İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Konkordato Başvurularında 2025, Önceki Üç Yılı Geride Bıraktı

paragraphicon Okuma Süresi
Bu yazı okuma süresi 3 dakikadır.

Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 2025 yılında konkordato başvurularında yaşanan sert artışın, Türkiye’de şirketlerin finansal kırılganlığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Şimşek’e göre, 2025 rakamları yalnızca bir artışa değil, tarihi bir zirveye işaret ediyor.

Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortaklarından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 2025 yılında konkordato başvurularında yaşanan sert artışın, şirketlerin finansal dayanıklılığındaki zayıflamayı net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Şimşek’e göre 2025, yalnızca bir artış yılı değil, konkordato uygulamasının en yoğun yaşandığı dönemlerden biri olarak kayıtlara geçti.

2025’te Konkordato Başvuruları Yüzde 63 Arttı

2025 yılı verilerini değerlendiren Av. Elvan Kakıcı Şimşek, konkordato başvurularında bir önceki yıla kıyasla ortalama yüzde 63 oranında artış yaşandığını belirtti. Geçici mühlet, kesin mühlet ve iflas kararları birlikte ele alındığında ortaya çıkan tablonun, ekonomik sıkışmanın hukuki alana nasıl yansıdığını açıkça gösterdiğini ifade etti.

2.817 Geçici Mühlet Kararıyla Zirve

Konkordato sürecinin ilk adımı olan geçici mühlet kararlarında 2025 yılı dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Yıl boyunca 2.817 geçici mühlet kararı verildi. Bu rakam 2024 yılında 2.646 seviyesindeydi. Ancak asıl çarpıcı karşılaştırma, daha uzun vadeli veriler incelendiğinde ortaya çıkıyor.

Üç Yılın Toplamını Aşan Bir Yoğunluk

Av. Elvan Kakıcı Şimşek, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında verilen geçici mühlet kararlarının toplamına bakıldığında, 2025 yılının tek başına bu toplamın yüzde 6 üzerinde bir seviyeye ulaştığını vurguladı. Bu durumun, konkordato taleplerinde olağanüstü bir yoğunlaşmaya işaret ettiğini söyledi.

Geçici Mühlet ile Kesin Mühlet Arasındaki Kritik Ayrım

Konkordato sürecinde sıkça karıştırılan iki kavrama da dikkat çeken Şimşek, geçici mühletin şekli bir inceleme sonucu verildiğini, kesin mühletin ise borçlunun mali tablolarının ve iyi niyetinin esastan değerlendirildiği aşama olduğunu hatırlattı. Mahkemenin bu noktada yalnızca başvuruya değil, şirketin gerçekçi bir toparlanma ihtimali olup olmadığına baktığını ifade etti.

Suistimal Tartışmaları Rakamları Durdurmadı

Konkordatonun kötü niyetli kullanıldığına dair kamuoyunda oluşan algıya ve ekonomi yönetiminin yaptığı uyarılara rağmen 2025 yılında başvuruların azalmadığını belirten Şimşek, aksine artışın yılın ikinci yarısında da sürdüğünü söyledi. Bu durumun, şirketlerin finansal baskıyı her geçen ay daha derin hissettiğini gösterdiğini dile getirdi.

Tasdik Kararları Azalıyor, Eleme Artıyor

Başvuru sayıları hızla artarken, konkordatonun son aşaması olan tasdik kararlarında düşüş yaşandığına dikkat çeken Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bunun önemli bir gösterge olduğunun altını çizdi. Şimşek’e göre bu tablo, konkordatoya başvuran her şirketin süreci başarıyla tamamlayamadığını ve birçok dosyanın elendiğini ortaya koyuyor.

İflas Kararlarında da Yukarı Yönlü Seyir

Konkordato başvurusunun olumsuz sonuçlanması halinde iflas kararının kaçınılmaz olduğunu hatırlatan Şimşek, iflas rakamlarında da belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Yalnızca 2025 yılı Aralık ayında 30 dosyada iflas kararı verildiğini belirten Şimşek, bu sayının önceki yıla kıyasla ciddi bir yükselişe işaret ettiğini aktardı.

Alacaklılar İçin Süreç En Az Borçlular Kadar Kritik

Av. Elvan Kakıcı Şimşek, konkordato sürecinin yalnızca borçlular açısından değil, alacaklılar açısından da dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Kesin mühlet sonrası oluşturulan alacaklılar kuruluna zamanında dahil olmanın, sürecin seyrini doğrudan etkilediğini ifade etti. Ticari ilişkilerde ise daha kontrollü ve temkinli hareket edilmesi gerektiğini belirterek, artan konkordato ve iflas sayılarının tüm şirketler için güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını söyleyerek sözlerini bitirdi.

Elvan Kakıcı Şimşek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Özel hukuk alanında yüksek lisans yapmıştır. 2003-2005 yılları arasında Londra’da bir hukuk bürosunda çalıştıktan sonra 2007 tarihinden bu yana Kakıcı Şimşek hukuk bürosunun kurucu ortaklarındandır. Özellikle Gayrimenkul hukuku, Aile hukuku, medeni hukuk başta olmak üzere özel hukuk alanında uzmanlaşmıştır. Ayrıca son zamanlarda girişimcilerin ihtiyaçları ile ortaya çıkan Girişim Hukuku üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Makaleleri çeşitli yazılı ve dijital basımlarda yayınlanmakta olup hukukçunun akademik yönünü sürekli geliştirmesini çok önemsemektedir. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Özyeğin Üniversitesi 10.000 Kadın Mezunları Derneği ve İstanbul Barosu üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerini desteklemekte ve “toplumsal cinsiyet eşitsizliği” kavramı üzerinde Türk toplumundaki kadının yeri konusunda yapılan her türlü sosyal farkındalık çalışmalarının gönüllü destekçisi olmaktadır. 2 çocuk annesidir.