresel ticaret kuralları, Türk sanayicisinin gündemini belirlemeye devam ediyor. Bu kapsamda, 3Pmetrics tarafından Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) ev sahipliğinde düzenlenen “Ürün Karbon Ayak İzi Eğitimi”, bölgedeki imalatçı ve ihracatçı firmaları geleceğin pazar koşullarına hazırlamak amacıyla gerçekleştirildi. Küresel Rekabette "Karbon" Kriteri 29 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen eğitimde, ürün bazlı karbon ayak izi hesaplamalarının sadece bir çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda uluslararası pazarlarda rekabet gücünü korumak için stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Eğitimin teknik oturumlarını gerçekleştiren Çevre Yüksek Mühendisi Serdar Yaşar, katılımcılara ISO 14067 Standardı’nın genel yapısı, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) bağlantısı ve hesaplama yaklaşımları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Uygulama örnekleriyle desteklenen eğitimde, firmaların çevresel etkilerini nasıl raporlayacakları ve doğrulama süreçlerini nasıl yönetecekleri detaylandırıldı. "Sürdürülebilirlik Bir Kültür Dönüşümüdür" Eğitimde, sürdürülebilirliğin sadece teknik bir hesaplamadan ibaret olmadığını belirtildi. Bu kavramın hem kurumsal yapılarda hem de bireysel düzeyde bir zihniyet dönüşümü gerektirdiğini ve şirket ajandalarının en üst sıralarında yer alması gerektiği ifade edildi. Bakanlık Akreditasyonu ve Devlet Destekleri Sürdürülebilirlik alanındaki bilgi kirliliğine dikkat çeken 3Pmetrics CEO’su Cemil Alpay Sünnetci, doğru kavramların ve yöntemlerin önemine değindi. 3Pmetrics’in Türkiye’de sürdürülebilirlik çözümleri noktasındaki konumunu aktardı. Eğitim Programı İçeriği Gün boyu süren yoğun program kapsamında şu başlıklar ele alındı: Temel Kavramlar: Yeşil Mutabakat ve SKDM çerçevesinde yeni pazar koşulları. Teknik Standartlar: ISO 14067 ve LCA (Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi). Uygulama: Hesaplama yaklaşımları ve vaka analizleri. Strateji: Raporlama, doğrulama ve devlet desteklerine erişim yolları. Trabzon iş dünyasının yoğun katılım gösterdiği etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. #### Trabzon’un Gelecek Vizyonu: "Veri Merkezi, Bu Şehrin Yeni Dijital Limanı Olmalı" Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkan Yardımcısı Ahmet Kazaz, şehrin ekonomik ve teknolojik geleceğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kazaz, tarih boyunca bir liman kenti olarak anılan Trabzon’un, dijital çağda "Veri Merkezi" yatırımlarıyla yeni bir kimlik kazanması gerektiğini vurgulayarak, "Tarihte liman Trabzon için ne ifade ediyorsa, bugün ve yarın için de veri merkezi odur" dedi. Teknoloji dünyasındaki hızlı dönüşüme ve yapay zeka süreçlerine dikkat çeken Ahmet Kazaz, Trabzon’un sahip olduğu jeopolitik, iklimsel ve altyapı avantajlarıyla Türkiye’nin veri merkezi üssü olmaya en güçlü aday olduğunu belirtti. "Liman Şehri Nasıl Şekillendirdiyse, Veri Merkezi de Geleceği Şekillendirecek" Konuşmasında veri merkezi kavramını tarihsel bir metaforla açıklayan Kazaz, "Trabzon’un tarihinde liman; bu şehri nasıl şekillendirdi, nasıl bölgenin etkili gücü yaptı ve ticareti bir yerden alıp başka bir yere taşıdıysa, bugün veri merkezi dediğimiz yatırım da Trabzon’un bugünü ve yarını için aynı şeyi ifade etmektedir. " ifadelerini kullandı. Kazaz, veri merkezlerinin sadece bir teknolojik yatırım değil, dünyadaki tüm sektörlerin "lokomotifi" ve "çatı şemsiyesi" olduğunu vurgulayarak, "Dünya bize şunu söylüyor: Bilgiyi ve veriyi iyi yönetirseniz gelişirsiniz, zamana adapte olursunuz ve hızlanırsınız. " dedi. Trabzon’un 5 Stratejik Avantajı Bir veri merkezinin kurulması için gereken kriterleri sıralayan Ahmet Kazaz, Trabzon’un bu kriterlerin tamamını karşılayan nadir coğrafyalardan biri olduğuna dikkat çekti: İklim Avantajı: Küresel ısınmadan dünyada en az etkilenecek şehir ve coğrafyada yer alıyor. Su Kaynakları: Veri merkezlerinin soğutulması için kritik olan su sorunu, Trabzon’da yok denecek düzeyde. Deprem Riski: Şehir, deprem riskinin en düşük olduğu bölgelerden biri. Enerji Potansiyeli: Enerji üretiminde kullanılabilecek birçok alan ve dönüştürülebilir fırsatlar mevcut. Güçlü Teknolojik Altyapı: Türkiye’de fiber altyapısı olan 12-13 şehirden biri olan Trabzon, aynı zamanda kendi santrallerini kurarak hizmet verebilen 9 şehirden biri konumunda. "Milyar Dolarlık Yatırımlar İçin Harekete Geçilmeli" Dünyada ve Türkiye’de artan veri merkezi yatırımlarına dikkat çeken Kazaz, Turkcell’in 2028 yılında Google ile yaptığı 1 milyar dolarlık anlaşmayı ve bu yatırımın 2032’ye kadar 3.2 milyar dolar değerine ulaşacağını hatırlattı. Kazaz, "Dünyada 2024-2025 yılları arasında veri merkezi yatırımları 1.7 milyar dolardan 4 milyar dolara çıktı. 3 milyon nüfuslu Litvanya’da bile veri merkezleri varken, tüm avantajlarına rağmen Trabzon’un bu pastadan pay almaması düşünülemez. " şeklinde konuştu. "Aradığınız Her Şey Var Ama Eylem Yok" Trabzon’un potansiyeli ile performansı arasındaki uçuruma dikkat çeken Kazaz, şehrin avantajlarını şöyle sıraladı: Türkiye’nin en güçlü iş dünyası ve lobilerinden biri. Güçlü bir diaspora ve yurt dışı sermayesi. Hava, kara ve deniz yoluyla güçlü lojistik altyapı. Türkiye’nin en eski ve teknik üniversitelerinden birine sahip olmak (KTÜ) ve toplamda 3 üniversite. Genç ve dinamik nüfus. Bu avantajlara rağmen şehrin "yapması gerekenler konusunda harekete geçemeyen" bir görüntü sergilediğini belirten Kazaz, "Her yıl 5 bin genç nüfusumuzu kaybediyoruz. Eğer onları burada tutacak bir vizyon oluşturmazsak bu potansiyel eriyip gidecek. " uyarısında bulundu. Turkcell ve Ulaştırma Bakanlığı Fırsatı Trabzon’un bu yatırımı çekmek için eşsiz bir siyasi ve bürokratik güce sahip olduğunun altını çizen Kazaz, şu çağrıyı yaptı: "Ulaştırma Bakanımız Trabzonlu. Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Trabzonlu. Turkcell bu 1 milyar dolarlık yatırımı Türkiye’de 3 şehirde yapacak. İyi bir lobi ve uğraşla bu yatırım Trabzon’a kazandırılabilir. Bu şehirde olmaması için hiçbir neden yok. " "Teknoloji Vizyonu Oluşturmak Zorundayız" Turizm ve diğer sektörlerin önemini yadsımadığını belirten Kazaz, ancak şehrin katma değerli kalkınma için bir "Teknoloji Vizyonu"na ihtiyacı olduğunu vurguladı. Kazaz, "Büyük şirketler artık büyük şehirlerdeki yüksek maliyetler nedeniyle nitelikli personeli tutmakta zorlanıyor. Trabzon gibi yaşamın daha butik olduğu ve fırsatlarla dolu bir şehir, bu şirketler için ideal bir merkez olabilir. " dedi. Kurumlara "Şemsiye Olun" Çağrısı Bu vizyonun hayata geçmesi için en büyük sorumluluğun iş dünyasını temsil eden kurumlara düştüğünü belirten Kazaz, "Bu kurumlar şehrin şemsiyesi olmak ve şehri sürüklemek zorundadır. Sürüklemezseniz, sürüklenirsiniz. Yatırım Adası örneğinde olduğu gibi, önce vizyonu çizmeli ve arkasında durmalıyız," dedi. Kazaz sözlerini, " Şehrin teknoloji vizyonunu oluşturma konusundaki hassasiyeti önce Odamız, sonra tüm şehir olarak daha gür bir sesle dile getirmeliyiz. Trabzon’a yeni bir model gelecekse, bunun temeli Veri Merkezi yatırımıdır" diyerek tamamladı. #### TransAnatolia Rally Raid 15. Kez Nefes Kesecek TransAnatolia Rallisi 15 Yılda Dünyanın Çevresinde Bir Tam Tur Attı Uluslararası rally raid yarışı TransAnatolia, 30 Ağustos – 6 Eylül tarihleri arasında 15. kez düzenlenecek. 2.190 km’lik yarış Bursa’dan start alacak, Bolu’da sona erecek. Dünyanın en büyük ve zorlu rally raid yarışlarından TransAnatolia, 30 Ağustos’ta Bursa BUTTİM (Bursa Uluslararası Tekstil Ticaret Merkezi) açık alanından start alıp Bolu’da son bulacak. 17 il sınırından geçecek 2.190 kilometrelik yarış sırasıyla Bursa, Kütahya, Bilecik, Eskişehir, Afyon, Ankara, Konya, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Yozgat, Çorum, Kastamonu, Çankırı illerinden geçerek Bolu’da finish görecek. TransAnatolia Genel Koordinatörü Burak Büyükpınar; “TransAnatolia 15 yıldır, Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bir kültür mozaiğinde heyecan dolu etaplarla düzenleniyor. Parkurlarımızda her yıl Türkiye’nin köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapmış noktalarda binlerce kilometre kat ediyoruz. Geçtiğimiz 14 yıl boyunca yarışlarımızda 28 farklı ülkeden, 2500 sporcu ağırladık. Bugüne kadar 40.000 km’nin üzerinde bir yarış parkuruyla dünyanın çevresini bir kez dolaşmış olduk. 15.yıl için ise heyecanımız çok yüksek, şu ana kadar kayıtlarımızın %75’i doldu. Bu yıl yarışa Türkiye’nin yanı sıra Almanya, İtalya, İsviçre, Belçika, Romanya İngiltere, Fransa, Hollanda gibi ülkelerden katılımcılarımız var. Türk sporcularımızın ilgisi ise geçtiğimiz yıllara göre çok daha yüksek.” dedi. TransAnatolia, katılımcılarına unutulmaz bir deneyim sunmakla kalmayıp, Türkiye’nin güzelliklerini hayatın içinden, eşsiz kesitlerle göz önüne getirerek ülkenin tanıtımına katkı sağlıyor. Türkiye’nin saklı güzelliklerini ulaşılabilir kılıyor. Uluslararası bilinirliği günden güne artan TransAnatolia, sunduğu yüksek standartlarla uzun yarışlara hazırlanmayı hedefleyen üst düzey sporcuların beklentilerini karşılarken amatörlerin yeteneklerini geliştirebilmelerine imkan veriyor. TransAnatolia’da Motosiklet, 4x4 Otomobil, SSV, Quad ve Kamyonlar için rally ve raid olmak üzere iki ayrı kategoride yarışıyor. Rally’de yarışmacılar zamana karşı yarışırken, raid kategorisinde ise katılımcılar navigasyonla mücadale ediyor. TransAnatolia; T.C Gençlik ve Spor Bakanlığı, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu ve Antalya Offroad Kulübü katkılarıyla gerçekleşiyor. www.transanatolia.com #### TransAnatolia ve OutdoorFest’ten Güç Birliği: TransAnatolia’nın Yarış Ruhu Festival Coşkusuyla Birleşti Türkiye’nin uluslararası alanda en prestijli yarış organizasyonu olan TransAnatolia, bu yıl OutdoorFest ile güçlerini birleştirerek heyecan dolu bir iş birliğine imza atıyor. TransAnatolia 15.yılında, Türkiye’nin en büyük outdoor yaşam ve aktivite festivali olan OutdoorFest ile Bursa’dan start alıyor. 30 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında 15.si gerçekleşecek TransAnatolia Rally Raid, OutdoorFest ile start alıyor. Bursa’dan başlayacak yarışın öncesinde düzenlenecek OutdoorFest’te, yarışmacılar ve Bursalılar, festival atmosferinde kamp, doğa sporları, deneyim alanları ve marka etkinlikleri ile benzersiz bir outdoor deneyimi yaşayacak. Bursa’dan start alıp 2.400 km’yi aşan yarış rotasıyla Bolu Abant’ta finish görecek olan TransAnatolia, farklı coğrafyalardaki doğa koşullarında ve zorlu yarış parkurlarından geçen katılımcılara hem fiziksel hem ruhsal dayanıklılık gerektiren muhteşem bir deneyim sunacak. OutdoorFest ise bu yolculuğun kalbinde, doğa tutkunlarını ve macera arayanları bir araya getirecek. TransAnatolia Genel Koodinatörü Burak Büyükpınar; “Uzun zamandır festival tadında bir başlangıç yapma hayalimizi bu yıl hayata geçireceğimiz için çok mutluyuz. OutdoorFest ile yaptığımız iş birliği ile yarışın ruhunu festival coşkusuyla birleştiriyoruz. Start öncesinde katılımcılarımıza eğlence ve farklı deneyim imkanı sunacağız.” derken; Outdoor Türkiye CEO’su İlker Tulunay da “Her yıl binlerce doğaseveri buluşturduğumuz OutdoorFest’i, bu yıl TransAnatolia ile birlikte Türkiye’ye açıyoruz ve ilk durağımız Bursa olacak, bizim için de oldukça heyecan verici.” şeklinde görüşlerini aktardı. Adrenalin, doğa ve dayanıklılığın birleştiği TransAnatolia; festival ruhu, kamp kültürü ve açık hava aktiviteleriyle zenginleşen OutdoorFest ile birlikte bu yıl katılımcılarına unutulmaz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. #### Triko Yeniden Trend Triko, Modanın Zamansız Kahramanı Olmaya Devam Ediyor Modada konfor, işlevsellik ve sürdürülebilirlik hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Bu dönüşümün en güçlü temsilcilerinden biri ise, eskiden sadece kış aylarına özgü bir parça olarak görülen triko. Bugün triko, ceketlerden pantolonlara, elbiselerden ofis giyimine kadar dört mevsim kullanılan çok yönlü bir moda unsuruna dönüştü. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, triko sektöründeki bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “Pandemiyle birlikte konfor, esneklik ve sürdürülebilirlik, giyim tercihlerinde belirleyici hale geldi. Triko ürünleri de bu yeni yaşam biçimine en iyi uyum sağlayan kategori olarak öne çıktı. Artık sadece kazak ya da hırka değil; ceket, pantolon ve elbise formunda da triko ürünler görmek mümkün.” Triko artık dört mevsimlik bir moda ürünü Son yıllarda özellikle kadın giyimde “smart casual” ve “athleisure” tarzlarının yükselişi, triko ürünlerini günlük yaşamın merkezine taşıdı. E-ticaretin yaygınlaşması da sektöre ivme kazandırdı; son beş yılda triko ürünlerinin online satış hacmi önemli ölçüde arttı. Dünya genelinde ise Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika pazarlarında triko, “slow fashion” ve “minimal wardrobe” akımlarıyla yeniden değer kazanıyor. Trikonun esnek, nefes alabilir ve formunu koruyan yapısı, hem konfor hem de fonksiyonellik arayan bilinçli tüketiciler için ideal hale geliyor. Saygılı, bu eğilimin kalıcılığına dikkat çekerek şunları ekledi: “Zamansız tasarım anlayışının güçlenmesi, triko ürünlerinin sadece bir dönemsel trend değil, sürdürülebilir bir moda tercihi haline geldiğini gösteriyor. Hızlı moda markalarının bile artık triko ürünleri sürekli koleksiyonlara dahil etmesi bu değişimi destekliyor.” Sürdürülebilirlik ve dijital örgü teknolojileri sektöre yön veriyor Yeni nesil dijital örgü teknolojileri, tasarımcılara daha karmaşık desenler ve yaratıcı dokular üretme olanağı sunarken, sürdürülebilirlik odaklı üretim biçimleri de giderek yaygınlaşıyor. “Zero waste knitting” (atık bırakmayan örgü) teknikleri ve geri dönüştürülmüş iplik kullanımı, çevresel etkileri azaltırken bilinçli tüketicilerin ilgisini artırıyor. Triko ürünler sağlıklı mı? Trikonun sağlığa etkisine de değinen Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, doğru iplik seçiminin önemini vurgulayarak, “Pamuk, yün, bambu veya tencel gibi doğal liflerden üretilen trikolar, cilt dostu ve nefes alabilir niteliktedir. Sentetik karışımların kalitesi ise büyük fark yaratır. Kalitesiz polyester, cilt problemlerine yol açabilir. Bu nedenle organik ve sertifikalı iplik kullanımı hem sağlık hem de çevre açısından büyük önem taşıyor.” dedi. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı Hakkında: 2012 yılında Gazi Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Pek çok devlet ve vakıf üniversitesinde çalıştı. 2001 yılında koleksiyon tasarımcısı olarak başladığı moda sektöründe, yüksek lisans ve doktora tezlerinin ardından moda sektörünü ve moda eğitimini birleştirici projeler yürütmektedir. Yeni çıkan kitabı “Zamansız Giysiler, Yavaş Moda – Tarzın ‘Sen’ Hali” ile her an, her zaman zamansız giysilerle nasıl şıklık yaratılabileceğini keyifli bir anlatımla, hikâyeleştirerek kaleme almıştır. İlk kitabı olan “Erkekler İçin Stil ve İmaj” kitabında ise, daha çok erkek okuyucuya hitap edecek şekilde, daha az ve öz anlatımla erkeklerin her alanda nasıl daha şık olabileceklerini yazmıştır. Yazmış olduğu pek çok akademik makale ve bildiri ile, 22 yıllık akademik kariyerinde modanın akademik alanına da pek çok katkıda bulunmaktadır. Stilim isimli yeni yapay zekâ uygulaması ile de herkesin “Bugün ne giysem?” derdini sonlandıracak bir çözüm geliştirmiştir. Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak, günlerine en az yarım saat daha zaman kazandırırken şık görünmelerini sağlayacak olan uygulama, 20 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kullanıma açılacaktır. Şu anda kendi şirketi olan BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık A.Ş.’de, Stilim yapay zekâsının yanı sıra “VAKA” isimli bir moda markası ve farklı moda markalarına tasarım yaptıkları bir alan da bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası alanda “Moda Sektöründe Türkiye’nin Tasarım Alanındaki Gücü”nün savunuculuğunu yaptığı fuar, kongre vb. etkinliklerde yer almaktadır. Instagram ve YouTube’da dijital içerik üreticisi olarak “Moda ve Moda Eğitimi” ile ilgili içerikler üretmektedir. #### Turizmde Dijital Devrim Hızla Devam Ediyor Yapay Zekâ ile Kişiselleştirilmiş Misafir Deneyimi Otel odalarından bulut sistemlerine, resepsiyonlardan yapay zekâya uzanan dijitalleşme dalgası turizm sektörünü baştan şekillendiriyor. Konaklama deneyimi artık sadece bir oda rezervasyonundan ibaret değil; kişiselleştirilmiş hizmetler, akıllı yönetim sistemleri ve sürdürülebilir çözümlerle yeniden tanımlanıyor. Bu dönüşümün Türkiye’deki öncülerinden biri olan Elektraweb, teknolojiyi sadece kullanan değil, anlamlandıran ve sektörün geleceğine yön veren bir vizyonla hareket ediyor. Turizmde dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik entegrasyon olarak değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve misafir memnuniyeti gibi stratejik hedeflere ulaşmak için bir araç olarak tanımlayan Elektraweb, yapay zeka destekli çözümleriyle otellere kişiselleştirilmiş konuk deneyimi sunma imkânı tanıyor. Aynı zamanda, veri analitiği sayesinde otel yöneticileri; doluluk oranları, pazar trendleri ve müşteri davranışları gibi kritik verilere dayalı stratejik kararlar alabiliyor. Elektraweb Yönetici Ortağı Nilüfer Durukal Kaya, “Yapay zekâ, büyük veri ve bulut altyapısını etkin biçimde kullanmayan işletmeler çok yakında oyunun dışında kalacak” diyerek, dijitalleşmenin artık lüks değil, zorunluluk olduğunu vurgulayarak, sektördeki dijitalleşme eğilimlerine dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün artık yazılım kullanmayan işletme rekabette hiç yer alamıyorsa, gelecekte de yapay zekayı, büyük veriyi ve bulut altyapısını kullanmayan işletmeler oyun dışı kalacak. Bu teknolojiler sadece maliyetleri düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda daha başarılı işletmeler ve daha mutlu misafirler yaratıyor.” Durukal Kaya, Türkiye’deki dijital dönüşüm sürecini değerlendirirken şu ifadelere yer verdi: “Türkiye’deki oteller dijitalleşmeye büyük bir hızla adım atmış olsa da, potansiyelin tamamı henüz kullanılabilmiş değil. Bu bir kültürel dönüşüm süreci. Teknolojiyi entegre etmek kadar, personelin dijital araçları etkin kullanabilmesi ve dijital müşteri deneyimini yönetebilmesi de önemli. Bu nedenle teknoloji yatırımı kadar, insan kaynağına da yatırım yapılmalı.” Elektraweb, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda otellere enerji yönetimi, atık azaltımı ve su tasarrufu gibi konularda da dijital çözümler sunuyor. Akıllı sistemlerle çevresel etkiyi minimize etmeye yardımcı olurken, bu alanlarda maliyet avantajı da sağlıyor. Durukal Kaya, teknolojilerin turizm sektöründeki geleceğiyle ilgili görüşlerini ise şöyle özetledi: “Chat-botlar, sanal asistanlar, tahminleme algoritmaları. Bunlar artık geleceğin değil, bugünün ihtiyaçları. Otellerin kişiye özel hizmet sunma kapasitesini artırıyor, operasyonel süreçleri otomatikleştiriyor, insan hatasını azaltıyor. Gelecekte ise veri güvenliği ve gizliliği, en az hizmet kalitesi kadar belirleyici olacak.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Türk Araştırmacıdan ABD’de Yapay Zeka ile Tarım Teknolojilerinde Büyük Başarı ABD'nin Teksas eyaletinde bulunan Sam Houston State University'de çalışmalarını sürdüren Türk araştırmacı Yağızhan Bilal Durak, tarım sektöründe yapay zeka kullanımına yeni bir soluk getiren uluslararası bir projenin başyazarı olarak büyük bir başarıya imza attı. Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından da fonlanan bu yenilikçi araştırma, internet bağlantısının dahi olmadığı en ücra tarım alanlarında bile çiftçilere uzman desteği sunabilecek bir yapay zeka sisteminin temellerini atıyor. Tarımın En Büyük Düşmanlarına Karşı Yapay Zeka Devrimi İstilacı böcek türleri ve tarım zararlıları, küresel gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmekte ve tarım ekosistemlerinde (yalnızca ABD'de) yıllık yaklaşık 137 milyar dolar tutarında devasa bir ekonomik kayba yol açmaktadır. Erken teşhis ve müdahale hayati önem taşısa da, özellikle kırsal bölgelerdeki çiftçilerin uzman bilgisine zamanında ulaşamaması ve bu bölgelerdeki internet altyapısının yetersizliği büyük bir engel oluşturmaktadır. Bu küresel soruna çözüm üretmek için yola çıkan Yağızhan Bilal Durak ve ekibi, ilk olarak tarımsal yapay zeka eğitiminde kullanılmak üzere özenle yapılandırılmış "AgriPestDatabase-v1.0" adlı veri setini geliştirdi. Dokuz farklı kritik istilacı böcek türünü kapsayan bu veri tabanı, uzmanlar tarafından doğrulanan yüksek kaliteli bilgilerden oluşuyor. İnternet Olmadan Çalışabilen "Hafif" ve Akıllı Çiftçi Asistanı Araştırmanın en devrimsel yönü ise, devasa sunuculara ve sürekli internet bağlantısına ihtiyaç duyan mevcut yapay zeka sistemleri yerine, doğrudan cep telefonu veya tablet gibi taşınabilir cihazlarda (edge devices) çalışabilecek "hafif" Büyük Dil Modellerinin (LLM) kullanılması oldu. Yağızhan Bilal Durak'ın öncülüğündeki ekip, 8 milyar parametreden daha küçük olan açık kaynaklı yapay zeka modellerini tarımsal zararlılar konusunda özel olarak eğitti. %88.9 Başarı Oranı ile Rakiplerini Geride Bıraktı Yapılan testler, bu alana özgü eğitimden geçen yapay zeka modellerinin inanılmaz bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi. Çalışmada kullanılan Mistral 7B modeli, tarımsal soru-cevap görevlerinde %88.9 gibi çok yüksek bir başarı oranına ulaştı ve LLaMA 3.1 8B ile Qwen 2.5 7B gibi popüler modelleri açık ara geride bıraktı. Modelin ezbere dayalı kelime eşleştirmesinden ziyade, yüksek "anlamsal kavrama ve güçlü mantık yürütme" yeteneği sayesinde çiftçilerin sorularına doğru ve bağlama uygun yanıtlar verebildiği kanıtlandı. Türk Bilim İnsanının Küresel Etkisi Yağızhan Bilal Durak'ın liderliğinde yürütülen ve uluslararası literatürde dikkat çeken bu çalışma, yapay zekanın laboratuvarlardan çıkıp doğrudan çiftçinin tarlasına, hem de en düşük donanım maliyetleri ve çevrimdışı (offline) erişim imkanıyla inebileceğini kanıtlıyor. Türk araştırmacının tarım teknolojileri (AgriTech) alanındaki bu yenilikçi adımı, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği alanında dünya çapında yankı uyandıracak nitelikte. Yağızhan Bilal Durak ve ekibinin şimdiki hedefi ise bu sistemi görsel tanımlama özellikleriyle de zenginleştirerek çiftçilerin sahada böcek tespiti yapmasını daha da kolaylaştırmak. #### Türk Derisinin Yüzyıllık Zanaati, Çağdaş Tasarımla Yeniden Yorumlanıyor Otrera Çanta, yüzyıllara dayanan Türk deri işçiliği mirasını çağdaş tasarım anlayışıyla buluştururken, doğal dokusu ve zamanla karakter kazanan yapısıyla öne çıkan yerli derileri odağına alıyor. Yerel tabakhanelerden temin edilen Türk derileriyle üretim yapan Otrera Çanta, doğal yüzeyleri saklamayan yaklaşımıyla zanaatkarlık, malzeme bütünlüğü ve şeffaf üretim anlayışını aynı çizgide buluşturuyor. Türkiye’nin köklü deri işçiliği geleneği, son yıllarda yalnızca üretim kapasitesiyle değil, malzeme kalitesi ve zanaatkarlık birikimiyle de yeniden gündeme geliyor. Avrupa ile Asya arasında tarih boyunca önemli ticaret yollarının kesişiminde yer alan Türkiye, yüzyıllardır süregelen tabaklama ve deri işleme kültürüyle dünya deri sektöründe dikkat çeken ülkeler arasında bulunuyor. Bu güçlü mirası çağdaş tasarım anlayışıyla bir araya getiren Otrera ise üretim süreçlerinde Türk derisini odağına alarak, malzemenin doğal karakterini görünür kılan bir yaklaşım benimsiyor. Marka, kullandığı derilerde dayanıklılık, doğal doku, esneklik ve zamanla gelişen patina özelliklerini ön planda tutuyor. “Malzemenin Doğal Hikayesini Saklamıyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Otrera Çanta Kurucusu Benek Karaca, deri seçiminde kusursuz görünen yüzeylerden çok malzemenin doğal karakterini önemsediklerini belirterek, “Türk derisi, yüzyıllardır oluşmuş ciddi bir zanaatkarlık kültürünün ürünü. Biz de Otrera’da bu mirası yalnızca estetik bir unsur olarak değil, tasarımın temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Kullandığımız derilerin doğal dokusunu, ton farklılıklarını ve zaman içinde oluşan dönüşümünü gizlemek yerine ürünün karakterinin bir parçası olarak kabul ediyoruz. Çünkü bize göre gerçek kalite, malzemenin kendi hikâyesini taşıyabilmesinde saklı.” dedi. Yerel Tabakhanelerle Sürdürülebilir İş Birlikleri Otrera’nın üretim yaklaşımında yerel tedarik zinciri önemli bir rol oynuyor. Marka, derilerini kalite standartları ve sorumlu üretim kriterlerini gözeten yerel tabakhanelerden temin ediyor. Bu yaklaşım, hem Türkiye’deki zanaatkarlık kültürünün desteklenmesini hem de üretim süreçlerinde izlenebilirliğin güçlenmesini sağlıyor. Derinin doğal yapısını koruyan tabaklama süreçlerine öncelik veren Otrera, yüzeydeki doğal varyasyonları tasarımın bir parçası olarak değerlendiriyor. İnce izler, doku geçişleri ve ton farklılıkları ise ürünlerin birbirinden ayrışan özgün detayları arasında yer alıyor. Geleneksel Ustalık İle Çağdaş Tasarım Aynı Üretim Sürecinde Buluşuyor Her Otrera çantası, geleneksel deri işçiliği teknikleri ile modern tasarım anlayışını bir araya getiren bir üretim süreciyle hazırlanıyor. Yerel ustalarla yürütülen yakın iş birlikleri sayesinde üretimin her aşamasında el işçiliği, detay hassasiyeti ve malzemeye duyulan saygı ön planda tutuluyor. Bu yaklaşım, hızlı tüketim odaklı üretim anlayışından ayrışarak daha uzun ömürlü, zamana yayılan kullanım deneyimine odaklanan bir anlayışı da beraberinde getiriyor. Şeffaflık Ve İzlenebilirlik Öne Çıkıyor Marka, üretim süreçlerinde çevresel sorumluluk ve etik üretim kriterlerini de odağına alıyor. Otrera’nın birlikte çalıştığı tedarikçiler; Leather Working Group (LWG), BSCI, SEDEX ve ISO gibi uluslararası standartlarla uyumlu üretim süreçlerini benimsiyor. İzlenebilir tedarik zinciri, sorumlu üretim anlayışı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik yaklaşımın, bugün özellikle bilinçli tüketiciler açısından daha fazla önem kazandığına dikkat çekiliyor. Otrera Hakkında: Otrera, sürdürülebilirliği tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak ele alan, el işçiliği ve kadın emeğiyle şekillenen bir çanta markasıdır. Adını antik çağın efsanevi Amazon kraliçesi Otrera’dan alan marka; doğaya saygılı üretim anlayışını, güçlü ve bağımsız kadın kimliğiyle bir araya getirir. Otrera’da her tasarım, hızlı tüketime karşı geliştirilen zamansız bir duruşu temsil eder. Sürdürülebilirlik, Otrera için bir trend değil, üretimin merkezine yerleşmiş bütüncül bir yaklaşımdır. Tüm koleksiyonlarda %100 hakiki deri ve yüksek kaliteli metal aksesuarlar kullanılır. Sentetik ve plastik içeriklerden bilinçli olarak kaçınan marka, doğal yapısıyla zaman içinde güzelleşen, yaş aldıkça karakter kazanan deriyi tercih eder. Bu yaklaşım, Otrera çantalarını uzun ömürlü ve zamansız kılar. Seri üretim yerine sınırlı ve kontrollü üretimi benimseyen Otrera, el işçiliğine dayalı süreçlerle atık miktarını azaltmayı ve kaynak kullanımını sorumlu bir şekilde yönetmeyi amaçlar. Her parça, kalite ve dayanıklılığı önceliklendiren bir anlayışla üretilir. Ürünlerin paketlenmesinde kullanılan tüm kutu, kese ve ambalaj materyalleri geri dönüştürülebilir ve çevre dostu seçeneklerden oluşur. Kadın emeği ve yerel üretim, Otrera’nın sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Üretimin büyük bir bölümü kadın zanaatkârlar ve yerel ustalar tarafından gerçekleştirilirken, marka kadınların üretimden karar alma süreçlerine kadar her aşamada aktif rol almasını destekler. Otrera, yalnızca çanta üreten bir marka değil; doğaya, emeğe ve geleceğe karşı sorumluluk alan bir üretim anlayışının ifadesidir. #### Türk Girişimcilerin Amerika Rüyası: Vugon Kurucusu Onur Cantürk ile Özel Röportaj KurumsalMedya.com olarak Vugon'un kurucusu Onur Cantürk ile Amerika pazarına giriş konusunda özel bir röportaj gerçekleştirdik. Türk girişimcilere sunulan fırsatlar ve sistemin işleyişi hakkında detayları paylaşıyoruz. KurumsalMedya.com: Onur Bey, öncelikle sizi ve Vugon'u tanıyabilir miyiz? Onur Cantürk: Tabii ki. Ben Onur Cantürk, Vugon'un kurucusuyum. Şirketimizi 2014 yılında kurdum. Başlangıçta gıda ürünleri ihracatına odaklanarak yola çıktık ancak zamanla ambalaj, mobilya ve tekstil gibi farklı sektörlerde de faaliyet gösteren global bir firma haline geldik. Bugün itibariyle 4 kıtada, 57 farklı ülkeye binlerce yüksek katma değerli ihracat gerçekleştirdik. Müşteri portföyümüz tamamen büyük ve orta ölçekli yabancı firmalardan oluşuyor. KurumsalMedya.com: Amerika pazarına giriş konusunda nasıl bir model geliştirdiniz? Onur Cantürk: Türkiye'deki üreticilerimizin ürünlerini sadece yerel pazarda değil, Amerika Birleşik Devletleri'nde de satmalarını sağlayacak güçlü bir ağ oluşturduk. Yapmaları gereken tek şey Vugon'un bu güçlü ağına katılmak. Bu sayede hızlı ve etkili bir şekilde Amerika pazarına giriş yapabiliyorlar. KurumsalMedya.com: Sisteminiz tam olarak nasıl çalışıyor? Onur Cantürk: Üç ana aşamada özetleyebilirim: Öncelikle ticarete başlamadan eşit ortaklıklı bir şirket kuruyoruz. Hisselerin %50'si ortağımıza, %50'si Vugon'a ait oluyor. Şirketin uluslararası ticaret yapabilmesi için gerekli altyapıyı hazırlıyoruz. İkinci aşamada, ortağımız ilk parti ürünlerini seçtiği eyaletteki depomуza gönderiyor. Üçüncü aşamada ise bundan sonraki tüm operasyonel süreçleri biz yürütüyoruz, ortağımız tüm süreci dijital sistemimiz üzerinden interaktif olarak takip ediyor. KurumsalMedya.com: Amerika'da oturum ve çalışma hakkı konusunda ne gibi destekler sunuyorsunuz? Onur Cantürk: Bu gerçekten önemli bir avantaj. Bizimle ortaklık yapıp şirket kurduktan sonra, iş planlarını yatırımcı/tüccar vizesine uygun olarak anlaşmalı danışmanlık firmamız hazırlıyor. Bu plan Amerika'nın en prestijli 2 hukuk bürosu tarafından değerlendiriliyor ve görüşme gerçekleştiriliyor. Tarafların mütabık kalması halinde uygun iş vizesi için başvuru yapılıyor. Tüm süreç avukatlarımız tarafından hassasiyetle takip ediliyor. Böylelikle ortaklarımız ve aileleri Amerika'da sorunsuz bir şekilde çalışma, ikamet etme ve eğitim görme imkanına sahip oluyor. KurumsalMedya.com: Hangi hizmetleri kapsıyor bu ortaklık? Onur Cantürk: Kapsamlı bir hizmet paketi sunuyoruz. Amerika standartlarına uygun ürün üretimi ve paketleme desteği veriyoruz. FDA gibi gerekli sertifikasyon belgelerini hazırlıyor, güçlü lojistik ağımızla ürünleri güvenli transfer ediyoruz. Türkiye ve ABD'deki tüm gümrükleme işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Ürünler ABD gümrüğünden çıktıktan sonra depolama ve iç nakliye hizmetini sağlıyoruz. Ayrıca profesyonel pazarlama ekibimizle farklı eyaletlerde ve dijital ortamda pazarlama faaliyetlerini yürütüyoruz. KurumsalMedya.com: Pazarlama stratejiniz nasıl işliyor? Onur Cantürk: Çok detaylı bir sisteme sahibiz. Öncelikle detaylı pazar araştırması yapıyoruz ve buna uygun hedef satış noktaları belirliyoruz. Uzman pazarlama ekibimiz satış gerçekleşene kadar titiz bir strateji uyguluyor. Bu strateji geçmiş satış verileri ve rekabet analizleri ile destekleniyor. Birebir satış, fuar katılımları, sektör toplantıları ve dijital pazarlama yöntemlerinin tamamını kullanıyoruz. Satış teknikleri, ürüne olan talebe göre her ay revize ediliyor. KurumsalMedya.com: Ortaklarınız kazançlarını nasıl takip edebiliyor? Onur Cantürk: Tamamen şeffaf bir sistem kurduk. QR tarama sistemi sayesinde tüm ürünlerin giriş-çıkış takibini yapabiliyorlar. Hangi ürünün ne kadara mal olduğu, ne fiyata satıldığı ve ne kadar süredir depoda beklediği gibi tüm verilere anında erişebiliyorlar. Giderlerden arındırılmış net karlarını anında görüntüleyebilir, yeni ürün tedariği için kullanabilir veya şahsi hesaplarına aktarabiliyorlar. Tüm veriler 7/24 kontrolleri altında. KurumsalMedya.com: Bu ortaklığın geleneksel ihracat yöntemlerine göre avantajları neler? Onur Cantürk: Sıfırdan bir pazara girmek istediğinizde karşılaşacağınız tüm yüksek maliyetli aşamalar Vugon ortaklığı sayesinde ortadan kalkıyor. Pazar araştırması ve ürün belirleme, belgelendirme-lojistik-gümrükleme giderleri, depo kiralama ve operasyonel maliyetler, pazarlama ekibi oluşturma giderleri, mali müşavir ve avukat giderleri, yatırımcı vizesi maliyetleri, teknolojik ve altyapı giderleri... Bunların hepsini biz karşılıyoruz. Ortağımız sadece üretim kısmına odaklanıyor. KurumsalMedya.com: Son olarak Türk girişimcilere ne söylemek istersiniz? Onur Cantürk: Amerika pazarı artık bir rüya değil, gerçekleştirilebilir bir hedef. Bizim sistemimizle Türk girişimciler hem Amerika pazarına girebiliyorlar hem de orada yaşama imkanı bulabiliyorlar. 10 yıllık tecrübemizle, doğru ortakla bu sürecin ne kadar verimli olabileceğini gösteriyoruz. Türk girişimcilerin bu fırsatı değerlendirmesini bekliyoruz. Detaylı bilgi için : ONUR CANTÜRKChief Executive Officer VUGON USA LLC742 Bergen Blvd. Suite 4 Ridgefield NJ 07657New Jersey USA PHONE +1 (646) 7524831Mail onur@vugon.com TÜRKİYEDünya Ticaret Merkezi A2/133 Atatürk Cd.Yeşilköy/İstanbul TELEFON : +90 532 322 66 56 #### Türk Kuru Kayısısı İçin ABD Pazarında Fırsatlar Türkiye, dünyada kuru kayısı denildiğinde akla gelen ilk ülke olmayı sürdürüyor.Malatya merkezli üretim geleneği, yılların bilgi birikimiyle birleşerek bugün Türk kuru kayısısını global raflarda “kalite ve doğallık” sembolü haline getiriyor. Valparaiso Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde Prof. Dr. Musa Pınar danışmanlığında hazırlanan araştırma, Türk kayısısının ABD pazarındaki güçlü potansiyeline odaklanıyor.Rapor, yalnızca ihracat verilerini değil, aynı zamanda tüketici davranışlarını, markalaşma fırsatlarını ve pazarlama stratejilerini de ele alıyor. Kaliteyle şekillenen bir kültür Çalışma, Türk kayısısının yalnızca bir tarım ürünü değil, kültürel bir miras olduğunu vurguluyor.Malatya ve çevresinin eşsiz iklim koşulları, kayısının kendine özgü tadı, rengi ve aromasıyla birleşerek dünya çapında ayırt edici bir ürün profili oluşturuyor.ABD pazarına gönderilen ürünlerin yüksek kalite standartlarıyla öne çıktığı, özellikle “Fancy” kategorisindeki kayısıların premium segmentte güçlü bir algı yarattığı belirtiliyor. Yeni nesil tüketiciye hitap eden değer önerisi Rapor, ABD’de artan sağlıklı yaşam ve doğal beslenme trendlerinin Türk kuru kayısısı için önemli bir fırsat yarattığına dikkat çekiyor.Genç kuşaklar, sporcular ve sağlığına özen gösteren tüketiciler için kayısı, doğal şeker içeriği ve vitamin zenginliğiyle fonksiyonel bir atıştırmalık olarak konumlanabilir. Markalar için en büyük fırsatlardan biri ise ürün hikâyesini anlatmak.Ambalaj üzerindeki QR kodlar, üretim sürecinin sürdürülebilirliğini ve Malatya’nın coğrafi kimliğini tanıtan içeriklerle desteklenirse, tüketiciyle duygusal bir bağ kurulabileceği vurgulanıyor. Pazarda başarı: kalite kadar iletişimle de mümkün Araştırma, ABD pazarında Türk üreticilerin rekabet gücünü artırmak için premium konumlandırma, dijital iletişim ve sürdürülebilir üretim başlıklarını öne çıkarıyor.Doğal üretim, çevre dostu ambalajlama ve şeffaf tedarik zinciri yönetimi gibi unsurlar, artık yalnızca “ek özellik” değil, markaların temel güven unsuru haline gelmiş durumda. Prof. Dr. Musa Pınar: “Kayısı, bir coğrafyanın hikâyesini anlatıyor” “Türk kuru kayısısı, bir ürün olmanın ötesinde bir kültürün temsilcisi.ABD pazarında başarı, sadece kaliteyle değil; hikâyeyi, emeği ve coğrafyayı doğru anlatmakla mümkün.”— Prof. Dr. Musa Pınar, Valparaiso Üniversitesi Yeni dönemde markalaşma fırsatı Türk kuru kayısısı, hem sağlıklı yaşam trendiyle hem de artan sürdürülebilir gıda talebiyle uluslararası pazarda yeniden konumlanma şansı yakalıyor.Üreticiler için sıradaki adım; ihracatı büyütmenin ötesine geçip, “Türk kayısısını bir marka değeri” olarak küresel tüketiciye anlatmak. 📎 Kaynakça Marketing Turkish Dried Apricot in the United States – Valparaiso University, College of Business (Prof. Dr. Musa Pınar ve ekibi, 2023). Rapora ulaşmak isterseniz bize e-mail gönderebilirsiniz. #### Türk Moda Markası Jimmy Key, Global Mağaza Ağıyla Büyümeye Devam Ediyor Türk moda sektörünün önde gelen markalarından Jimmy Key, globalleşme vizyonu doğrultusunda yurt dışı yatırımlarını sürdürüyor. Temmuz ayında Azerbaycan ve Mısır’da açılan yeni mağazalarla birlikte markanın yurtdışındaki fiziksel mağaza sayısı 16’ya ulaşırken, Jimmy Key bugün 24 ülkede faaliyet göstererek Türkiye modasını dünya ile buluşturuyor. Moda perakendesinde sürdürülebilir büyümeyi odağına alan Jimmy Key, hem Türkiye'de hem de yurt dışında attığı adımlarla dikkat çekiyor. Yeni açılan mağazalarla birlikte küresel pazardaki varlığını güçlendiren marka, özgün tasarımları ve yaşam tarzı odaklı yaklaşımıyla Türk modasını uluslararası ölçekte temsil etmeye devam ediyor. Azerbaycan’daki 5. Mağaza Baku 28 Mall’da Açıldı Jimmy Key’in Azerbaycan’daki 5. mağazası, 12 Temmuz 2025 tarihinde Bakü'nün önemli alışveriş merkezlerinden biri olan 28 Mall’da açıldı. Yeni mağaza, modern tasarımı ve zengin koleksiyonlarıyla bölge müşterilerine Türkiye’den çıkan güçlü bir moda yaklaşımı sunuyor. Mısır’daki 3. Mağaza Mall of Egypt’te Hizmete Girdi 24 Temmuz 2025’te açılan Jimmy Key’in Mısır’daki 3. mağazası, Kahire’nin önde gelen alışveriş merkezlerinden Mall of Egypt’te yer alıyor. Marka, bu açılışla birlikte Kuzey Afrika’daki varlığını pekiştirerek Türk moda anlayışını daha geniş bir coğrafyaya taşıyor. Global Ayak İzi 24 Ülkeye Ulaştı Türkiye genelinde 72 mağazaya sahip olan Jimmy Key, yurtdışındaki 16 mağazayla birlikte toplam 88 mağazada hizmet veriyor. Online satış kanalları ve uluslararası iş birlikleriyle beraber bugün 24 ülkede moda severlerle buluşan Jimmy Key, Türk moda markası olarak global ölçekteki gücünü artırıyor. Elvan Ünlütürk: “Türk modasını dünyaya taşıyoruz” Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, global büyüme süreciyle ilgili şunları söyledi: “Jimmy Key olarak Türk modasını dünyaya taşıma misyonuyla ilerliyoruz. Sürdürülebilir ve seçici büyüme anlayışımızla her mağazamızı, markamızın ruhunu ve yaşam tarzını yansıtan bir deneyim merkezi olarak kurguluyoruz. Mısır ve Azerbaycan’daki yeni açılışlarımız, Türkiye merkezli bir moda markası olarak global pazardaki iddiamızın göstergesi. Dünya artık eski dünya değil. Biz de koşullara göre şekil almayı öğrenmek zorundayız. Bu yıl zor bir yıl ama aynı zamanda fırsatlar yılı da olabilir. İyimserliğimizi kaybetmeden, çalışarak, üreterek ve yenilikle büyümeye devam edeceğiz.” diyerek sözlerini bitirdi. Jimmy Key Hakkında: 1997 yılında İzmir’de kurulan Jimmy Key, yurt içinde 72, yurt dışında 16 mağazası, jimmykey.com e-ticaret sitesi ve çevrimiçi pazar yerleri aracılığıyla 24 ülkede moda severlerle buluşuyor. Şehirli ve modern bir yaşam stiline hitap eden, şık ve konforlu koleksiyonlarıyla dikkat çeken Jimmy Key, her ay yenilenen temalarıyla güncel moda trendlerini müşterilerine sunuyor. Güncel trendleri, yaratıcı bir şekilde marka kimliğine uyarlayan ve yüksek kaliteli koleksiyonlar hazırlayan Jimmy Key, kurum içi üretim gücüyle her ay yeni bir tema sunarak müşterilerine yenilikler getiriyor. Sürdürülebilirliği “Key for Life” programı kapsamında iş süreçlerinin merkezine alan marka, çevreyi koruyan, su ve enerji tasarrufunu esas alan üretim süreçleriyle fark yaratıyor. Doğal içerikli kumaşlar, rahat kesimler ve özgün renk paletleriyle zamansız bir stil sunan Jimmy Key, estetik kadar anlam ve değerleri de odağına alarak, müşterilerine daha iyi bir gelecek için birlikte adım atma fırsatı sunuyor. #### Türk Telekom Prime İstanbul Coffee Festival 11-14 Eylül’de Kadıköy’de Türkiye’nin en büyük kahve festivali İstanbul Coffee Festival, bu yıl 11-14 Eylül tarihleri arasında Tepe Nautilus’ta düzenleniyor. Festival 11.yılında ilk yıllarına ev sahipliği yapan Kadıköy’e geri dönüyor. Türkiye’nin en büyük kahve festivali Türk Telekom Prime İstanbul Coffee Festival, bu yıl 11. kez düzenleniyor. 11-14 Eylül 2025 tarihleri arasında Tepe Nautilus’un geniş açık alanında gerçekleşecek festival, dört gün boyunca kahve, müzik ve sanat dolu bir atmosfer sunacak. Katılımcılar; 200'ü aşkın markanın yer aldığı stantlarda yüzlerce kahve çeşidini tadabilecek, özel demleme tekniklerini deneyimleyebilecek, el yapımı lezzetlerin ve yaratıcı atölyelerin keyfini çıkarabilecek. Festival, sadece kahveyle sınırlı kalmıyor; her yıl olduğu gibi bu yıl da müzik sahnesiyle büyük ses getirmeye hazırlanıyor. Levent Yüksel, Ceza, Haluk Levent ve Madrigal Türk Telekom Prime Sahnesinde! Festival boyunca müzikseverleri birbirinden özel performanslar bekliyor. 11 Eylül Perşembe akşamı Levent Yüksel, 12 Eylül Cuma akşamı Madrigal, 13 Eylül Cumartesi akşamı Ceza saat ve 14 Eylül Pazar akşamı Haluk Levent, Türk Telekom Prime Sahnesi’nde sahne alarak ziyaretçilere kahve eşliğinde müzik ziyafeti yaşatacak. Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, Kadıköy’e dönüşün kendisi için taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi: “Festival yolculuğumuza Galata Rum Okulu’nda başladık ama Kadıköy her zaman bizim için özel bir durak oldu. Geçmiş yıllarda burada kurduğumuz sıcak bağlar, samimi atmosfer ve yoğun ilgi hâlâ hafızamızda taze. Bu yıl Kadıköy’e geri dönmek, bizim için güçlü bir hatırlayış ve yeniden başlama hissi taşıyor.” Şehrin merkezinde, kolay ulaşılabilir konumuyla Türk Telekom Prime İstanbul Coffee Festival 2025, erişilebilir bilet fiyatları ile herkesi kahve, sanat ve müziğin büyülü dünyasına davet ediyor. #### Türk Zeytinyağı ve 9 Milyar Dolarlık ABD Pazarı Valparaiso Üniversitesi (Indiana, ABD) bünyesinde, pazarlama alanında uluslararası saygınlığa sahip Prof. Dr. Musa Pınar danışmanlığında çalışan bir pazarlama araştırma grubu tarafından Türk zeytinyağı ve Amerika pazarı hakkında stratejik bir rapor hazırlanmıştır. “Marketing Turkish Olive Oil in the U.S. Market” başlıklı bu strateji raporu; Samantha Kolberg, Owen Cullinan, Monzerrat Gomez, Niklas Kohler ve Christin Murschall’dan oluşan araştırma ekibi tarafından geliştirilmiştir. Raporun oluşturulmasında, T.C. Chicago Ticaret Ataşesi Dr. Ahmet Samet Tekoğlu da değerli katkılar sunmuştur. Bu çalışma, Prof. Dr. Musa Pınar tarafından KurumsalMedya.com okurlarına özel olarak paylaşılmış olup, Türk zeytinyağının ABD pazarındaki konumlanma stratejilerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Türkiye’nin zeytinyağında artan üretim kapasitesi ve Akdeniz ikliminin sunduğu doğal avantajlar, Türk zeytinyağını küresel pazarlarda daha iddialı bir konuma taşıyor. Bu potansiyeli stratejik bir plan çerçevesinde değerlendiren Valparaiso Üniversitesi pazarlama araştırma grubu, Prof. Dr. Musa Pınar danışmanlığında hazırladıkları kapsamlı raporda Türk zeytinyağının ABD pazarına açılım stratejisini ortaya koydu. ABD Pazarı: Sağlık ve Lezzetin Peşinde ABD’de zeytinyağı pazarı, sağlıklı yaşam trendleri ve Akdeniz diyetine olan ilgiyle büyümeye devam ediyor. 2029 itibariyle pazarın 9,13 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Tüketimin son 30 yılda dört kat arttığı ABD pazarında, zeytinyağına olan talep artmaya devam ediyor. 2023 yılında ABD’nin toplam zeytinyağı tüketimi 406 bin tona ulaştı. Bu yüksek tüketim hacmine rağmen, Türkiye'nin ithalattaki payı hâlen %3,34 seviyesinde. Ancak bu oran, artan ihracat performansı sayesinde hızla yükseliyor. Nitekim 2023 yılında Türkiye'nin ABD’ye gerçekleştirdiği zeytinyağı ihracatı 211 milyon dolara ulaşarak dikkat çekici bir ivme yakaladı. Hedef Segment: Sağlık Bilinci Yüksek Tüketiciler ve Restoranlar Raporda, Türk zeytinyağının ABD'de konumlandırılması gereken iki temel segment tanımlanıyor: Sağlık bilincine sahip bireysel tüketiciler Kaliteli ve sürdürülebilir içerikler arayan restoran zincirleri Özellikle genç nesil ve yüksek gelir grubundaki tüketiciler, organik, etik üretim süreçlerine sahip ve sağlığa faydalı ürünlere daha yüksek fiyat ödemeye gönüllü. Pazara Giriş İçin Stratejik Öneriler Rapor, Türk üreticilerin ABD pazarına etkili biçimde girebilmesi için şu stratejileri öneriyor: Ürün Çeşitliliği: Sızma zeytinyağının yanı sıra chili ve Akdeniz otlarıyla aromalandırılmış versiyonlar sunulmalı Ambalajlama: ABD içinde yapılacak şişeleme ile maliyet avantajı sağlanmalı; amber cam şişeler tercih edilmeli Fiyatlandırma: 250 ml aromalı yağlar için 11.99$, 750 ml sızma yağlar için 18.99$ gibi segment bazlı fiyat politikası uygulanmalı Dağıtım: Baltimore ve Savannah limanları giriş noktası olarak kullanılmalı, Whole Foods, Trader Joe’s gibi zincirlerle iş birliği yapılmalı Tanıtım: Influencer’lar, sağlık odaklı sosyal medya içerikleri ve LinkedIn üzerinden restoranlara yönelik dijital kampanyalar kullanılmalı İhracat Engelleri ve Fırsatlar Türkiye'de 2023 yılında uygulanan dökme zeytinyağı ihracat yasağının, uluslararası pazardaki fırsatların kaçırılmasına neden olduğu belirtilirken, 2024 yazında 50.000 tonluk kontenjanla yasağın kısmen kaldırılması olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Rapor, Türk zeytinyağının rakiplerine kıyasla daha yumuşak ve dengeli bir tada sahip olduğuna dikkat çekerek, bu özelliğin özellikle yemek pişirme ve fırınlama işlemlerinde avantaj sunduğunu belirtiyor. Sonuç: Türk Zeytinyağı için "Doğru Zaman" Türkiye’nin artan üretim kapasitesi, ABD'nin ithalata bağımlı yapısı ve sağlıklı yaşam trendleri bir araya geldiğinde, Türk zeytinyağı için benzersiz bir fırsat doğuyor. Ancak bu fırsatın kalıcı bir başarıya dönüşebilmesi için stratejik planlama, güçlü markalaşma ve doğru pazarlama araçlarının etkili kullanımı kritik önem taşıyor. “Türk zeytinyağı doğru stratejiyle ABD pazarında hem raflarda hem de sofralarda kendine sağlam bir yer edinebilir.”— Prof. Dr. Musa Pınar Bu habere konu olan “Marketing Turkish Olive Oil in the U.S. Market” başlıklı strateji raporunun tamamına yandaki PDF ikonuna tıklayarak erişebilirsiniz. Rapor, Türk zeytinyağının ABD pazarındaki potansiyelini daha ayrıntılı olarak incelemek isteyen sektör temsilcileri, ihracatçılar ve yatırımcılar için kapsamlı içgörüler sunmaktadır. Ayrıca raporda yer alan analizler hakkında detaylı bilgi almak, saha verilerine erişmek veya akademik iş birliği için iletişime geçmek isteyenler, çalışmanın danışmanı Prof. Dr. Musa Pınar ile doğrudan bağlantıya geçebilirler. ✉️ İletişim: musa.pinar@valpoe.edu Türk Zeytinyağı İhracatı ve ABD Pazarı Hakkında Stratejik Bilgiler ABD zeytinyağı pazarı Türk üreticiler için neden büyük bir fırsat? Valparaiso Üniversitesi'nin raporuna göre, ABD zeytinyağı pazarının 2029'da 9,13 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Tüketimi son 30 yılda dört kat artan ve ithalata bağımlı olan bu pazarda, Türkiye'nin ihracat payı (%3,34) henüz potansiyelinin altındadır. Artan üretim kapasitesiyle Türkiye, bu dev pazardan çok daha büyük bir pay alabilir. Türk zeytinyağının ABD'de başarılı olması için hangi stratejiler öneriliyor? Prof. Dr. Musa Pınar danışmanlığındaki araştırma grubu; sadece sızma yağ değil, chili ve otlarla aromalandırılmış ürünler sunulmasını önermektedir. Maliyet avantajı için şişelemenin ABD içinde yapılması, lojistik giriş noktası olarak Baltimore ve Savannah limanlarının kullanılması ve Whole Foods gibi zincirlerle iş birliği yapılması kritik stratejilerdir. ABD pazarında hedef kitle ve fiyatlandırma politikası nasıl olmalı? Rapora göre ana hedef kitle; sağlık bilinci yüksek bireysel tüketiciler ve kaliteli içerik arayan restoranlardır. Fiyatlandırmada ise segment bazlı bir yaklaşım (Örn: 250ml aromalı yağlar için 11.99$, 750ml sızma yağlar için 18.99$) önerilerek, ürünün premium algısı korunmalıdır. Türk zeytinyağını rakiplerinden ayıran lezzet farkı nedir? Türk zeytinyağları, rakiplerine kıyasla daha yumuşak ve dengeli bir tada sahiptir. Bu karakteristik özellik, onu özellikle yemek pişirme ve fırınlama işlemleri için ideal hale getirmekte ve ABD damak tadına uygun bir rekabet avantajı (USP) sağlamaktadır. #### Türkiye Fintek Ekosistemi 2024’te Rekor Büyüme Kaydetti: Yatırımlar Artarken Yapay Zeka Destekli Finansal Hizmetler Öne Çıkıyor Finansal teknoloji sektörünün hızla geliştiği Türkiye’de, 2024 yılı itibarıyla fintek ekosistemi önemli bir büyüme ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Türkiye Fintek Ekosistemi Durum Raporu 2024’ün sonuçlarını değerlendiren Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, sektördeki dinamik değişimlere ve geleceğe yönelik beklentilere dair önemli tespitlerde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından yayımlanan Türkiye Fintek Ekosistemi Durum Raporu 2024, Türkiye’deki finansal teknoloji sektörünün dinamik büyümesini ve küresel arenada bölgesel bir lider olma hedefini ortaya koydu. Raporu değerlendiren Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, Türkiye’nin fintek sektöründeki yükselişinin, güçlü girişimcilik ekosistemi, regülasyonlardaki gelişmeler ve artan dijitalleşme ile desteklendiğini belirterek şunları söyledi: "Türkiye, fintek alanında bölgesel bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.  Rapor, 2024 yılında Türkiye fintek ekosisteminin rekor seviyede yatırım aldığını vurguluyor. Türkiye’deki fintek yatırımları 2024 sonunda, bir önceki yıla göre 164 milyon dolar artarak 194 milyon dolar seviyesine ulaştı. Ayrıca, yıl içinde dokuz adet çıkış (exit) işlemi gerçekleşti ve bu işlemlerin toplam değeri 314 milyon dolar olarak açıklandı. Özellikle borsa ve yatırım dikeyinde faaliyet gösteren yeni girişimler dikkat çekerken toplam fintek sayısı 901’e ulaştı. 2024 yılından bu yana ödeme sistemleri, dijital bankacılık, açık bankacılık ve blockchain gibi alanlarda önemli atılımlar yapıldığını görüyoruz. Özellikle düzenleyici çerçevenin netleşmesi ve finansal erişimin artması, ekosistemin daha sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlıyor. Öte yandan 2024 yılı, Türkiye fintek sektörü için önemli düzenlemelerin hayata geçirildiği bir yıl oldu. “Kripto Varlık Yasası” kapsamında, kripto varlık hizmet sağlayıcı şirketler Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına alınarak Türkiye Sermaye Piyasası Birliği’ne (TSPB) üye olma zorunluluğu getirildi. Bu düzenleme, kripto varlık piyasasında şeffaflığı ve güvenliği artırmayı hedefliyor.” Ödüyo’nun sektördeki konumuna da değinen Yapıcı, müşteri deneyimini merkeze alan yenilikçi ödeme çözümleri sunarak hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılar için güvenli, hızlı ve kullanıcı dostu hizmetler geliştirmeye devam ettiklerini vurgulayarak, "Günümüzde tüketicilerin beklentileri hızla değişiyor. Kullanıcı dostu, güvenli ve entegre finansal çözümler artık bir lüks değil, bir gereklilik. Biz de Ödüyo olarak, dijital ödeme sistemleri alanında müşteri ihtiyaçlarına en iyi şekilde yanıt vermek için çalışıyoruz. 2025 yılı ve sonrasında, yapay zeka destekli finansal hizmetler ve kişiselleştirilmiş ödeme çözümleri ile sektörde fark yaratmaya devam edeceğiz." dedi. Yapıcı, Türkiye’nin fintek alanındaki potansiyelini daha da ileriye taşıyabilmesi için sektör paydaşları arasında iş birliklerinin artırılması ve uluslararası yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini belirtterek, "Türkiye fintek ekosistemi, girişimciler, yatırımcılar ve düzenleyiciler arasındaki sağlıklı etkileşim sayesinde büyümeye devam edecek. Bu süreçte, inovasyon odaklı bir yaklaşım benimseyen tüm paydaşların katkısı kritik öneme sahip. Ödüyo olarak 2025 yılında da sektördeki yenilikçi projelerimizle büyümeye devam ederken, Türkiye’nin fintek ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” diyerek sözlerini bitirdi. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. https://www.oduyo.com.tr #### Türkiye Genelinde Konut Fiyatları 5 Milyon TL’yi Aştı, Geri Dönüş Süresi 13 Yıl Oldu Emlakjet ve Endeksa’nın Mayıs 2026 Konut Değer Raporu’na göre Türkiye genelinde ortalama konut fiyatı 5 milyon TL’yi aşarken, konut metrekare fiyatları yıllık bazda nominal olarak %23,8 arttı. Enflasyondan arındırılmış verilere göre ise Türkiye genelinde reel fiyatlar %6,5 geriledi. Konut yatırımının ortalama geri dönüş süresi 13 yıl olurken, Muğla 19 yıl ile en uzun amortisman süresine sahip il olarak öne çıktı. Türkiye’nin emlak karar platformu Emlakjet, Endeksa’nın veri gücü ile üretilen Mayıs 2026 Konut Değer Raporu’nu açıkladı. Rapora göre Türkiye genelinde ortalama konut metrekare satış fiyatı 40.486 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 5.020.264 TL oldu. Konut metrekare fiyatları Türkiye genelinde son bir yılda nominal olarak %23,8 arttı. Buna karşılık enflasyondan arındırılmış yıllık fiyat değişimi -%6,5 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, konut fiyatlarının TL bazında yükselmeye devam ettiğini ancak reel olarak satın alma gücü karşısında gerilediğini gösterdi. TÜİK Mayıs 2026 verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları, geçen yılın aynı ayına göre %31,2 azalarak 93.333 adet oldu. İlk el konut satışları %27,9 düşüşle 30.196 adet, ikinci el konut satışları ise %32,7 düşüşle 63.137 adet olarak gerçekleşti. Böylece toplam satışlar içinde ilk el konutların payı %32,4, ikinci el konutların payı ise %67,6 oldu. İpotekli konut satışları aynı dönemde %2,8 azalarak 19.754 adet seviyesinde gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %21,2 olarak hesaplandı. Nominal Artış Sürüyor, Reel Fiyatlar Geriledi Endeksa verilerine göre Mayıs ayında en fazla konut satışı yapılan 30 il içerisinde yıllık nominal metrekare fiyat artışında Denizli %32,4 ile ilk sırada yer aldı. Denizli’yi Ankara %30,7, Elazığ %29,1, Kocaeli %28,8 ve Antalya %28,8 izledi. Yıllık reel değişimde Denizli -%0,05 ile yataya yakın seyrederken, Ankara’da -%1,4, Elazığ’da -%2,5, Kocaeli ve Antalya’da yaklaşık -%2,8’lik gerileme görüldü. Türkiye genelinde yıllık reel değişim -%6,5 oldu. Türkiye Genelinde Geri Dönüş Süresi 13 Yıl Konut yatırımında önemli göstergelerden biri olan amortisman, yani geri dönüş süresi, Türkiye genelinde 13 yıl olarak hesaplandı. Bu veri, konut fiyatları ile kira getirisi arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından yatırımcılar için öne çıkan başlıklardan biri oldu. Mayıs ayında en fazla konut satışı gerçekleşen 30 il arasında en uzun geri dönüş süresi 19 yıl ile Muğla’da görüldü. Muğla’yı 18 yıl ile Elazığ, 17 yıl ile Antalya ve Aydın takip etti. İstanbul’da geri dönüş süresi 13 yıl, Ankara’da ise 12 yıl oldu. Yüksek fiyat seviyelerine sahip sahil kentlerinde geri dönüş sürelerinin daha uzun olması, konut değerlerinin kira gelirlerine kıyasla daha yüksek seviyelerde seyrettiğini gösterdi. Bu durum özellikle yatırım amaçlı konut alımlarında fiyat artışı kadar kira getirisi ve amortisman süresinin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koydu. 5 Büyük İl İçinde En Yüksek Yıllık Artış Ankara’da Türkiye’nin nüfusa göre en büyük beş ili olan İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya içinde yıllık nominal metrekare fiyat artışında %30,7 ile Ankara ilk sırada yer aldı. Ankara’yı %28,8 ile Antalya, %27,6 ile İstanbul, %23,0 ile Bursa ve %20,5 ile İzmir takip etti. Enflasyondan arındırılmış yıllık değişime bakıldığında Ankara’da reel fiyat değişimi -%1,4, Antalya’da -%2,8, İstanbul’da -%3,7, Bursa’da -%7,1, İzmir’de ise -%9,1 seviyesinde gerçekleşti. Böylece beş büyük ilin tamamında nominal fiyat artışı sürerken, reel fiyatların gerilediği görüldü. Mayıs 2026 itibarıyla metrekare fiyatı İstanbul’da 63.184 TL, Antalya’da 54.541 TL, İzmir’de 51.917 TL, Ankara’da 37.611 TL, Bursa’da ise 35.183 TL olarak hesaplandı. Ortalama konut satış fiyatlarında ise İstanbul 6.950.240 TL ile beş büyük il arasında ilk sırada yer aldı. İstanbul’u İzmir 6.281.957 TL, Antalya 5.999.510 TL, Ankara 4.814.208 TL ve Bursa 4.468.241 TL takip etti. Veriler, Ankara’nın beş büyük il içinde yıllık nominal artışta en güçlü performansı gösterdiğini; ancak beş büyük ilin tamamında reel fiyat değişiminin negatif bölgede kaldığını ortaya koydu. Metrekare Fiyatında Zirve Muğla’da Metrekare bazında en yüksek konut fiyatı 83.029 TL ile Muğla’da kaydedildi. Muğla’yı 63.184 TL ile İstanbul, 54.541 TL ile Antalya, 52.041 TL ile Çanakkale ve 51.917 TL ile İzmir izledi. Ortalama konut satış fiyatında da Muğla ilk sırada yer aldı. Muğla’da ortalama konut fiyatı 10.710.741 TL olarak hesaplanırken, İstanbul’da 6.950.240 TL, Aydın’da 6.578.060 TL, İzmir’de 6.281.957 TL, Çanakkale’de ise 6.140.838 TL seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, özellikle sahil bölgeleri ve büyükşehirlerde konut edinme maliyetlerinin Türkiye ortalamasının belirgin şekilde üzerinde seyrettiğini gösterdi. Görkem Öğüt: “Mayıs Verilerini Dönemsel Etkilerle Birlikte Okumak Gerekiyor” Verileri değerlendiren Emlakjet ve Endeksa CEO’su Görkem Öğüt, şunları söyledi: “Mayıs ayında konut satış adetlerinde daha sınırlı bir işlem hacmi oluştu. Bu tabloda geçen yılın güçlü baz etkisinin yanı sıra, ay içindeki uzun tatil döneminin işlem hacmi üzerindeki kısa vadeli etkisini de dikkate almak gerekiyor. Bu nedenle Mayıs verisini tek başına talepte kalıcı bir yavaşlama olarak değil, dönemsel etkilerle birlikte okumak daha doğru olur. Fiyat tarafında ise nominal artışın sürdüğünü, ancak enflasyondan arındırılmış verilere bakıldığında reel fiyatların gerilediğini görüyoruz. İpotekli satışların hâlâ düşük seviyelerde seyretmesi ve geçen yılın aynı dönemine göre %2,8 gerilemesi, konut talebinin ve fiyat hareketlerinin finansman koşullarına duyarlılığını ortaya koyuyor. Krediye erişimin kolaylaşması ve finansman koşullarının destekleyici hale gelmesiyle birlikte, konut fiyatlarında reel olarak yeniden yukarı yönlü bir hareket alanı oluşabileceğini düşünüyoruz” dedi. Öğüt, konut alım-satım kararlarında veriye dayalı hareket etmenin önemine dikkat çekerek şunları ekledi: “Konut piyasasında fiyatların değişkenlik gösterdiği dönemlerde, alım-satım kararlarını yalnızca güncel ilan fiyatlarına bakarak vermemek gerekiyor. Biz Emlakjet’te kullanıcıların nominal değişim, reel değişim, geri dönüş süresi ve bölgesel piyasa dinamiklerini birlikte görebileceği bir karar platformu sunuyoruz. Konut almayı, satmayı ya da yatırım yapmayı düşünen herkesin bu verileri karşılaştırarak hareket etmesini öneriyoruz; çünkü doğru veriye bakmak, daha sağlıklı kararların temelini oluşturuyor.” Emlakjet ve Endeksa Hakkında Türkiye gayrimenkul piyasasına yön veren iki öncü marka olan Emlakjet ve Endeksa, veri ve inovasyon odaklı yaklaşımlarıyla kullanıcıların daha hızlı, doğru ve şeffaf kararlar almasını sağlayan dijital çözümler geliştiriyor. 2006 yılında kurulan Emlakjet, satılık ve kiralık gayrimenkullerin en kolay şekilde bulunmasını sağlayan Türkiye'nin önde gelen gayrimenkul teknoloji platformlarından biridir. Aylık 15 milyon ziyaretçi ve 60 milyon sayfa görüntülenmesiyle sektörde güçlü bir konuma sahip olan platform; alıcıları, satıcıları ve emlak danışmanlarını aynı ekosistemde buluşturmaktadır. 2017 yılında kurulan Endeksa, gayrimenkul alanında uzmanlaşmış bir veri analitiği ve yapay zekâ şirketidir. Geliştirdiği yapay zekâ destekli değerleme modelleri sayesinde herhangi bir konutun satış ve kira değeri saniyeler içinde hesaplanabilmektedir. Konum analizleri ve değerleme modelleriyle hem bireysel kullanıcılara hem de emlak profesyonellerine veriye dayalı karar desteği sunan Endeksa, sektörün dijital dönüşümüne öncülük etmektedir. 2026 itibarıyla güçlerini birleştiren Emlakjet ve Endeksa, analitik içgörü ile geniş pazar deneyimini aynı çatı altında buluşturarak Türkiye'nin en kapsamlı gayrimenkul teknoloji ekosistemlerinden birini oluşturmuştur. "Akıllı İlanlar, Doğru Kararlar" sloganıyla hareket eden iki marka; yapay zekâ ve büyük veri teknolojilerini kullanarak gayrimenkul sektöründe şeffaflığı artırmayı ve karar alma süreçlerini kolaylaştırmayı hedeflemektedir. #### Türkiye Genelinde Metrekare Satış Fiyatı 35 Bin TL’ye, İstanbul’da 59.200 TL’ye Yükseldi Son 10 yılda konut piyasasında yaşanan gelişmeler, yalnızca arz-talep dengesini değil, aynı zamanda alım gücü, yatırım davranışları ve finansal koşullardaki köklü değişimleri de gözler önüne seriyor. EVA Gayrimenkul Değerleme'nin son analizine göre, Türkiye genelinde ortalama birim satış fiyatı 35 bin TL seviyelerine yaklaşırken, İstanbul’da bu rakam 59.200 TL’ye kadar yükseldi. Kira fiyatlarındaki artış da benzer şekilde dikkat çekici: Türkiye genelinde ortalama kira metrekare fiyatı 230 TL’ye ulaşmışken, İstanbul’da 300 TL bandına dayandı. Türkiye’de konut piyasası, son on yılda ekonomik dalgalanmalar, demografik değişimler ve sosyal dinamiklerle şekillenen derin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artan maliyetler, yüksek enflasyon, pandemi ve depremler gibi faktörler sadece konut fiyatlarını değil, aynı zamanda barınma biçimlerini ve yatırım davranışlarını da köklü biçimde etkiledi. EVA Gayrimenkul Değerleme Koordinatörü Serkan Bal, gelinen noktayı şöyle değerlendirdi: “Konut artık yalnızca bir barınma ihtiyacı değil, aynı zamanda yatırım aracı ve enflasyona karşı korunma yöntemi olarak görülüyor. Bu durum erişilebilir konut talebini zayıflatırken, kiracılık oranlarını hızla artırıyor. Büyükşehirlerde yaşanan bu dönüşüm, yalnızca fiyatlarla değil, aynı zamanda yaşam kalitesi ve sürdürülebilirlik açısından da önemli sinyaller veriyor. Uzaktan Çalışma ile Baskı Azaltılabilir Pandemi sürecinde yaygınlaşan uzaktan çalışma modelleri sayesinde büyükşehirlerden Anadolu’ya yönelim ivme kazanmıştı. Ancak son dönemde bu eğilim tersine döndü; beyaz yakalı çalışanlar yeniden ofise dönmeye başladı. Bu da hem trafik yükünü hem de büyükşehirlere yönelik göçü ve kira talep baskısını artırdı. EVA’ya göre, uzaktan çalışmayı sürdürülebilir hale getirecek yeni düzenlemeler ve işveren teşvikleri, büyük şehirlerdeki aşırı kira artışlarını dengelemek adına kritik bir araç olabilir. Konut Stokları, Uyuşmayan Talebin Göstergesi Satılamayan konut stoku ise sadece arz fazlasını değil; yanlış lokasyon tercihlerini, fiyat-segment uyumsuzluğunu ve finansmana erişim sorunlarını da işaret ediyor. Teknik olarak piyasada talep mevcut olsa da, mevcut konutların sunumu ile bu talep örtüşmüyor. Özellikle orta ve alt gelir grubundaki bireyler için konuta erişim artık neredeyse imkânsız hale geldi. Sosyal Konut ve Bölgesel Planlama Gündemde Önümüzdeki dönemde sosyal konut üretimi, kira destek mekanizmaları, uygun kredili modeller ve bölgesel planlama gibi düzenlemelerin ön plana çıkması bekleniyor. Sadece konut arzını değil, aynı zamanda konutun kullanım amacını ve erişilebilirliğini de merkeze alan bir dönüşüm ihtiyacı kaçınılmaz hale gelmiş durumda.” Bal, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Gayrimenkul piyasasının kendi içinde sürdürülebilirliğini sağlayabilmesi için, sadece arz yönlü değil, sosyal ve finansal boyutlarıyla kapsayıcı çözümler üretilmeli. Konutun niteliği, hedef kitlesi ve bölgesel dinamikleri dikkate almadan yapılan her yatırım, zamanla atıl stoklara dönüşebilir.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Türkiye Kahve Endüstrisinde Avrupa’nın Yeni Güç Merkezi Türkiye'nin kahve tüketimi son 11 yılda tam üç kat artarak kişi başı 450 gramdan 1,5 kiloya ulaştı. İstanbul Coffee Festival ise bu yükselişin merkezinde yer alarak, sadece geçen yıl 30 milyon TL’lik yatırımla 4 gün içinde 250 milyon TL’nin üzerinde ekonomik hacim oluşturdu. Festival çatısı altında yaklaşık 1000 tedarikçi üretim yaparken, 200’den fazla marka ve binlerce ziyaretçi, Türk kahve endüstrisinin dinamizmini yerinde deneyimledi. Dream Sales Machine’in kurucusu ve İstanbul Coffee Festival'in mimarı Alper Sesli, Türkiye’nin Avrupa çekirdek kahve pazarındaki payının %15’e ulaştığını vurgulayarak, “Festivalimiz, sadece kültürel değil, aynı zamanda ticari anlamda da sektörün itici gücü haline geldi. Kahve endüstrisini Avrupa’nın en dinamik pazarlarından biri haline getirdik,” ifadelerini kullandı. 2014 yılında başlayan bu yolculuk, bugün İstanbul’da 11., Ankara’da 9., Antalya’da ise 2. yılını kutlayan bir organizasyon zincirine dönüştü. Alper Sesli, “İlk festivali organize ettiğimizde Türkiye’de kişi başı kahve tüketimi 450 gramdı. Bugün bu miktar 1,5 kg’ı geçmiş durumda. Bu sadece festivalin değil, tüm sektörün nasıl bir ivme kazandığının göstergesi” dedi. İstanbul Coffee Festival, adını kahve çekirdeğinden alan, katılımcılarının büyük kısmını doğrudan sektör profesyonellerinden seçen ve hem B2B hem de B2C ilişkileri besleyen özel bir platform olarak konumlanıyor. Festival yalnızca kahve tüketimini değil; barista eğitimlerinden kahve ekipmanlarına, kahve makinesi üretiminden sektörel tekstil ihracatına kadar geniş bir yelpazede yan sektörlerin büyümesini de destekliyor. Örneğin, bir zamanlar yalnızca tek makineyle üretim yapan barista önlüğü atölyeleri bugün global ölçekte tekstil ihracatı yapan firmalara dönüşmüş durumda. Sesli, “Festivalimiz sayesinde sektörde yalnızca kahve tüketimi değil; üretim, ekipman, eğitim ve ticaret anlamında da olağanüstü bir gelişim yaşandı. Bugün festivalimizin %10’u yabancı ziyaretçilerden oluşuyor. Antalya’da bu oran %20’yi aşıyor. Bu, Türkiye’nin kahvede dünya çapında artık 'iyi kahve' ile anıldığı anlamına geliyor,” diye konuştu. Türkiye'den global ölçekte bir kahve markası çıkmasının mümkün olduğuna da dikkat çeken Sesli, “Eğer sektörün önünü açmaya devam edersek, sadece güçlü değil, dünya liginde oynayan kahve markaları da çıkaracağız. Avrupa’nın en iyi kahvesi bugün Türkiye’de sunuluyor, bunu yabancı konuklarımız da açıkça ifade ediyor,” diyerek sözlerini tamamladı. #### Türkiye Kahveden Değer Üretiyor Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, Türkiye’nin kahve sektöründeki büyümesini değerlendirerek, “Çekirdeği ithal ediyor olabiliriz ancak markayı, deneyimi, festivali ve kültürü burada üretiyoruz” dedi. Türkiye kahve yetiştiren ülkeler arasında yer almıyor. Ancak son yıllarda hızla büyüyen kahve kültürü, yeni nesil girişimler, festivaller ve markalar sayesinde sektör, önemli bir ekonomik değer üretmeye başladı. İstanbul, Ankara ve Antalya Coffee Festivallerini 10 yılı aşkın süredir düzenleyen Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli’ye göre Türkiye’nin kahve hikayesi artık tarımsal üretimden çok kültürel ve ekonomik dönüşüm hikâyesi olarak okunmalı. Dünyada Almanya, İngiltere ve İsviçre gibi kahve üretmeyen ancak kahve ekonomisinden milyarlarca dolarlık katma değer yaratan ülkelerin bulunduğunu belirten Sesli, Türkiye’nin de benzer bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Çekirdek İthal, Değer Yerli Türkiye’nin kahve çekirdeğini büyük ölçüde ithal ettiğini ancak ortaya çıkan ekonomik değerin çok daha geniş bir alana yayıldığını ifade eden Alper Sesli, şunları söyledi: “Bugün kahve sektörüne baktığımızda yalnızca bir içecek tüketiminden söz etmiyoruz. Kafelerden kavurma tesislerine, ekipman üreticilerinden yazılım girişimlerine kadar geniş bir ekosistem oluştu. Çekirdek ithal olabilir ancak markalar, işletmeler, tasarımlar ve deneyimler yerli.” Kahve Festivalleri Yeni Bir Ekonomi Oluşturuyor Son yıllarda Türkiye’nin birçok şehrinde düzenlenen kahve festivallerinin sektöre önemli katkı sağladığını belirten Sesli, bu etkinliklerin sadece kahve markalarını değil birçok farklı sektörü de desteklediğini söyledi. İstanbul, Ankara ve Antalya Coffee Festival’in ve çeşitli bölgesel organizasyonların binlerce ziyaretçiyi bir araya getirdiğini vurgulayan Sesli, “Festivaller kahve markalarının tüketiciyle doğrudan buluştuğu, yeni girişimlerin görünürlük kazandığı ve şehir ekonomilerinin hareketlendiği platformlara dönüştü” dedi. Yeni Nesil Tüketici Kültürü Büyütüyor Türkiye’de özellikle genç kuşakların kahveyi günlük yaşamlarının merkezine yerleştirdiğini belirten Sesli, kahvenin artık yalnızca tüketilen bir ürün değil, aynı zamanda sosyal bir deneyim haline geldiğini ifade ederek, “Kahve sektörü bugün yaratıcı ekonominin önemli bileşenlerinden biri haline geliyor. Eğitimden gastronomiye, tasarımdan etkinlik yönetimine kadar birçok alan kahve etrafında gelişiyor. Gelecekte katma değerin büyük bölümü de burada oluşacak.” diyerek sözlerini bitirdi. #### Türkiye, B2B Fintek İhracatı Konusunda Bölgesel Merkez Olma Yolunda İlerliyor Türkiye’deki fintek girişimleri, 2025 ve sonrası için gözünü yurtdışı pazarlara dikmiş durumda. Afrika, Orta Asya ve Körfez ülkelerinde dijital bankacılığın henüz gelişmediği ortamlar, Türk çözümleri için büyük bir potansiyel sunuyor diyen Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, Türkiye’nin, “B2B fintek ihracatı” konusunda da bölgesel merkez olma yolunda ilerlediğini açıkladı. Finansal teknoloji sektörü, Türkiye’nin yeni ekonomik motoru olma yolunda ilerliyor. Geleneksel ödeme çözümlerinin ötesine geçen fintek uygulamaları, artık hem bireyler hem de işletmeler için stratejik bir güç haline geldi. 