Yeşil Yakalı Açığı
Dr. Hüdai Kara, Türkiye’de sürdürülebilirlik yatırımlarının hızla arttığını ancak bu yatırımları yönetecek nitelikli insan kaynağının aynı hızda gelişmediğini belirtiyor. Kara’ya göre, yeşil dönüşümün önündeki kritik engel sadece teknoloji ve finansman değil, aynı zamanda bu yatırımları yönetecek insan kaynağı.
“Küresel ölçekte sürdürülebilirliğin artık yalnızca bir uyum konusu olmaktan çıkarak finansmana erişimi belirleyen temel bir unsur haline geldiğine dikkat çeken Metsims CEO’su Kara, şirketlerin artık sadece karlılıklarıyla değil, bu karı ne kadar karbon yoğun ürettikleriyle de değerlendirildiğini vurguluyor. Bu durum, sürdürülebilirliği doğrudan finansman maliyetini ve rekabet gücünü belirleyen önemli bir parametreye dönüştürüyor.
Bu noktada Kara, sürdürülebilirlik yaklaşımında önemli bir ayrımın altını çiziyor: ‘Mevzuata uyup süreci tamamlamak’ ile bu dönüşümü şirketin içine entegre etmek aynı şey değil. Kara’ya göre asıl fark yaratan yaklaşım, sürdürülebilirliği bir zorunluluk olarak görmekten ziyade içselleştirerek şirketin iş modeline entegre etmek. Bu dönüşümü yönetebilecek insan kaynağının eksikliği ise en kritik açık olarak öne çıkıyor.”
Veri Üretemeyen Şirketler Risk Altında
Avrupa pazarına ihracat yapan şirketler için en kritik eşik veri yönetimi. Ürün bazlı izlenebilirlik ve doğrulanabilir veri üretiminin artık bir tercih değil, pazara erişim şartı haline geldiğini belirten Kara, bu kapasiteye sahip olmayan şirketlerin yalnızca maliyet baskısıyla değil, doğrudan pazar kaybı riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.
KOBİ’lerde Dönüşümün Önündeki En Büyük Engel İnsan Kaynağı
Türkiye’de özellikle tekstil gibi KOBİ ağırlıklı sektörlerde sürdürülebilirlik dönüşümünün daha kırılgan ilerlediğini vurgulayan Kara, temel sorunun teknolojiye erişimden çok bu teknolojiyi yönetecek insan kaynağı eksikliği olduğunu söylüyor.
Kara’ya göre, Türkiye’nin bu noktadaki acil ihtiyacı makinelerden ziyade bu makineleri yönetecek “yeşil yakalı” insan kaynağının yetiştirilmesi. Bu çerçevede önümüzdeki 5–10 yılda ayrışma; sektörler arasında olduğu kadar, aynı sektör içindeki farklı şirketler arasında da yaşanacak. Hazırlıklı olan şirketler, düşük karbonlu üretim ve şeffaf veriyle pazarda kalıcı bir yer edinirken; bu dönüşümü ciddiye almayanlar, kârlı olsalar dahi rekabetin dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalacak.
SKDM: Bir Vergiden Çok Rekabet Filtresi
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kara, bu mekanizmanın yalnızca bir maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. SKDM’nin giderek bir rekabet filtresine dönüştüğünü ifade eden Kara’ya göre, düşük karbonlu üretime geçen ve verisini yönetebilen şirketler öne çıkarken, bu dönüşümü gerçekleştiremeyenler tedarik zincirlerinin dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Enerji ve Veri Rekabetin Yeni Ekseni
Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlikte rekabetin iki ana eksende şekilleneceğini belirten Kara, enerji dönüşümü ve veri yönetimine dikkat çekiyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının depolama sistemleriyle desteklenmesi maliyet öngörülebilirliği sağlarken, Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması Avrupa pazarında ürün bazlı şeffaflığı zorunlu hale getiriyor.
Yönetemeyen Kaybedebilir
Kara, sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine koyan, veri üreten ve bu veriyi yönetebilen şirketlerin yeni dönemde öne çıkacağını, dönüşümü yönetemeyenlerin ise yalnızca maliyet değil, doğrudan rekabet kaybı ile karşılaşacağını vurguluyor.










