Son güncelleme tarihi Ocak 9, 2026
Türkiye’nin ihracat ve ithalat rakamları dün açıklandı (06.01.2025). Mal ihracatımız %4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı.
Türkiye’de durum böyleyken, kadim şehrimiz Trabzon’un ihracatı 2024’e göre %22,4 düşerek 2025’te 1 milyar 73 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu düşüşte, fındık ihracatındaki gerilemenin yüksek payı bulunmaktadır.
Şehrin ticari ve demografik verilerine bakıldığında freni patlamış bir kamyon gibi rampa aşağı hızla gittiği çok net şekilde görülmektedir. Türkiye genelinde nüfus artarken Trabzon’da azalma eğilimindedir. Azalan genç nüfus, artan emekli sayısı, düşen çalışan sayısı, nitelikli gençlerin şehirde tutunamaması gibi pek çok unsur bu tabloyu desteklemektedir. Türkiye’de yapılan Birinci ve İkinci 500 Firma Araştırmalarında, 2024 verilerine göre toplamda Trabzon’un yalnızca 3 firma ile Samsun (13), Ordu (8) ve Giresun’un (5) gerisinde kalması, ciddiyetle ele alınması gereken bir gerçektir.
Bu gerçekleri değiştirmek ve dönüştürmek zoru seven ve aksiyon becerisi yüksek olan Trabzon insanı için zor olmayacaktır Özellikle sanayi bölgelerinde yapılacak iyileştirmeler ve teknolojik yenilenmelerin önceliklendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Teknoloji ve yapay zekâ bileşenleri dünyayı çok hızlı bir şekilde dönüştürmekte, yeni bir ekonomi ve yaşam düzeni oluşturmaktadır. Dünya yapay zekâ pazarı bugün yüz milyarlarca dolar seviyesindedir. 2023 yılında 189 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün, 2033’te 4,8 trilyon doları aşabileceği öngörülmektedir. Bir başka analiz ise, 2030 yılına kadar yapay zekânın küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolar katkı sağlayabileceğine işaret etmektedir. Türkiye’nin gelecek vizyonu kapsamında veri merkezlerini öne çıkarmasını da bu noktada bir dipnot olarak eklemek isterim.

Zamanın en önemli gerçeği; veri, veriyi tutmak, veriyi doğru okumak, sağlıklı adımlar atarak en hızlı şekilde aksiyona geçebilmektir. Bunu her fırsatta vurgulamaya çalışıyorum. Tüm bu gerçeklere rağmen, şehrin geleceğinde ciddi fırsatlar bulunmaktadır. Trabzon; küresel ısınma, su sorunu ve deprem riski gibi başlıklarla dünyanın avantajlı coğrafyalarından biridir. Buna üniversiteleri, lojistik avantajı, fiber altyapıları ve diasporayı ekleyebiliriz. Gelecek öngörülerini doğru okuyarak, öncelikleri ona göre belirlemeli; yönelimlerimizi ve eylemlerimizi hayata geçirmeliyiz.
Bu tespitlerin, Trabzon’un neden bir modellemeye ihtiyaç duyduğuna dair söylemimi desteklediğini düşünüyorum. Burada kastettiğim modelleme; şehrin ve şehre etki eden tüm bileşenlerin bir araya gelerek, yeni dünyanın ve şehrin gerçekleri doğrultusunda analiz yapması ve şehre katma değer ile ekonomik katkı sağlayacak öncelikleri belirleyecek bir kolektiflik oluşturulmasıdır. (Model kurgusunun detaylarını yazının uzamaması için saklı tutuyorum)
Şehrin reçetesi, bir kişinin kehanetiyle değil; tüm bileşenlerin oluşturacağı bir takım bilinciyle hazırlanmalıdır. Bu reçeteye göre hareket edilerek herkes kendi alanındaki eylem planını hayata geçirmelidir. Böylelikle belirlenen yöne ortak bir bilinçle ilerlenir; parçalar bir yapboz gibi yerine oturdukça şehrin kabuğu kırılır ve Trabzon yeniden dirilir. Kadim şehir Trabzon’un bu eksi gidişine hepimiz “dur” diyecek bir duruşu ve eylem şeklini prensip edinmeliyiz. Yönü olmayanın, yolu olmaz.