2025 itibarıyla 90’a ulaşan lisanslı elektronik para ve ödeme kuruluşlarıyla Türkiye, yalnızca bir teknoloji üreticisi değil; aynı zamanda finansal hizmetlerin dijitalleşmesinde öncü bir ülke konumuna gelmeye aday. Bu dönüşümde öne çıkan en önemli gerçek, fintekin artık sadece bir işlem kolaylığı sunmadığı. Sanal POS’tan açık bankacılığa, yapay zekâ destekli finansal analizlerden ERP entegrasyonlarına kadar pek çok uygulama, şirketlerin iş modellerini kökten dönüştürüyor. Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, bu gelişmeleri “Fintek, artık operasyonel değil, stratejik bir araç. Dijitalleşmenin merkezine oturan çözümler sayesinde şirketler, yalnızca daha hızlı tahsilat yapmıyor; aynı zamanda daha akıllı, daha entegre, daha öngörülü hale geliyor. Bu da doğrudan rekabet gücünü belirliyor.” şeklinde değerlendirdi. Yapıcı, şöyle devam etti: “Türkiye’deki fintek ekosistemi yalnızca hızlı büyümüyor, aynı zamanda derinleşiyor. Bugün, dijital onboarding süreçleriyle saniyeler içinde yeni bir müşteri kazanmak, kart saklama altyapısıyla kullanıcı sadakati sağlamak ya da açık bankacılık API’leriyle bankalardaki hesap hareketlerini anlık olarak yönetmek mümkün. Tüm bu çözümler, iş süreçlerini dijitalleştirmek isteyen KOBİ’ler için oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Öyle ki, verinin doğru kullanımıyla KOBİ’ler artık sadece finansal raporlama yapmıyor; anlık nakit akışı analizi, gelir tahmini, otomatik borçlandırma ve krediye dayalı sipariş süreçlerini de tek platform üzerinden yönetebiliyor. Tüketici tarafında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Mobil uygulamalar ve dijital cüzdanlar, özellikle genç kullanıcıların alışkanlıklarını dönüştürürken, ödeme deneyimi artık bir hız ve konfor meselesi değil, kullanıcıyı elde tutma stratejisine dönüşmüş durumda. Bu bağlamda, fintek şirketlerinin kullanıcı deneyimini merkeze alan yaklaşımları, sektörün büyümesini organik biçimde hızlandırıyor. Sektörün bir diğer kırılma noktası ise globalleşme potansiyeli. Türkiye merkezli birçok fintek oyuncusu, Orta Asya, Afrika ve Körfez ülkeleri gibi finansal hizmetlerin hâlâ sınırlı olduğu pazarlarda aktif büyüme planları yapıyor. “ Yapıcı’ya göre bu durum, Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir tedarikçi değil, aynı zamanda dijital finans çözümleri ihraç eden bir teknoloji merkezi haline getirecek. Ancak sektör yalnızca büyümekle kalmıyor, aynı zamanda konsolide oluyor. Artan regülasyonlar, sürdürülebilir iş modelleri ve yatırım ihtiyacı; pazarda daha az ama daha güçlü ve dayanıklı oyuncuların öne çıkmasına neden olacak. Bu yeni dönemde sermaye yapısı sağlam, teknoloji altyapısı esnek ve vizyonu uluslararası olan firmalar fark yaratacak. Yapıcı,  “2025 ve sonrası, stratejik oyuncuların sahnesi olacak. Fintek artık yatırımcının ilgisini çeken, iş ortaklıklarının merkezinde yer alan, ihracat potansiyeli yüksek bir alana dönüştü. Ödüyo olarak biz de bu dönüşümün hem teknoloji sağlayıcısı hem de stratejik ortağı olmaya devam ediyoruz. Fintek sektörü Türkiye’de sadece dijital dönüşümü temsil etmiyor. Aynı zamanda ekonominin dinamizmini, genç girişimciliğin gücünü ve yerli teknolojinin küresel vizyonunu da ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde bu alanın, yalnızca finansın değil; tüm ekonominin itici gücü haline gelmesi kaçınılmaz.” Diyerek sözlerini bitirdi. Ödüyo Hakkında: B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık hizmetleri sunan Ödüyo, işletmelerin ve eğitim kurumlarının tahsilat süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmektedir. Ödemeleri güvence altına alarak hızlı ve kolay tahsilat imkanı sunan sistem, ileri tarihli veya vadesi geçmiş alacakların takibini de sağlamakta, kullanıcılarına SMS veya e-posta ile hatırlatma yapmaktadır. #### Türkiye, Yapay Zeka Çözümleriyle Küresel Ekonomide Güçlü Bir Oyuncu Olabilir DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği bu dönemde, Türkiye’nin güçlü bir teknoloji ekosistemi kurarak küresel ekonomide etkin bir oyuncu olabileceğini vurguladı. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yapay zeka alanındaki ilerlemelerin siber güvenlik ve ulusal güvenlik açısından hem riskler hem de fırsatlar sunduğuna dikkat çekerek, “Yapay zeka destekli siber saldırılar, devletler ve şirketler için büyük tehditler oluştururken, aynı zamanda güvenlik çözümlerinin de daha akıllı hale gelmesini sağlıyor. Bununla birlikte, etik meseleler yapay zekanın karar alma süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik ihtiyacını ön plana çıkarıyor. Devletler ve şirketler, güvenlik açıklarını minimize etmek ve etik ilkeleri korumak adına ulusal ve uluslararası düzeyde kapsamlı politikalar geliştirmelidir. Bunun için öncelikle yapay zeka sistemlerinin şeffaflığını artıracak düzenlemeler hayata geçirilmeli, bağımsız denetim mekanizmaları devreye alınmalıdır. Şirketler, veri güvenliği ve algoritmik adalet ilkelerini benimseyerek sorumlu yapay zeka kullanımına yönelik sertifikasyon süreçleri oluşturmalı, devletler ise yapay zeka destekli tehditlere karşı siber güvenlik stratejilerini güçlendirerek uluslararası iş birlikleriyle ortak savunma mekanizmaları oluşturmalıdır.” dedi. Yapay zekanın küresel rekabette teknolojiye bağımlı yeni bir güç dengesi oluşturduğunu belirten Onay, Türkiye’nin bu yarışta bağımsız ve güçlü bir konum edinmesi gerektiğinin altını çizerek, “Yerli yapay zeka çözümleri geliştirerek küresel ekonomide daha etkin bir rol üstlenmeliyiz. Bunun için Ar-Ge yatırımlarını artırmak, üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmek ve yapay zeka odaklı girişimleri teşvik etmek büyük önem taşıyor. Ayrıca, büyük veri altyapısının güçlendirilmesi, yerli çip üretimi gibi stratejik alanlara yatırım yapılarak dışa bağımlılık azaltılmalı. Türkiye, yapay zeka regülasyonlarını uluslararası standartlarla uyumlu hale getirerek küresel pazarda rekabet avantajı yakalamalı ve yapay zeka ihracatını destekleyecek teşvik mekanizmaları oluşturmalıdır.” şeklinde konuştu. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Türkiye'nin Yeni Teknoloji İhracatı: Oyun Dünya genelinde oyun sektörü her geçen yıl büyümesini hızlandırırken, Türkiye de bu dev ekonomide dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. 2025 yılında küresel oyun pazarının büyüklüğü 188,8 milyar dolara ulaşırken, sektörün 2030’a doğru 500 milyar dolarlık devasa bir hacme yaklaşması bekleniyor. Türkiye ise özellikle mobil oyun geliştirme alanında yakaladığı başarılarla Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında stratejik bir üretim merkezi konumuna yükseliyor. Avrupa'da en fazla oyun stüdyosuna ev sahipliği yapan şehirlerden biri olan İstanbul, yatırımcıları ve küresel yayıncıları Türkiye'ye çekiyor. Yazılım, yaratıcılık ve girişimciliğin buluştuğu oyun sektörü, Türkiye'nin teknoloji ihracatında stratejik bir güç haline geliyor. Gaming Istanbul (GIST) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Devrim, Türkiye'nin son yıllarda ortaya koyduğu başarıların tesadüfi olmadığını belirterek, ülkenin küresel oyun ekosisteminde artık kalıcı bir oyuncu haline geldiğini vurguladı. Türkiye'nin Teknoloji Üretme Kapasitesi Dünya Tarafından da Kabul Ediliyor Bir zamanlar yalnızca tüketici konumunda olan Türkiye, bugün dünya çapında milyonlarca oyuncuya ulaşan oyunlar geliştiren ve ihraç eden bir merkez haline geldi. Özellikle mobil oyun alanında ortaya çıkan girişimler, kısa sürede küresel ölçekte ses getiren başarı hikayelerine dönüştü. İstanbul merkezli oyun stüdyolarının milyar dolarlık değerlemelerle uluslararası şirketler tarafından satın alınması, yalnızca ekonomik bir başarı olarak değil, Türkiye'nin teknoloji üretme kapasitesinin dünya tarafından kabul edildiğinin de güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Gaming Istanbul (GIST) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Devrim, “Bugün Türkiye artık yalnızca oyun oynayan bir ülke değil, oyun geliştiren, ihraç eden ve dünya çapında rekabet eden bir teknoloji üreticisi konumunda. Son 10 yılda ortaya çıkan başarı hikâyeleri bunun en somut göstergesi oldu” dedi. Peak, Dream, Rollic ve Loom: Bir Başarı Tesadüf Değil Türkiye'nin küresel oyun sahnesinde adından söz ettirmesinin arkasında güçlü bir insan kaynağı, mühendislik altyapısı ve girişimcilik kültürü bulunuyor. Peak Games’in milyar dolarlık satış başarısı, Dream Games’in dünyanın en değerli mobil oyun şirketlerinden biri haline gelmesi, Rollic’in küresel başarısı ve son olarak Loom Games’in uluslararası yatırımcıların radarına girmesi, ülkede güçlü bir oyun geliştirme kültürünün oluştuğunu ortaya koyuyor. Bu başarıların, tekil örneklerin ötesine geçmiş durumda olduğunu vurgulayan Devrim, “Bugün Türkiye'de oluşan ekosistem artık kendi başarı hikâyelerini üretebilen olgunluğa ulaştı. Yeni girişimler, önceki başarıların bilgi birikimi ve deneyimiyle büyüyor. Bu da sürdürülebilir bir oyun ekonomisinin temelini oluşturuyor.” şeklinde konuştu. Yeni Unicorn Hikayesi Dünyanın Dikkatini Çekti Türkiye oyun sektörünün son dönemdeki en dikkat çekici gelişmelerinden biri de Loom Games oldu. TIME tarafından dünyanın en etkili şirketleri arasında gösterilen küresel mobil oyun devi Scopely’nin, İstanbul merkezli Loom Games’in çoğunluk hisselerini satın almak üzere anlaşmaya varması, uluslararası yatırımcıların Türk oyun girişimlerine olan ilgisini bir kez daha gözler önüne serdi. Loom Games tarafından geliştirilen Pixel Flow! oyunu, piyasaya sürülmesinin ardından kısa sürede 10 milyonun üzerinde oyuncuya ulaşırken, son bir yıl içerisinde ABD’de aylık gelir bazında en çok kazanan ilk 20 mobil oyun arasına giren tek casual oyun olarak dikkat çekti. Bu gelişmenin Türkiye'nin küresel oyun ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirdiğini belirten Devrim, “Bu tür satın almalar yalnızca finansal başarı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’de yetişen mühendislerin, tasarımcıların ve girişimcilerin dünya standartlarında işler üretebildiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. İstanbul Avrupa'nın Oyun Başkentlerinden Biri Oluyor Yaklaşık 50 milyon oyuncuya sahip Türkiye, oyun kültürünün güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle İstanbul, oyun sektörünün merkezi konumuna yükselmiş durumda. Bugün İstanbul’un, Londra’dan sonra Avrupa’da en fazla oyun stüdyosuna ev sahipliği yapan şehirlerden biri olduğuna dikkat çeken Devrim, bu durumun uluslararası yatırımcılar açısından da önemli bir çekim merkezi oluşturduğunu söyleyerek, “Genç nüfusumuz, teknolojiye hızlı adaptasyon kabiliyetimiz ve global pazarı hedefleyen girişimcilik anlayışımız sayesinde Türkiye artık Avrupa, MENA ve Orta Asya arasında stratejik bir oyun üretim merkezi haline geldi” dedi. 2026'da 2 Milyar Doları Aşacak Türkiye oyun sektörünün ekonomik büyüklüğü de her geçen yıl artıyor. Sektörün 2026 yılı itibarıyla 2 milyar doların üzerine çıkmasının beklendiğini belirten Devrim, bunun yalnızca kültürel bir başarı değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik değer anlamına geldiğini ifade ederek, “Oyun sektörü bugün ihracat yapan, yüksek katma değer üreten ve nitelikli istihdam sağlayan bir alan haline geldi. Türkiye'nin teknoloji ihracatında oyun sektörünün payı önümüzdeki yıllarda çok daha görünür hale gelecek.” şeklinde konuştu. Oyun Sektörünün Geleceği Ekosistem Gücüyle Belirlenecek Ancak sürdürülebilir büyümenin yalnızca başarılı stüdyolarla mümkün olmadığına dikkat çeken Devrim, ekosistemin tüm paydaşlarının aynı zeminde buluşmasının önemine vurgu yaparak, “Bir ülkenin oyun üssü haline gelmesi için geliştiricilerin, yatırımcıların, yayıncıların, markaların ve teknoloji şirketlerinin birlikte hareket edebileceği platformlara ihtiyaç vardır. Başarı ancak güçlü bir ekosistem inşa edildiğinde kalıcı hale gelir.” GIST Türkiye'nin Oyun Vitrini Haline Geldi Bu noktada 18-20 Eylül tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek Gaming Istanbul’un üstlendiği rolün kritik olduğunu belirten Devrim, etkinliğin artık yalnızca bir oyun fuarı olmadığını, Türkiye oyun sektörünün dünyaya açılan kapısı haline geldiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Avrupa, MENA ve Avrasya bölgeleri arasında köprü görevi gören Gaming Istanbul; oyun stüdyolarını yatırımcılar, yayıncılar ve teknoloji şirketleriyle buluştururken, markalara da oyun dünyasıyla güçlü iş birlikleri geliştirme fırsatı sunuyor. Dünyanın en büyük sekiz oyun etkinliği arasında gösterilen Gaming Istanbul olarak hedefimiz 2030 yılına kadar dünyanın ilk beş oyun etkinliği arasına girmek. “Oyun Bir Endüstri Olmanın Ötesinde Bir Kültüre Dönüşmeli” Oyun sektörü artık yalnızca eğlence sektörünün bir parçası değil. Küresel ölçekte ekonomiyi, kültürü, teknolojiyi ve dijital pazarlamayı dönüştüren stratejik bir alan haline geldi. Bugün dünyada 3,6 milyar insan oyun oynuyor. Bu rakam birçok sektörün toplam kullanıcı sayısından daha büyük. Oyun artık yalnızca vakit geçirilen bir alan değil; kültürün, teknolojinin ve dijital ekonominin merkezinde yer alan bir ekosistem. Türkiye'nin önündeki en büyük fırsat da bu alanı yalnızca ekonomik değil, kültürel bir dönüşüm olarak değerlendirebilmek. Türkiye'nin sahip olduğu insan kaynağı, girişimcilik potansiyeli ve teknoloji üretim kapasitesiyle önümüzdeki dönemde dünyanın en önemli oyun merkezlerinden biri olmaya aday. Türkiye oyun sektöründe artık yükselen bir yıldız değil; küresel oyuncuların yakından takip ettiği güçlü bir merkez haline geliyor. Şimdi hedefimiz, bu başarıyı sürdürülebilir hale getirerek Türkiye'yi dünyanın lider oyun üretim merkezlerinden biri yapmak.” Gaming Istanbul (GIST) Hakkında: Gaming Istanbul, Türkiye’nin en önemli uluslararası oyun ve dijital eğlence etkinliklerinden biri olarak, oyun endüstrisinin tüm paydaşlarını bir araya getiren stratejik bir platformdur. Geliştiriciler, yayıncılar, yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve sektör profesyonellerini aynı çatı altında buluşturarak oyun ekosisteminin bölgesel ve küresel ölçekte büyümesine katkı sağlar. Eurasia, MENA ve Avrupa arasında güçlü bir köprü görevi üstlenen Gaming Istanbul, Türkiye’nin oyun sektöründeki potansiyelini uluslararası arenaya taşıyan önemli bir buluşma noktasıdır. Etkinlik, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, iş geliştirme, yatırım görüşmeleri ve stratejik iş birlikleri için bir ekosistem alanı sunar. B2B odaklı yapısı sayesinde Gaming Istanbul, yerli ve yabancı oyun stüdyoları ile yayıncılar arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına imkan tanırken, geliştirici-yayıncı eşleşmeleri ve yatırımcı toplantılarıyla somut iş fırsatlarının oluşmasını destekler. Her yıl artan uluslararası katılımıyla Gaming Istanbul, İstanbul’u bölgesel bir oyun merkezi olmaktan çıkararak küresel oyun endüstrisinin önemli destinasyonlarından biri haline getirmeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin yükselen dijital ekonomi vizyonu ile paralel olarak konumlanan etkinlik, oyun ve yazılım sektörünün ihracat kapasitesini artıran önemli bir platform olarak öne çıkmaktadır. #### Türkiye’de Bankalar Yalnızca Regülasyon Takibi İçin Aylık 4 ila 10 Milyon TL Arasında Bütçe Ayırıyor Dünya genelinde 35 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan sözleşme ve uyum teknolojileri pazarı hızla genişliyor. Sadece bir global oyuncunun yıllık cirosu 2.9 milyar dolara ulaşıyor. Türkiye’de ise bankalar regülasyon takibi için aylık 4 ila 10 milyon TL arasında bütçe ayırıyor. CopeTract Kurucu Ortağı Tolga Ünal, yapay zekanın sözleşme ve uyum süreçlerinde yarattığı dönüşümü değerlendirdi. Dünya genelinde 35 milyar dolarlık sözleşme ve uyum teknolojileri pazarı hızla büyürken, Türkiye’de bankalar yalnızca regülasyon takibi için aylık 4 ila 10 milyon TL arasında bütçe ayırıyor. Finans sektöründe her gün yayımlanan düzenlemeler, Resmi Gazete kararları, BDDK ve SPK değişiklikleri manuel ekipler tarafından inceleniyor. Bu operasyonel yük hem maliyet hem de risk doğuruyor. CopeTract Kurucu Ortağı Tolga Ünal, finans sektöründe yapay zekâ destekli sözleşme ve uyum yönetiminin yeni dönemi başlattığını açıkladı. Copetract Uyum modülü ile ilgili değişikliğin yüzdesel ya da daha önceden belirtilen mavi/sarı/kırmızı kodlu önem derecelerine göre ne kadar ilgilendirdiğini, şirketin kendi iç bünyesinde oluşturulan yapay zeka ile kontrol edilerek zaman kaybı ve hatalar minimuma indiriliyor. Yayınlanan bir kararın hangi sözleşme veya dokümanları ilgilendirdiği, ne derece ilgilendirdiği ve hangi aksiyonların alınması gerektiği saniyeler içerisinde raporlanabiliyor. Sözleşme Yönetimi Neden Göz Ardı Edildi? Sözleşme yönetimi yıllardır kurumların en kritik ancak en az konuşulan başlıklarından biri oldu. Günler süren belge hazırlıkları, e-posta karmaşası, unutulan taslaklar ve manuel takip edilen mevzuat değişiklikleri kurumlar için ciddi operasyonel yük oluşturuyor. Tolga Ünal’a göre asıl sorun, bu yükün görünmeyen maliyetler yaratması. Davalar, hatalı maddeler ve güncel mevzuata uyumsuz sözleşmeler şirketler için ciddi riskler doğuruyor. Ayrıca yapılan sözleşmelerin sonrasında değerlendirilmesi, raporlanması, hakediş vb. Maddi yönlerden değerlendirilmesi şu an ki manuel sistemde pek mümkün değil. Copetract, sözleşmelerinin hazırlanışında hız ve doğrulama başarısı göstermenin yanı sıra, sözleşmelerin sonrasında takip ve raporlanması, üst yönetimin veya patron katının tek bir soru ile maliyet-karlılık ve diğer tüm sayısal ve yoruma dayalı bilgileri saniyeler içinde istediği formatta ( chart , pay vb.) alabilmesine olanak sağlıyor.  Aylık 10 Milyon TL’lik Regülasyon Takibi Bankacılık ve finans sektöründe regülasyon takibi başlı başına dev bir operasyon. Resmi Gazete kararları, BDDK ve SPK düzenlemeleri her gün ekipler tarafından manuel inceleniyor. Ünal, “Finans dünyasında regülasyonlara uyumsuz tek bir madde, milyonlarca liralık yaptırımlara yol açabiliyor. Yapay zekâ burada iki kritik rol üstleniyor; Hazırlanan sözleşmenin güncel mevzuatla uyumunu anlık kontrol ediyor ve potansiyel riskleri daha imza aşamasında tespit ediyor. Regülasyon takibi artık insan gücüne bağlı bir süreç olmaktan çıkıyor. Sistem, değişiklikleri otomatik analiz ederek ilgili sözleşmelere yansıtıyor. Sadece regülasyon takibi için bankalar milyonlarca lira harcıyor. Yapay zeka bu yükü dakikalar seviyesine indiriyor. Sistem, hazırlanan sözleşmeleri güncel mevzuatla karşılaştırarak riskli maddeleri otomatik olarak işaretliyor ve revizyon öneriyor.” dedi. %30 Artış Maddesi Bir Günde Geçersiz Olabilir Ünal, basit bir kira sözleşmesi örneği veriyor: “Beş yıl önce hazırlanmış bir sözleşmede yüzde 30 artış maddesi olabilir. Ancak yeni düzenleme yüzde 25 sınırı getirdiyse, o madde artık geçersizdir. Sistem bunu tespit eder ve sizi uyarır.” Bu yaklaşım, gelecekte doğabilecek hukuki riskleri daha ortaya çıkmadan ortadan kaldırıyor. Böylece geçmişte yapılan yanlış sözleşmelerden veya maddelerinden doğan zararlar yeni sözleşmelerde uyarı sistemi ile bertaraf edilir.  5’ten Fazla Unicorn, Hızla Büyüyen Ekosistem Dünya genelinde bu alanda 5’ten fazla unicorn bulunuyor. Bazı şirketler milyar dolarlık değerlemelere ulaştı. Ancak CopeTract farklı bir konumlanma tercih ediyoruz diyen Ünal,  “Biz yapay zekayı sadece bir hukuk asistanı olarak konumlamıyoruz. Şirketlerin tüm sözleşme yaşam döngüsünü ve uyum süreçlerini dijitalleştiriyoruz. Ayrıca sadece Türkiye de faaliyet planımız yok, birçok bölgede gelişmek ve Copetract’i bir dünya markası olabilmesi için çaba sarfettiğimiz bir girişimdir.” şeklinde konuştu. Türkiye Finans Teknolojilerinde Bölgesel Güç Olabilir Regülasyon yapılarının benzerliği nedeniyle Türkiye merkezli bir şirketin MENA ve Avrupa pazarlarına açılma potansiyeli yüksek. Ünal’a göre en büyük ihtiyaç teknik değil; doğru pazarlama ve uluslararası görünürlük. Ünal, “Tek ihtiyacımız doğru uluslararası pazarlama stratejisi. Teknolojik altyapı ve mevzuat bilgisi açısından güçlü bir konumdayız,” dedi ve Türkiye’nin bölgesel bir legal-tech merkezi olabileceğini vurgulayarak sözlerini bitirdi. CopeTract Hakkında: CopeTract; sözleşme ve kurumsal dokümanları dijitalleştiren, anlamlandıran ve yöneten yapay zekâ destekli bir kurumsal hafıza platformudur. Amaç, kurumların belge yönetimini daha verimli, güvenli ve veriye dayalı hale getirmektir. #### Türkiye’de Günde 4 Milyon Kargo, Yılda 5.5 Milyon Ton Atık Türkiye’de yılda 1.5 milyar kargo gönderisi yapılırken, ambalaj atığı 5.5 milyon tona ulaştı. Kargonomi Büyüme Yöneticisi Emre Çetinaslan, akıllı paketleme ile %20’ye varan tasarruf sağlanabileceğini ve geri kazanım oranında %60 hedefinin sektörün ortak dönüşümüyle mümkün olacağını vurguluyor. BTK verilerine göre Türkiye’de yılda 1.5 milyar kargo gönderisi yapılırken, ambalaj atığı 5.5 milyon tona ulaştı. Kargonomi Büyüme Yöneticisi Emre Çetinaslan, akıllı paketleme ile %20’ye varan malzeme tasarrufu, geri kazanımda ise %60 hedefinin sektör iş birliğiyle mümkün olduğunu vurguladı. Sıfır Atık Günü kapsamında lojistik sektörünün çevresel etkisine dikkat çeken Çetinaslan, hızla büyüyen e-ticaret hacminin sürdürülebilir çözümlerle dengelenmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de Kargo Hacmi Rekor Seviyede Sıfır Atık Günü kapsamında lojistik sektörünün çevresel etkisine dikkat çeken Çetinaslan, e-ticaretin yarattığı büyük hacmin sürdürülebilir çözümlerle dengelenmemesi halinde çevresel maliyetlerin daha da artacağına işaret etti. Türkiye’de her gün milyonlarca paketin yola çıktığını hatırlatan Çetinaslan, bu ölçeğin doğru yönetilmesi halinde ciddi bir tasarruf ve çevresel kazanım fırsatı sunduğunu belirterek, Ambalaj Atıkları Yıllık 5.5 Milyon Ton Seviyesine Ulaştı “Türkiye’de kargo ve lojistik hacmi son yıllarda rekor seviyelere ulaşmış durumda. BTK verilerine göre yıllık gönderi sayısı 1.5 milyarı bulurken, bu tablo her gün yaklaşık 4 milyon paketin dağıtıma çıktığını gösteriyor. Ancak bu yoğunluk yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda ciddi bir çevresel yükü de beraberinde getiriyor. Nitekim Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verileri, ambalaj atıklarının yıllık 5.5 milyon ton seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.” dedi. 2035 Yılı İçin Belirlenen Hedef %60 Türkiye’nin geri kazanım oranı bugün yaklaşık %35 seviyesindeyken, 2035 yılı için belirlenen %60 hedefi sektör açısından kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Çetinaslan, bu hedefin yalnızca bireysel çabalarla değil, tüm sektör oyuncularının ortak hareket etmesiyle yakalanabileceğini ifade ederek, Sürdürülebilirlik, İş Birliğinin Konusu Haline Gelmeli “Lojistik sektörü artık sadece hız ve maliyetle değil, çevresel etkiyle de değerlendiriliyor. Sürdürülebilirlik, rekabetin değil iş birliğinin konusu haline gelmeli.” şeklinde konuştu. Sektördeki en önemli sorunlardan biri ise paketleme verimsizliği. Standart kargo paketlerinin yaklaşık %40’ının boş hacimden oluştuğunu belirten Çetinaslan, bu durumun hem maliyetleri artırdığını hem de gereksiz atık yarattığını söylüyor. Akıllı paketleme ve doğru boyutlandırma teknolojilerinin bu noktada önemli bir çözüm sunduğunu vurgulayan Çetinaslan, bu yöntemlerle paket başına kullanılan malzemede %20’ye varan azalma sağlanabildiğini, aynı zamanda araç doluluk oranlarının artmasıyla yakıt tüketiminin de optimize edildiğini dile getirdi. Öte yandan ambalaj malzemelerinde yaşanan dönüşüm de sürdürülebilir lojistik açısından belirleyici bir rol oynuyor. Geleneksel plastik ambalajların doğada çözünmesi yüzlerce yıl sürebilirken, yeni nesil biyobozunur materyallerin çok daha kısa sürede doğaya karışabilmesi önemli bir alternatif oluşturuyor. Çetinaslan’a göre bu dönüşüm yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sektörel bir rekabet avantajı da sağlıyor. Ambalaj geri dönüşümünün somut etkileri ise sürdürülebilirliğin önemini daha da net ortaya koyuyor.  Sadece 1 ton karton ambalajın geri kazanılması ile 17 yetişkin ağacın kesilmesi engellenirken, 26.500 litre su ve 4.100 kWh enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu verilerin, lojistik süreçlerinde yapılacak her iyileştirmenin doğrudan çevresel faydaya dönüştüğünü gösterdiğini belirten Çetinaslan, sözlerini, “Her gönderi bir iz bırakıyor. Bu izi azaltmak ise bizim elimizde. Teknoloji, veri ve doğru planlama ile hem operasyonel verimliliği artırmak hem de çevresel etkiyi minimize etmek mümkün.” diyerek tamamladı. #### Türkiye’de İlk kez Alanya’da Düzenlenen Noel Pazarı 15. Yılında 15’incisi düzenlenen Uluslararası Alanya Noel Pazarında, kültür, sanat ve gastronomi standları yer aldı. 2 bin çocuk atölyelere katılırken, 1.600 genç için özel alanlar oluşturuldu. Etkinlik kapsamında verilen konserler ve sahne performanslarıyla Alanya, yeni yıl ruhunu uluslararası bir buluşmaya dönüştürdü. Türkiye’de ilk kez Alanya’da hayata geçirilen Noel Pazarı geleneği, 15’inci yılında da şehrin çok kültürlü kimliğini ve dayanışma ruhunu bir araya getirdi. 13-14 Aralık tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Alanya Noel Pazarı’nda kültür, sanat, müzik ve sosyal sorumluluk aynı çatı altında buluştu; festival boyunca çocuklardan gençlere, yerli halktan yabancı sakinlere kadar binlerce kişi Noel coşkusunu birlikte yaşadı. Alanya Noel Pazarı; kültürlerarası diyaloğu güçlendiren, turizmi canlandıran ve sosyal fayda yaratan uluslararası bir şehir etkinliği olarak Alanya’nın simge organizasyonları arasında yer almaya devam ediyor. Festival boyunca ziyaretçiler; el sanatları, hediyelik ürünler, yerel ve uluslararası lezzetler, çocuk oyun alanları ve sahne etkinlikleriyle dolu renkli bir atmosfer yaşadı. Yeni Alanyalılar Platformu koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlik, Alanya’da yaşayan yerli ve yabancı toplulukları bir araya getirerek birlik, beraberlik ve dayanışma duygusunu pekiştirdi. Noel Pazarı’nda; 110 işletme ve bireysel üretici, 7 okul, 5 dernek ve 1 belediye standı yer alırken; el emeği ürünler, seramik, dokuma, ahşap oymacılığı ve özel tasarım hediyelikler ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Festival alanında kurulan çocuk etkinlik alanlarında; 2 bin çocuk etkinliklerden faydalanırken, gençlere özel alanlarda 1.600 gencin vakit geçirmesi sağlandı. Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma Ön Plandaydı Uluslararası Alanya Noel Pazarı, aynı zamanda güçlü bir sosyal sorumluluk projesi olma özelliğini bu yıl da sürdürdü. Etkinliklerden elde edilen gelir; şehirde yaşam mücadelesi veren engelli bireylerin temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanılacak. Ayrıca Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi Sanat Atölyesi’nde engelli bireylerin ürettiği ürünler satışa sunularak gelirleri kendilerine aktarıldı. Sürdürülebilirlik ve Çevre Duyarlılığı Festival boyunca çevre dostu uygulamalar hayata geçirildi. Geri dönüştürülebilir malzemelerden hazırlanan giriş takları kullanılırken, atık yağlar kaynağında ayrı toplandı. Etkinlik süresince ortaya çıkan geri dönüşümlü atıklar tartılarak pazarın katı atık yükü raporlandı. #### Türkiye’de Siber Tehditler Rekor Seviyeye Ulaştı: 2024’te 1,5 Milyon Saldırı Gerçekleşti Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte siber saldırılar, Türkiye’de ve dünyada ciddi bir tehdit haline gelmiş durumda. 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de gerçekleşen siber saldırı sayısı 1,5 milyona yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Sadece büyük ölçekli şirketleri değil, küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ) de hedef alan bu saldırılar; veri ihlalleri, fidye yazılımları ve ekonomik kayıplar ile şirketlerin iş sürekliliğini tehdit ediyor. Berqnet Siber Güvenlik Genel Müdürü Artuğ Tikiç, 2024 yılında özellikle ağ tabanlı saldırılarda %2.340’ı aşan bir artış yaşandığını ve saldırı sayısının 1 milyonun üzerine çıktığını belirtiyor. “Küresel ölçekte bir siber saldırının şirketlere ortalama maliyeti 4,6 milyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Türkiye’de de benzer etkileri görüyoruz. Üstelik KOBİ’lerin %60’ı bir siber saldırı sonrası altı ay içinde faaliyetlerini durdurmak zorunda kalıyor” diyen Tikiç, saldırıların sadece kurumları değil, ekonomiyi de doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Siber Saldırılar Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunu ve küresel rekabet gücünü sekteye uğratıyor Özellikle KOBİ’ler, genellikle sınırlı kaynaklarla faaliyet gösterdikleri için siber güvenlik altyapılarını yeterince güçlendiremiyor. Bu da onları siber suçlular için kolay hedef haline getiriyor. Tikiç’e göre, bu durum yalnızca işletmelerin değil; müşterilerin, iş ortaklarının ve hatta yerel ekonomilerin zarar görmesine yol açıyor. “Veri hırsızlığı, hizmet kesintileri ve güven kaybı, KOBİ’lerin ayakta kalma şansını azaltıyor. Ayrıca bu tür saldırılar, Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunu ve küresel rekabet gücünü sekteye uğratıyor” ifadelerini kullanıyor. Siber Güvenlik Yasası ile Dijital Güvenlikte Yeni Dönem Başladı Siber saldırıların Türkiye’ye olan ekonomik ve toplumsal etkilerini en aza indirmek için kamu ve özel sektörün eş zamanlı ve koordineli şekilde hareket etmesi büyük önem taşıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan Siber Güvenlik Kanunu, dijital güvenliğin sağlanması adına yeni bir dönemi başlatıyor. Yeni yasa ile birlikte, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör kuruluşları da siber güvenlik uygulamalarında yerli ve milli teknolojileri tercih etme konusunda teşvik ediliyor. Bu adım, yalnızca dijital güvenliği artırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojideki dışa bağımlılığını azaltmayı ve yerli üreticilerin rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Enerji, sağlık, finans, iletişim gibi stratejik alanlarda faaliyet gösteren özel sektör oyuncuları da artık bu yeni dönemin sorumluluğunu taşıyacak. Yasayla birlikte ayrıca, kamu ve özel sektöre ait kritik altyapıların korunmasına yönelik yeni güvenlik standartları ve uyumluluk zorunlulukları da devreye alınıyor. Ulaştırma, haberleşme, enerji, sağlık gibi hayati önem taşıyan altyapılar siber saldırılara karşı daha güçlü şekilde korunacak ve belirlenen teknik güvenlik kriterlerine uyum sağlamak zorunda olacak. Berqnet Siber Güvenlik Genel Müdürü Artuğ Tikiç, söz konusu düzenlemelerin özellikle yerli teknoloji üreticileri açısından son derece değerli olduğunu vurguluyor:“Yeni yasa, yerli siber güvenlik üreticilerin gelişimini destekleyecek güçlü bir adım. Bu sayede hem ülkemizin dijital güvenliği güçlenecek hem de kendi kaynaklarımızla ürettiğimiz teknolojilerle küresel rekabette daha sağlam bir konuma geleceğiz. Berqnet olarak biz de %100 yerli Ar-Ge gücümüzle, bu dönüşüme katkı sunmaya ve kamu-özel sektörün siber güvenlik ihtiyaçlarına yanıt vermeye hazırız.” Berqnet Web Sitesi : https://berqnet.com/ #### Türkiye’de Yaşlı Bakım Merkezleri Yeni Bir İhtiyaç Alanı Yaratıyor EVA Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Özdil Şahin, Türkiye’de hızla yaşlanan nüfus yapısının, yaşlı bakım merkezleri ve bakım modelleri açısından yeni bir planlama ihtiyacını zorunlu kıldığını belirtti. TÜİK verileri ve uzun vadeli nüfus projeksiyonları, önümüzdeki 20–30 yıllık dönemin yalnızca sosyal değil, aynı zamanda mekânsal ve yatırım odaklı bir dönüşüme işaret ettiğini ortaya koyuyor. Özdil 2075 sonrası yaşlı nüfus oranı %30’lara dayanacağını ve mevcut kapasitenin, geleceğin ihtiyacının çok gerisinde olduğunu açıkladı. 1970’li yıllardan itibaren kırdan kente göçün hız kazanmasıyla birlikte Türkiye’de geleneksel geniş aile yapısı yerini çekirdek ailelere bıraktı. Kent yaşamının getirdiği kira, ulaşım, eğitim gibi ekonomik maliyetler ve kadın istihdamındaki artış, bu dönüşümü daha da hızlandırdı. Bu değişimin en önemli sonuçlarından biri ise yaşlı bireylerin yalnızlaşması oldu. Günümüzde halen devam eden bu süreç, yaşlı bakımına yönelik yeni mekânsal ve sosyal çözümleri gündeme taşıyor. Türkiye’de Ortalama Yaşam Süresi 78,1 Yıl Türkiye’de ortalama yaşam süresi erkeklerde 75,5, kadınlarda 80,7 yıl olurken, genel ortalama 78,1 yıl seviyesinde bulunuyor. Bazı Avrupa ülkelerinde bu sürenin 84 yıla kadar çıkabildiği görülüyor. Yaşam süresinin uzaması, yaşlı nüfusun hem sayısal hem de oransal olarak artmasını beraberinde getiriyor. Yaşlı Nüfusun Payı Artıyor, Çocuk Nüfus Azalıyor TÜİK’in nüfus projeksiyonlarına göre, doğurganlık oranlarının her yıl azalmasına paralel olarak 2075 yılı sonrasında Türkiye nüfusunun azalmaya başlaması bekleniyor. Son 15 yılda; 0–14 yaş grubu nüfusun payı %25’lerden %20’lere gerilerken, 65 yaş ve üzeri nüfusun payı %7’lerden %11’lere yükseldi. Bu eğilim, Türkiye’nin giderek yaşlanan bir nüfus yapısına doğru ilerlediğini açık biçimde ortaya koyuyor. 2025’te Nüfusun %21,5’i 55 Yaş Üstü Mevzuata göre Türkiye’de 55 yaş ve üzeri bireyler yaşlı bakım evlerinde kalabiliyor. 2025 yılı itibarıyla bu yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı %21,50 seviyesinde bulunuyor. Kentleşme, Çekirdek Aile ve Yalnızlaşan Yaşlı Nüfus Maksimum emeklilik yaşı olan 65 yaş dikkate alındığında ise: 2025’te %11,13, 2030’da %13,46, 2050’de %23,05, 2075 ve sonrasında ise %30’lar seviyesine ulaşması bekleniyor. Yaş grubuna göre nüfus ve toplam nüfus içindeki oranı, 2010-2025YılToplam nüfusYaş grubu Toplam nüfus içindeki oranı (%)0-1415-6465 + 0-1415-6465 +201073 722 98818 878 58249 516 6705 327 73625,667,27,2201174 724 26918 886 57550 346 9795 490 71525,367,47,3201275 627 38418 857 17951 088 2025 682 00324,967,67,5201376 667 86418 849 81451 926 3565 891 69424,667,77,7201477 695 90418 862 43052 640 5126 192 96224,367,88,0201578 741 05318 886 22053 359 5946 495 23924,067,88,2201679 814 87118 925 78254 237 5866 651 50323,768,08,3201780 810 52519 033 48854 881 6526 895 38523,667,98,5201882 003 88219 184 32955 633 3497 186 20423,467,88,8201983 154 99719 212 34556 391 9257 550 72723,167,89,1202083 614 36219 068 23756 592 5707 953 55522,867,79,5202184 680 27318 975 96357 459 1868 245 12422,467,99,7202285 279 55318 735 11158 092 7738 451 66922,068,19,9202385 372 37718 311 63358 337 9388 722 80621,468,310,2202485 664 94417 926 56558 626 0819 112 29820,968,410,6202586 092 16817 530 72358 978 3869 583 059 20,468,511,1TÜİK, 2025 Türkiye, 2050’de Bugünün Almanya ve Yunanistan’ına Yaklaşacak EVA Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Özdil Şahin, Türkiye’de hızla yaşlanan nüfus yapısını mercek altına alarak şunları söyledi: OECD’nin 2024 yılı G20 verilerine göre; Dünyada en yüksek yaşlı nüfus oranı %29 ile Japonya’da, Avrupa’da %24 ile İtalya ilk sırada yer alıyor. 2024 itibarıyla Türkiye’de 65 yaş üstü nüfus oranı %10,64 seviyesinde bulunurken, 2050 projeksiyonlarına göre bu oranın %23’e yükselmesi ve bugünkü Almanya ile Yunanistan seviyelerine yaklaşması öngörülüyor. Yaşlanınca Nerede Yaşamak İsteniyor? TÜİK’in 2021 Türkiye Aile Yapısı Araştırması, yaşlı bakımına ilişkin tercihlerde önemli ipuçları sunuyor; 15 yaş üzeri bireylerin %27,5’i, 65 yaş üzerindekilerin ise %46’sı yaşlandığında çocuklarının yanında kalmak istiyor. Evde bakım hizmeti talebi 15 yaş üzerindekilerde %30,7, 65 yaş üzerindekilerde %31,6. Huzurevini tercih edenlerin oranı ise yaş arttıkça düşüyor. Araştırma, zaman içinde çocuk yanında kalma talebinin azalabileceğini; evde bakım ve bakım merkezlerine yönelimin artabileceğini gösteriyor. Mevcut Kapasite, Geleceğin İhtiyacının Çok Gerisinde 2023 itibarıyla Türkiye’deki yaşlı bakım evlerinde 29.857 kişi hizmet alıyor. Bu sayı, 9,58 milyon kişilik 65 yaş üstü nüfusun yalnızca binde 3,1’ine karşılık geliyor. 2050 yılında aynı oranın korunacağı varsayıldığında, en az 67.352 kişilik toplam kapasiteye ihtiyaç duyulacağı öngörülüyor. Bu da mevcut kapasiteye ilave minimum 38 bin kişilik yeni bakım alanı ihtiyacı anlamına geliyor. Aileye Yakın, Erişilebilir ve Sosyal Merkezler Öne Çıkıyor Türkiye’de aile yapısı, yaşlıların mümkün olduğunca evde veya aileye yakın bakım almasını teşvik ediyor. Ancak yaşam tarzlarının değişmesiyle birlikte sosyal olanakları güçlü, erişilebilir ve entegre bakım merkezlerine olan ilginin artması bekleniyor. Geriatri klinikleri, fizik tedavi merkezleri, termal su olanaklarıyla entegre projeler; yeşil alanlar içinde, yatay mimariyle tasarlanmış yaşam alanları başarılı örnekler olarak öne çıkıyor. YATILI BAKIM HUZUREVLERİAdetBakılan Kişi SayısıBakanlığa Bağlı Huzurevleri16814.644Diğer Kamu Kuruluşlarına Ait Huzurevleri221.947Özel Huzurevleri26713.266Toplam45729.857Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2023 “Huzurevi”nden “Yaşlı Bakım Köyleri”ne Dünyada farklı kuşakları bir araya getiren, kreşlerle entegre edilen yaşlı bakım merkezleri dikkat çekiyor. Türkiye’de de restoran, kafe, spor alanları, hobi bahçeleri, yüzme havuzları, SPA, fizyoterapi ve yoğun bakım üniteleri içeren projeler giderek yaygınlaşıyor. Bu dönüşümle birlikte, klasik “huzurevi” algısının yerini daha sosyal, aktif ve bütüncül bir yaşam anlayışıyla tasarlanan “yaşlı bakım köyleri”nin alması bekleniyor. Uluslararası İlgi ve Yeni Yatırım Potansiyeli Avrupa’da yaşlı nüfus oranının yüksekliği, bakım ihtiyacının artması ve Türkiye’nin doğal güzellikleri ile görece düşük personel maliyetleri, ülkeyi uluslararası yatırımlar açısından cazip hale getiriyor. Yabancı emeklilik fonlarının Türkiye’de yaşlı sağlık köylerine ilgi gösterdiği bilinirken, önümüzdeki dönemde eğitimli personel yetiştirilmesi ve hukuki altyapının güçlenmesiyle büyük ölçekli projelerin hayata geçmesi bekleniyor. “Bugün Planlanmazsa, Yarın Yönetilemez” Nüfusun yaşlanması bugün için acil bir kriz olarak görülmese de, önümüzdeki 20 yıl içinde mutlaka çözüm üretilmesi gereken yapısal bir sosyal süreç olarak ele alınmalı. Doğru planlama ve zamanında atılacak adımlar, Türkiye’yi bu alanda yalnızca kendi ihtiyacını karşılayan değil, bölgesel bir merkez haline de getirebilir. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından finans kurumlarına, “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Türkiye’nin "Bakım Krizi"ne Milli Çözüm Önerisi: Bakım Hizmetleri Stratejik İstihdam Alanı Olmalı TTSO Meclis Üyesi Özgür Kolamuç’un önerdiği "Yeni Nesil Bakım Modeli", hem yaşlanan nüfusun bakım sorununu çözmeyi hem de on binlerce gence nitelikli istihdam sağlamayı hedefliyor. Ekonomik ve Sosyal Bir Reform Çağrısı Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısı ve yükselen bakım maliyetleri, kurumsal düzeyde bir çözüm bekliyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Özgür Kolamuç, bakım hizmetlerini bir "yardım" faaliyetinden çıkarıp, "stratejik bir meslek dalı" haline getirecek ulusal bir seferberlik çağrısında bulundu. Kolamuç’un sunduğu model, Türkiye genelindeki tüm ticaret odaları, üniversiteler ve kamu kurumları için bir pilot uygulama niteliği taşıyor. Ulusal Ölçekte 3 Temel Sorun, Tek Çözüm Bu proje, Türkiye’nin eş zamanlı olarak mücadele ettiği üç ana soruna doğrudan yanıt veriyor: SorunÖzgür Kolamuç'un Çözüm ÖnerisiYüksek MaliyetDöviz bazlı yabancı bakıcı yerine, yerli ve ekonomik "Sertifikalı Bakım Personeli" sistemi.Genç İşsizliğiÜniversite mezunu gençlerin, yapay zeka destekli teknik eğitimlerle "Bakım Profesyoneli" olarak istihdama katılması.Güven ProblemiÜniversite ve Sağlık Bakanlığı onaylı, denetlenebilir ve sertifikalı bir hizmet altyapısı. "Yabancı Bakıcı Bağımlılığına Milli Fren" Kolamuç, Türkiye genelinde ailelerin ayda 1.500 doları bulan bakıcı maliyetleri altında ezildiğine dikkat çekerek; "Kendi öz kaynaklarımızla, kendi gençlerimize bu kutsal mesleği öğreterek hem aile ekonomisini koruyabilir hem de sosyal güvenlik sistemimize katkı sağlayabiliriz. Bu bir vatan borcudur," ifadelerini kullandı. Projenin Paydaşları ve Ulusal Vizyonu Modelin Türkiye geneline yayılması için önerilen iş birliği şeması şu şekildedir: Yükseköğretim Kurulu (YÖK): Bakım hizmetlerini standart bir müfredatla meslek yüksekokullarında ve sertifika programlarında yaygınlaştırmak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (İŞKUR): Gençlerin bu alana yönelmesi için sigorta prim desteği ve istihdam teşvikleri sağlamak. TOBB ve Odalar: Yerel ihtiyaç analizlerini yaparak iş dünyası ile sosyal ihtiyacı buluşturmak. "Bakım, Doktorluk Kadar Saygın Bir Meslektir" Özgür Kolamuç, toplumsal algının değişmesi gerektiğinin altını çiziyor: "Almanya gibi gelişmiş ekonomilerde bakım profesyonelleri en saygın ve en yüksek kazançlı gruplar arasında yer alıyor. Türkiye olarak biz de bakım hizmetini 'yardımcı eleman' seviyesinden 'uzman profesyonel' seviyesine taşımalıyız." Bu mesleği profesyonel, sertifikalı ve saygın bir kimliğe kavuşturarak, ailelerin 10 bin TL gibi makul rakamlarla, güvenle hizmet alabileceği bir sistem kurulması gerektiğini vurguladı. #### Türkiye’nin Coğrafi İşaret Sorunu Masaya Yatırıldı: "Tescil Belgesi Duvar Süsü Mü, Ticari Güç Mü?" Türkiye, zengin gastronomi kültürü ve el sanatlarıyla coğrafi işaret potansiyeli en yüksek ülkelerden biri. Ancak Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre tescilli ürün sayısı 1800’ü aşmasına rağmen, bu ürünlerin ekonomiye katkısı beklenilen düzeyde değil. Kurumsal Medya ekranlarında Kenan Altun’un sorularını yanıtlayan Avukat Oktay Erişti, coğrafi işaretlerin sadece bir "etiket" değil, bir "garanti markası" olması gerektiğine dikkat çekti. "Sicil, Yemek Listesine Döndü" Programda mevcut sistemi eleştiren Oktay Erişti, tescil sürecindeki stratejik hatalara değindi. Tescillerin büyük çoğunluğunun ticarileşme potansiyeli düşük geleneksel ürünlerden oluştuğunu belirten Erişti, "Türk Patent’in coğrafi işaret sicili adeta bir yemek listesine döndü" ifadelerini kullandı. Başvuru aşamasında ürünün ticari geleceğinin planlanması gerektiğinin altını çizen Erişti, sadece "ün" bağından dolayı coğrafi sınırla kısıtlanan ürünlerin mikro milliyetçilik tuzağına düştüğünü vurguladı. Üretici Birlikleri Devrede Olmalı Avrupa Birliği örneğini veren Erişti, Avrupa'da başvuruların sadece üretici birlikleri tarafından yapılabildiğini, Türkiye'de ise tescillerin %97'sinin belediyeler, ticaret odaları veya valilikler gibi kurumlar tarafından alındığını belirtti. Bu durumun denetim mekanizmasını zayıflattığını ifade eden Erişti, "Tescil belgeleri duvarlara asılıp 'biz bunu tescil ettirdik' demek için kullanılıyor, ancak etkin bir denetim sistemi kurulmadığı için ürün ticarileşemiyor ve coğrafi işaret anlamını yitiriyor" dedi. Menşe Adı ve Mahreç İşareti Farkı Tüketicilerin ve üreticilerin en çok karıştırdığı "Menşe" ve "Mahreç" kavramlarına da açıklık getiren Erişti, Adana Kebap ve Ardahan Kavılca Buğdayı örnekleri üzerinden konuyu detaylandırdı. Mahreç işaretli ürünlerde üretim aşamalarından birinin o yörede gerçekleşmesinin yeterli olduğunu, bu sayede ürünün farklı şehirlerde de standartlara uygun olarak üretilebileceğini belirtti. Tüketici İçin "Güven" Demek Coğrafi işaretin tüketici nezdindeki en büyük işlevinin "garanti" ve "güven" olduğunu belirten Erişti, Avrupa'daki tüketicilerin coğrafi işaretli ürünlere %10-15 oranında daha fazla ödeme yapmaya gönüllü olduğunu hatırlattı. Türkiye'de de bu bilincin oluşması için denetim sisteminin şeffaf ve sürdürülebilir olması gerektiği vurgulandı. Videonun Tamamı Kurumsal Medya YouTube Kanalında Coğrafi işaretlerin kırsal kalkınmadaki rolü, başvuru süreçlerinde yapılan hatalar ve üreticilerin yasal haklarının detaylıca konuşulduğu bu önemli yayını Kurumsal Medya YouTube kanalından izleyebilirsiniz. https://youtu.be/p133E5zV4BQ #### Türkiye’nin Dijital Ticareti Artık Yeni Bir Eşikte Türkiye’nin lider e-ticaret altyapı platformu ideasoft, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye E-Ticaret Haftası etkinliğinde yerini alıyor. 21–22 Kasım 2025 tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, e-ticaret sektörünün en güçlü markalarını, girişimcilerini ve teknoloji üreticilerini bir araya getirerek dijital ticaretin geleceğini masaya yatıracak. 21–22 Kasım tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek etkinlikte, ideasoft standında ziyaretçiler; e-ticaretin geleceğini belirleyen teknolojiler, yapay zekâ destekli çözümler, e-ihracat fırsatları ve dijital dönüşümün yeni trendleriyle buluşacak. Etkinlik süresince ideasoft, katılımcılarını yalnızca stant alanında değil, aynı zamanda uygulamalı bir öğrenme deneyimi sunan kapsamlı bir workshop ile karşılayacak. 22 Kasım 13:00–14:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek “ideasoft ile Başlangıçtan Büyümeye: E-Ticaretin Anahtarları” başlıklı workshop, e-ticarete adım atmak veya mevcut operasyonunu büyütmek isteyen katılımcılara pratik bilgiler sunacak. Sıfırdan profesyonel bir online mağaza kurma adımlarından sipariş yönetimine, dijital pazarlamadan çok kanallı satış stratejilerine kadar birçok konu 60 dakikalık oturumda ele alınacak. Workshop; e-ticaret temelleri, SEO uyumlu mağaza yönetimi, ödeme ve kargo entegrasyonları, reklam optimizasyonu ve ideasoft’un yapay zekâ destekli reklam yönetim aracı AdPilot gibi ileri seviye çözümleri kapsayacak şekilde iki bölüm halinde kurgulandı. Workshop katılımcılarına özel, 7 Aralık'a kadar Platinum ve üstü paketlerde %60 indirime ek %20 indirim ve + 3 ay ek lisans hediye edilirken, eğitime katılanlara E-Ticaret Eğitim Sertifikası da verilecek. E-ticaretin Nabzı, ideasoft ile Atıyor ideasoft, yaklaşık 50 binden fazla e-ticaret sitesine altyapı sağlıyor ve bugün Türkiye’de her 4 online mağazadan biri ideasoft altyapısıyla faaliyet gösteriyor. 2024 yılında 3 trilyon TL’yi aşan e-ticaret hacmi ve yaklaşık 600 bin aktif işletmeyle büyüyen sektörün kalbinde yer alan ideasoft, işletmeleri sadece dijitalleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilir bir dijital ticaret kültürü inşa ediyor. ideasoft Genel Müdür Yardımcısı Müge Balta, Türkiye E-Ticaret Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “E-ticaret artık sadece ürün satmak değil; veriyi anlamak, operasyonu hızlandırmak ve tüketiciyle güçlü bir bağ kurmak anlamına geliyor. Türkiye, dijital ticarette bölgesinin en hızlı büyüyen ülkesi konumunda. Biz de ideasoft olarak bu büyümenin Türkiye’deki amiral gemisiyiz. Amacımız, her ölçekteki işletmenin teknolojiye eşit erişimini sağlamak ve onları global pazarlara açmak.” Türkiye e-ticaret ekosisteminin 2024'te rekor bir ivme kazandığını Ticaret Bakanlığı verilerinden gözlemleyebildiklerini paylaşan Balta, bu ivme ile sektörün bir önceki yıla kıyasla %61,7'lik muazzam bir artışla toplam 3 trilyon TL'lik bir hacme ulaştığını ve bu büyümenin, dijitalleşmenin artık niş bir alan olmaktan çıkıp ekonominin ana damarlarından biri haline geldiğinin aslında bir kanıtı olduğunu belirtti. Bu hızlı büyümede ideasoft gibi yenilikçi yerli teknoloji üreticilerinin sunduğu altyapı çözümlerinin büyük rol oynadığına dikkat çekti.” Balta, dijital ticarette önümüzdeki dönemin “erişilebilir teknoloji” kavramı etrafında şekilleneceğini belirterek şöyle devam etti: “E-ticaret altyapısını herkes için erişilebilir, ölçümlenebilir, güvenilir ve sürdürülebilir hale getirmek Türkiye’nin dijital ekonomide kalıcı bir üstünlük kazanması için kritik öneme sahip. ideasoft olarak sadece yazılım geliştirmiyoruz, başta KOBİ'ler olmak üzere tüm işletmelerin potansiyelini teknolojimiz ve altyapımız ile destekliyor; ticaretin geleceğini yeniden tanımlıyoruz.” İki gün sürecek Türkiye E-Ticaret Haftası’nda ideasoft, sektör profesyonelleri, girişimciler ve yatırımcılarla bir araya gelerek dijital dönüşümün yeni dinamiklerini paylaşacak. Şirket, standında katılımcılara özel olarak hazırladığı canlı demo deneyimleri, bire bir danışmanlık fırsatları ve 22 Kasım’daki kapsamlı workshop ile markaların dijital başarı yolculuklarını destekleyecek. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı.  #### Türkiye’nin Gastronomi Turizminde 124 Milyar Dolarlık Büyük Vizyonu Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe, Kurumsal Medya YouTube kanalında Türkiye’nin lezzet potansiyelini ve ekonomik hedeflerini açıkladı: “Hedefimiz 124 Milyar Dolar!” İSTANBUL – Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe, Kurumsal Medya YouTube kanalında katıldığı programda Türkiye’nin turizm gelirlerini katlayacak çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gastronomi turizminin son 10 yılda 2,1 milyar dolardan 24 milyar dolara yükseldiğini belirten Boztepe, doğru bir strateji ile bu rakamın 124 milyar dolara ulaşabileceğini vurguladı. https://youtu.be/zgAhkKvnMA4 "Algıda 44. Sıradayız, Gerçekte Dünyanın En İyisiyiz" Programda Türkiye’nin mutfak zenginliğine dikkat çeken Boztepe, dünya genelindeki algı araştırmalarında Türk mutfağının 44. sırada yer almasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Boztepe, "Biz dünyanın en iyi mutfağıyız ancak bunu dünyaya paketleyip satmakta stratejik eksiklikler yaşıyoruz. Sadece Elazığ’da 1600 çeşit yemek varken, İtalyanlar 5-6 temel ürünle dünyayı domine ediyor. Bizim de artık şovlardan ziyade, döviz kazandırıcı hizmet odaklı ve devlet politikası destekli uzun vadeli planlara ihtiyacımız var," dedi [09:34]. Stratejik Hamleler ve "Gastro Show" Vizyonu Gürkan Boztepe, gastronomi turizminin sadece restoranlardan ibaret olmadığını; sinemadan medyaya, yerel üreticiden bakanlıklara kadar çok paydaşlı bir yapı olduğunu belirtti. San Sebastian’da dünyanın en iyi yemeği olarak Vakfıkebir ekmeği ve Bergama tulumunun servis edildiği anısını paylaşan Boztepe [16:05], Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi işaretli ürünlerin uluslararası arenada çok daha güçlü tanıtılması gerektiğini söyledi. Boztepe ayrıca, New York Türkevi gibi prestijli noktalarda gerçekleştirdikleri "Gastro Show" etkinliklerinin önemine değinerek, Anadolu’nun başarı hikayelerini dünyaya anlatmaya devam edeceklerini belirtti [25:33]. "Birbirimizi Değil, Dünyayı Hedeflemeliyiz" Turizm gelirlerinin üçte birini gastronominin oluşturduğunu hatırlatan Boztepe, sektör paydaşlarına çağrıda bulunarak: "Egomuzu bir kenara bırakıp, dövizi dışarıdan getirecek kurgular üzerine çalışmalıyız. 5 ve 10 yıllık milli planlarla Türkiye’yi hak ettiği zirveye taşımalıyız," mesajını verdi [27:45]. Kurumsal Medya kanalında yayınlanan bu ufuk açıcı röportajın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz: Video Linki: https://www.youtube.com/watch?v=zgAhkKvnMA4 Bu sohbette yer alan içgörülerin, tavsiyelerin ve vaka analizlerinin bir rehber niteliğinde hazırlanmış haline ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz. #### Türkiye’nin Mekân Hafızası Yüzlerce Kareyle Kayıt Altına Alındı Türkiye’nin en geniş kapsamlı mekân temalı yarışmalarından biri olarak kabul edilen “Yaşayan Mekanlar”, katılımcıları evlerden sokaklara, tarlalardan ofislere, terk edilmiş yapılardan modern konutlara uzanan geniş bir perspektifte Türkiye’nin yaşayan dokusunu anlatmaya davet etti. Kazananlar Açıklandı: Türkiye’nin Mekân Hikâyeleri Ödüllendirildi Yarışmanın sonucunda dereceye giren isimler şöyle oldu: Birincilik Ödülü: Fatma Salt/Küba-Yol Arkadaşım İkincilik Ödülü: Serdar Kalay/Trabzon-Bank Üçüncülük Ödülü: Engin Güngördü/Islahiye-Arkada Kalanlar Mansiyon: Aygül Harmancı/Bursa-Cumalıkızık Mansiyon: Şevki Karaca/Kütahya Ayrıca jüri tarafından sergilemeye değer görülen 20 eser de ödül almaya hak kazandı. Bu yılki yarışmada özellikle kentsel dönüşüm bölgeleri, tarihi dokular, kırsalda kaybolmaya yüz tutmuş yaşam biçimleri ve terk edilmiş endüstriyel alanların yarattığı görsel anlatılar öne çıktı. Eserler, EVA Gayrimenkul Değerleme tarafından hazırlanacak özel katalogda ve çeşitli iletişim mecralarında da yer alacak. Jüriden Yoğun İlgi Gören Bir Seçki Akademisyenler, fotoğraf sanatçıları ve sektör profesyonellerinden oluşan jüri, değerlendirmeleri teknik kalite, estetik anlatım ve temaya bağlılık kriterlerine göre gerçekleştirdi. Jüri üyeleri, yarışmanın Türkiye’nin mekân hafızasına son yılların en güçlü katkılarından birini sunduğunu belirtti. Türkiye’nin Mekân Hafızasına Çağrı Karşılık Buldu EVA Gayrimenkul Değerleme, yarışmanın gördüğü yoğun ilginin, mekânların sadece fiziksel alanlar değil; yaşayan, değişen ve iz bırakan yapılar olduğuna dair farkındalığın arttığını gösterdiğini vurguladı. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Yazıcı, yarışmanın amacına ilişkin şu değerlendirmeyi paylaştı: “Yaşayan Mekanlar yarışmasını duyururken bir davet yapmıştık: Mekânların değişen yüzünü, insanların bıraktığı izlerle birlikte kayıt altına alma daveti… Türkiye’nin dört bir yanından gelen fotoğraflar, bu çağrının ne kadar güçlü karşılık bulduğunu gösterdi. Mekanların anlık çarpıcılığı karelerle ortaya koyan birbirinden güzel fotoğraflar gördük, bu tip bir yarışma için rekor denebilecek bir katılımcı sayısı gördük. Seneye yeni bir konu ile tekrar davet açacağız. Fotoğraflarla oluşan hafızayı gelecek kuşaklara aktarmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” Ödüller ve Katılım Bilgileri Yarışmada verilen ödüller şöyleydi: Birincilik: TFSF Altın Madalya + 20.000 TL İkincilik: TFSF Gümüş Madalya + 15.000 TL Üçüncülük: TFSF Bronz Madalya + 10.000 TL Mansiyon (2 adet): TFSF Mansiyon + 5.000 TL Sergileme (20 adet): Her biri için 1.000 TL Eserler Yakında Sergileniyor Dereceye giren ve sergilemeye hak kazanan fotoğraflar, EVA Gayrimenkul Değerleme tarafında düzenlenen bir etkinlikle sanatseverlerle buluştu, ödül kazananların ödülleri takdim edildi.  Fotoğrafları görmek isteyenler için fotoğraflar EVA Gayrimenkul Değerlemenin Kadıköy Koşuyolu merkez ofisinde Aralık 15’e kadar sergilenmeye devam edecek. EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Türkiye’nin Tekstil Ve Hazır Giyim İhracatı 36 Milyar Dolar Seviyesinde Türkiye Tasarım Ülkesi Olmalı Türkiye, uzun yıllardır dünyanın önde gelen tekstil ve hazır giyim üreticilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak küresel rekabetin ve üretim maliyetlerinin hızla arttığı günümüzde, artık yalnızca üretici bir ülke olmak yeterli değil. BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık Kurucusu, Moda Tasarımı Öğretim Üyesi ve Girişimci Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, Türkiye’nin tekstil ve moda sektöründe üretici kimliğinden tasarımcı kimliğine geçiş yapması gerektiğini vurguladı. “Artık yüzlerce, binlerce siparişlerin alındığı, sadece üretime dayalı hazır giyim dönemi geride kaldı. Üretim maliyetlerinin bu kadar arttığı bir ortamda, fiyat kırarak dünya ile rekabet etme şansımız yok. Türkiye’nin, moda tasarımı ve markalaşma konusunda güçlü bir vizyon ortaya koyarak öne çıkması gerekiyor.” diyen BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık A.Ş. Kurucusu, Moda Tasarımı Öğretim Üyesi ve Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, bu dönüşümün sağlanabilmesi için kamunun, akademisyenlerin ve özel sektörün ortak çalışmalara imza atması gerektiğinin altını çizdi. Moda endüstrisinde dünya sahnesinde büyük bir başarı yakalayan İtalya’yı örnek gösteren Saygılı, Türkiye’nin güçlü tasarım potansiyeliyle küresel arenada bir moda ülkesi haline gelebileceğini belirtti. Moda endüstrisinin yalnızca üretime değil, inovatif tasarımlara ve yaratıcı markalara yönelmesi gerektiğini vurgulayan Saygılı, bu vizyon doğrultusunda tasarım odaklı eğitim programları, devlet destekli inovasyon projeleri ve moda girişimciliğine yönelik teşviklerin artırılmasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim ihracatının bugün yaklaşık 36 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Saygılı, tasarım gücüne dayalı bir dönüşüm ile bu rakamın çok daha yukarılara çıkabileceğini vurgulayarak, “Türkiye, yalnızca üretim yapan bir ülke değil, dünya modasına yön veren bir tasarım ülkesi olmalı. Bu vizyonun hayata geçirilmesi için de sektördeki tüm paydaşlar iş birliği içinde olmalı.” diyerek sözlerini bitirdi.  Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, Gazi Üniversitesi Moda Tasarımı Eğitimi bölümünden 2002 yalında lisans, 2007 yılında yüksek lisans, 2012 yılında doktoradan mezun olmuş, doçentliğini 2020 yalında almıştır.  Akademik kariyerine devam ederken Sarar Giyim Tekstil A.Ş. ile çalışmalar gerçekleştirmiştir. 18 yıl boyunca da erkek ve kadın giyiminden ergonomik giysi tasarımına, pazarlamadan reklamcılığa kadar pek çok alanda akademik ve sektörel deneyim kazanarak çeşitli projelerde yer almıştır. "Erkekler için Stil ve İmaj" ve “Zamansız Giysiler” isimli iki kitabı bulunan Saygılı, akademik ve sektörel bilgi birikimiyle kendi şirketinde ve farklı üniversitelerde Türkiye Moda sektörüne yeni nesil moda trendlerine yön vermeye devam etmektedir. #### Türkiye’ye Satışlarını Durduran Temu ve Shein’in Kararı, E-Ticarette Oyunun Kurallarının Değiştiğini Gösteriyor Son dönemde sınır ötesi e-ticarette hayata geçirilen yeni düzenlemeler, küresel oyuncuların Türkiye pazarına bakışını yeniden şekillendiriyor. Bu değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri ise Temu ve Shein’in Türkiye’ye yönelik yurt dışı gönderimlerini durdurma kararı oldu. Özellikle 30 euro altı ürünlerde gümrük muafiyetinin kaldırılması, doğrudan yurt dışından yapılan alışveriş modellerinin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde sorgulatmaya başladı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ideasoft Pazarlama Direktörü Mert Alankaya, yaşanan gelişmelerin sektör adına önemli bir kırılma noktasına işaret ettiğini vurguladı. Temu ve Shein’in Türkiye’ye yönelik yurt dışı satışlarını durdurma kararı, e-ticaret sektöründe uzun süredir konuşulan; ancak ilk kez bu kadar net hissedilen bir dönüşümü görünür kıldı. Özellikle 30 euro altı ürünlerde gümrük muafiyetinin kaldırılması, doğrudan yurt dışından tüketiciye ulaşan iş modellerinin Türkiye’deki geleceğini sorgulatırken, bu karar sınır ötesi e-ticarette yeni bir dönemin kapısını araladı. Temu ve Shein’in attığı bu adım, Türkiye pazarından tamamen çıkıştan ziyade, yeni mevzuat koşulları doğrultusunda operasyonlarını daraltma ve yeniden konumlandırma hamlesi olarak değerlendiriliyor. Artan hukuki denetimler, rekabet koşullarındaki sıkılaşma ve tüketici güvenliği odaklı uygulamalar da bu kararın arka planındaki önemli unsurlar arasında yer alıyor. Konuyla ilgili konuşan ideasoft Pazarlama Direktörü Mert Alankaya, “Temu ve Shein’in Türkiye’de yurt dışı gönderimlerini durdurması, sınır ötesi e-ticarette son dönemde hayata geçirilen düzenlemelerin pazara etkisini göstermesi açısından oldukça dikkat çekici. 30 euro altı ürünlerde gümrük muafiyetinin kaldırılmasıyla birlikte, doğrudan yurt dışından yapılan alışveriş modellerinin yeni koşullar altında yeniden değerlendirilmesi kaçınılmaz hale geldi. Bu adım, Temu ve Shein’in Türkiye pazarından tamamen çekilmesinden ziyade, operasyonunu yeni kurallara göre daraltma ve yeniden konumlandırma tercihi olarak değerlendirilebilir. Son dönemde artan hukuki denetimler ve rekabet başlıkları da bu karar üzerinde etkili oldu.” dedi. Alankaya, bu sürecin e-ticarette rekabet anlayışını da dönüştürdüğüne dikkat çekerek, “Artık rekabet yalnızca ucuz ürün sunmakla sınırlı değil. Mevzuata uyum, ürün güvenliği, lojistik kabiliyeti, şeffaflık ve tüketici deneyimi gibi başlıklar çok daha belirleyici hale geliyor. Kısa vadede tüketici davranışlarında dalgalanmalar görülebilir. Ancak orta ve uzun vadede daha dengeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir e-ticaret ekosisteminin oluşması açısından bu süreci önemli bir eşik olarak değerlendiriyoruz. Temu ve Shein örneği, Türkiye e-ticaret pazarında yerel ve küresel tüm oyuncular için yeni dönemin sinyallerini verirken; sektörde uyum, güven ve sürdürülebilirlik odaklı bir rekabet anlayışının kalıcı hale geleceğini gösteriyor.” şeklinde konuştu. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### UI Design Grup Mimarlık Kurucusu Uğur Işık ile Röportaj UI DESIGN GRUP MİMARLIK kurucusu Y. Mimar Uğur IŞIK, Kurumsal Medya'ya verdiği bu özel röportajda, kariyer yolculuğunu, mimarlık felsefesini ve profesyonel tercihlerini anlatıyor. İstanbul'daki mimarlık ofisleri ve yat tasarımcılığı deneyiminden sonra ofisini kurma sürecini paylaşan Işık, firmasının mimarlığa bakış açısını "bir yaşam hikâyesi oluşturmak" olarak özetliyor. Sektördeki farklarını Etik, Estetik ve Ekonomik dengesiyle (3E prensibiyle) kurdukları çözüm ortaklığı yaklaşımıyla açıklarken , aynı zamanda kurumsal yapılarının ötesinde, gayrimenkul sektörüne yenilikçi çözümler sunan dijital girişimini de anlatıyor. Mimarlıkta Denge, Estetik ve Anlam Üzerine Kurumsal Medya: Merhaba Uğur Bey, öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. UI DESIGN GRUP MİMARLIK’ın kuruluş hikâyesini ve sizin profesyonel yolculuğunuzu bizimle paylaşır mısınız? Y. Mimar Uğur IŞIK: Aslında hikâyem biraz doğduğum şehirle, Trabzon’la başlıyor. Tüm eğitim hayatımı bu şehirde geçirdim ve 2005 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyetin ardından ilk profesyonel deneyimlerimi İstanbul’da farklı mimarlık ofislerinde edindim. Bir yandan Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Mimarlık Bölümü Bilgisayar Ortamında Mimarlık Ana Bilim dalında Yüksek Lisans eğitimime başladım, diğer yandan bir yat üretim firmasında yarı zamanlı tasarımcı olarak görev aldım. Zamanla bu görev tam zamanlı hale geldi ve 2007’den 2012’ye kadar süren bu dönem, bana tasarımın yalnızca mekânla değil, mühendislikle, üretimle ve malzemeyle nasıl birleştiğini öğretti. Daha sonra askerlik ve evlilik gibi hayatın doğal akışındaki dönemeçlerde bir şehir tercihi yapmam gerekti. Bu süreçte doğduğum şehir Trabzon’a dönme kararı alarak UI DESIGN GRUP MİMARLIK’ın ilk temellerini attım. Başlangıçta şahıs firması olarak kurulan ofisimiz, 2017 yılında limited şirket yapısına dönüştü ve o günden bu yana aynı isimle hizmet veriyoruz. Bugün geriye dönüp baktığımda, bu kararı hayatımın en doğru dönüm noktalarından biri olarak görüyorum. Kurumsal Medya: UI DESIGN GRUP MİMARLIK’ın temel vizyonu, misyonu ve değerleri neler? Y. Mimar Uğur IŞIK: Biz mimarlığı sadece bir bina tasarlamak değil, bir yaşam hikâyesi oluşturmak olarak görüyoruz. Her proje bizim için yeni bir başlangıç, yeni bir öğrenme süreci. Bu süreçte üç kavrama sıkı sıkıya bağlıyız: etik, estetik ve ekonomik. Tasarımı yalnızca biçim üzerinden değil, kullanıcının deneyimi, mekânın işlevi ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı üzerinden kurguluyoruz. Her projede hem estetik değer yaratmak hem de kullanıcıya ait, özgün bir hikâye ortaya koymak bizim için çok önemli. Müşterilerimizle birlikte düşünmeyi, birlikte üretmeyi önemsiyoruz. Çünkü mimarlık sadece tasarlamak değil; aynı zamanda dinlemek, anlamak ve birlikte çözüm üretmek. Belki de bizi tanımlayan en net ifade bu: Birlikte düşünen, birlikte tasarlayan bir ekip olmak. Kurumsal Medya: Sizi sektörde farklı kılan yaklaşım nedir? Y. Mimar Uğur IŞIK: Bizim için her yeni proje, çözülecek bir problemden çok, üzerinde birlikte düşüneceğimiz bir süreçtir. Dolayısıyla sadece tasarımcı değil, çözüm ortağı gibi davranırız.Bizi farklı kılan en önemli unsur da budur: Her projeyi 3E prensibiyle, yani Etik – Estetik – Ekonomik dengesiyle ele almak. Bu üç ilke bizim pusulamız. Bu dengeyi korumak, bizi hem işverenin beklentilerine hem de mimarlığın özüne sadık kalmaya yönlendiriyor. Kurumsal Medya: Şu anda ofisinizin yapısından biraz bahseder misiniz? Y. Mimar Uğur IŞIK: Türkiye’deki ekonomik dalgalanmalar özellikle inşaat sektörünü ciddi şekilde etkiledi. Bu süreçte biz de tıpkı birçok butik mimarlık ofisi gibi daha kompakt bir yapıya geçtik. Şu an 2 çalışan ve 3 stajyer ile projelerimizi yürütüyoruz. Elbette geçmişte 10 kişinin üzerinde bir ekiple çalıştığımız dönemlerimiz oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada, daha esnek, daha hızlı karar alabilen bir ekip yapısının bizim için daha verimli olduğunu görüyoruz. Nitelikli iş üretmenin büyüklükten daha önemli olduğuna inanıyoruz. Kurumsal Medya: Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz ve sizin için özel anlam taşıyan projelerden birkaçını bizimle paylaşır mısınız? Y. Mimar Uğur IŞIK: Aslında her proje kendi içinde özel ama bazıları hem profesyonel hem de kişisel anlamda farklı yerlerde duruyor. Bunlardan ilki, kariyerimin erken döneminde yer aldığım 42 metrelik Trawler tipi çelik gövdeli motor yat “IMBROS” projesi. Bu proje hem disiplinler arası çalışma deneyimim açısından hem de teknik derinliğiyle unutulmaz bir süreçti. İkincisi, baba toprağına bir katkı olarak gördüğüm Artvin Üniversitesi Ali Nihat Gökyiğit Botanik Bahçesi Projesi. Doğayla mimarlığın uyum içinde buluştuğu bir çalışmaydı. Üçüncüsü ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için gerçekleştirdiğimiz Kütüphane Troleybüs Projesi. Toplumsal fayda yaratan, kent yaşamına dokunan bir proje olması sebebiyle bizim için çok değerli. Her biri farklı ölçekte ama aynı heyecanla yürütülmüş işler. Kurumsal Medya: Bu projelerde karşılaştığınız zorluklar ve bunları aşma yöntemleriniz nelerdi? Y. Mimar Uğur IŞIK: En büyük zorluk genellikle teknik değil, iletişimsel oluyor. Yani doğru fikri doğru şekilde anlatabilmek. Çünkü bir proje ne kadar iyi tasarlanırsa tasarlansın, işverenle aynı dili konuşamıyorsanız süreç tıkanabiliyor. Biz bu noktada esnek düşünebilmeyi, ikna süreçlerini doğru yönetmeyi ve tasarımı sürdürülebilir biçimde anlatabilmeyi çok önemsiyoruz. Her zaman “tasarımın doğruluğunu savunmak” yerine, “doğru fikri karşı tarafa doğru biçimde aktarmak” yaklaşımını benimsiyoruz. Bu bakış açısı bizi kriz anlarında da çözüme daha kolay ulaştırıyor. Kurumsal Medya: Önümüzdeki 5 yıl için hedefleriniz neler? Y. Mimar Uğur IŞIK: En büyük hedefimiz, uluslararası ölçekte iş birlikleri kurmak.Artık mimarlığın sınırları ülke sınırlarıyla çizilmiyor. Biz de ofis olarak global ölçekte ortak projelere imza atabileceğimiz, döviz girdisi sağlayan ve Türkiye’yi temsil eden işler üretmek istiyoruz. Bu hem ekonomik anlamda hem de profesyonel gelişim açısından çok değerli. Kısa vadede bu alanda yeni iş birlikleri ve platformlarla yerimizi almayı hedefliyoruz. Kurumsal Medya: Sizin mimarlığın yanı sıra farklı sektörlerde de girişimleriniz olduğunu biliyoruz. Bu alanlardan biraz bahseder misiniz? Y. Mimar Uğur IŞIK: Evet, aslında bu bizim üretken yapımızın bir yansıması diyebilirim. Mimarlığın dışında da dijital üretim, teknoloji ve yenilik alanlarında aktif olmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri olan www.3dsym.com.tr, tapu süreçlerinde işverenlerden veya proje ofislerinden talep edilen 3 boyutlu sayısal yapı modelini online olarak oluşturmayı sağlayan bir platform. Kullanıcılar tüm belgelerini sisteme yükleyerek süreci dijital ortamda takip edebiliyor ve çok daha ekonomik bir şekilde sonuç alabiliyorlar. Özellikle harita mühendislerinin ilgisini çeken bir çözüm oldu; çünkü genelde bu tür işleri dışarıya yaptırmak zorunda kalıyorlardı. Biz onlara daha hızlı, sade ve ekonomik bir alternatif sunuyoruz. Bir diğer girişimimiz ise www.altinkenti.com. Bu platformla tamamen farklı bir sektöre, kuyumculuk ve altın ticareti dünyasına dijital bir dokunuş getirdik. Amacımız, takı ve yatırım altınını internet üzerinden güvenli, ulaşılabilir ve uygun fiyatlı şekilde sunmak. Her iki proje de UI DESIGN GRUP MİMARLIK’ın yeniliğe, teknolojiye ve üretime olan merakının bir yansıması aslında. Şimdilik odaklandığımız iki temel proje bunlar, ama üretmek ve yeni şeyler denemek bizim için hiç bitmeyen bir motivasyon. Kurumsal Medya: Bu keyifli sohbet için teşekkür ederiz Uğur Bey. Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz? Y. Mimar Uğur IŞIK: Biz UI DESIGN GRUP MİMARLIK olarak, mimarlığın özünü “insan için anlamlı mekânlar üretmek” olarak görüyoruz. Tüm çabamız, kullanıcıyı merkeze alan, zamana dirençli, işlevsel ve estetik yapılar ortaya koymak. Bizi tanımak isteyen herkesi fikirlerimizi, işlerimizi ve hikâyemizi yakından görmeye ofisimize de davet ediyorum bu vesile ile. Ayrıca bu güzel röportaj için teşekkür ediyoruz. Ofisimize ulaşmak ve projelerimizi incelemek için:🌐 www.uidesignlab.com🌐 www.uid.com.tr #### Üretim Sürecinden Ambalajlara Kadar Her Aşamada Doğaya Saygıyı Esas Alan Çanta Moda dünyasında sürdürülebilirlik çoğu zaman bir kavram olarak konuşulurken, Otrera Çanta bu anlayışı üretimin tam merkezine yerleştiriyor. Otrera’da sürdürülebilirlik; yalnızca kullanılan malzemeyle sınırlı olmayan, tasarımdan üretime, ambalajdan insan emeğine uzanan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Otrera Çanta Kurucusu Benek Karaca, Otrera’yı “Bir çanta yalnızca taşınan bir şey değil; bir deneyim. Yıllar sonra bile ‘iyi ki’ dedirtmeli.” olarak tanımlıyor. Adını, antik çağın efsanevi Amazon kraliçesi Otrera’dan alan marka; özgür iradeyi, güçlü karakteri ve bağımsızlığı temsil eden kadınlardan ilham alıyor. Otrera, kadınların yalnızca üretim süreçlerinde değil, karar alma mekanizmalarında ve liderlik rollerinde de aktif olmasını destekleyen bir yapı sunuyor. Bu yaklaşım, markanın kimliğini şekillendiren temel unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor. %100 Gerçek Deriden Üretim Otrera çantalarının tamamında %100 gerçek deri ve yüksek kaliteli metal aksesuarlar kullanılıyor. Sentetik ya da plastik malzemelere yer vermeyen marka, doğal yapısı sayesinde zamanla güzelleşen deriyi tercih ederek her çantanın kendine özgü bir karakter kazanmasını sağlıyor. Uzun ömürlü kullanım hedefiyle tasarlanan her parça, hızlı tüketimin karşısında duran zamansız bir alternatif sunuyor. Az Ama Özenli: Seri Üretime Karşı El İşçiliği  Seri üretim anlayışından bilinçli olarak uzak duran Otrera, atık miktarını azaltmayı ve kaynakları verimli kullanmayı önceliklendiriyor. El işçiliğine dayalı üretim modeliyle her çanta, özenli bir sürecin sonunda hayat buluyor. Ürünlerin kullanıcıya ulaşana kadar geçtiği yolculukta da doğaya duyarlılık korunuyor; tüm kutu, kese ve ambalaj materyalleri geri dönüştürülebilir ve çevre dostu seçeneklerden oluşuyor. Kadın Emeğini Merkeze Alan Bir Üretim Anlayışı Otrera, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir duruş olarak ele alıyor. Kadın istihdamını ve yerel üretimi destekleyen marka, üretiminin büyük bir bölümünü kadın zanaatkârlar ve yerel ustalarla gerçekleştiriyor. Her Otrera çantası, sadece bir tasarım ürünü değil; emeğe, ustalığa ve kadın gücüne verilen değerin somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Bir Aksesuar Değil, Bir Yol Arkadaşı Otrera çantaları; ustalıkla işlenmiş deri, el emeğiyle hazırlanan detaylar ve zamansız bir zarafetin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Bu özel parçalar yalnızca birer aksesuar değil, yıllar boyunca kullanıcılarıyla birlikte yol alan, anılar biriktiren ve yaş aldıkça değer kazanan eşsiz yol arkadaşları olarak konumlanıyor. Biz ürün satmıyoruz; Bir Duygu, Bir Bağ Kuruyoruz Otrera Kurucusu Benek Karaca, Sürdürülebilirliği bir trend değil, uzun soluklu bir sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, “Otrera’da sürdürülebilirlik, sadece malzeme seçiminden ibaret değil; üretim sürecinden ambalajlara kadar her aşamada doğaya saygıyı esas alıyoruz. Otrera benim için yalnızca bir marka değil; bir anlatım biçimi. Kadınların hayatına dokunan, hem estetik hem fonksiyonel olarak onların ihtiyaçlarına cevap veren tasarımlar yaratmak en büyük motivasyonumuz. Bir çantanın yalnızca taşınan bir eşya değil, bir deneyim olduğuna inanıyoruz. Tasarımdan üretime uzanan her aşamada sorumluluk alıyor, el emeğini ve kadın gücünü merkeze koyuyoruz. Biz ürün satmıyoruz; bir duygu, bir bağ ve uzun soluklu bir ilişki kuruyoruz. Otrera çantalarının yıllar içinde değerinden hiçbir şey kaybetmeden, kadınlarla birlikte yaş almasını istiyoruz. Çünkü iyi bir tasarım, ilk bakışta değil, zaman geçtikçe ‘iyi ki’ dedirtendir.” şeklinde konuştu. Otrera Hakkında: Otrera, sürdürülebilirliği tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak ele alan, el işçiliği ve kadın emeğiyle şekillenen bir çanta markasıdır. Adını antik çağın efsanevi Amazon kraliçesi Otrera’dan alan marka; doğaya saygılı üretim anlayışını, güçlü ve bağımsız kadın kimliğiyle bir araya getirir. Otrera’da her tasarım, hızlı tüketime karşı geliştirilen zamansız bir duruşu temsil eder. Sürdürülebilirlik, Otrera için bir trend değil, üretimin merkezine yerleşmiş bütüncül bir yaklaşımdır. Tüm koleksiyonlarda %100 gerçek deri ve yüksek kaliteli metal aksesuarlar kullanılır. Sentetik ve plastik içeriklerden bilinçli olarak kaçınan marka, doğal yapısıyla zaman içinde güzelleşen, yaş aldıkça karakter kazanan deriyi tercih eder. Bu yaklaşım, Otrera çantalarını uzun ömürlü ve zamansız kılar. Seri üretim yerine sınırlı ve kontrollü üretimi benimseyen Otrera, el işçiliğine dayalı süreçlerle atık miktarını azaltmayı ve kaynak kullanımını sorumlu bir şekilde yönetmeyi amaçlar. Her parça, kalite ve dayanıklılığı önceliklendiren bir anlayışla üretilir. Ürünlerin paketlenmesinde kullanılan tüm kutu, kese ve ambalaj materyalleri geri dönüştürülebilir ve çevre dostu seçeneklerden oluşur. Kadın emeği ve yerel üretim, Otrera’nın sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Üretimin büyük bir bölümü kadın zanaatkârlar ve yerel ustalar tarafından gerçekleştirilirken, marka kadınların üretimden karar alma süreçlerine kadar her aşamada aktif rol almasını destekler. Otrera, yalnızca çanta üreten bir marka değil; doğaya, emeğe ve geleceğe karşı sorumluluk alan bir üretim anlayışının ifadesidir. #### Uzaktan Çalışmada Sessiz Risk; Öğrenme ve Gelişim Boşluğu Pandemiyle birlikte hızla hayatımıza giren uzaktan çalışma modeli, Türkiye’de beklenen sürdürülebilirliği yakalayamadı. Ancak bu durum, modelin kendisinden çok, kurumların organizasyonel ve kültürel altyapılarındaki eksikliklerden kaynaklanıyor. ideasoft İnsan ve Kültür Direktörü Betül Talay, uzaktan çalışmanın Türkiye’de neden “tutmadığına” dair ezber bozan değerlendirmelerde bulundu. “Uzaktan çalışma; güven, net hedefler, ölçülebilir çıktılar ve güçlü liderlik gerektirir” diyen ideasoft İnsan ve Kültür Direktörü Betül Talay, birçok kurumun bu modeli yönetim anlayışını dönüştürmeden uygulamaya çalıştığını vurgulayarak, “Türkiye’de uzaktan çalışma, çoğu şirkette gerçek bir esneklik modeli olmaktan çıkıp belirsizliğin hâkim olduğu bir ara formata dönüştü. Saatlerin değil, çevrimiçi olma halinin ölçüldüğü bir düzen sürdürülebilir değil. Hangi Ekiplerde İşliyor, Hangilerinde Zorlanıyor? ideasoft bünyesinde yapılan gözlemler, uzaktan çalışmanın özellikle iş tanımı net, çıktı bazlı çalışan ve teknolojiye yatkın ekiplerde daha sağlıklı işlediğini ortaya koyuyor. Yazılım, teknoloji, dijital pazarlama ve veri odaklı roller bu modelde daha başarılı sonuçlar verirken; yoğun paydaş yönetimi ve anlık koordinasyon gerektiren fonksiyonlarda hibrit çalışma daha sürdürülebilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. “Uzaktan çalışma Türkiye’de tamamen başarısız değil. Doğru yetkinlikler, doğru liderlik ve doğru sınırlarla sınırlı alanlarda oldukça etkili biçimde uygulanabiliyor.” dedi. “Bizim İçin Kritik Olan Nerede Çalıştığımız Değil, Nasıl Bağ Kurduğumuz” ideasoft’ta tamamen uzaktan bir yapı yerine, ekiplerin belirli günlerde fiziksel olarak bir araya geldiği hibrit çalışma modeli benimseniyor. Bu buluşmalar yalnızca iş takibi için değil; aidiyet duygusunu güçlendirmek, ekip bağlarını pekiştirmek ve kurum kültürünü canlı tutmak için kritik görülüyor. Talay, şöyle devam etti: “İnsan sosyal bir varlık. İş hayatı yalnızca üretimden ibaret değil. Tamamen izole çalışma düzeni kısa vadede konfor sunsa da uzun vadede kolektif düşünmeyi ve bağ kurmayı zayıflatıyor.” Uzaktan çalışan ekipler için ise bağın kopmaması öncelik. Düzenli tüm çalışan buluşmaları, takdir ve teşekkür kültürünü görünür kılan idealike’lar, sürpriz çalışan deneyimi uygulamaları ve yılda iki kez gerçekleştirilen idealog görüşmeleri bu yaklaşımın temel yapı taşlarını oluşturuyor. Sessiz Risk: Öğrenme ve Gelişim Boşluğu Uzaktan çalışmanın en az konuşulan ama en kritik risklerinden biri ise özellikle kariyerinin başındaki çalışanlar için oluşan öğrenme boşluğu. İş hayatında öğrenmenin büyük kısmı gözlemle, sohbetle ve birlikte çalışarak gerçekleşir. Ekran üzerinden kültür ve iş yapış biçimi öğrenilemez. Bu nedenle ideasoft’ta yeni başlayan çalışanlar için yüz yüze onboarding ve mentorluk süreçleri özellikle tasarlanıyor.” Psikolojik Etkiler Göz Ardı Edilmemeli Pandemi sonrası dönemde uzaktan çalışan bireylerde yalnızlık, tükenmişlik ve aidiyet kaybı gibi duyguların arttığına dikkat çeken Talay, uzaktan çalışmanın yalnızca operasyonel değil, psikolojik boyutuyla da ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “ideasoft’ta bu nedenle performansın yanı sıra çalışan deneyimi ve psikolojik iyi oluş da düzenli olarak ölçümleniyor. İzolasyon sinyali alınan ekiplerde fiziksel buluşmalar bilinçli olarak artırılıyor, wellbeing platformlarıyla çalışanlar destekleniyor. “Sorun Uzak Olmak Değil, Sınırsız Olmak” Uzaktan çalışmanın en tehlikeli yanlarından biri ise sınırların belirsizleşmesi. Ofiste görünmeyen çalışan, görünür kalabilmek için sürekli çevrimiçi olmak zorunda hissedebiliyor. Bu, esnekliğin fark edilmeden sürekli tetikte olma haline dönüşmesi demek. Gerçek performans; online olmakla değil, üretilen değerle ölçülmeli.” şeklinde konuştu. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı. #### Valor’den Geleceği Planlayan CFO Yaklaşımı Ekonomik dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yatırımcı beklentilerindeki değişim, şirketlerin finansal yönetim anlayışını yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise artık yalnızca geçmişi raporlayan değil, geleceği planlayan CFO yaklaşımı bulunuyor. Stratejik finansal danışmanlık şirketi Valor, şirketlerin finansal yapılarını uluslararası standartlara taşıyarak büyüme, karlılık ve yatırım hedeflerini aynı çatı altında yönetmelerine destek oluyor. Şirket, 2025 yılı itibarıyla 1,6 milyar TL portföy büyüklüğü, 28 sıfırdan CFO yapılanması, 3 başarılı yatırım turu ve 10 milyon doların üzerinde yatırım hacmiyle dikkat çekiyor. Finansal Raporlama Yerini Stratejik Finans Yönetimine Bırakıyor Geleneksel finans yönetimi anlayışı ağırlıklı olarak geçmiş performansın raporlanmasına odaklanırken, günümüz iş dünyasında şirketler geleceği öngörebilen finansal yapılara ihtiyaç duyuyor. Valor, şirketlerin nakit akışlarını, bütçe süreçlerini, maliyet yapılarını ve yatırım hazırlıklarını tek bir stratejik çerçevede ele alıyor. Böylece finans departmanları yalnızca rapor üreten birimlerden çıkarak yönetim kararlarını yönlendiren yapılara dönüşüyor. Yatırımcılar Artık Hikayeden Çok Finansal Altyapıya Bakıyor Özellikle büyüme aşamasındaki şirketler ve girişimler için yatırım alma süreçleri her geçen gün daha profesyonel hale geliyor. Yatırımcılar artık yalnızca iş fikrine değil, şirketin finansal disiplinine, raporlama kalitesine ve büyüme senaryolarına da odaklanıyor. Bu nedenle yatırımcı sunumları, şirket değerleme çalışmaları ve finansal modellemeler yatırım yolculuğunun kritik bileşenleri arasında yer alıyor. Nakit Yönetimi Şirketlerin En Kritik Gündemlerinden Biri Şirketlerin önemli bir bölümü karlı olmasına rağmen nakit yönetimindeki eksiklikler nedeniyle büyüme fırsatlarını kaçırabiliyor. Bu noktada sürdürülebilir büyüme için nakit akışının öngörülebilir hale getirilmesi, bütçe disiplininin oluşturulması ve kaynak kullanımının optimize edilmesi büyük önem taşıyor. “Şirketlerin Finans Departmanları Geleceği Tasarlayan Yapılara Dönüşmeli” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Valor Kurucusu ve Yönetici Ortağı Sefa Karaca, finans yönetiminin şirketler için stratejik bir rekabet avantajına dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Bugün yatırımcıların, paydaşların ve yöneticilerin beklentileri geçmişe kıyasla çok daha yüksek. Artık yalnızca finansal tablolar hazırlamak yeterli değil. Şirketlerin geleceğe yönelik senaryolar üretebilen, büyüme planlarını sayısal verilerle destekleyebilen ve yatırımcı güveni oluşturabilen yapılara ihtiyacı var. Biz Valor olarak şirketlerin finansal süreçlerine dışarıdan bakan bir danışman gibi değil, içeride çalışan bir CFO gibi yaklaşıyoruz. Amacımız yalnızca rakamları yönetmek değil, o rakamları şirketlerin büyüme hikayesine dönüştürmek.” 60 Günlük Yapılandırılmış Model ile Yatırım Süreçleri Hızlanıyor Valor’un geliştirdiği yapılandırılmış çalışma modeli sayesinde şirketlerin finansal altyapıları uluslararası raporlama standartlarına uygun hale getiriliyor. Bu süreçte finansal görünürlük artırılırken yatırım turlarına hazırlık süresi kısaltılıyor, yatırımcı güveni güçlendiriliyor ve şirketlerin büyüme yol haritaları daha sağlam temeller üzerine kuruluyor. Finansın Yeni Rolü Sürdürülebilir Değer Yaratmak Önümüzdeki dönemde başarılı şirketler yalnızca satışlarını artıran değil, finansal yapılarını da güçlendiren kurumlar olacak. Stratejik finans yönetimi, CFO bakış açısı ve veri odaklı karar alma kültürü ise bu dönüşümün temel yapı taşları olarak öne çıkıyor. Valor Hakkında: Valor, büyüme hedefleyen şirketler ve girişimlere stratejik finans danışmanlığı hizmetleri sunmaktadır. Finansal strateji danışmanlığı, CFO yapılanması, yatırımcı hazırlığı, değerleme çalışmaları, fon süreçleri, nakit ve bütçe yönetimi ile finansal raporlama alanlarında faaliyet gösteren şirket, finansal verileri iş stratejilerine dönüştürerek kuruluşların sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamaktadır. 2025 yılı itibarıyla 1,6 milyar TL portföy büyüklüğü ve 10 milyon doların üzerinde yatırım hacmi deneyimine sahiptir. #### Veri, Turizmin Pusulası Konaklama dünyasında milyonlarca rezervasyon, fiyat değişikliği ve müşteri etkileşiminin aynı anda yönetildiğini belirten Elektraweb CEO’su Kemal Oral, “Klasik yöntemlerle bu yoğunluğu yönetmek imkânsız. Biz geliştirdiğimiz yapay zekâ ve büyük veri çözümleriyle otellere hem bugünü hem de geleceği yönetme gücü veriyoruz” dedi. Oral, bu yoğun akışın klasik yöntemlerle yönetilemeyeceğini belirterek, “Geliştirdiğimiz büyük veri analitiği ve yapay zekâ tabanlı çözümlerimizle otellere gerçek zamanlı öngörüler sunuyoruz. Doluluk oranları, gelir yönetimi, kanal performansı, hatta misafir davranışları anlık olarak izlenebiliyor. Örneğin fiyat optimizasyonu modüllerimiz günlük gelirde %10-15’e varan artış sağlayabiliyor.” şeklinde konuştu. Sektörde Katma Değer Yaratan En Kritik Veri Setleri Ve Misafir Profilleri Oral’a göre, sektörde katma değer yaratan en kritik veri setleri; misafir profilleri, rezervasyon kaynakları, fiyat ve rekabet verileri, satın alma maliyetleri ve misafir memnuniyeti. Bu bilgiler yalnızca geçmişi raporlamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair tahminler de üretiyor. Oral, “Hangi ülkelerden talep artacak, hangi dönemlerde fiyatlar nasıl konumlanmalı, hangi hizmetler öne çıkarılmalı; bütün bunları veri bize söylüyor” dedi. Turizm Sektöründe Rekabetin Geleceğini Veriye Hükmedenler Belirleyecek Kriz dönemlerinde verinin daha da kritik hale geldiğinin altını çizen Oral, pandemi sürecini örnek göstererek; “Rezervasyon iptallerinin yoğunlaştığı, talebin belirsizleştiği dönemde otellerimizi ayakta tutacak stratejileri veri sayesinde belirledik. Bugün de ekonomik dalgalanmalarda otellere fiyatlandırma, personel planlama ve satın alma stratejilerini veri destekli senaryolar üzerinden kurgulama imkânı sunuyoruz. Turizm sektöründe rekabetin geleceğini veriye hükmedenler belirleyecek. Veri, sadece operasyonel kolaylık değil, rekabet üstünlüğü sağlayan bir güçtür. Kazananlar, veriyi depolayanlar değil; onu işleyen, anlamlandıran ve karar süreçlerine entegre edenler olacak.” diyerek sözlerini bitirdi. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000’den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Veriyle İşletme Yönetimi Dönemi Başladı  Veri Artık Turizmin Kalbi Olacak Turizm sektörü, geçmişte geleneksel yapısıyla bilinirken bugün dijital dönüşümle bambaşka bir kulvara girmiş durumda. Otelcilik sektöründe artık yalnızca konaklama değil, veri yönetimi, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ destekli hizmetlerin belirleyici olduğu bir dönem yaşanıyor. Bu dönüşümün öncülerinden biri de Elektraweb oldu. Elektraweb Yazılım Grubu Başkanı Teoman İbili’ye göre, turizmde artık sadece oda satışı değil; veriyle işletme yönetimi dönemi başladı. Otellerin tüm operasyonlarının tek çatı altında toplanması sayesinde artık yapay zekâ çözümleri de anlamlı verilerle beslenebiliyor. Özellikle atık takibi, enerji tüketimi ve tedarik zinciri gibi alanlarda sağlanan verimlilik, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de operasyonel kârlılık sağlıyor. Elektraweb Yazılım Grubu Başkanı Teoman İbili, bu dönüşümü şu sözlerle özetledi: “Turizm sektöründe verilerin etkin şekilde toplanması süreci yeni yeni şekillenmeye başladı. Daha önce otellerde detaylı ve kaliteli veri yoktu, ancak şimdi oteller, şehirler, hatta farklı ülkelerden misafirler büyük bir veri havuzunda toplandılar. Otellerdeki misafirler, satın alma işlemleri, enerji tüketimi ve atık yönetimi gibi işlemlerin her biri ayrı bir sistem olmasının yanında ortak bir noktada da toplanabiliyor. Bu dönüşüm aslında başladı ve yapay zeka, bu dönüşümü hızlandıran önemli bir faktör. Çünkü yapay zeka, tahmin yapabilmek için büyük veriye ihtiyaç duyar. Otelcilikte, veriler artık sistemlere entegre edilmekte ve yapay zeka sayesinde bu veriler daha verimli bir şekilde kullanılabiliyor. Veriyle işletme yönetimi dönemi başladı Örneğin, otellerdeki enerji tüketimi ve atık yönetimi, yapay zeka tarafından analiz ediliyor ve bu sayede enerji verimliliği artırılabiliyor. Türkiye’deki oteller de bu noktada önemli bir kaynak oluşturmuş durumda ve bu veriler kullanılarak, otellerin tüketim ve atık verileri daha etkin bir şekilde yönetilebiliyor. Ayrıca, bakanlıklarla yürütülen projeler sayesinde, otellerde oluşan anonim veriden istatistik veri oluşuyor, böylece daha sürdürülebilir bir turizm sektörünün temelleri atılıyor. Turizm artık sadece oda satışı değil; veriyle işletme yönetimi dönemi başladı. Veriyi toplayamayan, analiz edemeyen ve bunun üzerine yapay zekâ ile aksiyon alamayan işletmeler rekabetin dışında kalacak. Müşteri deneyimini kişiselleştirmek artık bir lüks değil Bugün turizm yazılımlarında yapay zekâ sadece bir teknoloji trendi değil, adeta yeni bir çalışma arkadaşı haline geldi. Elektraweb olarak biz, bu dönüşümün tam kalbindeyiz. Yapay zekâyı öncelikle otellerin iş süreçlerini sadeleştirmek ve hızlandırmak için kullanıyoruz. Örneğin, dinamik fiyatlandırma modelleri sayesinde doluluk oranlarına, rekabet koşullarına ve geçmiş verilere göre anlık fiyat güncellemeleri mümkün hale geldi. Bu, özellikle kâr maksimizasyonu açısından çok ciddi bir katkı sağlıyor. Ayrıca müşteri deneyimini kişiselleştirmek artık bir lüks değil, bir gereklilik. Yapay zekâ destekli öneri sistemleri sayesinde, otel misafirlerinin geçmiş tercihlerine göre hizmet sunabiliyor, memnuniyeti ciddi ölçüde artırabiliyoruz. Hatta bazı otellerde, misafir odaya girmeden önce tercih ettiği oda sıcaklığı, içecek ya da yastık tipi hazır hale geliyor. Yapay zekâ aynı zamanda operasyonel verimliliği de artırıyor. Talep tahminlemesi, enerji yönetimi ve personel planlaması gibi alanlarda artık çok daha isabetli kararlar alınabiliyor. Üstelik tüm bu sistemleri Elektraweb’in bulut tabanlı yapısı sayesinde ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve hızlı bir şekilde sunabiliyoruz. Biz Elektraweb olarak yapay zekâyı, turizmde insan dokunuşunu tamamlayan, işin ruhunu kaybetmeden gelişimi destekleyen bir araç olarak görüyoruz. Geleceğin turizmi, veriyle şekillenen ama insanla anlam kazanan bir yapı olacak.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### VIP Connect’te üst düzey yöneticiler yeni iş fırsatları için bir araya geldi WORLDEF ISTANBUL 2026 öncesi düzenlenen özel networking etkinliği VIP Connect; e-ticaret, perakende, teknoloji, yapay zekâ, lojistik, ödeme sistemleri ve dijital ticaret ekosistemlerinden üst düzey profesyonelleri ağırladı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte önemli iş birliği görüşmeleri gerçekleştirildi. VIP Connect, WORLDEF’in kuruluşunun 10. yılı kapsamında özel bir networking etkinliği olarak tasarlandı. 9 Haziran’da Mandarin Oriental Bosphorus’da düzenlenen etkinlik; e-ticaret, perakende, teknoloji, yapay zekâ, lojistik, ödeme sistemleri ve dijital ticaret sektörlerinden önde gelen markaları, yatırımcıları, girişimcileri ve karar vericileri bir araya getirdi. Katılımcılara benzersiz bir iş ağı geliştirme ortamı sunan etkinlikte planlı görüşmeler gerçekleştirildi. Bu sayede katılımcılar, belirlenen süreler içerisinde farklı sektörlerden şirket temsilcileriyle birebir tanışma ve iş görüşmeleri yapma fırsatı buldu. Ömer Nart: On yıldır bunun için çalışıyoruz WORLDEF CEO’su Ömer Nart, programda yaptığı konuşmada, “Buradan herkes ama herkes yeni bir bağlantı kurarak, yeni bir fırsat bularak ve değerli bir görüşme yaparak hatta değerli görüşmeler yaparak ayrılacak. Bu akşam, doğru insanların doğru masalarda doğru fırsatlarla buluştuğu bir akşam. WORLDEF olarak 10 yıldır bunun için çalışıyoruz ve insanları, markaları, fırsatları bir araya getiriyoruz.” dedi. Abdulrahman Shahin: Bu bir iş birliği kutlamasıdır VIP Connect’e, WORLDEF’in “Ana Stratejik Ortağı” Dubai CommerCity’den de üst düzey katılım oldu. Dubai CommerCity; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya (MEASA) bölgesinde yalnızca dijital ticaret ve e-ticaret sektörüne adanmış ilk ve lider serbest bölgedir. Programa katılan Dubai CommerCity Operasyonlardan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Abdulrahman Shahin, yaptığı konuşmada, “Kültür ile ticaret arasında uzun ve tarihi bir köprü olan İstanbul'da bulunmak bir ayrıcalık. E-ticaret ve dijital ticaret liderlerinden oluşan böylesine dinamik bir küresel topluluğun parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu, bir iş birliği kutlamasıdır. Dubai ve İstanbul arasındaki artan enerjiyi yansıtmaktadır.” dedi. Dubai Commerce City’nin, küresel ve bölgesel dijital ticaret oyuncularını güçlendirmek için altyapıyı, inovasyonu ve entegre hizmetleri bir araya getiren, dijital ticarete adanmış bir ekosistem olarak kurulduğunu vurgulayan Shahin, “WORLDEF, bu yolculukta değerli bir ortak olmuştur. Birlikte, diyaloğu teşvik etme, fırsatlar yaratma ve endüstriyel büyümeyi hızlandırma konusunda bu platformun gücü olduk. Ocak 2027'de Dubai CommerceCity'de üçüncü WORLDEF etkinliğini yapmaktan ve bu iş birliğini sürdürmekten mutluluk duyuyoruz. Sizleri Dubai'de ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” Potansiyel iş birlikleri ve ticari fırsatlar üzerine doğrudan görüşmeler yapıldı Özel olarak tasarlanan networking formatı sayesinde katılımcılar kısa sürede çok sayıda yeni bağlantı kurarken, potansiyel iş birlikleri ve ticari fırsatlar üzerine doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Farklı sektörlerden profesyonellerin aynı platformda buluşması, yeni iş modelleri ve stratejik ortaklıklar açısından önemli fırsatlar yarattı. VIP Connect, yalnızca mevcut iş ilişkilerini güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda farklı sektörlerden şirketler arasında yeni iş birliklerinin temelinin atılmasına da katkı sağladı. Katılımcılar, etkinlik boyunca e-ticaret ve dijital ticaret ekosistemindeki güncel gelişmeleri değerlendirme ve sektörün geleceğine ilişkin görüş alışverişinde bulunma imkânı elde etti. WORLDEF ISTANBUL öncesi iş birlikleri pekiştirildi 11-13 Haziran’da Yenikapı Etkinlik Alanından gerçekleştirilecek WORLDEF ISTANBUL 2026’nın açılışı öncesinde düzenlenen VIP Connect, oluşturduğu yüksek etkileşim ve verimli görüşme ortamıyla etkinliğin en dikkat çeken buluşmalarından biri oldu. Katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören organizasyon, üç gün boyunca devam edecek WORLDEF ISTANBUL için güçlü bir başlangıç niteliği taşıdı. WORLDEF ISTANBUL 2026, dünyanın dört bir yanından e-ticaret, perakende ve teknoloji profesyonellerini bir araya getirecek. #### Webinar : Anonim Şirketin Gizli Gücü - Borsaya Girmeden Finansman Sağlama Şirketinizi büyütmek ve yeni yatırımlar yapmak için dış finansman arayışında mısınız? Peki, sahip olduğunuz Anonim Şirket'in bizzat kendisinin, halka arz (borsaya açılma) zorunluluğu olmadan ciddi bir finansman sağlayabileceğini biliyor muydunuz? Türkiye'de şirketleşme kültürü genellikle vergi avantajları veya prestij odaklı ilerliyor. Oysa anonim şirketlerin asıl kuruluş felsefesi, kendi kendine işleyen devasa bir organizasyon kurmak ve alternatif finansman oluşturmaktır. Kurumsal Medya'da YouTube kanalında başlattığımız bu ufuk açıcı konuyu, şimdi daha derinlemesine incelemek ve sizlerden gelen soruları yanıtlamak üzere Kolektif Vizyon etkinlikleri kapsamında interaktif bir webinara taşıyoruz. Avukat ve Sözleşme Uzmanı Engin Daşlı'nın katılımıyla gerçekleştireceğimiz bu özel yayında şunları konuşacağız:🔹 Halka arz olmadan hisse senedi (nama veya hamiline) basmanın hukuki ve pratik yolları🔹 Şirket büyüdükçe artan hisse senedi değeri üzerinden yeni fon sağlama stratejileri🔹 "Şirket görünümlü şahıs işletmesi" tuzağından kurtulup gerçek kurumsallaşmaya geçiş adımlarıSiz de şirketinizin henüz kullanmadığınız gizli gücünü keşfetmek ve sorularınızı doğrudan uzmanına yöneltmek için yerinizi ayırtın.  Ücretsiz etkinliğimize katılmak için bu linke tıklayabilirsiniz : https://streamyard.com/watch/cqQ8PNqNAk8E #### WERER ENERGY, 10 MİLYON DOLAR DEĞERLEME ÜZERİNDEN YATIRIM ALDI Türkiye’nin hızla büyüyen enerji teknolojileri girişimi Werer Energy, 10 milyon dolar şirket değerlemesi üzerinden Hollanda merkezli yeni yatırım şirketi Westure VC’den 600.000 dolar yatırım aldığını duyurdu. Bu stratejik yatırım, girişimin enerji depolama çözümlerini ölçeklendirmesi ve uluslararası pazarlara açılması için önemli bir büyüme ivmesi yaratacak. Werer Energy, yatırım duyurusunu aynı gün sahnede yer aldığı İTÜ ARI Teknokent Big Bang Startup Challenge 2025’te gerçekleştirdi. Yarışmanın 2’ncisi olan girişim; EPDK Özel Ödülü , Enerjisa Özel Ödülü  , İTÜ ARI Teknokent Gayri nakdi Destek Paketi olmak üzere toplam 2.5 Milyon TL değerinde ödül ve destek kazandı. Enerji Depolama Çözümleriyle Türkiye’nin Lider Sanayi Şirketlerine Hizmet Veriyor Werer Energy, geliştirdiği yüksek güvenlikli lityum batarya sistemleri, enerji depolama konteynerleri, hibrit inverter teknolojileri ve akıllı enerji yönetimi yazılımlarıyla öne çıkıyor. Şirket hâlihazırda Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarına enerji depolama altyapıları sunarak üretim tesislerinin enerji verimliliğini artırıyor, kesintisiz enerji yönetimi sağlıyor ve sanayi için kritik öneme sahip maliyet optimizasyonu sağlıyor. Ürünler; ağır sanayi, yenilenebilir enerji santralleri, telekom altyapıları, lojistik sahaları ve ticari binalar başta olmak üzere geniş bir kullanım alanına sahip. "Bu yatırım Türkiye’nin enerji dönüşümünde güçlü bir adım" Kurucu ortaklar Ensar Levent ve Mustafa Türkoğlu, hem Big Bang sahnesinde hem yatırım sürecinde elde edilen başarının sektör için önemli bir sinyal olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı: “Werer Energy olarak hedefimiz, enerji depolama teknolojilerini güvenli, verimli ve erişilebilir hale getirerek Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamak. Big Bang 2025’te aldığımız ödüller ve Westure VC’nin yatırım kararı, bu vizyonun doğruluğunun önemli bir göstergesi. Şimdi ölçeklenme ve global pazarlara açılma dönemine giriyoruz.” Yatırım Sonrası Hedef: Kapasite Artışı, AR-GE ve Global Açılım Westure VC’den alınan yatırım ile Werer Energy; Üretim kapasitesini artırmayı, batarya güvenliği ve yazılım tabanlı enerji yönetimi odaklı AR-GE projelerini hızlandırmayı ve Avrupa başta olmak üzere küresel enerji depolama pazarlarına açılmayı hedefliyor.Westure VC Kurucu ortakları Emre Akman ve Ersoy Soyer ilk yatırımları olan Werer için; Enerji sektöründeki büyük değişim ve ihtiyaçlar bu alandaki inovasyon özellikle odak alanlarımızdan biri olarak öne çıkıyordu. Bu doğrultuda hızla büyüme gösteren Werer bizler için Avrupa ve farklı pazarlara bakış açıları sebebiyle de önem taşıyor. Kurucuların vizyoner yaklaşımlarının yatırım kararlarında etkili olduğunu vurguluyorlar. #### Worldef İstanbul 2025 Sona Erdi Küresel e-ticaret fuarı WORLDEF ISTANBUL 2025, dünyanın dört bir yanından 15 binden fazla ziyaretçiyi ağırladı. Yapay zekaya odaklanan etkinlikte düzenlenen panellerde e-ticaretin yapay zeka ile dönüşümü enine boyuna ele alındı.  WORLDEF CEO’su Ömer Nart, “Ziyaretçilerin ve markaların profillerini incelediğimizde WORLDEF ISTANBUL’un artık tamamen globalleştiğini söyleyebiliriz.” dedi. Nart, İstanbul, Dubai ve Riyad arasında e-ticaret köprüsü kurmak istediklerine dikkat çekti. Bu yıl 12.’si düzenlenen bölgenin en büyük e-ticaret fuarı WORLDEF ISTANBUL, 15-16-17 Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul Yenikapı Etkinlik Alanında düzenlendi. Fuar, küresel e-ticaret markalarını bir araya getirdi. Katılımcı markalara e-ticaret alanında büyüme ve iş birliği fırsatları sunan fuarda, 200’den fazla konuşmacı, “Future Commerce Stage”, “Masterclass Stage” ve “Case Study Stage” adı verilen üç farklı sahnede çeşitli panel ve sunumlarla tecrübelerini paylaştı. Yaklaşık 250 standın kurulduğu dev e-ticaret etkinliğinde 500’den fazla perakende markası yer aldı. Etkinlikte, stant açan katılımcı firmalar ürün ve hizmetlerini sergileme fırsatı buldu. Fuara, 80’den fazla ülkeden 15 binden fazla ziyaretçinin katıldığı bildirildi. Ömer Nart: WORLDEF ISTANBUL globalleşti WORLDEF CEO’su Ömer Nart, yerli ve yabancı birçok firmayı, girişimciyi ve sektörel ziyaretçiyi e-ticaret ve yapay zeka odağında buluşturduklarını belirterek, fuara gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Nart, “WORLDEF ISTANBUL 2025; e-ticaret alanındaki son gelişmelerin konuşulduğu, yeni iş birliklerinin kurulduğu ve sektöre yön verecek yenilikçi fikirlerin tartışıldığı önemli bir platform haline geldi. Bölgede e-ticaretin gelişiminde önemli bir buluşma noktası haline gelen WORLDEF ISTANBUL’da artık farklı ülkelerden çok sayıda katılımcı ve ziyaretçiyi ağırladık. Ziyaretçilerin ve markaların profillerini incelediğimizde WORLDEF ISTANBUL’un artık tamamen globalleştiğini söyleyebiliriz.” sözlerini kaydetti. Nart, çok yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını belirterek, ziyaretçilerin yüzde 35’inin yabancı olduğunu; stantların da yüzde 40’ının farklı ülkelerden gelen markalara ait olduğunu ifade etti. “İstanbul-Dubai-Riyad arasında e-ticaret köprüsü kurmak istiyoruz” E-ticaretin nabzını tutan etkinlikte, ziyaretçilerin bu alandaki yeni teknolojileri ve iş modellerini birebir keşfetme fırsatı bulduğunu vurgulayan Ömer Nart, “Aynı zamanda, B2B (işletmeden işletmeye) görüşmelerle birçok yeni iş birliğinin temelleri atıldı. Bize ulaşan olumlu geri bildirimler, fuarın e-ticarete sağladığı katkının en somut göstergesi niteliğinde.” ifadelerini kullandı. Ömer Nart, fuarda e-ticaret yapmak isteyenlerin yapay zekadan lojistiğe, ambalajdan yazılım altyapısına kadar her sektörden marka ile iş birliği yapabildiğine işaret ederek, “İstanbul-Dubai-Riyad arasında e-ticaret köprüsü kurmak istiyoruz. Türk e-ticaretçilerin önünü açarak, sınır ötesi e-ticaret yapmalarına vesile oluyoruz.” dedi. “Türkiye, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da en büyük e-ticaret etkinliği” Ömer Nart, WORLDEF ISTANBUL’un katılımcı marka ve ziyaretçi yoğunluğu açısından Türkiye, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da en büyük e-ticaret etkinliği olduğuna dikkat çekti. Nart, “En büyük hayalim Türkiye’den yola çıkan bir markanın global e-ticaret ekosisteminde alanında lider bir marka olmasıydı. WORLDEF, İstanbul, Riyad ve Dubai’de e-ticaret etkinliklerinde lider olma vizyonu ile yoluna devam ediyor.” diye konuştu. Yapay zekanın e-ticareti dönüştürücü etkisi enine boyuna ele alındı WORLDEF ISTANBUL 2025’te yapay zekanın (YZ) e-ticareti dönüştürücü etkisi enine boyuna ele alındı. YZ odaklı panellerde, yapay zeka uygulamalarının ve sistemlerinin pazarlamadan müşteri hizmetlerine, raporlamalardan kampanya kurgularına kadar birçok alanda e-ticaret markalarına hız, verimlilik ve kârlılık sağladığına dikkat çekildi. Ayrıca, işletmelerin rekabet avantajını güçlendirdiğine vurgu yapıldı. Öte yandan, fuar, B2B iş birliği görüşmelerine de imkan sağladı. Fuar alanında kurulan iki farklı B2B alanında pazaryerleri, lojistik firmaları, dijital ödeme şirketleri gibi e-ticaret ile bağlantılı birçok firma, farklı firmalarla iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. WORLDEF ISTANBUL 2025’e kimler katıldı? WORLDEF ISTANBUL 2025 etkinliğinde yer alan panel ve sunumlarda e-ticaret ekosistemi için önemli isimler deneyimlerini paylaştı. Fuarın ana sahnesinin sunuculuğunu TRT World Muhabiri Rümeysa Çodar yaptı. Fuar konuşmacılarından bazıları; Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy eMAG Yeni Satıcılar Direktörü Alexandru Costin Vizireanu TikTok Türkiye Sektör Lideri Arif Topçu Elekse Genel Müdürü Ayşegül Güvenç Ananas E-Ticaret Satıcı Merkezi Müdürü Bojan Vranic HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz Influencer ve Yazar Demet Işıl İlhan DJ ve Prodüktör Doğukan Manço Galina Express Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Dr. Hallow Talabani Boyner E-Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Efsun Janset Yılmaz Widect CEO’su Enes Yılmaz Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer Fuzul A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal FJX CEO’su Florian Jansen ebebek CEO’su Gönenç Şener WorldFirst Ülke Müdürü Kubilay Gençkan Moda Tasarımcısı Levon Kordonciyan Shopify Kıdemli Ortaklıklar Müdürü Melis Soysal sahibinden.com CMO’su Nazım Erdoğan Yemeksepeti Kurucusu Nevzat Aydın Ozon Global Türkiye Kategori Müdürü Nilay Çerçioğlu Büyükkapancı Acunmedya Akademi Direktörü ve Dijital İçerik Üreticisi Ozan Sihay eBay Otomotiv Parçaları Kategori Müdürü Prasanjeet Poddar JUMIA Başkan Yardımcısı Richard Philippe SİPAY CEO’su Semih Muşabak DigiFist CEO’su Selo Aksaplı #### WORLDEF ISTANBUL 2026 sona erdi; 22 bin ziyaretçi, 187 stant, 250 konuşmacı E-ticaret, perakende ve yapay zeka ekosistemlerini odağına alan WORLDEF ISTANBUL 2026, yoğun katılım ve güçlü uluslararası temsil ile sona erdi. Etkinlik; 82 ülkeden ziyaretçiyi İstanbul’da buluşturdu. Dijital ticarete yön veren markalar, teknoloji şirketleri, perakende liderleri, lojistik oyuncuları, girişimciler, yatırımcılar ve karar vericiler aynı çatı altında bir araya geldi. WORLDEF CEO’su Ömer Nart, “WORLDEF ISTANBUL 2026 yalnızca bir fuar ya da konferans değil; e-ticaret, perakende, yapay zeka ve dijital ticaret ekosistemlerinin birlikte büyümesini sağlayan güçlü bir platform oldu.” dedi. WORLDEF ISTANBUL 2026, 11-13 Haziran 2026 tarihleri arasında üç gün boyunca 22 bin ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Etkinlikte farklı sektörlerden 187 marka stant açarken, 250 konuşmacı sahne programlarında yer aldı. Katılımcıların yüzde 35’ini yabancı ziyaretçiler oluşturdu. Böylece WORLDEF ISTANBUL, bölgesel ve global e-ticaret ve perakende ekosistemi açısından güçlü bir buluşma noktası haline geldi. E-ticaret, perakende, yapay zeka, teknoloji, lojistik, fintech, SaaS, dijital pazarlama ve sınır ötesi e-ticaret alanlarında faaliyet gösteren şirketlerin yer aldığı etkinlikte; yeni iş birlikleri, stratejik görüşmeler, marka buluşmaları ve networking fırsatları öne çıktı. WORLDEF ISTANBUL 2026, yalnızca Türkiye’deki markaları değil, küresel pazarlara açılmak isteyen şirketleri de uluslararası paydaşlarla buluşturdu. Ömer Nart: Dijital ticaret ekosistemlerinin birlikte büyümesini sağlayan güçlü bir platform oldu WORLDEF CEO’su Ömer Nart, WORLDEF ISTANBUL 2026’nın e-ticaret, perakende ve yapay zeka ekosistemi için önemli bir başarıya imza attığını belirterek şunları söyledi: “WORLDEF ISTANBUL 2026 yalnızca bir fuar ya da konferans değil; e-ticaret, perakende, yapay zeka ve dijital ticaret ekosistemlerinin birlikte büyümesini sağlayan güçlü bir platform oldu. 82 ülkeden 22 bin ziyaretçiyi İstanbul’da ağırlamak, Türkiye’nin bölgesel ticaret merkezi olma potansiyelini bir kez daha gösterdi. Etkinlik boyunca gerçekleşen iş birlikleri ve bağlantılar, markaların global pazarlara açılması adına çok değerli ve verimli sonuçlar doğurdu.” Ömer Nart, WORLDEF’in global vizyonuna dikkat çekerek şunları kaydetti: “Dijital ticaret artık sınırları aşan, teknolojiyle güçlenen ve iş birliğiyle büyüyen bir ekosistem haline geldi. WORLDEF olarak hedefimiz; MENA bölgesi ve Türkiye’den çıkan markaları dünyaya taşımak, global markaları bölgenin güçlü oyuncularıyla buluşturmak ve e-ticaret ile perakendenin geleceğine yön veren sürdürülebilir bir iş ağı oluşturmak. WORLDEF ISTANBUL 2026’da gördüğümüz yoğun ilgi, bu vizyonun sektör tarafından güçlü şekilde benimsendiğini gösteriyor.” E-ticaret, perakende ve yapay zeka sektörlerine yeni fırsatlar sundu Etkinlik kapsamında düzenlenen sahne oturumları, paneller ve özel buluşmalarda; yapay zekâ, dijital dönüşüm, yeni nesil perakende, sınır ötesi e-ticaret, lojistik teknolojileri, pazaryeri stratejileri, müşteri deneyimi ve global büyüme modelleri ele alındı. Sektörün önde gelen konuşmacıları, dijital ticaretin dönüşümüne dair deneyimlerini ve gelecek vizyonlarını katılımcılarla paylaştı. WORLDEF ISTANBUL 2026, fuar alanındaki stantları, sahne programları, özel networking etkinlikleri ve global katılımcı profiliyle e-ticaret ve perakende sektörlerine yeni fırsatlar sundu. Etkinlik, dijital ticaretin geleceğini şekillendiren trendlerin tartışıldığı, markaların yeni pazarlara açılma stratejilerini değerlendirdiği ve uluslararası iş birliklerinin geliştiği önemli bir platform olarak öne çıktı. WORLDEF’in bir sonraki etkinliği Antalya’da WORLDEF, önümüzdeki dönemde de e-ticaret ve perakende ekosistemlerini global ölçekte bir araya getiren etkinlikleriyle markaların büyüme yolculuğuna katkı sunmayı sürdürecek. WORLDEF’in bir sonraki etkinliği 8-10 Aralık 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek  “WORLDEF PRIME Matchmaking Summit” etkinliği olacak. Dünyanın dört bir yanından e-ticaret ve perakende profesyonellerini bir araya getirecek zirve; karar vericiler, marka yöneticileri, yatırımcılar, teknoloji sağlayıcıları ve sektör liderleri arasında önemli bağlantılar kurulmasını amaçlayan özel bir eşleştirme platformu olarak konumlanıyor. Antalya Kremlin Palace’ta gerçekleştirilecek organizasyon, 50’den fazla ülkeden sektör temsilcisinin buluşmasına sahne olacak. Etkinlik boyunca gerçekleştirilecek birebir görüşmeler ve stratejik toplantılar, küresel e-ticaret ağlarının genişlemesine katkı sağlayacak. *** WORLDEF ISTANBUL 2026: https://worldef.com/events/worldef-global-summit-2026/ WORLDEF PRIME ANTALYA: https://worldef.com/events/worldef-prime-antalya/ Bilgi için: Uğur Gürbes | 0 533 212 93 70 #### WORLDEF Istanbul 2026, MENA ve Türkiye’nin En Büyük E-Ticaret, Perakende ve Yapay Zekâ Buluşmasına Ev Sahipliği Yapacak WORLDEF Istanbul 2026, e-ticaret, perakende ve yapay zekâ ekosistemlerini aynı çatı altında buluşturuyor. MENA ve Türkiye’nin en büyük e-ticaret, perakende ve yapay zekâ etkinliği olarak konumlanan organizasyon, 11-13 Haziran 2026 tarihleri arasında Yenikapı Etkinlik Alanında düzenlenecek. Etkinlik; sektör profesyonellerini, markaları, girişimcileri, teknoloji şirketlerini, pazaryerlerini, yatırımcıları ve dijital ticaret liderlerini global ölçekte bir araya getirecek. WORLDEF CEO’su Ömer Nart, “WORLDEF olarak Türkiye ile MENA bölgesi arasında güçlü bir ticaret ve iş birliği köprüsü kurmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede İstanbul, dijital ticaretin global buluşma noktalarından biri haline geliyor.” dedi. Küresel e-ticaret ve perakende platformu WORLDEF öncülüğünde düzenlenen “WORLDEF Istanbul 2026”, 50’den fazla ülkeden 30 binden fazla ziyaretçiyi ve 240’tan fazla firmayı buluşturuyor. Etkinlikte üç farklı sahnede 200’den fazla konuşmacı yer alacak. Dijital ticaret ve perakende dünyasının geleceğine yön veren trendlerin, teknolojilerin ve iş fırsatlarının ele alınacağı kapsamlı bir platform sunan etkinlik; bilgi paylaşımı, networking, yeni iş birlikleri, marka görünürlüğü ve uluslararası büyüme fırsatları açısından bölgenin en güçlü buluşmalarından biri olacak. Dijital ticaretin geleceği İstanbul’da konuşulacak WORLDEF Istanbul 2026, e-ticaret ve perakende dünyasında yaşanan dönüşümü; yapay zekâ, dijital pazarlama, lojistik, ödeme sistemleri, pazaryeri stratejileri, sınır ötesi ticaret, müşteri deneyimi, veri odaklı büyüme ve yeni nesil teknolojiler odağında ele alacak. Etkinlik boyunca sektörün önde gelen isimleri, markaların büyüme yolculuklarını, değişen tüketici davranışlarını, global ticaret dinamiklerini ve dijital ekonominin geleceğini katılımcılarla paylaşacak. WORLDEF Istanbul 2026, konferans ve fuar konseptlerini birleştirerek, markaların yeni pazarlara açılmasına, teknoloji sağlayıcılarının doğru müşterilerle buluşmasına, yatırımcıların yükselen girişimleri keşfetmesine ve sektör profesyonellerinin global bağlantılar kurmasına imkân sağlayan stratejik bir etkinlik olarak öne çıkıyor. Ömer Nart: İstanbul, dijital ticaretin global buluşma noktalarından biri haline geliyor WORLDEF CEO’su Ömer Nart, WORLDEF Istanbul’un yalnızca bir etkinlik değil; e-ticaret, perakende ve yapay zekâ ekosistemlerinin geleceğini şekillendiren global bir buluşma noktası olduğunu söyledi. Nart, “Bugün dijital ticaret; markaların, teknoloji şirketlerinin, pazaryerlerinin, lojistik ve ödeme sistemleri sağlayıcılarının birlikte büyüdüğü çok daha entegre bir yapıya dönüşüyor. WORLDEF olarak bu dönüşümün merkezinde, Türkiye ile MENA bölgesi arasında güçlü bir ticaret ve iş birliği köprüsü kurmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede İstanbul, dijital ticaretin global buluşma noktalarından biri haline geliyor.” dedi. Ömer Nart, şunları kaydetti: “Etkinlik kapsamında düzenlenecek ECOM BRANDS 100 ödül töreniyle e-ticaret ve perakende dünyasında gerçek başarı ortaya koyan markaları görünür kılarken, ECOM TOP VOICES yarışmasıyla da sektörün yeni fikir liderlerini sahneye taşıyacağız. İstanbul’un stratejik konumu, Türkiye’nin üretim ve ticaret gücü, MENA bölgesinin hızla büyüyen dijital ekonomisi ve yapay zekânın iş dünyasında yarattığı dönüşüm bir araya geldiğinde, WORLDEF Istanbul’un yalnızca bugünü değil, geleceğin ticaret vizyonunu da temsil ettiğine inanıyoruz. Tüm sektör paydaşlarını bu büyük buluşmanın parçası olmaya davet ediyoruz.” ECOM BRANDS 100 ile e-ticaret ve perakendede başarı ödüllendirilecek Etkinlik kapsamında düzenlenecek ECOM BRANDS 100 ödül töreni, e-ticaret ve perakende ekosisteminde gerçek hacim yaratan markaları ödüllendirecek. “E-Ticaret ve Perakendede Mükemmelliği Kutluyoruz” mottosuyla tasarlanan ECOM BRANDS 100, yalnızca bilinirliği yüksek markaları değil; dijital ticarette büyüyen, ölçeklenen ve gerçek performans ortaya koyan markaları görünür kılmayı hedefliyor. ECOM BRANDS 100, algıya değil veriye dayalı bir değerlendirme anlayışıyla, e-ticaret ve perakende dünyasında güçlü satış hacmi oluşturan, dijital kanallarda etkili büyüme gösteren ve sektörün gelişimine katkı sağlayan markaları ön plana çıkaracak. Ödül töreni, markaların dijital ticaretteki başarısını uluslararası bir sahnede temsil etmesi açısından önemli bir prestij alanı sunacak. ECOM TOP VOICES yarışmasının ilk 10 ismi WORLDEF sahnesinde yer alacak WORLDEF Istanbul 2026’nın dikkat çeken program başlıklarından biri de “ECOM TOP VOICES” yarışmasının kazananları olacak. E-ticaret, perakende, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında güçlü fikirleri, deneyimleri ve sahadan gelen içgörüleriyle öne çıkan katılımcılar arasından dereceye giren ilk 10 kişi, WORLDEF Istanbul 2026 sahnesinde konuşma yapma fırsatı elde edecek. ECOM TOP VOICES, sektörde yeni seslerin, uzmanların, girişimcilerin ve fikir liderlerinin global bir platformda görünürlük kazanmasına katkı sağlayacak. Yarışma, yalnızca deneyimli konuşmacıları değil; dijital ticaretin geleceğine dair güçlü perspektifler sunan yeni nesil liderleri de sektörle buluşturmayı amaçlıyor. Küresel networking ve yeni iş birlikleri için stratejik platform WORLDEF Istanbul 2026, dünyanın farklı bölgelerinden gelen e-ticaret ve perakende profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirerek global iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturacak. Katılımcılar; markalar, pazaryerleri, ödeme sistemleri, lojistik şirketleri, teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve servis sağlayıcılarla doğrudan temas kurma fırsatı bulacak. Etkinlik, MENA bölgesi ile Türkiye arasında dijital ticaret köprüleri kurarken, İstanbul’u global e-ticaret ekosisteminin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandıracak. WORLDEF Istanbul 2026, katılımcılarına yalnızca trendleri takip etme değil; sektörün dönüşümüne doğrudan dahil olma fırsatı sunacak. WORLDEF’in bir sonraki etkinliği Antalya’da WORLDEF’in bir sonraki etkinliği 8-10 Aralık 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek  “WORLDEF PRIME Matchmaking Summit” etkinliği olacak. Dünyanın dört bir yanından e-ticaret ve perakende profesyonellerini bir araya getirecek zirve; karar vericiler, marka yöneticileri, yatırımcılar, teknoloji sağlayıcıları ve sektör liderleri arasında önemli bağlantılar kurulmasını amaçlayan özel bir eşleştirme platformu olarak konumlanıyor. Antalya’daki Kremlin Palace’ta gerçekleştirilecek organizasyon, 50’den fazla ülkeden sektör temsilcisinin buluşmasına sahne olacak. Etkinlik boyunca gerçekleştirilecek birebir görüşmeler ve stratejik toplantılar, küresel e-ticaret ağlarının genişlemesine katkı sağlayacak. Detaylı Bilgi: https://worldef.com/events/worldef-global-summit-2026/ İrtibat: Uğur Gürbes – 0 533 212 93 70 #### WORLDEF ISTANBUL’da 25 Bin Ziyaretçi Buluştu WORLDEF ISTANBU 2026, Yenikapı Etkinlik Alanında kapılarını açtı. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 25 bin katılımcıyı ağırlayan WORLDEF ISTANBUL, e-ticaret, perakende, teknoloji, yapay zeka ve dijital ticaret ekosistemlerini buluşturdu. WORLDEF ISTANBUL, Yenikapı Etkinlik Alanı’nda düzenlenen görkemli açılış töreniyle başladı. 11-13 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenen etkinlik, e-ticaret, perakende, teknoloji, yapay zeka ve dijital ticaret ekosistemlerinin en önemli buluşmalarından biri olarak konumlanıyor. Yaklaşık 60 ülkeden 25 bine yakın kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, sektör profesyonellerini, markaları, girişimcileri, teknoloji şirketlerini, yatırımcıları, pazaryerlerini, lojistik firmalarını ve dijital ticaret liderlerini aynı çatı altında bir araya getirdi. WORLDEF ISTANBUL 2026 için görkemli bir açılış töreni düzenlendi. WORLDEF CEO’su Ömer Nart’ın ev sahipliğinde gerçekleşen törene; Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Yalçınkaya, Dubai Airport Free Zone ve Dubai CommerCity’i Genel Direktörü Amna Lootah, Dubai CommerCity Başkan Yardımcısı Arjun Sarkar, e-ticaret, perakende ve yapay şirketlerinin üst düzey yöneticileri katıldı. Ömer Nart: Üç gün boyunca yeni yatırımlar konuşulacak, yeni başarı hikayeleri başlayacak WORLDEF CEO’su Ömer Nart, açılış konuşmasında, “WORLDEF ISTANBUL’da üç gün boyunca yeni işbirlikleri kurulacak, yeni yatırımlar konuşulacak, yeni fikirler ortaya çıkacak ve yeni başarı hikayeleri başlayacak. Son yıllarda Türkiye ticarette, ihracatta, girişimcilikte, teknolojide ve dijital dönüşümde çok önemli bir ivme yakaladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyon, Ticaret Bakanlığımızın çalışmaları ve özel sektörümüzün girişimci ruhu sayesinde ülkemiz küresel ticarette her geçen gün daha güçlü bir konuma geliyor.” diye konuştu. “WORLDEF olarak bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz.” diyen Nart, etkinliğe katılan Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’a teşekkür ederek, “Türkiye'nin dijital ticaretin en önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.” dedi. Amna Lootah: Büyüme; insanlar, işletmeler ve hükümetler birlikte çalıştığında gerçekleşir Dubai Airport Free Zone ve Dubai CommerCity’i Genel Direktörü Amna Lootah ise, “Çok kısa bir süre önce dijital ticaret bir fırsat olarak görülüyordu; bugün ise işletmelerin nasıl büyüdüğünü ve ekonomilerin nasıl rekabet ettiğini dönüştüren bir zorunluluk haline geldi. Dubai CommerCity’deki görevimde, işletmelerin üç şey aradığını görüyorum; hız, erişim ve kesinlik. Dubai CommerCity’yi, şirketlerin inovasyona odaklanabileceği, bizlerin ise sınır ötesi ticaretin karmaşıklığını basitleştirdiği kusursuz bir ortam oluşturmak için kurduk.” dedi. Lootah, şöyle devam etti: “Teknoloji, özellikle yapay zekâ, operasyonları değiştiriyor; ancak teknoloji tek başına yeterli değil. Büyüme; insanlar, işletmeler ve hükümetler birlikte çalıştığında gerçekleşir. BAE ile Türkiye arasındaki gelişen ilişki, 45 milyar doları aşan ticaret hacmiyle bunun güçlü bir örneğidir. Dijital ticaretin geleceğini birlikte inşa etmeye devam edebileceğimiz WORLDEF Dubai 2027 için birçoğunuzu Dubai’de ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyorum.” Mahmut Gürcan: E-ticaret artık ticaretin ana taşıyıcısı haline geldi Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan da, "E-ticaret kanalları, dijital pazar yerleri ve yeni nesil lojistik çözümleri ticaretin yapısını her geçen gün yeniden şekillendiriyor. Türkiye olarak 2025 yılında mal ihracatımızı 273,5 milyar dolar, hizmet ihracatımızı ise 122 milyar dolar olarak gerçekleştirdik; toplamda 396 milyar dolarlık bir seviyeye ulaştık. Küresel perakende e-ticaret hacminin 2026 yılında 7 trilyon dolara yaklaşması beklenirken, e-ticaret artık ticaretin ana taşıyıcısı haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı. Gürcan, şunları kaydetti: “Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın e-ihracat desteklerinden yararlanmasını önemsiyoruz; hedef ülke sayımızı 26'dan 35'e çıkardık. eBay, Walmart, Amazon ve TikTok Shop gibi pazar yerleriyle stratejik işbirlikleri kurarak Türk markalarının küresel görünürlüğünü artırıyoruz. Ayrıca İhracat Akademisi ve üniversite işbirlikleriyle e-ihracat uzmanları yetiştiriyoruz. Güçlü lojistik ağımız ve üretim altyapımızla dijital ticarette bölgesel bir merkez olma yolunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." E-ticaret, perakende ve yapay zeka konuşuldu WORLDEF ISTANBUL kapsamında yaklaşık 200 stant açılırken, etkinlik alanında e-ticaret altyapılarından ödeme sistemlerine, lojistik çözümlerinden yapay zekâ teknolojilerine, perakende inovasyonlarından pazaryeri çözümlerine kadar geniş bir ekosistem temsil edildi. Katılımcılar, farklı sektörlerden firmalarla doğrudan temas kurma, yeni iş birlikleri geliştirme ve global pazarlara yönelik fırsatları değerlendirme imkânı buldu. Etkinlik boyunca 200’den fazla konuşmacı sahne alarak e-ticaretin geleceği, perakendede dönüşüm, yapay zekânın ticarete etkisi, sınır ötesi satış stratejileri, dijital ödeme sistemleri, lojistik teknolojileri ve yeni nesil müşteri deneyimi gibi başlıklarda önemli değerlendirmelerde bulunacak. Etkinlik, üç gün boyunca sektörün önde gelen isimleri, karar vericileri ve markaları bir araya getirerek yeni iş bağlantılarına, stratejik ortaklıklara ve ilham verici oturumlara ev sahipliği yapacak. #### Yanlış Sürdürülebilirlik İletişimi Şirketler İçin Yeni Bir Risk Alanına Dönüşüyor Şirketlerin çevresel performanslarını şeffaf ve veriye dayalı şekilde aktarmaması, kurumsal itibar ve güven açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Avrupa Birliği verilerine göre çevresel iddiaların %53’ü belirsiz veya yanıltıcı, %40’ı ise herhangi bir kanıta dayanmıyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan’a göre sürdürülebilirlik iletişimi artık yalnızca operasyonel bir destek alanı değil; şirketlerin itibarını, güvenilirliğini ve paydaş ilişkilerini doğrudan etkileyen stratejik bir itibar yönetimi konusu. Atacan, enerji verimliliği, atık azaltımı, geri dönüşüm ve sürdürülebilir tedarik zinciri gibi alanlarda atılan adımların ancak doğru, anlaşılır ve veriye dayalı bir iletişim diliyle beklenen etkiyi yaratabileceğini vurguluyor. “Sürdürülebilirlik iletişiminde temel soru şudur: Ne yaptık ve bunu nasıl anlatıyoruz? Enerji verimliliği veya su tasarrufu gibi çalışmalar sadece operasyonel başarı değil; çevresel etkisi azaltılmış bir değer önerisi olarak sunulmalı. Geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ise döngüsel ekonominin somut göstergesidir.” Son dönemde artan “yeşil badana” riskine de dikkat çeken Atacan, şirketlerin iletişim dilinde veri temelli yaklaşımın kritik olduğunu belirtiyor. Avrupa Birliği’nin verilerine göre çevresel iddiaların %53’ü belirsiz veya yanıltıcı bulunurken, %40’ı herhangi bir kanıta dayanmıyor. Bu tabloya dikkat çeken Atacan, şirketlerin sürdürülebilirlik iddialarını güçlü kanıtlarla desteklemesi gerektiğinin altını çiziyor: “Çevre dostu ve karbon nötr gibi iddialar mutlaka bilimsel verilerle desteklenmeli. Çok teknik veya aşırı pazarlama odaklı bir dil güven kaybına yol açabilir. Önemli olan sadece ne yapıldığı değil, bunun nasıl anlatıldığıdır.” #### Yapay Zeka Çağında En Değerli Yetenek: Sürekli Öğrenebilmek Yapay zeka ve veri odaklı iş modellerinin hızla değiştiği yeni dönemde şirketler artık yalnızca diploma ve teknik bilgiye değil, adayların öğrenme hızına ve problem çözme becerilerine odaklanıyor. Özellikle yapay zeka, veri analitiği ve otomasyon alanlarında yaşanan yetenek açığı, işe alım kriterlerini de kökten değiştiriyor. KobiAI Kurucusu Baran Kaya, bugün popüler olan birçok bölümün mezuniyet döneminde eski değerini kaybedebildiğini belirterek, şirketlerin artık hızlı öğrenen ve değişime uyum sağlayan adayları tercih ettiğini açıkladı. Yapay zeka çağında şirketlerin işe alım kriterleri değişiyor. KobiAI Kurucusu Baran Kaya, artık üniversite isminden çok adayın öğrenme becerisi, problem çözme yeteneği ve projeyi sahiplenme kapasitesinin belirleyici olduğunu söyledi. Kaya, bugün popüler olan birçok bölümün öğrenciler mezun olduğunda eski talebini kaybedebildiğine dikkat çekerek, “Artık şirketler için en önemli soru ‘Ne biliyorsun?’ değil, ‘Ne kadar hızlı öğrenebiliyorsun?’ sorusu haline geldi” dedi. “Trend Bölümler Tek Başına Yeterli Değil” Üniversite tercihlerinin giderek bir kariyer tahminine dönüştüğünü söyleyen Kaya, iş dünyasındaki dönüşüm hızının eğitim sisteminin önüne geçtiğini belirtti. Özellikle yapay zeka, AI Agent geliştirme, tedarik zinciri optimizasyonu ve veri odaklı iş analitiği alanlarında ciddi insan kaynağı açığı yaşandığını ifade eden Kaya, yalnızca diploma odaklı yaklaşımın artık geçerliliğini kaybettiğini söyleyerek, “Bugün çok popüler olan bir bölüm, öğrencinin mezun olduğu dönemde aynı karşılığı bulamayabiliyor. Bu nedenle biz işe alımlarda okul isminden çok adayın gelişim potansiyeline, merak duygusuna ve öğrenme disiplinine bakıyoruz” ifadelerini kullandı. “En Büyük Sorun Bilgiyi Gerçek Projeye Dönüştürememek” KobiAI’ın özellikle yeni mezun adaylarda analitik düşünme, problem çözme, sorumluluk alma ve öğrenme hızını önceliklendirdiğini belirten Kaya, sektörde en sık karşılaştıkları problemin teorik bilgi ile gerçek iş pratiği arasındaki kopukluk olduğunu söyleyerek, “Bugün birçok adayın çok sayıda sertifikası ve online eğitimi var. Ancak öğrendiklerini gerçek bir projede uygulama deneyimi bulunmuyor. Oysa bizim için önemli olan, bir problemi sahiplenip sonuca ulaştırabilme becerisi. Teknik bilgi tek başına başarı için yeterli olmuyor.” şeklinde konuştu. “Z Kuşağının En Büyük Avantajı Adaptasyon Gücü” Z kuşağının teknolojiye yatkınlığı ve değişime hızlı uyum sağlayabilme becerisiyle dikkat çektiğini ifade eden Kaya, bu neslin özellikle yapay zeka çağında önemli avantajlara sahip olduğunu söyledi. Kaya, “Z kuşağının merak duygusu ve öğrenme hızı oldukça yüksek. Değişime açık olmaları büyük avantaj sağlıyor. Ancak uzun vadeli disiplin ve projeyi sahiplenme konusunda zaman zaman zorluklar yaşanabiliyor. Buna rağmen teknolojiye adaptasyon kabiliyetleri önceki nesillere göre çok daha güçlü” dedi. “İşe Alımda İlk 5 Üniversite Yaklaşımı Değişiyor” KobiAI’ın işe alım süreçlerinde yalnızca belirli üniversitelere odaklanmadığını belirten Kaya, proje bazlı eğitim veren ve yetenek geliştirmeye odaklanan birçok okuldan başarılı adaylar çıktığını ifade etti. Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Veri Bilimi, Yapay Zeka, Matematik ve İstatistik bölümlerinin öne çıktığını söyleyen Kaya, analitik yönü güçlü işletme mezunlarının da dikkat çekebildiğini belirtti. Kaya, “Güçlü üniversiteler elbette avantaj sağlıyor ancak bizim için belirleyici unsur, adayın üniversite yıllarında kendisini ne kadar geliştirdiği. Gerçek projelerde sorumluluk almış, öğrenmeye açık ve çözüm üretmeye odaklanan adaylar öne çıkıyor” diye konuştu. “Geleceğin Çalışanı Sürekli Öğrenen Kişiler Olacak” Yapay zekanın iş yapış modellerini hızla değiştirdiğini belirten Kaya, gelecekte en değerli yetkinliğin sürekli öğrenme becerisi olacağını belirterek, “Artık tek bir uzmanlık alanıyla uzun yıllar aynı şekilde çalışmak mümkün değil. Geleceğin çalışanları; değişime hızlı adapte olabilen, yeni teknolojileri öğrenmekten heyecan duyan ve bilgiyi gerçek problemlere uygulayabilen kişiler olacak. Biz de KobiAI olarak Z kuşağının dinamizmini ve teknolojiye yatkınlığını doğru projelerle buluşturmayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini bitirdi. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep-tedarik dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, amaçları gereği bu alanlarda işleyişe özel çözümler üretmiyorlar. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, KOBİ ölçeğine uygun, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### Yapay Zeka da Ayrımcılık Yapar mı? Yapay zeka sistemlerinin tarafsız olduğu düşünülse de araştırmalar, bunun tam tersine işaret ediyor. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, fark edilmesi güç mikroagresyonları yeniden üreten algoritmaların, çalışanların psikolojik güvenliğini ve kurumların kapsayıcılık hedeflerini tehdit ettiğini ifade etti. Teknolojinin tarafsız olduğu düşünülüyor ancak araştırmalar farklı bir tablo ortaya koyuyor. Yapay zeka kaynaklı mikroagresyonlar iş dünyasında kapsayıcılık ve psikolojik güvenlik açısından yeni riskler yaratıyor. Yapay Zeka Çağında Yeni Bir Ayrımcılık Türü Doğuyor İş dünyasında yapay zeka kullanımının hızla yaygınlaşması, verimlilik ve hız gibi avantajların yanında yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Bu risklerin başında ise çoğu zaman fark edilmeyen ancak bireyler üzerinde kalıcı etkiler bırakabilen “algoritmik mikroagresyonlar” geliyor. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, yapay zeka sistemlerinin yalnızca teknik araçlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu teknolojilerin toplumdaki mevcut önyargıları da taşıyabildiğine dikkat çekti. Henden, “Bugün birçok kurum yapay zekayı objektif ve tarafsız karar verici olarak görüyor. Oysa algoritmalar geçmiş verilerden öğreniyor ve geçmişteki önyargıları geleceğe taşıyabiliyor. Bu durum özellikle işe alım, performans değerlendirme, eğitim ve liderlik gelişimi gibi alanlarda yeni nesil ayrımcılık riskleri yaratıyor” dedi. Ayrımcılık Artık İnsanlardan Değil, Algoritmalardan da Gelebiliyor Mikroagresyonların uzun yıllardır çalışma hayatında kapsayıcılığın önündeki görünmez engellerden biri olduğunu belirten Henden, yapay zeka ile birlikte bu sorunun daha karmaşık bir boyut kazandığını ifade ederek, “Geleneksel mikroagresyonlar çoğunlukla insanlar arasında gerçekleşiyordu. Şimdi ise bunların dijital versiyonlarıyla karşı karşıyayız. Yapay zeka sistemleri açıkça ayrımcı ifadeler kullanmasa da bazı grupları görünmez kılan varsayımlar üretebiliyor. Bu nedenle ayrımcılık artık yalnızca insan davranışlarında değil, algoritmaların karar mekanizmalarında da aranmalı.” dedi. En Yaygın Örnekler, Mesleki Roller Üzerinden Ortaya Çıkıyor Dr. Henden’e göre algoritmik mikroagresyonların en yaygın örneklerinden biri mesleki roller üzerinden ortaya çıkıyor. Bir yapay zeka sisteminden CEO ve sekreter arasında geçen bir toplantının hikayesi istendiğinde, sistemin CEO karakterini erkek, sekreteri ise kadın olarak kurgulamasının tesadüf olmadığını belirten Henden, bunun tarihsel verilerden beslenen toplumsal cinsiyet kalıplarının dijital ortamda yeniden üretilmesi anlamına geldiğini söyledi ve ekledi: “Bu tür sonuçlar ilk bakışta masum görünebilir. Ancak sürekli tekrarlandığında insanların belirli mesleklere veya liderlik rollerine ait olmadığı algısını güçlendirebilir. İşte mikroagresyonların etkisi tam da burada ortaya çıkar.” Yapay Zeka Kimi ‘Normal’ Kabul Ediyor? Görüntü üretim sistemlerinde de benzer sorunların görüldüğünü belirten Henden, “Profesyonel bir doktor” ya da “mutlu bir aile” gibi basit komutlar verildiğinde ortaya çıkan görsellerin çoğunlukla belirli fiziksel özelliklere sahip kişilerden oluştuğunu söyleyerek, “Bu durum bize yapay zekanın hangi insan profilini ‘varsayılan’ kabul ettiğini gösteriyor. Farklı kültürleri, yaş gruplarını, beden tiplerini veya etnik kökenleri yeterince temsil etmeyen sistemler, farkında olmadan dışlayıcı mesajlar verebiliyor.” dedi. Teknolojinin Tarafsızlık Maskesi Daha Büyük Risk Taşıyor Dr. Elgiz Henden’e göre algoritmik mikroagresyonları tehlikeli kılan en önemli unsur, bunların çoğu zaman objektif ve bilimsel kararlar gibi algılanması. Henden; “Bir insanın önyargılı davranışı fark edildiğinde buna müdahale etmek mümkündür. Ancak aynı önyargı teknoloji tarafından üretildiğinde insanlar bunu çoğu zaman sorgulamıyor. Çünkü algoritmaların tarafsız olduğuna inanılıyor. Oysa görünmez önyargılar tam da bu noktada güç kazanıyor. Psikolojik Güvenlik ve Aidiyet Duygusu Zedeleniyor Yapay zeka sistemlerinin ürettiği dışlayıcı varsayımlar çalışanlar üzerinde ciddi psikolojik etkiler yaratabilir. Özellikle farklı kimliklere sahip bireylerin sürekli olarak görünmez kılınması aidiyet duygusunu zayıflatıyor. Kurumlar yalnızca fiziksel ve dijital dönüşüme yatırım yapmamalı; aynı zamanda psikolojik güvenliği koruyan teknolojik dönüşüm politikaları da geliştirmeli. Çalışanların kendilerini temsil edilmiş ve değerli hissetmeleri, sürdürülebilir başarı için kritik öneme sahip. Kurumlar Algoritmaları da Denetlemek Zorunda Yapay zeka kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte liderlerin sorumlulukları da artıyor. Kurumların kullandıkları sistemleri düzenli olarak önyargı ve kapsayıcılık testlerinden geçirmesi gerekiyor. Yapay zeka insanlığın kolektif hafızasının bir yansımasıdır. Eğer toplumsal önyargılarımızı çözemezsek, teknolojilerimiz de bunları büyüterek yeniden üretmeye devam edecektir. Yapay zeka çağında kapsayıcılık yalnızca insanlar arasında değil, algoritmaların satır aralarında da inşa edilmelidir.” diyerek sözlerini tamamladı. Dr. Elgiz Henden, MCC Hakkında: Dr. Elgiz Henden, eğitim ve öğrenci koçluğu alanında uluslararası düzeyde tanınan bir uzman, yazar ve akredite koçtur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Henden, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden yüksek lisansını, Okan Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamlamıştır. Henden 10000 saatin üzerinde bireysel koçluk deneyimine ve Master Certified Coach MCC-ICF, Registered ICF Mentor Coach, akreditasyonlarına sahiptir. Ayrıca 2012-2014 yılları arasında ICF – Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi yönetim kurulunda araştırmadan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak ve Avrupa Koçlar ve Mentorlar Derneğinde -EMCC K12 Eğitim Kurulunda aktif olarak görev yapmıştır. 2004 yılında koçlukla tanışan Elgiz Henden, koçluğun kendi üzerindeki pozitif etkilerini deneyimlemiş ve 2009 yılında eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere İz Koçluk Eğitim ve Danışmanlık merkezini kurmuştur. Henden hem bireylere hem de kurumlarda özel projelerde bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunmaktadır. Özellikle gençlerin meslek seçiminde, performans arttırmasında, İş hayatına yeni başlayan bireylerin koçluk ihtiyaçlarının karşılanmasında ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite nedeniyle eğitim ve iş yaşamında zorluk çeken bireylerle çalışmaktadır. “Başarabilirim Çünkü…” adlı kitabın yazarı olan Henden Koçluk çalışmalarında Pozitif psikoloji, Pozitif eğitim, Bilişsel Davranışçı Koçluk yaklaşımlarını kullanmaktadır. Hem profesyonel hem de kişisel gelişim eğitimlerine devam ederken 2010 yılında JST Coaching ile yaptığı iş birliği sonucu Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Türkiye’de ki İlk “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçluğu” programını gerçekleştirmiştir. Henden’in hazırlayıp sunduğu “Eğitim ve Öğrenci Koçluğu” programı yerel kültür ve global koçluk bilgisi ile geliştirilmiş gençlerin akademik performanslarını arttırmaya yönelik Türkiye’deki ilk programdır. #### Yapay Zeka Hukukun Hizmetinde Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, “Yapay zeka, hukukun tamamlayıcısı olabilir ama yerini alamaz.” diyerek önemli tespitlerde bulundu. 21. yüzyılın en dikkat çeken teknolojik gelişmelerinden biri olan yapay zeka, hukuk dünyasında köklü bir dönüşümün kapılarını aralıyor. Hukuki belge analizi, içtihat taraması, sözleşme otomasyonu ve risk değerlendirme gibi alanlarda yapay zekanın sağladığı katkılar yadsınamaz düzeyde. Ancak bu teknolojik ilerlemeler, hukuk mesleğinin temel taşı olan muhakeme yeteneğini yapay zekanın ne ölçüde taklit edebileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Yapay Zeka Yerine Değil, Yanına Av. Elvan Kakıcı Şimşek, “Yapay zeka; avukatlık mesleğinin sonu değil, onun daha verimli ve etkili hale gelmesinin anahtarıdır. Ancak karar verme süreci, hâlâ insan aklına, vicdanına ve sezgisine emanettir” diyerek, teknolojinin hukuka hizmet eden bir araç olarak konumlanması gerektiğini vurguladı. Yapay Zekanın Hukukta Yükselen Rolü Hukuk teknolojileri (LegalTech) sayesinde yapay zeka, özellikle büyük veri analizinde üstün performans sergileyerek; sözleşme hazırlama, belge denetimi ve içtihat taramalarında zaman ve hata payını azaltma gibi konularda önemli avantajlar sunuyor. Avrupa’da ve ABD’de farklı uygulama örnekleri bu gelişmeleri destekliyor. Türkiye’de ise UYAP sistemi dijitalleşmenin temelini oluştururken, akademik çevrelerde yapay zeka tabanlı sistemlere yönelik çalışmalar hız kazanıyor. “Yapay zeka insana özgü sezgiyi ve etik duyarlılığı taklit edemez.” Yapay zekanın hukuki muhakeme yeteneğini tam anlamıyla üstlenmesi şu an için mümkün değil. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: “Bir avukatın müvekkilini toplumsal, psikolojik ve etik açılardan değerlendirme becerisi, sadece veri analiziyle açıklanamaz. Pişmanlık, mağdurun ruh hali, kamu vicdanı gibi insana özgü parametreler, hukukun yaşayan doğasını temsil eder.” Yapay zekanın sınırlılıkları arasında yorumlama yetisinin eksikliği, bağlamsal algı yoksunluğu, etik karar alma yetersizliği ve yaratıcı düşünce eksikliği yer alıyor. Bu nedenlerle yapay zeka, avukatın değil, onun stratejik süreçlerde destekçisi olmalıdır. Tamamlayıcı Rol: Avukat ve Yapay Zeka İşbirliği Yapay zeka, avukatın yerine geçmektense, onun daha stratejik ve yaratıcı yönlere odaklanmasını sağlayan bir yardımcı rol üstlenmelidir. Avrupa Komisyonu’nun AI Act düzenlemesi de bu doğrultuda, yüksek riskli uygulamalarda insan denetimini zorunlu kılarak dengeyi gözetmektedir. Avukatın etik ve hukuki sorumluluğu, yapay zeka destekli sistemlerin kararlarını sorgulayıp, nihai değerlendirmeyi kendisinin yapmasını gerektirir. Etik ve Mevzuat Çerçevesi Geliştirilmeli Hukukta yapay zekanın kullanılmasına ilişkin etik ve hukuki çerçeve halen gelişme aşamasındadır. Yanlış kararların sorumluluğu, algoritmaların şeffaflığı ve veri kaynaklı önyargıların engellenmesi gibi konular netlik kazanmayı beklemektedir. Özellikle bazı ülkelerde yapay zeka sistemlerinin ırksal önyargılar barındırdığı tespitleri, teknolojinin insan hakları temelli denetimini daha da önemli hale getirmiştir. