İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa Gıda İhracatında Yeni Yol Haritası: Etnik Pazardan Ulusal Zincirlere Geçiş

Son güncelleme tarihi Ocak 14, 2026

paragraphicon Okuma Süresi
Bu yazı okuma süresi 2 dakikadır.

Kurumsal Medya’nın bu haftaki konuğu, Avrupa Türk Gıdacılar ve Perakendeciler Platformu Kordinatörü Volkan Aydın oldu. Kurumsal Medya Kurucusu Kenan Altun’un sorularını yanıtlayan Aydın, Türk gıda sektörünün Avrupa’daki mevcut durumunu, “güven” sorununu ve etnik pazardan genel pazara geçişin stratejik adımlarını anlattı.

Türkiye, tarımsal üretim gücü ve sanayi altyapısı ile Avrupa’nın en önemli tedarikçilerinden biri olma potansiyelini koruyor. Ancak ihracat rakamlarının istenilen seviyeye çıkması ve markalarımızın Avrupa’nın ulusal zincir marketlerinde kalıcı yer bulabilmesi için zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Kurumsal Medya Kurucusu Kenan Altun’un moderatörlüğünde gerçekleşen yayında, Almanya merkezli bir perspektiften sektörün röntgeni çekildi.

“Sadece Üretmek Yetmez, Süreklilik Şart”

Programda öne çıkan en önemli başlıklardan biri, Türk ihracatçısının “süreklilik” konusundaki eksikliğiydi. Volkan Aydın, tek seferlik satışların başarı sayılmaması gerektiğini vurguladı.

Aydın, “Avrupalı alıcı ve zincir marketler için en önemli kriter güven ve istikrardır. Bir ürünü bugün gönderip, yarın aynı kalite ve standartta tedarik edemezseniz o raflarda kalamazsınız. Bizim üreticimiz bazen ‘malı gönderdim işim bitti’ diye bakıyor ancak asıl sınav ürün rafa girdikten sonra başlıyor. Ürünün arkasında durmak, üretmek kadar önemli” ifadelerini kullandı.

Hedef: Etnik Pazardan Çıkıp Genele Yayılmak

Sohbette Türk gıda ürünlerinin büyük oranda hala “Etnik Pazar” (Türk ve Ortadoğu kökenli tüketicilerin alışveriş yaptığı noktalar) içine sıkışıp kaldığı vurgulandı. Kenan Altun’un “Neden Alman veya Fransız marketlerinin raflarında daha fazla yokuz?” sorusunu yanıtlayan Aydın, bunun yolunun doğru pazar analizinden geçtiğini belirtti.

Aydın; “Ürünlerimizi sadece gurbetçilerimize satmak bir konfor alanı yaratıyor ama büyümemizi sınırlıyor. Alman tüketicinin damak tadına, ambalaj beklentisine ve yasal mevzuatına uygun ürün geliştirmeden o raflara girmemiz zor” dedi.

İtalyan Modeli: Ürünü Değil, Hikayeyi Satmak

Markalaşma stratejisi konusunda İtalya örneğini veren Volkan Aydın, Türk firmalarının ambalaj ve pazarlama konusundaki eksikliklerine değindi. İtalyanlar bizden varillerle aldığı zeytinyağını bir mücevher gibi sunup hikayesiyle dünyaya satarken, biz hala dökme ürün mantığıyla hareket ediyoruz. İtalyanların bir makarna veya zeytinyağını satarken, arkasındaki tarihi, coğrafyayı ve kültürü pazarladığını belirten Aydın; Türk üreticilerin ise genellikle sadece ürüne odaklandığını, katma değerin ancak doğru bir “hikaye” ve ambalaj diliyle yaratılabileceğini ifade etti.

Kamuya ve Sektöre Çağrı: “İhracat Strateji Enstitüsü”

Programın kapanış bölümünde ise Türkiye’deki ihracat yönetim sistemine yönelik stratejik öneriler konuşuldu. Ticaret Odaları ve İhracatçı Birliklerinin daha koordineli çalışması gerektiğini savunan Aydın, hedef ülkelerde yerleşik, sahanın nabzını tutan bir “İhracat Strateji Enstitüsü” modeline ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Aydın, “Mevzuatı, tüketici alışkanlıklarını ve raf standartlarını bilen uzmanların yönlendirmesiyle, deneme-yanılma yapmadan, nokta atışı ihracat yapabiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.


Sunum Olarak Görüntülemek veya İndirmek İçin Aşağıdaki Görsele Tıklayın

Kaynak: Kurumsal Medya / Sektörel Analiz