Hayatın akışında çoğu zaman “merkezi referans hatası” dediğimiz bir yanılgıyla hareket ederiz. Ünlü komedyen George Carlin bunu harika bir trafik metaforuyla özetler: “Trafikte bizden hızlı giden herkes manyak, bizden yavaş giden herkes ise aptaldır.” Aslında bu sadece trafik için geçerli değil; hayata bakış açımızın temel bir özeti. Kendimizi “mükemmel referans noktası” olarak konumlandırıyor ve bizimle aynı hızda, aynı yönde veya aynı düşüncede olmayan herkesi bir şekilde etiketliyoruz.
Metakognisyon: Kendini Dışarıdan İzleyebilmek
Bu zihinsel hapishaneden çıkmanın tek bir yolu var: Metakognisyon (Üstbiliş). Psikolojide bu kavram, en basit haliyle “düşüncelerin üzerine düşünebilme” ve kendini dışarıdan bir gözle izleyebilme becerisi olarak tanımlanıyor.
Modern yaşamın hızı bizi birer “zombi” haline getiriyor. Otomatiğe bağlanmış tepkiler veriyor, sorgulamadan günü tamamlıyoruz. Metakognitif bir bakış açısı, bu zombi modundan çıkıp; verdiğimiz kararları, hissettiğimiz öfkeyi veya izlediğimiz rotayı bir yabancı gibi gözlemlememizi sağlar.
Haftada Bir Saat, Bir Ömür Değişim
Bu bakış açısını kazanan insanlar ve periyodik olarak uygulayanlar bu “zombi” halinden çıkabilenlerdir. Bunun için devasa inzivalara gerek yok:
- Soru: “Bir dakika, ben gerçekten nereye gidiyorum?”
- Süre: Günde bir saat, hatta yoğunluk içinde sadece haftada bir saat.
- Sonuç: Dümenin kontrolünü geri almak.
Haftada sadece bir saatini ayırıp, hayatını bir film şeridi gibi dışarıdan izleyen ve “Bu gidişat beni istediğim yere götürüyor mu?” diye soran bir insan, aslında kendi rotasını yeniden çizen bir kaptana dönüşür.
İşletme Körlüğünden Stratejik Vizyona
Bireysel farkındalık (metakognisyon) seviyesinde konuştuğumuz bu kavramlar, aslında kurumsal dünyada “Stratejik Çeviklik” ve “Kurumsal Özfarkındalık” başlıkları altında hayati bir önem taşır. Bir birey için “zombi modundan çıkmak” neyse, bir işletme için de “işletme körlüğünden kurtulmak” odur.
İş dünyasında da “merkezi referans hatası” sıkça karşımıza çıkar. Bir şirket, kendi iş yapış biçimini “sektör standardı” olarak gördüğünde tehlike çanları çalmaya başlar.
Sektörel Trafik: “Hızlılar” ve “Yavaşlar”
Şirketler de rakiplerini George Carlin’in trafik örneğindeki gibi değerlendirir:
- Bizden hızlı giden (yıkıcı inovasyon yapan) rakipler: “Gereksiz risk alıyorlar, batacaklar.”
- Bizden yavaş giden (geleneksel kalan) rakipler: “Çağın gerisinde kaldılar, yok olacaklar.”
Bu merkezi referans hatası, beraberinde tehlikeli bir ‘Onaylama Yanlılığı’ (Confirmation Bias) getirir. Şirketler, sadece kendi stratejilerinin doğruluğunu teyit eden sinyalleri görmeye, rakiplerin hamlelerini ise George Carlin’in örneğindeki gibi etiketleyerek küçümsemeye başlarlar. Bu durumun en uç noktası ise ‘Başarı Tuzağı’dır (Success Trap); yani geçmişteki başarıların getirdiği aşırı özgüvenle, kendi yöntemlerini pazarın tek ve değişmez gerçeği sanmaktır. Oysa gerçek referans noktası şirketin kendi geçmişi değil, pazarın ve müşterinin sürekli evrilen dinamikleridir. Kendini merkeze koyan bir işletme, aynaya bakmaktan dışarıyı göremez hale gelir.
Zombi Organizasyonlar
Kurumsal zombi modu, “Biz burada işleri hep böyle yapardık” cümlesiyle başlar. Zamanla süreçlerin neden var olduğu unutulur ve yerini sorgulanmayan, otomatiğe bağlanmış alışkanlıklara bırakır. Bu durum, organizasyonda ciddi bir “kültürel kireçlenme” yaşandığının ve beraberinde “kurumsal ataletin” ortaya çıktığının en net göstergesidir.
Kurumsal zombi modu olarak tanımladığımız bu evrede organizasyon; dışarıdan nasıl göründüğünü, müşteri deneyimindeki mikro çatlakları veya sistemik verimlilik kayıplarını fark edemez hale gelir. Bu noktada, işletmenin kendi operasyonel kalıpları üzerine düşünebilme yeteneği olan “Kurumsal Metakognisyon” becerisi devreye girmelidir. Bu yetkinlik, sadece mevcut verileri okumaktan ibaret değildir; o verileri üreten temel zihniyeti, kültürel kodları ve “varsayımları” sorgulama sanatıdır
“Balkon Bakışı”: Stratejik Duraklama ve Çift Döngülü Öğrenme
İş dünyasında kurumsal metakognisyonun en somut karşılığı, operasyonun günlük toz dumanından çıkıp “balkona geçmektir”. Bu perspektif, organizasyonel öğrenme literatüründe “tek döngülü öğrenme” (sadece hataları düzeltmek) yerine, hataların kaynağı olan zihniyeti sorgulayan “çift döngülü öğrenme” sürecini tetikler.
- Birey için: Günde bir saat kendi üzerine düşünmek.
- İşletme için: Yönetim kurullarının, stratejik danışmanların veya “fractional” liderlerin sağladığı dış göz ile operasyona ara verip; “Biz nereye gidiyoruz, mevcut yapımız bizi oraya taşımaya uygun mu?” sorusunu sormaktır.
Balkona çıkmak; sadece dans pistindeki karmaşayı değil, orkestranın ritmini, oyuncuların pozisyonunu ve gidilen yönü bütüncül bir sistem olarak görmeyi sağlar. Bu duraklama anında sorulan soru, işletmeyi “zombi” tepkiselliğinden çıkarıp bilinçli bir stratejik rotaya oturtur.
Kendi İşletmenizin Gözlemcisi Olmaya Hazır mısınız?
Çoğu işletme, harika bir hıza sahip olsa da “işletme körlüğü” nedeniyle yanlış yöne giden birer “zombi organizasyona” dönüşme riskiyle karşı karşıyadır.
Dış Kaynaklı Stratejik Yönetim Kurulu Danışmanı (Fractional Strategic Advisor) olarak sağladığım dış göz ve “balkon bakışı” ile, operasyonun gürültüsünden sıyrılıp gerçek rotanızı birlikte netleştiriyoruz.
İşletmenizin mevcut durumunu metakognitif bir yaklaşımla analiz etmek, kör noktaları keşfetmek ve sürdürülebilir bir stratejik vizyon inşa etmek için benimle iletişime geçebilirsiniz.
- Detaylı Bilgi: kenanaltun.com
- Doğrudan İletişim: info@kenanaltun.com
Gelin, işletmenize sadece içeriden değil, olması gereken yerden; yani dışarıdan ve stratejik bir derinlikle bakalım.