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### Yapay Zeka ile Oteller De Değişiyor Son yıllarda otelcilik sektöründe sessiz bir devrim yaşanıyor. Yapay zeka teknolojilerinin Otel Yönetim Sistemleriyle entegre şekilde çalışmaya başlamasıyla birlikte, konaklama deneyimi baştan sona yeniden şekilleniyor. Bu dönüşüm, sadece operasyonel verimlilik sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda misafir memnuniyetini de zirveye taşıyor. Elektraweb Teknoloji Geliştirme Grubu Başkanı Kemal Oral, yapay zeka ile geleceğin otelciliğinde veri, duygu ve hizmetin iç içe geçeceğini açıkladı. Konaklama sektörü, yapay zekanın sağladığı olanaklarla yepyeni bir döneme adım atıyor. Konukların otele giriş anından çıkışına kadar her aşamada daha hızlı, daha kişiselleştirilmiş ve daha sürdürülebilir bir deneyim sunmak artık mümkün. Otelcilik sektörü için bu gelişmeler, yalnızca teknolojik bir sıçrama değil; aynı zamanda müşteri memnuniyetine dayalı rekabetin de yeni kurallarını yazıyor. Kişiselleştirilmiş Konaklama Deneyimi Türkiye'nin önde gelen Otel Yönetim Sistemlerinden Elektraweb, bu dönüşümün öncülerinden biri olarak dikkat çekiyor. Oteller için geliştirilen yapay zeka destekli çözümler, klasik operasyonel süreçleri otomasyonla birleştirerek, sektör profesyonellerine zamandan ve maliyetten tasarruf ettiriyor. Rezervasyon sistemlerinden oda içi hizmetlere, itibar yönetiminden çevresel sürdürülebilirliğe kadar her alanda kullanılan yapay zeka, otelciliğin sınırlarını genişletiyor. Yapay zeka destekli rezervasyon asistanları, günün her saati soruları yanıtlayabiliyor, rezervasyon işlemlerini tamamlayabiliyor ve ödemeleri tahsil edebiliyor. Artık konuklar, yalnızca birkaç dokunuşla odalarına giriş yapabiliyor; hatta daha otele varmadan, geçmiş tercihlerine göre kişiselleştirilmiş bir konaklama deneyimiyle karşılaşıyor. Yapay Zeka İle Sürdürülebilir ve Verimli Otelcilik Elektraweb Teknoloji Geliştirme Grubu Başkanı Kemal Oral, bu dönüşümün arkasındaki vizyonu şu sözlerle özetledi: “Yapay zekayı otelcilik sektörüne entegre ederken temel amacımız, otellerin yalnızca dijitalleşmesini değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir ve verimli bir hizmet anlayışı geliştirmesini sağlamaktı. Bugün geldiğimiz noktada, konukların beklentilerini önceden anlayan, çevresel etkileri minimuma indiren ve yöneticilere anlık içgörüler sunan bir yapıdan söz ediyoruz. Bu sadece bir teknolojik gelişme değil; otelciliğin geleceğini inşa eden bir anlayış değişimidir. Bugün birçok otel, resepsiyon ihtiyacını ortadan kaldıran yüz tanıma sistemleriyle misafirlerine temas etmeyen bir giriş deneyimi sunabiliyor. Aynı zamanda, geçmiş verilerden öğrenen yapay zeka sistemleri sayesinde konuklar, odaya adım attıkları andan itibaren kendi zevklerine göre hazırlanmış bir atmosferle karşılaşıyor. Yalnızca konfor değil; yemek tercihleri, günlük gezi önerileri ve kişisel hizmetler de tamamen kişiselleştiriliyor. Bu teknolojik yenilikler, otellerin sosyal medyadan gelen yorumlara anında yanıt vermesinden, enerji tüketimini optimize ederek sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına kadar birçok alanda etkisini gösteriyor. Konuklar artık sadece konaklamıyor; kendi tercihlerine göre şekillenmiş, konforlu ve bilinçli bir yaşam deneyiminin parçası oluyor. Otellerin geleceği, yapay zeka ile sadece akıllı değil; aynı zamanda daha misafirperver, daha sürdürülebilir ve daha etkili hale geliyor. Yapay zeka otelcilikte insan odaklı bir hizmet anlayışının da habercisi olacak Yapay zekayı yalnızca bir otomasyon aracı olarak değil, aynı zamanda misafir deneyimini merkeze alan stratejik bir zihin yapısı olarak konumlandırıyoruz. Geleceğin otelciliğinde veri, duygu ve hizmet iç içe geçecek. Biz bu geleceği bugünden inşa ediyoruz. İtibar yönetiminde de önemli bir rol oynayan yapay zeka, sosyal medya ve yorum platformlarını sürekli tarayarak yöneticilere anlık analizler sunuyor. Böylece kurumlar, itibarlarını proaktif bir şekilde yönetebiliyor. Öte yandan enerji tüketimi, atık yönetimi ve karbon ayak izi gibi çevresel metrikler de artık yapay zeka yardımıyla anlık olarak izlenebiliyor. Yapay zekanın otelcilikte açtığı bu yeni dönem, yalnızca teknolojik değil; daha bilinçli, daha duyarlı ve daha insana odaklı bir hizmet anlayışının da habercisi olacak.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Yapay Zekâ ile Prodüksiyonda Yeni Dönem: RobinScope Studio Görsel İçerik Üretimini Yeniden Tanımlıyor Yapay zekâ teknolojileri artık yalnızca metin ve görüntü üretiminde değil; profesyonel prodüksiyon süreçlerinde de kapsamlı dönüşümler getiriyor. Bu dönüşümün öncülerinden olan RobinScope Studio, markaların tanıtım, reklam ve kurumsal iletişim içeriklerini üretme biçimini baştan tanımlayan yeni nesil bir prodüksiyon stüdyosu olarak faaliyetlerine başladı. RobinScope Studio, müşterilerine TV reklamları, YouTube reklamları, tanıtım filmleri, sosyal medya videoları ve kısa film gibi formatlarda eksiksiz prodüksiyon hizmeti sunar. Platform değil; bir hizmet organizasyonudur — müşteri ister kendi senaryosunu getirsin, ister RobinScope ekibi baştan sona bir senaryo geliştirsin, tüm süreç RobinScope ekibi tarafından yönetilir. Hiçbir aracı kurum yok — tek aracı: yapay zekâ.Stüdyo, senaryo geliştirme, karakter oluşturma, seslendirme, sahneleme ve müzik üretimi dâhil olmak üzere prodüksiyonun tüm aşamalarını yapay zekâ ile gerçekleştirirken; sürecin yönlendirilmesi, kalite kontrolü ve son kurgu insan uzmanlığıyla yapılır. Bu yaklaşım sayesinde geleneksel prodüksiyonlarda görülen 10–20 kişilik ekipler, set altyapısı, büyük taşıma araçları ve haftalarca süren çekim süreçleri büyük ölçüde ortadan kalkar. Projenin kapsamına göre üretim süreleri 3–4 güne, daha büyük projelerde ise 1–2 haftaya inebilmektedir. Maliyetlerde radikal düşüş.Eskiden milyon TL seviyelerinde bütçe gerektiren prodüksiyonlar, RobinScope’un AI destekli modelinde yaklaşık 1.000 USD seviyelerine kadar inebilmektedir. Bu da markalara aynı kalite algısını koruyarak ciddi maliyet avantajı ve hız kazandırır. Hukuki ve mülkiyet güvenliği.RobinScope tarafından üretilen içeriklerin telif hakları ve kullanım hakları müşteriye aittir; senaryo, seslendirme, müzik ve görseller üzerinde herhangi bir üçüncü taraf lisans kısıtlaması bulunmamaktadır. (Detaylı lisans sözleşmeleri ve kullanım hakları, proje bazında sözleşmede netleştirilir.) Yatırım ve ekosistem desteği.RobinScope Studio’nun yatırımcısı Kenan Altun’dur. Türkiye girişimcilik ekosisteminde tanınan bir isim olan Kenan Altun, uzun yıllardır mentor ve yatırımcı kimliğiyle startuplara destek vermektedir. Kenan Altun’un stratejik ağı ve sektörel deneyimi, RobinScope’un hem Türkiye içindeki hem de uluslararası pazarlardaki büyüme stratejilerine katkı sağlayacak önemli bir güven unsuru olarak öne çıkmaktadır. https://youtu.be/lpBxqumguP0 RobinScope Studio Hakkında RobinScope Studio, yapay zekâ destekli prodüksiyon hizmetleri sunan bir kreatif stüdyodur. Müşterilerine, senaryodan son kurgusuna kadar eksiksiz bir prodüksiyon deneyimi sağlar; her proje insan uzmanlığı ile AI’nın teknik gücünün birleşimiyle yürütülür. Linkedin : https://www.linkedin.com/company/robinscope-studio/about/Web Sitesi : https://robinscope.studio/YouTube : https://www.youtube.com/@RobinScopeStudioBilgi Talebi İçin : info@robinscope.com #### Yapay Zeka ile Stratejik Dönüşüm: Vizyonerler İçin Özel Webinar Kolektif Vizyon Platformu ve Roiva Akademi, iş dünyasının karar vericilerine yapay zekanın sadece teknik değil, yönetimsel gücünü aktarmaya hazırlanıyor. 15 Nisan 2026 akşamı gerçekleşecek olan “Vizyonerler İçin Yapay Zeka” webinarı, katılımcılara operasyonel mükemmellik ve stratejik öngörü kazandıracak yeni bir yol haritası sunuyor. İş Süreçlerinde Yapay Zeka ile Yeni Bir Bakış Açısı “Vizyonerler İçin Yapay Zeka” başlığıyla düzenlenecek olan webinar, C-Level yöneticilerden orta düzey yöneticilere kadar tüm karar vericilere somut bir vizyon kazandırmayı hedefliyor. Katılımcılar bu eğitimle birlikte; yapay zekayı iş süreçlerine entegre ederek verimliliği nasıl artırabileceklerini, veri odaklı karar verme mekanizmalarını nasıl güçlendireceklerini ve rekabet avantajı sağlayacak yeni nesil iş modellerini nasıl kurgulayacaklarını keşfedecekler. Stratejik Liderlik İçin Uygulanabilir Bilgi Etkinliğin eğitmenliğini üstlenen Yapay Zeka Stratejisti, Konuşmacı ve Yazar Veli Bahçeci, teorik bilginin ötesine geçerek katılımcıların profesyonel hayatlarında doğrudan uygulayabilecekleri bir perspektif sunacak. Roiva Akademi Kurucusu Bahçeci, yapay zekanın kurumsal vizyonun bir parçası haline getirilmesi noktasında liderlere rehberlik edecek. İş dünyasının bu önemli buluşması, tüm profesyonellerin katılımına açık olarak dijital ortamda gerçekleşecek. Katılımcıların bu vizyon paylaşımını ajandalarına kaydetmeleri ve etkinlik günü paylaşılacak olan canlı yayın erişim linkine ulaşabilmeleri için LinkedIn üzerinden kayıt oluşturmaları gerekiyor. Tarih: 15 Nisan 2026 Saat: 20:00 Kayıt ve Erişim: Buradan Kaydolun / Katılın #### Yapay Zeka ile Sürdürülebilir Turizme Akıllı Adım Küresel iklim krizi, turizm sektörünü hiç olmadığı kadar sorumlu davranmaya zorluyor. Artık çevre duyarlılığı yalnızca sosyal bir görev değil, misafirin otel tercihinde belirleyici bir kriter. Bu dönüşümün öncülerinden biri olan Elektraweb, geliştirdiği yapay zeka destekli platformla otellerin enerji, su ve atık yönetimini anlık olarak izleyip karbon ayak izini düşürmesine olanak tanıyor. TÜBİTAK 1711 Yapay Zeka Ekosistem Çağrısı kapsamında desteklenen proje, üniversite, özel sektör, saha paydaşı iş birliğiyle geliştirildi ve halihazırda pilot otellerde aktif olarak kullanılıyor. Sistem, farklı departmanlardan toplanan operasyonel verileri bütüncül biçimde analiz ediyor, sürdürülebilirlik göstergelerini yalın ara yüzlerle yönetime sunuyor ve alınacak aksiyonları departman bazlı önerilere dönüştürüyor. Elektraweb CEO’su Kemal Oral, geliştirilen çözümün sektörde yeni bir dönemi başlattığını belirterek şunları söyledi:  “Yapay zekayı yalnızca verimlilik için değil, sürdürülebilirlik için de kullanmak zorundayız. Bizim geliştirdiğimiz platform, sahadaki gerçek veriyi anlık olarak işleyip yöneticilere doğru zamanda doğru kararı aldıran bir dijital karar destek sistemine dönüştü. Sürdürülebilirlik artık bir raporlama faaliyeti değil, yaşayan bir yönetim sürecidir.” Oral, platformun departman bazlı karbon takibi, sapma tespiti, otomatik öneri ve detaylı raporlama gibi modüllerle otellerin çevresel etkilerini azaltırken operasyonel verimliliği artırdığını vurguladı. Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyelerinin metodolojik katkısıyla geliştirilen çözüm, TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitüsü’nün ekosistem yaklaşımıyla da uyum içinde yürütüldü. Çalışma, Nautica Hotel / Gertursangibi pilot tesislerde test edilerek farklı otel profillerine hızla adapte olabilecek esnek bir yapıya kavuşturuldu. Sektörde benzeri bulunmayan bu öncü çözüm; veri takibi, departmanlar arası ilişkilendirme, sapma tespiti, öneri ve raporlamayı tek çatı altında birleştiriyor. Türkiye’nin iklim hedefleri ve Yeşil Mutabakat perspektifiyle uyumlu bu dönüşüm, hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de işletmelere ölçülebilir operasyonel kazanımlar sağlıyor. Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000’den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Yapay Zeka İş Dünyasında Sadece Bir Trend Değil, Bir Zorunluluk Her dönemin bir dönüşüm hikayesi vardır. Bugünün iş dünyasında ise dönüşümün adı çok net: Yapay Zeka.Ama hemen söyleyeyim; bu sadece moda bir kavram değil. Bu, iş yapış şeklimizi yeniden tanımlayan, zamanı ve maliyeti daha etkin kullanmamızı sağlayan bir fırsat. Peki ama nasıl? Yapay Zeka İle İşler Nasıl Değişiyor? Artık yapay zeka, sadece teknoloji şirketlerinin oyun alanı değil. Dünya devi markalar, bankalar, sigorta şirketleri, üretim tesisleri, danışmanlık firmaları, hukuk büroları ve daha niceleri yapay zekayı kullanarak rakiplerinden birkaç adım öne geçiyor. Neden mi? Çünkü zaman en kıymetli sermaye. Çünkü verimsiz işler artık rekabette geri kalmak demek. Çünkü veri var ama anlamlandırmak zor. Yapay zeka tüm bu sorunlara çözüm sunan etkili bir araç. Peki Ne Kazandırır? Karar Alma Hızlanır:Şirketlerin günlük kararlarında “bana veri getir, analiz et, rapor hazırla” süreci bazen haftalar sürer. Yapay zeka bunu dakikalara indirir.Bugün dünyadaki birçok finans şirketi, yatırımlarını yapay zeka ile yönlendiriyor çünkü veriyi insan gözünden daha hızlı analiz ediyor. Müşteri Memnuniyeti Artar:Her müşteriyi tek tek tanımak mümkün değil. Ama yapay zeka, müşterilerin alışkanlıklarını analiz eder, onlara özel teklif ve öneri sunar.Bir bankayı düşünün; müşteriye özel kredi önerisini AI ile şekillendiren bankalar %30 daha fazla dönüş alıyor. Çalışan Verimliliği Artar:Yapay zeka, çalışanların vakit kaybettiği basit ve tekrarlı işleri üstlenir. Böylece çalışanlar daha stratejik ve yaratıcı işlere odaklanır. Maliyetler Düşer:İyi uygulanan bir yapay zeka çözümü, operasyonel maliyetleri %20-30 oranında azaltabilir. Özellikle müşteri hizmetlerinde ve raporlama süreçlerinde bu çok net görülüyor. Üreticiler için Yapay Zekanın Kazandırdıkları Yapay zeka sadece hizmet sektörünün değil, üreticilerin de güçlü bir destekçisi. Üretim Hatalarını Önleme: Üretim hattında sensörler ve yapay zeka algoritmalarıyla kalite kontrolü anlık olarak yapmak mümkün. Böylece hatalı üretim ciddi şekilde azalıyor. Stok ve Tedarik Zinciri Yönetimi: Gıda, tekstil, otomotiv veya herhangi bir endüstri... Yapay zeka, stok seviyelerini optimize ederek fazla üretimi veya stok kaybını engelliyor. Tedarik zinciri kesintilerini önceden tahmin edip alternatif çözümler sunabiliyor. Enerji ve Kaynak Verimliliği: Üretim sırasında enerji tüketimi, malzeme israfı gibi kalemlerde %10-15 tasarruf sağlanabiliyor. Bu hem maliyete hem çevreye katkı. Yani sanayi, gıda üretimi veya endüstriyel ürün üretimi fark etmeksizin, rekabette öne geçmenin ve maliyet avantajı yaratmanın yolu yapay zekayı üretim süreçlerine entegre etmekten geçiyor. Türkiye’de Kurumlar Ne Yapmalı? Öncelikle “teknoloji anlamam” düşüncesini bir kenara bırakmak lazım. Çünkü konu teknoloji değil, fayda.Türkiye’deki kurumlar bu dönüşümü kaçırmamalı. Aksi halde uluslararası rekabet gücümüz zayıflar. Artık sadece işin kalitesi yetmiyor, işin hızı, esnekliği ve verimliliği de belirleyici. Yapılması gereken adımlar çok net: Yapay zeka ile hangi süreçlerin daha verimli olacağını belirleyin. Küçük pilot projeler başlatın. Çalışanlarınızı bu dönüşüme hazırlayın. Veriyi doğru toplamayı ve kullanmayı öğrenin. Alanında uzman şirketlerle iş birliği yapın. Sonuç: Dönüşüm Kaçınılmaz Yapay zeka artık bir seçenek değil, iş yapış şeklimizin yeni standardı haline geliyor. Bu dönüşüme öncülük eden şirketler; hız, maliyet avantajı ve müşteri memnuniyetinde ciddi sıçramalar yapıyor. Gelecekte ayakta kalmak isteyen şirketlerin bugün yapması gereken en önemli şeylerden biri de, bu teknolojiyi iş süreçlerine nasıl adapte edeceğini planlamak. Kenan Altunİş Dünyası Mentoru & Teknoloji Danışmanı“Yapay zekaya yatırım, işinizi hızlandırmanın, güçlendirmenin ve sürdürülebilir kılmanın anahtarıdır.” Bu alanda nereden başlamalıyım, hangi süreçlerim için yapay zekadan faydalanabilirim diyorsanız; tavsiye edeceğim kaynaklar, örnek uygulamalar ve yol haritaları ile destek olabilirim.Şirketinizin ihtiyaçlarına özel çözümleri birlikte değerlendirebiliriz. 👉 İletişim için: info@kenanaltun.com | LinkedIn #### Yapay Zeka Kullanan KOBİ’lerde Stokta %30, İş Gücünde %67 Artış Kobi AI Kurucusu Baran Kaya, yapay zekânın KOBİ’lerde yalnızca operasyonel hız değil, doğrudan ölçülebilir finansal sonuçlar yarattığını söyledi. Kaya’ya göre, yapay zekâ kullanmaya başlayan işletmelerde stok maliyetleri ortalama %30 oranında iyileşirken, çalışanların aynı sürede tamamladığı iş miktarı %67’ye varan oranlarda artıyor. Kobi AI Kurucusu Baran Kaya’ya göre, yapay zekâyı iş süreçlerine dâhil eden KOBİ’lerde stok maliyetleri ortalama %30 iyileşiyor, çalışan verimliliği ise %67’ye varan oranlarda artıyor. Agentic AI yaklaşımıyla geliştirilen bu modeller, KOBİ’ler için yapay zekâyı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir rekabet aracına dönüştürüyor. KOBİ’ler İçin Uzak Bir Teknoloji Değil Yapay zekâ uzun süre büyük ölçekli şirketlerin gündeminde yer aldı. Ancak sahadaki tablo, en büyük verimlilik ihtiyacının KOBİ’lerde olduğunu gösteriyor. Baran Kaya, Kobi AI’yi bu tespitten yola çıkarak konumlandırdıklarını belirterek, “KOBİ’lerin çalışma biçimi, veri yapısı ve insan kaynağı büyük ölçekli şirketlerden çok farklı. Bizim yaklaşımımız da baştan sona bu gerçekliğe göre şekillendi.” dedi. Tek Bir Yapay Zekâ Değil, Birbirini Denetleyen Dijital Asistanlar Kobi AI altyapısında büyük dil modelleri, daha geniş bir Agentic AI mimarisinin parçası olarak kullanılıyor. Teklif hazırlama, satış, karar destek ve analiz gibi süreçlerde görev alan yapay zekâ asistanları, birbirleriyle iletişim kurarak çalışıyor ve sonuçları denetliyor. 7/24 Çalışan Yapı, Standartlaşmış Sonuç Yapay zekâ asistanlarının kesintisiz çalışabilmesi ve aynı kalite standardını koruması, özellikle sınırlı insan kaynağına sahip KOBİ’ler için önemli bir avantaj sağlıyor. MIT tarafından yapılan bir araştırma, yalnızca ChatGPT kullanan çalışanların bile verimlilikte %67’lik bir artış yakaladığını ortaya koyuyor. Kobi AI’ye göre, insan ve Agentic AI birleşimiyle kurulan ekiplerde bu kazanım daha da yukarı taşınabiliyor. Dağınık Veri, Görünmeyen Potansiyel ERP karmaşası ve birbirini tutmayan tablolar, KOBİ’lerde sık karşılaşılan bir sorun. Kobi AI bu durumu bir engel olarak değil, değer üretilebilecek bir alan olarak ele alıyor. Yapay zekâ asistanları, dağınık verileri anlamlandırarak işletmeler için daha önce fark edilmeyen içgörüleri görünür hâle getiriyor. Otonom Yapay Zekâ Ekiplerine Geçiş Süresi Satın alma, stok ve finans süreçlerinin yapay zekâ ekipleri tarafından yönetilmesi bugün sınırlı örneklerle uygulanıyor. Ancak Baran Kaya’ya göre, ilk somut sonuçların 3 ay içinde alınabildiği bu yapıların, önümüzdeki 2–3 yıl içinde KOBİ’lerde yaygınlaşması bekleniyor. Yatırımın Geri Dönüşü Nerede Başlıyor? Sahadan elde edilen verilere göre, yapay zekâ kullanan KOBİ’lerde stok maliyetlerinde ortalama %30’luk bir iyileşme görülüyor. Bu iyileşme, nakit akışını rahatlatırken operasyonel kararların daha öngörülebilir hâle gelmesini sağlıyor. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, acil siparişler, değişken tedarik süreleri veya büyük veri hacimleri karşısında yetersiz kalabiliyor. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### Yapay Zeka Oyunun Kurallarını Değiştiriyor Gelişen yapay zeka teknolojileri, girişimcilik ekosistemini köklü bir dönüşüme uğratıyor. Otomasyon, büyük veri analitiği ve yapay zeka destekli iş modelleri, girişimcilerin rekabet gücünü artırırken, karar alma süreçlerini de daha verimli hale getiriyor. Ancak bu dönüşüm, fırsatlarla birlikte bazı riskleri de beraberinde sunuyor. Yapay zeka çağında girişimcilik stratejilerini güçlendirmek çok daha önemli hale geldi ve bu noktada işletmelerin işlerini daha akıllı ve verimli bir şekilde yönetmeleri gerekiyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yapay zekanın girişimcilik dünyasında yarattığı değişimi değerlendirerek, bu teknolojinin iş süreçlerine entegrasyonunun girişimciler için nasıl bir fırsata dönüşebileceğini anlatıyor. Onay’a göre, yapay zeka destekli çözümler, küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük firmalarla rekabet etmesini kolaylaştırırken, müşteri deneyimini de daha kişiselleştirilmiş bir hale getiriyor. Onay, "Girişimciler için yapay zeka, yalnızca verimlilik sağlayan bir araç değil, aynı zamanda yenilikçi iş modelleri geliştirmek için büyük bir fırsat sunuyor. Ancak veri güvenliği, etik kurallar ve yasal düzenlemeler konusunda bilinçli adımlar atmak gerekiyor. Doğru stratejiyle yapay zeka, girişimciler için bir büyüme motoruna dönüşebilir. Öte yandan, yapay zeka teknolojileri iş modellerini daha esnek hale getirerek girişimcilerin pazarda fark yaratmasını kolaylaştırıyor. Geleneksel iş süreçlerinde insan gücüne bağlı olan birçok operasyon, yapay zeka ile otomatikleşiyor ve hatasız bir şekilde yönetilebiliyor. Böylece küçük ölçekli girişimler bile global ölçekte rekabet edebilir hale geliyor. Özellikle dijital platformlar ve yapay zeka tabanlı araçlar, yeni iş modelleri yaratma konusunda büyük bir itici güç olarak öne çıkıyor. Girişimciler, bu teknolojiyi benimseyerek pazarda liderlik için güçlü bir adım atabilirler." dedi. Yapay zeka tehdit de oluşturabilir Yapay zeka, girişimcilere büyük fırsatlar sunarken, beraberinde elbette bazı riskleri de getiriyor. Teknolojinin hızla gelişmesi, girişimcilerin etik ve hukuki sınırlar içinde kalmalarını zorlaştırabiliyor. Özellikle veri güvenliği, gizlilik ve yapay zekanın karar verme süreçlerinde potansiyel önyargıların ortaya çıkması gibi sorunlar, girişimciler için ciddi birer tehdit oluşturabilir. Yapay zeka, veriyi işleyerek kararlar alırken, hatalı veya taraflı sonuçlar üretebiliyor, bu da müşterilere ve topluma zarar verebilir. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Yapay Zeka, En Çok Hataya Açık Süreçlerde Fark Yaratıyor KOBİ AI Kurucusu Baran Kaya’ya göre şirketlerde yaşanan birçok finansal kaybın temelinde insan hatasına açık süreçler bulunuyor. Satın almadan maliyet hesaplamaya, üretim planlamadan satış yönetimine kadar birçok alanda devreye giren yapay zeka sistemleri ise bu hataları azaltarak KOBİ’lere önemli bir verimlilik ve rekabet avantajı sağlıyor. Şirketlerde yaşanan birçok operasyonel sorun çoğu zaman gözden kaçan küçük hatalardan kaynaklanıyor. Yanlış hesaplanan maliyetler, geç verilen satın alma kararları, eksik stok planlaması ya da doğru analiz edilmeyen satış verileri işletmeler için ciddi gelir kayıplarına yol açabiliyor. Özellikle sınırlı kaynaklarla faaliyet gösteren KOBİ’ler için bu hataların maliyeti çok daha büyük olabiliyor. KOBİ AI Kurucusu Baran Kaya, son yıllarda gelişen yapay zeka teknolojilerinin özellikle bu tür hataya açık süreçlerde önemli bir dönüşüm yarattığını belirtiyor. Kaya’ya göre yapay zeka artık yalnızca bilgi sunan bir araç değil, şirketlerin günlük operasyonlarında aktif rol alan ve birçok süreci analiz ederek yönlendiren bir sistem haline geliyor. Baran Kaya, işletmelerde yaşanan kayıpların çoğunun veri yoğun ve karmaşık süreçlerde ortaya çıktığını belirterek şunları söyledi: “Şirketlerde satın alma, stok yönetimi, maliyet hesaplama veya üretim planlama gibi süreçler çok sayıda verinin aynı anda değerlendirilmesini gerektirir. İnsanlar bu kadar çok veriyi sürekli ve hatasız şekilde analiz etmekte zorlanabiliyor. Yapay zeka ise çok daha büyük veri setlerini kısa sürede analiz ederek hataların önemli ölçüde önüne geçebiliyor.” Özellikle satın alma ve stok yönetimi süreçlerinde yapılan küçük hatalar işletmeler için ciddi maliyetler yaratabiliyor. Talep dalgalanmaları, değişen üretim planı, değişen tedarik süreleri, muadil ürünler, son kullanma tarihli ürünler ve daha birçok etken binlerce çeşit stok üzerinde tekrar tekrar detaylı analizler yapılmasını gerektiriyor. Sonuçta gereğinden fazla satın alma yapılması nakdin stokta atıl kalmasına neden olurken, eksik satın alma ise kaçan satış fırsatları anlamına geliyor. Yapay zeka destekli sistemler geçmiş satış verilerini, stok seviyelerini, tedarik sürelerini ve sipariş eğilimlerini analiz ederek şirketlere daha doğru satın alma kararları alabilme imkânı sunuyor. Benzer şekilde üretim yapan şirketlerde planlama süreci de oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Siparişlerde değişiklik, tahsilatta gecikme, iptal olan siparişler, kalite sorunu nedeniyle tekrarlanan üretim, tedarikte yaşanan gecikmeler, makine arızaları gibi her gün yaşanan değişimler, üretim planının sürekli yenilenmesini gerektiriyor. Yapay zeka sistemleri tüm değişkenleri aynı anda değerlendirerek dakikalar içinde yeni üretim planları oluşturabiliyor ve üretim süreçlerinin daha verimli yönetilmesine katkı sağlıyor. Kaya’ya göre maliyet hesaplama da işletmelerde çok zaman harcanan ve sık hata yapılan alanlardan biri. Lojistik, finansman, depolama, işçilik ve kur farkı gibi birçok kalemin hesaba katılması gereken maliyet analizlerinde küçük bir hesaplama hatası bile şirketlerin kârlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Yapay zeka sistemleri ise tüm bu verileri aynı anda analiz ederek çok daha hızlı ve doğru maliyet hesaplamaları yapılmasını sağlıyor. Satış yönetiminde de benzer bir dönüşüm yaşandığını belirten Kaya, yapay zekanın müşteri verilerini analiz ederek satış ekiplerine önemli bir destek sunduğunu ifade ediyor. Müşteri geçmişi, fiyat hassasiyeti, stok durumu ve rekabet koşulları gibi birçok veriyi aynı anda değerlendirebilen sistemler, satış ekiplerinin daha doğru teklif hazırlamasına ve müşteri ilişkilerini daha etkin yönetmesine yardımcı oluyor. Baran Kaya’ya göre yapay zekanın şirketlere sağladığı en büyük avantajlardan biri de çok büyük veri setlerini duygusal etkilerden bağımsız şekilde analiz edebilmesi. İnsanların çoğu zaman sezgi veya deneyime dayanarak verdiği kararlar, yapay zeka tarafından veriye dayalı olarak değerlendirildiğinde daha dengeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Kaya, yapay zekayı yalnızca bireysel kullanım aracı olarak değil, iş süreçlerinin bir parçası haline getiren şirketlerde verimlilik artışının çok daha belirgin olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekayı sadece çalışanların kullandığı bir araç olarak görmek yerine süreçlerin içine yerleştiren şirketlerde ciddi bir verimlilik artışı görülüyor. İşin türüne göre değişmekle birlikte çoğu işletmede yüzde 30 ile yüzde 60 arasında bir verimlilik artışı yakalanabiliyor. Önümüzdeki dönemde rekabette öne çıkan şirketler yalnızca güçlü ekipler kuranlar değil, aynı zamanda veriyi en iyi analiz eden ve yapay zekayı iş süreçlerine en doğru şekilde entegre eden şirketler olacak.” Yapay zekanın iş süreçlerine entegrasyonunun bir günde tamamlanan bir dönüşüm olmadığını da vurgulayan Kaya’ya göre şirketlerin bu teknolojileri erken dönemde kullanmaya başlaması rekabet açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Çünkü yapay zeka sistemleri zaman içinde öğrenen, gelişen ve şirketin iş yapış biçimine uyum sağlayan bir yapı oluşturuyor. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep-tedarik dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, amaçları gereği bu alanlarda işleyişe özel çözümler üretmiyorlar. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, KOBİ ölçeğine uygun, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### Yapay Zekanın Önündeki Görünmez Engel: “Çöp Veri” Şirketleri Yavaşlatıyor 2026’da yapay zeka yatırımları orta ölçekli şirketlerin gündeminde ilk sıralara yerleşirken, şirketlerin büyük bölümü bekledikleri verimi alamıyor. Nedeni ise teknoloji eksikliği değil; yıllardır biriken dağınık, hatalı ve işlenmemiş veri yığınları. ERP sistemlerinde milyonlarca satır veri bulunmasına rağmen, yanlış ürün kayıtları, güncellenmeyen stok bilgileri, eksik tedarikçi verileri ve manuel giriş hataları şirketlerin operasyonlarını sessizce zayıflatıyor. Kobi AI Kurucusu Baran Kaya, bugün birçok şirketin yapay zekaya geçmeye çalışırken aslında “çöp veri” problemiyle mücadele ettiğini belirterek, “Şirketler yapay zekanın neden beklenen sonucu vermediğini sorguluyor ama asıl sorun çoğu zaman verinin kendisi oluyor. Yapay zeka yanlış veriyi analiz ettiğinde, yanlış kararlar üretmeye başlıyor” dedi. “Çöp Girdi, Çöp Çıktı” Dönemi Şirketlere Maliyet Olarak Geri Dönüyor Baran Kaya’ya göre şirketlerin önemli bir bölümü yıllardır veri topluyor ancak bu verilerin büyük kısmı stratejik karar almak için uygun halde değil. Özellikle satın alma, stok yönetimi ve üretim planlama süreçlerinde veri kalitesinin düşük olması; maliyetleri doğrudan etkileyen sonuçlar doğuruyor. Kaya, “Bir ürün farklı departmanlarda farklı isimlerle kayıtlı olabiliyor. Stokta görünen ürün gerçekte depoda olmayabiliyor. Tedarikçi geçmişi eksik olduğu için yanlış satın alma kararları alınabiliyor. Yapay zeka bu verilerle çalıştığında problemi çözmek yerine büyütebiliyor. Şirketlerin çoğunda asıl problemin veri eksikliği değil, veri kaosu var. Dijital dönüşümün başarısı artık doğrudan veri kalitesine bağlı.” ifadelerini kullandı. Yapay Zeka Öncesi En Kritik Süreç Veri Temizliği Kobi AI’ın yürüttüğü projelerde şirketlerin ilk aşamada doğrudan yapay zeka entegrasyonuna değil, veri yapılandırma süreçlerine odaklandığını belirten Kaya, “Bugün en büyük ihtiyaçlardan biri veri temizliği” dedi. Kaya’ya göre birçok işletme hızlı şekilde yapay zeka kullanmak istiyor ancak sistemlerin sağlıklı çalışabilmesi için öncelikle mevcut verinin standartlaştırılması gerekiyor. Kaya, şöyle devam etti: “Biz projelere başlamadan önce şirketlerin ERP altyapısını analiz ediyoruz. Aynı ürünlerin tekilleştirilmesi, eksik kayıtların düzeltilmesi, geçmiş verilerin normalize edilmesi ve sistemler arası veri uyumunun sağlanması ilk aşamayı oluşturuyor. Çünkü veri sağlıklı değilse, dünyanın en güçlü yapay zeka modeli bile doğru sonuç üretemez. Satın Almadan Stoğa Kadar Her Noktada Etkili Temiz veriyle çalışan yapay zeka ajanları, özellikle satın alma ve stok yönetimi süreçlerinde şirketlere ciddi avantaj sağlıyor. Fiyat dalgalanmaları, döviz hareketleri, tedarikçi gecikmeleri gibi değişkenleri aynı anda analiz eden sistemler, doğru satın alma zamanını belirleyebilir. Birçok projede satın alma maliyetlerinde yüzde 18 ila 35 arasında düşüş gözlemliyoruz.” Özellikle atıl stok ve üretim duruşlarının orta ölçekli şirketlerde ciddi finansal kayıplara yol açtığını belirten Kaya, “Eskiden şirketler çoğu zaman ya fazla stok nedeniyle finansman yükü taşıyor ya da kritik anda ürün bulamadığı için üretimi durduruyordu. Yapay zeka ajanları ise talep tahmini, mevsimsellik, piyasa değişimleri gibi birçok veriyi birlikte ve her ürün için ayrı ayrı değerlendirerek optimum dengeyi kurabiliyor” dedi. Statik Excel Tabloları Yerini Dinamik Karar Sistemlerine Bırakıyor Üretim planlama süreçlerinde hâlâ manuel tablolarla ilerleyen şirketlerin rekabet gücünü kaybetmeye başladığını söyleyen Kaya, yapay zeka destekli planlama sistemlerinin anlık karar alma kabiliyeti sunduğunu belirterek, “Bir tedarikçinin gecikmesi ya da talebin ani artması gibi durumlarda sistem tüm planı saniyeler içinde yeniden optimize edebilir. Eskiden bu süreçler günler sürüyordu. Şimdi ise yapay zeka alternatif senaryoları anında hesaplayabiliyor. Bu da teslimat performansını artırırken üretim kayıplarını azaltıyor” diye konuştu. 2026’da Rekabetin Anahtarı “Doğru Veri” Olacak Kobi AI’ın 2025-2026 döneminde yürüttüğü projelerde dikkat çekici sonuçlar elde edildiğini belirten Kaya, doğru veriyle çalışan yapay zeka sistemlerinin yatırım maliyetini kısa sürede geri kazandırdığını söyledi. Stok devir hızında yüzde 25 ila 40 arasında iyileşme sağlandığını, acil sipariş maliyetlerinin ciddi biçimde düştüğünü ifade eden Kaya, satın alma ve planlama ekiplerinin ise operasyonel yükten kurtularak daha stratejik alanlara odaklanabildiğini belirterek, “Özellikle imalat, makine, gıda, distribütörlük ve medikal sektörlerinde veri yönetimi artık kritik rekabet unsuru haline geldi. Bu sektörlerde hata toleransı çok düşük. Yanlış veri, yanlış üretim planı ya da yanlış satın alma kararı doğrudan maliyet olarak geri dönüyor” şeklinde konuştu. Kobi AI Hakkında: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik bir avantaja dönüştürmelerini sağlayacak yapay zeka odaklı çözümler sunan bir yazılım firmasıdır. Amacı, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle, standart yazılımların çözemediği karmaşık iş sorunlarına özel, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmek; dağınık verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirerek işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmek, operasyonlarını yalınlaştırmak ve risklerini azaltmaktır. Birçok işletme; operasyonel verimsizlikler, talep-tedarik dalgalanmaları ve farklı sistemlerde dağınık duran veriler nedeniyle zorlanıyor. Geleneksel yazılımlar, amaçları gereği bu alanlarda işleyişe özel çözümler üretmiyorlar. Bu da zaman kaybına, hatalara ve artan maliyetlere yol açıyor. Kobi AI, bu sorunlara veri odaklı, KOBİ ölçeğine uygun, kesin çözümler üreterek işletmelerin öne çıkmasını sağlıyor. #### Yapıchem Kimya Buildex 2026'da Bölgesel Büyüme Hedeflerini Güçlendirdi Yapı kimyasalları sektörünün önemli oyuncularından Yapıchem Kimya, 10-14 Haziran 2026 tarihleri arasında Suriye'nin başkenti Şam'da düzenlenen Buildex 2026 Fuarı'na katılarak bölgedeki iş birliği ve büyüme fırsatlarını değerlendirdi. Şirket, fuar boyunca sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek bölgesel hedeflerine yönelik temaslarda bulundu. Yapıchem Kimya, Suriye’nin en önemli yapı ve inşaat fuarlarından Buildex 2026’ya katılarak bölgedeki yeniden yapılanma sürecinin sunduğu fırsatları değerlendirdi. Şam’da düzenlenen fuarda sektör temsilcileri, iş ortakları ve yatırımcılarla bir araya gelerek, ihracat faaliyetlerini destekleyecek yeni iş birliği olanaklarına yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Yapıchem Kimya, yalnızca mevcut ticari ilişkilerini geliştirmeyi değil, aynı zamanda bölgenin ihtiyaçlarını daha yakından analiz ederek uzun vadeli iş birlikleri oluşturmayı hedefliyor. Suriye Yeniden İnşa Edilirken Yapı Sektörü Yeni Bir Döneme Hazırlanıyor Uzun yıllar süren savaşın ardından yeniden yapılanma sürecine giren Suriye’de konut, altyapı, ticari yapılar ve endüstriyel tesisler başta olmak üzere geniş kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi bekleniyor. Bu dönüşüm süreci, yapı ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli fırsatlar yaratırken, bölgenin ihtiyaç duyduğu kaliteli ve sürdürülebilir yapı çözümlerine olan talebi de artırıyor. Buildex Fuarı, yalnızca Suriye pazarına değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki yatırımcılar ve sektör temsilcileriyle bir araya gelme imkanı sunarak uluslararası iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlıyor. Bölgesel Büyüme Stratejisinin Önemli Adımlarından Biri Yapıchem Kimya, fuar katılımıyla yalnızca ürün ve çözümlerini tanıtmakla kalmadı; aynı zamanda ihracat faaliyetlerini güçlendirme ve bölgedeki iş ortaklıklarını geliştirme hedefleri doğrultusunda önemli temaslarda bulundu. Şirket, son yıllarda uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürürken, yakın coğrafyalardaki büyüme potansiyelini yakından takip ediyor. Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinin bölgesel ekonomi açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Yapıchem Kimya, bu süreçte güvenilir ve uzun vadeli iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyor. “Bölgenin Geleceğine Değer Katacak Projelerin Parçası Olmak İstiyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıchem Kimya Genel Müdürü Pınar Arıcan Bayramiçli, Suriye’nin önümüzdeki dönemde yapı ve inşaat sektörü açısından dikkatle takip edilmesi gereken pazarlardan biri olduğunu belirtti. Bayramiçli, “Buildex 2026 Fuarı, yalnızca yeni iş bağlantıları kurmak açısından değil, bölgenin ihtiyaçlarını yerinde gözlemlemek ve geleceğe yönelik stratejilerimizi şekillendirmek açısından da son derece verimli geçti. Bölgenin geleceğine katkı sağlayacak projelerin bir parçası olmak ve uluslararası büyüme stratejimizi yeni iş birlikleriyle desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor” dedi. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar üretmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem Kimya İhracatta İlk 10’a Yükseldi Yapı kimyasalları sektörünün öncü firmalarından Yapıchem Kimya, ihracattaki yükselişini yeni bir başarıyla taçlandırdı. İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) tarafından açıklanan 2025 ihracat verilerine göre Yapıchem, kendi kategorisinde Türkiye genelinde ilk 10’a girdi. Bu başarı şirketin küresel pazarlardaki istikrarlı yükselişini ve rekabet gücünü ortaya koydu. Son dört yılda 21. sıradan ilk 10’a yükselen Yapıchem Kimya, sürdürülebilir büyüme stratejisiyle dikkat çekti. Yapıchem Kimya’nın ihracat performansı, son yıllardaki istikrarlı yükselişiyle dikkat çekiyor. 2022 yılında 21. sırada bulunan şirket, kısa sürede yakaladığı ivmeyle 2025 itibarıyla ilk 10’a girerek önemli bir eşik aştı. Bu yükselişte; ürün kalitesine yapılan yatırımlar, pazar çeşitliliği ve müşteri odaklı yaklaşım belirleyici rol oynadı. “Bu Başarı Stratejik Kararlılığın Sonucu” Yapıchem Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Arıcan, elde edilen başarıya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İhracata büyük önem veriyor ve bu alana önemli yatırımlar yapıyoruz. Beton ve çimento katkıları başta olmak üzere geniş ürün yelpazemizle bugün 28 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Son dört yılda 21. sıradan ilk 10’a yükselmek, yalnızca bir sıralama başarısı değil; aynı zamanda stratejik kararlılığımızın ve güçlü ekip yapımızın bir göstergesidir. Global pazarlarda kurduğumuz güçlü ilişkiler ve müşteri ihtiyaçlarına hızlı ve doğru çözümler sunma yaklaşımımız, bu başarının temelini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde mevcut pazarlardaki etkinliğimizi artırırken, yeni coğrafyalarda daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz.” Küresel Pazarlarda Daha Güçlü Bir Yapıchem Kimya Yapıchem Kimya, ihracat yaptığı pazarlarda sadece ürün sağlayıcı değil, aynı zamanda çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Şirket, Ar-Ge yatırımları ve yenilikçi ürün geliştirme süreçleriyle uluslararası pazarlarda rekabet avantajını artırmayı hedefliyor. Özellikle son dönemde farklı coğrafyalara açılım stratejisini hızlandıran Yapıchem Kimya, ihracat ağını genişleterek riskleri dağıtmayı ve sürdürülebilir büyümeyi garanti altına almayı amaçlıyor. Hedef İlk 5 ve Üzeri Elde edilen başarıyı bir başlangıç noktası olarak gören Yapıchem Kimya, önümüzdeki dönemde ihracat hacmini daha da artırarak sektöründe ilk 5’e girme hedefini ortaya koyuyor. Bu doğrultuda şirket, hem mevcut iş ortaklıklarını güçlendirmeye hem de yeni stratejik iş birlikleri geliştirmeye odaklanıyor. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar üretmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem Kimya, Beton Sektörünün Küresel Buluşma Noktası Concrete Show UK 2026’ya Katılacak Yapı kimyasalları sektörünün öncü firmalarından Yapıchem Kimya, beton endüstrisinin Birleşik Krallık’taki en önemli etkinliği olan Concrete Show UK (The UK Concrete Show) Fuarı’na katılmaya hazırlanıyor. 25–26 Mart 2026 tarihlerinde İngiltere’nin Birmingham kentinde, National Exhibition Centre (NEC)’te düzenlenecek olan fuar, beton sektörünün paydaşlarını bir araya getirecek. Concrete Show UK, sektörün tüm tedarik zinciri için önemli bir buluşma platformu sunuyor. Her yıl düzenlenen etkinlik; yenilikçi ürünlerin sergilenmesinin yanı sıra bilgi paylaşımı, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı içerikleriyle de öne çıkıyor. Yapıchem Kimya’dan Küresel Vizyon Yapıchem Kimya, Concrete Show UK 2026 kapsamında; beton katkı maddeleri başta olmak üzere, yapı kimyasalları alanındaki yenilikçi çözümlerini uluslararası ziyaretçiler ve sektör profesyonelleriyle buluşturmayı hedefliyor. Firma, fuar boyunca beton teknolojileri, performans odaklı ürünler ve sektöre değer katan uygulamalarıyla global pazardaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Yapıchem Kimya’nın Concrete Show UK 2026 katılımı, markanın uluslararası pazarlardaki büyüme stratejisini ve beton sektörüne sunduğu yenilikçi ve sürdürülebilir çözümleri global ölçekte sergilemesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. “Birleşik Krallık pazarında kalıcı ve güçlü iş birlikleri hedefliyoruz” Yapıchem Kimya Genel Müdürü Pınar Arıcan Bayramiçli, yurt dışı pazarlara açılmada fuarların stratejik rolüne dikkat çekerek, şunları söyledi: “Uluslararası fuarlar, yalnızca ürünlerimizi tanıttığımız alanlar değil; aynı zamanda global trendleri yerinde gözlemlediğimiz ve yeni iş birliklerinin temelini attığımız çok değerli platformlar. Son dönemde Fas, İspanya, Libya ve Suudi Arabistan’da katıldığımız sektörel fuarlarda edindiğimiz deneyim, küresel pazarlardaki vizyonumuzu daha da güçlendirdi. Concrete Show UK 2026’yı da bu yolculuğun önemli bir adımı olarak görüyor, Birleşik Krallık pazarında kalıcı ve güçlü iş birlikleri hedefliyoruz.” Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar üretmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem Kimya, Global Arenadaki Gücünü İki Büyük Fuarla Pekiştirecek Yapıchem Kimya, Saudi Projects Expo ve Construmat Barcelona’da Yapı kimyasalları sektörünün lider firmalarından Yapıchem Kimya, 2025 yılında küresel pazardaki varlığını daha da güçlendirmek adına katıldığı uluslararası fuarlara yenilerini ekliyor. Yapıchem Kimya, 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad’da düzenlenecek Saudi Projects 2025 ve 20-22 Mayıs 2025 tarihlerinde İspanya’nın Barselona şehrinde gerçekleşecek Construmat Barcelona fuarlarında inovatif ürün portföyünü ve sürdürülebilir yapı çözümlerini sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Yapı kimyasalları sektörünün lider firmalarından Yapıchem Kimya, 2025 yılında uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmek adına katıldığı küresel etkinliklere iki fuar daha eklemeye hazırlanıyor. Yapıchem Kimya, Mayıs ayında iki önemli uluslararası fuarda yer alarak inovatif ürün portföyünü ve sürdürülebilir yapı çözümlerini dünya genelinden sektör profesyonelleriyle buluşturacak. İlki, 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenecek olan Saudi Projects 2025 ve ardından 20-22 Mayıs 2025 tarihlerinde İspanya’nın Barselona şehrinde gerçekleştirilecek olan Construmat Barcelona fuarları, yapı ve inşaat sektörünün küresel oyuncularını bir araya getirerek sektörel iş birliklerinin gelişmesine ve yenilikçi çözümlerin paylaşılmasına olanak sağlayacak. Yapıchem Kimya’nın ihracat vizyonuna dair değerlendirmede bulunan Yapıchem Kimya İhracat Satış Direktörü Fatma Er Sencer, şunları söyledi: “Yapıchem Kimya olarak ihracat pazarlarındaki büyümemizi sürdürüyoruz. Katılacağımız uluslararası fuarlar, hem mevcut iş ortaklarımızla bağlarımızı kuvvetlendirmek hem de yeni pazarlarda markamızı tanıtmak adına büyük önem taşıyor. Yapıchem Kimya olarak, Ar-Ge gücümüz ve yüksek kaliteli ürün gamımızla sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de çözüm ortaklığımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. İhracata çok ciddi yatırımlar yapan bir firma olarak, bu tür uluslararası platformlarda yer almak, hem sektördeki gelişmeleri yerinde gözlemlemek hem de sürdürülebilir büyümemiz adına stratejik adımlar atmak için kritik bir fırsat sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada ihracat faaliyetlerimiz, beton ve çimento katkıları başta olmak üzere geniş bir yapı kimyasalları ürün yelpazesini kapsıyor. Şu anda 27 farklı ülkeye ihracat yapmanın gururunu yaşıyoruz.” Uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırarak 2025 yılı büyüme hedeflerine kararlılıkla ilerleyen Yapıchem Kimya, önümüzdeki dönemde de ihracat yatırımlarına ve global fuar katılımlarına devam edecek. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar tedarik etmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem Kimya, ICCX Türkiye 2026’da Güçlü Bir Sektörel Buluşmaya İmza Attı Yapı kimyasalları, beton katkıları ve çimento teknolojileri alanında yenilikçi çözümler sunan Yapıchem Kimya, 13–14 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen ICCX Türkiye 2026 Uluslararası Beton Konferansı ve Fuarı’na katıldı. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen organizasyonda sektör profesyonelleri, teknik uzmanlar ve karar vericilerle bir araya gelen Yapıchem Kimya, beton teknolojilerindeki uzmanlığını ve uluslararası büyüme vizyonunu ortaya koydu. 13-14 Mayıs 2026’da İstanbul Yeşilköy Polat Renaissance Hotel’de düzenlenen ICCX Türkiye 2026, beton sektörünün üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcılarını aynı platformda buluşturdu. Yapıchem Kimya, etkinlik süresince standında yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlayarak beton katkıları, yapı kimyasalları ve performans odaklı çözümlerine ilişkin bilgi paylaşımında bulundu. Gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında mevcut iş ilişkileri güçlendirilirken, yeni iş birliklerine yönelik önemli temaslar kuruldu. Yapıchem Kimya, ICCX Türkiye 2026’da Yerini Aldı ICCX Türkiye 2026, uluslararası ICCX etkinlik serisinin Türkiye’deki ilk organizasyonu olarak sektörde önemli bir buluşma noktası oluşturdu. Yapıchem Kimya’nın daha önce Fas ve Polonya’da düzenlenen ICCX organizasyonlarına katılımı, markanın bu platformla kurduğu güçlü bağı ortaya koyarken; Türkiye’deki organizasyona katılımı ise hem yerel pazardaki konumunu hem de uluslararası görünürlüğünü pekiştiren stratejik bir adım olarak öne çıktı. Teknik Odak ve Sürdürülebilirlik Vurgusu Etkinlik boyunca betonun işlenebilirliği, dayanımı, üretim verimliliği, sürdürülebilirlik ve uygulama performansı gibi başlıklar Yapıchem Kimya’nın öne çıkardığı konular arasında yer aldı. Şirket, yalnızca ürünlerini tanıtmakla kalmayıp, sektörün geleceğine yönelik beklentileri ve uygulama ihtiyaçlarını da yakından takip etti. Yapıchem Kimya, yüksek teknolojiye dayalı ürün yapısı ve genişleyen lojistik, tedarik ağıyla, beton ve yapı kimyasalları sektöründe dünya pazarlarına yön veren uluslararası platformlarda aktif rol oynamaya ve küresel ayak izini genişletmeye kararlılıkla devam edecektir. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar tedarik etmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem Kimya, UK Concrete Show 2026’da Küresel Gücünü Ortaya Koydu Yapı kimyasalları sektörünün öncü markalarından Yapıchem Kimya, beton endüstrisinin İngiltere’deki en önemli buluşmalarından biri olan UK Concrete Show 2026’da yerini aldı. 25–26 Mart 2026 tarihlerinde İngiltere’nin Birmingham kentinde, National Exhibition Centre (NEC)’te gerçekleştirilen fuar, sektörün önde gelen profesyonellerini, üreticilerini ve karar vericilerini bir araya getirdi. Yapıchem Kimya, Avrupa’nın en prestijli beton endüstrisi etkinliklerinden biri olan organizasyonda, uluslararası pazardaki gücünü ve sürdürülebilir çözümlerini sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Beton sektörünün tüm tedarik zincirine hitap eden ve her yıl yoğun katılımla düzenlenen UK Concrete Show, bu yıl da yenilikçi ürünler, ileri teknolojiler ve sürdürülebilirlik odaklı çözümlerle dikkat çekti. Etkinlik boyunca bilgi paylaşımı, sektörel gelişmeler ve uluslararası iş birlikleri ön plana çıkarken, küresel ölçekte önemli temaslara zemin hazırlandı. Küresel Arenada Güçlü Bir Varlık Yapıchem Kimya, fuar kapsamında yüksek performanslı ürünlerini ve yenilikçi çözümlerini uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu. Böylece geliştirdiği katma değerli ürünler ve sektöre yön veren uygulamalarıyla global pazardaki iddiasını bir kez daha ortaya koydu. Fuar süresince gerçekleştirilen birebir görüşmeler ve teknik paylaşımlar, Yapıchem Kimya’nın uluslararası pazarlardaki büyüme stratejisine önemli katkılar sağlarken, markanın global görünürlüğünü de üst seviyeye taşıdı. Yeni İş Birliklerinin Temelleri Atıldı UK Concrete Show 2026, Yapıchem Kimya için yalnızca bir tanıtım platformu olmanın ötesine geçerek, yeni iş birliklerinin temellerinin atıldığı stratejik bir organizasyon oldu. Şirketin sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı, inovatif ürün gamı ve çözüm odaklı hizmet anlayışı, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Fuar kapsamında gerçekleştirilen temaslar, Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlarda uzun vadeli iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli fırsatlar sundu. “Avrupa’da Kalıcı İş Birlikleri İçin Önemli Bir Adım Attık” Yapıchem Kimya Genel Müdürü Pınar Arıcan Bayramiçli, fuara ilişkin değerlendirmesinde, UK Concrete Show 2026’nın Yapıchem Kimya için stratejik açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı. Bayramiçli, organizasyonun yalnızca yeni iş bağlantıları kurmakla kalmayıp aynı zamanda mevcut uluslararası ilişkileri güçlendirme fırsatı sunduğunu belirterek, “UK Concrete Show 2026, global vizyonumuzu pekiştirdiğimiz, sektördeki yenilikleri yakından takip ettiğimiz ve Avrupa pazarında kalıcı, sürdürülebilir iş birlikleri kurma hedefimiz doğrultusunda son derece değerli temaslar gerçekleştirdiğimiz oldukça verimli bir organizasyon oldu. Bu fuar sayesinde markamızın uluslararası pazarlardaki bilinirliğini ve güvenilirliğini daha da artırma fırsatı yakaladık. Aynı zamanda, gelecekte hayata geçireceğimiz projeler için önemli iş birliklerinin temellerini attık. Tüm bu gelişmeler ışığında, organizasyon şirketimiz adına önemli bir kilometre taşı olarak öne çıktı” ifadelerini kullandı. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar üretmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem Kimya’dan BETON 2025 Hazır Beton Zirvesi’ne Tam Destek Yapı kimyasalları sektörünün öncülerinden Yapıchem Kimya, yapı dünyasının en prestijli buluşmalarından biri olan BETON 2025 Zirvesi’ne resmi sponsor olarak destek veriyor. 12-15 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek etkinlik, sektör profesyonellerini, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilir teknolojileri bir araya getirecek. Fuar ile eş zamanlı düzenlenecek BETON 2025 Zirvesi, ekonomiden sürdürülebilirliğe, düşük karbon stratejilerinden dijitalleşmeye kadar geniş bir yelpazede oturumlara ev sahipliği yapacak. Zirvede Yapıchem Kimya yalnızca sponsor değil, aynı zamanda sektöre yön veren bir fikir lideri olarak da yerini alacak. Özel tasarlanmış standında çevre dostu ürünlerini, inovatif çözümlerini ve Ar-Ge çalışmalarını ziyaretçilerle buluşturacak. Sektör Profesyonelleri Bir Araya Geliyor BETON 2025 Hazır Beton Fuarı ve Zirvesi, 12 binden fazla ziyaretçiyive yüzlerce katılımcı firmayı bir araya getirecek. Hazır beton, çimento, agrega üreticileri ile inşaat firmaları, kamu kurumları, müteahhitler, tedarikçiler ve akademisyenler bu etkinlikte bir araya gelerek sektörün nabzını tutacak.  “Bu Zirve Sektörün Geleceğini Şekillendiriyor” Yapıchem Kimya Genel Müdürü Pınar Arıcan Bayramiçli, zirveye ilişkin açıklamasında şunları söyledi: ““Yapıchem Kimya olarak, yalnızca ürünlerimizle değil, aynı zamanda sektörümüzün geleceğine katkı sağlayacak platformlarda yer almayı da önemsiyoruz. BETON 2025, yapı kimyasalları ve beton teknolojilerinde dünyadaki en güncel gelişmelerin takip edilebildiği, profesyonellerin buluştuğu önemli bir organizasyon. Resmi sponsor olarak bu değerli zirveye destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Burada yer almak, sektörün tüm paydaşlarıyla bilgi paylaşımını, iş birliğini ve yenilikçiliği teşvik eden önemli bir görev.” Etkinlik boyunca Yapıchem Kimya standı, ileri teknoloji çözümleri, çevre dostu ürünleri ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla, ziyaretçilere yalnızca bugünü değil, yarının yapı dünyasını da deneyimleme fırsatı sunacak. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar üretmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yapıchem, BETON 2025’te Yenilikçi Çözümleri ve Ar-Ge Gücüyle Öne Çıktı Yapı kimyasalları sektörünün öncülerinden Yapıchem Kimya, yapı dünyasının en prestijli buluşmalarından biri olan BETON 2025 Zirvesi’ne resmi sponsor olarak destek verdi. 12-15 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, sektör profesyonellerini, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilir teknolojileri bir araya getirdi. Fuar ile eş zamanlı düzenlenen BETON 2025 Zirvesi, ekonomiden sürdürülebilirliğe, düşük karbon stratejilerinden dijitalleşmeye kadar geniş bir yelpazede oturumlara ev sahipliği yaptı. Zirvede Yapıchem Kimya yalnızca sponsor değil, aynı zamanda sektöre yön veren bir fikir lideri olarak da yerini aldı. Özel tasarlanmış standında çevre dostu ürünlerini, inovatif çözümlerini ve Ar-Ge çalışmalarını ziyaretçilerle buluşturdu. “Sektörün Geleceğini Şekillendiriyor” Yapıchem Kimya Genel Müdürü Pınar Arıcan Bayramiçli, zirveye ilişkin açıklamasında şunları söyledi: ““BETON 2025, sektörümüzde malzeme teknolojileri, performans artırıcı katkılar, düşük karbon stratejileri ve dijitalleşme gibi kritik alanlarda güncel verilerin paylaşıldığı önemli bir Ar-Ge platformu niteliği taşıyor. Resmi sponsorluğumuz kapsamında, özellikle sürdürülebilir beton reçeteleri, yüksek dayanım sınıflarında optimizasyon sağlayan katkı sistemlerimiz ve çevresel etkiyi minimize eden ürün portföyümüzle sektöre teknik düzeyde katkı sunmayı hedefledik. Fuarda elde ettiğimiz geri bildirimler, geliştirdiğimiz çözümlerin saha performansı, proses verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılması gibi başlıklarda somut fayda sağladığını gösteriyor. Bu tür organizasyonlar, sektörün bilimsel ve teknolojik dönüşümünü hızlandırması açısından büyük önem taşıyor.” Etkinlik boyunca Yapıchem Kimya standı, ileri teknoloji çözümleri, çevre dostu ürünleri ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla, ziyaretçilere yalnızca bugünü değil, yarının yapı dünyasını da deneyimleme fırsatı sundu. Yapıchem Kimya Hakkında: 2011 yılında kurulan Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. Türkiye’deki geniş üretim ağı, inovasyon ve teknoloji odaklı vizyonu ve her yıl genişleyen uluslararası bayi ağı ile küresel pazarda Beton, Çimento ve İnşaat sektörlerine yüksek kaliteli özel kimyasallar üretmektedir. %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan Yapıchem Kimya; Türkiye sınırları içinde stratejik noktalarda faaliyet gösteren, yıllık toplam üç yüz bin tonluk üretim kapasitesine sahip üretim sahaları, en gelişmiş teknolojik imkânlar ile donatılmış Beton, Çimento ve Ar-Ge laboratuvarları ve konusunda uzman geniş teknik kadrosu ile müşterilerinin özel ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve performansı yüksek çözümler üretmektedir. #### Yatırım Fonları Artık Ana Akım Yatırım Aracı Haline Geldi Türkiye’de yatırım fonları pazarı 2026’nın ilk aylarında güçlü büyümesini sürdürdü. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, Türkiye’de menkul kıymet ve alternatif yatırım fonlarında yönetilen toplam büyüklüğün Nisan sonu itibarıyla 13,8 trilyon TL’yi aştığını, yatırımcı sayısının ise 10,7 milyon kişiye yaklaştığını belirtti. 2025 sonunda yaklaşık 12 trilyon TL olan toplam yatırım fonları büyüklüğünün 2026 Nisan itibarıyla yaklaşık 14 trilyon TL’ye ulaştığını vurgulayan Nalbantoğlu, fon pazarında talebin güçlü ve kalıcı hale geldiğini söyledi. Türkiye’de yatırım fonları pazarı, son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakaladı. Mevcut ekonomik konjonktür, tasarruf sahiplerini geleneksel yatırım araçlarının ötesinde daha profesyonel, çeşitlendirilmiş ve aktif yönetilen ürünlere yönlendirirken; dijital yatırım platformlarının yaygınlaşması ve finansal okuryazarlıktaki artış da fonlara erişimi kolaylaştırdı. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, Nisan sonu itibarıyla Türkiye’de menkul kıymet ve alternatif yatırım fonlarında yönetilen toplam büyüklüğün 13,8 trilyon TL’yi aştığını, yatırımcı sayısının ise 10,7 milyon kişiye yaklaştığını belirterek, “Bu büyüklük, yatırım fonlarının artık niş bir ürün olmaktan çıkıp ana akım yatırım aracı haline geldiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. “2026’nın ilk aylarında fonlara güçlü giriş devam etti” Yatırım fonları pazarında büyümenin yılın ilk aylarında da hız kesmeden sürdüğünü ifade eden Çiğdem Nalbantoğlu, 2025 yılı sonunda Portföy Yönetim Şirketleri tarafından yönetilen toplam yatırım fonları büyüklüğünün yaklaşık 12 trilyon TL seviyesinde olduğunu, 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla ise bu büyüklüğün yaklaşık 14 trilyon TL’ye ulaştığını söyledi. Nalbantoğlu, bu artışın yatırım fonlarına olan talebin güçlü seyrettiğine işaret ettiğini belirterek, “piyasalardaki faiz oranları, volatilite ve enflasyon beklentileri yatırımcı davranışını etkilemeye devam ediyor. Ancak artık fonlara olan ilginin dönemsel değil, daha kalıcı bir eğilime dönüştüğünü görüyoruz. Yatırımcılar portföylerinde fonlara daha stratejik bir bakış açısıyla yer vermeye başladı” dedi. Küresel ekonomik ortam ve dijitalleşme fon pazarını büyüttü Son yıllarda yatırım fonları pazarında görülen ivmelenmenin birkaç temel dinamiğin birleşiminden kaynaklandığını belirten Nalbantoğlu, dünyada yaşanan jeopolitik gelişmelerin ve uygulanan para politikalarının yatırımcıları daha profesyonel ve çeşitlendirilmiş ürünlere yönlendirdiğini söyledi. Bu süreçte yatırım fonlarının, profesyonel portföy yönetimi ve riskin dağıtılabilmesi avantajıyla öne çıktığını vurgulayan Nalbantoğlu, 2020–2024 döneminde sağlanan stopaj avantajının da büyümede önemli bir katalizör olduğunu ifade etti. Dijitalleşmenin pazardaki dönüşümü hızlandırdığına dikkat çeken Nalbantoğlu, mobil yatırım platformlarının yaygınlaşmasıyla yatırımcıların fon alım-satım işlemlerini birkaç tıkla gerçekleştirebildiğini, bu sayede yatırım fonlarının daha geniş kitleler tarafından erişilebilir hale geldiğini söyledi. “Fon pazarı artık tek bir ürün etrafında şekillenmiyor” 2026 itibarıyla toplam fon büyüklüğü içinde şemsiye fon türleri bazında en yüksek payı yüzde 65 ile serbest fonların aldığını belirten Nalbantoğlu, serbest fonları yüzde 20 payla para piyasası fonlarının ve yüzde 4,5 payla katılım fonlarının takip ettiğini söyledi. Hisse senedi ve kıymetli madenler şemsiye fon türlerinin her birinin yaklaşık yüzde 2,6’lık paya sahip olduğuna dikkat çekti. Şemsiye Fon TürüYüzdesel Dağılım*Serbest65,52%Para Piyasası19,58%Katılım4,47%Hisse Senedi2,67%Kıymetli Madenler2,62%Borçlanma Araçları2,10%Fon Sepeti1,62%Değişken1,36%Karma0,06%*07.05.2026 tarihli verilerdir. Nalbantoğlu, bu dağılımın yatırımcı tercihlerinde önemli bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek, “Türkiye’de yatırım fonu pazarı artık tek bir ürün etrafında şekillenmiyor. Çoklu varlık sınıflarına dayalı bir portföy yaklaşımı giderek daha fazla benimseniyor. Geçmiş dönemde para piyasası fonlarının belirgin ağırlığı söz konusuyken, bugün yatırımcı davranışının daha bilinçli, dağıtılmış ve stratejik bir yapıya dönüştüğünü görüyoruz” dedi. Yatırımcı tercihlerinde likidite, şeffaflık ve risk yönetimi öne çıkıyor Yatırımcıların en çok tercih ettiği fonlarda ortak bazı özelliklerin dikkat çektiğini belirten Nalbantoğlu, yatırım kararlarında yalnızca getiri beklentisinin değil, likidite, şeffaflık, risk yönetimi, stopaj avantajı ve erişim kolaylığı gibi unsurların da belirleyici olduğunu söyledi. Yatırımcının ihtiyaç duyduğunda hızlıca nakde dönebilmesinin kritik bir tercih nedeni olduğunu ifade eden Nalbantoğlu, şeffaflığın da giderek daha önemli hale geldiğini vurguladı. Nalbantoğlu’na göre yatırımcılar artık portföy dağılımını düzenli ve açık biçimde takip edebildikleri, risk-getiri dengesi doğru kurulmuş ve uzman portföy yöneticileri tarafından aktif şekilde yönetilen ürünleri daha fazla tercih ediyor. Özellikle belirsizlik dönemlerinde bu kriterlerin daha belirleyici hale geldiğini söyleyen Nalbantoğlu, hisse senedi yoğun fonlarda uygulanan sıfır stopaj uygulamasının da yatırımcılar açısından önemli bir tercih sebebi olarak öne çıktığını belirtti. 2026’da fon performansları tür bazında ayrışıyor 2026 yılında yatırım fonlarının performansında fon türleri bazında ayrışma görüldüğünü ifade eden Nalbantoğlu, hisse senedi fonlarının piyasalardaki hareketliliğe paralel olarak dönem dönem güçlü getiriler sunabildiğini, para piyasası fonlarının ise daha stabil ve öngörülebilir bir performans sergilediğini söyledi. Kıymetli maden fonlarının global ekonomik gelişmeler, merkez bankası politikaları ve jeopolitik risklere bağlı olarak yatırımcıya önemli fırsatlar sunabildiğini belirten Nalbantoğlu, “Genel çerçevede bakıldığında yatırım fonları bu yıl farklı risk profillerine hitap eden dengeli bir performans ortaya koyuyor” dedi. Profesyonel yönetim ve düşük tutarla yatırım imkanı ilgiyi artırıyor Yatırım fonlarının yaygınlaşmasının arkasında yatırımcıya sunduğu çok katmanlı avantajlar bulunduğunu belirten Nalbantoğlu, profesyonel portföy yönetiminin bu avantajların başında geldiğini söyledi. Yatırımcıların piyasaları sürekli takip etmek zorunda kalmadan uzman ekipler tarafından yönetilen portföylere dahil olabildiğini vurgulayan Nalbantoğlu, fonların farklı varlık sınıflarına dağılım sağlayarak riskin çeşitlendirilmesine imkân sunduğunu ifade etti. Düşük tutarlarla yatırım yapılabilmesinin özellikle yeni yatırımcıların sisteme girişini kolaylaştırdığını belirten Nalbantoğlu, regüle ve şeffaf yapının ise yatırımcı güvenini artıran en önemli unsurlar arasında yer aldığını söyledi. “Fon seçerken yalnızca geçmiş getiriye bakmak doğru değil” Fon seçimi sürecinde yatırımcıların yalnızca geçmiş getirilere odaklanmasının sağlıklı bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Nalbantoğlu, fonun risk seviyesi, yatırım stratejisi, büyüklüğü, yatırımcı sayısı ve portföy dağılımının dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi. Fonun kendi karşılaştırma ölçütüne göre ne kadar başarılı olduğunun, performans istikrarının ve dalgalanma düzeyinin önemli göstergeler arasında yer aldığını belirten Nalbantoğlu, gider oranları gibi maliyet unsurlarının da uzun vadede getiriyi doğrudan etkilediği için göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Nalbantoğlu, “En kritik nokta, yatırımcının kendi risk algısı ve yatırım süresiyle uyumlu bir fon tercih etmesidir. Her yatırımcı için doğru fon aynı değildir. Bu nedenle fon seçimi kişisel hedefler, vade ve risk profili dikkate alınarak yapılmalı” değerlendirmesinde bulundu. Alternatif yatırım fonlarında büyüme potansiyeli dikkat çekiyor Yatırım fonları pazarının önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdüreceğini öngördüklerini belirten Nalbantoğlu, yıl sonuna kadar hem portföy büyüklüğünde hem de yatırımcı sayısında artışın devam etmesinin olası göründüğünü söyledi. Orta ve uzun vadede Türkiye’de fon pazarının daha derinleşen, ürün çeşitliliğinin arttığı ve hem bireysel hem de kurumsal yatırımcı tabanının genişlediği bir yapıya evrileceğini ifade eden Nalbantoğlu, bu dönüşümle birlikte yatırım fonlarının finansal sistem içerisindeki ağırlığının daha da artacağını belirtti. Nalbantoğlu, menkul kıymet yatırım fonlarının yanı sıra girişim sermayesi yatırım fonları, gayrimenkul yatırım fonları ve proje gayrimenkul yatırım fonları gibi alternatif yatırım fonlarının da önümüzdeki dönemde önemli ölçüde büyüme potansiyeli taşıdığını söyledi. “Fonlara ilgi kalıcı hale geldi” Yatırım fonlarının artık yatırımcıların portföylerinde tamamlayıcı değil, stratejik bir unsur olarak konumlandığını belirten Çiğdem Nalbantoğlu, “Türkiye’de yatırımcı profili dönüşüyor. Daha bilinçli, riskini dağıtan, farklı varlık sınıflarını değerlendiren ve profesyonel yönetimden faydalanmak isteyen bir yatırımcı kitlesi oluşuyor. 13,8 trilyon TL’yi aşan pazar büyüklüğü ve 10,7 milyona yaklaşan yatırımcı sayısı, bu dönüşümün en güçlü göstergelerinden biri” diyerek sözlerini bitirdi. #### Yatırımcı Gömeç ve Altınova’ya Yöneliyor EVA Gayrimenkul Değerleme verilerine göre Ayvalık, Altınova, Gömeç ve Burhaniye’de müstakil konut fiyatları büyükşehirlere kıyasla ortalama %50-%70 daha düşük. Bölgede 150 m²’lik bir dubleks konut 7,5 ila 20 milyon TL arasında alıcı bulurken, yıllık kira getirisiyle amortisman süresi 12-15 yıl seviyesinde seyrediyor. Pandemi sonrası dönemde değişen yaşam tercihleri, müstakil ev arayışını yeniden şekillendirdi. Özellikle İstanbul ve İzmir’e yakınlığıyla öne çıkan Ayvalık, Altınova, Gömeç ve Burhaniye ilçelerinde, hem yazlık hem de yıl boyu yaşanabilir konutlara talep artıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Direktörü Filiz Akkaya, bölgedeki fiyat farkının sürdürülebilir olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu ilçelerde büyük şehirlerle kıyaslandığında hala ciddi fiyat avantajı bulunuyor. 250-300 m² arsalar üzerinde tam müstakil yapıların, İstanbul’daki bir daire fiyatına alınabildiği bir tablo görüyoruz. Geniş arsa stoku, daha uygun maliyetli inşaat süreçleri ve sınırlı nüfus yoğunluğu bu avantajı kalıcı hale getiriyor.” Altınova’da Metrekare 7.500 TL’den Başlıyor, Ayvalık’ta 80.000 TL’ye Kadar Çıkıyor Altınova’da denizden içerideki bölgelerde 7.500-10.000 TL/m² aralığında müstakil konut bulmak mümkünken, Ayvalık’ta sit alanı kısıtları nedeniyle tarihi dokuya sahip evlerin fiyatı 10.000 TL/m² ile 80.000 TL/m² arasında değişiyor. Gömeç ve Burhaniye’de ise kıyıya yakın bölgelerde 5,5 milyon TL’den 20 milyon TL’ye kadar uzanan fiyat aralığıyla dubleks müstakil konutlar öne çıkıyor. Akkaya, bölgedeki hareketliliğe dikkat çekerek, “Altınova’da son yıllarda tarım amaçlı kullanılan arazilerde bağ evi tipi müstakil yapılar çoğalıyor. Gömeç ve Karaağaç tarafında ise marina beklentisi ve yeni arsa üretimi yatırımcı ilgisini artırıyor.” ifadelerini kullandı. Yazlık Kiralamalar Getiriyi %20’ye Varan Oranda Artırıyor Bölgedeki 3+1, 120 m² dubleks konutlar ortalama 7 milyon TL seviyesinde alıcı bulurken, uzun dönem kiralarda 35.000 – 50.000 TL/ay gelir elde ediliyor. Yaz sezonunda aynı konutun 3 aylık kiralama bedeli 550.000 – 650.000 TL düzeyinde gerçekleşiyor. Bu veriler ışığında uzun dönem amortisman süresi 14-15 yıl, sezonluk kiralamalarda ise yaklaşık 12 yıl olarak hesaplanıyor. Arsa Yatırımında “Beklentili Bölge”: Karaağaç ve Pelitköy Altınova, Gömeç ve Burhaniye hattı yatırımcı ilgisini giderek artırıyor. Özellikle Karaağaç ve Pelitköy bölgelerinde yeni imar planları ve marina beklentileri arsa yatırımlarını hızlandırıyor. Denize yakın 250-300 m² arsaların metrekare fiyatı 15.000-20.000 TL, Altınova’da iç bölgelerdeki tarla vasıflı arazilerde ise 1.500-2.500 TL/m² seviyesinde seyrediyor. Bölge genelinde denize yakın, site içerisinde ve eşyalı 3+1 şeklinde ortalama 120 m2 lik kullanımdaki Dubleks meskenler ortalama 7.000.000 TL üzerinden (55.000 TL/m2 )satılmakla birlikte; aynı taşınmaz uzun dönem kiralamada 35.000 – 50.000 TL/ay, 3 aylık kiralama olarak 550.000 TL - 650.000 TL, haftalık kiralamalarda ise günlük 4.000 TL/ 5.000 TL olarak kiralanmaktadır. Akkaya, bölgedeki potansiyele ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Gömeç ve Altınova hattı yaklaşık 30 kilometrelik sahil şeridiyle yeni gelişim alanı olmaya aday. Genç yatırımcıların da ilgisiyle bölgede hem müstakil konut hem de arsa yatırımı ivme kazanıyor.” EVA Gayrimenkul Değerleme Direktörü Filiz Akkaya, müstakil yaşamın ve arsa yatırımlarının önümüzdeki dönemde de cazibesini koruyacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Deprem riski düşük, nüfus yoğunluğu az ve doğayla iç içe alanlar artık sadece yazlık değil, kalıcı yaşam alanları olarak da öne çıkıyor. Bu dönüşüm, Ege kıyılarında orta vadede yeni bir gayrimenkul dengesi oluşturuyor.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"; 2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Yatırımcılar İstanbul’dan Anadolu’ya Yöneliyor Türkiye konut piyasasında yatırımcıların tercihleri değişiyor. EVA Gayrimenkul Değerleme’nin son analizleri, İstanbul’da yükselen satış fiyatlarının kira getirilerini gölgede bıraktığını ortaya koyuyor. Satın alma maliyetlerinin çok yüksek olması, yatırımın geri dönüş süresini uzatırken; Anadolu ve Ege şehirlerinde daha makul fiyatlı konutlar ile canlı kira piyasası, yatırımcıya çok daha hızlı geri dönüş sağlıyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: "İstanbul’da evin satış fiyatı yüksek olmasına rağmen kira getirisi aynı oranda artmıyor. Bu nedenle yatırımcılar artık daha cazip fırsatlar sunan Anadolu ve Ege şehirlerine yöneliyor. Eskişehir’de öğrenci nüfusunun yarattığı hareketlilik, Konya, Gaziantep, Kayseri, Samsun, Adana ve Mersin’de sanayi ve lojistiğin sağladığı istikrar, İzmir’de ise sanayi, üniversite ve turizmin birlikte oluşturduğu çeşitlilik kira piyasasını canlı tutuyor. Ankara, Bursa ve çevre iller ise beyaz yaka ve sanayi yoğunluğu sayesinde istikrarlı bir yatırım ortamı sunuyor. Turizmde öne çıkan Antalya, Kuşadası, Didim, Ayvalık, Edremit ve Pamukkale gibi bölgeler de sezonluk yüksek kira getirileriyle dikkat çekiyor.” Balsarı, İstanbul’un konut piyasasına ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: "Arz-talep dengesindeki sıkışıklık, yüksek inşaat maliyetleri ve nüfus hareketliliği nedeniyle İstanbul’da kira fiyatlarının kısa ve orta vadede yüksek seyretmeye devam etmesi muhtemel. Ancak yatırımcı açısından bakıldığında, geri dönüş süresi Anadolu ve Ege şehirlerine kıyasla daha uzun kalıyor.” Türkiye’nin farklı bölgelerinde kira piyasasını besleyen dinamikler çeşitlilik gösterse de, analizler yatırımcıların İstanbul dışındaki alternatif kentlere ilgisinin artarak devam edeceğini ortaya koyuyor.” EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık Hakkında: EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık AŞ, gayrimenkul sektörün uzman isimleri tarafından 2008 yılında kuruldu. EVA, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen Değerleme Şirketlerinden olup ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)  tarafından finans kurumlarına,  “gayrimenkul, gayrimenkul projesi veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların değerlemesi” hizmet verme yetkisine sahip şirketler arasındadır. Ayrıca uluslararası bir kurum olan RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors) tarafından Türkiye’de “Regulated by RICS” olarak ünvanı verilen ilk kuruluştur. EVA Değerleme’nin kendi alanında 26 adet uluslararası ödülü bulunmaktadır. Finans piyasaları konusunda dünyanın önemli otoritelerinden Euromoney Yayın Kurumunun lider dergisi olan Euromoney Magazine her yıl dünyanın birçok ülkesinde çeşitli kategorilerde en başarılı kurumları bilimsel bir çalışma ile belirlemektedir.  EVA  Değerleme,   2011 senesinde Euromoney tarafından Değerleme Konusunda Türkiye En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması, 2013 senesinde Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde, 2014 senesinde ise “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Araştırma Firması" ödülüne, 2016, 2017 ve 2018 senelerinde tekrar Türkiye’nin En İyi Danışmanlık (Best Real Estate Advisory-Overall), En İyi Araştırma (Research) ve En İyi Değerleme (Valuation) Firması ödüllerinde layık görülmüştür. 2020 yılında ise  Euromoney’in “Real Estate Awards 2020” ödülleri kapsamında, Türkiye'nin en iyi Gayrimenkul Araştırma ve Gayrimenkul Değerleme firması seçilmiştir. Ayrıca uluslararası International Property Awards, EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlığı 2013-2014 senesi ödüllerinde "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması" ve "Avrupa'nın En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması";  2014-2015, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 senesinde ise arka arkaya tekrar "Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanlık Firması"  olarak seçmiştir. Tüm bu ödüller yanısıra 2017 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Best Property Appraisal Company, Turkey 2017”, 2018 senesinde Global Brands Magazine tarafından “Most Innovative Real Estate Valuation Brand, Turkey 2018, 2023 senesinde tekrar Global Brands Magazine tarafından “Best Real Estate Advisor Turkey 2023 ödülüne layık görülmüştür. 2024 senesinde Boston Brand Research&Media tarafından “Best Real Estate Advisor, Turkey 2024 ödülüne layık görülmüştür. EVA Gayrimenkul Değerleme, her türlü gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hak ve faydaların değerlemesi, makine ve ekipman değerlemesi hizmetleri vermekte, gayrimenkul projelerinde fizibilite, şerefiyelendirme, yer seçimi analizi, çalışmaları yapmakta, en iyi ve en verimli kullanım etütleri hazırlamakta, kurumsal imar barışı danışmanlığı hizmeti vermekte, finansal kurumlar için kredilerde yatırım ilerleme raporları hazırlanması hizmetleri vermektedir. Şirketin ortakları ve Yöneticileri arasında Türkiye’nin ilk SPK Lisanslı Değerleme Uzmanlarından Cansel Turgut Yazıcı, Özdil Şahin, Özhan Yurtseven ve Zuhal Balsarı bulunmaktadır. Şirketin Türkiye Otel Sektörü Pazar Analizi Raporu, Türkiye Alışveriş Merkezleri Potansiyeli Analizi raporları, İstanbul Markalı Konut Piyasası Araştırma ve Öngörüler Raporu, İstanbul Yurt sektörü raporu gibi yayınlanmış sektörel araştırma raporları vardır. Daha Fazla Bilgi İçin: www.evagyd.com #### Yatırımların Yönü Değişiyor: Sağlık, Fintek ve Yapay Zeka Öne Çıkıyor Türkiye’nin tek global melek yatırım ağı olan Decacorn Angels, sadece yerel değil, aynı zamanda yurtdışındaki girişimlere de yatırım yaparak dikkatleri üzerine çekiyor. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, 2025’e dair yatırım iklimi, yapay zeka odaklı dönüşüm ve girişimcilik ekosisteminin evrimi üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekanın bugün her sektörün dönüşümünde rol oynadığını vurgulayan Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, bu alandaki ilerlemenin henüz "nicelik bolluğu" aşamasında olduğunu ifade etti. "Bugün neredeyse yapay zeka içermeyen bir girişim göremez hale geldik. Ancak nicelikten niteliğe geçişin eşiğindeyiz. 2025 bu dönüşümün başlangıcı değil; asıl sıçrama önümüzdeki birkaç yıl içinde yaşanacak" diyen Eren, bu sürecin evrim mi yoksa devrim mi olduğunun ise zamanla anlaşılacağını belirtti. “Yapay zeka insana bağlı; biz ne yüklüyorsak onu alıyoruz” Yapay zekanın olumlu ya da olumsuz etkilerinin, tamamen insanın ne verdiğiyle bağlantılı olduğuna dikkat çeken Eren, özellikle sağlık teknolojileri alanında devrim niteliğinde gelişmeler yaşandığını ve bu alanda yapay zekanın büyük potansiyel taşıdığını dile getirdi. Alzheimer ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğine işaret eden Eren, bu gelişmeleri heyecan verici olarak tanımladı. “Türkiye bu farkındalıkla hareket etmeli” Yapay zeka, yalnızca bir teknolojik dönüşüm değil; aynı zamanda ülkelerin stratejik politikalarının bir parçası haline geldi. Çin’in politikaları ve Amerika’daki gelişmelerin yön verdiği küresel rekabette Türkiye’nin de savunma sanayi gibi güçlü olduğu alanlarla öne çıkabileceğini belirten Eren, "Teknoloji milliyetçiliği şu an gündemdeki önemli konulardan biri. Çünkü tüm dünya teknolojileri sahiplenmek istiyor. Türkiye bu farkındalıkla hareket etmeli” dedi. “Girişimcinin yaşı değil, tecrübesi önemli” Girişimcilikte genç yaşın değil, deneyimin daha etkili olduğunu savunan Eren, “Amerika’daki başarılı girişimcilerin yaş ortalaması 42. Deneyimli ekipler, sektörü bilen insanlar daha sağlam adımlar atıyor” dedi. Decacorn Angels olarak yatırım kararlarında ilk baktıkları kriterin “ekip” olduğunu vurgulayan Eren, girişimcinin neden bu işi yapmak istediğini, parayı nasıl yöneteceğini ve global vizyonunun olup olmadığını önemsediklerini belirtti. “Parayla ilişkiyi doğru kuramayanlar başarıyı sürdüremez” Bir girişimcinin yatırım aldıktan sonraki süreçteki psikolojisinin çok kritik olduğunu ifade eden Eren, “Bir sabah hesabınızda 5 milyon dolar olduğunda ne yapacağınızı bilmiyorsanız, o parayı da yönetemezsiniz” dedi. Bu noktada girişimcinin hem finansal hem de duygusal dayanıklılığının önemine dikkat çeken Eren, yatırımcı ilişkilerinin de stratejik yönetilmesi gerektiğini söyledi. “2025, sakin başlayan ama güçlü kapanacak bir yıl olacak” 2025’in belirsizliklerle başlamasına rağmen yatırım iştahının özellikle yılın ikinci yarısında artacağına inandığını söyleyen Eren, Decacorn Angels olarak ilk çeyrekte üç yatırımı başarıyla tamamladıklarını açıkladı. Türkiye’de halen en çok yatırım çeken alanların oyun ve finansal teknoloji olduğunu vurgulayan Eren, girişimlerin bu alanlarda güçlü fırsatlar barındırdığını ifade etti. “Kurumsal şirketler ve holdingler de oyuna dahil oluyor” Son olarak kurumsal şirketlerin girişimcilik ekosistemine artan ilgisine değinen Eren, holdinglerin yatırım süreçlerinde danışmanlık verdiklerini ve bu ilginin önümüzdeki dönemde katlanarak artacağını belirterek, “Öte yandan 2026 yılında kurumsal şirketlerin startuplara yatırım yapma konusu çok daha artacak ve bu noktada ciddi gelişmeler göreceğiz. Bu şirketlerin kendi fonlarını kurması, yatırıma başlamaları ekosisteme ivme katarken, bizim gibi melek yatırım ağları için de birlikte yatırım yapmanın yolu açılacaktır. Bu yüzden şirketler yaptığımız Startup For Corporates isimli programımıza çok önem vermekteyiz. Girişim ekosisteminin büyümesini destekleme ve yatırım fırsatlarını kolaylaştırma misyonumuzla, yenilikçi girişimler ile vizyoner yatırımcılar arasında işbirliği noktasında aracılık-köprü görevi görmeye de devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Yazılım Sektöründe Devlet Teşvikleri Türkiye’yi Küresel Teknoloji Üssü Yapabilir DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yazılım ve oyun sektörüne yönelik açıklanan yeni teşvik paketinin Türkiye için “yapısal sıçrama fırsatı” sunduğunu belirterek, vergi avantajlarının ihracat, yatırım ve yetenek çekimi açısından çarpan etkisi yaratacağını vurguladı. Türkiye’nin yazılım ve oyun sektörü, uzun süredir beklenen güçlü bir destek mekanizmasıyla yeni bir büyüme evresine giriyor. Açıklanan teşvik paketi, özellikle hizmet ihracatında sağlanan %100 vergi istisnasıyla birlikte, sektörün küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyebilecek nitelikte görülüyor. Yüksek katma değer üreten yazılım girişimleri için maliyet yapısını hafifleten bu düzenleme, şirketlerin Ar-Ge yatırımlarını artırması, ölçeklenmesi ve uluslararası pazarlara daha hızlı açılması açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. “Teşvik Paketi Sektör İçin Kritik Bir Eşik” Yazılım ve oyun sektörüne yönelik devlet desteklerinin uzun süredir beklendiğini ifade eden DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, açıklanan teşvik paketinin sektörde yeni bir dönemin kapısını araladığını söyledi. Onay, özellikle hizmet ihracatında vergi istisnasının yüzde 100’e çıkarılmasının, Türkiye merkezli yazılım şirketleri için küresel rekabet avantajı anlamına geldiğine dikkat çekti. Onay, “Bu teşvik paketi, yalnızca finansal bir destek değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji üretim gücünü yeniden konumlandıracak stratejik bir adımdır” dedi. Vergi Avantajı, Büyüme ve İhracatı Hızlandıracak Yazılım sektöründe maliyetlerin büyük bölümünü insan kaynağının oluşturduğunu hatırlatan Onay, gelirlerin önemli kısmının ise ihracattan elde edildiğini belirtti. Bu nedenle vergi yükünün azaltılmasının doğrudan büyüme üzerinde etkili olacağını vurgulayarak, “Vergi avantajı sayesinde şirketler daha agresif büyüme stratejileri benimseyebilir. Ar-Ge yatırımları artar, yeni ürün geliştirme süreçleri hızlanır ve global pazarlara açılım çok daha güçlü hale gelir. Bu durum, Türkiye’den çıkan unicorn sayısını artırabilecek önemli bir kaldıraç etkisi yaratır” diye konuştu. Yatırımcı İştahı ve Ekosistem Gücü Artacak Teşviklerin yalnızca şirketleri değil, tüm ekosistemi dönüştürecek bir etki yaratacağını belirten Onay, özellikle yatırım tarafında önemli bir hareketlenme beklediklerini ifade ederek, “Vergi avantajları, hem yerli yatırımcıların teknoloji girişimlerine yönelmesini sağlar hem de uluslararası fonların Türkiye’ye bakışını olumlu yönde değiştirir. Bu da girişimlerin sadece kurulmasını değil, büyüyerek kalıcı hale gelmesini mümkün kılar. Aynı zamanda büyük ölçekli teknoloji firmalarının Türkiye’de operasyon kurma iştahını da artırır” dedi. Yetenek Çekimi İçin Sadece Teşvik Yetmez Türkiye’nin yazılım alanında küresel bir merkez haline gelebilmesi için teşviklerin tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Onay, ekosistemin bütüncül şekilde güçlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Yabancı yazılımcıları ve girişimcileri Türkiye’ye çekmek için yaşam kalitesi, hukuki öngörülebilirlik, finansmana erişim ve uluslararası çalışma kolaylığı gibi unsurların da güçlü olması gerekiyor. Teşvikler bu yapının önemli bir parçası ama tek başına yeterli değil” ifadelerini kullandı. Türkiye Bölgesel Teknoloji Üssü Olabilir Türkiye’nin coğrafi konumu, genç ve dinamik iş gücü ile önemli bir avantaja sahip olduğuna dikkat çeken Onay, doğru stratejiyle bölgesel bir teknoloji üretim merkezi olunabileceğini belirterek, şöyle devam etti: “Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında konumlanan Türkiye, bu teşviklerle birlikte yalnızca kendi girişimlerini büyüten değil, aynı zamanda küresel yeteneği çeken bir merkez haline gelebilir. Kısa vadede finansal avantaj gibi görünen bu adım, orta ve uzun vadede Türkiye’nin üretim yapısını dönüştürecek stratejik bir hamledir. Yazılım gibi yüksek katma değerli alanlarda sağlanacak ivme; ihracat, inovasyon ve küresel rekabet gücünü doğrudan artıracaktır. Burada kritik olan, teşviklerin sürekliliği ve sektörle kurulan güçlü diyalog mekanizmalarıdır.” DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Yazılımcılar Geri Dönüyor Yazılımcı Göçü Yavaşlıyor: Genç Yetkinler Türkiye’ye Dönüyor Pandemiyle başlayan yurt dışı yazılımcı göçü, son iki yılda yön değiştirmeye başladı. Artan yaşam maliyetleri, kültürel uyumsuzluk ve uzaktan çalışmanın motivasyon kaybı yaratması gibi nedenlerle birçok Türk yazılımcı tekrar Türkiye’ye dönmeyi tercih ediyor. DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, “Gençlerimizin tamamı yurt dışında mutlu olamıyor. Türkiye’deki yazılımcı ekosisteminde hem gelişim fırsatları hem de kültürel yakınlık onların geri dönmesini sağlıyor” diyerek, tersine beyin göçünün giderek arttığını vurguladı. Pandemiyle birlikte globalde yükselen uzaktan çalışma trendi, Türkiye’den binlerce yazılımcının yurt dışına açılmasına neden oldu. Ancak DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, bu göçün son yıllarda tersine dönmeye başladığını belirterek, “Avrupa ve Amerika’da artan enflasyon, yaşam maliyetlerini yükseltti. Maaşlar artsa da alım gücü düştü. Bizim gibi enflasyona alışkın ülkelerde ise maaşlar daha hızlı güncellenerek bu fark kapatılabiliyor” dedi. Kültürel Uyum, Sosyal Yaşam Gibi Faktörler de Geri Dönüşte Etkili TÜBİSAD verilerine göre, pandemi döneminde yaklaşık 30 bin yazılımcı yurt dışına göç etti. Onay, bu göçün büyük bir kısmının geçici olduğunu belirterek, “Yazılımcılar artık geri dönmeye başladı. Türkiye'nin genç, dinamik nüfusu ve güçlü yazılım ekosistemi bu dönüşü destekliyor. Ayrıca kültürel uyum, sosyal yaşam gibi faktörler de geri dönüşte etkili” şeklinde konuştu. Yazılım Sektörü Her Anlamda Umut Vaat Ediyor Onay, sektörün büyümesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi gerektiğini de vurgulayarak, “Türkiye’de, yazılım ihracatında henüz istediğimiz noktada değiliz. Girişim sermayesi yatırım fonları bu alanda önemli bir adım. Biz de teknoparkta yer alan bir firma olarak bu fonlar aracılığıyla birçok yazılım girişimine yatırım yapıyoruz. Bu tarz regülasyonlar, sektörün büyümesini hızlandıracak. Bugün yazılım sektörü her anlamda umut vaat ediyor. İyi eğitim alan, kendini geliştiren herkes için burada fırsatlar var. Biz genç yeteneklerin tekrar ülkemize dönerek bu ekosistemin bir parçası olmalarını bekliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. DİA Yazılım AŞ: 2004 Yılında KOSGEB Teknoloji Geliştirme Desteği ile ODTÜ Teknokent’te kuruldu. Ticari yönetim sistemi olarak her sektörden KOBİ’nin iş yönetim süreçlerini kontrol ve takip etmelerini sağlayan, birbirine entegre çalışan ticari yazılımlar için çalışmaktadır. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli uluslararası Ar-Ge projelerinde yer alarak sürekli Ar-Ge yeteneğini geliştirmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımı olarak, muhasebeden üretime, stok-depo yönetiminden diğer tüm satış ve satın alma süreçlerine kurumların iş süreçlerine verimlilik ve hız katmayı amaçlayarak yola çıkmıştır. Tamamen DİA Yazılım AŞ. tarafından geliştirilmiş özel bir altyapı üzerinde ve bulut teknolojisi ile çalışan DİA, SaaS (Software As A Service – Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle pazarlanmakta ve KOBİ'lerin maliyetlerini düşürmekte, verimliliklerini artırmaktadır. #### Yazlık Kiralama Piyasasında Tehlike Çeşme, Bodrum ve Marmaris’te sezonluk kiralar 1 milyon TL’ye yaklaştı. Uzmanlar, sahte ilanlara ve dolandırıcılara karşı tatilcileri uyarıyor. 2025 yaz sezonu yaklaşırken tatilcilerin tercihleri otel konaklamasından yazlık ev ve villa kiralamalarına kayıyor. Ancak bu tercih, yüksek kiralar ve art niyetli kişiler nedeniyle mağduriyet riskini de beraberinde getiriyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, özellikle Çeşme, Bodrum ve Marmaris gibi gözde tatil bölgelerinde sezonluk kira bedellerinin 1 milyon TL’ye dayandığını belirterek, vatandaşları uyardı: “Sadece yüksek fiyatlar değil, dolandırıcılık vakaları da ciddi bir tehdit oluşturuyor.” Yazlık tatillerini daha sakin ve izole bir ortamda geçirmek isteyen vatandaşların, piyasa değerinin çok üzerinde bedeller ödeyerek yazlık kiraladıklarını ifade eden Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bu kiralamalarda ev sahibi, emlakçı, aracı ve komisyoncuların rolüne de dikkat çekti. Özellikle bazı kötü niyetli kişilerin, aynı evi farklı kişilere kiralayarak ya da sahte rezervasyon siteleriyle vatandaşları dolandırarak ciddi mağduriyetler yarattığını vurguladı. Siber Dolandırıcılıklara Karşı Uyarılar Siber dolandırıcılığın da arttığını belirten Şimşek, bilinen rezervasyon sitelerinin birebir kopyalanarak sahte ilanlar oluşturulduğunu ve bu yolla birçok kişinin tatil planlarının suya düştüğünü aktardı. TÜRSAB verilerine göre, yalnızca 2024 yılı içinde 7.656 dolandırıcılık ihbarı yapıldı; bunlardan 868’i doğrudan villa ve bungalov kiralamalarıyla ilgiliydi.” dedi. Hukuki Yollarla Dolandırıcılık Vakalarına Karşı Hak Arama Bu tür dolandırıcılıklara karşı alınabilecek hukuki önlemlere de değinen Şimşek, mağdur olan vatandaşların ilk olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı ya da TÜRSAB’a başvurmaları gerektiğini belirtti. İdari yollarla sonuç alınamadığında ise Tüketici Hakem Heyetlerine veya Tüketici Mahkemelerine başvurarak zararlarının tazminini talep edebileceklerini söyledi. Ayrıca, dolandırıcılığa uğrayan kişilerin tüm belge ve evraklarla savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulunabileceklerini de hatırlattı. Tatil Planı Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Önlemler Tatil planı yaparken güvenilir seyahat acenteleriyle çalışmanın ve sözleşme imzalanmadan ödeme yapılmamasının büyük önem taşıdığını belirten Şimşek, vatandaşların mağduriyet yaşamamaları adına kiralamaya dair tüm koşulları içeren yazılı bir sözleşme yapılması, evin demirbaşlarının netleştirilmesi ve ödeme detaylarının belgelenmesi gerektiğini ifade etti. Tüketicilerin Haklarını Koruyarak Tatil Yapmaları İçin Uyarılar Av. Elvan Kakıcı Şimşek, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Ne yazık ki turizm dolandırıcılığı vakalarında hukuki süreçler her zaman hızlı sonuçlanamayabiliyor. Bu nedenle tüketicilerin tatil planlarını yaparken çok dikkatli olmaları, ödeme yapmadan önce her şeyi sorgulamaları, sözleşmeleri dikkatle okumaları ve yalnızca bilinen, güvenilir platformları tercih etmeleri hem maddi hem manevi kayıpların önüne geçecektir.”Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### Yeni Dönemin Parolası: Stratejik Seçicilik Pandemi sonrası hızlı büyümenin ardından, 2025 itibarıyla küresel ve yerel girişimcilik ekosistemi seçici büyüme ve derinleşme olarak yeni bir faza geçti: Hızın yerini stratejiye, niceliğin yerini nitelikli ortaklıklara bıraktığı bu dönemde yatırımcılar artık yalnızca potansiyele değil, ölçeklenebilirliğe, gelir modeline ve sürdürülebilirliğe de odaklanıyor. 2025’in ilk çeyreği, Türkiye girişimcilik ekosistemi açısından karmaşık bir tablo ortaya koydu. Bir yandan yapısal sorunların etkisi hissedilirken diğer yandan dikkat çekici başarı hikayeleri de yaşandı. Toplamda 49 yatırım turunda 58 milyon dolarlık yatırım gerçekleşti; bu rakam, son yılların en düşük performanslarından biri olsa da oyun, fintech ve derin teknoloji alanlarında kaydedilen ilerlemeler, ekosistemin dirençli yapısını bir kez daha gözler önüne serdi. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, bu dönüşüm sürecine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: Fintech, healthtech ve sürdürülebilir enerji alanlarında üç stratejik yatırım “Agresif büyüme döneminin ardından yatırımcılar artık uzun soluklu, sürdürülebilir modellerin peşinde. Bu da girişimlere finansman dışında iş modeli, ekip yapısı ve pazar penetrasyonu gibi alanlarda çok daha ciddi hazırlık yapma sorumluluğu yüklüyor. Biz de Decacorn Angels olarak 2025’in ilk yarısında fintech, healthtech ve sürdürülebilir enerji alanlarında üç stratejik yatırım gerçekleştirdik. Kurumsal yatırımcılarımızla girişimleri bire bir eşleştirdiğimiz modellerimiz ise somut ve kalıcı iş birliklerine dönüşüyor.” Eren, şöyle devam etti: Yatırımcılar “gündem trendlerine değil, işin temeline” odaklanıyor “Küresel ölçekte yapay zeka yatırımları, tüm teknoloji dikeylerini domine etmeye devam ediyor. Bugün dünya genelindeki yatırım pastasının %58’i bu alana yönelmiş durumda. Türkiye’de de yapay zeka temelli çözümlere olan ilgi artarken; FinTech, SaaS, oyun teknolojileri ve iklim odaklı girişimler de yatırımcı radarının ön sıralarında yer alıyor. Ancak Web3 ve metaverse gibi bir dönem yüksek ses getiren alanlardaki geri çekilme, yatırımcıların artık “gündem trendlerine değil, işin temeline” odaklandığını gösteriyor. Benzer şekilde, erken aşama yatırımlar da düşüşte; yatırımcılar artık daha olgun, ürünü piyasada test edilmiş ve gelir yaratma potansiyeli yüksek girişimlere yöneliyor. Sahada olanlar, stratejik olarak konumlanmış girişimler olacak 2025’in ilk çeyreğinde yaşanan en dikkat çekici başarı hikayelerinden biri ise derin teknoloji alanında geldi. DCP portföy şirketi Burgeon’un, Laboratoires Vivacy tarafından satın alınması; Türkiye'de bir derin teknoloji fonunun ilk kez tam fon geri dönüşü sağladığı “dragon exit” olarak kayda geçti. Yatırımcılar fırsatları kollamaya devam ediyor ancak artık sahada olanlar, sadece vizyon değil aynı zamanda veriyle desteklenmiş, stratejik olarak konumlanmış girişimler olacak.” Decacorn Angels, “Startup for Corporate” programı aracılığıyla büyük ölçekli şirketler ile yenilikçi girişimleri bir araya getiriyor. Kurumların ihtiyaçlarına özel eşleştirme ve iş birliği modelleri, sadece yatırım değil, inovasyon süreçlerinde de somut sonuçlar yaratıyor. Ayrıca, yürütülen kurum içi girişimcilik programları sayesinde kurumların kendi içinden doğan girişimcilik potansiyeli de destekleniyor. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Yeni Dövme Hatları ve Isıl İşlem Teknolojisi ile Norm Forging’den Yüksek Performanslı Üretim Norm Holding bünyesinde faaliyet gösteren Norm Forging; devreye aldığı yeni yatırımları ile üretim kapasitesi ve teknolojik altyapısını önemli ölçüde geliştirdi. Sıcak dövme, talaşlı imalat, bağlantı elemanları ve ısıl işlem hizmetlerindeki uzmanlığıyla otomotivden madenciliğe ve ağır makine üretimine kadar birçok sektöre ürün ve hizmet veren Norm Forging, müşteri odaklı üretim anlayışı ve yüksek teknolojiye dayalı altyapısıyla sektörün ihtiyaçlarına yenilikçi yanıtlar sunuyor. 200 ton ile 2.500 ton arasında değişen üretim preslerinde 0,2 kg ile 25 kg arasındaki ürünleri üretebilme kabiliyeti ile müşterilerine hizmet vermektedir. Yeni Dövme Hatlarıyla Esnek ve Verimli Üretim Norm Forging’in yeni devreye aldığı 200 ton ve 800 ton kapasiteli robot otomasyonlu sıcak dövme hatları, üretim süreçlerinde verimliliği ve standardizasyonu artırarak esneklik, hız ve kalite alanlarında önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmiş hatlar sayesinde yüksek hassasiyet, tekrar edilebilirlik ve minimum fire oranıyla üretim mümkün hale geliyor. Isıl İşlem Fırını ile Gelişmiş Kalite Kontrol Norm Forging’in üretim hattına entegre edilen 1500 kg kapasiteli kamara tipi ısıl işlem fırını, sıcak dövme sonrası uygulanan özel işlemlerle ürünlerin mekanik özelliklerini müşteri taleplerine uygun şekilde optimize ediyor. Ürünlerin dayanıklılığı ve kullanım ömrü açısından kritik öneme sahip olan ıslah, normalize ve karartma işlemler, yüksek kalite standartlarında uygulanıyor. Geniş Sektörel Çözüm Yetkinliği Norm Forging’in uzmanlık alanı yalnızca otomotiv sektörüyle sınırlı değil. İnşaat, tarım, raylı sistemler ve madencilik gibi sektörlerde de faaliyet gösteren şirket, geniş ürün yelpazesi ve esnek üretim altyapısıyla her sektöre özel çözümler sunabiliyor. Uluslararası kalite belgelerine sahip olan firma, global pazarda da güvenilir bir iş ortağı olma iddiasını sürdürüyor. Sürdürülebilirlikte Avrupa Standartlarını Yakalama Hedefi Norm Holding, üretimde enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik ilkelerini ön planda tutuyor. Bu kapsamda üretim süreçleri enerji tasarrufu sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılıyor; atık yönetimi ve karbon ayak izi konularında iyileştirici projeler hayata geçiriliyor. Birol Durdu: “Ülkemize ve Müşterilerimize Değer” Yalnızca üretim değil, çözüm ortağı olarak müşterilerine değer katmayı hedeflediklerini belirten Norm Holding Yeni İşler Başkanı Birol Durdu “Gelişmiş dövme hatlarımız, modern ısıl işlem altyapısı ve sektörel uzmanlığıyla Norm Forging, yüksek performanslı, güvenilir ürünler sunuyor. Tamamen yerli kaynaklar ve mühendislik yetkinliği ile üretim yapan Norm Forging, ihracat gücüyle de hem Norm Holding'in hem de ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine doğrudan katkıda bulunuyor” dedi. Gelecek Vizyonu: Dijitalleşme, Otomasyon ve İşbirliği Norm Forging; dijitalleşme, otomasyon ve sürdürülebilir üretim yatırımlarına odaklanıyor. Durdu, markanın büyüme stratejisini “Stratejik ortaklıklar ve sürekli yenilik anlayışıyla yalnızca bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını da karşılayacak bir yapı kuruyoruz” sözleriyle özetliyor. Norm Forging Hakkında: Norm Holding şirketlerinden Norm Forging; sıcak dövme, talaşlı imalat, bağlantı elemanları ve ısıl işlem alanlarında sunduğu yüksek katma değerli çözümlerle; otomotivden, madenciliğe ve raylı sistemlere kadar birçok sektöre hizmet vermektedir. Şirket, üretim gücünü ileri teknolojiyle birleştirerek, müşteri ihtiyaçlarına özel çözümler üretme yeteneğiyle fark yaratmaktadır. Norm Forging’in tüm süreçleri; mühendislik kabiliyeti, dijitalleşme vizyonu ve kalite odaklı üretim anlayışıyla şekillenmektedir. https://normforging.com/ Norm Holding Hakkında: Norm Holding, 3.800 çalışanı, 10 farklı sektörde 23 şirketi, 22 üretim tesisi, 3 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile Türkiye’nin yanı sıra; ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Romanya ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Bağlantı elemanları sektöründe 50 yılı geride bırakan Norm Holding; ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda alanlarındaki faaliyetleriyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Yıllık kombine yatırım tutarı 67 milyon euro seviyesinde olan Norm Holding, 2 şirketiyle “TİM 1000, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alıyor. https://normholding.com #### Yeni Kargo Kısıtlaması, E-Ticarette Güvenli Ticaret Dönemini Başlatabilir Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü ile Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerde, bazı e-ticaret platformlarında satışa sunulan ürünler laboratuvar ortamında incelendi. 182 ürünün 148’inde mevzuata aykırılıklar tespit edilirken, ürün güvenliği kriterlerini karşılamayan maddelerin tespiti üzerine bu karar alındı. Tüketici sağlığı ve yerli üretici için çift yönlü koruma Bakanlığın aldığı bu karar, son dönemde artan yurt dışı kaynaklı alışveriş trafiğiyle birlikte, ürün güvenliği konusundaki riskleri ve denetim zorluklarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle insan sağlığıyla doğrudan temas eden ürün gruplarında  ayakkabı, oyuncak, deri aksesuar gibi üretim süreci, kullanılan hammadde ve kalite standartlarının yerinde tespiti bireysel ithalatlarda mümkün olmuyor. Yerli üreticiler, mevzuata uygun üretim, sertifikasyon ve denetim süreçlerine tabi olduklarından, düşük maliyetli ve standart dışı ürünlerle rekabet etmekte zorlanabiliyor.  “Dijitalleşme ve güvenli ticaret el ele ilerlemeli” Kararı değerlendiren ideasoft Yönetim Ofisi Direktörü Emre Çetinaslan, düzenlemenin hem tüketici hem de yerli üretici açısından önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, “Yerli üreticiyi güçlendirirken tüketiciyi de koruyor” “Yurt dışından bireysel yollarla getirilen ürünlerde üretim sürecini, kullanılan hammaddeleri veya kalite standartlarını kontrol etmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Tüketici, benzer görünen iki ürün arasında fiyat farkı üzerinden karar verirken, yerli üreticinin yatırım, istihdam ve denetim yükümlülükleriyle ürettiği ürün ile yurt dışından düşük maliyetle gelen ürün arasında doğal olarak rekabet eşitsizliği oluşabiliyor. Bu da hem sağlık hem de ticari açıdan risk yaratıyor. Biz ideasoft olarak yerli üreticilerin dijitalleşme, e-ticaret ve e-ihracat süreçlerinde güçlenmesini destekliyoruz. Tüketici güvenliğini sağlayan, aynı zamanda yerli üreticiyi koruyan bu tür düzenlemelerin, sürdürülebilir bir ticaret ekosistemi için kritik olduğuna inanıyoruz. Dijital denetim ve ürün şeffaflığı ön planda olacak E-ticaretin büyüme ivmesini koruyabilmesi için hem üretici hem de tüketici tarafında güven temelli bir sistemin oluşturulması, Türkiye’nin e-ihracat potansiyelini güçlendirecek önemli bir adım olarak görülüyor.” şeklinde konuştu. ideasoft: 2005 yılında kurulan ideasoft, web ve mobil tabanlı yazılım çözümleri sunmayı ilke edinmiş, Türkiye'nin lider e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır. ideasoft Libadiye Genel Merkez ve BÜDOTEK Teknopark AR-GE ekipleriyle internetten satış yapmak isteyenler için tüm gücüyle çalışırken, müşterilerine sağladığı ücretsiz panel eğitimleriyle de 2016’dan bu yana 50 bin+ müşteriye ulaştı. E-ticaret sektöründe 20. yıla ulaşan ideasoft ekibi, her yıl Deloitte tarafından resmi mali raporlara göre düzenlenen ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin belirlendiği yarışmada 6 sene üst üste ödüle layık görüldü. Ayrıca, TEPAV Türkiye 100, Bilişim 500 ve birçok etkinlikte başarılarını ödülle taçlandırdı . #### Yeni Nesil Yatırım Modeli Yükselişte - Proje GYF’ler Gayrimenkul Sektörüne Yön Veriyor Neo Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Yener Yıldırım, proje gayrimenkul yatırım fonları (Proje GYF) piyasasında yaşanan büyümeyi ve bu yeni yatırım aracının Türkiye konut piyasasına ve kentsel dönüşümüne etkilerini değerlendirdi. Proje GYF’lerin, hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Yıldırım, bu fonların sektördeki dönüşümde kritik rol oynayacağını ifade etti. “Proje GYF’ler, gayrimenkul piyasasına yeni bir soluk getiriyor” diyen Neo Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Yener Yıldırım, Temmuz 2024’te başlayan düzenlemelerin ardından, sadece tamamlanmış projelere değil, devam eden ve sıfırdan başlayacak inşaat projelerine de yatırım yapılmasının önünün açıldığını belirtti. Bu düzenlemeyle birlikte, proje GYF’lerin toplam gayrimenkul yatırım fonları içerisindeki payının %20’yi aştığını, toplam büyüklüğünün ise 34 milyar TL’yi geçtiğini vurguladı. Yıldırım, proje GYF’lerin konut arzı ve erişiminde kilit rol üstlendiğini dile getirerek, “Topraktan yatırım yapma imkânı bireysel yatırımcılar için yepyeni bir pencere açtı. Artan inşaat maliyetleri ve konut fiyatları nedeniyle doğrudan mülkiyet zorlaşırken, yatırımcılar bu fonlar aracılığıyla üretilecek konutlara ortak olabiliyor” dedi. Kentsel dönüşüm projelerine finansman sağlama noktasında da proje GYF’lerin potansiyel taşıdığını belirten Yıldırım, “Henüz bu alana özel fonlar yatırıma başlamadı, ancak hazırlıklar yoğun şekilde sürüyor. Çok yakında sadece kentsel dönüşüme odaklanan proje GYF’leri piyasada göreceğiz” diye konuştu. Yatırımcılar açısından önemli avantajlara da dikkat çeken Yıldırım, proje GYF’lerin hem kira geliri hem de likidite açısından cazip olduğunu belirtti: “Bu yeni yatırım araçlarıyla yatırımcılar, projeler tamamlandığında fon portföyünde kalan konutlardan kira geliri elde edebilir. Aynı zamanda, fon sistemi sayesinde giriş ve çıkış zamanlarını daha net planlayabilirler. Gelecekte, fona yapılan yatırımın karşılığında doğrudan konut teslimi gibi modeller de hayata geçebilir.” Kurumsal yatırımcı ilgisinin yüksek olduğunu vurgulayan Yıldırım, bireysel nitelikli yatırımcıların da kısa vadede bu alana güçlü bir şekilde yöneleceğini öngördüklerini söyledi. Son olarak, proje GYF’lerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için sermaye piyasası kurumları ve düzenleyici otoritelerle güçlü bir iş birliğinin önemine değinen Yıldırım, “Yeni ürünlerin hayata geçmesi sürecinde ilgili taraflarla koordinasyon içerisinde çalışmak kritik. Teminat mekanizmalarının yatırımcı güvenini destekleyecek şekilde yapılandırılması ve kentsel dönüşüme yönelik yeni finansman modellerinin ve proje gayrimenkul yatırım fonu tiplerinin geliştirilmesi, bu alanın sürdürülebilirliği açısından önemli katkılar sağlayacaktır.” dedi. Neo Portföy olarak yatırımcı odaklı çözümler geliştirmeye devam edeceklerini belirten Yıldırım, sermaye piyasalarının gelişimi için inovatif araçların önemini bir kez daha vurguladı. Neo Portföy Hakkında: 2018 yılında tecrübeli bir ekip tarafından temelleri atılan Neo Portföy, menkul kıymet, gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonları konusunda uzmanlaşmış, Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenlemesine ve kontrolüne tabi bağımsız bir portföy yönetim şirketidir. 2024 sonu itibari ile Neo Portföy’ün yönettiği toplam finansal varlık büyüklüğü 60 Milyar TL’ye, yönetilen alternatif fonların büyüklüğü ise yaklaşık 29 Milyar TL’ye ulaşarak, portföy yönetim şirketlerinin yönettiği alternatif yatırım fonları arasında lider şirketlerden biridir. #### Yeni Unicorn ve Decacorn Adayları Yolda Decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlayan Decacorn Angels’ın ilk yatırımı, Silikon Vadisi merkezli sağlık girişimi Exin Health oldu. Teknoloji tabanlı Materix, Magnus, Viseur AI, Winfluencer ve PulpoAR girişimleri de portföye katıldı.  Henüz açıklanmayan 2 yeni yatırımın ise önümüzdeki haftalarda duyurulacağı belirtildi. “Sektör bağımsız ilerliyoruz” Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, yatırım stratejilerini “Decacorn Angels olarak yatırım yaptığımız sektörler sağlık teknolojisi, tarım teknolojisi, fintech, enerji, martech (pazarlama teknolojisi), oda servisi çözümleri ve sanal deneme çözümleri. Gelir üreten, global ölçekte büyüme potansiyeli olan girişimlere yatırım yapıyoruz.” sözleriyle açıkladı. Kadın girişimciler yükselişte 2025'in ilk yarısında kurulan girişimlerde kadın kurucu temsilinin yalnızca %12 seviyesinde olduğunu belirten Eren, “Fonlanan girişimler arasında kadın kurucu temsili önceki yıllara kıyasla nispeten istikrarlı kaldı ve %22 oldu. Mühendis kadınların artmasıyla bu oranın yükselmesini bekliyoruz. Teknolojinin hayatın merkezine girdiği bir dönemde kadınların da daha güçlü rol üstlendiğini görüyoruz. Yakında daha fazla kadın girişimcinin teknoloji yatırımlarında yer alacağına inanıyorum. Kadın girişimcilerin özellikle sağlık, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında daha görünür olacağını ve önümüzdeki dönemde bu alandaki girişimlerden daha fazla başarı hikâyesi çıkacağını öngörüyorum.” dedi. Yeni Unicorn ve Decacorn adayları yolda Eren, önümüzdeki dönemde özellikle fintek, sağlık ve yapay zekâ tabanlı girişimlerden yeni unicorn ve decacorn’ların çıkacağını vurguladı. Eren, “Global vizyonla doğmuş işler yatırım bulmakta zorlanmıyor. Türkiye’den yeni unicorn ve decacorn’ların çıkacağına eminim. Özellikle fintek ve sağlık sektöründe çok güçlü adaylar var.” diyerek sözlerini bitirdi. Decacorn Angels Hakkında: Decacorn Angels, decacorn olma yolunda yenilikçi ürünler ve çözümler geliştiren erken aşamadaki girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Yatırım yapmanın hem sanat hem de bilim olduğuna ve güçlü bir topluluğun girişimleri desteklemek için doğru altyapının oluşturulmasına yardımcı olabileceği amacıyla yoluna devam ediyor. Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarımızla geleceğin Decacorn'ları olma potansiyeline sahip girişimcileri bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında her biri kendi uzmanlık alanında uzmanlaşmış deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ. Decacorn Angels, sadece finansman değil, girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini de ön planda tutuyor. Bu nedenle sadece yatırım yapmakla kalmıyor, aynı zamanda girişimcilere danışmanlık ve yardım sağlayarak destek olmayı ve büyümelerini hızlandırmayı amaçlıyor. #### Yeşil Dönüşüm Çelik Sektöründe Rekabet Standardını Değiştiriyor 3.Yeşil Çelik Zirvesi (Green Steel Summit 2026), 7 Mayıs 2026’da İstanbul’daki Emaar Address Hotel’de çelik sektörünün temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede, regülasyonlar, teknoloji, enerji dönüşümü ve tedarik zinciri başlıkları ele alındı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ve SteelData organizasyonunda gerçekleşen etkinlikte, çelik sektöründe karbon azaltımına yönelik uygulamalar ve dönüşüm süreci sektör profesyonelleri tarafından değerlendirildi. Zirvede konuşan Metsims CEO’su Dr. Hüdai Kara, karbon düzenlemelerinin sanayi için yeni bir rekabet çerçevesi oluşturduğunu vurguladı. Dr. Kara, karbon düzenlemelerinin çelik sektörü açısından kritik bir eşik olduğunu belirterek, şirketlerin en önemli adımının emisyonları ölçen, raporlayan ve sürekli iyileştiren yönetim sistemleri kurmak olduğunu söyledi. Kara, “Rekabet gücü yalnızca uyumla sınırlı değil. Şeffaf ve doğrulanabilir veriye sahip olmak, müşteri güveni, finansman koşulları ve pazarda konumlanma açısından da stratejik avantaj sağlar” dedi. Çelik Üretiminde Karbon Yoğunluğu Üç Kat Farklılık Gösteriyor Dr. Hüdai Kara, çelik sektöründe karbon salımının üretim yöntemine göre ciddi şekilde değiştiğine dikkat çekti. 2024 verilerine göre, dünyada ortalama her ton çelik için yaklaşık 1,92 ton CO₂ salınıyor. Ancak kömür bazlı yüksek fırın yöntemiyle üretilen çelikte bu miktarın 2,34 tona kadar çıkabildiğini, hurda kullanılarak elektrik ark ocaklarında üretilen çelikte ise 0,69 ton seviyesinde gerçekleştiğini aktardı. Doğrudan indirgenmiş demir ve elektrik ark ocağı kombinasyonunda ise yoğunluğun 1,47 ton CO₂ civarında olduğunu belirtti. Türkiye’nin avantajlı bir konumda olduğunu dile getiren Kara, “Ülkemizde çeliğin yaklaşık yüzde 70’i hurda bazlı elektrik ark ocaklarında üretiliyor. Bu da kömür bazlı yüksek fırın yöntemine ağırlık veren ülkelere kıyasla çok daha düşük karbon salımı sağlıyor” dedi. Dr. Kara, Avrupa Birliği’nin uygulamaya aldığı Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) ile bu farkın ihracatta doğrudan maliyet avantajına dönüşebileceğini belirtti. “Tesislerin ve ürünlerin gerçek emisyon verilerini doğru ölçüp belgelemeleri kritik. Bu veriler, yalnızca uyum için değil; ihracatta maliyetleri belirlemede ve rekabette doğrudan etkili oluyor” diye ekledi. Metsims Hakkında Metsims Sürdürülebilirlik, sanayi odaklı sürdürülebilirlik alanında veri temelli dijital çözümler geliştiren bir teknoloji ve danışmanlık şirketidir. Şirket, emisyon yönetimi, raporlama ve iyileştirme süreçlerinin sistematik şekilde yürütülmesini destekler. #### Yeşil Otel Olmanın Yolu Sadece Enerji Tasarruflu Ampullerden Geçmiyor Dünyada artan çevresel hassasiyetle birlikte, “yeşil otel” kavramı turizmin olmazsa olmazı hâline geldi. Türkiye’de de bu dönüşüm, yapay zekâ destekli sistemlerle ivme kazanıyor. Elektraweb Yazılım Grubu, otellerin atık yönetiminden enerji tüketimine kadar birçok süreci yapay zekâ ile analiz ederek, sürdürülebilirlik yol haritası sunuyor. Yeşil turizm, sürdürülebilirlik ve çevre dostu uygulamaların ön planda olduğu bir seyahat anlayışını ifade ederken, bu yaklaşım, hem doğayı korumayı hem de yerel toplulukları desteklemeyi amaçlıyor. Yeşil oteller ise bu felsefeyi hayata geçiren, enerji verimliliği sağlayan, su tüketimini minimize eden ve atıkları azaltan tesisler olarak öne çıkıyor. Bu oteller, misafirlerine çevre dostu bir konaklama deneyimi sunarken, aynı zamanda doğaya zarar vermemek için teknolojiden de faydalanıyor. Elektraweb Yazılım Grubu Başkanı Teoman İbili, konuyla ilgili şunları ifade etti: “Artık yeşil otel kavramı ön plana çıkıyor. Türkiye’de bu konuda önemli adımlar atılıyor ve Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle yeşil otel uygulamaları hız kazanıyor. Ancak, sadece yeşil boyama yapmanın ötesinde, tüm süreçlerin dijital ortamda izlenmesi gerekiyor. Oteller, çevre dostu bir yaklaşım sergileyerek, hem maliyetlerini hem de çevresel etkilerini minimize edebiliyorlar. Yeşil otel olmanın yolu sadece enerji tasarruflu ampullerden geçmiyor. Tüm süreçlerin veriye dayalı izlenebilir olması gerekiyor. Bu da ancak yazılım ve yapay zekâ entegrasyonuyla mümkün. Bugün Türkiye, bu konuda çok önemli bir eşiği aşıyor. Yapay zekâ bu dönüşümde önemli bir rol oynuyor. Yapay zekâ enerji tüketimini optimize etme, müşterilerin ihtiyaçlarını önceden tahmin etme, operasyonel verimliliği artırma ve çevresel etkiyi azaltma gibi birçok alanda yeşil turizmle birleşerek sektörde devrim yaratıyor. Otel yönetim sistemlerinden oda içi cihazlara kadar, yapay zekâ destekli çözümler, sürdürülebilirliği daha erişilebilir ve etkin hale getiriyor. Bu birleşim, hem çevreyi koruma hem de işletme maliyetlerini düşürme konusunda büyük bir potansiyele sahip. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli projeler sayesinde otellerin tek bir veri havuzuna bağlanarak kolektif bir sürdürülebilirlik sistemine adım attığını belirtiyor. Bu sayede hem misafir memnuniyeti artıyor hem de çevresel yük minimize ediliyor.” Talya Bilişim – 30 yılı aşkın süredir yazılım sektöründe teknoloji geliştiren, 3 bölgede ofisi, Türkiye çapında 38 bayisi ile faaliyet gösteren Talya Bilişim, Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarına çözümler üretmekte, yazılımları aktif olarak 5000’den fazla tesiste kullanılmaktadır. Ürettiği yazılımları yurtdışına da ihraç eden Talya Bilişim, kullanıcılarının finansal, operasyonel, ve idari süreçlerini elektronik ortamda detaylı olarak takip etmesini sağlamakta, yönetime doğru analizlerle hızlı karar alma ve tam kontrol olanağı sunmaktadır. Talya Bilişim‘in yazılımları; turizm ve konaklama sektörüne yönelik olarak üretilen ELEKTRAWEB Otel, ELEKTRAWEB POS Restaurant ve Klüp Otomasyon Sistemleri, KİMLİKOKUR Kimlik ve Pasaport Okuma Sistemi ile sağlık sektörüne yönelik olarak üretilen MEDİSOFT Hastane Otomasyon Sistemlerinden oluşmaktadır. ELEKTRAWEB Otel Yönetim Sistemi her büyüklükteki otelin tüm departmanları ile birlikte entegre olarak yönetilmesini sağlayacak 28 farklı modülden oluşan en kapsamlı otel yazılımıdır. Otelin ihtiyacına göre yazılım özelleştirilebilmekte ve çağrı destek hattı ile 7/24 destek hizmeti verilmektedir.  2025 yılı itibariyle 5000 den fazla tesiste kullanılan Otel Otomasyonu ELEKTRAWEB, pazarında lideri konumundadır. #### Yöneticinin İlk 3 Saniyesi Tüm Kurumu Temsil Ediyor Kurumsal temsilin görünmez ama en güçlü dili olan “giyim ve dış görünüm”, yöneticilerin etkisini sandığımızdan çok daha fazla belirliyor. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, yöneticilerin sadece organizasyonlarını yönetmekle kalmadığını, aynı zamanda kurumun dışarıya açılan yüzü olduklarını vurgulayarak kritik bir gerçeğin altını çiziyor: “Görünüm, bilginin ilk onayıdır.” Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, yöneticilerin temsil gücünü anlatırken yıllardır üzerinde durduğu “3 saniye kuralını” hatırlatarak, İnsanların bir lideri ilk gördüğü anda yalnızca üç saniye içerisinde güven, yetkinlik ve ciddiyet algılarının oluştuğunu belirtti. Saygılı, “Bu ilk 3 saniyede görüntünüzle verdiğiniz mesaj, sizi dinlemeye değer bulup bulmayacaklarını belirler. O an, bir güven anıdır” diyor. “Görünüm, liderlikte kısa yol işlevi görüyor” 2012 yılında yapılan araştırmalara atıf yapan Saygılı, lider seçimi ve ekip oluşumunda fiziksel görünümün; sağlık, güvenilirlik ve dominant gibi özelliklerin kısa yoldan algılanmasını sağladığını ifade ederek, “Bir yöneticinin görüntüsü, bilgi ve deneyiminin ilk teyididir. Bu ilk onayı alamadığınızda hem kendiniz hem temsil ettiğiniz kurum için negatif bir ilk izlenim yaratırsınız.” dedi. Saygılı’ya göre kötü bir izlenimin telafisi her zaman mümkün olmuyor: “Bazen öyle anlar olur ki, görüntünüz anlatmak istediklerinize fırsat bile vermez. Unvanınız, bilgi birikiminiz, yılların emeği. Eğer görünümünüz sizi doğru anlatmıyorsa tümü etkisiz hale gelebilir.” Üst düzey yöneticilerde görünümün etkisi bilimsel olarak kanıtlandı 2021’de yayımlanan kapsamlı bir analiz, üst düzey yöneticilerin fiziksel çekicilik, yüz oranları, ses tonu ve bakım düzeyinin; işe alınmadan terfiye, yatırımcı algısından şirket performansına kadar pek çok alanda belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulguları değerlendiren Doç. Dr. Saygılı, “Yönetici, kurumun sembolüdür. Dış görünüm, bu sembolün en hızlı okunan kısmıdır” diyerek görünümün kurumsal imajdaki kritik rolünü özetliyor. “Bilgi ve deneyim değerlidir, ama görünümle birlikte daha değerlidir” Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, özellikle dış temsil görevi olan yöneticilerin giyimi stratejik bir araç olarak görmesi gerektiğinin altını çiziyor: “Bir kurumda iyi giyinen ve iyi görünen kişinin yönetici olma ihtimali istatistiksel olarak daha yüksek. Ancak bazen bilgi ve deneyimi çok güçlü kişiler, görünümleriyle bu gücü desteklemedikleri için temsil görevinde zorlanıyor. Hatta bu durum kariyer yolculuklarını dahi etkileyebiliyor.” Saygılı, tüm yöneticilere şu çağrıda bulunuyor:“Görünümünüz, sizi ve kurumunuzu temsil eden ilk cümledir. O cümleyi doğru kurun.” Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı Hakkında: 2012 yılında Gazi Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Pek çok devlet ve vakıf üniversitesinde çalıştı. 2001 yılında koleksiyon tasarımcısı olarak başladığı moda sektöründe, yüksek lisans ve doktora tezlerinin ardından moda sektörünü ve moda eğitimini birleştirici projeler yürütmektedir. Yeni çıkan kitabı “Zamansız Giysiler, Yavaş Moda – Tarzın ‘Sen’ Hali” ile her an, her zaman zamansız giysilerle nasıl şıklık yaratılabileceğini keyifli bir anlatımla, hikâyeleştirerek kaleme almıştır. İlk kitabı olan “Erkekler İçin Stil ve İmaj” kitabında ise, daha çok erkek okuyucuya hitap edecek şekilde, daha az ve öz anlatımla erkeklerin her alanda nasıl daha şık olabileceklerini yazmıştır. Yazmış olduğu pek çok akademik makale ve bildiri ile, 22 yıllık akademik kariyerinde modanın akademik alanına da pek çok katkıda bulunmaktadır. Stilim isimli yeni yapay zekâ uygulaması ile de herkesin “Bugün ne giysem?” derdini sonlandıracak bir çözüm geliştirmiştir. Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak, günlerine en az yarım saat daha zaman kazandırırken şık görünmelerini sağlayacak olan uygulama, 20 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kullanıma açılmıştır.. Şu anda kendi şirketi olan BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık A.Ş.’de, Stilim yapay zekâsının yanı sıra “VAKA” isimli bir moda markası ve farklı moda markalarına tasarım yaptıkları bir alan da bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası alanda “Moda Sektöründe Türkiye’nin Tasarım Alanındaki Gücü”nün savunuculuğunu yaptığı fuar, kongre vb. etkinliklerde yer almaktadır. Instagram ve YouTube’da dijital içerik üreticisi olarak “Moda ve Moda Eğitimi” ile ilgili içerikler üretmektedir. #### Yönetim Okulu Kurucusu Şerafettin Özsoy ile Özel Röportaj Günümüz iş dünyasında sadece bilgi değil, bu bilginin nasıl yönetildiği, nasıl paylaşıldığı ve nasıl dönüştürüldüğü belirleyici hale geldi. Yönetim Okulu, tam da bu noktada; akademik temelli ama sahaya dokunan bir yönetim yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Kurucusu Şerafettin Özsoy, uzun yıllara dayanan akademik ve girişimcilik tecrübesini bir araya getirerek, yönetim, strateji, inovasyon ve liderlik alanlarında Türkiye’de yeni bir öğrenme kültürü oluşturmayı hedefliyor. Kurumsal Medya olarak, hem Yönetim Okulu’nun kuruluş hikayesini hem de Türkiye’de yönetim eğitimlerinin geleceğine dair vizyonunu konuştuk. Kurumsal Medya: Merhaba Şerafettin Bey, öncelikle zaman ayırdığınız için teşekkürler. Kısaca kendinizden ve Yönetim Okulu’ndan biraz bahseder misiniz? Şerafettin Özsoy: Ben uzun yıllardır yönetim, girişimcilik ve inovasyon alanlarında çalışan bir eğitmen ve girişimciyim. Kariyerim boyunca hem akademik dünyada hem de iş dünyasında bu alanların kesişiminde bilgi üretmeye gayret ettim. Bir yandan üniversitelerde dersler verdim, araştırmalar yaptım ve akademik yayınlar ürettim; diğer yandan girişimcilik ekosisteminin içinde, sahada çok sayıda proje, hızlandırma programı ve eğitim sürecinde yer aldım. Zamanla gördüm ki Türkiye’de yönetim alanında ciddi bir bilgi birikimi var, ancak bu bilgi çoğu zaman dağınık kalıyor — yani hem akademide hem iş dünyasında üretilen değerler birbiriyle yeterince buluşamıyor. Yönetim Okulu tam da bu gözlemden doğdu: teorik bilginin sahadaki tecrübeyle buluştuğu, tartışmaların ve farklı bakış açılarının geliştiği bir öğrenme ortamı kurmak istedim. Bugün Yönetim Okulu’nu sadece bir eğitim platformu olarak değil, aynı zamanda yönetim, strateji ve inovasyon kültürünü yaygınlaştıran bir düşünce ve paylaşım merkezi olarak görüyorum. Kurumsal Medya: Yönetim Okulu’nu benzer platformlardan ayıran nedir? Neyi farklı yapmak istiyorsunuz? Şerafettin Özsoy: Her şeyden önce bilimsel temellere dayanan sentez yaklaşımımızla öne çıkıyoruz. Dünyanın önde gelen düşünürlerinin (Porter, Drucker, Christensen, Collins, Mintzberg gibi) strateji, liderlik ve inovasyon yaklaşımlarını eğitim içeriklerimize entegre ediyoruz. Aynı zamanda küresel perspektifi elden bırakmıyoruz; Harvard, Stanford, INSEAD gibi kurumların güncel yönetim yaklaşımlarını takip edip içeriklerimize uyarlıyoruz. Bir başka farkımız da etkin içerik paylaşımı yoluyla tartışmayı yaygınlaştırmak isteğimiz: Eğitimlerde işlediğimiz konuların video kesitleri, ders notları ve materyalleri sosyal medya üzerinden de paylaşıyor; geniş bir etkileşim ortamı yaratıyoruz. Son olarak, odaklanmanın gücüne inanıyoruz: Her alanda var olmaya çalışmak yerine, “ne yapmayacağımızı” seçmek — örneğin bazı operasyonel detayları sadeleştirip enerjiyi strateji ve marka eksenine yönlendirmek — bizim yaklaşımımızın mihenk taşlarından biridir. Kurumsal Medya: Yönetim Okulu’nun felsefesini birkaç kelimeyle özetlemeniz gerekseydi, ne derdiniz? Şerafettin Özsoy: Yönetim Okulu’nun felsefesi üç kelimede özetlenebilir: bilim, uygulama, paylaşım. Bilim — çünkü yaptığımız her şey akademik temellere dayanıyor. Uygulama — çünkü bilginin değeri, sahada işe yaradığı ölçüde anlamlı. Paylaşım — çünkü öğrenme, tek yönlü bir aktarım değil; fikirlerin, deneyimlerin ve farklı bakış açılarının buluştuğu bir süreç. Bu yüzden biz klasik bir “eğitim kurumu” değil, yönetim düşüncesini sürekli geliştiren ve canlı tutan bir platformuz. Kurumsal Medya: Sizce Türkiye’de yönetim bilimleri alanında üniversiteler dışındaki eğitimlerin kalitesi ne seviyede? Şerafettin Özsoy: Türkiye’de yönetim bilimleri alanında ciddi bir potansiyel var, ancak bu potansiyel henüz tam anlamıyla sistematik bir yapıya kavuşmuş değil. Üniversitelerin sunduğu teorik çerçeveler çok değerli, ancak iş dünyasının dinamizmiyle tam örtüşen, pratikte uygulanabilir yönetim ve liderlik programları hâlâ sınırlı. Bugün birçok kurum eğitim veriyor ama bu eğitimler genellikle motivasyon veya kişisel gelişim düzeyinde kalıyor. Yönetim biliminin özündeki stratejik düşünme, organizasyonel yapı kurma, karar alma süreçleri, inovasyon ve değişim yönetimi gibi alanlara daha az temas ediliyor. Yönetim Okulu tam da bu boşluğu doldurmayı hedefliyor: akademik temelli ama uygulamaya dönük, hem kuram hem pratik arasında köprü kuran bir yapıyla ilerliyoruz. Kurumsal Medya: Yönetim, strateji ve inovasyon alanlarındaki eğitimlerin iş dünyasına gerçekten katkısı var mı? Hangi sorunlara çözüm getirebilir? Şerafettin Özsoy: Kesinlikle var — hatta iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu katkı bu. Çünkü kurumların büyük kısmı teknik mükemmelliğe odaklanıyor ama stratejik düşünme, değişim yönetimi ve liderlik kültürü geliştirme konusunda eksik kalıyor. Yönetim, strateji ve inovasyon eğitimleri doğrudan şu alanlara katkı sağlıyor: Yön kaybı sorunu: Kurumların uzun vadeli hedefle kısa vadeli operasyonu uyumlu hale getirmesine yardımcı olur. İletişim ve liderlik eksikliği: Yöneticilere ekip yönetimi, motivasyon ve kurumsal kültür oluşturma becerisi kazandırır. Değişime direnç: İnovasyon kültürünü içselleştirerek organizasyonların dönüşüm kapasitesini artırır. Stratejik odak eksikliği: Kaynakların verimli kullanılmasını, “her şeyi yapmak” yerine “doğru şeyi yapmak” anlayışını yerleştirir. Özetle, bu eğitimler iş dünyasının rekabet gücünü artırmakla kalmaz; kurumların sürdürülebilir başarı kültürünü oluşturmasına da katkı sağlar. Kurumsal Medya: Günümüz yöneticilerinin en çok zorlandığı konular sizce neler? Şerafettin Özsoy: Bugünün yöneticileri için zorluk artık “bilgi eksikliği” değil, önceliklendirme eksikliği. Her gün yüzlerce trend, teknoloji ve yönetim yaklaşımı gündeme geliyor ama esas mesele hangisinin gerçekten değer yarattığını ayırt edebilmek. Bunun yanında liderlerin karşılaştığı bir diğer kritik konu da insan yönetimi ve anlam yaratma. Ekipler artık sadece ücretle değil, değerle, anlamla ve aidiyetle motive oluyor. Biz eğitimlerimizde bu nedenle yöneticilere sadece teknik beceriler değil, kültür, iletişim ve stratejik bakış açısı kazandırmaya odaklanıyoruz. Kurumsal Medya: Türkiye’de yönetim kültürünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Şerafettin Özsoy: Türkiye’de yönetim kültürü dönüşüm halinde. Artık hiyerarşik yapılardan ziyade, esnek, öğrenen ve yenilikçi kurum kültürleri öne çıkıyor. Yeni kuşak liderler, geleneksel otorite anlayışının yerine katılımcı, çevik ve değer odaklı yönetimi benimsiyor. Bu dönüşümde eğitim ve farkındalık büyük rol oynuyor. Yönetim Okulu olarak biz de tam bu noktada konumlanıyoruz: Türkiye’nin yönetim kültürünü geleceğe taşıyacak liderlerin bilimsel altyapı, stratejik vizyon ve insani liderlik dengesini kurmalarına katkı sağlamak istiyoruz. Detaylı Bilgi Almak İçin : https://yonetimokulu.com #### Yüksek Bütçeli Gayrimenkul Satışlarında Avukat Zorunluluğu Dolandırıcılık Risklerini Azaltacak Türkiye’de yıllık gayrimenkul satışlarının 3,3 milyon adedi aşmasıyla birlikte tapu işlemlerinde hukuki güvenlik tartışmaları yeniden gündeme geldi. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek’e göre 12. Yargı Paketi kapsamında planlanan “yüksek bütçeli taşınmaz satışlarında avukat bulundurma zorunluluğu”, hem dolandırıcılık risklerini azaltacak hem de yargı sistemine ciddi bir yük oluşturan uyuşmazlıkların önüne geçecek. Türkiye’de gayrimenkul satışlarının 3,3 milyon adedi aşarak rekor kırdığı bir dönemde tapu işlemlerinde hukuki güvenliği artırmaya yönelik yeni bir adım gündemde. 12. Yargı Paketi kapsamında planlanan yüksek bütçeli taşınmaz satışlarında avukat bulundurma zorunluluğu, hem dolandırıcılık risklerini azaltmayı hem de gayrimenkul işlemlerinde “önleyici hukuk” anlayışını güçlendirmeyi hedefliyor. Gayrimenkul satışlarında rekor artış, hukuki güvenlik ihtiyacını büyüttü Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından kamuoyuna duyurulan ve 12. Yargı Paketi kapsamında yasalaşması planlanan düzenleme, yüksek bütçeli taşınmaz satışlarında avukat bulundurma zorunluluğu getirmeyi hedefliyor. Türkiye’de gayrimenkul alım satım işlemleri halen tapu sicil müdürlüklerinde alıcı, satıcı ve tapu memuru arasında gerçekleştirilen idari bir işlem niteliği taşıyor. Ancak açıklanan resmi verilere göre Türkiye’de gayrimenkul satışları tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 8,7 artışla 3 milyon 332 bin 994 adet olarak kayıtlara geçti. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, mülkiyet devrinin bireylerin ve kurumların ekonomik hayatındaki en kritik işlemlerden biri olduğuna dikkat çekerek, “Tapu devri gibi yüksek ekonomik değere sahip işlemlerin yalnızca idari bir onay ve şekli denetimle gerçekleştirilmesi, günümüz koşullarında yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle belirli bir değerin üzerindeki taşınmaz devirlerinde avukatın sürece dahil edilmesi, işlemlerin hukuki güvenliğini artıracak önemli bir adımdır.” dedi. Amaç: Gayrimenkul hukukunda “önleyici hukuk” modelini hayata geçirmek Planlanan düzenlemeye göre belirli bir parasal değerin üzerindeki taşınmaz devirlerinde tarafların işlemleri bizzat yürütmeleri yerine, baroya kayıtlı bir avukat aracılığıyla gerçekleştirmeleri kanuni bir geçerlilik şartı haline gelecek. Bu yaklaşımın Türkiye’de gayrimenkul hukukunda “önleyici hukuk” mekanizmasını devreye sokacağını sözlerine ekleyen Av. Elvan Kakıcı Şimşek, “Avukatın süreçte yer alması; belgelerin kontrol edilmesi, tarafların hukuki olarak bilgilendirilmesi, tapu kayıtlarının analiz edilmesi ve sözleşme içeriklerinin doğru kurulması açısından kritik bir rol oynayacaktır. Bu sayede birçok risk, işlem yapılmadan önce ortadan kaldırılabilecektir.” Şeklinde konuştu. Zorunluluk tüm işlemleri değil, yüksek değerli işlemleri kapsayacak Planlanan düzenlemede avukat zorunluluğunun tüm tapu işlemlerine değil, belirli bir parasal sınırı aşan işlemlere getirilmesi öngörülüyor. Bu sınırın belirlenmesinde anonim şirketlerdeki avukat bulundurma zorunluluğuna benzer objektif kriterlerin dikkate alınması bekleniyor. Ayrıca söz konusu eşik değerin her mali yıl başında yeniden değerleme oranına göre güncellenmesi de planlanıyor. Hangi tapu işlemlerinin bu kapsamda değerlendirileceği ise henüz netlik kazanmış değil. Satış, bağış, trampa, intikal, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması, ipotek işlemleri, intifa hakları ve bazı şerh türlerinin kapsama dahil olup olmayacağı düzenlemenin yasalaşma sürecinde netleşecek. Tapu işlemlerinde en çok uyuşmazlık yaratan başlıklar Uygulamada tapu işlemlerinin önemli bir bölümünün daha sonra hukuki ihtilaflara dönüştüğünü belirten Av. Elvan Kakıcı Şimşek, en sık karşılaşılan sorunları; Muvazaa (gerçek iradenin gizlenmesi) iddiaları, Ehliyet ve irade sakatlığı tartışmaları, Aile konutu ve eş rızası kaynaklı uyuşmazlıklar, Tapu kaydındaki şerh, takyidat ve irtifakların incelenmeden yapılan işlemler, Vekaletle satışlarda kötüye kullanım iddiaları ve Yabancılar için edinim kısıtlarının yanlış uygulanması olarak sıraladı. Yeni düzenleme dava sayısını azaltabilir Avukatın işlem sürecinde bulunmasının, bu tür risklerin büyük bölümünü daha baştan ortadan kaldırabilecek bir kontrol mekanizması sağlayacağını belirten Şimşek, “Tapuda avukat zorunluluğu” başlığı şu an için 12. Yargı Paketi kapsamında bir hazırlık ve niyet açıklaması niteliğinde bulunuyor. Düzenlemenin TBMM’de yasalaşmasıyla birlikte parasal eşik, işlem türleri ve istisnalar netleşecek. Avukatın sürece dahil olması, irade sakatlığı veya hukuki eksiklikleri daha işlemin başında tespit ederek yeni davaların ortaya çıkmasını önemli ölçüde azaltacaktır. Bu yaklaşım hem tarafların hak kaybını önleyecek hem de mahkemelerin iş yükünü azaltarak yargı sistemi için ciddi bir zaman tasarrufu sağlayacaktır.” Diyerek sözlerini tamamladı. Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve "toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir. #### Yurt Dışında Markanızı Korumazsanız Ürünleriniz Gümrükte Kalabilir Kurumsal Medya’nın "Marka Patent Sohbetleri" serisinin bu haftaki konuğu, Türkiye’nin önde gelen Marka ve Patent Vekillerinden Figen Konak oldu. İhracat yapan firmalar için hayati uyarılarda bulunan Konak, uluslararası marka tescilinin püf noktalarını ve devlet desteklerini anlattı. Türkiye’den dünyaya açılan markaların sayısı her geçen gün artarken, yurt dışı pazarlarda karşılaşılan "marka ihlali" sorunları da gündemdeki yerini koruyor. Kurumsal Medya ekranlarında Kenan Altun'un sorularını yanıtlayan Figen Konak, Türk firmalarının sıklıkla düştüğü "Markam Türkiye'de tescilli, dünyada da korunuyor" yanılgısına dikkat çekti. https://www.youtube.com/watch?v=DXxFJ5IRVDY "Marka Tescili Ülkeseldir" Marka korumasının "Ülkesellik Prensibi"ne dayandığını vurgulayan Figen Konak, Türkiye'de alınan bir tescilin sağladığı münhasır hakların sadece Türkiye sınırları içinde geçerli olduğunu belirtti. Konak, "İhracat yapan şirketler, ürünlerinin dolaşımda olduğu her ülkede marka tescili yaptırmak zorundadır. Aksi takdirde o ülkede aynı marka başkası adına tescilliyse, malların gümrükte durdurulması, fuarlarda toplatılması gibi çok tatsız durumlarla karşılaşılabilir" uyarısında bulundu. En Pratik ve Ekonomik Yol: Madrid Protokolü Yurt dışı tescil süreçlerinin karmaşık ve maliyetli olduğu algısını da değerlendiren Konak, Madrid Protokolü sayesinde bu sürecin artık çok daha kolaylaştığını ifade etti. Konak sistemi şöyle özetledi: "Eskiden her ülkeye tek tek gidip, o ülkenin vekiliyle ve diliyle uğraşmak gerekiyordu ve bu çok ciddi maliyetler yaratıyordu. Ancak Türkiye'nin de taraf olduğu Madrid Protokolü sayesinde, tek bir başvuru, tek bir dil ve tek bir ücret ödeyerek 116 ülkede aynı anda koruma talep edebiliyoruz. Üstelik 10 yıl sonra yenileme yaparken de yine tek işlemle tüm ülkeleri yenileyebiliyoruz.". "Red Kararı Çıksa Bile Devlet Desteği Var" Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri de devlet teşvikleri oldu. İhracatçıların bu süreçte yalnız olmadığını belirten Figen Konak, İhracatçılar Birliği ve Turquality kapsamındaki destekleri hatırlattı. Bakanlığın güncel tebliğlerine göre, yurt dışı marka tescil harcamalarında %50 ile %75 arasında devlet desteği bulunduğunu belirten Konak, "Bir ülkede markanız reddedilse bile, o süreçte yaptığınız harcamalar için destek alabiliyorsunuz. Bu nedenle maliyetten kaçınmak yerine, doğru stratejiyle pazara girmek şart" dedi. İhracatçılara Altın Tavsiye: "Pazara Girmeden Araştırın" Konak, röportajın sonunda ihracatçılara stratejik bir tavsiyede bulundu: "Bir ülkeye mal göndermeden yıllar önce marka tescilinizi yaptırın. Belki de o ülkede markanız başkası tarafından kullanılıyor. Bunu önceden bilirseniz, o pazara farklı bir markayla girmek gibi B planlarını devreye sokabilirsiniz.". 🎬 Videonun Tamamını İzleyin: Figen Konak’ın, WIPO süreçleri, bölgesel başvurular ve tescil stratejileri hakkında verdiği detaylı bilgilerin tamamını Kurumsal Medya YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz. ### Sayfalar #### Bize Ulaşın Kurumsal Medya olarak, sizlerden gelecek her türlü soru, öneri ve işbirliği taleplerine açığız. Platformumuzla ilgili her türlü konuda bizimle iletişime geçmek isterseniz, lütfen info@kurumsalmedya.com adresine e-posta gönderin ve mesajınızı iletin. Size en kısa sürede geri dönüş yapacağız. Teşekkür ederiz. Kurumsal Medya Gizlilik Politikası #### Blog Yazıları Blog yazıları ekleniyor. Lütfen tekrar ziyaret edin. #### C Level Kurumsal Medya'nın C Level bölümü, iş dünyasının önemli aktörlerini, onların başarılarını ve sektöre olan katkılarını görünür kılmayı hedefler. Bu bölümde, kurumsal dünyanın üst düzey yöneticilerini tanıyabilir, onların vizyonlarını, kariyer yolculuklarını ve iş dünyasına kattıkları değerleri keşfedebilirsiniz. C Level yöneticiler, şirketlerin stratejik yönünü belirleyen, yenilikçi çözümler üreten ve sektörlerindeki dönüşümlere öncülük eden liderlerdir. Kurumsal Medya, bu liderlerin kariyer öykülerini, iş dünyasındaki rollerini ve kurumlarına kattıkları değerleri tarafsız ve şeffaf bir şekilde sunarak, profesyonel ekosisteme katkıda bulunmayı hedefler. Bu sayfada, kurumsal dünyanın en etkili isimlerinin biyografilerine, başarı hikayelerine ve sektörel öngörülerine yer veriyoruz. İş dünyasının geleceğini şekillendiren bu yöneticiler, yalnızca kendi kurumlarına değil, tüm sektöre ilham veren stratejik kararlar alarak küresel iş dünyasında fark yaratıyor. C Level bölümü, liderlik anlayışını, stratejik vizyonu ve kurumsal dünyadaki dönüşümü anlamak isteyen herkes için bir bilgi kaynağı niteliğindedir. Bu bölüm, iş dünyasının liderlerini ve onların ilham verici yolculuklarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlamaktadır. #### E-İhracat ve E-Ticaret Sitenizi Ücretsiz Deneyin URL: https://kurumsalmedya.com/e-ihracat-ve-e-ticaret-sitenizi-ucretsiz-deneyin/ #### Etkili Kurumsal İletişim İçin Premium Partner Programı Dijital çağda görünür olmak yeterli değil; sektörde otorite olmak, güven inşa etmek ve somut iş sonuçları elde etmek gerekir. Premium Partner Programı, markanızı bir adım öteye taşımak için tasarlandı. Bu sadece bir kurumsal iletişim hizmet paketi değil; 360 derecelik ölçülebilir bir büyüme, güven inşası ve itibar ortaklığıdır. KurumsalMedya.com olarak, sektörün önde gelen markalarını Premium Partner Programımızda ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Bu program, markanızı sadece görünür kılmakla kalmaz; aynı zamanda güçlü içerik stratejileri ile sektördeki etkinizi kalıcı hale getirir. Doğru hedef kitleye ulaşmayı ve özel iş geliştirme ekosistemimiz sayesinde somut iş sonuçları elde edebileceğiniz stratejik bir ortaklık sunuyoruz. Program Avantajları – Bu stratejik ortaklık ile neler elde edersiniz? Dijital varlık ve sürekli görünürlük Marka Vitrini: "Partnerlerimiz" bölümünde logonuz, tanıtım metniniz ve linkiniz 1 yıl boyunca yer alır. Kesintisiz İletişim Gücü ve Sınırsız Yayın Hakkı: Yıl boyunca sınırsız haber, basın bülteni ve duyuru yayınlayabilir; markanızın nabzını, başarılarınızı ve yeniliklerinizi hedef kitlenizle anında buluşturabilirsiniz. Hedef kitle erişimi ve video YouTube Sponsorluk: Seçili kategorilerdeki videolarda açılış, yayın süresi ve kapanışta özel marka görünürlüğü. Bu sponsorluklarla görsel bir etki oluşturun ve markanızın prestijini artırın. Özel Newsletter Tanıtımı: Düzenli bültenlerde markanıza özel tanıtım ve linkler paylaşılır; mesajınızı sektörün en ilgili profesyonellerinin gelen kutusuna doğrudan taşıyın. İçerik iş birlikleri ve otorite Özel İçerik İş Birlikleri: Röportajlar, webinarlar ve ortak içerik projeleriyle marka bilinirliği kazanır, hedef kitlenizin zihninde “danışılacak uzman” olarak konumlanırsınız. Sosyal medya etkisi Sosyal Medya Hesaplarımızda Öne Çıkarma: KurumsalMedya’nın sosyal medya hesaplarında düzenli paylaşımlarla markanızın görünürlüğü artar. İş geliştirme ekosistemi ve büyüme İş Ağları: Güçlü ağımız sayesinde yeni iş fırsatları ve stratejik partnerlikler yakalarsınız. Networking ve Özel Oturumlar: İş geliştirme potansiyeli olan iş insanları ve sektör liderleriyle tanışma ve network’ünüzü genişletme fırsatı. Ölçümleme ve optimizasyon Şeffaf Performans Takibi: Yatırımınızın getirisini ve erişim metriklerini size özel sunulacak periyodik raporlarla şeffaf bir şekilde takip edin. Stratejik İçerik Analizi: Yayınlarınızın etkisini analiz ederek, iletişim stratejinizi birlikte optimize etme imkanı bulun. Stratejik Ortaklık Yatırımı Yıllık 350.000 TL (KDV Dahil) Bu, yalnızca bir harcama değil; markanızın itibarına, ağına ve büyümesine yapılan ölçülebilir bir yatırımdır. Sınırlı Sayıdaki Premium Partnerlik hakkında detaylı bilgi, uygunluk ve iş birliği koşullarını görüşmek için info@kurumsalmedya.com üzerinden bize ulaşın. Markanızı sektörün zirvesine birlikte taşımak için ilk adımı atın. Ön görüşme ve uygunluk süreçlerini tamamladığımız Premium Partnerimiz aşağıdaki butona tıklayarak ödeme adımlarına ilerleyebilir. #### Haber Yayınla: Anında Yayın ve Kolay Yönetim Anında Yayın Aktif Haberinizi AnındaYayınlayın Editör onayı yok, bekleme yok. Haberlerinizi kendiniz girin, saniyeler içinde yayına alın. Esnek planlarla sadece kullandığınız kadar ödeyin. Planları İncele Anında Yayın — Editör onayı beklemenize gerek yok 1 Kredi / Haber %100 Kontrolünüzde Nasıl Çalışır? 4 Adımda Haber Yayınlama 01 Plan Seçimi İşletmenizin ihtiyaçlarına uygun bir hizmet planı seçin. Her plan belirli sayıda haber yayınlama kredisi içerir. 02 İçerik Girişi Kullanıcı dostu panelinize giriş yaparak metin, resim ve materyalleri kolayca yükleyin. Ek onay süreci yoktur. 03 Anında Yayın İçeriklerinizi onayladığınız anda platforma anında yayınlanır. Markanızı hızlıca duyurabilirsiniz. 04 Takip & Yönetim Kalan kredilerinizi, gösterim sayısını ve istatistikleri panelinizden anlık olarak takip edin. Hizmet Planları Markanıza Uygun Planı Seçin İşletmenizin haber, röportaj ve etkinlik içeriklerini uygun maliyetle yayınlayın. 1 Haber Başlangıç Küçük işletmeler için deneme amaçlı; tek bir haber veya duyuru yayını. 3.000 TL 3.000 TL / haber Satın Al 10 Haber Girişim Girişimler için; tanıtım, duyuru ve güncel haber yayınlamaya ideal plan. 25.000 TL 2.500 TL / haber Satın Al 20 Haber Büyüme Daha geniş içerik portföyü ve düzenli yayın ihtiyacı olan işletmeler için. 45.000 TL 2.250 TL / haber Satın Al 50 Haber KOBİ Yoğun içerik üretimi yapan KOBİ'ler için ekonomik ve avantajlı seçenek. 110.000 TL 2.200 TL / haber Satın Al 100 Haber Kurumsal En yüksek içerik yayın ihtiyacı olanlar için; geniş çaplı medya faaliyetleri. 200.000 TL 2.000 TL / haber Satın Al Avantajlar Neden Kurumsalmedya.com? Anında Onay ve Yayın İçeriğiniz politikalarımızı ihlal etmediği sürece, inceleme veya bekleme olmadan anında yayına geçer. Yüksek Maliyetlere Alternatif Geleneksel medya maliyetlerinden kurtulun. Sadece kullandığınız kadar ödeyin, ek masraf yok. SEO ve Backlink Avantajı İtibarlı platformda yayınlanan içerikler Google'da daha hızlı indekslenir; sitenize backlink değeri taşır. Kolay Yönetim Paneli Yalnızca kendi içeriklerinizi görüntüler ve yönetirsiniz. Anlık istatistikler ve kredi takibi elinizin altında. Geniş Kitleye Erişim İçerikleriniz haber siteleri ve sektörel yayın platformları tarafından kaynak gösterilerek kullanılabilir. Kurumsal İmaj Haberlerinizi kendiniz yönetip güncelleyin. Markanızın profesyonel ve güncel görünmesini sağlayın. SSS Sık Sorulan Sorular Her haber için ayrı ücret ödemek zorunda mıyım? Seçtiğiniz hizmet planına göre satın aldığınız her haber yayını 1 adet eksilir. Plan adetiniz bittiğinde mevcut planınızı yenileyebilir veya farklı bir plan satın alabilirsiniz. Editör onayı var mı, haberim bekler mi? Hayır. İçeriklerinizde yasal veya etik bir ihlal olmadığı sürece haberiniz otomatik olarak yayına alınır. Bu özgürlük ve sorumluluk firmanıza aittir. Haberi yayınladıktan sonra düzenleyebilir miyim? Evet, kullanıcı panelinizden istediğiniz zaman değişiklik yapabilirsiniz. Yayınlanan içeriğinizi güncel tutmak tamamen sizin kontrolünüzdedir. Backlink nedir, nasıl fayda sağlar? Backlink, başka bir web sitesinden sizin sitenize verilen yönlendirme bağlantısıdır. Kurumsalmedya.com gibi itibarlı bir platformdan aldığınız backlink, arama motorlarındaki otoritenizi ve görünürlüğünüzü artırır. Planlar arasındaki fark nedir? Planlar yayınlayabileceğiniz haber adedine göre farklılaşır. Daha yüksek planlarda haber başına maliyet düşer; 1 haberde 3.000 TL iken 100 haberlik planda haber başına 2.000 TL'ye iner. Haberlerinizi Şimdi Yayınlamaya Başlayın Dakikalar içinde kurumsal sesinizi internete taşıyın. Bir plan seçin, panelinize girin, anında yayınlayın. Planları Görüntüle #### İçerik Ekleyen Kurumsal Firmalar yinedemcayalalim.comfonkolay.comkayikciklima.comkibarzade.com.trkurumsalmedya.commutlucell.com.tr #### KOLEKTİF VİZYON Geleceği Birlikte Düşünmek, Birlikte İnşa Etmek Kolektif Vizyon; yerel ve küresel meseleleri stratejik bir bakış açısıyla ele almak, fikir üretimini somut çıktılara dönüştürmek ve geleceğe yön veren düşünce çerçeveleri oluşturmak amacıyla hayata geçirilmiş bir düşünce platformudur. Kurumsal Medya olarak, sadece içerik üretmeyi değil; fikir üretimine zemin hazırlamayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda Kolektif Vizyon, farklı disiplinlerden vizyoner isimleri bir araya getirerek ortak bir düşünce zemini oluşturmayı hedeflemektedir. Çalışma Modeli Platform kapsamında dönemsel çevrimiçi çalışma toplantıları düzenlenmektedir.Belirlenen başlıklar çerçevesinde: Güncel ve yapısal sorunlar analiz edilir Stratejik perspektifler geliştirilir Uygulanabilir fikir çıktıları oluşturulur Amaç; fikirlerin sadece tartışılması değil, yön gösterici bir çerçeveye kavuşmasıdır. Vizyonerler Kolektif Vizyon çatısı altında yer alan vizyoner isimler; kendi alanlarında üretim yapan, yön veren ve etki oluşturan kişilerden oluşmaktadır. Dr. Hakan Çınar Mehmet Öğütçü Sezgin Gazioğlu Kıvılcım Çaylı Prof. Dr. Firdevs Karahan Yavuz Altun Kenan Altun Ersoy Soyer Metin Can Ömer Gökdemir Soner Babüroğlu Prof. Dr. Bilal Çankır Prof. Dr. Musa Pınar Dr. Erdal Özkaya Murat Özanlar Volkan Aydın İsmail Haznedar Cemil Alpay Sünnetci Erdem Öktemus Kayhan Kayıhan Aysun Kahraman Nelson Detaylı Bilgi Kolektif Vizyon hakkında detaylı bilgiye ve güncel gelişmelere aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz:🔗 https://kolektifvizyon.org #### Kurumsal Medya Gizlilik Politikası Kurumsal Medya, işletmelerin dijital varlıklarını güçlendirmeyi ve kurumsal iletişimi şeffaf bir şekilde desteklemeyi amaçlarken, kullanıcı verilerinin gizliliğini ve güvenliğini en üst düzeyde tutmayı ilke edinmiştir. Web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçen tüm ziyaretçilerimizin ve müşterilerimizin kişisel verileri, yalnızca iletişim ve hizmet sunma amaçları doğrultusunda toplanmakta, güvenli bir şekilde saklanmakta ve üçüncü şahıslarla paylaşılmamaktadır. Topladığımız veriler; isim, e-posta adresi, şirket adı gibi temel iletişim bilgilerini içerebilir. Bu bilgiler, sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güncel bilgi paylaşımı sağlamak ve size özel teklifler sunmak amacıyla kullanılacaktır. Kurumsal Medya, verilerinizin korunması için gerekli tüm teknik ve idari önlemleri alır; böylece dijital varlığınızı güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızla uyumlu, güvenilir bir ortam sağlanır. Gizlilik politikamız, verilerinizin nasıl toplandığı, işlendiği ve korunduğu konusunda şeffaflık sağlamayı hedeflemekte olup, zaman zaman güncellenebilmektedir. Bu nedenle, sitemizi ziyaret ettiğinizde veya iletişim formumuzu kullandığınızda en güncel haliyle bu politikayı kabul etmiş sayılırsınız. Daha detaylı bilgi için lütfen bu sayfayı inceleyin. Gizliliğiniz bizim için önemlidir ve sizinle kurduğumuz güven ilişkisini korumak en büyük önceliğimizdir. #### Kurumsal Medya Hakkında ────────────────────────────────────────────────────────Kurumsalmedya.com – Demokratikleştirilmiş Dijital Medya Çözümleri──────────────────────────────────────────────────────── Kurumsalmedya.com, dijital medya erişimini demokratikleştirerek her ölçekteki işletme için medya görünürlüğünü ulaşılabilir kılan 2025 yılının başında kurulmuş, yenilikçi bir platformdur. Geleneksel medya kanallarının yüksek maliyetlerini aşmak isteyen küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin sesini duyurmasını kolaylaştırır ve bunu uygun maliyetli, esnek abonelik planlarıyla destekler. ────────────────────────────────────────────────────────Kimler İçin?──────────────────────────────────────────────────────── KOBİ’ler ve büyük ölçekli firmalar PR ve dijital medya ajansları (müşterileri adına) Pazarlama ve iletişim danışmanları Startup’lar ve girişimciler ────────────────────────────────────────────────────────Temel Özellikler ve Avantajlar──────────────────────────────────────────────────────── Uygun maliyetli abonelik planları Profesyonel haber bültenleri ve röportaj yayınlama imkanı Etkinlik duyuruları ve kurumsal haberlerin geniş kitlelere ulaştırılması İtibarlı bir medya sitesi üzerinden backlink alarak, arama motoru sonuçlarında (özellikle Google’da) görünürlüğünüzü artırma potansiyeli Kullanıcı dostu bir panel üzerinden kendi içeriklerinizi kolayca ekleme ────────────────────────────────────────────────────────Platform Misyonu────────────────────────────────────────────────────────Kurumsalmedya.com’un temel misyonu, işletmelerin yüksek maliyet ve erişim zorlukları olmaksızın medyada yer alabilmelerini sağlamaktır. Böylece profesyonel medya içerikleri üreterek geniş kitlelere ulaşma fırsatını, her ölçekteki işletmeye eşit şartlarda sunar. ────────────────────────────────────────────────────────Hedef ve Faydalar──────────────────────────────────────────────────────── Dijital varlığın güçlendirilmesi Arama motorlarında ve çevrimiçi kanallarda görünürlüğün artırılması Marka bilinirliğinin oluşturulması veya güçlendirilmesi İçerik paylaşımında zaman ve maliyet tasarrufu Ajanslar için müşteri yönetiminde esneklik Kurumsalmedya.com, dijital medya dünyasında oluşturduğu demokratik ortam sayesinde, işletmelerin büyüme ve gelişim hedeflerine ulaşmalarında stratejik bir çözüm ortağı rolü üstlenmektedir. #### Liderlerin Kütüphanesi ve Tavsiye Ürünler Başarıya giden yolda doğru kaynaklar, en güçlü yol arkadaşlarıdır. Yayınlarımızda ve röportajlarımızda ağırladığımız iş dünyasının önde gelen isimleri, sık sık kariyerlerine yön veren, vizyonlarını genişleten, "mutlaka okunmalı" dedikleri kitapları, verimliliklerini artıran araçları, ürünleri ve ilham aldıkları kaynakları paylaşıyor. Bu değerli tavsiyelerin zamanla kaybolmasını önlemek ve tüm okurlarımız için kalıcı bir rehber oluşturmak amacıyla bu seçkiyi hazırladık. Burada bulacağınız her bir ürün, kendi alanında duayen kabul edilen profesyonellerin, başarılı yöneticilerin ve ilham veren girişimcilerin süzgecinden geçmiş önerilerdir. Gelir Ortaklığı ve Şeffaflık Notu Bu seçkide yer alan ürünlere yönlendiren bazı bağlantılar, gelir ortaklığı modeliyle çalışmaktadır. Bu, ilgili bağlantılar üzerinden bir satın alma işlemi gerçekleştirmeniz durumunda, sizlere ek bir maliyet getirmeksizin platformumuzun küçük bir pay alması anlamına gelir. Tümü Kitap Reinventing Organizations: A Guide to Creating Organizations Inspired by the Next Stage in Human Consciousness Kitap Geleneksel kurumsal hiyerarşilerin, bürokrasinin ve bitmek bilmeyen toplantıların ötesinde daha verimli, anlamlı ve insan odaklı bir gelecek mümkün mü? Frederic Laloux, bu sorunun cevabının sadece "evet" olmadığını, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında bu geleceği şimdiden yaşayan öncü organizasyonların var olduğunu kanıtlıyor. Bu kitap, kâr hedeflerinin ve tepeden inme yönetimin ötesine geçen; öz-yönetim, bütünlük ve evrimsel amaç ilkelerine dayalı radikal bir organizasyon modelini inceliyor. Liderliğin ve yönetimin geleceğini anlamak isteyen her vizyoner profesyonel için ufuk açıcı bir rehber. #liderlik Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. Start with Why Kitap Rakiplerinizden sizi gerçekten ayıran nedir? Ürün özellikleriniz mi, yoksa varoluş amacınız mı? Simon Sinek, bu temel soruya "Altın Çember" (The Golden Circle) konseptiyle devrim niteliğinde bir yanıt veriyor. Bu kitap, Apple, Martin Luther King Jr. ve Wright Kardeşler gibi en ilham verici liderlerin ve markaların, insanları "Ne" yaptıklarıyla değil, "Neden" yaptıklarıyla harekete geçirdiğini kanıtlıyor. Bu eser, sadece bir pazarlama taktiği değil; liderlik, kurum kültürü ve sarsılmaz bir marka sadakati inşa etme üzerine temel bir manifestodur. #kurum kültürü #liderlik #pazarlama Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. Creativity, Inc. (The Expanded Edition): Overcoming the Unseen Forces That Stand in the Way of True Inspiration Kitap Bir şirketin, birbiri ardına hem ticari hem de eleştirel başarıya ulaşan yaratıcı ürünleri nasıl istikrarlı bir şekilde üretebildiğini hiç merak ettiniz mi? Pixar'ın kurucu ortağı Ed Catmull, bu sorunun cevabını "Creativity, Inc." ile veriyor. Bu kitap, animasyon hakkında değil; liderlik, yönetim ve her türlü organizasyonda inovasyonu boğan görünmez güçlerin nasıl aşılacağı hakkında bir başyapıttır. Ekiplerinin yaratıcı potansiyelini sonuna kadar ortaya çıkarmak ve korkusuz bir dürüstlük kültürü inşa etmek isteyen her lider için temel bir kılavuz. #liderlik #yönetim Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. Trajectory: Startup: Ideation to Product/Market Fit – Dave Parker Kitap İyi fikirlerin başarısızlığa uğradığı girişimcilik mezarlığından kaçınmak için hazırlanmış en pratik rehberlerden biri. Seri girişimci Dave Parker, "Trajectory" ile fikir aşamasından, her girişimin hayatta kalması için en kritik eşik olan ürün-pazar uyumuna (Product/Market Fit) ulaşmaya giden yolu net bir metodoloji ile aydınlatıyor. Bu kitap, varsayımlar yerine verilerle hareket etmek ve kaynakları en doğru şekilde kullanmak isteyen tüm girişimciler ve kurum içi inovasyon liderleri için adım adım bir yol haritası sunar. #girişimcilik #startup #ürün pazar uyumu Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. Sam Walton: Made in America: My Story Kitap Walmart'ı tek bir mağazadan dünyanın en büyük perakende devine dönüştüren efsanevi girişimci Sam Walton, bu otobiyografisinde başarıya giden yolun mütevazı ama sarsılmaz ilkelerini paylaşıyor. Bu kitap, sadece bir başarı hikayesi değil; müşteri odaklılık, maliyet kontrolü, rekabet tutkusu ve pozitif bir şirket kültürü yaratma üzerine yazılmış pratik bir ders kitabıdır. Sıfırdan kalıcı ve büyük bir yapı inşa etmek isteyen her lider ve girişimci için sıra dışı bir vizyonerin dürüst anlatımıyla dolu, temel bir kaynak. #otobiyografi #şirket kültürü #yönetim Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. Marketing 6.0: The Future Is Immersive Kitap Pazarlamanın duayeni Philip Kotler ve ekibi, "Marketing 6.0" ile bizleri pazarlamanın bir sonraki evrimine davet ediyor: Sürükleyicilik (Immersiveness). Bu kitap, metaverse, artırılmış gerçeklik (AR/VR) ve yapay zeka gibi teknolojilerin müşteri deneyimini nasıl kökten değiştireceğini inceliyor. Markaların artık sadece dijitalde var olmasının yetmediği, müşterilerini fiziksel ve dijitalin kusursuzca birleştiği (phygital) sürükleyici dünyalara dahil etmesi gerektiğini anlatan bir başvuru kılavuzudur. Geleceğin pazarlama stratejilerini bugünden şekillendirmek isteyen her profesyonel için zorunlu bir okuma. #pazarlama Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. The Coming Wave: AI, Power, and Our Future Kitap Yapay zeka ve sentetik biyoloji gibi teknolojilerin yükselişi, endüstriyel devrimden bu yana en dönüştürücü dalgayı başlatıyor. Google DeepMind'ın kurucu ortağı ve yapay zeka alanının öncülerinden Mustafa Suleyman, bu kaçınılmaz dalganın getirdiği muazzam fırsatları ve kontrol edilmesi gereken riskleri bir "içeriden" bakış açısıyla ele alıyor. "The Coming Wave", sadece teknolojiyi değil, geleceğin güç dengelerini, yönetişim modellerini ve stratejik zorunluluklarını anlamak isteyen her lider için temel bir okuma niteliğindedir. #dönüşüm #teknoloji #yapay zeka Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. Delivering Happiness Kitap Yayınlarımızda sıkça ağırladığımız değerli hocamız Prof. Dr. Musa Pınar'ın da önemle tavsiye ettiği "Delivering Happiness", Zappos'un efsanevi CEO'su Tony Hsieh tarafından kaleme alınmış bir başvuru kitabıdır. Bu eser, müşteri hizmetlerini, şirket kültürünü ve marka sadakatini "mutluluk" temelinde nasıl yeniden inşa edebileceğinizi, gerçek bir başarı hikayesi üzerinden anlatıyor. Marka ve pazarlama vizyonunuza yeni bir boyut kazandırmak ve kârın tutkuyla nasıl birleşebileceğini görmek için temel bir kaynak. #marka #pazarlama Satın Al Amazon'dan alınacak ürünlerde komisyon kazanabiliriz. #### Markanızı Öne Çıkaracak Hizmet Planları İşletmenizin Haber, Röportaj ve Etkinlik İçeriklerini Hizmet Planlarından Satın Alarak Kolayca Yayınlayın Kurumsal Medya, işletmelerin kendi haber bültenlerini, röportajlarını ve etkinlik duyurularını yüksek reklam maliyetleri olmadan dijital ortamda yayınlamalarına olanak tanıyan yenilikçi bir platformdur. Özellikle KOBİ’ler ve büyüme hedefli markalar için geliştirilmiş esnek hizmet planlarımızla, içerik yönetimini kolaylaştırırken, dijital varlığınızı güçlendiriyoruz. Hizmet Adı: 1 Haber Yayınlama Hizmeti Fiyat: 3.000 TL Özellik: Küçük işletmeler için deneme amaçlı; tek bir haber veya duyuru yayını yapmaya uygun. Satın Al Hizmet Adı: 10 Haber Yayınlama Hizmeti Fiyat: 25.000 TL Özellik: Girişimler için; tanıtım, duyuru ve güncel haber yayınlamaya ideal. Satın Al Hizmet Adı: 20 Haber Yayınlama Hizmeti Fiyat: 45.000 TL Özellik: Daha geniş içerik portföyü ve düzenli yayın ihtiyacı olan işletmeler için. Satın Al Hizmet Adı: 50 Haber Yayınlama Hizmeti Fiyat: 110.000 TL Özellik: Yoğun içerik üretimi yapan KOBİ'ler için ekonomik ve avantajlı seçenek. Satın Al Hizmet Adı: 100 Haber Yayınlama Hizmeti Fiyat: 200.000 TL Özellik: En yüksek içerik yayın ihtiyacı olanlar için; geniş çaplı medya faaliyetlerini destekler. Satın Al Neden Kurumsal Medya? Yüksek Maliyetlere Alternatif:Geleneksel medya kanallarında ödenmesi gereken yüksek maliyetlerden kurtulun. Kurumsal Medya ile uygun fiyatlı planlarımız sayesinde bütçenizi verimli kullanın. Kendi İçeriklerinizi Güvenle Yönetin:Sadece kendi içeriklerinizi ekleyip yönetebileceğiniz özel kullanıcı panelleri sayesinde, kontrol tamamen sizde. Güvenli ve düzenli bir yayın ortamı sunuyoruz. SEO ve Dijital Varlık Avantajı:Yayınladığınız içeriklerle dijital görünürlüğünüzü artırın, markanızın itibarını güçlendirin ve arama motorlarında öne çıkın. Esnek ve Ölçeklenebilir Çözümler:İşletmenizin içerik ihtiyaçlarına uygun farklı hizmet seçenekleri sunuyoruz. Her haber 1 kredi üzerinden hesaplanıyor; kredi bitiminde mevcut hizmet planınızı yenileyebilir veya bonus kredi ekleyebilirsiniz. Kurumsal Medya, işletmelerin kendi haber içeriklerini kolayca oluşturup yayınlamalarına olanak tanırken, bu içeriklerin dijital ortamda daha geniş kitlelere ulaşmasını destekleyen ve güvenilir bir kaynak olarak kullanılan platformdur. Platformumuz, kullanıcı dostu içerik yönetimi sayesinde markaların dijital varlıklarını güçlendirir ve görünürlüklerini artırır. Kurumsal Medya’da yayınlanan içerikler, haber siteleri, sektörel yayın platformları ve diğer dijital medya kanalları tarafından kaynak gösterilerek kullanılabilmektedir. Bu sayede, markanızın mesajı daha geniş kitlelere ulaştırılır ve dijital varlığınız güçlenir. Kurumsal Medya, itibarlı bir içerik kaynağı olarak işletmenizin dijital iletişim stratejisini eksiksiz şekilde destekler. Nasıl Çalışır? Kredi Tüketimi:Her içerik yayını satın alınan hizmet planı adetinden bir adet eksilir. Hizmet planınız bittiğinde, planınızı yenileyebilir veya diğer planları satın alabilirsiniz. Kolay Yönetim:Özel kullanıcı panelleri sayesinde, yalnızca kendi içeriklerinizi görüntüler, düzenler ve yönetirsiniz. Güncel İstatistikler:Yayınlanan içeriklerin okunma sayıları ve performans verileri anlık olarak takip edilebilir. İşletmenize Değer Katın Kurumsal Medya, işletmenizin dijital iletişim stratejisini güçlendirmek için tasarlanmıştır. Uygun fiyatlı hizmet planlarımız, işletmenizin haber bültenlerini, röportajlarını ve etkinlik duyurularını kolayca yayınlamanızı sağlar. Markanızın sesini duyurmanın en ekonomik ve etkili yolu olarak, dijital varlığınızı güçlendirin! #### Mesafeli Satış Sözleşmesi MADDE 1 – TARAFLARSatıcı:Unvan: Kurumsal MedyaE-posta: info@kurumsalmedya.com Alıcı:Adı/Soyadı (veya Şirket Unvanı): [Alıcı Bilgisi]Adres: [Alıcı adresi]Telefon: [Telefon numarası]E-posta: [E-posta adresi] MADDE 2 – KONUİşbu sözleşmenin konusu, Alıcı'nın Kurumsal Medya internet sitesi üzerinden satın aldığı haber yayınlama kredisi hizmetinin satışı ve teslimi ile ilgili 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği hükümleri gereğince tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesidir. MADDE 3 – HİZMETİN TANIMIKurumsal Medya, Alıcı’ya satın aldığı kredi miktarı kadar haber, duyuru, etkinlik veya röportaj içeriklerini platforma yükleyip yayımlama imkânı sağlar. Her içerik yüklemesi bir krediye karşılık gelir. MADDE 4 – TESLİMATSatın alınan krediler ödeme işlemi tamamlandıktan sonra Alıcı’nın hesabına anında tanımlanır. Alıcı, kredilerini dilediği zamanda kullanabilir. MADDE 5 – İPTAL VE İADE KOŞULLARI Alıcı, kullanılmamış krediler için satın alma tarihinden itibaren 14 gün içinde cayma hakkını kullanabilir. Cayma hakkı için info@kurumsalmedya.com adresine yazılı bildirim yapılması gereklidir. Kullanılmış krediler için iade veya iptal mümkün değildir çünkü hizmet anında dijital ortamda ifa edilir. MADDE 6 – ÜCRET VE ÖDEMEHizmet bedelleri Kurumsal Medya internet sitesinde yayınlanan fiyatlar üzerinden belirlenir. Alıcı ödemeyi, site üzerinden sunulan ödeme yöntemleriyle gerçekleştirir. MADDE 7 – YETKİLİ MAHKEMEİşbu sözleşmenin uygulanmasında Tüketici Hakem Heyetleri ile Tüketici Mahkemeleri yetkilidir. MADDE 8 – YÜRÜRLÜKAlıcı, bu sözleşmeyi internet sitesi üzerinden onaylayarak tüm şartlarını kabul ettiğini beyan eder. #### Okuma Rehberi Kurumsal Medya olarak, yayınladığınız haber ve röportajların hem okuyucular hem de arama motorları nezdinde etkisini maksimuma çıkarmak için buradayız! "Okuma Rehberi" sayfamız, her bir içeriğin özetini ve merak uyandıran 10 kritik soruyu bir araya getirerek:✅ SEO optimizasyonu ile Google'da üst sıralarda yer almanızı,✅ Hedef kitlenizin konuyu derinlemesine kavramasını,✅ İçeriğinizin daha uzun süre okunmasını ve paylaşılmasını sağlıyor.Bu rehber, yalnızca bir okuma kolaylığı değil; kurumsal firmaların dijital görünürlüğünü güçlendiren stratejik bir araç. Haberiniz artık arama motorlarında "sessiz" kalmayacak; özetler ve sorularla zenginleşerek organik trafiğinizi artıracak. İşte şirketinizin haberlerini öne çıkarmanın en faydalı yolu! 🚀 [display_ai_content] #### Podcast Tadında Kurumsalmedya.com'da yayınlanan içeriklerin podcast tadında değerlendirme, tartışma ve incelemelerini içerir. Soğuk Zincirde Yarım Asırlık Güven: Kayıkçı Klima’nın Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Vizyonu Bu bölümde Kayıkçı Klima CEO’su ile yaptığımız röportaj, podcast tadında üçüncü göz olarak tartışılıyor. Röportajın öne çıkan noktalarını, kritik stratejik kararları ve operasyonel dersleri samimi ama analitik bir dille ele alınmış.Bölüm sırasında CEO’nun kuruluş hikâyesinden teknoloji yatırımlarına, saha ekiplerinin deneyimlerinden sürdürülebilirlik uygulamalarına kadar pratik çıkarımlar paylaşılıyor. https://open.spotify.com/episode/2A65Ygpy9pt5kG8B5v1I4x?si=EVywGMj2THu_hBazoXtb2w SKDM Nedir ve KOBİ’niz İçin Neden Hayati Önem Taşıyor? Türkiye'deki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) için Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve bununla ilişkili yeşil dönüşüm fırsatlarını ele alınmaktadır. SKDM'nin KOBİ'lerin ihracat yeteneklerini ve rekabet güçlerini nasıl etkilediğini açıklarken, bu durumun şirketler için hem risk hem de modernizasyon imkanı sunduğu belirtilmektedir. Ayrıca, 3pmetrics gibi danışmanlık firmalarının bu dönüşüm sürecinde TÜBİTAK'ın %90 hibe desteğiyle KOBİ'lere nasıl yardımcı olabileceği vurgulanmaktadır. Şirketlerin karbon ayak izi hesaplaması, azaltım stratejileri ve finansmana erişimdeki değişimler gibi pratik adımlara odaklanarak, uyum sürecinin önemini ve zorluklarını açıklanmaktadır. https://open.spotify.com/episode/7HLFUDAQrjCheKlNfKh3qu?si=7w6KIHzhSJ21UZST0rkzog Gelenekten Bilime: Kadim Bilgilerin Akademik Birikimle Buluşması Kadim bilgilerin akademik birikimle buluştuğu noktada, Burak Ulusoy’un geliştirdiği bitkisel çaylar, doğal kozmetik ürünleri ve gıda takviyeleri; Velanda Naturel ve Ulusoy markalarıyla global pazara açılıyor. Üniversite destekli Ar-Ge, sürdürülebilir üretim ve kişiye özel çözümlerle, doğal ürünlerde dünya markası olma yolunda ilerliyor. https://open.spotify.com/episode/6QcXwZU6dZgIPr2AZyxH8a?si=L994ZTs_SCeC_MFduYPL2A Internet Varsa Coğrafya Kader Değildir Selim Özdemir, girişimcilik ve e-ticaret alanında, özellikle Twitter ve YouTube üzerinden gelen sorulara yanıt vermek ve insanlara ilham olmak amacıyla tecrübelerini paylaşan bir isimdir. Amacı, girişimcilik ve e-ticaret konularına özendirmek, bu işi yapmak isteyen ancak cesaret bulamayanlara destek olmaktır. https://open.spotify.com/episode/6HScgLvJIjKLqm4rFk6gCt?si=APu6qC7kTuOkUVscw70ZVQ #### Teslimat ve İade Politikası Teslimat Şekli:Kurumsal Medya üzerinden satın alınan tüm hizmetler dijital ortamda sunulmaktadır. Kullanıcılar, satın aldıkları haber yayınlama kredilerini, kullanıcı paneli üzerinden içeriklerini yükleyerek kullanabilirler. İçerikler, sistemde yüklenir yüklenmez yayına alınır. Teslimat Süresi:Ödeme tamamlandıktan sonra haber yayınlama kredileri kullanıcı hesabına anında tanımlanır. Kullanıcılar kredilerini diledikleri zaman kullanabilir. İade Koşulları:Kurumsal Medya’da sunulan hizmetler, dijital içerik ve anında ifa edilen hizmetler kapsamında olduğundan, mevzuat gereği kullanılmış krediler için iade mümkün değildir. Ancak kullanılmamış krediler için, satın alma tarihinden itibaren 14 gün içinde iade talebinde bulunulabilir. İade talebinin işleme alınabilmesi için kullanılmamış kredi bulunması şarttır. İade Süreci:İade talebi için info@kurumsalmedya.com adresine yazılı bildirim yapılmalıdır. Talep değerlendirilip, kullanılmamış kredi varsa en geç 14 iş günü içinde ödeme yapılan yöntemle iade gerçekleştirilir. İptal Koşulları:Henüz kullanılmamış krediler için kullanıcı dilediği zaman iptal ve iade hakkını kullanabilir. Ancak kullanılmış krediler, dijital içerik yayımlandığı için iptal edilemez. ### Blog Yazıları #### Avrupa Kapısındaki Yeni Anahtar: SKDM Nedir ve KOBİ'niz İçin Neden Hayati Önem Taşıyor? Giriş: Değişen Dünyada Ticaretin Yeni Kuralları Sevgili KOBİ Yöneticisi, İş dünyası, özellikle de bizim gibi sürekli büyümeye ve ihracata odaklanan KOBİ'ler için dinamik ve zorlu bir arena. Teknolojinin hızına yetişmeye çalışırken, bir yandan da küresel ekonominin dalgalanmalarıyla, artan maliyetlerle ve yoğun rekabetle mücadele ediyoruz. Son yıllarda bu denkleme, göz ardı edemeyeceğimiz kadar güçlü bir faktör daha eklendi: İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik. Bu artık sadece aktivistlerin veya büyük şirketlerin konuştuğu bir konu değil; doğrudan bizim iş yapış şeklimizi, maliyetlerimizi ve en önemlisi en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği (AB) ile ticaretimizi etkileyen somut bir gerçekliğe dönüştü. Muhtemelen son zamanlarda kulağınıza "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması" ya da sıkça kullanılan kısaltmasıyla SKDM (İngilizce'deki karşılığı CBAM - Carbon Border Adjustment Mechanism) terimi çalınmıştır. Belki de "Bu beni doğrudan ilgilendirmez, bu Avrupa'daki ithalatçının derdi, benim değil" diye düşündünüz. Eğer aklınızdan böyle bir düşünce geçtiyse, bu yazıyı birkaç dakikanızı ayırıp dikkatle okumanızı rica ediyorum. Çünkü SKDM, ilk bakışta göründüğünden çok daha derin anlamlar taşıyor ve Türkiye'deki, özellikle ihracat yapan KOBİ'ler için hem ciddi bir risk potansiyeli yaratıyor hem de eğer doğru okunur ve yönetilirse önemli bir fırsat kapısı aralıyor. Bu yazının amacı, teknik detaylarda boğulmadan, SKDM gibi karmaşık görünen bir konuyu, bir KOBİ patronunun, bir işletme sahibinin bakış açısıyla, en anlaşılır şekilde ele almak. Nedir bu SKDM tam olarak? Bizim ihracatımıza, maliyetlerimize nasıl yansıyacak? Sadece demir-çelik, çimento gibi büyükler mi risk altında, yoksa bizim sektörümüze de sıra gelir mi? Hammadde aldığımız tedarikçilerimiz bu işin neresinde? Bankadan kredi bulmamız zorlaşır mı, kolaylaşır mı? Ve tüm bunlardan daha önemlisi: Bu yeni ve kaçınılmaz döneme KOBİ olarak nasıl hazırlanabiliriz, hangi adımları atmalıyız? Gelin, tüm bu kritik soruların yanıtlarını birlikte arayalım ve işletmemizi sadece bugünün değil, yarının dünyasında da rekabetçi kılacak, geleceğe taşıyacak adımları şimdiden planlamaya başlayalım. Unutmayın, değişime hazırlıklı olanlar her zaman bir adım öndedir. SKDM Nedir? Gelin Tercüme Edelim: Avrupa Sınırında Karbon Kontrolü Avrupa Birliği, iklim değişikliğiyle mücadeleyi en önemli önceliklerinden biri haline getirdi. Bu kapsamda, kendi sınırları içindeki sanayi tesislerine oldukça sıkı çevre kuralları ve karbon salım sınırlamaları getiriyor. AB'deki bir fabrikanın atmosfere saldığı her ton karbondioksit için bir bedel ödemesi gerekiyor (AB Emisyon Ticaret Sistemi - ETS aracılığıyla). Bu durum, doğal olarak AB'li üreticilerin üretim maliyetlerini artırıyor. Peki, AB dışındaki, örneğin Türkiye'deki bir üretici, AB'deki kadar sıkı çevre kurallarına tabi değilse ve bu sayede daha düşük maliyetle üretim yapıp ürününü AB pazarına satarsa ne olur? İşte burada iki temel sorun ortaya çıkıyor: Haksız Rekabet: AB'li üretici, karbon maliyeti nedeniyle dezavantajlı duruma düşüyor. Karbon Kaçağı: Üretim, daha az sıkı kuralların olduğu ülkelere kayıyor ve AB'nin kendi emisyonlarını azaltma çabası küresel düzeyde etkisiz kalıyor. Yani karbon salımı sadece yer değiştirmiş oluyor. İşte Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) tam olarak bu iki sorunu çözmek için tasarlandı. AB, basitçe şunu söylüyor: "Ey AB dışı üretici! Benim pazarıma mal satmak istiyorsan, öncelikle o malı üretirken atmosfere ne kadar sera gazı (karbon) saldığını bana şeffaf bir şekilde beyan etmelisin. Bunu sen değil, senin malını alan AB'deki ithalatçı yapacak ama veriyi senden alacak. Eğer senin üretim sürecin, benim kendi üreticilerime uyguladığım standartlara göre daha 'kirli' ise, yani daha fazla karbon salıyorsa, aradaki fark kadar bir maliyeti AB'deki ithalatçı bana ödemek zorunda kalacak. Bu ödemeyi de AB ETS sistemindeki karbon fiyatlarına eşdeğer SKDM Sertifikaları alarak yapacak." Yani özetle SKDM, AB sınırına gelen belirli ürünlerin üretiminden kaynaklanan gömülü karbon emisyonlarını (ürünün üretimi sırasında doğrudan ve dolaylı olarak ortaya çıkan sera gazı salımlarını) fiyatlandırmayı amaçlayan bir sistem. Amaç, AB içindeki ve dışındaki üreticiler arasında karbon maliyeti açısından adil bir rekabet ortamı yaratmak ve tüm dünyadaki üreticileri daha temiz üretim teknolojilerine yönelmeye teşvik etmek. "Doğrudan Muhatap Ben Değilim" Yanılgısı: Neden Sizi Çok Derinden İlgilendiriyor? Evet, kağıt üzerinde SKDM'nin yasal muhatabı, raporlamayı yapacak ve gerekirse 2026'dan sonra karbon bedelini ödeyecek olan taraf, sizin malınızı satın alan AB ülkesindeki ithalatçı firma. Peki, bu durum neden Türkiye'deki ihracatçı KOBİ'yi, yani sizi, bu kadar yakından ve hatta hayati derecede ilgilendiriyor? Cevap aslında çok basit ve ticaretin temel mantığında yatıyor: Müşteri İlişkisi ve Rekabet Gücü. Veri Sağlama Zorunluluğu (Dolaylı): AB'deki ithalatçı ortağınız, SKDM kapsamında beyan yükümlülüğünü yerine getirebilmek için neye ihtiyaç duyacak? Elbette sizin ürettiğiniz ürünün karbon ayak izi verilerine! Ürününüzün üretildiği tesisin bilgilerini, hangi üretim yöntemlerini kullandığınızı, ne kadar enerji tükettiğinizi (özellikle elektrik tüketimi ve kaynağı önemli) ve en kritik olarak, ton ürün başına ne kadar karbon emisyonu saldığınızı detaylı bir şekilde sizden talep etmek zorunda kalacak. Bu verileri sağlayamazsanız, müşteriniz kendi yasal yükümlülüğünü yerine getiremez. Rekabet Dezavantajı Riski: Diyelim ki verileri sağladınız veya sağlayamadınız. Her iki durumda da ticari riskler ortaya çıkıyor: Senaryo 1: Veri Sağlayamazsanız: Eğer müşterinize güvenilir ve doğrulanmış emisyon verilerini sunamazsanız, AB sistemi ithalatçıya varsayılan ve genellikle yüksek kabul edilen bir karbon değeri üzerinden hesaplama yapacak. Bu durum, ithalatçının ödemesi gereken karbon bedelini (2026 sonrası) artıracak. İthalatçı bu ek maliyeti sineye çeker mi? Pek sanmıyorum. Büyük olasılıkla ya sizden fiyat indirimi isteyecek ya da daha kötüsü, işini kolaylaştıran, verilerini şeffafça sunan ve belki de daha düşük emisyonlu başka bir tedarikçiye (başka bir ülkeden veya AB içinden) yönelecektir. Senaryo 2: Veri Sağladınız Ama Emisyonunuz Yüksekse: Eğer verilerinizi şeffafça sundunuz ancak üretim süreçleriniz nedeniyle ürününüzün karbon ayak izi AB ortalamalarının üzerindeyse, ithalatçının ödeyeceği karbon bedeli yine yüksek olacak. Bu durum, ürününüzün Avrupa pazarındaki raf fiyatını rakiplerinize göre artıracak. Sonuç yine aynı: Rekabet gücünüz azalacak, pazar payınız düşecek, siparişleriniz tehlikeye girecek. Gördüğünüz gibi, SKDM size doğrudan bir fatura kesmiyor olabilir ama Avrupa pazarına açılan kapının anahtarını değiştiriyor. Artık sadece fiyat, kalite ve teslimat süresi değil, ürününüzün karbon ayak izi de rekabet gücünüzü belirleyen temel faktörlerden biri haline geliyor. Bu yüzden, "Bu ithalatçının sorunu" demek yerine, "Bu benim müşterimin çözmem gereken bir sorunu ve dolayısıyla benim sorunum" yaklaşımını benimsemek, ticari geleceğimiz için bir zorunluluktur. Zaman Makinesi İlerliyor: Takvim ve Şu Anki Kapsamdaki Sektörler Bu yeni döneme adapte olmak için önümüzde sonsuz bir zaman yok. SKDM süreci çoktan başladı ve takvim hızla işliyor: 1 Ekim 2023 – 31 Aralık 2025: Geçiş Dönemi (Raporlama Fazı) Bu dönemde, AB'deki ithalatçılar belirli sektörlerdeki ürünler için sizden aldıkları malların gömülü emisyonlarını üç ayda bir AB Komisyonu'na raporlamakla yükümlüler. Şu anda herhangi bir mali yükümlülük (ödeme) yok. Bu dönemin amacı, hem AB'nin hem de bizim gibi ihracatçı ülkelerdeki firmaların sisteme alışmasını sağlamak, veri toplama ve raporlama metodolojilerini test etmek ve 2026'da başlayacak tam uygulamaya zemini hazırlamak. Ancak dikkat! Bu dönemde istenecek verilerin kapsamı ve detayı, 2026 sonrası istenecek verilerle büyük ölçüde aynı. Yani, "nasıl olsa ödeme yok" diye rahat davranmak yerine, bu dönemi veri toplama sistemlerinizi kurmak ve iyileştirmek için bir hazırlık ve öğrenme fırsatı olarak görmelisiniz. 1 Ocak 2026 Sonrası: Tam Uygulama Dönemi (Mali Yükümlülük Başlıyor) İşte kritik tarih bu! Bu tarihten itibaren ithalatçılar, raporladıkları emisyon miktarına karşılık gelen SKDM Sertifikalarını satın alıp AB yetkili makamına teslim etmek zorunda kalacaklar. Bu sertifikaların fiyatı, AB ETS sistemindeki haftalık ortalama karbon fiyatlarına endeksli olacak. Yani, karbonun bir maliyeti olacak ve bu maliyet doğrudan ithalat faturasına yansıyacak. İşte o zaman, emisyonlarını düşüremeyen veya doğru raporlayamayan ihracatçıların üzerindeki baskı katlanarak artacak. Peki, Şu Anda Hangi Sektörler Mercek Altında? AB, başlangıç aşamasında karbon kaçağı riskinin ve emisyon yoğunluğunun en yüksek olduğu 6 sektörü SKDM kapsamına aldı: Demir ve Çelik: İnşaat demirinden profillere, sacdan borulara, hatta vida, somun gibi daha işlenmiş bazı ürünlere kadar geniş bir yelpaze. (Elektrik ark ocaklı tesisler de, entegre tesisler de dahil). Alüminyum: Ham alüminyum (külçe, biyet) ve işlenmiş ürünler (levha, profil, tel, folyo, döküm ürünleri, hatta alüminyumdan yapılmış kapı-pencere kasaları gibi nihai ürünlere yakın mallar). Çimento: Klinker ve portland çimentosu gibi her türlü çimento. Gübre: Başta azotlu gübreler (amonyum nitrat, üre gibi) olmak üzere çeşitli mineral veya kimyasal gübreler ve bunların üretiminde kullanılan amonyak. Elektrik: Sınır ötesi elektrik ticareti. (Türkiye için şu an etkisi sınırlı). Hidrojen: Özellikle doğal gaz veya kömürden üretilen hidrojen. Eğer KOBİ'niz bu sektörlerden birinde veya bu sektörlere girdi sağlayan bir alt sektörde faaliyet gösteriyorsa, SKDM sizin için acil ve öncelikli bir konudur. Vakit kaybetmeden ürünlerinizin GTİP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu) kodlarını AB'nin yayınladığı SKDM Tüzüğü Ek-I listesiyle karşılaştırarak hangi ürünlerinizin tam olarak kapsama girdiğini teyit etmeniz hayati önem taşıyor. Buzdağının Görünmeyen Kısmı: 2026 Sonrası Kapsam Genişleyecek mi? AB'nin niyeti ve çeşitli resmi belgelerdeki işaretler, SKDM kapsamının mevcut 6 sektörle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Tam uygulama başladıktan sonra (muhtemelen 2026-2030 arası bir dönemde), AB ETS kapsamında olan ve karbon kaçağı riski taşıyan diğer sektörlerin de SKDM'ye dahil edilmesi kuvvetle muhtemel. Peki, hangi sektörler potansiyel aday? Organik Kimyasallar ve Polimerler (Plastikler): Petrokimya ürünleri, temel plastikler (PE, PP, PVC vb.) ve bunlardan mamul ürünler. Cam: Düz cam, şişe, kavanoz gibi ambalaj camları. Seramik: Karo, sağlık gereçleri (vitrifiye) gibi ürünler. Kağıt ve Karton: Özellikle ambalaj sektörüne yönelik ürünler. Tekstil ve Hazır Giyim: Özellikle enerji yoğun prosesler içeren (boyama, apre gibi) ve sentetik elyaf üretimi gibi alanlar. Eğer KOBİ'niz bu potansiyel aday sektörlerden birinde faaliyet gösteriyorsa, "şimdilik bize bir şey yok, bekleyelim görelim" demek en büyük hata olur. Çünkü sisteme sonradan dahil olmak, hazırlıksız yakalanmak anlamına gelir ve bu da pazar kaybı riskini katlar. Proaktif davranmak, yani şimdiden karbon ayak izinizi ölçmeye başlamak, azaltım potansiyelinizi belirlemek ve raporlama altyapınızı kurmak, gelecekte olası bir kapsama dahil olma durumunda size muazzam bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Hatta şimdiden müşterilerinize "biz karbon ayak izimizi biliyoruz ve düşürmek için çalışıyoruz" mesajı vermek bile, sizi rakiplerinizden ayrıştırabilir. Domino Etkisi: Sadece Sizin Değil, Tedarikçinizin Karbonu da Önemli! SKDM sadece sizin fabrikanızın çatısından çıkan emisyonlara bakmıyor. Hesaplamalar, ürünün yaşam döngüsündeki belirli emisyonları da içerebiliyor. Özellikle "dolaylı emisyonlar" olarak adlandırılan, üretimde kullandığınız satın alınmış elektriğin üretiminden kaynaklanan emisyonlar şu anda raporlama kapsamında. Daha da önemlisi, gelecekte (veya bazı metodolojilerde şimdiden) üretimde kullandığınız hammaddelerin ve ara malların karbon ayak izleri de hesaba katılabilir veya en azından müşterileriniz tarafından talep edilebilir hale gelebilir. Bu ne anlama geliyor? Artık sadece kendi fabrikanızın verimliliğine değil, tedarik zincirinizin tamamının karbon performansına da dikkat etmeniz gerekecek. Hammadde veya yarı mamul aldığınız tedarikçilerinizden emisyon verilerini istemeniz gerekebilir. Onların bu konuda hazırlıklı olup olmadığını sorgulamalısınız. Eğer tedarikçileriniz yüksek karbonlu üretim yapıyorlarsa, bu durum sizin ürününüzün toplam karbon ayak izini de olumsuz etkileyecek ve sizi rekabette zorlayacaktır. Bu nedenle, tedarikçilerinizle şimdiden konuşmaya başlamanız, onları SKDM konusunda bilgilendirmeniz ve belki de daha düşük karbonlu alternatifler sunan tedarikçilere yönelmeniz veya mevcut tedarikçilerinizle birlikte emisyon azaltma projeleri geliştirmeniz stratejik bir önem taşıyor. SKDM, sadece bir şirket meselesi değil, bir değer zinciri meselesidir. Finansmana Erişim: Yeşil Dönüşüm Kredinin Yeni Anahtarı mı? Tüm bu ölçümler, raporlamalar, belki yeni teknoloji yatırımları... "Bunlar hep ek maliyet, KOBİ olarak bunun altından nasıl kalkacağız?" diye endişelenmekte haklısınız. Evet, bu bir dönüşüm ve her dönüşüm gibi bunun da bir bedeli var. Ancak madalyonun bir de parlak yüzü var: Finansmana Erişim Kolaylığı. Artık devir değişti. Hem Türkiye'deki bankalar hem de uluslararası bankalar, kalkınma ajansları ve yatırım fonları, artık sadece finansal tablolara bakarak karar vermiyor. Bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (kısaca ESG) performansı, yani ne kadar sürdürülebilir ve sorumlu bir iş modeli olduğu, finansman kararlarında giderek daha kritik bir rol oynuyor. SKDM'ye uyum ve karbon ayak izini yönetme çabalarınız, bu ESG performansının önemli bir parçası. Peki bu sizin için ne anlama geliyor? "Yeşil Krediler" ve Avantajlı Finansman: Birçok banka, enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerji projeleri (örneğin fabrikanızın çatısına güneş paneli kurmak), atık yönetimi sistemleri gibi "yeşil" projelere özel, daha düşük faizli veya daha uzun vadeli kredi imkanları sunuyor. Karbon ayak izinizi düşürmek için yapacağınız yatırımları bu tür kaynaklarla finanse etme olasılığınız yüksek. SKDM'ye hazırlık süreciniz, bu tür finansmanlara başvururken elinizi güçlendirecektir. Yatırımcıların Gözdesi Olmak: Artık sadece "kar" odaklı yatırımcılar yok. Özellikle kurumsal yatırımcılar ve fonlar, paralarını yatıracakları şirketlerin ESG kriterlerine ne kadar uyumlu olduğuna büyük önem veriyor. Karbon ayak izini şeffaf bir şekilde raporlayan, iklim değişikliği risklerini yöneten ve sürdürülebilirliğe yatırım yapan KOBİ'ler, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için daha çekici ve güvenilir bir profil çiziyor. Bu da gelecekte sermayeye erişiminizi kolaylaştırabilir. Daha Düşük Risk Algısı: Bankalar kredi verirken risk analizi yapar. İklim değişikliği ve buna bağlı düzenlemeler (SKDM gibi), artık finansal riskler olarak kabul ediliyor. Bu düzenlemelere hazırlıksız yakalanan, yüksek karbonlu üretim yapan şirketler, bankalar tarafından daha riskli görülebilir. Tersine, bu riskleri öngörüp önlem alan, düşük karbonlu üretime geçiş yapan, SKDM'ye hazır olan şirketler ise daha dayanıklı ve güvenli olarak algılanacak, bu da kredi skorunuzu olumlu etkileyebilecektir. Kısacası, SKDM'ye uyum sağlamak için yapacağınız harcamaları sadece bir gider kalemi olarak görmeyin. Bu, aynı zamanda şirketinizin finansal sağlığını güçlendirecek, kredibilitesini artıracak ve gelecekteki büyüme için gerekli finansmana erişimini kolaylaştıracak stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Yeşil dönüşüm, artık kredinin yeni anahtarlarından biri haline geliyor. Sadece Avrupa mı? Hayır, Bu Küresel Bir Kasırga! Belki "Biz sadece Avrupa'ya değil, başka ülkelere de ihracat yapıyoruz, bu sadece AB'nin bir derdi" diye düşünebilirsiniz. Ancak bu da eksik bir bakış açısı olur. Takip Eden Ülkeler: AB, SKDM ile bir öncü rol üstlendi, ancak yalnız değil. İngiltere kendi karbon sınır vergisini (UK CBAM) geliştiriyor ve 2027'de uygulamaya koymayı planlıyor. Kanada ve ABD'nin bazı eyaletleri de benzer mekanizmalar üzerinde çalışıyor. Yani, karbon fiyatlandırması ve sınır düzenlemeleri küresel bir trend haline geliyor. Bugün AB için yaptığınız hazırlık, yarın başka bir önemli pazar için de geçerli olabilir. Büyük Markaların Talepleri: Devlet düzenlemelerinin ötesinde, bir de küresel markaların ve büyük perakendecilerin kendi tedarik zincirlerine yönelik artan baskısı var. Nike, IKEA, Unilever, H&M gibi devler, kendi iklim hedeflerine ulaşmak için tedarikçilerinden (yani potansiyel olarak sizden) karbon ayak izi verilerini talep ediyor, hatta belirli azaltım hedefleri koyuyorlar. Eğer bu büyük oyunculara mal satıyorsanız veya satmayı hedefliyorsanız, karbon performansınız yakında sözleşmelerinizin bir parçası haline gelebilir. Dolayısıyla, SKDM'ye ve karbon yönetimine odaklanmak, sizi sadece AB pazarındaki zorluklara değil, değişen küresel ticaretin ve tedarik zincirlerinin yeni normlarına hazırlıyor. Bu, geleceğe yönelik bir dayanıklılık inşa etmek anlamına geliyor. KOBİ CEO'su Olarak Şimdi Ne Yapmalısınız? Pratik Adım Adım Eylem Planı Teoriyi anladık, riskleri ve fırsatları gördük. Peki, yarından tezi yok, masanıza oturup hangi adımları atmalısınız? İşte size özel, sadeleştirilmiş bir yol haritası: Farkındalık Yaratın ve Ekibinizi Kurun: Bu konunun önemini şirket içinde herkese anlatın. Üretim müdürünüzden finans yöneticinize, ihracat sorumlunuzdan satın alma biriminize kadar herkesin bu süreçten haberdar olması ve sorumluluk alması gerekiyor. Mümkünse, bu süreci yönetecek şirket içi bir "Yeşil Dönüşüm" veya "SKDM Uyum Ekibi" oluşturun. Durum Tespiti Yapın (Neredeyiz?): Ürünlerinizi Tanımlayın: Hangi ürünleriniz AB'ye ihraç ediliyor? Bunların GTİP kodları nedir? Mevcut SKDM kapsamındaki sektörlerde misiniz (Demir-Çelik, Alüminyum, Çimento, Gübre, Hidrojen)? Potansiyel genişleme kapsamındaki sektörlerde misiniz (Kimya, Plastik, Seramik, Cam, Kağıt, Tekstil)? Müşterilerinizle Konuşun: AB'deki ithalatçı müşterileriniz SKDM konusunda ne yapıyor? Sizden hangi verileri, ne zaman ve hangi formatta bekliyorlar? Bu diyalog hayati önem taşıyor. Karbon Ayak İzinizi Ölçün (Ne Kadar Salıyoruz?): Bu, en kritik ve belki de en zorlu adım. Üretim süreçlerinizin ve tesisinizin sera gazı emisyonlarını hesaplamanız gerekiyor. Nereden Başlamalı? En azından Kapsam 1 (doğrudan emisyonlar – örn. fabrikanızdaki yakıt tüketimi, üretim sürecinden kaynaklanan salımlar) ve Kapsam 2 (dolaylı emisyonlar – satın aldığınız elektriğin üretiminden kaynaklanan emisyonlar) emisyonlarınızı hesaplamakla başlayın. AB'nin SKDM için belirlediği metodolojileri (varsayılan değerler yerine gerçek veriler kullanmak her zaman daha avantajlıdır) takip etmeye çalışın. Veri Toplama: Enerji faturalarınız (elektrik, doğal gaz, kömür vb.), yakıt tüketim kayıtlarınız, üretim miktarlarınız gibi verileri düzenli olarak toplamanız ve saklamanız gerekecek. Uzman Desteği Alın: Karbon ayak izi hesaplama karmaşık olabilir. Uluslararası standartlara (ISO 14064, ISO 14067, GHG Protocol) uygun ve AB'nin kabul edeceği şekilde hesaplama yapmak için bu konuda uzmanlaşmış danışmanlık firmalarından, üniversitelerden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan veya Ticaret/Sanayi Odaları'nın ilgili birimlerinden destek almayı ciddi olarak düşünün. Başlangıçtaki bu yatırım, ileride yanlış hesaplamadan kaynaklanacak daha büyük maliyetleri önleyebilir. Doğrulama: Hesapladığınız emisyon verilerinin güvenilirliğini artırmak ve AB nezdinde kabul görmesini sağlamak için akredite kuruluşlar tarafından doğrulanması gerekebilir. Bunu da planlarınıza dahil edin. Azaltım Fırsatlarını Belirleyin ve Harekete Geçin (Nasıl Azaltırız?): Ayak izinizi öğrendikten sonra sıra onu küçültmeye geliyor. Nerelerde emisyon azaltma potansiyeliniz var? Enerji Verimliliği: Genellikle en hızlı geri dönüş sağlayan alandır. Binalarınızda yalıtım, enerji verimli makine ve ekipman kullanımı, LED aydınlatmaya geçiş, basınçlı hava kaçaklarının önlenmesi gibi basit adımlar bile fark yaratabilir. Yenilenebilir Enerji: Fabrikanızın çatısı uygunsa, güneş enerjisi panelleri (GES) kurmak, hem elektrik maliyetinizi düşürür hem de Kapsam 2 emisyonlarınızı önemli ölçüde azaltır. Yeşil enerji tarifelerine geçmek de bir seçenektir. Süreç Optimizasyonu: Üretim süreçlerinizde hammadde verimliliğini artırmak, atıkları azaltmak, daha az karbon yoğun malzemeler kullanmak gibi iyileştirmeler yapın. Tedarik Zinciri İşbirliği: Daha önce de belirttiğimiz gibi, tedarikçilerinizle konuşun. Daha düşük karbonlu hammadde veya hizmet sağlayanları tercih edin. İzleme, Raporlama ve İletişim Altyapısı Kurun: Karbon ayak izi hesaplaması tek seferlik bir iş değil, sürekli bir süreçtir. Veri toplama, hesaplama ve raporlama için sistematik bir yapı kurun. Belki basit bir Excel tablosuyla başlayabilir, ileride özel yazılımlara geçebilirsiniz. AB'nin kurduğu SKDM Geçiş Dönemi Sicili (Transitional Registry) üzerinden ithalatçıların nasıl raporlama yapacağını ve sizden hangi formatta veri isteyebileceğini öğrenin. Yaptığınız çalışmaları ve elde ettiğiniz sonuçları (özellikle emisyon azaltım başarılarınızı) başta AB'deki müşterileriniz olmak üzere tüm paydaşlarınızla (bankalar, yatırımcılar, çalışanlar) düzenli olarak paylaşın. Bu, şeffaflık ve güvenilirlik sağlar. Teknolojik Yatırım ve İnovasyonu Planlayın: Uzun vadede, daha köklü emisyon azaltımları için yeni ve daha temiz teknolojilere yatırım yapmanız gerekebilir. Bu konuda sektörünüzdeki gelişmeleri takip edin, Ar-Ge çalışmalarına (mümkünse) kaynak ayırın. İnsan Kaynağınızı Geliştirin: Bu yeni süreçler, çalışanlarınızın da yeni bilgi ve becerilere sahip olmasını gerektirir. İlgili personelinize karbon hesaplama, raporlama, enerji verimliliği gibi konularda eğitimler aldırın. Şirket içinde bir sürdürülebilirlik kültürünün oluşmasını teşvik edin. KOBİ'ler İçin Zorluklar ve Destek Mekanizmaları Elbette, tüm bu süreçlerin KOBİ'ler için bazı zorlukları da beraberinde getireceğinin farkındayız: Maliyet: Danışmanlık, doğrulama, teknoloji yatırımı gibi kalemler ek maliyet yaratabilir. Teknik Uzmanlık: Karbon hesaplama ve raporlama teknik bilgi gerektirir. Veri Erişimi: Özellikle tedarik zincirinden veri toplamak zor olabilir. Farkındalık Eksikliği: Konunun önemi henüz yeterince anlaşılmamış olabilir. Ancak bu zorluklar aşılmaz değildir. Unutmayın: Devlet Destekleri: Ticaret Bakanlığı, KOSGEB, Kalkınma Ajansları gibi kurumların yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve karbon ayak izi hesaplama konularında KOBİ'lere yönelik destek ve teşvik programları bulunmaktadır veya geliştirilmektedir. Bunları yakından takip edin. Sektörel Kuruluşlar: Üyesi olduğunuz Sanayi/Ticaret Odaları, İhracatçı Birlikleri ve sektörel dernekler bu konuda bilgilendirme ve destek çalışmaları yapmaktadır. Onlardan yardım isteyin. Ölçeklenebilir Çözümler: Her KOBİ'nin hemen büyük teknoloji yatırımları yapması beklenmiyor. Küçük adımlarla başlayabilir, enerji verimliliği gibi düşük maliyetli ama yüksek etkili çözümlere öncelik verebilirsiniz. İşbirliği: Diğer KOBİ'lerle veya tedarik zincirinizdeki firmalarla işbirliği yaparak maliyetleri paylaşabilir, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunabilirsiniz. Sonuç: Geleceğe Uyum Sağlamak mı, Geride Kalmak mı? Seçim Sizin Ama Yalnız Değilsiniz! Sevgili KOBİ Yöneticisi, Gördüğünüz gibi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Avrupa pazarında ve giderek küreselleşen ticarette iş yapmanın kurallarını temelden değiştiriyor. Bu, görmezden gelemeyeceğimiz, "başkasının sorunu" diyemeyeceğimiz kadar stratejik bir gelişme. Evet, bir adaptasyon süreci gerektiriyor, belki başlangıçta bazı adımlar karmaşık görünüyor. Ancak resmin bütününe baktığımızda SKDM ve genel sürdürülebilirlik gündemi, KOBİ'ler için sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda muazzam bir dönüşüm ve modernizasyon fırsatı sunuyor. Karbon ayak izinizi ölçmek, azaltmak ve şeffaf bir şekilde yönetmek için atacağınız adımlar, sadece Avrupa'ya ihracatınızı güvence altına almakla kalmayacak, aynı zamanda: Enerji ve kaynak maliyetlerinizi düşürecek, Operasyonel verimliliğinizi artıracak, Daha uygun koşullarda finansmana erişiminizi kolaylaştıracak, Marka itibarınızı ve rekabet gücünüzü (hem yurt içinde hem yurt dışında) yükseltecek, Sizi sadece bugünün değil, yarının küresel trendlerine hazırlayacak, Ve en önemlisi, şirketinizin daha sürdürülebilir ve sorumlu bir geleceğe katkıda bulunmasını sağlayacaktır. Peki, Bu Kapsamlı Dönüşüm Yolculuğuna Nereden Başlamalısınız? Bu Kadar Çok İşin Altından Nasıl Kalkacaksınız? İşte iyi haber: Bu yolda yalnız değilsiniz! Tüm bu süreçleri sizin için basitleştiren, teknik detaylarda boğulmanızı engelleyen ve en önemlisi devlet desteklerinden faydalanmanızı sağlayan uzman çözümler mevcut. Ben, Kenan Altun, 3pmetrics firmasında İş Geliştirme Danışmanı olarak görev yapıyorum. 3pmetrics olarak biz, tam da sizin gibi KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu tüm adımları tek bir çatı altında sunmak için buradayız. Gelişmiş yazılım platformumuz, deneyimli danışman kadromuz ve uçtan uca hizmet anlayışımızla: Karbon Ayak İzinizi (ISO 14064 & GHG Protocol) ve Su Ayak İzinizi (ISO 14046) uluslararası standartlarda hesaplıyor ve raporluyoruz. Ürünlerinizin karbon ayak izini çıkarıyor, kritik SKDM Raporlarınızı hazırlıyoruz. Şirketinizin mevcut Sürdürülebilirlik Durum (ESG Gap) Analizini yapıyor, Risk ve Fırsatları belirliyoruz. Size özel Net Sıfır Karbon Yol Haritası ve kapsamlı Sürdürülebilirlik Yol Haritaları geliştiriyoruz. Uluslararası (GRI) ve ulusal standartlara uygun Sürdürülebilirlik Raporlarınızı hazırlıyoruz. Tedarik zincirinizin sürdürülebilirlik performansını analiz ediyor ve iyileştirme planları sunuyoruz. Ve En Önemlisi: Maliyeti Dert Etmeyin! Biliyoruz ki KOBİ'ler için en büyük engellerden biri maliyet. İşte bu noktada TÜBİTAK'ın 1831 Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı devreye giriyor. 3pmetrics, TÜBİTAK tarafından yetkilendirilmiş onaylı bir Yeşil Mentör firmadır. Bu ne anlama geliyor? Bizimle yürüteceğiniz yeşil dönüşüm çalışmalarının maliyeti 250.000 TL'ye kadar %90 oranında TÜBİTAK tarafından karşılanıyor! Yani, bu kritik dönüşümü sadece %10'luk bir maliyetle (artı KDV) gerçekleştirme imkanına sahipsiniz. Başvuru sürecinden projenin tamamlanmasına kadar tüm adımlarda 3pmetrics ekibi olarak yanınızdayız. Üstelik, 3pmetrics ile çalışmaya başladığınızda, WWF Türkiye'nin Yeşil Ofis Projesi'nin teknik yürütücüsü olarak sunduğumuz ve 1000'den fazla yöneticinin katıldığı değerli Sürdürülebilirlik 101 Eğitimine de ücretsiz katılma hakkı kazanıyorsunuz! Harekete Geçme Zamanı Şimdi! Artık ertelemek için hiçbir sebep yok. Avrupa kapısındaki bu yeni anahtarı doğru kullanmak, rekabette öne geçmek, maliyetlerinizi düşürmek ve daha sürdürülebilir bir işletme olmak sizin elinizde. Bu önemli adımı atmak, süreç hakkında daha detaylı bilgi almak ve TÜBİTAK desteğinden nasıl faydalanabileceğinizi öğrenmek için hemen benimle iletişime geçin! Doğrudan bana mail atın: kenan@3pmetrics.com Veya aşağıdaki linke tıklayarak kısa bilgi formumuzu doldurun, ben size en kısa sürede ulaşayım: https://form.jotform.com/251152336752958 Gelin, KOBİ'nizin yeşil dönüşüm yolculuğunu birlikte planlayalım ve şirketinizi geleceğe taşıyalım. Unutmayın, sürdürülebilir bir gelecek, bugünden atılan doğru adımlarla inşa edilir ve 3pmetrics bu adımları atarken sizin en güvenilir yol arkadaşınız olmaya hazır! Saygılarımla, Kenan Altunİş Geliştirme Danışmanı3pmetrics | Sürdürülebilir Gelecek İçin Çözümler SKDM ve Avrupa Yeşil Mutabakatı Hakkında Sıkça Sorulanlar SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) nedir? Avrupa Birliği'nin, 2050 iklim hedefleri doğrultusunda uygulamaya koyduğu, ithal edilen ürünlerin karbon emisyonlarına göre vergilendirilmesini öngören bir sistemdir. Amacı, "karbon kaçağını" önlemek ve AB pazarına giren ürünlerin Avrupa Yeşil Mutabakatı standartlarına uymasını sağlamaktır. Hangi sektörler SKDM kapsamına giriyor? İlk aşamada karbon emisyonunun yoğun olduğu; demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörleri kapsama alınmıştır. Ancak geçiş döneminin ardından tekstil ve otomotiv gibi diğer ihracatçı sektörlerin de kademeli olarak sisteme dahil edilmesi beklenmektedir. KOBİ'ler karbon vergisi ödememek için ne yapmalı? İhracatçı firmaların öncelikle kurumsal karbon ayak izlerini (ISO 14064 standardına göre) hesaplatması ve raporlaması gerekmektedir. Üretim süreçlerinde yenilenebilir enerji kullanarak ve enerji verimliliği yatırımları yaparak emisyonlarını düşüren firmalar, ek karbon vergisi yükünden muaf olabilirler. SKDM süreci Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek? Türkiye'nin ihracatının yaklaşık %40'ı Avrupa Birliği'ne yapılmaktadır. Bu nedenle SKDM, Türk sanayisi için bir tehdit değil, bir yeşil dönüşüm fırsatıdır. Erken uyum sağlayan firmalar, rekabet avantajı elde ederek Avrupa pazarındaki paylarını artırabilirler. #### Avrupa’daki Türk Gıda Sektöründe Asıl Sorun: Birlik Eksikliği ve Olumsuz Düşünce Kültürü! Avrupa’daki Türk gıda sektörü bugün artık yalnızca göçmenlere hitap eden küçük bir pazar değil. Almanya’dan Hollanda’ya, Avustur'ya Fransa’dan Belçika’ya kadar Türk marketleri, restoranları, fırınları ve toptancıları hem kendi toplumumuza hem de Avrupalı tüketicilere ulaşıyor. Raflarda Türk markaları var. Ana akım zincirlerde Türk ürünleri yer alıyor. Bu tablo küçümsenecek bir başarı değil. Ama sorulması gereken kritik bir soru var:Bu potansiyelin ne kadarını gerçek güce dönüştürebiliyoruz? Açık konuşalım: Yeterince değil. Çünkü sektörün önündeki en büyük engel dış rekabet değil; içerideki parçalanmışlık ve olumsuzluk kültürü. Birlik Olmazsa Güç Olmaz! Avrupa pazarında güçlü olmak için ölçek gerekir. Ölçek için iş birliği gerekir. İş birliği için güven gerekir. Ancak sektör içinde hala şu tabloyu görüyoruz:• Ortak hareket kültürü zayıf.• Sektörel dayanışma sınırlı.• Kolektif vizyon eksik.• Herkes kendi alanını koruma refleksiyle hareket ediyor. Birlik olmazsa ortak kalite standardı oluşmaz.Beraber hareket edilmezse ortak marka değeri gelişmez.Güven olmazsa büyük yatırımlar yapılamaz. Sonuçta herkes küçük kalır. Ve küçük kalan yapı, Avrupa’daki büyük perakende ve gıda devleriyle rekabet edemez. Sürekli Olumsuz Konuşmanın Bedeli Sektör içinde sıkça duyulan ifadeler var:• “Bu sektörün sorunu çok.”• “Kimse dürüst değil.”• “Kalite yok.”• “Herkes fiyat kırıyor.”• “Gelecek yok.”• “Birlik olunmaz”• “O kişilerle olmaz.”• “Marketle olmaz”• “Toptancılarla olmaz”• “Markalarla olmaz.”• “Üreticilerle olmaz.” Eleştiri elbette gereklidir. Ancak genelleyici, karamsar ve yıkıcı bir dil çözüm üretmez; güveni aşındırır. Tüketici tek tek firmalara değil, kategori algısına bakar. “Türk ürünü” bir marka şemsiyesidir. İçeriden gelen güvensizlik mesajı tüm markalara yansır. Bir işletmeci çıkıp “Bu sektörden bir şey olmaz” dediğinde; tüm sektörü zayıflatır. Bu söylemin sonuçları nettir:• İnsanların güveni azalır.• Denetim baskısı artar.• Finansmana erişim zorlaşır. Söylenen her olumsuz cümle, dönüp dolaşıp sektöre maliyet olarak geri gelir. Yıkıcı Rekabet ve Fiyat Tuzağı! Bir diğer sorun da yıkıcı fiyat rekabetidir. “Rakip kalitesiz, ben daha ucuzum” yaklaşımı kısa vadeli bir taktiktir. Ancak uzun vadede: • Kar marjları erir.• Kalite yatırımları azalır.• Kurumsallaşma yavaşlar.• Sektör düşük fiyat algısına hapsolur. Avrupa pazarında kalıcı olmak ucuzlukla değil; kalite, standart ve marka değeriyle mümkündür. Gençler Umut Görmezse Sektör Yaşlanır! Sürekli kriz konuşulan, herkesin birbirini suçladığı bir sektörde genç profesyoneller kalmak istemez, yöneticiler ve yeni nesil girişimciler daha istikrarlı alanlara yönelir. Olumsuzluk bulaşıcıdır.Karamsarlık yayılır.Gelecek inancı zayıflar. Güçlü sektörler umut üretir. Zayıf sektörler korku üretir. Parçalanmışlık Dış Rekabetten Daha Tehlikelidir Avrupa’daki Türk gıda sektörü yalnızca ticari bir yapı değil; aynı zamanda temsil gücüdür. Bu sektör Avrupa’daki Türk toplumunun ekonomik varlığını gösterir. Ancak:• Güvensizlik arttığında,• Dayanışma zayıfladığında,• Birlik sağlanamadığında,• Sürekli şikayet ve suçlama dili benimsendiğinde sektör kendi kendini aşağı çeker. Rakiplerimiz güçlü olabilir. Regülasyonlar ağır olabilir. Piyasa şartları zor olabilir. Ama içerden gelen bölünmüşlük ve olumsuzluk, dış baskılardan daha yıkıcıdır. Eleştiri Değil, Yıkıcılık Sorun! Sorun eleştirmek değil. Sorun çözüm üretmeden eleştirmek. “Bu sektör kötü” demek kolaydır.“Bu sorunu birlikte nasıl çözeriz?” demek sorumluluk ister. Yapıcı eleştiri sektörü büyütür.Yıkıcı söylem sektörü küçültür. Son Söz Avrupa’daki Türk gıda sektörü ciddi bir potansiyele sahiptir. Ancak birlik olmadan büyüme olmaz. Beraber hareket edilmeden güç oluşmaz. Sürekli olumsuz konuşarak gelecek kurulmaz. Sektör küçülürse kimse büyüyemez.Sektör güçlenirse herkes kazanır. Belki artık şu soruyu kendimize sormalıyız: Biz gerçekten sektörü mü büyütmek istiyoruz, yoksa birbirimizi mi tüketiyoruz? #### Bizim Olanı Biz Neden Büyütemiyoruz? Tarhana çorbası… Anadolu’nun mayalanmış bilgeliği. Yoğurtla, unla, sebzeyle, zamanla ve sabırla yapılan; hem probiyotik değeri olan hem de doyurucu bir gelenek. Hastaya şifa, çocuğa besin, yoksula umut olmuş bir çorba. Ama dürüst olalım: Biz bu ürünü gerçekten dünyaya anlatabildik mi? Bugün Avrupa’da fermente gıdalar yükselişte. Kefir, kombucha, kimchi raflarda “fonksiyonel besin” etiketiyle premium fiyatlardan satılıyor. Bizim yüzyıllardır yaptığımız tarhana ise hala “köy ürünü” kategorisinde, ambalajsız, hikayesiz, standartlaşmamış şekilde duruyor. Avrupa’daki markalar neden özel çalışma yapmıyor diye sormadan önce şunu sormalıyız: Biz bu ürünü bilimsel olarak standardize ettik mi? Besin değerini ölçtük mü? Endüstriyel ölçekte kalite tutarlılığı sağladık mı? Marka hikayesi oluşturduk mu? Gerçek şu: Biz ürünü romantize ediyoruz ama konumlandıramıyoruz. Ramazan’da Neden Ön Planda Değil? Ramazan denince sofralarda çorba ilk sırada. Ama market raflarında “Ramazan ürünü” olarak hurma, güllaç ve hazır çorbalar öne çıkarılıyor. Tarhana ise çoğu zaman görünmez. Bunun birkaç nedeni var:• Paketleme sorunu: Geleneksel algı güçlü ama modern tüketiciye hitap eden tasarım zayıf.• Konumlandırma eksikliği: “Fonksiyonel gıda”, “probiyotik”, “bağışıklık destekleyici” gibi kavramlarla ilişkilendirilmiyor.• Pazarlama yatırımı yok: Büyük bütçeler global hazır çorba markalarına gidiyor. • Algı problemi: Tarhana hala “fakir çorbası” ya da “köy ürünü” algısında. Oysa Avrupa’da sıradan bir sebze çorbası bile “artisan”, “organic”, “traditional fermentation” etiketleriyle katma değerli ürüne dönüştürülüyor. Biz neden kendi değerimizi aynı stratejik bakış açısıyla sunamıyoruz? Asıl Mesele Avrupa Değil Sorun Avrupa’nın ilgisizliği değil. Sorun bizim vizyon eksikliğimiz. Tarhanayı:• Coğrafi işaretli,• Besin analizleri yapılmış,• Modern ambalajlı,• Hikayesi anlatılmış,• Global pazara uygun formatta bir ürüne dönüştürmedikçe kimse gelip onu markalaştırmaz. Bizim soframızdaki değer, başkasının rafında premium ürüne dönüşebiliyor. Çünkü onlar ürünü değil, kategoriyi büyütüyor. Biz ise sadece nostalji yapıyoruz. Öz Eleştiri Belki de biz geleneksel olanı korumakla, onu büyütmek arasındaki farkı ayırt edemedik. Koruduk, ama geliştirmedik.Sahiplendik, ama markalaştırmadık.Sevdik, ama strateji kurmadık. Tarhana aslında bir çorba değil; doğru yönetilse küresel bir fonksiyonel gıda markası olabilir. Soru şu:Biz kendi değerimizi ne zaman gerçekten ciddiye alacağız? #### Coğrafi İşaret Yetmez: Avrupa’da Başarı, Satış Kanalını Yönetmekten Geçer Avrupa’daki Türk gıda sektörü sessiz ama çok güçlü bir büyüme içinde.Bugün sahaya baktığımızda:• 2.000’i aşkın toptancı• 10.000’i aşan market• Avrupa geneline yayılmış güçlü bir diaspora dağıtım ağı karşımıza çıkıyor. Aynı anda Türkiye tarafında:• Yüzlerce coğrafi işaretli ürün• Yüksek üretim kapasitesi• Köklü gastronomik miras bulunuyor. Bu iki yapı teoride birleştiğinde ortaya çok büyük bir ekonomik güç çıkması gerekir. Ama pratikte durum farklı.Çünkü sistemin en kritik sorusu hala cevapsız:Avrupa’da bu oyunu kim yönetiyor? Ürün Var, Yönetim YokTürkiye bugün üretimde güçlü.Ancak Avrupa’da:• Raf yönetimi Türkiye’de değil• Dağıtım kontrolü Türkiye’de değil• Fiyat ve konumlandırma Türkiye tarafından belirlenmiyorBu alan büyük ölçüde:• Diaspora toptancıları• Yerel distribütörler• Ve giderek daha fazla ulusal zincirler tarafından yönetiliyorTürkiye ise çoğu zaman bu sistemin dışında kalıyor. Asıl Kırılma: Türkiye Tarafının Pasifliği Burada net olmak gerekiyor.Sorun sadece Avrupa’daki yapı eksikliği değil.Asıl sorun, Türkiye’deki aktörlerin bu pazara karşı yeterli stratejik ilgiyi göstermemesi. Bugün:• İhracatçılar• Markalar• İhracatçı birlikleri• Ticaret ve sanayi odalarıAvrupa’yı hala “ürün gönderilen pazar” olarak konumluyor. Oysa Avrupa artık:yerinde yönetilmesi gereken bir iç pazarBu fark anlaşılmadığı sürece:• Coğrafi işaretler ticari değere dönüşmez• Markalar premium konumlanamaz• Fiyat rekabeti kaçınılmaz olur Coğrafi İşaret: Belge Değil, SistemdirAvrupa’da coğrafi işaretli ürünler sadece bir kalite işareti değildir;bir pazar yönetim modelidir.• Parmigiano Reggiano• Champagne• Prosciutto di Parma Bu ürünler:• Merkezi olarak yönetilir• Dağıtımı kontrol edilir• Hikayesi profesyonel şekilde anlatılır• Fiyatı korunur Türkiye’de ise:• Antep Baklavası• Maraş Tarhanası• Aydın İnciriçoğu zaman:• raf ürünü olarak kalıyor• fiyat rekabetine giriyor• kategori oluşturamıyor Sebep açık:Bu ürünler Avrupa’da yönetilmiyor Diaspora Var, Ama Yalnız BırakılıyorAvrupa’daki Türk toptancılar ve marketler aslında büyük bir avantaj. Ancak bu yapı:• stratejik olarak entegre edilmiyor• veri ve planlama süreçlerine dahil edilmiyor• Türkiye tarafından yönlendirilmiyorSonuç:Büyük bir güç var, ama organize değil Asıl Çapa Türkiye OlmalıBu sistemin merkezinde olması gereken taraf nettir:TürkiyeÇünkü:• Ürünün sahibi Türkiye• Coğrafi değerin kaynağı Türkiye• Hikayenin kökü TürkiyeAma Türkiye:• sahaya inmiyor• koordinasyon kurmuyor• Avrupa’daki dağıtımı yönetmiyorBu da şu riski doğuruyor:Türkiye, kendi ürününü başkasının sistemi içinde satmak zorunda kalıyor Sonuç: Oyunu Kuran KazanırAvrupa gıda pazarı artık eski pazar değil.Bu pazarda:• Ürün yetmez• Fiyat yetmez• Geçmiş yetmezSistem kurmak gerekirEğer Türkiye:• ihracatçısıyla• markasıyla• kurumlarıylaAvrupa’da aktif bir yapı kuramazsa, yarın kaçınılmaz gerçek şudur:Oyuncu olur, ama oyun kurucu olamaz. Son söz:Ürünü olan değil,pazarı yöneten kazanır. #### Dağınıklığın Bedeli, Birliğin Gücü: İş Dünyasından Topluma Uzanan Stratejik Bir Zorunluluk! Güçlü Ekonomi, Güçlü Toplum, Güçlü Türkiye Son yüzyılda toplumların ve ekonomilerin karşı karşıya kaldığı en büyük risklerden biri, fiziksel yoksunluk değil; yapısal kopukluktur.Aynı ülkenin insanlarının, aynı sektörün aktörlerinin ve aynı ekonomik ekosistemin paydaşlarının birbirinden kopuk hareket etmesi, yalnızca kültürel bir çözülmeye değil, aynı zamanda ekonomik güç kaybına yol açmaktadır. Çünkü birlik, sadece sosyolojik bir değer değil; aynı zamanda stratejik bir üretim ve rekabet unsurudur. Toplumsal düzlemde kopukluk, ortak hafızanın zayıflaması anlamına gelir. Ortak hafıza zayıfladığında kültür aşınır, töre işlevini yitirir ve toplumsal güven geriler. Sosyoloji literatüründe güven, hem ekonomik işlem maliyetlerini düşüren hem de kolektif hareket kabiliyetini artıran temel bir sermaye türü olarak tanımlanır.Güvenin zayıfladığı toplumlarda ise bireyler ve kurumlar yalnızlaşır; bu durum uzun vadede kurumsal kapasitenin ve üretim gücünün gerilemesine neden olur. Bu gerçek, iş dünyasında çok daha somut sonuçlar doğurur. Bir ülkenin üreticileri, distribütörleri, toptancıları ve perakendecileri birbirinden bağımsız ve koordinasyonsuz hareket ettiğinde, ortaya çıkan yapı entegre bir değer zinciri değil, parçalanmış bir pazar olur.Parçalanmış pazarlarda ölçek ekonomisi oluşmaz, sürdürülebilir büyüme sağlanamaz ve küresel rekabete karşı direnç zayıflar. Oysa modern ekonomik sistemler, bireysel başarıdan çok sistemsel uyuma dayanmaktadır.Değer zincirinin her halkası, diğerinin gücünü doğrudan belirler. Ekonomik tarih açık bir gerçeği defalarca göstermiştir: İçeride bütünleşemeyen yapılar, dışarıda güçlü aktörlerin etkisine açık hale gelir.Çünkü dağınık olan, ortak strateji geliştiremez. Ortak strateji geliştiremeyen ise kendi pazarını, üretim gücünü ve ekonomik yönünü korumakta zorlanır. Bu durum yalnızca şirketler için değil, sektörler ve ulusal ekonomiler için de geçerlidir. İş dünyasında birlik, rekabetin ortadan kalkması değil; rekabetin sistem içinde verimli hole gelmesidir. Aynı ülkenin şirketlerinin birbirini zayıflatan değil, birbirini tamamlayan bir yapı oluşturması; toplam ekonomik gücü artırır. Çünkü küresel rekabet artık şirketler arasında değil, entegre ekonomik sistemler arasında yaşanmaktadır. Güçlü olan, sadece iyi üreten değil; birlikte hareket edebilen yapılardır. Toplumsal düzeyde ise birlik, yalnızca ekonomik refahın değil, kültürel ve kurumsal devamlılığın da temelidir. Birbirinden kopuk yaşayan bireyler, zamanla ortak sorumluluk duygusunu kaybeder. Ortak sorumluluğun zayıfladığı yerde ise sürdürülebilir kalkınma mümkün olmaz. Kalkınma, yalnızca sermaye birikimi değil; aynı zamanda ortak bilinç ve ortak yön duygusunun ürünüdür. Bu nedenle birlik, romantik bir ideal değil; ekonomik ve toplumsal bir zorunluluktur. Birlik olan yerde güven oluşur. Güven olan yerde yatırım artar. Yatırım olan yerde üretim büyür. Üretim olan yerde ise ekonomik bağımsızlık ve sürdürülebilir güç ortaya çıkar. Sonuç olarak, sektörlerin, kurumların ve toplumun birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir yapı içinde hareket etmesi; yalnızca bugünün rekabet koşulları için değil, geleceğin ekonomik ve toplumsal istikrarı için de kritik öneme sahiptir.Çünkü dağınıklık zayıflatır, birlik ise güç üretir. Ve tarih boyunca değişmeyen gerçek şudur: Birlik içinde hareket eden toplumlar sadece ayakta kalmaz, aynı zamanda yön veren aktörler hâline gelir. #### Dijital İtibarın Temel Taşı: Backlink Nedir ve Şirketiniz İçin Neden Hayati Önem Taşır? Dijital dünyada var olmak, sadece bir web sitesine sahip olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Müşterileriniz, iş ortaklarınız ve potansiyel yatırımcılar sizi aradığında Google'da nerede göründüğünüz, şirketinizin itibarı hakkında ilk izlenimi oluşturur. Peki, neden bazı şirketler arama sonuçlarında zirveye çıkarken, diğerleri dijital kalabalıkta kaybolur? Bu sorunun en güçlü cevaplarından biri, genellikle göz ardı edilen ama son derece kritik bir kavramda gizlidir: Backlink. Bu yazıda, dijital pazarlamanın bu temel taşını mercek altına alacağız. Backlink ne demek, kaliteli backlink nasıl anlaşılır ve en önemlisi, doğru backlink çalışmaları ile şirketinizin dijital varlığını nasıl güçlendirebileceğinizi adım adım anlatacağız. Backlink Nedir? İnternetin Güven Oyu Sistemi En basit tanımıyla backlink, bir web sitesinden başka bir web sitesine verilen bir bağlantıdır. Ancak bu basit tanımın ardında, Google ve diğer arama motorlarının interneti anlama şeklini temelden değiştiren bir felsefe yatar. Bir an için interneti dev bir şehir olarak düşünün. Her web sitesi bu şehirdeki bir dükkândır. Bir dükkânın (A Sitesi), başka bir dükkâna (B Sitesi) yönlendirme yapması, aslında "Ben bu dükkâna kefilim, oradaki bilgi veya hizmet güvenilirdir" demesidir. İşte bu "kefil olma" eylemi bir backlink'tir. Google, bu referansları bir "güven oyu" olarak algılar. Bir backlink website için ne kadar çok ve ne kadar itibarlı kaynaktan güven oyu alırsa, Google'ın gözündeki değeri de o kadar artar. Bu yüzden backlink nedir sorusunun cevabı, aslında "dijital dünyadaki itibarınızın ve güvenilirliğinizin bir ölçüsüdür" şeklinde de verilebilir. Her Backlink Aynı Değildir: Kaliteli Backlink Alma Sanatı Geçmişte, sırf sayıya odaklanarak binlerce kalitesiz link almak işe yarıyor olabilirdi. Ancak bugün, bu tür backlink çalışması yapmak sitenize faydadan çok zarar verebilir. Google artık çok daha akıllı ve kimin, kimin hakkında konuştuğuna son derece dikkat ediyor. Peki, kaliteli backlink ne anlama gelir? Otorite ve İtibar: Size link veren sitenin kendi alanında ne kadar güvenilir ve itibarlı olduğu kritiktir. Örneğin, saygın bir haber sitesinden alınan bir link, tanınmamış bir blogdan alınan yüzlerce linkten daha değerlidir. İlgililik: Linkin verildiği içeriğin, sizin sektörünüz ve işinizle ilgili olması gerekir. Finansal danışmanlık yapan bir firmaya, bir yemek tarifi sitesinden gelen linkin SEO backlinki olarak değeri oldukça düşüktür. Doğallık: Link, bir metin içine organik olarak yerleştirilmiş olmalıdır. "Buraya tıklayın" gibi ifadeler yerine, şirketinizin adının veya hizmetinizin geçtiği bir cümlenin üzerine konulan linkler çok daha doğaldır. Kısacası, amaç sadece link almak değil, doğru ve kaliteli backlink alma stratejisi oluşturmaktır. En Güçlü Backlink Kaynakları: Neden Haber Siteleri Zirvede? Piyasada birçok backlink siteleri ve hizmeti bulabilirsiniz. Forumlar, blog yorumları, dizin siteleri gibi çeşitli backlink kaynakları mevcuttur. Ancak kurumsal bir firmanın dijital itibarını inşa etmesi için en etkili ve prestijli yol, editoryal ve doğal yollarla elde edilen linklerdir. İşte bu noktada, KurumsalMedya.com gibi haber siteleri devreye giriyor. Bir haber sitesinden link almanın farkı şudur: Bu Sadece Bir Link Değil, Bir Haberdir: Şirketiniz hakkında yayınlanan bir haber, röportaj veya etkinlik duyurusu, Google'a sadece bir link vermez. Şirketinizin gerçek, faal ve haber değeri taşıyan bir varlık olduğunu kanıtlar. Maksimum Otorite: Google, haber kaynaklarına doğal olarak güvenir. Bu tür sitelerden gelen bir backlink, arama motorlarına şirketinizin ciddiye alınması gerektiğini söyleyen güçlü bir sinyaldir. Hedef Kitleye Ulaşım: Aldığınız link sadece bir SEO aracı değildir. Aynı zamanda, sitenize gerçekten ilgilenen, potansiyel müşteri veya iş ortağı olabilecek bir kitleyi yönlendirir. Bu nedenle, en iyi backlink siteleri listesinin zirvesinde her zaman yüksek otoriteli haber portalları yer alır. KurumsalMedya.com ile Dijital Varlığınızı Güçlendirin KurumsalMedya.com olarak misyonumuz, özellikle internette henüz yeterli varlığı olmayan, duyulmamış ama değerli işler yapan firmaların sesini duyurmaktır. Yayınladığımız her haber ve röportaj, sadece bir içerik değil, aynı zamanda firmanız için paha biçilmez bir dijital varlıktır. Bizimle çalıştığınızda, sadece bir haber yayınlatmış olmazsınız; aynı zamanda: Google'ın en çok değer verdiği kaynak türlerinden birinden kaliteli backlink elde edersiniz. Şirketinizin adını, sektörünüzle ilgili anahtar kelimelerde üst sıralara taşıyacak güçlü bir SEO backlinki kazanırsınız. Marka bilinirliğinizi artırır ve dijital itibarınızı sağlam temeller üzerine inşa edersiniz. Peki, backlink ücretleri? Bunu bir maliyet olarak değil, uzun vadeli bir yatırım olarak düşünün. Bir haberin getireceği itibar, trafik ve SEO değeri, geleneksel reklamcılık yöntemleriyle elde edilmesi çok daha zor ve maliyetli bir kazanımdır. Kurumsal Medya ile Kaliteli Backlink Alma Fırsatı Artık backlink nedir ve şirketinizin geleceği için neden bu kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Dijital dünyada fark edilmek, güvenilirliğinizi kanıtlamak ve rakiplerinizin önüne geçmek için doğru adımları atma zamanı geldi. Sadece var olmakla yetinmeyin, sektörünüzün konuşulan markası olun. Şirketinizin başarı hikayesini, yeniliklerini veya vizyonunu binlerce kişiye duyurmaya ve dijital dünyadaki en güçlü itibar oylarından birini kazanmaya hazır mısınız? Haber, röportaj veya etkinlik duyurularınızın KurumsalMedya.com'da yayınlanması için bizimle bugün iletişime geçin ve dijital ayak izinizi kalıcı olarak güçlendirin. Kurumsal Medya'da yer almak için planlarımızı inceleyin ve anında satın alarak içeriklerinizi yayınlayın. Backlink Stratejisi ve Dijital İtibar Hakkında Merak Edilenler Backlink nedir ve Google için neden bir "Güven Oyu" sayılır? Backlink, bir web sitesinin başka bir siteye verdiği referans bağlantıdır. İnterneti bir şehir, siteleri de dükkan olarak düşünürsek; bir dükkanın diğerine yönlendirme yapması "Ben buraya kefilim" demektir. Google bu referansları bir güven oyu olarak algılar; ne kadar çok ve itibarlı kefiliniz varsa, dijital değeriniz o kadar artar. Kaliteli backlink ile çöp (spam) backlink arasındaki fark nedir? Geçmişte sadece sayı önemliyken, bugün Google "kimin konuştuğuna" bakar. Kaliteli backlink; otoriter (saygın), sektörünüzle ilgili ve doğal yollarla alınmış linktir. Tanınmamış veya alakasız (örn: finans sitesine yemek blogundan gelen) binlerce link, tek bir saygın haber sitesinden gelen link kadar değerli değildir, hatta zarar verebilir. Haber sitelerinden alınan linkler neden "En Değerli" kabul edilir? Haber siteleri Google gözünde doğal olarak yüksek otoriteye sahiptir. KurumsalMedya.com gibi portallarda yayınlanan bir içerik, Google'a şirketinizin "gerçek, faal ve haber değeri taşıyan" bir varlık olduğunu kanıtlar. Bu, bir SEO taktiğinden öte, güçlü bir editoryal referanstır. Backlink alırken "Doğallık" (Organic) ne anlama gelir? Linkin bir metin içine, okuyucuyu rahatsız etmeden yerleştirilmesidir. "Buraya tıklayın" gibi yapay yönlendirmeler yerine, şirketinizin adının veya hizmetinizin geçtiği bir cümlenin üzerine kurgulanan (Contextual Link) bağlantılar, Google algoritmaları tarafından çok daha değerli ve doğal bulunur. Backlink çalışmaları şirket itibarına nasıl katkı sağlar? Müşteriler veya yatırımcılar sizi Google'da aradığında üst sıralarda çıkmanız, ilk izlenimi belirler. Doğru backlink stratejisi, sizi dijital kalabalıkta kaybolmaktan kurtarır ve sektöründe konuşulan, referans gösterilen bir marka otoritesi inşa etmenizi sağlar. SEO Backlink paketleri satın almak doğru mu? Forumlar veya dizin sitelerinden oluşan kalitesiz toplu link paketleri risklidir. Makalede belirtildiği gibi; amaç sadece link almak değil, KurumsalMedya.com gibi haber kaynakları üzerinden, hedef kitlenize ulaşan ve marka bilinirliği yaratan stratejik yayınlar yapmaktır. Backlink maliyetlerine "Gider" mi "Yatırım" mı olarak bakılmalı? Backlink ücretleri bir maliyet değil, uzun vadeli bir yatırımdır. Bir haberin getireceği kalıcı itibar, organik trafik ve SEO değeri; geçici ve maliyetli olan geleneksel reklam yöntemlerine kıyasla çok daha yüksek bir geri dönüş (ROI) sağlar. KurumsalMedya.com işletmelere nasıl bir backlink avantajı sunuyor? Kurumsal Medya, özellikle internette henüz yeterli dijital ayak izi olmayan firmalar için kritik bir fırsattır. Buradan alınan link; hem Google'ın en sevdiği kaynak türünden (Haber) gelir, hem de şirketinizi ilgili anahtar kelimelerde üst sıralara taşıyacak maksimum otoriteyi sağlar. #### Gıda Ticaretinde Eski Sistemlerin Kırılması ve Yeni Yapıların Yükselişi Gıda ve Perakende Sektöründe Stratejik DönüşümKüresel ölçekte neredeyse tüm sektörlerde yapısal bir kırılma yaşanıyor. Uzun yıllar boyunca ölçek büyüklüğü, katı karar yapıları ve durağan tedarik zincirleri üzerine kurulu sistemler; artık hız, veri kullanımı, kültürel değişim, İnternet satışlarında ve uyum yeteneği gerektiren yeni rekabet ortamında zorlanıyor. Bu dönüşüm özellikle gıda ve perakende sektöründe daha sert hissediliyor. Çünkü bu alan yalnızca üretim değil; kültür, alışkanlık, lojistik ve raf yönetiminin kesişim noktasıdır. Yaşanan değişim ürün değişimi değil, sistem değişimidir. Operasyonel Yapıların KırılmasıBugün dönüşüm yalnızca strateji düzeyinde değil; operasyonun en temel katmanlarında yaşanıyor.Raf Yerleşim Planları DeğişiyorRaf yerleşim planı artık sabit bir şema değildir.• Tüketici verisine göre dinamik yerleşim• Bölgesel farklılıklar• Hızlı dönen ürünlere öncelik• Sayısal satış kanalları ile entegre görünürlükFiziksel raf, veriyle yönetilen bir performans alanına dönüşüyor. Stok Devir Hızı KritikleşiyorEskiden yüksek stok güvenlik anlamına gelirdi.Bugün ise yavaş dönen stok, maliyet ve risk demektir.• Hızlı dönen ürünlere odaklanma• Depo yükünü azaltma• Nakit akışını hızlandırmaStok artık sadece miktar değil, hızla ölçülüyor.Sipariş Planları ve Tedarik Yapısı Yeniden KuruluyorSipariş planları geçmiş satışa göre değil, talep tahminine göre yapılmak zorunda.• Bölgesel talep analizi• Gerçek zamanlı veri kullanımı• Esnek sipariş sistemleri• Kısa tedarik süreleriTedarik yapısı artık uzun ve sabit zincirler yerine; esnek, bölgesel ve alternatifli ağlardan oluşuyor. Sezonluk Ürün Tedariki Daha Karmaşıkİklim değişimi, tüketim alışkanlıkları ve hızlı trend döngüsü sezon planlamasını zorlaştırıyor.• Daha kısa sezon döngüleri• Hızlı ürün giriş–çıkış sistemi• Küçük parti üretim modeliSezon yönetimi artık takvim değil, veri meselesi. Yeni Ülkelerin Tedarik Sistemine EklenmesiUluslararası büyüme, yalnızca satış noktası açmak değildir.• Yeni ülkenin lojistik altyapısının analizi• Yerel üretici entegrasyonu• Gümrük ve yasal süreçlerin planlanması• Bölgesel tüketim alışkanlıklarına uyumHer yeni ülke, tedarik sisteminin yeniden tasarlanmasını gerektirir. Kültürel Dönüşüm: Mutfaktan RafeEn az operasyon kadar önemli olan bir diğer kırılma ise kültüreldir. Eski Mutfak Kültürünün ZayıflamasıGeleneksel ev yemekleri, uzun hazırlık süreçleri ve aile temelli tüketim alışkanlıkları giderek azalıyor.• Daha küçük hane yapıları• Çalışma temposunun artması• Zamanın değer kazanmasıBu durum raf yapısını doğrudan etkiliyor. Yeni Nesil Hızlı Tüketilen Ürünlerin YükselişiHazır, pratik ve hızlı tüketilen ürün kategorileri büyüyor.• Tek porsiyonluk ürünler• Atıştırmalık temelli beslenme• Fonksiyonel ve taşınabilir gıdalar• Soğuk zincirli hızlı tüketim ürünleriBu değişim yalnızca ürün değil; raf planı, depo yapısı ve dağıtım hızını da dönüştürüyor. Marka – Dağıtım – Operasyon BütünlüğüArtık marka stratejisi, dağıtım sistemi ve operasyon planı ayrı ayrı yönetilemez.• Raf yerleşimi marka konumlandırmasını etkiler.• Stok devir hızı nakit akışını belirler.• Sipariş planı büyüme hızını sınırlar.• Tedarik yapısı risk yönetimini belirler.• Kültürel değişim ürün gamını şekillendirir.Bu unsurlar birbirinden kopuk yönetildiğinde sistem kırılır.Birlikte yönetildiğinde ise rekabet avantajı doğar. Sonuç: Sistemsel Dönüşüm Gıda ve perakende sektöründe yaşanan değişim basit bir eğilim değişimi değildir.• Raf yapısı değişiyor.• Stok anlayışı değişiyor.• Sipariş mantığı değişiyor.• Tedarik mimarisi değişiyor.• Kültür değişiyor.• Tüketim alışkanlığı değişiyor.Dolayısıyla şirket yapıları da değişmek zorunda. Bugün kazananlar;yalnızca ürün geliştirenler değil,rafı, stoku, siparişi, tedariki ve kültürü tek bir bütün olarak okuyabilenler olacaktır. Çünkü artık rekabet ürünler arasında değil; sistemler arasında yaşanıyor. #### Kurumsal Dünya ve Startuplar: İnovasyon Ekosisteminin Güçlü Ortaklıkları Günümüzün hızla değişen iş dünyasında, köklü kurumsal şirketler ve çevik startuplar arasındaki iş birlikleri, her iki taraf için de büyük değer yaratma potansiyeli taşıyor. Bu ortaklıklar, sadece finansal kazançlar sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda inovasyon kültürünün gelişmesine de katkıda bulunuyor. Bu yazıda, kurumsal şirketlerin neden startuplarla çalışması gerektiğini derinlemesine inceleyeceğiz. İnovasyon Hızı: Çeviklik Avantajı Kurumsal şirketler genellikle köklü süreçlere, geniş ekiplere ve karmaşık karar alma mekanizmalarına sahiptir. Bu yapılar, istikrar sağlasa da, hızlı değişimlere adapte olmayı zorlaştırabilir. Startuplar ise doğaları gereği çevik, hızlı ve deneyseldir. Bir startup, bir fikri test etme ve hayata geçirme sürecini kurumsal bir şirkete göre çok daha kısa sürede tamamlayabilir. Örneğin, finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren bir banka, kendi bünyesinde yeni bir mobil ödeme sistemi geliştirmek için 18-24 ay gibi bir süreye ihtiyaç duyabilir. Aynı alanda uzmanlaşmış bir fintek startupı ise benzer bir çözümü 3-6 ay içinde piyasaya sürebilir. Bu hız farkı, kurumsal şirketlerin startuplarla iş birliği yaparak pazara daha hızlı girmelerini ve rekabet avantajı elde etmelerini sağlar. Dışarıdan Bakış: Taze Perspektifler Kurumsal şirketlerde yıllarca aynı sektörde ve aynı şirkette çalışan profesyoneller, zaman içinde "tünel görüşü" geliştirebilir. Bu durum, problemlere ve fırsatlara farklı açılardan bakma yeteneğini kısıtlayabilir. Startuplar ise genellikle sektöre dışarıdan, taze bir bakış açısıyla yaklaşır ve yerleşik varsayımları sorgular. Bir startup ile çalışmak, kurumsal şirketlere yeni fikirler, farklı çözüm yolları ve inovatif yaklaşımlar kazandırabilir. Bu taze perspektif, kurumsal şirketlerin kendi iç dinamiklerini sorgulamalarına ve daha iyi uygulamalar geliştirmelerine yardımcı olur. Risk Yönetimi: Düşük Maliyetli Denemeler Büyük şirketler için yeni bir ürün veya hizmet geliştirmek, önemli miktarda kaynak ve zaman yatırımı gerektirir. Bu yatırımın başarısız olması durumunda, şirket hem maddi kayıplarla hem de itibar kaybıyla karşılaşabilir. Startuplarla ortaklıklar, kurumsal şirketlerin daha düşük maliyetle ve daha az riskle yeni fikirler denemesine olanak tanır. Bir kurumsal şirket, kendi bünyesinde geliştireceği bir projeye milyonlarca lira yatırım yapmak yerine, benzer bir çözüm sunan bir startupa daha küçük bir yatırım yaparak veya pilot bir proje başlatarak riski dağıtabilir. Bu yaklaşım, başarısızlık durumunda kayıpları sınırlarken, başarı durumunda ise daha büyük yatırımlar için kapı açar. Yetenek Havuzu ve Kültür Değişimi Startuplar genellikle tutkulu, yaratıcı ve girişimci ruhlu bireylerden oluşur. Bu profesyoneller, kurumsal dünyanın geleneksel yapısında kendilerine yer bulamayabilir veya tercih etmeyebilir. Bir startup ile çalışmak, kurumsal şirketlere bu değerli yetenek havuzuna erişim sağlar. Dahası, startuplarla olan etkileşimler, kurumsal şirket kültürünü de olumlu yönde etkileyebilir. Çalışanlar, startupların çevik çalışma metodolojilerini, yenilikçi düşünce yapılarını ve problem çözme yaklaşımlarını gözlemleyerek kendi uygulamalarında değişiklikler yapabilir. Bu kültürel değişim, uzun vadede kurumsal şirketlerin daha yenilikçi ve adaptif hale gelmesini sağlar. Pazar Erişimi ve Müşteri İçgörüleri Startuplar genellikle belirli bir niş alanda uzmanlaşır ve bu alandaki müşteri davranışları hakkında derinlemesine bilgi sahibi olur. Bir startup ile çalışmak, kurumsal şirketlere bu değerli müşteri içgörülerine erişim sağlar ve yeni pazar segmentlerine ulaşma fırsatı sunar. Örneğin, Z kuşağına hitap eden bir e-ticaret startupı ile iş birliği yapan geleneksel bir perakende şirketi, bu demografinin alışveriş alışkanlıkları ve tercihleri hakkında değerli bilgiler edinebilir. Bu bilgiler, şirketin ürün geliştirme, pazarlama ve satış stratejilerini şekillendirmesine yardımcı olabilir. Dijital Dönüşüm ve Teknolojik Yetkinlikler Günümüzde tüm sektörler dijital dönüşüm sürecinden geçiyor. Kurumsal şirketler, bu dönüşüme ayak uydurmak için teknolojik yetkinliklerini geliştirmek zorunda. Teknoloji odaklı startuplarla çalışmak, kurumsal şirketlerin bu yetkinlikleri hızlı bir şekilde kazanmasına yardımcı olabilir. Yapay zeka, blok zinciri, nesnelerin interneti gibi yeni teknolojilerde uzmanlaşmış startuplarla iş birliği yapmak, kurumsal şirketlere bu teknolojileri daha hızlı benimseme ve iş süreçlerine entegre etme fırsatı sunar. Bu da şirketlerin dijital dönüşüm yolculuğunu hızlandırır ve rekabet avantajı sağlar. Sürdürülebilirlik ve Sosyal Etki Günümüzde tüketiciler, şirketlerden sadece kaliteli ürün ve hizmetler değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk konularında da aktif rol almasını bekliyor. Sürdürülebilirlik odaklı startuplarla çalışmak, kurumsal şirketlerin bu beklentileri karşılamasına ve olumlu bir marka imajı oluşturmasına yardımcı olabilir. Örneğin, geri dönüşüm teknolojileri geliştiren bir startup ile iş birliği yapan bir üretim şirketi, atık yönetimi süreçlerini iyileştirebilir ve çevresel ayak izini azaltabilir. Bu tür iş birlikleri, şirketin hem operasyonel verimliliğini artırır hem de toplumda olumlu bir algı yaratır. İş Birliği Modelleri ve Başarı Faktörleri Kurumsal şirketler ve startuplar arasındaki iş birlikleri çeşitli şekillerde gerçekleşebilir: Kurumsal Girişim Sermayesi (CVC): Büyük şirketler, potansiyel gördükleri startuplara finansal yatırım yaparak onların büyümesine katkıda bulunabilir ve gelecekteki başarılarından pay alabilir. Satın Alma ve Birleşmeler: Kurumsal şirketler, stratejik önem taşıyan startupları tamamen satın alarak onların teknolojilerini, yeteneklerini ve müşteri tabanını bünyelerine katabilir. Ortak Ar-Ge Projeleri: Kurumsal şirketler ve startuplar, belirli bir teknoloji veya ürün geliştirmek için kaynaklarını bir araya getirebilir. Hızlandırma ve Kuluçka Programları: Büyük şirketler, potansiyel taşıyan startuplar için mentorluk, ofis alanı, finansman ve ağ olanakları sunan programlar düzenleyebilir. Bu iş birliklerinin başarılı olması için bazı temel faktörler bulunmaktadır: Açık İletişim: Beklentiler, hedefler ve sorumluluklar konusunda şeffaf ve düzenli bir iletişim olmalıdır. Karşılıklı Saygı: Her iki taraf da birbirinin güçlü yönlerini tanımalı ve değer vermelidir. Esneklik: İş birliği sürecinde ortaya çıkabilecek değişikliklere ve zorluklara karşı esnek bir yaklaşım benimsenmelidir. Uzun Vadeli Düşünme: Kısa vadeli finansal kazançlardan ziyade, uzun vadeli stratejik faydalar göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye'de Kurumsal-Startup İş Birlikleri: Fırsatlar ve Zorluklar Türkiye'de kurumsal şirketler ile startuplar arasındaki ilişki, global ekosistemlere kıyasla farklı bir gelişim çizgisi izlemektedir. Türkiye ekosisteminde, kurumsal şirketlerin startuplara yaklaşımı genellikle bir "yardım" veya "destek" perspektifiyle şekillenmektedir. Logo Yazılım Yönetim Kurulu üyesi Lale Can Gözübüyük, bu durumu şöyle özetliyor: "Türkiye'de kurumlar girişimlere genç arkadaşların ellerinden tutalım, destek olalım diye bakıyor ama dünyada bu böyle değil. Dünyada kurumlar girişimlerle çalışabilmek için sıraya girmiş durumda. Girişimler seçiyor hangi kurumla çalışabileceğini, çünkü onların bir kapasiteleri var, belli sayıda insan çalışıyor ve her kurumla çalışamazlar. Kendilerine getirisi hem entelektüel açıdan hem maddi açıdan hem kendilerini geliştirmek açısından en yüksek olan şirketleri seçiyorlar." Bu tespit, Türkiye'deki kurumsal-startup ilişkisinin henüz eşit bir ortaklık düzeyine evrilmediğini gösteriyor. Oysa global örneklerde gördüğümüz gibi, bu ilişki karşılıklı değer yaratma potansiyeli olan, her iki tarafın da kazandığı bir ekosistemin parçası olmalıdır. Türkiye'deki kurumsal şirketlerin, startuplarla çalışmayı bir sosyal sorumluluk projesi olarak değil, stratejik bir iş geliştirme ve inovasyon fırsatı olarak görmeye başlaması gerekmektedir. Bu zihinsel dönüşüm, Türkiye'deki startup ekosisteminin olgunlaşması ve global rekabet gücünün artması için kritik öneme sahiptir. Son yıllarda, özellikle finans, perakende ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren bazı öncü kurumsal şirketler, startup iş birlikleri konusunda global trendlere paralel stratejiler geliştirmeye başlamıştır. Kurumsal girişim sermayesi fonları, hızlandırma programları ve açık inovasyon platformları, bu şirketlerin startup ekosistemiyle daha etkin bir şekilde etkileşime girmesini sağlamaktadır. Türkiye'deki kurumsal-startup iş birliklerinin gelişmesi için dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar şunlardır: Zihinsel Dönüşüm: Kurumsal şirketler, startupları "yardım edilecek genç girişimciler" olarak değil, değerli iş ortakları olarak görmelidir. Karşılıklı Değer Yaratma: İş birliklerinin her iki taraf için de somut faydalar sağlayacak şekilde tasarlanması önemlidir. Uzun Vadeli Stratejik Bakış: Kısa vadeli finansal kazançlara odaklanmak yerine, uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda hareket edilmelidir. Ekosistem Geliştirme: Kurumsal şirketler ve startuplar arasındaki etkileşimi artıracak platformların ve programların desteklenmesi gerekmektedir. Türkiye'nin inovasyon potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmesi için, kurumsal dünya ve startup ekosistemi arasındaki ilişkinin daha dengeli ve karşılıklı değer yaratma temeline dayalı bir yapıya dönüşmesi büyük önem taşımaktadır. Bu dönüşüm, sadece bireysel şirketlerin değil, tüm ülke ekonomisinin rekabet gücünü ve inovasyon kapasitesini artıracaktır. Simbiyotik Bir İlişki Kurumsal şirketler ve startuplar arasındaki iş birlikleri, her iki taraf için de değer yaratan simbiyotik bir ilişkidir. Kurumsal şirketler, startupların çevikliği, yenilikçi fikirleri ve teknolojik yetkinliklerinden faydalanırken; startuplar da kurumsal şirketlerin kaynakları, deneyimi, pazar erişimi ve ölçeklendirme kabiliyetinden yararlanır. Günümüzün rekabetçi iş dünyasında başarılı olmak isteyen kurumsal şirketler, startup ekosistemiyle aktif bir şekilde etkileşimde bulunmalı ve stratejik iş birlikleri geliştirmelidir. Bu yaklaşım, sadece bireysel şirketlerin büyümesine katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda tüm ekonominin inovasyon kapasitesini ve rekabet gücünü de artırır. İnovasyon yolculuğunda başarıya ulaşmak isteyen kurumsal şirketler için startuplarla iş birliği yapmak, artık bir seçenek değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu iş birliklerini stratejik bir şekilde yöneten şirketler, dijital çağın sunduğu fırsatlardan maksimum düzeyde faydalanacak ve geleceğin iş dünyasında kendilerine sağlam bir yer edinecektir. #### Kurumsal İletişim 3.0: Yapay Zekâ Çağında Marka İtibarını Yönetmek Yapay Zekâ Markanız Hakkında Konuşurken Kimi Dinliyor: Geçmişi mi, Sizi mi? Kurumsal iletişim artık sadece basın bültenlerinden, sosyal medya paylaşımlarından veya kriz yönetiminden ibaret değil.Bugün markalar hakkında konuşan, yorum yapan, hatta açıklama yapan bir yeni aktör var: yapay zekâ. GPT gibi büyük dil modelleri (LLM’ler), markalarla ilgili bilgileri artık haber sitelerinden, web içeriklerinden ve kurumsal açıklamalardan öğreniyor.Peki ya bu bilgiler eksik, eski veya yanlışsa?İşte tam bu noktada, iki kavram fark yaratıyor: Training Data ve Grounded Search. 🧠 “Training Data” Nedir? Yapay zekâ modelleri, eğitildikleri döneme kadar olan devasa veri setlerinden öğrenirler.Bu verilere training data (eğitim verisi) denir. Bu aşamada model; dilin yapısını, kavramların ilişkilerini ve genel bilgi kalıplarını öğrenir.Ancak bir sınırı vardır:Modelin eğitimi bittiği andan sonra, dünyada olup biten hiçbir yeniliği kendiliğinden bilemez. Yani markanızın yaptığı yeni bir lansman, aldığı ödül veya sürdürülebilirlik raporu, eğer modelin eğitim verisine dahil edilmediyse, yapay zekâ o bilgiyi bilmez. 🔍 “Grounded Search” Nedir? “Grounded Search” kavramı, yapay zekânın artık sadece geçmiş veriye değil, güncel, doğrulanabilir kaynaklara dayanarak cevap verebilmesi anlamına gelir.Yani bir model, size yanıt üretmeden önce canlı kaynaklardan bilgi arar, okur ve buna göre konuşur. Kısacası: Training Data = modelin geçmişten öğrendiği genel bilgi, Grounded Search = modelin şu anda doğruladığı, güncel bilgi. Bir yapay zekânın markanız hakkında ne söylediğini, neye dayanarak söylediğini anlamanın yolu buradan geçiyor. 🏢 Kurumsal İletişim Açısından Neden Kritik? Kurumsal iletişim profesyonelleri, markalarının doğru temsil edilmesinden sorumludur.Artık bu temsil yalnızca medyada veya sosyal medyada değil, yapay zekâ sohbetlerinde, raporlarında ve arama sonuçlarında da şekilleniyor. Bugün birçok kullanıcı, bir markayı Google yerine ChatGPT’ye soruyor.Ve bu durumda şu fark belirleyici oluyor: SoruGelen YanıtModel yalnızca training data’ya dayanıyorsaYanıt eksik, eski veya yanlış olabilir.Model grounded search kullanıyorsaYanıt güncel, doğrulanabilir ve markanın kontrolündeki kaynaklara dayanır. 💡 Kurumsalmedya.com’un Rolü: Markanızı Yapay Zekâya Doğru Kaynaklardan Tanıtın Kurumsalmedya.com, Türkiye’nin önde gelen kurumsal iletişim veri platformlarından biri olarak, yapay zekâ modellerine grounded search için güvenilir veri setleri sunmaya hazır hale getiriyor. Peki bu nasıl oluyor? Kurumsalmedya.com'da yayınlanan içerikler, arama motorları tarafından yüksek güvenilirlikte kaynaklar olarak endekslenir. Günümüzün yapay zekâ modelleri de 'grounded search' yaparken bu güvenilir arama motoru sonuçlarını temel aldığı için, markanız hakkındaki doğru ve güncel bilgiye doğrudan sizin kontrolünüzdeki bir kaynaktan ulaşmış olur. Bu sayede: Markanızın güncel basın bültenleri, açıklamaları ve faaliyetleri yapay zekâ tarafından erişilebilir hale gelir. Büyük dil modelleri, markanızla ilgili bilgiyi doğrudan Kurumsalmedya’nın doğrulanmış kaynaklarından çeker. Böylece itibar yönetiminiz, “yapay zekâ çağında” da doğru bilgilerle temellenir. 🚀 Sonuç: Yapay zekâ, artık markalar hakkında konuşuyor — üstelik milyonlarca kullanıcıya aynı anda.Bu yüzden mesele sadece “ne söylendiği” değil, hangi veriye dayanarak söylendiği. Kurumsal iletişim dünyasının yeni sorumluluğu bu: “Markam, yapay zekânın dilinde ne kadar doğru temsil ediliyor?” Kurumsalmedya.com, markaların doğrulanmış içeriklerini yapay zekâ modellerine grounded search formatında sunarak bu yeni dönemde güvenilirlik, görünürlük ve itibar üçlüsünü yeniden tanımlıyor. Markanızın yapay zekâ temsili sizin kontrolünüzde olsun.Kurumsalmedya.com ile markanızın verilerini grounded search uyumlu hale getirin böylece yapay zekâlar sizin hakkınızda başkalarının değil, sizin verilerinizden konuşsun. #### Kurumsal Medya Nedir? Bir kurumun kamuoyuyla, çalışanlarıyla ve paydaşlarıyla kurduğu iletişim, artık yalnızca basın bülteniyle ya da yılda bir çıkan faaliyet raporuyla sınırlı değil. Kurumsal medya, bu iletişimi sistematik, ölçülebilir ve stratejik bir yapıya oturtan bütünsel bir yaklaşımdır. Kurumsal Medya Nedir? Kurumsal medya; bir şirket, kurum veya organizasyonun kendi iletişim hedefleri doğrultusunda ürettiği, yönettiği ve dağıttığı tüm medya içeriklerinin ve kanallarının bütününüdür. Bağımsız medya kuruluşlarından en temel farkı şudur: editoryal gündem kurumun stratejik hedefleriyle hizalanmıştır. Bu; ürün lansmanlarını duyurmak, kriz anlarında doğru bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak, çalışan bağlılığını artırmak ya da kurumun düşünce liderliği konumunu pekiştirmek gibi somut amaçlara hizmet eder. Kurumsal medyayı bağımsız gazeteciliğin kötü kopyası olarak görmek büyük bir hata. İkisi farklı misyonlara hizmet eder. Kurumsal medyanın gücü, odaklanmış ve sürekli bir anlatı kurabilmesinde yatar. Kurumsal Medya Türleri Modern kurumsal iletişim direktörleri aynı anda birden fazla mecrayı yönetmek durumundadır. Bu mecralar iki temel kategoriye ayrılır: İç İletişim Kanalları 📰 Şirket İçi Bültenler Çalışanlara yönelik haftalık veya aylık yayınlar; operasyonel güncellemeler, insan kaynakları haberleri, başarı hikayeleri. 🖥️ İntranet & Dijital Platformlar Kurumun iç bilgi havuzu, politika dokümanları, eğitim materyalleri ve anlık iletişim araçları. 🎙️ Şirket İçi Podcast & Video Yönetim mesajları, eğitim serisi, çalışan deneyimi içerikleri; sesli ve görsel formatlar. 📋 Toplantı Kayıtları & Raporlar Genel kurul, yönetim kurulu ve departman bazlı toplantıların belgelenmesi ve dağıtımı. Dış İletişim Kanalları 🌐 Kurumsal Web Sitesi Markanın dijital merkezi; hakkımızda, basın odası, yatırımcı ilişkileri ve ürün sayfaları. 📣 Sosyal Medya Kanalları LinkedIn, X (Twitter), Instagram gibi platformlarda kurumun resmi sesini taşıyan hesaplar. 📄 Basın Bültenleri & Haberler Medyaya ve kamuoyuna yönelik resmi açıklamalar, ürün haberleri, atamalar ve etkinlik duyuruları. 📊 Yıllık & Sürdürülebilirlik Raporları Paydaşlara yönelik kurumsal performans, ESG metrikleri ve stratejik hedefler. — ✦ — İletişim Direktörünün Rolü Neden Değişti? On yıl önce bir iletişim direktörünün görevi büyük ölçüde reaktifti: gelen medya sorularını yanıtlamak, basın bültenlerini zamanlamak, kriz anlarında sözcülük yapmak. Bugün tablo köklü biçimde farklı. Dijital medyanın demokratikleşmesi, her kurumu aynı zamanda birer içerik yayıncısı haline getirdi. Artık iletişim direktörleri; strateji, içerik üretimi, dağıtım, SEO, analitik ve marka güvenliği konularında eş zamanlı kararlar almak zorunda. Stratejik PlanlamaKurumun iletişim takvimini, mesaj mimarisini ve hedef kitle segmentasyonunu belirlemek. İçerik Üretim DöngüsüHaber, röportaj, analiz, video, podcast gibi farklı formatlarda sürekli ve tutarlı içerik akışını sağlamak. Çok Kanallı DağıtımÜretilen içeriği doğru platformlara, doğru zamanda ve doğru hedef kitleye ulaştırmak. Ölçüm & OptimizasyonErişim, etkileşim, medyada yer alma ve itibar metrikleri üzerinden performansı değerlendirmek. Kriz İletişimiBeklenmedik gelişmelerde kurumun sesini hızlı, tutarlı ve şeffaf biçimde yönetmek. — ✦ — Kurumsal Medya ile Bağımsız Medya Arasındaki Fark Bu iki kavramın sıkça karıştırıldığını görüyoruz. Temel ayrım şudur: bağımsız medya haber değeri kıstasıyla yayın yaparken, kurumsal medya stratejik değer kıstasıyla hareket eder. Bu, kurumsal medyanın yanıltıcı ya da manipülatif olması gerektiği anlamına gelmez. Aksine, en başarılı kurumsal medya uygulamaları şeffaflık ve özgünlük üzerine inşa edilmiştir. Kurumların kendi platformlarında yayımladığı içeriklere duyulan güven, son yıllarda geleneksel medyaya duyulan güveni aşmaya başlamıştır. Kurumunuzun medyası yoksa, başkalarının söyledikleri sizin medyanız olur. Bunu kontrol edemezsiniz; ancak kendi sesinizi oluşturarak dengeleyebilirsiniz. Dijital Dönüşümde Kurumsal Medya Geleneksel kurumsal iletişim süreçleri, iletişim direktörlerinin önüne ciddi darboğazlar çıkarıyordu: içerik onay döngüleri haftalar alıyor, ajans koordinasyonu maliyetleri artırıyor, farklı platformlardaki yayınlar manuel olarak takip ediliyordu. Bugün ise yeni nesil kurumsal medya platformları bu sürtünmeyi büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. İçeriği saniyeler içinde yayına almak, tüm kanalları tek panelden yönetmek ve anlık analitik veriye erişmek artık mümkün. Etkili bir kurumsal medya stratejisi için dört temel bileşen şarttır: ⚡ Hız & Çeviklik Gelişmelere anında tepki verebilmek; onay bürokratisi olmadan içerik yayınlayabilmek. 🎯 Hedef Odaklılık Her içeriğin kime, neden ve hangi mesajla ulaşacağını net tanımlamak. 📈 Ölçülebilirlik İçerik performansını veriyle izlemek; stratejiyi sürekli güncellemek. 🔗 Entegrasyon Kurumsal medyayı pazarlama, satış ve insan kaynakları süreçleriyle bütünleştirmek. 72% kurumsal karar vericisi, geleneksel reklam yerine düşünce liderliği içeriklerine daha fazla güvendiğini belirtiyor.* Bu yazıda Kurumsal medyanın tanımı İç ve dış iletişim kanalları İletişim direktörünün rolü Bağımsız medyadan farkı Dijital dönüşüm ve platformlar Başarı kriterleri İlgili Konular Basın bülteni yazımı Kriz iletişimi planı İçerik takvimi oluşturma Düşünce liderliği stratejisi ESG iletişimi Hemen Başlayın Haberinizi editör onayı beklemeden saniyeler içinde yayınlayın. Haber Yayınla → Yeni Nesil Kurumsal Medya Platformu Kurumunuzun SesiniKendi Elinizde Tutun KurumsalMedya.com, Türkiye'nin iletişim direktörlerine özel tasarlanmış dijital haber yayın platformudur. Editör onayı yok, aracı yok — sadece anında yayın ve tam kontrol. Yayın Süresi Anında Editör onayı beklenmez Yönetim %100 Kontrolünüzde Ödeme Modeli Esnek Kullandığınız kadar Planları İncele & Hemen Başla → Platform hakkında daha fazla bilgi * Kaynak: Edelman Trust Barometer 2024 — B2B Thought Leadership araştırması verileri referans alınmıştır. #### Kurumsal Metakognisyon Hayatın akışında çoğu zaman "merkezi referans hatası" dediğimiz bir yanılgıyla hareket ederiz. Ünlü komedyen George Carlin bunu harika bir trafik metaforuyla özetler: "Trafikte bizden hızlı giden herkes manyak, bizden yavaş giden herkes ise aptaldır." Aslında bu sadece trafik için geçerli değil; hayata bakış açımızın temel bir özeti. Kendimizi "mükemmel referans noktası" olarak konumlandırıyor ve bizimle aynı hızda, aynı yönde veya aynı düşüncede olmayan herkesi bir şekilde etiketliyoruz. Metakognisyon: Kendini Dışarıdan İzleyebilmek Bu zihinsel hapishaneden çıkmanın tek bir yolu var: Metakognisyon (Üstbiliş). Psikolojide bu kavram, en basit haliyle "düşüncelerin üzerine düşünebilme" ve kendini dışarıdan bir gözle izleyebilme becerisi olarak tanımlanıyor. Modern yaşamın hızı bizi birer "zombi" haline getiriyor. Otomatiğe bağlanmış tepkiler veriyor, sorgulamadan günü tamamlıyoruz. Metakognitif bir bakış açısı, bu zombi modundan çıkıp; verdiğimiz kararları, hissettiğimiz öfkeyi veya izlediğimiz rotayı bir yabancı gibi gözlemlememizi sağlar. Haftada Bir Saat, Bir Ömür Değişim Bu bakış açısını kazanan insanlar ve periyodik olarak uygulayanlar bu "zombi" halinden çıkabilenlerdir. Bunun için devasa inzivalara gerek yok: Soru: "Bir dakika, ben gerçekten nereye gidiyorum?" Süre: Günde bir saat, hatta yoğunluk içinde sadece haftada bir saat. Sonuç: Dümenin kontrolünü geri almak. Haftada sadece bir saatini ayırıp, hayatını bir film şeridi gibi dışarıdan izleyen ve "Bu gidişat beni istediğim yere götürüyor mu?" diye soran bir insan, aslında kendi rotasını yeniden çizen bir kaptana dönüşür. İşletme Körlüğünden Stratejik Vizyona Bireysel farkındalık (metakognisyon) seviyesinde konuştuğumuz bu kavramlar, aslında kurumsal dünyada "Stratejik Çeviklik" ve "Kurumsal Özfarkındalık" başlıkları altında hayati bir önem taşır. Bir birey için "zombi modundan çıkmak" neyse, bir işletme için de "işletme körlüğünden kurtulmak" odur. İş dünyasında da "merkezi referans hatası" sıkça karşımıza çıkar. Bir şirket, kendi iş yapış biçimini "sektör standardı" olarak gördüğünde tehlike çanları çalmaya başlar. Sektörel Trafik: "Hızlılar" ve "Yavaşlar" Şirketler de rakiplerini George Carlin’in trafik örneğindeki gibi değerlendirir: Bizden hızlı giden (yıkıcı inovasyon yapan) rakipler: "Gereksiz risk alıyorlar, batacaklar." Bizden yavaş giden (geleneksel kalan) rakipler: "Çağın gerisinde kaldılar, yok olacaklar." Bu merkezi referans hatası, beraberinde tehlikeli bir 'Onaylama Yanlılığı' (Confirmation Bias) getirir. Şirketler, sadece kendi stratejilerinin doğruluğunu teyit eden sinyalleri görmeye, rakiplerin hamlelerini ise George Carlin’in örneğindeki gibi etiketleyerek küçümsemeye başlarlar. Bu durumun en uç noktası ise 'Başarı Tuzağı'dır (Success Trap); yani geçmişteki başarıların getirdiği aşırı özgüvenle, kendi yöntemlerini pazarın tek ve değişmez gerçeği sanmaktır. Oysa gerçek referans noktası şirketin kendi geçmişi değil, pazarın ve müşterinin sürekli evrilen dinamikleridir. Kendini merkeze koyan bir işletme, aynaya bakmaktan dışarıyı göremez hale gelir. Zombi Organizasyonlar Kurumsal zombi modu, "Biz burada işleri hep böyle yapardık" cümlesiyle başlar. Zamanla süreçlerin neden var olduğu unutulur ve yerini sorgulanmayan, otomatiğe bağlanmış alışkanlıklara bırakır. Bu durum, organizasyonda ciddi bir "kültürel kireçlenme" yaşandığının ve beraberinde "kurumsal ataletin" ortaya çıktığının en net göstergesidir. Kurumsal zombi modu olarak tanımladığımız bu evrede organizasyon; dışarıdan nasıl göründüğünü, müşteri deneyimindeki mikro çatlakları veya sistemik verimlilik kayıplarını fark edemez hale gelir. Bu noktada, işletmenin kendi operasyonel kalıpları üzerine düşünebilme yeteneği olan "Kurumsal Metakognisyon" becerisi devreye girmelidir. Bu yetkinlik, sadece mevcut verileri okumaktan ibaret değildir; o verileri üreten temel zihniyeti, kültürel kodları ve "varsayımları" sorgulama sanatıdır "Balkon Bakışı": Stratejik Duraklama ve Çift Döngülü Öğrenme İş dünyasında kurumsal metakognisyonun en somut karşılığı, operasyonun günlük toz dumanından çıkıp "balkona geçmektir". Bu perspektif, organizasyonel öğrenme literatüründe "tek döngülü öğrenme" (sadece hataları düzeltmek) yerine, hataların kaynağı olan zihniyeti sorgulayan "çift döngülü öğrenme" sürecini tetikler. Birey için: Günde bir saat kendi üzerine düşünmek. İşletme için: Yönetim kurullarının, stratejik danışmanların veya "fractional" liderlerin sağladığı dış göz ile operasyona ara verip; "Biz nereye gidiyoruz, mevcut yapımız bizi oraya taşımaya uygun mu?" sorusunu sormaktır. Balkona çıkmak; sadece dans pistindeki karmaşayı değil, orkestranın ritmini, oyuncuların pozisyonunu ve gidilen yönü bütüncül bir sistem olarak görmeyi sağlar. Bu duraklama anında sorulan soru, işletmeyi "zombi" tepkiselliğinden çıkarıp bilinçli bir stratejik rotaya oturtur. Kendi İşletmenizin Gözlemcisi Olmaya Hazır mısınız? Çoğu işletme, harika bir hıza sahip olsa da "işletme körlüğü" nedeniyle yanlış yöne giden birer "zombi organizasyona" dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Dış Kaynaklı Stratejik Yönetim Kurulu Danışmanı (Fractional Strategic Advisor) olarak sağladığım dış göz ve "balkon bakışı" ile, operasyonun gürültüsünden sıyrılıp gerçek rotanızı birlikte netleştiriyoruz. İşletmenizin mevcut durumunu metakognitif bir yaklaşımla analiz etmek, kör noktaları keşfetmek ve sürdürülebilir bir stratejik vizyon inşa etmek için benimle iletişime geçebilirsiniz. Detaylı Bilgi: kenanaltun.com Doğrudan İletişim: info@kenanaltun.com Gelin, işletmenize sadece içeriden değil, olması gereken yerden; yani dışarıdan ve stratejik bir derinlikle bakalım. #### LinkedIn Live: İş Profesyonelleri İçin Canlı Yayın ve Marka Bilinirliği Rehberi LinkedIn Live, profesyonellerin ve işletmelerin hedef kitleleriyle gerçek zamanlı olarak etkileşim kurmasına olanak tanıyan güçlü bir araçtır. Bu özellik, marka bilinirliğini artırmak, uzmanlık göstermek ve iş ağlarını genişletmek için etkili bir platform sunar. Bu yazıda, LinkedIn Live'ın ne olduğunu, nasıl kullanılacağını ve stratejik olarak nasıl değerlendirilebileceğini inceleyeceğiz.​ LinkedIn Live Nedir? LinkedIn Live, kullanıcıların LinkedIn platformu üzerinden canlı video yayınları yapmasına olanak tanıyan bir özelliktir. Bu özellik sayesinde, işletmeler ve profesyoneller ürün lansmanları, soru-cevap oturumları, konferanslar ve diğer etkinlikleri canlı olarak paylaşabilirler. LinkedIn Live, diğer sosyal medya platformlarındaki canlı yayın özelliklerine benzer şekilde çalışır, ancak profesyonel iş ağına odaklanır.​ LinkedIn Live'ın Özellikleri ve Avantajları Yüksek Etkileşim: LinkedIn verilerine göre, canlı videolar diğer içerik türlerine kıyasla 7 kat daha fazla tepki ve 24 kat daha fazla yorum alır. ​ Güvenilirlik Oluşturma: Canlı yayınlar, izleyicilerle doğrudan etkileşim kurarak güvenilirlik ve otorite inşa etmenize yardımcı olur. ​ Tekrar Kullanılabilir İçerik: Canlı yayınlarınızı kaydederek, daha sonra farklı platformlarda paylaşabilir ve içeriklerinizi yeniden kullanabilirsiniz. ​ LinkedIn Live Nasıl Kullanılır? 1. Uygunluk ve Erişim LinkedIn Live özelliğini kullanabilmek için belirli kriterleri karşılamanız gerekir:​ Takipçi Sayısı: En az 150 takipçiye veya bağlantıya sahip olmalısınız. Coğrafi Konum: LinkedIn Live, Çin ana karasında desteklenmemektedir. ​ Topluluk Politikalarına Uyumluluk: LinkedIn'in Profesyonel Topluluk Politikalarına uymalısınız. ​ 2. Üçüncü Taraf Yayın Araçları LinkedIn Live üzerinden yayın yapmak için üçüncü taraf yayın araçları kullanmanız gerekmektedir. Bu araçlar, yayınınızı planlamanıza ve yönetmenize yardımcı olur. LinkedIn, çeşitli üçüncü taraf yayın araçlarıyla entegrasyon sağlar. ​ 3. Canlı Yayın Oluşturma Adımları Adım 1: LinkedIn profilinizde veya şirket sayfanızda "Etkinlik" seçeneğine tıklayın.​ Adım 2: "Yeni Etkinlik Oluştur" seçeneğini seçin.​ Adım 3: "Etkinlik Formatı" bölümünde "LinkedIn Live" seçeneğini işaretleyin.​ Adım 4: Etkinlik için başlık, açıklama, tarih ve saat belirleyin.​ Adım 5: Üçüncü taraf yayın aracınızı bağlayarak canlı yayına başlayın.​ LinkedIn Live'ın Stratejik Kullanımı Marka Bilinirliği Artırma Düzenli Yayınlar: Belirli aralıklarla düzenli canlı yayınlar yaparak, markanızın görünürlüğünü artırabilirsiniz.​ Ürün ve Hizmet Tanıtımları: Yeni ürün veya hizmetlerinizi canlı yayınlarla tanıtarak, doğrudan geri bildirim alabilirsiniz.​ Uzmanlık Gösterme ve Düşünce Liderliği Panel Tartışmaları: Sektörünüzdeki uzmanları davet ederek, güncel konuları tartışabilirsiniz.​ Eğitim Oturumları: Kendi uzmanlık alanınızda eğitimler düzenleyerek, bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz.​ Ağ Genişletme ve İş Fırsatları Yaratma Networking Etkinlikleri: Belirli bir sektör veya meslek grubuna yönelik canlı yayınlar düzenleyerek, yeni bağlantılar kurabilirsiniz.​ İşe Alım Seansları: Şirketinizdeki kariyer fırsatlarını tanıtmak için canlı yayınları kullanabilirsiniz.​ Başarılı LinkedIn Live Yayınları İçin En İyi Uygulamalar Yayın Öncesi Hedef Kitle Analizi: Yayınınızın hedef kitlesini belirleyin ve içeriği buna göre şekillendirin.​ Tanıtım Stratejisi: Yayını duyurmak için LinkedIn gönderileri, e-posta pazarlaması ve diğer sosyal medya kanallarını kullanın.​ Teknik Hazırlık: İyi bir ses ve görüntü kalitesi için uygun ekipman kullanın ve sessiz bir ortamda olun.​ Yayın Sırasında Etkileşimi Teşvik Etme: İzleyicileri soru sormaya ve yorum yapmaya teşvik edin.​ Zaman Yönetimi: Yayını planlanan zamanda başlatın ve bitirin, konuşmacıları zaman konusunda yönlendirin. Yayın Sonrası Canlı yayın bittikten sonra iş bitmiş sayılmaz. Yayının kaydını mutlaka arşivleyin ve tekrar izlenebilir şekilde paylaşın. LinkedIn üzerinden yayını kaçıranlara yönelik bir gönderi hazırlayarak linki paylaşmak, içeriğin ömrünü uzatır. Ayrıca yayında gelen soruları ve etkileşimleri analiz ederek, bir sonraki yayında neyi geliştirebileceğinize dair notlar çıkarabilirsiniz. Eğer mümkünse kısa özet videolar veya alıntılar hazırlayıp bunları sosyal medya kanallarınızda yayınlamak, içeriğin tekrar tekrar değer üretmesini sağlar. LinkedIn Live, doğru bir planlama ve stratejiyle sadece bir yayın aracı değil, aynı zamanda güven inşa eden, etkileşimi artıran ve markanızı güçlendiren bir fırsattır. Yayın öncesinden sonrasına kadar her adımda hedef kitlenizi tanıyıp, onlara değer katacak içerikler sunmak sizi bir adım öne taşıyacaktır. Unutmayın, dijital dünyada iz bırakanlar; anlatacak hikayesi, paylaşacak bilgisi ve kuracağı bağı olanlardır. #### LinkedIn: Modern İş Liderliğinin Vazgeçilmez Platformu TLDR: LinkedIn artık sadece bir sosyal medya platformu değil, Türkiye'deki C-level yöneticiler için stratejik bir zorunluluk. 18,7 milyon Türk kullanıcısıyla büyüyen platform, kurumsal itibar, sektörel etki, yetenek çekme, müşteri ilişkileri ve kriz yönetimi için kritik önem taşıyor. Aktif CEO'ların şirketleri %45 daha güvenilir algılanıyor ve kriz durumlarını %65 daha hızlı atlatıyor. Etkili LinkedIn stratejisi; optimum profil, tutarlı içerik paylaşımı, sektör liderliyle etkileşim ve haftalık 30 dakikalık zaman yatırımı gerektiriyor. Dijital dönüşüm çağında, LinkedIn'de varlık göstermeyen liderler önemli iş fırsatlarını, yatırımcı ilişkilerini ve sektör algısını şekillendirme şansını kaçırıyor. Türkiye'de birçok kurumsal firmanın üst düzey yöneticisi hâlâ LinkedIn'in gücünden yeterince faydalanamıyor. LinkedIn'in sadece bir sosyal medya platformu olmadığını, iş dünyasındaki konumunuzu, şirketinizin itibarını ve sektördeki etkileşimlerinizi doğrudan etkileyen stratejik bir araç olduğunu anlatacağız. Türkiye'de LinkedIn: Güncel Veriler ve Gerçekler 2025'e girerken Türkiye'deki LinkedIn manzarası şöyle şekilleniyor: Kullanıcı Sayısı: Ekim 2024 itibarıyla Türkiye'de 18,7 milyon LinkedIn kullanıcısı bulunuyor. Bu sayı, Ocak 2024'teki 15,96 milyon kullanıcıdan %17'lik bir artış gösteriyor. (Aşağıdaki görselde Ocak 2024 verileri mevcut) Penetrasyon: LinkedIn kullanıcıları şu anda ülke nüfusunun yaklaşık %22'sini oluşturuyor. Büyüme Hızı: LinkedIn'in Türkiye'deki reklam hedefleme kitlesi, Ekim 2023–Ocak 2024 döneminde %6,7 büyüdü. Küresel Konum: Küresel üye sayısı Ocak 2024'teki 1 milyar seviyesinden Ocak 2025'te 1,1 milyar seviyesine ulaştı. Find more statistics at NapoleonCat Buna rağmen, Fortune 500 Türkiye listesindeki şirketlerin yöneticilerinden bile ya hiç LinkedIn hesabı bulunmuyan ya da tamamen pasif durumda olan isimler var. Bu durum, Türk iş liderlerinin dijital liderlik konusunda global rakiplerinin gerisinde kaldığını gösteriyor. Neden Her C-Level Yönetici İçin LinkedIn Artık Bir Zorunluluktur? Modern iş dünyasında, bir C-level yöneticinin LinkedIn hesabının olmaması, adeta dijital ortamda var olmamak anlamına geliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, iş dünyasındaki tüm etkileşimlerin büyük bir kısmının dijital platformlara taşındığı günümüzde, bu durum ciddi bir rekabet dezavantajı yaratıyor. LinkedIn artık sadece bir iş ağı platformu değil, şirketinizin dijital vitrini, sektörel bilgi kaynağınız, potansiyel iş ortaklarınızla buluşma noktanız ve yetenekli çalışanları çekmenizi sağlayan en önemli kanallardan biridir. C-Level Yöneticiler İçin LinkedIn'in 9 Stratejik Faydası 1. Kurumsal İtibar ve Güven İnşası LinkedIn üzerindeki varlığınız, şirketinizin "insan yüzü" olarak işlev görür. Araştırmalar, CEO'su aktif olan şirketlerin güvenilirlik oranının %45 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Genel olarak yayınlanan birçok raporlara göre, üst düzey yöneticilerinin aktif dijital varlığı olan şirketlerin kriz durumlarını %65 daha hızlı atlattığı belirtiliyor. Derinlemesine Bakış: LinkedIn algoritması, şirket sayfalarından çok, bireysel profillerin içeriklerini daha geniş kitlelere ulaştırma eğilimindedir. Bu nedenle, bir CEO'nun paylaşımı, şirket sayfasının aynı içeriği paylaşmasından ortalama 8 kat daha fazla etkileşim alıyor. Düşünün: Aynı mesajı iletmek için 8 kat daha etkili bir kanal elinizin altındayken, bunu kullanmamak stratejik bir hata değil midir? 2. Doğrudan Sektörel Etki Oluşturma LinkedIn, sektörel düşünce liderliğinizi gösterebileceğiniz ve pazar trendlerini şekillendirebileceğiniz bir platform sunar. Özellikle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi güncel konularda paylaşımlar yapmak, şirketinizi bu alanlarda öncü olarak konumlandırır. Derinlemesine Bakış: Edelman‑LinkedIn raporuna göre B2B karar vericilerin %52’si, C‑seviye yöneticilerin %54’ü haftada en az bir saat düşünce liderliği içeriği okuyor; ayrıca %73’ü bu içeriği geleneksel pazarlamaya göre daha güvenilir buluyor. Yani LinkedIn'de yoksa, sektörünüzü şekillendiren kararlarda da sesiniz yok demektir. 3. Yetenek Çekme ve Elde Tutma "Great Resignation" (Büyük İstifa) dönemi sonrasında, yetenekli çalışanları çekmek her zamankinden daha zor. LinkedIn, potansiyel çalışanların şirketinizi ve kültürünüzü tanımasını sağlar. Çalışanlar artık sadece maaş için değil, ilham veren liderler için çalışmak istiyor. Derinlemesine Bakış: LinkedIn verilerine göre, CEO'su aktif olan şirketlerin iş ilanlarına başvuru oranı %30 daha yüksek ve işe alım maliyetleri %27 daha düşük. Dahası, bu şirketlerde çalışan bağlılığı %35 daha yüksek seyrediyor. İK maliyetlerinizi düşürmek ve en iyi yetenekleri çekmek için bundan daha etkili bir araç düşünebiliyor musunuz? 4. Müşteri İlişkilerini Güçlendirme Modern müşteriler, satın aldıkları ürün ve hizmetlerin arkasındaki liderleri tanımak istiyor. LinkedIn, müşterilerinizle doğrudan ve samimi bir iletişim kurmanızı sağlar. Derinlemesine Bakış: Hubspot'un araştırmasına göre, üst düzey yöneticilerinin sosyal medyada aktif olduğu B2B şirketlerinin müşteri sadakati ve müşteri yaşam boyu değeri (Customer Lifetime Value) daha fazla. Müşteri sadakatindeki her %5'lik artışın kârlılığı %25-95 arasında artırdığı düşünüldüğünde, bu etki göz ardı edilemez. 5. Kriz Yönetimi ve İletişimi Kriz anlarında, şeffaf ve doğrudan iletişim kritik önem taşır. LinkedIn, kriz durumlarında hızlı, kontrollü ve güvenilir bir iletişim kanalı olarak işlev görür. Derinlemesine Bakış: Deloitte'un "Kriz Döneminde Liderlik İletişimi" araştırmasına göre, kriz dönemlerinde üst düzey yöneticilerinin doğrudan iletişim kurduğu şirketlerin itibar kaybı, diğerlerine göre daha az oluyor. Kriz anında kontrolü elinizde tutmak için bundan daha güçlü bir araç olabilir mi? 6. Sektörel İçgörüler ve İş Fırsatları LinkedIn, sektörünüzdeki en güncel gelişmeleri, trendleri ve fırsatları yakalamanızı sağlar. Premium özellikler ve LinkedIn Sales Navigator gibi araçlarla, potansiyel iş ortaklarını ve müşterileri tespit edebilirsiniz. Derinlemesine Bakış: LinkedIn'in "State of Sales" raporuna göre, satış profesyonellerinin %78'i sosyal satış (social selling) stratejilerinin geleneksel yöntemlere göre belirgin şekilde daha etkili olduğunu belirtiyor. Üst düzey yöneticilerin %80'i, LinkedIn üzerinden gelen bağlantı isteklerini değerlendirmeye aldıklarını söylüyor - bu, soğuk aramadan çok daha etkili bir iletişim başlangıcı. 7. Kişisel Marka Değeri ve Kariyer Güvencesi LinkedIn sadece şirketiniz için değil, kişisel kariyeriniz için de büyük önem taşır. Güçlü bir LinkedIn varlığı, gelecekteki kariyer fırsatlarınızı da şekillendirir. Derinlemesine Bakış: Yönetim danışmanlığı firması Spencer Stuart'ın verilerine göre, yeni CEO atamalarının büyük çoğunluğu, adayın dijital varlığı ve düşünce liderliği önemli bir değerlendirme kriteri olarak kullanılıyor. Kariyerinizin gelecek adımlarını şimdiden güvence altına almanın bundan daha iyi bir yolu var mı? 8. Veri Analitiği ve KPI Takibi Modern liderlik, veri odaklı karar almayı gerektirir. LinkedIn Analytics ve üçüncü parti araçlar, profilinizin ve içeriklerinizin performansını ölçmenize olanak tanır. Derinlemesine Bakış: LinkedIn analitik araçları, içeriklerinizin erişim, etkileşim ve dönüşüm metriklerini takip etmenize imkan sağlar. İçerik stratejinizi sürekli optimize ederek etkileşim oranlarınızı %60'a kadar artırabilirsiniz. En başarılı C-level yöneticiler, LinkedIn stratejilerini haftalık metrik analizlerine göre sürekli güncelliyor. 9. Employee Advocacy ve Ekip Gücü Çalışanlarınızı "marka savunucuları" olarak harekete geçirmek, LinkedIn stratejinizi katlamak için en güçlü yöntemlerden biridir. Derinlemesine Bakış: Aberdeen Group araştırmaları, formal çalışan savunuculuğu programlarının marka bilinirliğini, web trafiğini ve lead üretimini anlamlı şekilde artırdığını; özellikle CEO liderliğindeki programların daha güçlü sonuçlar verdiğini ortaya koyuyor. LinkedIn Stratejinizi Oluşturmak: C-Level Yöneticiler İçin Kapsamlı Rehber LinkedIn'de sadece var olmak yeterli değil. Stratejik bir yaklaşımla hareket etmeniz gerekiyor. İşte her üst düzey yöneticinin izlemesi gereken adımlar: Profil Optimizasyonu: Standarttan Üstün Olmak Temel Yaklaşım Yerine: Çoğu yönetici profil fotoğrafı, başlık ve önceki iş deneyimlerini listelemekle yetiniyor. Bu, asgari standartları karşılar ancak etki yaratmaz. Üstün Strateji: Profesyonel ancak karakteri yansıtan fotoğraf: Kurumsal kalıpların dışına çıkın, karizmanızı ve liderlik stilinizi yansıtan bir fotoğraf kullanın. Araştırmalar, gülümseyen ve açık beden dili olan fotoğrafların %40 daha fazla bağlantı isteği aldığını gösteriyor. Hikaye anlatan başlık: Sadece unvanınızı değil, şirketinize ve sektöre kattığınız değeri vurgulayan bir başlık kullanın. Örneğin "CEO, XYZ Şirketi" yerine "XYZ'nin Dijital Dönüşümünü Yöneten CEO | Sürdürülebilirlik Savunucusu | Teknoloji Yatırımcısı" gibi. İlgi çekici hakkında bölümü: LinkedIn algoritması, bu bölümü arama sonuçlarında ağırlıklı olarak kullanır. Burada kişisel hikayenizi, liderlik felsefenizi ve tutkularınızı paylaşın. İlk 3 cümle kritik önem taşır. Kapak fotoğrafını etkin kullanın: Bu alan, kişisel markanızı pekiştirmek için mükemmel bir fırsattır. Şirket logonuzu değil, liderlik vizyonunuzu yansıtan görsel mesajlar kullanın. İçerik Stratejisi: Platformun Dinamiklerine Uyumlu Yaklaşım Temel Yaklaşım Yerine: Rastgele paylaşımlar yapmak veya sadece şirket haberlerini paylaşmak yeterli değildir. Üstün Strateji: 5:3:2 Kuralı: %50 sektörel içgörüler ve düşünce liderliği %30 şirket kültürü ve başarıları %20 kişisel değerler ve ilham veren içerikler Multimedya ve Video İçerik: LinkedIn'in son algoritma güncellemeleri, video içeriklere metin ve görsele göre 5 kat daha fazla erişim sağlıyor. Haftalık paylaşımlarınızdan en az birinin video olması, görünürlüğünüzü dramatik şekilde artırabilir. LinkedIn Live ve Events: Canlı yayınlar ve sanal etkinlikler, takipçilerinizle doğrudan etkileşim kurmanın en güçlü yollarından. Bu formatlar, standart paylaşımlara göre %300 daha fazla etkileşim alıyor. Tutarlı bir ses tonu: Paylaşımlarınızda tutarlı bir anlatım tarzı geliştirin. Bu, kişisel markanızın tanınabilir olmasını sağlar. Hikaye anlatımı: Rakamlar ve başarılar yerine, hikayeler anlatın. "Nasıl başardık?" sorusuna cevap veren içerikler, "Ne başardık?" sorusuna cevap veren içeriklerden 2,5 kat daha fazla etkileşim alıyor. Çalışanları onurlandırın: Bireysel çalışanların başarılarını öne çıkaran paylaşımlar, kurum kültürünüzü güçlendirir ve %60 daha fazla etkileşim alır. Etkileşim Stratejisi: Monolog Değil, Diyalog Kurma Temel Yaklaşım Yerine: Sadece kendi içeriğinizi paylaşmak ve yorumlara cevap vermemek. Üstün Strateji: Yorumlara 24 saat içinde yanıt: Bu, algoritmanın içeriğinizi daha geniş kitlelere ulaştırmasını sağlar. Sektör liderlerinin paylaşımlarına düşünceli yorumlar: Bu, görünürlüğünüzü artırır ve değerli bağlantılar kurmanızı sağlar. Hashtag stratejisi: Her paylaşımda 3-5 stratejik hashtag kullanın, bunlardan biri şirketinize özel olsun. Tartışma başlatın: Paylaşımlarınızın sonunda düşündürücü bir soru sorarak etkileşimi teşvik edin. A/B Testleri: Farklı içerik formatları, başlıklar ve yayınlanma zamanları deneyerek, kitlenize en çok hitap eden içerik tiplerini keşfedin. En başarılı C-level yöneticiler, içerik performanslarını sürekli test ediyor. Zaman Yönetimi: Yoğun Yöneticiler İçin Pratik Yaklaşım Temel Endişe: "Buna ayıracak vaktim yok" en yaygın mazeret. Üstün Strateji: Haftalık 30 dakika prensibi: Haftada sadece 30 dakikanızı ayırarak etkili bir LinkedIn varlığı oluşturabilirsiniz. İçerik takvimi: Ayın başında tüm ay için paylaşım takvimi oluşturun. Ekip desteği: Pazarlama ekibinizden içerik önerileri ve taslaklar hazırlamasını isteyin, ancak son onayı siz verin. LinkedIn mobil uygulaması: Seyahatler ve toplantılar arasındaki boş zamanlarda etkileşimde bulunmak için kullanın. Planlama Araçları: Buffer, Hootsuite veya LinkedIn'in yerleşik zamanlama özelliklerinden yararlanarak içeriklerinizi önceden planlayın. Bu, tutarlı bir paylaşım ritmi yakalamanızı sağlar. Türkiye'den İlham Veren LinkedIn Örnekleri KurumsalMedya.com'un seçtiği ilham veren isimler ve C-Level Liderler : Ömer Barbaros Yiş - Genel Müdür, Karaca International Barış Karakullukçu - CEO, Yapay Zeka Fabrikası Hakan Bulgurlu – CEO, Arçelik Hülya Mutlu – Konuşmacı/Eğitmen Rabia Altunay - İnsan Kaynakları Profesyoneli Ahmet Bolat - Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gümrükçü - Sanovel İlaç Dr. Yavuz Selim Sılay - Fonkolay Paya Dayalı Kitle Fonlama Platformu Merve Tokgöz - Dr. Klinik Psikolog, Medical Park İleri Seviye LinkedIn Taktikleri LinkedIn Newsletter ve Pulse Makaleleri LinkedIn'in yerleşik yayın platformlarını kullanarak düzenli bültenler oluşturun. Bu, takipçilerinizi abonelere dönüştürmenizi ve onlara doğrudan erişim sağlamanızı sağlar. En başarılı C-level LinkedIn newsletterları, abonelerine özel içgörüler ve "sahne arkası" bilgiler sunuyor. SEO ve Anahtar Kelime Optimizasyonu Profilinizde ve içeriklerinizde sektörünüze özgü anahtar kelimeleri stratejik olarak kullanın. LinkedIn, Google aramaları için güçlü bir SEO kaynağıdır - doğru optimizasyonla, isminiz ve şirketiniz, sektör aramaları için üst sıralarda çıkabilir. Gruplar ve Topluluklar Stratejik LinkedIn gruplarına aktif katılım, sektör liderliğinizi pekiştirmenin etkili bir yoludur. Kendi grubunuzu oluşturarak, belirli bir konuda düşünce liderliğinizi güçlendirebilirsiniz. Doğrudan Mesaj (DM) Stratejisi Bağlantı kurduğunuz kişilere otomatik mesajlar göndermek yerine, kişiselleştirilmiş ve değer odaklı mesajlar yazın. Premium kullanıcılara sunulan InMail özelliği, henüz bağlantınız olmayan kritik kişilere ulaşmak için güçlü bir araçtır. Kriz İletişim Planı Olası kriz senaryoları için önceden LinkedIn iletişim planları ve mesaj şablonları hazırlayın. Bu, kriz anında hızlı ve tutarlı bir şekilde iletişim kurmanızı sağlayacaktır. LinkedIn'i Etkili Kullanmayan C-Level Yöneticilerin Kaçırdığı Fırsatlar Stratejik İlişkiler ve İş Fırsatları LinkedIn Premium raporlarına göre, aktif LinkedIn kullanıcısı olan C-level yöneticiler yılda ortalama 7 yeni stratejik iş fırsatı yakalıyor. Bu fırsatların değeri, kişisel LinkedIn yatırımının geri dönüşünü açık ara farkla aşıyor. Yatırımcı İlişkileri ve Pazar Değeri Halka açık şirketlerde, CEO'nun LinkedIn aktivitesi ile şirketin hisse değeri arasında korelasyon olduğunu gösteren çalışmalar var. Brunswick Group'un araştırmasına göre, sosyal medyada aktif olan CEO'ların şirketlerinin %44 daha olumlu medya kapsamı aldığı görülüyor. Sektör Algısını Şekillendirme LinkedIn'de aktif olmayan C-level yöneticiler, sektörlerini şekillendiren kritik tartışmalarda ve trend belirlemede söz sahibi olma şansını kaçırıyor. Bu pasiflik, şirketlerinin inovatif algısını ve düşünce liderliğini olumsuz etkiliyor. Sonuç: LinkedIn Artık Bir Tercih Değil, Stratejik Zorunluluk Türkiye'deki üst düzey yöneticiler için LinkedIn, artık "olsa iyi olur" kategorisinde değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Dijital transformasyon, tüm sektörleri etkilerken, liderler de bu dönüşümün bir parçası olmak zorundalar. LinkedIn'de aktif olmak, sadece bireysel kariyeriniz için değil, şirketinizin geleceği için de kritik önem taşır. İş dünyası dijitalleştikçe, liderlik de dijitalleşiyor. Bu dönüşüme ayak uyduran liderler, hem kendi kariyerlerini hem de şirketlerini geleceğe taşıyacak. Bu yazı, KurumsalMedya.com'un C-level yöneticiler için hazırladığı dijital liderlik serisi kapsamında hazırlanmıştır. LinkedIn stratejinizi geliştirmek ve dijital dönüşüm yolculuğunuzda destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. #### Mikroagresyonlar Kurumları İçten İçten Aşındırıyor İş dünyasında çoğu zaman büyük krizler, sert çatışmalar ya da açık ayrımcılık vakaları konuşulur. Oysa kurumları içten içe zayıflatan asıl dinamik, gündelik dilin içine saklanan küçük ve tekrar eden mesajlar. “Şaka yaptım”, “Alınganlık yapma”, “Bu konu senin için biraz teknik olabilir” gibi ifadeler, çoğu zaman iyi niyet perdesi altında dile getirilse de çalışanların kimliğine temas eden mikro-agresyonlara dönüşebiliyor. Türkiye’de iş dünyasında ayrımcılık çoğu zaman açık ve sert bir dille değil; “iyi niyet”, “şaka”, “tecrübe paylaşımı” ya da “kurumsal gerçekçilik” kılıfıyla ortaya çıkıyor. Ancak küçük ve bilinçdışı görünen bu söz ve davranışlar, tekrarlandıkça çalışanların psikolojik güvenliğini zedeliyor, aidiyet duygusunu aşındırıyor ve kurumsal performansı düşürüyor. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden’e göre mikroagresyonlar, modern iş hayatında en sık göz ardı edilen ancak en yüksek maliyetli davranış kalıplarından biri. Açık Ayrımcılık Değil, İnce İmalar Mikroagresyon; bilinçli ya da bilinçdışı şekilde iletilen, küçük ancak tekrar eden ve hedef alınan kişi üzerinde birikimli psikolojik etki yaratan sözlü, sözel olmayan ya da davranışsal mesajlar olarak tanımlanıyor. Bu mesajlar en sık cinsiyet, yaş, ebeveynlik rolleri, nöro-çeşitlilik, etnik kimlik ve sosyoekonomik arka plan üzerinden ortaya çıkıyor. “Kadın liderler zaten daha detaycı olur.” “Çocuk var, bu tempo seni zorlar.” Dr. Henden’e göre bu ifadeler çoğu zaman masumlaştırılıyor: “Mikroagresyonlar tehdit içermez gibi görünür. İşte tam da bu yüzden tehlikelidir. Çünkü kimliğe temas eder ama ‘iyi niyet’ zırhıyla korunur.” “Alınganlık Yapma” Kültürü ve Mikro Değersizleştirme Mikroagresyon literatüründe “alınganlık yapma” ve “şaka yapıyoruz” gibi ifadeler mikro değersizleştirme olarak geçiyor. Bu söylemler açıkça ayrımcılık yapmasa da kişinin deneyimini geçersiz kılıyor. Dr. Henden bu noktaya dikkat çekiyor: “Birine ‘alınganlık yapma’ demek, onun yaşadığı etkiyi yok saymaktır. ‘Şakaydı’ savunması ise sorumluluğu almak yerine karşı tarafı hassasiyetle suçlamaktır. Oysa bir şakanın komik olup olmadığına, şakayı yapan değil; maruz kalan karar verir.” Mikroagresyonun Bedeli: Bilişsel Yorgunluk ve Sessiz Kopuş Mikroagresyona maruz kalan çalışanlar çoğu zaman önce kendilerinden şüphe eder: “Yanlış mı anladım?” “Ben mi fazla hassasım?” Bu içsel sorgulama ciddi bir bilişsel yük yaratır. Enerji işe değil, durumu anlamlandırmaya ve kendini korumaya harcanır. Bastırılmış öfke zamanla tükenmişliğe dönüşür. Çalışan toplantılarda daha az konuşur, kimliğini sansürler, risk almaktan kaçınır. Dr. Henden bu süreci şu sözlerle özetliyor: “Psikolojik güvenliğin olmadığı bir ortamda inovasyon beklemek gerçekçi değildir. Mikro-agresyonlar çalışanı sessizliğe iter. Aidiyet zayıflar, performans düşer ve sonunda ‘sessiz kopuş’ başlar. Türkiye’de Hiyerarşi ve Sessizlik Döngüsü Türkiye’nin yüksek güç mesafesine sahip kültürel yapısı, mikro-agresyonların dile getirilmesini daha da zorlaştırıyor. Hiyerarşik ve otorite odaklı kurumlarda, üst kademeden gelen imalı ya da küçümseyici ifadeler çoğu zaman “yöneticinin tarzı” olarak normalize ediliyor. Çalışan, geri bildirim verdiğinde “saygısız” ya da “uyumsuz” olarak etiketlenmekten çekiniyor. Kol kırılır yen içinde kalır anlayışı, mikroagresyonları görünmez kılıyor. Oysa görünmeyen sorunlar yok olmaz; içeride birikir ve yetenek kaybına yol açar. Mikro-agresyonların kanıtlanmasının zor olması da çalışanları susturan bir başka unsur. “Ben öyle demek istemedim” savunması, deneyimi yaşayan kişiyi yeniden şüpheye düşürüyor.” Çeşitlilik Rakamla Ölçülür, Kapsayıcılık Deneyimle Dr. Elgiz Henden’e göre mikro-agresyonlarla yüzleşmeden gerçek anlamda çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık mümkün değil. Bir kurumda çalışanlar kimlikleriyle var olamıyor, sürekli kendilerini sansürlüyor ve seslerini kısmak zorunda kalıyorsa; kapsayıcılık politikaları kağıt üzerinde kalır. Çözüm: Öz-Farkındalığı Yüksek Liderlik Dr. Henden, çözümün çalışanları “daha dayanıklı” yapmak olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Mikro-agresyonları azaltmanın yolu, liderleri daha farkında yapmaktan geçer. Lider kendi bilinçdışı önyargılarıyla yüzleştiğinde, organizasyonda öğrenme kültürü başlar. ‘Niyetim o değildi’ savunmasından, ‘Bu sende nasıl bir etki yarattı?’ sorusuna geçmek gerçek dönüşümdür. Liderlik, güven yaratma sanatıdır. Güvenin olmadığı yerde performans, yaratıcılık ve bağlılık sürdürülebilir olmaz.” Dr. Elgiz Henden, MCC Hakkında: Dr. Elgiz Henden, eğitim ve öğrenci koçluğu alanında uluslararası düzeyde tanınan bir uzman, yazar ve akredite koçtur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Henden, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden yüksek lisansını, Okan Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamlamıştır. Henden 10000 saatin üzerinde bireysel koçluk deneyimine ve Master Certified Coach MCC-ICF, Registered ICF Mentor Coach, akreditasyonlarına sahiptir. Ayrıca 2012-2014 yılları arasında ICF – Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi yönetim kurulunda araştırmadan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak ve Avrupa Koçlar ve Mentorlar Derneğinde -EMCC K12 Eğitim Kurulunda aktif olarak görev yapmıştır. 2004 yılında koçlukla tanışan Elgiz Henden, koçluğun kendi üzerindeki pozitif etkilerini deneyimlemiş ve 2009 yılında eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere İz Koçluk Eğitim ve Danışmanlık merkezini kurmuştur. Henden hem bireyler hem de kurumlarda özel projelerde bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunmaktadır. Özellikle gençlerin meslek seçiminde, performans arttırmasında, İş hayatına yeni başlayan bireylerin koçluk ihtiyaçlarının karşılanmasında ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite nedeniyle eğitim ve iş yaşamında zorluk çeken bireylerle çalışmaktadır. “Başarabilirim Çünkü…” adlı kitabın yazarı olan Henden Koçluk çalışmalarında Pozitif psikoloji, Pozitif eğitim, Bilişsel Davranışçı Koçluk yaklaşımlarını kullanmaktadır. Hem profesyonel hem de kişisel gelişim eğitimlerine devam ederken 2010 yılında JST Coaching ile yaptığı iş birliği sonucu Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Türkiye’de ki İlk “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçluğu” programını gerçekleştirmiştir. Henden’in hazırlayıp sunduğu “Eğitim ve Öğrenci Koçluğu” programı yerel kültür ve global koçluk bilgisi ile geliştirmiş gençlerin akademik performanslarını arttırmaya yönelik Türkiye’deki ilk programdır . #### Online İtibar Yönetimi: Dijital Dünyadaki Kimliğinizi Koruma ve Güçlendirme Rehberi Dijital çağda, bir marka veya kişi hakkındaki ilk izlenim artık bir web sitesi veya kartvizit değil, Google'da yapılan basit bir aramadır. Tek bir olumsuz yorum, yanıltıcı bir haber veya sosyal medyadaki bir kriz, yılların emeğiyle inşa edilmiş bir markanın itibarını saniyeler içinde zedeleyebilir. Peki, dijital dünyadaki algınızı kontrol altında tutmak mümkün mü? Cevap evet: Online İtibar Yönetimi (Online Reputation Management - ORM) ile bu tamamen mümkün. Bu kapsamlı rehberde, online itibar yönetiminin ne olduğunu, işletmeniz için neden hayati önem taşıdığını ve markanızın dijital kimliğini korumak ve güçlendirmek için hangi adımları atmanız gerektiğini A'dan Z'ye anlatacağız. Online İtibar Yönetimi Nedir? Online itibar yönetimi, bir bireyin, markanın veya şirketin internet üzerindeki kamusal algısını izleme, etkileme ve yönetme sürecidir. Bu süreç sadece olumsuz yorumlara cevap vermekten ibaret değildir. Aksine, hakkınızda konuşulanları proaktif bir şekilde şekillendirerek pozitif bir dijital ayak izi oluşturmayı hedefler. Temel amacı, arama motorlarında ve sosyal medya platformlarında markanızla ilgili çıkan sonuçların doğru, olumlu ve güvenilir olmasını sağlamaktır. Markanız İçin Online İtibar Yönetimi Neden Vazgeçilmezdir? İtibarınızı şansa bırakmak, işinizi riske atmak demektir. İşte ORM'nin neden bir lüks değil, bir zorunluluk olduğunun 4 temel nedeni: Satın Alma Kararlarını Doğrudan Etkiler: Müşterilerin %90'ından fazlası bir ürün veya hizmet satın almadan önce online yorumları okuyor. Hakkınızdaki olumsuz içerikler, potansiyel müşterileri doğrudan rakiplerinize yönlendirir. Güven ve Kredibilite İnşa Eder: Olumlu yorumlar, hakkınızda çıkan pozitif haberler ve güçlü bir sosyal medya varlığı, markanıza olan güveni artırır. Güven, sadık müşteriler yaratmanın ilk adımıdır. Arama Motoru Sonuçlarını (SEO) İyileştirir: Google, kullanıcılarına en iyi deneyimi sunmak ister. Pozitif ve etkileşim alan içerikler, arama sonuçlarında daha üst sıralarda yer alır. İyi bir itibar, dolaylı olarak SEO performansınızı da destekler. Kriz Anlarında Kalkan Görevi Görür: Hiç beklemediğiniz bir anda ortaya çıkabilecek bir krize karşı hazırlıklı olmanızı sağlar. Sağlam bir pozitif dijital temeliniz varsa, tek bir olumsuz olay itibarınızı yerle bir edemez. Etkili Bir Online İtibar Yönetimi Stratejisinin Adımları Marka itibarınızı nasıl profesyonelce yönetebilirsiniz? İşte 4 adımlık strateji: Adım 1: İzleme (Monitoring) - Hakkınızda Ne Konuşuluyor?Her şey dinlemekle başlar. Markanız, ürünleriniz veya yöneticileriniz hakkında nerede, ne konuşulduğunu bilmelisiniz. Araçlar: Google Alerts, Brand24, Mention gibi araçlarla interneti ve sosyal medyayı tarayın. Platformlar: Şikayet sitelerini, forumları, blogları, haber sitelerini ve sosyal medya kanallarını düzenli olarak kontrol edin. Adım 2: Analiz ve Yanıt Verme (Analyze & Respond) - Her Geri Bildirim Değerlidir Olumlu Yorumlar: Teşekkür edin ve etkileşimi artırın. Bu, marka sadakatini pekiştirir. Olumsuz Yorumlar: Asla silmeyin veya görmezden gelmeyin! Sakin, profesyonel ve çözüm odaklı bir dille yanıt verin. Sorunu çözme isteğinizi göstermek, şikayeti okuyan diğer potansiyel müşteriler üzerinde olumlu bir etki bırakır. Tartışmayı herkese açık alandan özel bir kanala (e-posta, telefon) taşımayı teklif edin. Adım 3: Pozitif İçerik Üretimi (Proactive Content Creation) - Algıyı Siz ŞekillendirinSadece savunmada kalmayın, hücuma geçin! Hakkınızdaki pozitif içeriklerin sayısını artırarak olumsuz olanları arama sonuçlarında alt sıralara itin. SEO Uyumlu Blog Yazıları: Sektörünüzle ilgili bilgilendirici ve faydalı içerikler üretin. Başarı Hikayeleri ve Müşteri Yorumları: Memnun müşterilerinizin hikayelerini web sitenizde ve sosyal medyada paylaşın. Basın Bültenleri ve Medya İlişkileri: Şirketinizle ilgili olumlu gelişmeleri ve haberleri duyurun. Adım 4: Yorum Yönetimi (Review Management) - Müşterilerinizi Harekete GeçirinMemnun müşteriler genellikle yorum yazmayı unutur, ancak mutsuz müşteriler bunu asla atlamaz. Memnun müşterilerinizi e-posta veya SMS yoluyla Google, Yelp veya sektörel platformlarda yorum yapmaya nazikçe teşvik edin. Size Neler Sunabiliriz? Online itibar, bir gecede inşa edilmeyen ancak bir anda kaybedilebilen en değerli varlığınızdır. Sürekli izleme, stratejik planlama ve proaktif bir yaklaşım gerektirir. Dijital dünyadaki imajınızı şansa bırakmak, en büyük risktir. Kurumsal Medya olarak, markanızın dijital itibarını korumak ve güçlendirmek için buradayız. Profesyonel online itibar yönetimi hizmetlerimizle potansiyel krizleri nasıl birer fırsata çevirebileceğinizi öğrenmek ve markanız için ücretsiz bir itibar analizi talep etmek için hemen bizimle iletişime geçin. İletişim İçin info@kurumsalmedya.com mail adresimizi tercih edebilirsiniz. #### Pazarlama Bütçeniz Bir Kara Delik mi? 2026'ya Girerken Yatırımın Geri Dönüşünü (ROI) Anlamanın Yeni Yolu Rakamların Söylemediği Gerçek Yönetim kuruluna sunduğunuz o parlak pazarlama raporunu düşünün: Artan web sitesi trafiği, yükselen tıklama oranları, binlerce yeni sosyal medya takipçisi... Peki ya CEO'nuzun sorduğu o basit ama en zor soruya ne cevap veriyorsunuz: "Güzel, peki tüm bunlar kasaya ne kadar para koydu?" Eğer bu soru sizi rahatsız ediyorsa, yalnız değilsiniz. Özellikle B2B gibi ortalama satış sürecinin 6 ayı bulduğu sektörlerde, pazarlama harcamalarıyla nihai satış arasındaki bağı kurmak her zaman zordu. Ancak şimdi, veri gizliliği yasaları ve dijital dünyadaki değişimler nedeniyle bu bağ neredeyse kopma noktasına geldi. Artık eski yöntemlerle pazarlamanın gerçek etkisini ölçmek imkansızlaşıyor. Peki, direksiyona geçip kontrolü nasıl geri alacaksınız? 1. Adım: Bakış Açısını Değiştirin - Maçın Kahramanı Sadece Son Golü Atan mıdır? Yıllarca pazarlamanın başarısını, satışı getiren "son tıklamaya" veya müşterinin kapıdan girmesini sağlayan "son reklama" bağladık. Bu, bir futbol maçında galibiyeti sadece son golü atan forvete yazıp, orta sahanın oyun kurmasını veya defansın kritik müdahalelerini yok saymak gibidir. Müşterileriniz sizinle aylarca süren bir yolculuk yaşar. Bir blog yazınızı okur, sosyal medyada sizi takip eder, bir webinara katılır ve en sonunda bir satış temsilcinizle görüşür. Lider olarak göreviniz, ekibinizin bu yolculuğun tamamını ölçen bir sistem kurmasını sağlamaktır. Pazarlamanın gerçek değeri, bu yolculuğun her bir adımında gizlidir. 2. Adım: Şirketinizin En Değerli Yeni Varlığını Keşfedin: Müşteri Veriniz Google, Facebook gibi devlerin verilerine olan bağımlılığımız sona eriyor. Yeni çağın petrolü, şirketinizin kendi topladığı, müşterilerinizin size doğrudan emanet ettiği "birinci taraf verisidir." Bu, sadece bir pazarlama metriği değil, stratejik bir varlıktır. Neden mi? Bağımsızlık: Sizi teknoloji devlerinin keyfi algoritma değişikliklerinden korur. Uyumluluk: KVKK gibi yasalara uyum sağlamanızı ve riskleri azaltmanızı sağlar. Derin Anlayış: Müşterilerinizi herkesten daha iyi tanımanızı ve onlara özel deneyimler sunmanızı sağlar. Ekibinize sormanız gereken soru şudur: "Kendi müşteri verimizi toplamak, zenginleştirmek ve kullanmak için bir stratejimiz var mı?" 3. Adım: Pazarlama Ekibinize Soracağınız Doğru Sorular Bir lider olarak her teknik detayı bilmek zorunda değilsiniz. Ancak ekibinizi doğru yöne sevk etmek için doğru soruları sormak zorundasınız. İşte pazarlama departmanınızla yapacağınız bir sonraki toplantının gündem maddeleri: "Pazarlama başarımızı nasıl ölçüyoruz? Sadece son adımı mı, yoksa müşterinin tüm yolculuğunu mu hesaba katıyoruz?" "Yaptığımız harcamaların 'artımsal' değerini biliyor muyuz? Yani, bu reklamları hiç yapmasaydık ne kadar ciro kaybederdik? Bunu test ediyor muyuz?" "Veri gizliliği gelecekte daha da önemli hale gelecek. Kendi veri altyapımızı kurmak ve bu değerli varlığı yönetmek için yol haritamız nedir?" Bu sorular, pazarlama operasyonunuzu bir maliyet merkezinden, şirketinize somut ve ölçülebilir değer katan bir büyüme motoruna dönüştürmenin anahtarıdır. Pazarlamanın rolü değişiyor. Artık sadece marka bilinirliği yaratmak veya potansiyel müşteri getirmekle sınırlı değil. Modern pazarlama, veri analiziyle yoğrulmuş, hesap verebilir ve şirketin gelir hedeflerine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir iş birimidir. Bu dönüşümü yönetmek, geleceğe hazır liderlerin en önemli görevidir. Şirketinizin pazarlama stratejisini geleceğe taşımak ve yatırımınızın gerçek değerini anlamak, anlık kararlardan çok daha fazlasını gerektirir. Bu stratejik yolculukta doğru içgörülere ve vizyona ihtiyacınız var. Kurumsal Medya olarak, bu dönüşümü yönetmenize yardımcı olacak en güncel analizleri, uzman görüşlerini ve liderlik perspektiflerini sizlere sunmaya devam edeceğiz. Platformumuzu takip ederek iş dünyasının nabzını tutun ve şirketinizin bir sonraki büyük adımı için ilham alın. Pazarlama ROI'si ve Veri Stratejisi Hakkında Kritik Sorular Pazarlama bütçesinin "Kara Delik" olup olmadığı nasıl anlaşılır? Eğer yönetim kuruluna sadece artan trafik veya beğeni sayıları sunuluyor ama CEO'nun "Bu çalışmalar kasaya ne kadar para koydu?" sorusuna net bir finansal yanıt verilemiyorsa, pazarlama bütçesi bir kara deliktir. Modern pazarlama, gösterişli metrikleri (vanity metrics) değil, somut ciroyu raporlamalıdır. Yatırımın Geri Dönüşü (ROI) ölçümünde "Son Tıklama" (Last Click) hatası nedir? Pazarlamanın başarısını sadece satışı getiren son reklama bağlamak, futbolda maçı sadece golü atan forvete yazmak gibidir. Oysa müşteri; blog yazısı, webinar, sosyal medya gibi aylarca süren bir yolculuktan geçer. Doğru ölçüm, sadece son adımı değil, tüm Müşteri Yolculuğunu (Customer Journey) kapsayan sistemdir. "Birinci Taraf Verisi" (First-Party Data) neden yeni çağın petrolüdür? Google ve Facebook gibi devlerin algoritmalarına bağımlılığı bitiren tek güç, şirketin kendi topladığı veridir. Birinci taraf verisi; şirketinizi teknoloji devlerinin keyfi değişimlerinden korur, KVKK uyumluluğu sağlar ve müşteriye özel deneyim sunarak stratejik bağımsızlık kazandırır. Pazarlama harcamalarının "Artımsal Değeri" (Incremental Value) ne demektir? Bu kavram, "Bu reklamı hiç yapmasaydık ne kadar ciro kaybederdik?" sorusunun cevabıdır. Liderler, pazarlama ekibinden sadece toplam satışı değil, yapılan harcamanın yarattığı ekstra (artımsal) katma değeri test etmesini ve raporlamasını istemelidir. B2B şirketlerde pazarlama ve satış bağı neden kopma noktasında? B2B sektöründe ortalama satış süreci 6 ayı bulabilmektedir. Veri gizliliği yasaları ve çerezlerin (cookies) kısıtlanması, bu uzun süreçteki dijital izleri takip etmeyi zorlaştırmıştır. Bu bağı yeniden kurmak için eski yöntemler yerine, kendi veri altyapısına dayalı yeni atıf modelleri gereklidir. CEO'lar pazarlama ekiplerine hangi stratejik soruları sormalıdır? Bir lider teknik detayı bilmek zorunda değildir ama şu 3 soruyu sormalıdır: 1) Başarıyı sadece son tıklamayla mı ölçüyoruz? 2) Harcamalarımızın "artımsal" değerini biliyor muyuz? 3) Kendi veri altyapımızı kurmak için yol haritamız nedir? Pazarlama bir "Maliyet Merkezi" mi yoksa "Büyüme Motoru" mudur? Eski anlayışta pazarlama bir gider kalemiydi. Ancak 2026 vizyonunda; veri analiziyle yoğrulmuş, hesap verebilir ve gelir hedeflerine doğrudan katkı sağlayan pazarlama departmanları, şirketin ana büyüme motoru (Growth Engine) olarak konumlanmaktadır. KVKK ve veri gizliliği pazarlama stratejilerini nasıl değiştiriyor? Artan yasal düzenlemeler, üçüncü taraf verilerin (başkasının topladığı veriler) kullanımını riskli hale getirmiştir. Şirketlerin yasal riskleri azaltmak ve sürdürülebilir bir pazarlama yapmak için müşterinin rızasıyla topladığı "kendi verisine" yatırım yapması artık bir tercih değil, zorunluluktur. #### Raflar Dolu, Satış Yok: Avrupa’daki Türk Gıda Zincirinde Sessiz Kriz Avrupa’daki Türk gıda sektörü bugün dışarıdan bakıldığında güçlü bir görüntü veriyor.Binlerce ürün, yüzlerce marka, geniş bir dağıtım ağı… Ama sahaya indiğinizde bambaşka bir gerçek ile karşılaşıyorsunuz:Raflar dolu, depolar dolu… fakat satış yok. Bu bir talep problemi değil.Bu bir fiyat problemi de değil.Bu, doğrudan doğruya yönetim ve sistem problemidir. Ürün Çokluğu Değil, Ürün Yönetimsizliği Bugün Avrupa’daki birçok etnik toptancı, ürün portföyünü genişletmeyi büyüme sanıyor.Oysa gerçek şu: Kontrolsüz ürün artışı, satış getirmez; sistemi kilitler. Depolara giren yüzlerce yeni ürün, raflara taşınıyor ama yönetilmiyor.Sonuç olarak: Aynı kategoride onlarca benzer ürün Düşük stok devir hızı Aylarca rafta bekleyen ürünler Kilitlenen nakit akışı Ortaya çıkan tablo ticaret değil, adeta bir stok mezarlığıdır. Toptancı: Distribütör mü, Depocu mu?Sektörün en kritik kırılma noktası burada başlıyor.Avrupa’daki birçok toptancı bugün: Ürün alıyor Listeye ekliyor Depoya koyuyor Satılmasını bekliyor Ancak modern ticarette bu yaklaşımın yeri yok.Gerçek bir distribütör: Kategori yönetir Raf planı oluşturur Satışı yönlendirir Ürünü pazarda büyütürBugünkü yapı ise çoğu zaman aktif satış yönetimi yerine pasif stok yönetimi üzerine kurulu. Marketler: Raf Var, Strateji YokMarket tarafında da tablo farklı değil. Raf yerleşimi plansız Ürün bilgisi zayıf Personel eğitimsiz Veri takibi yok Kampanya disiplini bulunmuyorSonuç olarak ürün rafta yer buluyor ama müşterinin zihninde yer bulamıyor. Bugün birçok ürün satılmadığı için değil,hiç anlatılmadığı için satılmıyor. En Büyük Eksik: Lansman Kültürü Yok Avrupa’daki ulusal zincirler bir ürünü pazara sunarken: Lansman planı yapar Raf konumunu belirler Kampanya ile destekler Performansı ölçer Etnik pazarda ise çoğu zaman: Ürün gelir Listeye girer Raf’a konur Ve unutulurBu yüzden sahada şu algı oluşuyor:“Sanki ürünlerin satılması istenmiyor.” Oysa sorun niyet değil, sistem eksikliğidir. Rol Karmaşası: Kim Ne Yapıyor?Sektördeki en büyük yapısal sorunlardan biri de görev tanımlarının belirsizliğidir: Üretici üretir ama pazarı düşünmez Toptancı satar ama yönlendirmez Market alır ama yönetmez Peki ürünü kim büyütecek?Cevap net:Hiç kimse. Ve bu boşluk, sistemin en zayıf halkasını oluşturuyor. Bu Şekilde Devam Ederse… Mevcut yapı değişmezse kaçınılmaz sonuçlar: Zayıf ürünler piyasayı doldurur Güçlü markalar kaybolur Market karlılığı düşer Toptancı finansal baskı altına girer Ulusal zincirler pazarı ele geçirir Bu artık sadece bir ticaret sorunu değil,pazar kaybı meselesidir. Çözüm: Sert Ama KaçınılmazBu yapı sürdürülebilir değil.Sektörün artık bazı zor kararları alması gerekiyor: SKU Temizliği (Ürün Disiplini)Satmayan ürün sistemden çıkmalı.Az ama dönen ürün, çok ama duran üründen değerlidir. Kategori YönetimiHer rafın bir stratejisi olmalı.Her kategorinin lider ürünleri belirlenmeli. Lansman DisipliniYeni ürün = kampanya + tanıtım + destekAksi halde ürün değil, sadece stok oluşur. Toptancı Rol DeğişimiToptancı artık depo değil,pazar yöneticisi olmak zorunda. Veri Tabanlı YönetimHangi ürün satıyor, hangisi ölü?Bilmeden yönetmek mümkün değil. Sonuç: Rafı Yönetemeyen Pazarı Kaybeder Avrupa’daki Türk gıda sektörü artık bir yol ayrımında.Ya mevcut dağınık yapı ile devam edip güç kaybedecek,ya da profesyonelleşerek yeni bir ligde oynayacak. Unutulmamalıdır ki:Raf, sadece ürün konulan yer değildir.Raf, stratejidir.Ve bu stratejiyi kuramayanlar için pazar,çoktan başkaları tarafından yönetilmeye başlanmıştır. #### Rehberiniz Bir İsim Listesi Değil, İşlenmeyi Bekleyen Bir Veri Madenidir: KontakCRM Rehberi Telefonunuzdaki "Gizli Hazine"yi Neden Bir Mezarlığa Dönüştürüyorsunuz? Hepimizin telefon rehberinde veya tozlu Excel dosyalarında biriken yüzlerce, belki binlerce isim var. Yıllar içinde büyük emeklerle kurduğunuz bu ağ, doğru yönetilmediğinde maalesef bir "ilişki mezarlığına" dönüşüyor. Kiminle ne konuştuğunuzu, hangi müşterinizin hangi şehirde olduğunu veya o "sıcak" fırsatın neden soğuduğunu unutuyorsunuz. Siz o listeye sadece bakarken, aslında üzerinde oturduğunuz devasa bir iş potansiyelini görmezden geliyorsunuz. KontakCRM, bu dijital dağınıklığı sistematik bir kazanca dönüştürmek için doğdu. Bu yazı, sıradan bir rehberi nasıl çalışan bir iş kaynağına çevirebileceğinizi, KontakCRM’in "ezber bozan" felsefesinden süzülen en kritik 6 çıkarımla anlatıyor. Rehberiniz Sadece Bir Liste Değil, "Veri Madeni"dir KontakCRM’in felsefesi nettir: Bir rehber, doğru işlendiğinde her satırı altına dönüşebilecek bir veri madenidir. Kişiler sadece isim ve soyisimden ibaret değildir; şehir, meslek, cinsiyet ve ilgi alanları gibi verilerle zenginleştirildiklerinde gerçek birer iş fırsatı haline gelirler. Bir listeyi "İzmir’deki doktorlar" veya "İstanbul’daki emlak yatırımcıları" olarak filtreleyebildiğiniz an, elinizde rastgele bir liste değil, yüksek dönüşüm potansiyeli olan hedefli bir kitle var demektir. "Rehberinizdeki her kişi, doğru zamanda doğru biçimde değerlendirildiğinde bir iş fırsatına dönüşebilecek potansiyel taşır." Bu bakış açısı, atıl duran değeri aktif hale getirerek somut bir iş kaynağına dönüştürmenizi sağlar. Siz sadece bir isim kaydetmiyorsunuz; gelecekteki bir başarının tohumunu ekiyorsunuz. İletişim Kurmak Yetmez, İlişkiyi Yönetmek Zorundasınız Birçok kişi KontakCRM’i bir "mesajlaşma aracı" sanıyor. Oysa bu bir mesajlaşma uygulaması değil, bir yönetim aracıdır. WhatsApp, telefon araması veya yüz yüze ziyaret; bunlar iletişimin sadece yollarıdır. KontakCRM’in asıl gücü, bu temasın sonucunu (olumlu, olumsuz, başarılı) takip etmenizi sağlamasıdır. Buradaki en kritik detay "insan dokunuşu"dur. KontakCRM sizin için WhatsApp taslağını hazırlar ancak o son gönder düğmesine siz basarsınız. Bu, sistemi bir "spam aracı" olmaktan çıkarıp, profesyonel bir ilişki yönetim sistemine dönüştürür. Unutmayın; mesele mesaj göndermek değil, o mesajın doğurduğu fırsatı sonuna kadar takip etmektir. Excel Kadar Basit, Kurumsal CRM Kadar Güçlü: "Altın Oran" Genelde iki uç nokta arasında sıkışırız: Ya her şeyin birbirine girdiği Excel listeleri ya da öğrenmesi aylar süren, pahalı ve yabancı mantıkla tasarlanmış kurumsal CRM’ler. KontakCRM, "Türkçe düşünülerek" ve yerel iş kültürünün o sıcak, ilişki odaklı yapısına uygun olarak tasarlanmıştır. Zahmetsiz Kurulum: Klasik CRM’ler günler süren eğitim gerektirirken, KontakCRM dakikalar içinde kullanıma hazırdır. Odaklanmış Özellikler: Onlarca gereksiz menü arasında kaybolmazsınız; sadece ihtiyacınız olan işlevlere (Fırsat, Kişi, Yer yönetimi) odaklanırsınız. Yerel Mantık: İngilizce arayüzlerin ve "yabancı satış hunisi" mantığının aksine, Türkiye'deki bir esnafın, danışmanın veya emlakçının iş yapış biçimine (yüksek temas, yakın takip) uyum sağlar. Bir Şehri Tek Tıkla "Fırsat"a Dönüştürmenin Sihri Yerler Modülü, KontakCRM’in en "stratejik" özelliklerinden biridir. Coğrafi gruplandırma özelliği, sadece "kim nerede" sorusuna cevap vermez; size operasyonel bir hız kazandırır. Örneğin, bir gayrimenkul danışmanısınız ve İzmir’de yeni bir lüks konut projesine başladınız. Yerler modülünden İzmir’i seçer, oradaki tüm kişilerinizi saniyeler içinde görür ve tek bir dokunuşla bu grubu "İzmir Proje Tanıtımı" adlı yeni bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Bu "Yerden Fırsata Dönüştürme" özelliği, saha çalışanları ve bölge bazlı kampanya yapanlar için manuel listeleme zahmetini ortadan kaldıran sihirli bir kısayoldur. Ekledikçe Sadeleşen ve Akıllanan Bir İş Akışı KontakCRM’in tasarımındaki detaylar zihinsel yükünüzü azaltmak için optimize edilmiştir. Bir fırsata kişi eklerken, eklediğiniz kişinin listeden anında düşmesi sayesinde büyük veri setlerinde bile "Kimi eklemiştim?" karmaşası yaşamazsınız. Sistemin "akıllı" yapısı ise disiplinli bir takibi zorunlu kılar. Örneğin, bir kişiyi "Başarılı" olarak işaretleyebilmeniz için o kişinin önce "Olumlu" aşamasından geçmesi gerekir. Bu kural, gerçek hayatın akışını yansıtır: Hiçbir büyük iş, ilgi görmeden başarıya ulaşmaz. Süre takibi özelliğiyle de aciliyeti olan işler listenizde parlayarak sizi uyarır. Bu küçük detaylar, odağınızı her zaman en sıcak fırsatta tutmanızı sağlar. Uygulama Mağazası Derdi Olmadan "Mobil Öncelikli" Güç Dijital dünyada hız her şeydir. KontakCRM, PWA (Progressive Web App) teknolojisiyle App Store veya Play Store karmaşasını devre dışı bırakır. Telefonunuzun ana ekranına tek tıkla eklenir ve tam ekran bir uygulama deneyimi sunar. Bu teknolojik çeviklik, sadece hız değil aynı zamanda güvenlik demektir. Verileriniz tamamen yalıtılmış bir mimaride saklanır; yani iş ağınız sadece size özel kalır. Bu altyapı, pasif bir kişi toplayıcısı olmaktan çıkıp, aktif bir fırsat yöneticisi olmanıza olanak tanır. Rehberinizi Kendi Haline Bırakmaktan Vazgeçin KontakCRM’in vaadi sadece bir yazılım değil, bir iş disiplinidir: Dağınık bir listeyi, tıkır tıkır çalışan bir kazanç sistemine dönüştürmek. Rehberinizdeki binlerce isim, sadece orada durdukları sürece size hiçbir değer katmazlar. Ancak onları bir sistemle yönetmeye başladığınızda, her biri potansiyel bir başarı hikayesinin kahramanı olabilir. Şimdi dürüstçe kendinize sorun: "Rehberinizdeki binlerce kişi arasında, şu an sadece tek bir takip araması bekleyen ama sizin tamamen unuttuğunuz kaç büyük fırsat gizli?" "Rehberiniz en değerli iş kaynağınızdır; onu yönetmeye bugün başlayın." https://youtu.be/d87hT3T4mJM #### Sanayicinin Yeni Gündemi: Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Hesaplama Sanayide sürdürülebilirlik artık bir "kurumsal sosyal sorumluluk" projesi veya gönüllü bir uygulama olmaktan çıktı. Bugün gelinen noktada karbon yönetimi; tedarik zinciri güvenliği, finansmana erişim ve özellikle dış pazarlarda var olabilmek için stratejik bir zorunluluktur. Doğru metodolojiyle hesaplama yapmayan ve emisyon azaltım yol haritası olmayan üreticiler, hem rekabetçiliklerini kaybedecek hem de ciddi uyum maliyetleriyle karşı karşıya kalacaklar. 1. Kritik Ayrım: Kurumsal Karbon Ayak İzi mi, SKDM (CBAM) mi? Sanayicilerin en sık düştüğü yanılgı, tüm karbon raporlarının aynı olduğunu düşünmektir. Oysa kullanım amacına göre iki ana kulvar vardır: Kurumsal Karbon Ayak İzi (ISO 14064-1): Şirketin tüm faaliyetlerini kapsar. Sadece karbondioksiti değil; metan (CH₄), azot protoksit (N₂O) gibi tüm sera gazlarını hesaplar ve bunları CO₂e (karbondioksit eşdeğeri) cinsinden raporlar. Yatırımcılar ve finansal kuruluşlar tarafından sıklıkla talep edilen raporlama çerçevesidir. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması - SKDM (CBAM): AB pazarına ihracat yapanların uyması gereken düzenlemedir. Şirketin tamamına değil, ihraç edilen ürünün içine gömülü (embedded) emisyonlara odaklanır. Burada temel odak, şu anki düzenleme kapsamında ağırlıklı olarak CO₂ emisyonlarıdır ve ürün başına hesaplama yapılır. Önemli Not: "Fabrikamın karbon ayak izini hesapladım" demek, AB kapısında ürününüzü geçirmeye yetmeyebilir. SKDM için ürün bazlı (ISO 14067 / LCA) bir yaklaşım şarttır. Önemli Uyarı: AB’ye doğrudan ihracat yapmayan üreticiler dahi, AB ile çalışan büyük müşterilerin tedarik zincirinde yer alıyorsa CBAM etkisine dolaylı olarak maruz kalmaktadır. Yani "ihracat yapmıyorum" demek, karbon sorumluluğundan kaçmak için artık geçerli bir neden değildir. 2. Düzenleyici Riskler ve Takvim: CBAM ve Ulusal ETS AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ekim 2023’ten beri devam eden "geçiş döneminin" ardından 2026 itibarıyla tam uygulamaya geçiyor. Kapsamdaki Sektörler: Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen. (Yakın vadede plastik ve kimyasalların da eklenmesi bekleniyor). Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Türkiye’nin 2025’te çerçevesi çizilen İklim Kanunu ile kendi ETS’sini kurması bekleniyor. 2026 pilot, 2028 ise tam uygulama yılı olarak planlanıyor. Bu, karbonun artık Türkiye içinde de bir maliyeti olacağı anlamına geliyor. 3. Karbon Hesaplamada Temel Kategoriler (Scope 1-2-3) Karbon envanteri oluşturulurken GHG Protocol ve ISO 14064 standartları temel alınır: Scope 1 (Doğrudan Emisyonlar): Şirketin kontrolündeki yakıt tüketimi (kazanlar, fırınlar, araçlar) ve proses kaynaklı emisyonlar. Scope 2 (Dolaylı Enerji Emisyonları): Dışarıdan satın alınan elektrik, ısı veya buhar kaynaklı emisyonlar. Scope 3 (Değer Zinciri Emisyonları): Tedarik zinciri, lojistik, atık yönetimi ve ürün kullanımından kaynaklanan dolaylı emisyonlar. Çoğu üretici için en büyük ve yönetilmesi en zor kalem burasıdır. 4. Sanayici İçin 7 Adımlık Uygulama Yol Haritası Yönetim Taahhüdü ve Sorumluluk: Karbon yönetimi bir "çevre birimi" işi değil, bir yönetim kurulu stratejisidir. Organizasyonel ve Operasyonel Sınırların Belirlenmesi: Hangi tesisler, hangi süreçler ve hangi gazlar kapsama alınacak? (ISO 14064-1 ve SKDM gerekliliklerine göre). Veri Altyapısının Kurulması: Enerji faturaları, hammadde içerikleri ve sevkiyat verilerinin dijital ve izlenebilir hale getirilmesi. Emisyon Faktörlerinin Seçimi: Yerel veriler ile uluslararası kabul görmüş veri tabanları (Ecoinvent vb.) arasındaki dengenin kurulması. Hesaplama ve Raporlama: Önce Scope 1-2, ardından kademeli olarak Scope 3 ve SKDM ürün bazlı emisyonlarının hesaplanması. Akredite Doğrulama: Hazırlanan raporların güvenilirliği için üçüncü taraf bağımsız kuruluşlarca (Verification) doğrulanması. Doğrulanmamış raporlar, özellikle CBAM ve finansman süreçlerinde pratikte geçerlilik kazanmaz. Azaltım Stratejisi: Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları (GES, RES) ve "Yeşil Tedarikçi" dönüşümü. 5. Ekonomik Fırsat: Maliyet mi, Rekabet Avantajı mı? Sürdürülebilir üretim, kısa vadede bir yatırım maliyeti gibi görünse de uzun vadede: Karbon vergisi yükünden kurtulmayı, "Yeşil Finansman" ve düşük faizli kredilere erişimi, Global markaların tedarikçi listesinde üst sıralara çıkmayı sağlar. Sonuç Karbon hesaplama ve sürdürülebilir üretim, artık teknik bir tercih değil, ticaretin yeni dilidir. Bu dönüşüme erken adapte olan üreticiler, sadece riskleri yönetmekle kalmayacak, aynı zamanda global pazarda "yeşil rekabet avantajı" elde edeceklerdir. Bu yazıda ele alınan konular kapsamında; şirketiniz için karbon envanteri, emisyon azaltım yol haritası ve sürdürülebilirlik çözümleri hakkında detaylı bilgi almak veya 3P Metrics’in sunduğu hizmetler için teklif talep etmek isterseniz, aşağıdaki formu doldurabilirsiniz: https://form.jotform.com/251152336752958 Form üzerinden iletilen bilgiler, tekliflendirme ve bilgilendirme amacıyla 3P Metrics tarafından değerlendirilecektir. #### Şirketinizin Hikayesini Anlatın: KurumsalMedya.com ile Haber Yaptırma Rehberi Günümüz iş dünyasında görünür olmak, rekabet avantajı kazanmanın en önemli unsurlarından biridir. Markanızın değerini artırmak, yeni ürün ve hizmetlerinizi duyurmak veya kurumsal başarılarınızı paylaşmak için medyada yer almanın önemi yadsınamaz. İşte tam bu noktada KurumsalMedya.com hedef kitlenizi haberdar etmeniz için size güçlü bir platform sunuyor. KurumsalMedya.com Nedir? KurumsalMedya.com, şirketlerin kurumsal haberlerini profesyonel bir formatta yayınlayabilecekleri, geniş kitlelere ulaşmalarını sağlayan öncü bir dijital medya platformudur. İster KOBİ olun, ister büyük ölçekli bir şirket, KurumsalMedya.com üzerinden haberlerinizi yayınlatarak kurumsal itibarınızı güçlendirebilirsiniz. Neden Haber Yaptırmalısınız? Kurumsal haber yaptırmanın sağladığı avantajlar saymakla bitmez: Marka Bilinirliğinizi Artırın: Düzenli olarak medyada yer almak, markanızın akılda kalıcılığını ve tanınırlığını artırır. Güvenilirlik Kazanın: Saygın bir haber platformunda yer almak, müşterileriniz ve iş ortaklarınız nezdinde güvenilirliğinizi pekiştirir. SEO Değerinizi Yükseltin: KurumsalMedya.com'da yayınlanan haberleriniz, web sitenizin arama motorlarındaki görünürlüğünü artırır. Yeni Bağlantılar Kurun: Haberleriniz aracılığıyla potansiyel müşteriler, iş ortakları ve yatırımcılarla bağlantılar kurabilirsiniz. Sektörel Otorite Oluşturun: Düzenli içerik paylaşımı, sektörünüzde bir otorite olarak konumlanmanızı sağlar. KurumsalMedya.com'da Nasıl Haber Yaptırabilirsiniz? Süreç son derece basit ve etkili: İletişime Geçin: KurumsalMedya.com'un iletişim sayfasından formu doldurarak ya da doğrudan belirtilen iletişim kanallarından bağlantı kurun. İçeriğinizi Belirleyin: Hangi konuda haber yaptırmak istediğinizi belirtin. Basın bülteni mi, röportaj mı, etkinlik duyurusu mu? İçerik Hazırlama: İsterseniz kendi hazırladığınız içeriği gönderebilir, ya da KurumsalMedya.com'un profesyonel içerik ekibinden destek alabilirsiniz. Onay ve Yayın: Hazırlanan içerik onayınıza sunulur ve onayınızın ardından yayınlanır. Takip ve Raporlama: Haberinizin performansı hakkında detaylı raporlar alarak etkisini ölçebilirsiniz. Hangi Tür Haberler Yayınlayabilirsiniz? KurumsalMedya.com'da yayınlayabileceğiniz haber türleri: Şirket Haberleri: Yeni yatırımlar, ortaklıklar, yönetim değişiklikleri Ürün/Hizmet Lansmanları: Yeni ürün ve hizmetlerinizin tanıtımı Başarı Hikayeleri: Ödüller, başarılar, müşteri hikayeleri Etkinlik Duyuruları: Fuarlar, konferanslar, seminerler Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri: Topluma katkı sağlayan projeleriniz Sektörel Analizler: Uzmanlık alanınızla ilgili değerlendirmeler Başarılı Bir Kurumsal Haber İçin İpuçları Haber Değeri Taşıyın: İçeriğinizin gerçek bir haber değeri olmasına dikkat edin. Net ve Anlaşılır Olun: Karmaşık kurumsal jargondan kaçının, net ve anlaşılır bir dil kullanın. Görsellerle Destekleyin: Kaliteli fotoğraflar, infografikler veya videolarla içeriğinizi zenginleştirin. Güncel Kalın: Haberin zamanlılığı önemlidir, güncel konulara odaklanın. İletişim Bilgilerinizi Ekleyin: İlgilenenler için iletişim kanallarınızı habere dahil edin. KurumsalMedya.com'un Farkı KurumsalMedya.com, diğer platformlardan farklı olarak: Geniş Okuyucu Kitlesi: Hedef kitlenize doğrudan ulaşma imkanı SEO Optimizasyonu: Haberlerinizin arama motorlarında üst sıralarda yer alması için optimize edilmesi Sosyal Medya Entegrasyonu: Haberlerinizin sosyal medya platformlarında da paylaşılması Profesyonel Editöryal Destek: İhtiyaç duyduğunuzda içerik oluşturma desteği Analitik Raporlama: Haberinizin performansını detaylı olarak takip etme imkanı Sonuç: Kurumsal İletişiminizi Güçlendirin Dijital çağda kurumsal iletişimin önemi her geçen gün artıyor. KurumsalMedya.com, şirketinizin hikayesini anlatmak, başarılarınızı duyurmak ve marka değerinizi artırmak için ideal bir platform sunuyor. Profesyonel bir yaklaşımla hazırlanan ve yayınlanan haberleriniz, hem mevcut paydaşlarınızla ilişkilerinizi güçlendirecek hem de yeni fırsatların kapısını aralayacaktır. Siz de şirketinizin haberlerini geniş kitlelere duyurmak, sektörünüzde öne çıkmak ve dijital varlığınızı güçlendirmek istiyorsanız, KurumsalMedya.com ile iletişime geçin. Kurumsal hikayenizi anlatmanın tam zamanı! #### Sosyal Medyada Yerel İşletmelerin Kısır Döngüsü: “Herkes Aynı Şeyi Yapıyor” Sorunu Sosyal medya, yerel işletmeler için müşterilere ulaşmanın en hızlı ve düşük maliyetli yollarından biri haline geldi. Ancak bu avantaj, zamanla tekdüze ve birbirini tekrar eden içerik üretme alışkanlığına dönüştü. Bugün birçok yerel işletmenin sosyal medya hesaplarına baktığımızda, benzer türde paylaşımlar görüyoruz: İşletme sahipleriyle kısa sohbetler Kamera arkası görüntüleri Ürünlerin vitrin veya servis anındaki videoları Esprili, “viral olma” amacı güden paylaşımlar Bu içerikler ilk bakışta “canlı ve samimi” görünse de, uzun vadede değer üretme konusunda ciddi bir sorun taşıyor. 1. Tekrar Eden Formüller, Azalan Etki Başlangıçta işe yarayan içerik formatları, kısa sürede herkes tarafından kopyalanıyor. Bu da işletmelerin birbirinden ayırt edilememesine neden oluyor. Sosyal medya algoritmaları da özgünlük yerine tekrar eden, tahmin edilebilir içerikleri geriye itebiliyor. 2. Değer Odaklı İçerik Eksikliği Sosyal medyanın temel gücü, takipçiye bir değer sunmaktan geçer. Bu değer; bilgi, çözüm, ilham veya farklı bir bakış açısı olabilir. Ancak çoğu yerel işletme, “eğlenceli ve takipçi çeken” içerik üretmeye odaklandığı için, asıl müşteri kitlesine fayda sağlayacak içerikler geri planda kalıyor. Sonuç: Görsel olarak hareketli, ancak stratejik olarak boş bir iletişim. 3. Yanlış Ölçülen Başarı Birçok işletme, sosyal medya başarısını beğeni sayısı ve takipçi artışı ile ölçüyor. Oysa asıl başarı; bu etkileşimlerin satışa, müşteri sadakatine ve marka algısına nasıl yansıdığıyla ilgilidir. Takipçi sayısı yüksek olup satış grafiği durağan olan işletmeler, bu yanılgının en somut örnekleridir. 4. Alternatif Bir Yaklaşım: Stratejik İçerik Üretimi Yerel işletmeler, sosyal medyada farklılaşmak için şu adımları değerlendirebilir: Eğitici içerikler: Ürün veya hizmet alanınızda bilgilendirici paylaşımlar yapın. Müşteri hikâyeleri: Gerçek müşteri deneyimlerini derinlemesine paylaşın. Sektör içgörüleri: Sektör trendleri, araştırma sonuçları ve analizleri sunun. Uzun vadeli seri içerikler: Belirli bir konuyu haftalar boyu derinlemesine işleyin. 5. Sonuç: “Takipçi” Değil, “Sadık Müşteri” Peşinde Koşun Sosyal medya, yalnızca bir vitrin değil; işletmenin kimliğini, vizyonunu ve değerlerini yansıtan bir iletişim kanalıdır. Tekrar eden, yüzeysel içerikler yerine, müşterinin gözünde güven ve uzmanlık algısı yaratan içerikler üretmek, uzun vadede hem marka değerini hem de ticari başarıyı artırır. #### Türkiye E-Ticaret Pazarını Şekillendiren Temel Eğilimler Türkiye'nin e-ticaret pazarı, son yıllarda etkileyici bir büyüme ivmesi yakalamış ve dijitalleşmenin sunduğu fırsatlarla yeniden şekillenmeye başlamıştır. Teknolojik gelişmeler, değişen tüketici davranışları ve yenilikçi iş modelleri, sektörün dönüşümünü hızlandırmaktadır. Aşağıda, Türkiye e-ticaret ekosistemini dönüştüren başlıca trendler ele alınmaktadır: 1. Mobil Ticaretin (M-Commerce) Yükselişi Mobil cihazlar üzerinden yapılan alışverişler, Türkiye’de e-ticaretin lokomotif gücünü oluşturuyor. Akıllı telefon kullanım oranının yüksekliği ve kullanıcı dostu mobil uygulamaların yaygınlaşması, M-ticareti olmazsa olmaz bir unsur haline getiriyor. 5G teknolojisinin gelişimiyle birlikte mobil alışveriş deneyimi daha da iyileşmiş, bu da müşteri memnuniyetini artırarak sektörel büyümeye katkı sağlamıştır. Geri İleri 2. Sosyal Ticaretin Gücü Instagram, TikTok ve Facebook gibi sosyal medya platformları, alışveriş kararlarında belirleyici rol oynuyor. Markalar bu platformları sadece pazarlama değil, aynı zamanda doğrudan satış kanalı olarak da kullanıyor. Tüketicilerin markalarla anlık etkileşime geçebildiği bu yapı, kişiselleştirilmiş deneyimler ve marka sadakatinin artışı açısından büyük fırsatlar sunuyor. Geri İleri 3. Sınır Ötesi E-Ticaretin Yaygınlaşması Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında yer alan stratejik konumu, sınır ötesi e-ticaretin gelişimini destekliyor. Türk tüketiciler uluslararası platformlardan daha fazla alışveriş yaparken, yerel markalar da yurt dışı pazarlara açılıyor. Geri İleri 4. “Şimdi Al, Sonra Öde” (Buy Now, Pay Later - BNPL) Modeli BNPL hizmetleri, özellikle finansal esneklik arayan genç tüketiciler arasında hızla yaygınlaşıyor. Taksitli ödeme imkânı sunan bu sistem, hem satış hacmini hem de sepet ortalamasını artırıyor. Birçok e-ticaret platformu BNPL seçeneklerini standart hale getirerek kullanıcı deneyimini zenginleştiriyor. Geri İleri 5. Lojistik ve Teslimat İnovasyonları Müşteri beklentilerinin artması, e-ticaret şirketlerini teslimat süreçlerine daha fazla yatırım yapmaya yönlendirdi. Trendyol, Hepsiburada gibi büyük oyuncular aynı gün veya ertesi gün teslimat seçenekleri sunarak rekabet avantajı elde ediyor. Bunun yanı sıra, drone teslimatları ve akıllı teslimat dolapları gibi yenilikçi çözümler de test edilmeye başlanmış durumda. Geri İleri 6. Sektörel Büyüme Alanları Elektronik, moda, kozmetik ve hızlı tüketim ürünleri (FMCG) kategorileri, e-ticarette en hızlı büyüyen segmentler arasında yer alıyor. Elektronik ürünler en yüksek satış hacmini oluştururken, FMCG ürünleri ise anında teslimat modelleriyle öne çıkıyor. Moda ve güzellik sektörlerinde ise sosyal medya ve influencer pazarlaması belirleyici rol oynuyor. Geri İleri 7. Dijital Ödeme Sistemlerinin Yaygınlaşması Temassız ödeme ve mobil cüzdan kullanımı, çevrimiçi alışverişlerin daha güvenli ve kullanıcı dostu hale gelmesini sağladı. Bu ödeme çözümleri, tüketici güvenini artırırken, terk edilmiş alışveriş sepeti oranlarını düşürmede de kritik bir rol oynuyor. Geri İleri 8. Canlı Yayınla Alışveriş (Live Commerce) Canlı yayınla entegre alışveriş deneyimi, Türkiye’de yeni yeni ivme kazanmaya başlayan bir diğer trend. Gerçek zamanlı tanıtım ve müşteri etkileşimi sunan bu format, kullanıcı deneyimini zenginleştirerek dönüşüm oranlarını yükseltiyor. Geri İleri 9. Siber Güvenlik Önlemleri ve Veri Koruma Artan çevrimiçi işlem hacmiyle birlikte veri güvenliği ön plana çıkmış durumda. Tüketici güveninin korunması için ileri düzey siber güvenlik önlemleri alınmakta; veri koruma regülasyonlarına uyum sağlamak ise sektörel sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor. Geri İleri 10. Devlet Destekleri ve Regülasyonlar E-ticareti teşvik eden kamu politikaları, sektörün büyümesini destekliyor. Küçük işletmelere yönelik vergi muafiyetleri, dijital dönüşüm yatırımları ve ihracat teşvikleri, dijital ekonominin gelişmesine katkı sağlıyor. 5G teknolojisinin yaygınlaştırılması ve dijital altyapı yatırımları da bu süreci destekliyor. Geri İleri Pazar Verileri ve Gelecek Projeksiyonları 2023 yılında Türkiye’nin e-ticaret pazarı, yaklaşık 77–78 milyar USD değere ulaşarak, geçtiğimiz yıla kıyasla önemli bir artış göstermiştir. 2019–2023 döneminde sektörde gözlemlenen bileşik yıllık büyüme oranı (%26 civarı) göz önüne alındığında, mevcut trendlerin sürmesi durumunda 2032 yılı itibarıyla pazarın 627 milyar USD’ye ulaşması beklenmektedir. Bu veriler, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinin ve e-ticaretin ekonomiye olan etkisinin ne denli güçlü olduğunu ortaya koymaktadır.Kaynak: Türkiye\'de E-Ticaretin Görünümü Raporu Geri İleri E-Ticaret Geleceğiniz İçin Akıllı Adımlar Türkiye e-ticaret pazarının bu etkileyici büyüme tahminleri, sektördeki fırsatları değerlendirmek isteyen girişimciler ve işletmeler için önemli bir gösterge sunuyor. Bu hızla gelişen ekosistemde başarılı olmak için, işletmenizin ihtiyaçlarına uygun bir e-ticaret altyapısı seçimi kritik önem taşıyor. Doğru kararı vermeden önce, ücretsiz deneme hizmeti veren çözümleri değerlendirmenizi öneririm. Türkiye pazarındaki seçenekler arasında İdeasoft gibi yerli platformlar, bu makalede bahsedilen trendlere uygun kapsamlı özellikler sunuyor. Ücretsiz deneme süreçlerinden faydalanarak, e-ticaret yazılımlarının işletmenizin büyüme hedeflerine ve müşteri beklentilerine ne kadar yanıt verebildiğini bizzat test edebilirsiniz. Bu pratik yaklaşım, dijital dönüşüm yolculuğunuzda daha bilinçli bir seçim yapmanıza yardımcı olacaktır. Geri İleri #### Türkiye Gastronomi Turizmi Stratejik Analizi ve Gelecek Projeksiyonu Rehberi Önsöz Bu çalışma, Kurumsal Medya YouTube platformunda Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe ile gerçekleştirilen derinlemesine sohbetin verileri ışığında hazırlanmıştır. Rehber, Türkiye'nin gastronomi potansiyelini bir "trend" olmaktan çıkarıp, sürdürülebilir bir devlet politikası ve yüksek katma değerli bir ekonomik modele dönüştürmeyi amaçlayan akademik bir yaklaşımdır. 1. YÖNETİCİ ÖZETİ VE TARİHSEL ARKA PLAN Türkiye’de gastronomi turizmi, sadece mutfak kültürünün sergilenmesi değil, 3. Turizm Şurası ile bir "turizm çeşidi" olarak tescil edilmiş stratejik bir alandır. Yaklaşık 30 yıllık sektörel birikimin bir sonucu olarak, gastronomi bugün Türkiye’nin toplam turizm gelirlerinin yaklaşık üçte birini (1/3) domine etmektedir. 2. MAKROEKONOMİK VERİLER VE BÜYÜME POTANSİYELİ Gastronomi ekonomisi, "döviz kazandırıcı hizmet" statüsünde ele alınmalıdır. Geçmişten Günümüze Dönüşüm: Türkiye, yıllık 2.1 milyar dolarlık gastronomi cirosundan, son 10 yılda 24 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Küresel Karşılaştırmalı Analiz: Türkiye'nin toplam turizm geliri hedefi 60 milyar dolar iken, gastronominin payı kritiktir. Ancak küresel ölçekte; örneğin ABD'nin sadece "hamburger" kaleminden yıllık 444 milyar dolar gelir elde ettiği göz önüne alındığında, Türkiye'nin 12.000 yıllık kültürel mirasıyla hedeflemesi gereken reel rakam 124 milyar dolar bandıdır. Bölgesel Zenginlik Endeksi: Anadolu mutfağı sadece bir "ülke mutfağı" değil, 7 bölgenin her birinin ayrı birer ülke potansiyeline sahip olduğu devasa bir ekosistemdir. (Örn: Sadece Elazığ’da 1600, Anadolu genelinde ise sadece bulgur bazlı 300 çeşit yemek tescili mümkündür.) 3. KÜRESEL ALGI YÖNETİMİ VE "MARKALAMA" BOŞLUĞU Türkiye'nin en temel sorunu "ürün kalitesi" değil, "algı ve marka yönetimi"dir. Algı Paradoksu: Saha araştırmaları, Türk mutfağının küresel algı sıralamasında 44. sırada olduğunu göstermektedir. Bu durum, ürünün nefaseti ile markanın pazarlanması arasındaki uçurumu temsil eder. Stratejik Pazarlama Örneği (İtalyan Ekolü): İtalya, sadece 5-6 temel ürün (pizza, makarna vb.) ve popüler kültür araçlarını (sinema, edebiyat) kullanarak bir gastronomi hegemonyası kurmuştur. Türkiye, çeşitlilik içinde kaybolmak yerine, "akılda kalıcı ve paketlenmiş" değerler üzerinden küresel bir PR stratejisi gütmelidir. 4. DESTİNASYON YÖNETİMİ VE KÜLTÜREL ÖZGÜNLÜK Yerel turizm merkezlerindeki yapısal sorunlar, genelleştirilmiş stratejik başlıklar altında incelenmelidir: Kültürel Kimlik ve Mekansal Uyumsuzluk: Bir destinasyonun özgün kimliği (Karadeniz, Ege vb.), o coğrafyaya yabancı gastronomi konseptleriyle (küresel fast food veya alakasız etnik mutfaklar) gölgelenmemelidir. Turist, "deneyim turizmi" kapsamında gittiği bölgenin anneanne reçetelerini ve yerel dokusunu talep eder. Nitelikli Turist ve Segmentasyon: Sadece sayısal yoğunluğa (kitle turizmi) odaklanmak yerine, "kültürlü ve yüksek harcama kapasiteli" turist segmentine hitap edilmelidir. Altyapı ve Standartizasyon: Dünyanın en iyi mutfağına sahip olmak, hijyen standartları (örn: tuvalet temizliği, servis protokolleri) ve uluslararası servis etiği ile desteklenmediği sürece ekonomik değere dönüşmez. 5. SEKTÖREL PAYDAŞLAR VE EKOSİSTEM DİNAMİKLERİ Gastronomi turizmi, çok ayaklı bir masadır. Bu ayaklardan birinin eksikliği sistemin çökmesine neden olur: Kamu ve Diplomasi: Ticaret Bakanlığı ve Kültür Turizm Bakanlığı'nın "döviz kazandırıcı hizmet" teşvikleri. Üretici ve Kooperatifler: Çiftçinin ve Anadolu kadınının üretim zincirine entegrasyonu. Medya ve Etki Sahipleri (Influencers): Sosyal medya uzmanları ve şeflerin, kişisel egolardan arınmış, "Türkiye" markasını önceleyen ortak bir vizyonda birleşmesi. Uluslararası Derecelendirme Sistemleri: Michelin veya Gault&Millau gibi yapıların Türkiye’ye giriş motivasyonları rasyonel analiz edilmeli; ancak mutlak çözüm olarak görülmek yerine "milli derecelendirme sistemleri"nin tesisi için birer basamak olarak kullanılmalıdır. 6. STRATEJİK VAKA ANALİZİ: DEĞERLEME VE SUNUM SANATI Vaka: San Sebastian’daki üst düzey bir restoranda, yerel bir ekmek ve peynirin (Vakfıkebir Ekmeği ve Bergama Tulumu gibi) "dünyanın en değerli yemeği" olarak, beyaz eldivenlerle ve yüksek bir bedelle servis edilmesi. Analiz: Gastronomi turizminde kazanan, "en karmaşık yemeği yapan" değil, "kendi özgün değerini en şık ve en hikayeleştirilmiş şekilde sunan"dır. Türkiye, coğrafi işaretli ürünlerini "metalaştırmak" yerine "hikayeleştirmelidir." 7. TEHDİTLER VE FIRSATLAR (SWOT ANALİZİ ÖZETİ) Tehdit: Uluslararası aktörlerin (örn: Rusya örneğindeki gibi) Karadeniz mutfağı gibi yerel değerlerimizi sahiplenme ve bizden önce küresel pazara çıkarma riski. Fırsat: New York Türkevi’nde gerçekleştirilen Gastro Show gibi organizasyonlarla kurulan küresel networkün, 5-10 yıllık projeksiyonlarla kurumsallaştırılması. 8. SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ Türkiye, gastronomi turizminde "kendini kendine övme" aşamasını geçmeli ve şu üç adımı uygulamalıdır: Uluslararası Coğrafi İşaretleme: Ürünlerin çalınmasını engellemek için hukuki koruma. Egosuz Sektörel Birlik: Dernek enflasyonunun önüne geçilmesi ve vizyoner liderlik. Global İletişim Gücü: Yurt dışındaki basın gücünü kullanarak, algıda 44. sıradan ilk 5’e yükselecek bir PR kampanyası başlatılması. "Biz dünyanın en iyi mutfağıyız" bir iddiadır; bunu "dünyanın en çok tercih edilen deneyimi" haline getirmek ise bir stratejidir. Bu akademik rehber, Kenan Altun (Kurumsal Medya) ve Gürkan Boztepe (Gastronomi Turizmi Derneği) arasındaki sektörel diyalog temel alınarak, Türkiye gastronomi vizyonuna katkı sunmak amacıyla hazırlanmıştır. #### Türkiye’den Küresel Pazara Açılmak KOBİ’ler İçin Uluslararası Ticaret Stratejileri Türkiye'deki küçük ölçekli bir işletme, Türkiye'nin stratejik konumundan, devlet teşviklerinden yararlanarak ve ihracat-ithalat faaliyetlerine özel en iyi uygulamaları benimseyerek uluslararası ticarette etkin bir şekilde faaliyet gösterebilir. İşte önemli adımlar ve stratejiler: 1. Uygun Bir Yasal ve Ticari Yapı Kurun İşletmeyi, uluslararası ticaret yapan KOBİ\'ler için yaygın olan bir Limited Şirket (LLC) veya Anonim Şirket (JSC) olarak kaydettirin. Türk Ticaret Sicili\'nde gerekli kayıtları tamamlayın ve bir vergi kimliği ve sosyal güvenlik kaydı alın. Yasal ve vergi uyumluluğunu verimli bir şekilde yürütmek için yerel muhasebeciler, avukatlar veya iş danışmanlarıyla çalışmayı düşünün. Geri İleri 2. İthalat-İhracat Yönetmeliklerini Anlayın ve Bunlara Uyun Türkiye\'nin AB ile gümrük birliği kurallarını ve ihracatı kolaylaştıran diğer ticaret anlaşmalarını öğrenin. Ürünlerin Türkiye ve hedef pazar standartlarını, sertifikasyonlarını ve etiketleme gerekliliklerini karşıladığından emin olun. Kontrollü mallar (örneğin, ilaçlar, kimyasallar, tarım ürünleri) için gerekli lisansları veya izinleri alın. Karmaşık gümrükleme prosedürlerini sorunsuz bir şekilde yürütmek için lisanslı gümrük komisyoncuları ile çalışın. Geri İleri 3. Devlet Teşvik ve Destek Programlarından Yararlanın Turquality Programı (markalaşma ve uluslararası genişleme), ihracat KDV iadeleri, fuarlar ve yurtdışı ofisler için pazara giriş desteği gibi ihracat destek programlarından yararlanın. Startup, Ar-Ge, dijital dönüşüm ve eğitim desteği için KOSGEB gibi kuruluşların hibe ve mali yardımlarına başvurun. Vergi muafiyetlerinden ve kolaylaştırılmış gümrük prosedürlerinden yararlanmak için Serbest Ticaret Bölgelerinde (FTZ\'ler) faaliyet göstermeyi düşünün. Geri İleri 4. Pazar Araştırması Yapın ve Ağlar Kurun Talebi ve hedef pazarları belirlemek için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve ticaret temsilciliklerinin verilerini kullanın. Uluslararası alıcılar ve tedarikçilerle bağlantı kurmak için İstanbul İhracat Fuarı gibi ticaret fuarlarına katılın. Denizaşırı ortaklar ve müşteriler bulmak için Alibaba, Global Sources veya TradeKey gibi dijital platformları kullanın. Geri İleri 5. Etkili Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi Geliştirin Ürün türüne ve teslimat sürelerine göre uygun nakliye yöntemlerini (hava, deniz, karayolu) seçin. Başlıca Türk limanlarını (İstanbul, İzmir, Mersin) kullanın ve verimli envanter yönetimi için liman yakınlarında veya FTZ\'lerde depolama seçeneklerini değerlendirin. Sorunsuz ithalat-ihracat operasyonları sağlamak için güvenilir nakliye firmaları ve gümrük komisyoncuları ile işbirliği yapın. Geri İleri 6. Kur ve Ödeme Risklerini Yönetme Kur dalgalanmalarını azaltmak için riskten korunma stratejileri kullanın. Döviz kuru risklerini azaltmak için sözleşmeleri mümkün olduğunda USD veya EUR gibi sabit yabancı para birimlerinde fiyatlandırın. Geri İleri 7. Dijital ve Ödeme Yetenekleri Oluşturun E-ticaret yapıyorsanız sorunsuz çevrimiçi işlemleri kolaylaştırmak için Iyzico, PayTR veya Stripe gibi yerel ödeme ağ geçitleriyle entegre olun. Uluslararası marka görünürlüğünü artırmak için dijital pazarlama ve sosyal medyayı benimseyin. Geri İleri 8. Türkiye\'nin Stratejik Konumundan ve Demografik Özelliklerinden Yararlanın Türkiye\'nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında köprü oluşturan konumu, nispeten düşük lojistik maliyetleriyle çeşitli pazarlara erişim sağlamaktadır.   Genç, vasıflı işgücü ve büyüyen iç pazar, üretim ve ihracat kapasitesinin artırılmasını destekleyebilir. Geri İleri #### Vaka Analizi : Gençlerimiz Neden Bu Şehri Terk Ediyor? Trabzon’un Geleceği İçin Bir Vizyon Arayışı Bir şehrin sorunlarını masaya yatırmak, tıpkı bir doktorun hastasını tedavi etme sürecine benzer; önce doğru bir teşhis koymak, ardından tanıyı netleştirmek ve nihayetinde tedaviye başlamak gerekir. Bazen bu süreçte duyması hoş olmayan gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalabiliriz, ancak asıl amaç huzursuzluk yaratmak değil, kalıcı bir iyileşme sağlamaktır. Bugün, şehrimizin (Trabzon) en can alıcı sorunlarından birini, yetkili meclislerin ve tüm paydaşların dikkatine sunmak üzere kapsamlı bir değerlendirme yapıyoruz. Masadaki en kritik soru şu: "Neden bu gençler bu şehirde durmuyor?". Bu sorunun cevabını ararken, sadece yüzeysel söylemlere değil, kurumların ve istatistiklerin bize sunduğu yalın gerçeklere odaklanacağız. Güven Eksikliği ve Genç Beyin Göçü Kürsülerde pek çok şeyin güzel ifade edildiği bir gerçek, ancak rakamlar tablonun o kadar da parlak olmadığını gösteriyor. Şehrimizden her yıl yaklaşık 5.000 genç ayrılıyor. Bu göçün temelinde sadece işsizlik yatmıyor; asıl mesele "güven" eksikliğidir. İnsanlar, kendilerini güvende hissettikleri yerde kök salarlar. Gelecekte, teknolojinin ötesinde insan ilişkilerinde, liderlikte, ailede ve ekonomide güvenin rolü çok daha büyük olacaktır. Gençlerimiz, ekonomik ve sosyal anlamda geleceklerini bu şehirde güvende göremedikleri için göç etmeyi tercih ediyorlar. Giden nitelikli gençlerin yeri dolmadığı gibi, niteliksiz iş gücü dahi şehre gelmeyi tercih etmiyor. Şehrin Demografik Dönüşümü: "Bir Emekli Şehri" Şehrin demografik yapısı hızla alarm veren bir yöne doğru evriliyor. Dünyada ortalama dört çalışana bir emekli düşerken, Türkiye genelinde bu oran iki çalışana bir emekli şeklindedir. Trabzon'da ise durum çok daha çarpıcı: Neredeyse bir çalışana bir emekli düşüyor. Şehir, hızla sadece emeklilerin gelip yaşadığı bir merkeze dönüşüyor. Eğitim verileri de bu tabloyu destekliyor; Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversite öğrenci sayılarımız Türkiye ortalamasına göre her yıl düşüş gösteriyor. Küresel çapta ve ülkemizde doğurganlık oranları azalırken, şehrimizdeki yaşlı nüfus yoğunluğundan dolayı ölüm oranları Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor. Emekli sayısının fazlalığına paralel olarak, bu şehirdeki insanların doktora gitme oranı da Türkiye ortalamasının iki katına çıkmış durumda. Ekonomik Çelişkiler: Rakamların Anlattığı Gerçekler Şehrin ekonomik dinamikleri kendi içinde büyük çelişkiler barındırıyor. Bankalardaki mevduatlar %75, krediler ise %36 oranında büyümüş durumda. Paranın kasada, altında veya bankada durduğu; ancak piyasanın kredi yüküyle boğuştuğu bir ortam söz konusu. En çarpıcı verilerden biri de geri ödenemeyen borçlar: 2024 yılı verilerine göre Türkiye genelinde takibe takılan alacaklar %101 oranında büyürken, Trabzon’da bu oran tam %245 artış göstermiştir. İhracat rakamlarında da benzer bir gerileme var; Türkiye genelinde ihracat %4,5 büyürken, Trabzon’da %22,4 oranında azalmış ve şehrin firmaları Türkiye sıralamalarında geriye düşmeye başlamıştır. Ticaret Odası Verileri ve Şirketleşme Paradoksu Şehrin ticaret dünyasını yansıtan veriler de oldukça düşündürücü. Ticaret Odası’nın toplam 12.592 üyesinden sadece 8.243'ü aktif durumda. Askıdaki üye sayısı 3.180'den 4.000'lerin üzerine çıkmış, bu da iş dünyasının aidatlarını bile ödemekte zorlandığı bir ekonomik sıkışıklık içinde olduğunu gösteriyor. Buna karşın, oldukça ilginç bir istatistik göze çarpıyor: Şehirde ticaret, üretim ve ihracat azalırken; yeni kurulan şirket sayıları artıyor. Özellikle 2024 yılının Eylül ve Ekim aylarında, yılın geneline kıyasla şirket kuruluşlarında olağanüstü bir artış yaşanmış, NACE (faaliyet) kodlarında ve komite değişikliklerinde sayılar hızla yükselmiştir. Bu noktada, bu ticari işletmelerin neden kurulduğu ve reel ekonomiye ne kadar katkı sağladığı sorusu, hukuki bir ithamdan ziyade, ekonomik planlamanın sağlığı açısından sorulması gereken hayati bir sorudur. Gençlerin şehri terk etmesini engellemek için mi sanal bir büyüme yaratılıyor, yoksa bu şirketler gerçekten ticari bir faaliyet için mi kuruluyor?. Öte yandan, şehrin kurtuluşu olarak sıkça vurgulanan "turizm" sektörüne rağmen, kişi başına düşen gayrisafi milli hasılanın (Türkiye ortalaması 15.300 dolar seviyelerindeyken şehrimizde 10.000 dolar) neden bu kadar düşük kaldığı, sorgulanması gereken bir diğer önemli çelişkidir. Sosyal Yetersizlikler ve Artan Tehlikeler Gençlerin şehirden ayrılma nedeni sadece ekonomik değil; aynı zamanda kendilerini sosyal olarak tutunduracak, hayata dair beklentilerini karşılayacak bir gelişim ve değişim ortamının bulunmamasıdır. Bununla birlikte, göz ardı edilmemesi gereken devasa bir sosyal yara daha var: Madde bağımlılığı. Cumhuriyet Başsavcılığı verilerine göre, şehirde bağımlı madde kullanan genç sayısı artmakta ve daha da dikkat çekicisi, şehrin geleneğine en bağlı ve muhafazakar yapısı yüksek olarak bilinen ilçesi, madde kullanım oranında zirvede yer almaktadır. Bu, toplumsal yapımızın sessizce nasıl sarsıldığının en net göstergelerinden biridir. Çözüm: Güç Savaşlarını Bırakıp 2050 Vizyonunu Kurmak Tüm bu tespitlerin amacı, kimseyi ya da bir kurumu eleştirmek, meclis kürsülerinde taraf olup güç gösterisi yapmak veya birilerine gol atmak değildir. Asıl mesele, Yatırım Adası gibi büyük projeler konuşulurken, bu şehrin sağlam bir stratejisi, vizyonu ve yol haritası olması gerektiği gerçeğidir. Yönü olmayan bir şehre hiçbir projenin kalıcı fayda sağlaması mümkün değildir. Aslında şehrimiz inanılmaz potansiyellere sahip. Küresel ısınma, su sorunu ve deprem riski açısından dünyanın en güvenli yerlerinden birindeyiz. Güçlü bir üniversitemiz, gelişmiş lojistik imkanlarımız, etkili bir lobimiz ve dünyanın dört bir yanına yayılmış muazzam bir diasporamız var. Bu potansiyeli hayata geçirmek için, yerel yönetimlerin ve tüm paydaşların katılımıyla 2026 yılında yeni bir vizyon çalışmasının temellerinin atılması planlanıyor. Önerimiz; mobilya, medikal sektör veya KOBİ'ler üzerine projeler geliştirirken "Bunları neden yapıyoruz?" sorusunun cevabını verebilecek, uluslararası çapta uzman firmalarla çalışarak şehrin 2050 Strateji ve Vizyon Planı'nı oluşturmaktır. Gideceğimiz yeri doğru planlarsak, gençlerimizin de kendi geleceklerini bu topraklarda güvenle inşa etmelerini sağlayabiliriz. Ortak akılla, birbirimize köstek olmak yerine destek olduğumuz, ramazanların ve bayramların umutla kutlandığı, üreten ve gençlerini kucaklayan bir şehir inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. #### Veri ve Yapay Zekâ Çağında Şehirlerin Dönüşümü: Bir "Yeniden Diriliş" Reçetesi Türkiye’nin ihracat ve ithalat rakamları dün açıklandı (06.01.2025). Mal ihracatımız %4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Türkiye’de durum böyleyken, kadim şehrimiz Trabzon’un ihracatı 2024’e göre %22,4 düşerek 2025’te 1 milyar 73 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu düşüşte, fındık ihracatındaki gerilemenin yüksek payı bulunmaktadır. Şehrin ticari ve demografik verilerine bakıldığında freni patlamış bir kamyon gibi rampa aşağı hızla gittiği çok net şekilde görülmektedir. Türkiye genelinde nüfus artarken Trabzon’da azalma eğilimindedir. Azalan genç nüfus, artan emekli sayısı, düşen çalışan sayısı, nitelikli gençlerin şehirde tutunamaması gibi pek çok unsur bu tabloyu desteklemektedir. Türkiye’de yapılan Birinci ve İkinci 500 Firma Araştırmalarında, 2024 verilerine göre toplamda Trabzon’un yalnızca 3 firma ile Samsun (13), Ordu (8) ve Giresun’un (5) gerisinde kalması, ciddiyetle ele alınması gereken bir gerçektir. Bu gerçekleri değiştirmek ve dönüştürmek zoru seven ve aksiyon becerisi yüksek olan Trabzon insanı için zor olmayacaktır Özellikle sanayi bölgelerinde yapılacak iyileştirmeler ve teknolojik yenilenmelerin önceliklendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Teknoloji ve yapay zekâ bileşenleri dünyayı çok hızlı bir şekilde dönüştürmekte, yeni bir ekonomi ve yaşam düzeni oluşturmaktadır. Dünya yapay zekâ pazarı bugün yüz milyarlarca dolar seviyesindedir. 2023 yılında 189 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün, 2033’te 4,8 trilyon doları aşabileceği öngörülmektedir. Bir başka analiz ise, 2030 yılına kadar yapay zekânın küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolar katkı sağlayabileceğine işaret etmektedir. Türkiye’nin gelecek vizyonu kapsamında veri merkezlerini öne çıkarmasını da bu noktada bir dipnot olarak eklemek isterim. Zamanın en önemli gerçeği; veri, veriyi tutmak, veriyi doğru okumak, sağlıklı adımlar atarak en hızlı şekilde aksiyona geçebilmektir. Bunu her fırsatta vurgulamaya çalışıyorum. Tüm bu gerçeklere rağmen, şehrin geleceğinde ciddi fırsatlar bulunmaktadır. Trabzon; küresel ısınma, su sorunu ve deprem riski gibi başlıklarla dünyanın avantajlı coğrafyalarından biridir. Buna üniversiteleri, lojistik avantajı, fiber altyapıları ve diasporayı ekleyebiliriz. Gelecek öngörülerini doğru okuyarak, öncelikleri ona göre belirlemeli; yönelimlerimizi ve eylemlerimizi hayata geçirmeliyiz. Bu tespitlerin, Trabzon’un neden bir modellemeye ihtiyaç duyduğuna dair söylemimi desteklediğini düşünüyorum. Burada kastettiğim modelleme; şehrin ve şehre etki eden tüm bileşenlerin bir araya gelerek, yeni dünyanın ve şehrin gerçekleri doğrultusunda analiz yapması ve şehre katma değer ile ekonomik katkı sağlayacak öncelikleri belirleyecek bir kolektiflik oluşturulmasıdır. (Model kurgusunun detaylarını yazının uzamaması için saklı tutuyorum) Şehrin reçetesi, bir kişinin kehanetiyle değil; tüm bileşenlerin oluşturacağı bir takım bilinciyle hazırlanmalıdır. Bu reçeteye göre hareket edilerek herkes kendi alanındaki eylem planını hayata geçirmelidir. Böylelikle belirlenen yöne ortak bir bilinçle ilerlenir; parçalar bir yapboz gibi yerine oturdukça şehrin kabuğu kırılır ve Trabzon yeniden dirilir. Kadim şehir Trabzon’un bu eksi gidişine hepimiz “dur” diyecek bir duruşu ve eylem şeklini prensip edinmeliyiz. Yönü olmayanın, yolu olmaz. #### Web Sitesi Olmadan E-Ticaret Mümkün mü? UCP ve "Arayüzsüz" Alışveriş Devrimi E-ticaret dendiğinde aklımıza gelen ilk şey şık tasarımlı bir web sitesi, özenle yerleştirilmiş bannerlar ve kullanıcıyı "Satın Al" butonuna götüren o renkli yolculuktur. Peki size, yakın gelecekte bir e-ticaret sitesine hiç ihtiyaç duymadan, doğrudan depo yazılımınız (ERP) üzerinden milyonlarca kişiye satış yapabileceğinizi söylesek? Bilim kurgu gibi gelse de, Google'ın öncülüğünde geliştirilen Evrensel Ticaret Protokolü (UCP) ile bu senaryo gerçeğe dönüşüyor. E-ticaret dünyası, "insanların tıkladığı ekranlardan", "yapay zekaların konuştuğu veri akışlarına" doğru evriliyor. İşte web sitesiz ticaretin (arayüzsüz ticaret) nasıl mümkün olduğu ve işletmelerin buna nasıl hazırlanması gerektiğine dair rehberiniz. 1. Vitrinlerin Sonu mu? "Arayüzsüz Ticaret" (Headless Commerce) Nedir? Geleneksel e-ticarette web sitesi sizin dijital vitrininizdir. Ancak yeni dönemde müşteriniz bir insan değil, bir Yapay Zeka Ajanı (Örn: Google Gemini, ChatGPT) olabilir. Bu yapay zeka asistanları, sitenizin ne kadar güzel göründüğüyle, renk uyumuyla veya yazı tipiyle ilgilenmez. Onlar sadece "kemik yapıya", yani veriye bakarlar. Bu durum, e-ticaret teknolojisinde "Ultimate Headless Commerce" (Nihai Başsız Ticaret) olarak adlandırılan bir dönemi başlatıyor. Bu modelde: Ön Yüz (Vitrin): Artık sizin web siteniz değil; Google Arama çubuğu, bir sohbet botu veya akıllı bir ev asistanıdır. Arka Yüz (Depo): Sizin ERP sisteminiz, ürün veritabanınız veya PIM (Ürün Bilgi Yönetimi) sisteminizdir. 2. ERP Sistemleri Doğrudan Satış Kanalına Nasıl Dönüşüyor? UCP'nin getirdiği en büyük yenilik, karmaşık web sitesi yazılımlarını aradan çıkarabilme potansiyelidir. Bir işletme, görsel bir web sitesi kurmadan, sadece UCP Uç Noktası (Endpoint) adı verilen bir dijital kapı açarak ürünlerini tüm dünyaya sunabilir. Süreç teknik olarak değil, mantıksal olarak şöyle işler: Veri Yayını: İşletmeniz, ERP sistemindeki ürün, fiyat ve stok bilgisini UCP standardına (makine diline) çevirerek yayınlar. Yapay Zeka İletişimi: Bir müşteri yapay zekaya "Bana 40 numara su geçirmez koşu ayakkabısı al" dediğinde, yapay zeka doğrudan sizin ERP sisteminizle konuşur. Anlık Pazarlık: Yapay zeka, "Stokta var mı? Fiyat güncel mi?" diye sorar. ERP sisteminiz milisaniyeler içinde "Evet, var ve fiyatı bu" diye yanıt verir. Sipariş Kaydı: Satış gerçekleştiğinde sipariş, bir e-ticaret paneli yerine doğrudan muhasebe/ERP sisteminize "satıldı" olarak düşer. Yani teknik olarak, tek bir satır HTML kodu yazmadan veya bir web sitesi barındırmadan küresel ölçekte satış yapmak mümkün hale gelmektedir. 3. Neden Web Sitesiz Bir Yapıya Geçelim? (Avantajlar) Bu "görünmez" ticaret modelinin işletmeler için çok somut avantajları vardır: Sıfır Tıklama ile Satış: Müşterileri sitenize çekmek, üye yapmak, sepete ekletmek gibi hunilerle uğraşmazsınız. İşlem, müşterinin bulunduğu platformda (örneğin Google Gemini içinde) anında biter. Maliyet Tasarrufu: Web sitesi tasarımı, bakımı, sunucu masrafları ve ön yüz geliştirme maliyetleri ortadan kalkar veya minimuma iner. Gerçek Zamanlı Doğruluk: Web sitelerindeki "stokta var görünüp aslında tükenmiş olma" sorunu biter. Yapay zeka, satın alma tuşuna basmadan hemen önce deponuzu anlık sorgular. 4. Web Siteleri Tamamen Tarih mi Oluyor? Hemen panik yapmaya ve web sitenizi kapatmaya gerek yok. Uzmanlar kısa ve orta vadede "Hibrit Bir Dönem" öngörüyor. Neden mi? Marka Hikayesi: İnsanlar hala bir markanın ruhunu hissetmek, hikayesini okumak veya "vitrin gezmek" isteyecektir. Yapay zeka veriyi işler, ama duyguyu aktarmak için hala görsel arayüzlere ihtiyaç vardır. Güven Unsuru: Müşteriler, yapay zeka üzerinden alsa bile, arkada gerçek bir web sitesinin var olduğunu bilmek isteyebilir. Teknik Kapasite: ERP sistemleri genellikle saniyede binlerce sorguyu yanıtlamak için tasarlanmamıştır. Bu trafiği kaldırabilmek için araya yine de teknik bir katman (API Gateway) koymak gerekecektir. Sonuç: Geleceğe Nasıl Hazırlanmalısınız? E-ticaret artık sadece insanların gözüne hitap etmek değil, makinelerin (yapay zekanın) anlayabileceği veriyi sunmaktır. İşletme sahibi veya yönetici olarak yapmanız gerekenler şunlardır: Verinizi Temizleyin: Ürün bilgileriniz, stok kodlarınız ve fiyatlarınız ERP sisteminizde kusursuz olmalı. API Dostu Olun: Altyapınızın dış dünyayla konuşabilmesi (API entegrasyonu) artık bir lüks değil, zorunluluktur. UCP'yi Takip Edin: Shopify gibi altyapılar bu sisteme entegre olmaya başladı bile. Kullandığınız altyapı sağlayıcısının UCP vizyonunu sorgulayın. Gelecekte "Siteniz çok güzel" iltifatını duymayabilirsiniz, çünkü müşterileriniz sitenizi hiç görmeden sizden alışveriş yapıyor olacak. Bu, ticaretin "arayüzsüz" ama çok daha hızlı yeni halidir. #### Zorbalık Okulda Başlıyor, İş Hayatında Devam Ediyor Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, okul koridorlarından iş dünyasına uzanan görünmez psikolojik şiddete dikkat çekti. Zorbalık, mobbing ve mikroagresyonun farklı göründüğünü ancak aynı psikolojik hasarı doğurduğunu belirten Henden, “Sessiz kalan sözler, insanların aidiyet duygusunu ve kariyerini derinden etkileyebiliyor” dedi. İş hayatında psikolojik güvenlik giderek daha kritik hale geldi. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden’e göre zorbalık, mobbing ve mikroagresyon farklı şekillerde ortaya çıksa da ortak noktaları çalışanlarda aidiyet kaybı ve tükenmişlik yaratmaları. Küçük sözler, büyük psikolojik etkiler yaratıyor Günlük hayatın sıradan görünen bazı sözleri, bireylerin hayatında derin izler bırakabiliyor. Okullarda yaşanan zorbalık, iş hayatındaki mobbing ve son yıllarda giderek daha fazla konuşulan mikroagresyonlar; farklı ortamlarda ortaya çıksa da aynı psikolojik yaralara neden olabiliyor. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, bu üç davranış biçiminin çoğu zaman birbirine karıştırıldığını ancak aslında farklı dinamiklere sahip olduğunu belirterek, “Zorbalık, mobbing ve mikroagresyon farklı bağlamlarda ortaya çıkan davranışlar olsa da ortak noktaları güç dengesizliği ve psikolojik zarar üretmeleridir. İnsanlar çoğu zaman büyük travmaların büyük olaylarla oluştuğunu düşünür. Oysa birçok psikolojik yara, küçük görünen ama tekrar eden sözlerden doğar.” dedi. Okul koridorlarından başlayan bir sorun Uzmanlara göre zorbalık çoğunlukla okul ortamlarında ortaya çıkan ve açık biçimde görülebilen bir saldırganlık biçimi. Alay etmek, dışlamak, lakap takmak ya da küçük düşürmek gibi davranışlar zorbalığın en yaygın örnekleri arasında yer alıyor. Araştırmacı Dan Olweus’un tanımına göre zorbalığın üç temel özelliği bulunuyor: kasıtlı zarar verme, tekrarlayan davranış ve güç dengesizliği. Dr. Elgiz Henden, zorbalığın görünür olduğu için müdahale edilmesinin görece daha kolay olduğuna dikkat çekerek, “Zorbalık çoğu zaman açık bir davranıştır. Bu nedenle öğretmenler, aileler veya yöneticiler sorunu fark edebilir ve müdahale edebilir. Ancak sorun çoğu zaman burada bitmez; bireyler bu deneyimi yetişkinlik hayatlarına da taşır.” Şeklinde konuştu. İş hayatında görünmeyen psikolojik baskı: Mobbing İş yaşamında ise saldırgan davranışlar çoğu zaman daha sofistike ve dolaylı biçimde ortaya çıkıyor. Örgütsel psikoloji literatüründe bu durum “mobbing” olarak adlandırılıyor. Mobbing; bir çalışanı sistematik biçimde yalnızlaştırma, itibarsızlaştırma ve kurumdan dışlama süreci olarak tanımlanıyor. Sürekli eleştirilmek, toplantılardan dışlanmak, kariyer fırsatlarının engellenmesi veya dedikodular yoluyla itibar zedeleme bu sürecin en sık görülen örnekleri arasında. Dr. Elgiz Henden’e göre mobbing yalnızca bireysel bir sorun değil aynı zamanda kurum kültürünün bir yansıması: “Çoğu mobbing vakasında saldırı tek bir kişiden gelmez. Zamanla bir ekip davranışına dönüşür. Bu nedenle mobbing, bireysel bir çatışmadan çok organizasyon kültürünün sağlığıyla ilgilidir.” En sinsi davranış: Mikroagresyon Son yıllarda organizasyon psikolojisinde giderek daha fazla konuşulan bir diğer kavram ise mikroagresyon. Mikroagresyonlar çoğu zaman bilinçsiz şekilde dile getirilen, ancak alt mesajlarında dışlayıcı veya değersizleştirici anlamlar barındıran ifadeler olarak tanımlanıyor. “Beklediğimden iyiymiş”, “Sen aslında oldukça analitiksin”, “Kadınlar genelde bu kadar teknik düşünmez” gibi cümleler ilk bakışta bir saldırı gibi görünmeyebilir. Ancak bu tür ifadeler bireylere “normun dışında” olduklarını hissettirebilir. Dr. Elgiz Henden bu durumun etkisini şöyle açıklıyor: “Mikroagresyonlar tek başına büyük bir olay gibi görünmez. Ancak tekrar eden küçük deneyimler zamanla kişinin aidiyet duygusunu zedeler. Bu nedenle bazı araştırmacılar mikroagresyonları ‘binlerce kâğıt kesiğinden oluşan yara’ olarak tanımlar.” En görünür, en sistematik ve en sinsi saldırı Uzmanlara göre bu üç kavram arasındaki farklar oldukça belirgin. Zorbalık çoğunlukla açık ve görünür bir saldırı biçimi. Mobbing daha sistematik ve uzun süreli bir süreç. Mikroagresyon ise çoğu zaman görünmeyen ama sürekli tekrarlanan mesajlardan oluşuyor. Dr. Elgiz Henden bu farkı şu sözlerle özetledi: “Zorbalık gürültülüdür, mobbing sistematiktir, mikroagresyon ise sessizdir. Ama üçü de bireyin psikolojik güvenliğini zedeler. Kurumların ve eğitim sistemlerinin bu davranışları yalnızca bireysel sorunlar olarak değil, kültürel bir mesele olarak ele alması gerekiyor.” En büyük yaralar bazen en küçük sözlerden doğar Uzmanlar, psikolojik şiddetin çoğu zaman dramatik olaylarla değil, küçük ama tekrarlanan davranışlarla oluştuğunu vurguluyor. Okul koridorlarında başlayan dışlama davranışları, yıllar sonra iş hayatında farklı biçimlerde karşımıza çıkabiliyor. Bu nedenle hem eğitim kurumlarında hem de iş dünyasında psikolojik güvenliğin güçlendirilmesi giderek daha kritik bir konu haline geliyor. Çözümün ilk adımının farkındalık olduğunu belirten Dr. Elgiz Henden,  “Toplum olarak çoğu zaman yalnızca açık saldırıları konuşuyoruz. Oysa sessiz davranışlar da en az onlar kadar yaralayıcı olabilir. İnsan ilişkilerinde saygı ve psikolojik güvenlik kültürü oluşturulmadıkça bu döngü devam eder.” diyerek sözlerini tamamladı. Dr. Elgiz Henden, MCC Hakkında: Dr. Elgiz Henden, eğitim ve öğrenci koçluğu alanında uluslararası düzeyde tanınan bir uzman, yazar ve akredite koçtur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Henden, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden yüksek lisansını, Okan Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamlamıştır. Henden 10000 saatin üzerinde bireysel koçluk deneyimine ve Master Certified Coach MCC-ICF, Registered ICF Mentor Coach, akreditasyonlarına sahiptir. Ayrıca 2012-2014 yılları arasında ICF – Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi yönetim kurulunda araştırmadan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak ve Avrupa Koçlar ve Mentorlar Derneğinde -EMCC K12 Eğitim Kurulunda aktif olarak görev yapmıştır. 2004 yılında koçlukla tanışan Elgiz Henden, koçluğun kendi üzerindeki pozitif etkilerini deneyimlemiş ve 2009 yılında eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere İz Koçluk Eğitim ve Danışmanlık merkezini kurmuştur. Henden hem bireyler hem de kurumlarda özel projelerde bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunmaktadır. Özellikle gençlerin meslek seçiminde, performans arttırmasında, İş hayatına yeni başlayan bireylerin koçluk ihtiyaçlarının karşılanmasında ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite nedeniyle eğitim ve iş yaşamında zorluk çeken bireylerle çalışmaktadır. “Başarabilirim Çünkü…” adlı kitabın yazarı olan Henden Koçluk çalışmalarında Pozitif psikoloji, Pozitif eğitim, Bilişsel Davranışçı Koçluk yaklaşımlarını kullanmaktadır. Hem profesyonel hem de kişisel gelişim eğitimlerine devam ederken 2010 yılında JST Coaching ile yaptığı iş birliği sonucu Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Türkiye’de ki İlk “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçluğu” programını gerçekleştirmiştir. Henden’in hazırlayıp sunduğu “Eğitim ve Öğrenci Koçluğu” programı yerel kültür ve global koçluk bilgisi ile geliştirmiş gençlerin akademik performanslarını arttırmaya yönelik Türkiye’deki ilk programdır.